Merkez Bankası’nın Net Rezervi 5 Ayın En Düşük Seviyesini Gördü!

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası(TCMB) haftalık para ve banka istatistiklerini yayımladı. Buna göre, TCMB altın rezervleri 41 milyar 280 milyon dolardan 41 milyar 725 milyon dolar seviyesine geldi.

Haber Merkezi / Böylece TCMB toplam rezervleri 102 milyar 741 milyon dolarken 102 milyar 513 milyon dolar oldu. Aynı dönemde TCMB’nin net uluslararası rezervleri 2 milyar 365 milyon dolar düşüş gösterdi. Geçtiğimiz hafta 10,5 milyar dolarolan net uluslararası rezervler 8,2 milyar dolara geriledi.

Brüt ve net döviz rezervi nedir?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, brüt ve net döviz rezervi arasındaki farkı şu şekilde açıklıyor: Merkez Bankası, döviz rezervlerinin tamamının sahibi değil.

TCMB’nin rezervlerinin bir bölümü bankaların Merkez Bankası’nda tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklardan oluşuyor. Bunları bir çeşit emanet döviz olarak görmek mümkün.

TCMB’nin son yıllarda rezerv opsiyon mekanizması aracılığıyla, TL mevduatlar karşılığında alması gereken zorunlu karşılıkları dövizle yatırma esnekliği tanımasıyla bu döviz rezervlerindeki emanet tutarda artış oldu.

Döviz rezervlerinin bir bölümünün emanet olması nedeniyle Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin toplamı brüt döviz rezervlerini gösteriyor. Merkez Bankası’nda emanet olarak duran miktarlar düşüldüğünde net döviz rezervine ulaşılıyor.

Net döviz rezervi nasıl hesaplanıyor?

Net döviz rezervi, TCMB verilerinde aktif kısımda yer alan dış varlıklardan, pasif kısımda bulunan toplam döviz yükümlülüklerini çıkardıktan sonra elde edilen rakamın o günün kuruna bölünmesiyle hesaplanıyor.

Formül şu şekilde: Net Rezerv = (Dış Varlıklar – toplam döviz yükümlülükleri) / Dolar-TL kuru

Swap hariç net rezerv ne demek?

Ekonomist Eğilmez’e göre net rezerv miktarı, swap işlemleriyle elde edilmiş (emanet) dövizleri de kapsadığı için bu rakam tam olarak net rezervi ifade etmiyor.

Bu yüzden net döviz rezervini emanet dövizleri çıkararak görebilmek için bu miktardan swap karşılığı elde edilmiş döviz tutarını düşmek gerekiyor. Swap hariç net rezerv ise şu şekilde hesaplanabiliyor:

Swap hariç net rezerv = Net rezerv – Swap işlemleri toplamı

Uluslararası rezerv nedir?

TCMB’nin (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) tanımına göre uluslararası rezervler; ülkelerin para otoriteleri tarafından kontrol edilen, kullanıma hazır, birbirlerine çevrilebilme özelliği bulunan ve uluslararası ödeme aracı olarak kabul edilen varlıklar.

Uluslararası rezerv olarak sayılan varlıklar şunlar:

  • Konvertibl (birbirlerine dönüştürülebilir) döviz varlıkları (euro, ABD doları, İngiliz sterlini vb.)
  • Uluslararası standartta altın
  • Özel Çekme Hakları
  • Uluslararası Para Fonu (IMF) Rezerv Pozisyonu

TCMB, rezervleri nasıl saklıyor?

Merkez Bankası, rezervlerin yönetiminde ülke menfaatine öncelik verdiğini aktarıyor. Bu amaçla, uluslararası rezervleri, anaparanın korunması ve gerekli likiditenin sağlanması için düşük riske sahip yatırım araçlarında değerlendiriyor.

Merkez Bankası, rezerv yönetimi sırasında karşılaşılabilecek risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve kabul edilebilir sınırlar içinde tutulabilmesi için risk yönetim stratejisi uyguluyor. Ayrıca elindeki rezervlerin seviyesini, düzenli aralıklarla internet sitesinde yayımlıyor.

Paylaşın

FED, Politika Faizini 75 Baz Puan Artırdı

ABD Merkez Bankası FED, son yıllarda hızla artan tüketici fiyatlarıyla mücadele için son 28 yılın en yüksek faiz artışına gitti. Banka açıklamasında enflasyonla mücadele için daha fazla artışın da gelebileceğini belirtildi.

Faiz oranlarında hedef aralığını yüzde 1,5 ile yüzde 1,75 aralığına oturtan FED, böylece 2019’dan bu yana en yüksek faizi görmüş oldu.

Mart ayından bu yana yapılan bu üçüncü artış, geçen ay enflasyon oranlarının beklenmedik şekilde yeniden yükselişinin ardından geldi. Banka açıklamasında enflasyonla mücadele için daha fazla artışın da gelebileceğini belirtildi.

FED toplantısının ardından yetkililer, faiz oranlarının yıl sonunda yüzde 3,4’e kadar ulaşabileceğini öngördüğünü açıkladı. Bu faiz oranı ABD halkına daha yüksek oranda ev kredisi, eğitim kredisi ve kredi kartı borçlanması olarak yansıyacak.

Dünya genelinde merkez bankaları benzer adımlar atarken bu, küresel ekonomi için çok büyük bir değişim anlamına geliyor. Uzun yıllar iş yerleri ve bireyler düşük kredi faizlerinden faydalanıyordu.

EY-Parthenon strateji danışmanlık şirketinden üst düzey ekonomist Gregory Daco, FED faizini “Gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerdeki çoğu merkez bankası ekonomi politikalarını birbirileriyle uyumlu şekilde sıkılaştırıyor. Bu uzun yıllardır alışkın olmadığımız bir küresel durum ve hem iş dünyasına hem de dünya genelinde hane halklarına yansımaları olacak” şeklinde yorumladı.

İngiltere’de de Nisan ayında enflasyon yüzde 9’a yükselmişti. İngiltere Merkez Bankası’nın da bugün yapacağı toplantının ardından -Aralık ayından bu yana beşinci kez- faiz artırımına gitmesi bekleniyor. Bu da İngiltere’de faiz oranlarının 2009’dan bu yana ilk kez yüzde 1’in üzerine çıkması anlamına geliyor.

Brezilya, Kanada ve Avustralya da faiz oranlarını artırdı; Avrupa Merkez Bankası da yaz sonunda yapacağı toplantının ardından benzer bir artışa gideceğinin işaretlerini verdi.

2020’de pandeminin vurduğu ekonomiye destek olmak için faiz indirimi yapılan ABD’de, Merkez Bankası bu yıl iki kez oranları yükseltti. İlki Mart ayındaki yüzde 0,25’lik; ikincisi de Mayıs ayındaki yüzde 0,5’lik artış oldu.

O dönem FED Başkanı Jerome Powell, yetkililerin daha sert bir artışı düşünmediklerini söylemişti. Ancak geçen hafta cuma günü, Mayıs ayı enflasyon oranının yüzde 8,6 olduğu açıklandı. Nisan ayındaki küçük de olsa düşüşten sonra gelen enflasyon artış oranı, 1981’den bu yana görülen en hızlı artış oldu.

Bu da yetkilileri daha sert kararlar almaya itti.

Washington’daki iki günlük toplantının ardından bankadan yapılan açıklamada “Pandemiyle bağlantılı arz-talep dengesizliğine; yüksek enerji fiyatlarına ve daha geniş çaplı fiyat baskılarına bağlı enflasyon yükselmeye devam ediyor. Komisyon, enflasyon oranını yüzde 2 hedefine geri döndürmek için kararlılığını güçlü bir şekilde sürdürüyor.” denildi.

Pandeminin etkisi beklenenden büyük oldu

Birçok uzman FED’in geçen yıldan bu yana ABD’deki artan enflasyon oranlarını dengelemekte zorlandığı yorumunu yapıyor. Covid-19 pandemisinden kaynaklı kapanmaların ABD ekonomisine beklenenden çok daha sert bir etki yapması bunda etkili oldu.

Hükümetin pandemi zamanı yaptığı hane halklarına yaptığı, doğrudan çekler gibi, milyarlarca dolarlık yardımın etkisiyle talep artarken, Powell da dahil olmak üzere yetkililer, ilk aşamada fiyat artışlarını “geçici” olarak değerlendirerek pandemi kaynaklı tedarik zinciri sorunlarının çözüleceğini ve arz-talep dengesinin yeniden sağlanacağını düşündü.

Ancak sorunlar çözülmedi, çünkü yeni varyantlar çıktıkça ve kapanmalar sürdükçe üretim faaliyetleri de durdu. Hemen ardından başlayan Ukrayna savaşı da küresel ölçekte gıda ve enerji fiyatlarının yükselmesine yol açınca sorunlar daha da kalıcı bir hal aldı.

FED’in adım atma kararlılığı ve sözlerine rağmen, son dönemde yapılan anketlere göre ABD halkı sorunların daha da büyüyeceğine inanıyor.

George Mason Üniversitesi Mercatus Merkezi’nde üst düzey araştırma görevlisi ekonomist David Beckworth “FED namlunun ucunda ve enflasyon güvenilirlik testi veriyor” yorumunu yapıyor.

FED’in en son bu kadar yüksek bir faiz artırımı açıkladığı yıl 1994’tü. Bu kez bu adımı atmakta geç kalan FED, daha agresif adımlar atmaya da kararlı görünüyor.

FED’in dünkü toplantısında yaptığı öngrörüye göre, bu yıl ABD ekonomisinde yüzde 1,7 büyüme bekleniyor. Mart ayında bu oran yüzde 1 daha fazlaydı. İşsizlik oranının ise yüzde 3,7’ye yükselmesi bekleniyor.

Paylaşın

TL’deki Kayıplara Karşı Korunmanın Maliyeti Rekor Kırdı

Türkiye’de yükselen enflasyona karşın para politikasında değişikliğe gidilmeyeceği beklentisi Türk lirasında düşüş yönündeki pozisyonların rekor seviyeye yükselmesine neden oldu.

Bloomberg HT’nin haberine göre; dolar/TL ’de 3 aylık satım opsiyonlarının primi ile alım opsiyonlarının primi arasında, “25 Delta risk reversal” olarak bilinen fark bu ay 16 yüzde puanın üzerine tırmandı ve o zamandan bu yana bu seviyeye yakın seyrediyor.

Bu, Bloomberg’in söz konusu verileri derlemeye başladığı 2005’ten bu yana en yüksek farka işaret ediyor.

Dolar/TL Haziran ayında TL’deki değer kaybı ile sonuçlanan sert yükselişlerin ardından rekor tazelemişti. 20 Aralık günü görülen 18,36 tarihi zirvenin ardından en yüksek seviyeye çıkan kur 10 Haziran günü 17,50 TL’nin üzerini görmüştü. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın duyurusuyla önce 16,70’e gerileyen dolar, ardından tekrar 17,50 üzerine çıkmıştı.

Bakanlıktan gelen duyuruda, spekülasyonlarla serbest piyasa ilkelerinin sorgulanmasının hedeflendiğine dikkat çekilmiş, enflasyon ile döviz kurunun yükselişine Yeni Ekonomi Modeli ile müdahale edileceği açıklanmıştı. Ayrıca, ortak kurumlarla birlikte hızlı adımlar atılacağı belirtilmişti.

Bakan Nebati “20 Aralık’tan bu yana uygulamakta olduğumuz KKM’ye ilaveten GES’in ihraç edileceğini açıkladık. GES’ler bireysel yatırımcılara yönelik. 15 Haziran’dan itibaren talep toplanacak. Yıllık bileşik getiri yüzde 23,04 olacak. GES’lere konu olan KİT’lere aktarılan hasılat performansı beklenenin üzerinde geldiğinde yatırımcılara ilave getiri sağlayacak” dedi.

Paylaşın

Türkiye’nin Kredi Risk Primi (CDS) Neden Yükseliyor?

Türkiye’nin 5 yıllık CDS primi pazartesi günü 847 puanı görerek 2003’ten bu yana en yüksek düzeye çıktı. Bir ülkenin dış borçlanmasındaki en önemli göstergelerden biri olan CDS primi ne demek ve yükselmesi ne anlama geliyor?

Türkçe’de kredi risk primi veya kredi temerrüt takası olarak kullanılan CDS (Credit Default Swap) aslında bir çeşit sigortalama işlemi olarak tanımlanabilir.

Herhangi bir ülke hazinesine ya da şirketine borç verirken o borcun geri ödenmemesi ihtimaline karşı aldığınız sigorta poliçesine CDS deniyor ve genellikle over-the-counter (OTC) yani herhangi bir borsa düzenlemesine tabi olmayan tezgah üstü piyasalarda işlem görüyor.

CDS primi nasıl hesaplanıyor?

Ülkelerin dış borçlanmalarına karşı CDS’leri genelde büyük uluslararası yatırım bankaları sağlıyor ve o ülkelerin borcunu çevirememesi halinde ödemeyi bu banka üstlenmiş oluyor. Bu bankalar da söz konusu ülkenin geri ödeme yeteneğini, makroekonomik koşullarını inceleyerek bir risk oranı belirliyor.

Bu oran belirlenirken uluslararası derecelendirme kuruluşlarının verdiği notlar önemli bir rol oynasa da bunun dışında da bir çok faktör göz önünde bulunduruluyor.

Ekonomisi sağlam ve geri ödeme sorunu yaşamayacağı düşünülen ülkelerin risk primi düşük olurken geri ödemekte sorun yaşayacağı düşünülen ülkelerin risk primi yüksek bir orandan belirleniyor.

Türkiye’nin CDS oranı neden yükseliyor?

Ekonomist Mahfi Eğilmez’e göre ülke CDS priminin yükselmesine iç ve dış nedenler olmak üzere iki etken grubu yol açıyor. Koronavirüs salgını ya da Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve yükselen enerji fiyatları bu dış nedenlere örnek olarak verilebilir.

İç nedenler ise enflasyonun yükselmesi, dış borçların artması, kurların yükselmesi, sosyal çalkantılar ve afetler olarak sıralanabilir.

Dış nedenler konusunda yapılabilecek şeylerin sınırlı olmasına rağmen iç nedenleri yönetmenin mümkün olduğunu vurgulayan Eğilmez bu sayede dış nedenlerin de etkisinin azaltılabileceğini belirtiyor.

Türkiye’nin CDS primlerinin 2008 yılındaki küresel mali kriz sırasında yükseldikten sonra gerilediği görülüyor. Ülkenin makroekonomik dengelerinin bozulmaya başladığı 2018 yılından itibaren ise dalgalı bir seyirle de olsa yükseliş trendini sürdürdüğü görülüyor.

Diğer ülkelerin CDS primi ne kadar?

CDS primi ekonomisi sağlam ekonomiler için düşerken ödeme güçlüğü çekebileceğine inanılan ülkelerde yükseliyor. Bu nedenle CDS primi 300 baz puanın üzerindeki ülkeler aşırı kırılgan ekonomiye sahip olarak değerlendiriliyor.

Örneğin 13 Haziran 2022 itibariyle Hollanda’nın CDS primi 10,70; İngiltere’nin 11,04; Amerika Birleşik Devletleri’nin 16,10 olurken 2010 yılında iflasın eşiğine gelen  komşu ülke Yunanistan’ın risk primi 179,70  oldu.

Ekonomileri daha kırılgan olarak kabul edilen yükselen ekonomilerden Çin’in CDS primi 76,40, Meksika’nın 114,50 ve Brezilya’nın 254 seviyesinde.

Ukrayna’yı işgali sonrası batılı ülkelerden daha önce görülmedik yaptırımlara maruz kalan Rusya’nın CDS primi ise 13775 baz puanın üzerine çıkmış durumda.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Gelire Endeksli Senet (GES) İhracının Detayları Açıklandı

Hazine ve Maliye Bakanlığı, gelire endeksli Devlet iç borçlanma senedi (GES) ihracına ilişkin yeni bir açıklama yaptı, koşullarını açıkladı. Buna göre; 15-22 Haziran arasında talep toplanacak. 

Haber Merkezi / Senetler için asgari talep tutarı 1.000 TL olacak 1 TL’nin katları şeklinde ihraç edilecek. Senetler, talep toplama dönemini takip eden haftada, 24 Haziran 2022 Cuma gününde, yatırımcıların hesaplarına aktarılacak.

Bakanlıktan yapılan açıklama şöyle: 

“Bakanlığımızca, yatırım araçlarının çeşitlendirilmesi, yatırımcı tabanının genişletilmesi ve yatırımcıların Türk Lirası cinsi varlıklara yönelimlerini teşvik etmek amacıyla gelire endeksli Devlet iç borçlanma senedi (GES) ihraç edilecektir. Bu çerçevede, Türkiye genelinde 15 Haziran – 22 Haziran 2022 tarihleri arasında, GES ihracına ilişkin talep toplama işlemleri gerçekleştirilecektir.

Söz konusu senet, yalnızca gerçek kişilere ihraç edilecek olup talep toplama işlemleri ile kupon ve anapara ödemeleri aşağıdaki bankaların şubeleri aracılığıyla gerçekleştirilecektir.

1) T.C. Ziraat Bankası AŞ.
2) T. Halk Bankası AŞ.
3) T. Vakıflar Bankası T.A.O.

Senetler için asgari talep tutarı 1.000 TL olup 1 TL’nin katları şeklinde ihraç edilecektir. Senetler, talep toplama dönemini takip eden haftada, 24 Haziran 2022 Cuma gününde, yatırımcıların hesaplarına aktarılacaktır.

GES’lerin getirileri, Kamu İktisadi Teşebbüsleri içerisinde yer alan Devlet Hava Meydanları İşletmeleri (DHMİ) ve Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’nden (KEGM) bütçeye aktarılan hasılat paylarına endeksli olacaktır. Bu çerçevede, söz konusu senetlerin getirilerine ilişkin ödemelerin hesaplanmasında DHMİ ve KEGM tarafından bütçeye aktarılan üç aylık hasılat payları toplamı esas alınacaktır.

Kupon ödemeleri, Hazinece belirlenen getiri oranının hasılat payı tutarları gerçekleşmeleri neticesinde hesaplanan endeks değeri ile yeniden değerlenmesi yöntemiyle hesaplanacaktır.”

Paylaşın

Ekonomistler, Gelire Endeksli Senet Uygulaması İçin Ne Diyor?

Hazine ve Maliye Bakanlığı, vatandaşların tasarruflarını Türk lirası cinsi varlıklarda değerlendirebilmelerinin teşvik edilmesi ve yatırımcı tabanının genişletilmesi amacıyla, gelire endeksli devlet iç borçlanma senedi (GES) uygulamasının başlatılacağını ve talep toplama işlemlerinin 15 Haziran’dan itibaren gerçekleştirileceğini bildirdi.

Geçmiş yıllarda denenen bu uygulama ile gelire endeksli senetler, zarar etmeyen kamu kurumlarına endeksleniyor ve kuponla ana para ödemeleri belirleniyor.

Hazine ve Maliye Bakanlığının açıklamasına göre GES’ler sadece gerçek kişilere sunulacak ve ülke genelindeki duyuru ve talep toplama işlemleri yoluyla ihraç edilecek.

Senede ilişkin talep toplama işlemleri ile senedin ihracı, kupon ve anapara ödemeleri Bakanlığın sitesinde yayınlanacak duyuruda belirtilecek bankalar aracılığı ile gerçekleştirilecek.

İhraç edilecek senetler üç ayda bir yatırımcısına kupon getirisi sağlayacak. Bakanlığı bu konudaki açıklaması şöyle:

“Kupon ödemelerinde asgari getiri garantisi olacaktır. Senedin kupon ödemesine esas teşkil edecek getiri oranı ve vade yapısı ihraç duyurusunda ilan edilecektir. Senedin yatırımcıya sağlayacağı nihai getiri oranı, ihraç aşamasında Bakanlığımız tarafından belirlenen getiri oranının, hasılat gerçekleşmeleri çerçevesinde hesaplanacak endeks değeri ile çarpılması yoluyla belirlenecektir.”

GES’ler neyin gelirine endeksli olacak?

Kur Korumalı Mevduat’ta oluduğu gibi bu uygulamanın amacı da vatandaşların yatırımlarını TL cinsi varlıklara yönlendirmek.

Hazine’ye göre (GES) getirileri, gelir performansı güçlü olan ve bütçeye hasılat aktarımı yapan kamu iktisadi teşebbüslerinin (KİT) gelirlerine endeksli olacak.

Yeni uygulamada, 3 ayda bir ödenecek kuponlar için uygulanacak asgari getiri garantisi sayesinde, vatandaşların gelir paylarındaki değişimlerden olumsuz etkilenmesinin önleneceği belirtiliyor.

Ayrıca bu KİT’lerden bütçeye aktarılan hasılat performansı beklenenin üzerinde geldiğinde, bunun yatırımcılara ilave getiri olarak aktarılacağı kaydediliyor. Ancak bu KİT’lerin hangileri olduğu açıklanmadı. Uygulamanın taban faizi, vadesi ve vade getirisi hakkında da bir açıklama yok.

Ekonomistler GES uygulaması için ne diyor?

Türkiye’yi yakından izleyen İngiliz ekonomist Timothy Ash, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın açıkladığı yeni önlemi şu sözlerle eleştirdi:

“Türk mali yapısı her gün daha çok Lübnan’a benziyor. Bu kesinlikle, Lübnan’da olduğu gibi bir felaketle sonuçlanacak. Burada tek soru, bunun ne zaman olacağı.”

Ash, Twitter’dan yaptığı bir diğer açıklamasında, Türkiye’ye faizleri artırması çağrısında bulundu.

Ekonomist Mustafa Sönmez ise, ‘dağ fare doğurdu’ diyerek, söz konusu uygulamayla ilgili “Enflasyon yüzde 100 e giderken, hangi devlet gelirine endeksli tahvile güvenirsiniz ? Devletin hangi kurumu, enflasyona yakın gelir garanti eder ki?” diyerek, doların daha da tırmanacağı öngörüsünde bulundu.

Ekonomist Mahfi Eğilmez ise, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın duyurusunun ardından “Faize faiz dememek için yaptıklarımızı yazsak roman olur.” tepkisini verdi.

Ekonomist Uğur Gürses’in tepkisi şu şekilde oldu: “Önlem diye açıklananlar şunlar; neye endeksli olduğu bilineyen GES ihracı, tüketici kredilerinde vade ve kredi kartı asgari ödeme oranının düzenlenmesi, SPK’nın iraçlarda aldığı ücretlerde indirim yapılması. Kendileri ciddiye alıyor mu bunları?”

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Türk Lirası’na Teşvik İçin Yeni Adım: Gelire Endeksli Senet İhracatı

Hazine ve Maliye Bakanlığı, vatandaşların tasarruflarını Türk lirası cinsi varlıklarda değerlendirebilmelerinin teşvik edilmesi ve yatırımcı tabanının genişletilmesi amacıyla, gelire endeksli devlet iç borçlanma senedi (GES) uygulamasının başlatılacağını ve talep toplama işlemlerinin 15 Haziran’dan itibaren gerçekleştirileceğini bildirdi.

Haber Merkezi / Hazine ve Maliye Bakanlığı  ekonomi konusunda atılacak adımları kamuoyuna duyurulacağını ilan etmişti. Bu açıklamanın ardından, beklenen ilk duyuru geldi. Hazine Ve Maliye Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:

Bakanlığımızca, vatandaşlarımızın tasarruflarını Türk Lirası cinsi varlıklarda değerlendirebilmelerinin teşvik edilmesi ve yatırımcı tabanının genişletilmesi amacıyla, gelire endeksli Devlet iç borçlanma senedi (GES) talep toplama işlemleri 15 Haziran 2022 tarihinden itibaren gerçekleştirilecektir.

Sadece gerçek kişilere sunulacak olan GES’ler, ülkemiz genelinde gerçekleştirilecek duyuru ve talep toplama işlemleri yoluyla ihraç edilecektir.

Senede ilişkin talep toplama işlemleri ile senedin ihracı, kupon ve anapara ödemeleri Bakanlığımız sitesinde yayınlanacak duyuruda belirtilecek bankalar aracılığı ile gerçekleştirilecektir.

İhraç edilecek senetler üç ayda bir yatırımcısına kupon getirisi sağlayacak olup kupon ödemelerinde asgari getiri garantisi olacaktır.

Senedin kupon ödemesine esas teşkil edecek getiri oranı ve vade yapısı ihraç duyurusunda ilan edilecektir. Senedin yatırımcıya sağlayacağı nihai getiri oranı, ihraç aşamasında Bakanlığımız tarafından belirlenen getiri oranının, hasılat gerçekleşmeleri çerçevesinde hesaplanacak endeks değeri ile çarpılması yoluyla belirlenecektir.

Ekonomistler GES uygulaması için ne diyor?

Türkiye’yi yakından izleyen İngiliz ekonomist Timothy Ash, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın açıkladığı yeni önlemi şu sözlerle eleştirdi: Türk mali yapısı her gün daha çok Lübnan’a benziyor. Bu kesinlikle, Lübnan’da olduğu gibi bir felaketle sonuçlanacak. Burada tek soru, bunun ne zaman olacağı.

Ash, sosyal medya hesabından yaptığı bir diğer açıklamasında, Türkiye’ye faizleri artırması çağrısında bulundu.

Ekonomist Mustafa Sönmez ise, ‘dağ fare doğurdu’ diyerek, söz konusu uygulamayla ilgili “Enflasyon yüzde 100 e giderken, hangi devlet gelirine endeksli tahvile güvenirsiniz ? Devletin hangi kurumu, enflasyona yakın gelir garanti eder ki?” diyerek, doların daha da tırmanacağı öngörüsünde bulundu.

Ekonomist Mahfi Eğilmez ise, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın duyurusunun ardından “Faize faiz dememek için yaptıklarımızı yazsak roman olur.” tepkisini verdi.

Ekonomist Uğur Gürses’in tepkisi şu şekilde oldu: “Önlem diye açıklananlar şunlar; neye endeksli olduğu bilineyen GES ihracı, tüketici kredilerinde vade ve kredi kartı asgari ödeme oranının düzenlenmesi, SPK’nın iraçlarda aldığı ücretlerde indirim yapılması. Kendileri ciddiye alıyor mu bunları?”

Paylaşın

BDDK’dan Kredi Kartları Ve Tüketici Kredilerine Yeni Düzenleme

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) dün geçe açıkladığı yeni bir karar ile limiti 25 bin TL üzeri olan kredi kartlarının asgari ödeme tutarını değiştirdi. Tutar dönem borcunun yüzde 20’sinden 40’ına çıkarıldı. 

Eskiden dönem borcu 10 bin olan bir kişinin asgari ödeme tutarı 2 bin iken bu kararla birlikte 4 bine çıkmış oldu. Limiti 25 bin TL’nin altında olan kredi kartları ise bu kararın dışında bırakıldı.

Söz konusu kart sahipleri asgari ödeme tutarı olarak dönem borçlarının yüzde 20’sini ödemeye devam edebilecek.

BDDK’nin bir diğer düzenlemesi ise tüketici kredilerine ilişkindi.

Bugünden itibaren alınacak tüketici kredilerinde vade sınırı 50 bin TL üzerindeki krediler için 24 ay, 100 bin TL’nin üzerindeki krediler için ise 12 ay olarak belirlendi.

BDDK konut kredilerinde kredi değer oranının tutara göre farklılaştırılması, kredilerin yatırım ve ihracat gibi üretken alanlara yönlendirilmesi gibi konularda çalışmaların sürdüğünü açıkladı.

Dün akşam BDDK’nın yanı sıra Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) da birer açıklama yaptı.

Bakanlık gelire endeksli bir devlet iç borçlanma senedi ihraç edeceğini ve talep toplama işleminin 15 Haziran’da başlatılacağını duyurdu.

Senede dair ayrıntılar ise henüz belli değil.

Kararın ardından kısa bir süre 17’nin altına gerileyen dolar/TL kuru ilerleyen saatlerde tekrar 17,30 civarına yükseldi.

SPK’nın açıklamasında ise “Hazine ve Maliye Bakanlığı resmi hesabından yayınlanan basın açıklamasında yer alan adımlar kapsamında; Borsa İstanbul nezdinde ‘Emtia Pazarı’ kurulmuş olup, altın sertifikası ihracına ilişkin çalışmalara başlanmıştır” ifadeleri yer aldı.

Paylaşın

Merkez Bankası Rezervleri Swap Hariç Eksi 52,8 Milyar Dolar

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) rezervleri geçen hafta gerileme kaydetti. Merkez Bankası verilerine göre, 3 Haziran haftasında brüt rezerv 102,7 milyar dolar oldu. Bir önceki hafta brüt rezervler 102,9 milyar dolar olarak kaydedilmişti.

Haber Merkezi / Net rezervlerde ise daha yüksek bir gerileme kaydedildi. Buna göre TCMB’nin net rezervleri geçen hafta 12,2 milyar dolardan 10,5 milyar dolara geriledi.

Swap hariç net rezervler ise 3 Haziran haftasında eksi 52,8 milyar dolar oldu. Bir önceki hafta swap hariç net rezervler eksi 52,4 milyar dolar olarak gerçekleşmişti.

Rezervlere etkisi açısından da dikkate alınan kur korumalı mevduatların toplam büyüklüğü 3 Haziran haftasında 931 milyar TL oldu. Bir önceki hafta bu hesaplarda 904,1 milyar TL birikmişti.

Brüt ve net döviz rezervi nedir?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, brüt ve net döviz rezervi arasındaki farkı şu şekilde açıklıyor: Merkez Bankası, döviz rezervlerinin tamamının sahibi değil.

TCMB’nin rezervlerinin bir bölümü bankaların Merkez Bankası’nda tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklardan oluşuyor. Bunları bir çeşit emanet döviz olarak görmek mümkün.

TCMB’nin son yıllarda rezerv opsiyon mekanizması aracılığıyla, TL mevduatlar karşılığında alması gereken zorunlu karşılıkları dövizle yatırma esnekliği tanımasıyla bu döviz rezervlerindeki emanet tutarda artış oldu.

Döviz rezervlerinin bir bölümünün emanet olması nedeniyle Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin toplamı brüt döviz rezervlerini gösteriyor. Merkez Bankası’nda emanet olarak duran miktarlar düşüldüğünde net döviz rezervine ulaşılıyor.

Net döviz rezervi nasıl hesaplanıyor?

Net döviz rezervi, TCMB verilerinde aktif kısımda yer alan dış varlıklardan, pasif kısımda bulunan toplam döviz yükümlülüklerini çıkardıktan sonra elde edilen rakamın o günün kuruna bölünmesiyle hesaplanıyor.

Formül şu şekilde: Net Rezerv = (Dış Varlıklar – toplam döviz yükümlülükleri) / Dolar-TL kuru

Swap hariç net rezerv ne demek?

Ekonomist Eğilmez’e göre net rezerv miktarı, swap işlemleriyle elde edilmiş (emanet) dövizleri de kapsadığı için bu rakam tam olarak net rezervi ifade etmiyor.

Bu yüzden net döviz rezervini emanet dövizleri çıkararak görebilmek için bu miktardan swap karşılığı elde edilmiş döviz tutarını düşmek gerekiyor. Swap hariç net rezerv ise şu şekilde hesaplanabiliyor:

Swap hariç net rezerv = Net rezerv – Swap işlemleri toplamı

Uluslararası rezerv nedir?

TCMB’nin (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) tanımına göre uluslararası rezervler; ülkelerin para otoriteleri tarafından kontrol edilen, kullanıma hazır, birbirlerine çevrilebilme özelliği bulunan ve uluslararası ödeme aracı olarak kabul edilen varlıklar.

Uluslararası rezerv olarak sayılan varlıklar şunlar:

  • Konvertibl (birbirlerine dönüştürülebilir) döviz varlıkları (euro, ABD doları, İngiliz sterlini vb.)
  • Uluslararası standartta altın
  • Özel Çekme Hakları
  • Uluslararası Para Fonu (IMF) Rezerv Pozisyonu

TCMB, rezervleri nasıl saklıyor?

Merkez Bankası, rezervlerin yönetiminde ülke menfaatine öncelik verdiğini aktarıyor. Bu amaçla, uluslararası rezervleri, anaparanın korunması ve gerekli likiditenin sağlanması için düşük riske sahip yatırım araçlarında değerlendiriyor.

Merkez Bankası, rezerv yönetimi sırasında karşılaşılabilecek risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve kabul edilebilir sınırlar içinde tutulabilmesi için risk yönetim stratejisi uyguluyor. Ayrıca elindeki rezervlerin seviyesini, düzenli aralıklarla internet sitesinde yayımlıyor.

Paylaşın

Avrupa Merkez Bankası’ndan Faiz Artışı Kararı

Avrupa Merkez Bankası (AMB), Euro bölgesinde faiz oranını Temmuz ayından itibaren 25 baz puan yükseltme kararı aldı. Banka, varlık alım programını 1 Temmuz’da sona erdireceğini açıkladı. Rekor düzeyde seyreden ve yükselmeye devam eden enflasyon, bankanın bu kararı almasına neden oldu.

Avrupa Merkez Bankası (AMB) enflasyon tahminlerini de güncelledi. Euro bölgesinde enflasyonun 2022 yılında yüzde 6,8, 2023’te yüzde 3,5 ve 2024 yılında yüzde 2,1 olmasının beklendiği açıklandı. AMB açıklamasında “Bu tahminler enflasyonun istenmese de bir süreliğine yüksek olmayı sürdüreceğine işaret ediyor” ifadelerini kullandı.

Kuruluş Mart ayında, tüketici fiyatlarındaki artışı 2022 yılı için yüzde 5,1, 2023 için yüzde 2,1 ve 2024 için yüzde 1,9 olarak tahmin etmişti.

Ekonomik büyüme tahminini düşürdü

Avrupa Merkez Bankası Euro bölgesinde ekonomik büyümeye dair öngörülerini de paylaştı. AMB Euro bölgesinde ekonomik büyümenin 2022 yılında yüzde 2,8 oranında bir yıl sonra ise yüzde 2,1 oranında olacağını tahmin etti.

Açıklamada Rusya’nın Ukrayna savaşının “ticareti aksattığı, materyal eksikliğine yol açtığı, enerji ve emtia fiyatlarının yükselmesine sebep olduğu” belirtildi. Bu etkenlerin “özellikle yakın vadede güven üzerinde baskı yaratmaya devam edeceği ve büyümeyi azaltmayı sürdüreceği” ifade edildi.

AMB Mart ayında yaptığı açıklamada bu yıl ekonomik büyümeyi yüzde 3,7, gelecek yıl için yüzde 2,8 ve 2024 için de yüzde 1,6 olarak tahmin etmişti.

Paylaşın