Türkiye’de Neredeyse Herkes İcralık

İcra ve iflas dairelerindeki dosya sayıları ülkenin içinde bulunduğu ekonomik darboğaza ayna tuttu. İcra ve iflas dairelerinde 2020’de 30 milyon 384 bin 443 olan dosya sayısı, 2021 ve 2022 yılı itibarıyla sırasıyla 32 milyon 169 bin 150 ve 33 milyon 275 bin 632 olarak gerçekleşti.

Adalet Bakanlığı’nca yayımlanan istatistikler, ülkedeki suç oranlarında yaşanan artışı ortaya koydu. 2022’de bir önceki yıla oranla dolandırıcılık suçunda yüzde 41, çocuklara yönelik cinsel istismar suçunda yüzde 33, hırsızlık suçunda yüzde 30, uyuşturucu suçunda ise yüzde 25’lik artış yaşandı.

BirGün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre; Cumhuriyet başsavcılıklarında 2020’de 8 milyon 996 bin 173, 2021’de 9 milyon 857 bin 295 olan soruşturma dosyası sayısı, geçen yıl 10 milyon 598 bin 645’e yükseldi.

Başsavcılıklardaki 10 milyon 598 bin 645 dosyanın 5 milyon 40 bin 427’si karara bağlandı. Ceza mahkemelerindeki toplam dosya sayısının suç karar türlerine göre dağılımı da dikkat çekti.

2022’de ceza mahkemelerinde 2 milyon 9 bin 860 dosyanın 867 bin 397’sine yönelik mahkûmiyet kararı çıktı. Ağır ceza mahkemelerinde alınan mahkûmiyet karar sayısı ise kayıtlara 102 bin 92 olarak geçti.

Suça sürüklenen çocuk sayısında da ciddi artış yaşandı. 2021’de 50 bin 114 olan çocuk ceza mahkemelerindeki dosya sayısı, geçen yıl 52 bin 612’ye yükseldi. 2022’de çocuk ceza mahkemelerindeki dosyalara yönelik karar türleri şöyle:

Mahkûmiyet: 20 bin 800

Beraat: 9 bin 607

Diğer kararlar: 9 bin 324

Herkes icralık

İcra ve iflas dairelerindeki dosya sayıları da ülkenin içinde bulunduğu ekonomik darboğaza ayna tuttu. İcra ve iflas dairelerinde 2020’de 30 milyon 384 bin 443 olan dosya sayısı, 2021 ve 2022 yılı itibarıyla sırasıyla 32 milyon 169 bin 150 ve 33 milyon 275 bin 632 olarak gerçekleşti.

Cumhuriyet başsavcılıklarında geçen yıl açılan soruşturma evresine gelinen dosyalardaki şüpheli ve suç sayıları ise şöyle:

Malvarlığına karşı suçlar: 5 milyon 847 bin 538 dosya, 6 milyon 552 bin 641 şüpheli

Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar: 121 bin 242 dosya, 114 bin 78 şüpheli

Hürriyete karşı suçlar: 914 bin 175 dosya, 1 milyon 34 bin 167 şüpheli

Kamunun sağlığına karşı suçlar: 402 bin 126 dosya, 286 bin 296 şüpheli.

“İfade özgürlüğünün önündeki en büyük engellerden” olan ve “Cumhurbaşkanı’na hakaret suçu”nu da kapsayan TCK 299 ile 301’inci maddeleri uyarınca 2022’de açılan dosya sayısı da dikkat çekti. Bu kapsamda geçen yıl 25 bin 513 dosya açıldı. Bu dosyalardaki şüpheli sayısı 18 bin 737, suç sayısı ise 30 bin 505 oldu.

TCK 299 ile 301’inci maddeler kapsamında ceza mahkemelerinde geçen yıl toplam 17 bin 752 dosya görüldü. Bu kapsamda yargılananların 53’ünün 12-14 yaş aralığında, 249’unun ise 15-17 yaş aralığında olduğu kaydedildi.

2020: 8,9 milyon

2021: 9,8 milyon

2022: 10,5 milyon

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: 2023 Yılı Dış Ticaret Açığı 26 Milyar Dolar

İktidar ekonomide pembe tablolar çizmeye çalışsa da, açıklanan her veri ekonomide işlerin iyiye gitmediğini ortaya koyuyor. Yılın ilk iki ayı itibariyle dış ticaret açığı 26 milyar doları aştı.

Haber Merkezi / Ocak-Şubat döneminde ihracatın ithalatı karşılama oranı geçen yılın aynı döneminde yüzde 67,2 iken, 2023 yılının aynı döneminde yüzde 59,1’e geriledi.

Türkiye İstatistik Kurumu(TÜİK), şubat ayı dış ticaret istatistiklerini yayımladı.

Buna göre, şubat ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 51,4 artarak 7 milyar 980 milyon dolardan, 12 milyar 79 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 şubat ayında yüzde 71,4 iken, 2023 şubat ayında yüzde 60,7’ye geriledi.

Ocak-Şubat döneminde dış ticaret açığı yüzde 44,1 artarak 18 milyar 270 milyon dolardan, 26 milyar 328 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 Ocak-Şubat döneminde yüzde 67,2 iken, 2023 yılının aynı döneminde yüzde 59,1’e geriledi.

Ekonomik faaliyetlere göre ihracatta, 2023 Şubat ayında imalat sanayinin payı yüzde 94,4, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,7, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,5 oldu.

Ocak-Şubat döneminde ekonomik faaliyetlere göre ihracatta imalat sanayinin payı yüzde 94,0, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,9, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,5 oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu ile Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle genel ticaret sistemi kapsamında üretilen geçici dış ticaret verilerine göre; ihracat 2023 yılı Şubat ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 6,4 azalarak 18 milyar 635 milyon dolar, ithalat yüzde 10,1 artarak 30 milyar 714 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Genel ticaret sistemine göre ihracat 2023 yılı Ocak-Şubat döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 1,4 artarak 37 milyar 992 milyon dolar, ithalat yüzde 15,4 artarak 64 milyar 320 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ihracat, 2023 şubat ayında yüzde 7,9 azalarak 19 milyar 15 milyon dolardan, 17 milyar 520 milyon dolara geriledi.

İhracatta ilk sırada Almanya var

Şubat ayında ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 1 milyar 697 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 1 milyar 119 milyon dolar ile İtalya, 1 milyar 86 milyon dolar ile ABD, 1 milyar 13 milyon dolar ile Rusya Federasyonu, 851 milyon dolar ile Birleşik Krallık takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 30,9’unu oluşturdu.

Ocak-Şubat döneminde ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 3 milyar 523 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 2 milyar 269 milyon dolar ile ABD, 2 milyar 55 milyon dolar ile Rusya Federasyonu, 2 milyar 34 milyon dolar ile İtalya ve 1 milyar 804 milyon dolar ile Birleşik Krallık takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 30,8’ini oluşturdu.

İthalatta ilk sırada Rusya var

İthalatta Rusya Federasyonu ilk sırayı aldı. Şubat ayında Rusya Federasyonu’ndan yapılan ithalat 4 milyar 214 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 3 milyar 526 milyon dolar ile İsviçre, 3 milyar 103 milyon dolar ile Çin, 2 milyar 80 milyon dolar ile Almanya, 1 milyar 163 milyon dolar ile İtalya izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 45,9’unu oluşturdu.

Ocak-Şubat döneminde ithalatta ilk sırayı Rusya Federasyonu aldı. Rusya Federasyonu’ndan yapılan ithalat 9 milyar 216 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 7 milyar 863 milyon dolar ile İsviçre, 6 milyar 660 milyon dolar ile Çin, 3 milyar 888 milyon dolar ile Almanya, 2 milyar 296 milyon dolar ile ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 46,5’ini oluşturdu.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Ekonomik Güven Endeksi 98,8

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), şubat ayına ilişkin ekonomik güven endeksi verilerini açıkladı. Ekonomik güven endeksi şubat ayında 99,1 iken, mart ayında yüzde 0,3 oranında azalarak 98,8 değerini aldı.

Haber Merkezi / Tüketici güven endeksi yüzde 2,9 oranında azalarak 80,1, perakende ticaret sektörü güven endeksi yüzde 4,4 oranında azalarak 117,7, inşaat sektörü güven endeksi yüzde 1,5 oranında azalarak 88,5 değerini aldı.

Reel kesim (imalat sanayi) güven endeksi yüzde 1,7 oranında artarak 104,1, hizmet sektörü güven endeksi yüzde 1,1 oranında artarak 116,8 oldu.

Endeksin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor. Yüzde 93,4 değerinde veri ise piyasanın hâlâ pozitif bir bakış açısına sahip olmadığını ortaya koyuyor.

Ekonomik güven endeksi nedir ve neden önemlidir?

Ekonomik güven endeksi, tüketici ve üreticilerin genel ekonomik duruma ilişkin değerlendirme, beklenti ve eğilimlerini özetleyen bir bileşik endekstir. Endeks, mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksi, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörleri güven endekslerinin alt endekslerinin ağırlıklandırılarak birleştirilmesinden oluşmaktadır.

Ekonomik güven endeksi hesaplamasında, her bir sektörün ağırlığı o sektörün normalleştirilmiş alt endekslerine eşit dağıtılarak uygulanmakta, güven endekslerine doğrudan uygulanmamaktadır. Bu kapsamda tüketici, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörlerine ait toplam 20 alt endeks hesaplamada kullanılmaktadır.

Ekonomik güven endeksinin hesaplamasında kullanılan alt endeksler her ayın ilk iki haftasında derlenen veriler kullanılarak hesaplanmaktadır. Ekonomik güven endeksinin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği göstermektedir.

Paylaşın

Merkez Bankası’ndan Para Basma Rekoru: Kağıt Ve Mürekkep Yetişmedi

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) para basmak için banknot matbaasını gece gündüz çalıştırınca banknot kağıdı ve mürekkep alımı için yaptığı harcamalar yüzde 92 oranında, yani yaklaşık 2 kat birden artarak 508 milyon liraya fırladı.

Piyasadaki zamlardan kendisi de olumsuz etkilenen Merkez’in para basımı dışındaki genel faaliyet giderleri de bir yılda 3.7 kat artışla 740 milyona çıktı. Bu artışta İstanbul’a taşınma kapsamında yapılan yüklü harcamalar etkili oldu. Merkez’in maaş giderindeki artış da yüzde 72’yi buldu.

Enflasyonla mücadelede başarı sağlayamayan Merkez Bankası çareyi para basmakta buldu. Merkez Bankası banknot matbaasını gece gündüz çalıştırınca piyasadaki banknot miktarındaki artış yüzde 24’e yükselerek son 10 yıl ortalamasının iki katına ulaştı.

Emisyon hacmi de bir yılda 2.5 kata yakın arttı. Enflasyon paranın değerini düşürdüğü için Merkez Bankası 200 TL’lik banknotların basımına ağırlık verdi. Yıl boyunca basılan her 6 banknottan yaklaşık 5’i 200 TL’lik banknotlardan oluştu.

Merkez Bankası 2022 Faaliyet Raporu’na göre, 2022 yılına girildiğinde piyasada 2 milyar 855 milyon adet banknot bulunuyordu. 200, 100, 50, 20,10 ve 5 TL’lik kupürlerden oluşan bu banknotların sayısı yılın sonuna gelindiğinde 3 milyar 540 milyona yükseldi.

Sözcü gazetesinden Erdoğan Süzer’in haberine göre; Merkez Bankası bir yıl içerisinde tam 685 milyon adet yeni banknotu basıp piyasaya sürdü. Banknot matbaası geçen yıl neredeyse tüm mesaisini 200 TL basımına harcadı. Basılan 685 milyon adet yeni banknotun 493 milyonu 200 TL, 72 milyonu 100 TL olmak üzere 565 milyonu büyük banknottan oluştu.

50, 20,10 ve 5 TL’lik banknotlardan ise sadece 120 milyon adet basıldı. Son bir yılda piyasadaki 200 ve 100 TL’lik banknotların miktar olarak payı yüzde 55’ten 61’e; değer olarak payı da yüzde 40.3’ten yüzde 56.6’ya fırladı.

Kağıt ve mürekkep yetişmedi

Merkez Bankası para basmak için banknot matbaasını gece gündüz çalıştırınca banknot kağıdı ve mürekkep alımı için yaptığı harcamalar yüzde 92 oranında, yani yaklaşık 2 kat birden artarak 508 milyon liraya fırladı.

Piyasadaki zamlardan kendisi de olumsuz etkilenen Merkez’in para basımı dışındaki genel faaliyet giderleri de bir yılda 3.7 kat artışla 740 milyona çıktı. Bu artışta İstanbul’a taşınma kapsamında yapılan yüklü harcamalar etkili oldu. Merkez’in maaş giderindeki artış da yüzde 72’yi buldu.

Paylaşın

Bloomberg: Türk Lirası’nın Değer Kaybı Yaklaşıyor

Londra merkezli yatırım şirketi Carrhae Capital’dan baş yatırım yetkilisi Ali Akay, “Türkiye’de Türk Lirası’nın yaklaşan devalüasyonundan başka bir yatırım fırsatı yok” yorumunda bulunuyor.

Barclays PLC ve TD Securities, üçüncü çeyrekte Türk Lirası’nın yüzde 40 değer kaybıyla 27 dolara çıkmasını bekliyor.

Vadeli sözleşmeler de yatırımcıların kim kazanırsa kazansın TL’nin değer kaybetmesini beklediğini gösteriyor.

Bloomberg, Türkiye’de 14 Mayıs’ta düzenlenecek seçim sonuçlarına yönelik belirsizliğin hakim olduğunu, bu yüzden yatırımcıların Türk Lirası varlıklara ilişkin konum almaktan kaçtığını aktardı.

Bloomberg’e göre riskten korunma konusunda uzmanlaşan serbest yatırım fonu (hedge fon) şirketleri bile Türkiye ile ilişkili yatırım yapmaktan kaçınıyor.

Türkiye’nin de içinde olduğu gelişmekte olan ülkelere yönelen yatırım fonları, bundan sonra hangi senaryonun devreye gireceğini kestirmenin zor olduğunu ifade ediyor.

Diğer yandan Bloomberg’in haberine göre seçim sonuçlarının ne olacağından bağımsız olarak Türk Lirası’nın sonraki dönemde değer kaybetmesi bekleniyor.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın özellikle son haftalarda Türk Lirası’nın düşmesine engel olmak için “arka kapı müdahalelerini” devreye soktuğu aktarılıyor.

Ancak seçimlerden sonra sonucun ne olacağından bağımsız olarak devletin TL’ye desteğinin kalkacağı ve bu yüzden de TL’nin değer kaybedeceği tahmin ediliyor.

Londra merkezli yatırım şirketi Trium Capital’dan Peter Kisler, “Tamamen kontrol altında bir piyasa. Seçimlere kadar da böyle kalması beklenebilir. Ancak seçimlerden sonra çok büyük ihtimalle kim kazanırsa kazansın serbest kalacak” yorumunda bulundu.

Bloomberg’e konuşan Kisler’e göre “muhalefetin rahat bir şekilde kazanması takdirinde TL dışındaki bütün varlıkların yükselmesi” beklenebilir.

“TL’nin değer kaybı yaklaşıyor”

Londra merkezli yatırım şirketi Carrhae Capital’dan baş yatırım yetkilisi Ali Akay, “Türkiye’de Türk Lirası’nın yaklaşan devalüasyonundan başka bir yatırım fırsatı yok” yorumunda bulunuyor.

Barclays PLC ve TD Securities, üçüncü çeyrekte Türk Lirası’nın yüzde 40 değer kaybıyla 27 dolara çıkmasını bekliyor.

Vadeli sözleşmeler de yatırımcıların kim kazanırsa kazansın TL’nin değer kaybetmesini beklediğini gösteriyor.

Londra’daki gelişmekte olan ülkeler yatırım yönetimi şirketi North of South Capital’dan Kamil Dimmich, “Risk şu ki, kur kontrolleri ya da ani bir devaülasyon ile karşılaşabilirsiniz. Şu an Türkiye’ye kur etrafındaki riskler dolayısıyla direkt girmiş değiliz” dedi.

Bloomberg’in haberinde yabancıların da TL’den büyük ölçüde çıktığı belirtiliyor.

Merkez Bankası’nın verilerine göre bu ay yabancıların TL fonlarındaki sahipliğinin 1,2 milyar dolara düştüğü ifade edildi. Bu rakam 2013’te 72 milyar dolardı.

Helm Yatırım Ortaklığı’nın partnerlerinden Rejat Suri, “daha öngörülebilir politikaların yatırım atmosferini geliştirebileceğini ve yavaş da olsa yabancı yatırımın geri gelmesini sağlayabileceğini” belirtiyor.

Ancak böyle bir gelişmenin ufukta görünmesine rağmen Suri, siyasi belirsizlikler ve TL’yi bekleyen riskler yüzünden Türkiye piyasasından uzak kaldıklarını aktarıyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Kur Korumalı Mevduat’ta Yeni Düzenleme

İktidarın Türk Lirası’ndaki birikimleri kurdaki değişimlere karşı korumak için uyguladığı Kur Korumalı Mevduat’ta (KKM) yeni düzenleme yapıldı. Düzenlemeye ilişkin karar Resmi Gazete’de yayımlandı.

Yapılan yeni düzenleme ile döviz yükümlülüğü olan yurt içi yerleşik tüzel kişilerin yükümlülükleri kapsamında döviz dönüşüm veya Türk lirası cinsinden mevduat ve katılım fonu hesaplarına sağlanacak desteğe ilişkin usul ve esaslar yeniden belirlendi.

Döviz kredisi olan şirketlere 1 ay vadeli bağlanabilen KKM düzenlemesi getirildi. Vade başında döviz bozan firma, vade sonunda yine aynı döviz kadar TL alabilecek.

Döviz yükümlülüğü olan yurt içi yerleşik tüzel kişilerin bankalarda mevcut olan ABD doları, Euro ve İngiliz sterlini cinsinden döviz tevdiat hesabı ve döviz cinsinden katılım fonu hesabı bakiyeleri, hesap sahibinin talep etmesi halinde vade başı kuru üzerinden Türk lirasına çevrilecek. Bankanın bu işlem sonucunda elde ettiği döviz, vade başı kuru üzerinden Merkez Bankası tarafından satın alınarak ve karşılığı Türk lirası ilgili bankaya aktarılacak.

Banka tarafından yurt içi yerleşik tüzel kişiler için 1 aydan az olmamak üzere Merkez Bankasınca belirlenecek vadelerde Türk lirası mevduat veya katılma hesabı açılacak.

KKM’nin kamuya maliyeti 181,5 milyar TL

Öte yandan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), 10 Mart haftasında KKM hesaplarının toplamını 1 trilyon 603 milyar 417 milyon liraya ulaşarak yeni zirvesini gördüğünü açıklamıştı.

KKM’de 1 haftada 26 milyar 227 milyon liralık artış yaşanırken, son veriyle beraber 9 hafta üst üste yükseliş kaydedilmiş oldu. Bu 9 haftada KKM hesaplarındaki artış 233 milyar 408 milyon lira olmuştu.

Faaliyet raporuna göre, Merkez Bankası Başkanı ile Banka Meclisi, PPK, Denetleme Kurulu ve Yönetim Komitesi üyelerinden oluşan TCMB üst yönetimine 2022’de brüt ücret olarak toplam 22.898.133,34 Türk lirası ödenmişti.

Raporda 1211 sayılı TCMB Kanunu’nun 19, 22/A, 24 ve 33. maddeleri gereğince; Başkan ve Başkan Yardımcılarının aylık ücretleriyle temsil ödenekleri, Banka Meclisi üyeleri ve PPK üyesinin aylıkları ile tazminatları ve Denetleme Kurulu üyelerinin ücretleri, Cumhurbaşkanı tarafından tespit edildiği vurgulanmıştı.

Rapora göre, Türkiye’de 31 Aralık 2022 itibarıyla tedavülde 3,5 milyar adet banknot bulunuyor. 2022 sonu itibarıyla emisyon hacminin kupür dağılımında, adet olarak en yüksek paya sahip olan kupürler sırasıyla 100 ve 200 Türk lirası olmuştu.

Adet olarak en yüksek paya sahip iki kupürün (100 ve 200 Türk lirasının) toplam içindeki payı yüzde 60,4. Tutar olarak da en yüksek paya sahip iki kupür olan 200 ve 100 Türk lirası banknotların toplam içindeki payları sırasıyla yüzde 56,6 ve yüzde 34,4 olarak açıklandı. Banknotların toplam değeri ise 341 milyar lira düzeyinde.

Paylaşın

Açlık Sınırı 9 Bin 591, Yoksulluk Sınırı 31 Bin 241 Liraya Yükseldi

İktidar ekonomide pembe tablolar çizmeye çalışsa da açıklanan her veri yaşanan derin ekonomik krizi gözler önüne seriyor. TÜRK-İŞ’in açıkladığı verilere göre, açlık sınırı 9 bin 591, yoksulluk sınırı 31 bin 241 liraya yükseldi. 

Haber Merkezi / Türk-İş’e göre gıda fiyatları mart ayında aylık bazda yüzde 1,76, yıllık bazda ise yüzde 94,62 yükseldi.

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ), Mart Ayı ‘Açlık ve Yoksulluk Sınırı’ araştırma verilerini açıkladı.

Buna göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 9 bin 591 lira oldu.

Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı (yoksulluk sınırı) 31 bin 241 liraya yükseldi.

Bekar bir çalışanın aylık yaşama maliyeti ise 12 bin 459 lira oldu.

Süt 25 lirayı buldu, kırmızı et 250 lirayı geçti 

Raporda, gıda enflasyonunda iki aylık değişim oranı yüzde 17,96, on iki ay itibariyle değişim oranı yüzde 94,62, on iki aylık ortalamalara göre değişim oranı yüzde 114,03 olarak hesaplandı.

Peynir ve yoğurt fiyatları gerilerken sütün fiyatı artarak ilk kez litresi 25 liranın üzerine çıktı.

Bir ayda dana etinde yüzde 13, kuzu etinde yüzde 18, tavukta yüzde 4, yumurtada yüzde 16, balıkta yüzde 8 fiyat yükselişleri gerçekleşti.

Dana eti ilk kez ortalama 250 liranın üzerine çıktı. Baklagillerden fasulye fiyatı yüzde 10 geriledi. Yeşil ve kırmızı mercimek fiyatları yüzde 4 yükseldi. Nohudun sınırlı düzeyde fiyatı arttı.

300 gramlık ramazan pidesi Ankara’da 9 liradan satılmaya başlandı. Bir ayda pirinç, makarna un, irmik fiyatlarında sınırlı düzeyde artış gözlemlendi. Bulgur hafif düzeyde geriledi.

Semt pazarlarında yeşil soğan, kıvırcık gibi salata yeşilliklerinin ve pırasa, lahana gibi yeşil yapraklı sebzelerin fiyatları geriledi.

Patates 12,5 liradan satılmaya devam etti. Örtü altı sebzelerden kabak, sivribiber, domates, salatalık fiyatları düştü. Balkabağı zamlandı. Kış meyvelerinden portakal mandalina ve greyfurtun fiyatları da azaldı.

Ayva ve nar fiyatları arttı. Ortalama sebze kilogram fiyatı 19,63 lira, ortalama meyve kilogram fiyatı 18,15 lira oldu.

Son bir ayda ayçiçek yağı ve tereyağı sınırlı düzeyde zamlandı, margarin ve zeytinyağı hafif şekilde fiyat gerilemesi yaşadı.

Bir ayda ıhlamur yüzde 13, yeşil zeytin yüzde 7, pekmez yüzde 9 zamlandı. Reçel, salça, siyah zeytin fiyatları sınırlı düzeyde yükseldi. Bal, baharatlar, çay ve şeker fiyatı sabit kaldı.

Paylaşın

Kur Korumalı Mevduat’ta İşler İyi Gitmiyor: Maliyeti 181,5 Milyar TL

İktidarın Türk Lirası’ndaki birikimleri kurdaki değişimlere karşı korumak için uyguladığı Kur Korumalı Mevduat’ta (KKM) işler iyi gitmiyor. Kur Korumalı Mevduat’ın kamuya maliyeti 181,5 milyar liraya yükseldi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB), Faaliyet Raporu’nda Kur Korumalı Mevduat’ın (KKM) TCMB’ye olan maliyetinin 89 milyar lira olduğu açıklandı. KKM’nin Hazine’ye maliyeti ise 92,5 milyar TL olarak duyurulmuştu.

Böylece KKM’nin devlete toplam maliyetinin 181,5 milyar TL, yani yaklaşık 9,5 milyar dolar olduğu ortaya çıktı.

İlk olarak 22 Aralık 2021’de uygulama kapsamına alınan KKM’de döviz hesabından TL mevduatına dönenler için Merkez Bankası korumalı mevduat hesabı devreye girerken geri kalanlar Hazine ve Maliye Bakanlığı kurallarına bağlı.

Habertürk’ten Rahim Ak’ın haberine göre, bankanın açıklanan kâr zarar tablosunda 2022’de bankanın net faiz geliri 166 milyar, faiz gideri ise 26,8 milyar lira olurken net komisyon ve hizmet geliri ise 18,5 milyar lira olarak açıklandı.

Bankanın net faiz dışı gideri 64,8 milyar lira olarak tabloya yansırken faiz dışı gelir 61,8 gider ise 126 milyar lira oldu. Faiz dışı gider içinde en büyük kalemi oluşturan diğer kaleminde 89 milyar liralık gider dikkat çekerken bu tutarın çok büyük oranda KKM maliyeti olduğu değerlendirildi. KKM’nin bankaya 2021 maliyeti ise 1 aylık sürede 8,6 milyar lira olmuştu.

Haftalardır artıyor

Böylece kuru frenlemek için getirilen düzenlemenin kamuya yıllık maliyeti toplamda yaklaşık 181,5 milyar TL olarak hesaplandı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), 10 Mart haftasında KKM hesaplarının toplamını 1 trilyon 603 milyar 417 milyon liraya ulaşarak yeni zirvesini gördüğünü açıklamıştı.

KKM’de 1 haftada 26 milyar 227 milyon liralık artış yaşanırken, son veriyle beraber 9 hafta üst üste yükseliş kaydedilmiş oldu. Bu 9 haftada KKM hesaplarındaki artış 233 milyar 408 milyon lira oldu.

Faaliyet raporuna göre, Merkez Bankası Başkanı ile Banka Meclisi, PPK, Denetleme Kurulu ve Yönetim Komitesi üyelerinden oluşan TCMB üst yönetimine 2022’de brüt ücret olarak toplam 22.898.133,34 Türk lirası ödendi.

Raporda 1211 sayılı TCMB Kanunu’nun 19, 22/A, 24 ve 33. maddeleri gereğince; Başkan ve Başkan Yardımcılarının aylık ücretleriyle temsil ödenekleri, Banka Meclisi üyeleri ve PPK üyesinin aylıkları ile tazminatları ve Denetleme Kurulu üyelerinin ücretleri, Cumhurbaşkanı tarafından tespit edildiği vurgulandı.

Rapora göre, Türkiye’de 31 Aralık 2022 itibarıyla tedavülde 3,5 milyar adet banknot bulunuyor. 2022 sonu itibarıyla emisyon hacminin kupür dağılımında, adet olarak en yüksek paya sahip olan kupürler sırasıyla 100 ve 200 Türk lirası oldu.

Adet olarak en yüksek paya sahip iki kupürün (100 ve 200 Türk lirasının) toplam içindeki payı yüzde 60,4. Tutar olarak da en yüksek paya sahip iki kupür olan 200 ve 100 Türk lirası banknotların toplam içindeki payları sırasıyla yüzde 56,6 ve yüzde 34,4 olarak açıklandı. Banknotların toplam değeri ise 341 milyar lira düzeyinde.

Paylaşın

Bitcoin 28 Bin 100 Doların Üzerinde; XRP Ve Cardano Sert Yükseldi

Haftanın ilk iki iş günü dalgalı bir seyir izleyen kripto para piyasaları, bugün yükseliş eğilimindeydi. Bitcoin 28 bin 100 doların üzerine çıkarken; XRP ve Cardano ise yaklaşık yüzde 12 değer kazandı.

Haber Merkezi / Dünyanın en büyük kripto para birimi Bitcoin (BTC), yüzde 3,86 artışla 28 bin 101 dolara yükseldi. Dünyanın en büyük ikinci kripto para birimi Ethereum (ETH) ise 800 dolar seviyesinin üzerine çıktı.

Diğer en iyi kripto paralarda da yükseliş gözlemlendi. XRP yaklaşık yüzde 12 oranında değer kazanırken, Cardano, Polygon ve Litecoin de yatırımcısına kazandırdı.

Tüm stablecoinlerin hacmi 38.26 milyar dolar ve bu, toplam kripto pazarının 24 saatlik hacminin yüzde 89.19’u.

Bitcoin (BTC), hacmi son 24 saatte yüzde 2,97 artarak yaklaşık 19,07 milyar dolar olarak gerçekleşti. Küresel kripto para piyasasının değeri ise, son 24 saatte yüzde 3,73 artarak 1,18 trilyon dolar civarında işlem görüyor.

Bazı kripto para birimlerinde son durum ise şöyle:

Bitcoin 28,101 dolar, değer kazancı yüzde 3.86

Ethereum 1,804 dolar, değer kazancı yüzde 4.22

Tether 0.9999 dolar, değer kazancı yüzde 0.01

BNB 315.69 dolar, değer kazancı yüzde 1.70

XRP 0.545 dolar, değer kazancı yüzde 11.88

Cardano 0.3789 dolar, değer kazancı yüzde 7.82

Polygon 1.14 dolar, değer kazancı yüzde 7.67

Dogecoin 0.07584 dolar, değer kazancı yüzde 4.10

Solana 21.15 dolar, değer kazancı yüzde 5.68

Polkadot 6.23 dolar, değer kazancı yüzde 5.63

Tron 0.06517 dolar, değer kazancı yüzde 1.75

Shiba Inu 0.00001079 dolar, değer kazancı yüzde 3.93

Litecoin 91.89 dolar, değer kazancı yüzde 5.03

Paylaşın

Merkez Bankası Başkanı Kavcıoğlu: Enflasyonda Kalıcı Düşüş Sağlanacak

Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu, enflasyonun genel görünümünde iyileşme olduğunu ve 2022 yılının ikinci yarısından itibaren ana eğilimde kademeli normalleşmenin başladığını söyledi.

Haber Merkezi / Liralaşma stratejisinin enflasyonda kalıcı iyileşmeyi sağlayacağını savunan Kavcıoğlu, “Önümüzdeki dönemde liralaşma stratejisi kapsamında uygulanan politika bileşimi, sağlıklı kredi büyümesi kanalıyla finansal istikrarı ve finansman maliyeti kanalıyla potansiyel üretimi desteklemeye devam edecektir. Arz talep dengesine de olumlu katkı verecektir. Bu doğrultuda fiyatlama davranışlarında ve enflasyon beklentilerinde iyileşmeyle enflasyonda kalıcı düşüş sağlanacaktır” dedi.

2022’de pandemi ve Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle küresel emtia ve gıda fiyatlarında artış yaşandığını ve enflasyonun küresel ölçekte arttığını söyleyen Kavcıoğlu, Türkiye’nin olumsuzluklara rağmen ekomik olarka büyümeye devam ettiğini belirtti.

“Tüketici fiyatları yıllık enflasyonu geçtiğimiz yılın ilk yarısında küresel enerji, emtia ve gıda fiyatlarındaki hızlı artışlar, tedarik sürecindeki aksaklıklar ve 2021 yılının son çeyreğinde döviz piyasalarında yaşanan ekonomik temellerden uzak fiyat oluşumlarının etkisiyle hızlı bir şekilde artış kaydetmiştir” diyen Kavcığolu, “Küresel arz şoklarının etkilerini yitirmesi ve döviz piyasalarında görülen istikrar ile birlikte 2022 yılının ikinci yarısından itibaren enflasyonun ana eğiliminde kademeli normalleşme süreci başlamıştır” diye konuştu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Şahap Kavcıoğlu, TCMB 2022 yılına ait 91. Hesap Dönemi Olağan Genel Kurul Toplantısı’nda konuştu. Kavcıoğlu’nun açıklamaları şöyle:

“2022 yılında pandeminin olumsuz etkileri henüz tam olarak giderilememişken, yakın coğrafyamızda meydana gelen Rusya-Ukrayna Savaşı sonucunda arz kısıtları tekrar belirginleşmiş; başta enerji olmak üzere küresel emtia ve gıda fiyatlarında hızlı artışlar yaşanmıştır. Savaş sonucunda ortaya çıkan jeopolitik belirsizliklerin yanı sıra pandemi sonrası devam eden arz-talep dengesizlikleri enflasyonun küresel ölçekte hızla artarak tarihi yüksek seviyelere çıkmasına neden olmuştur. Tüm bu gelişmelere ek olarak küresel finansal koşulların da sıkılaşması sonucunda, 2022 yılı gerek jeopolitik gerekse ekonomik ve finansal belirsizliklerin olağanüstü düzeyde yüksek seyrettiği bir yıl olarak kayıtlara geçmiştir.

2022 yılında küresel arz şoklarına ve Rusya-Ukrayna Savaşı kaynaklı olumsuz jeopolitik gelişmelere rağmen Türkiye ekonomisi kesintisiz olarak büyümeye devam etmiştir. İktisadi faaliyet, özellikle yılın ilk yarısında güçlü seyretmiş, yılın ikinci yarısında ise dış talepteki gerilemeye rağmen sağlam görünümünü korumuştur. Bu çerçevede, Türkiye ekonomisi 2022 yılında yüzde 5,6 oranında büyüyerek 2019 yılının son çeyreğinden bu yana gösterdiği büyüme performansıyla G20 ve OECD ülkeleri arasında üst sıralarda yer almıştır.

Buna ek olarak, satın alma gücü paritesine göre hesaplanan milli gelir esas alınarak yapılan sıralamada dokuzuncu sıraya yükselen ülkemiz, küresel ekonomi içerisindeki payını da ikiye katlamıştır. Dolar bazında ise Türkiye ekonomisi 2014 yılından bu yana gerçekleşen en yüksek milli gelir seviyesine ulaşmıştır.

Tüketici fiyatları yıllık enflasyonu geçtiğimiz yılın ilk yarısında küresel enerji, emtia ve gıda fiyatlarındaki hızlı artışlar, tedarik sürecindeki aksaklıklar ve 2021 yılının son çeyreğinde döviz piyasalarında yaşanan ekonomik temellerden uzak fiyat oluşumlarının etkisiyle hızlı bir şekilde artış kaydetmiştir. Küresel arz şoklarının etkilerini yitirmesi ve döviz piyasalarında görülen istikrar ile birlikte, 2022 yılının ikinci yarısından itibaren enflasyonun ana eğiliminde kademeli normalleşme süreci başlamıştır.

Önümüzdeki dönemde, Liralaşma Stratejisi kapsamında uyguladığımız politika bileşimi sağlıklı kredi büyümesi kanalıyla finansal istikrarı ve finansman maliyeti kanalıyla potansiyel üretimi desteklemeye devam edecek ve arz-talep dengesine olumlu katkı verecektir. Bu doğrultuda fiyatlama davranışlarında ve enflasyon beklentilerinde iyileşme ile enflasyonda kalıcı olarak düşüş sağlanacaktır.

2022 yılında, fiyat istikrarının sürdürülebilir bir çerçevede yeniden şekillenmesi amacıyla, tüm politika araçlarında Türk lirasını öncelikleyen geniş kapsamlı bir politika çerçevesi gözden geçirme sürecini yürüttük. Bu kapsamda, bütüncül bir yaklaşımla oluşturduğumuz Liralaşma Stratejisi’ni uygulamaya koyduk.

Liralaşma Stratejisi ile kısa vadede enflasyon ve fiyatlama davranışlarında döviz kuruna olan hassasiyeti gidermeye çalıştık. Orta vadede ise üretim ve ihracatı desteklemek suretiyle cari işlemler dengesini güçlendirmeyi hedefledik. Bu amaca yönelik olarak devreye aldığımız makroihtiyati araçlar ve kur korumalı mevduat ürünleriyle bankacılık sektörünün hem varlık hem yükümlülük tarafında liralaşma sürecini başlattık. Ülkemizde üretimi ve ihracatı arttırarak cari işlemler dengesinde kalıcı iyileşmeyi sağlayacak finansal koşulların oluşumu açısından ise hedefli kredi anlayışını benimsedik.

Liralaşma Stratejesini uygularken faiz indirimleri ile birlikte finansal istikrar ve fiyat istikrarı üzerindeki riskleri kontrol etmek için makroihtiyati politika setimizi hedefli kredi anlayışımız çerçevesinde güncelledik. Hedefli kredi anlayışımız ile kredilerin yatırımı, üretim ve istihdamı destekleyen faaliyet alanlarında kullanılmasına öncelik veren bir çerçeveyi esas aldık. Makroihtiyati araçlarımızı kullanarak yaptığımız uygulamalarla, kredi büyümesinin fiyat istikrarı ve finansal istikrar açısından oluşturabileceği risklerin de önüne geçtik.

Hedefli kredi anlayışımızın bir diğer ayağında ise ihracatın ve ithal ikamesi malların üretimine yönelik yatırımların artmasını teşvik etmek amacıyla 2 yılı anapara geri ödemesiz ve 10 yıla kadar vadeli yatırım taahhütlü avans kredilerini etkin olarak kullandık. Bugüne kadar, toplamda 67 İldeki 740 adet sanayi ve turizm yatırımlarına 111,47 milyar TL tutarında yatırım taahhütlü avans kredisi (YTAK) tahsis edilmiştir.

Buna ilaveten, ihracatçılar ile döviz kazandırıcı hizmet ve faaliyetlerde bulunan firmalara kullandırdığımız reeskont kredilerinde limitleri artırmak, faizleri düşürmek ve vadeleri uzatmak suretiyle söz konusu uygun finansman imkanını daha uygun ve erişilebilir hale getirdik. Buna ek olarak, Liralaşma Stratejimiz kapsamında firma bazında kredi limitlerini Liralaşma Stratejisi ile uyumlu olarak Türk lirasına dönüştürürken, bankalara tahsis edilen reeskont kredileri limitlerinin de 2023 yılından itibaren Türk lirası olarak güncellenmesine karar verdik.

2022 yılı içerisinde 346 milyar Türk lirası reeskont kredisini ihracatçılarımız kullanmıştır. Reeskont kredilerine erişimin kolaylaşması geçmiş yıllara göre KOBİ’lere tahsis edilen payda büyük bir artışa neden oldu. 2021 yılında yaklaşık 1.900, 2022 yılındaysa 5.972 KOBİ reeskont kredilerinden yararlandı.

Temel politika aracımız olan bir haftalık repo faiz oranını makroihtiyati politika araçlarımızla birlikte Liralaşma Stratejisi çerçevesinde kullandık. Bu doğrultuda, 2022 yılı ocak-temmuz döneminde politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 14 düzeyinde sabit tuttuk. Diğer taraftan, jeopolitik gelişmelerin ve küresel finansal koşulların etkisiyle küresel resesyona yönelik risklerin giderek yoğunlaşması karşısında ön alıcı bir anlayışla hareket ettik.

Söz konusu risklerin yurt içindeki arz, yatırım ve cari fazla kapasitesi üzerindeki etkilerini sınırlamak ve sanayi üretimi ile istihdamdaki yapısal kazanımların devamını sağlamak için ağustos ayından itibaren faiz indirim döngüsünü başlattık. Kasım ayı itibarıyla toplam 500 baz puanlık faiz indirimi gerçekleştirerek politika faizini yüzde 9 seviyesine indirdik. Bu kararlarımız sayesinde küresel ekonomide tedarik zinciri ve finansman sıkıntıları yaşanırken, Türkiye’nin konumunu güçlendirecek yatırımlara uygun maliyetli finansman ile devam edilmesi imkanını sağladık.

2022 yılında, uluslararası rezervlerimizi güçlendirmeye yönelik olarak da etkin bir rezerv yönetimi uyguladık. Kur dönüşümlü mevduat hesapları, yurtdışında yerleşik vatandaşlarımız için geliştirdiğimiz YUVAM hesapları, fiziki altının finansal sisteme kazandırılmasına yönelik FATSİ hesapları ve ihracat gelirlerinin bir kısmının Merkez Bankasına satılmasına yönelik düzenlemeler sayesinde kaynak çeşitliliği yarattık.

Tüm bu uygulamalarımız sonucunda, uluslararası rezervlerimiz 2021 yılı sonunda 111 milyar Dolar seviyesinden 2022 yılı sonunda 128,8 milyar Dolara ulaşarak yüzde 17 artmıştır. Öte yandan, 2022 yılında merkez bankalarının uluslararası rezervleri, küresel ölçekte yüzde 6 oranında azalmıştır.

Rezerv biriktirme araçlarımızdan biri olan Döviz ve Altından Dönüşümlü mevduatlar dahil Liralaşma politikası çerçevesinde atılan adımlar bankamızın bilançosu için nette bir maliyet oluşturmadan gerçekleştirilmiştir. Döviz ve Altından Dönüşümlü Mevduat hesapları, teminat politikasında yapılan değişiklikler çerçevesinde tutulan Türk lirası cinsi menkul kıymetler, Türk lirası cinsi zorunlu karşılıklarda değişen faiz maliyeti, yabancı para cinsi zorunlu karşılık komisyonların değişimleri ve Türk lirası reeskont senetlerinin reeskont kredilerindeki Liralaşma sonucu artışının bilanço üzerindeki toplam etkisi dengededir.

Bilişim teknolojileri alanındaki vizyonumuzla uyumlu olarak ihtiyaç duyulan teknolojik çözüm ve sistemlerin oluşturulmasını ve bu sistemlerin güvenliği ile sürekliliğinin sağlanması çalışmalarını sürdürdük. Bu çerçevede, ödemeler altyapımızı yenilikçi iş yapma modelleriyle destekledik. 2021 yılında uygulamaya koyduğumuz Fonların Anlık ve Sürekli Transferi uygulamamız FAST’in güvenliğini artırmak amacıyla önemli bir katman servis olan SİPER servisini geliştirerek hizmete sunduk.

Ödemeler alanında bir diğer önemli uygulama olan TR Karekod kullanımının yaygınlaştırılması amacıyla düzenleme, altyapı ve tanıtım çalışmalarımıza devam ettik. FAST sisteminin alışverişlerde alternatif bir ödeme yöntemi olarak kullanılabilmesi için sürdürülen FAST TR Karekod çalışmalarını başarılı bir şekilde tamamladık. Ayrıca, açık bankacılık hizmetlerini kullanıma açarak, bankalarımızın GEÇİT altyapısı üzerinden hizmet vermelerine olanak tanıdık. Sonuç olarak, ödeme ve para transferi işlemlerinin sorunsuz, hızlı ve güvenilir bir ortamda her an, her yerde gerçekleşebilmesine katkı sağlayan yenilikçi uygulamalarımızla Liralaşma Stratejimize teknolojik açıdan destek sağladık.

2022 yılında finansal inovasyon alanında da önemli adımlar atarak Bankamız öncülüğünde ilgili kurumlarla gerçekleştirdiğimiz mutabakatla Dijital Türk Lirası İşbirliği Platformu’nu oluşturduk. Buna ek olarak, Dijital Türk Lirası İşbirliği Platformu’nun 2023 yılında seçili bankalar ve finansal teknoloji firmalarının katılımıyla genişletilmesine yönelik çalışmalara başladık.

2022 yılında, küresel gündemin öncelikli konuları arasında yer alan iklim değişikliğine ilişkin gelişmeleri yakından izlemeye devam ettik. Ülkemizin “2053 Net Sıfır Emisyon” ve “Yeşil Kalkınma” hedefleri doğrultusunda iklim değişikliğiyle mücadelede Bankamız görev alanında yer alan başlıklarda katkı sağlamak amacıyla ulusal ve uluslararası platformlarda rol aldık. Önümüzdeki dönemde, iklim değişikliğinin ekonomi ve finansal sisteme olan yansımalarının takibini ve bu konuda ulusal ve uluslararası paydaşlarla yaptığımız iş birliğini sürdüreceğiz.

Merkez Bankası olarak, bu yıl yapımı tamamlanan olan İstanbul Finans Merkezi’nde, Cumhuriyetimizin 100. yılını yaşamanın gururu ve sorumluluk bilinciyle, başta para politikaları olmak üzere, fiyat istikrarı ve finansal istikrarla ilgili tüm konularda kalıcı başarı ve sürdürülebilirlik odaklı yoğun bir çalışma içinde olacağız.”

Paylaşın