Üreticide 13 Markette 49 Lira!

Üreticide 13 lira olan sivri biber markette 49 liraya, 5 lira olan kuru soğan 19 liraya, 33 lira olan kuru fasulye 105 liraya, 31 lira olan nohut 99 liraya, 170 lira olan kuru incir 515 liraya, 12 lira olan kabak ise 35 liraya satıldı.

Haber Merkezi / Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Mayıs ayı üretici-market fiyatları, girdi maliyetlerindeki değişimler ve 1 Haziran Dünya Süt Günü kapsamında değerlendirmelerde bulundu. Bayraktar, açıklamalarını görüntülü basın açıklamasıyla kamuoyuna duyurdu.

Bayraktar, Mayıs ayında üretici ile market arasındaki fiyat farkının en fazla sivri biberde görüldüğünü belirterek şu bilgileri paylaştı:

“Sivri biberdeki fiyat farkı yüzde 283’e ulaştı. Onu yüzde 278 ile kuru soğan, yüzde 217 ile kuru fasulye, yüzde 213 ile nohut, yüzde 203 ile kuru incir izledi.

Üreticide 13 lira olan sivri biber markette 49 liraya, 5 lira olan kuru soğan 19 liraya, 33 lira olan kuru fasulye 105 liraya, 31 lira olan nohut 99 liraya, 170 lira olan kuru incir 515 liraya, 12 lira olan kabak ise 35 liraya satıldı.”

Bayraktar, Mayıs ayında markette satılan 36 ürünün 17’sinde fiyat artışı, 19’unda ise fiyat düşüşü yaşandığını belirtti. En fazla fiyat artışı yüzde 22 ile limon ve elmada görüldü. Bu ürünleri yüzde 8 ile kuru üzüm, yüzde 6 ile kuru kayısı ve maydanoz takip etti.

Fiyatı en çok düşen ürün ise yüzde 49 ile sivri biber oldu. Sivri biberi yüzde 39’la salatalık, yüzde 36’yla kabak ve yüzde 34,5’la patlıcan izledi.

Üreticide fiyatı en çok artan ürün limon

Üretici tarafında ise 28 ürünün 8’inde fiyat artışı, 13’ünde fiyat düşüşü yaşandı. 7 üründe ise fiyat değişmedi.

Bayraktar’ın verdiği bilgilere göre:

En fazla fiyat artışı yüzde 112,5 ile limonda görüldü.
Limonu yüzde 25 ile havuç, yüzde 17 ile kuru kayısı, yüzde 13 ile marul izledi.
En fazla fiyat düşüşü ise yüzde 72 ile sivri biberde yaşandı.
Sivri biberi yüzde 53 ile kabak, yüzde 41 ile patlıcan, yüzde 36 ile kuru soğan takip etti.

Bayraktar, fiyat değişimlerinin nedenlerine ilişkin şunları söyledi: “Limon fiyatları, bayram öncesi talep artışına bağlı olarak yükseldi. Havuçta hasat tamamlandı, depolama maliyetleri fiyatlara yansıdı. Marul ve maydanozda arz azalınca fiyatlar arttı. Kayısıda zirai don etkisi üretici fiyatlarını yukarı çekti.

Sivri biber, kabak, patlıcan, domates ve salatalıktaki fiyat düşüşü ise tarladaki üretimin artmasıyla arz fazlasından kaynaklandı. Kuru soğanda ise ekim alanlarının artmasıyla rekolte yükseldi ve fiyatlar geriledi.”

Girdi maliyetlerine dair verileri de paylaşan Bayraktar, Mayıs ayında Nisan’a göre gübre fiyatlarında şu değişimlerin yaşandığını bildirdi:

Amonyum sülfat gübresi: yüzde 4,9 artış
Üre gübresi: yüzde 2,3 artış
DAP gübresi: yüzde 0,8 artış
20.20.0 kompoze gübre: yüzde 0,7 artış
Amonyum nitrat gübresi: yüzde 0,5 düşüş

Yıllık bazda

Elektrik: yüzde 47,08 artış
Üre gübresi: yüzde 46,2 artış
DAP gübresi: yüzde 36,9 artış
Amonyum nitrat gübresi: yüzde 33 artış
20.20.0 kompoze gübre: yüzde 31,4 artış
Amonyum sülfat gübresi: yüzde 28,6 artış

Yem fiyatları da yükselmeye devam etti. Mayıs ayında süt yemi yüzde 2,7, besi yemi yüzde 2 oranında arttı. Son bir yılda ise süt yemi yüzde 26,4, besi yemi yüzde 27,2 artış gösterdi. Mayıs’ta mazot fiyatı aylık yüzde 1,7, yıllık yüzde 13,9 arttı.

Bayraktar, “Yıllık bazda en fazla artış yüzde 47,08 ile elektrik fiyatlarında görüldü” dedi.

Bayraktar, 1 Haziran Dünya Süt Günü dolayısıyla süt üretimi ve fiyatlarına da değindi: “Süt, insan beslenmesinde önemli bir protein kaynağıdır ve hayvancılığın temel ürünüdür. Ülkemiz 2024 yılında; 20 milyon ton inek sütü, 934 bin ton koyun sütü, 543 bin ton keçi sütü üretimiyle dünya sıralamasında üst sıralarda yer aldı.

Ancak üreticimiz, çiğ süt fiyatlarındaki istikrarsızlık nedeniyle zarar ediyor. AB ülkeleriyle karşılaştırıldığında ülkemiz çiğ süt fiyatlarında son sırada. Türkiye’de 100 litre çiğ süt üreticiye ortalama 37 avroya satılırken, bu rakam İtalya’da 57, Yunanistan ve Hollanda’da 55, Almanya’da 54, Fransa’da ise 50 avro düzeyinde.”

Paylaşın

Türkiye, 2025 Yılının Birinci Çeyreğinde Yüzde 2 Büyüdü

TÜİK’in açıkladığı verilere göre; Dönemsel Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH), 2025 yılının birinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 2,0 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Dönemsel Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) 2025 I. Çeyrek verilerini açıkladı. Buna göre; GSYH 2025 yılı birinci çeyrek ilk tahmini; zincirlenmiş hacim endeksi olarak, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 2,0 arttı.

GSYH’yi oluşturan faaliyetler incelendiğinde; 2025 yılı birinci çeyreğinde bir önceki yıla göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak; inşaat sektörü toplam katma değeri yüzde 7,3, bilgi ve iletişim faaliyetleri yüzde 6,1, diğer hizmet faaliyetleri yüzde 4,7, mesleki, idari ve destek hizmet faaliyetleri yüzde 4,0, gayrimenkul faaliyetleri yüzde 2,4, ürün üzerindeki vergiler eksi sübvansiyonlar yüzde 1,8, hizmetler yüzde 1,3, finans ve sigorta faaliyetleri yüzde 0,5 ve kamu yönetimi, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri yüzde 0,3 arttı. Tarım sektörü yüzde 2,0, sanayi ise yüzde 1,8 azaldı.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,0 arttı. Takvim etkisinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, 2025 yılının birinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 2,7 arttı.

Üretim yöntemiyle Gayrisafi Yurt İçi Hasıla tahmini, 2025 yılının birinci çeyreğinde cari fiyatlarla bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 36,7 artarak 12 trilyon 125 milyar 173 milyon TL oldu. GSYH’nin birinci çeyrek değeri cari fiyatlarla ABD doları bazında 335 milyar 504 milyon olarak gerçekleşti.

Yerleşik hanehalklarının nihai tüketim harcamaları 2025 yılının birinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 2,0 arttı. Devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 1,2, gayrisafi sabit sermaye oluşumu ise yüzde 2,1 arttı.

Mal ve hizmet ihracatı, 2025 yılının birinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 0,01 azalırken ithalatı yüzde 3,0 arttı.

İşgücü ödemeleri 2025 yılının birinci çeyreğinde yüzde 42,9 arttı

İşgücü ödemeleri, 2025 yılının birinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 42,9 arttı. Net işletme artığı/karma gelir yüzde 31,2 arttı.

İşgücü ödemelerinin cari fiyatlarla Gayrisafi Katma Değer içerisindeki payı geçen yılın birinci çeyreğinde yüzde 41,7 iken, bu oran 2025 yılı birinci çeyreğinde yüzde 43,7 oldu. Net işletme artığı/karma gelirin payı ise geçen yılın birinci çeyreğinde yüzde 36,4 iken, 2025 yılı birinci çeyreğinde yüzde 35,0 oldu.

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: Hizmet Enflasyonu Yüzde 37,15

Hizmet enflasyonu, nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 4,24, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 18,60, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 37,15 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 51,91 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Hizmet Üretici Fiyat Endeksi (H-ÜFE) Nisan 2025 verilerini açıkladı.

Buna göre; Hizmet enflasyonu, nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 4,24, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 18,60, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 37,15 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 51,91 arttı.

Hizmet enflasyonu, nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 31,28, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 41,47, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 43,04, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 40,74, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 41,73, idari ve destek hizmetlerde yüzde 41,82 arttı.

Hizmet enflasyonu, nisan ayında bir önceki aya göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 4,30, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 3,96, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 3,29, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 10,09, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 2,55, idari ve destek hizmetlerde yüzde 4,77 arttı.

Paylaşın

TCDD’nin Borcu 5,5 Milyar Lirayı Aştı

26 dağıtıp makam sağlamak  olan AKP, liyakatsiz kadrolaşmalar ile TCDD’yi de borç batağına batırdı” dedi.

TCDD kadrolarının, “Demiryolu güvenliğini bile sağlamaktan aciz kadrolar” olduğunu savunan Karasu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulaştırma Bakanlığı’nda 21/b ile kapalı kapılar ardında yapılan, eşe dosta verilen ihalelerin ardı arkası hiç kesilmiyor. TCDD Genel Müdürü olarak görev yapan, sonra ticarete atılan İsa Apaydın’ın aldığı ihaleleri hatırlayalım.

2016 yılında çıkarılan kanun ile ikiye bölünen Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD), 2025 yılının ilk dört ayında borç rekoru kırdı. Bölünmenin yaşandığı 2016 yılında 1,6 milyar TL olan TCDD’nin Hazine borcunun 30 Nisan 2025 tarihi itibarıyla astronomik boyutlara ulaştığı öğrenildi.

1 Mayıs 2013 tarihinde çıkarılan, “6461 Sayılı Türkiye Demiryolu Ulaştırmasının Serbestleşmesi Kanunu”nun yasalaşmasından kısa bir süre sonra TCDD, ikiye bölündü. Kanun kapsamında 14 Haziran 2016’da, TCDD Taşımacılık Anonim Şirketi faaliyete başladı.

Muhalefet, “Özelleştirmenin yolunu açmak için” TCDD’nin bölündüğünü savunurken kurum, yıllar itibarıyla adeta borç batağına saplandı. 2016 yılında 1 milyar 600 milyon 773 bin TL olan TCDD’nin Hazine borcunun, 2024 yılının sonunda 4 milyar 733 milyon 197 bin TL’ye dayandığı tespit edildi. 2025’in ilk ayını 4 milyar 790 milyon 272 bin TL borç ile kapatan kurumun toplam Hazine borcu, 30 Nisan 2025 itibarıyla 5 milyar 561 milyon 806 bin TL’ye fırladı. TCDD’nin Hazine borçlarının yıllara göre dağılımı da çarpıcı tabloyu gözler önüne serdi.

2024’te 36,5 milyar TL zarar ettiği belirlenen, Nisan 2025 itibarıyla 5,5 milyar TL’lik Hazine borcuna imza atan TCDD’nin 2010-2025 döneminde ihalesiz gerçekleştirdiği alımlarım sayısı ve maliyeti de dikkati çekiyor. Muhalefetin, “AKP’nin arka bahçesi haline getirildiği” gerekçesiyle eleştirdiği kurumun, 7,5 milyar TL tutarındaki 576 bin alımı, İhale Kanunu’na tabi olmadan, doğrudan temin yöntemiyle gerçekleştirdiği belirtiliyor.

TCDD’nin Hazine borçlarının yıllara göre dağılımı da çarpıcı tabloyu gözler önüne serdi. Kurumun Hazine borcu, bazı yıllara göre şöyle sıralandı:

2016: 1 milyar 600 milyon TL
2018: 2 milyar 386 milyon TL
2020: 3 milyar 369 milyon TL
2024: 4 milyar 733 milyon TL
2025 (Ocak-Nisan): 5 milyar 561 milyon TL

“AKP borca batırdı”

CHP Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, TCDD’nin borçlarına yönelik BirGün’den Mustafa Bildircin‘e değerlendirdi. Kurumun, Cumhuriyetin en önemli kurumlarından biri olduğunun altını çizen Karasu, “Ancak kurum, AKP’nin elinde her yıl zarar eden bir kuruma dönüştü. Tek misyonu eşe dosta İhaleler dağıtıp makam sağlamak olan AKP, liyakatsiz kadrolaşmalar ile TCDD’yi de borç batağına batırdı” dedi.

TCDD kadrolarının, “Demiryolu güvenliğini bile sağlamaktan aciz kadrolar” olduğunu savunan Karasu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulaştırma Bakanlığı’nda 21/b ile kapalı kapılar ardında yapılan, eşe dosta verilen ihalelerin ardı arkası hiç kesilmiyor. TCDD Genel Müdürü olarak görev yapan, sonra ticarete atılan İsa Apaydın’ın aldığı ihaleleri hatırlayalım.

Açılışının üzerinden geçen 14 ayda toprak kaymalarının yaşandığı Sivas YHT hattında, ‘İklim değişikliğine bağlı altyapı iyileştirmesi işi’ için 3,4 milyar TL’ye verdikleri ihaleyi hatırlayalım. Bin 80 günde bitirilecek dedikleri İzmir-Ankara YHT hattını hatırlayalım. Tam yedi bakan eskitti bu proje. Milletin cebinden milyarlar aktarıldı ama hala bitmedi. Pamukova’yı, Çorlu tren facialarını hatırlayalım. Tüm bunlarla TCDD’nin itibarını da güvenirliğini de yerle bir etti bu iktidar.”

Paylaşın

Lokanta Ve Otel Fiyatları İki Yılda Yüzde 178 Arttı

Eurostat verilerine dayanarak hazırlanan “Lokanta ve Oteller Fiyat Endeksi”ne göre; Türkiye’de lokanta ve otel fiyatları sadece iki yılda yüzde 178 oranında artarak 277,64’e yükseldi.

Türkiye, 2024 yılının ilk çeyreğinde yabancı ziyaretçi sayısında ve turizm gelirlerinde yeni rekorlara ulaşmasına rağmen, uzmanların dikkat çektiği yapısal bir riskle karşı karşıya: Pahalılık algısı.

Prof. Dr. Hakan Kara ve ekonomist İnan Mutlu’nun kamuoyuyla paylaştığı grafikler, Türkiye’nin artık sadece yerli değil, yabancı turistler için de pahalı bir ülkeye dönüştüğünü ortaya koyuyor.

Prof. Dr. Hakan Kara’nın Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine dayanarak paylaştığı grafikte, 2024’ün Ocak-Nisan döneminde Türkiye’ye gelen yabancı ziyaretçi sayısının yaklaşık 10-11 milyon seviyesinde olduğu görülüyor. Bu, pandemi sonrası dönemin en yüksek ilk çeyrek verilerinden biri.

Ancak Kara bu verilerle birlikte şu uyarıda bulundu: “Pandemiden bu yana ilk kez turist sayısı düşüyor. Turistler Türkiye’yi pahalı buluyor.”

Ekonomist İnan Mutlu tarafından Eurostat verilerine dayanarak hazırlanan “Lokanta ve Oteller Fiyat Endeksi” grafiği, Türkiye’deki fiyat artışının boyutunu gözler önüne seriyor.

Grafiğe göre: Nisan 2023’ü baz alan endekste, Türkiye’de lokanta ve otel fiyatları sadece iki yılda %178 oranında artarak 277,64’e yükseldi. Aynı dönemde Yunanistan’daki artış sadece %12 ile sınırlı kaldı (endeks: 111,70).

Mutlu, bu veriyi şu sözlerle değerlendirdi: “Türkiye artık yabancı turistler için bile pahalı. Dövizin bu kadar artmadığı düşünüldüğünde, fiyatlardaki yükseliş çok daha dikkat çekici.”

Mutlu, bu yaz Türk turistlerin Yunan adalarına yeniden yönelmesini beklediklerini belirtirken, uzmanlar Türkiye’nin yabancı turistler açısından da fiyat-performans avantajını kaybettiğini vurguluyor.

Paylaşın

Türkiye’nin Yurt Dışı Varlıkları 378 Milyar Dolara Yükseldi

Mart ayı itibarıyla, Türkiye’nin yurt dışı varlıkları, bir önceki çeyrek sonuna göre yüzde 3,1 oranında artışla 377,9 milyar dolar, yükümlülükleri ise yüzde 2,1 oranında azalışla 648,0 milyar dolar oldu.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Uluslararası Yatırım Pozisyonu Gelişmeleri Mart 2025 raporunu açıkladı.

Buna göre; Mart ayı itibarıyla, Türkiye’nin yurt dışı varlıkları, bir önceki çeyrek sonuna göre yüzde 3,1 oranında artışla 377,9 milyar dolar, yükümlülükleri ise yüzde 2,1 oranında azalışla 648,0 milyar dolar oldu. Böylelikle, aynı dönemde Türkiye’nin net Uluslararası Yatırım Pozisyonu yükümlülükleri 25,2 milyar ABD doları azalarak -270,1 milyar dolar oldu.

Varlık kalemleri yıl sonuna göre incelendiğinde, doğrudan yatırımlar kalemi yüzde 3,0 oranında artarak 73,3 milyar dolar, portföy yatırımları kalemi yüzde 6,8 artarak 4,2 milyar dolar ve diğer yatırımlar kalemi ise yüzde 5,7 oranında artarak 143,8 milyar dolar oldu. Rezerv varlıklar kalemi yüzde 0,9 oranında artarak 156,5 milyar dolar oldu.

Yükümlülükler alt kalemleri yıl sonuna göre incelendiğinde, doğrudan yatırımlar kalemi, BIST 100 endeksindeki azalış ile döviz kurlarındaki artışın etkisiyle, 2024 yıl sonuna göre yüzde 9,2 oranında azalışla 165,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Portföy yatırımları kalemi yüzde 3,6 oranında azalarak 120,2 milyar dolar ve diğer yatırımlar kalemi yüzde 2,1 oranında artarak 362,7 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Paylaşın

Türkiye’de Evlenmenin Ortalama Maliyeti 1 Milyon Lira

Düğün organizasyonu, gelin ve damatlık, nişan yüzüğü, beyaz eşya, yatak odası ve oturma odası, küçük ev aletleri, çeyiz paketleri vesaire derken evlenmenin maliyeti 1 milyon lirayı aşıyor.

Türkiye’de yılda ortalama 550 bin çift evlenirken, yükselen maliyetler nedeniyle düğün yapmak her geçen gün daha da zorlaşıyor.

Fotoğraf çekimlerinden düğün salonu kiralarına, takılardan ikramlara kadar toplam harcama 1 milyon TL’yi aşıyor. Sadece fotoğraf ve albüm hizmetleri için ödenen tutar 35 bin TL’den başlarken, davetli sayısı arttıkça bu rakam katlanıyor.

Ekonomim’in haberine göre; yükselen düğün giderlerine karşı Afyonkarahisar Valiliği dikkat çekici bir karar aldı. Yeni uygulamaya göre, kentte yapılacak düğünlerde geline yalnızca dört bilezik, iki yüzük ve bir çift küpe takılmasına izin verilecek.

Ayrıca gelin ve damada birden fazla kıyafet alınamayacak, “dürü” adı altında hediyelik dağıtılmayacak, hamam organizasyonları yapılmayacak ve üç gece süren düğünler bir geceyle sınırlandırılacak. Misafirlere ikram da sadece bir günle sınırlı olacak.

İstanbul’da düğün salonu kiraları 5 saat için 500 bin TL’ye kadar çıkarken, bu nedenle daha ekonomik bir alternatif olarak mesire alanları tercih ediliyor. Şile’deki bir mesire alanında 50 kişilik pasta ve içecekli organizasyonun fiyatı 200 bin TL’den başlarken, fotoğraf ve video çekimi bu fiyata dahil edilmiyor.

İstanbul’un Zeytinburnu ilçesinde açık ve stüdyo çekimi dahil ortalama düğün fotoğrafı paketi 35-40 bin TL iken, Etiler gibi lüks semtlerde bu rakam 100 bin TL’yi buluyor. Fotoğrafların dijital teslimi için ekstra 10 bin TL talep edilebiliyor.

Maliyetleri düşürmek isteyen bazı çiftler, sosyal medyada yayılan “düşük bütçeyle evlilik” akımına katılarak, bijuteri takılarla ve beyaz elbiselerle sade düğünler yapmayı tercih ediyor. Bu yaklaşım sayesinde toplam harcamalarını 2 bin TL gibi düşük bir seviyeye indiren gelinler de bulunuyor.

Öte yandan Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği, halka açık alanlarda yapılan müzik yayınları için telif ücreti talep etmeye başladı. Düğün başına 65 TL olarak belirlenen telif bedeli, yıllık bazda salon işletmecilerinden 6 bin 500 TL olarak tahsil edilecek.

Artan düğün maliyetleri karşısında bazı illerde kamu otoriteleri tasarruf tedbirleri devreye alırken, çiftler de bütçelerine uygun çözüm arayışlarına yöneliyor.

Paylaşın

Türkiye, Sahte Ürün Ticaretinde İkinci Sırada

Küresel sahte ürün trafiğinde önemli bir aktör konumunda olan Türkiye, sahte ürün ticaretinde Çin’in ardından ikinci sırada yer aldı. Tüm dünyada el konulan sahte ürünlerin yüzde 45’i Çin menşeli.

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ile Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi’nin 2024 yılında yayımladığı ortak rapor, 2020–2021 dönemine ilişkin çarpıcı veriler ortaya koydu. Karar’ın aktardığı rapora göre, Türkiye, sahte ürün ticaretinde Çin’in ardından ikinci sırada yer aldı.

Tüm dünyada el konulan sahte ürünlerin yüzde 45’inin Çin menşeli olduğu belirtilirken, Hong Kong’un bu ticaretteki payı da artış gösterdi. Türkiye ise her ne kadar önceki yıllara kıyasla ele geçirilen sahte mallar açısından daha düşük paya sahip olsa da, küresel sahte ürün trafiğinde hâlâ önemli bir aktör konumunda.

Raporda, Türkiye’nin coğrafi konumu, gelişmiş lojistik altyapısı ve bölgesel ticaret ağı nedeniyle, sahte ürünlerin menşe ülkesi olmasa bile bu ürünlerin sevkiyatında ve geçişinde sıklıkla kullanıldığı vurgulandı. Türkiye, Hong Kong ve Lübnan ile birlikte sahte ürün ihracatına yatkın ülkeler arasında “yüksek risk grubunda” yer aldı.

Sahte ürün ticaretinde en çok karşılaşılan kategoriler arasında giyim, ayakkabı, deri ürünleri ve saatler öne çıkarken; sağlık ve güvenlik açısından risk barındıran sahte ilaçlar, kozmetikler, oyuncaklar ve gıda maddeleri de ciddi bir sorun olarak öne çıkıyor. Bu ürünlerin, doğrudan tüketicilerin sağlığını tehdit etmesi, konunun sadece ekonomik boyutla sınırlı olmadığını gösteriyor.

Raporun dikkat çeken bir diğer başlığı ise çevrimiçi sahtecilik faaliyetlerinin ulaştığı boyut oldu. Sahte ürünlerin giderek daha fazla e-ticaret platformları üzerinden pazarlanması, geleneksel denetim mekanizmalarının etkisini sınırlarken, tüketiciye ulaşma hızını artırıyor. Pop-up reklamlar ve sahte markalarla donatılmış sosyal medya içerikleri üzerinden yapılan satışlar, özellikle bilinçsiz alıcılar için büyük risk oluşturuyor.

Raporda, büyük uluslararası markaların gümrük denetimlerini destekleme yönünde artan etkisinin, küçük ve yerel üreticilerin ürünlerinin daha kolay hedef haline gelmesine neden olabileceği yönünde uyarılar yer aldı. Bu durum, fikri mülkiyet haklarının korunmasında adaletin sağlanması ve tüm ölçeklerdeki işletmelerin eşit derecede korunması gerektiği yönündeki çağrıları da beraberinde getiriyor.

Paylaşın

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu: Polisiye Tedbirlerle Vergi Gelirleri Arttırılamaz

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, “Her işletmenin, her fabrikanın kapısına vergi memuru koyarak, polisiye tedbirler alarak, vergi gelirleri arttırılamaz. Hakkaniyet de sağlanamaz” dedi.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in “kayıt dışı üretim ve satışla mücadele” adı altında bütün OSB’lerin, hallerin ve büyükşehirlerin giriş çıkışına vergi memuru koyacakları yönündeki açıklamasına ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, paylaşımında “Vergi denetimine karşı değiliz. Kayıt dışı ekonomiyle mücadeleyi destekliyoruz. Vergi sistemi adil ve şeffaf olmalı. Girişimcinin çalışma şevkini kırmamalı. Her işletmenin, her fabrikanın kapısına vergi memuru koyarak, polisiye tedbirler alarak, vergi gelirleri arttırılamaz. Hakkaniyet de sağlanamaz” ifadelerini kullandı.

Mehmet Şimşek ne demişti?

Mehmet Şimşek, “İnceleme başlatmadığımız hiçbir kesim yok. Önce çok büyüklerden başladık. Kayıt dışı üretim, satış yapanlar. Biz denetim yapıp ceza kesmek istemiyoruz ama arkadaşlarla da konuştuk. Ekipler güçlendirilecek. Bütün OSB’lerin giriş çıkışlarına, bütün hallerin giriş çıkışlarına vergi memurları koyacağız. Bütün büyükşehirlerin giriş ve çıkışlarına, ana arterlerine kalıcı maliyecileri koyacağız” demişti.

Paylaşın

Nureddin Nebati’nin Mağazaları Birer Birer Kapanıyor

Nureddin Nebati’nin bakanlık yaptığı dönemde 13 yeni şube açan B&G Store Mağazacılık, son iki yılda ciddi bir daralma sürecine girdi. Şirket, 2023 ve 2024 yıllarında 4’er mağazasını kapatırken, 2025’in ilk dört ayında da 3 şube kapanışı gerçekleştirdi.

2 Aralık 2021’de Lütfi Elvan’ın yerine Hazine ve Maliye Bakanı olan Nureddin Nebati, 4 Haziran 2023’e kadar bu görevde kaldı.

“Ekonomi gözlerdeki ışıltıdır” sözleriyle akıllara kazanan eski Eski Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin aile şirketi ekonomik krizin etkisiyle küçülmeye gitti. Nebati’nin şirketi, 2023 yılından bu yana 11 mağazasını kapattı.

Sözcü gazetesinden Deniz Ayhan’ın haberine göre, bakanlığı döneminde 13 yeni şube açan B&G Store Mağazacılık, son iki yılda ciddi bir daralma sürecine girdi. Şirket, 2023 ve 2024 yıllarında 4’er mağazasını kapatırken, 2025’in ilk dört ayında da 3 şube kapanışı gerçekleştirdi.

2 Aralık 2021’de Lütfi Elvan’ın yerine Hazine ve Maliye Bakanı olan Nureddin Nebati, 4 Haziran 2023’e kadar görevde kaldı. Bakanlık yaptığı dönemde, aile şirketi B&G Store 13 yeni şube açarak büyüme eğilimi gösterdi.

Ancak ekonomik sıkıntılar şirketi de vurdu. Bakanlık sonrası süreçte, yeni şube açılışları durma noktasına geldi. 2023’ten bu yana yalnızca 2 şube açılabilirken, 2025’te hiç yeni şube açılmadı.

Kapanan şubeler: Eyüp, İstiklal, Laleli…

B&G Store’un kapanan şubeleri arasında dikkat çeken bazı lokasyonlar şunlar:

3 Eylül 2024 – İstanbul Havalimanı Terminal Şubesi
3 Ekim 2024 – Ataköy Şubesi
4 Ekim 2024 – Meydan AVM Şubesi
11 Aralık 2024 – İstanbul Havalimanı İç Hatlar Şubesi
14 Ocak 2025 – Eyüp Şubesi
15 Ocak 2025 – İstiklal Caddesi Şubesi
30 Nisan 2025 – Laleli Şubesi

Paylaşın