Vatandaşların Bankalara Borcu 153 Milyar TL Arttı

Son 3 ayda vatandaşların bankalara olan borçlarında 153 milyar TL’lik artış yaşandı. Ödenen faiz de 6 ayda yüzde 47,4 oranında artarak 78,9 milyar TL’ye yükseldi. BDDK verilerine göre vatandaşların kredi kartı borcunda da son bir yılda 120 milyar 800 milyon TL’lik artış yaşandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Grubu’nun ekonomi raporunda da bankacılık sektöründeki gelişmeler incelendi.

Rapora göre, sektörün toplam aktiflerinin yüzde 74, özkaynaklarının ise yüzde 62,7 oranında arttığı bir dönemde net kârlarındaki artış ise yüzde 400,5’i buldu. Geçen yıl kârı 33,7 milyar TL olan bankalar bu yılın ilk 6 aylık döneminde net olarak 169,1 milyar TL kâr elde etti.

Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır’ın haberine göre, bankacılık sektörünün net kârını artırmasında iktidarın ekonomi politikalarının önemli rolü olduğuna işaret edilen raporda, şu bilgiler yer aldı:

“Devlet, Kur Korumalı Mevduat’la (KKM) bankaların topladığı 1,1 trilyon TL’lik mevduatın faiz maliyetinin büyük bir kısmını üstlenirken bankalar yüzde 14-17 faiz oranıyla topladıkları bu parayı Hazine’ye, şirketlere ve vatandaşlara çok daha yüksek bir faiz oranıyla borç ve kredi olarak sattı.

Bu yılın ilk 6 aylık döneminde bankaların toplam faiz ödemeleri geçen yıla göre yüzde 43,9 oranında artarken toplam faiz gelirlerindeki artış ise yüzde 99,1 olarak gerçekleşti. Net faiz geliri yüzde 203 oranında artarak 285 milyar TL’yi buldu.

Bankalar kazanırken KOBİ’lerin bankacılık sektörüne olan kredi borçları haziranda 66,9 milyar lira daha artarak bir trilyon 573 milyar TL kadar yükseldi.

Tarım sektörünün borçları ise haziranda 16,8 milyar TL artarak 224,8 milyar TL’ye yükseldi.

Son 3 ayda yurttaşların bankalara olan borçlarında ise 153 milyar TL’lik artış yaşandı. Ödenen faiz de 6 ayda yüzde 47,4 oranında artarak 78,9 milyar TL’ye yükseldi.”

Kredi kartı borçları

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre yurttaşların kredi kartı borcunda da son bir yılda 120 milyar 800 milyon TL’lik artış yaşandı.

Paylaşın

Türkiye’de Her Üç Çocuktan Biri Aşırı Yoksulluk İçinde

Türkiye’nin “başkanlık sistemi”ne geçişinin ardından artan yoksulluk, çocukları da etkiledi. CHP’li İlgezdi’nin raporuna göre 7 milyon 436 bin derin bir yoksullukla karşı karşıya kaldı. İlgezdi, söz konusu dönemde suça sürüklenen çocukların sayısındaki artışa da dikkat çekti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, hazırladığı “Çocuk Yoksulluğu” raporunu paylaştı. Raporda, “başkanlık sistemi”ne geçişle birlikte ortaya çıkan yoksulluğa işaret edilirken; 2017 yılında 6 milyon 893 bin olan yoksul çocuk sayısının tek adam rejimine geçişle birlikte yüzde 8 artarak, 2021 yılında 7 milyon 436 bine ulaştığı belirtildi.

‘Türkiye’de her 3 çocuktan birinin aşırı yoksulluk içinde’

“2022 itibarıyla Türkiye nüfusunun yüzde 27’sini çocuklar oluşturuyor. Ne var ki iktidarın geleceksizleştirme politikalarının sonucu olarak 22 milyon 738 bin 300 çocuğun yüzde 33’ü yani 7 milyon 436 bini derin bir yoksullukla karşı karşıya kaldı. Bu veri Türkiye’de her 3 çocuktan birinin aşırı yoksulluk içinde hapsolduğu, sefalet ve sömürü çarkı arasında yaşama tutunmaya çalıştığı anlamına geliyor” ifadelerine yer verilen raporda, “Türkiye’nin kaynaklarını 5’li çetenin emrine sunan, para musluklarını sonuna kadar yandaş havuzuna akıtan, halkın alın terini naylon vakıflar aracılığıyla yurt dışına transfer eden Erdoğan rejimi 2017 yılından bugüne her hafta yoksullar ordusuna 2 bin yeni çocuk ekleyerek ülkenin geleceğini kararttı” denildi.

Evrensel’den Damla Kırmızıtaş’ın haberine göre, gelinen noktada tek adam rejiminin her aileye en az bir yoksul çocuk vaat ettiği ifade edilen raporda, “Haziran 2022 verilerine göre yoksulluk sınırının 20 bin lirayı geçtiği Türkiye’de, TÜİK’in makyajlı verilerine göre 2021 yılında geliri 19 bin liranın altında olan 23 milyon 789 bin yoksul bulunuyor. ‘Ben ekonomistim’ diyerek tüm yetkiyi elinde toplayan ve yılda bir milyon 200 bin lira maaş geliri olan Erdoğan, bugün mevcudu 390 bin 960 olan Türk Silahlı Kuvvetleri’nden tam 19 kat daha büyük bir yoksullar ordusu yaratarak, sefalet düzeninin de başkomutanı oldu” ifadeleri kullanıldı.

Çocuklar suça sürüklendi

Erdoğan’ın, çocukların “yaşama-gelişme-büyüme” haklarını ortadan kaldıran politikalarda ısrar ettiği vurgulanan raporda, “Yoksulluğun pençeleri bir aileye uzandığında, çocuk haklarının da yaygın biçimde ihlal edilmesine yol açıyor. Suç verileri kara tabloyu gözler önüne seriyor. 2009-2020 yıları arasında 18 yaşından küçük 88 bin 741 çocuk ceza infaz kurumuna girdi. Bu çocukların yüzde 15’ini yani 13 bin 376’sını 15 yaşından küçükler oluşturdu. Siyasetin toplum üzerinde giderek artan baskısı suça sürüklenen çocuk istatistiklerine de doğrudan yansıyor. Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçildiği 2014’ten sonra suç işleyerek ceza infaz kurumuna giren çocuk sayısında yüzde 35 artış yaşandı. Ayrıca 2009-2020 yılları arasında ceza infaz kurumuna giren toplam çocuk sayısının yüzde 85’i yani 75 bin 345’i Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçildiği döneme denk geliyor” bilgileri yer aldı.

Paylaşın

Vatandaş Kredi Kartı Borcunun Tamamını Ödeyemiyor

Tüketici Birliği Federasyonu’nun, ‘Cüzdanımızda Ne Var?’ başlıklı temmuz ayı raporu yayımlandı. Araştırmaya göre, tüketicilerin yüzde 33’ü kredi kart hesap özetinin tamamını ödeyemiyor. Borcunu öteleyen tüketiciler 20 milyonu bulurken üç aydır bu sayıda artış yaşanıyor.

Haber Merkezi / Geçen ay yapılan araştırma sonuçlarını değerlendiren Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “36 milyon kredi kartının limiti dönem bitmeden dolmaktadır. Semt pazarlarında dahi kredi kartı kullanımının arttığı tespit edildi. Bu sonuç, kredi kartı harcamalarının büyük oranda tüketicinin yaşamını sürdürmesi için zorunlu olarak satın almak zorunda olduğu kalemlerde gerçekleştiğini ortaya koyuyor. Geçen hafta Cumhurbaşkanlığı kabine toplantısında konunun ele alınacağı duyurulmuş, ancak toplantı sonrası açıklama yapılmamıştır” dedi.

Acil önlem uyarısı yapan Deniz, aksi takdirde yasal takipte olan 750 bin tüketiciye, milyonlarca kişinin eklenmesinin kaçınılmaz olacağına dikkat çekti. Deniz, yasal takip süresinin 90 günden salgın dönemindeki gibi 180 güne veya daha fazla süreye çıkarılması, yasal takibe düşen kredi kartı borçlarının yanı sıra hesap özeti kısmi olarak ödenerek ötelenen borçlara da yapılandırma olanağı getirilmesi çağrısı yaptı.

Öte yandan araştırmaya göre yurttaşların yüzde 33’ü kredi artı borcunu ödeyemezken; bu grupta yer alanlar daha çok düşük gelir grupları, öğrenciler, ücretli çalışanlar, çalışmayanlar ve kirada oturanlar oldu. Kredi kartı borcunu hiç ödeyemediğini söyleyenler arasında emekli, öğrenci ve ücretli çalışanlar dışında profesyonel meslek sahibi kişiler de yer aldı.

Araştırma, kronik olarak kredi kartı borcunu kısmi ödeyenlere son 3 ay içinde yüzde 10 oranında yeni bir grup yurttaş eklendiğini gösterdi. Araştırmaya göre, kredi kartı borcunu ödeyemeyenlerin yüzde 60’ı nakit avans çekiyor. Üstelik, bir zamanlar nakit ödemenin tercih edildiği manav, bakkal, kasap ödemelerinde kredi kart kullanımının yüzde 20’lerden yüzde 70’lere çıktığı görülüyor.

Borç yüküne 120,8 milyar eklendi

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) haftalık verilerine göre 29 Temmuz itibarıyla bireylere ait kredi kartı kullanımı 294 milyar 611 milyon TL’ye ulaşmış durumda. Bu tutar son bir yılda yüzde 70’lik hızlı bir artışa işaret ediyor. Yurttaşın kartlara yüklenmesiyle 12 ayda borç yüküne 120 milyar 800 milyon TL daha eklendiği görülüyor.

Araştırmada öne çıkan bulgular

Araştırmada, kredi kartı borçlarını ödeyemediği için takibe düşenler ile ilgili öne çıkan bazı bulgular şöyle:

  • Bekarlar içinde takibe düşme oranı ise açık ara fazla.
  • Z kuşağı (18-24) yaş arası takibe düşme oranı daha yüksek; bu yaş grubunu 25-34 ve 35-44 yaş grupları takip ediyor.
  • Kirada oturanlar arasında takibe düşme oranı daha yüksek.
  • Kredi takibine düşenlerin yüzde 53’ü kartlarından nakit avans çekiyor.
  • BDDK verilerine göre takibe düşen bireysel kredi kartı borcu 6,9 milyar TL’yi buluyor.
Paylaşın

TÜSİAD: Enflasyonla Doğru Yöntemlerle Mücadele Etmiyoruz

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Orhan Turan, enflasyonla doğru yöntemlerle mücadele edilmediğini söyledi. Turan, “Bu politikalarda ısrar ettikçe zaman kaybediyoruz” dedi.

Sözcü’den Sayime Başçı’ya konuşan Orhan Turan, “Enflasyonla doğru yöntemlerle mücadele etmiyoruz. Bu yüzden sürekli olarak kamu kurumlarının tahminlerinin yukarı revize edildiğine şahit oluyoruz. İster enflasyon ve cari açık olsun ister CDS ve kur olsun en başta hedeflediğimiz yerlerden çok uzağız. Bu politikalarda ısrar ettikçe zaman kaybediyoruz. Her kaybedilen zamanın ekonomik açıdan bir maliyeti oluyor. Ekonomik göstergelerin istenilen çerçeveden uzaklaştığı bu ortamda reel sektör olarak sormamız gereken şu; bu politikalar belli ki sonuç vermedi. Ekonomi yönetiminin B planı nedir?” diye konuştu.

“Yabancı yatırımcıların belirsizliklerden dolayı çok da istekli olmadıklarını duymaktayız”

Turan, “Globaldeki ve Türkiye’deki gelişmeler doğrultusunda sonbaharda bir ani duruş öngörüyor musunuz?” sorusuna şöyle yanıt verdi:

“Finansal açıdan takip ettiğimiz iki mühim konu var. Bunlardan ilki Kur Korumalı Mevduat’ta ağustos ortası ile vade sonuna geliniyor. Şirketlerin KKM’yi ne kadar döndüreceği önemli. İkincisi sonbahardaki eurobond, sendikasyon dönüşleri. Yabancı yatırımcıların belirsizliklerden dolayı çok da istekli olmadıklarını duymaktayız. Döviz arzında yaşadığımız her sorun TL’de değer kaybı anlamına geliyor. Dolayısıyla bu iki dönem TL açısından riskler barındırıyor. Öte yandan hem yüksek enflasyon hem de finansal koşulların sıkılaşması sonucunda, son dönemde ekonomideki yavaşlamanın şiddetli olduğunu analiz ediyoruz. Bu hem iç talepteki yavaşlama ile ilgili, hem de ihracat ve dış talepten kaynaklanmakta. Özetle, önümüzdeki dönem hem TL’nin seyri, hem enflasyon ve finansal koşullar ekonomik büyüme üzerinde risk oluşturuyor.”

“Kaçınılmaz sonuç, finansal koşulların sıkılaşması ve krediye erişimin daha da zor hale gelmesidir”

“Türkiye enflasyon hızlanmışken, düşük faiz politikası tercihi yaptı. Bu tercihin bugün sonuçlarını yaşıyoruz. Bunlar yüksek enflasyon ve artan döviz talebi. İkinci aşaması da yüksek kredi faizi, yükselen risk primi ve yabancı sermayeye erişimin yani döviz kaynağına erişimin zorlaşması” diyen Turan, bunlar olurken, kuru kontrol edebilmek adına Merkez Bankası rezervlerinin harcandığını belirterek şöyle konuştu:

“Kaçınılmaz sonuç, finansal koşulların sıkılaşması ve krediye erişimin daha da zor hale gelmesidir. Günün sonunda hem yüksek enflasyon hem yüksek kredi faizi hem de değer kaybeden bir TL ile karşı karşıyayız. En başta doğru bir çerçevede ilerlesek muhtemelen ne enflasyon ne de kredi faizleri bugün bu denli yüksek olacaktı. Ekim-kasımdan bu yana aslında yatırım kredilerinde bir arz sıkıntısı olduğunu biliyoruz çünkü bankacılık sistemi de ticari bir yapı ve bu krediler tanımı gereği uzun vadeli. Uzun vadeli kredi fiyatlaması yapabilmek için maliyetlerinizi hesaplayabilmeniz, öngörebilmeniz gerekir. Her maliyet artışı da daha yüksek kredi faizi anlamına gelmekte. Yüksek enflasyon ortamında, sürekli regülasyon değişikliğine tabi olan ve maliyetleri artan, bu öngörülemeyen süreçte doğru bilanço ve nakit yönetimi yapmaya çabalayan bir bankacılık sektörü var. Bu reel kesim için de geçerli. Tüm bunların sonucunda da krediye erişim pahalı hale geliyor, yatırım ortamı zayıflıyor.”

“Bu politikalarda ısrar ettikçe zaman kaybediyoruz” diyen Turan, “Türkiye’nin tarihsel tecrübesi ve toplumsal yapısı, katılımcı demokrasinin güçlü olduğu çoğulcu bir sistemi gerektiriyor” görüşünü aktardı.

Röportajın tamamını okumak için TIKLAYIN

Paylaşın

Milyonerlerin Serveti Yüzde 339 Arttı

CHP’li Veli Ağbaba, BDDK verilerini inceledi ve başkanlık sisteminde zenginlerin artan servetini ortaya koydu. Buna göre milyonerlerin bankalardaki serveti, başkanlık sistemiyle yüzde 339 artarken; milyoner sayısı da yüzde 323 artış gösterdi.

Türkiye’de emeğiyle yaşayan yurttaşlar derin bir yoksulluğa itilirken, AKP iktidarının geçen yılın sonunda uygulamaya aldığı Kur Korumalı Mevduat (KKM) sistemi ile bu yılın ilk 6 ayında 150 bin 305 yeni milyoner yaratıldı. 2021 Aralık ayı itibarıyla hesaplarında bir milyon TL ve üzeri parası olanların milyonerlerin sayısı 521 bin 609 kişi iken KKM ile aradan geçen 6 ay içerisinde bu sayı 671 bin 914 kişiye çıktı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) aylık bankacılık sektörü verilerini inceleyen Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, rakamları açıkladı.

Milyonerlerin sayısı ve servetleri katlandı

4 yıllık Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde yaşanan gelir eşitsizliğinin milyoner sayısını da artırdığına dikkat çeken Ağbaba, bu 4 yılda milyoner sayısının yüzde 323, milyonerlerin mevduatlarının ise yüzde 339 oranında arttığını kaydetti. Verilere göre, 2018 Haziran ayında bankalarda bir milyon TL ve üzeri hesaba sahip olan kişi sayısı 158 bin 482 kişi iken, 2022 Haziran ayı itibarıyla bu sayı 671 bin 914 kişiye yükseldi.

Sözcü’den Başak Kaya’nın haberine göre, aradan geçen 4 yılın ardından milyonerler toplam mevduat değeri 4 trilyon 490 milyar TL’yi buldu. Haziran 2018’de milyonerlerin toplam mevduat değeri ise bir trilyon 22 milyar TL idi.

KKM’ye dikkat çekti

CHP’li Veli Ağbaba, “Resmi verilerde dahi 17 milyondan fazla kişi yoksulluk koşullarında yaşarken, asgari ücret açlık sınırının altında son 4 yıldır demir atmışken, tek adam sisteminin 4 yılı sonunda milyoner sayısı yüzde 323 oranında arttı” ifadelerini kullandı.

Bolluk ve refah diye sunulan tek adam sistemi 4 yılın sonunda asgari ücretliyi, memuru, çiftçiyi, emekliyi, esnafı açlık ve yoksulluğa mahkum ederken yeni zenginler yarattığını belirten Ağbaba, “Yoksuldan alıp zengine veren Kur Korumalı Mevduat sistemi ise bu yılın ilk 6 ayında 150 bin yeni milyoner yarattı” diye konuştu.

Paylaşın

1 Milyon 366 Bin Tarım Arazisi Bankalarda Rehin

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in soru önergesini yanıtlayan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, son 5 yılda bankalara rehin bırakılan tarım arazisi sayısının 1 milyon 366 bin 172 olduğunu açıkladı.

CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in önergesine yanıt veren Bakan Kurum, “Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün kayıtlarına göre; 2017, 2018, 2019, 2020, 2021 yılları itibariyle; üzerine rehin tesis edilen taşınmazlarda, taşınmaz vasfı içerisinde ‘tarla, bağ, incir, kavak, fidan, meyve, meyve, sebze, tarla, çay, bahçe, narenciye, elma, sera, fındık, bahçe, fıstık, pamuk, tütün, pirinç, çeltik, mısır, zeytin’ geçen kelimeler sorgulanması neticesinde, rehin tesis edilen taşınmaz sayısı 1 milyon 366 bin 172 olarak belirlenmiştir” dedi.

Bakan Murat Kurum’un yanıtı üzerine açıklama yapan Ömer Fethi Gürer, çiftçinin ekonomik krizden doğrudan etkilendiğini söyledi.

Gürer,  her kesimden insanın geçimlerini kredi ile döndürmeye çalıştığını ifade ederek “Artan yaşam pahalılığı icra dairelerinde derdest bulunan dosya sayısını son bir yılda 1 milyon 467 bin adet artırdı, 23 milyon 987 bine ulaştı. Veriler incelendiğinde icra takibinde çiftçi borçlarının önemli bir yer tuttuğu söylenebilir. Çiftçi kredi alıyor, üretim yapıyor ve sonunda gelirini bankaya götürüp borcunu kapatıyor. Yani borcu borçla döndürüyor.” dedi.

Gürer “Mazot, ilaç, gübre, tohum ve sulama suyu bedellerini ödeyip banka kredisini yatırabilirse hacze düşmüyor. Aksi durumda haciz ile karşılaşıyor. Sulama suyu elektrik faturasını ödemeyen çiftçinin hemen elektriği de kesildiği için ürün tarlada susuz kalıp yanıyor. Çiftçinin tarlası var, traktörü var, her ne kadar ekilecek alanları azalsa da üretime devam ediyor. Ama borçları döndüremez ise malı mülkü de elden gidiyor” diye konuştu.

Gürer ayrıca, “Raftaki ürünün ucuzlaması için tohumun toprakla buluştuğu andan itibaren başlayan ve sürekli artan maliyet düşürülmeli. Sadece gübrede bir yılda yüzde 342 artış oldu. Sonbaharda ekim yapılacağı zaman kullanılacak olan taban gübrenin tonu 18 bin TL. Gelinen noktada çiftçi bu gübreyi bu fiyata nasıl alacak?” diye sordu.

Başevirgen: 4 milyon hektar tarım arazisi ipotekli

CHP Manisa Milletvekili ve Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen de Ömer Fethi Gürer’in söylediklerine paralel bir açıklama yaptı.

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 2022 Ocak verileri paylaşan Başevirgen 2 milyon 113 bin tarımsal arazi malikinin, 4 milyon hektar civarındaki tarımsal arazisini 3 trilyonun üzerinde parasal değer ile ipotek ettirdiği söyledi.

Başevirgen,  “Bu kadar büyük bir ipotek değerine karşılık kullanılan borç tutarının 1 trilyonun üzerinde olacağı tahmin ediliyor. Bu meblağ çiftçimizin son beş yılda dehşet verici düzeyde bir borca battığının göstergesidir. Devlete veya bankalara borcu olmayan çiftçi kaldı mı?” dedi.

Ziraat Bankası’nı eleştiren Başevirgen bankanın artık çiftçiye kredi vermediğini de sözlerine ekledi:

“En önemli kuruluş amacının çiftçiye destek olmak olan Ziraat Bankası, çiftçiye kredi vermemek için her yolu deniyor.

Başkalarına milyon dolarlık kredileri düşük değerdeki teminatlara karşılık verebilen Ziraat Bankası, konu çiftçi olduğunda kılı kırk yarıyor.  Özellikle devlet sübvanseli tarımsal kredilerde şartları ağırlaştırdıkça ağırlaştırıyorlar. Kredi talebinde bulunan çiftçilerin devlete bir kuruş borcu olmaması gerekiyor.

Geçen yıl çiftçimizi rahatlatacak sıfır faizli kredi uygulamasını gündeme getirdiler. Bu uygulamaya göre lisanslı depolara ELÜS senediyle teslim edilen mahsul karşılığında ürünün güncel değerinin yüzde 75’i oranında, Ziraat Bankası tarafından çiftçiye sıfır faizli kredi kullandırılacaktı. Bu uygulamayı da sessiz sedasız kaldırdılar. Adı geçen banka bırakın sıfır faizli kredi vermeyi reel faiz üzerinden tüketici kredisi vermeye bile yanaşmıyor. Bu şartlarda tarım nasıl sürdürülebilir olabilir? Çiftçi saplandığı borç batağından nasıl çıkabilir?”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Küresel Gıda Fiyatları Temmuz Ayında Yüzde 8,6 Geriledi

Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) Gıda Fiyat Endeksi Temmuz ayında yüzde 8,6 oranında geriledi. Endeks, Haziran ayında 154,3 seviyesindeydi.

Uluslararası piyasalarda yaygın olarak işlem gören gıda emtiasının aylık fiyat değişimlerini izleyen endeks Temmuz’da yüzde 8,6 düşüşle 140,9 puan oldu. Aylık düşüşe rağmen endeks Temmuz 2021’e göre yüzde 13,1 artış gösterdi.

Bu artış, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve elverişsiz hava koşullarıyla üretim ve nakliye maliyetlerinin yükselmesine bağlanıyor.

Temmuz’daki düşüşte ise bitkisel yağlar, tahıllar, şeker ve süt ürünleriyle etin uluslararası fiyatlarındaki gerilemeler etkili oldu.

FAO Baş ekonomisti Maximo Torero, “Gıda emtia fiyatlarında çok yüksek seviyelerin altına inilmesi sevindirici. Ama birçok alanda belirsizlik devam ediyor” dedi.

Torero, karamsar küresel ekonomik görünüm, kur oynaklığı ve yüksek gübre fiyatlarının gıda güvenliğine ciddi bir tehdit oluşturduğunu söyledi.

Fiyatı düşen ürünler

Gıda Fiyat Endeksi’nde bitkisel yağ, şeker, et ve tahıl fiyatlarında düşüş görüldü. Buğday fiyatlarında yüzde 14,5 oranında bir düşüş kaydedildi.

Reuters ajansı bu düşüşte bir ölçüde Ukrayna, Rusya, Türkiye ve Birleşmiş Milletler arasında varılan ve Karadeniz’den tahıl ihracatının önündeki engelleri kaldıran anlaşmanın etkili olduğunu belirtti.

Bir diğer etken ise Kuzey Yarımküre’de hasat mevsiminin başlaması.

Buna rağmen tahıl fiyatları geçen yılın aynı dönemindekinden yüzde 16,6 daha yüksek.

Yağ fiyatları son 10 ayın en düşük seviyesinde

Temmuz’da bitkisel yağ endeksi yüzde 19,2 oranında geriledi. Endeksteki tüm yağ türlerinin fiyatlarının düştüğü görüldü. Yağ fiyatlarının son 10 ayın en düşük seviyesinde olduğu belirtiliyor.

Aylık bazda seker fiyat endeksi yüzde 3,8, süt ürünleri fiyat endeksi yüzde 2,5, et fiyat endeksi ise yüzde 0,5 oranında geriledi.

Paylaşın

Bireysel Kredi Ve Kart Borcu 1 Trilyon 221 Milyar Lirayı Aştı

Yüksek enflasyonla birlikte alım gücü erirken zamlı ücretleri henüz alamayan milyonlar borçlanmaya devam etti. Milyonlarca ücretli çalışan ay sonu yaklaştıkça bankalara biraz daha borçlandı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) haftalık istatistiklerine göre temmuz ayının son haftasında yurttaşların bireysel kredi ve kredi kartı borcu 14 milyar 105 milyon lira daha arttı. Böylece bireysel kredi ve kredi kartı borçluluğu 1 trilyon 221 milyar 404 milyona yükseldi. Ayın ilk haftasındaki borçluluk 1 trilyon 196 milyar 644 milyon liraydı. Böylece ay başından sonuna kadar olan borçluluk 24 milyar 760 milyon lira artmış oldu.

Ticari kredi ve kredi kartlarıyla birlikte borçluluk, 6 trilyon 494 milyar 205 milyon liraya yükseldi. Bir haftada gerçekleşen artış 83 milyar 572 milyon lira oldu.

Tüketici kredileri 927 milyar lira

Verilere göre, tüketici kredileri tutarı, 29 Temmuz itibarıyla 5 milyar 553 milyon lira artışla 926 milyar 793 milyon liraya yükseldi. Söz konusu kredilerin 350 milyar 202 milyon lirası konut, 25 milyar 613 milyon lirası taşıt ve 550 milyar 978 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu. Söz konusu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı 12 milyar 664 milyon lira artarak 858 milyar 640 milyon liraya yükseldi. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları da yüzde 3 artışla 294 milyar 611 milyon liraya çıktı. Bireysel kredi kartı alacaklarının 125 milyar 257 milyon lirası taksitli, 169 milyar 354 milyon lirası taksitsiz oldu.

Merkez raporunda alkol vurgusu

Merkez Bankası, temmuz ayı fiyat gelişmeleri raporunu açıkladı. Raporda tüketici fiyatlarının yüzde 2,37 oranında arttığı, yıllık enflasyonun yüzde 79,60 olduğu hatırlatıldı. Bu dönemde, tüketici yıllık enflasyonunun enerji grubunda gerilerken diğer gruplarda yükseldiği belirtildi. Enflasyondaki artışa en belirgin katkının temel mal ve hizmet gruplarından geldiği ifade edildi. Alkollü içecekler ve tütün ürünleri fiyatlarındaki artışta tütün ürünlerindeki vergi ayarlamasının sınırlı etkisinin yanı sıra üretici firmaların fiyatlama davranışlarının etkili olduğu belirtildi. Gıda grubunda yıllık enflasyonun işlenmemiş gıdada sınırlı bir düşüş kaydettiği, işlenmiş gıdada ise yükselmeye devam ettiği ifade edildi.

Enerji enflasyonunun, uluslararası enerji fiyatlarındaki görünüme paralel olarak gerileyen akaryakıt ve tüp gaz fiyatlarıyla düştüğü belirtilerek “Uluslararası emtia fiyatlarının etkileriyle rafine petrol ve ana metal fiyatlarında gerileme gözlense de özellikle diğer enerji kalemlerinin etkisiyle üretici enflasyonundaki yükseliş sürmüştür. Bu görünüm altında, B ve C göstergelerinin mevsimsellikten arındırılmış aylık değişimi bir önceki aya göre artışa işaret ederken, göstergelerin yıllık enflasyonlarındaki yükseliş devam etmiştir” ifadeleri yer aldı.

Dövize yönelimde artış

Türk Lirası değer kaybedip enflasyon tarihi seviyelere yükselirken, dövize yönelimdeki artış da sürüyor. Merkez Bankası verilerine göre 29 Temmuz haftası itibariyle yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatı 1,9 milyar dolar artışla 212,7 milyar dolar oldu. Böylelikle toplam mevduatları içinde döviz mevduatlarının payı yüzde 54,5’e yükseldi. BDDK verilerine göreyse kur korumalı mevduat geçen hafta itibariyle 1,13 trilyon TL’ye yükseldi.

Bu mevduat ürününde tutulan tasarruflar da dahil edildiğinde mevcut dolarizasyon yüzde 71’e ulaştı. MB verilerine göre 29 Temmuz haftasında özellikle şirketlerin döviz mevduatlarında artış dikkat çekti. Söz konusu dönem itibariyle şirketlerin döviz mevduatları pariteden arındırılmış veri setine göre 2,1 milyar dolar arttı. Gerçek kişilerin döviz mevduatlarıysa 193 milyon dolar düştü.

Paylaşın

JPMorgan’dan Türkiye Raporu: Riskler Yukarı Yönlü

ABD merkezli yatırım bankası JP Morgan, Türkiye’deki enflasyonun seyrine ilişkin bir bilgi notu yayınladı. TÜİK’in temmuz ayı enflasyon rakamlarının ardından yayınlanan notta, yıl sonu için yüzde 63,1 enflasyon beklentisi korunurken, tahmine yönelik risklerin yukarı yönlü olduğuna dikkat çekildi.

‘Aşırı gevşek’ para politikası, devam eden liranın zayıflaması ve politika güvenirliğinin zayıflaması göz önüne alındığında fiyat baskılarının güçlenmeye devam etmesinin şaşırtıcı olmadığını belirten JPMorgan, yılın kalan bölümünde enflasyonun yüksek kalmasının beklendiğini ifade etti. Söz konusu notta, enflasyona ilişkin şu değerlendirme yapıldı:

“Seçim öncesi politikaların yanı sıra yaklaşan seçimlerin zamanlaması ve sonuçları, enflasyon ve para politikası üzerindeki belirsizliğin ana kaynaklarını oluştururken, seçim sonrası hükümetin politikaları ve ortodoks politikalara dönüşün zamanlaması büyük olasılıkla orta vadede enflasyon sürecinin gidişatını belirleyecek.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı verilere göre Temmuz’da enflasyon aylık bazda yüzde 2,37, yıllık olarak yüzde 79,60 arttı. TÜİK, bir önceki ayda Haziran enflasyonunun aylık yüzde 4,95, yıllık da yüzde 78,62 olduğunu duyurmuştu. Temmuz’da yıllık olarak artışın en yüksek olduğu ana grup yüzde 119,11 ile ulaştırma oldu.

En az artış gösteren ana grup yüzde 25,79 ile haberleşme olarak ölçüldü. Aylık bazda ise en az artış gösteren ana grup yüzde -0,85 ile ulaştırma oldu. Artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 6,98 ile sağlık oldu.

TÜİK, 4 Haziran’daki verilerle birlikte açıklamayı bıraktığı madde sepeti listesini bu ayda da yayımlamadı. Bunun yerine harcama grubu istatistikleri yayımlayan TÜİK’e göre endekste kapsanan 144 temel başlıktan 10 temel başlığın endeksinde düşüş gerçekleşti. 6 temel başlığın endeksinde değişim olmadı. 128 temel başlığın endeksinde ise artış gerçekleşti.

“Enflasyon yıl sonu düşecek”

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati dün yaptığı açıklamada, enflasyonun ağustosta bir miktar düşeceğini öne sürerek, “Yıl sonunda aralık ayında olağanüstü bir durumla karşı karşıya kalmazsak, petrol fiyatlarının gevşemesiyle, baz etkisiyle düşüş trendine girmiş olacağız” dedi.

Paylaşın

Bankalar Karını Yüzde 400 Artırdı

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından, Haziran 2022 dönemine ilişkin ‘Türk Bankacılık Sektörünün Konsolide Olmayan Ana Göstergeleri’ raporu yayımlandı.

Rapora göre, sektörün net kârı haziran ayında 37 milyar 44 milyon TL oldu. Sektörün ocak-haziran döneminde elde ettiği net kâr ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 400,5 artışla 169,1 milyar TL’ye ulaştı.

Rapora göre, haziranda bankacılık sektörünün aktif büyüklüğü 11 trilyon 713 milyar 882 milyon lira düzeyinde gerçekleşti. Sektörün aktif toplamı 2021 sonuna göre 2 trilyon 498 milyar 419 milyon lira artış kaydederken, bunun oransal karşılığı yüzde 27,1 oldu.

Aynı dönemde, sektörün en büyük aktif kalemi olan krediler yüzde 28,1 artarak 6 trilyon 278 milyar 647 milyon liraya, menkul değerler toplamı yüzde 28,9 yükselerek 1 trilyon 903 milyar 799 milyon liraya çıktı. Kredilerin takibe dönüşüm oranı da haziranda yüzde 2,49 seviyesinde gerçekleşti.

Mevduat yüzde 28 arttı

Bankaların kaynakları içinde en büyük fon kaynağı durumunda olan mevduat, haziranda 2021 sonuna göre yüzde 28,1 artışla 6 trilyon 796 milyar 195 milyon liraya yükseldi.

Bu dönemde öz kaynak toplamı yüzde 43,9 artışla 1 trilyon 27 milyar 520 milyon liraya ulaştı. Sektörün haziran sonu itibarıyla dönem net karı 169 milyar 145 milyon lira, sermaye yeterliliği standart oranı yüzde 18,05 seviyesinde gerçekleşti.

Paylaşın