Karşılıksız Çek Oranında Rekor Artış

Karşılıksız çıkan çek sayısı bu yılın ilk dört aylık döneminde yüzde 50,8 oranında arttı. Aynı dönemde vadesinde ödenmediği için protesto edilen senet sayısı da yüzde 32,4 oranında arttı.

Bankadan kredi alamayanlar çeke, senede sarıldı. Nisanda 7 bin 109 kişi ilk kez çek kullandı. Ocak-nisan döneminde karşılıksız çıkan çekler yüzde 50,8 arttı.

BirGün’den Havva Gümüşkaya’nın haberine göre, son aylarda özellikle batık banka kredilerindeki artışla belirginleşen ve icra dosya sayısına da yansıyan borcunu ödeyememe eğilimi, karşılıksız çek ve protesto edilen senet sayılarında da kendisini gösteriyor. 2025 yılı Ocak-Nisan döneminde bankalara ibraz anında karşılıksız çıkan, 14,4 bin kişiye ait 89 bin adet çekin toplam tutarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 50,8 artarak 65 milyar TL oldu.

Karşılıksız işlemi yapılan 5 bin 633 kişiye ait toplam 6 milyar 179 milyon TL tutarındaki 10 bin 38 adet çek ise daha sonra ödendi.

Yüksek faiz oranları nedeniyle finansmana erişim sorunlarının artmasıyla işletmeler, nakit akışını sürdürebilmek için yeniden çeke yöneldi. Sene başından bu yana çek kullanımı da artmaya başladı. İlk kez çek kullanan kişi sayısı Ocak ayında 5 bin 347 iken Nisan ayında 7 bin 109 kişiye ulaştı. Ancak karşılıksız çekler ve buna bağlı mağduriyetler de büyüdü. İlk kez karşılıksız işlemi yapılan kişi sayısı ise bin 604’ten 2 bin 170’e çıktı.

Aynı dönemde vadesinde ödenmediği için protesto edilen senet sayısı da yüzde 32,4 oranında artarak 68 bin 742’den, 91 bin 17’ye çıktı.

Paylaşın

Evlenmek Hayal Oldu: Düğün Masrafları 400 Bin Lirayı Aştı

Düğün sezonunun açılması ile birçok sektör hareketlendi. Ancak yüksek enflasyon nedeniyle evlenmenin maliyeti de yükseldi. Yalnızca düğün organizasyonu için yapılması gereken ortalama harcama 400 bin lirayı aştı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre; Türkiye’de her yıl ortalama 600 binden fazla çift evleniyor. Ancak nişan töreninden başlayarak düğün ve ev kurma sürecine kadar uzanan hazırlıklar, çiftlerin bütçelerini zorluyor. Özellikle yüksek enflasyonun etkisiyle kalem kalem artan fiyatlar, evlilik planlamasını hiç olmadığı kadar kritik hale getiriyor.

Düğün.com’un 2025 yılına dair verilerine göre:

-Geçen yıl 20 bin TL’den başlayan düğün salonu kiraları bu yıl 50 bin TL’den başlıyor, 300 bin TL’ye kadar çıkıyor.
-Gelinlik fiyatları geçen seneye göre üçe katlanarak 60 bin TL bandına ulaştı. Bazı firmalar artık deneme için dahi ek ücret talep ediyor.
-Damatlıklar ise ortalama 15 bin TL’den satışa sunuluyor.
-Profesyonel fotoğraf çekimi, saç ve makyaj gibi hizmetler de 40-50 bin TL arasında değişen ek giderler arasında yer alıyor.
-Davetiye, nikah şekeri, gelin çiçeği ve takı bohçası gibi detaylar da hesaba katıldığında masraflar çığ gibi büyüyor.

İstanbul Planlama Ajansı’nın 2024 yılına ait araştırmasına göre, yeni bir ev kurmak ve düğün yapmak için gereken toplam harcama, bir yılda yüzde 69,4 artarak 589 bin TL’yi aşmıştı. 2025’te bu rakamın daha da yukarı çıkması bekleniyor. Kır düğünleri gibi açık hava organizasyonlarında ise fiyatlar 250 bin TL’yi bulabiliyor.

Yüksek maliyetlere karşılık, devletin sağladığı bazı destekler de mevcut. “Aile Yılı” kapsamında 18-29 yaş arasındaki genç çiftlere 150 bin TL’lik faizsiz evlilik kredisi sunuluyor. Başvurular e-Devlet ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı üzerinden yapılabiliyor.

2025 yılında evlenmek isteyen çiftler için masraflar ciddi bir planlama gerektiriyor. Hayatlarını birleştirme yolunda adım atanların artık sadece kalplerini değil, hesap tablolarını da uyumlu hale getirmesi gerekiyor.

Paylaşın

İstanbul’da Yaşamanın Aylık Maliyeti 92 Bin Liraya Ulaştı

İstanbul’da dört kişilik bir ailenin ortalama yaşam maliyeti mayıs ayında bir önceki aya göre bin 690 lira artarak 91 bin 722 liraya yükseldi. İstanbul’da yaşam maliyeti son bir yılda yaklaşık yüzde 50 arttı.

Haber Merkezi / İstanbul Planlama Ajansı (İPA), İstanbul’da Yaşam Maliyeti Araştırması Mayıs 2025 verilerini açıkladı.

Buna göre; İstanbul’da yaşamanın maliyeti bir önceki aya göre yüzde 1,88, bir önceki yıla göre ise yüzde 49,09 oranında arttı. Mayıs ayında İstanbul’da dört kişilik bir ailenin ortalama yaşam maliyeti geçtiğimiz aya göre 2 bin 690 lira artarak 91 bin 722 liraya yükseldi.

İstanbul’un enflasyonu yüzde 46,57

İstanbul Ticaret Odası (İTO), 2025 Mayıs Ücretliler Geçinme İndeksi ve Toptan Eşya Fiyatları İndeksi verilerini açıklamıştı. Açıklamada şu ifadelere yer verilmişti:

“Mayıs ayında İstanbul’da perakende fiyat hareketlerinin göstergesi olan İTO İstanbul Tüketici Fiyat İndeksi aylık artışı yüzde 2,83 olarak gerçekleşti. 2024 Mayıs ayına göre 2025 Mayıs ayında İstanbul’da yaşanan fiyat değişimlerini gösteren bir önceki yılın aynı ayına göre değişim oranı İTO 2023=100 bazlı İTO İstanbul Tüketici Fiyat İndeksinde yüzde 46,57 olarak gerçekleşti.

Mayıs ayında İstanbul Tüketici Fiyat İndeksinde; bir önceki aya göre gıda harcamaları grubunda yüzde 3,24, konut harcamaları grubunda yüzde 3,10, eğlence ve kültür harcamaları grubunda yüzde 2,52, çeşitli mal ve hizmetler harcama grubunda yüzde 2,06, ev eşyası harcamaları grubunda yüzde 1,79, lokanta ve oteller harcama grubunda yüzde 1,70, ulaştırma harcamaları grubunda yüzde 1,12, haberleşme harcamaları grubunda yüzde 0,88, sağlık harcamaları grubunda yüzde 0,72, giyim ve ayakkabı harcamaları grubunda yüzde 0,15 artış izlenirken, eğitim harcamaları grubunda yüzde -0,01 azalış izlendi. Alkollü içecekler ve tütün harcamaları grubunda değişim izlenmedi.

İstanbul’da mayıs ayı fiyat indeksinin belirlenmesinde; Gıda ve alkolsüz içecekler harcama grubunda yer alan bazı ürün gruplarında mevsimsel değişime bağlı olarak yaşanan fiyat değişimleri, konut harcamaları, eğlence ve kültür harcamaları, ev eşyası harcamaları ile çeşitli mal ve hizmetler gruplarındaki bazı ürün ve hizmetlerde piyasa koşullarına bağlı izlenen fiyat değişimleri etkili oldu.

Mayıs ayında en yüksek grup artışı gıda ve alkolsüz içecekler harcamaları grubunda (% 3,24), en yüksek grup azalışı ise eğitim harcamaları grubunda (-0,01) izlendi.”

Paylaşın

Çiftçilerin Bankalara Borcu Bir Trilyon Liraya Dayandı

CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2021’de ticari kredilerin sektörel dağılımında tarım sektörünün payının yüzde 4 iken, 2024’te bu oranın yüzde 7’ye yükseldiğini belirtti.

Ömer Fethi Gürer, “Bu artış, çiftçinin artan borçlarından kaynaklanıyor. Çiftçimiz üretime devam etmek için mecburen borçlanıyor ama bu sürdürülebilir bir yol değil. Zaten yaşanan icralar ve çiftçilerin bankalara olan borçlarının bu ay içinde 1 trilyonu bulacağı yönündeki beklenti bu durumun somut örneğidir” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, yılın ilk çeyreğinde tarım sektöründe çalışan 480 bin kişinin istihdam dışı kaldığını söyledi.

2024’ün son çeyreğinde tarım sektöründe 4 milyon 658 bin kişinin istihdam edildiğini söyleyen Gürer, 2025’in ilk çeyreğinde bu sayının 4 milyon 178 bin kişiye gerilediğinin bilgisini verdi. Gürer, tarım sektörünün istihdam oranının da yüzde 14,3’ten yüzde 13,1’e düştüğünü ifade etti.

Gürer, “Çiftçiler artan maliyetler, düşük satış fiyatları ve yaşanan zirai don nedeniyle üretimden vazgeçiyorlar. Bu da tarımsal üretimin kan kaybetmesine neden oluyor” dedi. Gürer ayrıca çiftçilerin icralarla boğuştuğunu söyledi. 4 bin 913 tarla, 43 traktör ve 28 tarım makinesinin icra ve sulh hukuk mahkemelerinden satışta olduğunu aktardı.

Ömer Fethi Gürer, “Çiftçilerimiz, borçlarını ödeyemediği için tarımsal faaliyetlerini sürdüremiyor. Ya üretimden tamamen çekiliyorlar ya da borç girdabı daha da derinleşiyorlar ve üretim araçlarının icra yoluyla satılmasıyla üretimden mecburen çekiliyor” dedi.

2021’de ticari kredilerin sektörel dağılımında tarım sektörünün payının yüzde 4 iken, 2024’te bu oranın yüzde 7’ye yükseldiğini belirten Gürer, “Bu artış, çiftçinin artan borçlarından kaynaklanıyor. Çiftçimiz üretime devam etmek için mecburen borçlanıyor ama bu sürdürülebilir bir yol değil. Zaten yaşanan icralar ve çiftçilerin bankalara olan borçlarının bu ay içinde 1 trilyonu bulacağı yönündeki beklenti bu durumun somut örneğidir” ifadelerini kullandı.

“Acil çözüm şart”

Ömer Fethi Gürer, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Çiftçimizin borçları üç yıl ötelenmeli ve yeniden yapılandırılmalı, faizler silinmeli ve üretim destekleri artırılmalıdır. Çiftçinin üretimden kopmasının bedeli çok ağır olur. Gıda güvencesi, ancak üreticinin desteklenmesiyle sağlanabilir. AKP’nin tarım politikaları, çiftçiyi tüketmiş ve tarımsal üretimi tehlikeye atmıştır. Tarımsal üretim, ülkemizin stratejik sektörüdür ve derhal kapsamlı bir planlama ile ele alınmalıdır.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Üretici Enflasyonu Yüzde 23,13’e Yükseldi

Yurt içi üretici enflasyonu mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 2,48, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 12,92, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 23,13 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 30,17 arttı.

Haber Merkezi /Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) Mayıs 2025 verilerini açıkladı.

Buna göre; Yurt içi üretici enflasyonu mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 2,48, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 12,92, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 23,13 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 30,17 arttı.

Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 28,11, imalatta yüzde 22,99, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde yüzde 19,83 ve su temininde yüzde 57,57 arttı.

Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında yüzde 20,50 artış, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 29,22, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 27,48, enerjide yüzde 17,05 artış ve sermaye mallarında yüzde 26,48 arttı.

Sanayinin dört sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 1,18, imalatta yüzde 1,72, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 12,36 ve su temininde yüzde 5,86 arttı.

Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında yüzde 1,92, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 0,05, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 1,70, enerjide yüzde 7,98 artış ve sermaye mallarında yüzde 2,38 arttı.

Paylaşın

4.5 Yılda 866 Bin İş Yeri Kapandı

2021’in başından Nisan 2025’e kadar tam 508 bin 132 küçük esnaf iş yerinin kapısına kilit vurdu. Böylece 4 yıl 4 ayda, kapanan iş yeri sayısı toplam 866 bin gibi, korkunç bir rakama ulaştı.

2021’deki “faiz inerse enflasyon da iner” şeklindeki ekonomi formülünün ardından 2 yıldır Mehmet Şimşek’in “düşük kur-yüksek faiz” diye açıklanan kemer sıkma politikaları ticari hayatı da zora soktu. Ocak 2021’den bu yana; kapanan, feshedilen veya re’sen kapanan şirketler, gerçek kişi ticari işletmeler ve küçük esnafların sayısı toplamda 866 bini aştı.

Nefes’ten Ali Öztütk, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) kayıtlarına dayandırdığı haberde, Ocak 2021 ile Nisan 2025 arasında, 205 bin 725 şirket kapandı. Bu rakama, tasfiye edilen ve re’sen kapanışı yapılan 152 bin 177 şirket eklenince TOBB’a bağlı odalara üye, anonim şirketler ve limited şirketler dahil toplam 357 bin şirket kilit vurdu.

Küçük esnaf da bitik durumda. Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) kayıtlarına göre, 2021’in başından Nisan 2025’e kadar tam 508 bin 132 küçük esnaf iş yerinin kapısına kilit vurdu. Böylece 4 yıl 4 ayda, kapanan iş yeri sayısı toplam 866 bin gibi, korkunç bir rakama ulaştı. 4.5 yılda kapanan toplam iş yeri sayısı, halen SGK’da kaydı bulunan 3 milyon 655 milyon aktif Bağ-Kur sigortalısının yüzde 24’üne denk geliyor.

Diğer yandan, TOBB ve TESK kayıtlarına göre, söz konusu dönemde, yani son 4 yıl 4 ayda kurulan şirket ve küçük esnaf iş yeri sayısı toplamda 2 milyon 62 bin 299 oldu. Buna rağmen, Sosyal Güvenlik Kurumu’nda (SGK), adına Bağ-Kur primi ödenen kişi sayısı sadece 513 bin arttı.

Kapanan veya tasfiye edilen iş yerlerinin sayısından yaklaşık 1.2 milyon daha fazla yeni şirket kurulmasına rağmen, Bağ-Kura kayıtlı olarak SGK primi ödeyenlerin sayısının çok daha düşük kalması, “Kurulan şirketler kağıt üzerinde şirketler mi? Aynı kişiler tarafından kurulan çok sayıda tabela şirket mi var” sorusunu akla getirdi.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), re’sen kapanan şirketleri, yani faaliyeti tespit edilemediği için Ticaret Sicil Müdürlükleri tarafından kaydı silinenleri ayrı başlık altında açıklıyor. Fakat son 2 yıldır re’sen kapanışlarla ilgili sağlıklı bir rakam açıklanmadı.

TOBB’a göre son 4 yıl 4 ayda 109 bin 611 şirket tasfiye oldu. Ocak 2021-Kasım 2023 döneminde 42 bin 566 şirket de re’sen kapandı. Bu iki kalemin toplamı, 4 yıl 4 ayda 152 bin 177 iş yeri kapanışına işaret ediyor. Bunlarla birlikte yaklaşık 4.5 yılda kapanan şirket sayısı 866 bin 34’ü buluyor.

Paylaşın

Üreticide 13 Markette 49 Lira!

Üreticide 13 lira olan sivri biber markette 49 liraya, 5 lira olan kuru soğan 19 liraya, 33 lira olan kuru fasulye 105 liraya, 31 lira olan nohut 99 liraya, 170 lira olan kuru incir 515 liraya, 12 lira olan kabak ise 35 liraya satıldı.

Haber Merkezi / Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Mayıs ayı üretici-market fiyatları, girdi maliyetlerindeki değişimler ve 1 Haziran Dünya Süt Günü kapsamında değerlendirmelerde bulundu. Bayraktar, açıklamalarını görüntülü basın açıklamasıyla kamuoyuna duyurdu.

Bayraktar, Mayıs ayında üretici ile market arasındaki fiyat farkının en fazla sivri biberde görüldüğünü belirterek şu bilgileri paylaştı:

“Sivri biberdeki fiyat farkı yüzde 283’e ulaştı. Onu yüzde 278 ile kuru soğan, yüzde 217 ile kuru fasulye, yüzde 213 ile nohut, yüzde 203 ile kuru incir izledi.

Üreticide 13 lira olan sivri biber markette 49 liraya, 5 lira olan kuru soğan 19 liraya, 33 lira olan kuru fasulye 105 liraya, 31 lira olan nohut 99 liraya, 170 lira olan kuru incir 515 liraya, 12 lira olan kabak ise 35 liraya satıldı.”

Bayraktar, Mayıs ayında markette satılan 36 ürünün 17’sinde fiyat artışı, 19’unda ise fiyat düşüşü yaşandığını belirtti. En fazla fiyat artışı yüzde 22 ile limon ve elmada görüldü. Bu ürünleri yüzde 8 ile kuru üzüm, yüzde 6 ile kuru kayısı ve maydanoz takip etti.

Fiyatı en çok düşen ürün ise yüzde 49 ile sivri biber oldu. Sivri biberi yüzde 39’la salatalık, yüzde 36’yla kabak ve yüzde 34,5’la patlıcan izledi.

Üreticide fiyatı en çok artan ürün limon

Üretici tarafında ise 28 ürünün 8’inde fiyat artışı, 13’ünde fiyat düşüşü yaşandı. 7 üründe ise fiyat değişmedi.

Bayraktar’ın verdiği bilgilere göre:

En fazla fiyat artışı yüzde 112,5 ile limonda görüldü.
Limonu yüzde 25 ile havuç, yüzde 17 ile kuru kayısı, yüzde 13 ile marul izledi.
En fazla fiyat düşüşü ise yüzde 72 ile sivri biberde yaşandı.
Sivri biberi yüzde 53 ile kabak, yüzde 41 ile patlıcan, yüzde 36 ile kuru soğan takip etti.

Bayraktar, fiyat değişimlerinin nedenlerine ilişkin şunları söyledi: “Limon fiyatları, bayram öncesi talep artışına bağlı olarak yükseldi. Havuçta hasat tamamlandı, depolama maliyetleri fiyatlara yansıdı. Marul ve maydanozda arz azalınca fiyatlar arttı. Kayısıda zirai don etkisi üretici fiyatlarını yukarı çekti.

Sivri biber, kabak, patlıcan, domates ve salatalıktaki fiyat düşüşü ise tarladaki üretimin artmasıyla arz fazlasından kaynaklandı. Kuru soğanda ise ekim alanlarının artmasıyla rekolte yükseldi ve fiyatlar geriledi.”

Girdi maliyetlerine dair verileri de paylaşan Bayraktar, Mayıs ayında Nisan’a göre gübre fiyatlarında şu değişimlerin yaşandığını bildirdi:

Amonyum sülfat gübresi: yüzde 4,9 artış
Üre gübresi: yüzde 2,3 artış
DAP gübresi: yüzde 0,8 artış
20.20.0 kompoze gübre: yüzde 0,7 artış
Amonyum nitrat gübresi: yüzde 0,5 düşüş

Yıllık bazda

Elektrik: yüzde 47,08 artış
Üre gübresi: yüzde 46,2 artış
DAP gübresi: yüzde 36,9 artış
Amonyum nitrat gübresi: yüzde 33 artış
20.20.0 kompoze gübre: yüzde 31,4 artış
Amonyum sülfat gübresi: yüzde 28,6 artış

Yem fiyatları da yükselmeye devam etti. Mayıs ayında süt yemi yüzde 2,7, besi yemi yüzde 2 oranında arttı. Son bir yılda ise süt yemi yüzde 26,4, besi yemi yüzde 27,2 artış gösterdi. Mayıs’ta mazot fiyatı aylık yüzde 1,7, yıllık yüzde 13,9 arttı.

Bayraktar, “Yıllık bazda en fazla artış yüzde 47,08 ile elektrik fiyatlarında görüldü” dedi.

Bayraktar, 1 Haziran Dünya Süt Günü dolayısıyla süt üretimi ve fiyatlarına da değindi: “Süt, insan beslenmesinde önemli bir protein kaynağıdır ve hayvancılığın temel ürünüdür. Ülkemiz 2024 yılında; 20 milyon ton inek sütü, 934 bin ton koyun sütü, 543 bin ton keçi sütü üretimiyle dünya sıralamasında üst sıralarda yer aldı.

Ancak üreticimiz, çiğ süt fiyatlarındaki istikrarsızlık nedeniyle zarar ediyor. AB ülkeleriyle karşılaştırıldığında ülkemiz çiğ süt fiyatlarında son sırada. Türkiye’de 100 litre çiğ süt üreticiye ortalama 37 avroya satılırken, bu rakam İtalya’da 57, Yunanistan ve Hollanda’da 55, Almanya’da 54, Fransa’da ise 50 avro düzeyinde.”

Paylaşın

Türkiye, 2025 Yılının Birinci Çeyreğinde Yüzde 2 Büyüdü

TÜİK’in açıkladığı verilere göre; Dönemsel Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH), 2025 yılının birinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 2,0 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Dönemsel Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) 2025 I. Çeyrek verilerini açıkladı. Buna göre; GSYH 2025 yılı birinci çeyrek ilk tahmini; zincirlenmiş hacim endeksi olarak, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 2,0 arttı.

GSYH’yi oluşturan faaliyetler incelendiğinde; 2025 yılı birinci çeyreğinde bir önceki yıla göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak; inşaat sektörü toplam katma değeri yüzde 7,3, bilgi ve iletişim faaliyetleri yüzde 6,1, diğer hizmet faaliyetleri yüzde 4,7, mesleki, idari ve destek hizmet faaliyetleri yüzde 4,0, gayrimenkul faaliyetleri yüzde 2,4, ürün üzerindeki vergiler eksi sübvansiyonlar yüzde 1,8, hizmetler yüzde 1,3, finans ve sigorta faaliyetleri yüzde 0,5 ve kamu yönetimi, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri yüzde 0,3 arttı. Tarım sektörü yüzde 2,0, sanayi ise yüzde 1,8 azaldı.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,0 arttı. Takvim etkisinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, 2025 yılının birinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 2,7 arttı.

Üretim yöntemiyle Gayrisafi Yurt İçi Hasıla tahmini, 2025 yılının birinci çeyreğinde cari fiyatlarla bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 36,7 artarak 12 trilyon 125 milyar 173 milyon TL oldu. GSYH’nin birinci çeyrek değeri cari fiyatlarla ABD doları bazında 335 milyar 504 milyon olarak gerçekleşti.

Yerleşik hanehalklarının nihai tüketim harcamaları 2025 yılının birinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 2,0 arttı. Devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 1,2, gayrisafi sabit sermaye oluşumu ise yüzde 2,1 arttı.

Mal ve hizmet ihracatı, 2025 yılının birinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 0,01 azalırken ithalatı yüzde 3,0 arttı.

İşgücü ödemeleri 2025 yılının birinci çeyreğinde yüzde 42,9 arttı

İşgücü ödemeleri, 2025 yılının birinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 42,9 arttı. Net işletme artığı/karma gelir yüzde 31,2 arttı.

İşgücü ödemelerinin cari fiyatlarla Gayrisafi Katma Değer içerisindeki payı geçen yılın birinci çeyreğinde yüzde 41,7 iken, bu oran 2025 yılı birinci çeyreğinde yüzde 43,7 oldu. Net işletme artığı/karma gelirin payı ise geçen yılın birinci çeyreğinde yüzde 36,4 iken, 2025 yılı birinci çeyreğinde yüzde 35,0 oldu.

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: Hizmet Enflasyonu Yüzde 37,15

Hizmet enflasyonu, nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 4,24, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 18,60, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 37,15 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 51,91 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Hizmet Üretici Fiyat Endeksi (H-ÜFE) Nisan 2025 verilerini açıkladı.

Buna göre; Hizmet enflasyonu, nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 4,24, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 18,60, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 37,15 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 51,91 arttı.

Hizmet enflasyonu, nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 31,28, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 41,47, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 43,04, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 40,74, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 41,73, idari ve destek hizmetlerde yüzde 41,82 arttı.

Hizmet enflasyonu, nisan ayında bir önceki aya göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 4,30, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 3,96, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 3,29, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 10,09, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 2,55, idari ve destek hizmetlerde yüzde 4,77 arttı.

Paylaşın

TCDD’nin Borcu 5,5 Milyar Lirayı Aştı

26 dağıtıp makam sağlamak  olan AKP, liyakatsiz kadrolaşmalar ile TCDD’yi de borç batağına batırdı” dedi.

TCDD kadrolarının, “Demiryolu güvenliğini bile sağlamaktan aciz kadrolar” olduğunu savunan Karasu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulaştırma Bakanlığı’nda 21/b ile kapalı kapılar ardında yapılan, eşe dosta verilen ihalelerin ardı arkası hiç kesilmiyor. TCDD Genel Müdürü olarak görev yapan, sonra ticarete atılan İsa Apaydın’ın aldığı ihaleleri hatırlayalım.

2016 yılında çıkarılan kanun ile ikiye bölünen Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD), 2025 yılının ilk dört ayında borç rekoru kırdı. Bölünmenin yaşandığı 2016 yılında 1,6 milyar TL olan TCDD’nin Hazine borcunun 30 Nisan 2025 tarihi itibarıyla astronomik boyutlara ulaştığı öğrenildi.

1 Mayıs 2013 tarihinde çıkarılan, “6461 Sayılı Türkiye Demiryolu Ulaştırmasının Serbestleşmesi Kanunu”nun yasalaşmasından kısa bir süre sonra TCDD, ikiye bölündü. Kanun kapsamında 14 Haziran 2016’da, TCDD Taşımacılık Anonim Şirketi faaliyete başladı.

Muhalefet, “Özelleştirmenin yolunu açmak için” TCDD’nin bölündüğünü savunurken kurum, yıllar itibarıyla adeta borç batağına saplandı. 2016 yılında 1 milyar 600 milyon 773 bin TL olan TCDD’nin Hazine borcunun, 2024 yılının sonunda 4 milyar 733 milyon 197 bin TL’ye dayandığı tespit edildi. 2025’in ilk ayını 4 milyar 790 milyon 272 bin TL borç ile kapatan kurumun toplam Hazine borcu, 30 Nisan 2025 itibarıyla 5 milyar 561 milyon 806 bin TL’ye fırladı. TCDD’nin Hazine borçlarının yıllara göre dağılımı da çarpıcı tabloyu gözler önüne serdi.

2024’te 36,5 milyar TL zarar ettiği belirlenen, Nisan 2025 itibarıyla 5,5 milyar TL’lik Hazine borcuna imza atan TCDD’nin 2010-2025 döneminde ihalesiz gerçekleştirdiği alımlarım sayısı ve maliyeti de dikkati çekiyor. Muhalefetin, “AKP’nin arka bahçesi haline getirildiği” gerekçesiyle eleştirdiği kurumun, 7,5 milyar TL tutarındaki 576 bin alımı, İhale Kanunu’na tabi olmadan, doğrudan temin yöntemiyle gerçekleştirdiği belirtiliyor.

TCDD’nin Hazine borçlarının yıllara göre dağılımı da çarpıcı tabloyu gözler önüne serdi. Kurumun Hazine borcu, bazı yıllara göre şöyle sıralandı:

2016: 1 milyar 600 milyon TL
2018: 2 milyar 386 milyon TL
2020: 3 milyar 369 milyon TL
2024: 4 milyar 733 milyon TL
2025 (Ocak-Nisan): 5 milyar 561 milyon TL

“AKP borca batırdı”

CHP Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, TCDD’nin borçlarına yönelik BirGün’den Mustafa Bildircin‘e değerlendirdi. Kurumun, Cumhuriyetin en önemli kurumlarından biri olduğunun altını çizen Karasu, “Ancak kurum, AKP’nin elinde her yıl zarar eden bir kuruma dönüştü. Tek misyonu eşe dosta İhaleler dağıtıp makam sağlamak olan AKP, liyakatsiz kadrolaşmalar ile TCDD’yi de borç batağına batırdı” dedi.

TCDD kadrolarının, “Demiryolu güvenliğini bile sağlamaktan aciz kadrolar” olduğunu savunan Karasu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulaştırma Bakanlığı’nda 21/b ile kapalı kapılar ardında yapılan, eşe dosta verilen ihalelerin ardı arkası hiç kesilmiyor. TCDD Genel Müdürü olarak görev yapan, sonra ticarete atılan İsa Apaydın’ın aldığı ihaleleri hatırlayalım.

Açılışının üzerinden geçen 14 ayda toprak kaymalarının yaşandığı Sivas YHT hattında, ‘İklim değişikliğine bağlı altyapı iyileştirmesi işi’ için 3,4 milyar TL’ye verdikleri ihaleyi hatırlayalım. Bin 80 günde bitirilecek dedikleri İzmir-Ankara YHT hattını hatırlayalım. Tam yedi bakan eskitti bu proje. Milletin cebinden milyarlar aktarıldı ama hala bitmedi. Pamukova’yı, Çorlu tren facialarını hatırlayalım. Tüm bunlarla TCDD’nin itibarını da güvenirliğini de yerle bir etti bu iktidar.”

Paylaşın