Bitcoin, Aralık 2020’den Beri En Düşük Seviyeyi Gördü

Kripto para piyasası haftaya ağır kayıplarla başladı. Dünyadaki en büyük kripto para birimi olan Bitcoin’in değeri yaklaşık 25 bin 500 dolara inerek Aralık 2020’den bu yana en düşük seviyeyi gördü.

Bitcoin son 24 saatte yaklaşık yüzde 7,59 değer kaybederken, CoinMarketCap’in verilerine göre kripto para piyasasındaki genel kayıp 24 saatte yüzde yaklaşık yüzde 6 oldu.

Bitcoin şu an 26 bin dolar seviyesinde seyrederken, ikinci en büyük kripto para birimi Ethereum da 24 saatte yüzde 7,88 değer kaybederek 1357 dolara geriledi.

Kripto piyasasındaki bu son düşüş, Amerika Birleşik Devletleri’nin geçen cuma açıkladığı enflasyon verilerinin ardından geldi. ABD’de enflasyon Mayıs 2022’de yıllık bazda yüzde 8,6 oldu. Bu son 40 yılın en yüksek enflasyon oranı.

Bu da yatırımcılarda ABD’nin daha agresif bir sıkılaşmaya gideceği beklentisi doğurdu.

Enflasyon verisi Amerikan Merkez bankası Fed’in para politikasını belirlemesinde kritik önemde. Federal Açık Piyasa Komitesi’nin (FOMC) toplantısı 14-15 Haziran tarihinde gerçekleşecek. Bu toplantıda Fed’in yeniden faiz artırımına gitmesi bekleniyor ve 50 baz puanlık bir artış yapacağı tahmin ediliyor.

Bu şartlar altında kripto paralara yatırımcı güveni kırılgan olmaya devam ediyor. Kripto paraların düşüşü, bu sektörün dayandığı teknolojiden ziyade, enflasyon, yüksek faiz oranları, Ukrayna savaşından kaynaklı jeopolitik istikrar sorunları gibi makroekonomik ortamdan kaynaklı sorunlara dayandırılıyor.

Asya piyasaları da kayıpla başladı

ABD’deki yüksek enflasyonun daha fazla sıkılaşmaya neden olacağı beklentisi nedeniyle Asya piyasaları da güne kayıpla başladı. Pekin’deki yeni Covid kısıtlamaları da piyasaların düşüşünde etkili oldu.

Japon Nikkei endeksi güne yüzde 2,7 düşüşle başlarken, Hong Kong’daki Hang Seng de yüzde 2,7 düştü. Öte yandan Amerikan doları 20 yılı aşkın bir süredir ilk kez 135 Japon yenine yükseldi.

Faiz artırımlarının olumsuz etkisi

Kripto para birimleri kurumsal yatırımcılar için risk varlıkları olarak değerlendiriliyor. Piyasalarda belirsizlik olduğu dönemlerde geleneksel yatırımcılar daha riskli olduğunu düşündüğü varlıkları satıyor ve paralarını daha güvenli yatırımlara yönlendiriyor.

ABD ve İngiltere merkez bankaları faiz artırırken, yatırımcılar enflasyon ve yüksek borçlanma maliyetinin küresel ekonominin büyümesi üzerinde büyük etki yaratabileceği ve ayrıca Ukrayna savaşının dünya ekonomisine etkileri konusunda endişeli.

Öte yandan Rusya’nın Ukrayna işgalinin başlamasının hemen ardından, Mart ayı başında, Moskova’ya uygulanan ekonomik yaptırımlarla birlikte kripto paralara ilgi artmıştı.

Öte yandan Bitcoin yakın zamanda El Salvador ve Orta Afrika Cumhuriyeti’nde resmi para birimi olarak kullanıma girdi.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Türkiye, 307 Milyar Dolar Fakirleşecek

Dolar kurundaki artışlar milli gelir hesaplarını da değiştirdi. Hükümetin geçen yılın eylül ayında açıkladığı 2022-2024 dönemine ait Orta Vadeli Program’da yapılan hesaplamalar, bu yıl dolar kuru ortalamasının 9,27 olacağı varsayımına dayanıyordu.

DW Türkçe’den Pelin Ünker’in haberine göre; Bu yıl Türkiye’nin yüzde 5 büyüyeceğini hesaplayan ekonomi yönetimi, gayrisafi yurtiçi hasılanın (GSYH) Türk Lirası bazında 7 trilyon 880 milyar lira, dolar bazında 850 milyar dolar olacağını öngörüyordu. Aynı hesaplamayla kişi başı GSYH öngörüsü de 9 bin 947 dolardı.

Hedefler tutmadı

Ancak yıla 13,4 lira seviyesinden başlayan dolar kuru, yılbaşından bu yana yüzde 28 artışla 17,20 seviyesini geçti. Buna göre yıllık ortalama kur 14,51 seviyesine ulaştı.

Orta Vadeli Program’da bu yıl için yapılan hesaplamalar kur artışıyla şaştı. Bu yıl içinde gerçekleşen ortalama kura göre hesaplandığında, sadece kur farkından dolayı Türkiye’nin milli geliri 543 milyar dolara iniyor. Kişi başına milli gelir ise 6 bin 354 dolara geriliyor.

Buna göre, ekonomi yönetimi yıl sonuna kadar adım atmazsa, kişi başına 3 bin 593 dolar fakirleşen Türkiye, kâğıt üzerinde milli gelirden 307 milyar dolar kaybediyor.

Öte yandan bu hesaplama, hükümetin bu yılki yüzde 5’lik büyüme hedefinin tuttuğu ve kurun yeni rekorlar kırmadığı varsayımına dayanıyor.

Hükümet bu yıl için yüzde 5 büyüme hedefi koysa da Merkez Bankası’nın reel ve finansal sektör temsilcileri ile profesyonellerden oluşan 48 katılımcıyla gerçekleştirdiği mayıs ayı beklenti anketinde 2022 büyüme beklentisi yüzde 3,3 oldu.

Büyüme öngörüleri düşük

Uluslararası kuruluşların Türkiye için 2022 büyüme tahminleri de hükümetin yıllık öngörüsünden daha düşük.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), 8 Haziran’da yayınladığı “Ekonomik Görünüm” raporunda, Türkiye için 2022 yılı GSYH büyüme tahminini yüzde 3,7 olarak açıkladı. OECD, yüksek enflasyon ve azalan tüketici güveninin, tüketici harcamalarını sınırlayacağı, yatırımların ise jeopolitik faktörler ve finansal koşullardaki belirsizlikten olumsuz etkileneceği değerlendirmesinde bulundu.

Uluslararası Para Fonu (IMF) en son Nisan ayında Türkiye için büyüme tahminini yüzde 3,3’ten yüzde 2,7’ye indirdi. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’in Mayıs ayında açıkladığı büyüme beklentisi yüzde 3,5 olurken, Dünya Bankası’nın büyüme tahmini yüzde 2,3’te kalıyor.

Kur tahminleri yükseliyor

Kur tahminleri ise yukarı yönlü. Dolar/TL değerlemesi üzerinden çalışmalarda bulunan İngiliz Standard Chartered Bank, Ocak ayında yayınladığı raporda, 2022 yıl sonu kur tahminini 12 seviyesinden 20’ye çıkardı. İngiltere merkezli HSBC, Mayıs ayında dolar/TL için yıl sonu tahminini 16,5’ten 17,5’e yükseltirken, İtalyan bankası Unicredit’in tahmini 18 oldu.

Merkez Bankası’nın Mayıs ayı piyasa katılımcıları anketine göre ise katılımcıların yıl sonu dolar/TL beklentisi 17,57.

Ekonomistler, dünyadaki merkez bankalarının faiz arttırımına gittiği dönemde, Türkiye’de kurlardaki ve enflasyondaki yükselişi durdurmak için para politikasının etkin araçlarından biri olan faiz artırımından kaçınılmasının ekonomiye güveni zedelediği görüşünde. Buna göre ekonomi yönetiminin faiz artırımı yerine kullandığı enstrümanlar geçici çözüm sunarken, yatırımcılar güvenli limanlara yöneliyor ve kurdaki yükseliş hızlanıyor.

Dolar bazında küçülme

Mevcut veriler de Türkiye’nin milli gelirinin TL bazında artarken dolar bazında eridiğini gösteriyor. Bu da geçen yıl dünyanın en büyük 21 ekonomisi olan Türkiye’nin daha alt basamaklara düşmesine yol açabilir.

Resmi verilere göre Türkiye, yılın ilk çeyreğinde TL bazında yüzde 7,3 büyüme kaydederken, dolar bazında yüzde 4,9 küçüldü. Kişi başı milli gelir de 9 bin 539 dolardan 9 bin 374 dolara geriledi. Uluslararası arenada 10 bin dolar kişi başı milli gelir için psikolojik sınır olarak kabul görüyor. Türkiye’de kişi başı milli gelir ise 2018 yılından bu yana 10 bin doların altında seyrediyor.

Kişi başına gelirde 78. sırada

AKP iktidarının en büyük iddialarından biri Cumhuriyet’in 100’üncü yılı olan 2023 yılında Türkiye’nin ilk 10 ekonomi arasında yer almasını sağlamaktı. Ancak 2015’te dünyanın en büyük 16’ncı ekonomisi olan Türkiye, IMF’nin Nisan ayı raporuna göre, geçen yıl 806,8 milyar dolarlık GSYH ile en büyük ilk 20 ekonomi içerisinden çıkarak 21. sıraya geriledi. Aynı rapora göre Türkiye, kişi başına gelir açısından da 2015 yılında 66’ıncı sıradayken 2021 yılında 78’inci sıraya indi.

Fon, Nisan ayında açıkladığı raporda, bu yıl da Türkiye’nin 692,4 milyar dolarlık milli gelirle 23. sıraya gerileyeceğini tahmin etmişti. Öte yandan diğer ülkelerin GSYH’sinin artmadığı düşünülse dahi, kur kaynaklı gelişmelerden dolayı Türkiye’nin daha alt basamaklara inmesi söz konusu olabilir.

Paylaşın

Bireysel Kredi Kullanan Kişi Sayısı 36 Milyonu Aştı

Emeğiyle geçinen yurttaşlar hayatlarını devam ettirebilmek için bankalara yönelirken, AK Parti iktidarının çözümü ise ekonomide atılan son adımlar ile tüketici kredilerine yönelik kısıtlamalar getirmek oldu.

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) verileri ise bireysel kredi borcu olan kişi sayısının yeni bir sınırı daha aştığını ortaya koydu. 2022 Nisan sonu itibarıyla bireysel kredi borcu olanların sayısı 36 milyon 52 bin kişiye ulaştı. Toplam kredi borcu ise son bir yılda 902,5 milyar liradan bir trilyon 137 milyar liraya çıktı.

Nisan ayı verileri

Verilerin yer aldığı TBB Risk Merkezi’nin Nisan 2022 ile ilgili yeni açıkladığı “Aylık Bülten”de öne çıkan detaylar şöyle:

“2022 yılı nisan sonu itibarıyla bireysel kredi borcu olanların sayısı 36 milyon 52 bin kişiye ulaştı. Bu sayı Nisan 2021 sonunda 34 milyon 538 bin, Mart 2022’de 35 milyon 873 bin kişiydi. Ayrıca küresel Covid-19 salgını öncesi; Mart 2020’de kişi sayısı 32 milyon 156 bindi.

Toplam kredi borcu tutarı ise Nisan 2022 itibarıyla son bir yılda 902,5 milyar liradan bir trilyon 137 milyar liraya ulaştı. Bu rakam Aralık 2021’de bir trilyon 47 milyar lira, Mart 2020’de ise 659 milyar liraydı.

Yine geçen nisan sonu itibarıyla son bir yılda bireysel kredi borcu (kredi riski) ortalaması 26 bin 131 liradan 31 bin 541 liraya ulaştı. Bu rakam Mart 2022’de 30 bin 716 lira, Mart 2020 sonunda ise 20 bin 501 liraydı.

Kullanım alanlarına bakıldığında, konut kredisi borcu olanlar Nisan 2022 itibarıyla son bir yılda 2 milyon 539 binden 2 milyon 479 bin kişiye inerken borç tutarı 285,4 milyar liradan 330,9 milyar liraya yükseldi. Taşıt kredisi kullananların sayısı da 473 bin kişiden 438 bin kişiye düşerken kredi hacmi 47,9 milyar liradan 62,3 milyar liraya yükseldi. Ayrıca her iki kredi türünü kullanan kişi sayısı Mart 2022’ye göre arttı.

Daha çok günlük giderler için ihtiyaç kredi kullanan kişi sayısı ise son bir yılda 28 milyon 297 binden 28 milyon 627 bine çıktı. Kredi hacmi de 414,5 milyar liradan 502.3 milyar liraya yükseldi. Bunun yanında Nisan 2021’den Nisan 2022’ye bireysel kredi kullanan kişi sayısı 28.3 milyondan 30.8 milyona, bireysel kredi kartı kullanımı nedeniyle borç tutarı ise 154,7 milyar liradan 241,6 milyar liraya ulaştı.

Paylaşın

Taşıma Maliyeti Kilo Başına Bir TL’yi Geçti

Motorin ve benzin zamlarının ardından nakliye maliyetleri de katlandı. Son zamlarla beraber bir ürün bedava bile alınsa Antalya’dan İstanbul’a nakliye ücreti kilogram başı 1 lira 16 kuruş tutuyor.

Akaryakıta art arda gelen zamlar gıda sektörünü de doğrudan etkilerken, yurttaşların sofrasında ürünler de zamlanmaya devam ediyor. Nakliye maliyetleri nedeniyle fiyat artışları sürerken, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Uşak Milletvekili Özkan Yalım da gıdada taşıma giderlerinin yılın ilk 69 gününde yüzde 111 arttığına dikkat çekti.

Yalım, bir ürünün Antalya’dan bedava dahi alınsa İstanbul’a gelmesi için kilo başına 1,16 TL maliyeti olduğunu belirterek, “Tarladan çıkan bu ürünlere ayrıca; ürün ücreti, komisyoncu ücreti, hal ücreti, KDV ve halden şehir içi nakliye ücreti, satıcı kârı gibi ücretler eklenecektir” dedi.

‘Ton başına bin 115 TL maliyet’

BirGün’den Berkay Sağol’un haberine göre Yalım, yaşanan artışı güncel fiyatlarla anlatırken, “Mevcut tarih itibari ile Antalya-İstanbul arası tarla mesafeleri de dikkate alındığında yaklaşık 800 kilometre yol gidilmektedir. Gidiş ve dönüş olmak üzere bir kamyon bin 600 kilometre yol yapmaktadır. 20 ton sebze taşıma kapasitesine sahip olan, kırkayak diye tabir edilen bir kamyon veya bir TIR 100 kilometrede yaklaşık 40 litre motorin yani; 800 kilometrede 320 litre mazot yakmaktadır. Bir aracın yalnızca gidişteki yakıt ücreti 9 bin 17 TL. Geri dönüşü var, köprü geçişi, Osmangazi Köprüsü geçişi var, şoförün kişisel giderleri, araç bakım eklendiğinde gidiş dönüş için rakam 23 bin 107 TL’ye yükseliyor. Bu da ton başına bin 115 TL, kilo başına da 1,16 TL maliyet çıkarıyor” ifadelerini kullandı.

Yalım, “Çoğu nakliyeci, ürünü yükleyince zamlara yolda yakalanıyor ve maliyeti yükseliyor. Bu da nakliyecileri zor durumda bırakıyor” değerlendirmesini yaparken, 1 Ocak 2022’de 12,74 TL’lik mazot fiyatıyla İstanbul’a tek yön gidişin 4 bin 77 TL olduğunu anımsatarak bugün aynı rotada maliyetin 9 bin 17 TL’ye yükseldiğini vurguladı. Yalım, “Yani 131 günde yüzde 111 artışla geldiğimiz nokta bu” dedi.

Paylaşın

10 Soruda ‘Gelire Endeksli Devlet İç Borçlanma Senedi (GES)’ Nedir?

Türkiye lirası cinsi varlıklara yönelimlerin teşvik edilmesi amacıyla ihraç edilecek devlet iç borçlanma senedi (GES) ihracına ilişkin talep toplama işlemleri, Türkiye genelinde 15-22 Haziran’da yapılacak.

Bu kapsamda Hazine ve Maliye Bakanlığı, GES’lere ilişkin 10 soru ve yanıtlarını paylaştı.

Soru 1: Gelire endeksli olduğu ifade edilen senetler hangi kurumun gelirine endeksli olacak?

Kamu İktisadi Teşebbüsleri içerisinde yer alan Devlet Hava Meydanları İşletmeleri (DHMİ) ve Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’nden (KEGM) bütçeye aktarılan hasılat paylarına endeksli olacak.

Soru 2: Ödenecek asgari bir gelir oranı olacak mı? Olacaksa bu nasıl belirlenecek?

İlgili endeks değeri asgari 95 ve azami 110 seviyesinde olabilecek ve bu kapsamda yatırımcıya ilan edilen kupon oranının asgari yüzde 95’ine denk gelen bir getiri garantisi sunulacak.

Soru 3: Duyuru ve talep toplama işlemleri nasıl gerçekleştirilecek?

Bakanlığın internet sayfasından kamuoyu ile paylaşılacak. Senetlerin ihracı halka arz yöntemiyle gerçekleştirilecek, talep toplama süreci aracı bankalarla belirlenecek.

Soru 4: Üründen faydalanmak isteyen vatandaşlar hangi adımları izleyecek?

Aracı bankalar vatandaşları detaylı bir şekilde bilgilendirecek. Vatandaşlar aracı bankalara başvuru yaparak bu ürünü kolaylıkla alabilecek.

Soru 5: Ürünün vadesi ve vade getirisi nasıl hesaplanacak?

Senedin vadesi 6 ay olarak belirlendi. Sonraki aşamalarda 1 yıl ve/veya diğer vadelerde de ihraç yapılması öngörülüyor.

Soru 6: Ürün hangi bankalar aracılığıyla gerçekleştirilecek?

İlk etapta Ziraat Bankası, Halk Bankası ve Vakıflar Bankası aracılığıyla gerçekleştirilecek.

Soru 7: Vatandaşların gelir paylarındaki değişimlerden olumsuz etkilenmesi nasıl önlenecek?

Senedin nihai getiri oranı, bakanlık tarafından belirlenen getiri oranının hasılat pay gerçekleşmeleri çerçevesinde hesaplanacak endeks değeri ile çarpılması yoluyla ortaya çıkacak. Hasılat payları gerçekleşmelerinin projeksiyon tutarının üzerinde olması durumunda yatırımcı daha yüksek bir getiri elde edebilecek.

Soru 8: Sisteme sadece gerçek kişiler mi dahil olacak? Şirketler dahil olabilecek mi?

Söz konusu senetler sadece gerçek kişilere ihraç edilecek

Soru 9: Kur korumalı mevduat hesabın ya da açıklanan farklı ürünleri kullananlar bunu da kullanabilecek mi?

Anılan hesap ve/veya ürünleri kullanan vatandaşlar da bu senetleri satın alabilecek.

Soru 10: Sisteme sadece döviz hesabını bozduranlar mı dahil olacak?

Söz konusu ihraçlara tüm bireysel yatırımcılar dahil olabilecek.

Paylaşın

Bitcoin Serbest Düşüşte: Çok Daha Düşük Seviyelere Gelebilir

ABD ve Avrupa’da yükselen enflasyon sonrası merkez bankalarının para politikaları, kripto para birimlerindeki değer kaybını hızlandırdı. ABD’nin ardından Avrupa Merkez Bankası’nın da temmuz ve eylülde faiz artırımına gideceğini açıklaması, kripto paralara darbe vurdu.

27 bin 264 dolara düşen Bitcoin’deki günlük kayıp yüzde 3’ü buldu. Bitcoin son 24 saatte 850 dolar geriledi.

Bu sabah itibariyle 1462 dolardan işlem gören Ethereum’un günlük kaybı yüzde 5’i geçti.

Cuma günü açıklanan ABD enflasyonunun beklentileri aşmasıyla hisse senetleri çakılırken, 2 yıllık hazine tahvil getirileri 2008’den bu yana en yüksek seviyesine ulaşmıştı. Teknoloji hisseleri gibi riskli varlıkların yanısıra kripto paralar ise bu süreçte değer kaybediyor.

Kripto platformu Luno’nun Başkan Yardımcısı Viyaj Ayyar, kripto paralardaki düşüşle ilgili şu değerlendirmede bulundu:

“ABD enflasyon verisi hafta sonuna girerken aşağı yönlü trendi destekledi ve özellikle önümüzdeki hafta yapılacak FOMC toplantısı nedeniyle düşüş trendinin devam etmesi olası görünüyor.

Eğer daha önce yaşanan ayı piyasalarını incelersek Bitcoin’in yüzde 80 ve üzeri değer kaybı yaşadığını diğer kripto paraların ise yüzde 90 ve üstü gerilediğini görüyoruz. Eğer şu anda yaşadığımız durum bu ise Bitcoin’de önümüzdeki 1-2 ay içinde Bitcoin’in çok daha düşük seviyelere gerilediğini görebiliriz.”

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Tarımda Kayıp Geçen Yıla Göre Arttı

İktidarın tarım politikaları, üreticiyi batağa sürükleyen uygulamaları beraberinde getirirken çiftçi borç batağına saplandı. Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) verileri ise tarımsal üretimde yaşanan çöküşü ortaya koydu.

TMO’nun 84’üncü hesap dönemine yönelik raporunda, 2021 ve önceki yıllarla ilgili tarımsal üretim verilerine yer verildi. Verilere göre, buğday ve arpayı da kapsayan beş önemli kalemde tarımsal üretim, bir yıl içinde yüzde 19 eridi.

Üretim azalıyor

Ülkede geçen yıl toplam 17,65 milyon ton buğday üretildi. 2020’de buğday üretiminin 20,5 milyon ton olduğu öğrenilirken buğdayda bir yılda yaşanan üretim kaybı yüzde 14 oldu. Çavdarda ise rekor üretim kaybına imza atıldı. Buna göre, 2020’de üretilen 295 bin 981 ton çavdara karşın 2021 yılında yüzde 32,4’lük kayıpla yalnızca 200 bin ton çavdar üretilebildi.

BirGün Mustafa Bildircin’in haberine göre; bbenzer bir kayıp, arpa, yulaf ve tritikale üretiminde de yaşandı. 2020’de 8,3 milyon ton olan arpa üretimi yüzde 30,7’lik azalışla 5,75 milyon ton oldu. 314 bin 528 ton olan yulaf üretimi ise yüzde 12,2 azalışla 276 bin tona geriledi. 276 bin 212 ton olan tritikale (buğday ve çavdar melezi) üretimi de yüzde 17,5 azalışla 228 bin ton olarak gerçekleşti.

Tarım arazisi bırakmadılar

2001 yılında 26 milyon 350 bin hektar olan tarım alanı, geçen yıl 23 milyon 137 bin hektara kadar geriledi. Tarım alanlarında 20 yılda yaşanan kayıp yüzde 12 olarak kaydedildi. Ülke, 20 yılda 15 Hatay büyüklüğündeki tarım arazisini yitirdi.

Paylaşın

Türkiye’nin Risk Primi 14 Yıl Sonra Rekor Tazeledi

Türkiye’nin kredi iflas riskini gösteren 5 yıllık CDS’leri 800 baz puanı aşarak 2008’den bu yana en yüksek seviyeye çıkarak rekor tazeledi. Türkiye’nin kredi iflas riskini gösteren beş yıllık CDS’leri, 24 Mayıs 2022’de 731 seviyesine ulaşarak rekoru görmüştü.

2008 yılından bu yana kaydettiği zirve seviyeyi yenileyen 5 yıllık risk primi (CDS) 816 baz puan seviyesine ulaştı. CDS, en son küresel finans krizi sırasında Ekim 2008’de bu seviyelere çıkarak Ekim 2008’de güniçi işlemlerde Türkiye’nin risk primi 904 baz puanı görmüştü.

CDS’nin bu seviyelere çıkması Türkiye’nin dış borçlanmada ödeyeceği faizi etkileyeceği düşünülürken Hazine’nin dolar cinsi borçlanmalarında faizin yüzde 10’un üzerine çıkması bekleniyor.

Türkiye’nin CDS’si en son etkisini derinden hissetiren 2001 ekonomik krizinde 1300 seviyelerindeydi. Bugün pris priminin (CDS) 740 baz puana yükselmesi ise iflas riskinin artması anlamına geliyor.

Risk primi CDS nedir?

Kredi risk primi, bir kredinin geri ödenmeme riskinin tespit edilmesini ve bu riske karşı kredinin sigortalanmasını sağlayan bir değerleme enstrümanıdır. Sigorta şirketleri borçların ödenememesi halinde alacaklının alacaklarını sigortalayan bir sözleşme satar ve bu sözleşmenin fiyatı da ülkenin CDS primidir.

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: İşsiz Sayısı 65 Bin Kişi Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), İşgücü İstatistikleri Nisan 2022 verilerini açıkladı. Açıklanan verilere göre, işsizlik sayısı nisan ayında bir önceki aya göre 65 bin kişi artarak 3 milyon 853 bin kişi oldu.

Haber Merkezi /İşsizlik oranı ise 0,1 puanlık artış ile yüzde 11,3 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 9,7 iken kadınlarda yüzde 14,5 olarak gerçekleşti.

İstihdam edilenlerin sayısı nisanda bir önceki aya göre 408 bin kişi artarak 30 milyon 371 bin kişi, istihdam oranı ise 0,6 puanlık artış ile yüzde 47,1 olarak kaydedildi.

İşgücüne katılma oranı nisan ayında bir önceki aya göre 473 bin kişi artarak 34 milyon 225 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,7 puanlık artış ile yüzde 53,1 oldu.

Genç işsizlik yüzde 20

15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,8 puanlık azalış ile yüzde 20’ye geriledi. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 18,1, kadınlarda ise yüzde 23,7 olarak tahmin edildi.

Fiili çalışma süresi 45,1 saat oldu

İstihdam edilenlerden referans döneminde işbaşında olanların, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi nisanda bir önceki aya göre 0,2 saat artarak 45,1 saat olarak gerçekleşti.

Geniş tanımlı işsizlik azaldı

Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı (geniş tanımlı işsizlik) nisan ayında bir önceki aya göre 0,7 puan azalarak yüzde 21,7 olarak kaydedildi.

Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 14,8 iken potansiyel işgücü ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 18,5 olarak açıklandı.

Paylaşın

Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan Yeni Açıklama: Birinci Öncelik Enflasyon

Hazine ve Maliye Bakanlığı, dün gece yaptığı açıklamalara bir yenisini daha ekledi. Enflasyonun tüm dünyada yüksek olduğu ifade edilen açıklamada, “Enflasyonla mücadele birincil önceliğini korumaktadır” denildi.

Haber Merkezi / Serbest piyasa kurallarından taviz verilmeden, Türk lirası kullanımını ve cazibesini artıracak uygulamalara devam edileceği bildirilen açıklamada şu ifadeler kullanıldı;

“Son dönemde tüm dünyayı etkisi altına alan küresel enflasyonist süreçten ülkemiz de etkilenmektedir. Bununla birlikte makro ekonomi politikamızda enflasyonla mücadele birincil önceliğini korumaktadır. Bu mücadelede kurumlar arası eşgüdümün önemi açık olup tüm kurumlarımız attığı adımlarda ortak mücadele anlayışıyla hareket etmektedir.

Bu çerçevede;

  • Maliye politikasında program hedeflerinden sapmadan büyüme, istihdam ve özellikle gelir dağılımını önceleyen uygulamalar devam edecektir.
  • Kamu harcamalarında etkinliği artırarak, tasarruf sağlanacaktır. Zorunlu kamu giderleri dışındaki tüm alanlarda kontrol süreçleri etkinleştirilecek, böylece kamu harcamalarında etkinlik artırılarak tasarruf sağlanacaktır.
  • Makro ihtiyati tedbirler güncel ekonomik koşullar gözetilerek etkin ve dinamik bir şekilde alınmaya devam edilecektir.
  • Serbest piyasa kurallarından taviz verilmeden, Türk lirası kullanımını ve cazibesini artıracak uygulamalara devam edilecektir.
  • Beklentilerin yönetimi kapsamında ekonomide atılan adımlar ekonominin tüm paydaşlarıyla şeffaf ve eş zamanlı bir şekilde paylaşılacaktır.”

Gelire Endeksli Senet Uygulaması

Hazine ve Maliye Bakanlığı, vatandaşların tasarruflarını Türk lirası cinsi varlıklarda değerlendirebilmelerinin teşvik edilmesi ve yatırımcı tabanının genişletilmesi amacıyla, gelire endeksli devlet iç borçlanma senedi (GES) uygulamasının başlatılacağını ve talep toplama işlemlerinin 15 Haziran’dan itibaren gerçekleştirileceğini bildirdi.

Geçmiş yıllarda denenen bu uygulama ile gelire endeksli senetler, zarar etmeyen kamu kurumlarına endeksleniyor ve kuponla ana para ödemeleri belirleniyor.

Hazine ve Maliye Bakanlığının açıklamasına göre GES’ler sadece gerçek kişilere sunulacak ve ülke genelindeki duyuru ve talep toplama işlemleri yoluyla ihraç edilecek.

Senede ilişkin talep toplama işlemleri ile senedin ihracı, kupon ve anapara ödemeleri Bakanlığın sitesinde yayınlanacak duyuruda belirtilecek bankalar aracılığı ile gerçekleştirilecek.

İhraç edilecek senetler üç ayda bir yatırımcısına kupon getirisi sağlayacak. Bakanlığı bu konudaki açıklaması şöyle:

“Kupon ödemelerinde asgari getiri garantisi olacaktır. Senedin kupon ödemesine esas teşkil edecek getiri oranı ve vade yapısı ihraç duyurusunda ilan edilecektir. Senedin yatırımcıya sağlayacağı nihai getiri oranı, ihraç aşamasında Bakanlığımız tarafından belirlenen getiri oranının, hasılat gerçekleşmeleri çerçevesinde hesaplanacak endeks değeri ile çarpılması yoluyla belirlenecektir.”

GES’ler neyin gelirine endeksli olacak?

Kur Korumalı Mevduat’ta oluduğu gibi bu uygulamanın amacı da vatandaşların yatırımlarını TL cinsi varlıklara yönlendirmek.

Hazine’ye göre (GES) getirileri, gelir performansı güçlü olan ve bütçeye hasılat aktarımı yapan kamu iktisadi teşebbüslerinin (KİT) gelirlerine endeksli olacak.

Yeni uygulamada, 3 ayda bir ödenecek kuponlar için uygulanacak asgari getiri garantisi sayesinde, vatandaşların gelir paylarındaki değişimlerden olumsuz etkilenmesinin önleneceği belirtiliyor.

Ayrıca bu KİT’lerden bütçeye aktarılan hasılat performansı beklenenin üzerinde geldiğinde, bunun yatırımcılara ilave getiri olarak aktarılacağı kaydediliyor. Ancak bu KİT’lerin hangileri olduğu açıklanmadı. Uygulamanın taban faizi, vadesi ve vade getirisi hakkında da bir açıklama yok.

Ekonomistler GES uygulaması için ne diyor?

Türkiye’yi yakından izleyen İngiliz ekonomist Timothy Ash, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın açıkladığı yeni önlemi şu sözlerle eleştirdi:

“Türk mali yapısı her gün daha çok Lübnan’a benziyor. Bu kesinlikle, Lübnan’da olduğu gibi bir felaketle sonuçlanacak. Burada tek soru, bunun ne zaman olacağı.”

Ash, Twitter’dan yaptığı bir diğer açıklamasında, Türkiye’ye faizleri artırması çağrısında bulundu.

Ekonomist Mustafa Sönmez ise, ‘dağ fare doğurdu’ diyerek, söz konusu uygulamayla ilgili “Enflasyon yüzde 100 e giderken, hangi devlet gelirine endeksli tahvile güvenirsiniz ? Devletin hangi kurumu, enflasyona yakın gelir garanti eder ki?” diyerek, doların daha da tırmanacağı öngörüsünde bulundu.

Ekonomist Mahfi Eğilmez ise, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın duyurusunun ardından “Faize faiz dememek için yaptıklarımızı yazsak roman olur.” tepkisini verdi.

Ekonomist Uğur Gürses’in tepkisi şu şekilde oldu: “Önlem diye açıklananlar şunlar; neye endeksli olduğu bilineyen GES ihracı, tüketici kredilerinde vade ve kredi kartı asgari ödeme oranının düzenlenmesi, SPK’nın iraçlarda aldığı ücretlerde indirim yapılması. Kendileri ciddiye alıyor mu bunları?”

Paylaşın