Can Atalay’dan AYM Kararı Açıklaması: Derhal Uygulanmalı

AYM kararını değerlendiren Can Atalay, “AYM’nin kararının yorumlanabilir, tartışılabilir, geçiştirilebilir bir karar olmadığını vurguladı. AYM kararının derhal uygulanmalı” dedi.

Haber Merkezi / Anayasa Mahkemesi (AYM), TBMM’de tezkerenin okunarak Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesine ilişkin kararın “yok hükmünde” olduğuna karar verdi. Mahkeme, 4’e karşı 10 üyenin oyuyla, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin, Atalay’la ilgili hak ihlali kararını uygulamamasına ilişkin kararının hukuki değerden yoksun olduğunu belirtti:

“TBMM’nin Genel Kurulu’nun 31.07.2024 tarihli 53. Birleşiminde Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 03.01.2024 tarihli ve E.2023/12611, Değişik İş. 2024/1 sayılı kararının ekte gönderildiğine dair anılan Daire Başkanlığı yazısının okunması suretiyle Hatay Milletvekili Şerafettin Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşmesinin yok hükmünde olduğunun tespitine ve Anayasa’nın 85. maddesi uyarınca iptaline karar verilmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, Kadir Özkaya, İrfan Fidan, Muhterem İnce ve Yılmaz Akçil’in karşı oyları ve oy çokluğuyla 22/2/2024 tarihinde karar verildi.”

Anayasa’nın 85’inci maddesinde, “Yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine 84 üncü maddenin birinci, üçüncü veya dördüncü fıkralarına göre karar verilmiş olması hallerinde, Meclis Genel Kurulu kararının alındığı tarihten başlayarak yedi gün içerisinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın, Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptali için Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini onbeş gün içerisinde kesin karara bağlar” ifadesi yer alıyor.

“AYM kararı derhal uygulanmalı”

Avukat Özgür Urfa, milletvekilliği düşürülen müvekkili Can Atalay ile cezaevinde görüştü. Görüşmenin ardından Evrensel’den Birkan Bulut’a konuşan Avukat Urfa, AYM’nin gerekçeli kararını Atalay’a verdiklerini söyledi. Urfa, “Atalay kararın çıktığı geceden itibaren süreci takip ediyor. Kararı da kendisiyle paylaştık. Hem TİP ve avukatları hem de diğer muhalefet partileriyle neler yapılabileceğini konuştuk. Kendisiyle konuştuğumuzda özetle, AYM’nin kararının yorumlanabilir, tartışılabilir, geçiştirilebilir bir karar olmadığını vurguladı. AYM kararının derhal uygulanması gerektiğini söyledi” dedi.

Bundan sonraki süreci değerlendiren Urfa, AYM’nin kararına dikkat çekerek şöyle konuştu: “Yok hükmünde denilmesi, böyle bir işlemi olmamış kabul etmektir. Dolayısıyla Meclisin Atalay’ın yeniden milletvekili kaydını yapması gerekiyor. Prosedür olarak AYM kararının Genel Kurul’da okunması dahi gerekmiyor. Fakat bu yapılacaksa da Meclisin olağanüstü toplanması lazım. Süreç artık Meclis’te ve Meclis Başkanı’nda. Meclis Başkanı’nın yetkisini kullanmaması durumunda avukatları ve TİP olarak da gerekli girişimlerde bulunacağız.”

Atalay’ın tahliye edilmemesi sürecinin başından beri yargısal değil siyasal işlediğini anlatan Urfa, “Siyasi müdahalelerle, yönlendirmelerle bu noktaya geldi. O nedenle yargı alanında bir inisiyatif kullanılacağını düşünmüyoruz. Bu yüzden Meclisin çözmesi, mahkemelerin önünü açması gerekiyor” dedi.

Can Atalay’ın avukatları, AYM’nin bugün Resmi Gazete’de yayımlanan kararının ardından mahkemeye tahliye başvurusunda bulundu.

Paylaşın

AYM’nin Can Atalay Kararına Cumhurbaşkanlığından Tepki

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) TİP Milletvekili Can Atalay kararına tepki göstererek, kararının hukuk dünyası içinde icrai bir etkisi olmayacağını söyledi.

Haber Merkezi / Anayasa Mahkemesi (AYM), TBMM’de tezkerenin okunarak Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesine ilişkin kararın “yok hükmünde” olduğuna karar verdi. Mahkeme, 4’e karşı 10 üyenin oyuyla, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin, Atalay’la ilgili hak ihlali kararını uygulamamasına ilişkin kararının hukuki değerden yoksun olduğunu belirtti:

“TBMM’nin Genel Kurulu’nun 31.07.2024 tarihli 53. Birleşiminde Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 03.01.2024 tarihli ve E.2023/12611, Değişik İş. 2024/1 sayılı kararının ekte gönderildiğine dair anılan Daire Başkanlığı yazısının okunması suretiyle Hatay Milletvekili Şerafettin Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşmesinin yok hükmünde olduğunun tespitine ve Anayasa’nın 85. maddesi uyarınca iptaline karar verilmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, Kadir Özkaya, İrfan Fidan, Muhterem İnce ve Yılmaz Akçil’in karşı oyları ve oy çokluğuyla 22/2/2024 tarihinde karar verildi.”

Anayasa’nın 85’inci maddesinde, “Yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine 84 üncü maddenin birinci, üçüncü veya dördüncü fıkralarına göre karar verilmiş olması hallerinde, Meclis Genel Kurulu kararının alındığı tarihten başlayarak yedi gün içerisinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın, Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptali için Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini onbeş gün içerisinde kesin karara bağlar” ifadesi yer alıyor.

Mehmet Uçum: Yok hükmünde

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile karara tepki gösterdi:

“Anayasa Mahkemesinin bir hükümlü milletvekili hakkında verdiği ve hukuken yok hükmünde olan kararı hakkında kısa değerlendirme: Anayasa Mahkemesi çoğunluğunun önceki ihlal kararlarını gerekçe göstererek ilgili milletvekilinin hükümlü olduğu dosya kararının kesinleşmediği sonucuna ulaşması pozitif hukuku tanımamak demektir.

AYM çoğunluğu ısrarla adli yargının en üst karar organı olan Yargıtayca verilen ve aşamalardan geçmiş kararı kesinleştiren onama kararını keyfi olarak reddetmektedir.

AYM çoğunluğunun TBMM’nin milletvekilliğinin düşmesine ilişkin tamamlama merasimini göz ardı etmesi Anayasa’nın 85. Maddesine açıkça aykırıdır. Çünkü 85. madde gereğince “Milletvekilliğinin kesin hüküm giyme … halinde düşmesi, bu husustaki kesin mahkeme kararının Genel Kurula bildirilmesiyle olur” hükmü Anayasa Mahkemesinin denetimi dışındadır. Bu merasim tamamlanmış ve milletvekilliği düşmüştür. Bu merasimin (isterse eylemli iç tüzük değişikliği gibi uydurma bir gerekçeyle başvuru olsun) AYM tarafından denetimi Anayasa gereği asla mümkün değildir.

Mevzubahis kararın muhalefet şerhinde detaylı açıklandığı gibi, AYM çoğunluğu hem başvuruyu ele alma yönteminde (eylemli iç tüzük değişikliği şeklindeki uydurma gerekçeyi geçmiş içtihadına uygun değerlendirmeyerek) keyfi davranmış hem de Anayasanın 84. Maddesinin ikinci fıkrasına 85. Maddede getirilen AYM denetimi yasağını dikkate almamıştır.

Bu nedenle azınlık görüşünde isabetle ifade edildiği gibi başvuruya görevsizlik nedeniyle ret kararı verilmesi gerekirken karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi bir hukuksuzluk halidir. AYM çoğunluğu bu kararla pozitif hukukun dışına çıkmış keyfilik alanına geçmiştir.

Öte yandan bu keyfi kararının hukuki değerlendirmesine bakınca karar verilmesine yer olmadığı kararının hukuk dünyasında icrai bir etkisi olmayacağı da açıktır.

Yani AYM çoğunluğu karar verilmesine yer olmadığına karar vererek aslında hukuken etkisi olmayan bir karar vermiş aslında gerçek bir karar vermemiştir. Hiç bir ilgili merci hukuken AYM’nin bu kararına göre hareket etmek veya işlem yapmak mecburiyetinde değildir. Bu karara göre bir işlem yapma imkanı da yoktur.

Dolayısıyla hukuki mana açısından sorunlu hukuki icra açısından yok hükmünde olan AYM çoğunluk kararının gerekçesine bakarak bir takım sonuçlar çıkarmaya çalışmak veya çağrılar yapmak beyhude çabadır. En azından şuna dikkat edilmesi gerekir, gerekçe hüküm değildir. Gerekçenin tek başına hiç bir icrai etkisi olmaz. Bu nedenle konuya iyi çalışmadan aceleyle hatalı ve yanlış mesajlar atmamaya özen gösterilmesi gerekir.”

Paylaşın

Ali Erbaş’ın Eşi Seher Erbaş Beş Defa “Kurasız” Hacca Gitti

Diyanet kaynakları, Ali Erbaş’ın Diyanet İşleri Başkanı seçilmesinden sonra eşi Seher Erbaş’ın beş defa hacca gittiğini ifade ettiler. Kaynaklar, Seher Erbaş’ın, zaman zaman umreye gittiğini de söylediler.

Kaynaklar, Ali Erbaş ve eşinin hac dönemlerinde servis elemanlarından aşçılara kadar geniş bir kadronun görevli olduğunu ve çiftin en özel ikramların yapıldığı yerde konakladığını da dile getirdiler.

Dev bütçesi ve fahiş harcamalarıyla eleştirilen Diyanet İşleri Başkanlığı, hac konusunda yaptığı ayrıcalıklarla da tartışmaların odağına oturdu. Milyonlarca yurttaş hac için sıra beklerken onlarca kişiyi, “mücamele” adı verilen özel vizeyle hacca götüren Diyanet’in bir tartışmalı uygulaması daha belirlendi. VIP umre turu ile adından söz ettiren Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın eşi Seher Erbaş, defalarca hacca gitti.

2017 yılında başkanlığa atanan ve Diyanet İşleri Başkanı olarak ilk haccını 2018 yılında yapan Ali Erbaş, gittiği beş hacca eşini de kuraya sokmadan götürdü.

BirGün’den Mustafa Bildirici’nin haberine göre Ali Erbaş’ın eşi Seher Erbaş 2018, 2019, 2022, 2023 ve 2024 yıllarında Erbaş’a eşlik ederek hac görevi için Mekke’ye seyahat etti. Seher Erbaş, 2020 ve 2021 yıllarında Covid-19 salgını nedeniyle hac yapılamadığı için Mekke’ye gitmedi.

Suudi Arabistan’ın pandemi nedeniyle hac sözleşmelerini askıya almasıyla hacca gidemeyen Seher Erbaş’ın, zaman zaman Suudi Arabistan’a umre için gittiği de bildirildi. Seher Erbaş’ın 2024 yılında ikisi umre, biri hac olmak üzere toplam üç kere Suudi Arabistan’a gittiği belirtildi.

Diyanet kaynakları, Ali Erbaş ve Seher Erbaş’ın hac ve umre görevlerinde Mekke Din Hizmetleri Ataşeliği’nde yalnızca kendilerine tahsisli suit odada kaldığını kaydetti. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ve eşinin hac dönemlerinde servis elemanlarından aşçılara kadar geniş bir kadronun görevli olduğu ve çiftin en özel ikramların yapıldığı yerde konakladığı dile getirildi.

Öte yandan Seher Erbaş’ın, koruması Z.H’yi de Suudi Arabistan’a götürdüğü öne sürüldü. Din İşler Yüksek Kurulu’nun ‘‘Hac kimlere farzdır?’’ sorusuna, ‘‘Hayatında bir defa hac yapmış olan Müslümanın bir daha haccetmesi gerekmez’’ yanıtını verdiğini anımsatan Diyanet kaynakları, şu yorumu yaptı:

“Seher Erbaş, beş defa kurasız hac yaptı. Seher Erbaş’ın Ataşelik’te kaldığı suit oda Mekke’deki en ünlü otelden daha lüks. O otelde bu yıl hac 61 bin 500 riyal idi. Türk parası ile 540 bin TL… Bu ödemelerin yapılıp yapılmadığı meçhul. Vatandaşa vaazlarda, ‘Yalan söylemeyin, emanete hıyanet etmeyin’ tavsiyesinde bulunanlar, kendilerine emanet edilenlere ne derece sahip çıkıyorlar, bakmak gerekir.’’

Paylaşın

Anayasa Mahkemesi: Can Atalay’ın Vekilliğinin Düşürülmesi Yok Hükmünde

Anayasa Mahkemesi (AYM), Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesine ilişkin kararın “yok hükmünde” olduğuna karar verdi.

TİP Genel Başkanı Erkan Baş, “Can Atalay’ın derhal tahliye edilerek milletvekili yemininin ardından görevine başlaması sağlanmalıdır. Darbeciler yenilecek, Can Atalay Meclis’e gelecek! Tüm Gezi tutsakları özgürlüğüne mutlaka kavuşacak!” dedi.

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Türkiye İşçi Partisi’nden (TİP) Hatay milletvekili seçilen ve TBMM’de milletvekilliği düşürülen Can Atalay hakkındaki gerekçeli kararı bugünkü (1 Ağustos) Resmi Gazete’de yayımlandı.

AYM, TBMM’de tezkerenin okunarak Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin kararın “yok hükmünde” olduğuna karar verdi. Mahkeme, 4’e karşı 10 üyenin oyuyla, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin, Atalay’la ilgili hak ihlali kararını uygulamamasına ilişkin kararının hukuki değerden yoksun olduğunu belirtti:

“TBMM’nin Genel Kurulu’nun 31.07.2024 tarihli 53. Birleşiminde Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 03.01.2024 tarihli ve E.2023/12611, Değişik İş. 2024/1 sayılı kararının ekte gönderildiğine dair anılan Daire Başkanlığı yazısının okunması suretiyle Hatay Milletvekili Şerafettin Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşmesinin yok hükmünde olduğunun tespitine ve Anayasa’nın 85. maddesi uyarınca iptaline karar verilmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, Kadir Özkaya, İrfan Fidan, Muhterem İnce ve Yılmaz Akçil’in karşı oyları ve oy çokluğuyla 22/2/2024 tarihinde karar verildi.”

Anayasa’nın 85’inci maddesinde, “Yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine 84 üncü maddenin birinci, üçüncü veya dördüncü fıkralarına göre karar verilmiş olması hallerinde, Meclis Genel Kurulu kararının alındığı tarihten başlayarak yedi gün içerisinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın, Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptali için Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini onbeş gün içerisinde kesin karara bağlar” ifadesi yer alıyor.

AYM’nin iki kez hak ihlali kararı vermesine rağmen tahliye edilmeyen Atalay hakkında, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin verdiği karar Meclis Genel Kurul’unda 30 Ocak’ta okunmuş, Atalay’ın milletvekilliği düşürülmüştü.

“Yok hükmünde olduğu tespit edildi”

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş da şu açıklamayı yaptı: “TBMM’nin Hatay Milletvekilimiz Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesine dair kararının yok hükmünde olduğu Anayasa Mahkemesi tarafından açıkça tespit edildi ve gerekçeli karar Resmi Gazete’de yayınlandı.

Ülkemize yaşatılan bu büyük utanç derhal giderilmeli, Can Atalay’ın derhal tahliye edilerek milletvekili yemininin ardından görevine başlaması sağlanmalıdır. Darbeciler yenilecek, Can Atalay Meclis’e gelecek! Tüm Gezi tutsakları özgürlüğüne mutlaka kavuşacak!”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, kararla ilgili sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Anayasa Mahkemesi, Hatay Milletvekili Can Atalay hakkında verdiği gerekçeli kararıyla milletvekilliğinin düşmesinin yok hükmünde olduğunu tespit etmiştir. Can Atalay tahliye edilmeli, hızla milletvekili yemini etmesi sağlanmalı ve tüm hakları iade edilmelidir” dedi.

Paylaşın

Doğalgaza Yüzde 38 Zam: Ağustostan İtibaren Geçerli Olacak

Ağustos ayından itibaren geçerli olmak üzere konutlarda kullanılan doğalgazın toptan satış fiyatına yüzde 38 zam geldi. Böylece, konutlarda kullanılan doğalgazın fiyatı 1000 metreküp için 5 bin 631 lira oldu.

Boru Hatları İle Petrol Taşıma Anonim Şirketi (BOTAŞ), ağustos ayında geçerli olacak mesken ve sanayi aboneleri tarifeleriyle elektrik üretimi için kullanılan doğal gazın fiyat tablosunu internet sitesinde yayımladı.

Buna göre, ağustos itibarıyla konutlarda kullanılan doğalgazın toptan satış fiyatı yüzde 38, yıllık doğalgaz tüketimi 300 bin metreküp ve altında olan serbest tüketicilerin elektrik üretimi dışındaki kullanımındaki doğalgazın satış fiyatı ise yüzde 33,1 oranında artış gösterdi.

Elektrik üretimi amacıyla kullanılan doğalgazın toptan satış fiyatı ile yıllık doğal gaz tüketimi 300 bin 1 metreküp ve üzeri olan serbest tüketicilerin elektrik üretimi haricindeki doğalgazın satış fiyatında değişiklik yapılmadı.

Sanayi abonelerinin tarifesi, kademe 1 için 1000 metreküp doğalgazda 8 bin 549 lira, kademe 2 için ise 11 bin 380 lira olarak belirlendi. Elektrik üretimi için kullanılan doğalgazın 1000 metreküp fiyatı 12 bin lira olarak açıklandı.

BOTAŞ’ın konut tüketicilerine ağustosta uygulayacağı satış fiyatı ise 1000 metreküp doğalgaz için 5 bin 631 lira olarak duyuruldu.

BOTAŞ’ın internet sitesinde yapılan açıklamada, “Kuruluşumuzun doğalgaz toptan satış fiyatları, piyasa koşulları, piyasa fiyat istikrarı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun tarife ile ilgili kararları ve maliyet unsuru olan alım-işletme giderlerindeki değişim dikkate alınarak mümkün olan en makul seviyede belirlenmekte ve tüketicilere sunulmaktadır.” dendi.

Paylaşın

Her Beş Kızdan Biri 18 Yaşına Girmeden Evlendiriliyor

Dünya genelinde her beş kızdan biri 18 yaşına girmeden önce evlendirilirken, her dört genç kadından biri eşi ya da birlikte olduğu erkeğin şiddetine maruz kalıyor.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından yapılan bir araştırmadan çıkan sonuca göre dünya genelinde ergenlik dönemi ile 20 yaş arasındaki her dört genç kadından biri eşi ya da birlikte olduğu erkek tarafından şiddete maruz bırakılıyor.

DSÖ tarafından küresel ölçekte gerçekleştirilen ve sonuçları The Lancet Child & Adolescent Health adlı uzmanlık dergisinde yayınlanan araştırma göre 15-19 yaşları arasındaki yaklaşık 19 milyon genç kadın bu durumdan muzdarip. Bu sonuca göre dünya genelinde şiddete maruz kalan genç kadınların ortalaması yüzde 24.

Bölgesel olarak ele alındığında ise aynı yaş grubundaki kadınların şiddete uğrama oranları farklılık gösteriyor. Orta Avrupa’da bu oran yüzde 10 iken, Okyanusya bölgesindeki genç kadınların yüzde 47’si bu tür deneyimler yaşadı. Okyanusya bölgesi Avustralya ve Yeni Zelanda’nın yanı sıra daha küçük Pasifik ada devletlerini de kapsıyor. Sahra altı Afrika’da ise bu rakam yüzde 40 olarak kayıtlara geçti.

DSÖ, ilişkilerde partnerler tarafından uygulanan şiddetin sağlık, akademik ve mesleki performans ile gelecekteki ilişkiler açısından yıkıcı sonuçları olduğuna dikkat çekti. Hazırlanan raporda, bu tür şiddetin genç kadınlarda depresyon, anksiyete bozuklukları, istenmeyen gebelikler, cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve ruh sağlığı sorunları riskini arttığı vurgulandı.

Araştırma ayrıca yoksul ülkelerde ve bölgelerdeki genç kadınların eğitim haklarının kısıtlandığını ortaya koyarken, söz konusu bölgelerdeki kızları ilk eğitimden sonra okula göndermeme ve 18 yaşından önce evlendirme eğilimlerinin arttığına dikkat çekti. Ayrıca söz konusu bölgelerde genç kızların kendilerinden daha yaşlı erkeklerle evlendirilmeleri nedeniyle çiftler arasında bir güç dengesizliği oluştuğu ve kızların izole edildiği sonucuna varıldı.

DSÖ tarafından yapılan açıklamada dünya genelinde her beş kızdan birinin 18 yaşından önce evlendirildiğine vurgu yapıldı. DSÖ genç kadınların durumlarının iyileştirilmesi için kız ve erkek çocuklarına okullarda sağlıklı ilişkiler ve kadın hakları konusunda eğitim verilmesi çağrısında bulundu.

DSÖ uzmanları araştırma çerçevesinde 161 ülkedeki kadına yönelik şiddetle ilgili 2000-2018 yılları arasındaki verileri mercek altına alırken, 15-19 yaş aralığındaki kadınların deneyimlerini inceleyip raporlaştırdı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Demirtaş’tan “İsmail Haniye” Paylaşımı: Direnişle Geçirilmiş Her Hayat Anlamlıdır

Selahattin Demirtaş, Hamas’ın siyasi lideri İsmail Heniyye’nin Tahran’da öldürülmesine ilişkin yaptığı açıklamada, “Zulme karşı direnişle geçirilmiş her hayat anlamlıdır, saygındır” dedi.

Haber Merkezi / Edirne  F Tipi Cezaevi’nde bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, sosyal medya hesabından Hamas’ın siyasi lideri İsmail Heniyye’nin Tahran’da öldürülmesine ilişkin paylaşımda bulundu.

Demirtaş paylaşımında, “Zulme karşı direnişle geçirilmiş her hayat anlamlıdır, saygındır. Filistin Halkı’nın liderlerinden Haniye de her daim bu şekilde anılacaktı. Haniye’nin korkakça katledilmesini lanetliyorum, kendisine Allah’tan rahmet, ailesine ve tüm Filistin Halkı’na başsağlığı diliyorum” ifadelerini kullandı.

İsmail Haniye Tahran’da öldürüldü

Hamas, Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’nin İran’ın başkenti Tahran’da ikamet ettiği konuta İsrail ordusunun düzenlediği hava saldırısında öldürüldüğünü açıkladı.

Hamas’tan yapılan yazılı açıklamada, Haniye’nin yeni İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın görevi teslim törenine katılmak için Tahran’da bulunduğu belirtildi. Haniye’nin, İsrail ordusunun tören sonrası Tahran’daki konutuna düzenlenen hava saldırısında hayatını kaybettiği aktarıldı.

İsmail Haniye kimdir?

62 yaşında hayatını kaybeden Haniye, 1962 yılında Filistin’deki mülteci kamplarından birinde doğdu. Genç yaştan itibaren Filistin davasına dahil oldu. İsrail, Haniye’ye 1989 yılındaki ilk Filistin ayaklanması sırasında üç yıl hapis cezası verdi.

1992 yılında hapisten çıkan Haniye, ardından İsrail ile Lübnan arasındaki sahipsiz topraklara sürüldü. Yanında birçok Hamas lideri de bulunuyordu. Sürgün sonrası Gazze’ye geri döndü. 1997 yılında Hamas’ın ruhani liderinin ofisinin yönetimine getirildi ve örgüt içindeki pozisyonunu güçlendirdi.

Haniye 2006 yılında, Hamas’ın seçim zaferi sonrasında, Filistin yönetimi lideri Mahmud Abbas tarafından başbakanlığa getirildi. Ancak bir yıl sonra, El Fetih ile Hamas arasında Gazze’de yaşanan ve bir hafta süren kanlı güç savaşının sonunda görevden alındı.

Haniye görevden almayı “anayasaya aykırı olduğunu” savunarak kabul etmedi ve hükümetinin “Filistin halkına karşı olan ulusal sorumluluklarından vazgeçmeyeceğini” söyleyerek Gazze’yi yönetmeye devam etti.

Haniye, 6 Mayıs 2017’de İslami Direniş Hareketi Şura Konseyi tarafından Halid Mişal’in yerine Hamas’ın siyasi büro başkanı seçildi. Bu, grubun yapısındaki en yüksek pozisyon olarak kabul ediliyor. 2018 yılında ABD Dışişleri Bakanlığı Haniye’yi terörist olarak tanımladı.

Haniye kısa bir süre sonra Hamas’ın “diplomatik” bir karargahının bulunduğu ve önceki krizlerde İsrail ile bazı müzakerelerin yürütüldüğü Katar’a sürgüne gitti. Örgütü uzaktan yönetmesine rağmen Haniye, Gazze’de Hamas’ın diğer liderlerinden ve kurucularından destek aldı.

Hamas’ın Gazze’deki siyasi kanadının lideri Yahya Sinvar. Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nı ise Muhammed Deyif ve sağ kolu Marvan İsa yönetiyor. Halid Meşal ve Mahmud Zahar da Hamas’ın kurucuları ve önde gelen liderleri olarak kabul ediliyor.

Paylaşın

Financial Times’tan Çarpıcı “Türkiye Ekonomisi” Analizi

Birleşik Krallık merkezli uluslararası ekonomi gazetesi Financial Times’ta Türkiye ekonomisine ilişkin yayınlanan analizde, “Türkiye, Erdoğan’ın alışılmadık ekonomi politikalarından radikal bir şekilde dönüşün sıkıntısını hissediyor” ifadelerine yer verildi.

Adam Samson tarafından kaleme alınan analizde, bir zamanlar yüksek faiz oranlarını “tüm kötülüklerin anası” olarak nitelendiren Erdoğan’ın Mayıs 2023’te yeniden seçilmesinin ardından, birçok Türkiye gözlemcisine göre, neredeyse hayal bile edilemeyecek türden bir geri dönüş yaptığını ifade edildi.

Samson, “Erdoğan işe, saygın bir eski başbakan yardımcısı ve City of London tahvil stratejisti olan Mehmet Şimşek’i Bakan olarak atayarak başladı. Şimşek, uçurumun kenarındaki 1 trilyon dolarlık bir ekonomiyi devraldı. Yıllarca süren aşırı düşük faiz oranları enflasyonu körüklerken, seçim öncesi yapılan teşvikler, hanelere bir ay bedava gaz ve asgari ücret artışları da dahil olmak üzere, ithalat talebini ateşlemişti. Ekonomistler, Şimşek’in Haziran 2023’te göreve gelmeden önce Türkiye’nin bir ödemeler dengesi krizine çok yakın olduğundan endişe ediyorlardı” dedi.

Samson’un analizinin tamamı şu şekilde: “Şimşek, “rasyonel” ekonomi politikası oluşturma ve Türkiye’nin merkez bankasının yönetimini yeniden düzenleme sözü vermek için az zaman harcadı. Erdoğan, “sıkı para politikasının” enflasyonla mücadelede bir araç olacağını söylerken, bu durum, düşük faizlerin hızlı fiyat artışına neden olmak yerine tedavi ettiği yönündeki yıllardır süregelen ısrarından olağanüstü bir geri dönüştü.

Eski Fed ekonomisti Fatih Karahan tarafından yönetilen Merkez Bankası, geçen haziran ayında yüzde 8,5 olan faiz oranını mart ayında yüzde 50’ye yükseltti. Daha önceki alışılmışın dışındaki önlemlerle kesintiye uğrayan para politikasının ekonomiye aktarım mekanizması şimdi daha işlevsel görünüyor, yani bir zamanlar kolay olan finansal koşullar sıkılaşıyor.

Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TURKONFED) Başkanı Süleyman Sönmez, “İş dünyası, bol nakit ve düşük faizli ancak krediye erişimin sınırlı olduğu bir dönemden, kıt nakit ve yüksek kredi faizli ve krediye erişimin daha da sınırlı olduğu bir döneme geçiş yaptı” dedi.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, yakın zamanda düzenlenen bir basın toplantısında, “İhracatçılar da geçen yıl reel efektif döviz kurundaki yüzde 20’lik artış karşısında giderek daha fazla hayal kırıklığına uğruyor. Türkiye, dolar bazlı fiyatlandırma açısından rakiplerinden en az yüzde 40 daha pahalı. Sonuç olarak, Türkiye rekabet gücünü kaybediyor,” dedi.

Üst düzey bir Türk bankacıya göre, kredi verenler de koşullar sıkılaştıkça sorunlu bireysel kredilerde potansiyel bir artışa hazırlanıyor. Karahan enflasyonla mücadele için “ne gerekiyorsa” yapacağına dair defalarca söz verdi. Fiyat artışları yavaşlamaya başlamazsa, işletmelerin sonunda talebi azaltan uzun süreli bir sıkı politika dönemine hazırlanmaları gerekebilir.

Tüketici talebi, geçen yılki seçim öncesi ‘hediyelerin’ devam eden etkileri ve hanehalkı borç seviyelerinin diğer gelişmekte olan piyasalara kıyasla düşük kalması nedeniyle güçlü kalmaya devam etti. Bu talep, birçok işletmenin 2022’nin sonlarında yüzde 85’in üzerine çıkan ve geçen ay yüzde 72’ye gerileyen enflasyon oranı konusunda şaşırtıcı derecede iyimser olmasının bir nedeniydi. İhracatçılar ayrıca, Türk mallarının rekabet gücünün bir ölçütü olan reel döviz kurunda 2018’in başından Mayıs 2023’e kadar yüzde 33’lük bir düşüşle desteklendi.

Yine de tüketimdeki hızlı büyüme soğuyor ve ekonomistler, politika yapıcıların yıl ortasında asgari ücret artışından kaçınmasının ardından daha fazla yavaşlama bekliyor. FactSet’in anketine katılan ekonomistler, enflasyona göre düzeltilmiş üretimin bu yıl yüzde 3 büyümesini, 2023’e kadarki on yılda ise ortalama yüzde 5,2 büyümesini bekliyor. Bu mütevazı yavaşlama yine de bazı şirketler için sismik bir değişimi temsil ediyor.

“Şirketler genel olarak Şimşek’i destekledi”

TURKONFED Başkanı Sönmez, “Büyümedeki yavaşlamanın enflasyonla mücadele sürecinin ayrılmaz bir parçası olduğunun farkındayız” dedi.

Ancak perde arkasında, iş dünyasında artan bir hoşnutsuzluk duygusu var. Eski bir üst düzey ekonomi yetkilisi, politika değişikliğinin üzerinden bir yıldan fazla zaman geçmesine rağmen enflasyonun hala istikrarlı olmaktan uzak olduğunu ve birçok şirketin “bekle ve gör” modunda sıkışıp kaldığını, bunun da uzun vadeli kararlar almayı zorlaştırdığını belirtiyor.

Eski yetkili, iş dünyasında Şimşek’in mesajlarının, yıllardır uzak durdukları Türk lirasına ve iç borç piyasasına geri dönen uluslararası yatırımcıları cezbetmeye çok fazla odaklandığına dair bir his olduğunu da söyledi. Birçok işletmenin, koşulların bu yazdan itibaren gevşemeye başlamasını beklediğini ve sabırlarının tükenmeye başladığını da sözlerine ekledi.

(Kaynak: Gazete Pencere)

Paylaşın

Özgür Özel: Mali Darbe Girişimine Boyun Eğmeyeceğiz

CHP Lideri Özgür Özel, belediyelerin SGK borçlarına ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu mali darbe girişimine karşı boyun eğmeyeceğimizi ve bu kötülüğe karşı mücadele edeceğimizi ilan ediyorum” dedi ve ekledi:

“İyiler, dürüstler, çalışkanlar ve halktan yana olanlar kazanacak. Kötü planlar yapanlar, halkın kararına karşı duranlar kaybedecek. Ben milletimizi bu kötülüğün karşısında iyilikle, güzellikle ve belediye başkanlarımızın yapacağı hizmetlere destek olarak bu mali darbe girişimini püskürtmeye davet ediyorum.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Eskişehir İl Başkanlığı’na ziyaret etti. Özgür Özel’e Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, Eskişehir milletvekilleri Utku Çakırözer, Umut Akdoğan, Jale Nur Sümbüllü ve İbrahim Arslan eşlik etti.

Cumhuriyet’in aktardığına göre; Burada açıklama yapan Özel, Eskişehir’in en önem verdikleri illerden bir tanesi olduğunu belirterek “Bozkırın ortasında bir cennet yarattılar Yılmaz Büyükerşen ile birlikte” dedi.

Özel şöyle konuştu: “Malum iktidar partisi CHP’nin belediyelerdeki başarılarından inanılmaz rahatsız, ne yapacaklarını şaşırdılar. Ama geçmişte ittifakla aldığımız şehri bu sefer ittifaksız aldık. Bu halk dostu belediyeciliğe gösterilen güvendi. Bunu hazmetmek yerine iktidar ‘biz bu belediyeleri nasıl çalıştırmayız’ diye düşünüyor. Bir darbe girişimi ile karşı karşıyayız. Darbe halkın seçtiklerini işlevsiz kılmaktır. Şimdi yaşanan ise mali darbe girişimidir. Geçen sefer İstanbul’da yaptılar hepimiz Ekrem Başkan’a sahip çıktık ve millet o darbeyi püskürttü.

Şimdi bütün belediyelere SGK’dan yazı yolladılar. Teker teker herkese icra kağıdı geliyor. Biz bu belediyelerin büyük bölümünün sizden devraldık. Bu Ankara’nın vergi borcunu şişiren Melih Gökçek adam tek bir kuruş ödememiş ki. Daha önce belediyeler AKP’deyken borçlarını ödememiş çünkü onlara af çıkarılmış. Şimdi de yıllardır yapmadıklarını yapıyorlar. Belediyeleri CHP’ler aldı diye ‘faizini ödesin’ diyorlar. Yemeği Melih Gökçek yedi hesabı Mansur Yavaş ödesin diyorlar.

Saygı gösterecekleri yerde mali yönden elimizi kolumuzu bağlayacaklar, hizmet edemez hale getirecekler ve ‘CHP hizmet etmiyor görüyor musunuz’ diyecekler. Millet bunu görmeyecek mi? Kötülükle siyaset olmaz. Millet askeri darbenin yargı darbenin karşısında durduysa bunun da durur.

“Mali darbe girişimini püskürtmeye davet ediyorum”

Millet aksatanı da biliyor hizmeti yapanı da biliyor. Ben bu mali darbe girişimine karşı boyun eğmeyeceğimizi ve bu kötülüğe karşı mücadele edeceğimizi ilan ediyorum. İyiler, dürüstler, çalışkanlar ve halktan yana olanlar kazanacak. Kötü planlar yapanlar, halkın kararına karşı duranlar kaybedecek. Ben milletimizi bu kötülüğün karşısında iyilikle, güzellikle ve belediye başkanlarımızın yapacağı hizmetlere destek olarak bu mali darbe girişimini püskürtmeye davet ediyorum.”

Somali’de hayatını kaybeden asker ve usta tiyatrocu Genco Erkal için başsağlığı dileyen Özel, “Genco Erkal bir cumhuriyet sanatçısıydı. Türkiye’nin en önemli tiyatro sanatçılarından bir tanesiydi. Onu da muhalif kimliğinden dolayı üzdüler. Çok üzgünüz, hepimizin başı sağ olsun.” dedi.

Sokak hayvanları hakkında düzenlenen kanun hakkında ise Özel şunları söyledi: “Bir sokak köpeği sorunu var evet ama bundan iktidar sorumlu. Aşırı üremeye bir çare üretmeden köpeklerin bu şehirde yarattığı sorunu durduramayacağımızı veteriner hekimler söylüyor. Sorunun yükünü belediyelerin sırtına bırakmak gibi bir anlayış yok. Önce oraya ‘öldürün hayvanları’ yazdılar.

Biz karşı çıktık sildirdik. Şimdi de yükü belediyelere yıktılar ama para vermiyorlar. Biz çaresiz ve parasız kalsak da bu üstü örtülü katliam yasasındaki talimatı uygulamayacağız, bir tane cana kıymayacağız. CHP yaşatmak için var. CHP insan haklarını, hayvan haklarını savunuyor. Gücümüz yettiğince barınak yaparız, kısırlaştırırız, sahiplendiririz. Gücümüz yetmediğinde sorumlu ise iktidardır bunu da milletimize anlatırız.”

Paylaşın

Hamas’ın Siyasi Lideri İsmail Haniye Tahran’da Öldürüldü

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın yemin töreni için İran’da bulunan Hamas’ın siyasi lideri İsmail Haniye, başkent Tahran’da uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybetti.

Haber Merkezi / İsmail Haniye, 2017 yılında Hamas Şura Konseyi tarafından Halid Meşal’in yerine Hamas’ın Siyasi Büro Başkanı seçilmişti.

Hamas’ın üst düzey yetkililerinden Musa Ebu Merzuk, El Aksa Televizyonu’na yaptığı açıklamada, “Bu korkakça hareket, yanıtsız kalmayacak” dedi.

Reuters haber ajansına konuşan bir diğer Hamas yetkilisi Sami Ebu Zuhri de Haniye’nin İran’da suikast sonucu öldürülmesinin bölgede şiddetin ciddi şekilde artması anlamına geldiğini söyledi. Ebu Zuhri, “İsrail hedeflerine ulaşamayacak. Hamas’ın direniş iradesini kıramayacak. Yolumuzdan dönmeyeceğiz. Zaferden eminiz” diye konuştu.

İsmail Haniye’nin “vurulduğu” saldırıda Hamas liderinin yanındaki korumasının da öldüğünü bildirdi.

Türkiye’den kınama

Türkiye Dışişleri Bakanlığı Haniye’ye yönelik saldırıyı kınadı. Dışişleri Bakanlığının açıklamasında “Hamas Siyasi Büro Şefi İsmail Heniyye’nin Tahran’da gerçekleştirilen alçakça bir suikast sonucu katledilmesini lanetliyoruz” denildi. Açıklamada, “Netanyahu Hükümetinin barışa erişme niyetinde olmadığı bir kez daha gözler önüne serilmiştir. Bu saldırı, Gazze’deki savaşı bölgesel boyuta yayma hedefi taşımaktadır. Uluslararası toplum İsrail’i durdurmak için harekete geçmediği takdirde, bölgemiz çok daha büyük çatışmalarla karşı karşıya kalacaktır” ifadeleri yer aldı.

ABD ve Rusya’dan ilk açıklama

ABD’den suikast sonrası ilk açıklama Savunma Bakanı Lloyd Austin’den geldi. Austin gazetecilere yaptığı değerlendirmede, “Ortadoğu’da savaşın kaçınılmaz olduğunu düşünmüyorum” dedi. Austin ayrıca İsrail’in saldırıya uğraması halinde ABD’nin İsrail’i savunacağını da söyledi. Austin ayrıca bunların olmasını istemediklerini ve sorunların diplomatik yollarla çözümü konusunda çok çalışacaklarını belirtti.

ABD Savunma Bakanı, suikast girişimi öncesinde ABD’nin bilgi sahibi olup olmadığı konusundaki bir soruya da “Bu konuda herhangi bir bilgim yok” ifadesini kullandı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan da Haniye’nin öldürülmesinin ardından bir açıklama geldi. Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı devlet haber ajansı RIA’ya yaptığı açıklamada, Hamas’ın siyasi lideri İsmail Haniye’nin öldürülmesinin “kesinlikle kabul edilemez bir siyasi cinayet” olduğunu söyledi.

RIA, Dışişleri Bakan Yardımcısı Mikhail Bogdanov’un “Bu kesinlikle kabul edilemez bir siyasi cinayettir ve gerilimin daha da tırmanmasına yol açacaktır” dediğini aktardı.

Mahmud Abbas’tan kınama

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Hamas’ın siyasi kanadı lideri İsmail Haniye’nin öldürülmesini kınayarak bunu “alçakça bir eylem” olarak nitelendirdi. Mahmud Abbas, Filistin halkına “İsrail işgali karşısında dik durma ve birlik, sabır ve istikrar gösterme” çağrısında bulundu.

Haniye bu yıl 20 Nisan’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la İstanbul’da biraraya gelerek Filistin’deki son durumu ele almıştı. Haniye’nin yine Nisan ayında İsrail tarafından üç oğlu ve dört torunu öldürülmüştü.

İsrail’den resmi açıklama gelmedi

İsrail ordusu, Haniye’nin ölümüne ilişkin direkt olarak bir yorum yapmadı. İsrail ordusu sözcüsü Daniel Hagari, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında “savunma politikalarında bir değişiklik olmadığını ve durum değerlendirmesi yaptıklarını” ifade etti.

İsrail’in aşırı sağcı Kültürel Miras Bakanı Amichay Eliyahu ise Haniye’nin ölümünün “dünyayı daha iyi bir yere” dönüştürdüğünü söyledi.

Amichay Eliyahu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Dünyayı bu pisliklerden temizlemenin doğru yolu budur. Artık hayali barış/teslimiyet anlaşmaları yok, bu ölümlülere merhamet yok. Onlara vuracak demir el, barışı arzulayanlarla barış içinde yaşama yeteneğimizi güçlendirecek” ifadelerini kullandı.

İsmail Haniye kimdir?

62 yaşında hayatını kaybeden Haniye, 1962 yılında Filistin’deki mülteci kamplarından birinde doğdu. Genç yaştan itibaren Filistin davasına dahil oldu. İsrail, Haniye’ye 1989 yılındaki ilk Filistin ayaklanması sırasında üç yıl hapis cezası verdi.

1992 yılında hapisten çıkan Haniye, ardından İsrail ile Lübnan arasındaki sahipsiz topraklara sürüldü. Yanında birçok Hamas lideri de bulunuyordu. Sürgün sonrası Gazze’ye geri döndü. 1997 yılında Hamas’ın ruhani liderinin ofisinin yönetimine getirildi ve örgüt içindeki pozisyonunu güçlendirdi.

Haniye 2006 yılında, Hamas’ın seçim zaferi sonrasında, Filistin yönetimi lideri Mahmud Abbas tarafından başbakanlığa getirildi. Ancak bir yıl sonra, El Fetih ile Hamas arasında Gazze’de yaşanan ve bir hafta süren kanlı güç savaşının sonunda görevden alındı.

Haniye görevden almayı “anayasaya aykırı olduğunu” savunarak kabul etmedi ve hükümetinin “Filistin halkına karşı olan ulusal sorumluluklarından vazgeçmeyeceğini” söyleyerek Gazze’yi yönetmeye devam etti.

Haniye, 6 Mayıs 2017’de İslami Direniş Hareketi Şura Konseyi tarafından Halid Mişal’in yerine Hamas’ın siyasi büro başkanı seçildi. Bu, grubun yapısındaki en yüksek pozisyon olarak kabul ediliyor. 2018 yılında ABD Dışişleri Bakanlığı Haniye’yi terörist olarak tanımladı.

Haniye kısa bir süre sonra Hamas’ın “diplomatik” bir karargahının bulunduğu ve önceki krizlerde İsrail ile bazı müzakerelerin yürütüldüğü Katar’a sürgüne gitti. Örgütü uzaktan yönetmesine rağmen Haniye, Gazze’de Hamas’ın diğer liderlerinden ve kurucularından destek aldı.

Hamas’ın Gazze’deki siyasi kanadının lideri Yahya Sinvar. Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nı ise Muhammed Deyif ve sağ kolu Marvan İsa yönetiyor. Halid Meşal ve Mahmud Zahar da Hamas’ın kurucuları ve önde gelen liderleri olarak kabul ediliyor.

Paylaşın