28 Mayıs Seçimi: Adalet Partisi’nden Kılıçdaroğlu’na Destek

ATA İttifakı bileşenlerinden Adalet Partisi Genel Başkanı Vecdet Öz, Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini belirterek, “Keşke Yunan kazansaydı diyenlerin tabutuna omuz verenlere bu ülkeyi teslim etmeyeceğiz” dedi.

Vecdet Öz, açıklamasının devamında, “Bu Atatürk’ün kurmuş olduğu laik cumhuriyet düzeniyle, kurulmaya çalışılan siyasal İslam rejimi arasındaki kavgadır” ifadelerini kullandı. Öz, ittifakın Cumhuriyetçi, Atatürkçü, Atatürk çizgisinde Türk milliyetçisi bir hareket olduğunu söyledi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, ATA İttifakı bileşenlerinden Adalet Partisi Genel Başkanı Vecdet Öz’ü ziyaret etti.

Vecdet Öz, ziyaret sonrası yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci tur oylamasında Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini açıkladı.

“Demokrasinin devam etmesi için, demokrasinin önünün kesilmemesi için bizler kararımızı verdik. Toplantımızın sonunda sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na destek kararı çıktı. Bu karar, oy birliğiyle çıkmıştır” diyen Öz, “Bu ülkede keşke Yunan kazansaydı diyenlerin tabutuna omuz verenlere bu ülkeyi teslim etmeyeceğiz. Bu Atatürk’ün kurmuş olduğu laik cumhuriyet düzeniyle, kurulmaya çalışılan siyasal İslam rejimi arasındaki kavgadır” ifadelerini kullandı.

ATA İttifakı’nın Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunda görevini yaptığını söyleyen Öz, ittifakın Cumhuriyetçi, Atatürkçü, Atatürk çizgisinde Türk milliyetçisi bir hareket olduğunu söyledi.

“Amacımız, Türkiye’nin Atatürk çizgisinde cumhuriyetin kazanımlarına sahip çıkarak, Kurutuluş Savaşı’nın yapılma sebeplerine uygun bir nizamın tekrar tesis edilmesiydi. Cumhuriyetin yıpranan değerlerini tekrar tesis etmekti” diyen Öz, “Sonuna kadar Türkiye Cumhuriyeti’nin payidar kalması için elimizden geleni yapacağız” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu da vatandaşları 28 Mayıs’ta oy kullanmaya davet ederek “Türkiye’nin içinde bulunduğu şartlar, hepimizin malumu. Bir var olma veya yok olma mücadelesi veriyoruz. Türkiye aydınlığa veya karanlığa sürüklenecek. Hepimizin sorumluluğu var. Hepimiz bu sorumluluk içinde hareket etmeliyiz. Türkiye’yi aydınlığa çıkarmalıyız. Kavgadan, çekişmeden, kamplaşmadan ayrılan bir Türkiye, kucaklaşan bir Türkiye, birbirine saygı duyan bir Türkiye… Hepimizin temel hedefi bu. Artık bu bir seçim olmasının ötesinde bu bir referanduma dönüşmüştür” dedi.

Vecdet Öz, sosyal medya hesabından iki gün önce yaptığı açıklamada partisinin Genel İdare Kurulu (GİK) toplantısından Kılıçdaroğlu’nu destekleme kararı çıktığını ancak partinin resmi kararının Kılıçdaroğlu’nun yapacağı ziyaret sonrasında kamuoyuna açıklanacağını belirtmişti.

Vecdet Öz, Sinan Oğan’ın Recep Tayyip Erdoğan’ı desteklemesinin ardından “Herkes kendine yakışanı yaptı” ifadesinin yer aldığı bir paylaşım yaptı.

Paylaşın

Avrupa Birliği’nden Meta’ya 1,2 Milyar Euro Ceza

Avrupa Birliği (AB), Facebook, Instagram ve WhatsApp’ın sahibi Meta’ya veri koruma kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle 1,2 milyar euro ceza kesti. Meta ise suçlamaları reddediyor.

İrlanda veri koruma otoritesi DPC tarafından Pazartesi günü Dublin’de yapılan açıklamada Meta’nın, Avrupa Genel Veri Koruma Yönetmeliğini (GDPR) ihlal ettiği gerekçesiyle 1,2 milyar euroluk rekor para cezasına çarptırıldığı belirtildi.

Ayrıca DPC’nin, Meta’ya ABD’ye veri aktarımını durdurması için beş ay süre verdiği de kaydedildi.

Meta şirketi, Avrupa’daki Facebook kullanıcılarının verilerini AB gizlilik ilkelerini ihlal ederek ABD’li sunuculara aktarmakla suçlanıyor. ABD istihbarat servislerinin böylece Avrupalı kullanıcıların bilgilerine erişebileceğinden endişeleniliyor.

EDPB Başkanı Andrea Jelinek, Meta’nın ihlalinin “sistematik”, “tekrar eden” ve “sürekli” olması nedeniyle çok ciddi olduğunun tespit edildiğini belirtti.

Andrea Jelinek, “Facebook’un Avrupa’da milyonlarca kullanıcısı var. Bu nedenle aktarılan kişisel verilerin hacmi çok büyük. Benzeri görülmemiş bu para cezası, kuruluşlara ciddi ihlallerin büyük sonuçları olacağına dair güçlü bir işaret.” değerlendirmesinde bulundu.

Meta cezaya itiraz edecek

Meta ise suçlamaları reddediyor. ABD’li şirket, kesilen cezanın “haksız ve gereksiz” olduğunu ileri sürerek, kararla yasal yollardan mücadele edileceğini bildirdi.

Meta daha önce yaptığı açıklamalarda transatlantik veri transferinin uzun vadede mümkün olmaması halinde AB’den tamamen çekilme tehdidinde bulunmuştu.

DPC tarafından Meta’ya kesilen ceza, 2021 yılında Amazon.com’a verilen 746 milyon euroluk cezayı geride bıraktı.

Paylaşın

Sinan Oğan’dan “28 Mayıs” Kararı: Erdoğan’ı Destekleyeceğiz

28 Mayıs’ta yapılacak ikinci tur cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili kararını açıklayan Sinan Oğan, “Bu müzakere ve istişareler ve tabandan gelen mesajlar neticesinde seçimlerin ikinci turunda Cumhur İttifakı adayı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleyeceğimizi beyan ediyorum” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bize ilk turda oy veren seçmenlerimizi de ikinci turda Sayın Erdoğan’ı desteklemeye davet ediyorum. Bu kararımızı alırken her türlü istişareyi yaptığımızı, kararımızın ülkemiz ve milletimiz için en doğru karar olacağını inandığımız için bu yönde karar aldığımızın bilinmesinde fayda vardır.”

Sinan Oğan, açıklamasının devamında, “Atatürkçü ve milliyetçi ilkelerimiz çerçevesinde hiçbir kişisel beklenti içerisinde olmadan aldığımız bu kararın yüce Türk milletine ve Türkiye Cumhuriyeti devletimize hayırlı olmasını diliyor, sevgili vatandaşlarımı saygılarımla selamlıyorum” ifadelerini kullandı.

14 Mayıs seçiminde yüzde 5,17 oy alan ATA İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan, 28 Mayıs’ta yapılacak ikinci tur cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili kararını açıkladı.

Cumhur İttifakı’nın adayı Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleyeceğini belirten Oğan’ın konuşmasında öne çıkanlar şöyle:

“Plana sadık kaldık, birçok hedefimize ulaştık. İnşallah gelecek yıllarda diğer hedeflerimize de ulaşacağız.

Bu seçimleri toplumun önüne koyduğumuz amaç ve hedefler açısından değerlendirdiğimizde Türk milliyetçiliği ve Atatürkçülüğü ülkenin gündemi haline getirdik.

HDP üzerinden oluşturulan ‘kilit parti’ söylemlerini yıkarak Türk milliyetçilerini kilit konumuna yükselttik.

Türkiye’de güçlü milliyetçi seçmen kitlesinin görülmesine katkı sağladık. İkinci tura kalan adayların bizim söylemlerimize sarılmalarını sağladık.

Bizi dikkate almayan, saymaya gerek görmeyenlerin bizim siyasi hareketimizi saydığını gördük.

PKK, FETÖ ve benzeri gibi her türlü terör örgütleriyle mücadelede tavrımızın siyasetin ana akımında yer bulmasını sağladık.

Anayasa’nın değişmez ilkeleri ve Türklük gibi kavramlarda farkındalık oluşturduk.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde, istikrarın temelinde parlamento ve Cumhurbaşkanlığı’nın aynı ittifak yönetiminde olması önem arz etmektedir.

Millet İttifakı ise 20 yıldır iktidarda olan Cumhur İttifakı karşısında yeterli başarıyı gösterememiş, geleceğe dair tarafımızı ikna edecek bir perspektif sunamamış, her şeyden önemlisi parlamento çoğunluğunu sağlayamamış ve istikrar faktörünü ıskalamıştır.

Burada altını öncelikle çizmek istiyorum ki herhangi bir pazarlık, angajman, taahhüt belirtmeksizin, herhangi bir talepte bulunmaksızın ilkelerimizi, savunduğumuz değerleri, kırmızı çizgilerimizi ifade ettik.

Her iki aday ile de bütün konuşma ve görüşmelerimiz devlet adamına yakışır şekilde, karşılıklı nezaket ve saygı çerçevesinde gerçekleşmiştir.

“Hiçbir kişisel beklenti içerisinde olmadık”

Bu müzakere ve istişareler ve tabandan gelen mesajlar neticesinde seçimlerin ikinci turunda Cumhur İttifakı adayı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleyeceğimizi beyan ediyorum.

Bize ilk turda oy veren seçmenlerimizi de ikinci turda Sayın Erdoğan’ı desteklemeye davet ediyorum.

Bu kararımızı alırken her türlü istişareyi yaptığımızı, kararımızın ülkemiz ve milletimiz için en doğru karar olacağını inandığımız için bu yönde karar aldığımızın bilinmesinde fayda vardır.

Atatürkçü ve milliyetçi ilkelerimiz çerçevesinde hiçbir kişisel beklenti içerisinde olmadan aldığımız bu kararın yüce Türk milletine ve Türkiye Cumhuriyeti devletimize hayırlı olmasını diliyor, sevgili vatandaşlarımı saygılarımla selamlıyorum.”

Takipçileri Sinan Oğan’ı terk ediyor

Sinan Oğan’ın kararını açıklamasının ardından sosyal medyada tepki oluştu. Oğan’ın twitter takipçileri takibi bırakmaya başladı. Bir saat gibi bir süre içerisinde 10 binden fazla takipçisi Oğan’ı takip etmeyi bıraktı.

Paylaşın

Demirtaş Seçmenlere Seslendi: Sen Bu Saraydan Hesap Soracak Halksın, Halk!

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda seçmenlere çağrıda bulundu.

Haber Merkezi / Selahattin Demirtaş, eş başkanlığı dönemindeki Meclis grup toplantısındaki açıklamalarından bir bölümü paylaştığı tweetinde “Sen bu saraydan hesap soracak halksın, halk! Ayağa kalk!” sözlerine yer verdi.

YSP ve HDP

Öte yandan, Yeşil Sol Parti ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) seçim sonrası ilk MYK toplantısını gerçekleştirmişti. Seçim sonuçlarının muhasebesinin kapsamlı bir şekilde yapıldığı toplantıda Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na ikinci tur yarışında tıpkı ilk turda olduğu gibi destek verme kararı çıkmıştı.

Yeşil Sol Parti ve HDP yönetimi, 28 Mayıs seçimlerine giden süreçte önceliğin bu seçim olduğu konusunda fikir birliğine varmıştı.

Tüm enerjinin 28 Mayıs’ta yapılacak ikinci tura aktarılması gerektiği ve seçimi muhalefetin kazanması için çalışılması gerektiği konusunda fikir birliğine varılan toplantıda parti örgüt ve yöneticilerinin tüm gücüyle sahada olacağı ve seçmeni ikinci turda da sandığa gitmesi için motive etme odaklı çalışmalar yürüteceği belirtilmişti.

Yeşil Sol Parti’nin ikinci tura giden süreçteki tavrının birinci turdan farklı olmayacağı kaydedilirken sadece yöntemsel olarak bir farklılaşma olacağı ve kalabalık mitinglerden ziyade hedef odaklı toplantı ve buluşmalar organize edileceği ifade edilmişti.

Öncelik 28 Mayıs

Mevcut seçim sonuçlarını, partinin oylarındaki düşüşü ve gelen eleştirileri de kapsamlı bir şekilde değerlendiren HDP ve Yeşil Sol Parti yöneticileri, bu konudaki tartışmaları cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunun tamamlanmasından sonra derinleştirerek sürdürmeye karar vermişti.

Paylaşın

Numan Kurtulmuş’tan Ümit Özdağ’a Ziyaret: Faydalı Bir Görüşme

AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, ATA İttifakı bileşenlerinden Zafer Partisi’nin Genel Başkanı Ümit Özdağ’ı partisinin genel merkezinde ziyaret etti. Ziyaret sonrası yapılan açıklamalarda, faydalı bir görüşme olduğu belirtildi.

Haber Merkezi / Terörle mücadele ve sığınmacılar konusunda görüştüklerini belirten Numan Kurtulmuş, açıklamalarında şu ifadeleri kullandı:

“Oldukça verimli bir görüşme yaptık. Cumhurbaşkanlığı seçiminde de ümit ediyoruz ki Zafer Partisi de genel çerçevede Cumhurbaşkanımıza destek verir ve Türkiye bu seçimi rahat şekilde tamamlar diye düşünüyoruz. Türkiye’nin meselelerinden birisi göçmenler meselesidir. Önemli bir mesele ama bu meselenin Türkiye’nin isteği üzerine değil şartlar neticesinde ortaya çıktı.

Bu insanlar hayatta kalabilmek için buraya geldiler. Ama Türkiye’nin yüklenebileceği bir sınır var. Hükümetimiz Suriyelilerin güvenli ve onurlu geri dönüşü için çalışıyor, mesafe alıyor. İnşallah Suriye’de normalleşmenin sağlanması, barış ve huzur ortamının temin edilmesi için son derece samimi ve takvimlendirilmiş bir çalışma içindeyiz. Önümüzdeki dönemde 1 milyon Suriyelinin geriye dönüşünü sağlayacak oradaki konutların yapımı meselesi zaten gündemimizde.

Bir an önce gönüllü ve güvenli geri dönüşünün temin edilmesi için çalışmalar sürüyor. Sayın Kılıçdaroğlu, 10 milyon Suriyeli getirdiniz, 10 milyon daha getireceksiniz dedi. Bu doğru değil. Resmi rakamlarla 4 milyon 994 bin Suriyeli var. Bunun iki katını söyledi. Yanlış bilgiyi kamuoyu ile paylaştı.”

Zafer Partisi Lideri Özdağ ise, açıklamalarında özetle şunları söyledi:

“Terör örgütlerinin Türkiye’ye yönelik faaliyetlerini ve alınması gereken politika uygulamalarını değerlendirdik. Türkiye’nin en önemli meselesi olan sığınmacı ve kaçaklar meselesinde gündeme getirdiğimiz çözüm önerilerini paylaştık.  Aramızda belirli farklılıklar olduğu açıktır. Onurlu ve gönüllü dönüş bir politikadır.

Zafer Partisi’nin politikası ile gerekirse zorla, devletin egemenlik hakkını sonuna kadar kullanması gereken politikalardır.  Ama faydalı bir görüşme oldu. Arkadaşlarımızla bu görüşmenin sonuçları konusunda bir değerlendirmeyi divanda yapacağız. Numan Bey de sanırım bazı değerlendirmeler yapacak, daha sonra sonuçları tekrar değerlendirme imkanımız olacak.”

Ne olmuştu?

Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tura kalmasının ardından seçimde Ata İttifakı’nın adayı olan ve yüzde 5.17’lik bir oy oranına ulaşan Sinan Oğan’ın kimi destekleyeceği belirsizliğini koruyor.

İttifakta bulunan Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ, cuma günü partisinin genel merkezinde CHP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu ile bir araya gelmişti.

Görüşmenin ardından Cumhurbaşkanı adayı Oğan da Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmüştü.

Öte yandan Zafer Partisi’nden yapılan açıklamada, Genel Başkan Özdağ’ın yarın saat 11.00’de düzenleyeceği basın toplantısıyla Cumhurbaşkanı seçiminin ikinci turuna ilişkin parti kararını duyuracağı belirtilmişti.

Ata İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan da bugün saat 17.00’de ikinci turda hangi adayı destekleyeceğine ilişkin kararını kamuoyuyla paylaşacak.

Paylaşın

Al-Jazeera’dan Beş Maddelik “Kılıçdaroğlu” Yorumu

Uluslararası basın, 28 Mayıs’ta yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçine ilişkin yorumlara yer vermeye devam ediyor. Son olarak Katar merkezli Al-Jazeera, dikkat çekici bir haber yayınladı.

Al-Jazeera, “İkinci turda Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ı 5 yolla yenmeye çalışacak” diyerek seçimlere dair açıklamalarda bulundu.

Haberde, “Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ı beş yolla yenmeye çalışacak” başlığı kullanılırken, “Muhalefetin adayı 28 Mayıs’taki ikini tur seçiminde tonunu sertleştirdi.

Kılıçdaroğlu, çok daha sert bir tutum sergiliyor fakat bu yeterli olacak mı? Eski bürokratın rakibini koltuğundan etmek için 5 seçim stratejisi” denildi.

İşte Al-Jazeera’nın Kılıçdaroğlu için sunduğu 5 yol:

1- Mülteci karşıtı duruşu sertleştirmek

Haberde, “Kılıçdaroğlu’nun kampanyası her zaman Suriyeli mültecileri ülkelerine göndermek üzerineydi fakat 15 Mayıs’tan sonra milliyetçileri çekmek için tonunu sertleştirdi” denildi.

Katar merkezli medya kuruluşunun internet sitesinde yayınlanan haberde, “Seçimden önce Suriyelileri 2 yıl içerisinde göndereceğini açıkladı. Avrupa Birliği’nden Suriyeliler için ev, okul ve hastane gibi yapılar için fon alınması için uğraşacağını söylemişti. 15 Mayıs’tan sonra mülteci konusunda hükümeti suçlamaya başladı” yorumu yapıldı.

2- İmajını değiştirdi

Kılıçdaroğlu’nun daha sakin bir tutum sergileyerek Erdoğan’ın karşısına çıktığını fakat ikinci tur ile birlikte “dede” imajından sıyrılıp daha sert bir duruş sergilediği kaydedildi. Haberde, “Kılıçdaroğlu özellikle Suriyeli mülteciler konusu olmak üzere daha sert bir lider olarak kendini konumlandırdı. Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ı teröristlerle görüşmekle suçladı” hatırlatmasını yaptı.

3- İmamoğlu’nu kampanyasında kullandı

Al-Jazeera, “Erdoğan’ın bariz bir rakibiyle kampanyayı yürüttü. Yerle medya etkili belediye başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Kılıçdaroğlu’nun ikinci tur kampanyasını yürüttüğünü aktardı. Birçokları İmamoğlu’nu Erdoğan’ın karşısında aday görmek istiyordu” yorumun yaptı.

4- Oylara sahip çıkacak

Haberde, “İlk turun ardından Türkiye’deki muhalefet partileri binlerce usulsüzlük için şikayette bulundu” hatırlatması yapılırken, ikinci tur için CHP’nin her oyun peşine düşeceğini duyurduğu da belirtildi.

5- Seçmen tabanını canlandıracak

15 Mayıs’tan sonra Kılıçdaroğlu’nun seçmenlerini canlandırmak için açıklamalarda bulunduğuna vurgu yapılırken, “Kılıçdaroğlu, farklı grupları bir araya getirdi. Milliyetçi, liberal, muhafazakar ve laikler bir araya geldi” denildi.

Paylaşın

Bankalardan Şirketlere 5 Bin Dolar Limiti

İstanbul Tüccarlar Kulübü Başkanı İlker Önel, seçim öncesi bankaların son iki işlem gününde hiç döviz vermediğini hatırlatarak, şu anda kurumsala bin ile 5 bin dolar arası limit verdiklerini kaydetti.

Bunun farkında olan döviz bürolarının da doları yüksekten sattığına işaret eden Önel, “Şu an ithalat evrakını almakta zorlanıyoruz. Alırken de mecburen yüksek maliyetli kurdan alıyoruz. Bu da otomatikman bizim nihai ürün fiyatlarımıza yansıyor” dedi.

Bankaların, şirketlere günlük bin ila 5 bin dolar arası limit verirken, saat 11.00’a kadar gelen döviz taleplerinin bankalarca değerlendirildiği, sonraki saatlerde ise döviz satışı yapılmadığı belirtiliyor.

Ekonomim’e konuşan TOBB Hazır Giyim ve Konfeksiyon Sektör Meclisi Başkanı Şeref Fayat, fiziki döviz talebinin karşılanmasında sıkıntı yaşadıklarını belirterek, “Dövizi sabah saatlerinde aldınız, aldınız. Yoksa mümkün değil” dedi.

Fayat , “Alsak da yine zarardayız. İhracatçılar olarak TL reeskont kullandığımızda bize verilen yüzde 2 primi dahi yüzde 3-4 fark vererek alıyoruz. Yani kendi dövizimizi ucuza satıp pahalıya alıyoruz” ifadesini kullandı.

İstanbul Tüccarlar Kulübü Başkanı İlker Önel, seçim öncesi bankaların son iki işlem gününde hiç döviz vermediğini hatırlatırken, şu anda kurumsala bin-5 bin dolar arası limit verdiklerini kaydetti.

Bunun farkında olan döviz bürolarının da doları yüksekten sattığına işaret eden Önel, “Şu an ithalat evrakını almakta zorlanıyoruz. Alırken de mecburen yüksek maliyetli kurdan alıyoruz. Bu da otomatikman bizim nihai ürün fiyatlarımıza yansıyor” diye konuştu.

Paylaşın

Akşener’den Parti Teşkilatlarına Kurultay Talimatı

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, parti teşkilatlarına gönderdiği yazısında, 24-25 Haziran tarihlerinde kurultaya gidilmesi için hazırlıkların yapılması talimatı verdi.

Haber Merkezi / İYİ Parti’de 3. Olağan Kurultay’ın tarihi belli oldu. Genel Başkan Meral Akşener imzalı karara göre İYİ Parti, 24-25 Haziran’da kurultaya gidiyor.

Genel Başkan Meral Akşener imzalı kararın detayı şöyle oldu:

“İYİ Parti Genel Merkezi Genel Sekreterliğine

Parti tüzüğümüzün 37. maddesinin Genel Başkanlık sıfatıyla şahsıma verdiği yetkiye istinaden Genel Başkan, Genel İdare Kurulu, Merkez Disiplin Kurulu organlarının seçimi ve tüzük değişikliğini içeren 3. Olağan Kurultayının 24-25 Haziran 2023 tarihinde yapılmasını gerekli gördüm.

Partimizin 3. Olağan Kurultayının Genel Sekreterlikçe ilgili kurullara iletilmesini ve gereğinin yapılmasını arz ederim.”

Türkiye, 14 Mayıs’ta 28. Dönem Milletvekili ve Cumhurbaşkanı Seçimi için sandık başına gitti. Cumhurbaşkanı seçimi Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu ve Recep Tayyip Erdoğan arasında gerçekleştirilecek seçim ile 2. tura kaldı.

Milletvekili Genel Seçiminde ise resmi olmayan sonuçlara göre; AKP yüzde 35.78, CHP yüzde 25.47, MHP yüzde 10.04, İYİ Parti yüzde 9.72, Yeşil Sol Parti yüzde 8.86 oy aldı.

Paylaşın

Reuters’tan Dikkat Çeken “Erdoğan” Analizi

14 Mayıs Pazar günü yapılan Cumhurbaşkanlığı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’nde, ikinci tura kalan cumhurbaşkanlığı seçimi uluslararası basında geniş yer bulmaya devam ediyor.

Son olarak Birleşik Krallık merkezli Reuters haber ajansından Hugo Dixon, Türkiye’deki seçimlere ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a atıfla, “Güçlü adamlar, iktidarda kaldıkça daha riskli oluyor” başlıklı bir ekonomi analizi kaleme aldı.

Cumhurbaşkanı adayı Erdoğan’ın yanı sıra Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’e işaret eden Dixon, “Bir otokratın iş dünyasının yanında olacağına olan umut çoğu zaman yatırımcıları baştan çıkarır. Ancak, Erdoğan, Putin ve Şi, bu umutların çok sürmediğini gösteriyor. Otoriter liderler iktidarda ne kadar kalırsa ekonomilerine zarar veren kararlar alma riski de o kadar büyük oluyor” dedi.

‘Otokratik güç ile ekonomik performans arasındaki ilişkinin açık ve dosdoğru olmaktan çok uzak’ olduğunu kaydeden Hugo Dixon, tarihten örnekler vererek uzun süre iktidarda kalan liderlerin de ekonomilerini iyi yönetebileceğini, bunun yanında demokratik ülkelerin de ekonomi alanında kötü kararlar alabileceğini ifade etti.

“Yatırımcılar, otoriter liderler göreve ilk geldiğinde iş hayatı için iyi şeyler yapacakları düşüncesiyle çoğu zaman hevesli olur” gözlemini paylaşan Dixon, “Örneğin, Türkiye borsası Erdoğan’ın iktidarda olduğu ilk on yılda dolar bazında dokuz kat yükseldi. Benzer şekilde, Putin’in Kremlin’deki ilk 14 yılında Rusya borsası dolar bazında beş kat yükseliş gösterdi. Şi’nin devlet başkanlığının ilk döneminde de Çin hisseleri yüzde 60 değer kazandı” dedi.

“Otoriter liderlerin başlangıçta…”

Bu durumun kısmen bu üç liderin büyüyen ekonomiler devralmasından kaynaklandığını belirten Dixon, Erdoğan’ın bir ekonomik krizin ardından Türkiye’de iktidara geldiğini hatırlatarak, “Erdoğan, önceleri ekonomiyi kıyıdan döndüren geleneksel politikaları sürdürdü. Daha sonra ise enflasyon yükselirken faiz indirme yönündeki geleneksel olmayan politikaları benimsedi. Lira, Erdoğan’ın ikinci on yılında dolar karşısında yüzde 90 değer kaybetti ve borsa dolar bazında yarı yarıya düştü” ifadelerini kullandı.

Bu bağlamda Çin ve Rusya’dan da örnekler veren Dixon, “Otoriter liderlerin başlangıçta daha iyi performans göstermesinin bir sebebi de tek adam yönetimini tesis etmek için zamana ihtiyaçları olmasıdır. İlk zamanlarında birlikte çalıştıkları kişileri dinlemek zorundadırlar; bu da onların çok büyük bir savrulma yaşamasını önleyebilir. Fakat iktidarları daha da köklendikçe, kendileri ile aynı fikirde olmayanları çoğu zaman susturma yoluna giderler. Bunun yerine etraflarını kendilerine karşı çıkmaya korkan dalkavuklar ile doldururlar” dedi.

Neredeyse her zaman erkek olan bu ‘güçlü adamların’ kavgaya girmeye daha eğilimli olduğunu söyleyen Hugo Dixon, bunun sebebi olarak ‘milli gücün bu kişilerin imajının bir parçası olmasını’ gösterdi. “Fakat komşulara yönelik bir saldırganlık felaket getirebilir” diyen Dixon, bu noktada Ukrayna ve Tayvan örneklerini verdi.

Bu ülkelerde yaşananların Hindistan ve Başbakan Narendra Modi için de dersler barındırdığını kaydeden Dixon, “Modi’nin önümüzdeki yıl yapılacak seçimlerde üçüncü kez seçilmesi bekleniyor. Erdoğan ise demokratik sistemlerin bile otokratik eğilimleri her zaman dizginleyemediğini ortaya koyuyor. Yatırımcılar, güçlü adamların azalan, hatta negatif kârdan mustarip olmaya meyilli olduğunu akıllarında tutmalı” sözleriyle analizine son verdi.

Paylaşın

İsrail, Batı Şeria’da Üç Filistinliyi Öldürdü

İsrail, Batı Şeria’da yer alan bir mülteci kampına düzenlediği baskında üç Filistinliyi öldürdü. İsrail ayrıca, baskında, tüfek, mühimmat ve patlayıcı aletler ele geçirdiğini duyurdu.

İsrail, ayrıca üç kişiyi de gözaltına aldığını duyurdu. Filistinli yetkililer, baskında yaralanan altı kişiden birinin durumunun ağır olduğunu açıkladı.

İsrail, Nablus’un doğusundaki Balata Mülteci Kampı’na gece saatlerinde baskın düzenledi. The Palestine Chronicle’da yer alan habere göre, İsrail’in buldozerler ve askeri araçlar eşliğinde düzenlediği baskın esnasında onlarca evin kapısı kırıldı.

Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre, kampta İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu Muhammed Bilal Zeytun (32), Fethi Ebu Rızk (30) ve Abdullah Ebu Hamdan (24) isimli 3 Filistinli hayatını kaybetti. Baskın sırasında biri ağır altı kişinin de yaralandığı bildirildi.

İsrail güçlerinin, Filistin Kızılayı’na ait ambulansların kampa girmesine engel olduğu da belirtildi.

İsrail Savunma Kuvvetleri, yaptığı açıklamada, İsrail güçlerinin Batı Şeria’nın farklı yerlerinde aranan 13 kişiyi gözaktına aldığını söyledi. Ayrıca “karşılıklı açılan ateşin ardından iki zanlıyı etkisiz hale getirdiğini” ileri sürdü.

ABD’den İsrail’e tepki

Öte yandan İsrail’in Batı Şeria’daki yerleşim birimi Homeş’le ilgili kararına ABD’den tepki geldi.

Vatandaşlarının Homeş’te “kalıcı varlık” göstermesine izin veren İsrail’in bu kararından son derece rahatsız olduklarını belirten ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matt Miller, bu yerleşim biriminin İsrail yasalarına da aykırı şekilde özel Filistin topraklarına inşa edildiğini hatırlattı.

Miller, konuya ilişkin yazılı açıklamasında, söz konusu kararnamenin hem 2004’te Bush yönetimine hem de mevcut İsrail hükümetinin Biden yönetimine verdiği taahhütlere de ters düştüğünü belirterek “Batı Şeria’da İsrail yerleşim birimlerinin artırılması, iki devletli çözümün önünde engel oluşturmaktadır” ifadesini kullandı.

İsrail hükümeti geçen Mart ayında, Batı Şeria’da Homeş dâhil dört bölgedeki Yahudi yerleşimlerinin tahliyesini sağlayan 2005 Çekilme Yasası’nın ilgili maddelerini iptal etmişti. İsrail ordusunun geçen Perşembe günkü kararnamesinde de İsraillilerin tekrar Homeş’e girmesine izin verilirken bu bölgede yeniden Yahudi yerleşimleri inşa edilmesinin önü açıldı.

Mescid-i Aksa gerginliği

ABD Dışişleri Bakanlığı, Müslümanların Harem-i Şerif, Yahudilerin ise Tapınak Tepesi olarak adlandırdığı kutsal bölgeye dün İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir tarafından düzenlenen ziyareti eleştirdi.

Açıklamasında Ben-Gvir’in düzenlediği “provokatif ziyaret” ve “kışkırtıcı retorikten” de endişe duyduklarını belirten Miller, “Bu kutsal alan siyasi amaçlar için kullanılmamalı, tüm taraflara buranın kutsallığına saygı gösterme çağrısında bulunuyoruz” dedi. Açıklamada, ABD’nin “Kudüs’teki kutsal alanların tarihi statükosuna desteği” de teyit edildi.

Mescid-i Aksa’ya İsrail güvenlik güçleri eşliğinde giren Ben-Gvir, “Kudüs’ün ve tüm İsrail toprağının sahibi biziz” açıklamasında bulunmuştu.

İsrailli Bakan’ın ziyaretine Dışişleri Bakanlığı da tepki göstermişti.

Bakanlığın sosyal medya hesabından yayımlanan açıklamada, “İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı’nın 21 Mayıs tarihinde İsrail güvenlik güçlerinin refakatinde Harem-i Şerif’e düzenlediği uluslararası hukuku açıkça ihlal eden baskını şiddetle kınıyoruz. İsrail hükümet üyelerinin Harem-i Şerif’in tarihi statüsüne bu şekilde meydan okuması, kışkırtıcı ve faşizan eylemlerde bulunması hiçbir şekilde kabul edilemez” denilmişti.

Paylaşın