“Türkiye’nin Gerçek Enflasyonu Yüzde 108.75”

Ekonomi profesörü Steve Hanke, Türkiye’deki yıllık enflasyonu yüzde 108.75 olarak hesapladığını açıkladı. Hanke, TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranlarının gerçeği yansıtmadığını savundu.

Haber Merkezi / Dünyaca ünlü 79 yaşındaki ekonomist Hanke, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımında, “Bugün Türkiye’nin enflasyonunu doğru şekilde yüzde 108,75 olarak hesapladım. Öte yandan TÜİK, Türkiye’nin Ocak 2022 resmi enflasyon rakamını yüzde 48,69 olarak açıklamıştı. TÜİK’in rakamları, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve çevresindeki emir kullarının her günkü sahtekarlıklarından biri. Tamamıyla kurgu” ifadelerine yer verdi.

Steve Hanke kimdir?

Steve Hanke, 1942’de Georgia, Macon’da doğdu ve Atlantik Lisesi’ne gittiği Atlantic, Iowa’da büyüdü . Daha sonra Phi Delta Theta kardeşliğinin bir üyesi olduğu Colorado Boulder Üniversitesi’ne katıldı. Hanke, işletme alanında lisans derecesi (1964) ve doktora derecesi aldı. Colorado Üniversitesi’nden ekonomi (1969).

Hanke’nin ilk akademik ataması 1966’da Colorado Maden Okulu’nda, o 24 yaşındayken oldu. Bu süre zarfında Hanke, maden ve petrol ekonomisi üzerine dersler geliştirdi ve öğretti, [29] doktorasını tamamlarken. sayaç kurulumunun belediye su talebi üzerindeki etkisi üzerine tez.

Hanke daha sonra Johns Hopkins Üniversitesi’nin fakültesine katıldı ve burada başlangıçta su kaynakları ekonomisinde uzmanlaştı. Johns Hopkins’te altı yıl geçirdikten sonra, Berkeley’deki California Üniversitesi’nde bir yıllık misafir profesörlük de dahil olmak üzere, Hanke tam profesör rütbesine ulaştı,  okul tarihinde bu rütbeye en hızlı terfilerden biri. Şu anda, Hanke, Hopkins öğrencilerinin Wall Street’te iş bulmaları için bir geçit olarak kabul edilen uygulamalı ekonomi ve finans dersleri vermektedir.

1995 yılında, Hanke ve Johns Hopkins Üniversitesi tarih profesörü Louis Galambos, Johns Hopkins Uygulamalı Ekonomi, Küresel Sağlık ve İşletme Teşebbüsü Araştırmaları Enstitüsü’nü kurdu. Hanke ayrıca Cato Enstitüsü’ndeki Sorunlu Para Birimleri Projesi’nin  üyesi ve yöneticisidir.

Paylaşın

Konut Satışları Sert Düştü

TÜİK’in Ocak ayına ilişkin konut satış istatistiklerine göre, Türkiye genelinde Ocak’ta konut satışları Aralık ayına göre yüzde 61 düşerek 88 bin 306 oldu. Aralık ayı konut satışları 226 binin üzerindeydi. Konut satışlarında 15 bin 110 konut satışı ve yüzde 17,1 ile İstanbul en yüksek paya sahip oldu.

Haber Merkezi / Ocakta satışlar, geçen yılın aynı ayına göre ise yüzde 25 arttı. Konut satışları Haziran’dan bu yana ilk kez 100 binin altına indi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2022 yılı Ocak ayı konut satış verilerini açıkladı. Açıklanan verilere göre, Türkiye genelinde konut satışları Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 25,1 artarak 88 bin 306 oldu. Konut satışlarında İstanbul 15 bin 110 konut satışı ve yüzde 17,1 ile en yüksek paya sahip oldu.

Satış sayılarına göre İstanbul’u 8 bin 255 konut satışı ve yüzde 9,3 pay ile Ankara, 5 bin 486 konut satışı ve yüzde 6,2 pay ile İzmir izledi. Konut satış sayısının en az olduğu iller sırasıyla 18 konut ile Ardahan, 31 konut ile Hakkari ve 44 konut ile Bayburt oldu.

İpotekli konut satışları 18 bin 183 olarak gerçekleşti

Türkiye genelinde ipotekli konut satışları Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 69,4 artış göstererek 18 bin 183 oldu. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı yüzde 20,6 olarak gerçekleşti.

Diğer satış türleri sonucunda 70 bin 123 konut el değiştirdi

Türkiye genelinde diğer konut satışları Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 17,2 artarak 70 bin 123 oldu. Toplam konut satışları içinde diğer satışların payı yüzde 79,4 olarak gerçekleşti.

İlk el konut satış sayısı 27 bin 203 olarak gerçekleşti

Türkiye genelinde ilk el konut satış sayısı, Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 22,2 artarak 27 bin 203 oldu. Toplam konut satışları içinde ilk el konut satışının payı yüzde 30,8 oldu.

İkinci el konut satışlarında 61 bin 103 konut el değiştirdi

Türkiye genelinde ikinci el konut satışları Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 26,5 artış göstererek 61 bin 103 oldu. Toplam konut satışları içinde ikinci el konut satışının payı yüzde 69,2 oldu.

Yabancılara Ocak ayında 4 bin 186 konut satışı gerçekleşti

Yabancılara yapılan konut satışları Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 56,5 artarak 4 bin 186 oldu. Ocak ayında toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı yüzde 4,7 oldu. Yabancılara yapılan konut satışlarında ilk sırayı bin 771 konut satışı ile İstanbul aldı. İstanbul’u sırasıyla 914 konut satışı ile Antalya, 269 konut satışı ile Ankara izledi.

Ülke uyruklarına göre en çok konut satışı İran vatandaşlarına yapıldı

Ocak ayında İran vatandaşları Türkiye’den 761 konut satın aldı. İran vatandaşlarını sırasıyla 513 konut ile Irak, 479 konut ile Rusya Federasyonu vatandaşları izledi.

Paylaşın

Tüketici Güveni Şubat Ayında Geriledi

TÜİK’in açıkladığı mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksi, Şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 2,8 oranında azaldı; Ocak ayında 73,2 olan endeks, Şubat ayında 71,2 oldu.

Haber Merkezi / Bu dönemde hanenin maddi durumunu gösteren alt endeks Ocak’taki 56,1 değerinden 55,2 değerine geriledi.

Gelecek 12 aylık dönemde hanenin maddi durum beklentisi alt endeksi ise Şubat’ta bir önceki aya göre yüzde 4,2 gerileme ile 68,3 değerini aldı. Gelecek 12 aylık dönemde genel ekonomik durum beklentisi ise 71,7 seviyesine geriledi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2022 Şubat Tüketici Güven Endeksi verilerini açıkladı.

Açıklanan verilere göre, mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksi, şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 2,8 oranında azaldı; ocak ayında 73,2 olan endeks, şubat ayında 71,2 oldu.

2021 Aralık’ta 68,9’e düşerek tarihinin en düşük seviyesine gerileyen tüketici güven endeksi, 2022 Ocak’ta aylık yüzde 6,2 artışla 73,2’ye yükselmişti. Dipten dönen endeks, yeniden düşüş gösterdi.

Endeksin 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu gösteriyor.

Şubat ayında mevcut dönemde hanenin maddi durum beklentisi aylık bazda yüzde 1,6 azalarak 55,2’ye geriledi.

Gelecek 12 aylık dönemde hanenin maddi durum beklentisi ise şubatta aylık bazda yüzde 4,2 azalarak 68,3 değerini aldı.

Paylaşın

Merkez Bankası, Politika Faizini Yüzde 14’te Sabit Tuttu

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), bugün düzenlediği Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini yüzde 14’te sabit tuttu. Piyasaların beklentisi de, faizin sabit tutulması yönündeydi. Kararın ardından ardından döviz kurlarında kayda değer bir değişim olmadı.

Haber Merkezi / 2021 yılı Eylül ayında faiz indirimlerine başlayan Merkez Bankası, yıl sonuna kadar faizi 500 baz puan indirmişti. Bu dönemde dolar/TL 8,30’dan 18,36’ya kadar yükseldikten sonra rezerv satışı ve kur korumalı mevduatla 13,50 civarında dengelendi. Faiz indirimleri öncesinde ağustosta yüzde 19,25 olan enflasyon da hızla artarak ocakta yüzde 48,7 ile 20 yılın zirvesine yükselmişti.

Koronavirüs pandemisi ve jeopolitik risklerin “küresel iktisadi faaliyet üzerindeki aşağı yönlü riskleri canlı tutmakta ve belirsizliklerin artmasına yol açmakta” olduğu sözleriyle bir önceki metinle benzer şekilde başlayan faiz oranlarına ilişkin basın duyurusunda, küresel enflasyon ve artan enerji fiyatları vurgusu yapıldı: “Gelişmiş ülke merkez bankaları artan enerji fiyatları ve arz-talep uyumsuzluğuna bağlı olarak enflasyonda görülen yükselişin beklenenden uzun sürebileceğini değerlendirmektedir.”

Ayrıca liralaşma stratejisi ön plana çıkarılarak “Alınmış olan kararların birikimli etkileri yakından takip edilmekte ve bu dönemde fiyat istikrarının sürdürülebilir bir zeminde yeniden şekillenmesi amacıyla TCMB’nin tüm politika araçlarında kalıcı liralaşmayı teşvik eden geniş kapsamlı bir politika çerçevesi gözden geçirme süreci yürütülmektedir” denildi.

TCMB tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 14 düzeyinde sabit tutulmasına karar vermiştir.

Salgında varyantlar ve artan jeopolitik riskler, küresel iktisadi faaliyet üzerindeki aşağı yönlü riskleri canlı tutmakta ve belirsizliklerin artmasına yol açmaktadır. Küresel talepteki toparlanma, emtia fiyatlarındaki yüksek seyir, enerji başta olmak üzere bazı sektörlerdeki arz kısıtları ve taşımacılık maliyetlerindeki yüksek seviye uluslararası ölçekte üretici ve tüketici fiyatlarının artmasına yol açmaktadır.

Yüksek küresel enflasyonun, enflasyon beklentileri ve uluslararası finansal piyasalar üzerindeki etkileri yakından izlenmektedir. Bununla birlikte, gelişmiş ülke merkez bankaları artan enerji fiyatları ve arz-talep uyumsuzluğuna bağlı olarak enflasyonda görülen yükselişin beklenenden uzun sürebileceğini değerlendirmektedir. Bu çerçevede, iktisadi faaliyet, işgücü piyasası ve enflasyon beklentilerinde ülkeler arasında farklılaşan görünüme bağlı olarak gelişmiş ülke merkez bankalarının para politikası iletişimlerinde ayrışma gözlenmekle birlikte, merkez bankaları destekleyici parasal duruşlarını halen sürdürmekte, varlık alım programlarına devam etmektedir.

Kapasite kullanım seviyeleri ve diğer öncü göstergeler yurt içinde iktisadi faaliyetin, dış talebin de olumlu etkisiyle güçlü seyrettiğine işaret etmektedir. Büyümenin kompozisyonunda sürdürülebilir bileşenlerin payı artarken, cari işlemler dengesinin 2022 yılında fazla vermesi öngörülmektedir. Cari işlemler dengesindeki iyileşme eğiliminin güçlenerek devam etmesi, fiyat istikrarı için önem arz etmektedir. Kurul, bu hedefe ulaşmak için uzun vadeli Türk lirası yatırım kredilerinin önemli bir rol oynayacağını değerlendirmektedir.

Enflasyonda yakın dönemde gözlenen yükselişte; ekonomik temellerden uzak fiyatlama oluşumları, küresel enerji, gıda ve tarımsal emtia fiyatlarındaki artışlar ile tedarik süreçlerindeki aksaklıklar gibi arz yönlü unsurlar ve talep gelişmeleri etkili olmaktadır. Kurul, sürdürülebilir fiyat istikrarı ve finansal istikrarın tesisi için atılan ve kararlılıkla sürdürülmekte olan adımlar ile birlikte, enflasyonda baz etkilerinin de ortadan kalkmasıyla dezenflasyonist sürecin başlayacağını öngörmektedir.

Bu çerçevede Kurul, politika faizinin sabit tutulmasına karar vermiştir. Alınmış olan kararların birikimli etkileri yakından takip edilmekte ve bu dönemde fiyat istikrarının sürdürülebilir bir zeminde yeniden şekillenmesi amacıyla TCMB’nin tüm politika araçlarında kalıcı liralaşmayı teşvik eden geniş kapsamlı bir politika çerçevesi gözden geçirme süreci yürütülmektedir.

TCMB, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda enflasyonda kalıcı düşüşe işaret eden güçlü göstergeler oluşana ve orta vadeli yüzde 5 hedefine ulaşıncaya kadar elindeki tüm araçları liralaşma stratejisi çerçevesinde kararlılıkla kullanmaya devam edecektir. Fiyatlar genel düzeyinde sağlanacak istikrar, ülke risk primlerindeki düşüş, ters para ikamesinin ve döviz rezervlerindeki artış eğiliminin sürmesi ve finansman maliyetlerinin kalıcı olarak gerilemesi yoluyla makroekonomik istikrarı ve finansal istikrarı olumlu etkileyecektir. Böylelikle, yatırım, üretim ve istihdam artışının sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde devamı için uygun zemin oluşacaktır.

Kurul, kararlarını şeffaf, öngörülebilir ve veri odaklı bir çerçevede almaya devam edecektir. Para Politikası Kurulu Toplantı Özeti beş iş günü içinde yayımlanacaktır.”

Paylaşın

Konut Fiyat Artışında Yeni Rekor!

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) konut fiyat endeksine göre aralıkta konut fiyatları bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 59,59 arttı. Böylelikle endeks tarihinin en sert artışı kaydedildi.

Bloomberg HT’de yar alan haberde aynı ayda konut fiyatlarında reel artış ise yüzde 17,9 oldu. Aralık ayında konut fiyat artışında yeni rekor yaşandı. Aylık bazda artış ise yüzde 8,99 oldu.

Yeni konutlarda fiyatlar bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 66,6 arttı. Yeni olmayan konutlardaki artış ise yüzde 57,7 olarak kaydedildi.

3 büyükşehirdeki durum

TCMB’nin endeksine göre İstanbul’da konut fiyatları aralıkta yüzde 63 arttı. Ankara’da artış yüzde 55,7 olurken, İzmir’de ise artış yüzde 58,3 olarak gözlemlendi.

Metrekare fiyatlarına bakıldığında ise İstanbul’da ilk kez 10 bin TL barajının aşıldığı görüldü. Ankara’da 4 bin 562 TL, İzmir’de ise 7 bin 497 TL’lik metrekare fiyatı izlendi.

“Barınamayanlar” eylemdeydi

2021’in Eylül ayında bir grup artan konut fiyatlarını ve yurt ücretlerini protesto etmek için sokak nöbetlerine başlamıştı. Barınamıyoruz Hareketi eylemlerini şu sözlerle anlatmıştı:

“Öğrencilerin fahiş fiyatlarla karşılaşmadan, nitelikli yurtlarda kalabilmesi, karşılanabilir kiralar ödeyerek yaşam kalitesinden ödün vermeden kalabileceği evler, daha geniş ve daha ucuz apartlar.”

Barınamıyoruz Hareketi’nin yaşanan barınma problemine dikkat çekmek için başlattığı eylemler, Türkiye’nin farklı il ve ilçelerinde devam etmişti.

Öte yandan Ağustos 2021’de Mekanda Adalet Derneği’nin (MAD) yaptığı araştırmaya göre İstanbul’daki 38 bin 829 kiralık konuttan sadece yüzde 2’si ‘yaşamaya elverişli konut’. 8 ilçede ise yaşamaya elverişli konut ilanı hiç yok.

Paylaşın

Tarım Üretici Fiyatları Rekor Tazeledi

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ocak ayına ilişkin Tarım ÜFE verilerini açıkladı. Buna göre, söz konusu endekste ocakta bir önceki aya göre yüzde 14,83, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 52 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 26,55 artış gerçekleşti.

Sektörlerde bir önceki aya göre değişime bakıldığında, balık ve diğer balıkçılık ürünlerinde yüzde 8,19, tarım ve avcılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 14,96, ormancılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 16,20 artış kaydedildi.

Ana gruplarda aylık bazda değişim ise canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 13,42, tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 15,34, çok yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 16,64 artış olarak kayıtlara geçti.

Sebzede yüksek artış

Aylık Tarım-ÜFE’ye göre 6 alt grup daha düşük, 5 alt grup daha yüksek değişim gösterdi. Bir önceki aya göre artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla yüzde 1,68 ile tahıllar (pirinç hariç), baklagiller ve yağlı tohumlar, yüzde 3,74 ile çeltik olarak belirlendi.

Aylık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla yüzde 37,47 ile sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular, yüzde 17,69 ile lifli bitkiler oldu. Bir önceki aya göre azalış gösteren alt grup ise yüzde 0,52 ile diğer ağaç ve çalı meyveleri ile sert kabuklu meyveler, yüzde 0,32 ile yağlı meyveler olarak kaydedildi.

Yıllık oranlar

Yıllık Tarım-ÜFE’ye göre 7 alt grup daha düşük, 4 alt grup daha yüksek değişim gösterdi. Yıllık artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla yüzde 14,81 ile turunçgiller ve yüzde 22,88 ile çeltik oldu. Buna karşın, yıllık artışın yüksek olduğu alt gruplar sırasıyla yüzde 147,56 ile lifli bitkiler, yüzde 69,2 ile tahıllar (pirinç hariç), baklagiller ve yağlı tohumlar, yüzde 64,34 ile sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular olarak tespit edildi.

Endekste kapsanan 86 maddeden 13’ünün ortalama fiyatında azalış olurken 5’inin ortalama fiyatında değişim olmadı, 68’inin ortalama fiyatında ise artış gerçekleşti.

CHP’li Sarıbal’dan açıklama

CHP Bursa Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Orhan Sarıbal, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında Tarım- ÜFE’deki yükselişin tüketiciye gıda enflasyonu olarak döneceğini söyledi.

Tarım-ÜFE’deki artışa rağmen çiftçinin para kazanamadığını ve borç yükü altında ezildiğini kaydeden Sarıbal, “Girdi maliyetlerindeki aşırı artış nedeniyle çiftçi ürettiğinden para kazanamıyor. Tüketici de pahalıya gıda almak zorunda kalıyor. Uygulanan yanlış politikalar nedeniyle hem çiftçi hem tüketici mağdur oluyor” dedi.

Artışlar ne ifade ediyor?

Tarım-ÜFE’nin 2020 yılı Nisan ayından beri Tarım-ÜFE 21 aydır bir yükseliş trendinde olduğunu belirten Sarıbal’ın açıklamaları şöyle:

“TÜİK’e göre Tarım-ÜFE yıllık yüzde 52, aylık yüzde 14,83 arttı. Açıklanan Tarım-ÜFE aylık ve yıllık bazda son 10 yılın en yüksek rakamı oldu. Ki TÜİK’in rakamlarının ne kadar doğru olduğu da şüpheli. Bunun böyle geleceği dünden belli idi. 2021 Aralık rakamları da yüksekti.

“Peki, tüm bu artışlar bize neyi ifade ediyor? Çiftçinin ürün bedelindeki artış gıda fiyatlarına da yansıyacağı açıktır. Bugün bu açıklanan Tarım ÜFE’deki rekor artışa rağmen, çiftçi para kazanamamaktadır. Çünkü artan gübre, yem, mazot, elektrik, zirai ilaç, işçilik, kredi faizleri çiftçinin belini bükerken tüketiciye de pahalı gıdaya mal olmaktadır. Düşünün ki öyle bozuk bir sistem var ki.

“Çiftçi para kazanamıyor, tüketici ucuza alamıyor. Alamayacakta. Son yüzde 7’lik KDV indirimine rağmen gıda fiyatları yükselmeye devam edecek. En son açıklanan enflasyon rakamları içerisinde gıda enflasyonu yüzde 55 açıklanmıştı. Bu enflasyon rakamı ile Avrupa ve OECD ülkeler içerisinde birinci, dünyada onuncu olduk.”

Maliyetler yüksek

Bunun yanı sıra Tarımsal Girdi Fiyat Endeksinin (Tarım-GFE) de önemine dikkat çeken Sarıbal, “Bu veri de sürekli yükseliyor ve yükselmeye devam edecek. Çünkü son bir yılda girdi fiyatları içerisinde; gübre yüzde 300-500, yem yüzde 100, mazot yüzde 115, tarımsal elektrik yüzde 121, tohum yüzde 50 -300 oranında, ilaç yüzde 100 ile yüzde 300 oranında yükseldi. Diğer girdileri eklediğimizde çiftçinin bu maliyetlerle ucuza üretmesi imkansız” dedi.

Çiftçinin ucuza üretemediği için gıda fiyatlarının ucuzlamasının mümkün olmadığını belirten Sarıbal, tarımsal girdi maliyetlerini düşürerek üretime destek olunması gerektiğini vurguladı. Sarıbal, “Çiftçinin kullandığı tüm girdiler üzerindeki vergi yükü kaldırılmalı. Hibe destekleri verilmeli” diye konuştu.

Paylaşın

Türkiye, OECD’de Enerji Fiyatlarının En Çok Arttığı 4. Ülke

Türkiye’de elektrik, doğal gaz ve akaryakıt fiyatları son aylarda hızla artarken enerji enflasyonunda Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) üyeleri arasında üst sıralarda yer alıyor.

Euronews’ta yer alan habere göre; 2020 ile 2021 yılları aralık ayındaki değişime göre son bir yılda OECD ülkelerinde enerji fiyatlarının en çok arttığı 4. ülke Türkiye oldu.

Bu dönemde Türkiye’de enerji enflasyonu yüzde 49 olurken OECD ortalaması yüzde 26 çıktı. Elektrik ve doğal gaza 2022 başında yapılan zamlar henüz bu hesaplamaya yansımadığından önümüzdeki aylarda Türkiye’nin daha da üst sıralara çıkması söz konusu.

Türkiye’de elektrik faturaları ocak ayında yüzde 52 ile yüzde 127 arasında arttı. Akaryakıt fiyatları ise son 6 ayda yaklaşık yüzde 100 arttı.

Hükümet, elektrik ücretlerini düşürecek formüller ararken Avrupa ülkeleri de vatandaşlarına çeşitli yardımlar yapıyor. Enerji enflasyonu elektrik ve doğal gazın yanı sıra kişisel seyahat amaçlı araçlarda kullanılan akaryakıtı içeriyor.

OECD’nin enerji enflasyonu 2020 ile 2021 yılları aralık ayı arası değişimi yansıtıyor. Buna göre son 1 yıldaki enerji enflasyonun zirvesinde yüzde 73 ile Norveç var. Yüzde 56 ile Estonya ikinci sırada yer alırken Hollanda yüzde 54 ile üçüncü sırada.

Enerji enflasyonunun en düşük olduğu ülkeler ise yüzde 1,3 ile Çekya ve yüzde 2,1 ile Slovakya. OECD ortalaması ise yüzde 26.

Diğer bazı ülkelerde Aralık 2021 itibariyle son bir yıllık enerji enflasyonu şöyle: İspanya ve İsveç yüzde 40, Yunanistan yüzde 33, ABD yüzde 29, İngiltere yüzde 25, Fransa yüzde 20, Almanya yüzde 18 ve İsrail yüzde 8.

Türkiye’de elektrik ve doğal gaza yapılan yüksek zamlar bu enflasyon oranlarına henüz yansımış değil. Türkiye’nin enerji enflasyonunda önümüzdeki aylarda daha da yukarı sıralara çıkması bekleniyor.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: İşsizlik Dördüncü Çeyrekte Yüzde 11,2 Oldu

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) geçen yılın son çeyreğine dair işgücü verilerini açıkladı. Açıklanan verilere göre, mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı yüzde 11,2 oldu.

Ekim-Aralık ayları arasındaki dördüncü çeyrek TÜİK verilerine göre mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik bir önceki çeyreğe göre 78 bin kişi azalarak 3 milyon 780 bin kişi oldu.

Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam edilenlerin sayısı ise bir önceki çeyreğe göre 740 bin kişi artarak 29 milyon 927 bin kişiye yükseldi.

Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam oranı yüzde 1,3 artış ile yüzde 46,7 oldu. Genç nüfusta mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı yüzde 1,4 azalışla yüzde 21,4’e düştü.

15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta mevsim etkisinden arındırılmış işgücüne katılma oranı ise bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,3 artışla yüzde 33,7 seviyesine ulaştı.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış istihdamın yüzde 55,5’i hizmet, yüzde 16,9’u tarım, yüzde 21,6’sı sanayi, yüzde 6,1’i inşaat sektöründe sağlandı.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış istihdam edilen kişilerin haftalık ortalama çalışma süresi 44,8 saat olarak kaydedildi. TÜİK, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış atıl işgücü oranını ise yüzde 22,5 olarak aktardı.

Uzun süreli işsiz sayısı 1 milyon

Uzun süreli işsiz olarak tanımlanan, bir yıl ve daha fazla süreli işsizlerin sayısı bu çeyrekte 1 milyon 49 bin kişi olarak açıklandı. İşsiz sayısının yüzde 28,5’inin uzun süreli işsizlerin oluşturduğu belirtildi.

TÜİK’in bu çeyreğin işgücü verilerini açıklamasının ardından, Genç İşsizler Platformu, “TÜİK’in açıkladığı dar tanımlı genç işsizlik % 21,0. İş bulma ümidini yitirenler ve önceki başvurularında yanıt bekleyip yeni iş başvuru yapmayanların dahil edildiği geniş tanımlı genç işsizlik ise % 31,1. Yani yaklaşık her 3 gençten 1’i resmen işsiz.” yorumunu paylaştı.

İktisatçı Dr. Murat Kubilay Twitter üzerinden buna cevaben, “İktisadi buhranın genç istihdamındaki asıl etkileri: uzayan işsizlik süresi, sigortasız ve güvencesiz çalışma koşulları, mesleki alanının dışında çalıştırılma, üniversiteli işsizliği, düşük ücretler ve tüm bunların ortak sonucu olarak ümitsizliğe düşüp yurt dışına gitme talebi” yazdı.

Paylaşın

Elektrik Şirketlerinden Ortak Açıklama: Fiyatları Biz Belirlemiyoruz

Yüksek elektrik faturalarına karşı sorumluluklarının olmadığını açıklayan elektrik dağıtım şirketleri, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) işaret etti. Elektrik dağıtım şirketleri, ayrıca yüksek faturalar için dövize endeksli doğalgaz ve kömür fiyatlarını suçladı.

Türkiye’de ekonomik krizin yansımalarından biri olarak elektrik faturaları cep yakmaya devam ederken tepkilerin hedefindeki elektrik dağıtım şirketlerinden bir açıklama geldi.

Türkiye’deki 21 dağıtım bölgesindeki şirketinin tamamını temsil eden çatı kuruluş Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği (ELDER), hedef gösterilmeyi anlayışla karşıladıklarını ancak durumun halkın sandığı gibi olmadığını, faturaları yükseltenlerin dağıtım şirketleri olmadığını söyledi.

Elektrik dağıtım şirketinin tüm faaliyetlerinin, gider ve gelirlerinin denetlendiğini belirten ELDER, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nu (EPDK) işaret etti.

“Elektrik dağıtım şirketlerinin gelirleri, elektrik tarifelerinden bağımsız bir şekilde, Düzenleyici Kurum EPDK tarafından, rasyonel maliyetleri hesaplanarak ve tüketici faydası gözetilerek şeffaf bir şekilde beş yıllık dönemler için belirlenmektedir. Özetle; elektrik tarifeleri ile ilgili elektrik dağıtım şirketlerinin hiçbir belirleyici rolü yoktur” dedi.

ELDER faturalardaki artışla ilgili açıklamasının devamında şunları kaydetti:

“Ocak’ta maliyetlerin artmasındaki en büyük etken elektrik üretim maliyetlerinin ciddi şekilde yükselmiş olmasıdır.

“Geçtiğimiz dönemde ülkemizde yaşanan kuraklık sebebiyle, elektrik üretimi içerisinde en yüksek paya sahip olan hidroelektrik santrallerinden sağlanan elektrik miktarı düşmüştür. Bu durum, elektrik üretiminde, ithal kaynaklar olan doğalgaz ve kömürün payını artırmıştır.

“Enerji maliyetlerindeki yükselişin en büyük sebebi ithal edilen, uluslararası fiyatlara ve dövize endeksli doğal gaz ve kömür alım maliyetlerindeki ciddi artışlardır. Son 1 yıl içerisinde doğal gaz fiyatları 10 kata kadar, ithal kömür fiyatları ise 5 kata kadar döviz bazında artış göstermiştir. Elektrik üretim kaynaklarındaki bu maliyet artışı, fatura bedellerinin de yükselmesine neden olmuştur.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da geçtiğimiz günlerde, ‘yapılabilecek tüm indirimleri yaptıklarını’ açıklamıştı.

Paylaşın

KDV İndiriminin Enflasyona Etkisi Yalnızca Yüzde 0.7

Dünya gazetesi yazarı Alaattin Aktaş, gıda ürünlerinde KDV’nin düşürülmesine ilişkin, “KDV indiriminin TÜFE’ye etkisi yalnızca 0.71 puan. Eğer şubatta diğer mal ve hizmetlerin fiyatı sabit kalırsa bu indirim sayesinde TÜFE yüzde 0.71 gerileyecek, hepsi bu” dedi.

Geçtiğimiz Cumartesi günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Hazine ve Maliye Bakanı Nurettin Nebati, “yeni ekonomi paketi”ne ilişkin detayları açıklamıştı.

Erdoğan’ın duyurduğu gıda ürünlerinde KDV’nin yüzde 8’den yüzde 1’e düşürülmesine ilişkin hesaplamalarda bulunan Dünya gazetesi yazarı Alaattin Aktaş, gıda ürünlerinin enflasyon hesaplamasında bu sene yüzde 25,32 olduğunu ancak KDV indiriminin her üründe geçerli olmadığı için bu oranın yüzde 21,90’a gerilediğini belirtti.

Aktaş, yazısının devamında şu ifadeleri kullandı:

“Gıda maddelerinin şubat ayı ortalamasında 21.19 olan fiyatı, ocaktaki 21.90’a göre yüzde 3.25; mart ayında 20.48 olan fiyat da şubattaki 21.19’a göre yüzde 3.34 gerileyecek.

KDV indiriminden yararlanan ürünlerin ağırlığı (ya da fiyatı) 21.90 düzeyinde. Yani TÜFE’nin kalan kısmı 78.10’luk bir ağırlığa sahip. 78.10’un hiç değişmediğini varsayıyoruz. Ne fiyat artışı var, ne ucuzlama, bu düzey sabit.

Şubata geldik; ocak ayında 21.90 olan KDV indirimine konu gıdanın payı, şubatta 21.19’a geriledi. 21.19 ile sabit varsaydığımız 78.10’u topluyoruz; bulduğumuz değer 99.29.

TÜFE ocak ayında 100 düzeyindeydi. Şubatta inilen düzey ise 99.29. Yani gıdadaki KDV indiriminden şubat ayı TÜFE oranına yansıma yalnızca 0.71 puan. (Bunu yüzde değişim olarak ifade etmek de yanlış olmaz.) Bir başka ifadeyle şubatta hiçbir mal ve hizmette fiyat değişimi olmazsa, gıdadaki bu KDV indiriminin etkisiyle TÜFE yüzde 0.71 düşecek.

Hepsi bu! ‘KDV yüzde 7 düştü (düşüş yüzde 7 değil, 7 puan, ikisi çok farklı), bu sayede fiyatlar da yüzde 7 gerileyecek’ beklentisine girmek güzel de, bu yapılırsa 3 Mart Perşembe günü şubat ayı oranları açıklandığında hayal kırıklığına uğramak kaçınılmaz olur.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın