Fincancı’nın Tutukluluğuna Devam Kararı: Bir Sonraki Duruşma 11 Ocak’ta

TTB Başkanı Fincancı’nın yargılandığı davanın ikinci duruşması 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Avukatların reddi hakim talebi reddedilirken, Fincancı’nın tutukluluğuna devam kararı verildi. Fincancı’nın davası 11 Ocak 2023’e ertelendi.

Haber Merkezi / Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı’nın “Terör örgütü propangandası yapma” suçlamasıyla yargılandığı davanın ikinci duruşması İstanbul Adalet Sarayı 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Avukatların reddi hakim talebi reddedildi. Şebnem Korur Fincancı’nın tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme heyeti, duruşmayı 11 Ocak’a erteledi. Duruşma sonunda, duruşmayı izlemeye gelenler ‘Şebnem Hoca yalnız değildir’, ‘Hak hukuk adalet’ sloganları atarak ve alkışlarla adliyeden ayrıldı.

Duruşmayı, yurtdışından gelen heyet, EMEP, TİP, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), İstanbul Tabip Odası, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, TMMOB ve DİSK, HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, HDP milletvekilleri, Serpil Kemalbay, Oya Ersoy, Hüda Kaya, CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Ali Şeker ile farklı STK temsilcileri izledi.

“Savcılık üst sınırdan cezalandırılmasını istedi”

Yoğun kalabalığa rağmen küçük salonda görülen duruşmada bugün karar çıkması bekleniyordu. Duruşma, savcılığın Fincancı’nın “Terör örgütü propagandası yapma” suçunu işlediği gerekçesiyle üst sınırdan cezalandırılmasını istediği mütalaayı tekrarlamasıyla başladı.

Üç avukat sınırıyla görülen duruşmada savunmasını yapan Fincancı, sözlerine “Yaşananların sizin üzerinizdeki etkisini bilemiyorum. Ancak süreç, inanılmaz bir algı ile yürütülüyor. Benim için vatandaşlıktan çıkarılsın deniyor. Kimi kimin vatanından çıkarıyorlar?” diyerek başladı.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın bakanlık faaliyetlerini içeren değerlendirme toplantısında yaptığı açıklamaya değinen Fincancı, “Bu hafta sonu Milli Savunma Bakanlığı ‘Kimyasal silah iftirasında bulunanları milletimiz asla affetmeyecektir’ dedi. Şimdi bu talimat değil de nedir? Siyasi otorite tamamen algılarla hareket etmektedir” ifadelerini kullandı.

“Terörist isem hangi örgüttenim?”

“Ben terörist isem hangi örgütten terörist olduğumu çok merak ediyorum. TTB mi? İşkenceye karşı komisyonlar mı? Ya da Filipinler’deki insan hakları örgütleri mi?” diyen Fincancı,  “TTB’den kurtulmayı istiyorlar benden hayli hayli kurtulmak istiyorlar. İdam cezası getirilirse ancak o zaman. Karşı olduğumuz bir eylemi gerçekleştirirseniz kurtulmuş olursunuz” dedi.

Avukat Meriç Eyüboğlu, usuli taleplerinin bile gerekçesiz reddedildiğini belirterek, mahkemenin objektifliğini kaybettiğini söyledi. Eyüboğlu, heyetin dosyadan el çekmesi gerektiğini belirterek, reddi hakim talebinde bulundu.

Ret nedeniyle duruşmaya ara veren mahkeme heyeti, talebin davayı uzatmaya yönelik olduğu gerekçesiyle reddi hakim talebini kabul etmedi.

Ne olmuştu?

Medya Haber’e konuşan Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, TSK’nın askeri operasyonlarda kimyasal silah kullandığı iddialarına ilişkin görüntüleri incelediğini belirtti: Belli ki sinir sistemini doğrudan tutan toksik-zehirli kimyasal gazlardan biri kullanılmış durumda. Her ne kadar kullanılması yasak olsa da çatışmalarda kullanıldığını görüyoruz.

Bağımsız heyetlerin bölgede inceleme yapmasının uluslararası sözleşmeler gereği zorunlu olduğunu belirten Şebnem Korur Fincancı, “Uluslararası sözleşmelerin uygulanması ve kimyasal silahların kullanımını yasaklayan Cenevre Sözleşmesi kapsamında böyle bir iddia ortaya çıktığında nasıl bir araştırma yapılacağı da Minnesota Protokolü’nün ilkelerinin ele alınması gerekiyor,” dedi.

Fincancı açıklamalarının ardından Yeni Şafak gazetesi, “TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı’dan ihanet dolu sözler: PKK kanalında TSK’ya iftira attı” şeklinde bir haber yayınladı. Sabah gazetesi de “Emekli komutanlar PKK’nın ‘Kimyasal Silah’ iftirasına ateş püskürdü: Şebnem Korur Fincancı hukuk önünde hesap versin!” haberinde emekli generallerin açıklamalarına yer verdi.

Erdoğan ve Bahçeli’nin ağır eleştirileri

TTB Başkanı Korur Fincancı, Türk ordusunun Irak’ın kuzeyindeki operasyonlarında kimyasal silah kullandığına dair iddialar olduğunu ve bunların araştırılması gerektiğini ifade etmişti. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türk Tabipleri Birliği Başkanı ile ilgili yargı harekete geçmiştir. Hem bu kişiyle, hem bu kurumla ilgili adımlar atılacak. Bakanlarımıza, Tabipler Birliği başta olmak üzere meslek örgütlerinde yeni yapıya geçilmesine yönelik mevzuat çalışmalarının hızlandırılması talimatı verdik. Gerekirse yasal düzenlemeyle bu ismin değişmesini sağlayacağız” açıklamasında bulunmuş; Salı günü meclis grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Bahçeli de, TTB’nin kapatılmasını ve Şebnem Korur Fincancı’nın vatandaşlıktan çıkarılmasını talep etmişti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı hakkında soruşturma başlattığını açıkladı: 20.10.2022 tarihinde PKK/YPG silahlı terör örgütünün sözde yayın organına yaptığı açıklamalar nedeniyle Türk Tabipler Birliği Başkanı Şebnem Korur Fincancı hakkında, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7/2 maddesi kapsamında Terör Örgütü Propagandası Yapmak ve 5237 yılı Türk Ceza Kanununun 301/2. maddesi kapsamında Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama suçlarından, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımızca soruşturma başlatılmıştır.

Fincancı, “terör örgütü propagandası yapmak” ve “Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılama” suçundan sevk edildiği mahkemece tutuklanmıştı.

Paylaşın

SP Lideri Temel Karamollaoğlu’ndan ‘Altılı Masa’ Çıkışı

Partisinin genel merkezinde gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan SP Lideri Karamollaroğlu, “Altılı Masa sırf bu sistemi değiştirmek isteyen altı parti tarafından kurulan bir masadır. Biz, tek adam rejiminin ülkemize fayda sağlamadığını gördük. Yeniden, biraz daha tedbir alarak Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçme kararı aldık. Bu kararda da inşallah bütün çabalara rağmen birlikteliğimizi devam ettireceğiz. Ben buna inanıyorum, böyle de görüyorum” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bazı medya grupları, özellikle de iktidar yanlısı; ‘Bu masanın işi bitti, artık bunlar birlikte yürüyemezler’. Nereden çıkardın? Sen, bunun için belki yatıp kalkıp dua edebilirsin. Dua etmeyi bile beceremezsin sen. Yalan söylemeyi şiar edinmişsin, yalan söyleyen adam dua etse neye yarar?”

Karamollaoğlu, açıklamasının devamında ise şu ifadeleri kullandı: “Önümüzdeki seçimden sonra Türkiye’de şartlar değişecek, normale dönecek, herkes düşündüğünü rahatlıkla ifade edebilecek, bir sıkıntı olduğu zaman ister devletle ister kendi aralarında mahkemelere gidildiğinde hakkını alacağından emin olacak. Bu şartları oluşturacağız mutlaka. Ekonomide israf, yolsuzluk bütünüyle ortadan kalkacak. Ekonomi, üretim bazlı bir modele dönüşecek.

Devlet de bütün kaynaklarını bu yolda yatırım yapmak isteyen müteşebbislere tahsis edecek ve biz bir bütün olarak Edirne’den Kars’a, Ardahan’a kadar; Iğdır’dan, Hakkari’den Antalya’ya, Muğla’ya kadar üretime dönük yatırımlarla bu ülkeyi kalkındırmayı bir görev addediyoruz. Dışarıdan bakıldığında ‘bunlar uzlaşamazlar’ zannediliyordu ama biz uzlaştık. Asgari müştereklerimizi belirledik. Türkiye’yi, bu sistemi değiştirecek ve bu sistem değişene kadar da uygulanacak politikaları belirleyen çalışmalar yaptık. Son çalışmamızı da inşallah önümüzdeki toplantıyı müteakiben kamuoyuyla paylaşacağız.”

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Karamollaoğlu’nun açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“İktidarın yola çıkarken kullandığı ifade çok önemli: ‘Biz, Milli Görüş gömleğini çıkarttık.’ dediler. Basit bir ifade! Sanki basit bir giysiden ibaretmiş gibi. Ama ne giydiğini de çok açık bir şekilde ortaya koydu. Bugün Sayın Cumhurbaşkanı, Beyaz Saray’a gidemiyor; ama o gün daha yasaklıyken bile poz verdi Beyaz Saray’da! Arkasından da çıkarılan Milli Görüş gömleğinin yerine kendisine ‘Cesaret Madalyası’ verilerek, bir yeni gömlek giydirdiler, Siyonist yapı tarafından giydirildi bu gömlek!

“İsraftan ve yolsuzluktan vazgeçmiyorlar”

Bu iktidarın ister erken, isterse zamanında yapılsın, 2023 seçimlerinde bir daha kazanma şansı yok! Ama eğer seçmen kütükleriyle oynar, sandıklara müdahale edecek kadar aşağılara düşerseniz; ülkeyi nereye götürürsünüz bilemem ama ben artık bu ülkede yaşayanların yüzde 70’inin Ak Parti’den ümidini kestiğini görüyorum.
Şimdi mesela asgari ücret tespiti için aylarca konuşuluyor, kaç kere toplantı yapıldı. En sonunda yine açlık sınırında bir rakamı, asgari ücret olarak belirlediler. Evet az bir rakam değil; ama emin olun birkaç ay içerisinde göreceksiniz yine bu asgari ücret açlık sınırının dahi altında kalacak, ihtiyaç patlayıp gidecek! Neden? Çünkü sistem bozuk! Çünkü almaları icap eden tedbirleri almıyorlar. İsraftan ve yolsuzluktan vazgeçmiyorlar. Siz bu anlayışla ekonomide etkili bir politika ortaya koyamazsınız ki.

AB üyesi olabilmek için Kıbrıs’ı, bundan 15 yıl önce tümden vermeye razı olmuşlardı. Annan Planı’nı biz, Allah rahmet eylesin, Oya Akgönenç Hanım’ı göndererek, buna evet demeyin dedik, anlatamadık. İktidar da gitti, ‘evet’ deyin diye çaba gösterdi. İşin garip tarafı evet diyenler Kıbrıs tarafında fazla oldu. Biz buna rıza gösteremeyiz. Ege! Bir zamanlar Yunanlar Ege’de hak iddia ettiler, Kardak adalarına bile asker çıkardılar. Sonra Tansu Çiller Hanım, ‘biz buna izin vermeyiz’ dedi. Şimdi ne diyor yine bu iktidar? ‘Biz buraya yerleşmenize izin vermeyiz.’ Aldılar ya, yerleştiler! Hangi kafayla siz böyle diyorsunuz, adamlar yerleşti ya! Onları oradan çıkarmak istiyorsanız, savaşmak mecburiyetindesiniz, lafla olmaz bu işler! Ege’yi bütünüyle Yunanistan’a terk ettiler, Allah’tan korkmak icap eder!

Maalesef en büyük hazinemiz olan gençliğimiz de bir ümitsizlik havasına girdi. Tarım ve hayvancılık da can çekişiyor. Doğayı tahrip ettik, ümit neye kaldı? Gaza! Şimdi gaza geliyoruz. Öyle bir havaya girdik ki, ooo birden bire, tam seçime 6 ay kala Karadeniz’de bulduğumuz gaz, milyarlarca dolara tekabül ediyor. 30 yıl bize yetecek, 1 trilyon dolarlık gaz rezervi bulmuşuz! Peki bundan önce bulduklarımız? Doğu Akdeniz’de, Ege’de, birçok yerde biz gaz ve petrol bulmuştuk, ne oldu onlara? Tarihe karıştı! Şimdi yeni gaz… Bizim de milletimize söyleyeceğimiz şey; arkadaş sakın ola gaza gelmeyin!

Allah nasip ederse, önümüzdeki yıl Sayın Erdoğan’ın iktidarda kalabilmek için göstereceği tüm çabalara rağmen, inşallah bir yönetim değişikliği olacak. Anketler şuymuş, buymuş dese de; şunu bilin ki insanımızın büyük bir kısmı artık iktidardan ümidini kesmiş durumda. Bu iktidar problemleri çözemiyor, çözemedi, özellikle son 5-6 yıldır, hatta 10 sene diyebiliriz, pusulasını bütünüyle kaybetti. İşte 6’lı masa bu gidişatı durdurmak ve sırf bu sistemi değiştirmek isteyen partiler tarafından kurulan bir masa.

“Ekonomide israf ve yolsuzluk bütünüyle ortadan kalkacak”

Biz, tek adam rejiminin ülkemize bir fayda sağlamadığını gördük ve yeniden tedbirleri alarak Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçme kararı aldık. Ve tüm çabalara rağmen bu kararı, bu birlikteliğimizi devam ettireceğiz, ben buna inanıyorum. Özellikle iktidar yanlısı medya gruplarına bakarsanız; ‘oooo, masa bitti, bunlar birlikte yürüyemezler.’ Nereden çıkardınız?

Siz bunun için yatıp-kalkıp dua edebilirsiniz, gerçi siz dua etmeyi de beceremezsiniz, yalan söylemeyi şiar edinmişsin, yalan söyleyen adam dua etse ne olacak? Şu bilinsin ki, inşallah önümüzdeki seçimden sonra Türkiye’de şartlar tamamen değişecek, normale dönecek, herkes düşündüğünü rahatlıkla söyleyecek, bir sıkıntı olduğu zaman, ister devletle, ister kendi aralarında, mahkemeye gittiği zaman hakkını alacağından emin olacak! Bu şartları oluşturacağız mutlaka! Ekonomide israf ve yolsuzluk bütünüyle ortadan kalkacak.”

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: 14 Aralık’ta Siyasi Cinayet İşlendi

İmamoğlu’na verilen hapis ve siyasi yasak kararı hakkında değerlendirmede bulunan Akşener, “Enteresan bir ülkede yaşıyoruz. 14 Aralık günü siyasi bir cinayet işlendi, bir belediye başkanının kellesi hukuk kıskacıyla giyotine yatırıldı. Yapılması gerekeni yaptım, kalktım ve destek için gittim. Bütün programlarımı iptal ettim. Bundan daha elzem program mı olur?” dedi ve ekledi:

“Giderken de Altılı Masadaki bütün liderleri aradım. En başta Sayın Kılıçdaroğlu’nu aradım, telefonu kapalıydı. İmamoğlu’na yapılanı tartışmak, hukuk cinayetini konuşmak yerine bir anda konu geldi, geldi, geldi döndü mü bir anda Meral Akşener’in rol çalması meselesine… Mesele İmamoğlu meselesi değil, iktidar bir cinayet işliyor, İstanbul’a kayyım atayabilmek için adım adım ilerliyor, İstanbul’da başarı sağladığında bu hukuksuzluk başka şehirlere de sıçrayacak.”

Akşener, devamında ise, “Bir düşünün bakalım yerel mahkemenin ardından bir de terör soruşturması başlatıldı, niye? Bu hukuksuzluğu anlatmamız gerekirken biz neyi tartışmaya başladık? Neyi gündem yaptık? Akşener rol mu çaldı, siyasi nezaketsizlik mi yaptı? Akıl alır gibi değil, şaşkınlık içindeyim ve çok üzgünüm. Çok büyük nezaketsizlikle, çok büyük saygısızlıkla karşı karşıya kaldım.” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmenin ardından Karar gazetesi yazarı Elif Çakır’a da değerlendirmede bulundu.

İYİ Parti lideri, İmamoğlu’na verilen cezanın ardından Saraçhane’deki mitinge gitmesiyle ilgili olarak şunları kaydetti:

“Enteresan bir ülkede yaşıyoruz. 14 Aralık günü siyasi bir cinayet işlendi, bir belediye başkanının kellesi hukuk kıskacıyla giyotine yatırıldı. Yapılması gerekeni yaptım, kalktım ve destek için gittim. Bütün programlarımı iptal ettim. Bundan daha elzem program mı olur? Giderken de Altılı Masadaki bütün liderleri aradım. En başta Sayın Kılıçdaroğlu’nu aradım, telefonu kapalıydı. İmamoğlu’na yapılanı tartışmak, hukuk cinayetini konuşmak yerine bir anda konu geldi, geldi, geldi döndü mü bir anda Meral Akşener’in rol çalması meselesine…

Mesele İmamoğlu meselesi değil, iktidar bir cinayet işliyor, İstanbul’a kayyım atayabilmek için adım adım ilerliyor, İstanbul’da başarı sağladığında bu hukuksuzluk başka şehirlere de sıçrayacak. Bir düşünün bakalım yerel mahkemenin ardından bir de terör soruşturması başlatıldı, niye? Bu hukuksuzluğu anlatmamız gerekirken biz neyi tartışmaya başladık? Neyi gündem yaptık? Akşener rol mu çaldı, siyasi nezaketsizlik mi yaptı? Akıl alır gibi değil, şaşkınlık içindeyim ve çok üzgünüm. Çok büyük nezaketsizlikle, çok büyük saygısızlıkla karşı karşıya kaldım.”

Akşener, görüşmede cumhurbaşkanı adayı konusunun gündeme gelip gelmediği konusunda şunları söyledi:

“Hayır. Aday meselesi iki liderin konuşacağı bir mesele değil, aday meselesini görüşmek, konuşmak etik de olmazdı, onu Altılı Masada konuşacağız, birlikte karar vereceğiz. Dediğim gibi sadece Saraçhane meselesini konuştuk. Bir de bir yıldır Altılı Masa olarak toplanıyoruz, ne yaptık, ne ettik, ne aşama kaydettik, ne yapmamız gerekiyor, bunların üzerinde konuştuk.”

Paylaşın

Mahsa Amini Protestoları: 100 Kişi İdam Cezasıyla Karşı Karşıya

Norveç merkezli Iran Human Rights (IHRNGO), ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolara destek veren çok sayıda kişinin idam tehdidi altında olduğunu bildirdi.

Haber Merkezi / IHRNGO, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamasında, protestolarda bu güne kadar 476 kişinin hayatını kaybettiğini, hayatını kaybedenlerden 64’ünün çocuk, 34’ünün kadın olduğu belirtti.

Açıklamada, “Ayrıca, en az 100 protestocu şu anda infaz, ölüm cezası veya hapis cezası alma riskiyle karşı karşıya” dendi. Açıklamada, çoğu ailenin sessiz kalması için baskı altına alındığı, gerçek sayının çok daha yüksek olduğuna inanıldığı ifade edildi.

Verilere göre Sistan ve Belucistan eyaletinde 130, Batı Azerbaycan eyaletinde 53, Kürdistan eyaletinde 53, Tahran’da 52, Mazandaran eyaletinde 38, Gilan eyaletinde 26, Kirmanşah’ta 25, Alborz’da 23, İsfahan’da 14, Fars’ta 11, Zencan, Lorestan, Markazi, Kazvin, Hamevdan’da toplam 15 kişi hayatını kaybetti.

Öte yandan İran İnsan Hakları Eylemcileri Haber Ajansı’na (HRANA) göre protestolar sırasında 69’u çocuk olmak üzere en az 500 kişi öldürüldü. Ayrıca, iki gösterici idam edilirken 26 kişi daha idam edilmeyi bekliyor. Gözaltına alınan çok sayıda kişinin de farklı işkencelere maruz kaldığı aktarılıyor.

İran’da 2017, 2018 ve 2019’da da uzun soluklu protestolar düzenlenmesine rağmen son eylemlerin toplumun bütün kesimlerinden insanları içermesi ve protestolara kadınların öncülük etmesiyle ayrıştığı belirtiliyor.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın

Rusya’dan Ukrayna’ya Yoğun Hava Saldırısı

16 Aralık’tan bu yana Ukrayna’ya yönelik en ağır saldırıyı gerçekleştiren Rusya, 120’den fazla füze ile ülkenin farklı bölgelerini hedef aldı. Rusya’nın yoğun hava saldırısı, Moskova’nın dün Kiev’in barış planını kabul etmeyeceği açıklamasının ardından geldi.

Haber Merkezi / Ukrayna Devlet Başkanlığı Danışmanı Oleksiy Arestovych, Rusya’nın perşembe sabahı ülkesine yönelik büyük bir hava saldırısı başlattığını ve belirli aralıklarla 100‘den fazla füze attığını duyurdu.

Facebook hesabından açıklama yapan Arestovych, “Rusya tarafından Uknayna topraklarına bu sabah büyük bir hava saldırı başlatıldı. Belirli aralıklarla 100’den fazla füze atıldı.” dedi.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin danışmanı Mihaylo Podolyak Twitter üzerinden yaptığı paylaşımda, “düşmanın kritik alt yapıya zarar vermeyi ve sivilleri toplu halde öldürmeyi hedeflediğini” belirtti.

Ukrayna Hava Kuvvetleri tarafından yapılan açıklamada da, Rusya’nın “kamikaze” olarak adlandırılan insansız hava araçları (İHA) ile gece boyunca düzenlediği saldırıların ardından ülkenin farklı bölgelerine havadan ve denizden fırlatılan seyir füzeleri ile taarruzu sürdürdüğü belirtildi.

Başkent Kiev’in yanı sıra ülkenin kuzeydoğusundaki Harkiv, batısındaki Lviv ve Karadeniz kıyısındaki Odessa’da patlamaların olduğu, ülke genelinde sirenlerin çaldığı bildirildi.

Kiev Belediye Başkanı Vitali Kliçko, Kiev’de saldırılar sonrasında kentteki tüketicilerin yüzde 40’ının elektriklerinin kesildiğini bildirdi. Kliçko, füze saldırıları nedeniyle aralarında 14 yaşında bir kızın da bulunduğu üç kişinin yaralandığını belirtti.

Kiev’deki askeri yetkililer ise iki binanın isabet aldığını, kentin güneybatısında da bir sanayi tesisi ile çocuk parkının hasar gördüğünü aktardı.

Harkiv Belediye Başkanı Ihor Tereçov, saldırıların ardından nerelerin vurulduğunu ve ölen ya da yaralanan olup olmadığını incelediklerini açıkladı.

Aralık ayının ortasından bu yana en ağır saldırı

Lviv Belediye Başkanı Andriy Sadovyi Telegram hesabından kentin yüzde 90’ına elektrik verilemediğini duyurdu.

Rusya’nın bugün fırlattığı füzeler, 16 Aralık’tan bu yana Ukrayna’ya yönelik en ağır saldırı oldu. Ukrayna, Aralık ayı ortasında da Karadeniz’deki savaş gemilerinden ve havadan yoğun bombardımana hedef olmuştu.

Bugünkü saldırı Ekim ayından bu yana Rusya’nın düzenlediği 10’uncu yoğun saldırı oldu. Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, günlerdir yeni saldırılar olabileceği konusunda uyarıda bulunuyordu.

Rus ordusu, geçen haftalarda Ukrayna’nın enerji tesislerini hedef alan saldırılar düzenlemişti. Ukrayna hava savunmasına rağmen, saldırılar enerji alt yapısına ağır hasar verdi. Batı, Rusya’yı kış ve soğuğu silah olarak kullanmakla suçluyor.

Rusya, barış planını Ukrayna’nın, Moskova’nın 4 bölgeyi ilhakını kabul etmemesi halinde tartışmayacağı tehdidinde bulunmuştu.

Rusya, gerçekleştirdiği hava saldırılarının sivil hedeflere yönelik olmadığını iddia ederken, Ukrayna bu saldırıların kentlerini ve alt yapısını imha ettiğini dile getiriyor.

Ukrayna’nın son dönemde geri aldığı Herson kenti, Rusya’nın sürekli ağır bombardımanına hedef olan kentler arasında yer alıyor.

Zelenskiy: 1800’den fazla yerleşim yerinde kontrolü sağladık

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, dün parlamentoya hitaben yaptığı konuşmasında, Rus güçlerince ele geçirilen 1800’den fazla yerleşim yerinde tekrar kontrolü sağladıklarını duyurdu.

Rusya’nın, Ukrayna’da savaş başlatmakla sadece ülkesini değil, Batı ülkelerini de tehdit ettiği yorumunda bulunan Zelenskiy, “Artık Batı’da hiç kimse Rusya’dan korkmuyor ve korkmayacak.” diye konuştu.

Avrupa Birliği ülkelerinin Rusya’ya karşı bugün Ukrayna’ya silah desteği yaptığını belirten Zelenskiy, “Tarihte ilk kez, Avrupa Birliği bu tür büyük ölçekli saldırılara karşı savunma yardımı yapıyor.” şeklinde konuştu.

Zelenskiy, AB’nin ülkesine bu yıl “aday ülke” statüsünü verdiğini hatırlatarak, “Ukrayna bu statüyü çoktan hak etti.” dedi.

Ülkesinin bir AB üyesi olması gerektiğini vurgulayan Zelenskiy, “Ukrayna’nın AB üyeliği konusunda müzakerelere başlamanın zamanı geldi.” ifadesini kullandı.

Savaşın başladığı 24 Şubat’tan bugüne kadar Rus tarafıyla yapılan esir takası sonucu 1456 Ukraynalı askerin serbest kaldığını ifade eden Zelenskiy, “Toprak bütünlüğünü yeniden tesis etmemiz gerektiği gibi, toplumsal bütünlüğü de yeniden sağlamalıyız.” dedi.

Paylaşın

İmamoğlu’ndan İBB’ye Açılan ‘Terör’ Soruşturmasına Tepki: Biz Kuzu Değiliz

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB’ye yönelik yürütülen terör soruşturması için, Bakan Soylu’ya seslenerek, “Biz kuzu değiliz. Bu ülkede adaletin yerini bulacağına inanan ve bunun mücadelesini kararlılıkla veren insanlarız” dedi.

Haber Merkezi / 2019’da göreve gelmeden önce, AKP’li yönetim döneminde alınan bazı kişilerin silahlı terör örgütü üyeliği, bombalı terör eylemi gibi suçlarının olduğunu öne süren İmamoğlu, “2018 yılı Kasım ve Aralık ayında işe alınan 3 terör örgütü İBDA-C üyesi sabıkalı personelin iş akitlerini de biz feshettik” dedi.

Soruşturma kapsamında hazırlanan raporda yalnızca kendisi ve kendi yönetimindeki 100’den fazla kişinin yer aldığını ifade eden İmamoğlu, eski İBB Başkanı Mevlüt Uysal ve İstanbul Valisi Ali Yerlikaya dönemlerini de işaret ederek bu iki isim hakkında da işlem talep edilmediğini sordu ve şöyle devam etti: Bakın bugünün Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu da, o dönemin genel sekreter yardımcısıdır. yani sorumlulardan biridir. unutmayın…

İmamoğlu, raporda sadece kendilerinin yer almasını tekrar eleştirdi ve şunları söyledi: O raporda sadece Ekrem İmamoğlu ve onun yöneticileri suçlanıyorsa, gök kubbeyi başınıza yıkarız. Herkese eşit muamele yapılmışsa tamam aksi takdirde AK Parti milletveki adayı müfettiş, bu eksikliği yapmışsa bilerek ve isteyerek görevi ihmal suçu işlemiştir. Hesabını çatır çatır bakanıyla beraber öder.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İçişleri Bakanlığı’nın İBB’ye başlattığı “terör” soruşturmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İmamoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

Kamuoyunun tanık olduğu üzere bir yıldan fazladır Türkiye Cumhuriyeti’nin İçişleri Bakanı devlet adamı kavramı ile bağdaşmayacak iddialar üzerinden İBB’ye 86 bin çalışanımıza ve hatta ailelerine, bana terör ile ilişkili suçlamalarda bulunmaktadır. İlk olarak 9 Aralık 2021 günü TBMM’de İçişleri Bakanlığı bütçesi görüşülürken hezeyana kapılan bakan sayı ve örgüt listesi vererek, ‘557 teröristin çalıştığını’ iddia etmiştir.

Aradan geçen zamanda terörist olduğunu iddia ettiği kişilere karşı herhangi bir yasal girişimde de bulunmamıştır. Oysa biz görevimizin gereği söylenen bu sözü kıymetli bularak girişimde bulunmak istedik. ‘Bu 557 teröristin isimlerini bize verin işlem başlatalım’ dedik. Aldığımız yanıt ‘Siz bizim muhatabımız değilsiniz’ oldu.

“Bu kişi adil ve tarafsız bir müfettiş değildir”

Bir amaca matuf yapıldığı çok belli olan soruşturmanın önemli bir ayrıntısı daha var. Mülkiye müfettişleri İBB’ye geldiklerinde 8 kişilik ekibin başında bir başka baş müfettiş vardı. Heyet bir süre incelemeyi bu baş müfettiş başkanlığında yaptı. Her nedense, siz nedenlerini iyi biliyorsunuz yaza doğru bu müfettiş heyet başkanlığından alındı. Ankara’ya çekildi. Sağlık sebepleri bu konuda sık kullanılan bir gerekçedir. Görevden alınan baş müfettiş yerine kim getirildi? Bir dönem AK Parti’den milletvekili adayı olan bir kişi. Ben İBB Başkanı adayı olduktan sonra Beylikdüzü Belediye Başkanlığı dönemimle ilgili 28 ayrı özel soruşturmayı aşan bir kişi. Seçim zamanında.

Arif Yıldırım adında militan AK Partili bir zatı muhterem heyet başkanı oldu. Bu zatın sicili belgelidir. Bu kişi 20 Mayıs 2019’da Beylikdüzü Belediyesi’ne bir işlemle ilgili yine bir soruşturma açıyor. Belediye Başkanı olarak beni suçlayarak ifademi almak istedi. Oysaki o işlemin tarihi 31 Mart 2019 tarihinden sonra, yani Beylikdüzü Belediyesi yeni başkanını seçmiş, ben ise mazbatası iptal edilmiş İBB Başkanıyken gözü bu kadar kör, İmamoğlu konusunda bu kadar gönül gözü dönmüş bir insan. Aslında aklında hep olan benim. Bu kişi adil ve tarafsız bir müfettiş değildir.

Ahmak davasında ‘Bu davadan ceza çıkmaz’ diyen hakim başka bir kente sürülüyor. Terör soruşturmasında da müfettiş grubunun lideri merkeze çekiliyor yerine malum zihniyette biri getiriliyor. Bize dönük saldırıların belirli bir takvim ve disiplin içinde yürüdüğünü net olarak söylüyorum. Bunlar sıradan olaylar değil. Bu süreçlere karşı çıkanlar da ister hakim ister baş müfettiş olsun bu insanlarda ortadan yok ediliyor.

“Bu bakan kendisini çok akıllı herkesi aptal sanıyor”

26 Kasım 2022 günü bakan bey yine medyanın karşısına çıktı ve aralarında İBB’nin de olduğu bazı belediyelerle ilgili müfettiş raporundan bir kısım iddiaları gerçekmiş gibi kamuoyuna sundu. Bu bakan kendisini çok akıllı herkesi aptal sanıyor. ‘CHP’li belediyelerle ilgili 1107 soruşturma açtık ama AK Partili belediyelerine de 885 soruşturma başlattık’ diyerek ne kadar da adaletli olduğunu anlatmaya çalışıyor. Sen terör örgütü üyeliği suçlamalarıyla sadece CHP’li belediyelere soruşturma açtın.

Yasal olarak belediyelerin hiçbir güvenlik soruşturması yapamayacağı bir döneme ilişkin soruşturma açıyorsun. Eğer adil bir bakansan 19 AK Partili ve kayyumun yönettiği büyükşehir belediyelerine de İBB’ye yaptığın personel soruşturmasını yap. Eğer adaletli olduğunu iddia ediyorsan CHP’li belediyelere gösterdiğin sertliği, yüzlerce AKP’li ve MHP’li ilçe belediyesine de göster. Bir de çıkmış yüzdeler vererek, grafikler göstererek ‘Ben adil birisiyim’ demeye çalışıyor. Ne adalet, ne hukuk, ne ahlak, ne vicdan senin ruhunda yer bulmuyor.

“Bakanlık bize hiçbir bilgi vermediği gibi, bakanlık verileri arasında ciddi farklar olduğunu da görüyoruz”

Gördük ki bakan geçen yıl 557 adet dediği terörist sayısını, ülkedeki enflasyon oranını da artırmış ve sayıyı alelacele 1668’e çıkartmıştı. İBB olarak terörle mücadelenin neresinde olacaksak, orada olduğumuz için yine dosyalarda göreceğiniz üzere bakanlığımıza bilgi sorduk ama şaşırmayın ki cevap alamadık. Bir yıldır İBB’de var olduğu iddia edilen teröristlere ulaşmak ve yasal işlemleri yapmak için mücadele ediyoruz ama bakan beyin engeline takılıyoruz.

İBB’de olduğu iddia edilen teröristleri birisi saklıyor ve işlem yapmıyor ama iddiaları ortaya atan birisi, Ekrem İmamoğlu ya da İBB değil. Bakanlık bize hiçbir bilgi vermediği gibi, bakanlık verileri arasında ciddi farklar olduğunu da görüyoruz. Soruşturma tarihlerinde 1 Ocak 2019-27 Haziran 2019 tarihleri arasında biz görevde değildik. Öncesinde eski başkan Mevlüt Uysal ve kayyum döneminde de İstanbul Valimiz Sayın Ali Yerlikaya görevdeydi. İçişleri Bakanı olan kişi yaptığı basın toplantısında iddia ettiği 1668 teröristi isim isim, reklamını da yaparak 8 terör örgütüne böldü. 51 kişiyi diğer terör örgütleri klasmanına soktu.

İçişleri Bakanı’nın yaptığı açıklamaya göre 9 Aralık 2022’de Cumhuriyet Savcılığı’na gönderilmiş durumda. Şimdi savcılık raporu inceleyecek ve karar verecek. Gelinen süreçte madde madde elimizdeki veriler ve bakanın iddiaları odaklı bir sunum gerçekleştireceğim. İçişleri Bakanı 23 Aralık Cuma günü attığı son tweeti inceleyin. Bu tweet ile belediye ve terör arasındaki iltisakı sözüm ona tekrar iddia etti. Konu yargıya taşınmışken yargıyı tehdit etmeye yönelik faaliyetlerini sürdürdü.

Bu iddialara sessiz kalmamız beklenemezdi. Bakan ‘Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmadan belediyeye personel aldılar’ diyorlar. Biz 27 Haziran 2019 günü mazbatamızı aldık. Bakan Bey’in bilerek istismar ettiği şu: Anayasa Mahkemesi biz göreve geldikten 5 ay sonra 28 Kasım 2019 tarihinde bir karar aldı. Buna göre kamu kurumlarında işe alınacak personel için güvenlik soruşturması, arşiv araştırması talebini yasal bulmadı ve kaldırdı. Yeni yasa çıkana kadar işe alınan personel için bu evrakı talep etmek en yüksek yargı makamınca yasaklanmıştır. Bu yasak kararı 81 il valiliğine bizzat İçişleri Bakanı Soylu tarafından resmi yazıyla ve imzasıyla iletilmiştir. Biz İBB olarak İstanbul Valiliği’ne Kasım 2019’da bünyemize alacağımız bir memurumuz için arşiv araştırması talep etmişiz.

Valilik de 30 Aralık 2019 tarihinde AYM kararına göre ‘bu evrakı istemeyezsiniz’ demiş. Yazıyı bize iade etmiş. Arkadaşlar size bunun gibi birkaç yazışmayı daha kitlerinize koyduk. AYM, 28 Kasım 2019’dan, yani yasa çıkan 18 Nisan 2021’e kadar Bakan’ın “Yapmamışlar” dediği araştırmanın yapılmasını zaten yasaklamıştı. AYM’nin yasak kararı olan 17 ayda, İBB’nin iştirak şirketlerine 11 bin kişi işe alındı. İBB, İSKİ ve İETT’de alınanları da sayarsınız 13 bin civarında çalışanın işe girdiğini görüyorsunuz. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yasaktı. Ocak 2021 tarihli sizin elinizde. Bizzat kendisi, bu evrakları istemeyin diye resmi yazı yazmıştı.

Buradan Bakan’a söylüyorum. Biz kuzu değiliz. Bu ülkede adaletin yerini bulacağına inanan ve bunun mücadelesini kararlılıkla veren insanlarız. Peki yeni yasa çıkınca İBB, arşiv ve güvenlik araştırmaları konusunda üzerine düşeni yapmış mıdır? Evet yapmıştır. Yasak kararı öncesi beş aylık ve yeni yasa sonrası 8 aylık, toplam 13 ayda işe giren 7 bin 500 kişi için arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması talep ettik. Eski İBB yönetiminde işe alınan 4 bin 116 çalışandan eksik olduğunu gördüklerimizi de arşiv ve güvenlik soruşturmalarını talep ettik. Bu talebimizin 9 bin 617’sine cevap aldık. 660 kişinin arşiv araştırması içinse bir yıldır cevap bekliyoruz. 30 günde cevaplaması gereken 660 kişi için, müfettiş 25 bin 365 kişinin sorgusuna 5-6 ayda ulaşabiliyor. Demek ki isteyince olabiliyormuş.

Eski başkan Mevlüt Uysal ve Sayın Vali Ali Yerlikaya’nın sorumluğu olduğu dönemde. 4 bin 116 kişiden 1800’ü için güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması istenmemiş. Hem de o dönemde AYM’nin yasak kararı yokken. Mevlüt Uysal ve İstanbul Valisi de bizim gibi hileci mi oluyor? ‘İşe alınacak personelin adli sicil kaydı…’ Yani bildiğimiz adıyla sabıka kaydı ‘e-devletten alınırken kamu seçeneği seçilmeliydi. Bakan böyle söylüyor.

Ama çoğu özel sektör olarak kayıt aldı, hülle yöntemini kullandılar’. Bakan Bey yine saçmalamaya devam ediyor. Bizim hülle yöntemi kullandığımızı, işe alımla ilgili kamuyu seçmediğimizi, özel sektör seçeniğinden işe alım yaptığımızı iddia ediyor. Eğer dediği gibi hülle yöntemi kullanılmışsa, bizden önceki altı ayda, yani Mevlüt Uysal ve Ali Yerlikaya döneminde işe alınan 1400 kişinin de adli sicil kaydının özel sektör seçeneğinden alınmış olmasını nasıl yorumluyorsunuz? Yani siz partinizin eski belediye başkanına da mı hülleci diyorsunuz?”

“Aslında pandoranın kutusu açılmıştır”

Belediyemiz İSKİ ve İETT’de değerlendirme komisyonları başından beri görevlerini yapmaktadır. Bakan beyin geçen günkü hezeyanlarının ardından iştirak şirketlerimizde de değerlendirme komisyonlarını kurduk. Arşiv araştırmaları da bu komisyonlarda değerlendirilerek işlem yapıldı. Bu zamana kadar çeşitli kayıtlardan 1105 dosya ele alındı. 974 dosyaya işlem yapılma gereği görülmedi. 46 terör ilişiği ve iltisakı içeren kişi işten çıkarıldı. 53 kişi de farklı suç ilgileri ve arşiv araştırmalarıyla nedeniyle iş akdi feshedildi.

Bakan Bey, siz değil arşiv araştırması, adli sicil kaydında silahlı terör örgütü üyeliği, bombalı terör eylemi gibi suçları olanları istihdam etmişsiniz. 2017’de işe aldığınız A.T., Temmuz 2018’de işe aldığınız R.A. bunlardan birkaçı. 2018 kasım ve aralık ayında işe alınan IBDA-C üyesi çalışanların iş akitlerini de biz feshettik. Bize yaptığı suçlamaların bir mantısı var ise, aynı suçu eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal ve İstanbul Valisi Ali Yerlikaya da işlemiştir. Aslında pandoranın kutusu açılmıştır.

Uysal döneminde işe alınan Y.Y. ve ikinci kez işe aldığınız O.Ç. nasıl oldu da hassas gözlerinizden kaçtı? Bakın arşiv araştırması demiyorum, sabıka kaydı diyorum. Ne yazıyor? Silahlı terör örgütüne üyelik, silahlı terör örgütü yöneticiliği yazıyor sabıka kaydında. Bu iki kişinin de işten çıkarılışı bizim dönemimizde yapılmıştır. 6 Mayıs ve 29 Mayıs 2019’da işe alınan ve biz işe başlayınca fark ettiğimiz 6 çalışanın FETÖ iltisaklı çıkmasını nasıl değerlendireceklerdir? Medyaya yansıyan 500 küsur sayfalık rapor henüz bizde yok.

Duyumlarımıza göre bu raporda hakkında işlem yapılması istenen kişiler sadece ve sadece ben ve benim dönemimde eski / yeni yönetici arkadaşlarım. Eğer savcılığa sunulan raporda eski başkan Mevlüt Uysal, İstanbul Valisi ve onların yöneticileri hakkında da işlem talep edilmişse bir lafım yok. Unutmayın, altını tekrar çiziyorum. O raporda sadece İmamoğlu ve onun yöneticileri suçlanırsa gök kubbeyi başınıza yıkarız. Bakan Bey, kendi arkadaşlarını da yaktın haberin olsun.

Sayın Bakan, emniyet ve istihbarat gibi hayati önemdeki güvenlik konularını bağladığınız bakan yardımcınızın kardeşi FETÖ terör örgütü üyesi ve yurtdışında kaçak bir firari. Altı yıldır yaz tatilinde bile gelemez olduğunu biliyoruz Türkiye’ye. Sayın Bakan, kardeşi yani birinci dereceden yakını FETÖ firarisi olan bakan yardımcısını atayınca bir terör örgütü iltisaklısına jest mi yapmış oluyorsunuz?

Devletin güvenliğinin emanet edildiği kişi daha burnunun ucundakini görmüyorsa devletimizin güvenlik zafiyeti var mıdır? Daha önce bu bakanın bir milli güvenlik sorunu olduğunu söylemiştim. Şimdi ortaya çıkan tablo devletimizin kıymetli valileri ve AK Parti siyasileri için ciddi bir tehlike olduğunu net olarak ortaya koymuştur. Bu kişiyi göreve getiren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Görev ihmalleri zincirinin de sorumlusu da doğal olarak odur. Sayın Cumhurbaşkanı ya ortaya koyduğumuz bu fotoğrafı yaratacağı kaosa razı geleceksiniz ya da İçişleri Bakanlığı koltuğunda oturan yüzünü kızartmayacak birini göreve atayacaksın. Artık aleni bir şekilde ortaya çıkmıştır ki Sayın Soylu olmamıştır. Olamamıştır. Olmamış bu adam net. İçişleri Bakanlığı kapasitesi yok. Onlarca kez AK Parti’yi hem de iktidarı rezil etmiştir. Üstelik bizim bildiklerimizin sizin bildiklerinizin yanında da esamesi okunmaz.

Aklını ve kalbini günaha teslim etmiş, hırsı ve öfkesi tarafından kontrol edilen ve bu tümüyle yüzü davranışlarına yansımış bu bakan Türkiye Cumhuriyeti’nin çok kıymetli kurumlarını istismar etmektedir. Umarım bir bakanın yarattığı dezenformasyon ve doğmasına sebep olduğu bu kaotik durum devletimizin akli selim, sorumluluk sahibi yetkilileri tarafından bir an evvel ele alınır. Çünkü bu devlet bu hepimizin, milletimizindir. Türkiye’nin bu aklı selimliğe acilen ihtiyacı vardır. Bir bakanın karanlıklar içerisindeki ruh hali ne İBB’nin ne valilerimizi ne de seçilmiş ya da atanmış yöneticilerimizi de bu yoluna feda etmeyelim.

“Kimsenin hakkını yemedik, hakkımızı da yedirmeyiz”

Devletimizin terörle mücadelesinde nefer olmaya devam edeceğiz. Tıpkı hak, hukuk ve adaletin yanında durmaya devam edeceğiz. Bu bir hukuk davası değil, siyasi davadır. Bu bir kişisel dava değil, ulusal davadır. Bu bir mağduriyet davası değil, haysiyet davasıdır. Kimse bizden susmamızı bekleyemez. Kimse teslim olmamızı beklemesin. Bizler kolay kolay hakkını yedirecek insanlar değiliz. Kimsenin hakkını yemedik, hakkımızı da yedirmeyiz. Mücadeleden vazgeçmemiz mümkün değildir. Hepinize geldiğiniz için teşekkür ediyorum.

Paylaşın

Akşener’den Kılıçdaroğlu İle yapılan Görüşmeye İlişkin İlk Açıklama: Niye Dağılsın Altılı Masa?

CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile İYİ Parti Lideri Akşener, Ankara’da baş başa görüşmüşlerdi. Görüşme konusunda açıklama yapan Akşener, İmamoğlu’nun aldığı ceza ardından CHP ve İYİ Parti arasında yaşanan sorunun ele alındığını söyledi.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile İYİ Parti lideri Meral Akşener arasında 27 Aralık akşamı Ankara’da yapılan baş başa görüşme konusunda ilk açıklama Akşener’den geldi.

Gazeteci Murat Yetkin’in sorularını yanıtlayan Akşener, görüşmede İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun aldığı ceza ardından CHP ve İYİ Parti arasında yaşanan sorunun ele alındığını söyledi.

“İmamoğlu’nun kellesi giderken tartışmanın Meral Akşener’in rol çalmasına nasıl evrildiğini anlayamıyorum, şaşırdım kaldım” diye konuşan İYİ Parti lideri; “Bu bütün muhalifler açısından bir mihenk taşıdır. Çünkü İstanbul Belediyesine kayyım atanması yolunda bir adım atıldı. Terör soruşturması bunun parçasıdır. Diğer belediyelere de sıçrayabileceğine dair bilgi ve değerlendirmem var. Benim gidişin orada muhalefet olarak birlik, beraberlik göstermek içindi. Saygısızlık yapıldı bana” diye konuştu. Görüşmede Altılı Masa konularından CHP ve İYİ Parti arasındaki ilişkilerin konuşulduğu anlaşılıyor.

‘Adayı Altılı Masa’da konuşacağız’ 

Akşener, “Masa dağılıyor mu” sorumuza “Niye dağılsın Altılı Masa? Birlikte kazanacağımızı söylüyoruz” yanıtını verdi.

Altılı Masa’nın kimi aday göstereceğinin konuşulup konuşulmadığı sorusuna cevaben, “Onu Altılı Masada konuşacağız. İstanbul meselesini konuştuk; onun dışında neleri konuşup konuşmadığımızı söylemedim. Çünkü bu konu gerçekten mihenk taşı” dedi. Akşener, muhalefetin cumhurbaşkanı adayı ve başörtüsü konusundaki Anayasa Değişikliği sorularını yanıtlamadı.

Çankaya Belediyesinin Ahlatlıbel sosyal tesislerinde yapılan görüşme talebinin Kılıçdaroğlu’dan geldiğini söyleyen Akşener, dağıtılan fotoğrafta her ikisinin de hayli gergin görünmesini kendisinin geçirmekte olduğu grip hastalığına bağladı, “Gergin bir durum yoktu” dedi.

Kılıçdaroğlu: İçeriğini aktaramam, bu yanlış olur

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile Ankara’da yaptıkları görüşmeye dair yakın çevresine değerlendirmelerde bulundu.

Toplantının verimli geçtiğini belirten CHP lideri, “Güzel bir toplantı oldu. Toplantı içeriğini aktaramam, bu yanlış olur. Ancak Türkiye’nin yönetilememesi sorununu önümüze getiren ucube sistemin değişiminin zorunluluk olduğu konusunda mutabakatımız tamamdır, bunu söyleyebilirim” ifadelerini kullandı.

Davutoğlu: Bir kriz toplantısı olarak görülmemeli

Altılı Masa’da yer alan Gelecek Partisi’nin Lideri Ahmet Davutoğlu ise, “Altılı Masa’da liderler arasında konuşulmayan, konuşulurken tedirginlik duyulan hiçbir konu yok” dedi.

Davutoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in dün yaptığı toplantı için, “Bir kriz toplantısı olarak görülmemeli” dedi.

Paylaşın

ÇAYKUR’un Borcu 5 Milyar 200 Milyon Liraya Yükseldi

ÇAYKUR’un borcu, 2021 dönem sonunda bir önceki yıla oranla yüzde 26 oranında artarak 5 milyar 200 milyon liraya yükseldi. 2021’de ticari bankalardan kullanılan kredilerinden dolayı tahakkuk eden faiz veya finansman gideri tutarı da 588 milyon lira oldu.

Sayıştay, Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü’ne (ÇAYKUR) yönelik 2021 denetim raporunu tamamladı.

Cumhuriyet’ten Sefa Uyar’ın haberine göre raporda, ÇAYKUR’un borçlanma ihtiyacının çok yüksek olduğu ve finansman giderlerinin dönem sonucunu olumsuz etkilediği vurgulandı.

Raporda, 16 milyar liralık ticari banka kredisi kullanıldığı ve 15 milyar lira kredi anapara geri ödemesi yapıldığı ancak kalan 1 milyar TL ve faizlerinin ödenemediği ifade edildi.

Raporda şunlar kaydedildi: “Dolayısıyla 2020’den devreden 4 milyar 200 milyon lira tutarında mali borçlar, 2021 dönem sonunda yüzde 26 oranında artarak 5 milyar 200 milyon liraya yükselmiştir. 2021’de ticari bankalardan kullanılan kredilerinden dolayı tahakkuk eden faiz veya finansman gideri tutarı da 588 milyon lira oldu.”

Kurumun, TVF’ye devredildiği 2017’den bu yana işletme faaliyeti zararlarının devamlılık göstermeye başladığı ve kalıcı borçlanma ihtiyacının doğduğu vurgulanan raporda, borcun borçla kapatılmaya başlandığı kaydedildi.

Raporda, “ÇAYKUR’un kredi anapara ve faiz borcu ödemesi için ne kadar borçlanma yapıldığını ifade eden borç çevirme oranı 2021’de yüzde 106 seviyesinde gerçekleşmiştir. Başka bir ifadeyle, ÇAYKUR 2021’de 100 birim anapara ve faiz borcu ödemek için 106 birim borçlanmıştır” ifadeleri kullanıldı.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu – Akşener Görüşmesi; Davutoğlu: Bir Kriz Toplantısı Olarak Görülmemeli

CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile İYİ Parti Lideri Akşener’in Ankara’da baş başa görüşmelerini değerlendiren GP Lideri Davutoğlu, “Altılı Masa’da liderler arasında konuşulmayan, konuşulurken tedirginlik duyulan hiçbir konu yok” dedi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Habertürk televizyonunda Kübra Par’ın Açık ve Net programında gazeteciler Nagehan Alçı, Kemal Öztürk ve Faruk Aksoy’un sorularını yanıtladı.

Davutoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in dün yaptığı toplantı için, “Bir kriz toplantısı olarak görülmemeli” dedi.

Gelecek Partisi lideri aynı zamanda, “Üçlü olarak geçen sene masada yemek yediğimizde sayın Akşener ve sayın Kılıçdaroğlu’nun çok rahat konuşabildiklerini gördüm ve bu memnun etti. Bu kültürü gördükten sonra bu akşamla ilgili telaşa kapılmış değilim” ifadesini de kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında hüküm verilmesinin ardından yaşananlar, Akşener ve Kılıçdaroğlu arasında gerilim yaşandığı iddialarının ortaya çıkmasına yol açmıştı.

Bu konuyla ilgili Davutoğlu, “Akşener’in İmamoğlu’na verdiği desteği doğal görürüm” değerlendirmesinde bulundu.

“Alternatif yollar denenir, ama bu masanın dağıldığı anlamına gelmez” diyen Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “oyun kurucuların psikolojisini bozmaya çalıştığını” söyledi, ancak bunun gerçekleşmeyeceğini dile getirdi.

Davutoğlu aynı zamanda hiçbir liderin bu masayı dağıtmayı hakkı olmadığını aktardı:

“Altılı Masa ortak üründür. Kılıçdaroğlu ile Akşener değil, hepimiz birlikte yaptık. Hepimiz emek verdik. En önemlisi toplumda umut oluşturmuşuz, bu umudu dağıtmaya hiçbirimizin hakkı yok.”

Seçim takviminde Altılı Masa’yı en çok zorlayacak unsurun aday seçimi olacağını vurgulayan Davutoğlu, adaydan önce metinlerin açıklanması sürecinin tamamlanması gerektiğini vurguladı.

O yüzden de aday seçiminin Ocak sonuna kalacağını tahmin etti.

Davutoğlu, çoklu adayla ilgili bir soru üzerine, “A planımız tek adaydır, ama şartlar neyi gerektirirse o esneklikte gerekli adımı atarız. A planımız, B planımız tek adaydır. Ama karşı taraf öyle bir şey yapar ki, oturur tekrar değerlendiririz” yanıtını verdi.

Kılıçdaroğlu: İçeriğini aktaramam, bu yanlış olur

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile Ankara’da yaptıkları görüşmeye dair yakın çevresine değerlendirmelerde bulundu.

Toplantının verimli geçtiğini belirten CHP lideri, “Güzel bir toplantı oldu. Toplantı içeriğini aktaramam, bu yanlış olur. Ancak Türkiye’nin yönetilememesi sorununu önümüze getiren ucube sistemin değişiminin zorunluluk olduğu konusunda mutabakatımız tamamdır, bunu söyleyebilirim” ifadelerini kullandı.

Akşener: Niye dağılsın Altılı Masa?

Öte yandan Gazeteci Murat Yetkin’in sorularını yanıtlayan İYİ Parti Lideri Akşener, görüşmede İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun aldığı cezanın ardından CHP ve İYİ Parti arasında yaşanan sorunun ele alındığını söyledi.

“İmamoğlu’nun kellesi giderken tartışmanın Meral Akşener’in rol çalmasına nasıl evrildiğini anlayamıyorum, şaşırdım kaldım” diyen Akşener, “Bu bütün muhalifler açısından bir mihenk taşıdır. Çünkü İstanbul Belediyesine kayyım atanması yolunda bir adım atıldı. Terör soruşturması bunun parçasıdır. Diğer belediyelere de sıçrayabileceğine dair bilgi ve değerlendirmem var. Benim gidişim orada muhalefet olarak birlik, beraberlik göstermek içindi. Saygısızlık yapıldı bana” diye konuştu.

Akşener, “Masa dağılıyor mu” sorusuna ise “Niye dağılsın Altılı Masa? Birlikte kazanacağımızı söylüyoruz” yanıtını verdi.

Altılı Masa’nın kimi aday göstereceğinin konuşulup konuşulmadığı sorusuna da “Onu Altılı Masada konuşacağız. İstanbul meselesini konuştuk; onun dışında neleri konuşup konuşmadığımızı söylemedim. Çünkü bu konu gerçekten mihenk taşı” yanıtını veren Akşener, muhalefetin cumhurbaşkanı adayı ve başörtüsü konusundaki Anayasa Değişikliği sorularını yanıtlamadı.

Çankaya Belediyesinin Ahlatlıbel sosyal tesislerinde yapılan görüşme talebinin Kılıçdaroğlu’dan geldiğini söyleyen Akşener, dağıtılan fotoğrafta her ikisinin de hayli gergin görünmesini kendisinin geçirmekte olduğu grip hastalığına bağladı, “Gergin bir durum yoktu” dedi.

Paylaşın

2022 Yılında Her Gün 4 Bin 662 Kişi İşten Atıldı

2022 yılının ilk 11 ayında çalışırken işten atılan ve işsizlik ödeneğine başvuran kişi 1 milyon 538 bin 646 kişi oldu. Ortalama her ay 139 bin 876 her gün ise 4 bin 662 kişi işten atıldı. İşten atılmaların en çok yaşandığı il ise 338 bin 845 kişi ile İstanbul olurken, Ankara’da ise işten atılanların sayısı bu yıl bitmeden 103 bin 60 kişi oldu.

2022 yılının son ayıdan açıklanan kasım ayı işsizlik sigortası verilerine göre fondan aslan payını yine işverenler almaya devam etti. Bu yıl fondan işsizlik ödeneği alan işsiz sayısı ocak ayında 482 bin kişi iken kasım ayı itibariyle bu sayı 408 bine düştü.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, 2022 yılında Türkiye’deki emek ve çalışma yaşamına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İleri Haber‘in aktardığına göre Ağbaba’nın emek ve çalışma yaşamına ilişkin verileri paylaştığı açıklaması şöyle:

“Bu yılın ilk 11 ayında çalışırken işten atılan ve işsizlik ödeneğine başvuran kişi 1 milyon 538 bin 646 kişi oldu. Erdoğan ve saray sözcüleri her ne kadar, ‘işsizlere iş var iş beğenmiyorlar’ dese de bu yılın 11 ayında ortalama her ay 139 bin 876 her gün ise 4 bin 662 kişi işten atıldı. İşten atılmaların en çok yaşandığı il ise 338 bin 845 kişi ile İstanbul olurken, Ankara’da ise işten atılanların sayısı bu yıl bitmeden 103 bin 60 kişi oldu.

2022 yılının son ayıdan açıklanan kasım ayı işsizlik sigortası verilerine göre fondan aslan payını yine işverenler almaya devam etti. Bu yıl fondan işsizlik ödeneği alan işsiz sayısı ocak ayında 482 bin kişi iken kasım ayı itibariyle bu sayı 408 bine düştü. Ayrıca; bu yıl ocak-kasım ayları arasında işsizlere fondan verilen ödenek miktarı toplamda 11,2 milyar TL iken, bu aylar arasında işverenlere verilen destek toplamı tamı tamına 25 milyar 52 milyon TL’ye yükseldi. Yani işverenler işsizlerden fondan tam iki kat daha fazla para kullanmış oldu.  Resmi verilerde dahi 3 milyon 5 yüz bin işsizin olduğu ülkede kasım ayı itibariyle işsizlik ödeneği alan işsiz sayısı resmi verilere göre 408 bin kişi ile sınırlı kaldı.

Yılın ilk 6 ayında yüzde 29,32 ile ikinci kez zam yapılarak 5500 TL’ye çıkartılan asgari ücret, 2023 yılı için belirlenen 8500 TL asgari ücretin alım gücü olarak kat be kat üstünde yer aldı. Daha cebe girmeyen 8500 TL asgari ücret; bulgurda, pirinçte, tavuk etinden, sebzede aralık ayında alım gücü olarak daha şimdiden 5500 TL’nin altında kaldı.

2022 yılında ücretler yüksek enflasyon karşısında erirken, emekçilerin milli gelirden aldığı payda bir yılda 3,2 puan azaldı. 2021 3. çeyrekte yüzde 29,5 olan işgücü ödemelerinin yurt içi hâsıla içindeki payı 2022 3. çeyrekte yüzde 26,3’e geriledi. Emeğin milli gelirden aldığı pay bir yılda 3,2 puan azaldı. Ortalama açlık sınırının 8 bin TL’yi yoksulluk sınırının ise 25 bin TL’yi aştığı 2022 yılında; tüm ücretler açlık ve yoksulluk sınırı altında kaldı.

Çalışan işçi sayısındaki artış ile sendika üyesi olan işçi sayısındaki artış arasındaki fark dikkat çekici boyutlara ulaştı. Çalışma Bakanlığı verilerine göre Ocak 2022’den Temmuz 2022’ye kadar çalışan işçi sayısındaki artış 693 bin kişi iken sendika üyeliğindeki 6 aylık artış ise sadece 91 bin kişi ile sınırlı kaldı. 2022 yılında Türkiye’de 15,9 milyon işçinin sadece yüzde 14,26’sı sendika üyesi olarak kayıtlara geçti. İşçilerin 13,7 milyonu sendika hakkından mahrum kalırken, 2022 yılında yasaklanan iki grev ile AKP iktidarında erteleme adı atında yasaklanan grevlerin sayısı 19’a çıktı.

Denetimsizlik ve ihmal sonucunda, AKP’nin sözde kader dediği düzende işçiler 2022 yılında da iş cinayetlerinde yaşamını yitirmeye devam etti. 2022 yılı henüz bitmeden iş yerlerinde en az 1679 işçi iş cinayetlerinde yaşamını kaybetti.  Yaşların 14 ile 17 arasında değişen 51 çocuk işçi de yaşamını yitirdi.”

Paylaşın