Suriye Açıklarında Göçmenleri Taşıyan Tekne Battı: 71 Ölü

Akdeniz üzerinden Arupa’ya geçmeye çalışan Lübnanlı düzensiz göçmenlerin bulunduğu teknenin Suriye’nin Tartus kenti karşısındaki Ervad Adası yakınlarında batması sonucu en az 71 kişi hayatını kaybetti.

Çeşitli kaynaklar 20 kişinin ise kurtarıldığını aktardı. Suriye Sağlık Bakanlığı, kurtarılan 20 kişinin tedavilerinin Suriye’nin Tartus kentindeki hastanede sürdüğünü bildirdi.

Yetkililer, kurtulan göçmenlerin anlattıklarına dayanarak göçmen botunda 120 ile 150 arasında kişinin yolculuk yaptığını; botun Lübnan’ın liman kenti Trablus yakınlarındaki Minyeh’den yola çıktığını söyledi.

Suriye’nin Akdeniz kıyısında yer alan Tartus şehri, Trablus’un yaklaşık 50 kilometre kuzeyinde.

2011’de başlayan Suriye iç savaşından kaçan yaklaşık 1,5 milyon Suriyeli göçmen, Lübnan’da yaşıyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne göre ülkede 14 binden fazla da farklı ülkelerden gelen göçmenler var. Bunların çoğunu Filistinli mülteciler oluşturuyor.

Lübnan son yıllarda ciddi bir ekonomik krizle karşı karşıya. Son dönemde Covid-19 salgını, 2020’de Beyrut limanındaki patlama ve bankacılık kriziyle iyice artan ve ciddi bir boyut kazanan ekonomik kriz sebebiyle halkın yüzde 80’inden fazlası temel gıda maddeleri ve ilaç bulmakta zorlanıyor.

Bu durum ülkedeki göçmenler için daha da büyük zorluklara yol açıyor. Göçmenlerin çoğu Avrupa’ya geçmeye çalışırken Akdeniz’de son dönemde ölümler arttı.

Bu ayın başında Lübnan’dan Avrupa’ya göçmenleri taşıyan bir bot Türkiye açıklarında batmış ve içinde çocukların da olduğu altı kişi hayatını kaybetmişti. 73 kişi de sahil güvenlik birimleri tarafından kurtarılmıştı.

Paylaşın

Suriye Açıklarında Göçmen Faciası: 34 Ölü

Akdeniz üzerinden Arupa’ya geçmeye çalışan düzensiz göçmenlerin bulunduğu bir botun Suriye açıklarında batması sonucu en az 34 kişi öldü. Çeşitli kaynaklar 20 kişinin ise kurtarıldığını aktardı.

Suriye Sağlık Bakanlığı, kurtarılan 20 kişinin tedavilerinin Suriye’nin Tartus kentindeki hastanede sürdüğünü bildirdi.

Yetkililer, kurtulan göçmenlerin anlattıklarına dayanarak göçmen botunda 120 ile 150 arasında kişinin yolculuk yaptığını; botun Lübnan’ın liman kenti Trablus yakınlarındaki Minyeh’den yola çıktığını söyledi.

Suriye’nin Akdeniz kıyısında yer alan Tartus şehri, Trablus’un yaklaşık 50 kilometre kuzeyinde.

2011’de başlayan Suriye iç savaşından kaçan yaklaşık 1,5 milyon Suriyeli göçmen, Lübnan’da yaşıyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne göre ülkede 14 binden fazla da farklı ülkelerden gelen göçmenler var. Bunların çoğunu Filistinli mülteciler oluşturuyor.

Lübnan son yıllarda ciddi bir ekonomik krizle karşı karşıya. Son dönemde Covid-19 salgını, 2020’de Beyrut limanındaki patlama ve bankacılık kriziyle iyice artan ve ciddi bir boyut kazanan ekonomik kriz sebebiyle halkın yüzde 80’inden fazlası temel gıda maddeleri ve ilaç bulmakta zorlanıyor.

Bu durum ülkedeki göçmenler için daha da büyük zorluklara yol açıyor. Göçmenlerin çoğu Avrupa’ya geçmeye çalışırken Akdeniz’de son dönemde ölümler arttı.

Bu ayın başında Lübnan’dan Avrupa’ya göçmenleri taşıyan bir bot Türkiye açıklarında batmış ve içinde çocukların da olduğu altı kişi hayatını kaybetmişti. 73 kişi de sahil güvenlik birimleri tarafından kurtarılmıştı.

Paylaşın

İran’da ‘Mahsa Amini’ Protestolarında Can Kaybı 17’ye Yükseldi

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolarda toplam 17 kişinin hayatını kaybettiği duyuruldu.

Haber Merkezi / Çatışmalarda ölenler arasında üç güvenlik görevlisinin de olduğu öne sürüldü. Güvenlik güçlerinin protestoculara açtığı ateş sonucu hayatını kaybedenlerden birinin 16 yaşındaki bir erkek olduğu belirtildi.

Bu arada Oslo merkezli bir STK olan İran İnsan Hakları ise İran güvenlik güçlerinin müdahalelerinde en az 31 sivilin öldüğünü iddia etti.

İran İnsan Hakları Direktörü Mahmud Amiri Mughaddam, “İran halkı temel haklarını ve insanlık onurunu elde etmek için sokaklara çıktı. Ve hükümet onların barışçıl protestolarına kurşunla karşılık veriyor” dedi.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen genç kadın erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

VoA’nın haberine göre genç kadının karakolda ölümünü eleştiren sosyal medya yorumcuları arasında, sözünü sakınmamasıyla tanınan reformcu eski milletvekili Mahmud Sadıki, Ayetullah Ali Hamaney’i olayla ilgili kamuoyuna açıklama yapmaya çağırdı.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Paylaşın

İran Cumhurbaşkanı, Başörtüsü İsteği Reddedilince Röportajı İptal Etti

Christane Amanpour, sosyal medya hesabından, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu için New York’ta bulunan İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile yapacağı röportajın, başörtüsü takması talebini reddetmesi üzerine iptal edildiğini açıkladı.

CNN televizyonunun ünlü muhabirlerinden Amanpour, yaptığı açıklamada “Bu, Cumhurbaşkanı Reisi’nin BM Genel Kurulu toplantısı ziyareti sırasında, Amerikan topraklarında yapacağı ilk söyleşi olacaktı. Haftalar süren planlamanın, sekiz saat süren çeviri ekipmanı kurma uğraşından sonra hazırdık. Ama Cumhurbaşkanı gelmedi” dedi.

Söyleşi için sözleşilen saatten 40 dakika sonra, Reisi’nin bir yardımcısı başörtüsü takmasını istedi.

Amanpour “Nazikçe reddettim. New York’tayız ve burada başörtüsüyle ilgili herhangi bir kanun ya da gelenek yok. Onlarla İran dışında görüştüğümde hiçbir İran Cumhurbaşkanı’nın böyle bir şey istemediğini söyledim” dedi.

Amanpour, yardımcının başörtüsü takmaması halinde söyleşinin yapılmayacağını belirttiğini, bunun bir “saygı meselesi” olduğunu ve gösterileri kast ederek “İran’daki durumdan” bahsettiğini aktardı.

Ünlü muhabir “Tekrar bu daha önce görülmemiş ve beklenmeyen koşulu kabul etmeyeceğimi söyledim” ifadelerini kullandı.

Bunun üzerine CNN Muhabiri kalktı ve röportaj gerçekleşmedi.

Amanpour “İran’da gösteriler devam eder ve insanlar öldürülürken, Cumhurbaşkanı Reisi ile konuşmak adına önemli bir an olacaktı” dedi.

Reisi geçen hafta CBS’te yayımlanan 60 dakika programına konuşmuştu. CBS muhabiri Lesley Stahl silah kendisine “nasıl giyineceğinin, Reisi oturmadan oturmaması ve cumhurbaşkanının sözünü kesmemesi gerektiğinin söylendiğini” açıklamıştı.

Paylaşın

Çin’de Eski Adalet Bakanı’na Rüşvet Almaktan Ölüm Cezası

Temmuz ayında 117 milyon yuanı (16.50 milyon dolar) aşan rüşvet kabul ettiğini itiraf eden eski Adalet Bakanı Fu Zhenghua, rüşvet almaktan ölüm cezasına çarptırıldı. Fu’nun cezasının infazı iki yıl askıya alınırken ömür boyu hapis cezası uygulanmaya başladı.

Uzmanlar, yolsuzlukla mücadele kampanyasıyla Devlet Başkanı Şi Cinping’in siyasi düşmanlarının ortadan kaldırılmasının hedeflendiği görüşünü dile getiriyor.

Şi Cinping’in 3. dönem devlet başkanlığına seçilmesi beklenen iktidardaki Komünist Parti’nin beş yılda bir yapılan kongresi 16 Ekim’de başlayacak.

Çin’de yolsuzluk soruşturmaları yürüten eski Adalet Bakanı Fu Zhenghua, rüşvet almaktan ölüm cezasına çarptırıldı. Eski Bakan Fu’nun cezasının infazı iki yıl askıya alınırken ömür boyu hapis cezası uygulanmaya başladı.

Devlet televizyonu CCTV, Fu’nun 2005-21 yıllarındaki üst düzey görevleri sırasında, erkek kardeşi de dahil olmak üzere suçluların yasadışı faaliyetlerinin gizlenmesine yardım etmekle suçlandığını duyurdu.

CCTV, Fu’nun cezasının hafifletilmesi halinde şartlı tahliye olmaksızın ömür boyu hapis cezasına çarptırılacağını kaydetti.

67 yaşındaki Fu’nun, eski güvenlik birimleri yöneticisi Zhou Yongkang’a karşı açılmış yolsuzluk soruşturmasına nüfuz etmeye çalıştığı belirtiliyor.

Rüşvet aldığını itiraf etti

2018’de Adalet Bakanı olmadan önce Kamu Güvenliği Bakanlığı yardımcılığı yapan Fu, Temmuz ayında 117 milyon yuan’ı (16.50 milyon Dolar) aşan rüşvet kabul ettiğini itiraf etti.

Çin yolsuzlukla mücadele birimi, Fu’nun ayrıca bir dönem kendisiyle aynı görevde bulunan Sun Lijun’un “siyasi çetesine” katıldığı kaydetti.

“Ortadan kaldırılması gereken kanser”

O dönem kamu güvenliği bakan yardımcısı olan Sun, 2020’de hakkında soruşturmalar başladığında, bazı üst düzey kolluk kuvvetleriyle kişisel zenginleşme amacıyla gizli anlaşma yaptığını itiraf etmişti.

Sun ayrıca, Başkan Şi Cinping’in “otoritesini benimsememekle” de suçlandı. Parti içinde güçlü etkisi olan Sun, yetkililer tarafından “zehirli” ve “ortadan kaldırılması gereken kanser” olarak nitelendirildi.

Ayrıca Şanghay, Chongqing ve Shanxi eyaletinin üç eski polis şefi, yolsuzluktan biri ömür boyu olmak üzere yıllarca hapis cezasına çarptırıldı.

Fu gibi onlar da Sun’ın kliğinin bir parçası olmakla ve Cinping’e sadakatsiz olmakla suçlandı.

Geçtiğimiz Ocak ayında aralarında eski bankacılık düzenleme kurumu başkan yardımcısı da olmak üzere üç üst düzey yetkili “yolsuzluk” suçlamasıyla ülke yönetiminde tek söz sahibi Komünist Parti’den atılmıştı.

Uzmanlar, yolsuzlukla mücadele kampanyasıyla Devlet Başkanı Şi Cinping’in siyasi düşmanlarının ortadan kaldırılmasının hedeflendiği görüşünü dile getiriyor.

Şi Cinping’in 3. dönem devlet başkanlığına seçilmesi beklenen iktidardaki Komünist Parti’nin beş yılda bir yapılan kongresi 16 Ekim’de başlayacak.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

İran’da ‘Mahsa Amini’ Protestoları Yayılıyor: 7 Ölü

Geçtiğimiz hafta Tahran’da “tesettüre uygun olmayan” giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümü sonrasında Cumartesi’den beri süren protestolarda toplam yedi kişinin öldürüldüğü bildirildi.

İnsan hakları grubu Hengaw’ın raporlarına göre, üçü Salı günü olmak üzere, huzursuzluğun özellikle yoğun ve ölümcül olduğu ülkenin kuzeybatısındaki bölgeler ve dolaylarında güvenlik güçlerince yedi protestocu öldürüldü.

Yetkililer, protestocuların güvenlik güçlerince öldürdüğünü reddediyor.

Hengaw ayrıca protestoların yayıldığı bölgelerde internet erişiminin kesildiğini açıkladı. İnternet yasakları gözlemevi NetBlocks, İran’ın genellikle engellemediği tek büyük sosyal medya platformu olan Instagram’a erişimi kısıtladığını söyledi. NetBlocs’tan bir üst düzey yetkili, son zamanlarda İnstagram’ın ülkede yaklaşık 48 milyon kullanıcıya ulaştığını söyledi.

İran İletişim Bakanı yetkililerin güvenlik nedenleriyle internet hizmetlerini kesintiye uğratabileceğini söylediği demecinin yayılmasından sonra sözlerinin yanlış alıntılandığını söyledi.

Amini’nin öldürülmesi huzursuzlukları keskinleştirdi

Amini’nin ölümü, İslam Cumhuriyeti’ndeki özgürlükler ve yaptırımlarla sarsılan ekonominin de içinde olduğu birçok konuda öfkenin açığa çıkmasına neden oldu. Kadınlar protestolar sırasında hicablarını yakarken, kimileri de sokakta saçlarını kesti.

Cumartesi günü Amini’nin cenazesinde başlayan protestolar, güvenlik güçlerinin tepkileri  bastırmaya çalışması nedeniyle ülkenin pek çok kentine yayıldı.

Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney, Çarşamba günü, 1980-88 İran-Irak savaşını anmak için  yaptığı konuşmada, su kıtlığı nedeniyle geçen yıl sokak çatışmalarından bu yana İran’ın en büyük huzursuzluklarından biri olan protestolardan söz etmedi.

Hamaney’in yüksek yardımcılarından biri bu hafta Amini’nin ailesine başsağlığı diledi, davayı takip edeceğine söz verdi ve ruhani liderin genç kadının ölümünden etkilendiğini ve acı duyduğunu söyledi.

Şiraz’da bir polis, Kirmanşah’ta iki gösterici öldürüldü

Resmi IRNA haber ajansı, Salı günü güneydeki Şiraz kentinde “Bazı kişilerin polislerle çatışmaya girmesi sonucunda bir yardımcı polisin öldüğünü, dört polis memurunun da yaralandığını” haber verdi. Bir yetkili de Şiraz’da 15 protestocunun tutuklandığını söyledi.

Kirmanşah Savcısı Salı günü çıkan ayaklanmalarda iki kişinin öldürüldüğünü söyledi. Yarı resmi Fars haber ajansının aktardığına göre, savcı Karami, “Bunun devrim karşıtı unsurlar tarafından yapıldığından eminiz çünkü kurbanlar güvenlik aygıtının envanterinde olmayan  silahlarla öldürüldü.” dedi.

Kürdistan polis şefi, yarı resmi Tasnim haber ajansına Çarşamba günü yaptığı açıklamada, bu hafta başlarında Kürdistan eyaletinde dört kişini öldürüldüğünü doğruladı. Öldürülenlerin güvenlik güçlerinin kullanmadığı bir tür kurşunla vurulduklarını söyleyen yetkili, “çetelerin” ölümleri polis ve güvenlik görevlilerine yıkmayı amaçladığını ileri sürdü.

Hengaw, son dört gün içinde hükümet güçlerinin “doğrudan ateşi” sonucu öldüğünü açıkladığı yedi protestocunun yanı sıra toplam 450 kişinin de yaralandığını söyledi. Reuters, kayıp raporlarını bağımsız kaynaklara doğrulatamadı.

“Diktatöre ölüm”

Sosyal medyada paylaşılan videolar da göstericilerin İslam Cumhuriyeti’nin alametlerine zarar verdiğini ve güvenlik güçleriyle karşı karşıya geldiğini gösteriyor.

Bir videoda, kuzeydeki Sari kentinde İran İslam Cumhuriyeti’nin kurucusu Ayetullah Ruhullah Humeyni’nin belediye binasının cephesini kaplayan resmini yırtan bir adam görüntülendi.

Yarı resmi ISNA haber ajansı, birçok kentte toplam 12 ambulansın saldırıya uğradığını ve bankaların ve kamu binalarının zarar gördüğünü söyledi. Protestocular ambulansların polis taşımak ve göstericileri gözaltına almak için kullanıldıklarını söylediler

1500 tasvir tarafından paylaşılan bir videoda, Çarşamba günü Tahran’da yüzlerce kişi Tahran Üniversitesi’nde “diktatöre ölüm” diye bağırarak yeniden miting yaptı.

Devlet medyası ve yetkililer, protstoları “devrim karşıtı unsurlar”ca gerçekleştirilen ayaklanmalar olarak tanımlıyor.

İran Devrim Muhafızları çatısı altındaki paramiliter Basiç teşkilatı üyeleri Çarşamba günü Tahran’da gösteicilere karşı gösteri yaptılar.  “Ahlak polisi bahane, hedefleri rejimin kendisi” sloganları attılar.

Paylaşın

İran Halkı Sokakta: Başörtüsü Krizi Nereye Gidiyor?

İran’da 22 yaşındaki Mahsa Amini‘nin akrabalarını ziyarete giderken ‘ahlak polisi’ tarafından gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybetmesinin ardından başlayan protestolar, yayılarak devam ediyor.

Sosyal medyaya yansıyan görüntülerde de polisin müdahale sırasında göz yaşartıcı, plastik mermi ve benzeri mermiler kullandığı görülüyor. Polisin sert müdahalesine rağmen gösteriler dalga dalga tüm ülkeye yayılmaya devam ediyor.

Şiddete tepki gösterin kimi kadınlar saçlarını kazıtırken kimisi de başörtülerini yaktı. Sokaklara çıkan halk slogan atarak yürüyor ve olup bitene tepki gösteriyor. En dikkat çekici slogan ise “diktatöre ölüm” oldu. Bu neredeyse tüm göstericilerin ortak sloganı haline gelmiş durumda.

Sokaklardan ayrılmayacaklarını söyleyen göstericiler, “kız kardeşimi öldüreni ben de öldüreceğim”, “biz savaşın çocuklarıyız, savaş ki savaşalım”, “kadın, yaşam, özgürlük”, “kazanana kadar savaş”, korkmayın, hep birlikteyiz”, İslami hükümet istemiyoruz”, Hamaney’e ölüm” şeklinde Tahran yönetimi aleyhine sloganlar atıyor.

Amini’nin ölümü konusunda yetkililer ne diyor?

Polis Amini’nin öldürülmediğini, kendi kendine öldüğünü ve bunun da kalp krizi ile olduğunu iddia ediyor. Amini’nin ailesi ise kalp rahatsızlığı geçmişi olmadığını ve gömülmeden önce cesedini görmelerinin engellendiğini söylüyor.

BM Genel Kurulu’nda konuşacak olan İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, soruşturma sözü verdi.

Gösteriler Cumartesi günü Saqez’de cenazesinin ardından patlak verdi ve kısa sürede Tahran da dahil olmak üzere ülkenin diğer bölgelerine yayıldı.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

İran rejimi protestolara nasıl tepki veriyor?

İranlı yetkililer ve siyasi figürler Amini’nin ölümünün nedenlerini araştırma sözü verirken, adı açıklanmayan yabancı ülkeleri ve sürgündeki muhalefet gruplarını da huzursuzluğu körüklemekle suçluyorlar.

Bu tür suçlamalar ülkede son yıllarda patlak veren protestolarda kullanılan yaygın bir kalıp haline geldi. Ülkede internet ve sosyal medya kullanımı kısıtlanmış durumda. Yurt dışından özgürce yapılan yayınların da maksatlı ve yabancı destekli olduğu ileri sürülüyor.

İran’ın yönetici din adamları, ABD’yi İslam Cumhuriyeti için bir tehdit olarak görüyor ve Batı geleneklerinin benimsenmesinin toplumu baltaladığına inanıyor. Hamaney, Avrupa’da ve başka yerlerdeki sözde “renkli” protestoları, daha fazla hak için gösteri yapan insanlar olarak değil, yabancı müdahaleler olarak nitelendiriyor.

Halkın düzene ve rejime olan isyanlarının arkasında yabancı devletler olduğu iddiası devlet medyasında devamlı olarak işleniyor.

Tahran valisi başkentteki protestolarda üç yabancı uyruklunun tutukladığını açıkladı ancak bunların kim oldukları ve neden tutuklandıklarına dair ayrıntı vermedi.

Protestoculara karşı gerçek mermi kullanılıyor olması ölümlere yol açmaya da devam ediyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen genç kadın erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

VoA’nın haberine göre genç kadının karakolda ölümünü eleştiren sosyal medya yorumcuları arasında, sözünü sakınmamasıyla tanınan reformcu eski milletvekili Mahmud Sadıki, Ayetullah Ali Hamaney’i olayla ilgili kamuoyuna açıklama yapmaya çağırdı.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler’den Eğitimde Dönüşüm Çağrısı

Dünyanın yoksul ve zengin bütün ülkelerinde eğitim alanında derin bir kriz yaşandığına dikkati çeken BM Genel Sekreteri Guterres, eğitimde dönüşüm çağrısı yaptı. Guterres, nitelikli eğitimin yaşam boyu öğrenmeyi sağlaması gerektiğini ifade etti.

Guterres, “Yaygın dezenformasyon, iklim değişikliği inkarı ve insan haklarına saldırıların yaşandığı bir dönemde gerçeği komplodan ayıran, bilime saygıyı aşılayan ve tüm çeşitliliğiyle insanlığı kutlayan eğitim sistemlerine ihtiyacımız var” dedi.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, 77. Genel Kurulu’nda  “Eğitimin Dönüştürülmesi Zirvesi”nin açılışında konuştu.

Guterres, yoksul ülkelerde 10 yaş grubundaki çocukların yaklaşık yüzde 70’inin en basit bir metni bile okuyamadığını, gelişmiş ülkelerde ise eğitimin eşitsizliği azaltmak yerine nesiller arasındaki eşitsizliği daha fazla artırdığını söyledi.

Zenginlerin en iyi kaynaklarla en iyi okullara gittiğini ve sonrasında en iyi işlere girdiğini ifade eden Guterres, yoksulların, özellikle de kız çocuklarının hayatlarını değiştirecek nitelikleri edinirken engellerle karşı karşıya kaldığını belirtti.

“Engelliler engellerle karşı karşıya”

Yerinden edilenlerin ve engelli bireylerin ise en büyük engellerle karşı karşıya kaldığına işaret eden Guterres, Kovid-19 salgının dünya genelinde eğitim üzerinde yıkıcı etkisinin olduğunu ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerinden herkes için eğitime ağır darbe indirdiğini söyledi.

Eğitim alanındaki aksaklıklara değinen Guterres, çoğu zaman müfredatların ve eğitim sistemlerinin yaşam boyu öğrenmeyi desteklemediğine, öğretmenlere yeterince eğitim ve değer verilmediğine, düşük ücret ödendiğine, dijital uçurumun yoksul öğrencileri cezalandırır hale geldiğine dikkati çekti.

“Eğitimde dönüşüm gerekiyor”

Guterres, dünyanın yoksul olsun, zengin olsun bütün ülkelerinde eğitim alanında derin bir kriz yaşandığını belirterek, eğitimde dönüşüm çağrısında bulundu.

Genel Sekreter, nitelikli eğitimin yaşam boyu öğrenmeyi sağlaması gerektiğini ifade ederek, “Yaygın dezenformasyon, iklim değişikliği inkarı ve insan haklarına saldırıların yaşandığı bir dönemde gerçeği komplodan ayıran, bilime saygıyı aşılayan ve tüm çeşitliliğiyle insanlığı kutlayan eğitim sistemlerine ihtiyacımız var.” dedi.

Afganistan’da kız çocuklarının eğitimi

Afganistan’daki Taliban yönetimine de kız çocuklarına ortaöğretim yasağını derhal kaldırması çağrısı yapan Guterres, barış, güvenlik ve sürdürülebilir kalkınmanın en önemli adımlarından birinin kız çocuklarının eğitimi olduğunu söyledi.

Guterres, ”Eğitimin finansmanı hükümetler için bir öncelik olmalı çünkü bu, bir ülkenin halkına ve geleceğine yapabileceği en önemli yatırım. Uluslararası topluma kritik bir rol düşüyor. Kalkınma ortaklarını kesintilerden vazgeçmeye ve resmi kalkınma yardımının en az yüzde 15’ini eğitime ayırmaya çağırıyorum” dedi.

Antonio Guterres, düşük ve orta gelirli ülkelerdeki 700 milyon çocuğun kaliteli eğitime erişimini sağlamak için 10 milyar dolar seferber etmeyi amaçladıklarını belirterek, uluslararası toplumdan bu programın desteklenmesini istedi.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Hollanda’da Geliri Az Olanlar İçin 17 Milyar Euroluk Destek Bütçesi

Hollanda’da Kral Willem-Alexander, yeni yasama dönemi açılış konuşmasında, orta ve orta-alt gelir düzeyindekilerin durumlarına yardımcı olmak için bütçeden 17.2 milyar euroluk pay ayrıldığını söyledi. Willem-Alexander, konuşmasında, bu rakamın dahi her şeyi karşılamaya yetmeyeceğini vurguladı.

Kamu yayın kuruluşu NOS tarafından bugün yaptırılan Ipsos anketine göre, ülkede siyasete güven son yıllarda, daha önce hiç olmadığı kadar düştü.

Euronews Türkçe’de yer alan habere göre, Hollanda’da yüksek enflasyondan etkilenen alt ve orta gelir gruplarının desteklenmesi için 17.2 milyar euroluk destek bütçesi açıklandı. Bu gelir grupları için 2024 yılında da yaklaşık 5 milyar euroluk destek bütçesinin hazırlanacağı belirtildi.

Hollanda’da yüzde 12 seviyesine çıkan enflasyon alt ve orta gelir grubunu zorlarken Kral Willem-Alexander, ülkesinde giderek daha fazla insanın kiralarını, market alışverişlerini, sağlık sigorta primlerini veya enerji faturalarını ödemekte zorlanmasının acı verici olduğunu belirtti.

Hollanda’da yeni yasama dönemi, Kral Willem-Alexander’in geleneksel açılış konuşmasıyla başladı.

Ülkenin idari başkenti Lahey’deki Noordeinde Sarayı’ndan cam faytonuyla halkı selamlayarak Kraliyet Tiyatro Salonu’na gelen Kral Willem-Alexander, aralarında hükümet üyeleri, milletvekilleri ve senatörlerin de olduğu üst düzey topluluğa tahtına oturarak hitap ettiği konuşmasında, Avrupa’daki enerji krizi ve yükselen fiyatlara değindi.

İnsanların kiralarını, market alışverişlerini, sağlık sigortası primlerini veya enerji faturalarını ödemekte zorlanıyor olmasının “acı verici” olduğunu dile getiren Kral Willem-Alexander, ekonominin büyüdüğü, işsizliğin azaldığı bir dönemde yaşam şartları zorlaşan ve yoksullaşan insan sayısının artmasını “tezat ve belirsizliğin zamanımıza hakimiyeti” şeklinde yorumladı.

Orta ve orta-alt gelir düzeyindekilerin durumlarına yardımcı olmak için bütçeden 17.2 milyar euroluk pay ayrıldığını ifade eden Willem-Alexander, bu rakamın dahi her şeyi karşılamaya yetmeyeceğini vurguladı.

Kamu yayın kuruluşu NOS tarafından bugün yaptırılan Ipsos anketine göre, ülkede siyasete güven son yıllarda, daha önce hiç olmadığı kadar düştü.

Paylaşın

Putin’den Dikkat Çeken Karar: Rusya’da Kısmı Seferberlik İlan Edildi

Rusya’da kısmi seferberlik ilanını öngören kararnameyi imzaladığını söyleyen Vladimir Putin, bugün Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma ile üst kanadı Federasyon Konseyi’ne kısmi seferberlik önlemleri hakkında resmi olarak bilgilendirme yapılacağını kaydetti.

Washington, Londra ve Brüksel’deki siyasetçilerin Kiev’i askeri faaliyetlerini Rusya topraklarına taşımaya ittiğini söyleyen Putin, Batı’nın saldırgan Rusya karşıtı politikasında tüm sınırları aştığını vurguladı.

Öte yandan Putin, Batılı ülkelerin Ukrayna’da barışçıl çözüm istemediklerini vurgulayarak, “Batı barışçıl bir çözümden yana değil, Ukrayna’ya silah yığıyor. Toprak bütünlüğümüz tehdit edilirse Rusya mevcut tüm yolları kullanacak, bu bir blöf değil” dedi.

Sputnik Türkçe’nin aktardığına göre, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya halkına, Donetsk Halk Cumhuriyeti (DHC), Lugansk Halk Cumhuriyeti (LHC), Herson ve Zaporojye bölgelerinin sakinlerine hitaben yaptığı konuşmada, Rusya’da kısmi seferberlik ilanını öngören kararnameyi imzaladığını söyledi.

Putin konuşmasında, Batı’nın egemen, bağımsız kalkınma merkezlerini bastırmaya, Rusya’yı yok etmeye çalıştığını vurguladı. Kısmı seferberlik ilanını öngören kararnameyi imzaladığını söyleyen Putin, kısmi seferberlik faaliyetlerinin bugünden itibaren başlayacağını belirtti.

Putin, “Sadece şu anda yedekte bulunan ve her şeyden önce orduda görev yapmış, belirli askeri uzmanlıklara ve deneyime sahip olan vatandaşlar, kısmi seferberlik çağrısına tabi olacaktır. Askeri göreve çağrılanlar, birliklere gönderilmeden önce özel askeri harekat deneyimi dikkate alınarak mutlaka ek askeri eğitimden geçecek” dedi.
Seferberlik kapsamında özel askeri harekata katılan kişilerin ödeme ve sözleşmeli asker statüsü alacağını belirten Putin, kısmı seferberlik kararının bugünkü duruma uygun olduğunun altını çizdi.

Putin, bugün Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma ile üst kanadı Federasyon Konseyi’ne kısmi seferberlik önlemleri hakkında resmi olarak bilgilendirme yapılacağını kaydetti.

Putin, DHC ve LHC ile Herson ve Zaporojye bölgelerinin referandum kararları hakkında “Donetsk ve Lugansk Halk Cumhuriyetlerindeki, Zaporojye ve Herson bölgelerindeki sakinlerin büyük bölümünün geleceği hakkında alacağı kararı destekleyeceğiz” dedi.

‘Batı, Rusya karşıtı politikasında tüm sınırları aştı’

Washington, Londra ve Brüksel’deki siyasetçilerin Kiev’i askeri faaliyetlerini Rusya topraklarına taşımaya ittiğini söyleyen Putin, Batı’nın saldırgan Rusya karşıtı politikasında tüm sınırları aştığını vurguladı.

Sürekli olarak Rusya’ya ve Rusya halkına yönelik tehditler duyduklarına dikkat çeken Putin, “Batı’daki bazı sorumsuz siyasetçiler, Ukrayna’ya Kırım’ı ve Rusya’nın diğer bölgelerini vurma imkanı sunacak uzun menzilli saldırı silahları, sistemleri tedarik etme planlarından bahsediyor. Bu tür terör saldırıları, Batı’nın silahları da kullanılarak Rusya’nın Belgorod ve Kursk bölgelerindeki sınır yerleşimlerine halihazırda düzenleniyor. NATO, modern sistemleri, uçakları, gemileri, uyduları, stratejik İHA’ları kullanarak Rusya’nın güneyi boyunca gerçek zamanlı keşif gerçekleştiriyor” ifadelerini kullandı.

‘Bu bir blöf değil’

Öte yandan Putin, Batılı ülkelerin Ukrayna’da barışçıl çözüm istemediklerini vurgulayarak, “Batı barışçıl bir çözümden yana değil, Ukrayna’ya silah yığıyor. Toprak bütünlüğümüz tehdit edilirse Rusya mevcut tüm yolları kullanacak, bu bir blöf değil” dedi.

Paylaşın