ABD, Ses Hızının 5 Katına Ulaşan Hipersonik Füzeyi Başarıyla Test Etti

Amerika Bilrleşik Devletleri, ses hızının beş katından daha fazla bir hıza çıkabilen ve hava soluyan hipersonik bir füzenin başarıyla test edildiğini duyurdu. Hipersonik füzeler üst atmosferde saatte yaklaşık 6 bin 200 km hızda seyrediyor. 

ABD Savunma Bakanlığı’ndan (Pentagon) yapılan açıklamada, Raytheon Technologies tarafından geliştirilen füzenin ikinci testinin de başarılı geçtiği belirtildi.

Söz konusu silah, ‘olağanüstü hız’ sınırına ulaşıyor, sürekli itiş gücü (tahrik) sağlamak için de atmosferden elde edilen havayı kullanıyor.

Hipersonik Hava Soluyan Silah Konsepti (HAWC) geliştirme programı, Amerikan Hava Kuvvetleri ile ortaklaşa geliştirilen bir füze programı olan Pentagon’a bağlı İleri Savunma Araştırma Projeleri Ajansı (DARPA) tarafından yürütülüyor.

ABD’li bir diğer savunma devi Lockheed Martin de HAWC geliştirmek ve Pentagon’la sözleşme imzalamak için bir Raytheon ile rekabet halinde.

Ancak aynı sınıf silahta Lockheed Martin’in tasarladığı füze iki kez test edilmiş, biri başarılı biri de başarısızlıkla sonuçlanmıştı.

Hava solunumlu hipersonik silahlar, sürekli ateşleme için atmosferden içine çektiği havayı kullanıyor.

Bu da bu tür hipersonik seyir füzelerin hızı ve manevra kabiliyeti bakımından daha kısa sürelerde etkili saldırılar düzenlenmesine olanak tanıyor.

Ayrıca bu silahların kinetik enerjileri, yüksek patlayıcılar olmadan bile hedefleri etkili bir şekilde yok edebiliyor.

Hızının yanı sıra fırlatıldıktan sonra yörünge değiştirme ve radar tespitinden kaçma yeteneği, hipersonik silahları, küresel teknolojik silahlanma yarışının önemli bir parçası haline getiriyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Uganda’da Açlık Nedeniyle Bu Ay 200 Kişi Öldü

Doğu Afrika ülkesi Uganda’nın kuzeydoğusunda aylardır devam eden kuraklığın yol açtığı açlıktan ötürü bu ay en az 200 kişi yaşamını yitirdi. Bir yetkili, tek bir ilçede sadece bu ay açlıktan en az 184 ölüm vakası kaydedildiğini söyledi.

Yerel bir yetkili ve bir sivil toplum kuruluşu çalışanına göre, kuraklığın yanı sıra emniyetin olmaması, bölgede yarım milyondan fazla kişiyi açlıkla karşı karşıya bıraktı.

Göçebe çobanların yaşadığı Kenya sınırındaki yarı kurak Karamoja bölgesi, kalkınma açısından Uganda’nın diğer tüm bölgelerinin de gerisinde kalmış durumda.

Ayrıca bu yıl, silahlı grupların büyükbaş hayvan çiftliklerine düzenledikleri baskınlarında yaşanan artış, durumu daha da kötüleştirdi.

Karamoja bölgesinde yer alan Kaabong ilçesi yerel yönetim direktörü Jino Bornd Meri, Reuters’a yaptığı açıklamada, “Yaşlılar, emziren anneler ve çocuklar dahil insanlar evlerinde sessizce ölüyorlar. Açlığa yenik düşüyorlar.” diye konuştu.

Integrated Community Agriculture and Nutrition (ICAN) isimli yerel yardım kuruluşunun direktörü Moses Okori de bölgedeki bir başka ilçe olan Kotido’da bu ay açlıktan ölen en az 22 kişi olduğunu bildiğini dile getirdi.

Geçen ay Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı’ndan (WFP) yapılan açıklamada, en az 518 bin kişinin, yani bölge nüfusunun yüzde 40’ının yüksek düzeyde gıda güvensizliği ile karşı karşıya olduğu bildirilmişti.

Karamoja Milletvekili Faith Nakut ise haziran başından bu yana bölgede en az 600 kişinin açlıktan öldüğünü tahmin ettiklerini kaydetti.

Bölge halkının yiyeceği olmadığı için açlıktan hayatını kaybettiğinin altını çizen Nakut ayrıca, “Karamoja alt bölgesini kasıp kavuran kıtlık nedeniyle 2 bin 181 hane de ölmeyi bekliyor.” ifadesini kullanmıştı.

Uganda Başbakanlık Sözcüsü Julius Mucunguzi, açlığa bağlı ölümlerle ilgili bilgiler aldıklarını ancak kesin bir sayı veremeyeceklerini söyledi.

Yönetimin bölgeye gıda yardımı yaptığını savunan Mucunguzi, hükümetin geçen hafta bölgeye kamyonlarla gıda gönderdiğini ifade etti.

Paylaşın

Danıştay’dan ‘İstanbul Sözleşmesi’ Kararı

Danıştay 10. Dairesi, İstanbul Sözleşmesi’nin feshine ilişkin 20 Mart 2021 tarihli Cumhurbaşkanı Kararının iptal istemini reddetti. Kararın 2’ye karşı 3 oyla alındığı belirtiliyor. Türkiye, 2011’de imzaya açılan İstanbul Sözleşmesi’ni onaylayan ilk ülkeydi.

Görülen son duruşmada Danıştay Savcısı Nazlı Yanıkdemir, mütalaasında “İstanbul Sözleşmesi TBMM’de onaylandı, Cumhurbaşkanı feshedemez” demiş, bir önceki duruşmada da Danıştay Savcısı Aytaç Kurt, kararın iptalini talep etmişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise “Kim ‘İstanbul Sözleşmesi’ diye başlayan bir cümle kurarsa ona en başta kadınlarımız tepki göstermelidir” diyerek kadınları ve sözleşmeyi hedef almıştı.

Davanın geçmişi

Kamuoyunda İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen “Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”, Cumhurbaşkanı Kararının, 20 Mart 2021’de Resmi Gazetede yayımlanmasıyla Türkiye Cumhuriyeti tarafından feshedildi.

Cumhurbaşkanı Kararında, “Türkiye Cumhuriyeti adına 11 Mayıs 2011’de imzalanan ve 10 Şubat 2012 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile onaylanan Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin, Türkiye Cumhuriyeti bakımından feshedilmesine, 9 nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3. maddesi gereğince karar verilmiştir.” denildi.

Feshe ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, sözleşme hükümleri gereğince Avrupa Komisyonuna bildirimden 3 ay sonra yürürlüğe girdi ve Türkiye resmen sözleşmeden ayrılmış oldu.

Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle Danıştayda çok sayıda dava açıldı.

Danıştay 10. Dairesi, açılan davalarda yürütmenin durdurulması istemlerini reddetmiş, iptal istemlerini ise duruşmalı olarak ele almıştı.

Duruşmalarda, Danıştay Savcısı, “bir işlem hangi usule uygun tesis edilmişse aynı usule uyularak feshedilmesi gerekmektedir. TBMM’nin uygun bulma kanunuyla yürürlüğe giren bir anlaşmanın feshi ancak TBMM’nin uygun bulma kanunuyla kaldırılması kararı ve cumhurbaşkanının uygun bulmasıyla yürürlükten kaldırılacaktır. Sadece cumhurbaşkanı kararıyla feshedilemez.” görüşünü dile getirerek, işlemin iptaline karar verilmesini istemişti.

Türkiye’nin Avrupa Konseyi Dönem Başkanlığı sırasında İstanbul’da imzaya açılan sözleşme, “İstanbul Sözleşmesi” olarak anılıyor.

Türkiye, sözleşme 11 Mayıs 2011’de imzaya açıldığında ilk imzayı atmış, 24 Kasım 2011’de parlamentosunda diğer ülkelerden önce onaylamış ve onay sürecini sonuçlandıran Bakanlar Kurulu Kararının 8 Mart 2012’de, Dünya Kadınlar Gününde Resmi Gazete’de yayımlanmasını takiben, 14 Mart 2012’de onay belgesini Avrupa Konseyi Sekreteryası’na sunan ilk ülke olmuştu.

Ne olmuştu?

Türkiye, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile 20 Mart 2021 Cumartesi İstanbul Sözleşmesi’nden tek taraflı olarak feshedildiğini duyurdu. Fesih kararı 23 Mart 2021 Pazartesi günü Avrupa Konseyi’ne de bildirdi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada “Fesih kararının” nedeni olarak “Sözleşme’nin eşcinselliği meşrulaştırıyor olması” iddia edildi.

Kadınlar, 20 Mart’tan beri Türkiye’nin birçok ilinde İstanbul Sözleşmesi’ni savunmaya devam ediyor.

İstanbul Sözleşmesi hakkında

Tam adı “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” 11 Mayıs 2011’de İstanbul’da imzaya açıldı ve ilk imzalayan ülke Türkiye oldu. Sözleşme 1 Ağustos 2014’te yürürlüğe girdi.

Sözleşme, ”kadına yönelik şiddet”, ”aile içi şiddet”, ”kadına yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddet”, ”kadın” kavramlarını tanımlıyor.

Uluslararası alanda kadına yönelik ve aile içi şiddetle ilgili ilk bağlayıcı belge olma özelliğini taşıyan sözleşme şunları içeriyor:

İstanbul Sözleşmesi psikolojik şiddet, ısrarlı takip, fiziksel şiddet, tecavüz, zorla evlendirme, kadın sünneti, kürtaja zorlama, zorla kısırlaştırma, tecavüz ve taciz dahil cinsel şiddet olmak üzere kadına yönelik şiddetin tüm türlerini kapsıyor.

Sözleşme çerçevesinde eviçi şiddet, aynı evde yaşıyor olsun ya da olmasın mevcut ya da eski eş ya da partnerler arasında yaşanan her türlü şiddet edimini içerecek şekilde kadının korunmasını esas alıyor.

Kadınları konumlandırırken “aile” olmayı, evlilik birliği içinde bulunmayı ya da aynı evi paylaşıyor ya da paylaşmış bulunmayı gerektirmiyor.

Sözleşmenin getirdiği yükümlülükler öncelikle devlet görevlilerine yönelik. Devlet kendi adına hareket eden görevlilerinin İstanbul Sözleşmesi’nin gereklerini yerine getirmesini sağlamak zorunda.

Devletlerin sorumluluğu bununla sınırlı değil. Şiddeti gerçekleştiren ister kadının sevgilisi, ister kocası, ister babası, ister patronu olsun, yani kim olursa olsun şiddetin önlenmesi, soruşturulması, cezalandırılması, zararın tazmin edilmesi yükümlülüğü de devlete ait.

Paylaşın

DSÖ: Kovid 19 Vaka Sayıları 5 Haftadır Yükselişte

Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ/WHO) yayımladığı haftalık rapora göre, geçen hafta dünya genelinde 5,7 milyon Kovid 19 vakası tespit edilirken vaka sayısı önceki haftaya göre yüzde 6 arttı.

Rapora göre, Mart 2022’den itibaren azalan vaka sayısı, Haziran ayının ikinci yarısından itibaren yeniden artış eğilimine girdi. Artışın Omicron varyantının bulaşıcılığı yüksek BA.4 ve BA.5 alt varyantlarının dünyada giderek hakim hale gelmesinden kaynaklandığı tahmin ediliyor.

Worldometer’a göre, pandeminin başından beri dünya genelinde 568 milyondan fazla vaka saptandı, virüs nedeniyle 6 milyon 389 binden fazla insan hayatını kaybetti.

Ancak DSÖ, vaka artışına karşın virüse bağlı ölümlerde belirgin artış görülmediğini kaydetti. Geçen hafta dünya genelinde 9 bin 800 ölüm kaydedilirken, rakam önceki haftaya göre değişiklik göstermedi.

Ölüm sayıları Ortadoğu’da yüzde 78 arttı

Bölgesel olarak, en yüksek vaka artışları, yüzde 28 ile Batı Pasifik ve yüzde 25 ile Ortadoğu’da görüldü.

Vaka sayısı Afrika’da yüzde 33, Kuzey ve Güney Amerika’da yüzde 1 azalırken Güneydoğu Asya’da yüzde 5, Avrupa’da yüzde 4 arttı.

Haftalık ölüm sayıları ise Ortadoğu’da yüzde 78, Güneydoğu Asya’da yüzde 23 artarken Afrika’da yüzde 17, Batı Pasifik’te yüzde 10, Kuzey, Güney ve Orta Amerika’da yüzde 1 azaldı, Avrupa’da sabit kaldı.

Aşılara ve bağışıklığa dirençli

Dünyada giderek yaygınlaşan BA.4 ve BA.5 alt varyantlarının, daha bulaşıcı olması ve hızlı yayılmasının yanı sıra aşıların ve hastalığı geçirmenin sağladığı bağışıklığa direnç gösterdiği biliniyor.

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC), 13 Temmuz’da yaptığı açıklamada, BA.4 ve BA.5 alt varyantlarının ülkedeki vakaların yüzde 80’ininden fazlasını oluşturduğunu bildirmişti.

Sonbaharda “yeni dalga” bekleniyor

Vaka artışındaki eğilimin sürmesi halinde, güz aylarında dünya çapında yeni bir salgın dalgasının ortaya çıkabileceği öngörülüyor.

DSÖ Genel Sekreteri Tedros Adhanom Ghebreyesus, geçen hafta yaptığı açıklamada, Kovid 19 salgınının “küresel acil durum” olarak nitelendirilmeye devam edileceğini söylemişti.

Ghebreyesus, Omicron varyantının alt varyantları BA.4 ile BA.5’in dünya genelinde vaka sayılarında artışı tetiklemeyi sürdürdüğüne dikkati çekerek, “Virüs kontrollerindeki azalma, varyantların nasıl bulaştığı, hastalığa yol açma ihtimali ve virüse karşı mücadelenin etkililiğinin derecesinin anlaşılmasına engel oluyor” uyarısında bulunmuştu.

Paylaşın

Güneş Fırtınası Dünya’yı ‘Doğrudan Vurmak’ Üzere

GPS ve radyo sinyallerini bozabilecek bir Güneş fırtınasının yarın Dünya’yı vuracağı tahmin ediliyor. Bu gibi fırtınalar, Güneş’in 11 yıllık döngüsünün aktif aşamasında olduğu ve bu tür olayların sıklığının artmasının beklendiği sırada meydana geliyor.

Dr. Tamitha Skov, NASA’nın 19 Temmuz’da meydana geleceğini tahmin ettiği, Güneş’ten gelen “yılan benzeri filament” çarpışmasının “doğrudan bir darbe” olacağını belirterek, “Dünya’nın gece tarafında sinyal kesintileri beklememiz gerektiğini” sözlerine ekledi. Dünya’nın bazı bölgelerinde kuzey ışıklarının görülebilmesi de mümkün.

Ancak fırtınanın haftanın ilerleyen günlerinde gelmesi de olası. SpaceWeather’a göre “küçük” ama uydu operasyonlarını etkileyebilecek G1 sınıfı fırtına, 20 veya 21 Temmuz’da Dünya’yı vurabilir.

Fırtınanın kökeni, 15 Temmuz’da kararsız bir manyetizma filamentiyle Güneş’ten sıçrayan koronal kütle atımı. Koronal kütle atımı, bir plazma ve manyetik enerji salımı anlamına geliyor. Bu patlamalar, bir yıl boyunca Dünya’daki tüm enerji santrallerinin ürettiğinden 100 bin kat daha fazla enerji açığa çıkarma kapasitesine sahip.

Bu gibi fırtınalar, Güneş’in 11 yıllık döngüsünün aktif aşamasında olduğu ve bu tür olayların sıklığının artmasının beklendiği sırada meydana geliyor. Hafta sonu, “fışkırma” diye bilinen muazzam bir plazma ve manyetik alan yapısı Güneş’ten ayrıldı.

Bunun görüntüsünü yakalayan Dr. Sebastian Voltmer, SpaceWeather’a, “Bu fışkırmanın katıksız büyüklüğü etkileyici” dedi. Güneş’in çok hızlı hareket eden bir parçasının yana doğru fırlayıp ayrıldığını görmek muhteşemdi.

Güçlü Güneş fırtınalarının insan faaliyetleri üzerinde ciddi etkileri olabilir. Bazı araştırmalar, artan Güneş rüzgarı aktivitesi nedeniyle uyduların yörüngelerinden çıktığını ve CubeSat diye bilinen daha küçük cihazların tamamen yok olduğunu gösteriyor. Bu uyduların irtifasındaki azalma, geçmişte olduğundan 10 kat hızlı gerçekleşiyor ve on milyonlarca dolara mâl oluyor.

Bilim insanları bu fırtınaları tahmin etmenin bir yolunu biliyor olabilir; Güneş lekesi aktivitesinin maksimum büyüme hızını kullanmak, döngünün ne kadar güçlü olabileceğinin habercisi ve bu bilgi; güç şebekeleri, iletişim ekipmanları ve internet gibi hassas altyapıları korumamızı sağlayabilir.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Taliban’dan Kadın Çalışanlara: Yerinize Erkek Önerin Sizi Çıkaralım

Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Taliban yetkililerinin, Maliye Bakanlığı’nın kadın çalışanlarına, “İşinizi yapması için bize bir erkek yakınınızı gönderin ki sizi işten atalım” dediği bildirildi. 

Ekonomik çöküşün eşiğindeki ülkede daha önceki dönemde Maliye Bakanlığı’nda çalışan kadınlar, şimdilerde Taliban yöneticilerinin kendileriyle temasa geçerek, yerlerine bir erkek yakınlarının ismini önermesini istediğini dile getirdi.

Taliban, Ağustos 2021’de iktidarı ele geçirmesinden kısa süre sonra devlette görevli kadınları çalışmalarına müsade etmeyerek evlerine göndermiş ve kendilerine çok düşük ücretler ödemişti.

Kimliklerinin gizli tutulması koşuluyla Guardian’a mülakat veren kadınlar, Taliban yetkililerinden telefonlar aldıklarını belirterek, “Ofiste iş yükü arttığı için bizden kendi yerimize erkek akrabalarımızı tavsiye etmemizi istediler” diye konuştu.

BM Kadın Birimi İcra Direktörü Sima Bahous, daha önce yaptığı açıklamada, kadınların istihdamına yönelik kısıtlamaların 1 milyar dolar ya da Afganistan’ın GSYİH’sinin yüzde 5’i civarında bir ekonomik kayba yol açtığının tahmin edildiği bilgisini paylaşmıştı.

“Ülkede neredeyse evrensel bir yoksulluk söz konusu” ifadesini kullanan Sima Bahous,“Bütün bir nesil, gıda güvensizliği ve yetersiz beslenme tehdidi altında.” sözleriyle kadınların Taliban tarafından eve kapatılması uygulamasına tepki göstermişti.

Son 15 yıldır Afganistan Maliye Bakanlığı’nda çalışan 37 yaşındaki Meryem, bakanlığın İK departmanından bir telefon aldığını kaydederek, “Bana işten çıkarılabilmem için bakanlıkta benim yerime geçecek bir erkek aile üyesini tanıtmam istendi.” dedi.

Hayal kırıklığı yaşadığını aktaran Meryem, işletme yönetimi yüksek lisans derecesine sahip olduğunu, son 15 yılda daire başkanlığına kadar yükseldiğini belirterek, “Yerime başka birini nasıl kolayca getirebilirim?” sorusunu yöneltti.

Ayrıca adı güvenlik gerekçesiyle Meryem olarak değiştirilen kadın çalışan, “O kişi (erkek akraba) benim bunca yıldır çalıştığım kadar verimli çalışabilecek mi? Benim eğitimini aldığım ve yılların deneyimine sahip olduğum iş, zor ve teknik bir pozisyon. En nihayetinde benim işimi yapabilse bile, bu durumda bana ne olacak? Taliban (iktidara) geldiğinden beri rütbemi düşürdü ve maaşımı 60 bin Afgani’den (680 dolar) 12 bin (132 dolar) Afgani’ye indirdi. Oğlumun okul masraflarını bile karşılayamıyorum. Bunu sorguladığımda bir yetkili kaba bir şekilde ofisinden çıkmamı ve rütbemin düşürülmesinin pazarlığa açık olmadığını söyledi.” ifadelerini kullandı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) kadın hakları biriminde görevli araştırmacı Seher Fetrat, Maliye Bakanlığı çalışanı kadınlarla ilgili gelişmeyi değerlendirmesinde, “Taliban’ın kadınları toplumdan yok etme geçmişi var, bu nedenle bunu duymak şaşırtıcı ya da yeni değil” diye konuştu.

Ayrıca Fetrat, Taliban’ın kadın düşmanlığı yaptığını beliterek “Taliban’ın anlayışında kadınlar bir mülk ve ailenin onurunu temsil eden bir nesne olarak erkeklere aittir.” dedi.

Bu politikanın topluma yeni zararlı davranış standartları getirdiğini ve bunun da kadınların nesneleştirilmesinin normalleştirilmesi olduğunu söyleyen Fetrat, “Özellikle de genç erkeklere, ailelerinde kadınlara ‘sahip oldukları’ ve ahlaki bir otorite olarak hareket etmeleri ve kadınların davranışlarını aktif olarak denetlemeleri gerektiği konusunda açık bir mesajı var.” şeklinde konuştu.

Bu arada Meryem ve çalışma arkadaşları, Taliban (kadın çalışan yerine erkek akraba istihdamı) politikasını protesto edeceklerini belirterek, “Emirlerini kabul etmiyoruz ve bunu değiştirmelerini sağlamaya çalışacağız. Bakanlığın kadın çalışanlarından oluşan bir grup oluşturduk. Şimdi müzakere ediyoruz, eğer bizi duymazlarsa gösteri yapacağız.” sözleriyle uluslararası toplumu kendileriyle destek ve dayanışmaya çağırdı.

Ülke ciddi bir ekonomik ve insani krizin pençesinde. BM’ye göre şu anda 20 milyon insan açlıkla karşı karşıya.

Taliban’ın iktidara gelmesinden bu yana 9 milyondan fazla insan yerinden edildi ve şiddetli kuraklık en önemli gelir kaynaklarından tarımı olumsuz etkiledi.

Paylaşın

Rusya’dan Çarpıcı Açıklama: ABD Ve NATO Silahlarını Vurduk

Rusya Savunma Bakanlığı, içinde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve diğer bazı NATO ülkeleri tarafından Ukrayna’ya verilen çok sayıda silahın bulunduğu bir cephaneliğin vurulduğunu öne sürdü.

Bakanlık Sözcüsü General İgor Konaşenkov tarafından yapılan açıklamada, Ukrayna’nın Karadeniz’e kıyısı olan liman kenti Odessa’da, içinde ABD üretimi çok sayıda Harpoon füzesinin olduğu bir deponun vurulduğu, ülkenin doğusundaki Donetsk bölgesinde de Himars tipi çoklu roketatar sisteminin yine vurularak kullanılamaz hale getirildiğini ifade etti.

Rusya’nın bu açıklaması tarafsız kaynaklar tarafından doğrulanmış değil. Silah uzmanları Amerikan Himars sistemlerinin yerini tespit etmenin ve vurmanın çok zor olduğunu belirtiyor.

Ukraynalı yetkililer daha önce yaptıkları açıklamalarda, Harpoon füzelerinin ağırlıklı olarak Rus Deniz Kuvvetleri unsurlarına karşı kullanıldığını bildirmiş, Himars sisteminin de Rus güçlerine karşı çok başarılı olduğunu duyurmuştu.

Rusya Savunma Bakanlığı bugün sabah saatlerinde ayrıca, karadan havaya atışlarla Ukrayna Hava Kuvvetlerine ait Su-25 tipi bir savaş uçağı ile Donetsk bölgesinde Mi-17 tipi bir savaş helikopterini düşürdüklerini bildirmişti.

Konaşenkov, Harkiv bölgesinde yaklaşık 200 Ukraynalı askerin de öldürüldüğünü dile getirdi. Bakanlıktan Cumartesi günü yapılan açıklamada, Ukrayna’daki saldırıların artırılacağı duyurulmuştu. Ukrayna Genelkurmayı düşman ateşinin özellikle topçu birlikler tarafından yoğunlaştırıldığını bildirdi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

ABD’de Silahlı Saldırı: 3 Ölü 2 Yaralı

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Indiana eyaletinin Greenwood şehrinde bir alışveriş merkezinde düzenlenen silahlı saldırıda üç kişi hayatını kaybetti, biri çocuk iki kişi yaralandı.

ABD’nin The New York Times gazetesinin aktardığına göre, uzun namlulu silahı ve birden fazla şarjörü bulunan silahlı bir erkek, alışveriş merkezine gelerek yemek katında bulunanların üzerine ateş açtı. Yetkililer silahlı bir kişinin silahlı saldırganı vurarak öldürdüğünü duyurdu.

Saldırıya ilişkin konuşan Greenwood Emniyet Müdürü Jim Ison, 12 yaşındaki bir kız çocuğunun saldırıda hafif yaralandığını, yaralanan diğer kişinin durumunun ise stabil olduğunu kaydetti. Yetkililer, saldırının hangi saikle gerçekleştirildiğini ve saldırganın kimliğini açıklamadı.

Saldırıdan sonra konuyla ilgili açıklama yapan Greenwood Belediye Başkanı Mark Myers da “kamuoyuna yönelik herhangi bir tehditin bulunmadığını ve emniyet güçlerinin olay yerini kontrol altına aldığını” söyledi. Belediye başkanı ayrıca halkın bölgeden uzak durmasını istedi.

Greenwood Emniyet Müdürü Ison, dün düzenlediği basın toplantısında saldırıyla ilgili detayları paylaştı. Buna göre, yerel acil durum çağrı merkezine yerel saatle 18:00’da saldırıya ilişkin telefonlar gelmeye başladı. Ison, “yoldan geçen silahlı birinin saldırganı durdurduğunu” söyledi.

Ison, yoldan geçen ve saldırganı vurarak öldüren kişinin Bartholomew bölgesinde yaşayan 22 yaşında bir erkek olduğunu açıkladı. Polisin açıklamasına göre, silahlı adamın “yasal olarak silah taşıma yetkisi” vardı.

ABD’de silahlı şiddet ve silah yasaları

ABD’de son dönemde artan silahlı saldırıların sonrasında, ABD Başkanı Joe Biden, Demokrat Parti ve Cumhuriyetçi Parti’nin üzerinde anlaştığı ve ABD Temsilciler Meclisi’nin kabul ettiği silah kontrolü yasasını imzalamıştı.

ABD’deki silah şiddetine karşı silah alımını kısıtlayan ve yasa dışı silahların denetlenmesine imkan tanıyan yasa, 25 Haziran’da Biden’ın onayına sunulduktan sonra yürürlüğe girmiş oldu.

NPR’ın haber sitesinin Silahlı Şiddet Arşivi platformunun paylaştığı verilerden aktardığına göre, 2022’nin ilk 156 gününde ABD’de en az 246 kitlesel silahlı saldırı oldu. Bu, platformun kayıt tutmaya başladığından bu yana en fazla silahlı saldırının kayıtlara geçtiği dönem demek.

14 Mayıs’ta New York’un Buffalo bölgesinde gerçekleştirilen ve 10 kişinin ölümüyle sonuçlanan ırkçı silahlı saldırıdan bu yana ABD’de 40’ın üzerinde silahlı saldırı daha yaşandı. Bunların arasında Teksas’ta 19 ilkokul öğrencisi ve iki öğretmenin öldürüldüğü saldırı da vardı.

Paylaşın

Irak’ta Sızan Gizli Kayıtlar Siyaseti Nasıl Değiştirecek?

Irak’ın eski Başbakanı Nuri el Maliki’nin, ülkenin önemli Şii lideri Mukteda es-Sadr’a yönelik eleştiri ve hakaretler içerdiği iddia edilen konuşmasının gizli kaydının basına sızdırılması ülke siyasetinde adeta “deprem” etkisi yarattı.

Söz konusu sesli kayıtta Maliki, Mukteda es-Sadr’ı İngiliz projesi olarak tanımlayarak, ‘‘Mesele şu ki, Mukteda’nın Şiilerin ve Irak’ın kontrolünü ele geçirmesini amaçlayan bir İngiliz projesi var, o zaman onu öldürüp Irak’ı Sünnilere verecekler. Ortada böyle bir proje var, ama ben buna karşı savaşıyorum, buna karşı hem siyasi ve askeri olarak savaşılacak.” dediği aktarılıyor.

Yine aynı kayıtta, İran’ın Mukteda es-Sadr’a yardım ettiğini, Tahran’ın Hasan Nasrallah’ı Lübnan’da nasıl Hizbullah Örgütü şefi yaptıysa şimdi de kendisi için Irak’ta aynısını yapmak isteğini kaydeden Maliki, “Mukteda bir katil, Bağdat’ta kaç kişiyi öldürdü? Adam kaçırmalar, bombalı arabalar, o usta değil, korkak, hain, hiçbir şey bilmeyen cahil (…) Sadrları tanıyorum, onlarla Basra, Kerbela ve Bağdat’ta savaştım, silahımız yoktu ve İranlılar onlara gelişmiş füzeler vermişti ve biz yine de kazandık.” dediği iddia edildi.

Kanun Devleti Koalisyonu Genel Başkanlığı dışında, Şii siyasi çatı kuruluşu Koordinasyon Çerçevesinin de en önemli liderlerinden biri olarak bilinen Maliki, sızdırılan kayıtları sosyal medya hesabından yalanladı ve bunların sahte olduğunu bildirdi.

Mukteda es-Sadr ise bu kayıtların kendisi için hiç bir şey ifade etmediğini söyledi.

Irak siyasetini izleyen gözlemcilere göre, basına sızdırılan ses kayıtları Irak toplumu ve siyasetindeki derin çatlakların önemli bir göstergesi.

Maliki ve Mukteda arasındaki güç çekişmesi 2003 yılında ABD’nin Irak’ı işgalinden bu yana sürüyor. ABD’nin Irak ordusunu dağıtmasından sonra Sünni gruplar El Kaide ile işbirliği yaparken, Şii militanların önemli bir kısmı, Mukteda es-Sadr’ın kurduğu mehdi ordusu etrafından kenetlendi.

Maliki 2006 yılında ilk kez başbakan olduğunda Sünni silahlı gruplar dışında, mehdi ordusunu da 2007 ve 2008 yıllarında silahsızlandırmak istedi.

2010’deki seçimde ise görüş ayrılıklarına rağmen Mukteda Tahran’ın da teşvikiyle Maliki’yi destekledi.

IŞİD’in 2014 yılında etkili olmasının üzerinden Mehdi ordusu bu gruba karşı silahlı faaliyetlerine yeniden başladı.

Maliki ay başında yaptığı açıklamada, seçimlerde yine aday olacağını açıkladı.

Maliki, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Gelecek hükümet, tüm Iraklılar için hizmet odaklı bir hükümet olma mesajı vermeli, seçimlere katılan katılmayan, seçim sonrası siyasette kalan veya çekilen hiç kimseyi dışlamamalı, siyaset dışına atmamalı.” ifadelerini kullandı.

Maliki’nin bu açıklamayla seçimlerden birinci çıkan ancak sonrasında istediği hükumeti kuramadığı için siyasetten çekilen Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr’a işaret ettiği belirtiliyor.

Irak’ta 2003 sonrası iki dönem başbakanlık yapan ve mezhepçi politikalarıyla bilinen Maliki’nin başbakanlığının son aylarında İŞİD ülkenin üçte birini ele geçirmişti.

Irak’ta hükümet kurma çalışmaları

Irak’ta genel seçimlerin üzerinden 9 ay geçse de mezhepsel anlaşmazlık yüzünden henüz yeni bir hükumet kurulamadı. Yasalara göre, Meclis önce cumhurbaşkanını seçecek ve bunun için de 329 sandalyeli Mecliste 220 vekilin oyu gerekli. Seçilecek cumhurbaşkanı da Şiilerin başbakan adayına hükumeti kurma görevini verecek.

Sadr, geçen ay siyasetten çekilme kararı almış ve 73 vekilini Meclisten istifa ettirmişti. Irak’ta Şii liderin çekilmesi sonrası hükümet kurma müzakerelerini İran destekli rakipleri Şii siyasi çatı kuruluşu Koordinasyon Çerçevesi yürütüyor. Bu çatı kuruluşta Maliki koalisyonunun yanı sıra Haşdi Şabi komutanlarından Hadi Amiri liderliğindeki Fetih Koalisyonu ile Şii milis yapıların siyasi uzantıları bulunuyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Ukrayna: Rusya Saldırılarda Yeni Aşamaya Hazırlanıyor

Ukraynalı bir askeri yetkili, Moskova’nın “tüm operasyonel alanlarda” askeri operasyonları artıracağı yönündeki açıklamasını, Rusya’nın Ukrayna’daki saldırısının bir sonraki aşamasına hazırlandığı şeklinde değerlendirdi.

Reuters haber ajansı, Batı’nın uzun menzilli silah sevkiyatının savaşta Ukrayna’ya katkılarının görülmeye başlandığını, bu süreçte Rus roket ve füzeleriyle kentlerin vurulduğunu ve Kiev’in bu saldırılarda onlarca kişinin öldüğünü bildirdiğini yazdı.

Ukrayna askeri istihbarat sözcüsü Vadym Skibitskyi Cumartesi günü yaptığı açıklamada, “Bu sadece havadan ve denizden yapılan füze saldırıları değil. Tüm temas hattı boyunca, tüm cephe hattı boyunca bombardıman görebiliyoruz. Taktik havacılık ve saldırı helikopterleri aktif olarak kullanılıyor” dedi.

Sözcü, “Açıkça görülüyor ki saldırının bir sonraki aşaması için hazırlıklar yapılıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Ukrayna ordusu, Rusya’nın Donetsk’in doğu bölgesinde Ukrayna tarafından tutulan ve sembolik olarak önemli bir şehir olan Sloviansk’a yönelik bir saldırı için birliklerini yeniden toparladığını söyledi.

‘Rusya Ukrayna’nın güneyinde savunmasını tahkim ediyor’

İngiltere Savunma Bakanlığı Pazar günü yaptığı açıklamada, Kiev’in Rus güçlerini püskürtme vaatleri karşısında Rusya’nın Ukrayna’nın güneyinde işgal ettiği bölgelerde savunmasını tahkim ettiğini söyledi.

Ukrayna, Perşembe gününden bu yana Rusya’nın kentsel alanlara yönelik bombardımanında en az 40 kişinin öldüğünü açıkladı.

Rusya, Ukrayna’yı askerden arındırmak ve milliyetçilerin kökünü kazımak için “özel bir askeri operasyon” düzenlediğini, Ukrayna’nın askeri altyapısını bozmak ve kendi güvenliğini korumak için yüksek hassasiyetli silahlar kullandığını söylüyor. Moskova, sivillerin hedef alındığını reddediyor.

Rus bakandan ‘saldırıları yoğunlaştırma’ emri

Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Ukrayna’nın doğusuna ve Rusya’nın elinde tuttuğu diğer bölgelere yönelik Ukrayna saldırılarını önlemek için askeri birliklere operasyonları yoğunlaştırma emri verdi. Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre Şoygu, Kiev’in sivil altyapıyı ya da bölge sakinlerini vurabileceğini söyledi.

Şoygu’nun Cumartesi günü yaptığı açıklamalar, Kiev’in Batı tarafından tedarik edilen çoklu roket fırlatma sistemlerini kullanarak 30 Rus lojistik ve mühimmat merkezine gerçekleştirdiğini söylediği bir dizi saldırıya doğrudan bir yanıt olarak değerlendiriliyor.

Ukrayna savunma bakanlığı sözcüsü, özellikle Amerikan yapımı HIMARS roket sistemleri kullanılarak yapılan bu saldırıların Rus tedarik zincirini olumsuz etkilediğini ve saldırı kapasitesini azalttığını söyledi.

Rusya destekli ayrılıkçılar, Ukrayna güçlerinin, Slovyansk’ın doğusundaki Alçevsk kentini Cumartesi günü bu roketlerle vurduğunu ve iki sivilin ölümüne ve önemli hasara yol açtığını söyledi.

Rus füzeleri Mikolayiv’i vurdu

Ukrayna’nın güneyinde sanayi kenti Mikolayiv’de bir altyapı tesisinin Rus füzeleriyle vurulduğu bildirildi. Kentin Belediye Başkanı Oleksandr Senkeviç, can kaybı konusunda henüz net bilgi olmadığını söyledi.

Rusya’nın ilhak ettiği Kırım ile Ukrayna’nın ana limanı Odessa arasında Karadeniz kıyısında yer alan Mikolayiv, Rus ordusunun Ukrayna’nın tüm Karadeniz kıyılarını ele geçirmeyi hedeflediğini ilan etmesi ardından son haftalarda düzenli olarak füze saldırılarına maruz kaldı.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın