Demirtaş’tan Dikkat Çeken “Kartalkaya” Yazısı: Sorumlu Yok, Utanma Yok

Bolu Kartalkaya’da 76 kişinin hayatını kaybettiği yangına ilişkin bir yazı kaleme alan Selahattin Demirtaş, yazısında, “Sorumlu yok, utanma yok, insanlık yok, bebek de yok artık” ifadelerini kullandı.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutulan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Bolu Kartalkaya’da 79 kişinin hayatını kaybettiği otel yangınını ilişkin “Bebek var” başlıklı dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.

Demirtaş’ın T24’te yayınlanan yazısı söyle: Grand Kartal Oteli’nin üst katlarından bir adam “Bebek var!” diye bağırıyor. Alevler, dumanlar ve bebek var. İnsanlar ve onlarca insan yavrusu diri diri kavruluyor, dumandan nefes alamıyorlar, biz izlerken boğuluyoruz, onlar çaresizce yardım çığlıkları atıyorlar.

Hep birlikte izliyoruz, boğula boğula ölüyoruz hep birlikte. “Bebek var!” diyor adam, hiç değilse o yaşasın istiyor. İçeride bebek var, yangının orta yerinde, alevlerin arasında bebek var. Her şeyden habersiz, annesinin kucağında, boğulmak üzere olan bebek var.

Sabah oluyor, adamlar geçiyor mikrofonların ardına, birer birer “Ben sorumlu değilim ki” diyor, “Öbürü sorumlu.” Öbürü de “Ben değilim ki sorumlu, beriki sorumlu” diyor. Sorumlu yok, utanma yok, insanlık yok, bebek de yok artık.

Sen bir piliç kamyonunun soğuk kasasında uyu bebek. Birilerinin sıcak kasasında birikmiş para tomarlarıyla insanlık satın alınamayacağını öğretene kadar bize uyumak yok. Bu toprakları her bebeğimiz için cennet yapana kadar bize durmak yok.

Paylaşın

Uluslararası Baskılara Meydan Okuyan İran, “Uranyum” Stokunu Artırıyor

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi, İran’ın yüzde 60 saflıkta zenginleştirilmiş uranyum stokunun yaklaşık 200 kilograma ulaştığını açıkladı.

Haber Merkezi / İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nda konuşan Grossi, İran’ın son dönemde uranyum zenginleştirme hızını yedi kat artırdığını belirtti.

Yüzde 60 zenginleştirme düzeyi nükleer silahlar için gereken yüzde 90 saflık düzeyine yakın ve UAEA standartlarına göre bu miktar, daha fazla zenginleştirme yapılması durumunda beş nükleer silah üretmek için gereken miktara yakın.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres ise İran’ın nükleer silah geliştirmekten kaçınma niyetini açıklığa kavuşturarak bölge ülkeleri ve ABD ile ilişkilerini iyileştirmek için adımlar atması çağrısında bulundu.

Dünya Ekonomik Forumu’nda konuşan António Guterres, “En önemli konu İran ve İran, İsrail ve ABD arasındaki ilişkilerdir” dedi.

Guterres, İranlıların nükleer silahlardan vazgeçme konusunda kararlılıklarını açıkça ortaya koymalarını ve aynı zamanda bölgedeki diğer ülkelerle yapıcı ilişkiler kurmalarını umduklarını belirtti.

İran Stratejik İşler Başkan Yardımcısı Muhammed Cevad Zarif, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik rasyonel bir yaklaşım sergilemesini umduğunu belirterek, “İran hiçbir zaman nükleer silah edinmeye çalışmadı” dedi.

Dünya Ekonomik Forumu’nda konuşan Zarif, “İran dünya için bir güvenlik tehdidi oluşturmuyor” ifadelerini kullandı.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bakai, İran’ın yeni ABD yönetiminin Tahran’a karşı “gerçekçi” bir yaklaşım benimsemesini umduğunu söyledi.

İsmail Bakai, “Yeni ABD hükümetinin politikalarının gerçekliğe ve İran milleti de dahil olmak üzere bölge ülkelerinin çıkarlarına saygıya dayalı olmasını umuyoruz” dedi.

İran, nükleer programının kesinlikle sivil amaçlara yönelik olduğunu savunurken, ABD ve UAEA’nın hazırladığı raporlarda, İran’da askeri nükleer faaliyetler olduğu belirtilmişti.

İran ile P5+1 ülkeleri (ABD, İngiltere, Fransa, Rusya, Çin ve Almanya) arasında 2015 yılında imzalanan JCPOA (Joint Comprehensive Plan of Action), yaptırımların kaldırılması karşılığında İran’ın nükleer programını sınırlamayı amaçlıyordu.

İran, uranyum zenginleştirmeyi sınırlamayı, nükleer stokunu azaltmayı ve UAEA denetimlerine izin vermeyi kabul etmişti.

İran, ABD’nin çekilmesinin ardından, JCPOA’ya uymayı kademeli olarak sonlandırdı ve uranyum zenginleştirmeyi önemli ölçüde artırdı.

Paylaşın

“Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi” Güncellendi

Erdoğan başkanlığında toplanan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) sonrası yayınlanan bildiride, “Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi Türkiye’de, bölgede ve dünyada meydana gelen, gelmesi muhtemel gelişmelerin değerlendirilmesiyle yenilenmiş, kurulca uygun bulunmuştur” denildi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) sona erdi. Yaklaşık 3.5 saat süren toplantı sonrası yayınlanan bildiride şu ifadelere yer verildi:

“Düzenli olarak beş yılda bir, ihtiyaç hâlinde ivedilikle güncellenen Millî Güvenlik Siyaseti Belgesi (MGSB); Türkiye’de, bölgede ve dünyada meydana gelen ve gelmesi muhtemel gelişmelerin değerlendirilmesiyle yenilenmiş ve kurulca uygun bulunmuştur. MGSB-2020’nin yürürlükten kaldırılarak MGSB-2025’in yürürlüğe girmesi kararlaştırılmıştır.

2024 yılında vuku bulan ve millî güvenliğimiz bakımından önem arz eden siyasi, askerî, iktisadi ve içtimai gelişmeler değerlendirilmiş; 2025 yılında karşı karşıya kalınabilecek meseleler ile bu çerçevede yürütülecek faaliyetler ve alınacak tedbirler müzakere edilmiştir.

PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ terör örgütleri başta olmak üzere millî birlik ve beraberliğimiz ile bekamıza yönelik her türlü tehdit ve tehlikeye karşı yurt içinde ve yurt dışında azim, kararlılık ve başarıyla sürdürülen operasyonlar ile son dönemdeki uluslararası gelişmeler hakkında kurula bilgi sunulmuştur.

Suriye’deki yeni yönetimin; devletin egemenliğinin, üniter yapısının, toprak bütünlüğünün ve siyasi birliğinin sağlanması ile ülkedeki tüm etnik, dinî ve mezhebî grupların temel hak ve hürriyetlerinin güvence altına alınması hususundaki iradesine, Suriye’nin yeniden inşasına, Suriye halkının huzur ve refaha kavuşmasına tam destek verileceği bir kez daha teyit edilmiştir.

PKK/KCK-PYD/YPG’nin Suriye’deki mevcut durumu ve muhtemel gelişmeleri herhangi bir şekilde istismar etmesine izin verilmeyeceği hatırlatılmış; bölgemizdeki dost ve kardeş halkların düşmanı olan tüm terör örgütlerinin her hâlükârda tasfiye edileceği vurgulanmıştır.

Gazze’de sağlanan ateşkesin kalıcı olması ve Filistin meselesinin adil bir şekilde çözümü için başlangıç teşkil etmesi gerektiğinin altı çizilmiş; insani yardımların Gazze halkına engelsiz, kesintisiz ve hızla ulaştırılmasının önemine dikkat çekilmiştir. Bununla birlikte, İsrail’in uluslararası hukuku hiçe sayan mütecaviz eylemlerini Suriye topraklarına da sirayet ettirmesinin, bölgede istikrarın sağlanmasına yönelik gayretlerin önünde engel oluşturduğu ifade edilmiştir.

Türkiye’nin; Afrika, Orta Doğu ve Balkanlar başta olmak üzere dünyanın muhtelif bölgelerindeki ihtilafların çatışmaya dönüşmeden çözümünün sağlanması, süregelen çatışmaların ise sulh ile neticelenmesi istikametindeki faaliyetlerini yoğunlaştırarak küresel barış ve istikrarın tesisine azami katkıyı sunmaya devam edeceği belirtilmiştir.”

Paylaşın

Mehmet Şimşek’ten Sektör Temsilcilerine “Maliyet” Ayarı

Mehmet Şimşek’in, sektörü temsilcileri ile yaptığı toplantıda, faizdeki düşüş ile mazot, elektrik fiyatlarını örnek vererek, “Maliyetler artıyor bahanesiyle gelmeyin” mesajı verdiği öğrenildi.

Ekonomi yönetimindeki bakanlar, Ramazan ayı öncesi fahiş fiyat artışlarına karşı sektör temsilcileriyle bir araya geldi. Ticaret, gıda, perakende sektörü temsilcileriyle yapılan toplantıya, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı katıldı.

CNBC-e’den Hazal Ateş’in haberine göre; Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, fiyat artışlarına “kira, navlun, nakliye maliyetleri, personel giderlerini” gerekçe gösteren temsilcilere maliyet hesabıyla yanıt verdi. Şimşek’in, faizdeki düşüş ile mazot, elektrik fiyatlarını örnek vererek, “Maliyetler artıyor bahanesiyle gelmeyin” mesajı verdiği öğrenildi.

Bakanlarla TOBB, TESK başkanlarının da katıldığı toplantıda, İstanbul, Ankara ve İzmir Ticaret Borsaları Başkanları, perakende, yumurta, gıda ve ihtiyaç maddeleri, kırmızı et, kanatlı hayvancılık, un, makarna, yağ, süt, ambalajlı su, toptancı haller ile bakliyat sektörü temsilcileri yer aldı. Toplantı 3 saat sürdü.

Sektör temsilcileri toplantıda fiyat artışlarına neden olarak gösterdikleri kira, navlun, nakliye, personel giderlerine ilişkin maliyetleri paylaştı. Bakan Şimşek de sektör temsilcilerine mazot, elektrik maliyet hesabı çıkararak, “Bahane edeceğiniz bir şey yok” yanıtını verdiği öğrenildi.

Toplantıya katılan bakanların, “Ramazan ayından önce fiyat artışları içtihat haline gelmiş durumda. Artık bu imaj kalkacak. Fiyat artışlarını vatandaşa yansıtmayın. Denetimler artacak. Kayıt dışılığa izin verilmeyecek. Vatandaşın gıdaya erişiminin önündeki bütün engeller kalkacak. Vatandaşı Ramazan’da fiyat artışlarından kurtaracağız” değerlendirmesini yaptıkları belirtildi.

TESK Başkanı Bendevi Palandöken de fiyat artışlarında zincir marketlerin rekabeti engelleyen tutumlarının da etken olduğunu söyledi. Palandöken, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Marketler kozmetik üründen züccaciye ürünlerine kadar her şeyi satıyor. Bu da haliyle rekabete zarar veriyor. Bakanlarımız toplantıda sektör temsilcilerini net bir dille uyardı. Sayın Şimşek, maliyet artışının bahane edilmemesi gerektiğini rakamlarla, tablolarla anlattı. Mazot, elektrikte bir artış olmadığını anlattı. Ticaret Bakanımız da cezaların ağırlaştırılacağını söyledi.”

Paylaşın

Türkiye’de Adaletin Olmadığını Düşünenlerin Oranı Yüzde 71

ASAL Araştırma’nın anketine göre; Türkiye’de adaletin olmadığını düşünenlerin oranı yüzde 71. Ankete göre; Türkiye’de adaletin olduğunu düşünenlerin oranı ise 21.1.

ASAL Araştırma’nın ocak ayında 1800 kişiyle gerçekleştirdiği adalet anketinin sonuçları belli oldu. Ankete katılanların büyük çoğunluğu Türkiye’de adaletin olmadığını düşünüyor.

ASAL Araştırma 1800 kişinin katılımıyla  Türkiye genelinde 26 ilde 10-14 Ocak 2025 tarihleri arasında anket çalışması yaptı. Ankette “Türkiye’de adalet var mı?” sorusu soruldu.

Ankete katılanların yalnızca yüzde 21.1’i “Türkiye’de adalet var” yanıtını verdi. Ankete katılanların yüzde 71’i ise “adalet yok” dedi. Yüzde 7,9’u ise cevap vermedi.

Ankette aylara göre karşılaştırma oranları da paylaşıldı. Buna göre, Temmuz 2024’te “adalet var” diyenlerin oranı yüzde 19,2 iken Ağustos 2024’te bu oran 18,5, Ocak 2025’te ise yüzde 21,1 oldu.

‘Adalet yok’ diyenler ise, Temmuz 2024’te yüzde 70,5, Ağustos 2024’te yüzde 74, , Ocak 2025’te yüzde 71 oldu.

Asal Araştırma’nın 17-27 Ağustos 2024 tarihlerinde “Sizce Türkiye’de adalet var mı, yok mu?” sorusunu yönelttiği bir anket daha yapmıştı.

Anket sonuçlarına göre; “Adalet var” diyenlerin oranı yüzde 18.5, “Adalet yok” diyenlerin oranı 74 olmuştu.  Ankete katılanların yüzde 7.5’i ise soruyu yanıtsız bırakmıştı.

Paylaşın

Dünya, İkinci Donald Trump Dönemine Hazır Mı?

Liderler, Beyaz Saray’a dönen, dünya düzenini bozma veya en azından sarsma potansiyeline sahip Donald Trump’ın bundan sonra ne yapacağını tahmin etmeye çalışıyorlar.

Kurtuluş Aladağ / ABD’nin 47. başkanı seçilen Donald Trump, Kongre’de düzenlenen yemin töreni ile resmen göreve başladı. Trump, kendisinin göreve gelmesiyle birlikte ABD’nin gerileme döneminin artık sona ereceğini, bugünden itibaren “Amerika’nın altın çağının” başladığını savundu.

Trump, Beyaz Saray’daki ilk gününde ABD’yi Dünya Sağlık Örgütü’nden (DSÖ) çekme sürecini başlattı. Trump benzer bir adımı ilk döneminde de atmış ama son karar, halefi Joe Biden tarafından geri alınmıştı.

Bilim insanları, ABD’nin DSÖ’den çekilmesiyle beraber AIDS, sıtma ve tüberküloz gibi bulaşıcı hastalıklarla mücadelede şimdiye dek elde edilen kazanımların kaybedileceği, yeni salgın hastalıkların dünyayı tehdit edeceği endişesi taşıyor.

DSÖ’nün en büyük bağışçılarından ABD’nin ayrılığı DSÖ’yü mali açıdan zor bir duruma düşürecektir. ABD, aynı zamanda halk sağlığı alanında uzmanlaşmış yüzlerce personel de yolluyordu.

Trump, ilk gününde Paris İklim Anlaşması’ndan çekilme kararnamesini de imzaladı. Paris İklim Anlaşması, küresel sıcaklık artışının sanayi öncesi dönemdekine kıyasla 2 derecenin altında tutulmasını, tercihen 1,5 derecenin hedeflenmesini öngörüyor.

Donald Trump’ın, seçim döneminde, göç, ticaret, iklim değişikliği ve vergilerle ilgili söyledikleri ABD’nin küresel sorunlardan geri çekileceği şeklinde yorumlanıyordu.

Trump, ABD’nin NATO, Birleşmiş Milletler, Dünya Ticaret Örgütü veya İklim Zirvesi gibi uluslararası hukuk, düzenleme veya örgütlerde hiçbir avantajının olmadığını sık sık belirtiyordu.

ABD’nin Yeni Başkanı, yıllardır ABD’deki her türlü sorunun kaynağının Çin olduğunu ifade ediyor ve Çin’i yalnızca kendisinin yenebileceği bir düşman olarak tarif ediyor.

Çin, birinci Donald Trump yönetiminin son döneminde varılan ticaret anlaşmasının şartlarına uymadığı için ikinci Trump döneminde yeni tarifelerle karşı karşıya kalacak gibi görünüyor.

Çin ile ABD arasındaki bir diğer önemli konu da Tayvan. Trump, Tayvan’ı Çin’e karşı yapacağı hamleler için bir piyon olarak görebilir, Trump’ın alacağı kararlar hem Tayvan hem de Uzak Doğu için tehlikeli olabilir.

Çin, ABD için güçlü bir rakipse Rusya, tarihsel bir sorun. Trump, başkanlık kampanyası sırasında ve hatta seçimi kazandıktan sonra bile, Ukrayna’daki çatışmaya derhal son verme sözü vermişti. Donald Trump, sık sık Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile olan samimi ilişkisine atıfta bulunmuştu.

ABD Yeni Başkanı’nın Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’ye ilk mesajı, Moskova ile müzakere etmesi olacaktır. Rusya şu anda Ukrayna topraklarının neredeyse yüzde yirmisini kontrol ediyor.

Donald Trump’ın ABD’nin Ukrayna’ya desteğini çekmesinin beklenmedik sonuçları olabilir. Vladimir Putin, Ukrayna’da istediğini elde etmesi durumunda, Trump, istemeden de olsa daha çok kutuplu bir dünyanın oluşmasına zemin hazırlayabilir.

ABD Başkanı Trump, siyasi hedefleriyle uyumlu olup olmadıklarını belirlemek için tüm dış kalkınma yardımı programlarını 90 gün boyunca askıya aldı. Dikkatler, bu kararın Ukrayna için ne gibi sonuçları olabileceğine çevrildi.

Hem Çin hem de Rusya kilit güç merkezleri olarak görülebilir ve gelişmekte olan ülkeler BRICS ((Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika Cumhuriyeti) ve ŞİÖ (Şanghay İşbirliği Örgütü) gibi çok örgütlenmeler aracılığıyla teknolojik ve ekonomik tavizler elde edebilirler.

Rusya Devlet Başkanı Putin ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Trump’ın resmen görevden gelmesinden sonra bir görüşme gerçekleştirdi. İki lider, görüşmede Rusya ile Çin’in ilişkilerini gelişmeye devam etmesi gerektiğini vurguladı.

Trump ayrıca geçen hafta eski Başkan Joe Biden tarafından imzalanan ve Küba’yı terörü destekleyen devletler listesinden çıkaran kararnameyi de geri çevirdi.

Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, Trump’ın bu hamlesini “kibirlilik ve gerçeği hiçe sayma” olarak nitelendirdi.

Ticaret konusunda Trump, aralarında Çin ve ABD – Meksika – Kanada Anlaşması’nın da bulunduğu bir dizi ticaret anlaşmasının gözden geçirilmesini isteyen bir kararname yayınladı.

Trump’ın Beyaz Saray’daki ilk gününde verdiği kararlar, seçim kampanyası sırasında verdiği vaatlerle örtüşüyor, ama bundan sonra hangi kararları alacağı ise bilinmiyor.

Dünyanın, ilk döneminde olduğundan daha öngörülemez ve yasaları çiğnemeye daha yatkın bir liderle, nasıl başa çıkacağı da belirsizliğini koruyor.

Paylaşın

Gazze’nin Yüzde 88’i Yok Edildi; Maddi Kayıp 38 Milyar Dolar

Gazze Hükümeti Medya Ofisi, 470 gün süren İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılara ilişkin yıkıcı verileri ortaya koydu. Verilere göre, Gazze’nin yüzde 88’i yok edildi ve maddi kayıplar 38 milyar doları buldu.

Haber Merkezi / Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 72 artarak 47 bin 107’ye yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise 56 artarak 111 bin 147’ye çıktı.

Gazze Hükümeti Medya Ofisi, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik 470 gün süren saldırılarına ilişkin dikkat çeken bir rapor yayınladı. Rapora göre, Gazze’nin yüzde 88’i yok edildi ve maddi kayıplar 38 milyar doları buldu.

Raporda ayrıca, Gazze’de gerçekleştirilen 9 bin 269 katliam da belirtildi. Raporda, 2 bin 092 ailenin tamamen yok olduğu vurgulandı. Raporda, 12 bin 316 kadının, bin 155 sağlık personelinin, 94 sivil savunma çalışanının ve 205 gazetecinin öldürüldüğü belirtildi.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 72 artarak 47 bin 107’ye yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise 56 artarak 111 bin 147’ye çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan İsrail ile Hamas arasındaki ateşkesin ne kadar kalıcı olacağı ile ilgili hararetli tartışmalar yürütülüyor.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’ya baskı uygulayarak ateşkesin sağlanması konusunda önemli bir rol oynadığı belirtilen ABD’nin yeni Başkanı Donald Trump, çok da umut verici konuşmadı.

Dün yemin töreni sonrasında Beyaz Saray’da ilk kararnamelerine imza attığı sırada kendisine Gazze’deki sağlanan ateşkesin sürdürüleceğinden emin olup olmadığı sorusu yöneltilen Trump, “Sürdürüleceğinden emin değilim” yanıtını verdi.

“Bu, bizim savaşımız değil, onların savaşı” sözlerini kaydeden Trump ayrıca Gazze’nin sahne olduğu devasa boyuttaki yıkıma dair fotoğrafları gördüğünü söyleyerek, soru işaretlerine yol açan şu ifadeleri kaydetti:

“Gerçekten de farklı bir şekilde yeniden imar edilmesi gerekecek… Gazze ilginç, deniz kenarında harikulade bir yer, en iyi iklime sahip, biliyorsunuz, her şey çok güzel. Burayla çok güzel şeyler yapılabilir, Gazze’yle fantastik şeyler yapılabilir.”

Trump ayrıca dün ilk iş olarak Joe Biden’ın Batı Şeria’daki güvenliği zedeleyen, Filistinlilerin topraklarını gaspeden, aşırıcılık yanlışı İsrailli yerleşimcilere yaptırım öngören kararını da kaldırdı.

Bu arada İsrail’in bugün işgal altındaki Batı Şeria’daki Cenin mülteci kampına düzenlediği hava saldırısında iki Filistinlinin öldüğü açıklandı. İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada saldırının “terörle mücadele” amacıyla gerçekleştirildiği duyuruldu.

Bölge diken üstünde. Ateşkesin sekteye uğramaması için çağrılar yapılıyor.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres taraflara taahhütlerini yerine getirme, anlaşmayı tam olarak uygulama çağrısı yaparak tüm rehinelerin serbest bırakılmasının sağlanması gerektiğini söyledi.

Kalıcı ateşkesin önemine vurgu yapan Guterres, Gazze’ye tüm engellere, zorluklara ve kısıtlamalara rağmen insani yardımı arttırmak için ellerinden geleni yapacaklarının altını çizdi.

Guterres, “Ortadoğu halklarının bu çalkantılı dönemden barış, onur ve umut ufkuyla çıkmalarını sağlama konusunda sorumluluğumuz var” dedi.

Paylaşın

Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ Tutuklandı

“Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlaması yöneltilen Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, sevk edildiği mahkeme tarafından tutuklandı. Özdağ, “Cumhurbaşkanına hakaret” sulamasından ise serbest bırakıldı.

Haber Merkezi / “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla Ankara’da gözaltına alınan Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasıyla mahkemeye sevk edildi.

“Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasından serbest bırakılan Ümit Özdağ, “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasından ise tutuklandı.

Ümit Özdağ hakkında “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla Pazartesi günü soruşturma başlatılmıştı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan açıklamada, söz konusu soruşturmanın Özdağ’ın iki gün önce yaptığı bir konuşmada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında dile getirdiği ifadeler nedeniyle başlatıldığı bildirilmişti.

Başsavcılık açıklamasında ayrıca, Özdağ’ın sözlerinin hakaret ve tehdit içerdiğini belirtilmişti.

Ümit Özdağ, sosyal medya hesabında yaptığı açıklamada, “Erdoğan’a hakaret iddiası ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılan konuşmamı Antalya’da Zafer Partisi 4. il Başkanları Çalıştayı’nda yaptım” demişti.

Konuşma yerinin Antalya olduğunu fakat Antalya Başsavcılığı veya Ankara Başsavcılığı yerine soruşturmanın İstanbul Başsavcılığı tarafından açıldığına dikkat çeken Özdağ, “Bu konuşmayı 1000 defa daha yapmaya hazırım. İster hapse atın, ister kurşuna dizin. Atatürk’ten ve kurduğu Cumhuriyet’ten taviz vermeyeceğiz. Atatürk’e ve Cumhuriyete saldırılara cevap vereceğiz” ifadelerini kullanmıştı.

Ümit Özdağ ne demişti?

Özdağ, Antalya’da Erdoğan ile ilgili şu ifadeleri kullanmıştı: “Hiçbir Haçlı Seferi Türk milletini Deist, Ateist, Hristiyan yapamamıştır. Erdoğan döneminde Türk milletinin geniş kesimleri Allah’la aldatanlardan dolayı dinlerinden soğumaya başladılar ve Erdoğan döneminde deist, ateist oranı yüzde 16’yı aştı.

Erdoğan, Türk milletinin devletini tarikat ve cemaatler arasında dağıtarak, şirk koşanları devlete ortak ederek, Türk milletinin inancına zarar vermektedir, milyonlarca sığınmacı ve kaçağı Anadolu’ya sokarak, Türk milletinin kültürünü tahrip etmektedir. Yaşanan şey aslında bir AKP faşizmidir.”

“Bu davanın savcısı Erdoğan’dır”

Özdağ’a destek için adliyeye giden siyasetçiler arasında ana muhalefet partisi CHP’nin Genel Başkanı Özgür Özel ve İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu da yer aldı.

Adliye önünde açıklama yapan Özgür Özel, “Millet Erdoğan’a rakiplerini hapse atsın diye yetki vermedi. Millet Erdoğan’a siyasi parti genel başkanlarını yemek yerken gözaltına aldırsın, polis eşliğinde getirsin, nezaretlerde tuttursun, savcılara sorgulatsın diye yetki vermedi” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Siyasi parti genel başkanlarının hukuku, birbirlerine emanettir. Bu siyasetin olmazsa olmaz erdemidir, hakim olması gereken duygu budur. Ama bugün bir siyasi partinin genel başkanı, diğer siyasi partilerin genel başkanlarıyla siyasi rekabet etmek yerine, kötü niyetle tasarlanmış bir siyasi operasyonu hukukçular eliyle işletmektir… Bunun demokrasilerde kabul edilebilir bir tarafı yoktur. Bu korkaklıktır, bu tükenmişliktir, bu acziyettir.”

Müsavat Dervişoğlu, soruşturmaya konu olan konuşmanın Antalya’da yapılmış olmasına ve Özdağ’ın Ankara’da ikamet etmesine rağmen hukuki sürecin İstanbul’da yürütülmesine işaret ederek, “Bu bize sıkıyönetim dönemlerini hatırlatıyor. Acaba İstanbul’a özel bir sıkıyönetim karakolu mu kuruldu ya da sıkıyönetim savcılığı mı oluşturuldu?” diye sordu.

Dervişoğlu, “Herkes iyi bilsin ki; milliyetçiler, Atatürkçüler, demokratlar, vatanseverler artık yarışmayacak. Herkes şahit olsun ki birleşeceklerdir” ifadelerini kullandı. Dervişoğlu, “Bu davanın savcısı Erdoğan’dır” dedi.

Paylaşın

Erdoğan Açıkladı: Bir Günlük Milli Yas İlan Edildi

Kabine toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan Erdoğan, Kartalkaya’da bir otelde çıkan yangına ilişkin, “Her ne surette olursa olsun böyle bir facianın yaşanmasına sebep olanlar, ihmali ve kusuru olanlar hukuk önünde bunun hesabını vereceklerdir” dedi ve ekledi:

“Yüreklerimizdeki yangını tarif etmekte kelimeler yetersiz kalıyor. Özellikle yakınlarını kaybeden vatandaşlarımızın derin bir teessür ve acı içinde olduğunu biliyoruz. Bu kardeşlerimizin acısını paylaşmak amacıyla 1 günlük milli yas ilan edilmiştir.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Yaralanan kardeşlerimizden 17’si taburcu edilirken biri yoğun bakımda olmak üzere diğerlerinin tedavisi devam ediyor. AFAD ve sağlık birimlerimiz yanan otelde çalışmalarını sürdürüyor. Hayatını kaybeden kardeşlerimizin kederli ailelerine başsağlığı diliyorum. Yangına farklı kurumlarımızdan toplam 156 araç ve 428 personelle müdahale edilmiştir. Gerek yangının çıkış sebebini gerekse faciada sorumluluğu olanları tespit etmek amacıyla idari ve adli soruşturmalar başlatılmıştır.

İlk etapta aralarında facianın yaşandığı işletme sahibinin de olduğu 4 kişi gözaltına alınmıştır. Her ne surette olursa olsun böyle bir facianın yaşanmasına sebep olanlar, ihmali ve kusuru olanlar hukuk önünde bunun hesabını vereceklerdir. Yüreklerimizdeki yangını tarif etmekte kelimeler yetersiz kalıyor. Özellikle yakınlarını kaybeden vatandaşlarımızın derin bir teessür ve acı içinde olduğunu biliyoruz. Bu kardeşlerimizin acısını paylaşmak amacıyla 1 günlük milli yas ilan edilmiştir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet ve yakınlarına sabır dileklerimi iletiyorum.

Eğitim, savunma, güvenlik, bölgesel görüşmeye kadar kritik konuları değerlendirdiğimiz bir kabine toplantımızı daha tamamladık. Ülkemize ve milletimize hizmet yolunda büyük bir gayret içinde olduk. 2025 yılını Aile Yılı olarak ilan edeceğimizi paylaşmıştık. Aile toplumun temelidir diyen anayasamızın 41. maddesinin çizdiği çerçeve içinde aileyi güçlendirecek tedbirleri hayata geçiriyoruz. Özellikle cinsiyetsizleştirme politikaları, aile politikaları hedef alan küresel bir haçlı seferine dönüşmüştür.

“İktidar ve muhalefet fark etmeksizin tehlikeli gidişatı…”

Milletimiz için varoluşsal bir tehdide dönüşen bir diğer husus 1,51’e kadar düşen doğurganlık hızımızdır. Nüfusun yenilenme düzeyinin 2,1 olduğu göz önünde bulundurulduğundan tehdidin vehameti daha net anlaşılacaktır. Ülkemizde ilk evlenme yaşı kadınlarda 26, erkeklerde 28’e çıkmıştır. İlk anne olma yaşı ise 29’u aşmıştır. İktidar ve muhalefet fark etmeksizin tehlikeli gidişatı önce durdurmamız sonra da tersine çevirmemiz gerekiyor. 2025 senesini bütün bu gerçekler temelinde Aile Yılı ilan ettik.

Evliliğe ilk adım atan gençlerimize 150 bin lira tutarında faizsiz kredi desteği sunduk. Yeni doğacak ilk çocuk için verdiğimiz tek seferlik doğum yardımını 5 bin liraya yükselttik. İkinci ve sonraki çocuklar için vereceğimiz çocuk yardımlarını her ay annelerimizin hesabına yatıracağız. Farklı destek, teşvik ve yardımlarla aileyi güçlendirip, çocuk sahibi olmayı teşvik edeceğiz.

Göz bebeğimiz olan çocuklarımızın başıboş köpek sürülerince parçalanmasının izahı açık söylüyorum ne kendimize ne vicdanımıza ne de milletimize yapamıyoruz. Yüksekova’da bir evladımızın hayatını kaybettiği olay hepimizi derinden yaralamış ve sarsmıştır. Daha önce de benzer hadiselere şahit olmuş bunun üzerine harekete geçmiştik. Bu sorunun çözümsüz kalmasından çeşitli lobilerin karşı çıkmasına rağmen mevzuatımızda gerekli görüşmeleri yaptık. Görüşmelerde mecliste yaşanan edepsizlikleri, densizlikleri hiçbirimiz unutmadık ve unutmayacağız. Yüksekova’daki yürek burkan olay yasal düzenlemenin ve endişelerimizin ne kadar isabetli olduğunu tekrar teyid etmiştir.

Türkiye’ye, okula, kütüphaneye, parka giden çocuklara sahipsiz köpeklerin saldırdığı ülke utancı yaşatmaya kimsenin hakkı yoktur. Siyasi parti ayırt etmeksizin belediyelerimizin tamamı kendilerine yüklediği görevleri yerine getirmek zorundadır. Farklı bahaneler öne sürerek görevini yapmayanlarla ilgili bundan sonra daha zorlayıcı tedbirleri devreye alacağız. Devletimizin ilgili tüm organları bu konunun üzerine daha kararlı gidecektir. Eslem Teker evladımıza yüce Allah’tan rahmet, acılı ailesi ve arkadaşlarına sabır niyaz ediyorum.

Suriye yeni yönetiminin Dışişleri ve Savunma Bakanları ile istihbarat başkanının ülkemizi ziyareti esnasında pek çok konuyu ele aldık. Suriye’nin yeniden ayağa kaldırılması çabalarında da yeni hükümetin ve Suriye halkının yanında olacağız. Suriye toparlanıp güçlendikçe, sadece Suriyeli kardeşlerimiz değil bölgemizin tamamı bundan kazançlı çıkacaktır.

Arap ve İslam aleminin bu ülkeye destek olması önemlidir. Batılı kurumların uyguladığı yaptırımlar da bir an evvel kaldırılmalıdır. Bu konudaki hassasiyetimizi Slovakya Başbakanı ile paylaştım. NATO müttefikliğimizin yanısıra stratejik ortaklıkla tesis ettiğimiz Slovakya ile ilişkilerimizi kazan kazan temelinde ilerleteceğiz. Partimizin il kongreleri vesilesiyle birçok yatırımın resmi açılışını yaptık.

İsrail’in 7 Ekim 2023 tarihinden sonra Gazze’ye başlattığı saldırılar önceki gün ateşkesin yürürlüğe girmesiyle şimdilik son buldu. İsrail’in kasıtlı şekilde sivilleri hedef alan saldırılarda 50 bin Gazzeli şehit oldu. 110 binin üzerinde kardeşimiz yaralandı. İsrail kelimenin tam manasıyla bir soykırım ve Gazze’yi insansızlaştırma politikası uyguladı.

Sosyal medyaya yansıyan fotoğraflar Gazze’deki yıkımın ne kadar devasa boyuttu olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye olarak çok boyutlu diplomasiyle ateşkes mutabakatın sağlanması için gereken desteği verdik. Gazzeli kardeşlerimizin yüzlerinin gülüyor olmasından biz de memnuniyet duyuyoruz. Rabbim İsmail Heniye başta olmak üzere İsrail’in kalleş ve insanlık dışı saldırılarında şehit olan tüm kardeşlerimizin ruhlarını şâd, mekanlarını cennet eylesin diyorum.”

Paylaşın

Kürşad Zorlu AK Parti’ye Katıldı; Rozetini Erdoğan Taktı

2025 yılının ilk günlerinde İYİ Parti’den istifa eden Kürşad Zorlu, AK Parti’ye katıldı. Zorlu’yla birlikte 14 Mayıs 2023 seçimleri sonrası İYİ Parti’den istifa edip AK Parti’ye geçen vekil sayısı beş oldu.

Haber Merkezi / 2023 seçimlerinde 44 milletvekiliyle parlamentoya giren İYİ Parti’nin sandalye sayısı 28. Meclis’teki bağımsız milletvekili sayısı ise 12.

İYİ Parti’den istifa eden Ankara Milletvekili Kürşad Zorlu, AK Parti’ye (Adalet ve Kalkınma Partisi) katıldı. Zorlu’ya rozetini AK Parti’nin Ankara il kongresinde AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan taktı.

Kürşad Zorlu il kongresinde yaptığı konuşmada AK Parti lideri Erdoğan’a teşekkür etti.

Böylelikle 14 Mayıs 2023 seçimleri sonrası İYİ Parti’den istifa edip AK Parti’ye geçen vekil sayısı beş oldu.

Kürşad Zorlu kimdir?

9 Nisan 1977 yılında Yozgat’ta dünyaya gelen Kürşad Zorlu,  ilk, orta, lise öğrenimini Yozgat’ın Yerköy ilçesinde tamamladı. Zorlu, Selçuk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’nü bitirdi.

Kürşad Zorlu’nun babası MHP’den 1994-2004 arası Yerköy belediye başkanlığı yapmış olan Bahri Zorlu’dur.

19 Ekim 2022’de TBMM grup toplantısında İYİ Parti’ye katılan Kürşad Zorlu, aynı gün İYİ Parti Sözcüsü ve genel başkan başdanışmanlığına getirildi ve 3 Mayıs 2024’e kadar bu görevini sürdürdü.

Zorlu, 2023 tarihinde gerçekleştirilen 3. İYİ Parti Olağan Kurultayı’nın ardından İyi Parti Medya İlişkileri Başkanı görevine getirildi.

Paylaşın