Mahsa Amini Eylemlerine Destek Veren İranlı Rapçiye İdam Cezası

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolara şarkılarıyla destek veren Toomaj Salehi,  idam cezasına çarptırıldı.

Haber Merkezi / Konuya ilişkin İran makamlarında henüz bir açıklama yapılmazken, Toomaj Salehi’nin avukatlarından Amir Raesian, şarkıcının idam cezasını temyize götüreceğini belirtti.

Toomaj Salehi ilk olarak Ekim 2022’de protestolara kamu önünde destek veren açıklamalarından sonra gözaltına alınmış ve birçok suçla itham edilmişti.

Salehi, gözaltına alınmasından sadece birkaç gün önce CBC News adlı haber kanalıyla yaptığı bir röportajda düzeni eleştiren videolar yayımlamanın “zor olduğunu ve kendisini rejim güçleri için bir hedef haline getirdiğini” söylemişti.

Röportaj sırasında Salehi, İranlıların “korkunç bir yerde yaşadığını” ve “gücüne, parasına ve silahlarına tutunmak için tüm ülkeyi öldürmeye hazır olan bir mafya ile baş etmeye çalıştığını” belirtmişti.

2022’deki eylemlerden önce de Salehi, muhalif bir isimdi ve konser vermesi yasaktı. Bunun yerine, şarkılarını sosyal medyadan paylaşıyordu.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete giden 22 yaşındaki Jîna Mahsa Amini, erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlâk polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

İran devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Amini’nin akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olmadığını açıkladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak, görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti ise konuyla ilgili açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Amini’nin ahlâk polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurmuştu.

Amini’nin gözaltında hayatını kaybetmesinin ardından başlayan ve kent kent yayılan  protestolar kısa süre içerisinde ülkenin her yerine yayılmıştı. Aylar süren protestolarda 71’i çocuk en az 600 kişi İran polisi tarafından öldürülmüş, onlarca kişi idam edilmiş, en az 20 bin kişi gözaltına alınmıştı.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Paylaşın

Filistin – İsrail Savaşı: Hamas, Silah Bırakma Koşulunu Açıkladı

Hamas’ın Siyasi Büro üyesi Halid Hayya, “İsrail’in 1967 öncesi sınırları boyunca, Batı Şeria ve Gazze’de tam egemen bir Filistin devletini ve uluslararası kararlarla uyumlu bir şekilde Filistinli mültecilerin geri dönüşünü kabul edeceklerini” kaydetti.

Bunun gerçekleşmesi durumunda Hamas’ın silahlı kanadının lağvedileceğini belirten el Hayya, “İşgalcilere karşı savaşmış kişiler bağımsızlıklarını, haklarını kazanıp kendi devletlerine sahip olduğunda şimdiye kadar yaşanmış deneyimlere bakın. Bu güçler ne yaptı? Siyasi partilere dönüştüler ve muharip güçleri milli ordular haline geldi” ifadelerini kullandı.

Hamas’ın üst düzey yöneticilerinden Siyasi Büro üyesi Halid Hayya, 1967 sınırları içinde bağımsız bir Filistin devletinin kurulması karşılığında silah bırakarak siyasi bir partiye dönüşmeye ve beş yıl ya da daha uzun süreliğine bir ateşkese hazır olduklarını açıkladı.

Katar, Mısır ve ABD arabuluculuğunda Gazze’de ateşkes ve İsrailli rehinelerin serbest bırakılması için yürütülen müzakerelerde Hamas heyetine başkanlık eden Hayya, Filistinli rakip grup El Fetih’in yönetimindeki Filistin Kurtuluş Örgütü’ne (FKÖ) katılmak ve Gazze ve Batı Şeria’da bir ulusal birlik hükümeti kurmak istediklerini kaydetti.

İstanbul’da Associated Press (AP) haber ajansına konuşan Hamas üst düzey yetkilisi, “İsrail’in 1967 öncesi sınırları boyunca, Batı Şeria ve Gazze’de tam egemen bir Filistin devletini ve uluslararası kararlarla uyumlu bir şekilde Filistinli mültecilerin geri dönüşünü kabul edeceklerini” kaydetti.

Bunun gerçekleşmesi durumunda Hamas’ın silahlı kanadının lağvedileceğini belirten el Hayya, “İşgalcilere karşı savaşmış kişiler bağımsızlıklarını, haklarını kazanıp kendi devletlerine sahip olduğunda şimdiye kadar yaşanmış deneyimlere bakın. Bu güçler ne yaptı? Siyasi partilere dönüştüler ve muharip güçleri milli ordular haline geldi” ifadelerini kullandı.

Bağımsız Filistin devletinin kurulması yoluyla Ortadoğu’da iki devletli çözümü reddeden İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun ise bu senaryoya sıcak bakması beklenmiyor. Filistinliler, İsrail’in 1967 yılındaki Altı Gün Savaşı’nda ele geçirdiği topraklar üzerinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir devlet kurmayı hedefliyor. İki devletli çözüm, ABD ve diğer Batılı ülkeler tarafından da destekleniyor.

Uluslararası toplum tarafından tanınan ve görüşmelerde muhatap alınan Filistin Özerk Yönetim Konseyi de Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’ü içeren bağımsız bir Filistin devleti kurulmasını hedefliyor. Özerk Yönetim’in merkezi Batı Şeria’daki Ramallah’ta bulunuyor.

Hayya’nın açıklamaları, Katar merkezli arabuluculuk çabalarının tıkandığı bir döneme ve Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’nin Cumartesi günü İstanbul’da Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşme sonrasına denk geldi. El Hayya’nın silah bırakma konusunu gündeme getirmesi, resmi olarak İsrail’i yok etme hedefi güden örgüt açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

Hamas, zaman zaman İsrail’in sınırlarıyla ilgili ılımlı söylemlerde bulunsa da resmi olarak “nehirden denize Filistin’in tam kurtuluşu” hedefini izliyor. “Nehirden denize” sloganı, Ürdün Nehri (Şeria) ile Akdeniz arasındaki bölgeyi kapsıyor ve İsrail topraklarını da içeriyor.

Müzakerelerde aylardır süren tıkanıklığın ardından Katar arabulucu rolünü yeniden gözden geçireceğini açıklamış, Hamas’ın üst düzey siyasi yöneticilerinin çoğu Katar’dan ayrılarak İstanbul’a geçmişti. Kendisi de İstanbul’da bulunan Hayya, Hamas’ın siyasi bürosunun kalıcı olarak taşınması için hazırlık yapıldığı iddialarını reddederek Katar’ın müzakerelerde arabulucu rolünü sürdürmesini istediklerini söyledi.

“Hedefimize ulaştık”

Hamas’ın İsrail topraklarına 7 Ekim’de düzenlediği ve çoğu sivil bin 200’e yakın kişinin öldüğü saldırılarla ilgili de konuşan Hayya, İsrail’in misilleme saldırılarında Gazze’nin ve sivil halkın karşılaştığı yıkıma rağmen 7 Ekim saldırılarından pişmanlık duymadıklarını söyledi.

Hamas militanlarının saldırılarda sivilleri hedef aldığını inkâr eden Hayya, “Operasyonun amacına ulaştığını ve Filistin davasını yeniden dünya kamuoyunun odağına yerleştirdiğini” kaydetti.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 34 Bin 262’ye Yükseldi

Filistin – İsrail savaşının 201. günü geride kalırken, Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 79 artarak 34 bin 262’ye yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 86 artarak 77 bin 229’a çıktı.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Batı Şeria’da ihlallerini artıran İsrail güçleri ile yasa dışı yerleşimcilerin saldırılarında son 200 günde 122’si çocuk, 4’ü kadın 487 kişi öldü, 4 bin 900 kişi yaralandı.

Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) Gazze’de İsrail askerleri tarafından basılan iki büyük hastanede ortaya çıkarılan toplu mezarlar için “açık, şeffaf ve güvenilir bir soruşturma” çağrısında bulundu.

BM sözcüsü Stephane Dujarric dün gazetecilere yaptığı açıklamada, güvenilir araştırmacıların bölgeye erişiminin olması gerektiğini söyledi ve daha fazla gazetecinin gerçekleri haberleştirmek için Gazze’de güvenli bir şekilde çalışabilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Turk, Gazze’deki Şifa Hastanesi’nin ve Han Yunus kentindeki Nasır Hastanesi’nin yıkılmasından ve İsrailliler ayrıldıktan sonra tesislerin içinde ve çevresinde toplu mezarların bulunmasından dehşete düştüğünü söyledi.

Ölümlerle ilgili bağımsız ve şeffaf soruşturmalar yapılması çağrısında bulunan Turk, “hüküm süren cezasızlık ortamı göz önüne alındığında, bunun uluslararası araştırmacıları da içermesi gerektiğini” dedi.

Turk, “Hastaneler uluslararası insancıl hukuk kapsamında çok özel bir koruma hakkına sahiptir. Sivillerin, tutukluların ve ‘hors de combat’ (çatışmaya giremeyecek durumda) olan diğer kişilerin kasıtlı olarak öldürülmesi bir savaş suçudur” ifadelerini kullandı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Vedant Patel, dün yaptığı açıklamada hastanelerdeki toplu mezarlarla ilgili haberleri “son derece rahatsız edici” olarak nitelendirdi ve ABD’li yetkililerin İsrail hükümetinden bilgi istediğini söyledi.

Almanya’dan dikkat çeken adım

Ayrıca Almanya, Birleşmiş Milletler’in Gazze’deki Filistinli mülteciler ajansı (UNRWA) ile işbirliğini yeniden kuracağını duyurdu.

Alman Dışişleri Bakanlığı ile Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Bakanlığı tarafından yapılan ortak açıklamada, “Alman hükümeti, örneğin Avustralya, Kanada, İsveç ve Japonya’nın yaptığı gibi, Gazze’de UNRWA ile işbirliğini kısa süre içinde sürdürecektir.” denildi.

İsrail’in UNRWA’ya yönelik iddialarını yoğun bir şekilde ele aldığını belirten hükümet bu karar öncesinde İsrail hükümeti, Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası bağışçılarla yakın temas halinde olduğunu bildirdi.

Açıklamada, diğer uluslararası yardım kuruluşlarının UNRWA’nın Gazze’deki operasyonel yapılarına bağımlı olduğu ve Gazze’deki durum göz önüne alındığında insani yardımın sağlanmasının “her zamankinden daha önemli” olduğu belirtildi.

Almanya, İsrail’in bazı UNRWA çalışanlarının Hamas ile bağlantıları olduğu yönündeki iddialarının ardından ajansla ilişkilerini kesen ülkeler arasında yer alıyordu.

UNRWA, BM’nin üst düzey yetkililerince, Gazze’deki yardım operasyonlarının bel kemiği olarak görülüyor. Ancak bu yılın başlarında, İsrail’in UNRWA’nın 12 çalışanının Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırılarına katıldığını iddia etmesinin ardından kuruluşla ilgili inceleme başlatılmıştı. İsrail’in suçlamalarından sonra 16 ülke, UNRWA’ya fon desteğini durdurmuş ya da askıya almıştı.

Hizbullah’tan saldırı açıklaması

Diğer yandan Hizbullah’la İsrail arasındaki çatışmalar da sürüyor. Lübnan’daki İran destekli Hizbullah Hareketi’nden yapılan açıklamada, Lübnan’ın güneyinde sivillerin ölümüne neden olan dünkü İsrail saldırısına karşılık bugün sınır bölgesinde bulunan yerleşim biriminin hedef alındığı belirtildi.

Açıklamada, İsrail’in sınır hattı üzerinde yer alan Şumira yerleşim birimine onlarca katyuşa füzesi fırlatıldığı ifade edildi.

Ayrıca İsrail’in Er-Rahib askeri mevziisinin de topçu atışlarıyla vurulduğu kaydedildi. İsrail ordusundan yapılan açıklamada, Lübnan’dan gelen birkaç saldırı üzerine Teyrharfa bölgesindeki Hizbullah hedeflerinin savaş uçaklarıyla vurulduğu belirtildi.

Açıklamada, Lübnan’ın Merkaba, Ayta eş-Şaab ve Mervahin beldelerindeki Hizbullah’a ait askeri altyapıların savaş uçaklarıyla hedef alındığı kaydedildi.

İsrail ordusuna ait savaş uçakları, dün Lübnan’ın güneyindeki Hanine beldesinde yer alan iki katlı bir binaya hava saldırısı düzenlemişti. Saldırıda bir kadın ve bir çocuk hayatını kaybetmiş, 6 sivil de yaralanmıştı.

Paylaşın

ABD’den Gazze’de ‘Kıtlık Riski’ Uyarısı

Filistin – İsrail savaşının 201. günü geride kalırken, ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan Gazze Şeridi’nde, özellikle de bölgenin kuzeyinde kıtlık riskinin “çok yüksek” olduğu açıklaması geldi.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 32 artarak 34 bin 183’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 59 artarak 77 bin 143’e çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

VOA Türkçe’nin aktardığına göre; ABD’nin Ortadoğu’da insani meselelerden sorumlu özel temsilcisi David Satterfield, Washington’da gazetecilere yaptığı açıklamada, Gazze’de, özellikle de bölgenin kuzeyinde kıtlık riskinin “çok yüksek” olduğunu söyledi.

Satterfield, İsrail’in son haftalarda Gazze’ye yardımların girişine izin verme konusunda önemli adımlar attığını belirtti ancak hala yapılması gerekenlerin olduğuna da dikkat çekti. Satterfield, Washington’un, İsrail’in attığı adımlardan memnun olup olmadığı konusunda net bir ifade kullanmazken, “İsrail son iki buçuk haftada önemli adımlar attı. Hala yapılması gereken çok fazla iş var ama ilerleme kaydedildi” dedi.

Başkan Joe Biden bir süre önce yaptığı açıklamada, Gazze’deki insani krizi hafifletmek için harekete geçilmesi çağrısında bulunmuş, “net, somut ve ölçülebilir” bir dizi adımın hayata geçirilmemesi halinde ABD’nin yakın müttefiki İsrail’e desteğinin koşullara bağlanabileceği uyarısında bulunmuştu.

Birleşmiş Milletler, İsrail’in Gazze’yi yöneten militan grup Hamas’a karşı hava ve kara saldırılarına başlamasından bu yana geçen 6 aylık sürede yardımların bölgeye iletilmesi ve halka dağıtımında engellerle karşılaştığını uzun süredir dile getiriyor.

İsrail’in askeri harekatı 2,3 milyon nüfuslu Gazze’nin büyük kısmını enkaza çevirdi ve bölgede Ekim ayından bu yana insani bir felaket yaşanıyor. Savaş, Hamas militanlarının sınırı geçerek İsrail’in güneyindeki yerleşim birimlerine saldırması ve İsrail’in Gazze’de misilleme saldırıları düzenlemesiyle başlamıştı.

Satterfield, “Hamas’ın insani yardım çabaları”yla ilgili bir soru üzerine, “Hamas 17 yıl boyunca Gazze halkı için sağlanan her türlü kaynağı, kendi çıkarlarını korumak ve ilerletmek amacıyla insani yardım tesislerinin altına gömülü bir askeri tesisler ve tüneller ağı inşa etmek için harcadı. Hamas, 7 Ekim’de düzenlediği acımasız katliamın ardından binlerce masum Gazzeli’yi kurban etti. Hamas’ın insani yardım politikası, insani yardımın tam tersidir;
masum sivilleri kendi terörist askeri güçleri ve tesislerini korumak amacıyla kalkan olarak kullanmak ve her şeyden önce Filistinliler’i ve onların geleceklerini kurban eden komplo ve planlamalar yapmaktır” diye konuştu.

“Gazze’ye giren kamyon sayısı ortalama 200”

BM Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşu (UNRWA) Başkanı Philippe Lazzarini, Nisan ayı başından bu yana Gazze’ye bir günde giren kamyonların ortalama sayısının 200 olduğunu, Pazartesi günü ise 316 ile bu sayının zirveye ulaştığını açıkladı.

Lazzarini gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bunun insan ürünü bir sorun olduğunu, sadece siyasi irade ve kararlarla çözülebileceğini her zaman vurguladık. Son birkaç gün, bunun mümkün olduğunu gösteriyor. Bunu ne kadar sürdürürsek, o kadar olumlu etki yaratırız” diye konuştu. Lazzarini ayrıca, havaların ısınmasıyla salgın hastalıkların ortaya çıkmasını önleme çabası kapsamında, özellikle Gazze’nin güneyinde çöplerin toplanmasına odaklandıklarını belirtti.

UNRWA, BM’nin üst düzey yetkililerince, Gazze’deki yardım operasyonlarının bel kemiği olarak görülüyor. Ancak bu yılın başlarında, İsrail’in UNRWA’nın 12 çalışanının Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırılarına katıldığını iddia etmesinin ardından kuruluşla ilgili inceleme başlatılmıştı. İsrail’in suçlamalarından sonra 16 ülke, UNRWA’ya fon desteğini durdurmuş ya da askıya almıştı.

Lazzarini, UNRWA’nın Haziran ayına kadar faaliyetlerinin masraflarını karşılayabilecek bütçeye sahip olduğunu belirtti. Bununla birlikte, UNRWA’nın yılda 300 ila 400 milyon dolarla en büyük destekçisi olan ABD’nin mali desteği, Kongre’nin kararıyla en erken Mart 2025’e kadar askıya alınmıştı.

Lazzarini, “Bu kalıcı bir askıya almaysa, kurum üzerinde kalıcı bir etkisi olacaktır. Eğer geçici bir askıya almaysa, bazı bağışçıların devreye girmesiyle geçici bir çözüm bulabileceğimizi düşünüyorum” dedi. UNRWA Başkanı, son altı ay içinde internet üzerinden yapılan bağışlar aracılığıyla 100 milyon dolar topladıklarını da belirtti.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 34 Bin 183’e Yükseldi

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 200. günü geride kalırken Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı son 24 saatte 32 artarak 34 bin 183’e yükseldi. 

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 59 artarak 77 bin 143’e çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan İsrail ordusunun Refah’a saldırı hazırlığında olduğu yönünde işaretler devam ederken uydu fotoğrafları ile Gazze Şeridi’ndeki Han Yunus yakınlarında yeni bir çadır kompleksinin inşa edildiği bildirildi. Çadır alanı kurulumu, son haftalarda İsrail askeri operasyonlarının hedefi olan Han Yunus yakınlarında yapılıyor.

İsrail, yedinci ayına giren savaş sırasında yüz binlerce insanın sığındığı kente yönelik bir saldırı sırasında Refah’taki sivilleri tahliye etmeyi planladığını duyurdu. İsrail’den kampın koşulları ve kapsamına ilişkin henüz resmi bir açıklama gelmedi.

Savaş, Hamas ve diğer militanların çoğunluğu sivil olmak üzere yaklaşık bin 200 kişiyi öldürdüğü ve yaklaşık 250 rehineyi kaçırdığı, 7 Ekim’de İsrail’e düzenlenen baskınla başlamıştı. İsrail, Hamas’ın hâlâ 100 civarında rehineyi ve 30’dan fazla kişinin cenazesini elinde tuttuğunu söylüyor.

Gazze’de 6 ayın bilançosu

İsrail, resmi verilerine göre 1200 kişinin öldüğü 260 kişinin de rehin alındığı 7 Ekim Hamas saldırısına misilleme olarak başlattığı hava ve kara operasyonlarında 6. ayına girdi.

Birleşmiş Milletler (BM) kıtlık uyarısını yineledi ve Gazze’ye yardım ulaştırılması ve dağıtılması önündeki engelleri eleştirdi. Kıtlık tehlikesi ABD’nin de dikkat çektiği bir konu.

İsrailli yetkililer Gazze’ye yardım erişimini arttırdıklarını ve gecikmelerden sorumlu olmadıklarını söylüyor. Gazze içindeki yardım dağıtımını BM insani yardım kuruluşları sorumluluğunda olduğunu da savunuyor. İsrail Hamas’ı yardımları çalmakla suçluyor. Hamas bu suçlamaları reddediyor.

Gazze’de son olarak Amerika merkezli sivil toplum kuruluşu World Central Kitchen gönüllüsü 7 kişi hayatını kaybetti. Kurucu Amerikalı ünlü şef Jose Andres, İsrail saldırısının World Central Kitchen yardım kuruluşuna ait konvoyu sistematik bir şekilde “araç araç kasıtlı olarak hedef aldığını” söyledi.

Gönüllü kuruluşun konvoyunda hayatını kaybedenler arasında Avustralya, İngiltere ve ABD vatandaşları da bulunuyordu.

İsrail ordusu, konvoydaki araçların ayrıntılarını içeren mesajı gözden kaçırdıklarını, konvoydaki kişilerden birinde silah olduğu gerekçesiyle yanlışlıkla vurduklarını savundu. Ancak insan hakları grupları ve yardım çalışanları bunun sık rastlanılan bir durum olduğunu iddia ediyor.

İsrail’in 7 Ekim terör saldırılarının ardından Hamas’ı yok etme çabasında, ordunun neyi hedef aldığı ve kaç sivilin ölümüne izin vereceğini belirleme konusunda kendisine geniş bir hareket alanı tanıdığını söylüyor.

Hamas kontrolündeki Gazze Sağlık Bakanlığı’na göre İsrail saldırılarında üçte ikisi kadın ve çocuklardan oluşan 33 binden fazla Filistinli öldürüldü. Bu sayı siviller ve Hamas mensupları arasında ayrım yapılmadığını ortaya koyuyor.

İsrail’in gerçekleştirdiği binlerce saldırının yanısıra kara operasyonlarındaki bombardımanlarda hedefin yanlış tespit edilip edilmediğini bilmek imkansız.

Neredeyse her gün, içinde Filistinli ailelerin bulunduğu binalar vuruluyor, kadınlar erkekler ve çocuklar öldürülüyor. Hedefle ilgili hiçbir açıklama yapılmıyor ya da saldırının orantısız olup olmadığı konusunda bağımsız bir hesap sorma mekanizması yok.

İsrailli insan hakları grubu B’Tselam sözcüsü, World Central Kitchen saldırısının sadece yabancılar öldürüldüğü için dünyanın dikkatini çektiğini söyledi.

Filistinli tanıklar aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu kişilerin beyaz bayrak taşırken İsrail’in hedef olduğunu anlatıyor. El Cezire haber kanalı tarafından Mart ayında yayınlanan görüntülerde Gazze sahilinde yürüyen ve ellerinde beyaz bayrak bulunan iki Filistinlinin öldüğü bir kişinin de yaralandığını saldırıyı İsrail ordusu kabul etmişti.

Aralık ayında Maghazi kampında en az 68 kişinin ölümüne neden olan saldırıda hedefin yakınlarındaki binaların da vurulduğunu ve muhtemelen sivillere de zarar verdiği İsrail Ordusu tarafından kabul edilmişti.

İsrail Ordusu ayrıca Gazze’de Hamas esaretinden kurtulan ve elinde beyaz bayrak sallayan üç İsrailli rehinenin de yanlışlıkla vurularak öldürüldüğünü kabul etti.

Sınır Tanımayan Doktorlar grubunun bombalandığı saldırının soruşturmasında yer alan eski İngiliz Ordusu mensubu Chris Cobb-Smith, İsrail ordusunun son derece pervasız davranışlardan oluşan tutarlı bir model izlediğini savundu.

Eski bir İngiliz istihbarat subayı olan Cristal Lincoln-Jones ise AP haber ajansına yaptığı açıklamada İsrail’in savaş kurallarına uymadığını şu sözlerle savundu: “Bunu bir NATO insansız hava aracı pilotunun yapmasına imkan yok. Bu eylem, yargılanma hatta hapis cezası ihtimali ile karşı karşıya kalmayı gerektirebilir.”

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 34 Bin 151’e Yükseldi

Filistin – İsrail savaşının 199. günü geride kalırken Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı son 24 saatte 54 artarak 34 bin 151’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 151’e artarak 77 bin 84’e çıktı.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan İsrail askerleri sürpriz bir baskınla Han Yunus’un doğusuna tekrar girdi. Gazze Şeridi’nin güneyindeki kentin merkez hastanesinin bulunduğu ve Filistinli yetkililerin toplu mezar olduğunu ileri sürdüğü yerden çok sayıda ceset çıkarıldığı bildiriliyor.

Gazze Şeridi’nin daha güneyinde bulunan ve 2,3 milyonluk Gazze nüfusunun yarısının sığındığı Refah’a ve Gazze’nin çeşitli bölgelerine yeni hava saldırıları düzenlendiği bildiriliyor.

İsrail, yedi aydır devam eden savaşın en yoğun çatışmalarının yaşanmasının ardından bu ay kara birliklerini aniden Gazze Şeridi’nin güneyinden çekmişti. Bölgeden kaçan Filistinliler yıkıntıların arasındaki evlerine geri dönmeye başlamıştı.

Ayrıca İsrail ordusu, Hamas’ın 7 Ekim’deki İsrail saldırısındaki başarısızlığı nedeniyle askeri istihbarat şefi Aharon Haliva’nın istifa ettiğini duyurdu.

İsrail askeri istihbaratının başındaki Aharon Haliva, Hamas’ın çoğu sivil bin 200 kişinin ölümüne ve yaklaşık 250 kişinin esir alınmasına yol açan ve Gazze’de Hamas’a karşı altı ay süren savaşın fitilini ateşleyen 7 Ekim 2023’teki saldırının ardından istifa eden ilk üst düzey İsrailli isim oldu.

Tümgeneral Haliva istifa mektubunda, “Komutam altındaki istihbarat birimi misyonunu yerine getiremedi. Savaşın acısını sonsuza kadar taşıyacağım. Artık sorumluluğu kabul edip görevimi sonlandırmak istiyorum” ifadesini kullandı.

Haliva Ekim ayındaki saldırıdan kısa bir süre sonra yaptığı açıklamada da saldırıyı engelleyemediği için suçu üstlendiğini söylemişti. İsrail ordusundan yapılan açıklamada genelkurmay başkanının Haliva’nın istifa talebini kabul ettiği ve kendisine hizmetlerinden dolayı teşekkür ettiği belirtildi.

İsrail ordusu tarafından geçen ay başında yapılan yazılı açıklamada, 7 Ekim saldırısıyla ilgili yeterli tedbirleri almadığı düşünülen askeri birimlerin kendi içlerinde soruşturmalar yürütüleceği kaydedilmişti. Soruşturmaların, Mart 2018’den 10 Ekim 2023’e kadar 5 yıllık zaman dilimindeki ordu içindeki operasyonel başarısızlıklara odaklanacağı aktarılmıştı.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, saldırıların ardından kendisine önceden bu yönde bir bilgi iletilmediğini belirterek ordu ve istihbaratı saldırılardan sorumlu tutmuş, ancak gelen tepkilerin ardından sosyal medyada bu yönde yaptığı paylaşımı silmişti.

Saldırılarla ilgili şimdiye kadar sorumluluk kabul etmeye yanaşmayan Netanyahu, 7 Ekim saldırılarıyla ilgili kapsamlı bir soruşturma açılması taleplerini, şu an savaşın içinde bulunulduğu gerekçesiyle geri çeviriyor, soruşturmanın savaşta nihai zafer kazanıldıktan sonra başlatılmasını savunuyor.

Paylaşın

Suriye Devlet Başkanı Esad: ABD’yle Görüşüyoruz

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, “Amerika şu anda topraklarımızın bir kısmını hukuka aykırı olarak işgal ediyor, terörizmi finanse ediyor ve topraklarımızı işgal eden İsrail’i destekliyor” dedi ve ekledi:

“Ama zaman zaman onlarla görüşüyoruz, her ne kadar bu toplantılar bizi bir yere götürmese de her şey değişecek.”

Abhazya Dışişleri Bakanı Ardzınba, Suriye Devlet Başkanı Esad’la Rusya Devlet Televizyonu için bir söyleşi gerçekleştirdi.

Rusya Devlet Televizyonu Kanal 1’de dün yayımlanan söyleşide Esad, “Amerika şu anda topraklarımızın bir kısmını hukuka aykırı olarak işgal ediyor, terörizmi finanse ediyor ve topraklarımızı işgal eden İsrail’i destekliyor. Ama zaman zaman onlarla görüşüyoruz, her ne kadar bu toplantılar bizi bir yere götürmese de her şey değişecek” ifadelerini kullandı.

Görüşmelerde kimlerin yer aldığı ya da neler konuşulduğuna dair daha fazla ayrıntı vermeyen Esad, “Batı’yla diyaloğu yeniden kurma olasılığı var mı”, sorusunu şöyle yanıtladı: Umut her zaman oradadır, denememiz gereken bir sonuç olmayacağını bilsek bile. Siyaset mümkün olanı yapma sanatıdır. Onlarla ilgili kötü düşüncelerimize rağmen çalışmalı ve onlara haklarımızdan vazgeçmeyeceğimizi anlatmalıyız. Onlarla ancak eşitlik temelinde işbirliği yapacağız.

Uzun süre Batı’da yaşadığını belirten Esad, sözlerine şöyle devam etti: Onların bilimsel ve kültürel başarılarına saygı duyuyorum ve bu başarılar sayesinde güçlendiler. Ancak güç onları yozlaştırdı ve siyasi sınıfta yozlaşma ortaya çıktı. Kişisel kariyerleriyle daha fazla ilgilenmeye başladılar ve artık halklarını umursamadılar. Ve medyaları aileyi yok eden ve insanları çevrelerinden soyutlayan bir sanal gerçeklik yaratıyor. Bütün bunlar onları gelecekte başarılarına odaklanmaya itebilir.

ABD, 2011’de Suriye iç savaşının başlamasıyla Esad yönetimiyle bütün diplomatik bağlarını koparmış ve Suriye’ye yaptırımlar uygulamaya başlamıştı. ABD’nin bu kararının ardından pek çok Batılı ülke ve bazı Arap ülkeleri de Suriye’yle ilişkilerini kesmişti.

Diğer yandan Suriye geçen yıl Arap dünyasıyla ilişkileri yeniden kurmaya yöneldi. 11 yıl aradan sonra Aralık 2023’te Suudi Arabistan’a büyükelçi atayan Suriye, ABD’nin müttefiki zengin Körfez ülkeleriyle Suriye’nin yeniden inşasını finanse edebilecekleri umuduyla daha iyi ilişkiler kurmaya çalıştı.

Ancak, ABD’nin başını çektiği Batı dünyasının yaptırımları bu ilişkilerin ilerlemesinin engeli olarak görülüyor. ABD, 2020’de Suriye hükümetiyle herhangi bir finansal ya da teknolojik işbirliği yapan kişi veya kuruluşların yaptırma tutulmasını içeren Sezar Yasası’nı çıkarmıştı. Yasaya göre, ilgili kişi ya da kuruluşun ABD’deki mal varlığı dondurulabiliyor ve ABD’den vize alması yasaklanıyor.

Esad’la söyleşiyi gerçekleştiren Ardzınba’nın Dışişleri Bakanlığı görevini üstlendiği Abhazya Cumhuriyeti, Rusya, Nikaragua, Venezuela, Nauru ve Suriye tarafından bağımsız devlet olarak tanınıyor ancak Birleşmiş Milletler’de bağımsız bir devlet olarak kabul edilmiyor. Abhazya, 1994’te Rusya’nın desteğiyle Gürcistan’dan bağımsızlığını ilan etmişti.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

ABD’nin Suriye’deki Askeri Üssüne Roketli Saldırı

ABD’li bir yetkili, Irak’tan Suriye’nin Rumeylan kentindeki koalisyon üssünde bulunan askerlere beşten fazla roket atıldığını ancak hiçbir ABD personelinin yaralanmadığını söyledi.

Yetkili olayı “başarısız bir roket saldırısı” olarak nitelendirdi. Yetkili, bunun ardından Irak ve Suriye’de ABD öncülüğündeki koalisyona ait bir uçağın fırlatma rampasına yönelik bir saldırı gerçekleştiğini söyledi.

Irak’ın Zummar kasabasından Suriye’nin kuzeydoğusundaki bir ABD askeri üssüne en az beş roket fırlatıldı. Saldırı, Irak’taki İran destekli grupların ABD birliklerine yönelik saldırılarını durdurduğu Şubat başından bu yana gerçekleşen ilk saldırı.

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani iki gün önce Beyaz Saray’da Başkan Joe Biden ile biraraya gelmişti.

İran tarafından desteklenen Iraklı Şii paramiliter grubu Kataib Hizbullah’a bağlı bir Telegram grubunda yapılan paylaşımda, Irak’taki silahlı grupların, ülkedeki ABD öncülüğündeki askeri koalisyonu sona erdirmeye yönelik görüşmelerde çok az ilerleme kaydedilmesi üzerine yaklaşık üç aylık bir aradan sonra saldırılara yeniden başlama kararı aldığı belirtildi.

Kataib Hizbullah’a yakın bir başka popüler Telegram grubu Sabreen News, daha sonra İran destekli grup tarafından resmi bir açıklama yapılmadığını söyledi.

İsminin açıklanmaması kaydıyla Reuters’a konuşan ABD’li bir yetkili, Irak’tan Suriye’nin Rumeylan kentindeki koalisyon üssünde bulunan askerlere beşten fazla roket atıldığını ancak hiçbir ABD personelinin yaralanmadığını söyledi.

Yetkili olayı “başarısız bir roket saldırısı” olarak nitelendirdi ancak roketlerin üsse isabet edip etmediği ya da ulaşmadan imha edilip edilmediği hemen anlaşılamadı. Hedefin, üssün kendisi olup olmadığı da net değildi.

Yetkili, bunun ardından Irak ve Suriye’de ABD öncülüğündeki koalisyona ait bir uçağın fırlatma rampasına yönelik bir saldırı gerçekleştiğini söyledi.

Irak’taki iki güvenlik kaynağı ve üst düzey bir ordu yetkilisi, arkasında roketatar bulunan küçük bir kamyonun, Suriye sınırındaki Zummar kasabasında park halinde olduğunu söyledi.

Bir ordu yetkilisi, imha edilen kamyona daha detaylı inceleme için el konulduğunu ve ilk incelemelere göre kamyonun bir hava saldırısı sonucu imha edildiğini söyledi.

Yetkili, “Bu saldırıyla ilgili bilgileri paylaşmak üzere Irak’taki koalisyon güçleriyle iletişim halindeyiz” diye ekledi.

Güvenlik bilgilerini yaymaktan sorumlu resmi bir kurum olan Irak Güvenlik Medya Hücresi yaptığı açıklamada, Irak güçlerinin Suriye sınırı yakınlarında failleri hedef alan “geniş çaplı bir arama ve inceleme operasyonu” başlattığını ve onları adalete teslim etme sözü verdiğini söyledi.

Saldırılar, 20 Nisan’da erken saatlerde Irak’taki bir askeri üste meydana gelen büyük bir patlamada Irak güvenlik gücülerine mensup bir kişinin ölmesinin ardından geldi.

Kuvvet komutanı bunun bir saldırı olduğunu söylerken, ordu olayın soruşturulduğunu ve o sırada gökyüzünde herhangi bir savaş uçağının bulunmadığını açıkladı.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

ABD’den İsrail, Ukrayna Ve Tayvan’a 95 Milyar Dolarlık Yardım

ABD Temsilciler Meclisi, Ukrayna, İsrail ve Tayvan’a güvenlik yardımı sağlayan 95 milyar dolarlık bir yasa paketini kabul etti. Yasa paketinin ABD Senatosu’nda onaylanarak ABD Başkanı Joe Biden’ın imzasına sunulması bekleniyor.

Haber Merkezi / Yardım paketi, ABD silahlarının, stoklarının ve tesislerinin ikmali için 23 milyar dolar da dahil olmak üzere Ukrayna 60,84 milyar dolar; 9,1 milyar doları insani ihtiyaçlar için olmak üzere İsrail için 26 milyar dolar ve Tayvan dahil Hint-Pasifik bölgesi için 8,12 milyar dolar ayrılmasını öngörüyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Bugün Temsilciler Meclisi’nden geçen hayati önem taşıyan ABD yardım tasarısı, savaşın yayılmasını önleyecek, binlerce hayat kurtaracak ve her iki ulusun daha güçlü olmasına yardımcı olacak” dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise yardım paketinin ABD Temsilciler Meclisi’nde onaylanmasının ardından teşekkür mesajı yayımladı.

Netanyahu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, tasarının ABD Kongresi’nde “ezici çoğunlukla” kabul edilmesinin, İsrail’in ABD’de her iki parti tarafından da desteklendiğini gösterdiğini ve “Batı medeniyetinin savunulması” anlamına geldiğini ifade etti.

Beyaz Saray yaptığı açıklamada, “Dünya Kongre’nin ne yaptığını izliyor” demişti. Beyaz Saray’ın açıklamasında, “Bu yasa tasarısını geçirmek, çok önemli bir anda Amerikan liderliğinin gücü hakkında güçlü bir mesaj gönderecektir. Yönetim, Kongre’nin her iki kanadını da bu ek finansman paketini hızla Başkan’ın masasına göndermeye çağırıyor” denilmişti.

Geçen yıldan bu yana Kongre’ye Ukrayna’ya yapılacak ek yardımı onaylaması yönünde çağrıda bulunan Biden da bir açıklamada bulundu. Biden, “Bu yardım, İsrail’in İran’ın eşi benzeri görülmemiş saldırılarıyla karşı karşıya olduğu ve Ukrayna’nın Rusya’nın devam eden bombardımanı altında olduğu bu çok acil bir zamanda geliyor” dedi.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 34 Bin 97’ye Yükseldi

Filistin – İsrail savaşının 198. günü geride kalırken Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı son 24 saatte 48 artarak 34 bin 097’ye yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 97 artarak 76 bin 980’e çıktı.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan İsrail, Batı Şeria’nın güneyindeki El-Halil kasabası yakınlarında bir kontrol noktasına bıçak ve silahla saldıran iki Filistinli’yi öldürdü. Filistin sağlık yetkilileri, öldürülen iki kişinin 18 ve 19 yaşlarında aynı aileden olduklarını söyledi. İsrail ordusu olayda hiçbir İsrail askerinin yaralanmadığını açıkladı.

Bu arada Filistin Kızılayı, İsrail’in Batı Şeria’daki Nur Şems mülteci kampına yönelik Perşembe günü geç saatlerindeki baskın sonrasında toplam 14 cesedin bulunduğunu söyledi. Ölenler arasında İslami Cihad örgütünden üç militan ve 15 yaşında bir erkek çocuk da yer alıyor.

İsrail ordusu ise kampta 10 militanın öldürüldüğünü ve sekiz şüphelinin tutuklandığını açıklamıştı. Baskında dokuz İsrail askerinin yaralandığı da gelen bilgiler arasında.

Filistin sağlık yetkililerine göre Gazze’deki savaşın başlangıcından bu yana Batı Şeria’da İsrail askerleri ve yerleşimciler tarafından en az 469 Filistinli öldürüldü.

Ayrıca İsrail’de Başbakan Binyamin Netanyahu ve hükümetine karşı protesto gösterileri düzenlendi. Tel Aviv, Kudüs ve diğer kentlerdeki protestolara katılanlar erken seçim çağrısı yaptı.

Dünyanın dört bir yanında Filistin destekçileri yürüyüş düzenledi. Filistin destekçileri, İsrail’e savunma yardımını da içeren ABD dış yardım tasarısının onaylanmasına tepki olarak başkent Washington DC’deki Kongre Binası önünde protesto düzenledi.

ABD’nin Kaliforniya eyaletine bağlı San Francisco Körfezi’nde bulunan San Jose kentinde bir araya gelen bir grup İran ve Filistin yanlısı gösterici, İsrail’in İran ve Gazze’ye yönelik saldırılarını kınamak üzere bir araya geldi.

ABD’nin Illinois eyaletindeki Chicago kentinde Filistin’e destek gösterisi düzenlendi. Filistin bayrakları ve pankartlar taşıyan protestocular, İsrail aleyhine sloganlar attı.

İtalya’nın Milano kentinde Filistin’e destek gösterisi düzenlendi. Göstericiler, ellerinde bayrak ve pankartlarla Filistin’e destek mesajı verdi.

İspanya’nın başkenti Madrid’de Filistin’e destek yürüyüşü düzenlendi. Filistin bayrakları ve pankartlar taşıyan protestocular, İsrail aleyhine sloganlar attı.

Paylaşın