Ortadoğu Kendi ‘NATO’sunu Mu Kuracak?

Ortadoğu’da yeni bir askeri ittifak kurulacağı iddiaları ortaya atılıyor. Olası bir “Arap NATO”sunun içinde İsrail’in de yer alması muhtemel. Geçen hafta Ortadoğu’da NATO benzeri bir askeri ittifak kurulursa bunu destekleyeceğini söyleyen Ürdün Kralı’nın yaptığı bu açıklama manşetlerdeydi.

Ürdün Kralı 2’nci Abdullah, ABD yayın organı CNBC’ye yaptığı açıklamada, “Ortadoğu NATO’sunu destekleyecek ilk insanlardan biri ben olurum” dedi.

“Hepimiz bir araya gelip ‘Birbirimize nasıl yardımcı olabiliriz?’ diyoruz. Ki bence bu, bu bölge için çok sıra dışı” diye ekledi.

“Arap NATO’su” kurulmasına yönelik ifadeler başka çevrelerden de geldi.

Ürdün Kralı’ndan önce İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz da İsrail’in, ABD öncülüğünde kurulan “Ortadoğu Hava Savunma İttifakı” adlı bir oluşuma katıldığını açıkladı.

Gantz, bu oluşumda başka hangi ülkelerin olduğuna dair bilgi vermedi.

Reuters ve Associated Press dâhil uluslararası medya organları, İsrail’in duyurduğu bu oluşumu ya da ismini teyit edemedi.

Bu haftanın başındaysa Wall Street Journal gazetesi; İsrail, Suudi Arabistan, Katar, Ürdün, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn’den askeri yetkililerin savunma alanında işbirliğini ele almak üzere Mısır’da gizli görüşmeler gerçekleştirdiğini bildirdi.

Zamanlama

Arap NATO’sunun kurulması için bazı iyi sebepler var. Kahire’deki El Ahram Siyasi ve Politik Çalışmalar Merkezi’nden uzman Ahmed el Said Ahmed, Ortadoğu’da güvenliğin ana garantörü olarak hareket eden ABD’nin son yıllarda yavaş yavaş bölgeden çekildiğini belirtiyor.

DW Türkçe’ye konuşan Ahmed, “Araplar, geçmişte başta ABD olmak üzere Batılı güçler üzerine yaptıkları bahislerin tutmadığının farkına giderek daha fazla varıyor” diyor ve ekliyor: “Özellikle de Ukrayna savaşının neden olduğu istikrarsızlık ve pandemiden sonra, istikrar sağlanabilmesi ve ekonominin düzeltilebilmesi amacıyla artık bölgesel sorunlar ele alınırken farklı bir yaklaşım var.”

İsrail’in dahli de mühim. Olası bir İran kaynaklı hava saldırısından çekinen Arap devletleri, İsrail’in gelişmiş hava savunma sistemlerinden faydalanmak isteyebilir.

“Amaç, İsrail’i Ortadoğu’daki bir askeri ittifaka entegre etmek olabilir” diyen Ahmed, bunun İsrail ile Arap komşuları arasında 2020 yılında İbrahim Anlaşması’yla başlayan temasların devamı olarak nitelendirilebileceğini söyledi. Söz konusu anlaşma, İsrail ile bazı Arap ülkeleri arasındaki ilişkilerin “normalleşmesini” sağlamıştı.

“Arap Nato’sunda kimler olabilir?

Uzmanlar, olası bir savunma ittifakının, İsrail’le diplomatik ilişkisi olan devletleri kapsamasının muhtemel olduğunu belirtiyor.

Bu gruba, İbrahim Anlaşması’nı imzalayan BAE, Bahreyn, Sudan ve Fas’ın yanı sıra İsrail’le zaten diplomatik ilişkisi bulunan Ürdün ve Mısır giriyor.

Suudi Arabistan, Umman, Katar ve Kuveyt de ittifakta rol oynayabilir. Olası bir ittifak anlaşmasının arabulucusu olacağı tahmin edilen ABD de elbette oluşumdaki yerini alacaktır.

Ancak gözlemciler, tüm bu varsayımlara karşın Ortadoğu’dan yakın gelecekte NATO tarzı bir ittifakın çıkmasının zor olduğu görüşünde.

Washington merkezli düşünce kuruluşu “Yeni bir Amerikan Güvenliği Merkezi”nden (CNAS) Becca Wasser, “Şu an daha geniş bölgesel işbirliği için büyük bir çaba var… Ancak Arap NATO’su fikrinin hâlen erişilmesi güç bir hedef olduğunu düşünüyorum” diyor.

El Ahram’dan Ahmed de “Arap NATO’su fikri daha önce de birçok kez ortaya atıldı… Ancak şu ana kadar hiçbir zaman belirginleşmedi. Ve sanırım kısa vadede de gerçekleşmeyecek” öngörüsünde bulunuyor.

Birçok girişim birçok başarısızlık

Ortadoğu’da, özellikle de petrol üreticisi Körfez ülkeleri açısından baş güvenlik garantörü konumundaki ABD, böyle bir savunma işbirliğine gidilmesi için uzun yıllardır çabalıyor.

Örneğin 1950’li yıllarda bölgedeki olası Sovyet yayılmasına karşı “Bağdat Paktı” adıyla kurulan ve daha sonra “Merkezi Antlaşma Teşkilatı” (CENTO) ismini alan oluşum vardı. Ancak hiçbir zaman çok etkili olmadı ve 1979’da dağıldı.

En son olarak Trump yönetimi “Ortadoğu Stratejik İttifakı” (MESA) fikrini ortaya atmıştı. Obama yönetimi döneminde de benzer bir ittifakın farklı versiyonları gündeme gelmişti. ABD Başkanı Joe Biden’ın da Suudi Arabistan ve İsrail’e yapacağı ziyaretlerde bu konuyu ele alması bekleniyor.

Sorunlar değişmiyor

Geçmişteki Arap NATO’su planlarının hiçbiri başarıya ulaşmadı. Aslında başarıya ulaşmalarına engel olan şartların birçoğu hâlen de geçerli.

Lojistik açısından birlikte çalışabilirlik sorunları söz konusu. Zira ülkelerin kullandığı silah sistemleri ve savaş uçakları farklılıklar gösteriyor. Mısır ya da Suudi Arabistan gibi daha büyük ve daha gelişmiş silahlara sahip ülkelerin olası bir ittifaka tahakküm etmesinden korkuluyor. Ayrıca tüm Arap ülkeleri İran’ı en büyük düşmanı olarak görmüyor. Mısır dâhil bazı ülkelerin farklı siyasi öncelikleri var.

Konu İsrail’le işbirliği olunca, İsrail-Filistin sorunu da hâlâ Arap ülkeleri için büyük bir engel olarak duruyor. Örneğin Suudi Arabistan bu yüzden İsrail’le yakın ilişki kurmayı reddetti.

Berlin merkezli düşünce kuruluşu Avrupa Dış İlişkiler Konseyi’nden (ECFR) Cinzia Bianco, DW’ye yaptığı değerlendirmede, olası bir ittifaka girmesi muhtemelen ülkelerin “hâlen birbirine güvenmediğini”, aralarındaki siyasi ilişkilerin de “inişli çıkışlı ve belirsiz” olduğunu belirtiyor.

Körfez ülkeleri ve güvenlik konuları üzerine çalışmalar yürüten Bianco, “Suudi Arabistan-İsrail normalleşmesi olmadan ilerlemek de bir hayli zor olur” diye ekliyor.

Konu sadece İsrail’den ibaret de değil. CNAS’ten Wasser, “Ortadoğu’daki devletlerin birçoğunun arasında da Körfez ülkelerinin kendi içinde de hâlen sorunlar ve çekişmeler var” diyor.

NATO gibi bir savunma ittifakının fazlasıyla istihbarat ve bilgi paylaşımı gerektireceğinin altını çizen Wasser, “Bu, bahsi geçen devletlerin çoğu için inanılmaz hassas bir konu. Bunu kendi egemenliklerine yönelik tecavüz olarak görüyorlar” ifadesini kullandı.

Öncelik hava savunma işbirliği

Tam bir “Arap NATO’su” kurulması şu an için zor görünse de önümüzdeki dönemin bölgede askeri işbirliğinin artırılması yönünde atılacak yeni adımlara gebe olduğu aşikâr.

“Tüm bu devletleri kapsayacak şekilde entegre edilmiş olan daha büyük bir füze savunma işbirliği gibi şeyler göreceğimizi düşünüyorum” diyen Wasser, bununsa ABD üzerinden yürüyen bir mekanizmayla hayata geçirilmesinin mümkün olabileceğini söyledi.

Örneğin edinilen istihbaratın önce ABD’ye gönderildiği ve ABD tarafından diğerlerine iletildiği bir yapıyla karşılaşabileceğimizi ifade eden Wasser, “çok taraflı bir bağlam içinde ABD’yle ikili işbirliğini zorunlu kılan, bir nevi bir dağıtım merkezinin olduğu bir sistemi görmemiz daha muhtemel” dedi.

ECFR’den Bianca da bu görüşe katıldı: “Şu ana kadarki tartışmalarda da radarların senkronize edilmesi ve olası bir tehdit karşısında erken uyarı paylaşımını sağlayacak bir iletişim sistemi geliştirmek gibi hava savunmasıyla ilgili teknik işbirliği konusuna yoğunlaşıldı.”

Bianca, bu konunun, üzerinde fazla anlaşmazlık ve görüş ayrılığı yaşanmayan bir konu olduğunu belirtti.

Paylaşın

Robot Taksiler Bir Olup Yolu Kapattı

ABD’nin Kaliforniya eyaletinde robot taksiler yolu kapattı. San Francisco şehrinde salı gecesi yaşanan olayda otomobil devi General Motors’ın tasarladığı Cruise model robot taksiler yolun iki şeridini kilitledi.

Bir Reddit kullanıcısının paylaştığı fotoğraflarda en az 6 aracın Gough Caddesi’yle Fulton Caddesi’nin kesiştiği noktadaki yolda şeritleri tıkadığı görülüyor.

Şirketten yapılan açıklamada araçların kümelenmesine ve aniden durmasına neden olan bir hata tespit edildiği, sorunun giderildiği ve olayda hiç kimsenin zarar görmediği belirtirken, aksaklıktan etkilenen yurttaşlardan özür dilendi.

Daha sonra yetkililer olay yerine gelip araçları manuel olarak kontrol edip yoldan çekti.

Görüntüler akıllara distopik bilimkurgu hikayelerini de getirdi. Paylaşıma yorum yapan Reddit kullanıcılarından biri “Ah, olamaz, aralarında plan kuruyorlar” derken, bir diğeri de “İşte her şey böyle başlıyor” diye yazdı.

Bir başka kullanıcıysa son dönemde ABD’de Starbucks ve Amazon’daki işçilerin örgütlenmesine göndermede bulunarak “Sendikalaşıyorlar” dedi.

Robot taksiler ilk kez kasımda tanıtılmış ve şubatta hizmet vermeye başlamıştı. Cruise robot taksiler nisanda da tuhaf görüntülere yol açmıştı.

San Francisco Polis Teşkilatı’ndan görevliler, robot taksilerden birini farı bozulduğu gerekçesiyle kenara çekmiş fakat taksi daha sonra polislerden hızla uzaklaşmıştı.

Bunun üzerine polisler aracı takip etmiş, robot taksi biraz ilerledikten sonra tekrar durmuştu.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

İran’da İdam Edilenlerin Sayısı Bir Önceki Yıla Oranla İkiye Katlandı

Norveç merkezli sivil toplum kuruluşu İran İnsan Hakları (IHR), yayınladığı son raporda 2022’nin ilk yarısında İran’daki idamların bir önceki yıla oranla iki kattan fazla arttığını ortaya koydu. 

Raporda 1 Ocak-30 Haziran tarihleri arasında İran’da 251 kişinin asıldığı, bu rakamın geçen yılın ilk yarısında 117 olduğu belirtildi.

İran’da son aylarda ekmek gibi temel gıda maddelerinin fiyatlarındaki artış nedeniyle ülke çapında protestolar düzenleniyor.

İran İnsan Hakları’nın (IHR) kurucusu Mahmud Amiri Mukaddem, AFP’ye verdiği demeçte “Hiç şüphe yok ki bu infazların asıl amacı, giderek büyüyen rejim karşıtı protestoları engellemek için korku yaymak” dedi.

İdam edilenler arasında 6 kadının da yer aldığını belirten kuruluş, yeni protesto dalgalarının başladığı 7 Mayıs’tan bu yana 137 infazın gerçekleştiğini söyledi.

‘Derin endişe’

Aktivistler arasında İran’ın etnik azınlıklarından, özellikle de Beluç ve Kürtlerden idam edilenlerin sayısının orantısız bir şekilde yüksek olması da endişe yaratıyor.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres geçtiğimiz ay, İran’ın uyuşturucu suçlusu ve etnik azınlıklardan birçok kişiyi artan sayıda daha fazla idam etmesinden duyduğu “endişeyi” dile getirmişti.

Guterres, “Ölüm cezası, ‘en ciddi suçlar’ kapsamına girmeyen suçlamalar temelinde ve adil yargılama standartlarıyla bağdaşmayan şekillerde uygulanmaya devam ediyor” açıklamasında bulunmuştu.

IHR, yılın ilk yarısında ülkenin güneydoğusunda yaşayan Sünni Beluç azınlığından 67 mahkumun idam edildiğini söyledi.

Raporda, kaydedilen infazların en az yüzde 19’unun İran nüfusunun sadece yüzde beşini oluşturan bu etnik azınlığın üyesi olduğu kaydedildi.

Aktivistler ayrıca, Firuz Musalu adlı bir Kürt’ün 20 Haziran’da idam edilmesinden duydukları endişeyi dile getirdi.

Uluslararası Af Örgütü’nün ölüm cezasına ilişkin yıllık raporunda, 2021’de infaz sayısının yüzde 28 artarak 314’e yükseldiği, bunun 2017’den bu yana en yüksek rakam olduğu ve o tarihten bu yana yaşanan düşüşün tersine döndüğü belirtildi.

İran’daki infazlar, ülkenin narkotikle mücadele yasasında yapılan ve uyuşturucuyla ilgili suçlardan idam cezasına çarptırılan hükümlülerin sayısını azaltan değişikliklerin yürürlüğe girdiği 2017 yılından bu yana düşmüştü.

IHR, infazların sadece resmi medyada yayınlananları veya en az iki bağımsız kaynak tarafından teyit edilenleri içerdiğini, bu nedenle gerçek sayının daha yüksek olabileceğini söyledi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Rusya, Ukrayna’nın Doğuda Elinde Kalan Son Şehir Lısıçansk’a Girdi

Rusya, Ukrayna’nın doğusundaki Lısıçansk kentini ele geçirdiğini açıkladı. Ukrayna ise bu iddiayı reddetti. Ukrayna’ya göre kent yoğun bir saldırı altında olsa da kent merkezi hala Ukrayna’nın kontrolünde.

Rus yanlısı ayrılıkçılar ise kent merkezine girdiklerini belirtiyor. Rus medyası, kent merkezinde yürüyüş yapan ayrılıkçı birlikler veya Rus birlikleri olduğu düşünülen bir grubun videosunu yayınladı.

Bazı Rus kaynakları, harap olmuş belediye binasına Sovyetler Birliği bayrağı çekildiğini gösteren bir videoyu da paylaştı fakat bu video bağımsız kaynaklarca doğrulanmadı.

Lısıçansk, sanayi bölgesi Donbas’ın bir parçası olan Luhansk’ta Ukrayna’nın elinde kalan son şehir. Rusya, buradaki Severodonetsk kentini geçen ay ele geçirmişti. Luhansk valisi Serhiy Haidai “Lısıçansk’taki büyük yangınları söndürmeye fırsat bulamıyoruz” dedi.

Rusya ayrıca kuzey ve güneydeki şehirlere füze atışına devam etti. Kuzeydeki Harkov kentinde demiryolu rayları ve elektrik hatları bir dizi saldırıda hasar gördü. Herhangi bir can kaybı bildirilmedi.

Liman kenti Odessa’ya giden önemli bir güzergah üzerinde bulunan güneydeki Mıkolayiv kenti de birçok patlamayla sarsıldı.

Rusya Savunma Bakanlığı, hava kuvvetlerinin Ukrayna’ya ait beş komuta merkezini ve birkaç mühimmat deposunu imha ettiğini söyledi; ancak bu iddia bağımsız olarak doğrulanamadı.

Rusya’nın Odessa yakınlarındaki bir apartmana dün düzenlediği füze saldırısında 20’den fazla kişi öldü. Rusya Donbas’ta kara harekâtını yoğunlaştırırken Vali Haidai, Lısıçansk’a çeşitli yönlerden topçu ateşi açıldığını söyledi.

Bir Ukrayna Ulusal Muhafız sözcüsü ise Rusya destekli Luhansk ayrılıkçılarının şehri kuşattıkları iddialarını yalanladı.

Rusya destekli Luhansk ayrılıkçıları, “Lısıçansk’taki son stratejik tepeleri işgal ettiklerini ve kenti tamamen kuşattıklarını” iddia ettiler.

İngiltere Savunma Bakanlığı’nın son istihbarat güncellemesinde, Rus güçlerinin “hava ve topçu saldırılarıyla Lısıçansk çevresinde küçük ilerlemeler kaydetmeye devam ettiği” belirtildi.

Bakanlık ayrıca Rusya’yı, Sovyet döneminden kalma gemisavar füzelerini, tasarlandıkları amaç dışında, “ikincil bir kara saldırısı için” kullanmakla suçluyor. Bakanlık, Kremençuk ve Odessa’da çok sayıda sivilin ölümüne neden olan füzelerin “muhtemelen” Kh-22 ve Kh-32 füzeleri olduğunu söylüyor.

Donbas’ta Ukrayna güçlerinin elinde bulunan önemli bir şehir olan Slovyansk da Rusya tarafından yeniden bombalandı. Belediye Başkanı Vadym Lyakh, Rus misket bombalarının burada dört kişinin ölümüne neden olduğunu söyledi; ancak BBC bu iddiayı da doğrulayamadı.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

İran’dan Dikkat Çeken Açıklama: Suriye’nin Kuzeyine Askeri Operasyona Karşıyız

Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine askeri operasyon hazırlığında olduğu bir dönemde Şam’a resmi ziyarette bulunan İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Türkiye’nin olası askeri operasyonuna karşı olduğunu söyledi.

Euronews Türkçe’de yer alan habere göre, “Komşumuz Türkiye’nin endişelerini anlıyoruz ancak Suriye’de herhangi bir askeri müdahaleye karşıyız” diyen Abdullahiyan, İran’ın “Türkiye ile Suriye arasındaki yanlış anlaşılmayı diyalog yoluyla” çözmeye çalıştığını sözlerine ekledi.

Kısa bir süre önce Ankara’ya gelerek Türk mevkidaşı Mevlut Çavuşoğlu ile görüşen İran Dışişleri Bakanı, İrna haber ajansına verdiği demeçte, “Suriye’ye ziyaretimin amacı bölgede Suriye ve Türkiye arasında barış ve güvenliğin tesis edilmesidir” dedi.

Abdullahiyan, Ankara ziyaretinde Türkiye’nin Suriye konusunda gündeme getirdiği güvenlik endişelerini çok iyi anladıklarını belirterek “Şuna inanıyoruz ki Türk tarafının, Türk dostlarımızın güvenlik endişeleri bir an önce ve kalıcı şekilde giderilmelidir” demişti.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan mayıs ayının sonundan bu yana birçok kez Suriye’nin kuzeyindeki Tel Rıfat ve Menbiç bölgelerine askeri operasyon düzenleneceğini belirtmiş ve Türkiye’nin terörist olarak nitelendirdiği Kürt güçlerin hedef alınacağını açıklamıştı.

Ülkenin kuzeyindeki kontrolünü 2011’de başlayan iç savaş sırasında kaybeden Şam yönetimi ise bu tür bir askeri müdahaleye karşı olduğunu belirtiyor.

Türkiye’nin operasyon başlatmak istediği iki bölge, Ankara’nın Türkiye-Suriye sınırı boyunca oluşturmak istediği 30 km genişliğindeki “güvenlik bölgesi”nin bir parçası. Şam böyle bir bölgenin kurulmasına şiddetle karşı çıkıyor.

ABD de askeri operasyonun bölgeyi istikrarsızlaştırabileceği ve IŞİD karşıtı mücadeleyi tehlikeye atabileceğine dair endişelerini Ankara’ya uzun süredir bildiriyor.

Paylaşın

ABD’nin Hipersonik Füze Denemesi Başarısız Oldu

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Ortak Hipersonik Süzülen Gövde füzesi denemesi başarısız oldu. Öte yandan ABD yürüttüğü farklı hipersonik füze programlarında başarılı testler gerçekleştirdi.

ABD Savunma Bakanlığı Pentagon’dan yapılan açıklamaya göre, Hawai’deki füze deneme üstünde yapılan testte iki aşamalı füze fırlatma sisteminde ilk taşıyıcının Mach 5 hıza çıktıktan sonra üzerinde savaş başlığı taşıyan füzeyi serbest bırakarak hedefe yöneltmesi planlanıyordu.

Tüm sistemin entegre bir şekilde test edildiği ilk deneme tamamlanamadı fakat Pentagon tamamen başarısız olunmadığını duyurdu. Pentagon sözcüsü, test sırasında elde edilen bilgilerin hayati öneme sahip olduğunu vurgulasa da testin hangi aşamada başarısız olduğu konusunda detay vermedi.

Sözcü hipersonik silahların envantere dahil edilmesinin bakanlığın önceliği olduğunu, saldırı ve savunma amaçlı hipersonik füzelerin 2020’li yılların başından itibaren kullanıma sokulması hedefinin sürdüğünü vurguladı.

Rusya ve Çin’in başarılı hipersonik denemeleri gerçekleştirmesi Amerikalı yetkilileri endişelendirmiş ve programın hızlandırılması konusunda savunma bakanlığı üzerindeki baskı artmıştı.

Çin’in geçen sene denediği hipersonik füze dünya yörüngesinde bir tur attıktan sonra hedefini vurmuştu. Rusya ise Ukrayna işgali sırasında kullandığı İskender ve Kinzal füzeleri ile bir savaşta hipersonik füze kullanan ilk ülke olmuştu.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

NATO’da Soğuk Savaş Sonrası En Büyük Yeniden Yapılanma

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) Madrid zirvesinde alınan tarihi kararlar çerçevesinde, Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline karşılık olarak ‘temelden bir dönüşümü” uygulamaya koymaya hazırlanıyor.

Genel Sekreter Jens Stoltenberg yeni dönemi, “NATO liderleri, yeni güvenlik tehdidi karşısında, savunmamızın ve caydırıcılığımızın temelden değişimi üzerinde uzlaştı” sözleriyle duyurdu.

Üzerinde anlaşılan yeni strateji ile Rusya “ittifak ülkeleri için doğrudan tehdit’ olarak görülürken, ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığı da artırılacak.

Polonya’da da kalıcı bir askeri üs kurulacak ve İspanya’ya ek Amerikan savaş gemileri gönderilecek. Aynı zamanda, İngiltere’ye savaş uçakları Romanya’ya kara birlikleri konuşlandırılıyor.

ABD Başkanı Joe Biden, NATO’ya bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç var” dedi. Stoltenberg, ittifakın Soğuk Savaş’tan bu yana en büyük revizyondan geçtiğini söyledi.

Rusya’nın Ukrayna işgaline karşılık olarak oluşturulan yeni askeri yapılanma ile 300 bin NATO askeri gelecek yıla kadar yüksek hazırlık seviyesine ulaştırılacak. Şu anda bu sayı 40 bin civarında bulunuyor.

‘Rusya ittifak ülkelerine doğrudan tehdit’

NATO’nun 11 sayfalık Stratejik Konsept belgesi, Rusya’yı “Müttefiklerin güvenliğine ve Avrupa-Atlantik bölgesindeki barış ve istikrara yönelik en önemli ve doğrudan tehdit” olarak tanımlıyor.

Belgede ayrıca, Rusya ile Çin arasında derinleşen stratejik ortaklığın NATO değerlerine ve çıkarlarına aykırı olduğu belirtiliyor.

Metinde NATO’ya karşı nükleer saldırı düzenlenmesi durumunda, düşmana ağır bedel ödetecek bir karşılık verme kapasitesi ve kararlılığının olduğu kaydediliyor.

“Müttefiklerin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne karşı bir saldırı olasılığını göz ardı edemeyiz” ifadesi de yer alıyor. Gerilimin artmasını önlemek için Moskova ile iletişim kanallarının açık tutulması gerektiği vurgulanıyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, NATO’ya katılmalarının ardından İsveç ve Finlandiya ile gerginlik yaşanabileceğini göz ardı edemeyeceğini belirterek, bu ülkelerde NATO altyapısı kurulması halinde Moskova’nın aynı şekilde karşılık vereceğini söyledi.

Biden 5. maddeyi hatırlattı

Biden, NATO’nun karada, havada ve denizde, her yönden güçlendirileceğini söyledi. Birliğin her karış toprağını savunmaya kararlı olduklarını söyleyen Biden, “Birimize yapılan saldırı hepimize yapılmıştır derken ciddiyiz” dedi.

İngiltere Savunma Bakanlığı da NATO bünyesindeki asker sayısının artırılacağını duyurdu. Bakanlık, savaş gemisi ve savaş uçağı sayılarının da artırılacağını söyledi, ancak “askeri bakımdan hassas” olduğu gerekçesiyle ayrıntılı bilgi vermedi.

Nasıl bir askeri yapılanma?

ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığı özellikle kıtanın doğusunda artırılıyor. Buna göre:

  • 5. Kolordu Karargahı kalıcı bir şekilde Polonya’ya yerleşecek.
  • İspanya’daki ABD savaş gemilerinin sayısı 4’ten 6’ya çıkarılacak.
  • Romanya’ya toplam 5.000 kapasiteli bir harekat gücü dönüşümlü halde bu ülkede olacak.
  • F-35 jetlerinden oluşan 2 uçak filosu daha İngiltere’ye yerleştirilecek.
  • Almanya ve İtalya için yeni hava savunma kapasiteleri öngörülüyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Putin: Finlandiya Ve İsveç İle Aramızda Kesinlikle Gerginlik Olacaktır

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Finlandiya ve İsveç’in NATO üyelik süreci için “Eskiden (bu ülkelerle) her şey iyiydi. Şimdi aramızda kesinlikle gerginlik olacaktır” dedi.

İki ülkenin NATO’ya katılımı konusunda yaşanan bunalım, Türkiye’nin veto tehdidini çekmesi sonrası aşıldı.

Finlandiya ve İsveç’in en erken 2022’nin sonlarında birliğe katılabileceği ifade ediliyor. Rusya üyelik başvurusu öncesi bu iki ülkenin katılımının “Ciddi askeri ve siyasi sonuçlarının” olacağı uyarısını yapmıştı.

Ancak Vladimir Putin, iki ülkenin üyeliği ile ilgili sorunları olmadığını ancak sınırlarına asker konuşlandırılması karşısında Rusya’nın tepki vereceğini söyledi.

Madrid’deki NATO zirvesinde resmileşen süreç sonrası ilk kez konuşan Putin, “İsveç ve Finlandiya ile Ukrayna ile olan türde sorunlarımız yok. NATO’ya üye olmak istiyorlarsa olsunlar” dedi.

Putin sözlerinin devamında ise Moskova’nın hangi karşı adımları atacağını sıraladı:

“Ancak bu ülkeler anlamalılar ki, daha önce onlardan bize bir tehdit yoktu. Ama şimdi, eğer askeri birlikler ve altyapı buralara konuşlandırılırsa, buna başka tehditlere cevap verdiğimiz gibi vermemiz gerekecek. Yaratılan tehdide karşı benzer tehdidi oluşturmamız gerekecek”

Savaşa süre sınırı vermedi

Ukrayna işgalinden bu yana ilk kez yurt dışı seyahatine çıkan Putin bu açıklamaları eski Sovyet ülkelerinden Türkmenistan’da yaptı.

Rus lider, Moskova ile bu iki ülke arasındaki ilişkilerin kaçınılmaz şekilde bozulacağını söyledi ve “Şimdi aramızda kesinlikle gerginlik olacaktır. Bize tehdit olursa bu kaçınılmaz” dedi.

Putin, Ukrayna’daki hedeflerinin değişmediğini, amaçlarının Donbas bölgesini “özgürleştirmek” olduğunu da savundu.

Askeri harekatın planlandığı gibi gittiğini savunan Putin, harekata tarih sınırlaması getirmenin gereksiz olduğunu söyledi.

ABD istihbaratı: Putin halen Ukrayna’nın büyük kısmını istiyor

ABD istihbarat birimleri Putin’in halen Ukrayna’nın büyük bir bölümünü ele geçirme hedefinde olduğunu değerlendiriyor.

Bu açıklamayı yapan Ulusal İstihbarat Direktörü Avril Haines, Rus askerlerin çatışma yorgunu olması nedeniyle yavaş ilerleyebildiklerini söyledi.

Haines, Putin’in hedefi ve Rus askerlerinin durumunu karşılaştırdıklarında savaşın uzun sürebileceği sonucunun oluştuğu yorumunu yaptı.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

G7 Ülkelerine Tepki: Milyonlarca Kişiyi Açlıktan Ölüme Terk Ettiniz

Uluslararası sivil toplum kuruluşu Oxfam, küresel gıda güvenliği kriziyle mücadele için 4,5 milyar dolar ayıran G7 (Almanya, ABD, Birleşik Krallık, İtalya, Fransa, Japonya, Kanada) ülkelerini kınadı.

Birleşik Krallık tarafından kurulan ve merkezi Kenya’da yer alan Oxfam’dan Max Lawson, salı günü yaptığı açıklamada G7 ülkelerinin “milyonlarca kişiyi açlıktan ölüme terk ettiğini” söyledi.

Oxfam’ın eşitsizlik politikası başkanı Lawson, son 10 yılın en büyük gıda krizinin yaşandığı bir dönemde 4,5 milyar dolarlık bütçenin bununla mücadelede çok yetersiz kaldığını belirtti.

Lawson, “Birleşmiş Milletler’in insani yardım çağrılarındaki büyük boşluğu doldurmak, açlığı sona erdirmek ve gıdayla tarım yatırımlarını finanse etmek için en az 28,5 milyar doların” gerekli olduğunu ifade etti.

G7 ülkeleriyse, en son açıklanan 4,5 milyar dolarlık paketle birlikte bu yıl gıda kriziyle mücadele için toplamda 14 milyar dolar ayırdı. Fakat bu miktarın ne kadarının ihtiyacı olan ülkelere gönderildiği net değil.

ABD, Ukrayna’ya gönderilecek ve “küresel açlıkla mücadele” amacı için de kullanılacak 5 milyar dolarlık bir silah ve yardım paketini mayısta onaylamıştı. Öte yandan ABD’li siyasi yayın kuruluşu Politico’nun haberine göre henüz açlıkla mücadele için ayrılan miktar gönderilmedi.

Oxfam’a göre küresel gıda ve açlık krizinden en çok Doğu Afrika etkileniyor. 70 yılın en kötü kuraklığının yaşandığı Etiyopya, Kenya ve Somali’de her 48 saniyede bir kişi açlıktan ölüyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

NATO İçin Rusya Artık Resmen ‘En Ciddi Tehdit’

Madrid’deki Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) zirvesinde ittifakın yeni stratejik konsepti kabul edildi. NATO’nun yeni güvenlik doktrinini yansıtan belgede, Rusya’yı ittifak için “en ciddi ve doğrudan tehdit” olarak tanımlandı.

“Rusya Federasyonu, müttefiklerin güvenliğine ve Avro-Atlantik bölgesindeki barış ve istikrara yönelik en ciddi ve doğrudan tehdittir” ifadesi, hem yeni stratejik konsept belgesinde hem de zirvede yayımlanan ortak bildiride yer aldı. Yeni stratejik konseptte, “Müttefiklerimizin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik bir saldırı ihtimalini göz ardı edemeyiz” denildi.

NATO’nun stratejik konsepti en son 2010 yılında güncellenmişti. Rusya, 2010’daki belgede NATO’nun stratejik ortağı olarak tanımlanıyordu.

NATO liderlerinin ortak bildirisinde, müttefiklerin Rusya tehdidine karşı Doğu Avrupa’daki muharebeye hazır kuvvet kapasitesinin artırılması konusunda taahhütte bulunduğu da ifade edildi.

Madrid’de düzenlediği basın toplantısında NATO’nun yeni güvenlik doktriniyle ilgili konuşan Genel Sekreter Jens Stoltenberg de ittifakın doğu kanadındaki muharip güç sayısını artıracağını söyledi.

Stoltenberg ayrıca, 2010’daki stratejik belgede “Çin hakkında tek bir kelime dahi yokken” yeni konseptte Pekin’in politikalarının NATO’nun “çıkarlarına, güvenliğine ve değerlerine meydan okuduğunun” belirtildiğini söyledi.

İsveç ve Finlandiya’ya davet

Ortak bildiride, NATO’nun Finlandiya ve İsveç’i üye olmaya davet etme kararı aldığı ve katılım protokollerini imzalama konusunda anlaştığı da açıklandı.

Türkiye’nin güvenlik endişelerinin giderilmesinin ardından imzalanan üçlü mutabakata da değinilen bildiride, “İttifaka her katılımda müttefiklerin meşru güvenlik endişelerinin tamamen karşılanması hayati önem taşımaktadır. Bu anlamda Türkiye, Finlandiya ve İsveç arasındaki üçlü memorandumu memnuniyetle karşılıyoruz” ifadesine yer verildi.

Memorandumla ilgili konuşan NATO Genel Sekreteri Stoltenberg de davetini kabul ederek çözüm için masaya oturan üç ülkeye de teşekkür ederek “Hem Türkiye, Finlandiya ve İsveç hem de NATO için iyi bir anlaşma” dedi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın