Reuters’tan Türkiye Ekonomisi Analizi: Karanlık Günler Bekliyor

Birleşik Krallık merkezli haber ajansı Reuters, çalışan kesimin ve emekli olanların büyük bölümünün açlık sınırı altında yaşadığı Türkiye’ye ilişkin dikkat çeken bir analiz yayınladı:

“Erdoğan sabır çağrısında bulundu ancak 2024, 2018’den beri yaşanan bir dizi döviz krizinden bu yana ekonomik talihleri hızla kötüleşen Türkler için bir neslin en zorlu dönemine dönüştü.”

Reuters, Türkiye’nin ekonomi politikalarıyla ilgili bir analiz yayımladı. Reuters muhabiri Birsen Altaylı’nın kaleme aldığı “Erdoğan ekonomik hatalarını telafi ederken Türkleri karanlık günler bekliyor” başlıklı analizde, hükümetin son dönemdeki para politikalarının iyileşme sinyali verdiği fakat halkın yaşam maliyeti sorununu bir süre daha yaşayacağı değerlendirmesi yapıldı.

Haberde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 5 Temmuz’da yaptığı açıklamada “Biraz sabra ihtiyacımız var. Enflasyonda düşüş daha yeni başladı” sözleri hatırlatılarak şu yorumlar paylaşıldı: Erdoğan sabır çağrısında bulundu ancak 2024, 2018’den beri yaşanan bir dizi döviz krizinden bu yana ekonomik talihleri hızla kötüleşen Türkler için bir neslin en zorlu dönemine dönüştü.

Analizde, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) marttaki yerel seçimde aldığı yenilgide, para politikalarından memnun olmayan emekli kesimin de rol oynadığı değerlendirmesi paylaşıldı. Erdoğan’ın Mehmet Şimşek’i Hazine ve Maliye Bakanı olarak atadıktan sonra ekonomiyi canlandırmak için yeni bir programı devreye soktuğu ve önümüzdeki dönemde bunun sınanacağı da belirtildi.

Merkez Bankası’nın bir süre faiz artırımına gittikten sonra oranı yüzde 50’de sabitlediğine dikkat çekilerek şu yorumlar paylaşıldı: Bu durum, kendisini faizin ‘düşmanı’ diye tanımlayan Erdoğan’ın, yükselen fiyatlara rağmen ekonomik büyümeyi artırmak için kolay para politikası uyguladığı ve 5 Merkez Bankası başkanını görevden aldığı 5 yıllık sürecin şoke edici şekilde tersine dönmesi anlamına geliyor.

Derecelendirme kuruluşlarının Türk varlıklarının notunu yükselttiğine ve birçok yabancı yatırımcının geri döndüğüne işaret edilirken, para politikalarının sokağa henüz olumlu yansımadığı savunuldu. Erdoğan, salı günkü açıklamasında enflasyonun düştüğüne dikkat çekerek “Bazı kesimlerin hayat pahalılığı sebebiyle yaşadığı zorlukların bilincindeyiz” demişti.

Reuters, 73 yaşındaki emekli Fettah Deniz’in “Halen yürüyorum ama gerçekten yaşamıyorum” sözlerine de yer verdi. Ajansın görüştüğü 28 yaşındaki özel sektör çalışanı Silan ise 50 bin TL’yle İstanbul’da rahat yaşayamadığını söyledi.

Analizde, ev fiyatlarının neredeyse yüzde 50’i arttığı ve “İstanbul’daki restoran fiyatlarının Londra ve Dubai’dekilere yaklaştığı” belirtildi.

Bir finans firmasında çalıştığını söyleyen 58 yaşındaki Aynur, yaşam maliyeti sıkıntısını şöyle anlattı: Dışarıda yemek yemek ve tatil yapmak artık sözkonusu değil. İnsanların evinize gelmesini de istemiyorsunuz çünkü onları ağırlamaya gücünüz yetmiyor. Sosyal hayatım sona erdi.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Konut Fiyatları Son Bir Yılda Yüzde 45 Arttı

Konut fiyatları mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 1,3, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 45 oranında arttı. Üç büyük il incelendiğinde, konut fiyatları İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 1,1, 2,4 ve 2,6 oranlarında arttı.

Haber Merkezi / Konut fiyatlarının en çok arttığı iller ise Çankırı, Kastamonu ve Sinop oldu. Bu illerde konut fiyatları yıllık yüzde 89,8 artış gösterdi. Ayrıca, Ağrı, Ardahan Iğdır ve Kars’ta konut fiyatları yüzde 83,4 artarken, Van, Hakkari, Bitlis ve Muş’ta yüzde 71,7 arttı.

Türkiye genelinde ortalama bir konutun metrekare fiyatı 33 bin 459,9 lira olurken, ülke çapında 100 metrekarelik bir konutun fiyatı ortalama 3 milyon 460 bin lira oldu. 100 metrekarelik bir konutun ortalama fiyatı Ankara’da 2 milyon 693 bin TL, İstanbul’da 4 milyon 730 bin TL, İzmir’de ise 3 milyon 880 bin lira olarak kayıtlara geçti.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) 2024 Mart ayına ilişkin Konut Fiyat Endeksini (KFE) açıkladı. Buna göre; Türkiye’deki konutların kalite etkisinden arındırılmış fiyat değişimlerini izlemek amacıyla hesaplanan Konut Fiyat Endeksi (KFE) mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 1,3 oranında artarak 1273,5 seviyesinde gerçekleşti.

Bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 45,0 oranında artan KFE, aynı dönemde reel olarak yüzde 14,9 oranında azalış gösterdi.

İstanbul, Ankara ve İzmir’in konut fiyat endekslerindeki gelişmeler değerlendirildiğinde, mayıs ayında bir önceki aya göre, sırasıyla yüzde 1,1, 2,4 ve 2,6 oranlarında artış gözlendi. Endeks değerleri bir önceki yılın aynı ayına göre, İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 35,3, 53,9 ve 44,2 oranlarında artış gösterdi.

Konut fiyatlarının en çok arttığı iller ise Çankırı, Kastamonu ve Sinop oldu. Bu illerde konut fiyatları yıllık yüzde 89,8 artış gösterdi. Ayrıca, Ağrı, Ardahan Iğdır ve Kars’ta konut fiyatları yüzde 83,4 artarken, Van, Hakkari, Bitlis ve Muş’ta yüzde 71,7 arttı.

Türkiye genelinde ortalama bir konutun metrekare fiyatı 33 bin 459,9 lira olurken, ülke çapında 100 metrekarelik bir konutun fiyatı ortalama 3 milyon 460 bin lira oldu. 100 metrekarelik bir konutun ortalama fiyatı Ankara’da 2 milyon 693 bin TL, İstanbul’da 4 milyon 730 bin TL, İzmir’de ise 3 milyon 880 bin lira olarak kayıtlara geçti.

Paylaşın

İktidar, İsraf Harcamalarından Vazgeçmiyor

Asgari ücret ve emekli aylıkları zammına ‘kaynak yok’ açıklamasında bulunan iktidarın, israf harcamalarından vazgeçilmediği ortaya çıktı. Yılın ilk altı aylık döneminde bütçe açığı 747 milyar 183 milyon liraya ulaştı.

Erdoğan tarafından harcanabilen ve hesabı sorulamayan örtülü ödenek harcaması yılın ilk yarısında 5 milyar 966 milyon TL’ye çıktı.

Kırtasiye, yayın, baskı ve cilt giderleri başlığı altındaki harcama kaleminde Ocak-Haziran döneminde toplamda 5 milyar 318 milyon lira harcandı. Aynı dönemde temsil ve tanıtma harcamaları ise 1 milyar 375 milyon TL’ye ulaştı.

BirGün’den Havva Gümüşkaya’nın haberine göre, kamuda tasarruf ve emekli aylıklarına zam tartışmalarının yaşandığı döneme ait bütçe rakamları israf harcamalarından vazgeçilmediğini ortaya çıkardı. Asgari ücret ve emekli aylıkları zammına ‘kaynak yok’ denilerek direnildiği haziran ayında bütçeden 866 milyar 498 milyon TL harcandı. Bütçe giderleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 78 arttı.

Temsil ödeneği bitti: Tasarruf genelgesinde yüzde 25 oranında kesinti yapılacağı belirtilen temsil ve tanıtım harcamaları ödeneğinin yüzde 74’ü yılın ilk yarısında harcandı.

Mayıs ayında yayımlanan genelgede “Temsil ve ağırlama ödenekleri zorunlu haller dışında kullanılmayacaktır. Uluslararası toplantılar ile milli bayramlar hariç; açılış, konferans, seminer, yıldönümü ve benzeri kutlama ve organizasyonlara ilişkin faaliyetler nedeniyle, gezi, kokteyl, yemek ve benzeri faaliyetler düzenlenmeyecek, hediye verilmeyecek ve diğer adlar altında ödeme yapılmayacaktır” ifadeleriyle açıklanan temsil ve tanıtma harcamalarında tasarrufun uygulanmadığı bütçe rakamlarıyla açığa çıktı.

Haziran ayında 70 milyon 936 bin TL’lik harcamanın 51,4 milyon TL’si temsil, tanıtma ve ağırlama gideri, 19,5 milyon TL’si ise toplantı ve organizasyon gideri olarak kaydedildi. Geçen yılın Ocak-Haziran döneminde 521 milyon 274 bin TL olan temsil ve tanıtma harcamaları yaklaşık 3 kat artarak 1 milyar 375 milyon TL’ye ulaştı.

Örtülü ödenek arttı: Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından harcanabilen ve hesabı sorulamayan örtülü ödenekten haziran ayında 932 milyon TL’lik harcamaya imza atıldı. AKP iktidarlarında denetimsizliğin, israfın simgesi olarak öne çıkan örtülü ödenek harcaması yılın ilk yarısında 5 milyar 966 milyon TL’ye çıktı. 2023’ün ilk yarısında 1 milyar 951 milyon TL olan örtülü ödenek harcaması yüzde 205 arttı.

Uçak kiraları katlandı. Kamunun israf harcamaları arasında gösterilen kiralama işlemlerinin de tasarruf genelgesine rağmen devam ettiği ortaya çıktı. Yılın en büyük uçak kiralaması haziran ayında gerçekleştirildi. 573 milyon 697 bin TL hava taşıtı kiralama gideri olarak kaydedildi. Hava taşıtı kiralarına Ocak-Haziran döneminde 1 milyar 581 milyon TL harcandı. Geçen yılın aynı döneminde hava taşıtı kiralarına 727 milyon 654 bin TL aktarılmıştı.

Ocak-Mayıs döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 108 oranında artan kira ödemeleri 9 milyar 608 milyon TL’ye çıktı. Bunun 2 milyar 61 milyon TL’sini otomobil kiraları oluşturdu.

Derneklere 1,5 milyar TL: Bütçede “Kâr amacı gütmeyen kuruluşlar” ana başlığı altında belirtilen dernek, birlik, kurum, kuruluş, sandık olarak isimlendirilen kuruluşlara yılın ilk yarısında aktarılan kamu kaynaklarının tutarı 1 milyar 560 milyon TL’ye ulaştı. “Diğer” olarak tanımlanan belirsiz ‘kâr amacı gütmeyen’ kuruluşlara ise Ocak-Haziran dönemine 178 milyon 457 bin TL aktarıldı.

Baskıya 3 milyar ödeme: Kırtasiye, yayın, baskı ve cilt giderleri başlığı altındaki harcama kaleminde Ocak-Haziran döneminde toplamda 5 milyar 318 milyon TL harcandı. Bu harcamanın yüzde 62’si baskı ve cilt gideri olarak kaydedildi. Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 48 artan baskı ve cilt gideri 3 milyar 503 milyon TL’yi buldu.

KDV yüzde 246 arttı: Vergi gelirleri tahsilatı, geçen yılın ocak-haziran dönemine göre yüzde 100,5 artarak 3 trilyon 213 milyar 365 milyon liraya ulaştı. Vergi gelirlerinin bütçe tahminine göre gerçekleşme oranı ise yüzde 43,4 olarak kayıtlara geçti.

Vergi türleri itibarıyla ocak-haziran döneminde geçen yılın aynı dönemine göre gelir vergisi yüzde 126,7, kurumlar vergisi yüzde 60,2, dâhilde alınan katma değer vergisi yüzde 246,6, özel tüketim vergisi yüzde 87,3, banka ve sigorta muameleleri vergisi yüzde 205,9, ithalde alınan katma değer vergisi yüzde 75,8, damga vergisi yüzde 85, harçlar yüzde 62,9 ve diğer vergi gelirleri yüzde 74,6 arttı.

Paylaşın

Özel Sektörün Yurt Dışı Kredi Borcu 168,5 Milyar Dolara Yükseldi

Mayıs sonu itibarıyla, özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, 2023 yıl sonuna göre 4,5 milyar dolar artarak 168,5 milyar dolar oldu. Vadeye göre incelendiğinde, uzun vadeli kredi borcu 157,3 milyar dolar; kısa vadeli kredi borcu ise 11,2 milyar dolar düzeyinde.

Haber Merkezi / Sektör dağılımı incelendiğinde, mayıs sonu itibarıyla, 157,3 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli toplam kredi borcunun yüzde 37,8’ini finansal kuruluşların, yüzde 62,2’sini ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturdu.

Aynı dönemde, 11,2 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli toplam kredi borcunun yüzde75,7’sini finansal kuruluşların, yüzde24,3’ünü ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturdu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), “Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcu Gelişmeleri Mayıs 2024” raporunu açıkladı.

Buna göre; Mayıs sonu itibarıyla, özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, 2023 yıl sonuna göre 4,5 milyar dolar artarak 168,5 milyar dolar oldu. Vadeye göre incelendiğinde, 2023 yıl sonuna göre, uzun vadeli kredi borcunun 2,4 milyar dolar artarak 157,3 milyar dolar ; kısa vadeli kredi borcunun (ticari krediler hariç) ise 2,1 milyar dolar artarak 11,2 milyar dolar düzeyinde gerçekleştiği gözlendi.

Borçluya göre dağılıma bakıldığında, uzun vadeli kredi borcuna ilişkin olarak, bir önceki yıl sonuna göre bankaların kredi biçimindeki borçlanmalarının 365 milyon dolar azaldığı, tahvil ihracı biçimindeki borçlanmalarının ise 2,6 milyar dolar artışla 17,4 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği gözlendi.

Aynı dönemde, bankacılık dışı finansal kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları 97 milyon dolar azalmış, tahvil stoku ise 41 milyon dolar azalarak 1,1 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Söz konusu dönemde, finansal olmayan kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmalarının 275 milyon dolar azaldığı, tahvil stokunun ise 762 milyon dolar artarak 10,9 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği gözlendi.

Kısa vadeli kredi borcuna ilişkin olarak ise, 2023 yıl sonuna göre bankaların kredi biçimindeki borçlanmaları 1,3 milyar dolar artışla 5,8 milyar dolar ; finansal olmayan kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları ise 382 milyon dolar azalışla 1,3 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Alacaklıya göre dağılım incelendiğinde, uzun vadeli kredi borcuna ilişkin olarak, mayıs sonu itibarıyla tahvil hariç özel alacaklılara olan borç, bir önceki yıl sonuna göre 583 milyon dolar azalarak 106,7 milyar dolar olarak gerçekleşti. Kısa vadeli kredi borcuna ilişkin olarak ise, tahvil hariç özel alacaklılara olan borcun bir önceki yıl sonuna göre 1,7 milyar dolar artarak 9,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği gözlendi.

Döviz kompozisyonuna bakıldığında, 157,3 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli kredi borcunun yüzde 58,0’ının dolar, yüzde 35,5’inin Euro, yüzde 2,4’ünün Türk lirası ve yüzde 4,1’inin ise diğer döviz cinslerinden oluştuğu ve 11,2 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli kredi borcunun ise yüzde 44,4’ünün dolar, yüzde 18,8’inin Euro, yüzde 32,5’inin Türk lirası ve yüzde 4,3’ünün diğer döviz cinslerinden oluştuğu görüldü.

Sektör dağılımı incelendiğinde, mayıs sonu itibarıyla, 157,3 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli toplam kredi borcunun yüzde 37,8’ini finansal kuruluşların, yüzde 62,2’sini ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturdu. Aynı dönemde, 11,2 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli toplam kredi borcunun yüzde 75,7’sini finansal kuruluşların, yüzde 24,3’ünü ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturdu.

Özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, mayıs sonu itibarıyla kalan vadeye göre incelendiğinde, 1 yıl içinde gerçekleştirilecek olan anapara geri ödemelerinin toplam 51,0 milyar dolar tutarında olduğu gözlendi.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Konut Satışlarında Düşüş Devam Ediyor

Türkiye genelinde konut satışları haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 5,2 azalarak 79 bin 313 oldu. Konut satışlarının en fazla olduğu iller sırasıyla 13 bin 25 ile İstanbul, 6 bin 866 ile Ankara ve 4 bin 361 ile İzmir.

Haber Merkezi / Konut satışlarının en az olduğu iller ise sırasıyla 34 ile Ardahan, 40 ile Hakkari, 44 ile Tunceli ve Bayburt.

Yabancılara yapılan konut satışları haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 45,1 azalarak bin 440 oldu. Yabancılara yapılan konut satış sayısının en fazla olduğu iller sırasıyla 593 ile Antalya, 478 ile İstanbul ve 116 ile Mersin oldu.

Haziran ayında ülke uyruklarına göre en fazla konut satışı sırasıyla 332 ile Rusya Federasyonu, 156 ile İran ve 102 ile Ukrayna vatandaşlarına yapıldı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Konut Satış İstatistikleri Haziran 2024 verilerini açıkladı. Buna göre; Türkiye genelinde konut satışları haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 5,2 azalarak 79 bin 313 oldu.

Konut satışlarının en fazla olduğu iller sırasıyla 13 bin 25 ile İstanbul, 6 bin 866 ile Ankara ve 4 bin 361 ile İzmir olurken, kut satışlarının en az olduğu iller ise sırasıyla 34 ile Ardahan, 40 ile Hakkari, 44 ile Tunceli ve Bayburt oldu.

Konut satışları 2024 yılının ilk altı aylık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3,7 azalışla 545 bin 74 olarak gerçekleşti.

Türkiye genelinde ipotekli konut satışları haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 49,4 azalış göstererek 6 bin 813 oldu. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı yüzde 8,6 olarak gerçekleşti. Ocak – Haziran döneminde gerçekleşen ipotekli konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 57,7 azalışla 51 bin 415 oldu.

Haziran ayındaki ipotekli satışların, bin 547’si; 2024 yılının ilk altı aylık dönemindeki ipotekli satışların ise 12 bin 176’sı ilk el satış olarak gerçekleşti.

Türkiye genelinde diğer konut satışları haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 3,3 artarak 72 bin 500 oldu. Toplam konut satışları içinde diğer satışların payı yüzde 91,4 olarak gerçekleşti. 2024 yılının ilk altı aylık döneminde gerçekleşen diğer konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 11,1 artışla 493 bin 659 oldu.

Türkiye genelinde ilk el konut satış sayısı haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 1,8 azalarak 25 bin 425 oldu. Toplam konut satışları içinde ilk el konut satışının payı yüzde 32,1 oldu. İlk el konut satışları 2024 yılının ilk altı aylık döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 1,3 artışla 173 bin 324 olarak gerçekleşti.

Türkiye genelinde ikinci el konut satışları haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 6,7 azalış göstererek 53 bin 888 oldu. Toplam konut satışları içinde ikinci el konut satışının payı yüzde 67,9 oldu. İkinci el konut satışları 2024 yılının ilk altı aylık döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 5,8 azalışla 371 bin 750 olarak gerçekleşti.

Haziran ayında yabancılara bin 440 konut satıldı

Yabancılara yapılan konut satışları haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 45,1 azalarak bin 440 oldu. Haziran ayında toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı yüzde 1,8 olarak gerçekleşti. Yabancılara yapılan konut satış sayısının en fazla olduğu iller sırasıyla 593 ile Antalya, 478 ile İstanbul ve 116 ile Mersin oldu.

Yabancılara yapılan konut satışları 2024 yılının ilk altı aylık döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 45,7 azalarak 10 bin 461 oldu. Haziran ayında ülke uyruklarına göre en fazla konut satışı sırasıyla 332 ile Rusya Federasyonu, 156 ile İran ve 102 ile Ukrayna vatandaşlarına yapıldı.

Paylaşın

Beş Ayda 17 bin 716 Şirket Kapısına Kilit Vurdu

2024 yılının ilk 5 ayında, geçen yılın aynı dönemine göre kapanan şirket sayısı yüzde 30,1 arttı. 2024’ün ilk 5 ayında kurulan şirket sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre ise yüzde 15,1 azaldı.

Haber Merkezi / 2024 yılının ilk 5 ayında kapanan şirket sayısı 9 bin 917 olurken, geçen yılın aynı döneminde kapanan şirket sayısı 7 bin 625 idi.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB), kurulan ve kapanan işletme istatistiklerini yayınladı.

Buna göre; 2024’ün ilk 5 ayında, 2023’ün ilk 5 ayına göre kurulan şirket sayısı yüzde 15,1 kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 34,5 kurulan kooperatif sayısı yüzde 4,4 azaldı.

2024’ün ilk 5 ayında 46 bin 70 şirket kuruldu. Geçen yıl aynı dönemde 50 bin 246 şirket kurulmuştu. Bu yılın ilk beş ayında kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı 6 bin 150 olurken, geçen yıl aynı dönemde 9 bin 390 işletme kurulmuştu. 2024’ün ilk 5 ayında bin 163 kooperatif kurulurken, geçen yıl aynı dönemde bin 216 kooperatif kurulmuştu.

2024’ün ilk 5 ayında, 2023’ün ilk 5 ayına göre kapanan şirket sayısı yüzde 30,1 kapanan kooperatif sayısı yüzde 9,3 artmış olup, kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısında yüzde 30,2 azaldı. Kurulan şirket sayısında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 0,3 artış oldu.

2024 yılının ilk 5 ayında kapanan şirket sayısı 9 bin 917 olurken, geçen yılın aynı döneminde kapanan şirket sayısı 7 bin 625 idi. Bu yılın ilk beş ayında kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısı 7 bin  483 olurken, geçen yıl aynı dönemde 10 bin 721 işletme kapanmıştı. 2024’ün ilk 5 ayında 316 kooperatif kapanırken, geçen yıl aynı dönemde bin 289 kooperatif kapanmıştı

Mayıs 2024’te, Mayıs 2023’e göre kurulan şirket sayısı yüzde 0,3 oranında artmış olup kurulan kooperatif sayısı yüzde 4,4 kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 9,9 azaldı.

Mayıs ayında 10 bin 72 şirket kuruldu. Geçen yıl mayıs ayında 10 bin 40 şirket kurulmuştu. Mayıs ayında kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı  bin 250 olurken, geçen yıl mayıs aynı da bin 387 işletme kurulmuştu. Mayıs ayında 283 kooperatif kurulurken, geçen yıl aynı dönemde 296 kooperatif kurulmuştu.

Mayıs 2024’te, kapanan şirket sayısı 2023 yılının aynı ayına göre yüzde 37,5 oranında artmış olup kapanan kooperatif sayısı yüzde 16,7 kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısında yüzde 60 azalış olmuştur. Mayıs 2024’te kurulan kooperatiflerin sayısında bir önceki aya göre yüzde 56,4 arttı.

Mayısayında kapanan şirket sayısı 2 bin 759 olurken, geçen yılın aynı döneminde kapanan şirket sayısı 2 bin 7 idi. Mayıs ayında kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısı bin 114 olurken, geçen yıl mayıs aynıda 2 bin 7 işletme kapanmıştı. 2024’ünmayıs ayında 60 kooperatif kapanırken, geçen yıl mayıs ayında 72 kooperatif kapanmıştı

Mayıs 2024’te kurulan toplam 10.355 şirket ve kooperatifin yüzde 86,8’i limited şirket, yüzde 10,4’ü anonim şirket, yüzde 2,7’si ise kooperatiftir. Şirket ve kooperatiflerin yüzde 36,8’i İstanbul, yüzde 11,2’si Ankara, yüzde 6,1’i İzmir’de kurulmuştur. Bu ay tüm illerde şirket kuruluşu gerçekleşmiştir.

Mayıs 2024’te kurulan şirketlerin sermayelerinin toplamı, bir önceki aya göre yüzde 63,3 oranında arttı.

2024 yılında toplam 47.233 şirket ve kooperatif kurulmuştur. Bu dönemde kurulan toplam 40.888 limited şirket, toplam sermayenin yüzde 77,5’ini, 5.178 anonim şirket ise yüzde 22,5’ini oluşturdu. Mayıs ayında kurulan şirketlerin sermayelerinin toplamı, Nisan ayına göre yüzde 63,3 oranında arttı.

Mayıs 2024’te şirket ve kooperatiflerin 3.374’ü ticaret, 1.479’u inşaat ve 1.410’u imalat sektöründe kurulmuştur. 506 gerçek kişi ticari işletmesi ise inşaat sektöründe kuruldu.

Mayıs 2024’te şirket ve kooperatiflerin 3.374’ü ticaret, 1.479’u inşaat ve 1.410’u imalat sektöründe kuruldu. Mayıs 2024’te kurulan gerçek kişi ticari işletmelerinin; 506’sı inşaat, 353’ü toptan ve perakende ticaret motorlu taşıtların ve motosikletlerin onarımı, 119’u imalat sektöründedir.

Bu ay kapanan şirket ve kooperatiflerin; 1.075’i toptan ve perakende ticaret, motorlu taşıtların ve motosikletlerin onarımı, 391’i imalat, 282’si inşaat sektöründedir. Bu ay kapanan gerçek kişi ticari işletmelerinin 444’ü toptan ve perakende ticaret, motorlu taşıtların ve motosikletlerin onarımı, 188’i inşaat, 119’u imalat sektöründedir.

Mayıs 2024’te kurulan 283 Kooperatifin 201’i Konut Yapı Kooperatifi 49’u İşletme Kooperatifi, 8’i Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi olarak kuruldu. Mayıs 2024’te kurulan 748 yabancı ortak sermayeli şirketin 456’sı Türkiye, 36’sı İran, 26’sı Azerbaycan ortaklı olarak kuruldu.

Kurulan 748 yabancı ortak sermayeli şirketin 69’u anonim, 679’u limited şirkettir. 2024 yılında kurulan şirketlerin 428’i Belirli bir mala tahsis edilmemiş mağazalardaki toptan ticaret, 162’si İşletme ve diğer idari danışmanlık faaliyetleri ve 152’si İkamet amaçlı olan veya ikamet amaçlı olmayan binaların inşaatı sektöründe kuruldu.

Kurulan yabancı ortak sermayeli şirketlerin toplam sermayelerinin yüzde 67’si yabancı sermayeli ortak payını oluşturdu.

Paylaşın

Financial Times’dan Dikkat Çeken “Türkiye Ekonomisi” Analizi

Mehmet Şimşek’in ekonomi politikalarını değerlendiren Financial Times yazarı Gustavo Medeiros, “Şu anda, reformların uzun vadeli yapısal büyümeye yol açıp açmayacağını söylemek için henüz çok erken. Ancak işaretler olumlu ve Ashmore gibi yükselen piyasa yatırımcıları için geri dönmek güzel” dedi ve ekledi:

“Erdoğan’ın yabancı yatırımcıları Türkiye’nin yeniden çekici bir yatırım fırsatı olduğuna ikna etmesi, iyi bir yol olacaktır. AB ile ilişkileri normalleştirmek için adımlar atmak, hukukun üstünlüğünü uygulamak ve kurumları güçlendirmek bu konuda yardımcı olacaktır. Son zamanlarda, Türkiye, Merkez Bankası’na mevduatlarını artıran ve diğer destek kaynaklarını sağlayan Körfez yatırımcıları ile bağlantısını güçlendirdi.”

Birleşik Krallık merkezli uluslararası ekonomi gazetesi Financial Times’da, varlık yönetim şirketi Ashmore Group’un küresel araştırma başkanı Gustavo Medeiros tarafından kaleme alınan Türkiye ekonomisine ilişkin yeni bir analiz yayımlandı.

“Türkiye, yükselen piyasa yatırımcıları için geri döndü. Ankara’dan ekonomik yönetim konusunda belirgin bir sinyal değişimi oldu” denilen analizde, son yıllarda yüksek enflasyon ve kırılgan liraya yol açan düşük faiz ve devlet destekli kredi genişlemesini merkeze alan heterodoks politikalardan geri dönüldüğü ifade edildi. Bu politikalar nedeniyle Türk yerel varlıklarının, yükselen piyasa yatırımcıları için yapısal olarak düşük ağırlıklı bir pozisyon haline geldiği belirtildi.

CNBC-E’nin aktardığı habere göre, yeni politika anlayışı ve reformların “Türkiye’yi yeniden yerel para birimi varlıklarıyla yatırım yapılabilir ülkeler arasına yerleştirdi” yorumu yapıldı.

Bunu sağlayan şartların 2023 seçimlerinin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın radikal politika duruşunun değişmesinin yanısıra Merkez bankasını yönetmek için teknokratların ve Mehmet Şimşek’in maliye bakanı olarak getirilmesi, para ve maliye politikasında ihtiyaç duyulan ortodoksluğa dönüşle oluştuğu ifade edildi.

‘Ekonomi politikasında atılan adımların arasında TL’nin Mart – Temmuz 2023 arasında yüzde 38 değer kaybetmesi, Merkez Bankası’nın politika faizini kademeli olarak yüzde 8,5’dan yüzde 50’ye yükseltmesi ve kredi sıkılaşması için uygulanan makro ihtiyati politikalar gösterildi.

Bu politikaların sonucunda enflasyonda gerilemenin görülmeye başlandığına değinildi ve haziran 2024 enflasyonunun aylık bazda yüzde 1,6 olarak açıklandığı ifade edildi. Bunun yıllıklandırıldığı zaman yüzde 21,6’ya eşdeğer olduğu vurgulandı. Medeiros, “Bu da bizim görüşümüze göre yeni normal haline gelebilir. Enflasyonun bu seviyelerde istikrarlı hale gelmesi, Türk reel faiz oranını yüzde 20 civarına getirecektir. Daha istikrarlı fiyatlar, lirayı istikrara kavuşturmak, yerel halkın dolarizasyonunu azaltmak ve yabancı yatırımcılardan gelen girişleri teşvik etmek için önemlidir” yorumunu yaptı.

TL’deki değer kaybının ve yüksek faiz oranlarının, 2023’ün ilk çeyreğinde GSYİH’nin yüzde 5,5’inden bu yıl aynı dönemde yüzde 2,8’e düşen cari açığı şimdiden azalttığı ifade edilirken turizm gelirlerinin de yaz boyunca ek bir destek sağlayacağı vurgulandı.

Getirilen ek kamu vergilerinin geçen yıl enflasyonu yükselttiği ve yeni önlemlerin doğrudan vergilere odaklandığı aktarıldı. Bu vergilerin genellikle dezenflasyonist olduğunu ifade eden Medeiros, “Açığın azaltılması, önümüzdeki yıllarda kamu görevlisi maaşlarının dondurulması gibi bazı zorlu önlemleri de içerecektir” dedi.

“Ortodoks politikalardan geri adım atılacak mı?”

Gustavo Medeiros yeni politika yönetiminin halen bir güven sorunu yaşadığını vurgulayarak, “Geçmişteki birçok başarısız başlangıçtan sonra, Erdoğan’ın bu ortodoks politikalardan geri adım atıp atmayacağı sorusu devam ediyor. Ancak bu sefer, reformlar sağlam temellere dayanıyor gibi görünüyor. Bizim görüşümüze göre, Erdoğan, lira istikrarının artık popülaritesi ile bağlantılı olduğunu anlamış durumda. Önceki heterodoks duruşuna rağmen, Cumhurbaşkanı Erdoğan ortodoksluğun GSYİH üzerindeki olumlu etkisine yabancı değil” ifadelerini kullandı.

AK Parti’nin ilk dönemlerine atıfta bulunularak “Erdoğan’ın iktidardaki ilk on yılı, akılcı para ve maliye politikası, yabancı yatırımlarda büyük bir artışı destekledi. Bu dönemde, ekonomi reel olarak yüzde 64 oranında büyüdü ve kişi başına düşen GSYİH yüzde 43 arttı. Bu tarih, ileriye dönük yol hakkında ipuçları sunabilir. 2002-12 büyüme patlaması, 1999 IMF liderliğindeki reformların ardından Türk ekonomisinde yapılan yapısal değişikliklerden sonra gerçekleşti. Reformlar başlangıçta başarılı oldu ve iyi bir ticaret fırsatı sundu.

Ancak dotcom balonu sırasında yükselen piyasalardan sermaye çıkışları, yerel siyasi istikrarsızlık ile birleşince, reformların tam olarak uygulanacağına olan güveni azalttı. Gerçek dönüm noktası, Türkiye’nin IMF programının genişlemesi yatırımcı güvenini artırdıktan sonra, 2001 sonunda gerçekleşti. Bu, dotcom balonunun söndüğü döneme denk geldi ve sermayeyi ABD’den uzaklaştırarak Türkiye de dahil olmak üzere yükselen piyasalara yönlendirdi.” yorumu yapıldı.

Yazar Türkiye’nin makroekonomik sorunlarının 1999 dönemine göre daha az şok yarattığını ifade etti. Bütçe açığının o dönem bütçe açığının GSYİH’nın yüzde 12’sine ulaştığı ve para birimi değer kaybının, büyük miktarda kısa vadeli dolar borcuyla birlikte ilerlediği vurgulandı. Bugün ise bütçe açığının daha yönetilebilir olduğu ve kamu borcunun çoğunun da lira cinsinden olduğu vurgulandı.

Yazar, “Şu anda, reformların uzun vadeli yapısal büyümeye yol açıp açmayacağını söylemek için henüz çok erken. Ancak işaretler olumlu ve Ashmore gibi yükselen piyasa yatırımcıları için geri dönmek güzel” yorumunu yaparken “Erdoğan’ın yabancı yatırımcıları Türkiye’nin yeniden çekici bir yatırım fırsatı olduğuna ikna etmesi, iyi bir yol olacaktır. AB ile ilişkileri normalleştirmek için adımlar atmak, hukukun üstünlüğünü uygulamak ve kurumları güçlendirmek bu konuda yardımcı olacaktır. Son zamanlarda, Türkiye, Merkez Bankası’na mevduatlarını artıran ve diğer destek kaynaklarını sağlayan Körfez yatırımcıları ile bağlantısını güçlendirdi” tespitlerinde bulundu.

Paylaşın

Zam Furyası Sürüyor: YHT Bilet Fiyatlarına Yüzde 25 Zam

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerin ardından başlayan zam furyası hız kesmeden devam ediyor. Son olarak Yüksek Hızlı Tren (YHT) bilet fiyatlarına yüzde 25 zam yapıldı.

Zamla birlikte Ankara – İstanbul bilet fiyatı 430 liradan 540 liraya, Ankara – Konya bilet fiyatı 200 liradan 250 liraya, Ankara – Eskişehir hattındaki bilet fiyatı 225 liradan 280 liraya yükseldi.

Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD), Yüksek Hızlı Tren (YHT) bilet fiyatlarına yüzde 25 zam yaptı.

Zamla birlikte Ankara – İstanbul bilet fiyatı 430 liradan 540 liraya çıkarıldı. Ankara – Konya bilet fiyatı 200 liradan 250 liraya, Ankara – Eskişehir hattındaki bilet fiyatı 225 liradan 280 liraya yükseltildi.

Öte yandan, Konya – İstanbul bilet fiyatı 630 liradan 790 liraya, Konya – Eskişehir bilet fiyatı 290 liradan 390 liraya, Konya – Sivas bilet fiyatı 675 liradan 800 liraya, Konya – Karaman bilet fiyatı 110 liradan 175 liraya, Konya-İzmit hızlı tren bileti de 600 liradan 750 liraya çıkarıldı.

TCDD Taşımacılık hızlı tren fiyatlarına 2022 yılında 5 kez, 2023 yılında ise 3 kez zam yapmıştı. YHT bilet fiyatları son olarak geçtiğimiz yılın eylül ayında artış göstermişti.

Paylaşın

TESK Başkanı Palandöken’den “Yeni Yapılandırma” Çağrısı

TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, yüksek enflasyon nedeniyle esnaf ve sanatkârların zor günler geçirdiğini ve yeni bir yapılandırmaya ihtiyaç olduğunu söyledi. Palandöken, esnaf ve sanatkarın düzlüğe çıkabilmesi için uzun vadeli bir yapılandırmanın şart olduğunu dile getirdi.

Haber Merkezi / Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, esnafın içinde bulunduğu ekonomik zorluklara ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Palandöken, açıklamasında, yüksek enflasyon nedeniyle esnaf ve sanatkârların zor günler geçirdiğini ve yeni bir yapılandırmaya ihtiyaç olduğunu hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:

“Bilindiği üzere yüksek enflasyon gerçekten piyasaların dengesini bozdu. Bir taraftan girdi maliyetleri, iş yeri kiraları ve artan fiyatlar karşısında azalan müşteri sayısı ve bununla birlikte de tabi ki insanların ihtiyaçlarının giderilmesi, ekonominin canlanması hem de devletin gelirini artırması için geçtiğimiz dönemlerdeki gibi biraz daha uzun vadeli, insanların ödeyebileceği şekilde yeni bir yapılandırma gerekli.”

Esnaf ve sanatkarın düzlüğe çıkabilmesi için uzun vadeli bir yapılandırmanın şart olduğunu dile getiren Bendevi Palandöken, “Esnafımızın düzlüğe çıkması için daha önce olduğu gibi vergi, trafik, SGK prim borçları gibi devlete olan borçlarda kapsamlı ve uzun vadeli bir yapılandırma şart. Ama tam tersine insanların hesaplarına bloke koyuluyor. Zaten borçlarını ödemek için paraya gittikleri zaman mutlak ve mutlak üzerlerindeki bu blokenin kaldırılması için tamamen borçlarının ödenmesi lazım diyor.

Halbuki tamamen bir taksitlendirme vs. olsa insanlar rahat edecek, adlıkları parayla borçlarını ödeyecekler ancak bloke olunca hiç hareketsiz kalıyor ve ekonomide de bir tıkanma oluyor. Rekabet edemiyor, girdi maliyetlerinden kiradan vs. esnaf iş yapamaz hale geliyor. Esnafın ayakta kalabilmesi için, hem istihdam açısından hem devlete vergi geliri açısından bu çok önemli. Blokeler zaman kaybedilmeden kaldırılmalı” dedi.

“Finansmana ulaşmak daha da zorlaştı”

Ülke ekonomisine büyük katkı sağlayan esnafın borcunu ödeyemediğinde sağlık hizmetlerinden faydalanamadığını hatırlatan Palandöken, açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi:

“Prim borcunuzu ödeyemediğiniz takdirde gidip muayene oluyorsunuz ama ilaç alamıyorsunuz. Esnafın bunun gibi mağduriyetlerinin giderilmesi kredilerle süspanse ediliyordu. Devlet gerçekten de maliyetinin altında kredi veriyordu. Tabi bu kredi imkanları da esnafa can suyu oluyordu. Onu alıyordu diğer borçlarını yatırmaya destek oluyordu, devlete olan borçlarını yatırabiliyordu.

Ancak finansmana ulaşmak daha da zorlaştı. Gelirin ve yeniden yapılandırmanın devlete de önemli katkısı olacak. Mutlak ve mutlak mali açıdan tekrar gündeme getirilip hem insanların borçtan kurtulması hem istihdamın hareketlenmesini sağlayacak önemli bir şey. Bir yapılandırma ile ve bunun ödenebilir miktarlarda olmasının sağlanması suretiyle geçtiğimiz 2023 yılındaki 156 milyarın çok daha üstünde bir gelir sağlanmış olacak. Esnafın da mağduriyeti önlenecek.”

Paylaşın

Şimşek’ten “Cari Açık” Açıklaması: Sorun Olmaktan Çıkıyor

Cari açık verilerine ilişkin değerlendirmede bulunan Mehmet Şimşek, “İstikrar, güven ve dayanıklılık artıyor, cari açık önemli bir sorun olmaktan çıkıyor. Dış borcun milli gelire oranı düşüyor ve rezerv birikimi hızlanıyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Cari açığın milli gelire oranının ikinci çeyrekte yüzde 2,5’in altına gerilemesini bekliyoruz. Yapısal reformlarla ekonomik dönüşümü gerçekleştirerek sürdürülebilir cari açığa ulaşacağız. Böylece ülkemizin dış finansman ihtiyacını kalıcı olarak düşüreceğiz.”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından cari açık verilerine ilişkin değerlendirmede bulundu. Şimşek, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:

“İstikrar, güven ve dayanıklılık artıyor, cari açık önemli bir sorun olmaktan çıkıyor. Dış borcun milli gelire oranı düşüyor ve rezerv birikimi hızlanıyor. Yıllık cari açık mayısta 25,2 milyar dolarla 2022 yılı Haziran ayından sonraki en düşük seviyesine geriledi.

Cari açıktaki düşüşün yanı sıra olumlu dış finansman görünümü devam ediyor. Yılın ilk beş ayında portföy girişi 19,1 milyar dolara ulaştı. Bankacılık ve reel sektörün uzun dönem dış borç çevirme oranları geçen sene ocak-mayıs dönemindeki yüzde 97 ve yüzde 73 seviyesinden bu yılın aynı döneminde sırasıyla yüzde 160 ve yüzde 123’e yükseldi.

Cari açığın milli gelire oranının ikinci çeyrekte yüzde 2,5’in altına gerilemesini bekliyoruz. Yapısal reformlarla ekonomik dönüşümü gerçekleştirerek sürdürülebilir cari açığa ulaşacağız. Böylece ülkemizin dış finansman ihtiyacını kalıcı olarak düşüreceğiz.”

Cari açık, 25,2 milyar dolara geriledi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) verilerine göre, Mayıs ayında cari denge 1,24 milyar dolar açık verdi. Geçen ay cari açık 5,29 milyar dolar olarak kaydedilmişti. Geçen yılın Mayıs ayında ise cari açık 7,8 milyar dolar olmuştu.

Mayıs ayı itibariyle 12 aylık cari açık 25,2 milyar dolar düzeyine geriledi. Bir önceki ay 12 aylık cari açık 31,7 milyar dolar olarak kaydedilmişti. Çekirdek denge olarak bilinen altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı ise Mayıs ayında 3,3 milyar dolar fazla verdi.

TCMB verilerine göre, ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı Mayıs’ta 4,2 milyar dolar olarak gerçekleşti. Hizmetler dengesi kaynaklı net girişler 4,7 milyar dolar olurken bu kalem altında seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler 3,9 milyar dolar olarak kaydedildi.

TCMB verilerine göre Mayıs ayında doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net girişler 361 milyon dolar olarak kaydedildi.

Aynı dönemde portföy yatırımları 5,6 milyar doları tutarında net giriş gösterdi. Alt kalemler itibarıyla incelendiğinde, yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi piyasasında 529 milyon ABD doları net satış ve devlet iç borçlanma senetleri piyasasında 6,1 milyar dolar net alış yaptığı görüldü.

Mayıs ayında resmi rezervlerde bu ay 17,6 milyar dolar net artış oldu. Net hata noksan tarafında ise Mayıs ayında beş aydır görülen çıkış ivmesi güçlü bir şekilde tersine döndü. Mayıs ayında net hata noksan fazlası 4,5 milyar dolar oldu. Net hata noksanda Mayıs ayından önceki beş ayda 18,9 milyar dolarlık çıkış görülmüştü.

Paylaşın