Brezilya’da Lula 1. Turu Önde Bitirdi; Seçim 2. Tura Kaldı

Brezilya’da cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda adaylar yüzde 50’ye ulaşamadı. Solun lideri Lula da Silva seçimi az farkla önde bitirdi. Brezilya cumhurbaşkanının kim olacağı 30 Ekim’de yapılacak 2. tur seçimin ardından belli olacak.

Haber Merkezi / Seçimlerde mevcut devlet başkanı aşırı sağcı Jair Bolsonaro ile daha önce ülkeyi yönetmiş solcu Lula da Silva yarışıyor.

Oyların yüzde 98’ine yakını sayıldı. Mevcut durumda Lula’nın oyların yüzde 47,9’unu, Bolsonaro’nunsa yüzde 43,7’sini aldığı görülüyor. Seçim öncesi yapılan anketlerde Bolsonaro’nun oy oranının daha düşük olacağı tahmin ediliyordu.

Brezilya Demokratik Hareketinin adayı Simone Tebet yüzde 4,21 oy alarak üçüncü, anketlerde 3. olması beklenen Demokratik İşçi Partisi adayı Ciro Gomes ise yüzde 3,05 oy ile seçimi dördüncü olarak bitirdi.

İlk sonuçlar, Brezilya’da her zaman tam tabloyu yansıtmayabiliyor. 2014’te Lula’nın İşçi Partisi (PT) cumhurbaşkanlığı seçimini kazandığında, üstünlüğü ancak iki saat daha süren sayımdan sonra ortaya çıkmıştı.

PT’nin geleneksel kalesi yoksul kuzeydoğu bölgelerinin sonuçları seçim kuruluna her  zaman daha geç ulaşıyor.

Sao Bernardo do Campo’da oy kullanan Lula, “Benim için önemli bir gün” dedi ve ekledi: Dört yıl önce bir yalanın kurbanı olduğum için oy kullanamadım… Ülkemin normalleşmesine yardımcı olmaya çalışmak istiyorum.

Elektronik oylama sistemini sık sık sorgulayan Jair Bolsonaro ise “temiz seçimlere” saygı gösterilmesi gerektiğini ifade etti.

Ülkede son 24 yıldır cumhurbaşkanlığı seçimleri 2. tura kalıyor. Brezilya’da 156 milyondan fazla kişi oy kullanmakla yükümlü ve oy kullanma işlemi elektronik olarak yapılıyor.

Siyasi uzmanlar yine de bunun ülkenin gördüğü en “kutuplaşmış” seçimlerden biri olduğunu belirtiyor. Seçim süreci, iki adayın da birbirlerine yönelik kullandığı sert söylemlerle oldukça kutuplaştı.

Perşembe günü yapılan televizyon münazarasında Cumhurbaşkanı Bolsonaro, Lula’yı “eski mahkum” ve “hain” olarak nitelendirdi. Lula ise rakibine “yalancı” dedi.

Brezilya’da halk, düzenlenen seçimlerde devlet başkanı ve yardımcısının yanı sıra 26 eyalet ve başkent Brasilia’yı kapsayan Federal Bölge’nin valilerini, Kongrenin 513 üyeli Temsilciler Meclisinin tamamı ile 81 üyeli Senatonun 27 üyesini seçmek için oy kullandı.

Paylaşın

Papa Francesco, Putin’e ‘Yalvardı’: Ukrayna’da Savaşı Durdur

Ukrayna’daki savaşın gidişatından, nükleer saldırı tehdidinden endişe duyduğunu belirten Katolik dünyasının ruhani lideri Papa Francesco, “Rusya Devlet Başkanı’na bu şiddet ve ölüm sarmalını durdurması için yalvarıyorum’’ dedi.

Her haftaki Pazar duasını genellikle İncil’den alıntı ve öğretilere ayıran Papa, bugün ise yalnızca Ukrayna’ya değindi.

BBC Türkçe’nin aktardığına göre, Vatikan’daki San Pietro Meydanı’nda yapılan dua öncesi Papa şunları söyledi:

“Ukrayna’daki savaşın gidişatı büyük endişe yaratacak kadar ciddi, yıkıcı ve tehdit edici bir hal almıştır… İnsanlığın bu korkunç ve akıl almaz yarası iyileşmek yerine, yayılma riskiyle daha fazla kanamaya devam ediyor.’’

İnsanlığın bir kez daha atom bombası tehdidiyle karşı karşıya olmasını ‘’absürt’’ diye niteleyen Papa, “Son günlerde uluslararası hukuk ilkelerine aykırı yeni eylemlerle ortaya çıkan vahim durumdan derin üzüntü duyuyorum. Nükleer tırmanma riski, dünya çapında kontrol edilemez ve yıkıcı sonuçlardan korkulacak kadar artıyor” dedi.

Papa, ‘’Savaşın asla bir çözüm olmadığını, sadece yıkım olduğunu anlamamız için daha ne kadar kan akması gerekiyor?’’ diye sorarak, ‘’Tanrı adına ve her yürekte yaşayan insanlık duygusu adına, derhal ateşkes çağrımı yineliyorum. Silahlar sussun’’ çağrısı yaptı.

Öncelikle Rusya lideri Vladimir Putin’e seslenen Papa şunları söyledi:

“Rusya Federasyonu Devlet Başkanı’na, kendi halkının iyiliği için de bu şiddet ve ölüm sarmalını durdurması için yalvarıyorum.

“Öte yandan, Ukrayna halkının maruz kaldığı saldırılar sonucunda çektiği büyük acılardan dolayı üzüntü duyarak, Ukrayna Devlet Başkanı’na ciddi barış önerilerine açık olması çağrısında bulunuyorum.

“Uluslararası toplumun tüm baş aktörlerine ve ulusların siyasi liderlerine, savaşa son vermek için ellerinden gelen her şeyi yapmaları ve diyalog girişimlerini teşvik edip desteklemeleri çağrısında bulunuyorum.”

Papa konuşmasında savaşı ‘hata’, ‘dehşet’ ve ‘çılgınlık’ diye niteledi ve ‘’Lütfen genç nesillerin savaşın kirli havasını değil, barışın sağlıklı havasını solumasına izin verin’’ dedi.

‘Moskova ile diyalog kanallarını açık tutmak istiyor’

Papa Francesco daha önce de Ukrayna’daki de dahil olmak üzere dünyanın birçok yerinde süren savaş ve çatışmaların durması yönünde defalarca çağrı yapmıştı.

Ancak Ukrayna konusunda Rusya yönetimine yönelik sert ifadelerden kaçınması bazı kesimler tarafından eleştirilirken, Vatikan’a yakın kaynaklarca Moskova ile diyalog kanallarını açık tutma niyetinin göstergesi olarak yorumlanıyordu.

Papa, Ukrayna işgali başladıktan hemen sonra protokollerin dışına çıkarak Rusya’nın Vatikan Büyükelçiliği’ne gitmiş ve kaygılarını şahsen iletmişti.

İlerleyen haftalarda da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Rus Ortodoks Kilisesi Patriği Kirill ile görüşmek için girişimlerde bulunmuş, ancak Rusya tarafından bu görüşmelere onay gelmemişti.

Son olarak da geçen ay Papa Francesco ile Patrik Kirill’in Kazakistan’da bir araya gelmesi beklenirken Kirill bu geziye katılmaktan vazgeçmişti.

Papa Kazakistan gezisinde de, Ukrayna işgaline destek veren açıklamalar yapan Rus Ortodoks Kilisesi Patriği Kirill’e gönderme olarak yorumlanan bir konuşma yapmış ve ‘şunları söylemişti:

“Şiddeti asla haklı göstermemeliyiz! Kutsalların, kutsal olmayanlar tarafından sömürülmesine izin vermemeliyiz! Tanrı barıştır ve her zaman barışa götürür, asla savaşa götürmez.”

Paylaşın

Futbol Maçında Çıkan Olaylarda En Az 174 Kişi Öldü

Endonezya’da  Persebaya Surabaya’nın Arema Malang’ı 3-2 yendiği lig maçının ardından çıkan izdihamda 174 kişi hayatını kaybetti. İzdihamda yaklaşık 180 kişi de yaralandı. Yaralılar içinde durumu ağır olanların olduğu bildirildi.

Haber Merkezi / Futbol tarihinin en büyük felaketlerinden biri Endonezya’da yaşandı.

Persebaya Surabaya ile Arema Malanga arasında oynana karşılaşmanın ardından iki grup arasında çıkan kavgaların ardından polis, sahaya giren taraftarlara biber gazıyla müdahale etti. Yaşanan paniğin ardından binlerce kişi aynı anda çıkış kapılarına yöneldi.

Ülkede yayın yapan Kompas web sitesine konuşan Dwi isimli bir görgü tanığı, binlerce insanın stattan çıkmak isterken birbirlerini ezdiğini söyledi.

İlk olarak olayda 130 kişinin öldüğü açıklansa da, yetkililer ölü sayısının 174’e yükseldiğini duyurdu. İzdihamda yaklaşık 180 kişi de yaralandı. Yaralılar içinde durumu ağır olanların olduğu bildirildi.

Hayatını kaybedenlerin bir kısmı da havasızlıktan etkilenerek öldü.

Devlet Başkanı Joko Wibodo, olayla ilgili soruşturmanın tamamlanmasına kadar ülkede üst düzey tüm futbol müsabakalarının durdurulmasına karar verdi.

Doğu Java Polis Şefi Nico Afinta, yaptığı açıklamada, gece geç saatlerde maçın sona ermesinden hemen sonra taraftar grupları arasında çıkan kavgaların çevik kuvvet polisinin göz yaşartıcı gaz kullanmasına neden olduğunu ve sıkılan gazın taraftarları paniğe sevk ettiğini söyledi.

Afinta, 300’den fazla kişinin tedavi için bölgedeki hastanelere götürüldüğünü, ancak birçoğunun yolda ve tedavi sırasında öldüğünü kaydetti. Yaklaşık 180 yaralı arasında durumu ağır olanların bulunduğunu anlatan Afinta, ölü sayısının artabileceğini ifade etti.

Paylaşın

İran’da Başörtüsüz Fotoğrafı Sosyal Medyada Viral Olan Kadın Tutuklandı

İran’da 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybetmesiyle başlayan protestolarda yaşamını yitirenlerin sayısı 100’ü aşarken, başörtüsüz fotoğrafı sosyal medyada viral olan bir kadın tutuklandı.

Haber Merkezi / Mahsa Amini, 13 Eylül’de başkent Tahran’da “ahlak polisi” olarak bilinen İrşad Devriyesi tarafından gözaltına alınmış, daha sonra komaya girerek hastaneye kaldırılmıştı. 22 yaşındaki kadın, 16 Eylül’de hastanede yaşamını yitirmişti.

Polislerin gözaltındaki kadını döverek komaya soktuğu öne sürülürken, Tahran Polisi iddiaları yalanlayarak kadının “aniden bilincini kaybedip kalp rahatsızlığı yaşadığını” savunmuştu.

Bunun üzerine hem İran’da hem de dünyanın pek çok yerinde hükümet karşıtı protestolar başladı. Protestolara destek verdiği için eski milli futbolcu Hüseyin Mahini ve gazeteci Elahe Muhammedi gibi çok sayıda İranlı gözaltına alındı.

Yanındaki bir kadınla, Tahran’da bir restoranda başı açık şekilde kahvaltı yapan Dünya Rad’ın fotoğrafı da sosyal medyada viral oldu.

Dina Rad, bunun ardından kolluk kuvvetlerinin kız kardeşiyle temasa geçip açıklama istediğini söyledi: Kendisine söylenen yere gittikten sonra tutuklandı… Sağlığına dair endişeliyiz.

ABD’de yaşayan İran analisti Omid Memarian, “Başörtüsüz kahvaltıya gittiler. Tutuklandılar. İran’da başörtüsü politikası bu kadar acımasız/hastalıklı” dedi.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Paylaşın

İşçi Partili Lula, Brezilya’da İktidara Yürüyor

Brezilya’da yarın yapılacak seçimlerde, milliyetçi Devlet Başkanı Jair Bolsonaro ve İşçi Partili eski Başkan Lula da Silva’nın yarışması bekleniyor. Sağı ve solu bir kez daha karşı karşıya getirecek olan seçimler, Latin Amerika’nın en dikkatle izlenen seçimlerinden biri olacak gibi görünüyor.

Oylama yarın Brezilya saatiyle sabah 8’den akşam 5’e kadar (TSİ 14:00-23:00). Kongre ve yerel yönetim seçimleri için de oy kullanılacak. Sonuçlar, elektronik oylama sisteminin hızı sayesinde Brezilya’da saat 21’de (TSİ Pazartesi 03:00) belli olabilir. İlk oylamada hiç bir adayın yüzde 50’yi geçememesi halinde en çok oy alan ikinci turda yarışacak.

Sağda, Amazon ormanlarının yıkımını hızlandırması, Brezilya’nın Kovid 19’la mücadelesini zayıflattığı ve seçimler arifesinde ülkenin seçim sistemi üzerinde kuşkular uyandırdığı için yaygın olarak eleştirilen saldırgan milliyetçi Devlet Başkanı Jair Bolsonaro var.

Bolsonaro Brezilya Başkanlarından ve Latin Amerika’nın en saygın solcularından Lula da Silva’nın zorlu mücadelesiyle karşı karşıya. Halk arasında sevgiyle Lula olarak anılan da Silva, anketlerin çoğunda Bolsonaro’nun 10 puan önünde. Ancak, işbaşında kaldığı iki dönem boyunca büyük yolsuzluk skandalları yüzünden cezaevine girip çıkmış olmasının seçmende doğurduğu kuşkuların da üstesinden gelmek zorunda.

Başlıca adaylar

Seçim pusulasında on bir başkan adayı var, ancak tüm gözler Bolsonaro ve Lula’da. Bolsonaro’nun puanları son zamanlarda yükselse de çoğu ankette seçmenin kendisine dönük tercihinin yüzde 30’larda kaldığını gösteriyor. Brezilyalıların çoğu, 67 yaşındaki başkanın yönetiminden memnun değil. Datafolha kamuoyu araştırma şirketinin Eylül ortalarında gerçekleştirdiği ankete katılanların yüzde 44’ü Bolsonaro’ya görev onayı vermedi.

Lula’nın kazanması etkileyici bir siyasal geri dönüş olacak. Brezilya’yı 2003’ten 2010’a kadar yöneten 76 yaşındaki eski metal işçisi ekonomik büyüme ve emtia fiyatlarındaki patlama döneminde milyonlarca insanın yoksulluktan kurtulmasına yardımcı olan sosyal refah programlarını ülkeye yaymıştı.

Görevden ayrıldığında dünyanın en popüler politikacılarından biri olarak kabul ediliyordu. Ancak 2017’de, sonraki yıl cezaevine girmesine yol açan “Araba Yıkama Operasyonu” adı verilen kapsamlı bir yolsuzluk soruşturmasına dahil edildi. Soruşturma boyunca suçsuzluğunu savunan Lula 580 gün hapiste kaldıktan sonra 2019’da aklandı, serbest bırakıldı ve hakkındaki mahkumiyet kararı iptal edildi.

Brezilya’nın yakıcı sorunu

Brezilya, dünyanın kişi başına en yüksek doğrulanmış koronavirüs ölümlerinin gerçekleştiği ülkeler arasında yer alıyor. Salgından ve Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin etkileriyle körüklenen küresel ekonomik kargaşadan kurtulmak için çırpınıyor. Ekonomik sıkıntılar, yüksek enflasyon ve eşitsizlik ve yolsuzluğun yol açtığı hoşnutsuzluk, aralarında Şili ve Kolombiya’nın da olduğu bölgenin diğer ülkelerinin sola kayışlarına yol açtı .

Ekonomi, seçim sonrasının en zorlu meselesi. Bolsonaro, geçtiğimiz günlerde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki konuşmasında Brezilya ekonomisinin tamamen toparlandığını söyleyerek övünüyordu. Ancak ekonomik büyüme çok güdük ve enflasyon yoksulları ezmeye devam ediyor. Siyaset bilimci Guilherme Casarões, Brezilya seçmenlerinin Bolsonaro’nun dört yıllık başkanlığı ve aşırı sağcı söyleminin ardından şimdi oldukça kutuplaşmış olduğunu söyledi.

Görevdeki Başkan, aile değerlerinin savunuculuğunu üstleniyor ve sayıca çoğalan muhafazakar Evanjelik nüfusun desteğini alıyor. Bolsonaro pandemi boyunca karantinaya ve maske takma zorunluluğuna karşı koydu, hükümet kararnameleriyle Brezilya’nın silah yasalarını gevşetmekle kalmadı, aynı zamanda Amazon’daki çevre koruma uygulamalarını da ciddi ölçüde tasfiye etti.

Bölge ve dünyanın geri kalanı için yakıcı sorun

Bolsonaro’nun tarım şirketlerine verdiği destek ve çevre savunucularını hor gören yaklaşımı, Brezilya’nın Amazon’a yönelik korumasının çok zayıflamasına yol açtı. Başkanlığı sırasında, dünyanın en büyük biyolojik çeşitliliğe sahip orman alanlarındaki ormansızlaşma son 15 yılın en yüksek düzeyine yükseldi ve orman yangınları patladı. Gezegenin en önemli karbon emicilerden biri olan Amazon yağmur ormanları, şimdi emdiğinden çoğunu atmosfere salıyor.

Bazı bilim adamları, daha da sert koruma önlemleri olmaksıın Amazon’un geri dönüşsüz bir çevresel yıkıma uğrayabileceğini söylüyor. Kendisine takılan “Kaptan Motorlu Testere” lakabıyla dalga geçen Bolsonaro, birçok yangının kasıtlı olarak sırf kendisini itibarsızlaştırmak için çıkarıldığını iddia ediyor. Lula döneminde, ormansızlaşma oranları düşmüştü ve önceki cumhurbaşkanı seçilirse Amazonu yeniden korum altına alacağına söz verdi.

Bolsonaro seçimler öncesinde de demokratik kurumlara yönelik saldırısını tırmandırdı. Bir yılı aşkın bi zamandır, kendi gözünde büyük bir kahraman olan eski ABD Başkanı Donald Trump’ın uydurma iddialarını çok andırır bir biçimde, dindar tabanını olası kaybını oy hırsızlığıyla ilişkilendirmeye hazırlamak için çaba harcadı.

Bolsonaro sonuçları kabul etmezse şiddet patlak verir mi? 

Bolsonaro, anketlerde geride kalmasına rağmen, ısrarla seçimleri ilk turda doğrudan kazanacağı ve sonucu ikinci tura bırakmayacağını ileri sürüyor. Uzunca bir süredir seçimler böyle sonuçlanmazsa -tıpkı 2018’de hiçbir mesnet sunmadan iddia ettiği gibi- bunun yalnızca yaygın seçim hileleri nedeniyle olacağını iddia ediyor. Trump gibi, Bolsonaro da tamamen yanlış bir şekilde, ülkesinin elektronik oylama makinelerinin kolayca kurcalanabileceğini iddia ediyor.

Eski bir ordu komutanı olarak, ordunun yanından konuşarak askeriyenin seçimleri izlemesi gerektiğini söylüyor. Son zamanlarda, Bolsonaro, söylemini biraz sakinleştirse de seçim günü ordunun oylama aygıt örneğinden seçimleri izlemesine yönelik bir mutabakat manevrası yaptı. Oysa, 1996’dan beri seçimlerinde elektronik oylama makineleri kullanılan Brezilya’da hiçbir zaman önemli bir seçim yolsuzluğu kaydetmedi.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

‘Mahsa Amini’ Protestolarında Bilanço Ağırlaşıyor: 83 Can Kaybı

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolarda yaşamını yitirenlerin sayısı 83’e yükseldi.

İran İnsan Hakları Örgütü, Mahsa Amini’nin “ahlak polisleri”nce öldürülmesinin ardından İran genelinde gerçekleşen protesto gösterileriyle ilgili bir açıklama yaptı.

İran rejiminin baskı ve saldırılarının kınandığı açıklamada, uluslararası toplumdan bir kez daha İran rejiminin göstericilere karşı eylemlerinin durdurulmasını talep etti.

İnsan Hakları Örgütü, açıklamasında İran genelindeki gösterilerde şimdiye kadar İran güvenlik güçleri tarafından İran’ın farklı kentlerinde 83 kişinin öldürüldüğünü duyurdu.

Örgüt, İran rejim güçlerince gösterilerde şimdiye kadar Mazenderan’da 26, Gilan’da 11, Doğu Azerbaycan’da 11, Kirmaşan’da 6, Sine’de 6, Elburz’da 5, Tahran’da 4, Kuhgiloye ve Buyar Ehmed’de 2, Esfehan’da 2, Xoresana Rezewi’de 2, Zencan’da 2, Qezwin’de 2, Simnan’da 1, İlam’da 1 ve Buşêhr’de 1 kişinin öldürüldüğünü açıkladı.

Açıklamada ayrıca birçok gösterici ve sivil toplum aktivistinin gözaltına alındığı ve gözaltı dalgasının devam ettiği bildirildi.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen genç kadın erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın

Ukrayna’na Zaporijya’da Sivil Araç Konvoyuna Saldırı: 23 Ölü

Avrupa’nın en büyük nükleer santralinin bulunduğu Ukrayna’nın Zaporijya bölgesinde sivil araçların bulunduğu konvoya düzenlenen füze saldırısında en az 23 kişinin hayatını kaybettiği, 35 sivilin de yaralandığı duyuruldu.

The Guardian gazetesinin aktardığına göre, Rusya’nın kontrolü altında bulunan bölgeden ayrılmak isteyen yakınlarını almak için yola çıkan araç konvoyu füzelerin hedefi oldu.

Saldırıyla ilgili Telegram hesabından açıklama yapan Zaporijya Valisi Oleksandr Starukh, Rusya güçlerin Zaporijya’dan çıkan sivil konvoyu füzelerle vurduğunu söyledi. Olayda ölü ve yaralıların olduğunu kaydeden Starukh, acil yardım ekiplerinin bölgeye sevk edildiğini açıkladı.

Ukrayna İçişleri Bakanı Danışmanı Anton Geraşenko saldırıda 23 can kaybının yanı sıra 35 sivilin de yaralandığını duyurdu.

Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Başkan Yardımcısı Kiril Timoşenko ise konvoya S-300 füze sistemleriyle 16 füze atıldığını söyledi.

Rusya, Ukrayna’yı suçladı

Saldırıyla ilgili açıklama yapan Rusya ise Zaporijya’da sivillerin yer aldığı araç konvoyunun Ukraynalı güçlerce vurulduğunu belirtti.

Anadolu Ajansı’nın (AA) haberine göre, Zaporijya’daki Rusya yanlısı yönetimden yapılan açıklamada, Ukrayna ordusunun Zaporijya’dan çıkan sivil konvoyu füzelerle hedef aldığı ifade edildi.

Açıklamada, konvoyun Rusya ordusu tarafından kontrol edilen bölgeye geçmeye hazırlandığı sırada saldırının hedefi olduğu ve saldırıda 23 sivilin hayatını kaybettiği, 34 sivilin ise yaralandığı kaydedildi.

Referandumda “Rusya’ya bağlanma” kararı çıkmıştı

Ukrayna’yı 24 Şubat 2022’de işgal eden Rusya, Zaporijya’nın Avrupa’nın en büyük nükleer santrali olan Zaporijya Nükleer Santrali de dahil olmak üzere bir bölümünü kontrolü altında bulunduruyor.

Ukrayna’nın doğusundaki Donbas bölgesindeki ayrılıkçı Luhansk ve Donetsk bölgeleri ile işgal sonrasında Rusya’nın kontrolüne geçen Zaporijya ve Herson’da 20 Eylül’de referandumlar yapılmış ve yapılan referandumlarda Rusya’ya bağlanma kararı çıktığı açıklanmıştı.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, dün (29 Eylül) bir açıklama yaparak söz konusu dört bölgenin bugün Türkiye saatiyle 15:00’te yapılacak bir törenle Rusya’ya bağlanacağını, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de Kremlin’deki törende bir konuşma yapacağını açıklamıştı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, konuyla ilgili açıklamasında, “Ukrayna, Rusya’nın topraklarımızın herhangi bir bölümünü ele geçirme girişimlerine hoşgörü gösteremez ve göstermeyecektir” dedi.

Rusya Devlet Başkanı Putin, Herson ve Zaporijya bölgelerinin bağımsızlıklarını tanıyan kararnameleri 30 Eylül’de imzaladı.

Paylaşın

Avrupa’da ‘Maymun Çiçeği’ Vaka Sayısı 24 Bini Geçti

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC), 2022 yılında Avrupa kıtasında rapor edilen maymun çiçeği vakalarıyla ilgili güncel verileri paylaştı. 28 Eylül tarihli güncellenmiş rapora göre, kıtadaki vaka sayısı 24 bin 622 olarak kayıtlara geçti.

Bugüne kadar Avrupa bölgesindeki 44 ülkede maymun çiçeği vakalarına rastlandığını ortaya koyan rapor, söz konusu vakaların çoğunun 31-40 yaşları arasındaki kişilerde (9 bin 643 vaka – yüzde 39) ve erkeklerde (24 bin 416 vaka – yüzde 98) görüldüğünü gösterdi.

Buna göre, “cinsel yönelimi bilinen 10 bin 610 erkek hastadan yüzde 96’sı kendisini “erkeklerle cinsel ilişkiye giren erkek” olarak tanımlayan kişilerdi. HIV durumu bilinen vakaların yüzde 38’i ise HIV pozitifti.

Hastalarda en sık görülen hastalık belirtileriyle ilgili de bilgi paylaşan DSÖ-ECDC raporu, vakalardan yüzde 96’sında (14 bin 504 kişi) cilt döküntüsü görüldüğünü, yüzde 68’inde ise (10 bin 299) yüksek ateş, yorgunluk, kas ağrısı, titreme veya baş ağrısına rastlandığını” gösterdi.

Avrupa’da 2022 yılında kayıtlara geçen maymun çiçeği vakalarından yüzde 6’sının (710 vaka) tedavisine hastanede devam edildi. Bu kişilerden 232’si ise “klinik bakıma” ihtiyaç duydu. Yoğun bakıma alınan ve maymun çiçeği sebebiyle hayatını kaybedenlerin sayısı ise beş olarak açıklandı.

Ülke bazında vaka sayısı bilgilerini de paylaşan DSÖ ve ECDC, bugüne kadar en fazla vakanın İspanya’da kayıtlara geçtiğini açıkladı.

7 bin 149 maymun çiçeğinin rapor edildiği İspanya’yı ise vaka sayısının 3 binin üzerinde olduğu Fransa, İngiltere ile Almanya izledi.

Yunanistan’da 8 yeni vaka

Öte yandan, Yunanistan’ın Ekathimerini haber sitesinin aktardığına göre, Halk Sağlığı Ulusal Örgütü, yayınladığı haftalık brifingde ülkede son bir hafta içinde sekiz yeni maymun çiçeği vakasına rastlandığını, böylelikle bu yıl kayıtlara geçen vaka sayısının 80 olduğunu duyurdu.

Laboratuvarda yapılan testler sonucu doğrulanan vakalara ilişkin bilgi paylaşan kurum, tüm vakaların yaş ortalaması 36 olan erkekler olduğunu, yaşlarının 19 ile 61 arasında değiştiğini kaydetti. Vakaların yüzde 25’i (20 vaka) virüsün kuluçka döneminde yurtdışına seyahat etmişti.

Kurumun paylaştığı bilgilere göre, bugüne kadar Yunanistan’da doğrulanan vakalar ya tamamen iyileşti ya da “genellikle iyi durumda iyileşme sürecinde.”

Maymun çiçeği hakkında

Endemik bir virüsün neden olduğu nadir hastalıklardan maymun çiçeği, Kongo ve Batı Afrika türü olmak üzere 2’ye ayrılıyor.

Genellikle hayvandan insana ve nadiren insandan insana yakın temasla bulaşan virüs, vücutta yüksek ateş ve kaşıntılı kabarcıklara yol açabiliyor.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi verilerine göre, 15 Eylül itibarıyla dünya genelinde 60 bin 799 maymun çiçeği vakası tespit edilirken virüs nedeniyle 20 kişi hayatını kaybetti.

Nasıl bulaşıyor?

Türk Tabipler Birliği (TTB) maymun çiçeğinin nasıl bulaştığı ile ilgili Temmuz 2022’de yaptığı açıklamada şu bilgileri paylaşmıştı:

“Maymun çiçeği hastalığı, maymun çiçeği virüsünün yol açtığı, hayvandan insana ve insandan insana bulaşabilen bir hastalıktır. İnsandan insana bulaş mekanizması olarak; enfeksiyöz yaralar, kabuklar ve vücut sıvıları ile yakın temas, enfeksiyöz materyal ile kontamine olmuş çarşaf gibi eşyalarla temas, uzun süre yüz yüze temas (solunum salgıları ile temas veya damlacıklara maruz kalmak) ve gebeden fetusa geçiş düşünülmektedir. Hastalığın başlangıcından, yaraların kabuklanıp tamamen epitelizasyonu gerçekleşene kadar kişiler bulaşıcı kabul edilmektedir.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Afganistan’ın Başkenti Kabil’de Eğitim Merkezine Saldırı: 19 Ölü

Afganistan’ın başkenti Kabil’de bir eğitim merkezine düzenlenen bombalı saldırıda ilk belirlemelere göre en az 19 kişi hayatını kaybederken en az 27 kişi de yaralandı.

Anadolu Ajansı’nın (AA) Taliban yönetiminin Kabil Emniyet Müdürlüğü Sözcüsü Halid Zadran’ın basın açıklamasından aktardığına göre, saldırı Kabil’in batısında bulunan Kac Eğitim merkezinde gerçekleşti.

The Guardian’ın haberine göre, patlamanın ardından olay yerine gelen güvenlik güçleri inceleme başlattı.

İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Abdul Nafy Takor, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Sivilleri hedef almak düşmanın insanlık dışı acımasızlığını ve ahlaki normlardan mahrum olduğunu kanıtlıyor” dedi.

Emniyet Sözcüsü Zadran, saldırının eğitim merkezinde deneme sınavı yapıldığı sırada düzenlendiğini kaydetti. Görgü tanıkları, saldırının intihar saldırısı olduğunu ifade ederken saldırıyı henüz üstlenen olmadı.

Öte yandan, saldırının gerçekleştiği ve ağırlıklı olarak Hazara Şiilerinin yaşadığı Kabil’in batısında daha önce düzenlenen saldırıları IŞİD üstlenmişti.

Afganistan’da yeniden Taliban dönemi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) öncülüğündeki NATO güçlerinin Afganistan’dan çekilmesi 31 Ağustos 2021’de tamamlandı.

Afganistan eski Cumhurbaşkanı Eşref Gani hükümetini deviren Taliban, 11 Eylül 2001 sonrası dönemde ABD ve koalisyon güçlerinin işgal ettiği ülkeye yirmi yıl sonra yeniden egemen oldu.

Taliban’ın ülkenin başkenti Kabil’e girmesiyle Taliban’ın hedefinde olan ve Afganistan’dan tahliye edilmeyi talep eden binlerce kişi Uluslararası Kabil Hamid Karzai Havalimanı’na gitmiş, havalimanındaki uzun ve yorucu bekleyiş zamanla izdihama dönüşmüştü.

Uluslararası Kabil Hamid Karzai Havalimanı’nda tahliye için bekleyiş sürerken, 26 Ağustos günü kalabalığı hedef alan bombalı saldırıda 13’ü ABD askeri olmak üzere en az 170 kişi yaşamını yitirdi.

Anadolu Ajansı’nın (AA) aktardığına göre, havalimanındaki patlamadan sonra IŞİD saldırıları artmaya devam etti. Ülkenin her yerinde patlama meydana gelirken, özellikle Nangerhar saldırıların en çok yoğunlaştığı il oldu.

8 Ekim’ 2021’de Kunduz’da, 15 Ekim’de ise Kandahar’da Şii camileri cuma namazı sırasında IŞİD intihar bombacılarınca hedef alındı. Patlamalarda 100’den fazla kişi hayatını kaybetti.

Paylaşın

Taliban, Kadın Eylemcilerin Protestosunu Ateş Açarak Dağıttı

Taliban, Afganistan’ın başkenti Kabil’deki İran Büyükelçiliği önünde toplanan ve İran’da devam eden Mahsa Amini protestolarına destek vermek isteyen kadın göstericileri havaya ateş açarak dağıttı.

Mahsa Amini isimli Kürt kökenli 22 yaşındaki İranlı kadın, “kıyafeti düzgün olmadığı” iddiasıyla “ahlak polisi” tarafından gözaltına alınmış ve sorgudan kısa süre sonra hayatını kaybetmişti.

Amini’nin ölümünün ardından başta İran olmak üzere dünya genelinde protestolar sürüyor.

Kabil’deki İran Büyükelçiliği önünde bir araya gelen yaklaşık 25 Afgan kadın gösterici, İranlı eylemcilerin protestolar sırasında kullandığı “Kadın, yaşam, özgürlük” sloganı attı.

Ancak Taliban militanları, kadınların elindeki dövizleri yırttı ve ardından havaya ateş açarak eylemcileri dağıttı.

Afgan kadın protestocular “İran ayağa kalktı, şimdi sıra bizde” ve “Kabil’den İran’a, diktatörlüğe hayır deyin” yazılı pankartlar taşıyordu.

Taliban, daha önce de kılık kıyafet, iş ve eğitim gibi konularda tepkilerini dile getirmek için gösteri düzenleyen kadın protestoculara müdahalade bulunmuştu.

Geçen yıl ağustos ayında Afganistan’ın kontrolünü ele geçiren örgüt, göreve geldikten sonra altıncı sınıftan itibaren kızların okula gitmesini ve kadınların çalışmasını yasakladı.

Üniversiteye giden kız öğrencilerine ise uzun siyah örtü giymesi ve yüzlerini tamamen kapatması talimatını verdi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın