Diyarbakır Newrozu’nda Konuşan Bakırhan’dan “Üçüncü Yol” Vurgusu

Diyarbakır Newrozu’nda konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan, “Biz siyasette ne onun ne bunun yanındayız. Demokrasi, adalet, eşitlik ve özgürlük değerlerinin yanındayız. Bizim yolumuz yanlış rotalara değil, demokratik, eşit, özgür bir yaşama çıkan Üçüncü Yol’dur” dedi.

Haber Merkezi / Bu yıl “Özgürlük İçin Demokratik Toplum” şiarıyla startı verilen Newroz Bayramı kutlamalarının finali Diyarbakır’da yapıldı. Newroz Parkı’nda düzenlenen kutlamaya yüz binlerce kişi katıldı. Renkli flamalarla kaplı olan Newroz alanına, yağmura ve çamura rağmen insanlar fistan ve yöresel kıyafetler giyerek geldi.

Coşkulu kutlamaya Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, DBP Eş Genel Başkanları, DTK ve HDK Eşsözcüleri ile çok sayıda yerli ve yabancı delegasyon katıldı. Tuncer Bakırhan, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Değerli arkadaşlar, çok kıymetli misafirlerimiz, Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun dört bir yanında Amed Newrozuna katılarak bizi onurlandıran değerli misafirlerimiz hoş geldiniz. Hepinizin Newroz Bayramını kutluyorum.

Ortadoğu’nun nabzı bugün Amed Newrozunda atıyor. Bugün sadece Ortadoğu’da değil, dünyanın her tarafında gözler Amed meydanındadır, Newroz meydanındadır. Çünkü Amed Newrozdur, Newroz Amed’dir. Siz Newrozsunuz. Kürt halkını Newroz halkı haline getiren Sayın Öcalan’ın Newroz Bayramını kutluyoruz. Newroza te pîroz be Birêz Ocalan. Newroz Pîroz Be!

Değerli halklarımız; Sayın Öcalan, 1993’te başladığı demokratik çözüm yürüyüşünde en tarihi adımı 27 Şubat’taki Asrın Çağrısıyla attı. Bu çağrı yüzyıllardır direnen, on yıllardır demokratik çözüm mücadelesi veren bir halk gerçekliğinin dile gelişidir. Bu çağrı, Mezopotamya ve Anadolu’da düğümleri çözüp tarihi yeniden başlatma çağrısıdır; Mezopotamya ve Anadolu halklarının birlikte yaşam manifestosudur. Barış ve Demokratik Toplum Çağrısının özü demokratik uzlaşmadır.

Bu çağrı bir milattır ve bu çağrının sahibi de Amed Meydanındaki siz onurlu halkımızsınız. Sizler, nice büyük bedeller ödeyerek bizi muhteşem bir zaferin eşiğine getirdiniz. Tarihsel bir sorundan, tarihsel bir barışa ve çözüme doğru yol alıyoruz. Tarih boyunca Türkler ve Kürtler, birlikte yaşamın kapılarını birbirine açtı, kaderlerini ortak kıldı. Ancak son yüzyılda bu kardeşlik duvarlarla ve ayrımcılıkla sınanmaya çalışıldı. Bin yıl önce Anadolu’nun kapılarını açan halk, 100 yıldır kapının berisine konuldu. Artık bu ayrıştırıcı tarihe son vermenin zamanı geldi.

Sayın Öcalan’ın 27 Şubat Çağrısı bu topraklarda hiçbir halkın dışlanmadığı, herkesin eşit ve özgür olduğu bir Türkiye içindir. Barışı gerçekleştirmek için elini uzatana elimizi, omzunu yaslayana omzumuzu verdik, vermeye de devam edeceğiz. Türk-Kürt ilişkilerinin tarihsel birikimi ve ortak aklı hepimize daha demokratik bir geleceğin yolunu gösterebilir. Çözümü dışarıda değil, Türkler ile Kürtlerin ortak geçmişinde ve geleceği birlikte inşa etme kararlılığında arıyoruz.

Geçmişin yaralarını birlikte sararak geleceği el birliğiyle inşa edebiliriz. Gelin, bu yolu birlikte yürüyelim. Bizim kararımız, tutumumuz, tavrımız nettir. Biz milyonlar olarak barış istiyoruz, eşitlik istiyoruz, demokratik bir toplum istiyoruz. Bakın, Amed Newroz Meydanında milyonlar barışı ve demokratik çözümü istiyor. Herkes Newroz meydanlarının mesajını iyi okusun. Newroz meydanları yüzyılın barış mutabakatına davettir.

Milyonların huzurunda ifade ediyorum: Türkiye’nin sınırları dışındaki Kürtler, Araplar ve Türkmenler sadece komşularımız değil, soydaşlarımızdır, akrabalarımızdır. Bu halklarla kuracağımız sağlam ilişkiler sadece Türkiye’nin barışı için değil, tüm Ortadoğu’nun huzuru için de hayati öneme sahiptir. Türkiye, sınırları dışında yaşayan Kürtlerle hasımlık değil hısımlık yapmalıdır. Karşıtlık Türkiye’ye kazandırmaz.

Kardeşlik ve diyalog ise Türkiye için büyük kazanımlar sağlar. Özellikle Suriye’deki siyasal denklemin yeniden şekilleneceği bir dönemde, Kürtlerle diyalog kurmak Türkiye’ye uzun vadede büyük faydalar sağlar. Unutmayalım; Türkiye’nin sınırları dışındaki Kürtler bir tehdit değildir, bir barış fırsatıdır. Bu fırsatı doğru değerlendirmek de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sorumluluğudur.

Değerli Türkiye halkları, demokrasi, hukuk ve barış bir şart değildir; birlikte yaşamanın zorunlu çıkış yoludur. Nefes almak ne anlama geliyorsa, siyasi ve hukuki zeminin oluşması da bu süreç için hayati önemdedir. Adımlar karşılıklı atılırsa toplum sürece güven duyar. Güven birlikte yaşamanın mayasıdır. Bu sürecin başarısı, Kürt-Türk ilişkilerinin 100 yıl sonra bu defa eşitlikçi ve demokratik temelde güncellenmesiyle olacaktır.

Biz süreçle ilgili ısrarla bardağın dolu tarafına bakıyoruz, iktidar ve devleti de bardağın boş tarafını doldurmaya davet ediyoruz. Barış bir yenme-yenilme meselesi değildir. Barış herkesin kazandığı en güzel bahardır. Newroz Meydanındaki gibi, gelin bu baharın bir daha kışa dönmesine izin vermeyelim, Barış ve Demokratik Toplum Çağrısına 85 milyon olarak sahip çıkalım.

Ortadoğu sert bir türbülansa girdi, fırtına herkesi etkiliyor. Bizim derdimiz, bu türbülanstan nasıl sağ salim çıkacağımızdır. Ama iktidar, hepimizin içinde olduğu uçağı kayyımlarla ve baskılarla, muhalefeti susturarak daha şiddetli türbülanslara sürüklüyor. 27 Şubat rotasından çıkaracak adımlar atılıyor. Bu yanlıştan iktidarı vazgeçmeye çağırıyoruz. Barış ve demokratik toplum, halkları ayrıştırarak olmaz. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanını gözaltına alarak, Kent Uzlaşısını kriminalize ederek, kayyım atayarak, Rojava’ya saldırarak barışı ve demokratik toplumu oluşturamayız.

Değerli Türkiye halkları, Kürt sorununda inkar, tekçi ve anti-demokratik yaklaşım Türkiye’nin 100 yılına mal oldu; Türkiye halklarına yoksulluk ve açlık getirdi. Ama Asrın Çağrısıyla birlikte biz artık yüzümüzü geleceğe, saatlerimizi barışa kurmak istiyoruz. Barışın kapısını açacak kilit artık Kürt sorununda çözümdür, demokratik bir Türkiye’dir. Kürt sorununda çözümün rotası da ruhu da 27 Şubat’ta Sayın Öcalan’ın yapmış olduğu Asrın Çağrısındadır.

Bu sorunun çözümü artık ertelenemez, kulak ardı edilemez; çözümün entübe olmasına izin verilemez. Çünkü bölgede bir kıyamet senaryosunun içerisindeyiz. Bu kıyametten kurtulmanın yolu tarihi Kürt-Türk ittifakını demokratik ve eşitlikçi temelde kurmaktan geçer. Bundan ötürü altını çizerek ifade ediyoruz: Suyun akışına karşı yüzülmez, yanlış siyaset doğru yere götürmez.

“Bizim yolumuz demokratik, eşit, özgür bir yaşama çıkan Üçüncü Yol’dur”

Nereye gideceğini bilene bütün yollar açıktır. Biz yolumuzu biliyoruz. Bizim yolumuzu, değerlerimiz ve barış sevdamız belirledi. Bizim yolumuzun rotası Demokratik Cumhuriyete çıkar. Bizim yolumuzun özü de biçimi de 27 Şubat Çağrısıyla kendisini ifade etmiştir. Biz siyasette ne onun ne bunun yanındayız. Demokrasi, adalet, eşitlik ve özgürlük değerlerinin yanındayız.

Bizim yolumuz yanlış rotalara değil, demokratik, eşit, özgür bir yaşama çıkan Üçüncü Yol’dur. Biz Üçüncü Yol’da yürümeye devam edeceğiz. Newrozun ruhuyla, Kawa’nın inancıyla, Mazlum’un cesaretiyle yürüyeceğiz. Bu yolun sonu barıştır, bu yolun sonu demokrasi ve özgürlüktür. 100 yıldır bu topraklar barışa hasret kaldı. Şimdi, o barışın sesini duymanın, daha güçlü duyurmanın tam zamanıdır. Ufukta beliren barışı bu topraklara indirme zamanıdır. Newroz Pîroz Be!”

Paylaşın

CHP’li Selin Sayek Böke: 19 Mart Açık Bir Siyasi Darbe

Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması ile başlayan sürece ilişkin konuşan CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, “Çoktan tükenmiş olan siyasi ömrünü uzatmak için tüm ülkeye zarar vermeyi göze alan bir iktidar ile karşı karşıyayız. 19 Mart, bir darbedir” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, İstanbul Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması sonrası başlayan sürece ve 23 Mart’ta gerçekleştirilecek ön seçim hakkında açıklamalarda bulundu.

Ekrem İmamoğlu’nun, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayının belirleneceği 23 Mart’taki ön seçimden önce gözaltına alınmasının bilinçli ve planlı olduğu ifade eden Böke, şunları söyledi:

“Koşullar ağır. Saldırı büyük. Ama bir çaresizlik, bir yılgınlık yok. Umut var, burada umut var. Burada kararlılık var. Burada yarının aydınlığına inanan milyonlar var. Bu ülkenin vatandaşlarına endişe, kaygı, korku hissettirmek isteyenlere rağmen umut, heyecan ve cesaretle bir aradayız, bir arada olmaya devam edeceğiz. Kararlıyız, tüm vatandaşlarımızın gözünde bu kararlılığı görüyoruz. Hukuksuzlukların bittiği, adaletin kurulduğu, otoriterliğin bittiği, demokrasinin kurulduğu günlerin sözünü milyonlar birlikte veriyor, biz de veriyoruz. Biz herkese o günleri birlikte göreceğimizin sözünü bir kez daha veriyoruz.

19 Mart darbesinin 23 Mart tarihinin hemen öncesinde yapılmasının bilinçli ve planlı olduğunun farkındayız. Neden mi? Çünkü 23 Mart’ta Cumhurbaşkanlığı ön seçiminde Türkiye’nin gelecek cumhurbaşkanını belirleyeceğiz. 23 Mart’ta Türkiye’de tarihin akışını değiştirecek bir demokrasi adımını atacağız. Bugüne haftalardır hazırlanıyoruz.”

“1 milyon 750 binlik CHP üyelerine milyonlar eşlik etmeye hazır”

Böke, partisinin üye sayısının 200 bin yeni kişiyle birlikte 19 Mart itibarıyla 1 milyon 750 bini aştığını bildirerek, şöyle konuştu: “19 Mart darbesinden sonraysa şu an itibariyle günlük 20 binin üstünde üye başvurusu alıyoruz. Sadece son iki günde partimize üye olmak için başvuran vatandaşlarımızın sayısı 40 bine ulaştı. Bu ekranlardan CHP’ye, bu milletin baba ocağına katılan herkese bir kez daha hoş geldiniz diyorum. Baba ocağının kapısı herkese açık olmaya devam ediyor. Üye olmayı beklemeden dayanışma duygularını göstermek isteyen milyonların sesi de bize ulaştı.

Bu kapsamda her bir ön seçim sandığımızın yanı başına üye olmayan tüm yurttaşlarımızın da dayanışmasını gösterebileceği, oy kullanabileceği dayanışma sandıklarını kurma kararı aldık. 81 ilde, 973 ilçede, il ve ilçe başkanlıkları, ilçelerin mahallelerinde, ilçelerin kahvehanelerinde, kültür merkezlerinde, yani evlerinizin yanı başında, Türkiye’nin her bir tarafında kurulacak ön seçim sandıkları ve dayanışma sandıklarımız tüm vatandaşlarımız cumhurbaşkanlığı ön seçiminde oy kullanması için hazır.

Biliyor ve görüyoruz ki, 1 milyon 750 binlik CHP üyelerine milyonlar eşlik etmeye hazır. Milyonlar milli iradenin, Ekrem Başkanın yanında olduğunu gösterecek. Ön seçim adayımız Ekrem İmamoğlu geçtiğimiz haftalarda yaptığı bölge gezilerinde ‘Bu salonlardaki herkes Ekrem İmamoğlu’dur’ demişti. İşte, 23 Mart’ta o sandık başına gidecek herkes Ekrem İmamoğlu’dur. 23 Mart’ta hepimiz birbirimize eşlik edeceğiz. O sandıkta demokrasiye can suyu vereceğiz.”

Böke, 23 Mart Pazar Türkiye genelinde yaklaşık 5 bin 600 sandık kuracaklarını, sandıkların başındaki üçer görevlinin oy kullanacaklara yardımcı olacağını anlattı. Sürecin sağlıklı bir şekilde işlemesi için partisinin büyük emek verdiğini ifade eden Böke, buna katkı veren herkese CHP ve demokrasi adına teşekkür etti.

“Pazar günü yapılacak seçim bir varış noktası değil, bir başlangıç noktası olacak”

Böke, “Nerede oy kullanabiliriz?” sorusunu sıkça duyduklarını belirterek, şunları söyledi: “Partimize üye olsun olmasın tüm yurttaşlarımızın oy kullanacağı sandıkları dün itibariyle en güncel haliyle onsecim.chp.org.tr adresinden ve partimizin web sayfasından görebilirsiniz. Bu sayfaya girdiğinizde üye olanlar için ayrı, olmayanlar için ayrı iki sekme bulunuyor.

Üyelerimiz kendi bilgileriyle, üye olmayan vatandaşlarımız ise bulundukları mahalleye göre oy kullanabilecekleri en yakın ön seçim sandığına bu adresten erişebilecek. Ancak bir kez daha altını çizmek isterim; tüm il ve ilçe binalarımızda sandıklarda örgütümüz sizleri bekliyor olacak. 23 Mart hepimizin, kadınların ve gençlerin, ‘Bu iş böyle gitmez’ diyenlerin, değişim irademizi, mücadele azmimizi, kararlılığımızı, birlikteliğimizi, umudumuzu gösterdiğimiz bir demokrasi şöleni olacak.

Unutmayalım ki iktidar yolculuğumuz daha yeni başlıyor. Pazar günü yapılacak seçim bir varış noktası değil, bir başlangıç noktası olacak. Sandıkta buluşan milyonlar olarak birlikte yola çıkacağız. Tarihe geçeceğiz, tarih yazacağız. Sözlerimi tamamlarken, bir kez daha hatırlatalım; milletimiz büyüktür. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. 23 Mart’ta sandıklarda buluşmak dileğiyle hepinizi saygıyla dayanışmayla selamlıyorum.”

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu’na “Kreş Soruşturması”

Çarşamba sabahı gözaltına alınan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, sosyal medya hesabından hakkında “kreş soruşturması” başlatıldığını açıkladı: “Geleceğimiz olan evlatlarımızın kreşlerini de milletimize emanet ediyorum.”

19 Mart sabahı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “yolsuzluk” ve “terör” suçlarından başlattığı iki ayrı soruşturma kapsamında gözaltına alınan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yeni bir soruşturma daha açıldı.

İmamoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda belediye tarafından açılan kreşlerle ilgili hakkında soruşturma başlatıldığını duyurdu. İmamoğlu, “Kreş açtığım için hakkımda soruşturma açılmış. İfade vermek isterdim ama şu an gözaltındayım, yoksa seve seve bu şehrin çocukları için yaptığımız kreşleri tüm gücümle savunurdum. Kreş açma suçunu işlemeye devam edeceğiz. Geleceğimiz olan evlatlarımızın kreşlerini de milletimize emanet ediyorum” dedi.

Savcılıktan yapılan açıklamada, kamuoyunda “CHP’de para sayma görüntüleri” olarak bilinen video konusunda başlatılan soruşturma sonucunda “suç örgütü lideri” olduğu iddia edilen İmamoğlu ile “örgüt yöneticisi konumunda” bulunduğu belirtilen Murat Ongun, Tuncay Yılmaz, Fatih Keleş ve Ertan Yıldız ile birlikte toplam 100 kişi hakkında “Suç Örgütü Yöneticisi Olmak, Suç Örgütüne Üye Olmak, İrtikap, Rüşvet, Nitelikli Dolandırıcılık, Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Ele Geçirme, İhaleye Fesat Karıştırmak Suçlarından” gözaltı kararı verildiği belirtilmişti.

Savcılıktan yapılan diğer açıklamada da İBB başkanı ile birlikte yedi kişi hakkında, “PKK/KCK terör örgütüne yardım etmek” suçundan gözaltı kararı verildiği kaydedilmişti. Bu çerçevede 31 Mart yerel seçimlerinde uygulandığı belirtilen “kent uzlaşısı” çalışmaları gerekçe gösterilerek İmamoğlu’nun yanı sıra Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Reform Enstitüsü Başkanı Mehmet Ali Çalışkan, Şişli Belediye Başkan Yardımcısı Ebru Özdemir ve İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat’ın da aralarında bulunduğu yedi kişi hakkında gözaltı kararı verilmişti.

İmamoğlu hakkında şu anda farklı gerekçelerle açılan çeşitli davalar bulunuyor ve bunlarda istenen toplam ceza yaklaşık 23 yıl hapis cezasını buluyor.

Peki İmamoğlu hakkında şimdiye kadar hangi dava ve soruşturmalar açıldı?

‘Ahmak’ davası: Kamuoyunda “ahmak davası” olarak bilinen dava, İmamoğlu’nun siyasi kariyeri açısından en kritik süreçlerden biri. Ekrem İmamoğlu, 31 Mart 2019’da yapılan yerel seçimlerinde İBB Başkanı seçildi. Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini iptal etmesinin ardından 23 Haziran 2019’da yinelenen seçimi İmamoğlu bu kez 806 bin oy farkla kazandı.

İmamoğlu, aynı yıl Ekim ayında Fransa’nın Strasbourg kentinde seçimlerin iptal edilmesini eleştiren sözleri sonrası dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile polemiğe girdi. İmamoğlu hakkında “YSK üyelerine hakaret ettiği” iddiasıyla iki yıl sonra 28 Mayıs 2021’de dava açıldı.

İmamoğlu, İstanbul Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada 14 Aralık 2022’de 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı ve kendisine Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 53’üncü maddesi uyarınca hakkında “siyasi yasak” hükmü uygulandı.

Karar istinafa taşındı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesi’nde bekleyen dosyada henüz bir karar verilmedi. Bölge Adliye Mahkemesi’nin itirazı reddetmesi durumunda dosya Yargıtay 4. Ceza Dairesi’ne gidecek. Burada da karar onaylanırsa İmamoğlu’nun belediye başkanlığının düşmesi ve siyasi yasaklı hale gelmesi söz konusu olacak.

Beylikdüzü’ndeki ihale: 2023 yılında İmamoğlu hakkında Beylikdüzü Belediye Başkanlığı yaptığı 2015 yılında düzenlenen bir ihale ile ilgili de dava açıldı. İmamoğlu 2014-1019 yılları arasında Beylikdüzü Belediye Başkanlığı yapmıştı. İçişleri Bakanlığı’nın başlattığı inceleme sonucu 2023’te İmamoğlu hakkında “ihaleye fesat karıştırma” suçlamasıyla dava açıldı.

Büyükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde süren davada İmamoğlu’nun üç yıldan yedi yıla kadar hapisle cezalandırılması ve hakkında siyasi yasak getirilmesi isteniyor. Bu davanın bir sonraki duruşması 11 Nisan 2025’te görülecek.

‘Şadi Yazıcı’ya hakaret’ davası: İmamoğlu hakkında bir diğer dava 25 Ekim 2022 tarihinde yaptığı konuşmada Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı hakkındaki sözleri nedeniyle açıldı. İmamoğlu’nun “işini yapmayan engelleyen bir belediye başkanı” sözleri sebebiyle Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı İmamoğlu hakkında “Kamu görevlisine alanen hakaret” suçlamasıyla dava açtı.

2023’te açılan dava Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Hakkında iki yıl dört aya kadar hapis cezası istenen İmamoğlu bu davada beraat etti. Şadi Yazıcı’nın avukatları karara itiraz etti. Dava 15 Aralık 2023’te tekrar görüldü. İmamoğlu aynı dosyadan yeniden beraat etti.

Usulsüz harcamalar: İmamoğlu ile ilgili İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen etkinliklerde yapılan harcamalar sebebiyle “görevi kötüye kullanma” suçlaması ile de bir soruşturma açıldı. Kasım 2024’te İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İBB tarafından düzenlenen bazı etkinliklerde kamu kaynaklarının usulsüz kullanıldığı iddiasıyla soruşturma başlattı, İmamoğlu’na “görevi kötüye kullanma” suçlaması yöneltti.

Soruşturma henüz davaya dönüşmedi. İBB’ye soruşturma açılmasının ardından Beykoz Belediyesi hakkında da inceleme başlatılmıştı.

Akın Gürlek Davası: Belediyelere yönelik soruşturmaların hızlandığı tarihlerde İmamoğlu’nun İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek hakkında söylediği sözler de dava konusu oldu. İmamoğlu, geçmişte Adalet Bakanı Bakan Yardımcısı olarak görev yapan Gürlek’in bu sebeple tarafsız olamayacağını söyleyerek İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın CHP’li belediyelere yönelik soruşturmalarının siyasi nitelikte olduğunu iddia etmişti.

İmamoğlu’nun bu yorumları nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma 20 Ocak 2025’te kabul edildi. “Tehdit ve terörle mücadelede görev alan kişileri hedef göstermek” suçlamalarıyla yargılanacak olan İmamoğlu’nun 7 yıl 4 aya kadar hapisle cezalandırılması, kamu görevinden menedilmesi, seçme ve seçilme ehliyetinden yoksun bırakılması talep ediliyor. Dava 11 Nisan’da İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlayacak.

Bilirkişi Davası: Akın Gürlek ile ilgili soruşturmanın hemen akabinde İmamoğlu 27 Ocak’ta bir basın toplantısı düzenledi ve CHP’li belediyeler ve kendisi hakkında yürütülen soruşturmaların çoğunda bilirkişi olarak aynı ismin görevlendirildiğini, bu ismin siyasi saiklerle hareket ettiğini iddia etti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İBB Başkanı hakkında bu açıklama sebebiyle “yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs” suçlamasıyla soruşturma başlattı. İmamoğlu 31 Ocak’ta “bilirkişi” ve “Akın Gürlek” soruşturmaları nedeniyle ifade verdi. İmamoğlu’nun 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmasını ve hakkında siyasi yasak getirilmesini talep eden iddianame, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 26 Şubat’ta kabul edildi.

‘Sahte lisans diploması’ soruşturması. İmamoğlu’nun diplomasının iptaline giden süreçte açılan soruşturma 1990 yılında Kuzey Kıbrıs’taki Girne Amerikan Üniversitesi’nden İstanbul Üniversitesi’ne yaptığı yatay geçişin usulsüz olduğu ve üniversite diplomasının geçersiz olduğu iddialarıyla 22 Şubat’ta açıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında “resmi belgede sahtecilikle” suçlanan İmamoğlu, 5 Mart’ta Çağlayan Adliyesi’nde ifade verdi.

4 Mart’ta İmamoğlu’nun avukatları, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından hazırlanan ve soruşturmanın dayanağını oluşturan raporda imzası bulunan 5 kişi hakkında suç duyurusunda bulundu. İstanbul Üniversitesi 18 Mart’ta İmamoğlu’nun diplomasını iptal etti. İddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesi halinde süreç dava aşamasına geçecek.

Tazminat davaları: Bu davaların yanı sıra İmamoğlu hakkında açılmış tazminat davaları da bulunuyor. İBB Başkanı hakkında 2019 yılında dönemin Ordu Valisi Seddar Yavuz’a hakaret ettiği iddiasıyla tazminat davası açılmıştı. Ordu 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada mahkeme İmamoğlu’na adli para cezası vermişti.

Bunun yanı sıra İstanbul 22. Asliye Hukuk Mahkemesinde Akın Gürlek’in İmamoğlu’na karşı açtığı bir tazminat davası da bulunuyor. Gürlek, İmamoğlu’nun hakkındaki sözleri sebebiyle 150 bin TL’lik tazminat davası açmıştı. Eylül ayında görülecek bir başka dava da 51. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından görülecek olan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İmamoğlu hakkında açtığı tazminat davası olacak.

Paylaşın

İstanbul, Ankara Ve İzmir’de “Eylem” Yasağı

Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla ilgili olarak İstanbul’un ardından Ankara ve İzmir’de de eylem yasağı kararı alındı. Ankara ve İzmir valilikleri, eylem yasağının beş gün süreyle alındığını bildirdi.

Haber Merkezi / İstanbul Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla ilgili olarak İstanbul’un ardından Ankara ve İzmir’de de eylem yasağı kararı alındı.

İzmir Valiliği de, 21-25 Mart tarihleri arasından kentte yapılacak her türlü protesto ve toplantının yasaklandığını duyurdu. Valilikten yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi: “İl genelinde 21-25 Mart tarihleri arasında her türlü toplantı, gösteri yürüyüşü ve basın açıklaması yasaklanmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

İzmir’deki yasak kararının kamuoyuna yansımasından kısa bir süre sonra, Ankara’dan da bir yasak haberi geldi. Ankara Valiliği de, kentte 5 gün süreyle eylem yasağı kararı alındığı açıkladı.

Valilikten yapılan açıklamada, şu ifadeler kullanıldı: “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmalar çerçevesinde yapılan işlemleri protesto amacıyla bazı sosyal medya ve benzeri platformlar üzerinden yapılan provokatif paylaşımlardan ve edinilen diğer bilgilerden halkı provoke etmek suretiyle kanunsuz toplantı ve gösteri yürüyüşleri, akabinde şiddet eylemleri yapılacağı istihbar olunmuştur.

Bu kapsamda İlimiz genelinde; huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının tasarrufa müteallik emniyetin, kamu esenliğinin sağlanması, milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla önleyici kolluk tedbirleri kapsamında konusu suç teşkil eden eylemlerin önlenmesi ile genel asayişin tesis edilmesi amacıyla (önceden izin verilenler hariç) kapalı ve açık yer toplantıları ile gösteri yürüyüşleri, basın açıklaması, çadır kurma, stant açma, oturma eylemi, imza kampanyası ve benzeri türdeki eylem ve etkinlikler ile el ilanı dağıtılması, pankart/afiş asılması 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17. ve 19. maddeleri ile 5442 sayılı İller İdaresi Kanunu’nun 11. maddesinin (A) ve (C) fıkraları gereğince 21 Mart 2025 Cuma günü saat 14.00’dan, 25 Mart 2025 Salı günü 23.59’a kadar yasaklanmıştır.

Yukarıda belirtilen emir ve yasaklara uymayanlar hakkında ilgili mevzuat çerçevesinde gerekli adli ve idari işlemler yapılacaktır.”

Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından İstanbul Valiliği kentte dört günlük yasak ilan etmişti. Ancak yasak kararına karşın İstanbul’da başlayan eylemler ülke geneline yayıldı. İstanbul’un dışında en büyük eylemler ise Ankara ve İzmir’de gerçekleştirilmişti. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) bugün tüm şehirlerde eylem çağrısı yapmıştı.

Paylaşın

Erdoğan’dan “Ekrem İmamoğlu” Açıklaması: CHP, İddialara Cevap Veremiyor

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla ilgili konuşan Erdoğan, “CHP’si, medyası ve diğer yapılarıyla muhalefet tarafı gerek diploma gerekse yolsuzluk, hırsızlık meselesinde yargının ortaya koyduğu iddialara asla cevap vermiyorlar veremiyorlar” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘Önceki Dönem Milletvekilleri ile İftar’ programında konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından satır başları: “Geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden partimizin kurucularından 3 dönem Karaman milletvekili olarak görev yapan Zeki Ünal başta olmak üzere ebedi aleme göç eden arkadaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum.

Şu mubarek günlerde siyonist İsrail yönetimi ateşkesi bozarak Gazze’deki katliam ve soykırım politikasına t üm hoyratlığıyla devam ediyor. Bu barbar sürüsünün başlattığı yeni saldırılarda 500’den fazla Filistinli şehit oldu. Ramazan ayında ve sahur vaktinde sivillerin üzerine yağdırılan bombalar nice anne babayı evlatsız nice evladı yetim ve öksüz bıraktı.

Pervasızca yürütülen katliamlara sessiz kalanlar, İsrail’in işlediği savaş, soykırım ve insanlık suçlarına engel olmayanlar tarih önünde ve insanlığa er ya da geç hesap verecekler. Çocukları katledenler Allah’ın izniyle döktükleri masum kanda boğulacaklardır. Türkiye olarak tarihin doğru tarafında yer almaya, tüm gücümüzle Gazzeli mazlumları desteklemeye inşallah devam edeceğiz.

AK Parti 23 yılı bulan iktidarının her anını takipçisi olduğu halka ve Hakk’a hizmet davasına layık olabilmek için çalışarak geçirmiştir. Eser ve hizmet siyasetimiz sayesinde bize oy versin vermesin bu ülkede yaşayan herkesin hayatına dokunmayı başardık. Partimizin her mensubunun, oy vererek bize güç sağlayan her vatandaşımızın emeği, katkısı rolü bulunuyor. Mücadelemize omuz veren herkese teşekkür ediyorum.

Ülkeye, millete ve insana hizmet yolunda üstlenilen sorumluluklar ile ortaya konulan çabaları, sahip olunan unvanlardan bağımsız şekilde değerlendirmek gerekir. Sizleri milletvekilliğinin ötesinde memleketimizin sevdasını hizmet erleri olarak böyle bir mertebede görüyorum. Kazandığımız bu müktesebat hem bu dünyada hem öteki dünyada en önemli ibra vesilemiz olacaktır. Her şeyin eskisi olailir ama ülkeye ve millete hizmet davasında eski sıfatına yer yoktur.

Hele hele AK Parti’de yolunu ayıranlar veya yolunu şaşıranlar dışında eski diye bir kavram asla sözkonusu değildir. Kendini sürekli yenileyen bir parti olarak bunu yaparken kimseyi dışlamıyoruz. Tam tersine geniş ailemizi sürekli büyüterek üstad Necip Fazıl’ın ifadesiyle yolumuza pekleşe pekleşe devam ediyoruz. Bayrak yarışında geride kalanar oyunun dışına çıkmıyor, sadece zaferin sevincini takım arkadaşlarıyla paylaşmak, bunun için nefesleniyor.

Parti olarak hiçbir arkadaşımızın birikimini, gayretini, tecrübesini heba edecek lükse sahip değiliz. Önceki dönem milletvekillerimizin bir kısmı genel merkez, il teşkilatları, bürokraside çeşitli mevkilerde hizmetlerine devam ediyor. Sağlığı ve motivasyonu olan her bir arkadaşımız için yeni görevler açıktır. AK Parti’ye aidiyet son nefese kadar sahip çıkılacak, nesilden nesile gururla aktarılacak onurlu bir mirastır.

Bu çatı altında kimse kendisine kurumsal bir görev verilmesini beklemez, beklememelidir. Bu harekette küsme, darılma, uzaklaşma sözkonusu olamaz. Kırgınlık olursa giderilir, sorun varsa çözülür, yanlış anlaşılma varsa bir yol bulunup, mutlaka düzeltilir. Biz üyesiyle gönüllüsüyle teşkilat mensubu ve yöneticisiyle sayısı milyonları aşan muhteşem ve muazzam bir aileyiz.

Bunun için her birimiz hanemizden başlayarak, yakın çevremize, eşimize, dostumuza sevenlerimize, hakkı ve hakikati anlatmakla, insanları ikna etmekle, gönüller kazanmakla mükellefiz. AK Parti’nin tarihi kazanımları kişisel çıkarları, hırsları yüzünden ters yüz etmek için yalana ve iftiraya başvuranların oyunlarını boşa çıkarmak boynumuzun borcudur. Yalanın, iftiranın, inkarın bu tahripkâr gücünü, doğrunun hak tesliminin, insafın ve vicdanın üstünlüğüyle Allah’ın izniyle yeneceğiz.

Türkiye her gün yeni ve bir diğerini geride bırakan gündemlerle uyanan belki de dünyanın en hareketli ülkesidir. Bu gündemlerin bir kısmı ülkenin ihtiyaçları olan hususları ihtiva ederken bir kısmı da suni olarak köpürtülmüş konulardan oluşuyor. Hata hata ile savunulamaz diye savunulamaz bir söz var. Ülkemiz muhalefeti de herkesi kör alemi sersem sandığı için yaptığı hataları daha büyük hatalarla savunmayı şecaat arzederken sirkatin söylemeyi siyaset zannediyor.

“CHP, iddialara asla cevap vermiyor veremiyor”

Böyle yaparak en yakınlarının dahi yüzlerine bakamaz hale kendilerinin düşürdüklerini farkında değiller. Polisimize saldıracak, hakime, savcıya, mahkemelere tehditler savuracak kadar muvazeneyi yitirmiş vaziyetteler. CHP’si, medyası ve diğer yapılarıyla muhalefet tarafı gerek diploma gerekse yolsuzluk, hırsızlık meselesinde yargının ortaya koyduğu iddialara asla cevap vermiyorlar veremiyorlar.

Konuyu siyasi sloganlara hapsederek milleti aldatma kolaycılığına kaçıyorlar. Deseler ki ‘bu diploma alın teriyle usulüne uygun şekilde alınmış belgedir’, bunu hukuki argümanlarla konuşup tartışmak mümkündür. ‘Kardeşim belediye hırsızlık, yolsuzluk, haksızlık, karanlık, karmaşık ilişki yok’ deseler hukuki deliller ışığında konuşup tartışmam mümkün. Ama bunları yapmıyorlar, yapamıyorlar. Hepsinin ve çok daha fazlasının doğru ve gerçek olduğunu en iyi kendileri biliyor.

Bu bilgi ve belgelerin çoğunun kendi partileri tarafından yargıya aktarıldığının farkındalar. Timsah gözyaşı döken CHP’li yöneticilerinin çoğunun kapılı kapılar ardında sevinçten yerlerinde duramadıkları ortadadır. CHP’nin meseleleri ülkenin ve milletin değil kendi genel merkezlerindeki bir avuç muhterisin konusudur. Bizim şahsen, parti ve ittifak olarak muhalefetin müsamerelerine ayıracak vaktimiz yok.

Bizim havanda su döverek boşa harcayacak zamanımız, kirli ve karanlık para kulelerimiz de yok. Yalanın, dolanın, hilenin, yüze gülüp sırtından hançerlemenin eksik olmadığı muhalefet zaten bunları ziyadesiyle yapıyor. AK Parti olarak ülkenin gerçek gündemiyle meşgülüz. Milletimiz bizden kendisi ve evlatlarının geleceği için somut adımlar, kayda değer icraat ve kalıcı eserler bekliyor. 23 yılımızın her günü her anı bu şekilde ülkemize sayısız eser ve hizmet kazandırarak geçti.

81 vilayetimizin her karışına yatırımlarımızla mührümüzü vurduk. Bu şekilde de yola devam ediyoruz. Son dönemde bu doğrultuda attığımız adımlardan biri terörsüz Türkiye vizyonudur. İktidara geldiğimizde ülkenin geçmiş dönemdeki pekçok sorunu gibi terörle mücadeleyi de devralmıştık. Bir yandan terörün istismar zeminini ortadan kaldırırken kararlı ve etkili operasyonlarla topraklarımızı teröristlerden temizledik. Yolsuzluklardan da temizledik.

FETÖ, DEAŞ, DHKP/C’ye kadar pekçok hain yapıyla mücadele ettik. Bu uzun dönemde çok kıymetli tecrübelre kazandırdık. Savunma sanayimizi geliştirirken evlatlarımızı terör örgütlerinin pençesinden kurtaracak mücadeleler yürüttük. Mücadeleyi ülkemiz sınırlarının ötesine taşıyarak tehditleri kaynağında bertaraf etme noktasına geçtik. Yeni bir sürecin içinde bulunuyoruz. Son adımı Kürt kardeşlerimizle birlikte vatandaşlarımızın tamamının canına, huzuruna ket vuran bölücü örgütünün feshi ve silahlarının teslimi olarak özetleyebiliriz.

Devlet ve yönetim olarak bu konuda üzerimize düşeni yerine getirerek gerekli çağrı yapılmasını temin ettik. Şimdi örgütünün kurucusunun çağrısına uyarak silahların teslim edilmesine gelmiştir. Bu gerçekleşirse Türkiye 40 yıllık bir husumetten suhuletle kurtulmuş olacaktır. Aksi takdirde biz terörü kaynağında yok etme stratejimize bakarız. Teröre ve ona müzahir olanların akıl ve izan dışı olarak bu tarihi fırsata heba etmeyerek yeni bir kapıyı aramaları yönündedir.

Terörün karanlık gölgesi siyasetin üzerinden çekildikçe inşallah sözün gücü artacak, siyasetin demokratik alanı daha da genişleyecektir. Bu demokrasimizin sorun çözme kapasitesini yükseltecektir. Biz iktidar ve ittifak olarak Türkiye’yi 40 yıllık kamburundan kurtarma noktasında hem kararlı hem samimiyiz. Ortaya koyduğumuz her tavır ve sözde daima hüsniniyetle hareket ediyoruz. Karşımızdakilerden de aynı hasbi yaklaşımı bekliyoruz. Bu duygularla Ramazanı şerifinizi tebrik ediyor, her birinize teşekkür ediyorum.”

Paylaşın

Afganistan’da En Az 524 Kişi Halka Açık Alanda “Kırbaçlandı”

İngiltere merkezli insan hakları grubu Rawadari’ye göre; 2024 yılında Afganistan’da en az 524 kişi halka açık alanda kırbaçlandı, iki kadın da yasadışı ilişki iddiasıyla halka açık alanda taşlandı.

Haber Merkezi / Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Taliban ise Rawadari’nin bulguları hakkında açıklama yapmadı. Taliban, daha önce benzer raporları reddederek, güvenliği sağladıklarını ve tüm vatandaşların haklarını savunduklarını iddia etmişti.

İngiltere merkezli insan hakları grubu Rawadari, 2024 Afganistan İnsan Hakları Durum Raporu’nu yayınladı.  Rapora göre; 2024 yılında 544 kişinin (bunların arasında 40 kadın ve 101 çocuk) öldürüldü. Yedi kadın ve 60 çocuk olmak üzere 224 kişi de yaralandı.

Rawadari, 2023 yılında da benzer bir can kaybının yaşandığını, 772 kişinin öldüğünü veya yaralandığını bildirdi.

Raporda, can kayıplarının hedefli bombalamalar, intihar saldırıları, savaşın patlayıcı kalıntıları ve yargısız infazlar nedeniyle meydana geldiği belirtildi. Öldürülenler arasında eski hükümet çalışanları, aileleri, kabile büyükleri, Taliban muhalifleri ve eleştirmenler yer aldı.

Bir önceki yıla göre intihar saldırılarından kaynaklanan sivil kayıplar yüzde 27,8 azalırken, kara mayınları ve patlamamış mühimmattan kaynaklanan sivil kayıplar yüzde 51,4 arttı. Hedefli ve yargısız infazlar yüzde 1,6, eski hükümet çalışanlarının öldürülmesi yüzde 9,6 arttı.

Raporda ayrıca muhalif gruplarla işbirliği yaptıkları iddiasıyla öldürülen sivillerin sayısının iki katına çıktığı, zorla kaybetmelerin ise yüzde 70 arttığı belirtildi.

Rawadari, 2024’te Taliban tarafından 885 tutuklama yapıldığını belgeledi, bu bir önceki yıla göre yüzde 42’lik bir artış. Tutuklananlar arasında 142 eski hükümet çalışanı vardı, yüzde 20,3’lük bir artış ve muhalif gruplarla işbirliği yapmakla suçlanan 282 kişi vardı, bu rakam 2023’e göre iki katına çıktı.

İnsan hakları grubu, gözaltılardaki artışın Taliban’ın “Erdemi Teşvik ve Kötülüklerden Korunma” yasasını uygulamasına bağlandığını belirterek, yasanın uygulanmasında tutuklama ve hapis gibi güç ve şiddet yöntemlerinin kullanıldığını kaydetti.

Rawadari ayrıca 2024 yılında en az 524 kişinin alenen kırbaçlandığını bildirdi. İki kişi cinayetten idam edildi ve iki kadın da iddia edilen yasadışı ilişkilerden dolayı taşlandı.

Raporda, Taliban’ın kadınlara, etnik ve dini azınlıklara yönelik ayrımcılığını sürdürdüğü vurgulanarak, örgütün bu kesimlere devlet hizmetlerine, ulusal kaynaklara ve insani yardıma eşit erişim hakkı tanımadığı belirtildi.

Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Taliban ise Rawadari’nin bulguları hakkında açıklama yapmadı. Taliban, daha önce benzer raporları reddederek, güvenliği sağladıklarını ve tüm vatandaşların haklarını savunduklarını iddia etmişti.

Paylaşın

AK Parti Sözcüsü Çelik’ten “Ekrem İmamoğlu” Açıklaması: Dosya Hakkında Bilgimiz Yok

Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasına ilişkin konuşan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Hiçbirimiz dosyaya ilişkin bilgiye sahip değiliz. İddianameyi değerlendirecek olan siyasetçiler değil. Değerlendirme yapılmasının meşruiyeti olmaz” dedi.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve çalışma arkadaşlarının gözaltına alınmasına ilişkin açıklamalarda bulundu. Ömer Çelik’in açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Hiçbirimiz dosyaya ilişkin bilgiye sahip değiliz. İddianameyi değerlendirecek olan siyasetçiler değil. Değerlendirme yapılmasının meşruiyeti olmaz.

Süreç başladığı andan itibaren Sayın Özgür Özel, bunun Cumhurbaşkanımız tarafından ve partimiz tarafından CHP’ye dönük bir darbe girişimi olduğunu söylüyor. Yapay zekaya sorsak, CHP’ye şu anda Özgür Özel’in ortaya koyduğu argümanlardan daha ileri argümanlar sunabilir. CHP’ye muhalefet partisi olarak siyaset-yargı, demokratik kültür-yargı ilişkilerinde yapay zekanın öğreteceği çok şey vardır.

Bizim adımız, Cumhurbaşkanımızın adı demokrasiyle yan yana yazılır, darbenin zıddına yazılır. Darbe ve darbecilik yazıldığında karşısında CHP diye sonuç verirdi. Özgür Özel’in bize darbecilik iddiasında bulunacak ne bir kapasitesi ne bir sözü vardır. Sayın Özgür Özel işbaşına geldiğinde, normalleşme süreci başladığında umutlanmıştık ama umudumuz boşa çıkmıştır. Sayın Özgür Özel sivil darbe nedir, darbe girişimi nedir, siyasi organizasyonlar darbe nasıl destek verir diye ararsa, en sağlam literatür CHP’de bulunur.

15 Temmuz gibi bir terörist darbe girişimiyle, yargısal süreci eş tutmak, CHP kendini siyasi parti olarak görmemekte, devletin sahibi olarak görmektedir. Milletimiz bütün seçimlerde bu siyasi organizasyona haddini bildirmiştir. 15 Temmuz terörist darbe girişimiyle yargısal süreçleri eş tutmak, siyasi laubalilikle ilgili dip dalganın göstergesi bakımından siyasi tarihimize geçmiştir.

Cumhurbaşkanımıza söylediğiniz sözler, size dönük olarak alnınıza yazılmış utanç olacaktır. Cumhurbaşkanımızın demokrasimize verdiği 1 saatlik emek, CHP’ye bir asır yeter. Bugün yine yapmaya çalıştığınız şey evrensel hukuk ilkeleri içinde durmak değil, siyaseti şekillendirmeye çalışmak ve kuvvetler ayrılığına müdahaleden ibarettir. Mutfakta Yassıada zihniyeti hala duruyor.

Sayın Özgür Özel bize saldıracağına dönecek bizzat CHP’liler tarafından dile getirilen bu iddialarla ilgili ne düşündüğünü söyleyecek. CHP’li belediyelere yönelik iddialar hakkında söyleyecek sözleri olması gerekir. Çıkıp da CHP ile AK Parti arasında tartışmaya çevirmek yerine, çıkacak iddialarla ilgili cevap verecek.

“Türkiye’nin demokratikleşmesi…”

Bir de diğer partilere sesleniyorum, ismi geçen belediyelere kefil misiniz? Siz daha şimdiden Cumhurbaşkanımıza ve AK Parti’ye yönelik sözler kullandığınızda biz de ‘kefil misiniz’ diye soruyoruz. Biz, sizin modern-post modern darbeye verdiğiniz desteklere rağmen bütün süreçleri gerçekleştirdik. Türkiye’nin demokratikleşmesi CHP’nin karşı mücadelesine rağmen gerçekleşmiştir.

Dün Türkiye’de bir tane sivil darbe gerçekleşti o da; CHP’lileri sandığa çağırırken, adayın kim olacağını şimdiden ilan etti. Özgür Özel’in konuşması CHP seçmenine karşı bir sivil darbedir. CHP herhangi bir krizle karşı karşıya kaldığında önümüze ‘Biz Atatürk’ün kurduğu partiyiz’ diye geliyor. CHP’nin Atatürk’le ilgisi kalmamıştır. CHP yönetilemiyor, kendi içinde kriz var. Siyasi kapasite üretilemiyor. CHP kayyum atanmış gibi başka etkiler içinde siyaset üretmeye çalışıyor.

Biz, sizin saldırılarınıza hiçbir şekilde müsaade etmeyeceğiz. Vesayet zihniyetinizle nasıl mücadele edilmesi gerektiğini iyi biliyoruz. Hem bölgesel hem Türkiye açısında yapacağımız reformlarla, yüksek performanslı siyasetlerle Türkiye’yi Türkiye Yüzyılına ulaştırmaya gayret edeceğiz.”

Soruşturmalar hakkında neler biliniyor?

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 100’den fazla kişi gözaltına alındı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan ilk açıklamada İmamoğlu ile birlikte 100 şüpheli hakkında “suç örgütü liderliği’ suçlamasında bulunulurken, “suç örgütü irtikap, rüşvet, dolandırıcılık, ihaleye fesat karıştırma” gibi suçlardan gözaltı kararı verildiği kaydedildi.

Soruşturmalardan ilki “belediye iştiraklerinde usulsüz ihaleler, ihaleye fesat karıştırma, nitelikli dolandırıcılık, kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme, rüşvet eylemlerini örgütlü bir şekilde işleme” gibi iddialarla ilgili. Bu soruşturma kapsamında İmamoğlu dahil 100 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.

Başsavcılıktan yapılan açıklamada soruşturmanın kamuoyunda “CHP’de para sayma görüntüleri” olarak bilinen olayın ardından başlatıldığı vurgulandı. İmamoğlu hakkında “çıkar amaçlı suç örgütü lideri” ifadesi kullanılan açıklamada iddiaların Beylikdüzü Belediye Başkanlığı dönemine dayandığı kaydedildi.

Başsavcılık, büyükşehir belediyesinin iştirakleri olan MEDYA A.Ş, KÜLTÜR AŞ., KİPTAŞ ve İSFALT firmalarının da bu eylemlerde kullanıldığını iddia etti.

İkinci soruşturma 31 Mart yerel seçimlerinde hayata geçirilen “kent uzlaşısı” kapsamında terör soruşturması. Bu soruşturma kapsamında İmamoğlu dahil yedi kişi hakkında gözaltı kararı verildi. İkisinin ismi açıklanmadı.

DEM Parti’nin 31 Mart 2024 seçimlerinde gündeme getirdiği bir yerel seçim stratejisi olan kent uzlaşısı, “kentin tüm dinamiklerinin üzerinde uzlaştığı adaylarla seçimlere katılmayı” ifade ediyor.

Bu strateji çerçevesinde DEM Parti, Batı’daki bazı seçim noktalarında aday çıkarmayarak işbirliği temelinde CHP adaylarını destekledi. Başsavcılık bu faaliyetlerin PKK’nın metropollerdeki etkinliğini artırma amacı taşıdığını iddia etti.

Savcılık, CHP kontenjanından seçilen bazı belediye meclis üyeleri ile atanan belediye başkan yardımcılarının terörle bağlantılı olduğunu ve İBB iştiraki olan İPA ve BİMTAŞ bünyesinde de terör örgütü mensupları ve sempatizanlarının işe alındığını iddia etti.

Açıklamada İmamoğlu’nun diğer şüphelilerle birlikte yerel seçimlerde belediye meclis üyesi listelerini şahsen onayladığı vurgulandı, bu nedenle PKK/KCK terör örgütüne yardım etme suçunu işledikleri iddia edildi.

Üçüncü soruşturma 2013 yılında düzenlenen Gezi Parkı protestoları ile ilgili. Gazeteci İsmail Saymaz bu soruşturma kapsamında sabah saatlerinde gözaltına alındı. Saymaz, Taksim Dayanışması içinde görev almak ve eylemlerin derinleştirilmesi ve yaygınlaştırılması amacıyla faaliyette bulunmakla suçlandı.

Başsavcılığın açıklamasında ayrıca Osman Kavala’nın internet sitesinin hazırlanmasında rol aldığı, Gezi davasında tutuklu diğer kişilerle yoğun irtibatı olduğu, sosyal medya hesaplarında Gezi Parkı olayları ile ilgili çok sayıda paylaşımda bulunduğu suçlamaları yer aldı.

Paylaşın

MSB: PKK Kongre Tarihini Bir An Önce Açıklamalı

Haftalık basın bilgilendirme toplantısında konuşan MSB Sözcüsü Tuğgeneral Zeki Aktürk, “Terör örgütü tüm uzantılarıyla birlikte faaliyetlerine son verdiği, kendini feshettiği, koşulsuz olarak silah bıraktığı, silahları teslim edeceği kararını alacağı kongre tarihini bir an önce açıklamalıdır” dedi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) heyeti üç görüşmenin ardından 27 Şubat’ta PKK lideri Abdullah Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” başlıklı açıklamasını İstanbul’da aktarmıştı. Öcalan, tüm silahlı grupları “silah bırakma”ya, PKK’yi kendini feshetmeye çağırmıştı.

PKK, Öcalan’ın çağrısının ardından ateşkes ilan etti ancak kendisini feshetmesi beklenen kongreye ilişkin herhangi bir adım atmadı. Ateşkese rağmen saldırıların sürdüğünü açıklayan KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Cemil Bayık, “Koşullar sağlanırsa, kongre toplanır ve o kararları alır. Hareket bunu zaten açık bir şekilde ilan etti” diye konuştu. Bayık, daha önceki “çözüm” girişimlerinin “devlet ve örgüt içerisindeki kanatlarca sabote edildiğini” söyledi.

PKK’dan yapılan açıklamalara yanıt bugün Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Sözcüsü Tuğgeneral Zeki Aktürk’ten geldi. Sol Haber’in aktardığına göre; Haftalık basın bilgilendirme toplantısında konuşan Aktürk, “Terör örgütü tüm uzantılarıyla birlikte faaliyetlerine son verdiği, kendini feshettiği, koşulsuz olarak silah bıraktığı, silahları teslim edeceği kararını alacağı kongre tarihini bir an önce açıklamalıdır” dedi.

Aktürk’ün gündemindeki bir başlık da Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in geçtiğimiz hafta Suriye’ye gerçekleştirdiği ziyaretti. Suriye’de HTŞ yönetimiyle MSB arasında askeri danışman ve irtibat personeli görevlendirilebileceğini belirten Tuğgeneral Aktürk, şunları kaydetti:

“Suriye’nin savunma kapasitesinin geliştirilmesi, yeniden inşası ve kalkınması kapsamında askeri, ekonomik, siyasi, insani ve sınai alanlarda çok sayıda işbirliği yapılmasına yönelik temaslarımız devam etmektedir. Suriye’nin aciliyet gerektiren ihtiyaçlarının tespiti ve çözümü noktasında karşılıklı olarak Savunma Bakanlıkları’nda askeri danışman/irtibat personeli görevlendirilebilir. Türkiye olarak Yeni Suriye Hükümeti’nin SDG’yle vardığı mutabakatla ilgili sahada yapılması gerekenlere yönelik beklentilerimiz ve çekincelerimiz muhataplarımıza iletilmiştir.”

“F-35, CAATSA, F-16 ve Eurofighter”

MSB Sözcüsü Aktürk F-35, CAATSA, F-16 ve Eurofighter konularındaki son duruma ilişkin sorulara da şöyle yanıt verdi: “F-35 uçağı tedarikine ilişkin olarak S-400 silah sisteminin tedarik edilmesi gerekçe gösterilerek ABD tarafınca yürürlüğe konulan CAATSA yaptırımları nedeniyle ülkemiz F-35 programından hukuksuz olarak çıkarılmıştır. Biz müttefiklerin birbirine yaptırım uygulamasını doğru bulmadığımızı defaatle ifade ettik. CAATSA yaptırımlarının kaldırılması durumunda F-35 tedarik sürecine geri dönülmesi değerlendirilecektir.

F-16 Blok 70 uçağı tedarik projesinde sürecin devamına yönelik faaliyetler ABD’li paydaşlar ile koordineli olarak yürütülmektedir. Eurofighter Typhoon uçağının tedariğine yönelik, BAE Systems firmasından alınmış olan resmi fiyat teklifi değerlendirilmekte olup Birleşik Krallık Savunma Bakanlığı ve BAE Systems temsilcileri ile koordinasyon faaliyetlerine devam edilmektedir.”

Paylaşın

Sosyal Medyada Ekrem İmamoğlu İncelemesi: 37 Gözaltı

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alındığı operasyona ilişkin sosyal medya paylaşımları nedeniyle 37 kişinin gözaltına alındığını duyurdu.

Ali Yerlikaya ayrıca sosyal medya hesaplarının sürekli denetlendiği uyarısında da bulunarak, “Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığınca kanunların verdiği yetki çerçevesinde, suç ve suçlularla mücadele amacıyla internet ortamında 7/24 esasına göre sanal devriye faaliyetleri yürütülmektedir” dedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmalar kapsamında, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile birlikte toplam 106 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmesi sonrası, sosyal medya hesabından provokatif paylaşımlar yaptıkları iddiasıyla 261 şüpheli hesap yöneticisinin tespit edildiği açıklandı.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığımızın ve Güvenlik Daire Başkanlığımızın yaptığı koordineli çalışmalar sonrası 37 şüpheli yakalanmış, diğer şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışmalar devam etmektedir” ifadesini kullandı.

Şüpheli hesapların 62’sinin yurt dışında olduğunu ifade eden İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “Sosyal medya platformu Twitter (X) üzerinde gözaltı işlemlerinden sonra 20.03.2025 tarihi saat 06:00’a kadar bu konu ile ilgili toplam 18 milyon 647 bin 269 paylaşım yapıldığı görülmüş, bu paylaşımların yüzde 66’sının isimli hesap, yüzde 34’ünün Bot Hesap olduğu tespit edilmiştir” diye yazdı.

Bakan ayrıca sosyal medya hesaplarının sürekli denetlendiği uyarısında da bulunarak, “Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığınca kanunların verdiği yetki çerçevesinde, suç ve suçlularla mücadele amacıyla internet ortamında 7/24 esasına göre sanal devriye faaliyetleri yürütülmektedir” dedi.

Ne oldu?

İBB yönelik çarşamba sabah saatlerinde başlatılan operasyonda Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve beraberinde bir dizi isim gözaltına alındı. Polis ekiplerinin İmamoğlu’nun İstanbul Sarıyer’deki evinde arama yaptığı, ardından da sağlık kontrolüne götürüldüğü öğrenildi.

100’den fazla kişiyi kapsadığı belirtilen operasyonun Medya A.Ş. ihaleleri, kent uzlaşısı ve terör soruşturması kapsamında gerçekleştirildiği aktarıldı. NTV’nin haberine göre, İmamoğlu ve sanıklar hakkında iki ayrı soruşturmanın başlatıldığı belirtildi.

Operasyon, İmamoğlu’nun İstanbul Üniversitesi’nden aldığı diplomanın iptal edilmesinden bir gün sonra başladı. Diploma süreci, ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) cumhurbaşkanı adayı olmaya hazırlanan İBB Başkanı’na son haftalarda açılan soruşturmaların ardından geldi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da İstanbul’da CHP’li belediyelere açılan soruşturmalar üzerinden ana muhalefete yüklenip, “Onlar da çok iyi biliyorlar ki daha turpların büyükleri heybede. Telaşlarının sebebi bu,” demişti. Bu sözlere muhalefetten büyük tepki gelmişti. Tüm bu sürecin ardından ise İBB Başkanı İmamoğlu gözaltına alındı.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu’nun Ortağı Olduğu Şirkete El Konuldu

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ortağı olduğu şirkete el konuldu. Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 100’den fazla kişi hakkında gözaltı kararı verilmişti.

Haber Merkezi / İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, gözaltına alınan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı aday adayı Ekrem İmamoğlu’nun ortağı olduğu şirkete el konulduğunu duyurdu.

Açıklamada İmamoğlu İnşaat Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi’ne el konulmasıyla ilgili açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımızca 2024/228233 nolu soruşturma dosyasında; 19/03/2025 tarihinde soruşturma kapsamında temin edilen MASAK raporları uyarınca şüpheli Ekrem İmamoğlu’nun ortağı olduğu İMAMOĞLU İNŞAAT TİCARET VE SANAYİ ANONİM ŞİRKETİ’ne Cumhuriyet Başsavcılığımız talebi üzerine sulh ceza hakimliği kararı ile el konulmuştur. Kamu oyuna duyurulur…”

Soruşturmalar hakkında neler biliniyor?

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 100’den fazla kişi gözaltına alındı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan ilk açıklamada İmamoğlu ile birlikte 100 şüpheli hakkında “suç örgütü liderliği’ suçlamasında bulunulurken, “suç örgütü irtikap, rüşvet, dolandırıcılık, ihaleye fesat karıştırma” gibi suçlardan gözaltı kararı verildiği kaydedildi.

Soruşturmalardan ilki “belediye iştiraklerinde usulsüz ihaleler, ihaleye fesat karıştırma, nitelikli dolandırıcılık, kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme, rüşvet eylemlerini örgütlü bir şekilde işleme” gibi iddialarla ilgili. Bu soruşturma kapsamında İmamoğlu dahil 100 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.

Başsavcılıktan yapılan açıklamada soruşturmanın kamuoyunda “CHP’de para sayma görüntüleri” olarak bilinen olayın ardından başlatıldığı vurgulandı. İmamoğlu hakkında “çıkar amaçlı suç örgütü lideri” ifadesi kullanılan açıklamada iddiaların Beylikdüzü Belediye Başkanlığı dönemine dayandığı kaydedildi.

Başsavcılık, büyükşehir belediyesinin iştirakleri olan MEDYA A.Ş, KÜLTÜR AŞ., KİPTAŞ ve İSFALT firmalarının da bu eylemlerde kullanıldığını iddia etti.

İkinci soruşturma 31 Mart yerel seçimlerinde hayata geçirilen “kent uzlaşısı” kapsamında terör soruşturması. Bu soruşturma kapsamında İmamoğlu dahil yedi kişi hakkında gözaltı kararı verildi. İkisinin ismi açıklanmadı.

DEM Parti’nin 31 Mart 2024 seçimlerinde gündeme getirdiği bir yerel seçim stratejisi olan kent uzlaşısı, “kentin tüm dinamiklerinin üzerinde uzlaştığı adaylarla seçimlere katılmayı” ifade ediyor.

Bu strateji çerçevesinde DEM Parti, Batı’daki bazı seçim noktalarında aday çıkarmayarak işbirliği temelinde CHP adaylarını destekledi. Başsavcılık bu faaliyetlerin PKK’nın metropollerdeki etkinliğini artırma amacı taşıdığını iddia etti.

Savcılık, CHP kontenjanından seçilen bazı belediye meclis üyeleri ile atanan belediye başkan yardımcılarının terörle bağlantılı olduğunu ve İBB iştiraki olan İPA ve BİMTAŞ bünyesinde de terör örgütü mensupları ve sempatizanlarının işe alındığını iddia etti.

Açıklamada İmamoğlu’nun diğer şüphelilerle birlikte yerel seçimlerde belediye meclis üyesi listelerini şahsen onayladığı vurgulandı, bu nedenle PKK/KCK terör örgütüne yardım etme suçunu işledikleri iddia edildi.

Üçüncü soruşturma 2013 yılında düzenlenen Gezi Parkı protestoları ile ilgili. Gazeteci İsmail Saymaz bu soruşturma kapsamında sabah saatlerinde gözaltına alındı. Saymaz, Taksim Dayanışması içinde görev almak ve eylemlerin derinleştirilmesi ve yaygınlaştırılması amacıyla faaliyette bulunmakla suçlandı.

Başsavcılığın açıklamasında ayrıca Osman Kavala’nın internet sitesinin hazırlanmasında rol aldığı, Gezi davasında tutuklu diğer kişilerle yoğun irtibatı olduğu, sosyal medya hesaplarında Gezi Parkı olayları ile ilgili çok sayıda paylaşımda bulunduğu suçlamaları yer aldı.

 

Paylaşın