Bitcoin 28 Bin 100 Doların Üzerinde; XRP Ve Cardano Sert Yükseldi

Haftanın ilk iki iş günü dalgalı bir seyir izleyen kripto para piyasaları, bugün yükseliş eğilimindeydi. Bitcoin 28 bin 100 doların üzerine çıkarken; XRP ve Cardano ise yaklaşık yüzde 12 değer kazandı.

Haber Merkezi / Dünyanın en büyük kripto para birimi Bitcoin (BTC), yüzde 3,86 artışla 28 bin 101 dolara yükseldi. Dünyanın en büyük ikinci kripto para birimi Ethereum (ETH) ise 800 dolar seviyesinin üzerine çıktı.

Diğer en iyi kripto paralarda da yükseliş gözlemlendi. XRP yaklaşık yüzde 12 oranında değer kazanırken, Cardano, Polygon ve Litecoin de yatırımcısına kazandırdı.

Tüm stablecoinlerin hacmi 38.26 milyar dolar ve bu, toplam kripto pazarının 24 saatlik hacminin yüzde 89.19’u.

Bitcoin (BTC), hacmi son 24 saatte yüzde 2,97 artarak yaklaşık 19,07 milyar dolar olarak gerçekleşti. Küresel kripto para piyasasının değeri ise, son 24 saatte yüzde 3,73 artarak 1,18 trilyon dolar civarında işlem görüyor.

Bazı kripto para birimlerinde son durum ise şöyle:

Bitcoin 28,101 dolar, değer kazancı yüzde 3.86

Ethereum 1,804 dolar, değer kazancı yüzde 4.22

Tether 0.9999 dolar, değer kazancı yüzde 0.01

BNB 315.69 dolar, değer kazancı yüzde 1.70

XRP 0.545 dolar, değer kazancı yüzde 11.88

Cardano 0.3789 dolar, değer kazancı yüzde 7.82

Polygon 1.14 dolar, değer kazancı yüzde 7.67

Dogecoin 0.07584 dolar, değer kazancı yüzde 4.10

Solana 21.15 dolar, değer kazancı yüzde 5.68

Polkadot 6.23 dolar, değer kazancı yüzde 5.63

Tron 0.06517 dolar, değer kazancı yüzde 1.75

Shiba Inu 0.00001079 dolar, değer kazancı yüzde 3.93

Litecoin 91.89 dolar, değer kazancı yüzde 5.03

Paylaşın

Merkez Bankası Başkanı Kavcıoğlu: Enflasyonda Kalıcı Düşüş Sağlanacak

Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu, enflasyonun genel görünümünde iyileşme olduğunu ve 2022 yılının ikinci yarısından itibaren ana eğilimde kademeli normalleşmenin başladığını söyledi.

Haber Merkezi / Liralaşma stratejisinin enflasyonda kalıcı iyileşmeyi sağlayacağını savunan Kavcıoğlu, “Önümüzdeki dönemde liralaşma stratejisi kapsamında uygulanan politika bileşimi, sağlıklı kredi büyümesi kanalıyla finansal istikrarı ve finansman maliyeti kanalıyla potansiyel üretimi desteklemeye devam edecektir. Arz talep dengesine de olumlu katkı verecektir. Bu doğrultuda fiyatlama davranışlarında ve enflasyon beklentilerinde iyileşmeyle enflasyonda kalıcı düşüş sağlanacaktır” dedi.

2022’de pandemi ve Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle küresel emtia ve gıda fiyatlarında artış yaşandığını ve enflasyonun küresel ölçekte arttığını söyleyen Kavcıoğlu, Türkiye’nin olumsuzluklara rağmen ekomik olarka büyümeye devam ettiğini belirtti.

“Tüketici fiyatları yıllık enflasyonu geçtiğimiz yılın ilk yarısında küresel enerji, emtia ve gıda fiyatlarındaki hızlı artışlar, tedarik sürecindeki aksaklıklar ve 2021 yılının son çeyreğinde döviz piyasalarında yaşanan ekonomik temellerden uzak fiyat oluşumlarının etkisiyle hızlı bir şekilde artış kaydetmiştir” diyen Kavcığolu, “Küresel arz şoklarının etkilerini yitirmesi ve döviz piyasalarında görülen istikrar ile birlikte 2022 yılının ikinci yarısından itibaren enflasyonun ana eğiliminde kademeli normalleşme süreci başlamıştır” diye konuştu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Şahap Kavcıoğlu, TCMB 2022 yılına ait 91. Hesap Dönemi Olağan Genel Kurul Toplantısı’nda konuştu. Kavcıoğlu’nun açıklamaları şöyle:

“2022 yılında pandeminin olumsuz etkileri henüz tam olarak giderilememişken, yakın coğrafyamızda meydana gelen Rusya-Ukrayna Savaşı sonucunda arz kısıtları tekrar belirginleşmiş; başta enerji olmak üzere küresel emtia ve gıda fiyatlarında hızlı artışlar yaşanmıştır. Savaş sonucunda ortaya çıkan jeopolitik belirsizliklerin yanı sıra pandemi sonrası devam eden arz-talep dengesizlikleri enflasyonun küresel ölçekte hızla artarak tarihi yüksek seviyelere çıkmasına neden olmuştur. Tüm bu gelişmelere ek olarak küresel finansal koşulların da sıkılaşması sonucunda, 2022 yılı gerek jeopolitik gerekse ekonomik ve finansal belirsizliklerin olağanüstü düzeyde yüksek seyrettiği bir yıl olarak kayıtlara geçmiştir.

2022 yılında küresel arz şoklarına ve Rusya-Ukrayna Savaşı kaynaklı olumsuz jeopolitik gelişmelere rağmen Türkiye ekonomisi kesintisiz olarak büyümeye devam etmiştir. İktisadi faaliyet, özellikle yılın ilk yarısında güçlü seyretmiş, yılın ikinci yarısında ise dış talepteki gerilemeye rağmen sağlam görünümünü korumuştur. Bu çerçevede, Türkiye ekonomisi 2022 yılında yüzde 5,6 oranında büyüyerek 2019 yılının son çeyreğinden bu yana gösterdiği büyüme performansıyla G20 ve OECD ülkeleri arasında üst sıralarda yer almıştır.

Buna ek olarak, satın alma gücü paritesine göre hesaplanan milli gelir esas alınarak yapılan sıralamada dokuzuncu sıraya yükselen ülkemiz, küresel ekonomi içerisindeki payını da ikiye katlamıştır. Dolar bazında ise Türkiye ekonomisi 2014 yılından bu yana gerçekleşen en yüksek milli gelir seviyesine ulaşmıştır.

Tüketici fiyatları yıllık enflasyonu geçtiğimiz yılın ilk yarısında küresel enerji, emtia ve gıda fiyatlarındaki hızlı artışlar, tedarik sürecindeki aksaklıklar ve 2021 yılının son çeyreğinde döviz piyasalarında yaşanan ekonomik temellerden uzak fiyat oluşumlarının etkisiyle hızlı bir şekilde artış kaydetmiştir. Küresel arz şoklarının etkilerini yitirmesi ve döviz piyasalarında görülen istikrar ile birlikte, 2022 yılının ikinci yarısından itibaren enflasyonun ana eğiliminde kademeli normalleşme süreci başlamıştır.

Önümüzdeki dönemde, Liralaşma Stratejisi kapsamında uyguladığımız politika bileşimi sağlıklı kredi büyümesi kanalıyla finansal istikrarı ve finansman maliyeti kanalıyla potansiyel üretimi desteklemeye devam edecek ve arz-talep dengesine olumlu katkı verecektir. Bu doğrultuda fiyatlama davranışlarında ve enflasyon beklentilerinde iyileşme ile enflasyonda kalıcı olarak düşüş sağlanacaktır.

2022 yılında, fiyat istikrarının sürdürülebilir bir çerçevede yeniden şekillenmesi amacıyla, tüm politika araçlarında Türk lirasını öncelikleyen geniş kapsamlı bir politika çerçevesi gözden geçirme sürecini yürüttük. Bu kapsamda, bütüncül bir yaklaşımla oluşturduğumuz Liralaşma Stratejisi’ni uygulamaya koyduk.

Liralaşma Stratejisi ile kısa vadede enflasyon ve fiyatlama davranışlarında döviz kuruna olan hassasiyeti gidermeye çalıştık. Orta vadede ise üretim ve ihracatı desteklemek suretiyle cari işlemler dengesini güçlendirmeyi hedefledik. Bu amaca yönelik olarak devreye aldığımız makroihtiyati araçlar ve kur korumalı mevduat ürünleriyle bankacılık sektörünün hem varlık hem yükümlülük tarafında liralaşma sürecini başlattık. Ülkemizde üretimi ve ihracatı arttırarak cari işlemler dengesinde kalıcı iyileşmeyi sağlayacak finansal koşulların oluşumu açısından ise hedefli kredi anlayışını benimsedik.

Liralaşma Stratejesini uygularken faiz indirimleri ile birlikte finansal istikrar ve fiyat istikrarı üzerindeki riskleri kontrol etmek için makroihtiyati politika setimizi hedefli kredi anlayışımız çerçevesinde güncelledik. Hedefli kredi anlayışımız ile kredilerin yatırımı, üretim ve istihdamı destekleyen faaliyet alanlarında kullanılmasına öncelik veren bir çerçeveyi esas aldık. Makroihtiyati araçlarımızı kullanarak yaptığımız uygulamalarla, kredi büyümesinin fiyat istikrarı ve finansal istikrar açısından oluşturabileceği risklerin de önüne geçtik.

Hedefli kredi anlayışımızın bir diğer ayağında ise ihracatın ve ithal ikamesi malların üretimine yönelik yatırımların artmasını teşvik etmek amacıyla 2 yılı anapara geri ödemesiz ve 10 yıla kadar vadeli yatırım taahhütlü avans kredilerini etkin olarak kullandık. Bugüne kadar, toplamda 67 İldeki 740 adet sanayi ve turizm yatırımlarına 111,47 milyar TL tutarında yatırım taahhütlü avans kredisi (YTAK) tahsis edilmiştir.

Buna ilaveten, ihracatçılar ile döviz kazandırıcı hizmet ve faaliyetlerde bulunan firmalara kullandırdığımız reeskont kredilerinde limitleri artırmak, faizleri düşürmek ve vadeleri uzatmak suretiyle söz konusu uygun finansman imkanını daha uygun ve erişilebilir hale getirdik. Buna ek olarak, Liralaşma Stratejimiz kapsamında firma bazında kredi limitlerini Liralaşma Stratejisi ile uyumlu olarak Türk lirasına dönüştürürken, bankalara tahsis edilen reeskont kredileri limitlerinin de 2023 yılından itibaren Türk lirası olarak güncellenmesine karar verdik.

2022 yılı içerisinde 346 milyar Türk lirası reeskont kredisini ihracatçılarımız kullanmıştır. Reeskont kredilerine erişimin kolaylaşması geçmiş yıllara göre KOBİ’lere tahsis edilen payda büyük bir artışa neden oldu. 2021 yılında yaklaşık 1.900, 2022 yılındaysa 5.972 KOBİ reeskont kredilerinden yararlandı.

Temel politika aracımız olan bir haftalık repo faiz oranını makroihtiyati politika araçlarımızla birlikte Liralaşma Stratejisi çerçevesinde kullandık. Bu doğrultuda, 2022 yılı ocak-temmuz döneminde politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 14 düzeyinde sabit tuttuk. Diğer taraftan, jeopolitik gelişmelerin ve küresel finansal koşulların etkisiyle küresel resesyona yönelik risklerin giderek yoğunlaşması karşısında ön alıcı bir anlayışla hareket ettik.

Söz konusu risklerin yurt içindeki arz, yatırım ve cari fazla kapasitesi üzerindeki etkilerini sınırlamak ve sanayi üretimi ile istihdamdaki yapısal kazanımların devamını sağlamak için ağustos ayından itibaren faiz indirim döngüsünü başlattık. Kasım ayı itibarıyla toplam 500 baz puanlık faiz indirimi gerçekleştirerek politika faizini yüzde 9 seviyesine indirdik. Bu kararlarımız sayesinde küresel ekonomide tedarik zinciri ve finansman sıkıntıları yaşanırken, Türkiye’nin konumunu güçlendirecek yatırımlara uygun maliyetli finansman ile devam edilmesi imkanını sağladık.

2022 yılında, uluslararası rezervlerimizi güçlendirmeye yönelik olarak da etkin bir rezerv yönetimi uyguladık. Kur dönüşümlü mevduat hesapları, yurtdışında yerleşik vatandaşlarımız için geliştirdiğimiz YUVAM hesapları, fiziki altının finansal sisteme kazandırılmasına yönelik FATSİ hesapları ve ihracat gelirlerinin bir kısmının Merkez Bankasına satılmasına yönelik düzenlemeler sayesinde kaynak çeşitliliği yarattık.

Tüm bu uygulamalarımız sonucunda, uluslararası rezervlerimiz 2021 yılı sonunda 111 milyar Dolar seviyesinden 2022 yılı sonunda 128,8 milyar Dolara ulaşarak yüzde 17 artmıştır. Öte yandan, 2022 yılında merkez bankalarının uluslararası rezervleri, küresel ölçekte yüzde 6 oranında azalmıştır.

Rezerv biriktirme araçlarımızdan biri olan Döviz ve Altından Dönüşümlü mevduatlar dahil Liralaşma politikası çerçevesinde atılan adımlar bankamızın bilançosu için nette bir maliyet oluşturmadan gerçekleştirilmiştir. Döviz ve Altından Dönüşümlü Mevduat hesapları, teminat politikasında yapılan değişiklikler çerçevesinde tutulan Türk lirası cinsi menkul kıymetler, Türk lirası cinsi zorunlu karşılıklarda değişen faiz maliyeti, yabancı para cinsi zorunlu karşılık komisyonların değişimleri ve Türk lirası reeskont senetlerinin reeskont kredilerindeki Liralaşma sonucu artışının bilanço üzerindeki toplam etkisi dengededir.

Bilişim teknolojileri alanındaki vizyonumuzla uyumlu olarak ihtiyaç duyulan teknolojik çözüm ve sistemlerin oluşturulmasını ve bu sistemlerin güvenliği ile sürekliliğinin sağlanması çalışmalarını sürdürdük. Bu çerçevede, ödemeler altyapımızı yenilikçi iş yapma modelleriyle destekledik. 2021 yılında uygulamaya koyduğumuz Fonların Anlık ve Sürekli Transferi uygulamamız FAST’in güvenliğini artırmak amacıyla önemli bir katman servis olan SİPER servisini geliştirerek hizmete sunduk.

Ödemeler alanında bir diğer önemli uygulama olan TR Karekod kullanımının yaygınlaştırılması amacıyla düzenleme, altyapı ve tanıtım çalışmalarımıza devam ettik. FAST sisteminin alışverişlerde alternatif bir ödeme yöntemi olarak kullanılabilmesi için sürdürülen FAST TR Karekod çalışmalarını başarılı bir şekilde tamamladık. Ayrıca, açık bankacılık hizmetlerini kullanıma açarak, bankalarımızın GEÇİT altyapısı üzerinden hizmet vermelerine olanak tanıdık. Sonuç olarak, ödeme ve para transferi işlemlerinin sorunsuz, hızlı ve güvenilir bir ortamda her an, her yerde gerçekleşebilmesine katkı sağlayan yenilikçi uygulamalarımızla Liralaşma Stratejimize teknolojik açıdan destek sağladık.

2022 yılında finansal inovasyon alanında da önemli adımlar atarak Bankamız öncülüğünde ilgili kurumlarla gerçekleştirdiğimiz mutabakatla Dijital Türk Lirası İşbirliği Platformu’nu oluşturduk. Buna ek olarak, Dijital Türk Lirası İşbirliği Platformu’nun 2023 yılında seçili bankalar ve finansal teknoloji firmalarının katılımıyla genişletilmesine yönelik çalışmalara başladık.

2022 yılında, küresel gündemin öncelikli konuları arasında yer alan iklim değişikliğine ilişkin gelişmeleri yakından izlemeye devam ettik. Ülkemizin “2053 Net Sıfır Emisyon” ve “Yeşil Kalkınma” hedefleri doğrultusunda iklim değişikliğiyle mücadelede Bankamız görev alanında yer alan başlıklarda katkı sağlamak amacıyla ulusal ve uluslararası platformlarda rol aldık. Önümüzdeki dönemde, iklim değişikliğinin ekonomi ve finansal sisteme olan yansımalarının takibini ve bu konuda ulusal ve uluslararası paydaşlarla yaptığımız iş birliğini sürdüreceğiz.

Merkez Bankası olarak, bu yıl yapımı tamamlanan olan İstanbul Finans Merkezi’nde, Cumhuriyetimizin 100. yılını yaşamanın gururu ve sorumluluk bilinciyle, başta para politikaları olmak üzere, fiyat istikrarı ve finansal istikrarla ilgili tüm konularda kalıcı başarı ve sürdürülebilirlik odaklı yoğun bir çalışma içinde olacağız.”

Paylaşın

Gıda Yardımı Alanların Sayısı Yüzde 36 Arttı

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk yılı olan 2019’da 688 bin 507 olan gıda yardımı alan kişi sayısı, 2023 yılı itibarıyla 936 bin 683’e dayandı. Gıda yardımı alan kişi sayısındaki artış oranı ise yüzde 36 olarak kaydedildi.

Yine 2019 yılında 22 bin 413 olan barınma yardımı alan kişi sayısı yüzde 19 arttı. Türkiye’de “Oturulamayacak derecede bakımsız ve eski” konutlarda yaşadığı belirtilen kişi sayısı, 26 bin 688’e ulaştı.

Başkanlık sistemi ile birlikte artan ve derinleşen yoksulluk resmi verilere de yansıdı. 2019 yılında 688 bin olan gıda yardımı alan kişi sayısı, 2023 itibarıyla 936 bine yükseldi.

Emeğiyle yaşayan yurttaşlar yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı ile mücadele ederken, AK Parti Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Bu kardeşinize yetkiyi verin” diyerek destek istediği Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi de ülkeyi derin bir krize sürükleyen adımlardan biri oldu. İktidarın vaadettiği hiçbir şey gerçekleşmezken, yoksulluk çok daha geniş kesimlere yayıldı.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın sosyal yardım verileri de ekonomik kriz ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yarattığı yıkımı ortaya koydu. Bakanlık verilerine göre 2019 yılında 22 bin 413 olan barınma yardımı alan kişi sayısı yüzde 19 arttı. Türkiye’de “Oturulamayacak derecede bakımsız ve eski” konutlarda yaşadığı belirtilen kişi sayısı, 26 bin 688’e ulaştı.

BirGün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre karnını ancak sosyal yardım ile doyurabilen kişi sayısında da dramatik bir artış yaşandı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk yılı olan 2019’da 688 bin 507 olan gıda yardımı alan kişi sayısı, 2023 yılı itibarıyla 936 bin 683’e dayandı. Gıda yardımı alan kişi sayısındaki artış oranı ise yüzde 36 olarak kaydedildi.

Elektrik desteğine yüzde 174 artış

Elektrik dağıtımının özelleştirilmesinin bir yansıması olan elektrik zamları da yurttaşları etkiledi. Hemen her yıl katlanarak artan elektrik faturaları nedeniyle elektrik dağıtım şirketlerine borçlu kişi sayısı katlandı. İhtiyaç sahibi hanelerin elektrik fatura giderlerine destek olmak amacıyla yürütülen, “Elektrik Tüketim Desteği (ETD)” kapsamındaki hane sayısında 2019-2022 döneminde kaydedilen artış oranı yüzde 174 olarak ifade edildi.

2019 yılında elektrik tüketim desteğinden bir milyon 343 bin 109 hane yararlanırken 2023 yılı itibarıyla bu destekten 3 milyon 690 bin 582 hane yararlandı.

Paylaşın

Bireysel Kredi Kartlarıyla Harcamalar 525,8 Milyar Liraya Ulaştı

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre 17 Mart itibariyle bireysel kredi kartlarıyla yapılan harcama toplamı geçen yılın aynı haftasına göre yüzde 141 arttı. Bireysel kredi kartlarıyla 17 Mart itibariyle harcama toplamı 525 milyar 18 milyon liraya ulaştı. 10 Mart haftasına göre de artış yüzde 1,22 seviyesinde oldu.

Bankacılık sektöründe yükselen faizler ve Merkez Bankası faiz indirimleriyle makul seviyeye inen kredi kartı faizleri tüketiciyi kartlı harcamalara ağırlık vermeye itti. Merkez Bankası verilerine göre 17 Mart haftası itibariyle kredi ve banka kartıyla yapılan harcamalar geçen yılın aynı haftasına göre yüzde 131 arttı ve 114 milyar 443 milyon 806 liraya yükseldi. Geçen yıla göre en yüksek artış ise yüzde 165,6 ile yemek kategorisinde gerçekleşti.

Ekonomim gazetesinin aktardığı Merkez Bankası verilerine göre toplam kartlı harcamalarda 17 Mart haftasında 10 Mart’a göre artış yüzde 4,85 oldu. Akaryakıtta 10 Mart haftasına göre yüzde 1 daha fazla kartlı ödeme yapılırken çeşitli gıdalar için yüzde 4,21, giyim ve aksesuar için ise yüzde 6 daha fazla haftalık kartlı harcama gerçekleştirildi.

17 Mart haftasında 10 Mart haftasına göre en fazla haftalık artış konaklama kategorisinde oldu. Yüzde 10 haftalık artış ile konaklama sektörü 17 Mart haftasını karşılarken kuyumculara kartlı harcama haftada yüzde 7,16, mobilyada yüzde 7,13, içkili yerlerde ise yüzde 7,12 artış gösterdi. Yemek için kartlı harcamaya 17 Mart’ta 10 Mart’a göre yüzde 4 daha fazla ödenirken havayollarına yapılan ödemelerde ise haftalık artış yüzde 6,87 oldu.

17 Mart haftasında akaryakıt için kartlı harcamalar geçen yıla göre yüzde 86 arttı ve 6,4 milyar liraya yükseldi. Çeşitli gıdalar için yapılan kartlı harcamalarda yüzde 136,8’lik artış gözlendi. Kartlarla çeşitli gıdalar için 8,3 milyar liralık harcama yapıldı 17 Mart haftasında. Giyim ve aksesuarda ise yüzde 158,7’lik artış dikkat çekti.

Giyim ve aksesuara 8,2 milyar lira ödenirken havayollarına geçen yıla göre harcama miktarında artış yüzde 22,96’da kaldı. Konaklama için yüzde 93,1, içkili yerler için yüzde 128,27, market ve AVM alışverişleri için ise yüzde 121,97 daha fazla kartlı harcama yapıldı. Mobilya alışverişleri için kartlı harcama yüzde 126,3 artarak 3.3 milyara çıkarken internet üzerinden yapılan kartlı harcamalar ise yüzde 140 artarak 33 milyar liraya yükseldi.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun haftalık verileri de bireysel kredi kartı harcamalarının ivme kaybetmeden artmaya devam ettiğini gösteriyor. Merkez Bankası faiz indirimleri sonrasında kredi kartı faizi yüzde 1,36, gecikme faizi ise yüzde 1,88 seviyesinde bulunuyor.

Bu durum da yüzde 30 seviyesinden ihtiyaç kredisi yerine tüketicilerin kredi kartına yönelmesine neden oluyor. BDDK verilerine göre 17 Mart itibariyle bireysel kredi kartlarıyla yapılan harcama toplamı geçen yılın aynı haftasına göre yüzde 141 arttı. Bireysel kredi kartlarıyla 17 Mart itibariyle harcama toplamı 525 milyar 18 milyon liraya ulaştı. 10 Mart haftasına göre de artış yüzde 1,22 seviyesinde oldu.

Kredili Mevduat Hesabı 11 haftada yüzde 75 artış gösterdi

Kredi kartının yanı sıra kredili mevduat hesaplarındaki kullanımlar da hız kesmeden artışını sürdürüyor. BDDK haftalık verilerine göre bireysel kredili mevduat hesabı kullanımı geçen yılsonuna göre artış yüzde 74,8 olarak hesaplandı. Ancak bireysel KMH hesaplarında 10 Mart haftasına göre 17 Mart haftasında sert bir gerileme dikkat çekti. 17 Mart’ta bireysel KMH büyüklüğü 115,9 milyar lira olurken, 10 Mart haftasında 117,8 milyar lira seviyesinde bulunuyordu.

Bireysellerin yanı sıra kurumsal kredi kartı harcamaları da hızla artıyor. Ticari kredili mevduat hesabı büyüklüğü de 80,8 milyar liraya ulaştı. Bu geçen yılsonuna göre yüzde 26,5’lik artışa işaret ediyor. Ticari kredi kullanımında zorlanan kurumsal müşterilerin de küçük harcamaları konusunda KMH hesaplarını kullandıklarını bankacılık kaynakları sık sık dile getiriyor.

Paylaşın

Bitcoin 27 Bin Doların Üzerinde; BNB Ve Litecoin Sert Düştü

Kripto para piyasalarında dalgalı seyir devam ediyor… Bitcoin (BTC) 27 bin 48 dolara düşerken, Ethereum (ETH) bin 750 dolar seviyesinde işlem görüyor. BNB ve Litecoin ise yüzde 5’e varan değer kaybetti.

Haber Merkezi / Haftanın ikinci işlem gününde Dünyanın en büyük kripto para birimi Bitcoin (BTC), yüzde 2,66 düşüşle 27 bin 048 dolara gerilerken, dünyanın en büyük ikinci kripto para birimi Ethereum (ETH) ise bin 750 dolar seviyesinin altında işlem görüyor.

Diğer en iyi kripto paralarda da daha düşüşler gözlemlendi. BNB yüzde 5’in üzerinde düşerken, Dogecoin, Polygon ve Litecoin de yatırımcısına kaybettirdi.

Bitcoin (BTC), hacmi son 24 saatte yüzde 26,88 artarak yaklaşık 18,55 milyar dolar olurken, küresel kripto para piyasalarının değeri, son 24 saatte yüzde 1,96 düşerek 1,13 trilyon dolar civarında işlem görüyor.

Tüm stabilcoinlerin hacmi ise 39.06 milyar dolar ve bu, toplam kripto pazarının 24 saatlik hacminin yüzde 90.05’i.

Bazı kripto para birimlerinde son durum ise şöyle:

Bitcoin 27,048 dolar, değer kaybı yüzde 2.66

Ethereum 1,732 dolar, değer kaybı yüzde 1.26

Tether 0.9998 dolar, değer kaybı yüzde 0.04

BNB 310.74 dolar, değer kaybı yüzde 5.08

XRP 0.489 dolar, değer kazancı yüzde 7.27

Cardano 0.3515 dolar, değer kazancı yüzde 0.65

Polygon 1.05 dolar, değer kaybı yüzde 2.65

Dogecoin 0.0729 dolar, değer kaybı yüzde 0.75

Solana 20.03 dolar, değer kaybı yüzde 2.65

Polkadot 5.90 dolar, değer kaybı yüzde 1.19

Tron 0.06408 dolar, değer kazancı yüzde 0.15

Shiba Inu 0.00001039 dolar, değer kaybı yüzde 1.17

Litcoin 87.52 dolar, değer kaybı yüzde 4.36

Paylaşın

Cep Telefonlarına Yüzde 20 Zam Yolda

Cep telefonları 28 Mart’tan itibaren en az 2 bin 500 TL zam geliyor. ÖTV, KDV, TRT Bandrol ücreti gibi diğer vergiler de eklenince telefonun fiyatı 10 bin 500 TL’ye kadar çıkacak.

Türkiye’ye gelen akıllı telefonlardan önce yüzde 1 Kültür Bakanlığı payı, sonra yüzde 10 TRT Bandrol ücreti kesiliyor.

Ardından tüm bu rakamlar üzerinden yüzde 50 ÖTV ekleniyor. Oluşan rakamın üzerinden de yüzde 18 KDV alınarak telefonun fiyatı en az ikiye katlanıyor.

Ticaret Bakanlığı tarafından getirilen ve 2020 yılından bu yana yürürlükte olan gözetim uygulamasında akıllı telefonlar için yeni bir düzenleme yapıldı.

Geçen ay Resmi Gazete’de yayımlanan İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile akıllı telefonlarda adet başına birim gümrük kıymeti, 200 dolardan 350 dolara yükseltildi. Tebliğ 28 Mart’ta uygulanmaya başlayacak.

Cumhuriyet’ten Şehriban Kıraç’ın haberine göre, düzenleme sonrası telefonlara 28 Mart’tan itibaren en az 2 bin 500 TL zam geliyor. Giriş seviyesi cep telefonlarının fiyatı bile 10 bin TL’den düşük olmayacak.

Yeni düzenleme ile ithal edilen ve vergisiz fiyatı yaklaşık 3 bin 800 TL olan bir cep telefonu 28 Mart’tan itibaren en az 2 bin 500 TL zamlanacak.

Buna ÖTV, KDV, TRT Bandrol ücreti gibi diğer vergiler de eklenince telefonun fiyatı 10 bin 500 TL’ye kadar çıkacak. Türkiye’ye gelen akıllı telefonlardan önce yüzde 1 Kültür Bakanlığı payı, sonra yüzde 10 TRT Bandrol ücreti kesiliyor.

Ardından tüm bu rakamlar üzerinden yüzde 50 ÖTV ekleniyor. Oluşan rakamın üzerinden de yüzde 18 KDV alınarak telefonun fiyatı en az ikiye katlanıyor.

Paylaşın

Reuters: Yabancı Yatırımcılar Yeniden Türkiye Piyasasını Yokluyor

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri yaklaştıkça uluslarlarası medyada Türkiye ile ilgili haberlerini sürdürüyor. Son olarak Birleşik Krallık merkezli Reuters, yabancı yatırımcıların yeniden Türkiye piyasasını yokladığını öne sürdü.

Reuters, bazı yatırımcı ve bankacılara dayanarak BBVA ve BNP Paribas gibi büyük yabancı bankaların, müşterilerinin mevcut Türk hükümeti yetkilileri, muhalefetten isimler ve danışmanlarla tanışmaları için geziler ve görüşmeler düzenlediğini yazdı.

Reuters’a konuşan kaynaklar, yatırımcı ziyaretleri ve konferans görüşmelerinin son haftalarda arttığını ve Nisan ayına kadar devam edeceğini söyledi.

Reuters haber ajansı, bazı yatırımcı ve bankacılara dayanarak BBVA ve BNP Paribas gibi büyük yabancı bankaların, müşterilerinin mevcut Türk hükümeti yetkilileri, muhalefetten isimler ve danışmanlarla tanışmaları için geziler ve görüşmeler düzenlediğini yazdı

“Çok sayıda yabancı yatırımcı, Türkiye’deki seçimlerin ekonomi ve finans piyasalarında bir değişim yaratıp yaratmayacağını anlamak için yıllar sonra İstanbul ve Ankara’ya dönüyor.” Bu değerlendirme İngiliz haber ajansı Reuters’a ait.

14 Mayıs seçimleri yaklaşırken Türkiye ile ilgili haberlerini sürdüren Reuters, bazı yatırımcı ve bankacılara dayanarak BBVA ve BNP Paribas gibi büyük yabancı bankaların, müşterilerinin mevcut Türk hükümeti yetkilileri, muhalefetten isimler ve danışmanlarla tanışmaları için geziler ve görüşmeler düzenlediğini yazdı.

“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yükselen enflasyon karşısında agresif faiz indirimlerini de içeren alışılmışın dışındaki politika yaklaşımı, ekonomiyi ve piyasaları büyük ölçüde devlet yönetimine bıraktı ve son beş yılda yabancı yatırımcıların kaçışını körükledi” diyen Reuters, ancak yirmi yıllık iktidarın ardından Erdoğan ve iktidar ittifakının, 14 Mayıs’taki seçim öncesi bazı anketlerde, muhalefetin gerisinde kaldığına dikkat çekti.

Reuters’a konuşan kaynaklar, yatırımcı ziyaretleri ve konferans görüşmelerinin son haftalarda arttığını ve Nisan ayına kadar devam edeceğini söyledi. Kaynaklar bu temasların, COVID-19 salgınının seyahatleri durdurmasından önceki dönem dahil geçmiş yıllara göre çok daha fazla ilgi topladığını belirtti.

Planlar hakkında bilgi sahibi olan bir kişi, İspanyol BBVA tarafından gelecek hafta düzenlenecek bir gezide, gelişmekte olan piyasalarda borçla ilgili varlıklarda yaklaşık 1,5 trilyon doları temsil eden müşterilerin bulunacağını söyledi.

Bu kişi, muhalefetin kazanması halinde “nispeten kısa bir süre içinde potansiyel olarak devasa bir faiz artışının geleceğini” de söyledi ve yatırımcıların “kimin kazanacağını, kilit pozisyonlara kimin geleceğini ve programın ne olacağını” anlamaya çalıştığını kaydetti.

TEB’in büyük hissedarlarından Fransız kredi kuruluşu BNP, toplantılara gelecek ay evsahipliği yapacağını doğruladı.

Garanti Bankası’nın çoğunluk sahibi BBVA, Reuters’ın duyurduğu planlarla ilgili yorum yapmayı reddetti.

Reuters’a göre geziler sadece Türkiye’ye yapılmıyor. Türkiye’den başka ülkelere de ziyaretler var.

Hazine, Çevre ve Enerji bakanlıklarından yetkililer de son günlerde Avrupa’nın finans başkenti Londra’da, para piyasalarının yöneticileriyle depremler ve yeni “sürdürülebilir” tahviller hakkında konuştular.

Toplantılardan birine katılan Abrdn portföy yöneticisi Viktor Szabo, tahvil planlarının neredeyse tamamen şekillenmiş göründüğünü, hatta hükümetin seçim öncesinde bunları satmaya çalışabileceğini söyledi.

Analistler Türkiye’nin bu yıl 5 milyar dolar daha borçlanması gerektiğini söylüyor. Sürdürülebilir bir tahvil satışı yoluyla ciddi miktarda para elde etmek bir umut olsa da standart tarzda dolar cinsinden ek bir tahvil veya “sukuk” herhangi bir açığı kapatabilir.

İslami bankacılığın ürünü, varlığa dayalı borç senedi olan sukuk, “kira sertifikası” olarak da adlandırılıyor.

Türkiye’nin defalarca yaşadığı kur çalkantıları, birçok uluslararası fonun lira cinsinden devlet tahvillerini satmasına neden oldu. Hükümet verilerine göre, yabancıların bu piyasadaki payı beş yıl önce yüzde 25’in üzerindeyken şimdi yüzde 1’in altında.

Bazı analistler cumhurbaşkanlığı ve meclis seçimlerinde muhalefetin zaferinin, lirada keskin bir yükseliş getirmesini bekliyor. Bazılarına göre ise parasal sıkılaştırmanın ekonomik büyümeyi yavaşlatabileceği göz önüne alındığında daha fazla belirsizlik söz konusu olabilir.

Reuters’a konuşan analistler, 2021’in sonlarında yaşanan son kur çöküşünden bu yana kabul edilen 100’den fazla mali düzenlemenin ele alınması ihtiyacının ve Merkez Bankası, düzenleyici kurumlar ve bakanlıklarda beklenen personel revizyonunun, herhangi bir geçiş sürecini karmaşıklaştıracağını söylüyor.

Wall Street bankalarından Citi, bu ayın başlarında tahvil ve hisse senedi yatırımcıları için İstanbul’da iki gün süren toplantılar düzenlediğini açıklamıştı.

Citi, toplantı sonrasında yaptığı açıklamada, seçim sonucuna ilişkin “gergin” bir atmosfer olsa da “olumlu bir değişim için umutlu bir hava var” demişti.

Planlanan bir dizi toplantı hakkında bilgi sahibi olan ve Reuters’a konuşan bir başka kaynak da sadece Batılı değil, Körfez merkezli yatırımcıların da finansal varlıklardan ziyade, potansiyel doğrudan yabancı yatırımlar hakkında çalışmalar yürüttüğünü söyledi.

Yakında Türkiye’yi ziyaret edecek olan Batılı bir yabancı yatırımcı da çalıştığı grubun mümkün olduğunca muhalefeti dinlemeyi ve aynı zamanda Merkez Bankası yetkilileriyle görüşmeyi planladığını söyledi.

Reuters’ın konuştuğu yatırımcı, “Türkiye’nin emsal piyasalar arasında halihazırda önemli ölçüde yetersiz konumunu yeniden gözden geçirmek için iyi bir fırsat olabilir. Bu yıl gelişmekte olan piyasalar arasında bir yıldız parlayacaksa, o da Türkiye olacaktır” dedi.

Merkez Bankası bu tür toplantılar hakkında, haber ajansına yorum yapmayı reddetti.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Yılın İlk İki Ayında Kapanan Şirket Sayısı 2 Bin 871’e Yükseldi

İktidar ekonomide pembe tablolar çizmeye çalışsa da açıklanan her veri iktidarın yaşanan derin ekonomik krizi gözler önüne seriyor. 2023 yılının ilk iki ayında kapanan şirket sayısı 2 bin 871’e yükseldi.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Şubat 2023’e ilişkin kurulan ve kapanan şirket istatistiklerini açıkladı. Buna göre, şubat ayında bin 225 şirket kapandı ve yılın ilk iki ayında kapanan şirket sayısı 2 bin 871’e yükseldi. Geçen yılın aynı döneminde kapanan şirket sayısı bin 894 olmuştu.

Sözcü’nün aktardığına göre bir önceki aya göre kapanan şirket sayısı yüzde 24,8, kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 37,1 ve kapanan kooperatif sayısı yüzde 41,3 azaldı. Yıllık bazda bakıldığında ise şubatta bir önceki yılın aynı ayına göre kapanan şirket sayısı yüzde 52,4, kapanan kooperatif sayısı yüzde 42,4 arttı. Kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısı ise yüzde 20,4 azaldı.

Kurulan şirket sayısı aylık ve yıllık bazda azaldı

Kurulan şirket sayısına bakıldığında ise, Şubat 2023’te, Şubat 2022’ye göre kurulan şirket sayısının yüzde 3,8 ve kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısının da yüzde 15,7 azaldığı görüldü. Kurulan kooperatif sayısı ise yüzde 51,1 arttı.

Bir önceki aya göre kurulan şirket sayısı ise yüzde 33,5, kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 27,6 ve kurulan kooperatif sayısı yüzde 5,4 azaldı.

TOBB verilerine göre Şubat 2023’te şirket ve kooperatiflerin 3 bin 243’ü ticaret, bin 339’u imalat ve bin 330’u inşaat sektöründe kuruldu.

Şubat 2023’te kurulan gerçek kişi ticari işletmelerinin; 612’si toptan ve perakende ticaret motorlu taşıtların ve motosikletlerin onarımı, 554’ü inşaat, 191’i imalat sektöründe yer aldı.

Bu ay kapanan şirket ve kooperatiflerin; 368’i toptan ve perakende ticaret, motorlu taşıtların ve motosikletlerin onarımı, 175’i imalat, 147’ü inşaat sektöründe yer alırken; bu ay kapanan gerçek kişi ticari işletmelerinin 715’i toptan ve perakende ticaret, motorlu taşıtların ve motosikletlerin onarımı, 296’sı inşaat, 208’i imalat sektöründe yer aldı.

Paylaşın

Bitcoin 28 Bin 800 Doların Üzerinde; Litecoin Ve Tron Sert Yükseldi

Kripto para piyasaları ABD Merkez Bankası FED’in son FOMC toplantısında duyurduğu faiz artırımına sert tepki gösterdi. Bitcoin (BTC) 28 bin 800 doların üzerine çıkarken, Litecoin ve Tron’da yüzde 8’e varan artış kaydedildi.

Haber Merkezi / Dünyanın en büyük kripto para birimi Bitcoin (BTC), yüzde 2,21 28 artışla 28 bin 262 dolara yükseldi. Dünyanın en büyük ikinci kripto para birimi Ethereum (ETH) bin 800 dolar seviyesinin üzerinde işlem görüyor.

Uzmanlar, Bitcoin’in (BTC) kısa bir süre içerisinde 30 bin dolar seviyesini test edeceğini belirtiyor. Öte yandan Bitcoin’in (BTC) piyasa hacmi, son 24 saatte yüzde 29,05 düşüşle yaklaşık 22,93 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Küresel kripto para birimi piyasasının değeri ise son 24 saatte yüzde 2,24 artarak yaklaşık 1,18 trilyon dolar civarında işlem görüyor.

Diğer en iyi kripto paralarda da yükseliş gözlemlendi. Litecoin yüzde 8’in üzerinde değer kazanırken, Dogecoin , XRP ve Tron da yatırımcısına kazandırdı.

Bazı kripto para birimlerinde son durum ise şöyle:

Bitcoin 28,344 dolar, değer kazancı yüzde 2.28

Ethereum 1,815 dolar, değer kazancı yüzde 3.47

Tether 1 dolar, değer kaybı yüzde 0.16

BNB 325.85 dolar, değer kazancı yüzde 0.35

XRP 0.4377 dolar, değer kazancı yüzde 2.07

Cardano 0.3669 dolar, değer kazancı yüzde 0.64%

Polygon 1.14 dolar, değer kazancı yüzde 1.55%

Dogecoin 0.07675 dolar, değer kazancı yüzde 2.52

Solana 22.01 dolar, değer kazancı yüzde 1.62

Polkadot 6.31 dolar, değer kazancı yüzde 2.67

Tron 0.065 dolar, değer kazancı yüzde 4.74

Shiba Inu 0.00001079 dolar, değer kazancı yüzde 0.82

Litecoin 95.36 dolar, değer kazancı yüzde 8.59

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: İşsizlik Yüzde 10,4’e Düştü

2022 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki kişiler arasında işsiz sayısı bir önceki yıla göre 337 bin kişi azalarak 3 milyon 582 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 1,6 puanlık azalış ile yüzde 10,4 seviyesinde gerçekleşti.

Haber Merkezi / İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 8,9 iken kadınlarda ise yüzde 13,4 olarak tahmin edildi.

İşgücü 2022 yılında bir önceki yıla göre 1 milyon 618 bin kişi artarak 34 milyon 334 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 1,7 puanlık artış ile yüzde 53 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 71,4, kadınlarda ise yüzde 35 oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), İşgücü İstatistikleri 2022 verilerini açıkladı.

Açıklanan verilere göre, 15 ve daha yukarı yaştaki kişiler arasında işsiz sayısı 2022 yılında bir önceki yıla göre 337 bin kişi azalarak 3 milyon 582 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 1,6 puanlık azalış ile yüzde 10,4 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 8,9 iken kadınlarda ise yüzde 13,4 olarak tahmin edildi.

Buna göre işgücü 2022 yılında bir önceki yıla göre 1 milyon 618 bin kişi artarak 34 milyon 334 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 1,7 puanlık artış ile yüzde 53 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 71,4, kadınlarda ise yüzde 35 oldu.

15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı 2022 yılında bir önceki yıla göre 3,2 puan azalarak yüzde 19,4 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 16,4, kadınlarda ise yüzde 25,2 olarak tahmin edildi.

İstihdam edilenlerin sayısı 2022 yılında bir önceki yıla göre 1 milyon 955 bin kişi artarak 30 milyon 752 bin kişi, istihdam oranı ise 2,3 puanlık artış ile yüzde 47,5 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 65 iken kadınlarda yüzde 30,4 olarak gerçekleşti.

İstihdam edilenlerin yüzde 15,8’i tarım, yüzde 21,7’si sanayi, yüzde 6’sı inşaat, yüzde 56,5’i ise hizmet sektöründe yer aldı

Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı 2022 yılında bir önceki yıla göre 3,1 puan azalarak yüzde 21,3 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 14,6 iken, işsiz ve potansiyel işgücünün bütünleşik oranı yüzde 17,4 olarak gerçekleşti.

Paylaşın