Doğalgaz Ve Elektriğe Zam Gelecek Mi? Dikkat Çeken Açıklama

Türkiye 2024 yılını yüzde 44,38 enflasyon ile kapatırken, Prof. Dr. Hakan Kara, artan maliyetler nedeniyle, elektrik ve doğalgaz fiyatlarına zammın kaçınılmaz olduğunu söyledi.

Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi ve eski Merkez Bankası Başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, elektrik ve doğal gazda zammın kaçınılmaz olduğunu şu şekilde anlattı:

“2024 yılında kamu dışarda artan doğalgaz fiyatlarını yansıtmamak için enerji şirketlerinin 280 milyar TL zararını karşıladı. Doğalgaz fiyatı böyle giderse, 2025’te en az 400 milyar TL daha aktarılacak. Bir noktadan sonra elektrik ve doğalgaz fiyatlarına zam kaçınılmaz görünüyor.”

Hakan Kara, sonrasında da enflasyon ile elektrik fiyatlarının seyrini karşılaştırarak, “Elektrik fiyatları son yıllarda epey bastırılmış görünüyor” dedi.

Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK) göre, enflasyon aralık ayında bir önceki aya göre yüzde 1,03, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 44,38, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 44,38 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 58,51 oldu.

Bağımsız Enflasyon Araştırma Grubu’na (ENAG) göre, enflasyon aralık ayında yüzde 2,34 arttı. 2024 yılı ENAG tüketici enflasyon oranı ise yüzde 83,40 olarak gerçekleşti.

Paylaşın

Devlet Hastanelerinde Muayene Ücretleri 10 Kat Arttı

Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) bağlı devlet hastanelerinde katılım payı adıyla hastalardan alınan muayene ücreti 10 kat artırılarak 2 liradan 20 liraya çıkarıldı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda, 9 Ocak’ta kabul edilerek yasalaşan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun Resmi Gazete’de yayımlandı.

Mezopotamya Ajansı’nın aktardığına göre; SGK’ya bağlı devlet hastanelerinde katılım payı adıyla hastalardan alınan muayene ücreti 10 kat artırılarak 2 TL’den 20 TL’ye çıkarıldı. Ayrıca yayımlanan kanuna göre, yabancılara sunulan hizmetler, sertifikası olan aile hekimlerince mesai dışında sunulan akupunktur ve fitoterapi ile özel amaçlı raporlardan bakanlıkça belirlenenler hariç olmak üzere aile hekimliği hizmetleri ücretsiz olacak.

Özel sektör işverenlerinin SGK’ye ödeyecekleri malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi için sağlanan 5 puanlık sigorta prim indirimi ise, 4 puan olarak uygulanacak. Bu uygulama, kanunun yayımlandığı ayın başından itibaren uygulanacak. İmalat sektöründeki iş yerlerine de, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası priminden sağlanacak 5 puanlık indirim, 31 Aralık 2026’ya kadar devam edecek. Bu süre Cumhurbaşkanı yetkisiyle 31 Aralık 2027’ye kadar uzatılabilecek.

Öte yandan engellilerin de emeklilik şartları zorlaştırıldı. Sigorta girişi 31 Aralık 2008’den önce başlayanlardan çalışma gücü kayıp oranı yüzde 40 ila yüzde 49 olanlar 18 yıl sigortalılık süresi ve 4 bin 100 gün prim ödemeleri, yüzde 50 ila yüzde 59 olanlar 16 yıl sigortalılık süresi ve 3 bin 700 gün prim ödemeleri şartıyla yaşlılık aylığından yararlanacak.

Paylaşın

Köprü Ve Otoyol Geçiş Ücretlerine Yüzde 43 Zam

13 Ocak’tan itibaren geçerli olmak üzere köprü ve otoyol ücretlerine yüzde 43 zam geldiği duyuruldu. Bakan Abdulkadir Uraloğlu, geçtiğimiz günlerde köprü ve otoyol ücretlerine zam yapılacağını söylemişti.

Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM), otoyol, köprü ve tünel geçiş ücretleriyle ilgili açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Karayolları Genel Müdürlüğünce ve Yap-İşlet-Devret (YİD) kapsamında özel şirketler tarafından işletilen otoyol ve köprülerin geçiş ücretleri, 13 Ocak 2025 Pazartesi günü saat 00.00’dan itibaren geçerli olmak üzere yeniden düzenlenmiştir.”

Karayolları Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü için geçiş ücreti 47 TL, Osmangazi Köprüsü 795 TL, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden geçiş ise 80 TL oldu.

15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü geçiş ücretleri tarife­leri: Aks Aralığı 3,20 m’den Küçük İki Akslı Araçlar: 47,00 TL, Aks Aralığı 3,20 m ve 3,20 m’den büyük her türlü iki akslı araçlar 60 TL, 3 akslı her türlü araçlar 134 TL, 4 ve 5 akslı her türlü araçlar 265 TL, 6 ve yukarı akslı araçlar 351,00 TL ve motosikletler 20,00 TL.

Osmangazi Köprüsü geçiş ücreti tarifeleri: Birinci sınıf araçlar için 795 TL, ikinci sınıf araçlar için bin 270 TL, üçüncü sınıf araçlar için bin 510 TL, dördüncü sınıf araçlar için 2 bin 5 TL, beşinci sınıf araçlar için 2 bin 530 TL, altıncı sınıf araçlar için 555 TL olarak belirlendi.

Yavuz Sultan Selim Köprüsü geçiş ücreti tarifeleri: Birinci sınıf araçlar için 80, ikinci sınıf araçlar için 110, üçüncü sınıf araçlar için 200, dördüncü sınıf araçlar için 510, beşinci sınıf araçlar için 630 altıncı sınıf araçlar için 55 TL olarak belirlendi.

1915 Çanakkale Köprüsü geçiş ücreti tarifeleri: Birinci sınıf araçlar için 790, ikinci sınıf araçlar için 990, üçüncü sınıf araçlar için bin 780, dördüncü sınıf araçlar için bin 975, beşinci sınıf araçlar için 3 bin 755 altıncı sınıf araçlar için 200 TL olarak belirlendi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada köprü ve otoyol ücretlerine zam yapılacağını söylemişti.

Paylaşın

CHP’den İktidara Borçlanma Uyarısı: Beka Sorunu Haline Geliyor

İç ve dış borçlanmaya ilişkin açıklamada bulunan CHP’li Özgür Karabat, “İç ve dış borçlanma yıldan yıla artıyor. İktisadi bağımsızlığı yok eden bu durum, ülkenin gerçek anlamda beka sorunu haline geliyor” dedi.

Haber Merkezi / Özgür Karabat, açıklamasının devamında, “Türkiye’nin bağımsızlığını dahi etkileyecek bu durum, jeopolitik tavizler verilmesine neden olur. Erdoğan ve ortakları yolun sonuna geldiklerini çok iyi bildikleri için farklı gündemlerle gerçekleri gizlemeye çalışıyorlar. Halkı kandıramıyorsunuz. Borçlar ve tavizlerle gidecek yolunuz kalmadı” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, sosyal medya hesabından dış borçlanmaya ilişkin açıklamada bulundu. Özgür Karabat, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye sessiz ama çok riskli bir dönemden geçiyor. İç ve dış borçlanma yıldan yıla artıyor. İktisadi bağımsızlığı yok eden bu durum, ülkenin gerçek anlamda beka sorunu haline geliyor. Nisan 2022 tarihinden bu yana, iç borçların faiz ödemeleri, anapara ödemelerinden fazla. Bütün borçlarını bugün ödemek istese, 100 liralık anapara borcuna karşılık Hazine’nin 134 lira faiz ödemesi yapması gerekiyor.

Dış borçlanmada da vahim bir tablo var. Aralık 2024 Kamu Borç Yönetimi Raporu, Ocak-Kasım arasındaki anapara ve faiz ödemelerinin projeksiyonlarını içeriyor. Kamu geçen yılın 11 ayında 9,7 milyar dolar anapara, 6,7 milyar dolar faiz olmak üzere 16,4 milyar dolar dış borç servisi yapmış.

Daha önce yayınlanan Kamu Borç Yönetimi raporlarına baktığımızda, çok daha düşük dış borç ödemeleri yapıldığını görüyoruz. Hazine 2003 yılında toplam 11 milyar dolar dış borç servisi (anapara + faiz ödemesi) yapmış. 2017 yılına kadar 10-11 milyar dolar civarında ödemeler yapıldı. Başkanlık sistemi sonrası dış borç servisi tırmanıyor.

2021 yılından sonra hızlı artış başladı ve o yıl 12 milyar doları aşan dış borç servisi gerçekleşti. 2024 yılı Aralık ayında sadece bir milyar dolar borç servisi yapılmış olsa, yıllık toplam 17 milyar doları geçiyor. 2025 tablosu ise daha vahim. Hazine 2025 yılı için Ocak-Kasım dönemine ait ödeme projeksiyonlarını yayınladı. Bu yılın 11 ayında 12,9 milyar dolar anapara, 6,6 milyar dolar faiz olmak üzere 19,5 milyar dolar dış borç servisi yapılacak.

2024 Aralık ayı için yaptığımız varsayımı Aralık 2025 ayı için de yapsak toplam ödeme miktarı 20,5 milyar dolara ulaşacak demektir. Sistemi sürdürebilmek için bir yandan iç borcun faizleri patlatılırken, diğer yandan dış borçlanma zirveden zirveye koşuyor. Alınan borçlar katma değer yaratan, döviz getiren yatırımlara harcanmadı. Kamu, borç geri ödemeleri için yeni borç alıyor. Carry-trade ile gelen sıcak paralar ile şişirilmiş Merkez Bankası rezervlerine güveniyorlar.

Dış borç servisinin artması ve faize gelen sıcak paranın büyüklüğü, en ufak krizde Türkiye’nin ödemeler dengesini alt üst edebilir. Türkiye’nin bağımsızlığını dahi etkileyecek bu durum, jeopolitik tavizler verilmesine neden olur. Erdoğan ve ortakları yolun sonuna geldiklerini çok iyi bildikleri için farklı gündemlerle gerçekleri gizlemeye çalışıyorlar. Halkı kandıramıyorsunuz. Borçlar ve tavizlerle gidecek yolunuz kalmadı. Uyarıyorum, yol yakınken buradan dönün.”

Paylaşın

Birleşmiş Milletler: Türkiye’de Çift Haneli Enflasyon 2025’te De Devam Edecek

Birleşmiş Milletlerin “Dünya Ekonomik Durumu ve Beklentileri 2025” raporunda, “Türkiye’de enflasyonun 2024 yılına göre 2025 yılında azalacağı ancak çift haneli rakamlarda ve yüksek oranlarda kalacağı öngörülmektedir” ifadesi kullanıldı.

Raporda, 2024’te Türkiye’de, Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 50’de sabit tutmasıyla sıkı para politikası duruşunu sürdürdüğü, ancak geçtiğimiz yıl enflasyondaki düşüşle birlikte 2025 yılında ılımlı bir gevşeme beklenildiği kaydedildi.

Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal İşler Dairesi (DESA) “Dünya Ekonomik Durumu ve Beklentileri 2025” raporunu yayınladı.

VOA Türkçe’den Can Kamiloğlu’nun aktardığına göre; raporda, Türkiye’de enflasyonun 2024 yılında ortalama yüzde 60 civarında gerçekleştiği belirtilerek, “Bu oran tarihsel seviyelerin oldukça üzerinde. Türkiye’de enflasyon 2010-2019 yılları arasında yılda ortalama yüzde 10 oranında seyretmiştir. Yüksek hizmet fiyatları, jeopolitik riskler, artan gıda ve enerji fiyatları enflasyonist baskıları devam ettirmiş, yüksek enflasyon beklentilerini daha da arttırmıştır. Türkiye’de enflasyonun 2024 yılına göre 2025 yılında azalacağı ancak çift haneli rakamlarda ve yüksek oranlarda kalacağı öngörülmektedir” ifadesi kullanıldı.

Raporda, Türkiye’de hükümetin yüksek enflasyonu kontrol altına almak için bazı mali kısıtlama tedbirleri uygulamakta olduğu belirtilerek, “Yetkililer kamu harcamalarını kısmak için belirli bazı adımlar attı. Temmuz 2024’te hem yerel hem de çok uluslu şirketler için asgari kurumlar vergisi ve asgari gelir vergisi içeren kapsamlı bir vergi yasa tasarısı kabul edildi. Yeni tedbirlerin 2025 yılında mali açığın daraltılmasına yardımcı olması ve enflasyonist baskıları azaltması bekleniyor” ifadesi kullanıldı.

Raporda, Türkiye’deki ekonomik büyümenin 2023 yılında yüzde 5,1’den 2024’te tahmini yüzde 3 oranına gerilediği, 2025 yılındaysa sınırlı bir artışla yüzde 3,1 oranına yükselmesinin beklendiği kaydedildi. Türkiye’de, Haziran 2023’te başlatılan parasal sıkılaştırma ve mali konsolidasyonun 2024 yılının ikinci çeyreğinden itibaren etkisini göstermeye başladığı, özel tüketim harcamalarının büyümeye katkısı ikinci çeyrekte 1,1 puana gerileyerek son dört yılın en düşük seviyesine indiği belirtildi.

Türkiye’de geçtiğimiz yıl zayıflayan iç talep arzının ithalatın azalmasına yol açtığı, bunun da ihracatın yatay seyretmesiyle birlikte cari açığın daralmasına neden olduğu vurgulandı. 2024’te Türkiye’de, Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 50’de sabit tutmasıyla sıkı para politikası duruşunu sürdürdüğü, ancak geçtiğimiz yıl enflasyondaki düşüşle birlikte 2025 yılında ılımlı bir gevşeme beklenildiği kaydedildi.

“ABD ekonomisi yavaşlayabilir”

Raporda, ABD’de bu yıl tüketici harcamalarında azalma beklentisinin ülke ekonomisinde bir yavaşlama yaşanmasına neden olabileceği kaydedildi. Raporda, Çin’deki istikrarlı performansın desteğiyle nispeten güçlü büyümeyi sürdüreceği, Hindistan’ın da devam eden ekonomik büyümesi sayesinde en hızlı büyüyen bölge olmaya sürdüreceğinin tahmin edildiği belirtildi.

Raporda, 2025 yılında gıda enflasyonun birçok gelişmekte olan ülkede önemli bir sorun olmaya devam edeceği kaydedildi. Gelişmekte olan ülkelerin bu yılda enflasyonist baskılarla karşı karşıya kalmasıyla birlikte her beş ülkeden birinin enflasyonda çift haneli oranlara ulaşmasının beklendiği kaydedildi.

Gelişmekte olan ülkelerin neredeyse yarısında yüzde 5’in üzerinde seyreden gıda enflasyonunun önemli bir sorun olmaya devam ettiği, bu olumsuz durumun, özellikle aşırı hava olayları, çatışmalar ve ekonomik istikrarsızlıkla boğuşan düşük gelirli ülkelerde gıda güvensizliğini daha da derinleştirdiği kaydedildi. Raporda, bu yıl devam etmesi beklenen yüksek gıda enflasyonunun, birçok ülkedeki yavaş ekonomik büyümenin de tetikleyici etkisiyle birleştiğinde, milyonlarca kişinin daha da yoksullaşmasına neden olacağı belirtildi.

Paylaşın

En Düşük Emekli Maaşı 14 Bin 469 Liraya Yükseltilecek

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, en düşük SSK ve Bağ-Kur emekli maaşlarına yüzde 15,75 oranında zam yapılacağını açıkladı. Ancak bu artışın hayata geçebilmesi için Meclis’te bir yasal düzenlemenin kabul edilmesi gerekiyor.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, üç gün önce yaptığı açıklamada, en düşük emekli maaşına ek zam yapılacağını duyurmuştu. Yılmaz, “Burada diğer ücretler artarken en düşük maaşı sabit tutmak doğru olmaz. Bu nedenle bir düzenleme yapacağız. Çalışmaların Ocak ayı içinde tamamlanmasını bekliyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

Türkiye’de en düşük emekli maaşı son yıllarda bir dizi düzenleme ile artırıldı. 2024 Temmuz’da son yapılan artışla 12 bin 500 liraya çıkarılan maaş, şimdi 14 bin 469 lira olacak.

3 Ocak’ta Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Aralık verilerine göre altı aylık enflasyon oranı yüzde 15,75 olarak hesaplandı ve böylelikle emeklilerle memurların zam oranı da belli oldu. İşçi ve BAĞ-KUR (Esnaf ve sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu) emeklileri için zam oranı yüzde 15,75 oldu. Enflasyon farkı alan memur ve memur emeklisi zammı ise yüzde 11,54.

Ancak düşük sınırdan maaş alanların durumu belirsizdi. İktidar ise konuyla ilgili çalışmaların yapıldığını belirtmişti. Taban maaş alanlara da BAĞ-KUR emeklileriyle benzer oranda zam yapıldı.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) cuma günü açıkladığı aralık ayı enflasyon verilerine göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) aralıkta aylık olarak yüzde 1,03 oranında arttı, yıllık enflasyon yüzde 44,38 olarak hesaplandı. Ayrıca bağımsız akademisyenlerden oluşan Enflasyon Araştırma Grubu’na (ENAG) göre ise aralık ayında enflasyon yüzde 2,34 arttı. ENAG’a göre 2024 yılı enflasyon oranı ise yüzde 83,40.

Paylaşın

Otomotiv Satışlarında Tüm Zamanların Rekoru

Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, 2024 yılında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 0,5 oranında artarak bir milyon 238 bin 509 adet oldu.

Haber Merkezi / Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD), Otomobil ve Hafif Ticari Araç Pazarı Aralık ve Ocak – Aralık 2024 verilerini açıkladı.

Buna göre; Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, 2024 yılında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 0,5 oranında artarak bir milyon 238 bin 509 adet oldu.

Otomobil satışları, 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 1,3 oranında artarak 980 bin 341 adet, hafif ticari araç pazarı ise yüzde 2,7 azalarak 258 bin 168 adet oldu.

Aralık ayı otomobil ve hafif ticari araç pazarı bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 7,3 artarak 170 bin 249 adet oldu. Aralık ayında otomobil satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 6,6 artarak 134 bin 811 adet olurken, hafif ticari araç pazarı yüzde 9,9 artarak 35 bin 438 adet oldu.

Otomobil ve hafif ticari araç pazarı 10 yıllık aralık ayı ortalama satışlara göre yüzde 43,1 arttı. Otomobil pazarı, 10 yıllık aralık ayı ortalama satışlara göre yüzde 49,6 artış gösterdi. Hafif ticari araç pazarı, 10 yıllık aralık ayı ortalama satışlara göre yüzde 22,8 arttı

Otomobil pazarı segmentlere göre; Pazarın yüzde 85,7’sini vergi oranları düşük olan A, B ve C segmentlerindeki araçlar oluşturdu. C segmenti otomobiller 543 bin 427 adetle yüzde 55,4 pay, B segmenti otomobiller 291 bin 689 adetle yüzde 29,8 pay aldı.

Otomobil pazarı gövde tiplerine göre; Gövde tiplerine göre değerlendirildiğinde ise en çok tercih edilen gövde tipi SUV otomobiller (yüzde 56,8 pay, 556 bin 548 adet) oldu. SUV otomobilleri, yüzde 25,4 pay ve 248.902 adet satış ile Sedan, yüzde 16,8 pay ve 164 bin 443 adet satış ile H/B otomobiller takip etti.

Otomobil pazarı motor tipine göre; Benzinli otomobil satışları 588 bin 914 adetle yüzde 60,1 pay, Hibrit otomobil satışları 184 bin 177 adetle yüzde 18,8 pay, Elektrikli otomobil satışları 105 bin 315 adetle yüzde 10,7 pay ve Dizel otomobil satışları 95 bin 985 adetle yüzde 9,8 pay, Otogazlı otomobil satışları 5 bin 950 adetle yüzde 0,6 pay aldı.

Elektrikli otomobil pazarı elektrik motor gücüne göre; 160 kW altındaki elektrikli otomobil satışları yüzde 63,4 artarak yüzde 8,7 pay, 160 kW üstü elektrikli otomobil satışları yüzde 0,1 artarak yüzde 2 pay aldı.

Otomobil pazarı motor hacmine göre; 1600cc altındaki otomobil satışları yüzde 12,3 azalarak yüzde 69,7 pay, 1600-2000cc aralığındaki otomobil satışları yüzde 1,9 artarak yüzde 0,6 pay, 2000cc üstü otomobil satışları yüzde 19,7 azalarak yüzde 0,2 pay aldı.

Otomobil pazarı emisyon seviyelerine göre; 120-140 gr/km arasındaki otomobiller 278 bin 540 adetle yüzde 28,4 pay, 100-120 gr/km arasındaki otomobiller 234 bin 596 adetle yüzde 23,9 pay aldı.

Otomatik şanzımanlı otomobiller; 897 bin 143 adetle yüzde 91,5 pay alırken, manuel şanzımanlı otomobiller 83 bin 198 adetle yüzde 8,5 pay aldı.

Hafif ticari araç pazarı gövde tipine göre; Van gövde tipi yüzde 74,3 pay ve 191 bin 880 adet ile en çok tercih edilen gövde tipi olurken; Kamyonet gövde tipi yüzde 12,4 pay ve 32 bin 111 adetle 2. sırada yer aldı.

Paylaşın

Kulis: Emeklilere “Refah Payı” Artışı Gündemde Yok

İşçi ve Bağ-Kur ile memur emeklilerine “refah payı” artışı gündemde değil. Bu yönde bir çalışmanın olmadığı ifade edilirken, en düşük emekli aylığının ise 14 bin 500 liraya tamamlanacağı konuşuluyor.

TÜİK’in çarşı pazar fiyatlarıyla örtüşmeyen tartışmalı enflasyon hesabıyla işçi ve Bağ-Kur emekli aylığına yüzde 15,75, memur emeklisine ise yüzde 11,54 artış yapılacak. En düşük emekli aylığının ise 14 bin 500 liraya tamamlanacağı konuşuluyor.

Emekliler bu artışların zam değil, sadece enflasyon farkı olduğuna dikkat çekerek, ‘refah payı’ artışı talep ediyor. Ekonomim’den Canan Sakarya‘nın AK Parti kulislerine dayandırdığı haberine göre, işçi ve Bağ-Kur ile memur emeklilerine ‘refah payı’ artışı gündemde değil. AK Partililer bu yönde bir çalışma olmadığını da ifade ediyor. Sadece memur emeklisi maaş artışının da işçi emeklileri gibi yüzde 15,75 olabileceği ihtimali var. Ancak şu ana kadar bu yönde bir çalışma yapılmış değil.

Yaklaşık 4 milyon emekliyi ilgilendiren en düşük emekli maaşının belli bir düzeye çekilmesi yönündeki çalışmaya ise bu hafta son halinin verilmesi bekleniyor. Yapılacak artışla en düşük emekli maaşının 14 bin 500 ya da 15 bin liraya tamamlanacağı ifade ediliyor.

Paylaşın

Türkiye’de Zenginler Son 10 Yılda 13 Kat Daha Zenginleştiler

Türkiye’de 2014 yılından itibaren ortalama geliri en az artan grup en yoksul yüzde 20’lik gelir grubu olurken; ortalama geliri en fazla artan grup geliri en yüksek yüzde 20’lik grup oldu.

Haber Merkezi / En yoksul yüzde 20’lik grubun ortalama geliri son 10 senede 10,7 katına çıkarken; geliri en yüksek yüzde 20’lik grubun ortalama geliri 12,6 katına çıktı.

İstanbul Planlama Ajansı (İPA), Gelir Dağılımı İstatistikleri 2024 Raporu’nu yayınladı. Rapordan öne çıkan bölümler şöyle: “Türkiye’de 2009 ile 2024 yılları arasında emekli  sayısı yüzde 85,3 oranında artarken; tüm gelir içerisinde emekli aylığının payı yüzde 2,7 azalarak yüzde 18,3’ten yüzde 15,6’ya geriledi.

Hanehalkı Kullanılabilir gelire göre bakıldığında; Türkiye için Gini Katsayısı 2014 yılında 0,379 iken; 2024 yılında bu gösterge 0,039 puan yükselerek 0,418’e yükselmiştir. İstanbul için Gini Katsayısı 2014 yılında 0,357 iken; 2024 yılında bu gösterge 0,071 puan yükselerek 0,428’e yükselmiştir. Gini katsayısı, sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımında eşitliği, bire yaklaştıkça gelir dağılımında bozulmayı ifade etmektedir.

İstanbul’da hanehalkı kullanılabilir gelire göre sıralı yüzde 20’lik gruplar itibariyle bakıldığında; 2014 yılından itibaren ortalama geliri en az artan grup en yoksul yüzde 20’lik gelir grubu olurken; ortalama geliri en fazla artan grup geliri en yüksek yüzde 20’lik grup oldu. En yoksul yüzde 20’lik grubun ortalama geliri son 10 senede 10,8 katına çıkarken; geliri en yüksek yüzde 20’lik grubun ortalama geliri 14,5 katına çıktı.

Türkiye’de 2014 yılından itibaren ortalama geliri en az artan grup en yoksul yüzde 20’lik gelir grubu olurken; ortalama geliri en fazla artan grup geliri en yüksek yüzde 20’lik grup oldu. En yoksul yüzde 20’lik grubun ortalama geliri son 10 senede 10,7 katına çıkarken; geliri en yüksek yüzde 20’lik grubun ortalama geliri 12,6 katına çıktı.

İstanbul’da en yüksek gelire sahip yüzde 10’luk kesimin payının en yoksul yüzde 10’luk kesimin payına oranı son 10 yılda 9 kattan 14 kata yükseldi. Toplumun en yüksek gelir elde eden yüzde 10’unun elde ettiği payın en düşük gelir elde eden yüzde 10’unun elde ettiği paya oranı şeklinde hesaplanan P90/P10 oranı; İstanbul’da 2014 yılında 9,25 iken; 2024 yılında bu oran 13,91’e yükseldi.

İstanbul’daki yoksul sayısı 2 milyon 756 bin olarak hesaplandı. TÜİK 2024 yılı ‘Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri’ bültenine göre bölgesel düzeyde eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 60’ı dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırına göre; İstanbul’daki yoksul sayısı 2 milyon 756 bin kişi olarak hesaplandı.

Konut masrafları yoksul bireylere yük getiriyor. TÜİK Gelir Dağılımı ve Yaşam Koşulları Araştırması’na göre, eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 60’ı dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırının altında olan bireylerden konut masraflarının yük getirdiğini belirtenlerin oranı 2021-2024 yılları arasında yüzde 88,9’dan yüzde 93,8’e yükseldi. Aynı dönem dikkate alındığında; 2021 yılının başından itibaren Tüketici Fiyat Endeksinin ‘Konut’ kalemindeki artışın yüzde 423,7 olduğu görüldü.

Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanların oranı yüzde 29,3 olduğu görülürken; 2021-2024 yılları arasında bu oranın 0-17, 18-64 yaş grupları için azaldığı; 65 Yaş Üstü nüfus için arttığı gözlemlendi. 2021 yılında Türkiye’de 100 yaşlıdan 17’si yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altındayken; 2024 yılında 100 yaşlıdan 23’ü riski altındadır.”

Paylaşın

KKM’nin Maliyeti 1 Trilyon 200 Milyar Lirayı Buldu

İPA Başkanı Buğra Gökçe, Merkez Bankası verilerine atıfta bulunarak, Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesapları için harcanan toplam miktarın 1 trilyon 200 milyar lirayı bulduğunu ifade etti.

Bu rakamın Türkiye’nin son iki yıldaki toplam yatırım bütçesine eşit olduğunu belirten Gökçe, “Eğer bu kaynak KKM’ye aktarılmasaydı, Türkiye iki katı yatırım yapabilirdi. Parayı nereye gömdük? Emeklinin, çalışanın, asgari ücretlinin hakkını zenginin cebine koyduk” dedi.

İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökçe, Resmi Gazete’de yayımlanarak sona erdirilen Kur Korumalı Mevduat (KKM) uygulamasına ilişkin sert eleştirilerde bulundu. Sosyal medya hesabından bir programa ait video paylaşan Gökçe, KKM’nin mali yüküne dikkat çekerek, “Vatandaşa verilmeyen zam kimin cebine gitti?” sorusunu gündeme getirdi.

Paylaştığı videoda, KKM’nin Türkiye ekonomisine getirdiği ağır yükleri detaylı bir şekilde açıklayan Gökçe, uygulamanın bütçeden devasa kaynaklar tükettiğini ve bu durumun dar gelirli kesimler üzerindeki etkisini vurguladı. Gökçe, KKM’ye harcanan bütçenin sosyal yardımlara, emekliye ve kamu çalışanlarına aktarılamadığına dikkat çekti.

Videoda, Merkez Bankası verilerine dayanarak konuşan Gökçe, KKM için harcanan toplam miktarın 1 trilyon 200 milyar TL’yi bulduğunu ifade etti. Bu rakamın Türkiye’nin son iki yıldaki toplam yatırım bütçesine eşit olduğunu belirten Gökçe, “Eğer bu kaynak KKM’ye aktarılmasaydı, Türkiye iki katı yatırım yapabilirdi. Parayı nereye gömdük? Emeklinin, çalışanın, asgari ücretlinin hakkını zenginin cebine koyduk,” dedi.

Gökçe, KKM uygulamasının toplumsal eşitsizlikleri derinleştirdiğini savundu. Uygulama kapsamında zengin kesimlerin menfaatine olan bir dağıtım yapıldığını belirten Gökçe, “Kur korumalı mevduat ile zengine, parasını dövize çevirmemesi karşılığında Türk lirasında tutması için ödeme yaptık. Bu, akıllara ziyan bir şey,” ifadelerini kullandı.

Paylaşın