Hazır Giyimde Yüzde 30 Zam Beklentisi

LC Waikiki’nin Yönetim Kurulu Başkanı Vahap Küçük, “Kışlıklarda fiyat artışı enflasyonun altına kalacak. Eskisi gibi yüksek fiyat artış oranları görmeyeceğiz. Yurtdışına üretilenler dövize bağlı. Ancak önümüzdeki sezon kışlıklarda yüzde 20-30 arası bir fiyat artışı olacaktır” dedi.

Vahap Küçük, açıklamasının devamında, “Türkiye’de kur baskılanıyor. Enflasyon yüzde 50 iken döviz aynı oranda artmıyor. Beklentimiz enflasyon hangi oranda artıyorsa dövizin de o oranda artması. Böyle devam ederse hali hazırda yüzde 80’den yüzde 70’e gerileyen yerel tedarik oranımız yüzde 60’a kadar düşer” ifadelerini kullandı.

LC Waikiki’nin Yönetim Kurulu Başkanı Vahap Küçük, Türkiye’de artan maliyetler konusunda açıklamalarda bulundu.

Ekonomim’den Yener Karadeniz’e konuşan Küçük, kışlık ürünleri üretmeye başladıklarını ifade ederek, “Kışlıklarda fiyat artışı enflasyonun altına kalacak. Eskisi gibi yüksek fiyat artış oranları görmeyeceğiz. Yurtdışına üretilenler dövize bağlı. Ancak önümüzdeki sezon kışlıklarda yüzde 20-30 arası bir fiyat artışı olacaktır” dedi.

Türkiye’de kurun baskılandığını söyleyen Küçük şöyle konuştu:

“Asgari ücretin yüzde 100, enerjinin yüzde 200 arttığını varsayarsak ve buna diğer girdi maliyetlerindeki artışı da eklersek ve bir de döviz de baskılanınca o zaman yurtdışına ürün satma ve ihracat yapma konusunda zorlanıyorsunuz.

Türkiye’de kur baskılanıyor. Enflasyon yüzde 50 iken döviz aynı oranda artmıyor. Beklentimiz enflasyon hangi oranda artıyorsa dövizin de o oranda artması. Böyle devam ederse hali hazırda yüzde 80’den yüzde 70’e gerileyen yerel tedarik oranımız yüzde 60’a kadar düşer.

Gelecek hükümetin bu konudaki politikası ne olur bilemiyoruz ama olması gerekeni söylüyoruz. Olması gereken enflasyon kadar kurun da aynı oranda artması, at başı gitmesi. Şu anda dövizin olması gereken seviyesi 23-25 arasında bir yer. Bizim ihracatçılar da bunu öngörüyor.”

Paylaşın

İTO Duyurdu: İstanbul’un Enflasyonu Yüzde 62,4

İstanbul’da aylık enflasyon yüzde 4,57, yıllık enflasyon ise yüzde 62,46 olarak gerçekleşti. Enflasyon aylık bazda en fazla “giyim harcamaları” kategorisinde arttı. Giyimde fiyatlar Mart’a göre yüzde 29,04 arttı. Nisan’da kültür, eğitim ve eğlence harcamaları yüzde 11,97, gıda harcamaları ise yüzde 3,87 yükseldi.

Haber Merkezi / Ev eşyası harcamaları Nisan’da yüzde 2,32, konut yüzde 1,68, ulaştırma ve haberleşme yüzde 1,32, sağlık ve kişisel bakım harcamaları ise yüzde 0,64 arttı.

İstanbul Ticaret Odası (İTO), İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksi verilerini açıkladı. Buna göre, İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksi, nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 4,57, toptan fiyat hareketlerini yansıtan Toptan Eşya Fiyatları İndeksi ise yüzde 3,14 artış kaydetti.

Söz konusu veriler yıllık bazda incelendiğinde, perakendede yüzde 62,46, toptan fiyatlarda ise yüzde 70,58 olarak gerçekleşti.

Perakende fiyatlarda nisanda önceki aya göre, giyim harcamalarında yüzde 29,04, kültür eğitim ve eğlence harcamalarında yüzde 11,97, gıda harcamalarında yüzde 3,87, ev eşyası harcamalarında yüzde 2,32, konut harcamalarında yüzde 1,68, ulaştırma ve haberleşme harcamalarında yüzde 1,32, sağlık ve kişisel bakım harcamalarında yüzde 0,64, diğer harcamalar grubunda yüzde 0,24 artış oldu.

Nisanda toptan fiyatlarda bir önceki aya göre, işlenmemiş maddeler grubunda yüzde 16,25, mensucat grubunda yüzde 3,35, inşaat malzemeleri grubunda yüzde 2,96, gıda maddeleri grubunda yüzde 0,76, madenler grubunda yüzde 0,61 artış olurken, kimyevi maddeler grubunda yüzde 10,45, yakacak ve enerji maddeleri grubunda yüzde 1,10 azalış kaydedildi.

Paylaşın

Nisan Ayında Zam Şampiyonu “Patates”

Nisan ayında markette 36 ürünün 23’ünde fiyat artışı, 13’ünde fiyat düşüşü görüldüğünü kaydeden TZOB Başkanı Bayraktar, “Markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 41,9 ile patates oldu. Patatesteki fiyat artışını yüzde 24,9 ile havuç, yüzde 18,7 ile kuru soğan, yüzde 11,5 ile dana eti, yüzde 11,2 ile kuzu eti takip etti” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Markette fiyatı en çok azalan ürün ise yüzde 26 ile kabak oldu. Kabaktaki fiyat düşüşünü yüzde 19,2 ile yeşil soğan, yüzde 18,4 ile kırmızı mercimek, yüzde 11,7 ile salatalık izledi.”

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, üreticilerin tarım BAĞ-KUR’da yaşadıkları ve çözülmesi gereken sorunları, nisan ayında üretici ile market arasındaki fiyat farklılıklarını ve girdi fiyatlarında yaşanan değişimleri değerlendirdi.

Bayraktar, “Çiftçilerimiz için önem arz eden Sayın Bakanımıza, Bakan Yardımcımıza hem sözlü hem de yazılı olarak ilettiğimiz ve çözümünü talep ettiğimiz tarım BAĞ-KUR konusunda, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması için gerekli düzenlemelerin yapılarak çiftçilerimizin mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğine tekrar dikkat çekmek istiyorum” diyerek açıklamasını şöyle sürdürdü;

“Diğer sigortalılar 20 yıl prim ödemesi yaparak emekli olabiliyorken, üreticilerimiz 9 bin gün yani 25 yıl prim ödeyerek emeklilik hakkı kazanıyor. Bu hakkaniyetsizlik giderilmeli, prim ödeme gün sayısı düşürülmelidir. Ayrıca çiftçilerimizin halen ödemekte oldukları prim borçları çok yüksek olduğundan, üyelerimiz ödeme zorluğu çekiyorlar. SGK primleri daha makul ve ödenebilir seviyeye çekilmelidir.

Muafiyet belgesi ile gelirinin düşük olduğunu belgeleyerek prim ödemesini durduran çiftçilerimizin muafiyette geçen süreleri borçlandırılmalıdır. Tarım BAĞ-KUR primi durdurulan çiftçilerimiz yapılandırma ile ihya kapsamına alınmalıdır. Üreticilerimizin emeklilik başvuruları sırasında ortaya çıkan usul eksikliklerinden dolayı Ziraat Odalarına uygulanan idari para cezalarına af getirilmelidir. Çiftçilerimizin bu konudaki kayıplarının telafisi sağlanmalıdır.”

En fazla fiyat farkı Limonda

Nisan ayında üretici ile market arasındaki en fazla fiyat farkının yüzde 573,6 ile limonda görüldüğünü ifade eden Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Limondaki fiyat artışını yüzde 261,2 ile elma, yüzde 209,8 ile kuru üzüm, yüzde 181 ile kuru incir, yüzde 179,1 ile ıspanak, yüzde 177,5 ile patlıcan, yüzde 175,8 ile sivri biber, yüzde 175,7 ile maydanoz, yüzde 152,9 ile kırmızı mercimek takip etti.

Limon 6,7 kat, elma 3,6 kat, kuru üzüm 3,1 kat, kuru incir, ıspanak, patlıcan, sivri biber ve maydanoz 2,8 kat, kırmızı mercimek ve marul 2,5 kat, salatalık 2,4 kat fazlaya markette satıldı.

Üreticide 2 lira 50 kuruş olan limon 16 lira 84 kuruşa, 5 lira olan elma 18 lira 6 kuruşa, 25 lira olan kuru üzüm 77 lira 46 kuruşa, 55 lira olan kuru incir 154 lira 55 kuruşa, 6 lira 17 kuruş olan ıspanak 17 lira 22 kuruşa, 9 lira 50 kuruş olan patlıcan, 26 lira 36 kuruşa, 10 lira 13 kuruş olan sivri biber 27 lira 94 kuruşa tüketiciye satıldı.”

Nisan ayında markette 36 ürünün 23’ünde fiyat artışı, 13’ünde fiyat düşüşü görüldüğünü belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 41,9 ile patates oldu. Patatesteki fiyat artışını yüzde 24,9 ile havuç, yüzde 18,7 ile kuru soğan, yüzde 11,5 ile dana eti, yüzde 11,2 ile kuzu eti takip etti.

Markette fiyatı en çok azalan ürün ise yüzde 26 ile kabak oldu. Kabaktaki fiyat düşüşünü yüzde 19,2 ile yeşil soğan, yüzde 18,4 ile kırmızı mercimek, yüzde 11,7 ile salatalık izledi.”

“Nisan ayında üreticide 28 ürününün 14’ünde fiyat artışı olurken, 6’sında fiyat düşüşü görüldü. 8 üründe ise fiyat değişimi olmadı.

Nisan ayında üreticide fiyatı en çok düşen ürün yüzde 42,1 ile sivri biber oldu. Sivri biberdeki fiyat düşüşünü yüzde 40,8 ile salatalık, yüzde 28,5 ile limon, yüze 27,8 ile kabak ve yüzde 26,9 ile patlıcan izledi.

Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 122,2 ile patateste görüldü. Patatesteki fiyat artışını yüzde 75 ile havuç, yüzde 37,2 ile kuru soğan, yüzde 27,3 ile marul, yüzde 11,5 ile dana ve kuzu karkas takip etti.”

Üretici fiyat değişimlerinin sebepleri

Üreticideki fiyat değişimlerinin sebeplerini değerlendiren Bayraktar, “İç Anadolu bölgesinde sezonun bitmesi, üreticinin elinde ürün kalmaması ve Çukurova bölgesinde hasadın yeni başlaması kuru soğan fiyatlarını yükseltti.

Patates ürününde geçiş dönemi olması, Nevşehir ve Niğde illerimizdeki patates arzında sona gelinmesi, Adana bölgesinde ise hasadın yeni başlaması fiyatların yükselmesine sebep oldu.

Havuçta kışlık hasadın sona ermesi ve depolardaki ürün yetersizliğinin yanı sıra yazlık havuç ekiminin yeterli seviyede gerçekleşmemesi fiyatları artırdı.

Sivri biber, salatalık, kabak ve patlıcandaki fiyat düşüşü havaların ısınmasına bağlı olarak tarla ürünlerinin başlamasıyla ürün arzında meydana gelen artıştan kaynaklandı. Limona olan talebin azalması fiyatları düşürdü.

Marul, ıspanak, yeşil soğan fiyatlarındaki artış havaların yağışlı gitmesi nedeniyle ürün arzında yaşanan azalmadan kaynaklanmıştır. Arz ve talepteki değişim et fiyatlarının yükselmesine neden oldu” ifadelerini kullandı.

Aylık ve yıllık girdi fiyatlarındaki değişimler hakkında da bilgi veren Bayraktar, konuşmasına şöyle devam etti:

“Odalarımız aracılığıyla girdi piyasalarından aldığımız fiyat verilerine göre nisan ayında, mart ayına göre, üre gübresi yüzde 7,3, kalsiyum amonyum nitrat gübresi yüzde 5,8, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 3,2, amonyum sülfat gübresi yüzde 1,4 ve DAP gübresi yüzde 0,9 düştü.

Geçen yılın nisan ayına göre ise son bir yılda, üre gübresi yüzde 25,3, amonyum sülfat gübresi yüzde 17,7, kalsiyum amonyum nitrat gübresi yüzde 0,8 düşerken, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 13,3, DAP gübresi ise yüzde 10,7 oranında arttı.

Mazot fiyatı aylık olarak yüzde 3,7, son bir yıla göre ise yüzde 9,2 oranında düştü. Besi yemi nisan ayında mart ayına göre yüzde 0,4, süt yemi yüzde 0,1, son bir yılda besi yemi yüzde 21,8 ve süt yemi yüzde 22,5 oranında arttı. Elektrik fiyatları son bir yılda yüzde 18,2 oranında arttı.

Gübre fiyatlarında son beş aydır ve yıllık bazda düşüş yaşanmaya devam ediyor. Ürün maliyetinin artmaması, üreticilerimizin mağdur olmaması, üretime darbe vurulmaması için tüm girdilerde de fiyatların makul seviyelerde tutulması gerekiyor.”

Paylaşın

İktisatçı Mahfi Eğilmez’den “Seçimden Bir Gün Sonra” Uyarısı

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine günler kalırken, seçimlerin olası sonuçlarına ilişkin değerlendirmeler de gelmeye devam ediyor. İktisatçı Mahfi Eğilmez, Türkiye’nin seçimlerden sonra karşı karşıya kalacağı ekonomik manzarayı yorumladı.

Mahfi Eğilmez, kişisel blogunda yayımladığı “Seçimden Bir Gün Sonra” başlıklı yazısında, “Bugün içinde bulunduğumuz kriz, bu yaşadıklarımızın hiçbirine benzemiyor. Her şeyden önce insanlar bir kriz yaşandığının farkında değil” dedi.

“Kriz var deseniz, AVM’lerdeki alış verişe, yollardaki trafiğe, restoran ve kafelerin doluluğuna, tatile gidenlerin yoğunluğuna değinerek ‘ne krizi’ diye soruyorlar. Aynı durum krizin tam ortasındaki Arjantin’de görülüyor” diyen Eğilmez şöyle devam etti:

“Sürekli ve hızlı değer kaybeden ulusal paradan kaçış eylemiyle tüketimin zirveye çıkması, bir çeşit refah göstergesi olarak algılanıyor. Hastalığın farkında olmamak işin en tehlikeli yanıdır. Önceki krizlerde hastalığın farkındaydık, IMF programlarının da desteğiyle önlem alarak kısa sürede hastalığı tedavi etmeyi başardık. Bu kez hastalığın farkında olmadığımız için işimiz çok daha zor.”

Eğilmez’in kişisel blogunda yayımlanan yazısı şöyle:

“Seçimden Bir Gün Sonra

Seçim bittiğinde kim kazanmış olursa olsun karşımızda şöyle bir manzara bulacağız:

Hukukun üstünlüğünü ve adalet kavramını neredeyse tümüyle yitirmiş durumdayız. Eğitim sistemimiz sürekli geriye gidiyor. Avrupa Birliği’ne girme hedefinden uzaklaşmış bir konumdayız. Göçmenlerle ilgili pek çok sorunumuz var. Liyakat gözetilmeksizin yapılmış atamalarla doldurulmuş devlet kadroları hizmet veremez durumda. Giderek bozulan bir gelir dağılımı dolayısıyla orta sınıf yok olmuş. 100 – 120 milyar dolarlık bir deprem ve afet faturasıyla karşı karşıyayız.

6,5 milyon konutu kentsel dönüşüme sokmak zorundayız. Yılın ilk yarısından ötesini çıkarması zor olan, GSYH’nin yüzde 5’ini aşacak bir açığa ulaşması beklenen bütçeye sürekli yeni yükler bindiriyoruz. Merkez Bankası’nın swaplar hariç net rezervi eksi 40 – 45 milyar dolar dolayında bulunuyor. Dış borç stokumuz 450 milyar dolar dolayına ulaşmış. Yükümlülükleri bilinmeyen Varlık Fonu’nun nasıl tasfiye edilebileceği başlı başına bir sorun oluşturuyor.

Değer kaybeden paradan sürekli kaçtığı ve eline geçen parayı harcadığı için enflasyona olumsuz katkı yapan bir tüketici topluluğuyla birlikte yüzde 50 dolayında (muhtemelen gerçekte iki katı) bir enflasyon karşımızda dağ gibi duruyor. Tasfiyesi gereken büyük bir Kur Korumalı Mevduat yükü mevcut. Yüzde 22 dolayında bir geniş (gerçek diye okuyun) işsizlik oranına sahibiz.

GSYH’nin yüzde 5,5 – 6’sı dolayında bir cari açık var ve bu cari açığın yarısını nereden geldiği bilinmeyen paralarla (net hata ve noksan kaleminin önemli bir kısmı) finanse etmeye çabalıyoruz. Ülkenin risk primi (CDS primi) 500 baz puanın üzerine çıkmış (300 baz puanın üzeri aşırı riskli kabul ediliyor.) Dış borçlanmada yüzde 10’lara gelip dayanmış bir dolar faizi maliyetine katlanmak zorundayız. İnanılmayacak derecede şişmiş konut satış fiyatları ve kiralar söz konusu.

Bankacılık kesimi, her gün çıkan yeni düzenlemelerden ve sözlü talimatlardan ne yapacağını bilemez durumda bulunuyor. Konut alımı veya portföy yatırımı dışında ülkeye yabancı sermaye gelmiyor. Pek çok sorunun kaynağı olan düşük Merkez Bankası politika faizi, enflasyonun çok altında belirlendiği için hızla düzeltilmesi mümkün görünmüyor. Tutulması imkânsız görünen harcama vaatleri verilmiş bulunuyor ve bu vaatler devam ediyor (son olarak bedava doğalgaz verilmesi sözü de verildi.)”

Yazının devamı için TIKLAYINIZ

Paylaşın

İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran: Enflasyon 5 Yıldan Önce Tek Haneye İnmez

İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, “Enflasyon 5 yıldan önce sağlıklı olarak tek haneye inmez. Çünkü o fırsatı biraz kaçırdık. Bunu enflasyon yüzde 19 iken konuşuyor olsaydık başka şeyler söylerdim” dedi ve ekledi:

“Ama yüzde 85’e çıkmış, şimdi 43’e inecek olan bir enflasyondaki başarımızla övünürken bunları konuşunca işler gittikçe zorlaşıyor. Bir de artık 40-50 bandındaki enflasyonun yapışkanlık etkisi oluştu. Ben en az 2, 3 yıl 40-50 bandındaki enflasyonun devam etmesinden endişe ediyorum daha çok.”

İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, geçen hafta düzenlenen Uludağ Ekonomi Zirvesi’nde döviz kuru ve enflasyona ilişkin açıklamalarda bulundu.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Aran, kur korumalı mevduatın (KKM) 2001’deki gibi bir kur krizinin çıkmasının güvencesi olduğunu söyledi. Aran, enflasyonun ise uzun vadede çözüleceğini düşündüğünü belirterek, “Bu enflasyonla biraz yaşamak durumunda kalacağız” dedi.

Ekonomim’den Yener Karadeniz’in haberine göre, seçim sonrasında KKM’den çıkışın öngörülmediğini belirten Aran, “Öngörmüyoruz. Çünkü aklı başında ekonominin başına gelen her yönetici, mutlaka onun bir çıkış stratejisini yapar. Ben hiç kimsenin bile bile böyle bir krize sebebiyet vermeyeceğini düşünüyorum. Herkes de zaten ortak akılla hareket edeceğini, aktörleri dinleyeceğini, dinlediğini söylüyor. O yüzden öyle bir risk görmüyorum” dedi.

Aran, 1 yıl sonra başka bir seçimi düşünen hiçbir iktidarın enflasyonla o kadar kararlı mücadele edemeyeceğini belirterek, “O yüzden seçim sonucu ne olursa olsun, kim hangi politikayı getirirse getirsin bu enflasyonla biraz yaşamak durumunda kalacağız. Enflasyonla mücadele etmenin toplumsal bedelleri var. O bedelleri siz ancak çok güçlü olduğunuz zaman topluma anlatabilirsiniz. Hele bir de bu kadar yaralı ve bu kadar örselenmiş bir topluma şimdi hiç kimse anlatamaz. O yüzden mecbur enflasyonu biraz uzun vadeli çözmek gerekecek diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

‘En az 2-3 yıl 40-50 bandında’

İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, enflasyonun 5 yıldan önce sağlıklı bir şekilde tek haneli rakamlara inemeyeceğini söyleyerek “Tek haneye indirirsiniz ama her şeyin kafasını, gözünü yararak indirirsiniz. Enflasyon 5 yıldan önce sağlıklı olarak tek haneye inmez. Çünkü o fırsatı biraz kaçırdık. Bunu enflasyon yüzde 19 iken konuşuyor olsaydık başka şeyler söylerdim.

Ama yüzde 85’e çıkmış, şimdi 43’e inecek olan bir enflasyondaki başarımızla övünürken bunları konuşunca işler gittikçe zorlaşıyor. Bir de artık 40-50 bandındaki enflasyonun yapışkanlık etkisi oluştu. Ben en az 2, 3 yıl 40-50 bandındaki enflasyonun devam etmesinden endişe ediyorum daha çok” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Açlık Sınırı 10 Bin 135, Yoksulluk Sınırı 33 Bin 15 Lira

4 kişilik ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması tutarını ifade eden açlık sınırı, 10 bin 135 lira 50 kuruş oldu. Gıda ile giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer harcamaların toplam tutarına denk gelen yoksulluk sınırı ise 33 bin 14 lira 66 kuruş oldu.

Bekar bir çalışanın “yaşama maliyeti” aylık 13 bin 167 lira olurken, Ankara’da yaşayan 4 kişilik ailenin gıda için yapması gereken asgari harcama tutarı, bir önceki aya göre yüzde 5,67 artarken, son 12 ay itibarıyla artış oranı yüzde 115,75 oldu.

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş), “Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması”nın Nisan 2023 sonuçlarını açıkladı. Buna göre 4 kişilik ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması tutarını ifade eden açlık sınırı, 10 bin 135 lira 50 kuruş oldu. Gıda ile giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer harcamaların toplam tutarına denk gelen yoksulluk sınırı ise 33 bin 14 lira 66 kuruş olarak hesaplandı.

Bekar bir çalışanın “yaşama maliyeti” aylık 13 bin 167 lira olarak belirlendi.

Ankara’da yaşayan 4 kişilik ailenin gıda için yapması gereken asgari harcama tutarı, bir önceki aya göre yüzde 5,67 artarken, son 12 ay itibarıyla artış oranı yüzde 115,75 oldu.

Et fiyatlarında artış 

Araştırmaya göre, nisanda süt ve yoğurt fiyatları geriledi. Bir ayda balık yüzde 9, kuzu yüzde 21, dana yüzde 25, tavuk yüzde 11, yumurta yüzde 3 zamlandı. İlk kez balık fiyatı 140 lirayı, dana eti 300 lirayı, kuzu eti ise 350 lirayı geçerken, yumurtanın tanesi 3,5 lira oldu.

Kuru baklagillerden kırmızı mercimeğin ortalama kilogram fiyatı yüzde 5 gerilerken, kuru fasulyenin fiyatı yüzde 3, yağlı tohumların fiyatı yüzde 8 oranında arttı. Bir ayda pirinç ve un fiyatlarında sınırlı düzeyde artış görüldü. Bulgur yüzde 4, makarna yüzde 5 zamlandı. İrmiğin fiyatı yüzde 4 düştü. Ramazan ayı sonrası Ankara’da ekmek fiyatı bu ay değişmedi.

Semt pazarlarında yeşil soğan, kıvırcık gibi salata yeşilliklerinin yüzde 20, pırasa, lahana gibi yeşil yapraklı sebzelerin fiyatları yüzde 15 arttı. Kuru soğanın yüzde 40’lık artışla kilogramı 30 liraya kadar çıktı. Sebzelerden patlıcan, kabak, domates ve salatalık fiyatları düşerken biber zamlandı. Fasulye ortalama 33 liradan semt pazarlarında yer bulurken, bakla ve bezelye fiyatları geriledi.

Sebze fiyatları

Geçen ay en az 40 liradan pazarlarda satılmaya başlayan çilek bu ay 20 liraya kadar geriledi. Erik, yenidünya, çağla gibi yeni yaz meyveleri ortalama 45 liradan satılmaya başlandı.

Yerli muzun fiyatı ise 25 liraya kadar yükseldi. Araştırmaya göre, nisanda ortalama sebzelerin kilogram fiyatı 20,26 lira, ortalama meyve kilogram fiyatı 19,02 lira oldu. Ortalama meyve-sebze kilogram fiyatı ise 18,65 lira olarak tespit edildi.

Son bir ayda ortalama ayçiçek yağı, tereyağı, margarin ve zeytinyağı fiyatları sabit kaldı. Yeşil zeytinin fiyatı yüzde 4, pekmezin fiyatı yüzde 6 arttı. Balın fiyatı yüzde 4, salçanın fiyatı yüzde 5 geriledi. Ihlamur, şeker ve baharat fiyatları sabit kaldı.

Paylaşın

Ortalama Her 7 Haneden Biri Faturasını Ödeyemiyor

CHP’li Akın, “Türkiye’de hanelerin artık enerjiye erişmekte zorlandığı görülüyor. 2018 yılında ucuz, kesintisiz ve kaliteli enerji vaat eden AK Parti, vatandaşlarımızın temel bir hak olan enerji faturalarıyla adeta ezilmesine seyirci kalıyor. İlk olarak 2019 yılında başlayan elektrik tüketim desteği kapsamında bir milyon 343 bin 109 hane bulunuyordu” dedi ve ekledi:

“Yıllar itibarıyla uygulanan yanlış politikalarla birlikte, özellikle 2022 yılında yapılan zamla bu sayı 3 milyon 690 bin 582 haneye kadar çıktı. Buna göre, 2019-2022 dönemini kapsayan 3 yılda faturasını ödeyemez durama gelen hane sayısı neredeyse 3 kat arttı. İktidarın yarattığı bu tabloya göre, Türkiye’de ortalama her 7 haneden biri faturasını ödeyemiyor.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)  Enerji Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın, enerji krizine dikkat çeken yazılı bir açıklama yaptı. Akın, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“AK Parti iktidarı, özellikle 2018 yılından beri yanlış politika ve yanlış tercihlerle enerjide yarattığı tahribatı, seçimlere kısa bir süre kala perdelemeye çalışıyor. Yıllarca zam üstüne zam yapan bu iktidar, Türkiye’nin gücü olan Karadeniz doğal gazı başta olmak üzere enerji alanında çeşitli vaatlerle ülkemizde yaşanan enerji yoksulluğunun görünür olmasını engellemeye çalışıyor. 2022 yılında elektrikte yüzde 200, doğal gazda yüzde 164 oranıyla Cumhuriyet tarihinin en büyük enerji zamlarını yapan iktidar, Türkiye’de derin bir enerji yoksulluğu yaşanmasına neden oldu.

Türkiye’de hanelerin artık enerjiye erişmekte zorlandığı görülüyor. 2018 yılında ucuz, kesintisiz ve kaliteli enerji vaat eden AK Parti, vatandaşlarımızın temel bir hak olan enerji faturalarıyla adeta ezilmesine seyirci kalıyor. İlk olarak 2019 yılında başlayan elektrik tüketim desteği kapsamında bir milyon 343 bin 109 hane bulunuyordu.

Yıllar itibarıyla uygulanan yanlış politikalarla birlikte, özellikle 2022 yılında yapılan zamla bu sayı 3 milyon 690 bin 582 haneye kadar çıktı. Buna göre, 2019-2022 dönemini kapsayan 3 yılda faturasını ödeyemez durama gelen hane sayısı neredeyse 3 kat arttı. İktidarın yarattığı bu tabloya göre, Türkiye’de ortalama her 7 haneden biri faturasını ödeyemiyor.

“Enerji yoksulluğunu aşmak, Türkiye’de enerji arz güvenliğini sağlamak, enerjide yeşil dönüşümü gerçekleştirmek için enerjide yeni bir tasarım yapılması zorunluluk haline geldi. İktidarımızda, enerji yoksulluğunu gözeten ve halkın enerjiye rahat ulaşımını sağlayacak kamu politikaları oluşturmak önceliğimiz olacak. Biz, enerjiyi temel bir hak olarak görüyoruz. Enerji yoksulluğunu yönetmek yerine enerji yoksulluğunu bitirecek adımlar atacağız.

Hane halkının yanı sıra geçimini tarım ve ticaretten sağlayan, elektrik faturasını ödemekte zorlanan çiftçilerimize ve esnafımıza rahat bir nefes aldıracağız. Kamu eliyle enerji yatırımlarını ‘girişimci devlet modeliyle’ birlikte belediye, kooperatif gibi kurumlar ve özel sektör ile iş birlikleri yapılarak hayata geçireceğiz. Enerji, lüks olmaktan çıkacak, sosyal temel bir hak olacak.”

Paylaşın

Bitcoin 29 Bin Doların Üzerinde; Solana, XRP Yüzde 4’e Kadar Yükseldi

Bitcoin (BTC) 29 bin 507 dolara yükselirken, Ethereum (ETH) ise bin 900 dolar seviyesinin üzerinde işlem görüyor. Solana ve XRP’de, yatırımcına kazandıran kripto para birimleri arasında yer aldı.

Haber Merkezi / Kripto para piyasaları haftanın son işlem gününde de dalgalı seyrini devam ettirdi.

Dünyanın en büyük kripto para birimi Bitcoin (BTC), yüzde 2,21 artışla 29 bin 507 dolara yükselirken, dünyanın en büyük ikinci kripto para birimi Ethereum (ETH) bin 900 dolar seviyesinin üzerinde işlem görüyor.

Diğer en iyi kripto para birimlerinden Solana, XRP yatırımcına kazandıran kripto para birimleri arasında yer aldı.

Bitcoin (BTC), son 24 saatte yüzde 35,61 düşüşle yaklaşık 22,95 milyar dolar olarak gerçekleşirken, piyasa değeri de 571 milyar dolar civarında.

Küresel kripto para piyasası değeri ise, son 24 saatte yüzde 1,71 artarak 1,21 trilyon dolar civarında.

Tüm stabilcoinlerin hacmi 40.51 milyar dolar ve bu, toplam kripto pazarının 24 saatlik hacminin %87.47’si.

Bazı kripto para birimlerinde son durum ise şöyle:

Bitcoin 29.507 dolar, değer kazancı yüzde 2,21

Ethereum 1.917 dolar, değer kazancı yüzde 1,85

Bağlantı 1,00 dolar, değer kaybı yüzde 0,01

BNB 325 dolar, değer kaybı yüzde 1,56

XRP 0,4744 dolar, değer kazancı yüzde 2,87

Cardano 0,4094 dolar, değer kaybı yüzde 0,16

Dogecoin 0,08047 dolar, değer kazancı yüzde 1,15

Poligon 1,01 dolar, değer kazancı yüzde 1,87

Solana 22,49 dolar, değer kazancı yüzde 3,77

Puantiyeli 5,93 dolar, değer kazancı yüzde 0,53

Shiba Inu 0,00001029 dolar, değer kazancı yüzde 0,55

Litecoin 89,55 dolar, değer kazancı yüzde 0,56

Tron 0,06596 dolar, değer kazancı yüzde 0,77

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: Hizmet Üretici Enflasyonu Yüzde 73,55

Hizmet üretici enflasyonu, mart ayında bir önceki aya göre yüzde 2,30, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 20,15, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 73,55 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 88,55 arttı.

Haber Merkezi / Hizmet üretici enflasyonu, mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 62,06, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 89,25, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 72,31, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 79,50, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 93,87, idari ve destek hizmetlerde yüzde 85,55 yükseldi.

Hizmet üretici enflasyonu, mart ayında bir önceki aya göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 1,69, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 3,64, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 0,81, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 6,47, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 1,45, idari ve destek hizmetlerde yüzde 2,91 arttı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Hizmet Üretici Fiyat Endeksi Mart 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre, hizmet üretici fiyat endeksi (H-ÜFE) 2023 yılı Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 2,30, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 20,15, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 73,55 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 88,55 artış gösterdi.

Bir önceki yılın aynı ayına göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 62,06, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 89,25, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 72,31, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 79,50, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 93,87, idari ve destek hizmetlerde yüzde 85,55 artış gerçekleşti.

Bir önceki aya göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 1,69, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 3,64, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 0,81, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 6,47, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 1,45, idari ve destek hizmetlerde yüzde 2,91 artış gerçekleşti.

Yıllık H-ÜFE’ye göre 8 alt sektör daha düşük, 19 alt sektör daha yüksek değişim gösterdi.

H-ÜFE sektörlerinden su yolu taşımacılığı hizmetleri yüzde 15,21, hava yolu taşımacılığı hizmetleri yüzde 51,54, telekomünikasyon hizmetleri yüzde 53,45 ile yıllık bazda endekslerin en az arttığı alt sektörler oldu. Buna karşılık programcılık ve yayıncılık hizmetleri yüzde 128,96, istihdam hizmetleri yüzde 123,21, reklamcılık ve piyasa araştırması hizmetleri yüzde 121,63 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

Aylık H-ÜFE’ye göre 14 alt sektör daha düşük, 13 alt sektör daha yüksek değişim gösterdi.

H-ÜFE sektörlerinden istihdam hizmetleri yüzde 2,12, mimarlık ve mühendislik hizmetleri; teknik test ve analiz hizmetleri yüzde 1,94, bina ve çevre düzenleme (peyzaj) hizmetleri yüzde 1,44 ile endekslerin en fazla azalış gösterdiği alt sektörler oldu. Buna karşılık programcılık ve yayıncılık hizmetleri yüzde 10,88, bilimsel araştırma ve geliştirme hizmetleri yüzde 10,35, seyahat acentesi, tur operatörü, diğer rezervasyon hizmetleri ve ilgili hizmetler yüzde 7,32 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Mart Ayında Dış Ticaret Açığı 8,34 Milyar Dolar

Türkiye ekonomisi Mart ayında 8,34 milyar dolarlık dış ticaret açığı verdi. İhracat 2023 yılı Mart ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,4 artarak 23,6 milyar dolar, ithalat yüzde 3,4 artarak 31,9 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Haber Merkezi / İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 Mart ayında yüzde 73,2 iken, 2023 Mart ayında yüzde 73,9’a yükseldi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Dış Ticaret İstatistikleri Mart 2023 verilerini yayınladı. Buna göre, ihracat 2023 yılı Mart ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,4 artarak 23 milyar 595 milyon dolar, ithalat yüzde 3,4 artarak 31 milyar 936 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Genel ticaret sistemine göre ihracat 2023 yılı Ocak-Mart döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 2,5 artarak 61 milyar 558 milyon dolar, ithalat yüzde 11,1 artarak 96 milyar 250 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ihracat, 2023 Mart ayında yüzde 3,7 artarak 21 milyar 201 milyon dolardan, 21 milyar 977 milyon dolara yükseldi.

Mart ayında enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ithalat yüzde 14,2 artarak 21 milyar 427 milyon dolardan, 24 milyar 462 milyon dolara yükseldi.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç dış ticaret açığı Mart ayında 2 milyar 485 milyon dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret hacmi yüzde 8,9 artarak 46 milyar 439 milyon dolar olarak gerçekleşti. Söz konusu ayda enerji ve altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 89,8 oldu.

Mart ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 0,9 artarak 8 milyar 267 milyon dolardan, 8 milyar 341 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 Mart ayında yüzde 73,2 iken, 2023 Mart ayında yüzde 73,9’a yükseldi.

Ocak-Mart döneminde dış ticaret açığı yüzde 30,7 artarak 26 milyar 537 milyon dolardan, 34 milyar 692 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 Ocak-Mart döneminde yüzde 69,4 iken, 2023 yılının aynı döneminde yüzde 64,0’a geriledi.

Ekonomik faaliyetlere göre ihracatta, 2023 Mart ayında imalat sanayinin payı yüzde 94,9, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,3, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,3 oldu.

Ocak-Mart döneminde ekonomik faaliyetlere göre ihracatta imalat sanayinin payı yüzde 94,4, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,7, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,4 oldu.

Geniş ekonomik gruplar sınıflamasına göre ithalatta, 2023 Mart ayında ara mallarının payı yüzde 72,8, sermaye mallarının payı yüzde 14,9 ve tüketim mallarının payı yüzde 12,2 oldu.

İthalatta, 2023 Ocak-Mart döneminde ara mallarının payı yüzde 76,8, sermaye mallarının payı yüzde 12,5 ve tüketim mallarının payı yüzde 10,6 oldu.

Mart ayında ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 2 milyar 6 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 1 milyar 384 milyon dolar ile ABD, 1 milyar 191 milyon dolar ile İtalya, 1 milyar 130 milyon dolar ile Birleşik Krallık, 1 milyar 112 milyon dolar ile Irak takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 28,9’unu oluşturdu.

Ocak-Mart döneminde ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 5 milyar 528 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 3 milyar 656 milyon dolar ile ABD, 3 milyar 223 milyon dolar ile İtalya, 3 milyar 102 milyon dolar ile Rusya Federasyonu ve 2 milyar 933 milyon dolar ile Birleşik Krallık takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın %30,0’ını oluşturdu.

İthalatta Rusya Federasyonu ilk sırayı aldı. Mart ayında Rusya Federasyonu’ndan yapılan ithalat 3 milyar 863 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 3 milyar 787 milyon dolar ile Çin, 2 milyar 694 milyon dolar ile Almanya, 1 milyar 408 milyon dolar ile ABD, 1 milyar 393 milyon dolar ile İtalya izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 41,2’sini oluşturdu.

Ocak-Mart döneminde ithalatta ilk sırayı Rusya Federasyonu aldı. Rusya Federasyonu’ndan yapılan ithalat 13 milyar 77 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 10 milyar 444 milyon dolar ile Çin, 9 milyar 164 milyon dolar ile İsviçre, 6 milyar 582 milyon dolar ile Almanya, 3 milyar 702 milyon dolar ile ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 44,6’sını oluşturdu.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre; 2023 Mart ayında bir önceki aya göre ihracat yüzde 12,5 artarken, ithalat yüzde 7,0 azaldı. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise; 2023 yılı Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 4,7, ithalat yüzde 3,7 arttı.

Teknoloji yoğunluğuna göre dış ticaret verileri, ISIC Rev.4 sınıflaması içinde yer alan imalat sanayi ürünlerini kapsamaktadır. Mart ayında ISIC Rev.4’e göre imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 94,9’dur. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 4,0’dır. Ocak-Mart döneminde ISIC Rev.4’e göre imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 94,4’tür. Ocak-Mart döneminde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3,6’dır.

Mart ayında imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 79,5’tir. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 10,8’dir. Ocak-Mart döneminde imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 76,6’dır. Ocak-Mart döneminde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 10,2’dir.

Özel ticaret sistemine göre, 2023 yılı Mart ayında, ihracat bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 1,7 artarak 21 milyar 586 milyon dolar, ithalat yüzde 2,2 artarak 30 milyar 318 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Mart ayında dış ticaret açığı yüzde 3,3 artarak 8 milyar 452 milyon dolardan, 8 milyar 732 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 Mart ayında yüzde 71,5 iken, 2023 Mart ayında yüzde 71,2’ye geriledi.

Özel ticaret sistemine göre ihracat, 2023 yılı Ocak-Mart döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 0,8 azalarak 56 milyar 142 milyon dolar, ithalat yüzde 9,8 artarak 91 milyar 60 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Ocak-Mart döneminde dış ticaret açığı yüzde 32,5 artarak 26 milyar 345 milyon dolardan, 34 milyar 918 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 Ocak-Mart döneminde yüzde 68,2 iken, 2023 yılının aynı döneminde yüzde 61,7’ye geriledi.

Paylaşın