Yüzlerce İsrailli Yazardan Benyamin Netanyahu’ya “Savaşı Bitir” Çağrısı

David Grossman, Joshua Sobol ve Zeruya Shalev gibi yazarlarında aralarında olduğu yaklaşık 350 İsrailli yazar, Gazze’de devam eden savaşın derhal sona erdirilmesini talep eden açık bir mektup yayınladı.

Haber Merkezi / İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun sert bir dille eleştirildiği mektupta, Netanyahu’nun kişisel siyasi çıkarlar uğruna savaşı uzattığı belirtildi.

Mektupta, imzacıların büyük çoğunluğunun geçmişte İsrail ordusunda görev yaptığı ve İsrail devleti ve kültürünün inşasına katkı sağladığı da vurgulanıyor.

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları, Hamas öncülüğündeki güçlerin 7 Ekim 2023’te İsrail’in güneyine düzenlediği ve yaklaşık 1.200 kişinin ölümüne, 250’den fazla kişinin rehin alınmasına yol açan operasyonun ardından başlamıştı.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 51 bine yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise 116 bin 343’e çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistin Mültecilerine Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA), ateşkesin bozulduğu 18 Mart’tan bu yana Gazze Şeridi’nde yaklaşık 400 bin kişinin yerinden edildiğini bildirdi.

UNRWA, sosyal medya hesabı üzerinden yayımladığı bir paylaşımda, ateşkesin derhal yenilenmesi ve insani yardım ile ticari malzemelerin kesintisiz akışının sağlanması çağrısında bulundu.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu’nun Tutukluluğuna İtiraz Reddedildi

Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğuna yapılan itiraz mahkeme tarafından reddedildi. İmamoğlu’nun tutukluluğuna itiraz dilekçesinde ”Soruşturma, baştan sona hukuken yasak usullerle yürütüldü” ifadeleri kullanılmıştı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik soruşturma kapsamında mali suçlamalarla tutuklanan ve görevden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ile İBB Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun’un tutukluluğa ilişkin yapılan itirazlar reddedildi.

BirGün’de yer alan habere göre; Ekrem İmamoğlu’nun avukatlarının yaptığı bu itirazın ardından dava Asliye Ceza Mahkemesi’ne götürülecek. Üst mahkemenin kararına göre İmamoğlu ve Ongun hakkında tahliye ya da tutukluluk hallerinin devamı kararı verilecek.

Ekrem İmamoğlu’nun avukatları Fikret İlkiz, Hasan Fehmi Demir, Tora Pekin ve Mehmet Pehlivan, tutukluğa itiraz dilekçesini 7 Nisan’da İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliği’ne sunmuştu. Dilekçede, ”İmamoğlu’nun tutukluluğunun kaldırılması ile tahliyesine, hukuksuz tutuklamanın devamında ısrar edilmesi halinde dosyanın itirazen incelenmek üzere yetkili ve görevli Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi” istenmişti.

İtiraz dilekçesinde, ceza soruşturmasının en temel zorunluluklardan birinin, yer, tarih ve zaman dilimi ile belirlenmiş, fiille suç oluşturan sonuç arasındaki nedenselliğin ve bu sonuca sebebiyet veren failin somut olgulara dayalı, apaçık bir şekilde ortaya konulması gerekliliği olduğu vurgulanmıştı.

Dilekçede, bu zorunluluktan hareketle mevcut soruşturmada örneğin, ”rüşvet isnadına ilişkin olarak, kimin hangi tarihte, ne amaçla, kime, kaç lira vermiş olduğuna, ihaleye fesat karıştırmak isnadına ilişkin olarak, ihalenin tarihi, konusu, hangi eylemle nasıl fesat yaratıldığı, kişisel verilerin ele geçirilmesinin nasıl, hangi tarihte, ne amaçla, kim tarafından gerçekleştirildiğine ilişkin somut olgulara dayalı tespitlere yer verilmediği” aktarılmıştı.

Paylaşın

Türkiye’nin Sorunlarını Hangi Parti Çözer? CHP Yüzde 17, AK Parti Yüzde 2.4

ASAL Araştırma’nın anketine katılanların, yüzde 39.5’u Türkiye’nin sorunlarını hiçbir siyasi partinin çözemeyeceği görüşünde. AK Parti çözer diyenlerin oranı yüzde 2.4, CHP çözer diyenlerin oranı ise yüzde 17 oldu.

ASAL Araştırma, 21-28 Mart 2025 tarihleri arasında NUTS-2 bölgeleme sistemine göre toplam 26 ilde yaşayan kişilerle CATI (bilgisayar destekli telefon) anket yöntemi ile gerçekleştirdiği araştırmanın sonuçlarını sosyal medya hesabından paylaştı.

Araştırmaya 2 bin kişi katıldı. Yüzde 95 güven düzeyinde, hata payı yüzde 2,5 olarak hesaplandı. Araştırmada yaş, cinsiyet kotaları uygulandı.

Araştırma seçmen yaşı 18 ve üzeri yaş grupları ile gerçekleştirildi. İllere göre dağılımda son genel seçimlerdeki seçmen sayıları baz alındı, kadın ve erkek nüfusun dengeli dağıtılmasına özen gösterildi.

Araştırmaya İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya, Konya, Adana, Kocaeli ile Mardin, Erzurum, Van, Ağrı’nın da aralarında bulunduğu 26 ilden katılım oldu.

Ankete katılanlara “Türkiye’nin sorunlarını hangi siyasi parti çözebilir?” diye soruldu. Sonuçlara göre ankete katılanların yüzde 39.5’u Türkiye’nin sorunlarını hiçbir siyasi partinin çözemeyeceği görüşünde.

AK Parti çözer diyenler yüzde 2.4, CHP yüzde 17, DEM yüzde 3.5, MHP yüzde 2.9 olurken, fikrim yok diyenlerin oranı ise yüzde 8.4 oldu.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Türkiye, Konut Fiyatlarının Maaşlara Göre En yüksek Olduğu Ülke

İktidar ekonomide pembe tablolar çizmeye devam ederken, veriler yaşanan ekonomik krizin derinliğini tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. 2024 yılında konut fiyatlarının maaşlara oranla en yüksek olduğu ülke Türkiye oldu.

2024 yılı, dünya genelinde konut piyasasında yaşanan dalgalanmalar ve yüksek faiz oranları nedeniyle ev sahibi olmanın giderek zorlaştığı bir yıl oldu. Konut fiyatlarındaki artış, özellikle gelişmekte olan ülkelerde vatandaşların alım gücüyle kıyaslandığında daha belirgin bir krizi ortaya koydu.

Uluslararası veri platformu Numbeo’nun 10 Eylül 2024 verilerinden yararlanarak BestBrokers tarafından hazırlanan analiz, konut fiyatlarının maaşlara oranla ne kadar erişilebilir olduğunu ortaya koydu.

Türkiye, bu çarpıcı tabloda ilk sıraya yerleşerek 2024’te konutun en erişilemez olduğu ülke olarak öne çıktı.

Analiz, ülkelerdeki konutların metrekare bazında ABD doları cinsinden fiyatları ile ortalama yıllık maaşlar karşılaştırılarak hazırlandı. Gelir-konut fiyatı oranının hesaplandığı sıralamada Türkiye, yüzde 81,45’lik oranla listenin en üst sırasında yer aldı. Bu oran, Türkiye’deki bir bireyin yıllık gelirinin neredeyse tamamını bir konutun sadece bir bölümünü satın almak için harcaması gerektiğini gösteriyor.

Yani bir Türkiye vatandaşının ortalama bir konut satın alabilmesi için neredeyse bir ömür boyu çalışması gerektiği anlamına geliyor. Artan döviz kurları, inşaat maliyetlerindeki yükseliş, yüksek faizli mortgage kredileri ve düşük gelir düzeyleri bu tablonun başlıca nedenleri olarak öne çıkıyor.

Ekonomim’de yer alan habere göre; listenin ikinci sırasında yüzde 59,04’lük oranla Nepal yer alırken, Hindistan yüzde 49,86 ile üçüncü sıraya yerleşti. Bu ülkeleri sırasıyla Endonezya, Ermenistan, Güney Kore, Peru, Dominik Cumhuriyeti, Brezilya ve Şili izledi.

Bu durum, yüksek yaşam standartlarıyla bilinen gelişmiş ülkelerde konut fiyatlarının pahalı olmasına rağmen gelir düzeylerinin yüksek olması sayesinde konutun daha ulaşılabilir olduğunu gözler önüne seriyor.

Araştırmanın dikkat çekici yönlerinden biri, en pahalı konutların bulunduğu ülkelerin aynı zamanda “erişilemez konut” listesinde yer almaması. Çünkü konutun erişilebilirliğinde belirleyici olan tek unsur fiyat değil; maaş düzeyiyle doğrudan ilişkilendirilen satın alma gücü.

Türkiye örneğinde ise, konut fiyatları her ne kadar bazı gelişmiş ülkelere göre daha düşük görünse de, alım gücünün zayıflığı ve yüksek enflasyon konutu erişilemez hale getiriyor.

Paylaşın

Abdullah Öcalan: Devlet Bahçeli Değiştiyse Herkes Değişir

DEM Partili Pervin Buldan, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın “Bu ülkede Devlet Bahçeli değiştiyse herkes değişir” dediğini aktardı. Buldan, Öcalan’ın fiziki özgürlüğüne kavuşması ve özgür çalışma koşullarının sağlanması gerektiğini de söyledi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti Üyesi Buldan, İtalya’nın başkenti Roma’da dün başlayan “Abdullah Öcalan’a Özgürlük, Kürt Sorununa Çözüm Uluslararası Konferansı”na katıldı.

Buldan, 29 Ekim 2024’te MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin DEM Parti milletvekilleriyle Meclis’te tokalaşmasının ardından başlayan sürece dair açıklamalarda bulundu.

Artı Gerçek’te yer alan habere göre, Buldan şu ana kadar yapılan görüşmelerin satır başlarını şöyle özetledi: “Siyasi heyet olarak üç görüşme gerçekleştirdik. Bu görüşmelerde Sayın Öcalan’ın vurguladığı üç temel kavram vardı: barış, Türk ve Kürt ittifakı, Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun demokratikleşmesi. Bu üç kavram üzerine yoğunlaştık.

Öcalan, ilk görüşmede, “50 yıl boyunca süren isyanın sebepleri, Kürt halkının inkarı, dilinin ve kimliğinin yasaklanmasıydı. Ancak son 20-25 yıldır bu sorunun silah ve çatışma yoluyla çözülemeyeceği kanaatine vardım” dedi.

“Türkler ve Kürtler arasında bir birlikteliğin sağlanabilmesi için geçmişin yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor.”

Buldan, yaptıkları görüşmelerde barışın önündeki engellerin kaldırılmasının önemli olduğu mesajını verdiklerinde Öcalan’ın oldukça mutlu olduğunu belirtti ve şunları ekledi: “Sayın Öcalan, ‘Kürtler kendilerini sevdiği kadar Türkleri de sevmeli, çünkü biz kardeşiz’ dedi.”

27 Şubat Çağrısı metninin devlet yetkilileriyle ortak bir mutabakatla yazıldığını vurgulayan Buldan, “Bu, sadece Sayın Öcalan’ın yazdığı bir metin değil” şeklinde konuştu.

Öcalan’ın “Bu ülkede Devlet Bahçeli değiştiyse, herkes değişir” sözünü aktaran Buldan, her görüşmenin oldukça olumlu bir atmosferde geçtiğini ve herkesin sürece katkı sunma isteğini dile getirdiğini belirtti.

Buldan, Öcalan’ın fiziki özgürlüğüne kavuşması ve özgür çalışma koşullarının sağlanması gerektiğini vurguladı. Bunun için yasal hazırlıkların hızla hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.

Ayrıca, 10 yıl önceki ilk müzakerelerde Öcalan’ın mevcut koşullar altında çalışamayacağını belirttiğini hatırlatarak, “O dönemde İmralı’daki odası biraz daha genişletildi. Ancak diğer üç kişi hala 12 metrekarelik odalarda kalıyor. Bu koşullar, Sayın Öcalan’ın süreci verimli şekilde yürütebilmesi için yeterli değil” dedi.

Paylaşın

Araştırma: Halkın Yüzde 69’u İmamoğlu Davasını Siyasi Görüyor

Halkın yüzde 69’u İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması süreci ve çevresindeki gelişmeleri devletin “keyfi ve adaletsiz” bir tavrı olarak görüyor.

Bu görüşe, CHP seçmenlerinin yüzde 95’i, DEM seçmenlerinin tamamı ve İYİ Parti seçmenlerinin yüzde 83’ü katılıyor. Öte yandan, katılımcıların yüzde 31’i ise devletin tavrını “güçlü ve güvenilir” bulduğunu belirtiyor.

Bekir Ağırdır yönetimindeki Veri Enstitüsü tarafından gerçekleştirilen son araştırma, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında açılan davaya ve son dönemde yaşanan gelişmelere dair toplumun nabzını tuttu.

Araştırma sonuçları Oksijen gazetesinde yayımlandı ve oldukça çarpıcı veriler ortaya koydu.

Araştırmaya göre, halkın yüzde 69’u İmamoğlu’nun tutuklanması süreci ve çevresindeki gelişmeleri devletin “keyfi ve adaletsiz” bir tavrı olarak görüyor. Bu görüşe CHP seçmenlerinin yüzde 95’i, DEM seçmenlerinin tamamı ve İYİ Parti seçmenlerinin yüzde 83’ü katılıyor. Öte yandan, katılımcıların yüzde 31’i ise devletin tavrını “güçlü ve güvenilir” bulduğunu belirtiyor.

Toplumun yüzde 65’i yaşananları hükümetin muhalefete yönelik bir baskı girişimi olarak değerlendiriyor. Sürecin yargı tarafından bağımsız bir şekilde yürütüldüğüne inananların oranı ise sadece yüzde 11’de kalıyor. “Suç işleyen herkes gibi işlem yapıldı” diyenler yüzde 16, bu gelişmeleri muhalefetin mağduriyet yaratma çabası olarak görenler ise yüzde 8 seviyesinde.

Ayrıca, bu sürecin ardından ülkedeki demokrasi ve hukukun üstünlüğüne ilişkin daha olumsuz düşünmeye başladığını ifade edenlerin oranı yüzde 61’e ulaştı. Bu görüşe CHP seçmenlerinin yüzde 87’si, DEM seçmenlerinin yüzde 93’ü ve İYİ Parti seçmenlerinin yüzde 87’si katılıyor. Görüşlerini değiştirmediğini belirtenlerin oranı ise genel katılımcılar arasında yüzde 32 iken, AK Parti seçmenleri arasında yüzde 58, MHP seçmenleri arasında ise yüzde 39 olarak ölçüldü.

Paylaşın

Suriye’de Kürt Gruplardan “Federal Sistem” Hamlesi

Suriye’de Kürt grupların federal sistem üzerinde uzlaştıkları bildirildi. Federal sistem talebinin nisan ayı sonunda yapılacak bir konferansta açıklanmasının beklediği kaydedildi.

Barzanilerin desteklediği ENKS’nin eski başkanı Süleyman Oso, Beşar Esad rejiminin devrildiği aralık ayından bu yana yaşanan gelişmelerin pek çok Suriyelinin federal sistemi en iyi çözüm olarak görmesine yol açtığını kaydetti.

Suriye’de Beşar Esad rejiminin Aralık ayında devrilmesinin ardından yeni yönetimle bir anlaşma imzalayan Kürtler ilk kez federalizm talebini gündeme getirmeye hazırlanıyor.

Suriye’de 14 yıllık iç savaş döneminde ülke topraklarının dörtte birini ele geçiren Kürtler, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi (KDSÖY) adı altında bir yapı oluşturmuştu.

Omurgasını Türkiye’nin terör örgütü olarak gördüğü YPG’nin oluşturduğu ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri geçen ay, Suriye Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile bir mutabakat imzalamış ve özerk yönetime bağlı yapıların ve silahlı güçlerin merkezî yönetime katılmasında uzlaşılmıştı.

Ancak Kürt gruplar uzlaşma sonrasında Suriye’deki yönetimin, verilen sözlere rağmen Suriye’nin çoğulcu yapısını göz ardı ettiği eleştirilerini dile getirmişti. Reuters haber ajansına konuşan Suriyeli Kürt kaynaklar, KDSÖY’ün de aralarında bulunduğu rakip Kürt oluşumların geçen ay federalizmi de içeren ortak bir siyasi vizyon üzerinde uzlaşmaya vardıklarını bildirdi.

Söz konusu toplantının Türkiye’nin terör örgütü olarak gördüğü PYD ile Kuzey Irak’taki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) desteğiyle kurulan Suriye Kürt Ulusal Konseyini (ENKS) bir araya getirdiği belirtiliyor. Türkiye’nin Kuzey Irak’taki KDP’nin yönetimindeki Barzani ailesiyle yakın ilişkileri bulunuyor.

KDSÖY’ün üst düzey yetkililerinden Badran Jia Kurd, uzlaşmanın Suriye’de bölgesel özerklik ve askerî yapılara izin verecek bir federal sistem talebini içerdiğini belirterek, ortak siyasî vizyonda “federal, çoğulcu, demokratik parlamenter sistem” vurgusu yapıldığını kaydetti.

Suriye’de her bölgenin “idarî, siyasî ve kültürel özelliklerinin korunmasının” temel bir konu olduğunu belirten Kurd, bunun “bölge içinde yerel yasama konseyleri, bölgesel işleri yönetecek idarî yapılar ve bunlara bağlı iç güvenlik güçlerini gerekli kıldığını” söyledi. KDSÖY yetkilisi, bu unsurların Suriye’nin anayasal çerçevesinde yer alması gerektiğine de vurgu yaptı.

KDSÖY, önceki açıklamalarında federalizm kelimesini hedef olarak telaffuz etmekten kaçınmış, bunun yerine ademi merkeziyetçilik taleplerini dile getirmişti. Suriye Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, şimdiye kadarki açıklamalarında federal sisteme karşı olduğunu her fırsatta dile getirmişti.

Barzanilerin desteklediği ENKS’nin eski başkanı Süleyman Oso, “ortak Kürt siyasî vizyonunun, Nisan ayı sonunda yapılacak bir konferansta resmen açıklanmasını beklediğini” kaydetti.

Esad rejiminin devrildiği Aralık ayından bu yana Suriye’de yaşanan gelişmelerin pek çok Suriyelinin federal sistemi en iyi çözüm olarak görmesine yol açtığını kaydeden Oso, “Suriye, farklı etnik köken, din ve mezhepten insanların yaşadığı bir ülke. Suriye’nin birliğini korumak için en iyi çözümün federal sistem olduğuna inanıyoruz. Şam’a gittiğimizde tabii ki görüş ve taleplerimizi gündeme getireceğiz” dedi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

18 Mart’tan Bu Yana Gazze’de 400 Bin Kişi Yerinden Edildi

Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistin Mültecilerine Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA), ateşkesin bozulduğu 18 Mart’tan bu yana Gazze Şeridi’nde yaklaşık 400 bin kişinin yerinden edildiğini bildirdi.

Haber Merkezi / UNRWA, sosyal medya hesabı üzerinden yayımladığı bir paylaşımda, ateşkesin derhal yenilenmesi ve insani yardım ile ticari malzemelerin kesintisiz akışının sağlanması çağrısında bulundu.

Öte yandan İsrail’in 18 Mart’ta ateşkesi bozmasının ardından yeniden yoğunlaşan saldırılarda şu ana kadar en az bin 550 kişi hayatını kaybetti. Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre, 7 Ekim 2023’ten bu yana toplam can kaybı 50 bin 886’ya, yaralı sayısı ise 115 bin 875’e ulaştı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

İsrail, Hamas’la iki aylık ateşkesi bozmuş, Gazze’ye yönelik hava ve kara operasyonlarını yeniden başlatmıştı.

İsrail’in saldırıları, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’e düzenlediği saldırıyla başlamıştı. Saldırıda çoğunluğu sivil olmak üzere yaklaşık bin 200 kişi ölmüş, 251 kişi de rehin alınmıştı. Halihazırda Hamas’ın elinde olduğu bilinen 59 rehineden 24’ünün sağ olduğu değerlendiriliyor.

İsrail, Hamas’ı teslim olmaya zorlamak ve kalan rehinelerin geri dönüşünü kolaylaştırmak amacıyla Gazze’de şiddeti yoğunlaştırma sözü verdi. Daha fazla baskı uygulamak için tüm gıda, yakıt ve insani yardım tedariki de kesildi.

İsrail ayrıca, Hamas’tan silahsızlanmasını ve Gazze’yi terk etmesini talep etti. Hamas rehineleri ancak daha fazla Filistinli tutuklunun serbest bırakılması, kalıcı bir ateşkes ve İsrail’in Gazze’den tamamen çekilmesi karşılığında serbest bırakacağını belirtiyor. Ancak Hamas silah bırakma ya da bölgeyi terk etme önermelerini reddediyor.

Paylaşın

Erdoğan, DEM Partili Buldan Ve Önder İle Görüştü

Erdoğan, DEM Parti’nin İmralı heyetinde yer alan Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder’i Beştepe’de kabul etti. Görüşmede, AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala ve MİT Başkanı İbrahim Kalın da yer aldı.

Haber Merkezi / AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) İmralı heyetinde yer alan Van Milletvekili Pervin Buldan ve İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etti.

Basına kapalı gerçekleştirilen görüşmede, AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın da yer aldı.

Saat 13.30’da başlayan görüşme yaklaşık bir saat 25 dakika sürdü.

Görüşmenin ardından yapılan ilk açıklamada Sırrı Süreyya Önder, “çok pozitif bir görüşme oldu, çok daha umutluyuz” ifadesini kullandı. Önder, detaylı açıklamanın yazılı olarak gerçekleştirileceğini söyledi.

Görüşme öncesinde basın mensuplarına kısa bir açıklama yapan Önder ve Buldan, sürece dair Erdoğan ile görüş alışverişi yapacaklarını söyledi.

Önder, şu ifadeleri kullandı: “Pervin Başkanımız ile sürecin geldiği noktayı Sayın Cumhurbaşkanına arz edeceğiz ve kendisini bilgilendireceğiz. Bundan sonrasına ilişkin hem kendi görüş ve önerilerimizi hem de bizler kendi önerilerimizi paylaşacağız. İnanıyoruz ki, demokratik siyaset alanı ve barışa dair faaliyetler çok daha hızlı, seri ve nitelikli adımlarla devam edecektir.”

“Tarihi bir görüşme diyebilir miyiz?” sorusuna yanıt veren Önder, “Böyle büyük, iddialı kavramlar kullanmıyoruz. O halkın kendi takdiri. Biz bugüne kadar süreci büyük bir irade ve kararlılıkla bu noktaya getirdik. Gayet korunaklı davrandık, herkes de böyle davrandı. Bunun için de tüm ülkeye minnettarız” dedi.

Buldan, “önemli bir görüşme” olarak nitelendirdiği toplantı için şunları söyledi: “Sayın Cumhurbaşkanı ilk defa bu konuyla alakalı bizimle bir görüş alışverişinde bulunacak. Nelerin yapılması gerektiğine dair görüşlerini ifade edecek. Biz de yaptığımız tüm görüşmelerle ilgili kendisini bilgilendireceğiz. Hepimize hayırlı olsun ve barışa vesile olsun.”

Pervin Buldan, görüşmenin ardından yazılı bir açıklama yapabileceklerini de sözlerine ekledi.

Erdoğan’ın 13 yıl sonra ilk teması

Bu arada bugünkü görüşme Erdoğan’ın eskiden Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) ve Halkların Demokratik Partisi (HDP), şimdi ise DEM Parti ismini alan çizgideki Kürt siyaseti temsilcileri ile uzun bir aradan sonraki ilk görüşmesi olacak.

Erdoğan en son başbakanlığı döneminde 12 Haziran 2012 tarihinde BDP Eş Başkanları Selahattin Demirtaş ve Gültan Kışanak ile bir araya gelmişti. Söz konusu görüşme o dönemde bir Türk jetinin Suriye tarafından vurularak düşürülmesi üzerine Erdoğan’ın TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerle görüş alışverişinde bulunması kapsamında gerçekleşmişti.

Erdoğan’ın o dönemde terörle mücadele konusundaki görüşme taleplerine uzun bir süre yanıt vermeyen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de Suriye konusundaki bu davete olumlu yanıt vermişti.

PKK kongresini ne zaman toplayabilir?

PKK’nın Abdullah Öcalan’ın çağrısı doğrultusunda silah bırakma ve kendisini feshetmesi için kongresini toplama takvimi ise henüz net değil.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli 20 Mart’ta yaptığı açıklamada, PKK’ya 4 Mayıs’ta Muş’un Malazgirt ilçesinde kongresini toplaması çağrısı yapmıştı. Ancak PKK net bir kongre tarihi açıklamadı.

DEM Partililer, Bahçeli’nin Malazgirt çağrısının daha çok “simgesel” olduğunu düşünüyor.

Bir DEM Parti yöneticisi şu görüşü dile getirdi: “Bahçeli, simgelerle konuşmayı seviyor. Aslında burada iki tarafa da mesaj veriyor. PKK’ya ‘elinizi çabuk tutun’ diyor. Devlete de, ‘Kongreyi Malazgirt’te bile yaptırırım’ mesajı veriyor. Haziran ayında her şey sonuçlanır, süreç tamamlanır.”

DEM Parti TBMM Grup Başkanvekili Sezai Temelli de hafta başında TBMM’de yaptığı basın toplantısında iktidarın 27 Şubat’tan yana “adeta bir donma hali” yaşadığını söyleyerek, şöyle konuşmuştu:

“Sürekli aynı şeyi duyuyoruz iktidardan; ‘Kongrelerini yapsın PKK, silah bıraksın.’ Peki kongreyi nasıl yapacaklar? Güvenliği, hukuku, kongrenin yapılma koşullarının konuşulması, kongreye sayın Öcalan’ın nasıl katılacağı, hangi iletişimle orada bulunacağı… Bunlarla ilgili hiçbir şey konuşulmuyor.”

DEM Parti Eş Başkanı Tuncer Bakırhan Meclis’te haftalık grup toplantısında yaptığı açıklamada “beklenen adımlar konusunda bir rehavet ve rahatlık” bulunduğunu söyleyerek, şunları kaydetmişti:

“Bir bekleme durumu söz konusu. Türkiye’nin en temel meselesi tartışılıyor ama bir bekleme durumu var. Bekleyerek dünyanın neresine barış gelmiş acaba bilen var mı?”

Paylaşın

Türkiye, İnternet Hızı Sıralamasında İlk 100’e Giremedi

Verilere göre, geniş bant internet hızında Türkiye, Bangladeş, Mauritius ve Gana’nın ardından ortalama 50,71 Mbps ile 101. sırada yer alıyor. Mobil internet kategorisinde ise ortalama 66,39 Mbps hızla 60. sıraya yerleşmiş durumda.

Dijitalleşmenin hız kazandığı günümüzde, hızlı ve kesintisiz internet bağlantısına duyulan ihtiyaç artarken, Türkiye’de hala düşük hız ve yüksek ping gibi sorunlar kullanıcılar tarafından dile getiriliyor.

Popüler hız testi platformu Speedtest by Ookla’nın 2025 verilerine göre, Türkiye, Bangladeş, Mauritius ve Gana’nın ardından ortalama 50,71 Mbps ile 101. sırada yer alıyor. Mobil internet kategorisinde ise ortalama 66,39 Mbps hızla 60. sıraya yerleşmiş durumda.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 24 Aralık 2024 tarihinde katıldığı Anadolu Yayıncılar Federasyonu’nun programı kapsamında Türkiye’deki internet hızı hakkında da açıklamalarda bulunmuştu. Uraloğlu, “Ortalama 80 megabit hızında internet verebiliriz ama abone isteği 35 megabit” şeklinde konuşmuştu.

İşte dünyanın en hızlı internetine sahip 20 ülke:

1- Singapur: 345,33 Mps
2- Birleşik Arap Emirlikleri: 313,55 Mps
3- Hong Kong (SAR): 312,48 Mps
4- İzlanda: 295,55 Mps
5- Fransa: 290,75 Mps

6- Amerika Birleşik Devletleri: 279,93 Mps
7- Şili: 279,53 Mps
8- Danimarka: 254,75 Mps
9- İspanya: 247,94 Mps
10- İsviçre: 245,39 Mps

11- Çin: 244,67 Mps
12- Tayland: 238,41 Mps
13- Kanada: 237,86 Mps
14- Romanya: 237,61 Mps
15- Makao (SAR): 232,74 Mps

16- İsrail: 229,65 Mps
17- Tayvan: 226,37 Mps
18- Japonya: 217,11 Mps
19- Macaristan: 215,30 Mps
20- Portekiz: 207,95 Mps

(Kaynak: Cumhuriyet)

Paylaşın