Reuters: Merkez Bankası, Lira Üzerinde Kontrolunü Arttırdı

Swaplar hariç tutulduğunda net bazda 10-20 milyar dolar, brüt olarak ise yaklaşık 114 milyar dolar rezerve sahip olan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB), bu yıl yapılan yüze yakın yeni düzenleme ile 2023 seçimleri öncesinde lirayı istikrara kavuşturan rezerv yönetimi sistemine son rötuşları yaptığı öne sürüldü.

Yetkililer, bir yıl önce lirada yaşanan tarihi çöküşün ardından benimsenen politikanın büyük ölçüde ihracat gelirlerinden, yabancıların ev almasından ve piyasanın arz ve talebini hassas bir şekilde dengeleyen diğer kaynaklardan elde edilen yabancı fonlara dayandığını kaydetti.

Londra’da merkezli haber ajansı Reuters’a konuşan 10 bankacı ve ekonomistle bir Türk yetkiliye göre, geçmişteki lirayı destekleme planlarının aksine, Merkez Bankası’nın artık sürekli olarak kendi rezervlerini kullanması gerekmiyor.

Merkez Bankası bu konuda yorum yapmadı ancak üst düzey yetkililer ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yeni düzenlemeleri sık sık övüyor.

Bankacıların hesaplamaları, Merkez Bankası’nın yeni politikası kapsamında bu yıl yaklaşık 100 milyar dolar elde ettiğini gösteriyor. Ekim ve Kasım aylarının büyük bölümünde lira doları çok yakından takip etti ve 18,6 civarında sabit kaldı.

İsminin açıklanmasını istemeyen kaynaklar, izlenen bu politikanın Merkez Bankası’nın döviz kuru “politikası” üzerinde sıkı kontrol sağlamasına ve Ankara’nın Haziran’da yapılacak cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine kadar istikrarı korumasına yardımcı olabileceğini söyledi.

Türkiye’de resmi verilere göre enflasyon yüzde 85’i aşmışken, ekonomide veya lirada daha fazla dalgalanmadan kaçınmak Erdoğan’ın yeniden seçim planlarında önemli. Yine de muhalefet bu politikaları tersine çevirmeyi vadettiği için seçim, dalgalanmaya neden olabilir.

Lira özellikle Aralık ayında, fiyatların yükselmesine neden olan ve Erdoğan tarafından yönlendirilen alışılmışın dışında faiz indirimlerinin tetiklediği keskin düşüşlerle geçen yıl yüzde 44 değer kaybetti.

Lira bu yıl yüzde 29 daha değer kaybederken, Ağustos ortasından bu yana sadece yüzde 3 düştü. Son yıllarda yabancı yatırımcıların para piyasalarından neredeyse tamamen çıkması yetkililerin elini güçlendirdi.

Erdoğan Haziran ayında yaptığı bir konuşmada, “Fiyat istikrarını ise aldığımız diğer tedbirlerin yanı sıra, işimize gelen seviyedeki bir döviz kuruyla cari fazlayı artırarak sağlamayı planlıyoruz. Biz meseleye böyle bakıyor, buna göre çalışıyoruz” demişti.

“Döviz piyasasında yapay dalgalanma sürdürülemez”

Reuters’a konuşan bazı bankacılar ve ekonomistlerin eleştirileri, bu politikanın borç vermeyi yavaşlattığı, Ankara’nın ihracatçılar ve küçük işletmeler için parasal teşvike ve ucuz krediye öncelik vermesinin enflasyonun yükselmesine izin verdiği yönünde.

Birçok kişi döviz piyasasını yapay olarak dengelemenin sürdürülemez olduğunu söylüyor; özellikle de yüksek enerji ithalat maliyetleri bu kış zaten son derece olumsuz olan ticaret dengesini sarsarsa.

Tellimer Research’ten kıdemli ekonomisti Patrick Curran, “Türkiye şimdilik liralaşma politikalarıyla idare etmeye devam edebilir. Ancak ödemeler dengesi istikrarının ne kadar süreceği belirsiz” dedi.

Ancak toplantılara katılan kaynaklara göre Merkez Bankası bu hafta banka yöneticilerine, eleştirilerine rağmen düzenlemelerine ve politikalarına devam edeceğini söyledi.

Bu yıl yapılan yaklaşık 100 düzenleme, Merkez Bankası ve devlete döviz, kredi, kredi ve mevduat piyasalarında baskın bir rol verdi ve hükümetin söylediğine göre bu dönüşüm halka bir öngörülebilirlik sundu.

Bu değişiklikler arasında, şirketleri ve bireyleri döviz varlıklarını dönüştürmeye teşvik eden yeni, kur korumalı lira hesapları ve ihracatçılara döviz gelirlerinin büyük bir kısmını Merkez Bankası’na satma talimatı yer alıyor.

Reuters’a konuşan kaynaklar, sonuç olarak Merkez Bankası’nın, ithalatçıların ihtiyaçları ve güçlü bir turizm sezonundan elde edilen gelirler dahil dövizde daha iyi bir denge kurabileceğini söyledi.

Bankacıların hesaplamalarına göre, Merkez Bankası döviz kurunu dengelemek için elde ettiği 100 milyar doları piyasaya geri sattı.

55 milyar negatif rezerv bakiyesi

Hesaplamalar, bankanın geçen kış tüm enerji ithalatı taleplerini ve bu yıl ithalatla ilgili yaklaşık 100 milyar dolarlık döviz talebini karşıladığını gösteriyor.

Bu önleme ek olarak, Merkez Bankası uluslararası muhataplarından yaklaşık 23 milyar dolar alırken, Rusya da yerel nükleer yatırımın parçası olarak en az 5 milyar dolar transfer etti. Erdoğan bu durumu, “dost ülkelerin” yardım etmesi olarak değerlendiriyor.

Yeni politika, Merkez Bankası’nın rezervlerini lirayı doğrudan desteklemek için kullandığı ve döviz tamponunu kötü şekilde tükettiği bir dönemi kapatıyor.

Veriler, bu swaplar dikkate alındığında, bankanın yaklaşık 55 milyar dolar negatif rezerv bakiyesine sahip olduğunu gösteriyor. Swaplar hariç tutulduğunda rezervler net bazda 10-20 milyar dolar, brüt olarak ise yaklaşık 114 milyar dolar.

Paylaşın

Merkez Bankası’ndan Kritik Mesaj: Regülasyonlar Sürecek

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), kamuoyuna açık olmayan ve birçok banka yöneticisinin katıldığı toplantıda, bankacılık sektörü tarafından eleştirilen piyasa düzenleme regülasyonlarını kararlı şekilde sürdüreceği mesajını verdi.

Geçen hafta başında İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, Türkiye’nin serbest piyasa koşullarına geri dönmesi gerektiğini söylemiş ve menkul kıymet tesisi uygulamasının bankaları büyümeyi desteklemekten alıkoyduğunu, bankaları riske açık hale getirdiğini kaydetmişti.

Merkez Bankası, finansal istikrarı sağlamak amacıyla bir dizi önlemle döviz, tahvil, kredi ve mevduat piyasalarındaki kontrolunu arttırmıştı. Bu da gösterge yıllık tahvil faizinin yüzde 26’dan yüzde 10,5’e düşmesine neden olmuştu.

Reuters haber ajansına bilgi veren kaynaklar, gelecek yıl bankaların bilançoları üzerinde kontrollarını kaybedecekleri için büyük bir gelir kaybıyla karşılaşabileceklerini belirtti.

Reuters’a adını açıklamak istemeyen bu kaynaklar toplantıya İş Bankası’nın CEO’su dahil birçok bankanın yöneticisinin katıldığını bildirdi. Merkez Bankası, Reuters’ın konuyla ilgili sorusuna yanıt vermezken İş Bankası’na da henüz ulaşılamadı.

Kaynaklara göre Merkez Bankası’nın verdiği mesajlardan biri kaynakları sürdürülebilir ekonomik faaliyetler için gerekli alanlara yönlendiren politikaların devam edeceği oldu.

Kaynak, seçici kredi tutumunu da güçlendireceğini, bunun yatırımı, istihdamı, katma değerli üretimi ve ihracatı arttıracağını söyledi.

Merkez Bankası’nın geçen yıl attığı adımlar arasında ihracat ve üretim odaklı sektörlere kredilerin teşvik edilmesi yer alıyordu.

Merkez Bankası ayrıca bankaları, 2021’de değeri yüzde 44 düştükten sonra bu yıl da yüzde 29 düşen lirayı desteklemek için müşterileri döviz tasarruflarını dönüştürmeye ikna etmeye çağırıyor.

Türk hükümetinin ekonomik programı Türkiye’nin kronik cari açığını kapatmak için düşük faiz oranlarını destekiyor, böylece istihdamı, yatırımı ve ihracatı arttırmayı umuyor.

Merkez Bankası politika faiz oranını son üç ayda 350 baz puan düşürerek yüzde 10,5’e indirdi. Ekim ayında enflasyon oranı ise yüzde 85’ti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sıradışı para politikalarını 2023 genel seçimlerine kadar sürdürmesi bekleniyor. Reuters haber ajansına göre anketler Erdoğan’ın seçimi kaybetme riskinin olduğunu gösteriyor.

Bankalar, Merkez Bankası’nın geçen yılki agresif faiz indirimlerini sürdürmek için sabit para mevduatlarını caydırmak ve kredileri hükümetin tercih ettiği sektörlere yönlendirmek için bir dizi yeni kuralı uygulamak zorunda kaldılar. Bu durum çok sayıda banka yöneticisini zor durumda bırakıyor.

(Kaynak: Reuters)

Paylaşın

ABD Merkez Bankası, Faizi Son 14 Yılın En Yüksek Seviyesine Çekti

Son 40 yılın en kötü enflasyonuyla mücadelesini sürdüren ABD Merkez Bankası (FED), bugün yapılan Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısının ardından alınan faiz artırım kararıyla politika faizi 2008’den bu yana en yüksek seviyeye çıktı.

Yapılan bu son artırım ile politika faizi yüzde 3,75-4,00 aralığına yükseldi. Banka, borçlanma maliyetlerini artırmanın ekonomiyi sakinleştireceğini ve fiyat enflasyonunu düşürmesini umuyor.

Ancak uzmanlara göre, söz konusu hamlelerin ciddi bir gerilemeyi tetikleyebileceğinden endişeleniyor. Fed daha önceki son 4 toplantıda da politika faizini 75’er baz puan artırmıştı.

FED, borçlanma maliyetlerinde gelecekteki artışların, şimdiye kadar yürürlüğe koyduğu “para politikasının kümülatif sıkılaştırılmasını” hesaba katmak için daha küçük adımlarla yapılabileceğinin sinyalini verdi.

ABD Merkez Bankası’nın yeni politika açıklamasında kullanılan dil, faiz arttırımı hızının hala gelişmekte olan etkisine dikkat çekti ve federal fon oranı için “enflasyonu zaman içinde yüzde 2’ye döndürmek için yeterince kısıtlayıcı” bir seviyeye odaklanma isteğini dile getirdi.

FED politikalarını belirleyen Federal Açık Piyasa Komisyonu (FOMC) iki günlük toplantısının sonunda yaptığı açıklamada “Hedef aralıkta devam eden artışlar uygun olacaktır” dedi.

FED yetkilileri, gelecekteki herhangi bir kararı dışlamadan, komisyonun, gelecekte hedef aralıkta yapılacak faiz artışlarının hızını belirlerken, para politikasının kümülatif sıkılaşması, para politikasının ekonomik faaliyeti ve enflasyonu etkilemede gecikmesi ile ekonomik ve finansal gelişmeleri dikkate alacağını belirtti.

Bu dille komisyon, FED’in politika sıkılaştırmasının ABD ve dünya ekonomileri üzerindeki etkisi, devam eden büyük faiz artışlarının mali sistemi zorlayabileceği veya bir resesyonu tetikleyebileceği tehlikesi etrafında gelişen tartışmaları kabul etmiş oldu.

Son zamanlardaki hızlı faiz artışları, FED’in hedefinin üç katından fazla seyreden enflasyonu yakalamak için “hızlı” hareket etmek adına yapılmış olsa da, Merkez Bankası şimdi daha ince ayarlara dayalı bir aşamaya giriyor.

FED Başkanı Jerome Powell karardan sonra yaptığı açıklamada, Merkez Bankası’nın yılsonu politika toplantısında faiz artışlarının boyutunu azaltabileceğini söyledi.

FOMC toplantısının ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Powell, son faiz artışlarını tanımlayan 75 baz puanlık hamlelerden daha küçük faiz artışlarına geçilmesi ile ilgili “O dönem yaklaşıyor ve Aralık toplantısına kadar gelebilir” dedi. Ancak gelecek ayki FOMC toplantısında ne tür bir adım atılacağı konusunda henüz “bir karar verilmediğini” ekledi.

Politika kararı, hedef federal fon oranını 2008 başından bu yana en yüksek seviye olan yüzde 3,75-4,00 aralığında belirledi.

ABD Merkez Bankası Mart ayından itibaren son altı toplantısında faiz oranlarını arttırarak eski FED Başkanı Paul Volcker’ın 1970 ve 1980’lerde enflasyonu kontrol altına almak için verdiği mücadeleden bu yana en hızlı artış turunu gerçekleştirmiş oldu.

FED’in açıklamasında yetkililerin “enflasyon risklerine karşı son derece dikkatli” olmaya devam ettiği ve bunun da yeni artışlara kapı açtığı belirtildi. FED, ekonominin hala “güçlü” istihdam artışları ve düşük işsizlikle ılımlı bir şekilde büyüdüğünü belirtti.

Farklı raporlar, Eylül ayına kadar olan 12 aylık dönemde enflasyonun yüzde 8,2 arttığını gösteriyor. FED’in tercih ettiği bir başka endeks ise enflasyonun, bankanın hedef enflasyon oranı olan yüzde 2’nin üç kat üzerinde olduğunu ortaya koyuyor.

Ancak bazı anketler ve özel veriler, fiyatlar üzerindeki baskıların en azından gevşemenin eşiğinde olduğuna işaret ediyor. Bu veriler, FED yetkililerinin gelecekte daha düşük oranda faiz artışlarına gitmesini sağlayabilir.

Bazı Kongre üyeleri de FED’in faiz oranlarını fazla yükseltmesine karşı uyarılarda bulunuyor ve 30 yıllık sabit konut kredisi (mortgage) faiz oranlarının hızla yükselmesinin, FED politikalarının tüketicileri doğrudan etkilemesinin en iyi örneklerinden biri olduğuna işaret ediyor.

ABD’de resesyon kaygısı

Uzmanlar, Amerikan Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadele için attığı sert adımların ekonomik konjonktüre sekte vurmasından ve ABD’nin resesyona sürüklenmesinden kaygı duyuyor. ABD ekonomisi yılın ilk iki çeyreğinde daralmıştı. Üçüncü çeyrekte ise yüzde 0,6 oranında büyüme kaydedildi.

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik savaşının etkisiyle ABD’de de enflasyon Haziran ayında son 40 yılın en yüksek seviyesine ulaşarak, yüzde 9,1 olarak gerçekleşmişti. Daha sonraki aylarda enflasyon yüzde 8,2’ye gerilemiş olsa da, Fed yüzde 2 hedefinin hâlâ uzağında bulunuyor.

Ülkede 8 Kasım’da yapılacak Kongre seçimleri öncesinde tüketici fiyatlarındaki artış Başkan Joe Biden ve Demokratlar üzerinde büyük baskı oluşturuyor. Kamuoyu yoklamaları, enflasyonun insanlar için en önemli konular arasında bulunduğunu gösteriyor.

Enflasyonist baskıyla boğuşan diğer pek çok ülke de, borçlanma maliyetlerini artırmak adına ABD ile birlikte hareket ediyor. İngiltere Merkez Bankası’nın da Perşembe günü 75 baz puanlık bir artışa gitmesi bekleniyor. Bu, gerçekleşmesi durumunda 1989 yılından bu yana en büyük artış olacak.

Borçlanma maliyetlerindeki keskin artış, başta konut olmak üzere bazı sektörlerde sakinlemeye neden oldu. Ancak pek çok ekonomist, enflasyonun sağlıklı olarak kabul edildiği yüzde 2 seviyesine ulaşması için daha fazla ekonomik yavaşlamanın gerekli olduğunu söylüyor.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) geçtiğimiz ay politika faizini yüzde 12’den yüzde 10,5’e indirdi.

Paylaşın

BDDK Açıkladı: Bankaların Net Karı Yüzde 402 Arttı

Bankacılık sektörü, eylül ayında 33,96 milyar lira net kar elde etti. Yılın ilk 9 aylık döneminde ise sektörün karı 286 milyar 170 milyon lira oldu. Bankacılık sektörü, geçen yılın aynı döneminde 56 milyar 941 milyon TL kar etmişti.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), “Türk Bankacılık Sektörünün Konsolide Olmayan Ana Göstergeleri”nin eylül ayına ilişkin verilerini bugün açıkladı.

Buna göre, bankacılık sektörü, eylül ayında 33,96 milyar lira net kar elde etti. Yılın ilk 9 aylık döneminde ise sektörün karı 286 milyar 170 milyon lira oldu. Bankacılık sektörü, geçen yılın aynı döneminde 56 milyar 941 milyon TL kar etmişti.

BDDK raporundan öne çıkan veriler şöyle:

  • Eylül sonu itibarıyla bankacılık sektörünün aktif büyüklüğü 13 trilyon 99 milyar 876 milyon lira olarak oldu. 2021 yılı sonuna göre sektörün aktif toplamı 3 trilyon 884 milyar 413 milyon lira arttı
  • Eylülde en büyük aktif kalem olan krediler 6 trilyon 835 milyar 941 milyon lira, menkul değerler 2 trilyon 129 milyar 777 milyon lira oldu

  • 2021 yılsonuna göre sektörün toplam aktifi yüzde 42,2, krediler toplamı 39,5 ve menkul değerler toplamı yüzde 44,2 oranında artış gösterdi
  • 2021 yıl sonuna göre kredilerin takibe dönüşüm oranı yüzde 2,28 oldu. Bu oran önceki dönemde yüzde 2,38 seviyesindeydi.
  • Bankaların kaynakları içinde, en büyük fon kaynağı durumunda olan mevduat 2021 yılı sonuna göre yüzde 51,8 artışla 8 trilyon 52 milyar 541 milyon liraya yükseldi.
  • 2021 yılsonuna göre özkaynak toplamı yüzde 66,5 artışla 1 trilyon 188 milyar 813 milyon lira, sermaye yeterliliği standart oranı ise yüzde 18,83 oldu.
Paylaşın

Merkez Bankası, ‘Yerli Bankaları’ Uyardı: Döviz Alım Satım İşlemlerini…

Yurtiçi bankalara yurtdışı yerleşik bankalarla döviz alım satım işlemlerini piyasa saatleri dışında yapmamaları konusunda uyarıda bulunan Merkez Bankası, bu konularda gerekli adımların atılmaması halinde tedbir alacağını belirtti.

Merkez Bankası, Mayıs ayında da aynı konuda sözlü uyarıda bulunmuştu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), yurtiçi bankalara yurtdışı yerleşik bankalarla döviz alım satım işlemlerini piyasa saatleri dışında yapmamaları konusunda yazılı uyarıda bulundu.

Reuters haber ajansının gördüğü Merkez Bankası iletisinde şu ifadeler yer aldı:

“Son dönemde yurtiçi bankalarımızın özellikle geç saatlerde yurtdışı yerleşik bankalar ile döviz alım satım işlemi gerçekleştirdiği görülmüştür.

Bu konuda gereken hassasiyetin gösterilmesi, bankamız politikalarının etkinliği ve finansal sistemin sağlıklı işleyişi açısından önem arz etmekte olup, bankalarımızın gerekli tedbiri almaları beklenmektedir.”

Uyarı yazısında ayrıca bankaların yurtdışı yerleşiklere yüksek miktarda TL gönderdiği ve bu tutarların dövize dönüştürüldüğüne dikkat çekildi ve bankalardan müşterilerine bu işlemleri yurtiçi piyasalarda yapmalarının mümkün olduğunun bildirilmesi ve önerilmesi istendi.

Bu konularda gerekli adımların atılmaması halinde Merkez Bankası’nın tedbir alacağı belirtildi. Merkez Bankası, Mayıs ayında da aynı konuda sözlü uyarıda bulunmuştu.

21 Ekim itibarıyla Merkez Bankası brüt döviz rezervleri, 1 milyar 56 milyon dolar azalışla 75 milyar 116 milyon dolara indi.

Brüt döviz rezervleri, 14 Ekim’de 76 milyar 172 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu. Söz konusu dönemde altın rezervleri de 1 milyar 4 milyon dolar azalarak 39 milyar 855 milyon dolardan 38 milyar 851 milyon dolara geriledi.

Böylece Merkez Bankası’nın toplam rezervleri, 21 Ekim haftasında bir önceki haftaya kıyasla 2 milyar 59 milyon dolar azalışla 116 milyar 26 milyon dolardan 113 milyar 967 milyon dolara indi.

Paylaşın

ECB Faizleri 75 Puan Artırdı: 2009’dan Bu Yana En Yüksek Seviye

Almanya’nın Frankfurt kentinde toplanan 25 üyeli Avrupa Merkez Bankası (ECB) Para Politikası Kurulu, üç temel politika faizini 75 baz puan artırarak, 2009’dan bu yana en yüksek seviyesine çıkardı. ECB’nin aralık ayındaki toplantısında da 50 baz puan faiz artırmasına kesin gözüyle bakılıyor. 

Haber Merkezi / ECB, 19 ülkeden oluşan Euro Bölgesi’nde faiz oranlarını sadece üç ay içinde 2 puan artırdı. 2005-2007 yılları arasındaki faiz artırımı döneminde bu süre 18 ay, 1999-2000 yıllarında ise 17 ay sürmüştü.

Lagarde’dan eleştirilere “enflasyon” yanıtı

Ekonomide resesyon beklentilerine rağmen enflasyonla mücadele adına alınan faiz artırım kararları yüksek borç oranına sahip İtalya ve Fransa gibi Euro Bölgesi ülkelerinde eleştirilere yol açmıştı. İtalya’nın yeni Başbakanı Giorgia Meloni, güçlü faiz artışlarının özellikle yüksek borçlu ülkeler açısından riskli olduğu eleştirisi yapmış, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da yüksek enflasyonla mücadelede talebe darbe vurulmaması uyarısında bulunmuştu.

ECB Başkanı Christine Lagarde, eleştirilere karşı faiz artış kararını savunarak, ECB’nin bir görevinin de enflasyonla mücadele olduğunu vurguladı. Hızlı artış oranlarının enflasyonu düşürmede ve ekonomik toparlanmanın teşvikinde “en uygun” yol olduğunu belirten Lagarde, önümüzdeki dönemde de faiz artışlarının süreceği mesajı verdi. ECB’nin yıllık enflasyon hedefi yüzde 2 olarak belirlenmişti.

Konjonktürle ilgili karamsar bir tablo çizen Lagarde, doğal gaz krizi ve fiyat artışları ışığında üçüncü çeyrekte ekonomik faaliyetlerde belirgin yavaşlama olduğunu, yılın geri kalanında ve önümüzdeki yılın başında da bu yavaşlamanın devam etmesini beklediklerini söyledi. Lagarde Euro Bölgesi ülkelerini, borçları azaltma çabalarını sürdürmeye çağırdı.

Dünyanın dört bir yanında merkez bankaları, işletmeler ve tüketiciler için kredi maliyetini yönlendiren faiz oranlarını, enflasyonu dizginlemek amacıyla hızla yükseltiyor. Ekonomistler, tüketicilerin satın alma gücünü azaltan enflasyon sebebiyle ABD ile 19 üyeli Euro Bölgesi’nde bir resesyon olacağını öngörüyor.

Son haftalarda değer kayıpları sonrası Dolar’ın gerisine düşen Euro, faizlerin yükseltileceği beklentisi nedeniyle 20 Eylül’den bu yana ilk kez 1 seviyesinin üzerine çıkmıştı.

ABD Merkez Bankası’nın da yeni faiz artırımına gitmesi bekleniyor

Para piyasalarındaki fiyatlamalarda gelecek hafta yapılacak toplantıda Fed’in 75 baz puan faiz artırmasına kesin gözüyle bakılırken, aralık toplantısında 50 baz puan faiz artırımı yapılacağına yönelik beklentiler güçlenmeyi sürdürüyor. Fed’in aralıkta yüzde 55 ihtimalle 50 baz puan, yüzde 39 ihtimalle 75 baz puan faiz artıracağı öngörülüyor.

Paylaşın

Merkez Bankası Rezervleri 1 Milyar 56 Milyon Dolar Azaldı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından Haftalık Para ve Banka İstatistikleri yayımlandı. Buna göre, 21 Ekim itibarıyla Merkez Bankası brüt döviz rezervleri, 1 milyar 56 milyon dolar azalışla 75 milyar 116 milyon dolara indi.

Haber Merkezi / Brüt döviz rezervleri, 14 Ekim’de 76 milyar 172 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu. Söz konusu dönemde altın rezervleri de 1 milyar 4 milyon dolar azalarak 39 milyar 855 milyon dolardan 38 milyar 851 milyon dolara geriledi.

Böylece Merkez Bankası’nın toplam rezervleri, 21 Ekim haftasında bir önceki haftaya kıyasla 2 milyar 59 milyon dolar azalışla 116 milyar 26 milyon dolardan 113 milyar 967 milyon dolara indi.

Brüt ve net döviz rezervi nedir?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, brüt ve net döviz rezervi arasındaki farkı şu şekilde açıklıyor: Merkez Bankası, döviz rezervlerinin tamamının sahibi değil.

TCMB’nin rezervlerinin bir bölümü bankaların Merkez Bankası’nda tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklardan oluşuyor. Bunları bir çeşit emanet döviz olarak görmek mümkün.

TCMB’nin son yıllarda rezerv opsiyon mekanizması aracılığıyla, TL mevduatlar karşılığında alması gereken zorunlu karşılıkları dövizle yatırma esnekliği tanımasıyla bu döviz rezervlerindeki emanet tutarda artış oldu.

Döviz rezervlerinin bir bölümünün emanet olması nedeniyle Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin toplamı brüt döviz rezervlerini gösteriyor. Merkez Bankası’nda emanet olarak duran miktarlar düşüldüğünde net döviz rezervine ulaşılıyor.

Net döviz rezervi nasıl hesaplanıyor?

Net döviz rezervi, TCMB verilerinde aktif kısımda yer alan dış varlıklardan, pasif kısımda bulunan toplam döviz yükümlülüklerini çıkardıktan sonra elde edilen rakamın o günün kuruna bölünmesiyle hesaplanıyor.

Formül şu şekilde: Net Rezerv = (Dış Varlıklar – toplam döviz yükümlülükleri) / Dolar-TL kuru

Swap hariç net rezerv ne demek?

Ekonomist Eğilmez’e göre net rezerv miktarı, swap işlemleriyle elde edilmiş (emanet) dövizleri de kapsadığı için bu rakam tam olarak net rezervi ifade etmiyor.

Bu yüzden net döviz rezervini emanet dövizleri çıkararak görebilmek için bu miktardan swap karşılığı elde edilmiş döviz tutarını düşmek gerekiyor. Swap hariç net rezerv ise şu şekilde hesaplanabiliyor:

Swap hariç net rezerv = Net rezerv – Swap işlemleri toplamı

Uluslararası rezerv nedir?

TCMB’nin (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) tanımına göre uluslararası rezervler; ülkelerin para otoriteleri tarafından kontrol edilen, kullanıma hazır, birbirlerine çevrilebilme özelliği bulunan ve uluslararası ödeme aracı olarak kabul edilen varlıklar.

Uluslararası rezerv olarak sayılan varlıklar şunlar:

  • Konvertibl (birbirlerine dönüştürülebilir) döviz varlıkları (euro, ABD doları, İngiliz sterlini vb.)
  • Uluslararası standartta altın
  • Özel Çekme Hakları
  • Uluslararası Para Fonu (IMF) Rezerv Pozisyonu

TCMB, rezervleri nasıl saklıyor?

Merkez Bankası, rezervlerin yönetiminde ülke menfaatine öncelik verdiğini aktarıyor. Bu amaçla, uluslararası rezervleri, anaparanın korunması ve gerekli likiditenin sağlanması için düşük riske sahip yatırım araçlarında değerlendiriyor.

Merkez Bankası, rezerv yönetimi sırasında karşılaşılabilecek risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve kabul edilebilir sınırlar içinde tutulabilmesi için risk yönetim stratejisi uyguluyor. Ayrıca elindeki rezervlerin seviyesini, düzenli aralıklarla internet sitesinde yayımlıyor.

Paylaşın

Kur Korumalı Mevduatın Kamuya Maliyeti 194 Milyar TL’yi Buldu

2021 yılı sonunda, doların yükselişini durdurmak için uygulamaya alınan Kur Korumalı Mevduatın (KKM), kamuya maliyeti her geçen gün katlanarak artıyor… KKM uygulamasının kamuya maliyeti 194 milyar lirayı buldu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) grubunun ekonomi raporunda kur korumalı mevduat (KKM) uygulamasının yarattığı fatura hesaplandı. Bu yıl ocak-eylül döneminde merkezi yönetim bütçesinden, iç ve dış borçlar için 207.1 milyar lira faiz ödendiğine dikkat çekildi.

KKM’ler için bütçeden ödenen ancak bütçede faiz olarak sınıflandırılmayıp cari giderlere atılan ödemelere ilişkin 84.9 milyar liralık faizle birlikte bu dönemde yapılan gerçek faiz ödemesinin ise 292 milyar liraya ulaştığı belirtildi.

Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır’ın haberine göre; bütçeden hem kamu borçları hem de KKM’ler için ödenen toplam faiz, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 105.2 oranında arttı. Raporda, 2022 bütçesinden faiz ödemeleri için başlangıçta 240 milyar lira ayrıldığı ancak Merkez Bankası’nın (MB) faiz indirimleriyle birlikte Hazine’nin faiz yükünün giderek arttığı, ayrılan kaynağın 330 milyar liraya yükseldiği belirtildi.

Raporda, “KKM’lerin para kompozisyonuna göre mevduatların yüzde 51’inin döviz veya altından dönen mevduatlardan, yüzde 49’unun ise TL mevduatlardan oluştuğu biliniyor. Açıklanmamakla birlikte MB’nin de eylül sonuna kadar 90 milyar lira civarında KKM için ödeme yaptığı da tahmin ediliyor” denildi.

Raporda, Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin, sürekli KKM’nin dolarizasyonu kırdığını ve TL  mevduatları artırdığını ileri sürdüğüne işaret edilerek şöyle denildi:

“Ancak MB, şirketlerin kur riskini hesaplarken bu mevduatları ‘döviz varlığı’ olarak kabul ediyor. Bu açıdan KKM’nin ekonomideki dolarizasyon eğilimini kırmayıp aksine artırdığını ve riskin Hazine ve MB’nin üzerine yıkıldığını görüyoruz. TL mevduatı gibi gözüken aslında döviz kuruna endekslenen 76 milyar dolarlık bir mevduatın dövize geçme potansiyeli bulunduğu hesaplanıyor.”

Paylaşın

BDDK’dan Kredi Kullanımını Sıkılaştıracak Yeni Hamle

Ticari kredi kullanımına yönelik yeni bir sıkılaştırma kararı alan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), kredi kullanabilecek şirketler için daha önce 15 milyon TL olan yabancı para pozisyonu sınırı 10 milyon TL’ye indirildi.

Haber Merkezi / Karar doğrultusunda 1 Kasım’dan itibaren geçerli olacak şekilde müşterilerden yeni beyan ve taahhüt alınacak. Söz konusu uygulama, 1-31 Ekim döneminde ise mevcut hali ile devam edecek.

BDDK’nın kredi piyasasını sıkılaştıracak bu yeni makroihtiyati önleminin Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz indiriminin ardından gelmesi ise dikkat çekti. TCMB, hafta içinde politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 12’den yüzde 10,5’e indirmişti.

BDDK’den yapılan açıklamaya göre, finansal istikrarın güçlendirilmesi ve kaynakların daha verimli kullanılarak kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasına yönelik, koordineli makro ihtiyati adımlar atılmaya devam ediliyor.
Bu doğrultuda alınan Kurul kararı ile bankalar ve finansal kuruluşlar dışındaki bağımsız denetime tabi şirketlerin yabancı para nakdi varlıklarının Türk lirası karşılığının 10 milyon TL’nin üzerinde olması veya yabancı para nakdi varlıklarının aktif toplamından veya son 1 yıllık net satış hasılatından büyük olanının yüzde 5’ini aşması durumunda, söz konusu şirketlere TL cinsinden yeni bir nakdi ticari kredi kullandırılmayacak.

Daha önce yeni nakdi ticari kredi kullandırmama koşulu, 15 milyon TL karşılığı yabancı para nakdi varlığın bulunması veya yabancı para nakdi varlıklarının aktif toplamından veya son 1 yıllık net satış hasılatından büyük olanının yüzde 10’u aşması durumunda geçerli oluyordu.

BDDK’nın aldığı karar şöyle:

“Kurul’un 21.10.2022 tarihli toplantısında, 21.10.2022 tarih ve E-24049440- 010.07.02-65391 sayılı yazı ve eklerinin incelenmesi sonucunda; 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 93’üncü maddesine dayanılarak, finansal istikrarın güçlendirilmesine ve kaynakların daha verimli kullanılarak kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasına yönelik atılacak koordineli makro ihtiyati adımlar kapsamında alınan 07.07.2022 tarihli ve 10265 sayılı Kurul kararının 1’inci ve 7’nci maddeleri ile anılan kararın Ek-1’inde bulunan beyan ve taahhüt örneğinde belirtilen ‘15 milyon TL’ ve ‘yüzde 10’ eşik değerlerin, söz konusu karar kapsamındaki bankalar ile finansal kiralama, faktoring ve finansman kuruluşları tarafından 1.11.2022 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, aksi yönde bir Kurul kararı alıncaya kadar ‘10 milyon TL’ ve ‘yüzde 5’ olarak uygulanmasına; işbu karar çerçevesinde, 1.11.2022 tarihinden itibaren, 10265 sayılı kararın Ek-1’inde bulunan beyan ve taahhüt örneğinde yer alan ‘30.06.2022’ tarihinin ‘1.11.2022’ olarak değiştirilmesine ve 1.11.2022 itibaren geçerli olacak şekilde müşterilerden yeni beyan ve taahhüt alınmasına; 1.10.2022 ila 31.10.2022 tarihleri arasında, 10265 sayılı kararın işbu karar öncesindeki mevcut hali ile uygulanmasına devam olunmasına; bu kararın kuruluş birliklerine duyurulmasına ve Kurum internet sitesinde yayımlanmasına karar verilmiştir.”

Paylaşın

Merkez Bankası, Politika Faizini Yüzde 10,5’e

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 12’den yüzde 10,5’e indirdi. Merkez Bankası, son iki toplantısında da 100 baz puan indirim yapmıştı.

Haber Merkezi / TCMB tarafından yapılan açıklamada, “TCMB, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda enflasyonda kalıcı düşüşe işaret eden güçlü göstergeler oluşana ve orta vadeli yüzde 5 hedefine ulaşıncaya kadarelindeki tüm araçları liralaşma stratejisi çerçevesinde kararlılıkla kullanmaya devam edecektir” denildi.

Açıklamada, “Fiyatlar genel düzeyinde sağlanacak istikrar, ülke risk primlerindeki düşüş, ters para ikamesinin ve döviz rezervlerindeki artış eğiliminin sürmesi ve finansman maliyetlerinin kalıcı olarak gerilemesi yoluyla makroekonomik istikrarı ve finansal istikrarı olumlu etkileyecektir. Böylelikle, yatırım, üretim ve istihdam artışının sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde devamı için uygun zemin oluşacaktır” ifadeleri kullanıldı.

Gelecek ay yapılacak Para Politikası Kurulu toplantısında da benzer bir hamlede bulunacağının sinyalini veren Merkez Bankası, “Kurul, takip eden toplantıda da benzer bir adım atıldıktan sonra faiz indirim döngüsünün sona erdirilmesini gündeme almıştır. Fiyat istikrarının sürdürülebilir bir şekilde kurumsallaşması amacıyla TCMB’nin tüm politika araçlarında kalıcı ve güçlendirilmiş liralaşmayı teşvik eden geniş kapsamlı bir politika çerçevesi gözden geçirme süreci devam etmektedir. Değerlendirme süreçleri tamamlanan kredi, teminat ve likidite politika adımları para politikası aktarım mekanizmasının etkinliğinin güçlendirilmesi için kullanılmaya devam edilecektir” dedi.

Merkez Bankası, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını Eylül ayında 100 baz puan düşürerek yüzde 13’ten yüzde 12’ye indirmişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,  geçen ay yaptığı açıklamada, “Faizimizi tek haneli rakama indirmeliyiz” demişti.

Erdoğan, son aylarda faiz konusunda sık sık değinerek, faiz artışına kesinlikle gidilmeyeceği mesajını verdi. Ancak yerli ve yabancı ekonomistlerin büyük çoğunluğu bu politikanın faiz konusundaki yerleşik uygulamalara ters olduğu görüşünü savunuyor.

TCMB’nin belirlediği politika faizi ile enflasyon arasındaki makasın gittikçe açılması, piyasalarda ve ekonomistlerde uzun zamandır endişelere yol açıyor.

TÜİK’in verilerine göre geçen ay enflasyon yıllık 83,45 olarak gerçekleşti. TCMB’nin bu son kararı ile faiz ve enflasyon arasındaki makas 73 baz puana çıkarak rekor kırdı.

Paylaşın