ENAG Duyurdu: Enflasyon Yüzde 105,19

Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) verilerine göre, nisan ayında enflasyon bir önceki aya göre yüzde 4,86 yükseldi. Yıllık enflasyon ise yüzde 105,19 oldu. ENAG, şubat ayında yıllık enflasyonu yüzde 112,51 olarak açıklamıştı.

Haber Merkezi / Akademisyenlerin ve ekonomistlerin bağımsız biçimde oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), nisan ayı enflasyon araştırmalarının sonucunu açıkladı.

ENAG’ın verilere göre, nisan ayında aylık enflasyon (E-TÜFE) yüzde 4,86, yıllık enflasyon ise yüzde 105,19 oldu.

Ocak-Nisan dönemi enflasyon oranı ise yüzde 29,27 olarak hesaplandı. Mart ayında tüketici enflasyonu aylık bazda yüzde 5,08, yıllık bazda ise yüzde 112,51 artmıştı.

TÜİK: Enflasyon yüzde 43,68

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) nisan ayı enflasyon rakamlarını açıkladı.

Enflasyon, nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 2,39, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 15,21, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 43,68 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 67,20 olarak gerçekleşti.

Bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 13,82 ile giyim ve ayakkabı oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 66,62 ile sağlık oldu.

Ana harcama grupları itibarıyla nisan ayında bir önceki aya göre en az artış gösteren ana grup yüzde -1,47 ile konut oldu. Buna karşılık, nisan ayında bir önceki aya göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 5,93 ile haberleşme oldu.

Endekste kapsanan 143 temel başlıktan nisan ayı itibarıyla, 24 temel başlığın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 6 temel başlığın endeksinde değişim olmadı. 113 temel başlığın endeksinde ise artış gerçekleşti.

İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç enflasyondaki değişim, nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 2,74, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 15,36, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 48,02 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 62,48 olarak gerçekleşti.

Paylaşın

Prof. Dr. Korkut Boratav’dan Seçimler Sonrası İçin İki Farklı Senaryo

14 Mayıs Pazar günü yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri sonrasına ilişkin değerlendirmeler gelmeye devam ediyor. Son olarak Türkiye’nin önde gelen iktisatçılarından Prof. Dr. Korkut Boratav, seçim sonrasına ilişkin iki farklı senaryoyu yorumladı.

Sözcü’den Emre Deveci’nin haberine göre; ilk olarak, mevcut iktidarın sürmesi senaryosuna değinen Boratav, “Bugünkü karmaşık ve kargaşalı politikalarını devam ettirmeye çaba göstereceklerdir ancak bu politikalar sürdürülemez” dedi.

Kısa vadeli dış borcun 196 milyar dolar, son on iki aylık cari açığın 55,4 milyar dolar olduğunu ocak-şubattaki yüksek temponun sürdürülmesi halinde 2023’te dış açığın 100 milyar doları aşacağını ve 300 milyar doları aşan bir dış finansman ihtiyacının ortaya çıkacağını belirten Boratav, bu nedenle mevcut politikaların sürdürülmesinin mümkün olmadığını dile getirdi.

Mevcut iktidarın hem cumhurbaşkanlığı seçimini hem de parlamento çoğunluğunu kazanması durumunda, mevcut politikaların da sürdürülemediği ve ödemeler dengesi krizinin gündeme geldiği noktada büyük miktarda kredi alma teşebbüsüyle IMF’ye gidebileceğini belirten Boratav, IMF’nin de çok sıkı kemer sıkma şartıyla istenen krediyi verebileceğine işaret etti.

İkinci olarak, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanması senaryosuna değinen Boratav, bu ittifakın mutabakat metninin, neoliberal doğrultuda bir istikrar programı içerdiğini, bunun da faizlerin yükseltilmesi, döviz kurunun serbest bırakılması ve döviz kurunu baskılayan makro ihtiyati tedbirlerin kaldırılmasını içerdiğini belirterek uyarılarda bulundu.

“Döviz kuru o kadar baskı altına alındı ki çok ani bir serbestleşme kurlarda hızlı tırmanmaya neden olur” diyen Boratav, 1 yıllık bir geçiş süreci tarif edilmesi, ani serbestleşme içeren uçuk bir liberal model uygulanmaması ve bu süreçte de kur korumalı mevduat (KKM) gibi uygulamaların sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.

Mart 2024’te yerel seçimlerin olduğunu, mevcut iktidarın gidişini garanti altına almak için o seçimlerin de önemli olduğunu belirten Boratav, kamu harcamaların azaltılmasını öngören mali kural gibi Türkiye ekonomisini durgunlaşmaya götürecek ve istihdamı azaltacak adımlardan uzak durulması gerektiğini söyledi.

Bankalar üzerindeki mevcut baskının sürdürülemez olduğunu ve seçim sonrasında bankaların serbest bırakılması durumunda faizlerin yukarı çekilip dengeye ulaşabileceğini belirten Boratav, bankalara komisyon cezaları ve sözlü döviz kontrolleri gibi politikalar içeren mevcut politikanın en irrasyonel kısımlarının kaldırılmasının beklenebileceğini belirtti.

Türkiye’de son dönemde sermaye lehine bir bölüşüm şoku yaşandığını ve halkın ağır bir geçim krizi içinde olduğunu söyleyen Boratav, “Türkiye’nin emekçi ve yoksul insanlarının yeni bir ekonomik daralmayı ve döviz kurlarının patlamasından tetiklenecek yeni bir enflasyon dalgasını kaldırması mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Sıcak para uyarısı

Millet İttifakı’nın iktidara gelmeleri durumunda kısa dönemde hızlı yabancı sermaye girişi olacağına dair beklentilerinin gerçekçi olmadığını da belirten Boratav, dünyanın en büyük fon şirketi ABD’li Blackrock’ın sözcüsünün Ekonomi gazetesine yaptığı “Uluslararası yatırımcı cephesinde pozisyonlama zayıf ve bunun kısa vadede değişeceğine dair pek fazla işaret görmüyoruz” açıklamaya işaret etti.

Boratav, “Sıcak para gelebilir ama o da kurların yükselmesini bekler, sonra gelir. Mühim olan döviz kurlarında hızlı yükselişin yaratacağı şoktur ve bunun olmaması gerekir, bu yüzden de ani bir serbestleşme olmamalıdır” dedi.

Paylaşın

Ticaret Bakanlığı Açıkladı: Dış Ticaret Açığı Yüzde 44 Arttı

Dış ticaret açığı nisan ayında yıllık bazda yüzde 44 artışla 8,8 milyar dolara yükseldi. Nisan ayında ihracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 17,2 azalışla 19,3 milyar dolara geriledi. Aynı dönemde ithalat ise yüzde 4,5 oranında azalarak 28,2 milyar dolara indi.

Haber Merkezi / 2023 yılı Ocak-Nisan döneminde geçen yılın aynı dönemine göre; ihracat, yüzde 3 oranında azalarak 80 milyar 874 milyon dolara gerilerken; ithalat yüzde 7,2 oranında artarak 124 milyar 412 milyon dolara çıktı.

Ticaret Bakanlığı’nın nisan ayına ilişkin geçici dış ticaret istatistiklerinden oluşan veri bülteni açıklandı. Bültende yer alan dış ticaret verileri, GTS esas alınarak hazırlandı.

GTS’ye göre ihracat, nisanda geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 17,2 azalarak 19 milyar 315 milyon dolara geriledi.

İthalat, nisanda yüzde 4,5 azalışla 28 milyar 162 milyon dolar oldu.

Geçen ay dış ticaret hacmi yüzde 10,1 azalışla 47 milyar 477 milyon dolara düştü. Dış ticaret açığı ise bu dönemde yüzde 43,9 artışla 8 milyar 846 milyon dolar olarak kayıtlara geçti.

İhracatın ithalatı karşılama oranı, nisanda yıllık bazda 10,6 puan azalarak yüzde 68,6, enerji verileri hariç tutulduğunda ise 20,2 puan düşüşle yüzde 78,6 olarak hesaplandı.

Ürün, ülke ve ülke gruplarına göre ihracat

Geçen ay en çok ihracat yüzde 21,9 azalış ve 9 milyar 685 milyon dolarla “ham madde (ara mallar)” grubunda gerçekleşti. Bu grubu yüzde 13,7 azalış ve 6 milyar 896 milyon dolarla “tüketim malları”, yüzde 8,5 azalış ve 2 milyar 417 milyon dolarla “yatırım (sermaye) malları” takip etti.

Söz konusu ayda en fazla ihracat yapılan ülke 1 milyar 585 milyon dolarla Almanya oldu. Bu ülkenin ardından 1 milyar 163 milyon dolarla ABD ve 970 milyon dolarla Irak geldi.

İhracatta en çok paya sahip ilk 10 ülkenin toplam ihracat içindeki payı yüzde 47,5 oldu.

Nisanda en fazla ihracat yapılan ülke grupları, 8 milyar 131 milyon dolarla Avrupa Birliği, 3 milyar 207 milyon dolarla Yakın ve Orta Doğu ülkeleri, 3 milyar 135 milyon dolarla diğer Avrupa ülkeleri olarak kayıtlara geçti.

Anılan ayda sektörlere göre ihracatın payı, imalat sanayisinde yüzde 94,8 (18 milyar 309 milyon dolar), tarım, ormancılık ve balıkçılıkta yüzde 3,1 (606 milyon dolar), madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 1,6 (304 milyon dolar) olarak gerçekleşti.

İthalat verileri

Geçen ay en çok ithalat yüzde 14,3 azalış ve 20 milyar 622 milyon dolarla “ham madde (ara mallar)” grubunda gerçekleştirildi. Bu grubu, yüzde 21,8 artış ve 3 milyar 894 milyon dolarla “yatırım (sermaye) malları”, yüzde 67,1 artış ve 3 milyar 624 milyon dolarla “tüketim malları” izledi.

Nisanda en fazla ithalat yapılan ülkeler, 4 milyar 178 milyon dolarla Rusya, 3 milyar 688 milyon dolarla Çin ve 2 milyar 176 milyon dolarla Almanya oldu.

İthalatta en çok paya sahip ilk 10 ülkenin toplam ithalat içindeki payı yüzde 58,4 olarak kayıtlara geçti.

Söz konusu ayda en fazla ithalat yapılan ülke grupları, 8 milyar 388 milyon dolarla Avrupa Birliği, 7 milyar 437 milyon dolarla Asya ülkeleri ve 5 milyar 624 milyon dolarla diğer Avrupa ülkeleri olarak hesaplandı.

Sektörlere göre ithalatın payı, yüzde 80 ile imalat sanayisi (22 milyar 524 milyon dolar), yüzde 11,1 ile madencilik ve taş ocakçılığı (3 milyar 136 milyon dolar), yüzde 5,6 ile tarım, ormancılık ve balıkçılık (1 milyar 578 milyon dolar) olarak belirlendi.

Dış ticaret açığı ne anlama gelir?

Dış ticaret açığı bir ülkenin yurtdışına satmış olduğu ürün ve hizmetlerin toplamından satın alınan ürün ve hizmetler toplamının daha fazla olması durumudur. Ülkenin yurtdışına daha fazla döviz vermesi durumunda yapılan işlem dış ticaret açığı olarak kabul edilir.

Dış ticaret açığı neye yol açar?

Dış ticaret açığı, bir ülkenin ithal ettiği mal ve hizmetlerin değerinin, ihraç ettiği mal ve hizmetlerin değerinden daha fazla olması durumudur. Bu durum, bir takım ekonomik ve sosyal sonuçlara yol açar. Dış ticaret açığının en önemli etkisi, ekonomik büyümenin yavaşlamasıdır.

Dış ticaret açığı nedir ve neden oluşur?

Dış ticaret açığı, ithalattan oluşan giderin ihracattan elde edilen gelirden yüksek olması durumunda oluşur. Bunun nedeni yerli üretimin olmaması ya da azınlığın başta gelen sebepleridir. Mevcut olan yer altı ya da yer üstü kaynakların yeterinde kullanılmaması durumu dış ticaret açığına neden olabilir.

Dış ticaret açığı neden artar?

İthalatın artması, ülke içi üretimin düşmesi ile beraber ihracatın da azalması dış ticaret açığının büyümesine neden olmaktadır (Özdemir ve Ordu, 2013:29). Dış ticaret açığının oluşmasına ve artmasına neden olan ikinci önemli ekonomik unsur ithal girdi bağımlılığıdır.

Paylaşın

Bitcoin 28 Bin 100 Doların Altında; BNB Ve Polkadot Sert Düştü

Bitcoin (BTC) 28 bin 056 dolara gerilerken, Ethereum (ETH) ise 850 doların altında işlem görüyor. BNB ve Polkadot da yatırımcısına kaybettiren diğer kripto para birimleri arasında yer aldı.

Haber Merkezi / Kripto para piyasaları haftanın ikinci işlem gününde de dalgalı seyrini devam ettirdi.

Dünyanın en büyük kripto para birimi Bitcoin (BTC), yüzde 2,04 düşüşle 28 bin 056 dolara geriledi.

Dünyanın en büyük ikinci kripto para birimi Ethereum (ETH) ise yüzde 0.79 düşüşle bin 850 doların altında işlem görüyor.

Diğer en iyi kripto para birimlerinden BNB ve Polkadot da yatırımcına kaybettiren kripto para birimleri arasında yer aldı.

Bitcoin (BTC), son 24 saatte yüzde 13,55 düşüşle yaklaşık 15,74 milyar dolar olarak gerçekleşirken, piyasa değeri de 543 milyar dolar civarında.

Küresel kripto para birimi piyasa değeri ise, son 24 saatte yüzde 1,51 artarak yaklaşık 1,16 trilyon dolar civarında işlem görüyor.

Tüm stablecoinlerin hacmi, 32.31 milyar dolar, bu da toplam kripto piyasası hacminin yüzde 92.87’si.

Bazı kripto para birimlerinde son durum ise şöyle:

Bitcoin 28,045 dolar, değer kaybı yüzde 2.12

Ethereum 1,835 dolar, değer kaybı yüzde 0.79

Tether 1.00 dolar, değer kaybı yüzde 0.02

BNB 324 dolar, değer kaybı yüzde 3.02

XRP 0.4635 dolar, değer kaybı yüzde 0.39

Cardano 0.3863 dolar, değer kaybı yüzde 1.15

Dogecoin 0.07855 dolar, değer kaybı yüzde 0.57

Polygon 0.9608 dolar, değer kaybı yüzde 2.33

Solana 21.92 dolar, değer kaybı yüzde 1.91

Polkadot 5.69 dolar, değer kaybı yüzde 2.62

Shiba Inu 0.000009917 dolar, değer kaybı yüzde 1.24

Litecoin 87.41 dolar, değer kaybı yüzde 0.23

Tron 0.06839 dolar, değer kazancı yüzde 0.11

Paylaşın

Hazır Giyimde Yüzde 30 Zam Beklentisi

LC Waikiki’nin Yönetim Kurulu Başkanı Vahap Küçük, “Kışlıklarda fiyat artışı enflasyonun altına kalacak. Eskisi gibi yüksek fiyat artış oranları görmeyeceğiz. Yurtdışına üretilenler dövize bağlı. Ancak önümüzdeki sezon kışlıklarda yüzde 20-30 arası bir fiyat artışı olacaktır” dedi.

Vahap Küçük, açıklamasının devamında, “Türkiye’de kur baskılanıyor. Enflasyon yüzde 50 iken döviz aynı oranda artmıyor. Beklentimiz enflasyon hangi oranda artıyorsa dövizin de o oranda artması. Böyle devam ederse hali hazırda yüzde 80’den yüzde 70’e gerileyen yerel tedarik oranımız yüzde 60’a kadar düşer” ifadelerini kullandı.

LC Waikiki’nin Yönetim Kurulu Başkanı Vahap Küçük, Türkiye’de artan maliyetler konusunda açıklamalarda bulundu.

Ekonomim’den Yener Karadeniz’e konuşan Küçük, kışlık ürünleri üretmeye başladıklarını ifade ederek, “Kışlıklarda fiyat artışı enflasyonun altına kalacak. Eskisi gibi yüksek fiyat artış oranları görmeyeceğiz. Yurtdışına üretilenler dövize bağlı. Ancak önümüzdeki sezon kışlıklarda yüzde 20-30 arası bir fiyat artışı olacaktır” dedi.

Türkiye’de kurun baskılandığını söyleyen Küçük şöyle konuştu:

“Asgari ücretin yüzde 100, enerjinin yüzde 200 arttığını varsayarsak ve buna diğer girdi maliyetlerindeki artışı da eklersek ve bir de döviz de baskılanınca o zaman yurtdışına ürün satma ve ihracat yapma konusunda zorlanıyorsunuz.

Türkiye’de kur baskılanıyor. Enflasyon yüzde 50 iken döviz aynı oranda artmıyor. Beklentimiz enflasyon hangi oranda artıyorsa dövizin de o oranda artması. Böyle devam ederse hali hazırda yüzde 80’den yüzde 70’e gerileyen yerel tedarik oranımız yüzde 60’a kadar düşer.

Gelecek hükümetin bu konudaki politikası ne olur bilemiyoruz ama olması gerekeni söylüyoruz. Olması gereken enflasyon kadar kurun da aynı oranda artması, at başı gitmesi. Şu anda dövizin olması gereken seviyesi 23-25 arasında bir yer. Bizim ihracatçılar da bunu öngörüyor.”

Paylaşın

İTO Duyurdu: İstanbul’un Enflasyonu Yüzde 62,4

İstanbul’da aylık enflasyon yüzde 4,57, yıllık enflasyon ise yüzde 62,46 olarak gerçekleşti. Enflasyon aylık bazda en fazla “giyim harcamaları” kategorisinde arttı. Giyimde fiyatlar Mart’a göre yüzde 29,04 arttı. Nisan’da kültür, eğitim ve eğlence harcamaları yüzde 11,97, gıda harcamaları ise yüzde 3,87 yükseldi.

Haber Merkezi / Ev eşyası harcamaları Nisan’da yüzde 2,32, konut yüzde 1,68, ulaştırma ve haberleşme yüzde 1,32, sağlık ve kişisel bakım harcamaları ise yüzde 0,64 arttı.

İstanbul Ticaret Odası (İTO), İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksi verilerini açıkladı. Buna göre, İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksi, nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 4,57, toptan fiyat hareketlerini yansıtan Toptan Eşya Fiyatları İndeksi ise yüzde 3,14 artış kaydetti.

Söz konusu veriler yıllık bazda incelendiğinde, perakendede yüzde 62,46, toptan fiyatlarda ise yüzde 70,58 olarak gerçekleşti.

Perakende fiyatlarda nisanda önceki aya göre, giyim harcamalarında yüzde 29,04, kültür eğitim ve eğlence harcamalarında yüzde 11,97, gıda harcamalarında yüzde 3,87, ev eşyası harcamalarında yüzde 2,32, konut harcamalarında yüzde 1,68, ulaştırma ve haberleşme harcamalarında yüzde 1,32, sağlık ve kişisel bakım harcamalarında yüzde 0,64, diğer harcamalar grubunda yüzde 0,24 artış oldu.

Nisanda toptan fiyatlarda bir önceki aya göre, işlenmemiş maddeler grubunda yüzde 16,25, mensucat grubunda yüzde 3,35, inşaat malzemeleri grubunda yüzde 2,96, gıda maddeleri grubunda yüzde 0,76, madenler grubunda yüzde 0,61 artış olurken, kimyevi maddeler grubunda yüzde 10,45, yakacak ve enerji maddeleri grubunda yüzde 1,10 azalış kaydedildi.

Paylaşın

Nisan Ayında Zam Şampiyonu “Patates”

Nisan ayında markette 36 ürünün 23’ünde fiyat artışı, 13’ünde fiyat düşüşü görüldüğünü kaydeden TZOB Başkanı Bayraktar, “Markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 41,9 ile patates oldu. Patatesteki fiyat artışını yüzde 24,9 ile havuç, yüzde 18,7 ile kuru soğan, yüzde 11,5 ile dana eti, yüzde 11,2 ile kuzu eti takip etti” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Markette fiyatı en çok azalan ürün ise yüzde 26 ile kabak oldu. Kabaktaki fiyat düşüşünü yüzde 19,2 ile yeşil soğan, yüzde 18,4 ile kırmızı mercimek, yüzde 11,7 ile salatalık izledi.”

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, üreticilerin tarım BAĞ-KUR’da yaşadıkları ve çözülmesi gereken sorunları, nisan ayında üretici ile market arasındaki fiyat farklılıklarını ve girdi fiyatlarında yaşanan değişimleri değerlendirdi.

Bayraktar, “Çiftçilerimiz için önem arz eden Sayın Bakanımıza, Bakan Yardımcımıza hem sözlü hem de yazılı olarak ilettiğimiz ve çözümünü talep ettiğimiz tarım BAĞ-KUR konusunda, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması için gerekli düzenlemelerin yapılarak çiftçilerimizin mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğine tekrar dikkat çekmek istiyorum” diyerek açıklamasını şöyle sürdürdü;

“Diğer sigortalılar 20 yıl prim ödemesi yaparak emekli olabiliyorken, üreticilerimiz 9 bin gün yani 25 yıl prim ödeyerek emeklilik hakkı kazanıyor. Bu hakkaniyetsizlik giderilmeli, prim ödeme gün sayısı düşürülmelidir. Ayrıca çiftçilerimizin halen ödemekte oldukları prim borçları çok yüksek olduğundan, üyelerimiz ödeme zorluğu çekiyorlar. SGK primleri daha makul ve ödenebilir seviyeye çekilmelidir.

Muafiyet belgesi ile gelirinin düşük olduğunu belgeleyerek prim ödemesini durduran çiftçilerimizin muafiyette geçen süreleri borçlandırılmalıdır. Tarım BAĞ-KUR primi durdurulan çiftçilerimiz yapılandırma ile ihya kapsamına alınmalıdır. Üreticilerimizin emeklilik başvuruları sırasında ortaya çıkan usul eksikliklerinden dolayı Ziraat Odalarına uygulanan idari para cezalarına af getirilmelidir. Çiftçilerimizin bu konudaki kayıplarının telafisi sağlanmalıdır.”

En fazla fiyat farkı Limonda

Nisan ayında üretici ile market arasındaki en fazla fiyat farkının yüzde 573,6 ile limonda görüldüğünü ifade eden Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Limondaki fiyat artışını yüzde 261,2 ile elma, yüzde 209,8 ile kuru üzüm, yüzde 181 ile kuru incir, yüzde 179,1 ile ıspanak, yüzde 177,5 ile patlıcan, yüzde 175,8 ile sivri biber, yüzde 175,7 ile maydanoz, yüzde 152,9 ile kırmızı mercimek takip etti.

Limon 6,7 kat, elma 3,6 kat, kuru üzüm 3,1 kat, kuru incir, ıspanak, patlıcan, sivri biber ve maydanoz 2,8 kat, kırmızı mercimek ve marul 2,5 kat, salatalık 2,4 kat fazlaya markette satıldı.

Üreticide 2 lira 50 kuruş olan limon 16 lira 84 kuruşa, 5 lira olan elma 18 lira 6 kuruşa, 25 lira olan kuru üzüm 77 lira 46 kuruşa, 55 lira olan kuru incir 154 lira 55 kuruşa, 6 lira 17 kuruş olan ıspanak 17 lira 22 kuruşa, 9 lira 50 kuruş olan patlıcan, 26 lira 36 kuruşa, 10 lira 13 kuruş olan sivri biber 27 lira 94 kuruşa tüketiciye satıldı.”

Nisan ayında markette 36 ürünün 23’ünde fiyat artışı, 13’ünde fiyat düşüşü görüldüğünü belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 41,9 ile patates oldu. Patatesteki fiyat artışını yüzde 24,9 ile havuç, yüzde 18,7 ile kuru soğan, yüzde 11,5 ile dana eti, yüzde 11,2 ile kuzu eti takip etti.

Markette fiyatı en çok azalan ürün ise yüzde 26 ile kabak oldu. Kabaktaki fiyat düşüşünü yüzde 19,2 ile yeşil soğan, yüzde 18,4 ile kırmızı mercimek, yüzde 11,7 ile salatalık izledi.”

“Nisan ayında üreticide 28 ürününün 14’ünde fiyat artışı olurken, 6’sında fiyat düşüşü görüldü. 8 üründe ise fiyat değişimi olmadı.

Nisan ayında üreticide fiyatı en çok düşen ürün yüzde 42,1 ile sivri biber oldu. Sivri biberdeki fiyat düşüşünü yüzde 40,8 ile salatalık, yüzde 28,5 ile limon, yüze 27,8 ile kabak ve yüzde 26,9 ile patlıcan izledi.

Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 122,2 ile patateste görüldü. Patatesteki fiyat artışını yüzde 75 ile havuç, yüzde 37,2 ile kuru soğan, yüzde 27,3 ile marul, yüzde 11,5 ile dana ve kuzu karkas takip etti.”

Üretici fiyat değişimlerinin sebepleri

Üreticideki fiyat değişimlerinin sebeplerini değerlendiren Bayraktar, “İç Anadolu bölgesinde sezonun bitmesi, üreticinin elinde ürün kalmaması ve Çukurova bölgesinde hasadın yeni başlaması kuru soğan fiyatlarını yükseltti.

Patates ürününde geçiş dönemi olması, Nevşehir ve Niğde illerimizdeki patates arzında sona gelinmesi, Adana bölgesinde ise hasadın yeni başlaması fiyatların yükselmesine sebep oldu.

Havuçta kışlık hasadın sona ermesi ve depolardaki ürün yetersizliğinin yanı sıra yazlık havuç ekiminin yeterli seviyede gerçekleşmemesi fiyatları artırdı.

Sivri biber, salatalık, kabak ve patlıcandaki fiyat düşüşü havaların ısınmasına bağlı olarak tarla ürünlerinin başlamasıyla ürün arzında meydana gelen artıştan kaynaklandı. Limona olan talebin azalması fiyatları düşürdü.

Marul, ıspanak, yeşil soğan fiyatlarındaki artış havaların yağışlı gitmesi nedeniyle ürün arzında yaşanan azalmadan kaynaklanmıştır. Arz ve talepteki değişim et fiyatlarının yükselmesine neden oldu” ifadelerini kullandı.

Aylık ve yıllık girdi fiyatlarındaki değişimler hakkında da bilgi veren Bayraktar, konuşmasına şöyle devam etti:

“Odalarımız aracılığıyla girdi piyasalarından aldığımız fiyat verilerine göre nisan ayında, mart ayına göre, üre gübresi yüzde 7,3, kalsiyum amonyum nitrat gübresi yüzde 5,8, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 3,2, amonyum sülfat gübresi yüzde 1,4 ve DAP gübresi yüzde 0,9 düştü.

Geçen yılın nisan ayına göre ise son bir yılda, üre gübresi yüzde 25,3, amonyum sülfat gübresi yüzde 17,7, kalsiyum amonyum nitrat gübresi yüzde 0,8 düşerken, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 13,3, DAP gübresi ise yüzde 10,7 oranında arttı.

Mazot fiyatı aylık olarak yüzde 3,7, son bir yıla göre ise yüzde 9,2 oranında düştü. Besi yemi nisan ayında mart ayına göre yüzde 0,4, süt yemi yüzde 0,1, son bir yılda besi yemi yüzde 21,8 ve süt yemi yüzde 22,5 oranında arttı. Elektrik fiyatları son bir yılda yüzde 18,2 oranında arttı.

Gübre fiyatlarında son beş aydır ve yıllık bazda düşüş yaşanmaya devam ediyor. Ürün maliyetinin artmaması, üreticilerimizin mağdur olmaması, üretime darbe vurulmaması için tüm girdilerde de fiyatların makul seviyelerde tutulması gerekiyor.”

Paylaşın

İktisatçı Mahfi Eğilmez’den “Seçimden Bir Gün Sonra” Uyarısı

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine günler kalırken, seçimlerin olası sonuçlarına ilişkin değerlendirmeler de gelmeye devam ediyor. İktisatçı Mahfi Eğilmez, Türkiye’nin seçimlerden sonra karşı karşıya kalacağı ekonomik manzarayı yorumladı.

Mahfi Eğilmez, kişisel blogunda yayımladığı “Seçimden Bir Gün Sonra” başlıklı yazısında, “Bugün içinde bulunduğumuz kriz, bu yaşadıklarımızın hiçbirine benzemiyor. Her şeyden önce insanlar bir kriz yaşandığının farkında değil” dedi.

“Kriz var deseniz, AVM’lerdeki alış verişe, yollardaki trafiğe, restoran ve kafelerin doluluğuna, tatile gidenlerin yoğunluğuna değinerek ‘ne krizi’ diye soruyorlar. Aynı durum krizin tam ortasındaki Arjantin’de görülüyor” diyen Eğilmez şöyle devam etti:

“Sürekli ve hızlı değer kaybeden ulusal paradan kaçış eylemiyle tüketimin zirveye çıkması, bir çeşit refah göstergesi olarak algılanıyor. Hastalığın farkında olmamak işin en tehlikeli yanıdır. Önceki krizlerde hastalığın farkındaydık, IMF programlarının da desteğiyle önlem alarak kısa sürede hastalığı tedavi etmeyi başardık. Bu kez hastalığın farkında olmadığımız için işimiz çok daha zor.”

Eğilmez’in kişisel blogunda yayımlanan yazısı şöyle:

“Seçimden Bir Gün Sonra

Seçim bittiğinde kim kazanmış olursa olsun karşımızda şöyle bir manzara bulacağız:

Hukukun üstünlüğünü ve adalet kavramını neredeyse tümüyle yitirmiş durumdayız. Eğitim sistemimiz sürekli geriye gidiyor. Avrupa Birliği’ne girme hedefinden uzaklaşmış bir konumdayız. Göçmenlerle ilgili pek çok sorunumuz var. Liyakat gözetilmeksizin yapılmış atamalarla doldurulmuş devlet kadroları hizmet veremez durumda. Giderek bozulan bir gelir dağılımı dolayısıyla orta sınıf yok olmuş. 100 – 120 milyar dolarlık bir deprem ve afet faturasıyla karşı karşıyayız.

6,5 milyon konutu kentsel dönüşüme sokmak zorundayız. Yılın ilk yarısından ötesini çıkarması zor olan, GSYH’nin yüzde 5’ini aşacak bir açığa ulaşması beklenen bütçeye sürekli yeni yükler bindiriyoruz. Merkez Bankası’nın swaplar hariç net rezervi eksi 40 – 45 milyar dolar dolayında bulunuyor. Dış borç stokumuz 450 milyar dolar dolayına ulaşmış. Yükümlülükleri bilinmeyen Varlık Fonu’nun nasıl tasfiye edilebileceği başlı başına bir sorun oluşturuyor.

Değer kaybeden paradan sürekli kaçtığı ve eline geçen parayı harcadığı için enflasyona olumsuz katkı yapan bir tüketici topluluğuyla birlikte yüzde 50 dolayında (muhtemelen gerçekte iki katı) bir enflasyon karşımızda dağ gibi duruyor. Tasfiyesi gereken büyük bir Kur Korumalı Mevduat yükü mevcut. Yüzde 22 dolayında bir geniş (gerçek diye okuyun) işsizlik oranına sahibiz.

GSYH’nin yüzde 5,5 – 6’sı dolayında bir cari açık var ve bu cari açığın yarısını nereden geldiği bilinmeyen paralarla (net hata ve noksan kaleminin önemli bir kısmı) finanse etmeye çabalıyoruz. Ülkenin risk primi (CDS primi) 500 baz puanın üzerine çıkmış (300 baz puanın üzeri aşırı riskli kabul ediliyor.) Dış borçlanmada yüzde 10’lara gelip dayanmış bir dolar faizi maliyetine katlanmak zorundayız. İnanılmayacak derecede şişmiş konut satış fiyatları ve kiralar söz konusu.

Bankacılık kesimi, her gün çıkan yeni düzenlemelerden ve sözlü talimatlardan ne yapacağını bilemez durumda bulunuyor. Konut alımı veya portföy yatırımı dışında ülkeye yabancı sermaye gelmiyor. Pek çok sorunun kaynağı olan düşük Merkez Bankası politika faizi, enflasyonun çok altında belirlendiği için hızla düzeltilmesi mümkün görünmüyor. Tutulması imkânsız görünen harcama vaatleri verilmiş bulunuyor ve bu vaatler devam ediyor (son olarak bedava doğalgaz verilmesi sözü de verildi.)”

Yazının devamı için TIKLAYINIZ

Paylaşın

İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran: Enflasyon 5 Yıldan Önce Tek Haneye İnmez

İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, “Enflasyon 5 yıldan önce sağlıklı olarak tek haneye inmez. Çünkü o fırsatı biraz kaçırdık. Bunu enflasyon yüzde 19 iken konuşuyor olsaydık başka şeyler söylerdim” dedi ve ekledi:

“Ama yüzde 85’e çıkmış, şimdi 43’e inecek olan bir enflasyondaki başarımızla övünürken bunları konuşunca işler gittikçe zorlaşıyor. Bir de artık 40-50 bandındaki enflasyonun yapışkanlık etkisi oluştu. Ben en az 2, 3 yıl 40-50 bandındaki enflasyonun devam etmesinden endişe ediyorum daha çok.”

İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, geçen hafta düzenlenen Uludağ Ekonomi Zirvesi’nde döviz kuru ve enflasyona ilişkin açıklamalarda bulundu.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Aran, kur korumalı mevduatın (KKM) 2001’deki gibi bir kur krizinin çıkmasının güvencesi olduğunu söyledi. Aran, enflasyonun ise uzun vadede çözüleceğini düşündüğünü belirterek, “Bu enflasyonla biraz yaşamak durumunda kalacağız” dedi.

Ekonomim’den Yener Karadeniz’in haberine göre, seçim sonrasında KKM’den çıkışın öngörülmediğini belirten Aran, “Öngörmüyoruz. Çünkü aklı başında ekonominin başına gelen her yönetici, mutlaka onun bir çıkış stratejisini yapar. Ben hiç kimsenin bile bile böyle bir krize sebebiyet vermeyeceğini düşünüyorum. Herkes de zaten ortak akılla hareket edeceğini, aktörleri dinleyeceğini, dinlediğini söylüyor. O yüzden öyle bir risk görmüyorum” dedi.

Aran, 1 yıl sonra başka bir seçimi düşünen hiçbir iktidarın enflasyonla o kadar kararlı mücadele edemeyeceğini belirterek, “O yüzden seçim sonucu ne olursa olsun, kim hangi politikayı getirirse getirsin bu enflasyonla biraz yaşamak durumunda kalacağız. Enflasyonla mücadele etmenin toplumsal bedelleri var. O bedelleri siz ancak çok güçlü olduğunuz zaman topluma anlatabilirsiniz. Hele bir de bu kadar yaralı ve bu kadar örselenmiş bir topluma şimdi hiç kimse anlatamaz. O yüzden mecbur enflasyonu biraz uzun vadeli çözmek gerekecek diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

‘En az 2-3 yıl 40-50 bandında’

İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, enflasyonun 5 yıldan önce sağlıklı bir şekilde tek haneli rakamlara inemeyeceğini söyleyerek “Tek haneye indirirsiniz ama her şeyin kafasını, gözünü yararak indirirsiniz. Enflasyon 5 yıldan önce sağlıklı olarak tek haneye inmez. Çünkü o fırsatı biraz kaçırdık. Bunu enflasyon yüzde 19 iken konuşuyor olsaydık başka şeyler söylerdim.

Ama yüzde 85’e çıkmış, şimdi 43’e inecek olan bir enflasyondaki başarımızla övünürken bunları konuşunca işler gittikçe zorlaşıyor. Bir de artık 40-50 bandındaki enflasyonun yapışkanlık etkisi oluştu. Ben en az 2, 3 yıl 40-50 bandındaki enflasyonun devam etmesinden endişe ediyorum daha çok” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Açlık Sınırı 10 Bin 135, Yoksulluk Sınırı 33 Bin 15 Lira

4 kişilik ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması tutarını ifade eden açlık sınırı, 10 bin 135 lira 50 kuruş oldu. Gıda ile giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer harcamaların toplam tutarına denk gelen yoksulluk sınırı ise 33 bin 14 lira 66 kuruş oldu.

Bekar bir çalışanın “yaşama maliyeti” aylık 13 bin 167 lira olurken, Ankara’da yaşayan 4 kişilik ailenin gıda için yapması gereken asgari harcama tutarı, bir önceki aya göre yüzde 5,67 artarken, son 12 ay itibarıyla artış oranı yüzde 115,75 oldu.

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş), “Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması”nın Nisan 2023 sonuçlarını açıkladı. Buna göre 4 kişilik ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması tutarını ifade eden açlık sınırı, 10 bin 135 lira 50 kuruş oldu. Gıda ile giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer harcamaların toplam tutarına denk gelen yoksulluk sınırı ise 33 bin 14 lira 66 kuruş olarak hesaplandı.

Bekar bir çalışanın “yaşama maliyeti” aylık 13 bin 167 lira olarak belirlendi.

Ankara’da yaşayan 4 kişilik ailenin gıda için yapması gereken asgari harcama tutarı, bir önceki aya göre yüzde 5,67 artarken, son 12 ay itibarıyla artış oranı yüzde 115,75 oldu.

Et fiyatlarında artış 

Araştırmaya göre, nisanda süt ve yoğurt fiyatları geriledi. Bir ayda balık yüzde 9, kuzu yüzde 21, dana yüzde 25, tavuk yüzde 11, yumurta yüzde 3 zamlandı. İlk kez balık fiyatı 140 lirayı, dana eti 300 lirayı, kuzu eti ise 350 lirayı geçerken, yumurtanın tanesi 3,5 lira oldu.

Kuru baklagillerden kırmızı mercimeğin ortalama kilogram fiyatı yüzde 5 gerilerken, kuru fasulyenin fiyatı yüzde 3, yağlı tohumların fiyatı yüzde 8 oranında arttı. Bir ayda pirinç ve un fiyatlarında sınırlı düzeyde artış görüldü. Bulgur yüzde 4, makarna yüzde 5 zamlandı. İrmiğin fiyatı yüzde 4 düştü. Ramazan ayı sonrası Ankara’da ekmek fiyatı bu ay değişmedi.

Semt pazarlarında yeşil soğan, kıvırcık gibi salata yeşilliklerinin yüzde 20, pırasa, lahana gibi yeşil yapraklı sebzelerin fiyatları yüzde 15 arttı. Kuru soğanın yüzde 40’lık artışla kilogramı 30 liraya kadar çıktı. Sebzelerden patlıcan, kabak, domates ve salatalık fiyatları düşerken biber zamlandı. Fasulye ortalama 33 liradan semt pazarlarında yer bulurken, bakla ve bezelye fiyatları geriledi.

Sebze fiyatları

Geçen ay en az 40 liradan pazarlarda satılmaya başlayan çilek bu ay 20 liraya kadar geriledi. Erik, yenidünya, çağla gibi yeni yaz meyveleri ortalama 45 liradan satılmaya başlandı.

Yerli muzun fiyatı ise 25 liraya kadar yükseldi. Araştırmaya göre, nisanda ortalama sebzelerin kilogram fiyatı 20,26 lira, ortalama meyve kilogram fiyatı 19,02 lira oldu. Ortalama meyve-sebze kilogram fiyatı ise 18,65 lira olarak tespit edildi.

Son bir ayda ortalama ayçiçek yağı, tereyağı, margarin ve zeytinyağı fiyatları sabit kaldı. Yeşil zeytinin fiyatı yüzde 4, pekmezin fiyatı yüzde 6 arttı. Balın fiyatı yüzde 4, salçanın fiyatı yüzde 5 geriledi. Ihlamur, şeker ve baharat fiyatları sabit kaldı.

Paylaşın