CHP’de Olağanüstü Kurultay: Kılıçdaroğlu’ndan “Aday Değilim” Açıklaması

CHP’de olağanüstü kurultay için geri sayım devam ederken, partinin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Herkes aday yapıyor ama ben aday değilim” açıklamasında bulundu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in partiye kayyım atanacağı iddialarının önünü kesmek için 6 Nisan’da olağanüstü kurultay ilan etmesinin ardından parti kulisleri hareketli.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in yeniden aday olacağı kurultayda, partinin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ya da işaret edeceği bir ismin aday olup olmayacağına ilişkin tartışmalar sürüyor.

Habertürk yazarı Muharrem Sarıkaya’ya konuşan Kılıçdaroğlu ise, “Aday mısınız?” sorusuna, “Hayır efendim. Ben aday değilim…” yanıtını verdi.

“Kurultaya gidecek misiniz?” şeklindeki soruya da cevap veren Kılıçdaroğlu, “Biliyorsunuz bir süredir Bayram dolayısıyla tatildeyim. Eğer davetiye geldiyse giderim. Ofiste olmadığım için davetiyenin gelip gelmediği hakkında da bilgim yok. Bir iki güne döneceğim, eğer davetiye gelmişse giderim” ifadelerini kullandı.

“Aday olmanız için imza toplayanlara kaç imza topladığınızı sorduğunuz, 400 civarında kaldığını öğrendiğinizde de 600’ü bulmaları halinde adaylığı düşüneceğinizi söylediğiniz ileri sürülüyor” şeklindeki soruya Kılıçdaroğlu, esprili bir dille yanıt verdi: “Az söylemişler. Madem istemişim niye az olsun, şöyle 750-800 olsaydı bari… Az demişler, 800’ü geçseydi…”

Kimsenin açıp kendisine sormadan hakkında yorumda bulunduğunun altını çizen Kılıçdaroğlu, “Herkes aday yapıyor ama ben aday değilim” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, olağanüstü kurultayla ilgili çok büyük bir beklentiye girilmemesi gerektiğini söyledi.

Olağanüstü kurultay kararının “kayyum” ihtimaline karşı alındığını anımsatan Bulut, “Burası baba ocağı, yüzde 5 imzayı bulan herkes aday olabilir” dedi.

Bulut, “Sosyal medya üzerinden doğru olmayan bilgilerin aktarılmasını da aday olmak isteyenlere de ‘vay niye aday oluyorsun’ denmesini de doğru bulmam. Biz her iki duruma göre de hazırlığımızı yapıyoruz” dedi.

Özel dışındaki bir ismin adaylığının CHP’nin birlik ve bütünlüğünü bozmayacağını vurgulayan Bulut, “Ama sosyal medya üzerinden parti içinde kavga varmış gibi göstermek, iktidarın ekmeğine yağ sürer” görüşünü dile getirdi.

Paylaşın

Avrupa Birliği’nden Türkiye İle İş Birliğini Gözden Geçirme Kararı

Avrupa Birliği (AB) sözcüsü Markus Lammert, “Son dönemde yaşanan endişe verici gelişmeler nedeniyle, Türkiye ile olan ilişkilerimizi dikkatli bir şekilde yeniden değerlendirmemiz gerekiyor” dedi.

Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi, seçilmiş belediye başkanlarının yaygın bir şekilde görevden alınmasını da içeren “demokratik gerileme” olarak nitelendirdiği durumun ardından Türkiye’ye bir inceleme heyeti göndermeye hazırlanıyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 23 Mart’ta tutuklanmasının ardından Türkiye’deki durum uluslararası kamuoyunun dikkatini çekti.

Avrupa Birliği (AB) sözcüsü Markus Lammert, “Son dönemde yaşanan endişe verici gelişmeler nedeniyle, Türkiye ile olan ilişkilerimizi dikkatli bir şekilde yeniden değerlendirmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı. Ancak Lammert, Türkiye’nin stratejik açıdan önemli bir ortak olmaya devam ettiğini de vurguladı.

AB yetkilisi Lammert, “Türkiye’yi Avrupa değerlerine bağlı görmek istiyoruz” dedi ve “Hukukun üstünlüğü ile ilgili endişelerimizi dile getirmeye devam edeceğiz” diye ekledi.

Öte yandan Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi, seçilmiş belediye başkanlarının yaygın bir şekilde görevden alınmasını da içeren “demokratik gerileme” olarak nitelendirdiği durumun ardından Türkiye’ye bir inceleme heyeti göndermeye hazırlanıyor.

Avrupa Konseyi, 2016’dan bu yana görevden alınan ve yerlerine genellikle hükümet tarafından belirlenen kayyumların atandığı, çoğu muhalefet partilerinden 150’ye yakın seçilmiş belediye başkanıyla ilgili olarak geçen hafta acil bir oturum düzenledi.

Kongre Başkanı Marc Cools, İmamoğlu’nun tutuklanmasına ilişkin olarak, “Adaletle hiçbir ilgisi yok, her şey siyasetle ilgili,” dedi.

Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına karşı Türkiye genelinde yüzbinlerce kişi haftalardır protesto gösterileri düzenlerken, AB, Ankara ile ilişkilerinde dengeli bir politika izlemeye çalışıyor. Bir yandan Avrupa devletleri Türkiye’den demokratik değerlere uyum sağlamasını talep ederken, diğer yandan ekonomik bağlarını güçlendirmeyi hedefliyor.

Perşembe günü, 6 yıl aradan sonra Brüksel ve Ankara arasında üst düzey ekonomi görüşmeleri gerçekleştirilecek. Bu toplantıya, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in de katılması bekleniyor.

Ancak bu görüşmeler, Türkiye’deki son gelişmelerin gölgesinde gerçekleşecek.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

“Boykot” Çağrısı İçin Kim Ne Dedi?

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması sonrası sonrası CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in yaptığı boykot çağrısı, üniversite öğrencilerinin çağrısıyla yeni bir boyut kazandı.

Haber Merkezi / Başta CHP olmak üzere muhalefet partilerinin bir bölümü üniversite öğrencilerinin boykot çağrısına destek verirken, iktidar ve iş dünyasından boykot çağrısına sert tepkiler geldi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, üniversite öğrencilerinin 2 Nisan’da tüketim yapmama yönündeki sosyal medya çağrılarına destek vereceğini açıkladı.

Özel, 1 Nisan akşamı yaptığı paylaşımda “Öğrencilere, annelere, babalara, kardeşlere yapılan bu zulme karşı gençlerin başlattığı tüketim boykotunu gönülden destekliyorum. Herkesi bu boykota katılarak tüketimden gelen güçlerini kullanmaya davet ediyorum” dedi.

Boykot çağrılarına tepki gösteren AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ise ilk çağrıyı yapan Özgür Özel’i hedef aldı. Çelik, sosyal medya paylaşımında “Özgür Özel’in Türkiye’nin kazanımlarına zarar vermek için yürüttüğü faaliyet sadece kendisine zarar verecektir. Vatandaşlarımız bu sahte siyaseti ve saldırgan siyasetçileri boykot edecektir” ifadelerini kullandı.

Özel’in geldiği noktanın siyasi muhalefet değil Türkiye’yi topyekun tehdit etmek olduğunu savunan Çelik, “CHP’nin tüm dinamiklerini esir alarak kurultayda kendi genel başkanlığını korumak için toplumsal ve ekonomik hayatı hedef almaktadır. Özgür Özel’in yeteneksiz siyasi performansı, siyasi tarihimizdeki en büyük ‘siyasi fanatizm’ ve ‘sosyal bölücülük’ olarak kayda geçmiştir” ifadelerini kullandı.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sosyal medya hesabı üzerinden ekonomik boykot çağrısı hakkında paylaşım yaptı. Yerlikaya, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Şimdi de ‘boykot’ diyorlar. Peki kim, kimi boykot edecek? Milletimiz; kendi esnafını, çiftçisini, yerli ve milli ürünlerini, üreticilerini, öz sanayisini boykot edecek, öyle mi? ‘Demokratik hak’ kalkanı gölgesinde istenen bu mu? Unutulmasın ki, bu çağrı ekonomik bağımsızlığımıza yönelik bir sabotajdır.

Bu boykot çağrısı, binlerce insanın ekmeğiyle oynamak demektir! Bu çağrı milli ekonomimize suikasttır! Kendi insanımızın ekmeğini küçültmektir. Ekonomimize bir darbe girişimidir! Oysa biz ‘Boykotla değil, üretimle büyürüz!'”

Ticaret Bakanı Ömer Bolat da “Boykot çağrısı yapanlara karşı ticaretinde maddi kaybı olanların tazminat davası açabileceğini” söyledi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’dan da, “Sokak ve boykot çağrıları ile toplumsal huzuru ve ekonomik istikrarı hedef alan bir muhalefet kaybetmeye mahkumdur” açıklaması geldi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ise, “İstihdam oluşturan girişimcilerimizin ve sanayicilerimizin ekmeğiyle, helal kazancıyla oynamaya çalışanlar asla amacına ulaşamayacaktır” ifadesini kullandı.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, “Üreten, istihdam sağlayan, yatırım yapan şirketlerin hedef haline getirilmesi ve boykot yanlış. Şirketlerimiz siyasi tartışmaların dışında tutulmalı” dedi.

Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) Genel Başkanı Orhan Aydın, “Süreci bu boyuta çekmek, ülke ekonomisini hedef almak bir duruş değil aksine akıl tutulmasıdır” dedi. Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Bu ekonomik zorlukta müşterisine hizmet etmeye çalışan esnaf ve sanatkara destek olunması gerektiğini” söylerken “ticaret durdurulmamalı” çağrısı yaptı.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, “Türkiye’nin yerli ve bağımsız ekonomisinin ürünü ve istihdam kaynağı olan şirketlerine saldırılamaz” dedi. Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Mahmut Asmalı, boykot çağrılarının “Yerli ve milli sermayeyi zayıflatmaya ve küresel sermayeye alan açmaya yönelik açık bir girişim” olduğunu savundu.

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, “Ülkemizde ticari hayatı sekteye uğratacak, üretim hayatında olumsuz sonuçlar doğuracak çağrılar konusunda dikkatli ve duyarlı olunmalıdır” dedi.

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) ise boykota destek açıklaması yaptı.

RTÜK Başkanı Şahin’den medyaya “boykot” uyarısı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin, sosyal medya hesabı üzerinden ekonomik boykot çağrısı hakkında paylaşım yaptı. Ebubekir Şahin, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Millî ekonomiyi hedef alan boykot çağrılarıyla, Türkiye’nin değerleri ve kazanımları sarsılmaya çalışılmaktadır. Ancak bu büyük millet; kendi emeğine, üretimine ve değerlerine sahip çıkmaya devam edecektir. Toplumda itibar kaybeden bazı çevrelerin, manipülatif söylemlerle birlik ve beraberliğimizi zedeleme çabaları asla amacına ulaşamayacaktır.

Millî ve manevi hassasiyetlere saygılı yayıncılığı teşvik etmeye devam edecek, ülkemizin güçlü medya yapısını koruma kararlılığımızı sürdüreceğiz. Boykot çağrısında bulunan, boykota destek veren kanallar ve yayınlar izleme değerlendirme uzmanlarımızca takip edilmekte olup, gereği yapılacaktır. Milletimizin ortak değerlerine zarar vermek isteyenler, her zaman kaybetmeye mahkûmdur.”

Soruşturma başlatıldı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, ilk olarak öğrencilerin başlattığı 2 Nisan Çarşamba gününe yönelik ekonomik boykot kampanyası hakkında Salı günü akşam saatlerinde soruşturma açıldığını duyurdu.

Yazılı açıklamada, “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, sosyal medya yayın organlarında halkın bir kesiminin ekonomik etkinlikte bulunmasını engellemeye yönelik, kamuoyunda ‘boykot’ çağrıları olarak bilinen ayrıştırıcı söylemler ve bu söylemleri yayan şahıslara yönelik re’sen ‘nefret ve ayrımcılık’ ile ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ suçlarından soruşturma başlattı” ifadelerine yer verildi.

Paylaşın

CHP Lideri Özel’den “Boykot” Açıklaması: Listemizin Arkasındayız

CHP Lideri Özgür Özel, genel boykot çağrılarına ilişkin yaptığı açıklamada, “Boykot bir anaysal haktır. Yapan yapar, uyan uyar. Biz Saraçhane’deki listemizin arkasındayız” dedi ve ekledi:

“Biz bugün kendi ilan ettiğimiz boykotun dışında 301 öğrenci arkadaşımızın tutuklu olması dolayısıyla üniversite öğrencilerinin bugün yaptığı boykot çağrısına destek verdi. ‘Bizim için birgün’ dediler biz de destek verdik. Bugün ne sonuç alınacak her beraber göreceğiz. Biz boykotyap.net’i takip edelim.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Trabzon’da usta sanatçı Volkan Konak’ın cenaze töreninin ardından basın mensuplarına konuştu.

BirGün’ün aktardığına göre; Gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Özel, Volkan Konak hakkında rezil sözler sarf eden Çatalca Müftüsü’ne tepki gösterirken AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Sen bi koltuğu işgal ediyorsun ama iktidarda değilsin. Alma o herifi (Çatalca Müftüsü) görevden. Alma ki ona bakan seni görsün. Ölünün arkasından konuşan birini görsün” sözleriyle yüklendi.Boykot çağrısını yayanlar hakkında başlatılan soruşturmaya ilişkin bir soruyu yanıtlayan CHP lideri, “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı iyice endazeyi kaçırdı, şuurunu kaybetti. Ne yaptığı belli değil. Boykotun bir anayasal hak olduğu net. Bu boykotu Türkiye siyasetine yakın dönemde en çok taşıyan parti AK Parti” dedi.

Bugün yapılan genel boykot hakkında da konuşan Özgür Özel, şunları söyledi: “Boykot bir anaysal haktır. Yapan yapar, uyan uyar. Biz Saraçhane’deki listemizin arkasındayız. Biz bugün kendi ilan ettiğimiz boykotun dışında 301 öğrenci arkadaşımızın tutuklu olması dolayısıyla üniversite öğrencilerinin bugün yaptığı boykot çağrısına destek verdi. ‘Bizim için birgün’ dediler biz de destek verdik. Bugün ne sonuç alınacak her beraber göreceğiz. Biz boykotyap.net’i takip edelim.

Bu bir sürekli boykot kararı değil. Sürekli boykot yaptığımız, başta Doğuş Grubu olmak üzere. A Haber, CNN ve yandaş kanallar ile bu kanalların sahipleri. Örneğin Demirören Grubu. Biz ATV’yi boykot ediyoruz. ATV’nin elinde olmayan bir yerden maçı açar dinleriz. Biz bu akşam Fenerbahçe-Galatasaray maçını izlemek için ATV’ye bakmayacağız tabii ki. Çok izlenirse çok kazanacaklar. Ekrem Başkan’a bu kadar iftiralar atan, her fırsatta bize küfredenlerin reytinglerini güçlendirmek istemiyoruz. Bu akşam ATV’ye reklam veren firmaların da gönlümüzde yeri olmayacak. Dün akşam boykota karşı cumhurbaşkanı yardımcısı, bakanlar, TOBB Başkanı olmadık açıklamalar yaptılar. AK Parti’nin fişlemelerinin tamamını Saray’ın önünde bidonla yakarım. O fişlemelerin hepsini bulacağım Saray’ın önünde gençlerle yakıp kutlayacağız. Kimse korkmasın. Bugünkü sistemin aparatları korksun. Hepsiyle hesaplaşacağız.”

Sosyal medya hesabından boykota destek verdiği için rol aldığı ‘Teşkilat’ dizisinden çıkartılan Aybüke Pusat’a destek veren Özel, açıklamalarına şöyle devam etti: “Aybüke Pusat’ın hemen bugün ekmeğiyle oynamışlar. Bizzat ben sahip çıkacağım. Hangi dizide oynarsa rekorlar kırdırtacağız. Onlara sahip çıkmak bizim işimiz. Psikolojik üstünlük artık bugünün muhalefetinde, yarının iktidarındadır. Ahlaki üstünlük zaten bizde. Psikolojik üstünlük bizde. Bugün boykota katılırız, yarın yine o esnafın gönlünü alırız. Çoğunluk enerjisi bizde, bütün muhalefette. Bu iktidara yol görünmüştür, geri sayım başlamıştır. Bugünkü iktidar sahipleri 19 Mart’tan beri cuntanın başı.”

“Biz makul ve haklı çoğunluğuz”

Son olarak dün telefonla katıldığı yayında boykot çağrısı yapanlar için ‘azgın azınlık’ diyen Ticaret Bakanı Ömer Bolat’a da yanıt veren Özel, “Azgın azınlık sizsiniz. Bir avuçsunuz. Siz ikinci parti olmuştunuz. Son anketlerde fark da açılıyor. Daha da beter olacaksınız. Azgın azınlık, bükemediği bileği kırmaya çalışan bir ekiple karşı karşıyayız. Biz makul ve haklı çoğunluğuz” diye konuştu.

Paylaşın

İçişleri Bakanı Yerlikaya’dan “Boykot” Paylaşımı: Darbe Girişimi

Sosyal medya hesabı üzerinden ekonomik boykot çağrısı hakkında paylaşım yapan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “Bu çağrı milli ekonomimize suikasttır! Kendi insanımızın ekmeğini küçültmektir. Ekonomimize bir darbe girişimidir!” dedi.

Haber Merkezi / İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması ve tutuklanmasıyla başlayan protestoları destekleyenler bugün ülke genelinde boykot çağrısı yaptı.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sosyal medya hesabı üzerinden ekonomik boykot çağrısı hakkında paylaşım yaptı. Yerlikaya, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Şimdi de ‘boykot’ diyorlar. Peki kim, kimi boykot edecek? Milletimiz; kendi esnafını, çiftçisini, yerli ve milli ürünlerini, üreticilerini, öz sanayisini boykot edecek, öyle mi? ‘Demokratik hak’ kalkanı gölgesinde istenen bu mu? Unutulmasın ki, bu çağrı ekonomik bağımsızlığımıza yönelik bir sabotajdır.

Bu boykot çağrısı, binlerce insanın ekmeğiyle oynamak demektir! Bu çağrı milli ekonomimize suikasttır! Kendi insanımızın ekmeğini küçültmektir. Ekonomimize bir darbe girişimidir! Oysa biz ‘Boykotla değil, üretimle büyürüz!'”

Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından Özgür Özel, 22 Mart’ta yaptığı açıklamada, protestoları haberleştirmeyen medyayı eleştirerek bunun devam etmesi durumunda “tüketimden gelen güçlerini” kullanacaklarını söyledi ve boykot sinyali vermişti:

“Bana diyor, çok telefon geliyormuş yukarıdan. Aşağıdan telefon getireceğim size, aşağıdan, milyonlardan, 10 milyonlardan. Sizi izleyenlerin yüzde 70’i bize oy veriyor. Ya tarafsız olun ya bundan sonra karşı tarafınızdayız.”

Bu açıklamadan iki gün sonra da Özgür Özel, bazı şirketlerin adını açıklayarak bu şirketlere boykot çağrısı yaptı. Özel’in boykot çağrısı yaptığı şirketlerin isimlerinin yer aldığı boykotyap.com sitesi iki gün yayında kaldıktan sonra engellendi. Bunun üzerine boykotyap.net sitesi açıldı.

RTÜK Başkanı Şahin’den “boykot” uyarısı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin, “boykot çağrısında bulunan, boykota destek veren kanal ve yayınların takip edildiğini” belirterek “Gereği yapılacak” dedi. Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Şahin, boykot çağrılarıyla “Türkiye’nin değer ve kazanımlarının sarsılmaya çalışıldığını” savunarak, şöyle dedi:

“Boykot çağrısında bulunan, boykota destek veren kanallar ve yayınlar izleme değerlendirme uzmanlarımızca takip edilmekte olup, gereği yapılacaktır. Milletimizin ortak değerlerine zarar vermek isteyenler, her zaman kaybetmeye mahkumdur.”

Ebubekir Şahin mesajında, “Milli ve manevi hassasiyetlere saygılı yayıncılığı teşvik etmeye devam edecek, ülkemizin güçlü medya yapısını koruma kararlılığımızı sürdüreceğiz” ifadelerini de kullandı.

RTÜK geçtiğimiz günlerde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan protesto gösterilerini canlı yayınlarla aktardıkları gerekçesiyle Sözcü TV, Halk TV, NOW TV ve Tele1 kanallarına para cezasından ekran karartmaya uzanan cezalar vermişti.

Paylaşın

Sosyal Medyada “Boykot Çağrısı Yapanlar” Hakkında Soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, ekonomik boykot kampanyası hakkında soruşturma açıldığını duyurdu. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ilk çağrıyı yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i hedef aldı.

Haber Merkezi / Ömer Çelik, sosyal medya paylaşımında “Özgür Özel’in Türkiye’nin kazanımlarına zarar vermek için yürüttüğü faaliyet sadece kendisine zarar verecektir. Vatandaşlarımız bu sahte siyaseti ve saldırgan siyasetçileri boykot edecektir” ifadelerini kullandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, ilk olarak öğrencilerin başlattığı 2 Nisan Çarşamba gününe yönelik ekonomik boykot kampanyası hakkında Salı günü akşam saatlerinde soruşturma açıldığını duyurdu.

Yazılı açıklamada, “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, sosyal medya yayın organlarında halkın bir kesiminin ekonomik etkinlikte bulunmasını engellemeye yönelik, kamuoyunda ‘boykot’ çağrıları olarak bilinen ayrıştırıcı söylemler ve bu söylemleri yayan şahıslara yönelik re’sen ‘nefret ve ayrımcılık’ ile ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ suçlarından soruşturma başlattı” ifadelerine yer verildi.

Boykot çağrılarına tepki gösteren AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ise ilk çağrıyı yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i hedef aldı. Çelik, sosyal medya paylaşımında “Özgür Özel’in Türkiye’nin kazanımlarına zarar vermek için yürüttüğü faaliyet sadece kendisine zarar verecektir. Vatandaşlarımız bu sahte siyaseti ve saldırgan siyasetçileri boykot edecektir” ifadelerini kullandı.

Özel’in geldiği noktanın siyasi muhalefet değil Türkiye’yi topyekun tehdit etmek olduğunu savunan Çelik, “CHP’nin tüm dinamiklerini esir alarak kurultayda kendi genel başkanlığını korumak için toplumsal ve ekonomik hayatı hedef almaktadır. Özgür Özel’in yeteneksiz siyasi performansı, siyasi tarihimizdeki en büyük ‘siyasi fanatizm’ ve ‘sosyal bölücülük’ olarak kayda geçmiştir” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, üniversite öğrencilerinin 2 Nisan’da tüketim yapmama yönündeki sosyal medya çağrılarına destek vereceğini açıklamıştı.

Özel, 1 Nisan akşamı yaptığı paylaşımda “Öğrencilere, annelere, babalara, kardeşlere yapılan bu zulme karşı gençlerin başlattığı tüketim boykotunu gönülden destekliyorum. Herkesi bu boykota katılarak tüketimden gelen güçlerini kullanmaya davet ediyorum” demişti.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından Özgür Özel, 22 Mart’ta yaptığı açıklamada, protestoları haberleştirmeyen medyayı eleştirerek bunun devam etmesi durumunda “tüketimden gelen güçlerini” kullanacaklarını söyledi ve boykot sinyali vermişti:

“Bana diyor, çok telefon geliyormuş yukarıdan. Aşağıdan telefon getireceğim size, aşağıdan, milyonlardan, 10 milyonlardan. Sizi izleyenlerin yüzde 70’i bize oy veriyor. Ya tarafsız olun ya bundan sonra karşı tarafınızdayız.”

Bu açıklamadan iki gün sonra da Özgür Özel, bazı şirketlerin adını açıklayarak bu şirketlere boykot çağrısı yaptı.

Özel’in boykot çağrısı yaptığı şirketlerin isimlerinin yer aldığı boykotyap.com sitesi iki gün yayında kaldıktan sonra engellendi. Bunun üzerine boykotyap.net sitesi açıldı.

Paylaşın

Reuters’dan “Süreç” Analizi: İmamoğlu’nun Tutuklanması Kürtlerin Güvensizliğini Körükledi

Birleşik Krallık merkezli Reuters, Abdullah Öcalan’ın PKK’ya yaptığı silah bırakma çağrısı sonrası başlayan sürece ilişkin yayınladığı analizde, İmamoğlu’nun tutuklanmasının Kürtler arasında güvensizliği derinleştirdiği ifadelerine yer verdi.

Analizde ayrıca, DEM Parti’nin Abdullah Öcalan’la İmralı Cezaevi’nde üç kez görüştüğünü ancak hükümetin somut bir reform planını paylaşmadığı kaydedildi. Analiz yazısında, Erdoğan’ın “Silahsızlanma sonrası demokratik alan doğal olarak genişleyecek” açıklamasına rağmen net adımların belirsizliğini koruduğu da ifade edildi.

Birleşik Krallık merkezli Reuters haber ajansı, Türkiye’deki son siyasi gelişmeleri ele alan analizinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının Kürtler arasında barış sürecine yönelik güvensizliği derinleştirdiğini bildirdi. Ajansın değerlendirmesinde, Erdoğan’ın başlıca siyasi rakibine yönelik yaptırımları ile PKK’nın silah bırakma çağrısı sonrası atılacak reformlara dair belirsizliğin, Kürt toplumunda endişelere yol açtığı vurgulandı.

Analizde, İmamoğlu’nun yolsuzluk iddialarıyla tutuklanmasının Türkiye’de son on yılın en büyük protesto dalgasını tetiklediği belirtilirken, özellikle Kürt nüfusun yoğun olduğu güneydoğu bölgesinde yapılan görüşmelerde barış umutlarından çok şüphelerin öne çıktığı aktarıldı. DEM Parti Milletvekili Cengiz Çandar’ın “Bir mayın tarlasına giriyoruz. Her şey rayından çıkabilir ve başarısızlıkla sonuçlanabilir” şeklindeki uyarısına yer verildi.

Hükümet somut bir reform planı paylaşmadı

Reuters, DEM Parti’nin Abdullah Öcalan’la İmralı Cezaevi’nde üç kez görüştüğünü ancak hükümetin somut bir reform planını paylaşmadığını kaydetti. Erdoğan’ın “Silahsızlanma sonrası demokratik alan doğal olarak genişleyecek” açıklamasına rağmen net adımların belirsizliğini koruduğu ifade edildi.

Ajans, barış sürecinin başarısız olması halinde Güneydoğu Anadolu’da ekonomik ve sosyal sorunların derinleşebileceği ve 40 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği çatışmaların yeniden alevlenebileceği uyarısında bulundu. Türkiye Cumhurbaşkanlığı’nın konuya ilişkin yorum yapmaktan kaçındığı, AK Parti yetkililerinin ise barış süreciyle ilgili açıklamaların Cumhurbaşkanı’nın yetkisinde olduğunu belirttiği aktarıldı.

Reuters analizinde, PKK’nın silah bırakma çağrısıyla başlayan sürecin Ortadoğu’daki diğer gerilimlerin hafiflemesine de katkı sağlayabileceği, ancak İmamoğlu’nun tutuklanması gibi gelişmelerin bu süreci kırılgan hale getirdiği değerlendirmesi yapıldı.

Paylaşın

Erdoğan’a Seslenen Özel: Hizbullahçıları Değil Türkiye’nin Geleceğini Serbest Bırak

Saraçhane’deki İBB Binası’nda gündeme ilişkin açıklama yapan CHP Lideri Özgür Özel, Erdoğan’a, Hizbullahçıları değil Türkiye’nin geleceğini serbest bırak çağrısında bulundu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel Saraçhane’de açıklamalarda bulundu. Özel’in açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde: “Bu zulme hazırlanan iktidar partisi ya da bloğu bileşenlerinin üyelerini, oy verenlerini, geçmişte onlara gönül verenleri en sıcak duygularla selamlıyoruz. Ama o Saray aklına, darbeye kalkışanlara, 15 milyon kişi tarafından püskürtülen darbecilere, ne bayramda, ne demokrasi sınırları içinde söylenecek söz bulamıyoruz.

Bu milletin bayramını zehir edenlere söylenecek uygun söz yoktur. Hak ettikleri sözler bayramlık ağzımızı açtığımızda söyleyeceğimiz sözlerdir. Hepsini bayramın sonrasına, onları rezil edeceğimiz, milletin de artık bunların yüzüne bakmayacağı bir sürece bırakıyoruz. Yalancı şahitlerle ceza peşindeler. Hak ettikleri sözleri bayram sonrası yasal düzeyde vereceğiz.

Volkan Konak’ı sahnede geçirdiği kalp kriziyle Kıbrıs’ta kaybettik. Ailesine başsağlığı diliyoruz. İlk ayağa kalkan ilk başını kaldıran kişiydi. Bayrağı ilk çekmiş sanatçıdır. Sonra hukuk adalet be demokrasi için omuz omuza veren sanatçılar, imzaları vermeye başladığında, bu metne imza koyması için kendisini arayan arkadaşına, Volkan Konak, ‘Ben o metne imzamı değil, kalbini basarım’ dedi. Acaba sanatçılardan çıt çıkacak mı derken, bu tweeti atan Konak’ı kaybettik. Acımız çok büyük. Yerini nasıl dolduracağız bilmiyoruz. Ama adını yaşatmak ve onun özlediği Türkiye’yi, gençlerle dost olan doğa ile hayvanlarla dost olan bir Türkiye’ye kavuşmak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.

‘Her şey çok güzel olacak Berkay’ı ziyaret ettik. Moral bulduk. Koğuşlar ağzına kadar dolu. İtirazla serbest bırakılmaları, ilk duruşmaya kadar da içeride tutulmamaları gerektiğini düşünüyoruz. Bayramda Hizbullahçıları yetki kullanıp serbest bırakan Erdoğan’a, Türkiye’nin geçmişini karartan canilere değil Türkiye’nin geleceği aydınlansın diyen, hiçbirinin elinde kan olmayan gençleri Silivri’de tutmanın utancını, bunun ne kadar kötülük içeren ruh halinde olduğunu kendisine hatırlatıyoruz. Hizbullah’ı değil Türkiye’nin geleceğini serbest bırakması gerektiğini söylüyoruz.

2 genç koymuşsunuz, geri kalan 47 kişi hepimizin dudaklarını uçuklatacak hükümlerle cezaevinde yatanlar. Bu olacak iş değildir. Oradaki gençleri bu psikoloji içinde tutmak doğrudan psikolojik işkencedir. Gerekli başvuruları yaptık, bir an önce sonuç alınmasını istiyoruz. Bu öğrencilere ters kelepçe takıldı, saatlerce ailelerinin bilmediği yerlerde tutuldu. 60 kişiye 4 şişe su veridi. Kötü muameleler, küfürler her bir öğrenci tarafından rapor edildi. Bunun saatlerini yerlerini biliyoruz. Rapor edilen yatırıp kafaya basmanın, surata tekme atmanın nerede kimler tarafından yapılmış olabileceğini biliyoruz.

Bundan sonra anayasaya göre kanunsuz emri uygulamayıp yazılı isteme hakkını tüm emri uygulayanlara hatırlatıyorum. Geçmişte bunlara şahit olanlar, gerçekleri kapalı zarfa yazıp emanete alsınlar, o zaman siz kurtulacaksınız, bu çetenin yaptıkları çorap söküğü gibi ortaya çıkacak. Geçmişte önemli görevler yapmış yürütmüş kişilerin yönlendirmeleriyle üstünde olduğumuzu herkes bilsin. O enseye, surata basanın günü gelince gırtlağına hukuk basacak. Suç işlemeyen korkmasın. Gördüğünüz şahitlikleri unutmadan yazın kapalı zarfa yazın. Bu soruşturma seneye değilse öbür sene var. Bunun ucunu bırakan hesabını sormayan asla ve asla biz olmayacağız.

Kötü muameleye hukuk ceza verecek. Kötü muamelenin zaman aşımı ve affı olmaz. Kazanınca geçmişi unutmayacağız. İftiraları unutmayacağız, takip edeceğiz, hesap soracağız. Suça ortak olmayın, suçu ihbar etmek için bugünden yazın. Zarfı kapatın en güvendiğinize verin.

“Bir santim bile eğilmeyiz, korkmayız”

Türkiye’deki 35 ili ve o geceki veriye göre 412 belediyeyi kazandığımız önemli bir başarıdır. Sandıktan gelen mesajı anladık. Partili ayırmadan hizmet ettik. İstanbul’u kaybetmenin acısı içindeler. Bir santim bile eğilmeyiz, korkmayız.

5 tane siyasi yasak istemi, 31 yıl önce verilen diplomanın iptal istemiyle, kamera şakası bile olamayacak adımları peş peşe attılar. 47 ay daha dayanamadılar. Yüzlerce polisle şafak vakti ailesiyle birlikte yaşadığı İBB’nin resmî konutunu basıp başkanımızı ve arkadaşlarını gözaltına aldılar. İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır şeklinde iman ettiği gerçeklik yüzünden rakibini ekarte edip kendisini yenebilecek herkesi ekarte edip kendisini yenebilecek bir adayla yarışmak hatta katılımın yüzde 40’lara indiği göstermelik bir seçimin öz hazırlığı şeklinde bir darbe yapmaya karar verdi.

Cumhur İttifakı’ndan bir genel başkan yardımcısı, gazeteci Sinan Burhan’a, ‘İmamoğlu bayramdan önce tutuklanacak’ diye mesaj attı. Kim olduğunu biliyoruz.

İstanbul’u Maltepe’de eyleme, gücünü göstermeye davet ettik. Geçen sene televizyonlarda “İstanbul boş, mitingin iptali söz konusu” diyerek duyurdular. Bugün hep birlikte milyonlarda kişi Maltepe Meydanı’na aktı. Herkesin hedefi Maltepe Miting alanı olmuştur. Gençlerin coşkusu ve her yaştan İstanbullunun kararı İmamoğlu oldu. Çoğunluk İmamoğlu’nun arkasındadır. Arkalarında ne devlet ne millet vardır. Devletle millet yarışırsa millet kazanır. RTÜK’ten dışarıya halkın haber alma özgürlüğüne ateş açılmaktadır.

Şimdi yandaş kanallar, kendi içlerinde üstünlüğün nasıl muhalefete geçtiğini ve bunun nasıl geri alınacağını düşünüyorlar. Gelecek Cumhurbaşkanı adayına darbe girişimi milletin çıplak elleriyle püskürtülmüştür. Arkalarında kimse yoktur. Ne devlet ne de millet vardır. Devlet ve millet yarışırsa millet kazanır. Devleti bir partinin emrine verenler, partiyi devletleştiremedikleri gibi devleti de partileştiremezler. O seçimler yapılana kadar devletteki herkese devlet adamı gibi çalışmak düşer.

Bundan sonra CHP olarak attığımız her adımı bir öncekinden daha büyük kararlılıkla atacağız. Hiç kimse, şöyle bir şey düşünmesin ‘Güç ellerinde, devlet ellerinde’ 19 Mart sabahı test ettiler millet cevabı verdi. Bugün son seçimlerde ikinci turda da olsa seçilmiş olmasına rağmen, milletten aldığı yetkiye rağmen millete sırtını dönenlerin, anketlerde yerlerde sürüklenenlerin milletin gönlünde bir karşılığı yoktur.

Avrupa’da kendi evinde demokrasicilik oynayıp Türkiye’de bir otokrasicilik oynayan vatandaş bu iktidarın değişeceğini bilecek. Bugünlerde sessiz kalan tüm dostlara, içeriden dışardan şunu söylüyorum; bu zor günlerde 18 yaşındaki çocuklarımıza, peşinden koştuğunuz İmamoğlu’na bunlar yapılıyorken siz bugün hangi tutumdaydınız dönüp bunlara bakacağız. Bugünkü iktidar otokrasiye mahkum olmuş bir cunta yönetimidir. Aha orada duruyor. İsteyen ilişki kursun, isteyen oyun planını ona göre kursun.”

Paylaşın

CHP’den “Ekrem İmamoğlu Ve Erken Seçim” İçin İmza Kampanyası

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun serbest bırakılması ve erken seçim düzenlenmesi talebiyle imza kampanyası başlattı.

İmamoğlu’nun memleketi olan Trabzon’un Akçaabat İlçesi, Cevizli Köyü’nde tutuklu İBB Başkanı’nın babası Hasan İmamoğlu, oğulları Mehmet Selim ve Semih ile bayram namazı kılan Özel’in başlattığı kampanya kapsamındaki ilk imzayı 93 yaşındaki Rükiye Köroğlu attı. Ardından da CHP lideri Özel imza verdi.

Kılınan bayram namazının ardından gazetecilere açıklamada bulunan Özel, şu ifadeleri kullandı: “Tüm Türkiye’nin birleştiği, kucaklaştığı, küslüklerin unutulduğu bu bayram ülkemize büyük bir ayrılık yaşandırılıyor.

19 Mart günü başlayan bir süreçle, bu toprakların, bu memleketin oğlu Ekrem İmamoğlu, Türkiye’nin bir sonraki Cumhurbaşkanı olacağına inandığımız, 15,5 milyon kişinin oy kullanarak adaylaştırdığı Ekrem İmamoğlu, kendisini sevenlerden, babasından, evlatlarından, eşinden, dostundan, köylülerinden uzak tutuluyor.

Biz de bugün onun gelemediği köyüne hep beraber geldik, namazımızı kıldık, onun hemşerileriyle bayramlaştık ve buradan bir büyük kampanyayı başlatmaya geldik.

Caminin dışına çıktığımda Rukiye Teyzem geldi, 96 yaşında. Rukiye Köroğlu. Dün akşam hiç uyumadım, sabahı bekledim. Seni görmeye, Ekrem oğlum için ilk imzayı ben vermeye geldim dedi. Bu anlamlı, bu önemli imzayı buradan ilk kez Rukiye anneden alacağız. Sonra kendi köylülerinden, Akçaabatlılardan, Trabzonlulardan, dalga dalga bütün Türkiye’ye bu imza kampanyası yayılacak.

Ekrem Başkan’ın özgürlüğü için, Türkiye’nin güzel yarınlara, aydınlık yarınlara, yoksulluğun ortadan kalkacağı, işsizliğin ortadan kalkacağı yarınlara herkesin kavuşması için adayımızı talep ettiğimiz ve önümüze sandığın gelmesini istediğimiz imza kampanyasını başlatıyoruz.”

Özgür Özel daha sonra Trabzon Meydanı’na geldi. Burada kitleye konuşan Özel’in hedefinde Erdoğan vardı. Özel, “Ekrem İmamoğlu’nun suçu Tayyip Erdoğan’ın rakibi olmaktır” dedi. “Hepimiz biliyoruz ki Ekrem İmamoğlu’nun içeriye atılmasının sebebi geçmişte Tayyip Bey’i yenmiş olması, gelecekte de onu yenecek güçte, dirayette, kararlılıkta bir aday olmasıdır.” diye konuştu.

Özel şunları söyledi: “Bakanlarının yatak odalarından ayakkabı kutularıyla paralar çıkanlar, kendi çocuğu ile sıfırlamaları konuşanlar, bir yüzükle siyasete girip bugün yedi sülalesini zenginleştirenler Ekrem İmamoğlu’na tutup da hırsız, yolsuz diyemez.

Eğer bir belediyede kent rantını, kişisel ranta çevirmek nedir diye merak eden varsa bunu en başta AKP’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığını 25 yıl yapan ve Bülent Arınç’ın deyimiyle ‘Ankara’yı parsel parsel satan’ Melih Gökçek’e sonra İstanbul’u yıllarca yönettirdiklerine soracaklar.

‘Bu kente biz ihanet ettik’ diyen Recep Tayyip Erdoğan’ın Beylikdüzü’nü dört katlık imarla yemyeşil tutan Ekrem İmamoğlu’na söyleyecek tek bir sözü yoktur. Bu bayram Ankara’daki bütün bayramlaşmalardan çekildik. Bu bayram evlatlarımız hapisteyken, Ekrem İmamoğlu için ‘Her şey çok güzel olacak’ diyen Berkay’ımız hapisteyken, binlerce öğrenci hapisteyken, gözaltındayken, mahkeme koridorlarındayken bu bayram bize bayram olarak değil hüzün olarak gelmiştir.”

Özel’e burada Erdoğan’ın affettiği 10 hükümlü arasında Hizbullahçıların olması da soruldu. “Erdoğan’ın iki Hizbullah hükümlüsünün kalan cezalarını affetmesini nasıl değerlendirdiği” sorusuna Özel, şu yanıtı verdi:

“Cumhurbaşkanının sağlık gerekçeleri ile af yetkisini kullanması Anayasa’da tanımlanan bir hak. Biz bugün Cumhurbaşkanı son günlerde yaşananları, gözü yaşlı anneleri, 16 yaşında çocukları, onları evde bekleyen küçük kardeşlerinin gözyaşlarını görür, babaların bugün bayram sofrasında evladının yerinin boş kalmasına gönüllerinin razı olmadığını görür, hiç olmazsa tutukluluklara itirazlar var bu konuda bir kendi niyetini ifade etse, dese ki ‘gençler bayramda evlerinde olsalar iyi olur’ dese onun talimatıyla iş görenler gereğini yapar diye düşünüyorduk.

Ama maalesef o günahsız, elinde kir, kan olmayan tertemiz evlatları aileleri buluşturacağına; Hizbullahçı terör örgütünün, domuz bağcıların, elinde kan olanların, kir olanların affedilmesini tercih etti bu bayram gününde. Erdoğan’a şu kadarını söylüyoruz; zulüm ile abad olunmaz. Bu kadar zulmün sonu felakettir. Bu ülkeyi bir felakete sürükleme, bu ülkenin gencecik evlatlarına zulmetmeyi bırak. İstediğin kadar kötülük yap bu iyiliğe, annelerin gözyaşlarına, küçük kardeşlerin, ninelerin dualarına yenileceksiniz, yenileceksiniz, yenileceksiniz.”

Haftada iki miting

CHP Lideri Özgür Özel, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada ise bundan sonra her hafta sonu farklı bir ilde, her çarşamba da İstanbul’un bir ilçesinde miting düzenleyeceklerini duyurdu.

“Ben milletim, milli iradeyim! Adayımı bırak, sandığı getir! Adayımı yanımda, sandığı önümde istiyorum!” ifadelerini kullanan Özel, “Bundan sonra her hafta sonu farklı bir ilimizde, her çarşamba İstanbul’un bir ilçesinde gece mitinginde meydanlarda olacağız! Miletin önünde hiçbir güç duramayacak!” dedi.

Paylaşın

Babacan: Otoriterliğe Karşı Demokrasinin Yanında Durduk

Ramazan Bayramı nedeniyle parti teşkilatlarına yönelik kutlama mesajı paylaşan DEVA Partisi Lideri Ali Babacan “Biz, yasaklara karşı, özgürlüklerin yanında durduk. Biz, keyfiliğe karşı, hukukun yanında durduk. Biz otoriterliğe karşı, demokrasinin yanında durduk. Bugünkü önceliğimiz bu” dedi.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Ramazan Bayramı nedeniyle parti teşkilatlarına yönelik kutlama mesajı paylaştı. Ali Babacan, mesajında şu ifadelere yer verdi: “Demokrasimiz aldığı her darbe sonrası nasıl daha da güçlendiyse, nasıl dövülen bir demir gibi daha da mukavim hale geldiyse yine öyle olacak. Bayram sabahı çocuklarınızla, ailenizle, dostlarınızla bayramlaşırken bu söylediklerimi hatırınızdan çıkarmayın” diyen Babacan, bugünkü meselenin siyasetin yapılacağı ‘maç sahasını’ açık tutabilmek olduğunu söyledi.

Değerli arkadaşlar, biz mücadelemizi meşru demokratik siyaset zemininde veriyoruz. Ülkemizin sorunlarını çözmenin doğru yolu siyasettir diyoruz. Bunun meşru yolu da budur diyoruz. Ancak iktidar adım adım o siyaset zeminini de yok ediyor. Bizim şu an önceliğimiz, bu yasakçı zihniyetle mücadele etmek ve siyaset yapmanın o zeminini korumak…

Son bir haftadır CHP ve İBB etrafında meydana gelen gelişmelere de öncelikle bu pencereden bakmak zorundayız. Bugün meselemiz diploma meselesi veya kent uzlaşısı değil… Bugün meselemiz CHP kurultayındaki şaibeler veya Büyükşehirle ilgili yolsuzluk iddiaları da değil… Gün gelir, bu iddiaların açığa kavuşturulmasıyla ilgili de söyleyecek çok sözümüz olur merak etmeyin.

Ama arkadaşlar, bizim bugünkü meselemiz siyasetin yapılacağı ‘maç sahasını’ açık tutabilmek. Çünkü maçın oynanacağı saha kapanırsa kimin şike yaptığının, kimin doping kullandığının bir önemi kalmayacak. Mesele tam da burada… Demokrasi sahası tamamen kapanınca, oynayacak maç kalmayacak, siyaset yapacak zemin kalmayacak. İşte tam da bu sebeple geçen hafta salı gününden bu yana, bizim yanında durduğumuz ana muhalefet partisi değildi. Bizim yanında durduğumuz, Büyükşehir’in Belediye Başkanı da değildi. Biz, yasaklara karşı, özgürlüklerin yanında durduk. Biz, keyfiliğe karşı, hukukun yanında durduk. Biz otoriterliğe karşı, demokrasinin yanında durduk. Bugünkü önceliğimiz bu.

Memleketimizin içine düştüğü duruma baktığımızda, gerçekten çok duaya ihtiyaç var. Ama biliyorsunuz, önce tedbir sonra tevekkül… Evet, hep beraber ülkemiz için daha çok dua edeceğiz. Ama arkadaşlar aynı zamanda, ülkemiz için hep beraber daha çok çalışacağız, dosdoğru çalışacağız.

Bakın demokrasimiz büyük sınamalardan geçiyor. İktidarın baskı rejimi, her alanda yoğunlaşıyor. Meydanlarda seslerini duyurmaya çalışan gençler gözaltına alınıyor, tutuklanıyor. 260 kişi, tam 260 bugün. Gencecik çocuklar. İşleri sadece haber yapmaya çalışmak olan gazeteciler gözaltına alınıyor, tutuklanıyor, ev hapsine tabi tutuluyor. Basın kuruluşlarına para cezası kesiliyor, günlerce kapatma cezası veriliyor. İş dünyasını temsil eden kuruluşların başkanları, asıl yatırım yapacak istihdam oluşturacak kişiler, sadece sorunları açık şekilde dillendirdikleri için, polis eşliğinde karakola ifade vermeye götürülüyor. Sivil toplumdan, sanat dünyasından muhalif görüşlü insanlar kendilerini demir parmaklıkların arkasında buluyor. Şu anda ülkemizde iki siyasi partinin genel başkanı tutuklu… Pek çok ilçe belediye başkanı tutuklu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı tutuklu…

“Her zaman doğruya doğru, yanlışa yanlış dedik”

Değerli arkadaşlar, biz her zaman doğruya doğru, yanlışa yanlış dedik. Tek başımıza da kalsak, hakkın ve adaletin yanında durduk. Bu yüzden alnımız ak, başımız dik… Çok şükür, sokağa çıktığınızda, insanlarla konuştuğunuzda biz DEVA Partisi’ndeniz, biz DEVA Partiliyiz dediğinizde hiç kimse size diyemez ki ‘Ya siz bizi aldattınız’, ‘Ya kardeşim siz şurada bir yanlış yaptınız, siz şöylesiniz böylesiniz’ diyemez, çok şükür. İşte tam da bu yüzden sevdiklerimizin yüzüne, gönül rahatlığı ile bakabiliyoruz. En önemlisi de aynadaki suretimize gönül rahatlığıyla bakabiliyoruz.Hamdolsun, Allah bozmasın, Allah utandırmasın…

Önümüzdeki haftalarda, önümüzdeki aylarda arkadaşlar yapacak çok işimiz var. İktidarın yaptıklarını da görüyorsunuz, ana muhalefetin durumunu da görüyorsunuz.  Türkiye’yi bu iki tercihten birisine mecbur bırakamayız. ‘Bu ikisinden birini seçmek zorundasınız, başka çareniz yok’ diyemeyiz. Bu bizim siyasi sorumluluğumuzdur. Milletimizin karşısına çıkmak, ‘Buradayız’ demek aynı zamanda bizim vicdani sorumluluğumuzdur. Ahlaki sorunluluğumuzdur.

DEVA Partisi’nin varlık sebebi tam da budur. İşte biz ne yapacağız arkadaşlar, milletimizin karşısına çıkacağız ve ‘Biz buradayız’ diyeceğiz ‘burada.’ Umutsuz olanların umudu olacağız. ‘Çaresizim’ diyenlere, ‘Çare biziz, millet olarak çare hepimiz’ diyeceğiz. Hep beraber DEVA Partisi’nin bu ülkeyi nasıl yöneteceğini kapı kapı anlatacağız. Sokak sokak, cadde cadde, mahalle mahalle anlatacağız. Ve unutmayalım, ilkelerimizden sapmayacağız. Konuşunca doğruyu söyleyeceğiz.Söz verince tutacağız. Emanete hıyanet etmeyeceğiz. Devletin dini adalettir diyeceğiz. İşi ehline vereceğiz. Her daim istişare ile hareket edeceğiz. Açık olacağız, şeffaf olacağız. Her zaman hesap vermeye hazır olacağız. Bunları yapacağız, korkmayacağız.

Evet, olup biten her şeye rağmen umudumuzu asla kaybetmeyeceğiz. Rahat olacağız, ama rehavet içinde de olmayacağız. Ülkemiz bu günleri de atlatacak. Demokrasimiz aldığı her darbe sonrası nasıl daha da güçlendiyse, nasıl dövülen bir demir gibi daha da mukavim hale geldiyse yine öyle olacak. Bayram sabahı çocuklarınızla, ailenizle, dostlarınızla bayramlaşırken bu söylediklerimi hatırınızdan çıkarmayın. İçiniz çok ferah olsun.

Milletin iradesine parmak sallayıp da yenilmeyen, demokrasiye kafa tutup bozguna uğramayan kimse olmadı olmaz. Mesele sadece zaman meselesi, mesele sabır meselesi. Yeter ki biz azimli olalım, yeter ki sebat edelim, yeter ki biz çok çalışalım ama dosdoğru çalışalım. Tüm bu duygularla Ramazan Bayramınızı tekrar kutluyorum. Ailenize, dostlarınıza, akrabalarınıza, komşularınıza, sevdiklerinize selamlarımı ve sevgilerimi iletiyorum. Bayramı sevdiklerinizle birlikte, sağlık ve bereket içinde geçirmenizi temenni ediyor, nice bayramlara diyorum.”

Paylaşın