Hazine’nin Borcu 7 Trilyon 238 Milyar Liraya Yükseldi

Merkezi yönetim brüt borç stoku, şubat sonu itibarıyla 7 trilyon 238,1 milyar lira oldu. Borç stokunun 2 trilyon 642,3 milyar lira tutarındaki kısmı Türk Lirası, 4 trilyon 595,8 milyar lira tutarındaki bölümü ise döviz cinsi borçlardan oluştu.

Haber Merkezi / Ayrıca, hazine alacakları, şubat sonu itibarıyla 28,4 milyar lira oldu. Alacak stoku içindeki en yüksek payı 10,6 milyar lirayla mahalli idareler oluşturdu.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, 30 Eylül itibarıyla merkezi yönetim brüt borç stoku verilerini açıkladı. Bakanlıktan yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Merkezi yönetim borç stoku 29 Şubat 2024 tarihi itibarıyla 7.238,1 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. Borç stokunun 2.642,3 milyar TL tutarındaki kısmı Türk Lirası cinsi, 4.595,8 milyar TL tutarındaki kısmı döviz cinsi borçlardan oluşmaktadır.

Hazine Alacak stoku 29 Şubat 2024 tarihi itibarıyla 28,4 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. Hazine alacak stoku içerisinde en yüksek pay 10,6 milyar TL ile Mahalli İdareler’e aittir. 2024 Şubat ayı sonu itibarıyla Hazine alacaklarından toplam 0,5 milyar TL tahsilat gerçekleştirilmiştir.”

Paylaşın

Türkiye’nin Kredi Risk Priminde Bir Eşik Daha Aşıldı

Türkiye’nin 5 yıllık CDS (Credit Default Swap) puanı 341 seviyesine yükseldi. Böylelikle Türkiye’nin kredi risk primi 1 Aralık’tan bu yana en yüksek seviyeye çıktı.

BloombergHT’de yer alan habere göre; Son dönemde Türkiye’nin risk priminde görülen yukarı yönlü ivmede yeni bir eşik aşıldı.

Türkiye’nin 5 yıllık kredi temerrüt takası (CDS) günlük olarak 19 baz puan artışla 341 baz puana geldi. Böylelikle risk primi 1 Aralık’tan bu yana en yüksek seviyeye çıktı.

Türkiye’nin risk primi geçen sene yaşanan seçim sürecinin ardından düşüş ivmesi yaşamıştı. Seçim öncesinde 700 baz puanı test eden risk primi Aralık ayında 300 baz puanın altına kadar gerilemişti.

CDS primi nasıl hesaplanıyor?

Ülkelerin dış borçlanmalarına karşı CDS’leri genelde büyük uluslararası yatırım bankaları sağlıyor ve o ülkelerin borcunu çevirememesi halinde ödemeyi bu banka üstlenmiş oluyor. Bu bankalar da söz konusu ülkenin geri ödeme yeteneğini, makroekonomik koşullarını inceleyerek bir risk oranı belirliyor.

Bu oran belirlenirken uluslararası derecelendirme kuruluşlarının verdiği notlar önemli bir rol oynasa da bunun dışında da bir çok faktör göz önünde bulunduruluyor.

Ekonomisi sağlam ve geri ödeme sorunu yaşamayacağı düşünülen ülkelerin risk primi düşük olurken geri ödemekte sorun yaşayacağı düşünülen ülkelerin risk primi yüksek bir orandan belirleniyor.

Türkiye’nin CDS oranı neden yükseliyor?

Ekonomist Mahfi Eğilmez’e göre ülke CDS priminin yükselmesine iç ve dış nedenler olmak üzere iki etken grubu yol açıyor. Koronavirüs salgını ya da Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve yükselen enerji fiyatları bu dış nedenlere örnek olarak verilebilir.

İç nedenler ise enflasyonun yükselmesi, dış borçların artması, kurların yükselmesi, sosyal çalkantılar ve afetler olarak sıralanabilir.

Dış nedenler konusunda yapılabilecek şeylerin sınırlı olmasına rağmen iç nedenleri yönetmenin mümkün olduğunu vurgulayan Eğilmez bu sayede dış nedenlerin de etkisinin azaltılabileceğini belirtiyor.

Türkiye’nin CDS primlerinin 2008 yılındaki küresel mali kriz sırasında yükseldikten sonra gerilediği görülüyor. Ülkenin makroekonomik dengelerinin bozulmaya başladığı 2018 yılından itibaren ise dalgalı bir seyirle de olsa yükseliş trendini sürdürdüğü görülüyor.

CDS priminin artmasının sonuçları ne olur?

Kamunun ve özel sektörün dış borçlanma maliyetleri CDS primine paralel olarak artar.

Burada kendini besleyen bir döngü oluşur. Borçlanma maliyetinin artması döviz girişini azalttığı için dış borcu ödemeyi zorlaştırır. Bu da riski daha da çok yükseltir.

Artan maliyetler, daha fazla kaynağın borç ödemesine ayrılması ve daha az harcanabilir gelir (yani refah kaybı) anlamına gelir.

Döviz girişinin azalması içerideki likidite krizini daha da derinleştirirken enflasyonist baskıları artırır.

Ulaşılabilecek en uç nokta, CDS ile sigortalanan temerrüt riskinin gerçekleşmesi durumudur. Dış borcun çevrilemez hale gelmesi ya da “iflas” durumu, başta enerji olmak üzere ithal ettiğimiz pek çok ürünü alamayacak hale gelmemiz, ithal ara malına dayalı üretim yapımızın durması anlamına gelir.

Paylaşın

İhtiyaç Kredi Faizleri, Mart Ayı Boyunca Yükseldi

Bankaların mart ayı boyunca ihtiyaç kredi faizi artışı neredeyse 200 baz puana dayandı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) politika faizi artırım sürecinin başlamasıyla birlikte ivmelenen ihtiyaç kredi faizleri aylık yüzde 6,7’ye dayandı.

Bankalar yeni haftaya 50-70 baz puanlık ihtiyaç kredi faizi artırımıyla başlarken 10 bin liralık 12 ay vadeli bir ihtiyaç kredisinin geri ödemesi 16 bin 832 liraya yıllık bileşik maliyeti de yüzde 187,6’ya kadar çıkıyor.

Merkez Bankası (TCMB) verileri 13 haftalık yıllıklandırılmış kur etkisinden arındırılmamış olarak tüketici kredisinde büyümenin sürdüğünü ortaya koyuyor. Faizler bu denli yüksekken bile bankacılık sektöründe tüketici kredi büyümesi 8 Mart ile biten hafta itibariyle yüzde 34,1’e yükseldi.

Ekonomim’deki habere göre, parasal sıkılaştırma kendini en çok bireysel ihtiyaç kredileri faizinde gösteriyor. Merkez Bankası’nın politika faizi artırım sürecinin başlamasıyla birlikte ivmelenen ihtiyaç kredi faizleri aylık yüzde 6,7’ye dayandı.

Bankalar yeni haftaya 50-70 baz puanlık ihtiyaç kredi faizi artırımıyla başlarken 10 bin liralık 12 ay vadeli bir ihtiyaç kredisinin geri ödemesi 16 bin 832 liraya yıllık bileşik maliyeti de yüzde 187,6’ya kadar çıkıyor. Bu yüklü maliyete rağmen Merkez Bankası verilerine göre 13 haftalık yıllıklandırılmış tüketici kredi büyümesi yüzde 34,1’e çıktı. Geçen yılsonunda büyüme oranı yüzde 30’un altında seyrediyordu.

Merkez Bankası, şubat Para Politikası Kurulu toplantısında faiz artışına gitmese de ihtiyaç kredi faizlerinin yukarı yönlü hareketi hız kesmedi. Mart ayı başında ihtiyaç kredilerinin aylık büyüme sınırını yüzde 3’ten yüzde 2’ye düşüren Merkez Bankası’nın geçen hafta sonu kredi kartından nakit çekim faiz oranlarını yükseltmesi de bu hafta ihtiyaç kredi faizlerini de hareketlendirdi. Ayrıca 70 bin liraya kadar ihtiyaç kredilerinin menkul kıymet tesisinden muafiyeti devam ediyor.

Mart ayı boyunca faizler yükseldi

Bankaların mart boyunca ihtiyaç kredi faizi artışı neredeyse 200 baz puana dayandı. Bir özel bankanın ihtiyaç kredi faizi değişimleri incelendiğinde şubat sonunda yüzde 4,49 olan aylık faiz 4 Mart haftasında değişmedi.

Ancak 11 Mart’ta ki bu Merkez Bankası’nın ihtiyaç kredi büyüme sınırını daha da sıkılaştırmasının ardından gerçekleşti, ihtiyaç kredi faizi yüzde 5,39’a yükseltildi. Bu hafta aynı bankanın ihtiyaç kredi faizi yüzde 6,1’e çıktı. Ancak bu oranlar bankadan bankaya değişim göstermekle birlikte yükseliş trendi aynı patikayı izliyor.

Bankaların internet sitelerinde ihtiyaç kredisi için hesaplama imkanı veren uygulamalar bulunuyor. Uygulamalar yardımıyla 10 bin lira ve 12 ay vadeli ihtiyaç kredisine göre hesaplamalar yapıldğında, bu hafta 10 bin lira ihtiyaç kredisi kullanan bireysel müşteri en düşük 11 bin 216 lira, en yüksek ise 16 bin 832 lire geri ödeyecek.

Kamu bankaları arasında en yüksek geri ödeme Halkbank’ta gerçekleşiyor. Halkbank’ın aylık yüzde 5,2 faizi ve yüzde 120,5 yıllık bileşik faiz oranıyla 10 bin liralık kredinin geri ödemesi 14 bin 915 lira oluyor. Bir diğer kamu bankası Vakıfbank aylık yüzde 5,04 faiz oranı ilan etmiş durumda.

Bunun yıllık bileşik maliyeti yüzde 116,75 ve geri ödemesi de 14 bin 749 lira. Ziraat Bankası kamu bankaları arasında geri ödemesi en düşük olan banka. Yüzde 4,94 aylık kredi faizi ve yüzde 113,6 yıllık bileşik maliyetiyle Ziraat Bankası’ndan çekilen kredinin geri ödemesi 14 bin 646 lira.

Merkez Bankası verileri 13 haftalık yıllıklandırılmış kur etkisinden arındırılmamış olarak tüketici kredisinde büyümenin sürdüğünü ortaya koyuyor. Faizler bu denli yüksekken bile bankacılık sektöründe tüketici kredi büyümesi 8 Mart ile biten hafta itibariyle yüzde 34,1’e yükseldi.

Geçen yıl sonunda büyüme oranı yüzde 30’un altında bulunuyordu. Özel bankalarda tüketici kredi büyümesi yüzde 53,34 ile hızlı yükselişini sürdürdü. Yine 2023 sonunda bu oran yüzde 43,88 seviyesinde bulunuyordu. Kamu bankalarında ise negatif olan tüketici kredi büyümesi 8 Mart itibariyle yüzde 4,32 ile hızla pozitif tarafa geçti.

Paylaşın

Trafiğe Kayıtlı Taşıt Sayısı 30 Milyona Yaklaştı

Şubat ayı sonu itibarıyla, trafiğe kayıtlı toplam taşıt sayısı  29 milyon 142 bin 942 oldu. Trafiğe kayıtlı taşıtların yüzde 52,9’unu otomobil, yüzde 17,9’unu motosiklet, yüzde 15,6’sını kamyonet, yüzde 7,5’ini traktör, yüzde 3,3’ünü kamyon, yüzde 1,8’ini minibüs, yüzde 0,7’sini otobüs ve yüzde 0,3’ünü özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Motorlu Kara Taşıtları Şubat 2024 verilerini açıkladı.

Buna göre; Şubat ayında 193 bin 600 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı. Trafiğe kaydı yapılan taşıtların yüzde 43,7’sini motosiklet, yüzde 39,7’sini otomobil, yüzde 9,4’ünü kamyonet, yüzde 3,8’ini traktör, yüzde 2,1’ini kamyon, yüzde 0,8’ini minibüs, yüzde 0,4’ünü otobüs ve yüzde 0,1’ini özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.

Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre yüzde 9,3 azaldı. Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre traktörde yüzde 59,4, motosiklette yüzde 40,5 artarken özel amaçlı taşıtta yüzde 38,0, kamyonette yüzde 32,2, otomobilde yüzde 32,1, minibüste yüzde 24,1, kamyonda yüzde 22,6 ve otobüste yüzde 15,7 azaldı.

Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 77,6 arttı. Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı motosiklette yüzde 130,4, minibüste yüzde 110,1, otobüste yüzde 65,8, otomobilde yüzde 63,8, özel amaçlı taşıtta yüzde 38,1, kamyonda yüzde 29,2, kamyonette yüzde 24,7 ve traktörde yüzde 16,4 arttı.

Trafiğe kayıtlı toplam taşıt sayısı Şubat ayı sonu itibarıyla 29 milyon 142 bin 942 oldu. Trafiğe kayıtlı taşıtların yüzde 52,9’unu otomobil, yüzde 17,9’unu motosiklet, yüzde 15,6’sını kamyonet, yüzde 7,5’ini traktör, yüzde 3,3’ünü kamyon, yüzde 1,8’ini minibüs, yüzde 0,7’sini otobüs ve yüzde 0,3’ünü özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.

Şubat ayında 847 bin 861 adet taşıtın devri yapıldı. Devri yapılan taşıtların yüzde 67,6’sını otomobil, yüzde 15,5’ini kamyonet, yüzde 8,8’ini motosiklet, yüzde 3,1’ini traktör, yüzde 2,4’ünü kamyon, yüzde 1,8’ini minibüs, yüzde 0,6’sını otobüs ve yüzde 0,2’sini özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.

Şubat ayında 76 bin 904 adet otomobilin trafiğe kaydı yapıldı. Trafiğe kaydı yapılan otomobillerin yüzde 12,9’u Renault, yüzde 10,3’ü Fiat, yüzde 7,5’i Chery, yüzde 7,2’si Toyota, yüzde 5,7’si Volkswagen, yüzde 5,7’si Hyundai, yüzde 5,0’ı Peugeot, yüzde 4,9’u Dacia, yüzde 4,9’u Skoda, yüzde 4,3’ü Opel, yüzde 4,1’i Citroen, yüzde 3,6’sı Mercedes-Benz, yüzde 3,3’ü Ford, yüzde 2,9’u Nissan, yüzde 2,0’ı MG, yüzde 2,0’ı Honda, yüzde 1,8’i Audi, yüzde 1,7’si Kia, yüzde 1,6’sı BMW, yüzde 1,1’i Volvo ve yüzde 7,4’ü diğer markalardan oluştu.

Ocak-Şubat döneminde 407 bin 93 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı. Ocak – Şubat döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı yüzde 51,2 artarak 407 bin 93 adet olurken, trafikten kaydı silinen taşıt sayısı da yüzde 29,5 artarak 4 bin 553 adet oldu. Böylece Ocak-Şubat döneminde trafikteki toplam taşıt sayısında 402 bin 540 adet artış gerçekleşti.

Ocak – Şubat döneminde trafiğe kaydı yapılan otomobillerin yüzde 66,5’i benzin yakıtlıdır. Trafiğe kaydı yapılan 190 bin 173 adet otomobilin yüzde 66,5’i benzin, yüzde 12,8’i dizel, yüzde 12,6’sı hibrit, yüzde 6,8’i elektrikli ve yüzde 1,3’ü LPG yakıtlıdır. Şubat ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı 15 milyon 410 bin 282 adet otomobilin ise yüzde 35,4’ü dizel, yüzde 33,1’i LPG, yüzde 29,1’i benzin, yüzde 1,6’sı hibrit ve yüzde 0,6’sı elektriklidir. Yakıt türü bilinmeyen otomobillerin oranı ise yüzde 0,2’dir.

Ocak – Şubat döneminde en fazla 1300 ve altı silindir hacimli otomobil kaydı yapıldı. Trafiğe kaydı yapılan 190 bin 173 adet otomobilin yüzde 30,3’ü 1300 ve altı, yüzde 23,4’ü 1401-1500, yüzde 20,0’ı 1301-1400, yüzde 12,6’sı 1501-1600, yüzde 6,2’si 1601-2000, yüzde 0,7’si 2001 ve üstü motor silindir hacmine sahiptir.

Ocak – Şubat döneminde kaydı yapılan otomobillerin 74 bin 833’ü gri renklidir. Trafiğe kaydı yapılan 190 bin 173 adet otomobilin yüzde 39,3’ü gri, yüzde 25,2’si beyaz, yüzde 12,2’si mavi, yüzde 11,8’i siyah, yüzde 6,4’ü kırmızı, yüzde 2,5’i yeşil, %1,2’syüzde turuncu, yüzde 0,6’sı mor ve yüzde 0,4’ü kahverengi renklidir.

Paylaşın

Türkiye Varlık Fonu’ndan Bir İlk: 100 Milyon Dolarlık Murabaha

Türkiye Varlık Fonu, BAE’den 100 milyon dolarlık İslami finansman sağladı. TVF’nin bu ilk uluslararası İslami finansman anlaşması, 3 yıl vadesi ile fonlama kaynaklarını çeşitlendirme stratejisinin önemli bir parçasını oluşturuyor.

Konuya ilişkin açıklama yapan Türkiye Varlık Fonu Genel Müdürü Arda Ermut, “TVF adına ilk kez gerçekleştirdiğimiz bu işlem, finansal piyasalarda iyileşme ve derinleşmeyi destekleme misyonumuz ile sürdürülebilir kalkınma vizyonumuzun bir parçası olarak öne çıkıyor” dedi.

Sözcü’nün Reuters’tan aktardığına göre; Türkiye Varlık Fonu (TVF) ilk uluslararası İslami finansman işlemi olan ve Sharjah Islamic Bank ile imzaladığı Murabaha finansmanı ile 100 milyon dolar kaynak sağladı.

Türkiye Varlık Fonu’nun (TVF) Sharjah Islamic Bank (SIB) ile imzaladığı 100 milyon dolar değerindeki İslami finansman anlaşmasında, Doğan Yatırım Bankası finansal danışman ve koordinatör olarak yer aldı. İşlem, Sharjah Islamic Bank tarafından dünyada bir varlık fonuna sağlanan ilk karşılıklı murabaha finansmanı olma niteliği taşıyor.

TVF’nin bu ilk uluslararası İslami finansman anlaşması, 3 yıl vadesi ile fonlama kaynaklarını çeşitlendirme stratejisinin önemli bir parçasını oluşturuyor.

Türkiye Varlık Fonu Genel Müdürü Arda Ermut, “TVF adına ilk kez gerçekleştirdiğimiz bu işlem, finansal piyasalarda iyileşme ve derinleşmeyi destekleme misyonumuz ile sürdürülebilir kalkınma vizyonumuzun bir parçası olarak öne çıkıyor” dedi.

Paylaşın

Yurt Dışı Üretici Enflasyonu Yüzde 62,38

Yurt dışı üretici enflasyonu, şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 2,38 artış, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 7,06 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 62,38 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 52,96 arttı.

Haber Merkezi / Sanayinin iki sektörünün aylık ve yıllık değişimleri incelendiğinde, aylık madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 2,20, imalatta yüzde 2,39, yıllık madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 60,69, imalatta yüzde 62,41 artış oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi (YD-ÜFE) Şubat 2024 verilerini açıkladı.

Buna göre; YD-ÜFE, şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 2,38 artış, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 7,06 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 62,38 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 52,96 arttı.

Sanayinin iki sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 60,69, imalatta yüzde 62,41 artış gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında yüzde 53,62, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 70,60, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 67,20, enerjide yüzde 68,64, sermaye mallarında yüzde 70,30 artış gerçekleşti.

Sanayinin iki sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 2,20, imalatta yüzde 2,39 artış gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında yüzde 2,52, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 2,62, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 1,91, enerjide yüzde 9,99, sermaye mallarında yüzde 1,28 artış gerçekleşti.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Tüketici Güven Endeksi 79,4’e Yükseldi

Tüketici güven endeksi, mart ayında bir önceki aya göre yüzde 0,02 oranında artarak 79,4 oldu. Böylece şubat ayında 79,3 olan tüketici güven endeksi, mart ayında 79,4 olarak kayıtlara geçti.

Haber Merkezi / Tüketici güven endeksinin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durumu, 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu göstermektedir.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Tüketici Güven Endeksi Mart 2024 verilerini açıkladı. Buna göre; Türkiye İstatistik Kurumu ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası işbirliği ile yürütülen tüketici eğilim anketi sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi, Şubat ayında 79,3 iken Mart ayında yüzde 0,02 oranında artarak 79,4 oldu.

Alt endekslerden, mevcut dönemde hanenin maddi durumu yüzde -0,7 azalışla 66,6 gerilerken, gelecek 12 aylık dönemde hanenin maddi durum beklentisi yüzde 0,9 artışla 78,9, gelecek 12 aylık dönemde genel ekonomik durum beklentisi yüzde 0,4 artışla 74,9’a yükseldi. Gelecek 12 aylık dönemde dayanıklı tüketim mallarına harcama yapma düşüncesi yüzde -0,5 azalışla 97,0 seviyesine geriledi.

Tüketici güven endeksi nedir ve neden önemlidir?

Tüketici güven endeksi, aylık tüketici eğilim anketi ile tüketicilerin maddi durum ve genel ekonomiye ilişkin mevcut durum değerlendirmeleri ile gelecek dönem beklentileri, harcama ve tasarruf eğilimleri ölçülmektedir.

Anket sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi 0-200 aralığında değer alabilmektedir. Tüketici güven endeksinin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durumu, 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu göstermektedir.

Tüketici eğilimine ilişkin endekslerden, tüketimin finansmanı amacıyla borç kullanma ihtimali endeksinin artması iyimser durumu, azalması ise kötümser durumu göstermektedir.

Benzer şekilde tüketici fiyatlarının değişimine ilişkin düşünce ve beklenti endekslerinin artması tüketici fiyatlarında düşüş düşüncesini/beklentisini, azalması ise tüketici fiyatlarında artış düşüncesini/ beklentisini göstermektedir. İşsiz sayısı beklentisi endeksinin artması işsiz sayısında azalma beklendiğini, endeksin azalması ise işsiz sayısında artış beklendiğini ifade etmektedir.

Paylaşın

“Merkez Bankası Dört Haftada 20 Milyar Döviz Sattı” İddiası

Merkez Bankası’nın (TCMB) kurlara müdahalesinin devam ettiğini gösteren bir grafik hazırlayan Prof. Dr. Hakan Kara, bankanın son dört haftada kuru dizginlemek için yaklaşık 20 milyar döviz sattığını öne sürdü.

Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi ve eski Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, seçim öncesi Merkez Bankası’nın kurlara müdahalesinin devam ettiğini gösteren bir grafik hazırladı.

Prof. Dr. Kara, mesajında, “Son dört haftada kuru dizginlemek için nette yaklaşık 20 milyar dolar döviz satılmış görünüyor” dedi.

Hakan Kara, kur baskısının ve rezerv kaybının durdurulması için ise TL mevduat faizinin daha yukarda tutulması gerektiğini, küçük yatırımcının da kazanç sağlamasının önemli olduğunu aktardı. Kara mesajında şu ifadeleri kullandı:

“Mevcut durumda TCMB’nin likidite sıkılaştırması sonrası gecelik piyasa faizleri (fiili politika faizi) üç haftadır yüzde 46,5 düzeyinde seyrediyor. Yıllık bileşiği yüzde 58,9’a denk geliyor. Mevduat faizinin (1-3 ay vadeli) yıllık bileşiği ise yüzde 53,6 düzeyinde.

Muhtemelen KKM ve büyük tutarlı mevduatı dışladığınızda sıradan TL mevduata verilen faiz bunun çok daha altındadır. Kur baskısının ve rezerv kaybının durulması için TL mevduat faizinin daha yukarı ittirilmesi ve sadece KKM’ye ve büyük mevduata değil küçük yatırımcıya da tatminkar getiri sağlanması gerekiyor.”

Paylaşın

Yabancı Bankalar, Türkiye İçin Faiz Beklentilerini Değiştirdi

Finans kuruluşları, şubat ayında enflasyon rakamlarının beklentilerin üzerinde açıklanması sonrası, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz artıracağına ilişkin beklentilerini değiştirdi.

Deutsche Bank, TCMB’nin mart ayındaki toplantıda 500 baz puanlık faiz artışının ‘yüksek ihtimal’ olduğunu ve faizin yüzde 45’ten yüzde 50’ye çıkabileceğini belirtti. Bank of America (BofA) “Nisan ayında 300-500 baz puanlık bir artırımı mümkün görüyoruz” açıklamasında bulundu.

JPMorgan da TCMB’nin nisanda politika faizini 500 baz puan daha artırarak yüzde 50’ye çıkaracağını tahmin etti.

Merkez Bankası (TCMB), Hafize Gaye Erkan’ın yerine göreve atanan Fatih Karahan başkanlığında yaptığı ilk toplantıda politika faizini yüzde 45 düzeyinde sabit tutma kararı almıştı.

Geçen yıl Mayıs ayındaki seçimler öncesi Türkiye’de politika faizi yüzde 8,50’ydi. Seçimler sonrası ise Haziran ayından bu yana parasal sıkılaşma politikalarının sonucu olarak Merkez Bankası politika faizini 3650 baz puan yükseltti.

TCMB’nin uzun süre faizlerin yüksek tutulacağına dair mesajlarına rağmen piyasada yıl sonuna doğru faiz indirimlerine başlanacağı beklentisi var.

Politika faizinin yıl sonunda yüzde 37,5 seviyesinde olması bekleniyor. Merkez Bankası’nın düzenlediği ankete katılan ekonomistlerin yıl sonu politika faizi beklentilerinin medyanı ise yüzde 36,25 oldu.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Şubat enflasyonunun beklentilerin çok üzerinde gelmesi sonrası bazı yabancı bankalar Türkiye için faiz beklentilerini değiştirdi. Bu kapsamda ekonomistlerin bazıları, Merkez Bankası’nın (TCMB) bu ay veya gelecek ay faiz artışına gidebileceğini yazdı.

TCMB Para Politikası Kurulu ise Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan başkanlığında 21 Mart Perşembe günü toplanacak. Aynı gün saat 14.00’te faiz kararı açıklanacak.

Son olarak ocak ayında faiz artışı yapan TCMB Para Politikası Kurulu, son toplantıda faiz artışını pas geçmiş ve faizleri yüzde 45 seviyesinde sabit tutmuştu.

Ancak şubat ayında Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) şubatta yıllık olarak yüzde 67,07 artarak, yüzde 66’lık beklentiyi aşmıştı. TÜFE şubatta aylık bazda ise yüzde 3,8’i aşarak yüzde 4,53 artmıştı.

Enflasyonun beklentilerden yüksek seviyede seyretmesi ise son toplantıda faiz artışını pas geçen TCMB’nin tekrar sıkılaştırma hamlelerine dönebileceği ihtimallerini gündeme getirmişti.

Yabancı bankaların konu ile ilgili analizleri ise şöyle oldu:

Deutsche Bank: Türkiye’de enflasyon dinamiklerindeki kötüleşme nedeniyle politika faizi tahminini revize eden Deutsche Bank analistleri, TCMB’nin mart ayındaki toplantıda 500 baz puanlık faiz artışının ‘yüksek ihtimal’ olduğunu ve faizin yüzde 45’ten yüzde 50’ye çıkabileceğini belirtti.

BofA: Bank of America (BofA) ekonomistleri Zumrut İmamoğlu, David Hauner ve Claudio Irigoyen geçtiğimiz hafta Türkiye’ye yaptıkları gezinin ardından “Türkiye gezi notları: Artış döngüsü bitmiş olabilir ancak sıkılaşma devam ediyor” başlıklı bir not kaleme aldı.

BofA ekonomistleri son kaleme aldıkları notta, “Nisan ayında 300-500 baz puanlık bir artırımı mümkün görüyoruz, ancak bu henüz bizim baz senaryomuz değil ve mart ayı enflasyonuna bağlı olacağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

JPMorgan: JPMorgan da TCMB’nin nisanda politika faizini 500 baz puan daha artırarak yüzde 50’ye çıkaracağını tahmin etti. ABD’li banka, daha önce TCMB’nin politika faizini yüzde 45’e yükselttiği faiz artışıyla faiz artışı döngüsünü sonlandıracağını öngörüyordu.

JPMorgan yayımladığı araştırma notunda, “Manşet enflasyon, şubat ayında aylık yüzde 4,5 ile bizim beklentimiz olan yüzde 4,2’nin ve piyasa beklentisi olan yüzde 3,8’in çok üzerinde gerçekleşti” dedi.

JPMorgan, yıl sonu politika faizi tahminini ise yüzde 45’te tuttu. Banka analistleri, TCMB’nin kasım ve aralık aylarında faizi indirebileceğini belirtti.

Morgan Stanley: ABD’li banka Morgan Stanley kasım ve aralık aylarında TCMB’den faiz indirimi beklentisini baz senaryosundan çıkararak TCMB’den ilk faiz indirimini 2025 yılının ilk çeyreğinde beklediklerini bildirdi.

Ekonomist Hande Küçük tarafından yazılan notta şubatta beklentiden yüksek gelen enflasyon verisi sonrası baz senaryoda değişikliğe gidildiği aktarıldı.

Açıklamada, “Enflasyonda genele yayılan ivmelenme, Merkez Bankası’nın enflasyon projeksiyonları için yukarı yönlü risk oluşturuyor. Bu da, verilere ve diğer politika tedbirlerine bağlı olarak 2024’ün 2. çeyreğinde politika faizinde yükselişe neden olabilir.” ifadesi yer aldı.

Küçük, TCMB Başkanı Fatih Karahan’ın enflasyon raporu toplantısındaki söylemine de atıfta bulunarak, TCMB’nin ek faiz artırımından önce mart ayı enflasyon verilerini de görmek isteyeceğini belirtti.

HSBC: HSBC Orta-Doğu Avrupa, Ortadoğu, Afrika Ekonomisti Melis Metiner ise Türkiye ile ilgili hazırladığı raporda, seçimlerden sonra politikada büyük bir değişiklik öngörmedi.

Raporda, “Temel faiz oranının bu yıl yüzde 45’te kalmasını bekliyoruz ancak senaryomuzdaki riskler hâlâ daha fazla artışa alan bırakıyor. Enflasyon tahminlerimiz göz önüne alındığında, sadece 2025’in ilk çeyreğinden itibaren faiz indirimi için alan görüyoruz” ifadelerine yer verildi.

HSBC, 2024 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 47,9’dan yüzde 49,4 seviyesine yükseltirken 2025 enflasyon beklentisini ise yüzde 29 seviyesinde sabit bıraktı.

Paylaşın

Türkiye’nin Yurt Dışı Varlıkları 324,5 Milyar Dolara Geriledi

Ocak sonu itibarıyla, Türkiye’nin yurt dışı varlıkları 324,5 milyar dolar, yükümlülükleri ise 624,5 milyar dolar oldu. Varlıklar alt kalemleri incelendiğinde, rezerv varlıklar kalemi 133,9 milyar dolar, diğer yatırımlar kalemi 125,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Haber Merkezi / Yükümlülükler alt kalemleri incelendiğinde, doğrudan yatırımlar (sermaye ve diğer sermaye) piyasa değeri ile döviz kurlarındaki değişimlerin de etkisiyle 168,5 milyar doları seviyesinde gerçekleşti. Portföy yatırımları 100,4 milyar dolar oldu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Uluslararası Yatırım Pozisyonu Gelişmeleri Ocak 2024 raporunu açıkladı.

Buna göre; 2024 Ocak sonu itibarıyla, Uluslararası Yatırım Pozisyonu (UYP) verilerine göre, Türkiye’nin yurt dışı varlıkları, 2023 yıl sonuna göre yüzde 1,1 oranında azalışla 324,5 milyar dolar, yükümlülükleri ise yüzde 1,9 oranında artışla 624,5 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Türkiye’nin yurt dışı varlıkları ile yurt dışına olan yükümlülüklerinin farkı olarak tanımlanan net UYP, 2023 yıl sonunda -284,7 milyar dolar iken ocak sonunda -300,0 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Varlıklar alt kalemleri incelendiğinde, rezerv varlıklar kalemi 2023 yıl sonuna göre yüzde 5,0 oranında azalışla 133,9 milyar dolar, diğer yatırımlar kalemi yüzde 2,7 oranında artışla 125,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Diğer yatırımlar alt kalemlerinden bankaların Yabancı Para ve Türk Lirası cinsinden efektif ve mevduatları yüzde 6,7 oranında artışla 49,7 milyar dolar oldu.

Yükümlülükler alt kalemleri incelendiğinde, doğrudan yatırımlar (sermaye ve diğer sermaye) piyasa değeri ile döviz kurlarındaki değişimlerin de etkisiyle 2023 yıl sonuna göre yüzde 6,4 oranında artışla 168,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Portföy yatırımları 2023 yıl sonuna göre yüzde 4,7 oranında artışla 100,4 milyar dolar olmuştur. Yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi stoku 2023 yıl sonuna göre yüzde 12,0 oranında artışla 33,1 milyar dolar olurken, yurt dışı yerleşiklerin mülkiyetindeki DİBS stoku yüzde 5,9 oranında artışla 2,8 milyar dolar, Hazine’nin tahvil stoku (yurt içi yerleşiklerce alınan tahvil stoku düşüldükten sonra) ise yüzde 1,7 artışla 43,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Aynı dönemde, diğer yatırımlar 2023 yıl sonuna göre yüzde 0,8 oranında azalarak 355,5 milyar dolar oldu. Yurt dışı yerleşiklerin yurt içi yerleşik bankalardaki Yabancı Para mevduatı, 2023 yıl sonuna göre yüzde 1,9 oranında azalarak 42,4 milyar dolar olurken, TL mevduatı yüzde 10,2 oranında artarak 18,8 milyar dolar oldu.

Bankaların toplam kredi stoku yüzde 0,7 oranında artarak 63,7 milyar dolar olurken, diğer sektörlerin toplam kredi stoku yüzde 2,1 oranında azalarak 98,3 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Paylaşın