Merkez Bankası’nın Net Döviz Rezervleri 21 Yılın En Düşük Seviyesinde

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) net döviz rezervi, 12 Mayıs itibarıyla 2,3 milyar dolara geriledi. Rezervler 6 Şubat’taki depremlerin ardından düşüşe geçmişti.

Haber Merkezi / Reuters’ın, bugün yayımlanan ve geçen haftanın verilerini içeren Merkez Bankası haftalık raporundan derlediği verilere göre net döviz rezervi bir haftada 4,45 milyar dolar düştü.

2002 başından beri yayımlanan resmi verilere göre net rezervler en son 2002’nin ilk aylarında negatif olmuştu. Net döviz rezervine diğer ülkelerle yapılan swap anlaşmaları da dahil.

Reuters’a göre bunlar çıkarıldığında net rezervler eksi 36,86 milyar dolar seviyesinde.

Brüt ve net döviz rezervi nedir?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, brüt ve net döviz rezervi arasındaki farkı şu şekilde açıklıyor: Merkez Bankası, döviz rezervlerinin tamamının sahibi değil.

TCMB’nin rezervlerinin bir bölümü bankaların Merkez Bankası’nda tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklardan oluşuyor. Bunları bir çeşit emanet döviz olarak görmek mümkün.

TCMB’nin son yıllarda rezerv opsiyon mekanizması aracılığıyla, TL mevduatlar karşılığında alması gereken zorunlu karşılıkları dövizle yatırma esnekliği tanımasıyla bu döviz rezervlerindeki emanet tutarda artış oldu.

Döviz rezervlerinin bir bölümünün emanet olması nedeniyle Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin toplamı brüt döviz rezervlerini gösteriyor. Merkez Bankası’nda emanet olarak duran miktarlar düşüldüğünde net döviz rezervine ulaşılıyor.

Net döviz rezervi nasıl hesaplanıyor?

Net döviz rezervi, TCMB verilerinde aktif kısımda yer alan dış varlıklardan, pasif kısımda bulunan toplam döviz yükümlülüklerini çıkardıktan sonra elde edilen rakamın o günün kuruna bölünmesiyle hesaplanıyor.

Formül şu şekilde: Net Rezerv = (Dış Varlıklar – toplam döviz yükümlülükleri) / Dolar-TL kuru

Swap hariç net rezerv ne demek?

Ekonomist Eğilmez’e göre net rezerv miktarı, swap işlemleriyle elde edilmiş (emanet) dövizleri de kapsadığı için bu rakam tam olarak net rezervi ifade etmiyor.

Bu yüzden net döviz rezervini emanet dövizleri çıkararak görebilmek için bu miktardan swap karşılığı elde edilmiş döviz tutarını düşmek gerekiyor. Swap hariç net rezerv ise şu şekilde hesaplanabiliyor:

Swap hariç net rezerv = Net rezerv – Swap işlemleri toplamı

Uluslararası rezerv nedir?

TCMB’nin (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) tanımına göre uluslararası rezervler; ülkelerin para otoriteleri tarafından kontrol edilen, kullanıma hazır, birbirlerine çevrilebilme özelliği bulunan ve uluslararası ödeme aracı olarak kabul edilen varlıklar.

Uluslararası rezerv olarak sayılan varlıklar şunlar:

  • Konvertibl (birbirlerine dönüştürülebilir) döviz varlıkları (euro, ABD doları, İngiliz sterlini vb.)
  • Uluslararası standartta altın
  • Özel Çekme Hakları
  • Uluslararası Para Fonu (IMF) Rezerv Pozisyonu

TCMB, rezervleri nasıl saklıyor?

Merkez Bankası, rezervlerin yönetiminde ülke menfaatine öncelik verdiğini aktarıyor. Bu amaçla, uluslararası rezervleri, anaparanın korunması ve gerekli likiditenin sağlanması için düşük riske sahip yatırım araçlarında değerlendiriyor.

Merkez Bankası, rezerv yönetimi sırasında karşılaşılabilecek risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve kabul edilebilir sınırlar içinde tutulabilmesi için risk yönetim stratejisi uyguluyor. Ayrıca elindeki rezervlerin seviyesini, düzenli aralıklarla internet sitesinde yayımlıyor.

Paylaşın

Bankacılık Kaynakları: Kur Korumalı Mevduat Faizleri Yüzde 50’ye Çıkabilir

Bankacılık sektörü kaynakları, KKM’ye ilgiyi artırmayı hedefleyen Merkez Bankası’nın döviz alımını düşürmeye çalıştığını belirterek bankalara, “İstediğiniz kadar yüksek faiz vermekten çekinmeyin” mesajı verdiğine dikkat çekti.

Böylece gerçek kişilerde ekstra bir yüzde 10 daha KKM hedefi getirilmesinin, KKM faizlerini yukarıya iteceğine dikkat çeken bankacılık sektörü kaynakları, şu anda yüzde 40’a gelen TL mevduat faizleri ve enflasyon oranları dikkate alındığında, KKM faizlerinde yüzde 50 oranının görülmesinin sürpriz olmayacağına işaret etti.

Merkez Bankası’nın yeni kararıyla, bankalara verilen dövizden TL’ye ek dönüşüm yükümlülüğü eşikleri, gerçek kişi hesapları için yeniden düzenlenmişti. Yeni kararla, hesaplarda 26 Mayıs’tan 28 Temmuz’a kadar yüzde 10’un altında ek dönüşüm yapılması halinde eksik kalan tutar kadar bankalar 6 ay süreyle menkul kıymet tesis edecek.

Nisanda getirilen dönüşüm hedeflerinde hem gerçek hem de tüzel kişiler için yüzde 5 oranında Türk Lirası’na dönüşüm oranı yer almıştı. Şimdi gerçek kişilerde yüzde 5 artı yüzde 10 ek dönüşüm hedefi getirildi. 28 Temmuz sonra da yüzde 10’a çıkarılan dövizden TL’ye ek dönüşüm oranı yüzde 30’a yükseltilecek.

Ekonomim’den Şebnem Turhan’ın haberine göre bankacılık sektörü kaynakları bu adımların döviz ve altın talebini kısıp KKM’ye ilgiyi artırmayı hedeflediğini kaydetti. Bir bankacılık sektörü kaynağı Merkez Bankası’nın döviz alımını düşürmeye çalıştığını belirterek bankalara ise “İstediğiniz kadar yüksek faiz vermekten çekinmeyin” mesajı verdiğine dikkat çekti.

Böylece gerçek kişilerde ekstra bir yüzde 10 daha KKM hedefi getirilmesinin, KKM faizlerini yukarıya iteceğine dikkat çeken bankacılık sektörü kaynakları, şu anda yüzde 40’a gelen TL mevduat faizleri ve enflasyon oranları dikkate alındığında, KKM faizlerinde yüzde 50 oranının görülmesinin sürpriz olmayacağına işaret etti.

“KKM’den çıkış nasıl olacak?”

Öte yandan sektörün endişeleri de her yeni adımla birlikte büyüyor. Bankacılık sektörü kaynakları her ne kadar 28 Mayıs’ta yeni bir seçim yapılacak olsa da görünenin yerel seçimlere kadar ekonomi politikalarında bir değişiklik olmayacağı görüşünde.

Bunun da KKM’nin artarak devamı ve yerel seçimlere kadar baskılanan döviz kurları sonucunu yaratacağına işaret eden kaynaklar, yerel seçimler sonrasında ise bambaşka hikayeler yaşanabileceğini KKM’den çıkışın nasıl olacağını kimsenin bilemediğini ifade etti.

Paylaşın

Türkiye’nin Kredi Risk Primi Son Yedi Ayın En Yüksek Seviyesinde

Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tura kalması nedeniyle Türkiye’nin devlet borçlarını ödeyememesine karşı risk primi, son yedi ayın en yüksek seviyesine tırmandı. Türkiye’nin seçim öncesi kredi risk primi 480 baz puan civarındaydı.

Reuters haber ajansı, piyasaların Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yüksek seçim performansı sonrasındaki üçüncü işlem gününde de Türkiye’nin dolar cinsinden devlet tahvillerinin değer kaybını sürdürdüğünü, kredi risk priminin yükseldiğini bildirdi.

Dolar cinsinden tahviller, son altı ayın en düşük seviyesine gerilerken bir ülkenin aldığı kredileri geri ödeyememe riskini belirleyen kredi risk primi (CDS) son yedi ayın en yüksek seviyesine tırmandı.

Piyasalardaki satışlar, CHP’nin binlerce sandıkta tespit edilen usulsüzlükler nedeniyle itiraz başvurusunda bulunduğunu açıklaması ve Erdoğan’ın ikinci tur seçimden önce göçmenlere yönelik söylemini sertleştirmesi üzerine hızlandı.

Varlık yönetimi şirketi Ashmore’un araştırma grubu başkanı Gustavo Medeiros, ”Türkiye’nin kredi risk priminin 900 baz puan ya da üzerine çıktığını görebiliriz. Geçen yıl Temmuz’da bu seviyede işlem yapıyorduk. Eğer enflasyon ayarı sonrası liranın aynı seviyelerde değer kaybı yaşaması gerektiğini varsayarsak bir doların 30-31 liradan işlem görmesinden bahsedebiliriz. Bu kabaca yapılmış bir hesap, ama oldukça iyi bir tahmin” şeklinde konuştu.

Ekonomi verileri sağlayan Standard & Poors Global Market Intelligence, dün 682 baz puandan kapanan Türkiye’nin kredi risk priminin bugün 25 baz puan daha arttığını bildirdi. Türkiye’nin seçim öncesi kredi risk primi 480 baz puan civarındaydı.

Elektronik işlem platformu Tradeweb verilerine göre 2036 vadeli tahvilleri en büyük düşüşü bugün öğleden sonra saatlerinde 3 sentlik gerilemeyle yaşadı.

Daha uzun vadeli olan 2041 tahvilleriyse 70 sentin altından işlem görüyor. Bazı uzmanlara göre bu seviye, riskli alana giriyor.

Reuters’a göre Pazar günü yapılan Cumhurbaşkanlığı ve 28. Dönem Milletvekili seçiminde beklenenden daha güçlü bir performans ortaya koyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 28 Mayıs’ta yapılacak ikinci tur seçimlere de avantajlı konumda giriyor.

Bir ülkenin dış borçlanmasındaki en önemli göstergelerden biri olan CDS primi ne demek ve yükselmesi, düşmesi ne anlama geliyor?

Türkçe’de kredi risk primi veya kredi temerrüt takası olarak kullanılan CDS (Credit Default Swap) aslında bir çeşit sigortalama işlemi olarak tanımlanabilir.

Herhangi bir ülke hazinesine ya da şirketine borç verirken o borcun geri ödenmemesi ihtimaline karşı aldığınız sigorta poliçesine CDS deniyor ve genellikle over-the-counter (OTC) yani herhangi bir borsa düzenlemesine tabi olmayan tezgah üstü piyasalarda işlem görüyor.

CDS primi nasıl hesaplanıyor?

Ülkelerin dış borçlanmalarına karşı CDS’leri genelde büyük uluslararası yatırım bankaları sağlıyor ve o ülkelerin borcunu çevirememesi halinde ödemeyi bu banka üstlenmiş oluyor. Bu bankalar da söz konusu ülkenin geri ödeme yeteneğini, makroekonomik koşullarını inceleyerek bir risk oranı belirliyor.

Bu oran belirlenirken uluslararası derecelendirme kuruluşlarının verdiği notlar önemli bir rol oynasa da bunun dışında da bir çok faktör göz önünde bulunduruluyor.

Ekonomisi sağlam ve geri ödeme sorunu yaşamayacağı düşünülen ülkelerin risk primi düşük olurken geri ödemekte sorun yaşayacağı düşünülen ülkelerin risk primi yüksek bir orandan belirleniyor.

Türkiye’nin CDS oranı neden yükseliyor?

Ekonomist Mahfi Eğilmez’e göre ülke CDS priminin yükselmesine iç ve dış nedenler olmak üzere iki etken grubu yol açıyor. Koronavirüs salgını ya da Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve yükselen enerji fiyatları bu dış nedenlere örnek olarak verilebilir.

İç nedenler ise enflasyonun yükselmesi, dış borçların artması, kurların yükselmesi, sosyal çalkantılar ve afetler olarak sıralanabilir.

Dış nedenler konusunda yapılabilecek şeylerin sınırlı olmasına rağmen iç nedenleri yönetmenin mümkün olduğunu vurgulayan Eğilmez bu sayede dış nedenlerin de etkisinin azaltılabileceğini belirtiyor.

Türkiye’nin CDS primlerinin 2008 yılındaki küresel mali kriz sırasında yükseldikten sonra gerilediği görülüyor. Ülkenin makroekonomik dengelerinin bozulmaya başladığı 2018 yılından itibaren ise dalgalı bir seyirle de olsa yükseliş trendini sürdürdüğü görülüyor.

Paylaşın

Merkez Bankası’ndan ‘Kredi Kartı’ Düzenlemesi

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’ndan (TCMB), kredi kartlarına müdahale geldi. Bankalardan edinilen bilgiye göre TCMB, belirli bir limitin üzerinde olan kredi kartlarında nakit çekim ve kuyum harcamaları için düzenlemeye gitti.

Buna göre bankaların, kredi kartı limiti 50 bin TL’nin üzerinde olan müşterilerinin kredi kartıyla yaptıkları altın ve mücevherat alımlarının yüzde 30’u tutarında devlet tahvili alma zorunluluğu getirildi.

Sözcü’den Mehtap Özcan Ertürk’ün haberine göre ayrıca artık KOBİ, ihracat, yatırım, tarım, tüketicisi kredisi farketmeksizin, ayrı ayrı aylık artış yüzde 3’ü aşarsa, bu tutar kadar tahvil tesis edilecek.

TCMB’nin gerileyen rezervleri döviz piyasalarına kamu kontrolünü zorlaştırırken, kredi kartlarını kullanarak nakit çekmeyi caydırarak dövize ve altına kartlar üzerinden gelen talebin önüne geçilmek isteniyor.

Son dönemde kart sahipleri nakit çekmeyi kredi kullanmaya göre yatırım fırsatı açısından daha ucuz bir alternatif olarak görmeye başlamışlardı.

Maliyeti krediye göre düşük

Kredi kartına nakit avans ya da taksitli nakit avans maliyetleri aylık bazda yüzde 1,36 faiz ile TL cinsi en düşük borçlanmayı sağladığı için seçim öncesinde bireysel talebin en yüksek olduğu borçlanma kanalı haline gelmişti.

Bankalar, yıllık yüzde 20’e yakın oldukça düşük bir faizle borçlanmayı sağlayan bu imkan kapsamında kredi kullandırımını TCMB’nin bu adımı öncesi daraltmaya başladıklarını belirtmişlerdi.

Bazı bankalar bu yazı öncesi en yüksek kullandırılabilecek nakit avans tutarını düşürürken bir çok banka da en uzun vadeyi 12 aydan 6 aya indirmişti.

Paylaşın

Kısa Vadeli Dış Borç 161,4 Milyar Dolara Yükseldi

Buna göre kısa vadeli dış borç stoku mart sonunda yüzde 8,7 artışla 161,4 milyar dolar oldu. Bankalar kaynaklı kısa vadeli dış borç stoku yüzde 8,2 artarak 66 milyar dolar olurken diğer sektörlerin kısa vadeli dış borç stoku yüzde 2,4 artışla 56 milyar dolara yükseldi.

Haber Merkezi / Mart sonu itibariyle orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış dış borç verisi kullanılarak hesaplanan kalan vadeye göre kısa vadeli dış borç stoku ise 203,3 milyar dolar oldu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Kısa Vadeli Dış Borç İstatistikleri Gelişmeleri Mart 2023 verilerini açıkladı. TCMB tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Mart sonu itibarıyla, kısa vadeli dış borç stoku, 2022 yıl sonuna göre yüzde 8,7 oranında artışla 161,4 milyar ABD doları olarak gerçekleşti. Bu dönemde, bankalar kaynaklı kısa vadeli dış borç stoku yüzde 8,2 oranında artarak 66,0 milyar ABD doları olurken, diğer sektörlerin kısa vadeli dış borç stoku yüzde 2,4 oranında artarak 56,0 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşti.

Bankaların yurt dışından kullandıkları kısa vadeli krediler, 2022 yıl sonuna göre yüzde 1,3 oranında artarak 10,9 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşti. Banka hariç yurt dışı yerleşiklerin döviz tevdiat hesabı yüzde 6,9 oranında artarak 21,7 milyar ABD doları, yurt dışı yerleşik bankaların mevduatı da yüzde 0,5 oranında artışla 16,9 milyar ABD doları olarak gerçekleşti. Ayrıca, yurt dışı yerleşiklerin TL cinsinden mevduatları geçen yıl sonuna göre %25,8 oranında artışla 16,5 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşti.

Diğer sektörler altında yer alan ithalat borçları, 2022 yıl sonuna göre yüzde 1,2 oranında artarak 49,7 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşti.

Borçlu bazında incelendiğinde, tamamı kamu bankalarından oluşan kamu sektörünün kısa vadeli borcu 2022 yıl sonuna göre yüzde 9,9 oranında artarak 31,8 milyar ABD doları olurken, özel sektörün kısa vadeli dış borcu yüzde 4,0 oranında artarak 90,3 milyar ABD doları oldu.

Alacaklı bazında incelendiğinde, özel alacaklılar başlığı altındaki parasal kuruluşlara olan kısa vadeli borçlar yıl sonuna göre yüzde 13,7 oranında artarak 84,8 milyar ABD doları, parasal olmayan kuruluşlara olan borçlar yüzde 3,4 oranında artarak 75,6 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşti.

2022 yıl sonunda 676 milyon ABD doları olan kısa vadeli tahvil ihraçları, 2023 Mart sonu itibarıyla 904 milyon ABD doları olarak gerçekleşti. Aynı dönemde resmi alacaklılara olan kısa vadeli borçlar 45 milyon ABD doları olarak gerçekleşti.

2023 Mart sonu itibarıyla, kısa vadeli dış borç stokunun döviz kompozisyonu yüzde 46,0’ı ABD doları, yüzde 25,0’ı Euro, yüzde 11,5’i TL ve yüzde 17,5’i diğer döviz cinslerinden oldu.

2023 Mart sonu itibarıyla, orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış dış borç verisi kullanılarak hesaplanan kalan vadeye göre kısa vadeli dış borç stoku, 203,3 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşti.

Söz konusu stokun 17,1 milyar ABD dolarlık kısmı, Türkiye’de yerleşik bankaların ve özel sektörün yurt dışı şubeleri ile iştiraklere olan borçlarından oluşmaktadır. Borçlu bazında değerlendirildiğinde, toplam stok içinde kamu sektörünün %21,0, Merkez Bankası’nın yüzde 19,3,  özel sektörün ise yüzde 59,7 oranında paya sahip olduğu gözlendi.”

Paylaşın

Türkiye’nin Kredi Risk Primi 652’ye Yükseldi

Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tura kalması nedeniyle Türkiye’nin devlet borçlarını ödeyememesine karşı risk primi, pazartesi günü kapanışından bu yana 18 baz puan yükselerek yeniden artarak 652 baz puana ulaştı.

Haber Merkezi / Türkiye’nin dolar tahvillerinde de bugün yeniden düşüş yaşandı.

Standard & Poors’a (S&P) Global Market Intelligence’ın aktardığına göre Türkiye’nin beş yıllık kredi temerrüt takası (CDS), Pazartesi günü kapanışından bu yana 18 baz puan yükselerek yeniden artarak 652 baz puana ulaştı. Bu Kasım 2022’den bu yana en yüksek seviye.

Bir ülkenin dış borçlanmasındaki en önemli göstergelerden biri olan CDS primi ne demek ve yükselmesi, düşmesi ne anlama geliyor?

Türkçe’de kredi risk primi veya kredi temerrüt takası olarak kullanılan CDS (Credit Default Swap) aslında bir çeşit sigortalama işlemi olarak tanımlanabilir.

Herhangi bir ülke hazinesine ya da şirketine borç verirken o borcun geri ödenmemesi ihtimaline karşı aldığınız sigorta poliçesine CDS deniyor ve genellikle over-the-counter (OTC) yani herhangi bir borsa düzenlemesine tabi olmayan tezgah üstü piyasalarda işlem görüyor.

CDS primi nasıl hesaplanıyor?

Ülkelerin dış borçlanmalarına karşı CDS’leri genelde büyük uluslararası yatırım bankaları sağlıyor ve o ülkelerin borcunu çevirememesi halinde ödemeyi bu banka üstlenmiş oluyor. Bu bankalar da söz konusu ülkenin geri ödeme yeteneğini, makroekonomik koşullarını inceleyerek bir risk oranı belirliyor.

Bu oran belirlenirken uluslararası derecelendirme kuruluşlarının verdiği notlar önemli bir rol oynasa da bunun dışında da bir çok faktör göz önünde bulunduruluyor.

Ekonomisi sağlam ve geri ödeme sorunu yaşamayacağı düşünülen ülkelerin risk primi düşük olurken geri ödemekte sorun yaşayacağı düşünülen ülkelerin risk primi yüksek bir orandan belirleniyor.

Türkiye’nin CDS oranı neden yükseliyor?

Ekonomist Mahfi Eğilmez’e göre ülke CDS priminin yükselmesine iç ve dış nedenler olmak üzere iki etken grubu yol açıyor. Koronavirüs salgını ya da Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve yükselen enerji fiyatları bu dış nedenlere örnek olarak verilebilir.

İç nedenler ise enflasyonun yükselmesi, dış borçların artması, kurların yükselmesi, sosyal çalkantılar ve afetler olarak sıralanabilir.

Dış nedenler konusunda yapılabilecek şeylerin sınırlı olmasına rağmen iç nedenleri yönetmenin mümkün olduğunu vurgulayan Eğilmez bu sayede dış nedenlerin de etkisinin azaltılabileceğini belirtiyor.

Türkiye’nin CDS primlerinin 2008 yılındaki küresel mali kriz sırasında yükseldikten sonra gerilediği görülüyor. Ülkenin makroekonomik dengelerinin bozulmaya başladığı 2018 yılından itibaren ise dalgalı bir seyirle de olsa yükseliş trendini sürdürdüğü görülüyor.

Paylaşın

Türkiye’nin Kredi Risk Primi Altı Ayın En Yüksek Seviyesinde

Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tura kalması nedeniyle Türkiye’nin devlet borçlarını ödeyememesine karşı risk primi bugün altı ayın en yüksek seviyesine çıktı. Türk Lirası ise son iki ayın en düşük seviyesine geriledi.

Haber Merkezi / Standard & Poors (S&P) Global Market Intelligence’a göre, Türkiye’nin beş yıllık kredi temerrüt takası (CDS) Cuma günkü seviyelerden 114 baz puan artarak 606’ya yükseldi. Bu Kasım 2022’den bu yana en yüksek seviye.

Bir ülkenin dış borçlanmasındaki en önemli göstergelerden biri olan CDS primi ne demek ve yükselmesi, düşmesi ne anlama geliyor?

Türkçe’de kredi risk primi veya kredi temerrüt takası olarak kullanılan CDS (Credit Default Swap) aslında bir çeşit sigortalama işlemi olarak tanımlanabilir.

Herhangi bir ülke hazinesine ya da şirketine borç verirken o borcun geri ödenmemesi ihtimaline karşı aldığınız sigorta poliçesine CDS deniyor ve genellikle over-the-counter (OTC) yani herhangi bir borsa düzenlemesine tabi olmayan tezgah üstü piyasalarda işlem görüyor.

CDS primi nasıl hesaplanıyor?

Ülkelerin dış borçlanmalarına karşı CDS’leri genelde büyük uluslararası yatırım bankaları sağlıyor ve o ülkelerin borcunu çevirememesi halinde ödemeyi bu banka üstlenmiş oluyor. Bu bankalar da söz konusu ülkenin geri ödeme yeteneğini, makroekonomik koşullarını inceleyerek bir risk oranı belirliyor.

Bu oran belirlenirken uluslararası derecelendirme kuruluşlarının verdiği notlar önemli bir rol oynasa da bunun dışında da bir çok faktör göz önünde bulunduruluyor.

Ekonomisi sağlam ve geri ödeme sorunu yaşamayacağı düşünülen ülkelerin risk primi düşük olurken geri ödemekte sorun yaşayacağı düşünülen ülkelerin risk primi yüksek bir orandan belirleniyor.

Türkiye’nin CDS oranı neden yükseliyor?

Ekonomist Mahfi Eğilmez’e göre ülke CDS priminin yükselmesine iç ve dış nedenler olmak üzere iki etken grubu yol açıyor. Koronavirüs salgını ya da Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve yükselen enerji fiyatları bu dış nedenlere örnek olarak verilebilir.

İç nedenler ise enflasyonun yükselmesi, dış borçların artması, kurların yükselmesi, sosyal çalkantılar ve afetler olarak sıralanabilir.

Dış nedenler konusunda yapılabilecek şeylerin sınırlı olmasına rağmen iç nedenleri yönetmenin mümkün olduğunu vurgulayan Eğilmez bu sayede dış nedenlerin de etkisinin azaltılabileceğini belirtiyor.

Türkiye’nin CDS primlerinin 2008 yılındaki küresel mali kriz sırasında yükseldikten sonra gerilediği görülüyor. Ülkenin makroekonomik dengelerinin bozulmaya başladığı 2018 yılından itibaren ise dalgalı bir seyirle de olsa yükseliş trendini sürdürdüğü görülüyor.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Döviz Stoku Dip Noktada: Eksi 72,7 Milyar Dolar

TCMB’nin toplam rezervlerindeki düşüş de geçtiğimiz hafta sürdü. Bankanın brüt rezervi geçen 800 milyon dolarlık düşüşle 114,1 milyar dolara, swap hariç net rezervi de 700 milyon dolarlık düşüşle -53,4 milyar dolara geriledi.

Swap dahil net rezerv ise geçtiğimiz hafta 0,4 milyar dolarlık artışla 6,8 milyar dolara yükseldi. Swap ve Hazine döviz mevduatı hariç TCMB’nin net döviz pozisyonu ise 10 Mayıs’ta -72,7 milyar dolarla tarihsel dip noktasına vardı.

Yılbaşından 5 Mayıs’a kadar olan dönemde brüt rezerv 14,7 milyar dolar, net rezerv 20,8 milyar dolar, swap hariç net rezerv 10 milyar dolar eksildi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) kasadan altın satışları 9 haftadır artarak sürüyor. Bankanın brüt altın stoku rezervi bu dönemde 146,5 ton azaldı. Seçimlere doğru altın ithalatının kısıtlanması nedeniyle yurt içi altın talebi TCMB kasasından karşılanmıştı.

Sözcü Gazetesinin haberine göre, 3 Mart-5 Mayıs arasındaki son dokuz haftada bankanın brüt altın rezervi 146,5 ton düşüşle 697,5 tona, swap dahil net altın rezervi 137,2 ton düşüşle 476,2 tona, swap hariç net altın rezervi ise 133,2 ton düşüşle 425,2 tona geriledi.

Bankanın son haftalık altın satış kayıtlarına göre de yalnızca 28 Nisan-5 Mayıs haftasında brüt altın rezervi 30,6 ton azaldı. Swap dahil altın rezervindeki düşüş 31,2 ton, swap hariç net altın rezervindeki düşüş ise 30,8 ton oldu.

“Altın ithalatını sınırlamak için”

TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu, geçtiğimiz hafta Enflasyon Raporu toplantısında sorulan bir soruyu yanıtlarken altın fiyatlarının iç piyasada dünya fiyatlarının çok üzerine çıkması üzerine düzenleyici bir önlem olarak altın satışına başladıklarını açıklamıştı.

Kavcıoğlu 6 Şubat depremleri sonrasında “[…] vatandaşın yanlış yönlendirilmesi sonrası” altın talebinin ve altın ithalatının arttığını, altının Türkiye’de dünyaya kıyasla 20-30 dolar fazla fiyatla satılır hale geldiğini, bunun üzerine “TCMB’nin kendi rezerv gücüyle” piyasaya girdiğini belirtmişti.

Kavcıoğlu “İthalatta herhangi bir yasaklama yok ama piyasaya destek olduğumuz için ithalat artıracak bir talep yok. Cari dengeye olumlu bir katkı oldu. Gelişmelere göre ithalat olabilir, biz de devam edebiliriz. İthalat iki aydır çok düşük seviyelere geriledi. cari dengeye olumlu katkı” demişti.

“Brüt altın rezervinde düşüş” olarak kaydedilen 146,5 ton altının değeri 5 Mayıs itibarıyla 9,6 milyar dolar tutuyor.

Altın ve döviz piyasasının kalbi olarak bilinen İstanbul  Kapalıçarşı’daysa seçimlere günler kala TCMB’nin halen altın satışlarını sürdürdüğü bildiriliyor.

Döviz stokları da düşüyor 

TCMB’nin toplam rezervlerindeki düşüş de geçtiğimiz hafta sürdü.

Bankanın brüt rezervi geçen 800 milyon dolarlık düşüşle 114,1 milyar dolara, swap hariç net rezervi de 700 milyon dolarlık düşüşle -53,4 milyar dolara geriledi. Başka bir deyişle TCMB’nin kasasına halen döviz bulunmuyor.

Swap dahil net rezerv ise geçtiğimiz hafta 0,4 milyar dolarlık artışla 6,8 milyar dolara yükseldi.

Swap ve Hazine döviz mevduatı hariç TCMB’nin net döviz pozisyonu ise 10 Mayıs’ta -72,7 milyar dolarla tarihsel dip noktasına vardı.

Yılbaşından 5 Mayıs’a kadar olan dönemde brüt rezerv 14,7 milyar dolar, net rezerv 20,8 milyar dolar, swap hariç net rezerv 10 milyar dolar eksildi.

TCMB “sözlü talimatla” bankaların döviz satışını yasakladı

14 Mayıs’a günler kala, döviz piyasasında da olağanüstü gelişmeler gözleniyor.

TCMB sözlü talimatıyla bankaların 11-12 Mayıs’ta kurumsal müşterilerine spot piyasadan döviz satışları kısıtlanırken, artan talep nedeniyle Kapalıçarşı’da kurlarda sert artış görüldü. Kapalıçarşıda dolar 21 TL üzerini gördü.

TCMB’nin sözlü talimatını Millet İttifakı’nın ekonomi uzmanlarından eski bankacı Kerim Rota, Twitter hesabından duyurdu..

Rota açıklamasında hükümetin “[…] yanlış politikalar nedeniyle ortaya çıkan ödemeler dengesi krizini seçim sonrasına ertelemek için artık günü birlik yasaklardan medet umar halde” olduğunu yazdı.

“Tek amaçları da seçime kadar iktidar partisine destek vermek. Bu uğurda enflasyonun vatandaşları ezmesi, rezervlerimizin erimesi, gelir ve servet dağılımının daha da bozulması onlar için önemli değil.

“Muhtemeldir ki 15 Mayıs sabahı iktidar partisi seçimi kaybedince kurların nereye gideceği, ödemeler dengesinin nasıl sağlanacağı da umurlarında olmayacak.”

Paylaşın

2022’den Sonra Bir İlk; Türkiye’nin Kredi Risk Primi 500 Baz Puanın Altına İndi

Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS) değeri ise günlük 50 puandan fazla düşüşle Aralık 2022’den bu yana ilk kez 500 baz puanın altına indi. Türkiye’nin risk seviyesi 497 seviyesinde.

Haber Merkezi / Dünya genelinde enflasyonun düşüşe geçmesiyle başta ABD Merkez Bankası (Fed) olmak üzere merkez bankalarının ‘şahin’ politikalarını sonlandıracağı beklentisi risk algısının azalmasına sebep olurken, Türkiye’nin risk primlerinin düşüş eğilimi de hızlandı.

Merkez bankalarının yıl başından bu yana güçlü seyreden enflasyonla mücadelede attığı ve atacağı adımlara ilişkin beklentiler, yatırımcıların kararları üzerinde etkili oluyor.

Bir ülkenin dış borçlanmasındaki en önemli göstergelerden biri olan CDS primi ne demek ve yükselmesi, düşmesi ne anlama geliyor?

Türkçe’de kredi risk primi veya kredi temerrüt takası olarak kullanılan CDS (Credit Default Swap) aslında bir çeşit sigortalama işlemi olarak tanımlanabilir.

Herhangi bir ülke hazinesine ya da şirketine borç verirken o borcun geri ödenmemesi ihtimaline karşı aldığınız sigorta poliçesine CDS deniyor ve genellikle over-the-counter (OTC) yani herhangi bir borsa düzenlemesine tabi olmayan tezgah üstü piyasalarda işlem görüyor.

CDS primi nasıl hesaplanıyor?

Ülkelerin dış borçlanmalarına karşı CDS’leri genelde büyük uluslararası yatırım bankaları sağlıyor ve o ülkelerin borcunu çevirememesi halinde ödemeyi bu banka üstlenmiş oluyor. Bu bankalar da söz konusu ülkenin geri ödeme yeteneğini, makroekonomik koşullarını inceleyerek bir risk oranı belirliyor.

Bu oran belirlenirken uluslararası derecelendirme kuruluşlarının verdiği notlar önemli bir rol oynasa da bunun dışında da bir çok faktör göz önünde bulunduruluyor.

Ekonomisi sağlam ve geri ödeme sorunu yaşamayacağı düşünülen ülkelerin risk primi düşük olurken geri ödemekte sorun yaşayacağı düşünülen ülkelerin risk primi yüksek bir orandan belirleniyor.

Türkiye’nin CDS oranı neden yükseliyor?

Ekonomist Mahfi Eğilmez’e göre ülke CDS priminin yükselmesine iç ve dış nedenler olmak üzere iki etken grubu yol açıyor. Koronavirüs salgını ya da Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve yükselen enerji fiyatları bu dış nedenlere örnek olarak verilebilir.

İç nedenler ise enflasyonun yükselmesi, dış borçların artması, kurların yükselmesi, sosyal çalkantılar ve afetler olarak sıralanabilir.

Dış nedenler konusunda yapılabilecek şeylerin sınırlı olmasına rağmen iç nedenleri yönetmenin mümkün olduğunu vurgulayan Eğilmez bu sayede dış nedenlerin de etkisinin azaltılabileceğini belirtiyor.

Türkiye’nin CDS primlerinin 2008 yılındaki küresel mali kriz sırasında yükseldikten sonra gerilediği görülüyor. Ülkenin makroekonomik dengelerinin bozulmaya başladığı 2018 yılından itibaren ise dalgalı bir seyirle de olsa yükseliş trendini sürdürdüğü görülüyor.

Diğer ülkelerin CDS primi ne kadar?

CDS primi ekonomisi sağlam ekonomiler için düşerken ödeme güçlüğü çekebileceğine inanılan ülkelerde yükseliyor. Bu nedenle CDS primi 300 baz puanın üzerindeki ülkeler aşırı kırılgan ekonomiye sahip olarak değerlendiriliyor.

Örneğin 13 Haziran 2022 itibariyle Hollanda’nın CDS primi 10,70; İngiltere’nin 11,04; Amerika Birleşik Devletleri’nin 16,10 olurken 2010 yılında iflasın eşiğine gelen  komşu ülke Yunanistan’ın risk primi 179,70  oldu.

Ekonomileri daha kırılgan olarak kabul edilen yükselen ekonomilerden Çin’in CDS primi 76,40, Meksika’nın 114,50 ve Brezilya’nın 254 seviyesinde.

Ukrayna’yı işgali sonrası batılı ülkelerden daha önce görülmedik yaptırımlara maruz kalan Rusya’nın CDS primi ise 13775 baz puanın üzerine çıkmış durumda.

Paylaşın

Nisan Ayında “Külçe Altın” Yatırımcısına Kazandırdı

Aylık en yüksek reel getiri, yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) ile indirgendiğinde yüzde 8,83, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 7,15 oranlarıyla külçe altında gerçekleşti.

Haber Merkezi / Yıllık olarak değerlendirildiğinde BIST 100 endeksi; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 34,32, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 42,20 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Finansal Yatırım Araçlarının Reel Getiri Oranları Nisan 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre, aylık en yüksek reel getiri, yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) ile indirgendiğinde yüzde 8,83, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 7,15 oranlarıyla külçe altında gerçekleşti.

Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde; yatırım araçlarından euro yüzde 3,34, dolar yüzde 0,92, mevduat faizi (brüt) yüzde 0,65 oranlarında yatırımcısına reel getiri sağlarken; BIST 100 endeksi yüzde 4,15 ve Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) yüzde 8,99 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi.

TÜFE ile indirgendiğinde euro yüzde 1,75 oranında yatırımcısına reel getiri sağlarken; dolar yüzde 0,63, mevduat faizi (brüt) yüzde 0,90, BIST 100 endeksi yüzde 5,63 ve DİBS yüzde 10,39 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi.

Külçe altın, üç aylık değerlendirmede; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 8,89, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 3,67 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı olmuştur. Aynı dönemde DİBS, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 13,34, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 17,50 oranlarında yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı oldu.

Altı aylık değerlendirmeye göre BIST 100 endeksi; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 23,60, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 10,95 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı olurken, aynı dönemde DİBS, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 8,63, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 17,99 oranlarında yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı oldu.

Finansal yatırım araçları yıllık olarak değerlendirildiğinde BIST 100 endeksi; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 34,32, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 42,20 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı oldu.

Yıllık değerlendirmede, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde; yatırım araçlarından külçe altın yüzde 7,26, DİBS yüzde 11,95, euro yüzde 12,45, Amerikan Doları yüzde 13,57 ve mevduat faizi (brüt) yüzde 23,66 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi. TÜFE ile indirgendiğinde külçe altın yüzde 1,82, DİBS yüzde 6,78, euro yüzde 7,31, Amerikan Doları yüzde 8,50 ve mevduat faizi (brüt) yüzde 19,18 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi.

Paylaşın