Pakistan’da ‘Muson Yağmurları’nın Bilançosu: 1606 Can Kaybı

14 Haziran’dan bu yana Pakistan’da etkili olan muson yağmurlarından kaynaklı sellerde can kaybı 1606’ya yükseldi. Yağışlar sebebiyle ölenlerin 579’u çocuk ve 325’i kadın.

Haber Merkezi / Pakistan Ulusal Afet Yönetim Ajansı (NDMA) verilerine göre, yağışlar sebebiyle 12 bin 863 kişi de yaralandı. 2 milyon 16 bin 25 ev hasar gördü, bunların 805 bin 3’ü tamamen yıkıldı.

Sellerde toplam 13 bin 74 kilometre yol, 392 köprü yıkıldı ve 1 milyon 67 bin 241 çiftlik hayvanı telef oldu. Yağışlardan 33,4 milyon kişi etkilendi.

Sel nedeniyle Sindh eyaletinin Sehvan Şerif kentinde evlerini terk etmek zorunda kalan yurttaşlar güvenli bölgelere geçti. Aylardır süren şiddetli yağışların insanları mahsur bırakması ve temiz suya erişiminin kısıtlanmasıyla ishal ve sıtma vakalarında artış olduğu bildirildi.

4 Eylül’de The Guardian’a konuşan Pakistan İklim Değişikliği Bakanı Sherry Rehman, birincil kirleticilerin birinci dünya ülkeleri olduğunu, ancak faturayı yoksulların ödediğini söyledi.

Rehman zengin ülkelerin, küresel ısıtmanın yükünü çeken gelişmekte olan ülkelere tazminat ödemesi gerektiğinin altını çizdi.

Muson yağmurları hakkında

Muson sözcüğü, Arapça “mevsim” sözcüğünden geliyor; yağışların mevsimlik olduğunu vurgulamak açısından bu adlandırma kullanılıyor.

Musonlar denildiğinde akla ilk olarak “Asya musonu” gelse de bunun dışında ABD’nin güneybatı kıyılarını ve Meksika’yı etkileyen Meksika musonu veya Arizona musonu da denilen Kuzeybatı Pasifik Musonu da bilinen mevsimsel yağışlar arasında.

Güney, güneydoğu ve doğu Asya’da etkili olan muson yağışları, temel olarak yaz mevsiminde Umman Denizi, Bengal Körfezi ve Hint Okyanusu’nda denizdeki havanın daha serin olması nedeniyle ısınan Asya kara kütlesinin alçak basınç alanı oluşturmasıyla, nemli hava kütlesinin denizden karaya doğru taşınması sonucu meydana geliyor.

Yaz mevsiminde Hint Okyanusu üzerinde ortalama sıcaklık 25 santigrat dereceyken, karalarda 45 dereceye kadar çıkabiliyor. Denizden karaya doğru esen rüzgarlarla taşınan dev bulut kütleleri Himalaya Dağları’na kadar olan bölgede mevsimsel yağışlara yol açıyor.

Yağışlar, Hint alt kıtası, Hindi Çini ve güneydoğu Asya ülkeleri ile Çin, Kore Yarımadası, Japonya’ya kadar olan bölgede etkili oluyor. Ancak yağışların en fazla etkilediği bölge, cephe kütlesinin kuzeydeki Himalaya Dağları ile karşılaşarak sıkıştığı Hindistan, Nepal, Butan, Bangladeş, Myanmar’ı içine alan bölge. Bu bölgede yağışlar zaman zaman on binlerce insanın evlerini terk etmesine neden olan sellere yol açıyor.

İklim krizi

Öte yandan, iklim krizi de söz konusu yağışların şiddetini ve yarattığı etkileri arttırabiliyor. Örneğin, çevre örgütü Germanwatch’ın Küresel İklim Riski verilerine göre, Güney Asya ülkesi Pakistan, halihazırda iklim krizinin sebep olduğu aşırı hava olaylarına karşı en kırılgan sekizinci ülke olma özelliği taşıyor.

İklim Değişikliği Bakanı Sherry Rehman da 6 Temmuz’da, yaşanan seller ile ilgili açıklamasında, “Bir gün yanıyorsunuz, ertesi sabah su baskınları bekliyorsunuz… Yani, Pakistan’daki durumun ne kadar ciddi olduğunu görebilirsiniz” demişti.

Paylaşın

‘Mahsa Amini’ Protestolarında Can Kaybı 35’e Yükseldi

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolarda can kaybı 35’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gösteriler sırasında yaşanan can kayıplarıyla ilgili net bir bilgi vermese de, kesin ölü sayısının resmi makamlar tarafından açıklanacağı duyuruldu. Öte yandan onlarca üniversite öğrenci temsilcisi ve öğrencinin evlerinden gözaltına alındığı bildirildi.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen genç kadın erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

VoA’nın haberine göre genç kadının karakolda ölümünü eleştiren sosyal medya yorumcuları arasında, sözünü sakınmamasıyla tanınan reformcu eski milletvekili Mahmud Sadıki, Ayetullah Ali Hamaney’i olayla ilgili kamuoyuna açıklama yapmaya çağırdı.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Paylaşın

‘Putin Kendi Generalleri Tarafından Öldürülebilir’ İddiası

Batı medyasında yer alan bir haberde, “Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, Ukrayna’da nükleer silahları kullanmaya başlarsa ya da Savunma Bakanı Sergey Şoygu ya da Genelkurmay Başkanı Valeri Gerasimov’a fiilen nükleer silahları kullanın derse, pek muhtemeldir ki reddecekler ve Putin’e karşı harekete geçmek zorunda kalıp onu öldüreceklerdir” iddiasında bulunuldu.

Rusya’nın 24 Şubat’ta başlattığı Ukrayna harekâtı 212’nci gününe girdi. Rusya lideri Vladimir Putin, geçen çarşamba kısmi askeri seferberlik kararı aldı ve 300 bin yedek askerin orduya çağrılacağı açıklandı.

University College London’a bağlı Slav ve Doğru Avrupa Çalışmaları Bölümü’nden Profesör Peter Duncan, İngiliz Daily Express gazetesine verdiği demeçte, Putin’in gerçeklikle bağı koptuğunu öne sürdü. Duncan’a göre; Putin Rusya’da da yurtdışınd da insanların ne düşündüğünü anlayamıyor. Bu da onun hata yapmasına yol açıyor.

Prof. Duncan, müttefikleri ve güvenlik servislerinin Ukrayna’da olup bitenler konusunda Putin’i kasten yanlış yönlendirdiğini iddia ederek, “Eski sorun devam ediyor, insanlar korktuğu için gerçeği söylemiyor, böylece olup bitenleri bilmiyor” ifadelerini kullandı.

Nükleer saldırı talimatı verirse…

Putin’in vereceği herhangi bir nükleer saldırı emrine Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu ya da Genelkurmay Başkanı Valeri Gerasimov riayet etmek zorunda olabilir. Ancak Duncan, bunun Putin’in sonu demek olabileceğini düşünüyor. Gerekçesini ise şöyle açıkıyor:

Halen şöyle düşünüyorum: Eğer Putin nükleer silahları kullanmaya başlarsa ya da Şoygu veya Gerasimov’a fiilen nükleer silahları kullanın derse, pek muhtemeldir ki reddecekler ve Putin’e karşı harekete geçmek zorunda kalıp onu öldüreceklerdir, çünkü bir emre itaat etmememiş olacaklar. Putin’i öldürmek o kadar kolay değil, Federal Güvenlik Servisi’nden insanları işin içine katmak zorunda kalacaklardır.”

Prof. Duncan, Ukrayna’ya karşı nükleer silahların kullanılması halinde, Batı’dan Rusya güçlerine kapsamlı bir konvansiyonel saldırı başlayacağı öngörüsünü de paylaştı.

Paylaşın

Mahsa Amini Protestoları İran’da Neleri Değiştirebilir?

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolar, 40 yıldır ülkeyi yöneten dini liderler için kısa vadede bir tehdit oluşturması beklenmiyor. 

Ancak 2019’dan bu yana gerçekleşen en geniş kapsamlı protestolar; ekonomik zorluklar, enflasyon ve özgürlükler konusunda ciddi sorunlar yaşayan İran İslam Cumhuriyeti’nin yapısında bir başka önemli çatlak olarak görülüyor.

“Uygunsuz kıyafet” giydiği gerekçesiyle “ahlak polisi” tarafından tutuklanan Mahsa Amini’nin ölümüne tepki gösteren kadınlar, ülkedeki İslami kıyafet kurallarına karşı çıkarak peçelerini çıkardı, sopaya asıp salladı ve ardından başörtülerini yaktı.

Öfkeli kalabalıklar günlerdir dini Lider Ayetullah Ali Hamaney’in düşmesi için çağrıda bulunurken bazı kadınlar da saçlarını keserek tepkilerini sessiz çığlık şeklinde dile getirdi.

Hükümet seçenekleri değerlendirirken, Amini davası toplumun sinir uçlarına dokundu ve zorunlu örtünme konusunda yıllardır bastırılmış öfkeyi açığa çıkardı.

Euronews Türkçe’nin Reuters’tan aktardığpına göre, analistler, Amini’nin ölümü, ülkenin neredeyse tamamına yayılan protestolar azalsa veya bastırılsa bile daha fazla kadına kıyafet kısıtlamaları konusunda hükümete karşı çıkmak için cesaret ve ilham verecek.

ABD’de yaşayan İran analisti Omid Memarian, “Mahsa Amini’nin ölümü, kadınlar arasında onlarca yıldır bastırılmış enerji ve mücadele azmini açığa çıkardı. Bu ilk değil ama bu seferki farklı.” diyor.

İran’da 1979 devriminden sonra dayatılan şeriat yasalarına göre kadınlar saçlarını örtmek ve vücut hatlarını gizlemek için uzun, bol kıyafetler giymek zorunda.

İhlal edenler kamuoyu önünde azarlanma, sözlü hakaret, para cezası ya da tutuklanma ile karşı karşıya kalıyor.

Ancak devrimin üzerinden on yıllar geçse de her yaştan ve kökenden çok sayıda kadının dar, kalça hizasında manto giymesi ve parlak renkli eşarplarını saçlarını görünür kılacak şekilde geriye doğru itmesi, din adamlarını bu yasayı uygulama konusunda hayli zorluyor.

Bununla birlikte söz konusu meydan okuma yaygın olsa da, Amini’nin ölümünün yarattığı şok ve ülke çapındaki protestolar, İranlı kadınların daha fazla özgürlük talep etmesiyle çıtayı daha da yükseltti.

Başörtüsü protestolarının dalgaları geçtiğimiz yıllarda dini kurumları ve din adamlarını vurmuştu.

İnsan hakları aktivisti Masih Alinejad, 2014 yılında Facebook’ta “Benim Gizli Özgürlüğüm” adlı bir kampanya başlatmış ve kendisine gönderilen başı açık İranlı kadınların görüntülerini kamuoyu ile paylaşmıştı.

Atlantik Konseyi’nden Stratejik Dava Projesi Direktörü Gissou Nia,  “Protestocular (Jina) Mahsa Amini’nin öldürülmesini protesto etmek ve değişim talep etmek için açıkça sokaklara döküldüğüne göre, nihayetinde insanların sistemin değişmesini istediği, insan hakları ve temsili hükümet istediği tartışma götürmez bir gerçek.” değerlendirmesinde bulundu.

Devrim Muhafızları, gösterileri (kanlı) bastırmak için harekete geçebilir

İran Devrim Muhafızları ve Besiçler (gönüllü milis teşkilatı) şu ana kadar nispeten itidalli davranmış olsalar da ani bir şekilde harekete geçebilirler.

Öyle ki cuma günü ordu ve istihbarat bakanından gelen uyarılar, daha önce olduğu gibi yine (kanlı) bastırmaya hazır olduklarının işareti olarak yorumlandı.

Yetkililer geçmişte de protestoları birkaç gün boyunca akışına bırakmış, ancak durum kontrolden çıkmaya başladığı anda tam kapasite (orantısız) güce başvurmuşlardı.

“Eylemler anlık riskten ziyade uzun vadeli meşruiyet sorunu”

New York merkezli Eurasia Group isimli danışmanlık şirketinden analist Henry Rome, “Devrim Muhafızları ve Besiçler, protestoları bastırma konusunda acımasız, (lidere) sadık ve en nihayetinde etkili. Keza bunu yapma konusunda yıllara dayanan önemli bir deneyime sahipler.” diyor ve ekliyor:

“Protestolar hükümetin istikrarı için anlık bir riskten ziyade meşruiyeti ve uzun vadede sürdürülebilirliği için bir risk teşkil ediyor.”

İran, 2017 ve 2018 yıllarında ciddi sorunlarla sarsılmıştı. 2019 yılında ise 40 yıllık İslam Devrimi tarihindeki en büyük hükümet karşıtı gösteriye sahne oldu. Gösterilere yüz binlerce kişi katıldı.

Reuters bu gösterilerde bin 500 kişinin güvenlik güçleri tarafından öldürüldüğünü aktardı.

“İran Silahlı Kuvvetleri halkın yanında yer almadıkça değişim zor”

İsrail merkezli Reichman Üniversitesi’nde İran siyaseti dersleri veren Meir Javedanfar da Amini protestolarını “yozlaşmış ve beceriksiz rejime öfkelenen İranlılar için bir dönüm noktası” olarak nitelendirdi.

Bu protestoların son olmayacağını dile getiren İran asıllı Orta Doğu yorumcusu Javedanfar, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:

“Bu eylemler son olmayacak, daha fazlasını göreceğiz. Ancak ortaya bir lider çıkmadıkça ve İran Silahlı Kuvvetleri’nin en azından bir kısmı rejime karşı halkın yanında yer almadıkça bir (karşı) devrim görmemiz pek olası değil. Bunların hiçbiri henüz gerçekleşmedi.”

Paylaşın

Suriye Açıklarında Göçmenleri Taşıyan Tekne Battı: 71 Ölü

Akdeniz üzerinden Arupa’ya geçmeye çalışan Lübnanlı düzensiz göçmenlerin bulunduğu teknenin Suriye’nin Tartus kenti karşısındaki Ervad Adası yakınlarında batması sonucu en az 71 kişi hayatını kaybetti.

Çeşitli kaynaklar 20 kişinin ise kurtarıldığını aktardı. Suriye Sağlık Bakanlığı, kurtarılan 20 kişinin tedavilerinin Suriye’nin Tartus kentindeki hastanede sürdüğünü bildirdi.

Yetkililer, kurtulan göçmenlerin anlattıklarına dayanarak göçmen botunda 120 ile 150 arasında kişinin yolculuk yaptığını; botun Lübnan’ın liman kenti Trablus yakınlarındaki Minyeh’den yola çıktığını söyledi.

Suriye’nin Akdeniz kıyısında yer alan Tartus şehri, Trablus’un yaklaşık 50 kilometre kuzeyinde.

2011’de başlayan Suriye iç savaşından kaçan yaklaşık 1,5 milyon Suriyeli göçmen, Lübnan’da yaşıyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne göre ülkede 14 binden fazla da farklı ülkelerden gelen göçmenler var. Bunların çoğunu Filistinli mülteciler oluşturuyor.

Lübnan son yıllarda ciddi bir ekonomik krizle karşı karşıya. Son dönemde Covid-19 salgını, 2020’de Beyrut limanındaki patlama ve bankacılık kriziyle iyice artan ve ciddi bir boyut kazanan ekonomik kriz sebebiyle halkın yüzde 80’inden fazlası temel gıda maddeleri ve ilaç bulmakta zorlanıyor.

Bu durum ülkedeki göçmenler için daha da büyük zorluklara yol açıyor. Göçmenlerin çoğu Avrupa’ya geçmeye çalışırken Akdeniz’de son dönemde ölümler arttı.

Bu ayın başında Lübnan’dan Avrupa’ya göçmenleri taşıyan bir bot Türkiye açıklarında batmış ve içinde çocukların da olduğu altı kişi hayatını kaybetmişti. 73 kişi de sahil güvenlik birimleri tarafından kurtarılmıştı.

Paylaşın

Suriye Açıklarında Göçmen Faciası: 34 Ölü

Akdeniz üzerinden Arupa’ya geçmeye çalışan düzensiz göçmenlerin bulunduğu bir botun Suriye açıklarında batması sonucu en az 34 kişi öldü. Çeşitli kaynaklar 20 kişinin ise kurtarıldığını aktardı.

Suriye Sağlık Bakanlığı, kurtarılan 20 kişinin tedavilerinin Suriye’nin Tartus kentindeki hastanede sürdüğünü bildirdi.

Yetkililer, kurtulan göçmenlerin anlattıklarına dayanarak göçmen botunda 120 ile 150 arasında kişinin yolculuk yaptığını; botun Lübnan’ın liman kenti Trablus yakınlarındaki Minyeh’den yola çıktığını söyledi.

Suriye’nin Akdeniz kıyısında yer alan Tartus şehri, Trablus’un yaklaşık 50 kilometre kuzeyinde.

2011’de başlayan Suriye iç savaşından kaçan yaklaşık 1,5 milyon Suriyeli göçmen, Lübnan’da yaşıyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne göre ülkede 14 binden fazla da farklı ülkelerden gelen göçmenler var. Bunların çoğunu Filistinli mülteciler oluşturuyor.

Lübnan son yıllarda ciddi bir ekonomik krizle karşı karşıya. Son dönemde Covid-19 salgını, 2020’de Beyrut limanındaki patlama ve bankacılık kriziyle iyice artan ve ciddi bir boyut kazanan ekonomik kriz sebebiyle halkın yüzde 80’inden fazlası temel gıda maddeleri ve ilaç bulmakta zorlanıyor.

Bu durum ülkedeki göçmenler için daha da büyük zorluklara yol açıyor. Göçmenlerin çoğu Avrupa’ya geçmeye çalışırken Akdeniz’de son dönemde ölümler arttı.

Bu ayın başında Lübnan’dan Avrupa’ya göçmenleri taşıyan bir bot Türkiye açıklarında batmış ve içinde çocukların da olduğu altı kişi hayatını kaybetmişti. 73 kişi de sahil güvenlik birimleri tarafından kurtarılmıştı.

Paylaşın

İran’da ‘Mahsa Amini’ Protestolarında Can Kaybı 17’ye Yükseldi

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolarda toplam 17 kişinin hayatını kaybettiği duyuruldu.

Haber Merkezi / Çatışmalarda ölenler arasında üç güvenlik görevlisinin de olduğu öne sürüldü. Güvenlik güçlerinin protestoculara açtığı ateş sonucu hayatını kaybedenlerden birinin 16 yaşındaki bir erkek olduğu belirtildi.

Bu arada Oslo merkezli bir STK olan İran İnsan Hakları ise İran güvenlik güçlerinin müdahalelerinde en az 31 sivilin öldüğünü iddia etti.

İran İnsan Hakları Direktörü Mahmud Amiri Mughaddam, “İran halkı temel haklarını ve insanlık onurunu elde etmek için sokaklara çıktı. Ve hükümet onların barışçıl protestolarına kurşunla karşılık veriyor” dedi.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen genç kadın erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

VoA’nın haberine göre genç kadının karakolda ölümünü eleştiren sosyal medya yorumcuları arasında, sözünü sakınmamasıyla tanınan reformcu eski milletvekili Mahmud Sadıki, Ayetullah Ali Hamaney’i olayla ilgili kamuoyuna açıklama yapmaya çağırdı.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Paylaşın

İran Cumhurbaşkanı, Başörtüsü İsteği Reddedilince Röportajı İptal Etti

Christane Amanpour, sosyal medya hesabından, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu için New York’ta bulunan İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile yapacağı röportajın, başörtüsü takması talebini reddetmesi üzerine iptal edildiğini açıkladı.

CNN televizyonunun ünlü muhabirlerinden Amanpour, yaptığı açıklamada “Bu, Cumhurbaşkanı Reisi’nin BM Genel Kurulu toplantısı ziyareti sırasında, Amerikan topraklarında yapacağı ilk söyleşi olacaktı. Haftalar süren planlamanın, sekiz saat süren çeviri ekipmanı kurma uğraşından sonra hazırdık. Ama Cumhurbaşkanı gelmedi” dedi.

Söyleşi için sözleşilen saatten 40 dakika sonra, Reisi’nin bir yardımcısı başörtüsü takmasını istedi.

Amanpour “Nazikçe reddettim. New York’tayız ve burada başörtüsüyle ilgili herhangi bir kanun ya da gelenek yok. Onlarla İran dışında görüştüğümde hiçbir İran Cumhurbaşkanı’nın böyle bir şey istemediğini söyledim” dedi.

Amanpour, yardımcının başörtüsü takmaması halinde söyleşinin yapılmayacağını belirttiğini, bunun bir “saygı meselesi” olduğunu ve gösterileri kast ederek “İran’daki durumdan” bahsettiğini aktardı.

Ünlü muhabir “Tekrar bu daha önce görülmemiş ve beklenmeyen koşulu kabul etmeyeceğimi söyledim” ifadelerini kullandı.

Bunun üzerine CNN Muhabiri kalktı ve röportaj gerçekleşmedi.

Amanpour “İran’da gösteriler devam eder ve insanlar öldürülürken, Cumhurbaşkanı Reisi ile konuşmak adına önemli bir an olacaktı” dedi.

Reisi geçen hafta CBS’te yayımlanan 60 dakika programına konuşmuştu. CBS muhabiri Lesley Stahl silah kendisine “nasıl giyineceğinin, Reisi oturmadan oturmaması ve cumhurbaşkanının sözünü kesmemesi gerektiğinin söylendiğini” açıklamıştı.

Paylaşın

Çin’de Eski Adalet Bakanı’na Rüşvet Almaktan Ölüm Cezası

Temmuz ayında 117 milyon yuanı (16.50 milyon dolar) aşan rüşvet kabul ettiğini itiraf eden eski Adalet Bakanı Fu Zhenghua, rüşvet almaktan ölüm cezasına çarptırıldı. Fu’nun cezasının infazı iki yıl askıya alınırken ömür boyu hapis cezası uygulanmaya başladı.

Uzmanlar, yolsuzlukla mücadele kampanyasıyla Devlet Başkanı Şi Cinping’in siyasi düşmanlarının ortadan kaldırılmasının hedeflendiği görüşünü dile getiriyor.

Şi Cinping’in 3. dönem devlet başkanlığına seçilmesi beklenen iktidardaki Komünist Parti’nin beş yılda bir yapılan kongresi 16 Ekim’de başlayacak.

Çin’de yolsuzluk soruşturmaları yürüten eski Adalet Bakanı Fu Zhenghua, rüşvet almaktan ölüm cezasına çarptırıldı. Eski Bakan Fu’nun cezasının infazı iki yıl askıya alınırken ömür boyu hapis cezası uygulanmaya başladı.

Devlet televizyonu CCTV, Fu’nun 2005-21 yıllarındaki üst düzey görevleri sırasında, erkek kardeşi de dahil olmak üzere suçluların yasadışı faaliyetlerinin gizlenmesine yardım etmekle suçlandığını duyurdu.

CCTV, Fu’nun cezasının hafifletilmesi halinde şartlı tahliye olmaksızın ömür boyu hapis cezasına çarptırılacağını kaydetti.

67 yaşındaki Fu’nun, eski güvenlik birimleri yöneticisi Zhou Yongkang’a karşı açılmış yolsuzluk soruşturmasına nüfuz etmeye çalıştığı belirtiliyor.

Rüşvet aldığını itiraf etti

2018’de Adalet Bakanı olmadan önce Kamu Güvenliği Bakanlığı yardımcılığı yapan Fu, Temmuz ayında 117 milyon yuan’ı (16.50 milyon Dolar) aşan rüşvet kabul ettiğini itiraf etti.

Çin yolsuzlukla mücadele birimi, Fu’nun ayrıca bir dönem kendisiyle aynı görevde bulunan Sun Lijun’un “siyasi çetesine” katıldığı kaydetti.

“Ortadan kaldırılması gereken kanser”

O dönem kamu güvenliği bakan yardımcısı olan Sun, 2020’de hakkında soruşturmalar başladığında, bazı üst düzey kolluk kuvvetleriyle kişisel zenginleşme amacıyla gizli anlaşma yaptığını itiraf etmişti.

Sun ayrıca, Başkan Şi Cinping’in “otoritesini benimsememekle” de suçlandı. Parti içinde güçlü etkisi olan Sun, yetkililer tarafından “zehirli” ve “ortadan kaldırılması gereken kanser” olarak nitelendirildi.

Ayrıca Şanghay, Chongqing ve Shanxi eyaletinin üç eski polis şefi, yolsuzluktan biri ömür boyu olmak üzere yıllarca hapis cezasına çarptırıldı.

Fu gibi onlar da Sun’ın kliğinin bir parçası olmakla ve Cinping’e sadakatsiz olmakla suçlandı.

Geçtiğimiz Ocak ayında aralarında eski bankacılık düzenleme kurumu başkan yardımcısı da olmak üzere üç üst düzey yetkili “yolsuzluk” suçlamasıyla ülke yönetiminde tek söz sahibi Komünist Parti’den atılmıştı.

Uzmanlar, yolsuzlukla mücadele kampanyasıyla Devlet Başkanı Şi Cinping’in siyasi düşmanlarının ortadan kaldırılmasının hedeflendiği görüşünü dile getiriyor.

Şi Cinping’in 3. dönem devlet başkanlığına seçilmesi beklenen iktidardaki Komünist Parti’nin beş yılda bir yapılan kongresi 16 Ekim’de başlayacak.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

İran’da ‘Mahsa Amini’ Protestoları Yayılıyor: 7 Ölü

Geçtiğimiz hafta Tahran’da “tesettüre uygun olmayan” giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümü sonrasında Cumartesi’den beri süren protestolarda toplam yedi kişinin öldürüldüğü bildirildi.

İnsan hakları grubu Hengaw’ın raporlarına göre, üçü Salı günü olmak üzere, huzursuzluğun özellikle yoğun ve ölümcül olduğu ülkenin kuzeybatısındaki bölgeler ve dolaylarında güvenlik güçlerince yedi protestocu öldürüldü.

Yetkililer, protestocuların güvenlik güçlerince öldürdüğünü reddediyor.

Hengaw ayrıca protestoların yayıldığı bölgelerde internet erişiminin kesildiğini açıkladı. İnternet yasakları gözlemevi NetBlocks, İran’ın genellikle engellemediği tek büyük sosyal medya platformu olan Instagram’a erişimi kısıtladığını söyledi. NetBlocs’tan bir üst düzey yetkili, son zamanlarda İnstagram’ın ülkede yaklaşık 48 milyon kullanıcıya ulaştığını söyledi.

İran İletişim Bakanı yetkililerin güvenlik nedenleriyle internet hizmetlerini kesintiye uğratabileceğini söylediği demecinin yayılmasından sonra sözlerinin yanlış alıntılandığını söyledi.

Amini’nin öldürülmesi huzursuzlukları keskinleştirdi

Amini’nin ölümü, İslam Cumhuriyeti’ndeki özgürlükler ve yaptırımlarla sarsılan ekonominin de içinde olduğu birçok konuda öfkenin açığa çıkmasına neden oldu. Kadınlar protestolar sırasında hicablarını yakarken, kimileri de sokakta saçlarını kesti.

Cumartesi günü Amini’nin cenazesinde başlayan protestolar, güvenlik güçlerinin tepkileri  bastırmaya çalışması nedeniyle ülkenin pek çok kentine yayıldı.

Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney, Çarşamba günü, 1980-88 İran-Irak savaşını anmak için  yaptığı konuşmada, su kıtlığı nedeniyle geçen yıl sokak çatışmalarından bu yana İran’ın en büyük huzursuzluklarından biri olan protestolardan söz etmedi.

Hamaney’in yüksek yardımcılarından biri bu hafta Amini’nin ailesine başsağlığı diledi, davayı takip edeceğine söz verdi ve ruhani liderin genç kadının ölümünden etkilendiğini ve acı duyduğunu söyledi.

Şiraz’da bir polis, Kirmanşah’ta iki gösterici öldürüldü

Resmi IRNA haber ajansı, Salı günü güneydeki Şiraz kentinde “Bazı kişilerin polislerle çatışmaya girmesi sonucunda bir yardımcı polisin öldüğünü, dört polis memurunun da yaralandığını” haber verdi. Bir yetkili de Şiraz’da 15 protestocunun tutuklandığını söyledi.

Kirmanşah Savcısı Salı günü çıkan ayaklanmalarda iki kişinin öldürüldüğünü söyledi. Yarı resmi Fars haber ajansının aktardığına göre, savcı Karami, “Bunun devrim karşıtı unsurlar tarafından yapıldığından eminiz çünkü kurbanlar güvenlik aygıtının envanterinde olmayan  silahlarla öldürüldü.” dedi.

Kürdistan polis şefi, yarı resmi Tasnim haber ajansına Çarşamba günü yaptığı açıklamada, bu hafta başlarında Kürdistan eyaletinde dört kişini öldürüldüğünü doğruladı. Öldürülenlerin güvenlik güçlerinin kullanmadığı bir tür kurşunla vurulduklarını söyleyen yetkili, “çetelerin” ölümleri polis ve güvenlik görevlilerine yıkmayı amaçladığını ileri sürdü.

Hengaw, son dört gün içinde hükümet güçlerinin “doğrudan ateşi” sonucu öldüğünü açıkladığı yedi protestocunun yanı sıra toplam 450 kişinin de yaralandığını söyledi. Reuters, kayıp raporlarını bağımsız kaynaklara doğrulatamadı.

“Diktatöre ölüm”

Sosyal medyada paylaşılan videolar da göstericilerin İslam Cumhuriyeti’nin alametlerine zarar verdiğini ve güvenlik güçleriyle karşı karşıya geldiğini gösteriyor.

Bir videoda, kuzeydeki Sari kentinde İran İslam Cumhuriyeti’nin kurucusu Ayetullah Ruhullah Humeyni’nin belediye binasının cephesini kaplayan resmini yırtan bir adam görüntülendi.

Yarı resmi ISNA haber ajansı, birçok kentte toplam 12 ambulansın saldırıya uğradığını ve bankaların ve kamu binalarının zarar gördüğünü söyledi. Protestocular ambulansların polis taşımak ve göstericileri gözaltına almak için kullanıldıklarını söylediler

1500 tasvir tarafından paylaşılan bir videoda, Çarşamba günü Tahran’da yüzlerce kişi Tahran Üniversitesi’nde “diktatöre ölüm” diye bağırarak yeniden miting yaptı.

Devlet medyası ve yetkililer, protstoları “devrim karşıtı unsurlar”ca gerçekleştirilen ayaklanmalar olarak tanımlıyor.

İran Devrim Muhafızları çatısı altındaki paramiliter Basiç teşkilatı üyeleri Çarşamba günü Tahran’da gösteicilere karşı gösteri yaptılar.  “Ahlak polisi bahane, hedefleri rejimin kendisi” sloganları attılar.

Paylaşın