Enflasyon İle Gıda Enflasyonu Arasındaki Fark Yüzde 20’yi Aştı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri son yıllarda enflasyonun dar gelirlilerinin daha çok canını yaktığını gösteriyor. 2004-2019 yılları arasındaki 15 senede yıllık TÜFE ile gıda enflasyonu arasındaki fark yüzde 10 puanı aşmamıştı. 

Bazı dönemler gıda enflasyonu genel enflasyondan daha düşük seyretti. Ağustos 2021’de bu fark ilk kez yüzde 10 puanı aştı. Fark, Nisan 2022’de ise yüzde 21’e kadar çıktı. Ağustos 2023’te fark yüzde 14,7 puan oldu.

Yoksullar ve dar gelirliler için gıda masrafları hanehalkı tüketim harcamalarında önemli bir paya sahip. Bu da gıda enflasyonunun bu kesimleri daha çok etkilediğini gösteriyor.

Türkiye’de gıda fiyatları 3 yıldan bu yana her ay yükseliyor. Gıda enflasyonu ile genel enflasyon arasındaki fark da giderek açılıyor.

Son bir yılda genel Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yüzde 59 artarken aynı dönemde gıda enflasyonu yüzde 74 artış gösterdi. Yeni ekonomi modeli döneminde yıllık gıda enflasyonu ile genel enflasyon arasındaki fark yüzde 20 puanı aştı.

2004 başından bu yana yüzde 25’in altında seyreden yıllık enflasyon Ekim 2018’de bu sınırı aşarak yüzde 25,2 oldu. Yıllık gıda enflasyonu Nisan 2019’da yüzde 33,2 ile zirveyi gördü.

“Yeni ekonomi modeli”ne geçilen Eylül 2021 sonrası enflasyon rekor kırdı. Kasım 2022’de yıllık gıda enflasyonu yüzde 100’ü aşarak yüzde 102’ye kadar yükseldi. Mayıs 2023 seçimleri öncesinde enflasyon düşmeye başlarken 28 Mayıs seçimlerinden sonra yeniden yükselişe geçti.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri son yıllarda enflasyonun dar gelirlilerinin daha çok canını yaktığını gösteriyor.

2004-2019 yılları arasındaki 15 senede yıllık TÜFE ile gıda enflasyonu arasındaki fark yüzde 10 puanı aşmamıştı. Bazı dönemler gıda enflasyonu genel enflasyondan daha düşük seyretti.

Ağustos 2021’de bu fark ilk kez yüzde 10 puanı aştı. Fark, Nisan 2022’de ise yüzde 21’e kadar çıktı. Ağustos 2023’te fark yüzde 14,7 puan oldu.

Yoksullar ve dar gelirliler için gıda masrafları hanehalkı tüketim harcamalarında önemli bir paya sahip. Bu da gıda enflasyonunun bu kesimleri daha çok etkilediğini gösteriyor.

TÜİK verileri yıllık genel enflasyon ile gıda enflasyonu arasındaki farkın yeni ekonomi modeli döneminde hızla açıldığını gösteriyor. 5 sene önce TÜFE ile gıda fiyat endeksini eşitliyoruz. Bu şu anlama geliyor: TÜFE sepetinin değeri 100 lira; gıda sepetinin de değeri 100 lira.

Yaklaşık 15 sonra Kasım 2019’da iki mal sepetinin de fiyatı 119 lira. Yani aynı oranda zamlanmış. 2 Eylül 2022’de de endeksler birbirine oldukça yakın.

Yukarıdaki grafiğin gösterdiği üzere yeni ekonomi modelinden sonra gıda fiyatları çok daha hızla yükselmeye başlıyor. Ağustos 2023’e gelindiğinde ise TÜFE sepetinin fiyatı 439 lira olurken gıda sepetinin fiyatı 565 lira olmuş.

Dünyada düşüyor

Son 5 yılda dünyada yüzde 29 artarken Türkiye’de nominal olarak yüzde 465 yükseldi. Ağustos 2018’de 100 birime satın alınan gıda sepeti Temmuz 2023’te 520 birime satın alınabiliyor.

BM Gıda ve Tarım Örgütü’nün açıkladığı endekse göre ise dünyada gıda sepetinin fiyatı 100 birimden 129 birime yükseldi. Hatta son yıllarda dünyada gıda fiyat büyük ölçüde düşüş eğiliminde.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

OVP Açıklandı; Ne Kadar Gerçekçi?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ında katıldığı ve bir konuşma yaptığı törende, Orta Vadeli Program (OVP) Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklandı.

Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp, OVP’yi “Orta Vadeli Program’daki ‘yumuşak iniş’ için yol haritası ne kadar gerçekçi?” başlığıyla BBC Türkçe‘ye değerlendirdi.

Geçen seneki program üzerinde yapılan revizyonlara baktığımızda bu seneki programın ayakları daha yere basan, içsel tutarlılığı daha güçlü, ve öncelikleri daha doğru belirlemiş bir program olduğunu görüyoruz.

Öncelikle geçen OVP’den kalan ciddiye alınması mümkün olmayan 2023-2025 enflasyon tahminlerinin her bir sene için iki katından daha fazla yukarı çekildiğini görüyoruz. Verilen hedeflerin inandırıcılığını sağlamak açısından bu kıymetli bir adım.

2023 yıl sonu enflasyon tahminine bir parantez açalım.

Temmuz ayı enflasyon raporu toplantısında Merkez Bankası yıl sonu enflasyonun tahminini yüzde 58 olarak açıkladı.

O günlerde benim Koç Üniversitesi’nden arkadaşlarım Cem Çakmaklı ve Sevcan Yeşiltaş ile paylaştığımız yıl sonu tahmini yüzde 72 idi.

Ağustos ayı Para Politikası Kurulu (PPK) kararı açıklandığında Merkez Bankası (TCMB) 750 baz puanlık “jumbo” faiz artışını açıklarken enflasyon tahmininin de önceki ay açıklanan rapordaki üst banda yakın olacağını yani yüzde 62’lere doğru yükseleceğini dile getirdi.

Dün açıklanan OVP bu tahmini de yüzde 65’e güncelleyerek bizim yıl sonu beklentilerimize bir adım daha yaklaşmış.

Resmi ağızlar tarafından açıklanan enflasyon beklentilerinin bağımsız ekonometrik analizlerimizden elde edilen rakamlara yaklaşması inandırıcılık ve raporun diğer hedeflerini daha ciddi bir şekilde değerlendirmemiz açısından son derece olumlu.

Beni rahatsız eden durum ise şu: 2023’teki yüzde 65’lik enflasyon tahmini, 2024’de yarı yarıya düşüp yüzde 33’e gelecekse ciddi bir dezenflasyon program uygulanacak demektir.

Popüler ifade ile “parasal sıkılaştırma” ya da “kemer sıkma” programı olarak bilinen bu politikalarda “sıkılan kemer” referansı boşuna değildir. Rejim yapıp kilo kaybettiğinizde nasılkemerinizi bir iki delik sıkılaştırıyorsanız, enflasyonu düşürmek için de ülke çapında tüketimi yavaşlatıp kemer sıkmanız gerekir.

Özellikle talep enflasyonu ve beklentilere yerleşmiş enflasyonu değiştirebilmenin başka yolu yoktur. Ancak ciddi bir kredibilite kazanılırsa “minimum kemer deliğini sıkarak” dezenflasyon mümkün olur.

Programdaki en belirgin soru işareti

OVP’deki büyüme tahminlerine bakıp kemerlerde ne kadar bir sıkılaştırma yapılacağını incelediğimizde oldukça ılımlı bir yavaşlama öngörüldüğüne şahit oluyoruz.

Programdaki en belirgin soru işareti bence burada.

2023 büyüme tahmini deprem etkisi ile yarım puan kadar azaltılarak yüzde 4,4’e çekilmiş.

2024’de ise yarım puan kadar daha düşüşle yüzde 4’e inecek büyümenin enflasyonu yüzde 33’lere kadar çekebileceği varsayılmış.

2025’e girerken ise büyüme tekrar 4,5’e yükselirken, enflasyonun yüzde 15’e gerileceği öngörülmüş.

Böylesine “yumuşak bir iniş” mümkün olabilir mi? Bir taraftan iç talebi baskılayıp enflasyonu iki senede 50 puan düşürmek, öbür taraftan yüzde 4-4.5 gibi oldukça yüksek sayılabilecek büyüme rakamları elde edebilmek için hane halkının tüketimindeki yavaşlamaya paralel olarak yatırımların ciddi şekilde artışa geçmesi gerekir. Ekonomiye inancın tam olduğu bir milli seferberlik senaryosu bu.

Bu şekilde, üretici zayıflayan bir iç taleple karşılaşacağı için fiyat artışlarını aşağı çekerken diğer taraftan üretim kapasitesini artıracak yatırımlar olacağından istihdam ve büyüme olumsuz etkilenmez. Nitekim OVP hedeflerinin alt kalemlerine baktığımızda özel tüketimdeki ciddi yavaşlamaya karşılık özel yatırımların güçlü kalışı benzer bir senaryonun öngörüldüğüne işaret ediyor.

Teorik olarak mümkün olan bu dönüşümü 2001 sonrası yaşamıştık. O dönemde bağımsızlığı kanunla tesis edilen Merkez Bankası reel faizi yüzde 20’li seviyelere çekerken, uygulanan programa duyulan güven ile doğrudan yabancı yatırımlar ciddi şekilde artmış ve büyüme rakamları 2002-2006 döneminde yüzde 5’in üzerinde gerçekleşmişti.

Bugün benzer bir noktadan uzağız. Reel faiz ciddi şekilde negatif. OVP sunumu sonrası Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “ekonomik büyümeden kesinlikle taviz verilmeyeceğinin” altını çizmesi, eğer büyüme ya da dezenflasyondan birisi seçilecekse, büyümenin seçileceğini düşündürüyor.

Büyümeyi hepimiz istiyoruz. Ancak büyümeden feragat etmeden büyüyebilmek için, tıpkı 2001 sonrası olduğu gibi gerekirse büyümeden feragat edeceğinize piyasaları inandırabilmeniz gerekiyor.

Paylaşın

Ekonomistler ‘Orta Vadeli Program’ı Nasıl Yorumladı?

Ekonominin 2024-2026 dönemine ilişkin enflasyon, istihdam, büyüme gibi temel makro hedeflerinin yer aldığı Orta Vadeli Program (OVP) bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ında konuşma yaptığı programda Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklandı.

Haber Merkezi / Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in, “Orta Vadeli Program: Makro-finansal istikrar, dezenflasyon ve yapısal dönüşüm…” dediği programı ekonomistler bu hedefleri nasıl değerlendirdi?

OVP’nin büyümeden taviz vermeden enflasyonu düşürme hedefini sorgulayan Koç Üniversitesi Ekonomi Profesörü Selva Demiralp, ” 3+ sene içinde enflasyon %65’ten alınıp %8.5’e düşecekse bunu potansiyelin altına bile inmeyecek bir büyüme ile gerçekleştirmek nasıl mümkün olacak?” diye sordu.

Demiralp, sosyal medya platformu X hesabından, “Kur patikasının da enflasyona göre daha iyimser kaldığını düşünürsek, 2001 sonrasına benzer bir sermaye girişi varsayımı mı var?” diye ekledi.

Benzer şekilde Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Ekonomist Hakan Kara da kur ve enflasyon tahminlerinin birlikte nasıl gerçekleşeceğini sorgulayarak, “Gelecek yıl kur %44 artıp büyüme ciddi yavaşlamazken enflasyon %33’e nasıl düşecek?” ifadelerini kullandı.

Ekonomist Mahfi Eğilmez, “Mesela OVP’ye göre TÜFE’nin 2023 sonunda yüzde 65 olması, 2024 sonunda yüzde 33’e düşmesi bekleniyor. Mantıklı bir hedef. İyi hoş da bu ne olacak da 65’den 33’e düşecek? Bu düşerken büyüme ve işsizlik olumsuz etkilenince ne gibi önlemler alınacak?

Sıkı para ve maliye politikası uygulayacağız da düşecek demekle program olmaz. Faizi ne yapacaksınız ve ne zaman yapacaksınız? Bunu yazmadan ve taahhüt etmeden yazılanlar program olmaz, temenni olur. OVP’nin her tarafı bu tür temennilerle dolu” değerlendirmesinde bulundu.

Ekonomist-yazar Uğur Gürses ise OVP’nin “en yumuşak karnının bütçe” olduğuna dikkat çekti. Gürses, sosyal medya hesabından “Deprem harcamaları hariç bütçe açığını GSYH’nın yüzde 3.9’u olarak hesaplıyorum. Yerel seçimden geçecek bir Türkiye için bu oldukça iyimser. Hükümetin tahmin ettiği haliyle bile 2.6 trilyon bütçe açığının finansmanı bu negatif reel faizlerle nasıl olacak merak ediyorum?” değerlendirmesi yaptı.

Gelecek Partisi Ekonomi Politikaları Başlanı Kerim Rota, “OVP’deki hedefler tutar mı bilinmez. Ancak kesinlikle tutacak hatta rahatça aşılacak hedeflerin” vergi gelirlerindeki artış olduğunu söyledi.

Ekonomist Mustafa Sönmez ise “Bütçe açığı büyürken enflasyon nasıl düşecek? Faiz politikası? cızzz! Bakalım yabancılar yutar mı? Sanmam… Tel tel dökülüyor” ifadelerini kullandı.

BirGün yazarı Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu ise OVP’deki hedeflerin tutturulmasının ancak dış borçlanmayla mümkün olacağı değerlendirmesinde bulundu. Kozanoğlu, OVP bütünlemeye kaldı. Geçmesi de zor görünüyor!” yorumu yaptı.

Akademisyen ve programcı Doç. Dr Oğuz Demir de “OVP ile ilgili bir şey söylemek için önce OVP’de yapılacağı söylenen işlerin yapıldığını, bu işlerin sonuç verdiğini görmek gerekir. Aksi boşa umutlanmaktır” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

‘Orta Vadeli Program’da Tek Haneli Enflasyon İçin Tarih Verildi: 2026

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan ‘Orta Vadeli Program’da 2023 yıl  sonu enflasyon oranı yüzde 65, 2024 yılı enflasyon beklentisi yüzde yüzde 33, 2025 yılı için yüzde 15,2 ve 2026 yılı için ise yüzde 8,5 olarak hedeflendi.

‘Orta Vadeli Program’da dolar kurunun ortalama olarak 2023’te 23,9, 2024’te 36,8, 2025’te 43,9, 2026’da 47,8 olması beklendiği ifade edildi. OVP’de İşsizlik oranının ise 2024’te yüzde 10,3’e, 2025’te yüzde 9,9’a, 2026’da yüzde 9,3’e gerilemesinin beklendiği belirtildi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Orta Vadeli Program’la ilgili Beştepe’de sunum yaptı. Yılmaz açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bugün gerçekleşen toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum. Tecrübeli liderliği, 2053 ve ötesine uzanan vizyonu ile her aşamasını yakından takip ettikleri program çalışmamız bugün itibarıyla zatı alilerin onayı ve imzası ile Resmi Gazete’mizde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum.

OVP merkezi yönetim bütçesinin hazırlanma sürecini başlatan temel dökümanımızdır. Temel ekonomik büyüklükleri, toplam gelir gider tahminlerini, kamu idarelerinin ödenek teklif tavanını içeren temel politika dökümanıdır. 3 yıllık perspektif ile 2024-2026 dönemini kapsayacak olup Cumhurbaşkanı kararı ile resmileşmektedir. 2024-2026 dönemine ilişkin temel amaçlar, makroekonomik hedefler ve politikalar ile öncelikli yapısal alanlar yer almaktadır.

Bu yılki OVP’de ek 3 şeklinde yapısal reformlarımızı içeren takvim dahilinde ortaya koyan çalışmayı kamuoyu ile bugün paylaşmış oluyorum. OVP dediğimiz bir takım çalışmasıdır. Birçok kurulun, Bakanlığı katkı sunduğu uzun bir süreçle hazırlanmaktadır. 2 aylık bir süreçte hazırlandı. Birbirlerini tamamlayıcı, uyumlu bir ekip çalışması olduğunu ifade etmek isterim. Model çalışmaları yapıldı, Merkez Banka’mız başta olmak üzere Hazine ve Maliye Bakanlığımız başta olmak üzere ekonominin ana kurumları çalışmalara destek verdiler.

Sadece kamunun kendi içinde çalışmalarla yetinmedik sivil toplumun, paydaşların fikirlerini alarak istişare ederek programı hazırladık. İstişare ve ortak akıl bizim temel düsturumuz. Hangi alanda olursa olsun, öncelikle ilgili tarafları belirlemek onlarla istişare etmek politikaların etkinliğini artıran, sahiplenmeyi getiren bir süreç. Geniş istişarelerle bu planın hazırlandığını ifade edebilirim. İhracatçılar birliğinden, sendikalar, memur ve işçi sendikalarına varıncaya kadar, iş dünyasından sanayi odalarına, tarım sektörüne kadar bütün sektörlerle istişareler yaparak hazırladık.

Planın temel çatısını bu slaytta özetlemeye çalıştık. Ana çatıyı bu şekilde ifade edebiliriz. 3 yıllık dönemde neyi gerçekleştireceğiz diye sorduklarında, deprem afetinin yaralarını saracağız. Geleceğe dönük afetlerle ilgili riskleri azaltıcı yatırımları hayata geçeceğiz. İkinci temel amacımız makroekonomik ve finansal istikrarı sağlamak ve orta vadede tek haneli enflasyona ülkemizi kavuşturmaktır.

Para politikasını dönemin ihtiyaçlarına uygun uygulamaya devam edeceğiz. Merkez Bankamız araç bağımsızlığı çerçevesinde üzerine düşeni yapacaktır. Yapısal dönüşümlerde orta vadede somut etkiler bekliyoruz, kısa vadede yapısal dönüşümler gerçekleştiren ülke olarak beklenti kanalıyla olumlu etkileri artırmayı hedefliyoruz. Son 20 yılda ortalama 3,6 büyürken dünya ekonomisi son yıllarda yüzde 3’lere gerilemiş durumda. Bunu 25-26’ya uzattığınızda tablo fazla değişmiyor. Dünya ticareti büyümenin üstünde gerçekleşirdi bu yıl yüzde 2,3 büyüme bekleniyor dünya ticaretinde. Bu dönemin şartlarını iyi okuyarak politikalarımızı şekillendirmek durumundayız.

Son 20 yılda Türkiye’nin ortalama yıllık büyüme oranı yüzde 5,5 olarak gerçekleşmişti. Dünyanın 2 puan üstünde büyüme performansı sergilemişiz. 2024’te yüzde 4,0, 2025’te yüzde 4,5, 2026’da yüzde 5,0 büyüme bekliyoruz. Bu yıl 1,67 milyar Dolar milli gelire ulaşacağız.  Kişi başına gelirin 2024’te 12,875, 2025’te 13,717, 2026’da 14,855 dolar olarak gerçekleşmesini bekliyoruz. Nüfusumuzun 88 milyon 750 bine ulaşmış olacak.

Ortalama olarak 4,5 büyüme kaydedecek. İstihdamda 2,7 milyon artış bekliyoruz. Yıllık 909 bin ilave, her yıl istihdamda artış bekliyoruz. Buna rağmen işsizlik oranında arzu ettiğimiz ölçüde gerileme olmuyor. İşgücü piyasasına katılım oranında hızlı yükseliş bekliyoruz. İşsizlik oranının 2024’te yüzde 10,3’e, 2025’te yüzde 9,9’a, 2026’da yüzde 9,3’e gerilemesini bekliyoruz. 2023 yılını %4,4’lik büyümeyle kapatmayı bekliyoruz.

“Muhalefetin bize destek vermesini bekliyoruz”

Programın Yılmaz tarından açıklanmasının ardından kürsüye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan çıktı. Erdoğan’ın açıklamaları ise şöyle:

Kırklareli ve İstanbul’da yaşanan sellerde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. OVP’nin hayırlara vesile olmasını diliyorum. Türkiye’nin başta yönetimde istikrar olmak üzere nasıl büyük kazanımlar elde ettiğini her gün çok daha iyi görüyor ve idrak ediyoruz. Sadece Türk siyasi tarihine değil dünya literatürüne de geçen seçimleri hamdolsun tam bir demokratik olgunluk içinde tamamladık. Sandıkların açılmasıyla birlikte belirsizlikler ortadan kalktı, Türkiye’yi kimin yöneteceği belli oldu.

Seçimlerin üzerinden henüz bir hafta bile geçmeden kabinemizi açıkladık, ekonomide kurmay kadromuzu kurduk, yolculuğumuza süratle yeniden başladık. Eski Türkiye’nin alışkanlıklarından kendini kurtaramayanların durumunu içimiz acıyarak izliyoruz. 102 güne rağmen birileri hala kavga ve iç çekişmelerinden başını kaldıramazken biz işimizi yapıyoruz.

Mevcut belirsizliklere yenilerinin eklediği zor bir denklemde krizleri ülkemiz için fırsata çevirmek için çalışıyoruz. Biz Türkiye için en doğrusunu yapmanın peşindeyiz. Siyaseti de ikbal vasıtası olarak değil millete hizmet aracı olarak görüyoruz. Hiç kimseye ön yargıyla yaklaşmıyoruz. Ülkemizin faydasına olacak her türlü öneriyi değerlendirmeye hazırız.

Muhalefetin de geçmiş hatalarından ders alarak OVP gibi ülkemizin hayrına olan işlerde bize destek vermesini bekliyoruz.

Ekonomiyle ilgili planlarımızda 6 Şubat’ta meydana gelen ve 11 ilimizde yaşayan 14 milyonu etkileyen depremi asla göz ardı etmiyoruz. Ülke ekonomisine maliyeti 104 milyar doları bulan deprem felaketi yükümüzü ağırlaştırmaktadır. Küresel sorunlara ilaveten asrın felaketinin yol açtığı sıkıntılarla Türkiye mücadele etmektedir.

Geçici olarak enflasyonda yükseliş söz konusu. Geçiş döneminin sonrasında çok daha sağlıklı bir zeminde kalıcı olarak enflasyonu düşürmenin yolunu açmış oluyoruz.

2023 yılında yıl sonu TÜFE’nin yüzde 65 olmasını bekliyoruz. 2024 yıl sonunda TÜFE’nin %33,0, 2025 yıl sonunda %15,2, 2026 yıl sonunda %8,5 olmasını bekliyoruz.

İhracatın bu yıl 255 milyar, 2026’da 320 milyar dolara ulaşmasını bekliyoruz. Cari açığın -2’ler civarında gerçekleşmesini bekliyoruz. Yurt içi tasarruflarımızı artıracağız. 1,6 puan artış göstereceğini tahmin ediyoruz. Yıl sonunda cari işlemler açığının 4 milyar dolar olmasını bekliyoruz.

2023’te depreme ayırdığımız bütçe 762 milyar TL. 2024’te 1 trilyon 62 milyar TL. 3 trilyona yakın kaynağın afetin yaralarını sarmak için kullanılacağını ifade etmek isteriz. 2023 yıl sonunda bütçe dengesinin 1,63 trilyon TL açık vermesini bekliyoruz. 2023 yıl sonunda faiz dışı bütçe dengesinin 966,8 milyar TL açık vermesini bekliyoruz. Gelirlerimizde bir miktar artış öngörüyoruz. Gelirlerimizin milli gelire olan oranı 20,6’ya ulaşmış olacak. Bütçe açığı kademeli bir şekilde düşecek.

AB tanımlı borç stokunu da verdik. Türkiye bu açıdan dünyadaki en iyi ülkelerden biri. İyi ki böyle bir yapımız var, böyle değil borçlu yapıyla afete yakalansaydık bu çalışmaları gerçekleştiremezdik. Sağlam zemin afet konusunda da rahat şekilde vatandaşların yaralarını sarmamızı sağladı.

Yapısal reformları arz etmek istiyorum. Reform başlıklarımız; Büyüme ve Ticaret, Beşeri Sermaye ve İstihdam, Kamu Maliyesi, Afet Yönetimi, İş ve Yatırım Ortamını İyileştirme, Fiyat İstikrarı ve Finansal İstikrar, Yeşil ve Dijital Dönüşüm. 7 öncelikli yapısal alanı tarif ettik. Lojistik imkanları geliştireceğiz, madencilik gibi alanlarda önemli değişimler ve dönüşümlere imza atacağız. Bizim temel hedefimiz insanımıza hizmet, temeli de insan. İnsana yapılan yatırım sosyal refahı artırıyor, beşeri kanaldan ekonomiyi güçlendiriyor. Gençlere ve kadınlara yönelik politikaları odaklayacağımızı söyleyebilirim.

Enflasyon mücadele devam ederken finans piyasalarındaki reformlarla finans piyasalarını geliştirmeye devam edeceğiz. Emeklilik sistemleriyle ilgili yenilikler düşünüyoruz. Afet yönetimi konusunda kentsel dönüşümün hızlandırılmasına, yeni modellerden afet sigortalarının geliştirilmesi konusunda çeşitli başlıklarımız var.

Paylaşın

Bitcoin 25 Bin 700 Doların Üzerinde; Solana Ve Shiba Inu Sert Yükseldi

Solana ve Shiba Inu yüzde 3’e yakın artış kaydederken, BNB, XRP, Dogecoin de yatırımcısına kazandıran kripto para birimleri arasında yer aldı. Bitcoin, 25 bin 700 doların üzerine çıkarken, Ethereum ise bin 600 dolar seviyesinin hemen üzerinde işlem görüyor.

Haber Merkezi / Haftaya yatay bir seyirle başlayan ve daha sonra yönünü aşağıya çeviren kripto para birimleri, bugün kayıplarını telafi etti.

Dünyanın en büyük kripto para birimi Bitcoin (BTC) yüzde 0,23 artışla 25 bin 762 dolara yükselirken, dünyanın en büyük ikinci kripto para birimi Ethereum (ETH) ise yüzde 0,42 artışla bin 629 dolardan işlem görüyor.

Bitcoin (BTC) dün yüzde 1,09 düşüşle 25 bin 693 dolara gerilemiş, Ethereum (ETH) ise yüzde 0,99 düşüşle bin 621 dolardan işlem görmüştü.

Bitcoin’in (BTC) hacmi, son 24 saatte yüzde 1,69 artışla yaklaşık 10,83 milyar dolar oldu. Solana ve Shiba Inu yüzde 3’e yakın artış kaydederken, BNB, XRP, Dogecoin de yatırımcısına kazandıran kripto para birimleri arasında yer aldı.

Küresel kripto para birimi piyasalarının değeri, son 24 saatte yüzde 0,31 artışla 1,04 trilyon dolar civarında işlem görüyor. Küresel kripto para birimi piyasalarının değeri dün de 1,04 trilyon dolar civarındaydı.

Tüm stabilcoinlerin hacmi şu anda 23,36 milyar dolar, bu toplam kripto piyasasının 24 saatlik hacminin yüzdee 96,42’si. Tüm stabilcoinlerin hacmi dün 23,1 milyar dolar, bu toplam kripto piyasasının 24 saatlik hacminin yüzde 96,09’una tekabül ediyordu.

Bazı kripto para birimlerinde son durum şöyle:

Bitcoin 25,762 dolar, değer kazancı yüzde 0.23
Ethereum 1,629 dolar, değer kazancı yüzde 0.4
Tether 0.9993 dolar, değer kazancı yüzde 0.01
BNB 214 dolar, değer kaybı yüzde 0.19
XRP 0.502 dolar, değer kaybı yüzde 0.27

Cardano 0.2562 dolar, değer kaybı yüzde 0.15
Dogecoin 0.06392 dolar, değer kaybı yüzde 0.44
Solana 19.8 dolar, değer kazancı yüzde 2.64
Polygon 0.5571 dolar, değer kazancı yüzde 0.41

Litecoin 63.89 dolar, değer kaybı yüzde 0.10
Polkadot 4.24 dolar, değer kazancı yüzde 0.03
Tron 0.07762 dolar, değer kazancı yüzde 0.23
Shiba Inu 0.000007656 dolar, değer kazancı yüzde 1.96

Paylaşın

Bitcoin 25 Bin 500 Doların Üstünde; Litecoin, Solana Ve Shiba Inu Sert Düştü

Bitcoin 25 bin 693 dolardan, Ethereum ise bin 600 dolar seviyesinin hemen üzerinde işlem görüyor. Litecoin, Solana ve Shiba Inu ise yatırımcısına kaybettiren kripto para birimleri arasında yer aldı.

Haber Merkezi / Haftanın ilk işlem gününe yatay bir seyirle başlayan kripto para birimleri, bugün aşağı yönlü bir seyir izliyor.

Dünyanın en büyük kripto para birimi Bitcoin (BTC) yüzde 1,09 düşüşle 25 bin 693 dolara gerilerken, dünyanın en büyük ikinci kripto para birimi Ethereum (ETH) ise yüzde 0,99 düşüşle bin 621 dolardan işlem görüyor.

Bitcoin (BTC) dün yüzde 0,20 artışla 25 bin 969 dolara yükselmiş, Ethereum (ETH) ise yüzde 0,02 artışla düşüşle bin 638 dolardan işlem görmüştü.

Bitcoin’in (BTC) hacmi, son 24 saatte yüzde 9,83 artışla yaklaşık 10,66 milyar dolar oldu. Litecoin, Solana, Shiba Inu, Cardano, XRP ve BNB de yatırımcısına kaybettiren kripto para birimleri arasında yer aldı.

Küresel kripto para birimi piyasalarının değeri, son 24 saatte yüzde 0,79 düşüşle 1,04 trilyon dolar civarında işlem görüyor. Küresel kripto para birimi piyasalarının değeri dün 1,05 trilyon dolar civarındaydı.

Tüm stabilcoinlerin hacmi şu anda 23,1 milyar dolar, bu toplam kripto piyasasının 24 saatlik hacminin yüzde 96,09’una tekabül ediyor. Tüm stabilcoinlerin hacmi dün 19,96 milyar dolar, bu toplam kripto pazarının 24 saatlik hacminin yüzde 93,44’üne denk geliyordu.

Bazı kripto para birimlerinde son durum şöyle:

Bitcoin 25.693 dolar, değer kaybı yüzde 1,09
Ethereum 1.621 dolar, değer kaybı yüzde 0,99
Tether 0,9994 dolar, değer kaybı yüzde 0,03
BNB 214 dolar, değer kaybı yüzde 0,02

XRP 0,5035 dolar, değer kaybı yüzde 0,51
Cardano 0,2565 dolar, değer kaybı yüzde 0,25
Dogecoin 0,06375 dolar, değer kazancı yüzde 0,87
Solana 19,26 dolar, değer kaybı yüzde 2,66

Poligon 0,555 dolar, değer kazancı yüzde 1,83
Litecoin 63,02 dolar, değer kazancı yüzde 1,87
Polkadot 4,24 dolar, değer kaybı yüzde 0,71
Tron 0,07738 dolar, değer kazancı yüzde 0,48
Shiba Inu 0,00000748 dolar, değer kaybı yüzde 3,12

Paylaşın

İstanbul’da Yaşamanın Maliyeti Aylık 42 Bin 593 Liraya Yükseldi

İstanbul’da dört kişilik bir ailenin ortalama yaşam maliyeti temmuz ayında 38 bin 828 lira iken, ağustos ayında 42 bin 593 liraya yükseldi. Başka bir ifadeyle İstanbul’da dört kişilik bir ailenin ortalama yaşam maliyeti aylık olarak yaklaşık yüzde 10 arttı.

Haber Merkezi / Bir önceki yılın Ağustos ayına göre fiyat artışlarına bakıldığında en çarpıcı fiyat artışlarından birinin yüzde 144,37 artış oranı ile zeytinyağı fiyatlarında yaşandığı görüldü.

İstanbul Planlama Ajansı, “İstanbul’da Yaşamanın Maliyeti” ağustos verilerini açıkladı.

Buna göre; İstanbul’da yaşamanın maliyeti geçen yılın aynı ayına göre yüzde 80,59 arttı. İstanbul’da dört kişilik bir ailenin ortalama yaşam maliyeti 42.593 lira olarak hesaplandı. İstanbul’da yaşamanın maliyeti bir önceki aya göre yüzde 9,69, bir önceki yılın Aralık ayına göre ise yüzde 54,34 oranında arttı.

Bir önceki yılın Ağustos ayına göre ise İstanbul’da yaşam maliyetinin yıllık (son 12 ay) artış oranı yüzde 80,59 olarak gerçekleşti. Ağustos ayında İstanbul’da dört kişilik bir ailenin ortalama yaşam maliyeti 42.593 lira olarak hesaplandı. İstanbul’da ortalama yaşam maliyeti, geçtiğimiz aya göre 3.765 lira arttı.

Hanelerin sık kullandığı bazı ürünlerin bir önceki yılın Ağustos ayına göre fiyat artışlarına bakıldığında en çarpıcı fiyat artışlarından birinin yüzde 144,37 artış oranı ile zeytinyağı fiyatlarında yaşandığı görüldü.

İstanbul Planlama Ajansı’nın Temmuz ayı verileri ise şöyleydi:

İstanbul’da yaşamanın maliyeti geçen yılın aynı ayına göre yüzde 73,24 arttı. İstanbul’da dört kişilik bir ailenin ortalama yaşam maliyeti 38.828 lira olarak hesaplandı. İstanbul’da yaşamanın maliyeti bir önceki aya göre yüzde 9,75, bir önceki yılın Aralık ayına göre ise yüzde 40,69 oranında arttı.

Bir önceki yılın Temmuz ayına göre ise İstanbul’da yaşam maliyetinin yıllık (son 12 ay) artış oranı yüzde 73,24 olarak gerçekleşti. Temmuz ayında İstanbul’da dört kişilik bir ailenin ortalama yaşam maliyeti 38.828 lira olarak hesaplandı. İstanbul’da ortalama yaşam maliyeti, geçtiğimiz aya göre 3.448 lira arttı.

Hanelerin sık kullandığı bazı ürünlerin bir önceki yılın Temmuz ayına göre fiyat artışlarına bakıldığında en çarpıcı fiyat artışlarından birinin yüzde 94,31 artış oranı ile zeytinyağı fiyatlarında yaşandığı görüldü.

Paylaşın

Merkez Bankası, Enflasyon Artışında Vergi Ve Enerjiye Dikkat Çekti

Ağustos ayı enflasyon verilerini değerlendiren Merkez Bankası, aylık bazda en yüksek artışın yüzde 14,23 ile enerji grubunda olduğuna dikkat çekerken, bu gelişmede önceki aydan sarkan vergi etkisinin yanı sıra dış fiyat baskılarının da belirleyici olduğunu vurguladı.

Haber Merkezi / Raporda, akaryakıt fiyat artışlarının ulaştırma hizmetleri fiyatlarına hızlı şekilde yansıdığını ifade eden Merkez Bankası, grup aylık enflasyonunda yüzde 27,62 ile 2003 bazlı TÜFE kapsamında hesaplanan en yüksek artışın kaydedildiğini de belirtti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) yılın en yüksek seviyesini gören Ağustos enflasyonuyla ilgili değerlendirme raporunu yayımladı. Raporda şu ifadeler yer aldı:

“Ağustos ayında tüketici fiyatları yüzde 9,09 oranında yükselmiş ve yıllık enflasyon 11,11 puan artarak yüzde 58,94 olmuştur. Bu dönemde B ve C endekslerinin yıllık değişim oranları sırasıyla 9,20 ve 8,76 puan artarak yüzde 63,52 ve 64,85 olarak gerçekleşmiştir. Yıllık tüketici enflasyonuna katkılar incelendiğinde, bu dönemde alt grupların tamamında artış yaşanmıştır. Bir önceki aya göre hizmet, gıda, temel mal, enerji ve alkol-tütün-altın gruplarının katkıları sırasıyla 3,00; 2,86; 2,60; 2,51 ve 0,14 puan artmıştır.

Mevsimsellikten arındırılmış verilerle incelendiğinde, B ve C endekslerinin aylık artışları önceki ayda ulaşılan yüksek seviyeleri korumuştur. Fiyat artışları, B endeksini oluşturan gruplardan işlenmiş gıdada bir önceki aya kıyasla güçlenirken hizmet ve temel mallarda yüksek seyretmeye devam etmiştir. Hizmet fiyatları ağustos ayında yüzde 9,19 oranında yükselmiş, grup yıllık enflasyonu 9,92 puan artışla yüzde 79,57 seviyesine ulaşmıştır. Bu dönemde fiyat artışları, ulaştırma hizmetlerinde daha belirgin olmak üzere, alt gruplar geneline yayılmıştır. Ulaştırma hizmetleri fiyatlarında akaryakıt fiyatlarındaki sert artışa bağlı olarak aylık bazda yüzde 27,62 oranı ile 2003 bazlı endeksteki en yüksek artış kaydedilmiştir.

Bu gelişmede, yönetilen-yönlendirilen kalemlerin (otobüs ve taksi ile şehir içi yolcu taşımacılığı ve hava yoluyla yolcu taşımacılığı) yanı sıra karayoluyla şehirler arası yolcu taşımacılığı fiyatları belirleyici olmuştur. Lokanta-otel alt grubunda süregelen güçlü fiyat artışları ağustos ayında devam etmiş, fiyatların yüzde 7,09 oranında yükselmesiyle alt grup yıllık enflasyonu yüzde 89,31 seviyesine ulaşmıştır. Kira alt grubunda aylık artış bir miktar daha güçlenerek yüzde 7,90 olmuş ve yıllık enflasyon yüzde 87,78’e yükselmiştir. Diğer hizmetler alt grubunda fiyatlar yüzde 7,19 oranında artış kaydederken bu gelişmede kişisel ulaştırma araçlarının bakım-onarımı, sağlık hizmetleri ile eğlence-kültür hizmetleri öne çıkan kalemler olmuştur.

Temel mal grubu yıllık enflasyonu 7,72 puan artışla yüzde 51,97 olmuştur. Döviz kuru geçişkenliğinin yüksek olduğu temel mallarda tüm alt gruplarda yüksek fiyat artışları kaydedilmiştir. Dayanıklı mal alt grubunda fiyatlar yüzde 7,82 oranında yükselirken, bu dönemde otomobil, beyaz eşya ve mobilya fiyatlarında belirgin artışlar izlenmiştir. Diğer temel mallar alt grubunda ilaç referans euro kurundaki güncelleme ve vergi ayarlamasının sarkan etkileri hissedilmiş, fiyatlarda yüzde 9,92 oranı ile genele yayılan bir artış kaydedilmiştir. Giyim ve ayakkabı grubunda fiyatların mevsim eğiliminin aksine artış göstermesiyle (yüzde 8,25 oranında) yıllık enflasyon yüzde 29,96’ya yükselmiştir.

Enerji fiyatları ağustos ayında yüzde 14,23 oranında artmış, grup yıllık enflasyonu ise 16,89 puan artarak yüzde 14,03 seviyesinde gerçekleşmiştir. Grup aylık fiyat artışında, bir önceki ay ortasında gerçekleşen vergi artışının sarkan etkisi yanında, uluslararası enerji fiyatlarındaki yükseliş belirleyici olmuştur. Bu görünüm altında, akaryakıt ve tüp gaz kalemleri sırasıyla aylık bazda yüzde 26,11 ve 23,93 oranlarında artış kaydetmiştir. Ayrıca, şebeke suyu fiyatları ağustos ayında da yüksek bir oranda (yüzde 7,43) artmıştır.

Gıda ve alkolsüz içecekler grubu fiyatları ağustos ayında yüzde 8,48 oranında artmış, yıllık enflasyon 12,14 puan yükselerek yüzde 72,86 olmuştur. Yıllık enflasyon işlenmemiş gıdada 13,93 puan artışla yüzde 93,64’e, işlenmiş gıdada ise 11,02 puan artışla yüzde 57,80’e yükselmiştir. Mevsimsellikten arındırılmış veriler taze meyve sebze fiyatlarının bu dönemde meyve fiyatları öncülüğünde belirgin artış gösterdiğine işaret etmiştir. İşlenmemiş gıda grubunun seyrinde bu dönemde meyve ve sebze dışında, yumurta ve kuruyemiş fiyatlarındaki yükselişler öne çıkmıştır. İşlenmiş gıda grubunda aylık artış geçen aya kıyasla (yüzde 11,17) güçlenirken, başta ekmek olmak üzere ekmek-tahıllar, süt ile süt ürünleri, katı-sıvı yağlar ve alkolsüz içecek kalemleri fiyat artışları ile dikkat çekmiştir.

Alkollü içecekler ve tütün ürünleri grubunda fiyatlar yüzde 3,77 oranında yükselmiş, yıllık enflasyon 5,40 puan artışla yüzde 51,98 olarak gerçekleşmiştir. Bu gelişmede geçen ay yapılan vergi düzenlemesi kaynaklı fiyat artışlarının endekse gün ağırlıklı yansıtılması nedeniyle ağustos ayına sarkan etkiler belirleyici olmuştur.

Yurt içi üretici fiyatları ağustos ayında yüzde 5,89 oranında artmış, yıllık enflasyon 4,91 puan artışla yüzde 49,41 olmuştur. Ana sanayi gruplarına göre incelendiğinde, yıllık enflasyon alt grupların tümünde yükseliş kaydederken, aylık bazda uluslararası enerji emtia ve kur gelişmelerine istinaden enerji üretici fiyatlarındaki artış yüzde 14,27 ile belirgin olmuştur. Aylık fiyat gelişmeleri sektörler bazında incelendiğinde, artışların genele yayıldığı izlenirken ham petrol ve doğal gaz, rafine petrol ürünleri, temel eczacılık, kömür ve linyit, mobilya, diğer madencilik-taş ocakçılığı ve elektrik-gaz imalatı sektörleri fiyat artışlarıyla öne çıkmıştır.”

Paylaşın

JP Morgan, Türkiye İçin 2023 Yıl Sonu Enflasyon Tahminini Değiştirdi

Türkiye için daha önce yıl sonu enflasyon beklentisini yüzde 62 olarak açıklayan JP Morgan, yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 65’e yükseltti. Banka, 2024 yıl sonu tahminini yüzde 33 olarak güncellemişti.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), Temmuz ayında yaptığı bir açıklamada, 2023 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 58’e yükseltmişti.

Banka, 2024 yıl sonu tahminini yüzde 33 olarak güncellemiş ve 2025 yıl sonunda enflasyonun yüzde 15’e gerileyeceğini tahmin ettiklerini belirtmişti.

Ağustos ayına ilişkin resmi enflasyon rakamlarının beklenenin üzerinde gerçekleşmesi üzerine JP Morgan, Türkiye için yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 65’e yükseltti.

ABD merkezli yatırım bankası, daha önce yıl sonu enflasyon beklentisini yüzde 62 olarak açıklamıştı. JP Morgan, Mayıs 2024’te de enflasyonun yıllık bazda yüzde 73 ile zirve yapacağını tahmin ediyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ağustos ayı verilerine göre, geçen ay tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yüzde 9,09 arttı, yıllık enflasyon ise yüzde 58,94’e yükseldi.

Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAG) verilerine göre ise TÜFE’deki artış yıllık bazda yüzde 128,05 oldu.

JP Morgan, yıl sonu politika faizi oranı tahmini yüzde 35’te tutsa da, 2024 yılı için faiz öngörüsünü yüzde 40’tan 45’e yükseltti.

JP Morgan’ın Türkiye ekonomisti Fatih Akçelik, müşterilere gönderdiği bilgilendirme notunda “Ağustos ayı TÜFE verileri uzun süreli dezenflasyon sürecine işaret ediyor” dedi.

Akçelik, Mart 2024’teki yerel seçimlerden sonra enflasyon baskısına karşı daha fazla parasal sıkılaştırma beklediklerini ifade etti.

Merkez Bankası, Temmuz ayında yaptığı bir açıklamada, 2023 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 58’e yükseltmişti.

Banka, 2024 yıl sonu tahminini yüzde 33 olarak güncellemiş ve 2025 yıl sonunda enflasyonun yüzde 15’e gerileyeceğini tahmin ettiklerini belirtmişti.

Türk lirasındaki keskin düşüş ve son dönemlerdeki vergi artışlarının ardından enflasyon oranı Temmuz’dan sonra Ağustos ayında da artış kaydetti.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Ticaret Bakanlığı Açıkladı: Dış Ticaret Açığı 82,4 Milyar Dolar

2023 yılı Ocak-Ağustos döneminde geçen yılın aynı dönemine göre; İhracat, yüzde 0,4 oranında azalarak 164 milyar 907 milyon dolar, ithalat, yüzde 3,5 oranında artarak 247 milyar 321 milyon dolar oldu. Başka bir ifadeyle dış ticaret açığı ise yüzde 12,1’lik yükselişle 82,4 milyar dolara ulaştı.

Haber Merkezi / Aynı dönemde dış ticaret hacmi, yüzde 1,9 oranında artarak 412 milyar 228 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Ticaret Bakanlığı, ağustos ayına ilişkin dış ticaret verilerini açıkladı. Buna göre; Ağustos ayında geçen yılın aynı ayına göre; İhracat, yüzde1,6 oranında artarak 21 milyar 619 milyon dolar, İthalat, yüzde 6,3 oranında azalarak 30 milyar 494 milyon dolar, Dış ticaret hacmi, yüzde 3,2 oranında azalarak 52 milyar 114 milyon dolar olarak gerçekleşti.

2023 yılı Ocak-Ağustos döneminde geçen yılın aynı dönemine göre; İhracat, yüzde 0,4 oranında azalarak 164 milyar 907 milyon dolar, İthalat, yüzde 3,5 oranında artarak 247 milyar 321 milyon dolar, Dış ticaret hacmi, yüzde 1,9 oranında artarak 412 milyar 228 milyon dolar olarak gerçekleşti.

2023 yılı Ağustos ayında geçen yılın aynı ayına göre; İhracatın ithalatı karşılama oranı 5,5 puan azalarak yüzde 70,9 olarak gerçekleşti. Enerji verileri hariç tutulduğunda, ihracatın ithalatı karşılama oranı 3,1 puan azalarak yüzde 79,7 olarak gerçekleşti. Enerji ve altın verileri hariç tutulduğunda ise, ihracatın ithalatı karşılama oranı sabit kalarak yüzde 91,3 olarak gerçekleşti.

Ağustos ayında en fazla ihracat yaptığımız ülkeler sırasıyla; Almanya (1 milyar 783 milyon dolar), ABD (1 milyar 322 milyon dolar) ve Irak (1 milyar 91 milyon dolar) oldu. İhracatta en çok paya sahip ilk 10 ülkenin toplam ihracat içerisindeki payı yüzde 46,3 oldu.

Ağustos ayında en fazla ithalat yaptığımız ülkeler sırasıyla; Çin (3 milyar 828 milyon dolar), Rusya Federasyonu (3 milyar 420 milyon dolar) ve Almanya (2 milyar 556 milyon dolar) oldu. İthalatta en çok paya sahip ilk 10 ülkenin toplam ithalat içerisindeki payı yüzde 60,8 oldu.

Ağustos ayında en fazla ihracat yaptığımız ülke grupları sırasıyla; Avrupa Birliği (AB-27) (8 milyar 520 milyon dolar), Yakın ve Ortadoğu Ülkeleri (3 milyar 814 milyon dolar) ve Diğer Avrupa Ülkeleri (3 milyar 463 milyon dolar) oldu.

Ağustos ayında en fazla ithalat yaptığımız ülke grupları sırasıyla; Avrupa Birliği (AB-27) (8 milyar 539 milyon dolar), Asya Ülkeleri (7 milyar 921 milyon dolar) ve Diğer Avrupa Ülkeleri (5 milyar 720 milyon dolar) oldu.

Ağustos ayında Geniş Ekonomik Grupların (BEC) sınıflamasına göre, en çok ihracat 11 milyar 162 milyon dolarla (yüzde 3,3 azalış) “Hammadde (Ara malları)” grubunda yapılırken, bu grubu sırasıyla 7 milyar 533 milyon dolarla (yüzde 2,5 artış) “Tüketim Malları” ve 2 milyar 647 milyon dolarla (yüzde 25,7 artış) “Yatırım (Sermaye) Malları” grupları takip etti.

Ağustos ayında Geniş Ekonomik Grupların (BEC) sınıflamasına göre, en çok ithalat 21 milyar 824 milyon dolarla (yüzde 15,6 azalış) “Hammadde (Ara malları)” grubunda yapılırken, bu grubu sırasıyla 4 milyar 520 milyon dolarla (yüzde 19,9 artış) “Yatırım (Sermaye) Malları” ve 4 milyar 134 milyon dolarla (yüzde 44,1 artış) “Tüketim Malları” grupları takip etti.

Ağustos ayında sektörlere göre ihracatın payı sırasıyla; İmalat Sanayi yüzde 94,7 (20 milyar 470 milyon dolar), Tarım, Ormancılık ve Balıkçılık sektörü yüzde 3,4 (726 milyon dolar), Madencilik ve Taş Ocakçılığı sektörü yüzde 1,4 (307 milyon dolar) oldu.

Ağustos ayında sektörlere göre ithalatın payı sırasıyla; İmalat Sanayi yüzde 84,0 (25 milyar 609 milyon dolar), Madencilik ve Taş Ocakçılığı sektörü yüzde 10,7 (3 milyar 262 milyon dolar), Tarım, Ormancılık ve Balıkçılık sektörü yüzde 2,8 (864 milyon dolar) oldu.

Paylaşın