Afganistan’da Sel: 3 Günde 18 Kişi Hayatını Kaybetti

Taliban’ın geçici hükümetinin Afet Yönetimi Devlet Bakanlığı Sözcüsü Muhammed Nesim Hakkani, Afganistan’daki sellerle ilgili açıklama yaptı. Hakkani, ülkenin güneyindeki Zabul ve Kandahar vilayetlerinde son 3 günde meydana gelen sellerde 18 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Ölenlerin 10’unun Taliban mensubu olduğunu ve sel nedeniyle 20’den fazla kişinin de yaralandığını kaydeden Hakkani, son üç günde yaşanan sellerde yüzlerce evin tahrip olduğunu belirtti.

Bakanlık sözcüsünün açıklamasına göre, son bir ayda meydana gelen seller nedeniyle toplam 120 kişi öldü, 152 kişi yaralandı. Hakkani ayrıca sellerde birçok köprünün tahrip olduğunu, son bir ayda su altında kalan 3 bin evin hasar gördüğünü aktardı.

Pakistan: Belucistan’da 136 ölü

Muson yağmurlarının Haziran ayından bu yana etkili olduğu Pakistan’ın Belucistan eyaletindeki can kaybı ve hasarlar da artıyor.

Belucistan İl Afet Yönetimi Ajansı’ndan bugün (1 Ağustos) yaptığı açıklamaya göre, eyalette 136 kişi aşırı yağışların sebep olduğu su baskını ve sellerde yaşamını yitirdi, 70 kişi ise yaralandı. Devam eden yağış ve sellerde Belucistan’daki toplam 13 bin 535 ev de hasar gördü.

Aynı kurum, dün yaptığı açıklamayla, Pakistan’da 14 Haziran’dan bu yana etkili olan muson yağmurları ve meydana getirdiği sel ve sel baskınlarına hayatını kaybedenlerin sayısı 376 olarak açıklamıştı.

Muson yağmurları hakkında

Muson sözcüğü, Arapça “mevsim” sözcüğünden geliyor; yağışların mevsimlik olduğunu vurgulamak açısından bu adlandırma kullanılıyor.

Musonlar denildiğinde akla ilk olarak “Asya musonu” gelse de bunun dışında ABD’nin güneybatı kıyılarını ve Meksika’yı etkileyen Meksika musonu veya Arizona musonu da denilen Kuzeybatı Pasifik Musonu da bilinen mevsimsel yağışlar arasında.

Güney, güneydoğu ve doğu Asya’da etkili olan muson yağışları, temel olarak yaz mevsiminde Umman Denizi, Bengal Körfezi ve Hint Okyanusu’nda denizdeki havanın daha serin olması nedeniyle ısınan Asya kara kütlesinin alçak basınç alanı oluşturmasıyla, nemli hava kütlesinin denizden karaya doğru taşınması sonucu meydana geliyor.

Yaz mevsiminde Hint Okyanusu üzerinde ortalama sıcaklık 25 santigrat dereceyken, karalarda 45 dereceye kadar çıkabiliyor. Denizden karaya doğru esen rüzgarlarla taşınan dev bulut kütleleri Himalaya Dağları’na kadar olan bölgede mevsimsel yağışlara yol açıyor.

Yağışlar, Hint alt kıtası, Hindi Çini ve güneydoğu Asya ülkeleri ile Çin, Kore Yarımadası, Japonya’ya kadar olan bölgede etkili oluyor. Ancak yağışların en fazla etkilediği bölge, cephe kütlesinin kuzeydeki Himalaya Dağları ile karşılaşarak sıkıştığı Hindistan, Nepal, Butan, Bangladeş, Myanmar’ı içine alan bölge. Bu bölgede yağışlar zaman zaman on binlerce insanın evlerini terk etmesine neden olan sellere yol açıyor.

İklim krizi

Öte yandan, iklim krizi de söz konusu yağışların şiddetini ve yarattığı etkileri arttırabiliyor. Örneğin, çevre örgütü Germanwatch’ın Küresel İklim Riski verilerine göre, Güney Asya ülkesi Pakistan, halihazırda iklim krizinin sebep olduğu aşırı hava olaylarına karşı en kırılgan sekizinci ülke olma özelliği taşıyor.

İklim Değişikliği Bakanı Sherry Rehman da 6 Temmuz’da, yaşanan seller ile ilgili açıklamasında, “Bir gün yanıyorsunuz, ertesi sabah su baskınları bekliyorsunuz… Yani, Pakistan’daki durumun ne kadar ciddi olduğunu görebilirsiniz” demişti.

Paylaşın

Taliban’ın Kız Öğrencilere Lise Yasağı, Üniversiteye De Engel

Bir Taliban sözcüsü ve üniversite yetkilileri, Taliban’ın liselerde okuyan kızları yasaklamasının, yürürlükte kalması halinde kadınların üniversite diplomalarını fiilen yasaklayacağını söyledi.

Guardian’da yer alan habere göre, kız çocukları, yükseköğrenime kaydolmak için gerekli belgelere veya okuldan yaklaşık bir yıl sonra üniversite kurslarına başlamak için akademik kapasiteye sahip olmayacak.

Taliban’ın yüksek öğrenim bakanlığı sözcüsü Mevlavi Ahmed Taki, “Otomatik olarak lise mezunumuz olmazsa, artık yeni üniversite kız öğrencimiz olmayacak. Ama umuyorum ki Milli Eğitim Bakanlığı bir politika geliştirecek ve yakında okulları yeniden açacaktır. Çünkü biz bunun önemli olduğunu anladık ve kız çocuklarının eğitimi yasağı geçicidir” dedi.

Taliban’a yakın yerel bir kaynak, önümüzdeki aylarda kadınların yüksek öğrenime girmesinin önündeki pratik engeller kaldırılsa bile, yetkililerin onları sağlık ve eğitim alanlarında derecelerle sınırlamayı düşündüklerini söyledi.

Afganistan’da kız çocuklarına yönelik lise yasağı kalksa da üniversite eğitiminin sağlık ve eğitim alanlarıyla sınırlı kalması bekleniyor.

Taliban, kız çocukları ve kadınları eğitimden mahrum bırakan yasakların, “İslami kurallara uygun eğitim müfredatı” düzenlendiğinden kaldırılacağını savunuyor. Taliban yönetimi, bu düzen sağlandığında kız öğrencilerin okullara dönebileceğini açıklamıştı.

Paylaşın

NASA, Uzay Roketi Okyanusa Düşen Çin’i Bilgi Vermemekle Eleştirdi

Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), Çin’in 24 Temmuz’da fırlattığı Long March (Uzun Yürüyüş) 5B uzay roketinin Hint Okyanusu’na düştüğünü, ancak Pekin’in enkazın tam olarak nerede olduğu konusunda bilgi paylaşmadığını duyurdu.

Euronews Türkçe’de yer alan habere göre, NASA yöneticisi Bill Nelson, kontrol altında olmayan bir bölgeye düşen enkazla ilgili ayrıntılı bilgi vermediği için Pekin’e tepki gösterdi.

Çin’i “potansiyel enkaz yayılımının etkisi” konusunda eleştiren Nelson, “Uzay yolculuğu yapan tüm ülkeler, yerleşik en iyi uygulamaları izlemeli ve potansiyel enkaz etkisi riskine ilişkin güvenilir tahminlere izin vermek için bu tür bilgileri önceden paylaşma konusunda üzerine düşeni yapmalı” dedi.

NASA yöneticisi Bill Nelson, bilgi paylaşımının, alanın sorumlu kullanımı ve dünyadaki insanların güvenliğini sağlamak için çok önemli olduğunu vurguladı.

Bu arada Malezya’daki bazı sosyal medya kullanıcıları, su üstünde görüldüğü iddia edilen roketin enkazının görüntülerini paylaştı.

Bu arada merkezi Los Angeles kenti yakınlarındaki devletin kurduğu “Aerospace Corp” şirketi, roketin yaklaşık 22.5 ton ağırlığındaki ana parçasının kontrolsüz bir şekilde dünyaya dönmesine izin verilmesini “sorumsuzluk” olarak değerlendirdi.

Konuyla ilgili uzmanlar bu hafta başında, roket gövdesinin atmosfere girerken parçalanacağını, ancak çok sayıda parçanın, yaklaşık 2 bin km uzunluğunda ve yaklaşık 70 kilometre genişliğinde bir alana düşebileceği uyarısında bulunmuştu.

Long March 5B füzesi, yörüngede yapım aşamasında olan yeni Çin uzay istasyonuna bir laboratuvar modülü götürmek için 24 Temmuz’da fırlatılmıştı.

Çin’in bir başka Long March 5B füzesi, 2020’de Fil Dişi Sahillerine düşerek bazı binalara zarar vermiş, ancak can kaybına yol açmamıştı.

Paylaşın

Müslüman Kardeşler’in Açıklamasının Ardından Mısır’da 7 Kişi Affedildi

Mısır’da terör örgütü olarak kabul edilen Müslüman Kardeşler’in siyaset sahnesinden çekildiğini açıklamasının ardından 7 tutuklu dün serbest bırakıldı. Öte yandan insan hakları örgütleri, ülkede hala binlerce siyasi mahkum olduğunu savunuyor.

Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’nin affettiği isimler arasında Hişam Fuad ve Kasım Eşref adlı iki gazeteci, araştırmacı Ahmed Semir, solcu aktivist Abdurrauf Hitab ve oyuncu Tarık en-Nehri var. Tarık Mehdi ve Halid Sadık adlı kişiler de serbest bırakılanlardan ikisi.

Haziran 2019’da yakalanan Fuad, “yasadışı örgüt” birlikte komplo kurmaktan geçen yıl 4 yıl hapse mahkum edilmişti. “Yasadışı örgüt” ifadesi, Müslüman Kardeşler’i işaret ediyor.

Semir ise 2021’de yalan haber yaymak suçlamasıyla yakalanmış ve 4 yıl hapis cezası almıştı. Cezası bu yılın başlarında üç yıla indirilmişti.

2011’deki protestolar ve güvenlik güçleriyle çatışmalar sırasında devlet binalarına saldırmak ve yakmaktan Hitab 7, en-Nehri ise 15 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

Ekonomik krizle boğuşan Kahire, muhalefete ulaşmak için bazı adımlar atıyor. Cumhurbaşkanı Sisi bu yolda Müslüman Kardeşler’e atıfla “bir grup dışında herkesi” kapsayan ulusal diyalog süreci başlatmıştı.

Müslüman Kardeşler, Mısır’da 2012’de yapılan seçimleri kazansa da bir yıl sonra askeri darbeyle devrilmişti. Hareket o zamandan beri büyük bir baskıyla karşı karşıya. Örgütün pek çok lideri ve binlerce destekçisi ya hapiste ya da ülkeden kaçtı.

“Mısır’da herhangi bir iktidar mücadelesine girmeyi de reddediyoruz”

Müslüman Kardeşler’in Rehberlik Meclisi Başkanlığı’nı vekaleten üstlenen İbrahim Münir, hareketin geleceği ve Mısır’daki koşullara dair Reuters’a konuşmuştu.

Örgütün lideri konumundaki iki gün önce yayımlanan söyleşide,kendilerine hala büyük destek verildiğini savunsa da seçimlere katılmayacaklarını ve şiddeti uzun süredir reddettiklerini ifade etti: Sadece şiddet ve silah kullanımını değil, Mısır’da herhangi bir iktidar mücadelesine girmeyi de reddediyoruz.

Uzun süredir Birleşik Krallık’ın başkenti Londra’da ikamet eden 85 yaşındaki lider, hareketin daha önce de sorunlar yaşadığını ancak en zorlu dönemin içinde olduklarını duyurdu.

Müslüman Kardeşler’in içinde olduğu krize nasıl karşı nasıl harekete geçileceğine dair iç bölünmeler yaşadığını açıklayan Münir, “durum istikrara kavuştuğunda” yeni bir liderin seçileceğini bildirdi.

Münir’e göre Müslüman Kardeşler’in dışarıda tutulduğu bir diyalog süreci başarıya ulaşmayacak: Diyaloğa gerçekten ihtiyaç var ama herkesi kapsaması gerekiyor.

2013’te dönemin Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin darbeyle devrilmesini ağır şekilde eleştiren Türkiye’nin, Mısır’la ilişkileri durma noktasına gelmişti. Ankara’nın Müslüman Kardeşler’e desteği, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’yle (BAE) ilişkilerinin bozulmasına neden olan sebeplerden biriydi.

Öte yandan Türkiye’yle birlikte Müslüman Kardeşler’e destek veren Katar’ın, Mısır, Suudi Arabistan ve BAE’yle ilişkileri normalleştirmeye çalışması dengeleri değiştirmişti.

Örneğin Kahire, Türkiye’de faaliyet gösteren Müslüman Kardeşler’e bağlı televizyon kanallarının kapatılmasını istemişti. Reuters, Ankara’nın da muhalif kanalların Kahire’ye yönelik eleştirilerini yumuşatmasını istediğini yazdı.

Bununla birlikte Münir, Müslüman Kardeşler’in Türkiye’de henüz baskı altında olmadığını savundu: Şu ana kadar bir baskı görmedik ya da hissetmedik. Fakat Türkiye devletinin, halkının huzur ve güvenliğini sağlamak için ne gerekiyorsa yapmaya hakkı vardır.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

ABD, İran Ve Pakistan’ı Sel Vurdu: En Az 105 Ölü

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Kentucky eyaletinde etkili olan yağışlarda can kaybı 25’e yükselirken, İran’ın başkenti Tahran’daki sellerde 61 kişi yaşamını yitirdi. Pakistan’da ise muson yağmurları sebebiyle iki günde 19 kişi hayatını kaybetti.

Kentucky Valisi Andy Beshear, eyalette 29 Temmuz’dan bu yana etkili olan aşırı yağış ve sellerde en az 25 kişinin yaşamını yitirdiğini açıkladı.

CNN International’ın aktardığına göre, selle ilgili dün (30 Temmuz) açıklama yapan Kentucky Valisi Beshear, arama kurtarma ekiplerinin kayıp kişileri aramaya devam ettiğini hatırlatarak ölü sayısının bu sebeple “kesinlikle daha da kötüleşeceğini” kaydetti.

Kentucky’nin yanı sıra Tennessee ve West Virginia eyaletlerinden ekiplerin de katıldığı kurtarma çalışmalarında yüzlerce kişi sellerin etkili olduğu bölgeden hava ve su yoluyla tahliye edildi. Vali Beshear, “Yıkımın ve etkilenen alanların ne kadar geniş çaplı olduğunu, kayıp kişilerin sayısı ile ilgili kesin bir bilgi sahibi olmanın mevcut durumda çok zor olduğunu” söyledi.

PowerOutage.us internet sitesinin paylaştığı verilere göre, bugün itibariyle 12 bin 863 ev ve işyerine elektrik verilemiyor. Bu durum arama kurtarma çalışmalarının da sekteye uğramasına sebep oluyor.

İran’da sel: 61 ölü

Öte yandan, başta başkent Tahran olmak üzere İran’ın büyük kısmını etkisi altına alan şiddetli yağışlarda ölü sayısı 61’e yükseldi.

İran Kızılayı Yardım ve Kurtarma Başkanı Mehdi Velipur, devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, ülke genelinde etkili olan sellerde 61 kişinin yaşamını yitirdiğini, 32 kişinin kayıp olduğunu söyledi.

Velipur, Firuzkuh da dahil olmak üzere selden etkilenen bazı bölgelerde arama kurtarma çalışmalarının devam ettiğini belirtti.

Kızılay yetkilisi ayrıca yağışların devam etme olasılığına karşı yurttaşlara nehir ve kanal kıyılarından uzak durma uyarısı yaptı.

İran resmi ajansı İRNA’nın aktardığına göre, Kızılay Genel Sekreteri Yakub Süleymani de selin detayları hakkında açıklamada bulundu.

Süleymani, selin İran’ın 60 il, 140 ilçe, 516 köy ile 85 bölgesinde etkili olduğunu, bin 332 kişinin güvenli yerlere nakledildiğini ve 5 bin 215 kişiye acil barınma sağlandığını kaydetti. Kızılay Genel Sekreteri, son bir hafta içinde 27 bin 35 kişiye yardım ulaştırıldığını ifade etti.

Ulusal Tahmin ve Kriz Yönetimi Merkezi, ülkeyi etkisi altına alan şiddetli yağışların 1 Ağustos pazartesiye kadar devam edeceğini duyurdu.

Pakistan’da musonlar: 2 günde 19 ölü

Güney Asya ülkesi Pakistan’da süren muson yağmurları sonucu yaşanan sellerdeki can kayıpları da artıyor.

Ülkede son iki gün içinde 19 kişi yaşamını yitirdi.

Yetkililer, Belucistan eyaletinde aynı aileden dokuz kişinin sele kapılarak hayatını kaybettiğini açıkladı. Eyalet genelinde 565 kilometre karayolu zarar görürken çok sayıda tarım arazisi de sular altında kaldı.

Yağışların yol açtığı afet ve kazalarda 712 çiftlik hayvanı hayatını kaybetti. Şiddetli yağışlardan etkilenen 17 bin 500 kişi ise tahliye edildi.

Hayber Pahtunhva eyaletinde de evlerin çatısının çökmesi ve sele kapılma sebebiyle 10 kişi hayatını kaybetti, 17 kişi yaralandı.

Ülkede 14 Haziran 2022 tarihinden bu yana etkili muson yağmurlarında hayatını kaybedenlerin sayısı 376’ya yükseldi.

Pakistan Ulusal Afet Yönetim Ajansından 28 Temmuz’da yapılan açıklamada, 14 Haziran’dan bu yana etkili muson yağmurları sebebiyle 357 kişinin hayatını kaybettiği, 408 kişinin yaralandığı belirtilmişti.

Açıklamada, Belucistan’da 106, Hayber Pahtunhva’da 70, Pencap’ta 76, Sindh’te 90, Gilgit-Baltistan’da 8, Azad Cammu Keşmir’de 6 ve İslamabad’da bir kişinin öldüğü aktarılmıştı.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Halife Hafter ABD’de Mahkum Edildi

Kuzey Afrika ülkesi Libya’nın önde gelen politik ve askeri simalarından General Halife Hafter, Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) bir mahkeme tarafından insan haklarını ihlal etmekten suçlu bulundu.

Kısa Dalga’nın aktardığı habere göre, kararı veren mahkemenin hakimi, Hafter’in davada iş birliği göstermediğini bu nedenle “gıyabında” tazminat ödemeye mahkum edildiğini duyurdu.

Ülkesinde “Libya Ulusal Ordusu” adlı gücün liderliğini yapan Hafter aleyhine çok sayıda aile, yakınlarının öldürülmesinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davacı olmuştu.

Davacılar, ABD’de görülen mahkemede Hafter’in, “Libya halkına karşı başına buyruk bir savaş sürdürdüğünü” dile getirerek, “O çok sayıda erkeği, kadını ve çocukları bombalı saldırılarla ve başka sivilleri de işkencelerle öldürdü” ifadelerini kullandı.

ABD’de 1991 yılında yürürlüğe giren bir yasa ile, resmi sıfatla yabancı bir ülke adına işkence yapan ya da yargısız infaz uygulayan kişiler yargılanabiliyor.

Yeni davalar görülecek

Davanın başlamasını sağlayan isimlerden biri olan mağdur avukatlarından Faysal Gill, mahkemenin verdiği kararın ardından yaptığı açıklamada, “Adalet kazandı. Hafter işlediği savaş suçları nedeniyle hesap verecek” dedi.

General Hafter’in kararı temyize taşıma hakkı bulunuyor. Ayrıca Hafter’in ödemeye mahkum edildiği tazminatın boyutunun belirlenmesi için yeni davalar görülecek.

Ne olmuştu?

ABD yargısı, geçen yıl Aralık ayında Libya’da yapılması planlanan seçimler nedeniyle, süreci etkilememek adına Hafter’in yargılandığı davayı geçici olarak durdurmuş; ancak daha sonra seçimlerin iptal edilmesinin ardından yeniden başlatmıştı.

Kendini devlet başkanı ilan eden Halife Hafter ise, bu sıfatı nedeniyle dokunulmazlığa sahip olduğunu öne sürerek, dava sürecini durdurmaya çalışmıştı. Hafter’in kontrolündeki Libya Ulusal Ordusu hala ülkenin doğusunda büyük bir bölgeyi kontrolü altında tutuyor.

Paylaşın

Suçluların Kullandığı Casus Yazılımın Arkasından 15 Yaşındaki Çocuk Çıktı

Avustralya’da Jacob Wayne John Keen’in 15 yaşındayken bir hack programı hazırlayıp birçok suçluya sattığı iddia edildi. Keen’in “Immanent Monitor” yazılımı, başkasının bilgisayarına gizlice erişim sağlayan ve “trojan” olarak adlandırılan zararlı programlardan biri.

Avustralya Federal Polisi’nin (AFP) bugün yaptığı açıklamaya göre 24 yaşındaki Keen, Queensland eyaletindeki Brisbane kentinde annesiyle birlikte yaşarken “Immanent Monitor” adını verdiği bir virüs yazdı.

Bu yazılımla kullanıcılar bilgisayarların kameralarına ve mikrofonlarına erişebiliyor, karşı tarafı takip edebiliyor ve şahsi verileri çalabiliyor.

Keen, bu yazılımın tanesini 35 ABD dolarına (630 TL) internetteki bir hacker forumunda satmakla suçlanıyor. Buna göre hacker, 2013-2019’da söz konusu virüs yazılımını 128 ülkeden en az 14 bin 500 kişiye satarak, 300 bin ila 400 bin ABD dolarına (5,3 milyon TL ila 7 milyon TL) arasında gelir elde etti.

Polisin araştırmasında, Avustralya’dan en az 201 kişinin yazılımı satın aldığı, bu kişilerin büyük çoğunluğunun hakkında ev içi şiddet suçundan dava açılmış kişiler olduğu belirtildi. Ayrıca hack programını alan bir kişinin pedofili sabıkası olduğu paylaşıldı.

Açıklamada, bu yazılımdan dünya çapında on binlerce kişinin etkilenmiş olabileceği, yazılımı kullanan şüphelilere dair araştırmanın devam ettiği belirtildi.

AFP, virüsün kullanıldığına dair ilk ipucunu, FBI’ın da yardımıyla 2017’de elde etmiş ve soruşturma başlatmıştı. Toplanan verilerin ardından 2019’da düzenlenen operasyonda Keen yakalanmış, bilgisayarında yapılan incelemelerde virüs yazılımının kodları bulunmuştu.

Veri hırsızlığı ve kara para aklama da dahil 4 farklı suçtan yargılanan Keen, 20 yıl hapis cezasıyla karşı karşıya.

Hackerın 43 yaşındaki annesi Justine Monica Keen de yardım ve yataklık suçundan 10 yıl hapis cezası alabilir.Anne ve oğul, Kovid-19’a yakalandıkları için cuma günü Brisbane Kraliyet Mahkemesi’ndeki duruşmaya katılamadı. Duruşmanın 16 Ağustos’a ertelenmesine karar verildi.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

IŞİD’in Kafa Kesme Videolarını Hazırlayan Muhammed Halife’ye Müebbet Hapis

Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) videolarını hazırlayıp seslendirmekle suçlanan Suudi Arabistan doğumlu Kanada vatandaşı Muhammed Halife, ABD’de müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

ABD Adalet Bakanlığı tarafından cuma günü yapılan açıklamada, 39 yaşındaki Halife’nin IŞİD’deki güçlü figürlerden biri olduğu ve en az iki Suriyeli askerin ölümünden sorumlu tutulduğu belirtildi.

Açıklamada, Halife’nin 2013’te Kanada’dan ayrılıp Suriye’ye giderek IŞİD’e katıldığı, özellikle İngilizce ve Arapça bilgisiyle bir yıl içinde örgütün propaganda ekibinin önemli üyelerinden biri haline geldiği ifade edildi.

Bu ekibin, ABD’li gazeteciler James Foley ve Steven Sotloff’un da aralarında yer aldığı yabancı uyruklu rehinelerin öldürüldüğü videoları hazırladığına dikkat çekildi.

40 yaşındaki Foley ve 31 yaşındaki Sotloff, 2014’te Suriye’de IŞİD militanları tarafından başları kesilerek öldürülmüş, bu anların gösterildiği videolarsa uluslararası kamuoyunda şok etkisi yaratmıştı.

Halife’nin 2014 ila 2017’de çekilen videolarda iki Suriyeliyi öldürdüğü ve en az 15 videonun prodüksiyonuyla İngilizce seslendirmesini yaptığı ifade edildi.

2018’e kadar örgütün propaganda biriminde çalışan Halife, 2019’da çatı yapısını Türkiye’nin terör örgütü olarak kabul ettiği YPG’nin oluşturduğu, ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri’yle (SDG) girdiği çatışmada yakalanmıştı.

Halife, aynı yıl Suriye’de tutulduğu hapishaneden Kanada devletinin radyo ve televizyon yayımcısı CBC’ye verdiği röportajda, örgüt üyeliğinden ya da yaptıklarından pişman olmadığını söylemişti.

IŞİD militanı, ailesiyle birlikte olmak için Kanada’ya dönmek istediğini belirtmiş fakat kendisi 2021’de FBI’a teslim edilmişti. Halife, ABD’de aralıkta çıktığı duruşmada suçunu itiraf etmişti.

(Kaynak:

Paylaşın

Papa Francis: Kilise Okullarında Soykırım Uygulandı

Katoliklerin ruhani lideri Papa Francis ‘tövbe haccı’ olarak tanımladığı Kanada ziyaretinde, geçmişte Katolik Kilisesi’ne bağlı okullarda fiziksel şiddete ve cinsel istismara maruz kalan yerli çocuklara ‘soykırım’ uygulandığını söyledi.

Yerli çocukların kilise okullarında asimile edilmesini ‘soykırım’ olarak niteleyen Papa Francis,  Kanada ziyareti dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Geçtiğimiz günlerde Papa, yatılı kilise okullarında yerlilere yönelik ‘yıkıcı’ politikada iş birlikçi Katolik Kilisesi üyeleri adına özür dilemiş ancak Kanada hükümeti, Papa’nın ülkedeki kilise tarafından işletilen yatılı okullardaki suistimaller için yerli halklardan özür dilemesinin yeterli olmadığını belirtmişti. Daha önce neden ‘soykırım’ kelimesini kullanmadığının sorulması üzerine Papa Francis, “Aklıma gelmediği için kullanmadım” dedi.

‘İstifa etmeyi düşünmüyorum’

‘Emeklilik’ ve ‘istifa’ iddialarına ilişkin soruları da yanıtlayan Papa Francis, ‘istifayı şu an için bir ihtimal olarak görse de istifa etmeyi düşünmediğini’ belirtti. Papa Francis, “Emekli olmayı düşünüyor musunuz?” sorusuna ise şöyle cevap verdi: “Şimdiye kadar bu ihtimali düşünmek zorunda kalmadım. Ama bu, yarından sonraki gün düşünmeye başlamayacağım anlamına gelmiyor, değil mi?”

Kanada’daki Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu, 1831-1996 döneminde faaliyet gösteren kiliseye bağlı yatılı okullar hakkındaki çalışmasını 2015’te tamamlamış ve 4 bin sayfalık rapor yayımlanmıştı. Komisyon, yaşananları “kültürel soykırım” olarak tanımlamıştı. Söz konusu raporda, en az 4 bin 200 yerli çocuğun bu okullarda istismar ya da ihmal sonucu öldüğü belirtilmişti.

Kanada’da Katolik Kilisesi’nin kontrolündeki yatılı kilise okullarından bazılarının bahçesinde, resmi kayıtlarda olmayan çok sayıda çocuk mezarı bulunmuştu. Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu raporundan sonra yerli halktan defalarca özür dileyen Kanada Başbakanı Justin Trudeau, 2017’de Vatikan’a yaptığı resmi ziyarette Papa’dan da özür talep etmişti.

Paylaşın

İran’da Sel Ve Toprak Kayması: En Az 53 Ölü

İran’da etkili olan aşırı yağışların yol açtığı sel ve toprak kaymalarında hayatını kaybedenlerin sayısı en az 53’e yükseldi. Yetkililer, kayıp olarak bildirilen kişilerin bulunması için kurtarma faaliyetlerinin de devam ettiğini duyurdu.

İran Kızılay Derneği Acil Durumlar Direktörü Mehdi Velipur, devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, İran’ın 31 vilayetinin 18’inde 400 kasaba ve köyü etkileyen ve iki gün süren sel felaketinin ardından 16 kişinin hala kayıp olduğunu söyledi. Yetkili, yağışların otoyollarının büyük kısmının kapanmasına neden olduğunu da kaydetti.

Tahran Valisi Muhsin Mansuri de, selden en çok etkilenen bölgenin başkent Tahran’ın kuzeydoğusundaki Alborz Dağları’nın eteklerinde yer alan Firuz Koh (Firuz Dağı) bölgesi olduğunu, burada en az 10 kişinin yaşamını yitirdiğini dile getirdi.

Daha sonra yerel haber ajansları, aynı bölgede altı kişinin de kayıp olduğunu aktardı. Vali Mansuri, selin Tahran’ın kuzey bölgelerini etkilemeye devam ettiği bir ortamda peş peşe yapılan uyarılara rağmen dağcıların hala Firuz Koh’a doğru gitmesine tepki gösterdi.

Devlet medyası perşembe günü Tahran’ın kuzeybatısındaki İmamzade Davud köyünde sel nedeniyle meydana gelen toprak kaymasında en az sekiz kişinin öldüğünü ve köydeki bir türbenin de zarar gördüğünü duyurdu.

Yerel medya, 14 kişinin de halen kayıp olduğunu bildirdi. Reuters’ın haberine göre geçen cumartesi günü, güneydeki Fars eyaletinde meydana gelen sel felaketinde 22 kişi hayatını kaybetmişti.

Paylaşın