İran, LGBTQ Aktivisti İki Kadını İdama Mahkum Etti

Şii şeriatıyla yönetilen İran’da LGBTQ aktivisti iki kadın idama mahkum edildi. İran’ın hukuk sistemine göre eşcinsel eylemlerde bulunan kişiler idam cezasına çarptırılabiliyor.

İran’da iki lezbiyen kadın “yeryüzünde fesat çıkarmak” ve insan kaçakçılığı yapmak suçlamalarıyla idama mahkum edildi.

İran resmi devlet haber ajansı IRNA’nın haberinde “İnternette yayınlanan haberlerin aksine, mahkumlar genç kadın ve kızları eğitim ve iş fırsatları vaat ederek kandırmış ve ülke dışına kaçırmış, böylece kurbanlarının birçoğunun intihar etmesine neden olmuştur” denildi.

İnsan hakları savunucuları ve sivil toplum kuruluşları ise bu kişilerin LGBTQ hakları aktivisti ve masum olduklarını ileri sürdü ve Batılı ülkeleri idam cezalarının infazının engellenmesi için devreye girmeye çağırdı.

İran’da ceza kanunundaki en ağır suçlamalardan olan “yeryüzünde fesat çıkarmak”, İranlı yetkililer tarafından İslami ahlakla ilgili olanları da kapsayan geniş bir suç yelpazesine atıfta bulunmak için kullanılıyor.

Mart ayında ülkenin dini lideri Ayetullah Ali Hamaney., eşcinselliği Batı medeniyetinde yaygın olan “ahlaki yoksunluğun” bir parçası olarak tanımlamıştı.

İran’ın LGBTQ hakları konusuna yaklaşımı batılı insan hakları grupları tarafından sık sık eleştiriliyor. İran’ın hukuk sistemine göre eşcinsel eylemlerde bulunan kişiler idam cezasına çarptırılabiliyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Muson Yağmurlarının Vurduğu Pakistan İçin Uluslararası Dayanışma Çağrısı

14 Haziran’dan bu yana Pakistan’da etkili olan muson yağmurları  441’i çocuk olmak üzere 1265 kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu. 33,4 milyon kişi de yağmurlar sonrası oluşan sellerden etkilendi.

Bianet’te yer alan habere göre, sel nedeniyle Sindh eyaletinin Sehvan Şerif kentinde evlerini terk etmek zorunda kalan yurttaşlar güvenli bölgelere geçti. Sağlık yetkilileri, şiddetli selin milyonlarca insanı yerinden etmesinin ardından büyük çaplı salgın hastalıklar konusunda uyardı.

Aylardır süren şiddetli yağışların insanları mahsur bırakması ve temiz suya erişiminin kısıtlanmasıyla ishal ve sıtma vakalarında artış olduğu bildirildi.

4 Eylül’de The Guardian’a konuşan Pakistan İklim Değişikliği Bakanı Sherry Rehman, birincil kirleticilerin birinci dünya ülkeleri olduğunu, ancak faturayı yoksulların ödediğini söyledi.

Rehman zengin ülkelerin, küresel ısıtmanın yükünü çeken gelişmekte olan ülkelere tazminat ödemesi gerektiğinin altını çizdi.

Çevrimiçi buluşma çağrısı

Pakistan’daki iklim felaketine dair İklim Adaleti Hareketi oluşumu 9 Eylül’de tüm dünyada etkili olmasını planladıkları kitlesel bir eyleme hazırlanıyor.

Hazırlıklar kapsamında bugün (5 Eylül) Türkiye saatiyle 16.00’da çevrimiçi bir bilgilendirme toplantısı düzenlenecek.

İklim Adaleti Hareketi’nin, eylem çağrısında şu ifadelere yer verildi:

“Pakistan’ın üçte biri sular altında kaldı, binlerce kişi öldü, evler yıkıldı ve topraklar yok oldu. Pakistan iklim krizinden en az sorumlu olan ülkelerden biri, ancak en çok acıyı o çekiyor.

“Fosil yakıt endüstrisi ve onu destekleyen kapitalist sistem, krizin doğrudan sorumlusu. Bu sistemi yıkmalı, uluslararası dayanışmayla sorumlularını şimdi durdurmalıyız!

Pakistan için iklim tazminatları

“Yüzyıllardır sömürgeleştirilen ve sömüren ülkelerin ve iklim yıkımından çıkar sağlayan şirketlerin, Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) Pakistan’ın borçlarını silmesiyle başlayarak tazminat ödeme ve sorumluluk alma zamanı geldi.

“Her yerde insanları fosil yakıt altyapısına veya finans kuruluşlarına karşı doğrudan eylemlerde bulunmaya veya 9 Eylül’de sokaklarda kitlesel bir gösteri düzenlemeye çağırıyoruz.

“Bugün sahada neler olduğunu dinleyeceğiz. Eylem günü için siyasi çerçeveyi ve talepleri anlayacağız, halihazırda neler planlandığını öğreneceğiz ve tüm soruları ele alacağız.

“Fridays For Future Balochistan’dan Yusuf Baluch, Ammar Ali Jan ve Dr Alia Haider ve Pakistan’dan diğer aktivistler ile birlikte olacağız.”

Paylaşın

Kanada’da Bıçaklı Saldırılar: En Az 10 Ölü

Kanada’nın Saskatchewan eyaletinde iki kişi tarafından düzenlendiği açıklanan bıçaklı saldırılarda en az 10 kişi öldü, 15 kişi de yaralandı. Saldırılar en az 13 ayrı mekanda gerçekleşti.

Bu, Kanada tarihindeki en fazla kişinin ölümüne yol açan saldırılardan biri oldu. Polis yetkilileri iki şüphelinin fotoğrafını yayınladı ve halka bu kişileri görmeleri halinde saklanıp polisi aramalarını tavsiye etti.

Emniyet teşkilatı yöneticilerinden Rhonda Blackmore, bazı yaralıların kendi imkanlarıyla hastaneye gitmiş olması nedeniyle gerçek yaralı sayısının bilinenden daha fazla olabileceğini söyledi.

Şüphelilerin siyah renk bir Nissan Rouge aracında olabileceğini belirten emniyet yetkilileri “Güvenli bir konumdaysanız oradan ayrılmayın. Evinize başkalarını alırken dikkatli olun. Otostopçu kabul etmeyin” ifadelerini kullandı.

Eyalet genelinde kontrol noktaları oluşturuldu. İlk saldırının yerel saatle Pazar sabah 05:40’da (TSİ 14:40) ihbar edildiği aktarıldı.

Kanada Başbakanı Justin Trudeau saldırının “korkunç ve üzücü” olduğunu söyledi. Sosyal medya hesabından bir açıklama yapan Trudeau, “Yüreklerimiz yakınlarını kaybedenler ve hastanedeki yaralılarla” dedi.

Paylaşın

Şili Halkı ‘En İlerici Anayasa’yı Ezici Çoğunlukla Reddetti

Şili’de seçmenler, Faşist Diktatör Augusto Pinochet döneminden kalma Anayasa yerine önerilen “en ilerici anayasa”yı reddetti. Oy sandıklarının yüzde 72’sinin açıldığı gayriresmi sonuçlara göre seçmenlerin yüzde 62’si “red” oyu kullandı. Kabul yüzde 38’de kaldı.

Gayriresmi sonuçların belli olmasının ardından TV’den yayınlanan demecinde Cumhurbaşkanı Gabriel Boriç “Şili halkı Anayasa taslağından tatmin olmadı ve dolayısıyla oylamada açıkça red kararı verdi” dedi. “Bu önemli sonuçlarla yüzleşmek açısından kabinede hızlıca değişikliğe gitmek ve yeni dönemi yenilenmiş bir azimle karşılamak zorundayız.”

Arka plan

Parasız eğitim, parasız sağlık ve diğer sosyal haklar, çevre, cinsiyet eşitliği ve yerli haklarını merkeze alan yeni anayasa önerisi, 2019’da ülkedeki eşitsizliğe karşı patlak veren yaygın halk muhalefetini yatıştırmak üzere Şili siyasi kurumları ve temel güçleri arasında varılan mutabakatın eseriydi ve diktatör Augusto Pinochet döneminin piyasa dostu anayasasının yerini alması bekleniyordu.

Ekim 2020’deki referandumda Şilililerin yüzde 80’e yakını “bir yeni anayasa yazılsın mı” sorusunu “Evet” diye yanıtlamışlar ve gene yüzde 80’e yakını bu anayasanın “eşit temsil”e dayalı bir “Anayasa Meclis”nce yazılmasını “kabul” etmişlerdi.

Oy kullanmanın zorunlu olduğu Pazar günkü referandumda 15 milyonu aşkın Şilili seçmen, 3 bini aşkın seçim merkezinde oy kullandı.

“Reddettim çünkü paylaşmak istemiyorum”

Reuters haber ajansının sorularını yanıtlayan 54 yaşındaki Rosemarie Williamson ve 85 yaşındaki annesi 2020’deki referandumda “evet” oyu kullanmalarına karşın, bu kez, Pinochet darbesi sırasında kanlı tutuklamalara sahne olan Santiago Stadyumundaki seçim merkezinde yeni anayasaya neden “hayır” dediklerini anlattılar.

Wlliamson en önemli çekincelerinin yerlilere kendi kaderini tayin hakkı tanıyan “çokulusluluk” ve “emeklilik”le ilgili hükümler olduğunu söyledi: “Hayatım boyunca çalıştım ve bunu paylaşmaya istekli değilim.”

Ülkenin dört bir yanındaki seçim merkezlerinde, Şilililer uzun kuyruklara girerek zorunlu oylamaya yüksek katılım gösterdiler. Uzmanlar, anketlerin belirsizlik yaymada etkili olduğunu ve bunun da “kabul”den çok “red” için elverişli bir iklim yarattığında birleşiyor.

Reuters’in sorularını yanıtlayan, güney Santiago’nun yoksul Puente Alto bölgesinden iki çocuk babası 35 yaşındaki Diego Uribe, siyasi partilere inancını yitirmiş olduğu için seçimlerde oy kullanmazken referandumda “kabul” oyu kullanmasını “bu farklı,” diye açıklıyor. Zorunlu olmasaydı bile oy kullanacak olduğunu belirten Uribe,  “‘Kabul’, gelecek için gerçek bir değişim, ücretsiz eğitim, onurlu sağlık hizmetleri ve daha fazla hak demek,” diyor.

Merkez soldaki yarılma

Şili’nin merkezci gazetelerinden La Tercera, “red” oylarındaki aşırı kabarmayı,  Cumhurbaşkanlığı seçimlerini Pinochet karşıtlarının zaferiyle sonuçlandırmakta çok önemli bir rol oynayan merkez solun Anayasa oylamasında yarılmasıyla ilişkilendiriyor. Gazetenin yorumuna göre, aslında merkez ve merkez solda görüş ayrılıkları Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de vardı. Ancak, Anayasa oylaması yeniden demokrasiye dönüldüğü 1990’dan bu yana Hristiyan Demokratlarla Sosyalist Parti arasındaki en önemli ayrılığı oluşturdu. Sonuçta merkez soldan ayrılan geniş bir kesim “Şili’nin Sarıları” hareketini oluşturarak “Red” kampanyasına dahil oldu. Gazete, bu ayrımın kısa zamanda giderilmesinin söz konusu olmadığına işaret ediyor.

Cumhurbaşkanı Gabriel Boriç: “Adalet, eşitlik ve kalkınma için çalışmaya devam”

Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre Gabriel Boriç Pazartesi günü siyasi partilere toplantı çağrısında bulundu. Boriç oylamanın ardından gazetecilere verdiği demeçte, “Ülke olarak yaşadığımız zor zamanlarda, farklılıklarımızı giderme ve daha fazla demokrasi ile ilerleme yoluna girdik.” dedi.

Sonuç ne olursa olsun, hükümetin “herkes için adalet, eşitlik, büyüme ve kalkınmada ilerleme” için tüm sektörlerle birlikte çalışacağını söyledi.

Yurt dışında “kabul” kazandı

Yeni Zelanda, Avustralya, Japonya, Güney Kore ve Çin de dahil, doğudan gelen referandum sonuçları Şili’deki sayım bitmeden önce belli olmuştu. Tarihsel olarak ülkedeki seçmenlerin büyük çoğunluğuna göre daha ilerici bir yönelim gösteren yurtdışında yaşayan Şilililerin oyları, yeni anasayı “kabul” yönündeydi.

Şili’de seçmenlerin çoğunluğunun “ret” yönünde olduğu ilk kez Nisan’daki anketlerde ortaya çıkmıştı ve “kabul” ile “ret” arasında açılan makas daha sonra hemen hiç kapanmadı.  Anketlerin kapandığı son iki haftaya girerken seçmenlerin yüzde 47’sinin “ret”, 38’inin “kabul” eğiliminde ve yüzde 17’sinin kararsız olduğu görülüyordu. İktidar koalisyonu “kabul”ü halinde oylamaya sunulan Anayasa taslağında 57 değişiklik yapmayı kabul edeceğini açıklamıştı.

Ne olacak?

Boriç, referandum öncesinde, taslağın reddedilmesi durumunda, 2020 oylamasında yeni bir anayasa taslağı hazırlamak üzere hükümete verilen görevi yerine getirmek üzere sürecin yeniden başlaması gerektiğini söylemişti. Diğer siyasi şahsiyetlerse, geçtiğimiz günlerde parlamentodan geçirilen yasalarla Anayasa değişikliği için yeter sayısı aşağı çekildiğinden yeni bir Anayasa yerine eski Anayasa’da değişiklik yapılması gerektiğini söylüyor.

Gustavo Petro: “Pinochet canlandı”

Kolombiya cumhurbaşkanı Gustavo Petro, Şili’deki referandum sonuçlarına tepkisini kamuoyuna açıklayan  tek Güney Amerika başkanı oldu.

Henüz Şili Cumhurbaşkanı Gabriel Boriç bile halkın karşısına çıkmadan Petro, Twitter’da “Pinochet canlandı” diye yazdı ve yol gösterdi: “Tüm Latin Amerika’yı lekeleyen bir geçmişi geride bırakmak ve demokratik değişimlerin yolunu açmak ancak demokratik ve toplumsal güçlerin birleşmesiyle mümkün olacak.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Almanya’da Enerji Faturalarına Yardım İçin 65 Milyar Euroluk Paket

Almanya Başbakanı Olaf Scholz, önümüzdeki aylarda enerji maliyetlerinin artması tehdidine karşılık 65 milyar euroluk bir enerji paketi açıkladı. Avrupa genelindeki ülkeler de benzer önlemleri değerlendiriyor.

Daha önceki iki önlemler paketinden çok daha büyük olan programda en büyük tehdit altındakilere destek ödemeleri ve enerji yoğun işletmelere vergi kesintileri öngörülüyor.

Rusya’nın Ukraynayı işgalinden bu yana enerji fiyatlarında artış oldu. Rusya, iki gün önce Kuzey Akım 1 boru hattı üzerinden Almanya’ya gaz ihracıtını süresiz durdurduğunu açıklamıştı.

Ancak Rusya ile son gerilim, Almanya gibi ülkeleri başka yerlerden doğalgaz tedarik etmeye zorladı. Ülkedeki doğalgaz depolarındaki doluluk oranı Haziran ayında yarıdan azdı ve bugün yüzde 84’e yükseldi.

Başbakan Scholz gazetecilere yaptığı açıklamada Almanya’nın kış aylarını geçirebileceğini belirtti ve “Rusya’nın artık güvenilir bir enerji ortağı olmadığını” söyledi.

Scholz, hükümetin emeklilere, sosyal yardım alanlara ve öğrencilere tek seferlik ödeme yapacağını ve ayrıca enerji faturalarında tavan fiyat uygulamasına gidileceğini kaydetti.

9 bin kadar enerji yoğun işletme de 1,7 milyar dolarlık vergi kesintisinden faydalanacak.

Scholz faturaları azaltmak için enerji şirketlerinin kârına gelir vergisi uygulanacağını ifade etti.

Son paketle birlikte enerji krizine yardım için harcanan para 100 milyar euroya çıktı. Covid döneminde Alman ekonomisini ayakta tutmak için 300 milyar euro dolayında para harcanmıştı.

Bu arada, İngiltere’de de Muhafazâr Parti’de başbakanlık için yarışan Lizz Truss, başbakan olduğu takdirde bir hafta içinde enerji fiyatlarıyla başa çıkılabilmesi için bir plan açıklayacağını ifade etti.

AB Enerji Bakanları da 9 Eylül’de enerji fiyatları yükünün nasıl azaltılacağını ele alacakları bir toplantı yapacak.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Hamas: İki İsrail İşbirlikçisi İnfaz Edildi

Gazze Şeridini yöneten Hamas, İsrail ile işbirliği yaptıkları suçlamasıyla iki kişinin infaz edildiğini açıkladı. Hamas’a bağlı İçişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada infaz edilen iki erkeğin adları belirtilmedi.

Açıklamada sadece isimlerinin baş harfleri ve yaşları yer alırken, verdikleri bilginin Filistinlilerin ölümüne yol açtığı vurgulandı. Diğer üç kişinin de cinayet suçlamasıyla infaz edildikleri bildirildi.

İnsan Hakları Grupları, daha önce Hamas’ın Gazze’rde yaptığı bu tür infazları kınamıştı.

2007’den bu yana Gazze Şeridini yöneten Hamas, en sonuncusu Nisan 2017’de olmak üzere 27 infaz gerçekleştirdi.

Bakanlığın açıklamasında infaz edilen iki kişinin İsrail hesabına casusluk suçlamasıyla 2009 ve 2015’te tutuklandıkları ve mahkeme tarafından “vatan hainliği ve dış güçlerle işbirliği yapmaktan” cezalandırıldıkları belirtildi.

Açıklamada ayrıca, dört kişinin asıldığı, bir kişinin polis olması nedeniyle bir idam mangası tarafından infaz edildiği bildirildi.

BBC’ye konuşan güvenlik kaynakları, infaz edilenlerden birinin geçen Temmuz’da bir aile kavgası sırasında silahıyla kayınpederini ve 13 yaşındaki bir kız çocuğunu öldüren bir polis memuru olduğunu açıkladı.

Olay, Gazze’nin kuzeyindeki Beyt Lahya’da protestolara yol açmış ve olaylar sırasında ev ve dükkanlar yakılmıştı.

İsrail, Gazze Şeridini 1967’deki savaş sırasında işgal etmişti. 2005’te İsrail Ordusu ve 7 bin dolayında Yahudi yerleşimci bölgeden çekilmişti.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Pakistan’da ‘Muson Yağmurları’ndan Kaynaklı Can Kaybı 1265’e Yükseldi

14 Haziran’dan bu yana Pakistan’da etkili olan muson yağmurlarından kaynaklı can kaybı 1265’e yükseldi.  Bununla birlikte, sel felaketinin ülkeye maliyetinin 10-12,5 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.

Haber Merkezi / İklim Değişikliği Bakanı Şeri Rahman, Twitter’dan yaptığı açıklamada, Pakistan’ın ciddi bir iklim faciası yaşadığını ve bunun son 10 yılda karşılaşılan en zor afetlerden biri olduğunu açıkladı.

“Nüfusunun yüzde 15’i felaketten etkilendi”

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ülke nüfusunun yüzde 15’ine denk gelen 33 milyon kişinin felaketten etkilendiğini söyledi.

Başbakan Şerif bu yağmur sezonunda yaşanan kayıpların 2010-11 seneleri ile karşılaştırılabilir olduğunu ve kayıtlardaki en kötü yıl olduğunu ifade etti.

Ülke yetkilileri, yaşanan yıkıma iklim değişikliğinin neden olduğunu savunuyor.

Ancak yerel yönetimlerin planlama zafiyeti nedeniyle su baskını riski bulunan yerlerde yapılaşmanın devam etmesinin felaketin sonuçlarının daha da büyümesine yol açtığı belirtiliyor.

Muson yağmurları hakkında

Muson sözcüğü, Arapça “mevsim” sözcüğünden geliyor; yağışların mevsimlik olduğunu vurgulamak açısından bu adlandırma kullanılıyor.

Musonlar denildiğinde akla ilk olarak “Asya musonu” gelse de bunun dışında ABD’nin güneybatı kıyılarını ve Meksika’yı etkileyen Meksika musonu veya Arizona musonu da denilen Kuzeybatı Pasifik Musonu da bilinen mevsimsel yağışlar arasında.

Güney, güneydoğu ve doğu Asya’da etkili olan muson yağışları, temel olarak yaz mevsiminde Umman Denizi, Bengal Körfezi ve Hint Okyanusu’nda denizdeki havanın daha serin olması nedeniyle ısınan Asya kara kütlesinin alçak basınç alanı oluşturmasıyla, nemli hava kütlesinin denizden karaya doğru taşınması sonucu meydana geliyor.

Yaz mevsiminde Hint Okyanusu üzerinde ortalama sıcaklık 25 santigrat dereceyken, karalarda 45 dereceye kadar çıkabiliyor. Denizden karaya doğru esen rüzgarlarla taşınan dev bulut kütleleri Himalaya Dağları’na kadar olan bölgede mevsimsel yağışlara yol açıyor.

Yağışlar, Hint alt kıtası, Hindi Çini ve güneydoğu Asya ülkeleri ile Çin, Kore Yarımadası, Japonya’ya kadar olan bölgede etkili oluyor. Ancak yağışların en fazla etkilediği bölge, cephe kütlesinin kuzeydeki Himalaya Dağları ile karşılaşarak sıkıştığı Hindistan, Nepal, Butan, Bangladeş, Myanmar’ı içine alan bölge. Bu bölgede yağışlar zaman zaman on binlerce insanın evlerini terk etmesine neden olan sellere yol açıyor.

İklim krizi

Öte yandan, iklim krizi de söz konusu yağışların şiddetini ve yarattığı etkileri arttırabiliyor. Örneğin, çevre örgütü Germanwatch’ın Küresel İklim Riski verilerine göre, Güney Asya ülkesi Pakistan, halihazırda iklim krizinin sebep olduğu aşırı hava olaylarına karşı en kırılgan sekizinci ülke olma özelliği taşıyor.

İklim Değişikliği Bakanı Sherry Rehman da 6 Temmuz’da, yaşanan seller ile ilgili açıklamasında, “Bir gün yanıyorsunuz, ertesi sabah su baskınları bekliyorsunuz… Yani, Pakistan’daki durumun ne kadar ciddi olduğunu görebilirsiniz” demişti.

Paylaşın

Avrupa’nın En Büyük ‘Çöpçatanlık Festivali’ Geri Döndü

İrlanda’nın batı kıyısındaki küçük bir kasabada düzenlenen çöpçatanlık festivali iki yıl üst üste iptal edildikten sonra geri döndü. Yıllık festival taşradaki kaplıca kasabası Lisdoonvarna’da 165 senedir düzenlenmesine rağmen Kovid pandemisi yıllarında durduruldu.

Düzenlendiği ay boyunca etkinliğin katılımcı sayısı genelde 60 bini buluyor. Etkinliğin internet sitesi, festivalin 18’inden 80’ine kadar her yaştan kişinin ilgisini çektiğini söylüyor ama “yalnız çiftçilerden” özellikle bahsediyor.

Flört uygulamalarının yarattığı tükenmişlik onları iyice etkisi altına alırken, gerçek hayatta özel biriyle kıvılcımların çakmasını düşleyen, teknoloji yorgunu bekarlar katılımcı sayısını artırabilir.

Şenlikler sırasında, profillerden oluşan “şanslı kitabıyla” çöpçatan Willie Daly, çiftleri bir araya getirme umuduyla, çoğunlukla kasaba merkezindeki The Matchmaker (Çöpçatan) Bar’da faaliyet gösteriyor.

Festivalin internet sitesinde yer alan bilgiye göre Daly, kendisinden önce “utangaç çiftçilerin uygun bir hanımefendiyle tanışma cesaretini toplamalarına” yardımcı olan babasının ve büyükbabasının izinden giderek 50 yıldır bu işi yapıyor.

Çöpçatanlık becerilerini kendi çocuklarına aktaran Daly, binlerce evliliğe aracılık ettiği için övgü topluyor.

İnternet sitesinde şu ifadeler yer alıyor: Bugüne kadar 3 binden fazla evlilikle, Daly’nin işinde iyi olduğunu söyleyebilirsiniz. Ya da suçu, çöpçatanın serpiştirdiği büyülerin tutunma şansının daha da yüksek olduğu ortama atın.

Sonuçta, muhteşem İrlanda kırsalında minik bir sohbete sürüklenmek ve ardından dans pistine konuk olmak kolaydır.

Daly’nin profil kitabı yaklaşık 150 yıllık ve ona dokunan birinin 6 ay içinde evleneceği ya da halihazırda evliyse balayı dönemini yeniden yaşayacağı söyleniyor.

Aşkta ve çekimde başarı asla garanti edilmez ancak festival, aşk tanrısının oku ıska geçse bile eğlenceli bir mola sunabilir.

Festivalin çoğu gününde, “eğlence” ertesi gün öğlen 11’e kadar sürüyor ve country müzik sanatçıları ve DJ’ler kasabanın çeşitli yerlerinde canlı müzik yapıyor.

Festivalin sitesinde şu ifadeler yer alıyor: Dans etmek, kaynaşmak ve içmek; hepsi biraz biraz eğlenceli olsa da asıl ilgi çeken hâlâ aşk eşleşmesidir.

Dinlenme ve romantizm arayanlar da kasabanın mineral ve kükürt açısından zengin kaplıca suyunun tadını çıkarabilir. Lisdoonvarna’nın çöpçatanlık festivali 2-30 Eylül tarihlerinde gerçekleşecek.

Çöpçatanlık festivalinin spin-off’u olan The Outing adlı LGBT festivali de 10-12 Şubat 2023 hafta sonu düzenlenecek.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

İsrail: Filistinliye Aşık Olan Bildirimde Bulunacak

İsrail hükümeti, 1967’den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria’ya girip çıkan yabancılar için yeni kısıtlamalar getirdi. Yabancıların Filistinlilerle aşk ilişkilerine kadar uzanan yeni sınırlamalar Avrupa Birliği’nin, insan hakları savunucularının ve iş dünyasının tepkisini çekti.

Batı Şeria’da yaşayan veya yaşamak isteyen yabancılar için getirilen yeni kurallardan bazıları şöyle:

  • Batı Şeria’nın işgal altındaki bölgelerinde Filistinli kimliği bulunan bir kişi ile romantik bir ilişkiye başlayan yabancıların, bu durumu 30 gün içinde İsrailli yetkililere bildirmesi gerekecek.
  • Bir Filistinli ile evlenen yabancıların 27 ay sonra Batı Şeria’yı en az altı aylığına terk etmesi istenecek.
  • Filistin üniversitelerine 150 yabancı öğrenci ve 100 yabancı öğretim üyesi kotası getirilecek.
  • Vize süreleri ve vizelerin uzatılmasına dair kurallar, birçok vakada Batı Şeria’da çalışan veya yardım kuruluşlarında gönüllü olan kişilerin birkaç aydan daha uzun süre kalmasını kısıtlayacak şekilde sıkılaştırılacak.

97 sayfalık liste yayınlandı

Pazartesi günü yürürlüğe girecek yeni kurallar, İsrail Savunma Bakanlığı’nın Filistin topraklarındaki işgal yönetiminden sorumlu birimi Cogat tarafından getirildi. İsrail hükümeti, Cogat’ın 97 sayfalık yeni kurallarının güvenlik için gerekli olduğunu savunuyor. İlk olarak şubat ayında yayımlanan ama uygulaması ertelenen kurallarda, 1990’larda yapılan ama birçok maddesi bizzat İsrail tarafından uygulanmayan geçici barış anlaşmalarına atıf yapılıyor.

‘Demografi mühendisliği’

Yabancıların Batı Şeria’daki özgürlüğünü kısıtlayacak olan kurallar birçok kesimden tepki çekti. Filistinliler ve İsrailli yardım kuruluşlarını ‘kısıtlamaların yeni bir seviyeye yükseltildiği’ tepkisini gösterirken, İsrail Yüksek Mahkemesi’nden kararın iptalini talep eden HaMoked isimli yardım kuruluşundan şu açıklama geldi: “Bu, Filistin toplumunda demografik mühendislik yapılması ve Filistinlilerin dış dünyadan tecrit edilmesi anlamına geliyor. İnsanların gelip Filistinli kurumlarda çalışmasını, gönüllü olmasını, yatırım yapmasını, öğretmenlik ve öğrencilik yapmasını zorlaştırıyor.”

‘Aparteid düzenlemesi’

Filistin Kurtuluş Örgütü’nden de, yeni kısıtlamalar için “tek devletin ve iki farklı sistemin gerçekliğini dayatan apartheid düzenlemeleri” nitelemesi geldi. Giriş Hakkı (Right to Enter) isimli insan hakları kuruluşu ise “İsrailli yetkililerin ayrımcı, gaddar ve keyfi eylemlerinin aileleri zorla birbirinden ayırdığını” belirtti.

Avrupa Komisyonu da, Erasmus öğrenci değişim programından faydalanan İsrail’in Filistinlileri aynı haktan mahrum bırakmasına tepki gösterdi.

(Kaynak: Kısa Dalga)

Paylaşın

Evsizler Toplanmasın Diye Gölge Yapan Ağaçları Kestiler!

ABD’nin New Jersey eyaletindeki bir kasabada kent meydanında gölge yapan tüm ağaçlar evsizleri orada toplanmaktan caydırmak için kesildi. Bir insan hakları savunucusu bu hareketi “aşırı derecede aşırı” olarak nitelendirdi.

Lakewood Belediye Başkanı Ray Coles, Asbury Park Press’e yaptığı açıklamada, tartışmalı kararın kasaba sakinlerinin meydana dışkılayan ve idrarını yapanlar hakkındaki şikayetleri üzerine alındığını söyledi.

The Press’e konuşan Coles, “(Evsizler) halkı taciz ediyordu, arabaların arasında dışkılıyordu ve kasabalılar bu durumdan şikayetçiydi” dedi.

Ancak yapılan hamle, bunun kasabadaki evsizlik sorununu çözmeye yönelik olmadığını söyleyen insan hakları savunucularının keyfini kaçırdı.

İhtiyaç sahiplerine hizmet sunan Destiny’s Bridge hayır kurumunun kurucusu ve başkanı Steven Brigham, The Press’e yaptığı açıklamada, kasabada evsizler için daha fazla barınak yapılması gerektiğini söyledi ve şöye devam etti:

Ağaçları kesmek aşırı derecede aşırı. Çözüm bu değil.

Ağaçlar 8 Ağustos’ta kent meydanından kaldırılmıştı.

The Press’e konuşan Brigham, o zamandan bu yana komşu bir otoparkta daha fazla ağacın da kesildiğini ifade etti.

Brigham, “Kamuya açık parklar kamu malıdır” dedi ve ekledi:

Tamamen kamuya aittirler. Ve (evsizler) kamu mülkünde kalma hakkına sahip olmalıdır.

Belediye Başkanı Coles yorum talebine henüz yanıt vermedi.

Arbor Day Vakfı’nın da bildirdiği üzere, ağaçlar havadaki karbondioksiti gidererek ve karbon depolayarak iklim değişikliğiyle mücadeleye yardımcı oluyor. Ayrıca ağaçlar sıcaklıkları düşürüyor, kuş ve arı yaşamını destekliyor ve toprak erozyonunu önlüyor.

Birleşmiş Milletler’in Şehirlerdeki Ağaçlar Meydan Okuması (Trees in Cities Challenge) gibi küresel kampanyalar, halk sağlığını iyileştirmek ve iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak için kentsel alanlara ağaç dikilmesini teşvik ediyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın