Uzmanlar, Kripto Paraların Getirdiği Risklere Karşı Uyardı

Kripto para birimleri pazartesi günü hafta sonu elde ettikleri kazanımları kaybederek yeniden düşüşe geçti. Bitcoin yüksek enflasyon ve yükselen faiz oranları kaygılarından dolayı Asya piyasalarında yüzde 5 değer kaybederek 29,700 dolardan işlem gördü. 

Euronews Türkçe’de yer alan habere göre, Avrupalı uzmanlar kripto paraların getirdiği risklere karşı uyarılarını tekrarladı.

Sabit coin olarak adlandırılan TerraUSD’nin büyük çöküşü riskli yatırımların satışı arasında zaten düşmekte olan kripto piyasalarını daha da dalgalandırdı. Bu görünümde dünyanın en büyük kripto parası olan Bitcoin son düşüşle bu ay değerinin beşte birini kaybetmiş oldu.

Fiyat sitesi coingecko’ya göre geçen hafta dolara karşı 1,1 sabit fiyatı kıran ve halen 0,14 dolar seviyesinden işlem gören TerraUSD sabit coinlere öze ilgi çekti ve kripto sisteminde oynadığı rolün önemini gösterdi. Bu ilginin bir kısmı mali düzenleyicilerden geldi.

Fransa Merkez Bankası Başkanı Francois Villeroy de Galhau düzenlediği bir basın toplantısında kripto değerlerin düzenlenmemeleri, istikrarlı ve yargı çerçevesinde uygun şekilde işlem görebilir hale getirilmemeleri halinde uluslararası finans sistemini bozabileceğini belirtti.

Galhau sabit coinlerin bir şekilde risk kaynakları arasında yanlış anlamlandırıldığını da sözlerine ekledi.

Öte yandan Avrupa Merkez Bankası İcra Kurulu üyelerinden Fabio Panetta da sabit coinlerin dalgalanmalara karşı kırılgan olduğunu belirtti.

Fed de kaygılı

Dünyanın en büyük sabit coini Tehter 12 Mayıs’ta 1:1’lik sabit fiyatı kısa süreliğine kaybetti ve toparladı. TerraUSD’nin aksine Tether’ın rezervlerinin geleneksel değerlerle desteklendiği belirtiliyor.

Aynı gün Bitcoin de Aralık 2020’den bu yana en düşük seviyesi olan 25,400 dolara düşmüş, ancak pazar günü 31,400 dolar seviyesine kadar yükselmişti.

Bitcoin’den sonraki ikinci en büyük para birimi Ether ise pazartesi yüzde günü 5,6 değer kaybederek 2 bin dolar seviyesine geriledi.

Yalnızca Avrupalı değil, Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası da (Fed) kaygılı. Fed geçen hafta uyarıda bulunarak sabit coinlerin değer kaybına uğrayacağını ya da piyasaların baskı altında olduğu zamanlarda kolayca paraya dönüştürülemez hale gelme riskinden dolayı yatırım dalgalanmalarına karşı kırılgan olduğunu açıklamıştı.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Rezervleri 2 Milyar 51 Milyon Dolar Azaldı!

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından Haftalık Para ve Banka İstatistikleri yayımlandı. Buna göre, 29 Nisan itibarıyla Merkez Bankası brüt döviz rezervleri, 697 milyon dolar azalışla 65 milyar 398 milyon dolara düştü. Brüt döviz rezervleri, 22 Nisan’da 66 milyar 96 milyon dolar seviyesindeydi.

Haber Merkezi / Söz konusu dönemde altın rezervleri, 1 milyar 353 milyon dolar gerileyerek 42 milyar 820 milyon dolardan 41 milyar 467 milyon dolara indi. Böylece Merkez Bankası’nın toplam rezervleri, 29 Nisan haftasında bir önceki haftaya kıyasla 2 milyar 51 milyon dolar azalarak 108 milyar 916 milyon dolardan 106 milyar 865 milyon dolara geriledi.

Brüt ve net döviz rezervi nedir?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, brüt ve net döviz rezervi arasındaki farkı şu şekilde açıklıyor: Merkez Bankası, döviz rezervlerinin tamamının sahibi değil.

TCMB’nin rezervlerinin bir bölümü bankaların Merkez Bankası’nda tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklardan oluşuyor. Bunları bir çeşit emanet döviz olarak görmek mümkün.

TCMB’nin son yıllarda rezerv opsiyon mekanizması aracılığıyla, TL mevduatlar karşılığında alması gereken zorunlu karşılıkları dövizle yatırma esnekliği tanımasıyla bu döviz rezervlerindeki emanet tutarda artış oldu.

Döviz rezervlerinin bir bölümünün emanet olması nedeniyle Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin toplamı brüt döviz rezervlerini gösteriyor. Merkez Bankası’nda emanet olarak duran miktarlar düşüldüğünde net döviz rezervine ulaşılıyor.

Net döviz rezervi nasıl hesaplanıyor?

Net döviz rezervi, TCMB verilerinde aktif kısımda yer alan dış varlıklardan, pasif kısımda bulunan toplam döviz yükümlülüklerini çıkardıktan sonra elde edilen rakamın o günün kuruna bölünmesiyle hesaplanıyor.

Formül şu şekilde: Net Rezerv = (Dış Varlıklar – toplam döviz yükümlülükleri) / Dolar-TL kuru

Swap hariç net rezerv ne demek?

Ekonomist Eğilmez’e göre net rezerv miktarı, swap işlemleriyle elde edilmiş (emanet) dövizleri de kapsadığı için bu rakam tam olarak net rezervi ifade etmiyor.

Bu yüzden net döviz rezervini emanet dövizleri çıkararak görebilmek için bu miktardan swap karşılığı elde edilmiş döviz tutarını düşmek gerekiyor. Swap hariç net rezerv ise şu şekilde hesaplanabiliyor:

Swap hariç net rezerv = Net rezerv – Swap işlemleri toplamı

Uluslararası rezerv nedir?

TCMB’nin (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) tanımına göre uluslararası rezervler; ülkelerin para otoriteleri tarafından kontrol edilen, kullanıma hazır, birbirlerine çevrilebilme özelliği bulunan ve uluslararası ödeme aracı olarak kabul edilen varlıklar.

Uluslararası rezerv olarak sayılan varlıklar şunlar:

  • Konvertibl (birbirlerine dönüştürülebilir) döviz varlıkları (euro, ABD doları, İngiliz sterlini vb.)
  • Uluslararası standartta altın
  • Özel Çekme Hakları
  • Uluslararası Para Fonu (IMF) Rezerv Pozisyonu

TCMB, rezervleri nasıl saklıyor?

Merkez Bankası, rezervlerin yönetiminde ülke menfaatine öncelik verdiğini aktarıyor. Bu amaçla, uluslararası rezervleri, anaparanın korunması ve gerekli likiditenin sağlanması için düşük riske sahip yatırım araçlarında değerlendiriyor.

Merkez Bankası, rezerv yönetimi sırasında karşılaşılabilecek risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve kabul edilebilir sınırlar içinde tutulabilmesi için risk yönetim stratejisi uyguluyor. Ayrıca elindeki rezervlerin seviyesini, düzenli aralıklarla internet sitesinde yayımlıyor.

Paylaşın

“‘Süper Faiz’ Üzerinde Beyin Jimnastiği Yapılıyor” İddiası

Belirli bir tutarın üzerindeki döviz mevduatına TL’ye dönmeleri karşılığında süper faiz verilmesi üzerinde beyin jimnastiği yapıldığı iddia edildi. Bunun için Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’ndan döviz tevdiat hesapları (DTH) ile ilgili verilerin istendiği, döviz mevduatlarının detaylı analizinin yapıldığı belirtiliyor.

Halk TV yazarı Barış Soydan, Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin enflasyon korumalı bir ürün üzerinde çalıştıklarına dair açıklamasını hatırlatarak “Ben, ekonomi yönetiminin kapalı kapılar arkasında başka ürünler üzerinde çalıştığını da duydum” dedi.

“İddiaya göre belirli bir tutarın üzerindeki döviz mevduatına TL’ye dönmeleri karşılığında süper faiz verilmesi üzerinde beyin jimnastiği yapılıyor” diyen Soydan, şöyle devam etti:

“Bunun için Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’ndan döviz tevdiat hesapları (DTH) ile ilgili verilerin istendiği, döviz mevduatlarının detaylı analizinin yapıldığı belirtiliyor…

Kur korumalı mevduat, enflasyon korumalı ürün ya da süper faizli olası yeni ürünler… Bunların hepsi Hazine sırtından küçük bir azınlığa servet aktarımı demek. Tasarruf yapabilmek harcadığından fazlasını kazandırmayı gerektirir çünkü.

Tablo net: İktidar toplumsal adaletin içine etmek pahasına seçime kadar doları tutmaya çalışacak. Bu, doların tüm dünyadaki yükselişi ve cari açıktaki büyüme nedeniyle imkansız bir çaba olsa da.”

Soydan’ın yazısının tamamını okumak için TIKLAYIN

Paylaşın

Bankaların 3 Aylık Karı 63 Milyar TL’yi Aştı

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’ndan (TCMB) yüzde 14, halktan yüzde 17 faizle para toplayan bankalar, 2022 yılının ilk 3 ayında karlarını yüzde 285 artırdı ve 63,2 milyar TL elde etti.

Bankacılık sektörü 2022 yılının ilk 3 aylık sonuçlarına göre yüzde 285 artışla net kar rekoru kırdı. Bankaların rekor karı AK Parti’nin kurları sabit tutmak için başlattığı kur korumalı mevduat (KKM) modeli ile düşük faizle toplanan paraların yüzde 23’le Hazine’ye satılmasından kaynaklandı.

Toplam varlıklarını 9,2 trilyon TL’den 10,1 trilyon TL’ye çıkaran bankalar net karlılıkta ise patlama yaptı. 2021’in ilk çeyreğinde 16,4 milyar TL net kar açıklayan sektör, 2022’nin ilk çeyreğinde yüzde 285 büyüme ile 63,2 milyar TL kar elde etti. Bankaların 2021’de yıllık bazda 92,9 milyar TL kâr açıkladığı düşünüldüğünde bir yılda ettiği karın yüzde 68’ini 3 ayda yapması dikkat çekti.

Cumhuriyet’ten Şehriban Kıraç’ın haberine göre banka karlarının artmasında net faiz geliri etkili oldu. 2021’in ilk çeyreğinde 126,7 milyar TL toplam faiz geliri elde ederken bu yılın ilk çeyreğinde bunu yüzde 82,3 artışla 231 milyar TL’ye çıkardılar. Net faiz geliri ise 2021 ilk çeyreğinde 44,2 milyar TL iken 2022 ilk çeyreğinde yüzde 162,4 artışla 116 milyar TL oldu.

Hazineye satışlar etkili oldu

Ekonomist Erol Taşdelen’e göre bankalar ikinci gelir artışını menkul değerlerden elde etti. Bankaların yüzde 14 faizle Merkez Bankası’ndan para alıp yüzde 23 faizle Hazine’ye satması kar patlamasının önemli nedenleri arasında yer aldı.

KKM etkisi

Taşdelen, yükü yurttaşlara yüklenen kur korumalı mevduat için de konuşurken, “800 milyar TL seviyesine gelen kur korumalı hesaplar (KKH) toplam vadeli hesapların yüzde 20’sine ulaştı. Bu da bankaların faiz giderlerini iyice düşürdü. Bu mevduatlar yüzde 17’de sabitlenmemiş olsa bankalar en az yüzde 5 daha fazla faiz ödeyeceklerdi.

Bu durum aylık ortalama 2,5 milyar TL faiz gideri avantajı sağlıyor” dedi. Taşdelen, “Mevduat faiz maliyeti kur korumalı mevduat sayesinde düşürülürken kredi faiz oranları üzerinde bir yaptırım olmadığı için faiz makası açıldı ve bu durum da banka karlılıklarının artmasına önemli katkı sağladı” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Merkez Bankası Rezervleri 698 Milyon Dolar Azaldı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası( TCMB) brüt döviz rezervleri geçen haftaya göre 698 milyon dolar düşüş gösterdi. TCMB verilerine göre, geçen hafta 66 milyar 96 milyon dolar olan rezervler, 29 Nisan ile sona eren haftada 65 milyar 398 milyon dolara geriledi.

TCMB altın rezervleri 42 milyar 820 milyon dolardan 41 milyar 466 milyon dolar seviyesine geldi. Böylece TCMB toplam rezervleri 108 milyar 916 milyon dolarken 106 milyar 864 milyon dolar oldu.

Aynı dönemde TCMB’nin net uluslararası rezervleri 155 milyon dolar düşüş gösterdi. Geçen hafta 17 milyar 165 milyon dolar olan net uluslararası rezervler 29 Nisan ile sona eren haftada 17 milyar 10 milyon dolara geldi.

Brüt ve net döviz rezervi nedir?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, brüt ve net döviz rezervi arasındaki farkı şu şekilde açıklıyor: Merkez Bankası, döviz rezervlerinin tamamının sahibi değil.

TCMB’nin rezervlerinin bir bölümü bankaların Merkez Bankası’nda tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklardan oluşuyor. Bunları bir çeşit emanet döviz olarak görmek mümkün.

TCMB’nin son yıllarda rezerv opsiyon mekanizması aracılığıyla, TL mevduatlar karşılığında alması gereken zorunlu karşılıkları dövizle yatırma esnekliği tanımasıyla bu döviz rezervlerindeki emanet tutarda artış oldu.

Döviz rezervlerinin bir bölümünün emanet olması nedeniyle Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin toplamı brüt döviz rezervlerini gösteriyor. Merkez Bankası’nda emanet olarak duran miktarlar düşüldüğünde net döviz rezervine ulaşılıyor.

Net döviz rezervi nasıl hesaplanıyor?

Net döviz rezervi, TCMB verilerinde aktif kısımda yer alan dış varlıklardan, pasif kısımda bulunan toplam döviz yükümlülüklerini çıkardıktan sonra elde edilen rakamın o günün kuruna bölünmesiyle hesaplanıyor.

Formül şu şekilde: Net Rezerv = (Dış Varlıklar – toplam döviz yükümlülükleri) / Dolar-TL kuru

Swap hariç net rezerv ne demek?

Ekonomist Eğilmez’e göre net rezerv miktarı, swap işlemleriyle elde edilmiş (emanet) dövizleri de kapsadığı için bu rakam tam olarak net rezervi ifade etmiyor.

Bu yüzden net döviz rezervini emanet dövizleri çıkararak görebilmek için bu miktardan swap karşılığı elde edilmiş döviz tutarını düşmek gerekiyor. Swap hariç net rezerv ise şu şekilde hesaplanabiliyor:

Swap hariç net rezerv = Net rezerv – Swap işlemleri toplamı

Uluslararası rezerv nedir?

TCMB’nin (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) tanımına göre uluslararası rezervler; ülkelerin para otoriteleri tarafından kontrol edilen, kullanıma hazır, birbirlerine çevrilebilme özelliği bulunan ve uluslararası ödeme aracı olarak kabul edilen varlıklar.

Uluslararası rezerv olarak sayılan varlıklar şunlar:

  • Konvertibl (birbirlerine dönüştürülebilir) döviz varlıkları (euro, ABD doları, İngiliz sterlini vb.)
  • Uluslararası standartta altın
  • Özel Çekme Hakları
  • Uluslararası Para Fonu (IMF) Rezerv Pozisyonu

TCMB, rezervleri nasıl saklıyor?

Merkez Bankası, rezervlerin yönetiminde ülke menfaatine öncelik verdiğini aktarıyor. Bu amaçla, uluslararası rezervleri, anaparanın korunması ve gerekli likiditenin sağlanması için düşük riske sahip yatırım araçlarında değerlendiriyor.

Merkez Bankası, rezerv yönetimi sırasında karşılaşılabilecek risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve kabul edilebilir sınırlar içinde tutulabilmesi için risk yönetim stratejisi uyguluyor. Ayrıca elindeki rezervlerin seviyesini, düzenli aralıklarla internet sitesinde yayımlıyor.

Paylaşın

Dolar Son 20 Yılın En Yüksek Seviyesini Gördü

Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası (Fed) toplantısı öncesi, pazartesi günü dolar endeksi son 20 yılın en yüksek seviyesini görürken euro 1,05 dolar seviyelerinde bulunuyor. 

Fed’in faiz oranlarını artırım sürecinde gerekirse daha agresif adımlar atabileceği sinyalini vermesiyle dolar endeksi, nisan ayında 103,9 ile son 20 yılın zirvesini gördü. Küresel ekonomi ve finans piyasalarının yönü açısından rehber niteliği taşıyan Fed’in açıklayacağı kararların, yılın geri kalanı için para politikaları rotasını çizeceği belirtiliyor.

Fed Açık Piyasa Komitesi’nin (FOMC), 3-4 Mayıs’ta gerçekleştireceği toplantıda, faizlerde 50 baz puanlık artırıma gideceği düşünülüyor. Avrupa Merkez Bankası’nın faiz oranını daha yavaş artırması beklentisi ve Ukrayna’daki savaşın euro bölgesindeki etkisine ilişkin endişeler yatırımcıları dolar arayışına sevk etti.

Euro cephesinde, euro/dolar paritesi 1,0471 ile Ocak 2017’den bu yana en düşük seviyeye geriledi. Nisan ayını 1,0550’ten kapatan paritenin toplam kaybı ise yüzde 4,7 oldu. Dolar endeksi ise nisan ayında yüzde 5 artarak Ocak 2015’ten bu yana en iyi aylık performansını kaydetti.

Nisan ayında dolar üstünlüğü

Dolar Çin yuanı karşısında yüzde 0,005 değer kazanarak 6.6895 seviyesine ulaştı. Dünyanın aksine düşük enflasyonla mücadele eden Japonya Merkez Bankası ise (BoJ) para politikaları konusunda emsallerinden ayrışarak ultra gevşek para politikasını sürdürürken, dolar/yen paritesi, 131,2 ile Nisan 2002’den bu yana en yüksek seviyeyi gördü.

Paritenin nisan ayındaki toplam değer kaybı yüzde 6,7 seviyesinde gerçekleşirken, aşırı kur hareketleri karşısında ülkede mali ve finansal tedbirlerin yakın zamanda devreye alınacağı öngörülüyor.

Dolar endeksinin hesaplanmasında ağırlığı alınan diğer para birimlerinin performansına bakıldığında, nisanda Temmuz 2020’den bu yana en düşük seviyeyi gören sterlin/dolar paritesi yüzde 4,2 geriledi. 2 yılın zirvesine çıkan dolar/İsviçre frangı paritesi de yüzde 5,5 yükseldi. Dolar karşısında nisan ayında Kanada doları yüzde 2,8 ve İsveç kronu yüzde 4,6 değer kaybetti.

Paylaşın

Hazine, Mayıs Ayında 59 Milyar Lira Borçlanacak

Hazine ve Maliye Bakanlığı, Mayıs-Temmuz 2022 dönemine ilişkin iç borçlanma stratejisini açıkladı. Buna göre, Hazine söz konusu dönemde 83 milyar liralık iç borç servisine karşılık 107 milyar liralık iç borçlanma gerçekleştirecek. Bu dönemde dış borçlanmaya gidilmeyecek.

Bakanlığın Mayıs-Temmuz 2022 dönemi iç borçlanma stratejisinde, Mayıs’ta 53 milyar liralık iç borç servisine karşılık 59 milyar liralık, Haziran’da 19,2 milyar liralık iç borç servisine karşılık 28 milyar liralık, Temmuz’da ise 10,8 milyar liralık iç borç servisine karşılık 20 milyar lira iç borçlanma yapılması öngörülüyor.

Bakanlık, Mayıs-Temmuz 2022 dönemine ilişkin iç borçlanma stratejisini açıkladı. Buna göre, Hazine söz konusu dönemde 83 milyar liralık iç borç servisine karşılık 107 milyar liralık iç borçlanma gerçekleştirecek. Bu dönemde dış borçlanmaya gidilmeyecek.

Bloomberg HT’nin haberine göre; bakanlığın Mayıs-Temmuz 2022 dönemi iç borçlanma stratejisinde, Mayıs’ta 53 milyar liralık iç borç servisine karşılık 59 milyar liralık, Haziran’da 19.2 milyar liralık iç borç servisine karşılık 28 milyar liralık, Temmuz’da ise 10.8 milyar liralık iç borç servisine karşılık 20 milyar lira iç borçlanma yapılması öngörülüyor.

Mayıs ayındaki iç borçlanmanın 36,8 milyar lirasının piyasadan, 18.5 milyar lirasının doğrudan satışlardan, 3,7 milyar lirasının kamuya satışlardan; Haziran iç borçlanmasının yaklaşık 22.4 milyar lirasının piyasadan, 5,6 milyar lirasının kamuya satışlardan; Temmuz iç borçlanmasının 1.9 milyar lirasının piyasadan, 1,1 milyar lirasının doğrudan satışlardan, 1 milyar lirasının ise kamuya satışlardan oluşması bekleniyor.

Bu dönemde 16 tahvil ihalesi düzenlenecek, 2 kira sertifikasının, 1 altına dayalı kira sertifikasının, 1 altın tahvilinin doğrudan satışı yapılacak, 1 Hazine bonosunun yeniden ihracı gerçekleştirilecek. Mayıs’ta 60.5 milyar liralık, Haziran’da 25.5 milyar liralık, Temmuz’da ise 17.9 milyar liralık ödeme yapılacak. Bu ödemelerin 21 milyar lirası dış borç servisinden oluşacak.

Paylaşın

Türkiye Bankacılık Sektörüne Enflasyon Ve Faiz Uyarısı

Uluslararası kredi değerlendirme kuruluşu Standard & Poor’s (S&P Global Ratings), Türkiye bankacılık sektörünün karlılığının yükselen enflasyon ve negatif reel faizden dolayı baskılanacağını söyledi.

Reuters’ta yer alan habere göre, kurumun Türkiye’de bankacılık sektörü ile ilgili yayımladığı raporda, bankaların TÜFE’ye endeksli tahvil getirilerinden fayda sağlayacağına dikkat çekildi ve şu ifadelere yer verildi:

“Yükselen enflasyonun bankaların 2022 gelirleri açısından olumlu etkisi olacak… Ancak, bu etki artan provizyon ihtiyaçları ve negatif reel faizden dolayı dengelenecek ve reel anlamda kârlılığı zayıflatacak.”

Tüketim talebinde azalma beklentisi

Negatif faiz oranları nedeniyle bankaların kredi iştahının artmasının beklendiğinin belirtildiği raporda, yüksek enflasyon nedeniyle tüketim talebinin ise azalmasının beklendiği kaydedildi.

S&P raporunda baz senaryoda bankacılık sektöründe takipteki kredi rasyosunun (NPL) artmasını beklediklerini belirterek, yükselen enflasyonun perakende ve kurumsal müşterilerin kredibilitesini daha da zorlayacağını ve bankacılık sistemi için de riskleri artıracağını söyledi.

NPL 2023’e kadar yüzde 9 olabilir

BDDK’nın Eylül 2021’de kredilerin sınıflandırılması sürelerinin uzatılmasının sona ermesinin de, bankalarda aktif kalitesi sorunlarını daha belirginleştireceği ifade edildi.

Ancak nominal olarak yüksek beklenen kredi büyümesinden dolayı NPL üzerindeki net etkiyi görmenin biraz zaman alacağının belirtildiği raporda NPL rasyosunun 2023’e kadar yüzde 9’un üzerine çıkmasının beklendiği ifade edildi.

Son yıllarda artan risk maliyetinin gelecek iki yılda da yükselmesinin beklendiği ifade edilen raporda, pandemi, 2021 sonundaki kur krizi ve Ukrayna-Rusya çatışmasının ortaya çıkaracağı dolaylı etkilerin de bunda etkisinin olacağı ifade edildi.

Paylaşın

Kripto Para, 10 Yıl İçinde Geleneksel Yatırımları Geride Bırakacak

Kripto paraların geleceğine yönelik araştırmalar devam ediyor. Son olarak kamuoyu şirketi Bitstamp tarafından yapılan ankete göre, kripto para birimleri önümüzdeki 10 yıl içinde evrensel olarak kabul edilecek ve geleneksel yatırımları geride bırakacak.

Kuzey Amerika, Latin Amerika, Avrupa, Afrika, Orta Doğu ve Asya-Pasifik’teki 23 ülkeden 28 binden fazla yatırımcıyla yapılan ankette, kurumsal katılımcıların yüzde 88’i ve perakende yatırımcıların yüzde 75’i bu yönde görüş bildirdi.

Yine kurumsal yatırımcıların yüzde 80’i kriptoların geleneksel yatırım araçlarını geçeceğini söyledi. Yatırım profesyonellerinin yüzde 71’i ve günlük yatırımcıların yüzde 65’i kriptoya güvendiklerini kaydetti.

Anket, küresel düzeyde güvenin çoğunlukla gelişmekte olan ülkeler tarafından yönlendirildiğini ortaya koydu. Bitstamp, “Geleneksel finansal sisteme olan güvenin düşük olduğu yerlerde: örneğin, gelişmekte olan ekonomilerde, kriptoparaya güven yüzde 79’ken bu oran gelişmiş finansal piyasalarda yüzde 62” dedi.

“Dijital varlıklar benzeri görülmemiş oranda ilerliyor”

Bitstamp CEO’su Julian Sawyer, “Kripto ve diğer dijital varlıkların benimsenmesi benzeri görülmemiş bir oranda ilerliyor” dedi.

Pandemiden bu yana kripto paraya ilginin arttığını belirten Sawyer, “Anketimiz uzun zamandır savunduğumuz bir şeyi gösteriyor: Dijital varlıkların hayatta kalmasını sorgulamak kesin olarak bitti, şimdi soru evrimle ilgili” ifadelerini kullandı.

Bitcoin, geçen yıl Ekim ayında 61 bin dolar ile zirve seviyesini gördü ve sonrasında 39 bin dolara kadar geriledi. Anket ayrıca istikrarlı madeni paraların, NFT’lerin ve blok zincirinin perakende ve kurumsal yatırımcılar arasında güven kazandığını kaydetti.

“Düzenleme gerekli”

Ankette kripto yatırımının önündeki “önemli bir engelin” düzenlemeye olan güven olduğu belirtildi. Soruları cevaplayan perakende yatırımcıların neredeyse yarısı, kriptoyu ‘düzenlenmemiş’ olarak gördüklerini söyledi. Bitstamp, bu alanda güveni artırmak için daha güçlü düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu kaydetti.

Ülkeler son dönemle bu alanda yeni düzenlemeler kabul ederken, bu ayın başlarında, Avrupa Parlamentosu, kripto varlık sağlayıcıları için etkileşimde bulundukları sahipler hakkında bilgi toplamalarını gerektiren yeni izlenebilirlik kuralları lehinde oy kullandı. El Salvador geçen yıl Bitcoin’i resmi para birimi olarak kabul etmişti.

Paylaşın

Kredi Büyüme Hızı Yüzde 45’i Aştı

Tüketici kredileri ve ticari krediler belli bir süredir artış trendinde. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) verilerine göre kredi büyüme hızındaki yükseliş geçen hafta da devam etti.

Bloomberg HT’nin haberinde 13 haftalık, yıllıklandırılmış ve kur etkisinden arındırılmış kredi büyüme hızının yüzde 45’i aştığı belirtildi. Bu da kredilerde Temmuz 2020’den beri ilk defa bu kadar hızlı bir büyümenin kaydedilmesi demek.

Bunun iki temel nedeni var: Alım gücünün düşmesi ve enflasyonun yüksek olması.

BBC Türkçe’den Özge Özdemir’in haberine göre, Marmara Üniversitesi İşletme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burak Arzova, alım gücünün düşmesiyle insanların hayatlarını idame ettirebilecekleri gelirlerinin azaldığını vurguluyor.

Arzova’ya göre geliri düşen vatandaşlar, bunun bir kısmını kredi kartlarıyla bir kısmını da tüketici kredileriyle idare etmeye çalışıyor.

İkinci olarak enflasyona karşı gelirini korumak isteyenler de kredilere koşuyor.

Konut fiyatlarının yükselmesiyle konutun da bir yatırım aracı olmaktan çıktığını söyleyen Arzova, insanların enflasyona karşı bütçelerini korumak için gelecekte yapmayı planladığı alışverişlerini bugünden gerçekleştirdiğini anlatıyor:

“Otomobil, televizyon, buzdolabı gibi hangi varlık söz konusuysa yarın bunun fiyatı artar diye insanlar bugünden almaya çalışıyor.”

“Tasarruf etmektense parayı harcamak mantıklı”

Spinn Danışmanlık Kurucu Ortağı Özlem Derici Şengül, alım gücündeki düşüşün kredi kullanmaya mecbur bıraktığını söylüyor:

“Enflasyonun yarattığı talebi öne çekmek söz konusu, tasarruf etmektense parayı harcamak mantıklı.”

BDDK’nın verilerine göre tüketici kredileri tutarı 15 Nisan itibarıyla 810 milyar TL’ye çıktı.

Bu kredilerin 315 milyar TL’si konut, 16 milyar TL’si taşıt ve 479 milyar TL’si ihtiyaç kredisi.

Ekonomist Derici, ekonomi politikalarının da kredi artışını körüklediği görüşünde.

Derici, daha önce nereye gittiği belli olmayan kredilerin önünü kesmek için büyük yatırım projelerine ya da katma değerli projelere kredi verilmesi için hedef odaklı kredi politikasına geçildiğini, ancak son dönemde bunun değiştiğini aktarıyor.

Derici’ye göre yine büyümenin krediyle pompalandığı bir döneme girilmesi söz konusu.

“Kredi ile borçları enflasyona ödetiyorlar”

15 Nisan haftasında ticari kredilerdeki artış yüzde 50’e yaklaştı.

Bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi ise 5 trilyon 525 milyar TL’ye çıktı.

“Avrupa ülkeleriyle kıyasladığımızda hem hanehalkı hem şirketler açısından borçluluk görece daha düşük” diyen ekonomist Arzova’ya göre Türkiye, kredi hızı büyümesinde henüz tehlikeli bir bölgede değil.

Arzova, üretim enflasyonunun yüksek olduğu yerde şirketlerin TL kredi ile borçlanmasının da mantıklı olduğu görüşünde:

“Kredilerin faizinin olması gereken yer bu değil. O yüzden şirketler burada akıllıca bir şey yapıyor. Kredi taksitleri ile borçlarını enflasyona ödetiyorlar.”

Mart ayında üretici enflasyonu yüzde 114 olarak gerçekleşti.

Tüketici enflasyonu ise yüzde 61 oldu.

Ancak bir yandan da tüketici kredilerinin ve ticari kredilerin artması, olumsuz bir döngünün başladığına işaret.

Kredilerin artmasıyla enflasyon yükselişi tetikleniyor, yarın yapılacak tüketim bugüne çekiliyor, böylece yarın tüketim azaldığında şirketlerin üretim yapması zorlanıyor.

Kredi büyüme hızı ne kadar olmalı?

2008’deki küresel finansal krizin ardından Merkez Bankası, 2013 yılında yayımladığı bir raporunda orta vadede ortalama yüzde 15 civarında bir yıllık kredi büyümesinin makul ve sağlıklı olabileceğini açıklamıştı.

2013’te kredilerdeki büyümenin yüzde 40’a yaklaştığı dönemler olmuştu.

O yıl ekonomik büyüme ise yüzde 4 oranındaydı.

O dönem bilinçli olarak kredi büyümesinin durdurulmasının amaçlandığını ve bu yüzden taksitlere sınırlama getirildiğini hatırlatan Derici’ye göre bugün için en tehlikeli durum hanehalklarının borçlandırılması.

Bu yüzden asıl yapılması gerekenin enflasyonla mücadele olduğunu vurgulayan Derici, “Şu an ekonomi politikasında bir tane bile enflasyonla mücadele adımı yok” diyor.

Arzova da ileride önce tüketimin sonra üretimin yavaşlamasıyla istihdam kayıplarının ve borcu ödeyememe durumlarının yaşanabileceğine dikkati çekiyor:

“Şirketler daha düşük hızda çalışmaya başladıkları zaman istihdam kayıpları yaşanacak. Böylece insanlar işsiz kalabilecek ve bu borcu ödeyemeyecek hale gelecekler. O yüzden bu döngüye girerken yüzdelerin bu kadar yüksek olmaması gerek. Hanehalkının borçlu olması çok istenen bir durum değildir.”

Paylaşın