İran’da Gençlik Gruplarından Rejime Karşı Birlik Çağrısı

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolar sürerken, 30 gençlik grubu, ortak bir manifesto yayımlayarak “İran Mahalleleri Gençlik Birliği” çatısı altında birleştiklerini duyurdu.

Independent Türkçe’nin aktardığına göre, Twitter ve Telegram hesaplarından duyurulan 43 maddelik manifestonun girişinde şu ifadeler yer aldı: Devrim şehitlerinin saf kanı üzerine yemin ederiz ki zalimler devrilene ve bu talepler yerine getirilene kadar durmayacağız.

Manifestonun ilk maddesinde, İranlı şair Sadi Şirazi’nin (1210-1292) New York’taki Birleşmiş Milletler binasının salonlarından birinin duvarında da yazılı olan, Gülistan eserinden “Benî Âdem” şiirine yer verildi.

Kanun karşısında bütün vatandaşların eşitliği, kadın ve erkeklerin tamamen aynı haklara sahip olduğu, inanç ve din özgürlüğünün sağlanacağı, örgütlenme ve ifade özgürlüğünün garanti altına alınacağı vurgulanan manifestonun 22. maddesinde, siyasi partilerin ülkenin bütünlüğüne, temel insan haklarına, şeffaflığa ve demokrasiye bağlı kalmak kaydıyla özgürce faaliyet yürüteceği kaydedildi.

Manifestonun dış politikayla ilgili bölümünde, İran’ın ulusal çıkarlarının ve dünya barışının korunmasının “iç işlerine karışmama” ilkesiyle birlikte esas alınacağı belirtilirken, insan haklarına ve kadınlara yönelik ayrımcılığın önlenmesine ilişkin uluslararası anlaşma ve sözleşmelere bağlı olunacağı vurgulandı.

Manifestoda ayrıca eğitim, sağlık, sosyal yardımlar ve çevre konularına da değinildi.

Diğer yandan, ekim ortasında açılan ve 208 bine yakın takipçisi olan “Tahran Mahalleleri Gençliği” Twitter hesabından yurtdışındaki İranlı muhaliflere, ortak cephe kurarak İran halkının sesini uluslararası platformlarda duyurmaları için çağrı yapıldı:

Bazı ideolojik farklılıklara rağmen birlikte örgütlenerek tek bir amaca odaklanmaya karar verdik: dayanışma ve birlik halinde bu çocuk katili rejimi devirmek. Ülke içindeki devrimciler uzun süredir haber bekliyor ve bunun ertelenmesi mücadele edenlerin umudunu kırabilir… Ülke dışındaki yurtsever ve özgürlükçü gruplar bu topraklardaki halkın kahramanca hareketiyle birlik halinde bir koalisyon oluşturamazlarsa hür dünyanın diğer uluslarıyla görüşmelerde bizi kim temsil edecek?

Sosyal medyada bu ay başında kimin İran’ın yeni temsilcisi olabileceğiyle ilgili yapılan oylamalarda, siyasi tutuklular Hüseyin Ronahi ve Fatma Sepheri’yle gösterileri destekleyen ünlü futbolcular Ali Deyi ve Ali Kerimi, 1979’da devrilen Şah Muhammed Rıza Pehlevi’nin ABD’de yaşayan oğlu Rıza Pehlevi ve İran kökenli ABD’li gazeteci Masih Alinejad gibi isimler öne çıkmıştı.

İran’da bir dönem etkili olan Reformcu Cephe’den siyasetçi Ali Şekurirad, 29 Kasım’da gençlerin artık seçimler veya reformlarla değişime inanmadığını vurgulamıştı: Halk, reformculuk sürecinden geçti ve hiçbir sonuç elde edemedi. Artık reformcuları arkalarında bıraktılar.

Eylül ortasında Tahran’da 22 yaşındaki Mahsa Emini’nin örtünme kurallarına uymadığı gerekçesiyle gözaltına alınıp ölümüyle başlayan protestolar, yurtdışı merkezli insan hakları örgütlerine göre, “Jin, jiyan, azadi!” (Kadın, yaşam, özgürlük!) sloganıyla 31 eyaletin tamamındaki yaklaşık 150 şehre ve 140 üniversiteye yayılmıştı.

Norveç ve ABD merkezli İranlı aktivistlere göre, gösterilerde en az 450 kişi öldü, 18 bin kişi gözaltına alındı ve binden fazla kişiye dava açıldı. Ölüm cezasına çarptırılan 11 kişiden ikisi son bir hafta içinde idam edildi.

Paylaşın

Yemen İç Savaşı: 11 Bin Çocuk Öldü Veya Sakat Kaldı

Birleşmiş Milletler (BM), Yemen’de 2015 yılının Mart ayında başlayan iç savaşta en az 11 bin çocuğun öldüğünü veya sakat kaldığını açıkladı. BM’ye göre, iç savaşta yaklaşık 377 bin kişi yaşamını yitirdi.

BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) tarafından yayımlanan rapora göre, yaklaşık 2,2 milyon Yemenli çocuk yetersiz beslenme ve aşı yokluğu nedeniyle kolera ve kızamık gibi hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetme tehlikesi yaşıyor ve bunların yarım milyondan fazlası 0-5 yaş grubunda.

Yemen’deki iç savaşın başladığı Eylül 2014’te İran destekli Husiler başkent Sana ve bazı bölgelerin denetimini ele geçirmişti. Yemen hükümetiyse, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri tarafından Mart 2015’ten bu yana destekleniyor.

UNICEF, Mart 2015-Eylül 2022 arasında 3 bin 774 çocuğun hayatını kaybettiğini belirledi. Savaş dönemi boyunca 18 yaşından küçük 3 bin 900 civarında erkek silah altına alınırken, yaklaşık 90 kız çocuğa da kontrol noktalarında nöbet görevi verildi.

UNICEF Genel Direktörü Catherine Russell, iç savaşta yaşanan kayıpların tahminlerin çok ötesinde olduğunu vurguladı: Binlerce çocuk hayatını kaybetti, yüz binlercesi önlenebilir hastalıklardan veya açlıktan ölüm riski altında… Yemenli çocukların insana yaraşır bir geleceği olacaksa, etki sahibi olanların hepsi onların korunup desteklenmesini sağlamalı.

Russell, BM arabuluculuğunda yapılan ve 2 Ekim’e kadar süren 6 aylık ateşkesin uzatılmasıyla insani yardım faaliyetlerinin düzgün yürütülebileceğini sözlerine ekledi.

UNICEF, Yemen’de açlık ve hastalıklardan ölümleri durdurmak için uluslararası toplumdan 484,4 milyon dolarlık destek talep etmişti. BM’ye göre, ülkedeki iç savaşta yaklaşık 377 bin kişi yaşamını yitirdi.

Yemen İç Savaşı

Yemen iç savaşı, 2015 yılının Mart ayından beri ülkedeki pek çok grup arasında devam eden çatışmalardır.

Arap Baharı sonrası devrilen eski cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih, Şii Ensarullah Hareketine destek vermeye başlamıştır. Yemen’de bir türlü sağlanamayan istikrar sonucu bir hükûmet krizi oluşmuştur ve Husilerin başkent San’a’yı ele geçirerek, yönetimi devralmasıyla sonuçlanmıştır.

Husiler, kısa sürede Taiz gibi büyük güney kentlerini ele geçirmeye başlamıştır. Yemen Ordusu dağılmıştır. Husiler ikinci büyük kent olan Aden’i kuşatmıştır. Bunun üzerine Suudi Arabistan öncülüğünde koalisyon oluşturulmuştur.

Koalisyon güçlerinin bombardımanları Husilerin ilerleyişini durdurmuştur. Ne var ki, bu durum Husileri geriletmeye de yetmemiştir. Öte yandan Arap Yarımadası el-Kaidesi ve diğer radikal gruplar ülkenin doğu bölgelerini ele geçirmeye başlamışlardır. Çatışmalar devam etmektedir.

Ülkede halen devam eden iç savaşta 377 bin kişi yaşamını yitirdi. Dünyanın en fakir ülkeleri arasında yer alan Yemen’de çatışmaların yol açtığı insani kriz giderek büyüyor.

Paylaşın

Mahsa Amini Protestoları: Bir Kişi Daha İdam Edildi

İran’da hükümet karşıtı protestolara karıştığı ve geçen ay iki güvenlik görevlisini bıçaklayarak öldürmekle suçlanan Majidreza Rahnavard adlı kişi idam edildi. Rahnavard, “Allah’a savaş açmak” anlamına gelen “moharebeh” suçundan mahkum edilmişti.

Haber Merkezi / Rahnavard, pazartesi sabahı erken saatlerde kuzeydoğudaki Meşhed şehrinde halka açık bir alanda idam edildi. Protestolarla ilgili olarak Muhsin Şekari adlı kişi perşembe günü idam edilmişti.

İran’da ülke geneline yayılan rejim karşıtı protestolarla ilgili en az 24 göstericinin “Allah’a savaş açma suçu” ile karşı karşıya olduğu ve idam edilebileceği öne sürüldü. İran’da geçerli İslami yasalara göre, “Allah’a savaş açma” suçunu işleyenler idam cezası ile cezalandırılıyor.

IHR: Ölen protestocu sayısı 458’e yükseldi

IHR, İran’da güvenlik güçlerinin şiddetle karşılık verdiği protestolarda hayatını kaybeden protestocu sayısının 458’e yükseldiğini duyurdu.

Ülkedeki 31 eyaletten 26’sına dair verilerin yer aldığı IHR raporuna göre, Sistan-Beluçistan’da 128, Kürdistan’da 53, Batı Azerbaycan’da 53, Tahran’da 46, Mazenderan’da 37, Kirmanşah’ta 25, Gilan’da 25, Elborz’da 18, İsfahan’da 14, Huzistan’da 10, Fars’da 8, Rezevi Horasan’da 7, Zencan’da 5, Doğu Azerbaycan’da 4, Merkezi, Kazvin, Hemedan ve Loristan’da üçer, Kohgiluye-Buyer Ahmed, Erdebil, İylam, Buşehr, Hürmüzgan’da ikişer, Simnan, Gülistan ve Kirman’da ise birer gösterici hayatını kaybetti.

6 ayda 251 infaz

Uluslararası Af Örgütü ve İran Abdurrahman Boroumand İnsan Hakları Merkezi’nin yaptığı bir araştırma, İranlı yetkililerin 1 Ocak – 30 Haziran 2022 arasında en az 251 kişiyi infaz ettiğini ortaya koymuştu.

Sonuçları 27 Temmuz 2022’de paylaşılan araştırmaya göre, ülkede infaz edilen idamların bu hızla devam etmesi durumunda 2021’de kaydedilen toplam 314 infaz sayısı yakın zamanda geçilebilir.

Bu yıl gerçekleştirilen infazların 146’sının cinayetten hüküm giyenlere yönelik olduğu bilgisini paylaşan iki hak örgütü, infazlara ilişkin belgemele faaliyetlerine atıfta bulunarak söz konusu belgelerin “ölüm cezası uygulamalarının sistematik olarak, hiçbir şekilde adil olmayan yargılamalar sonucunda gerçekleştirildiğini ortaya koyduğunu” ifade etti.

Hak örgütleri ayrıca 2022’nin ilk 6 ayında idam edilen 86 kişinin “uluslararası hukuka göre ölüm cezasıyla sonuçlanmaması gereken, uyuşturucuyla bağlantılı suçlardan infaz edildiği” bilgisini paylaştı.

Pandeminin ilk iki yılının ardından ilk defa 23 Temmuz’da Fars eyaletinde bir erkek de halka açık bir şekilde infaz edilmişti.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Paylaşın

Mahsa Amini Protestoları: 24 Eylemci Daha İdam Edilebilir

İran’da rejim karşıtı protestolara karışan 24 eylemcinin “Allah’a savaş açma suçu” ile karşı karşıya olduğu öne sürüldü. İran’da geçerli İslami yasalara göre, “Allah’a savaş açma” suçunu işleyenler idam cezası ile cezalandırılıyor.

Rap şarkıcısı Muhsin Şekari, perşembe günü idam edilmişti. Eylemler sırasında tutuklanan Şekari, gösterilerle bağlantılı olarak idam cezasına mahkum edilen ve cezası infaz edilen edilen ilk gösterici olmuştu.

İran’da ülke geneline yayılan rejim karşıtı protestolarla ilgili en az 24 göstericinin daha idam edilebileceği belirtildi.

DW Türkçenin haberine göre; İran gazetesi Etemad, adli makamlar tarafından oluşturulan bir listeyi yayımlayarak, listede ismi olan 24 eylemcinin “Allah’a savaş açma suçu” ile karşı karşıya olduğuna yer verdi. İran’da geçerli İslami yasalara göre, “Allah’a savaş açma” suçunu işleyenler idam cezası ile cezalandırılıyor.

Listede ismi bulunanlardan rap şarkıcısı Muhsin Şekari, perşembe günü idam edilmişti. Eylemler sırasında tutuklanan Şekari, gösterilerle bağlantılı olarak idam cezasına mahkum edilen ve cezası infaz edilen edilen ilk gösterici olmuştu.

Şekari’nin idamı İran içinde ve uluslararası toplumda büyük tepki çekmiş, Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin de aralarında olduğu İranlı siyasiler ülke çapındaki ayaklanmalara bir cevap olarak nitelendirdikleri infazı savunmuştu.

Eylemciler, sosyal medyada yaptıkları paylaşımlarda misilleme tehdidinde bulunarak, “intikam” alacaklarının sinyallerini vermişti. Hafta boyunca yurt dışında yaşayan İranlılar da çeşitli gösteriler planlıyor.

IHR: Ölen protestocu sayısı 458’e yükseldi

IHR, İran’da güvenlik güçlerinin şiddetle karşılık verdiği protestolarda hayatını kaybeden protestocu sayısının 458’e yükseldiğini duyurdu.

Ülkedeki 31 eyaletten 26’sına dair verilerin yer aldığı IHR raporuna göre, Sistan-Beluçistan’da 128, Kürdistan’da 53, Batı Azerbaycan’da 53, Tahran’da 46, Mazenderan’da 37, Kirmanşah’ta 25, Gilan’da 25, Elborz’da 18, İsfahan’da 14, Huzistan’da 10, Fars’da 8, Rezevi Horasan’da 7, Zencan’da 5, Doğu Azerbaycan’da 4, Merkezi, Kazvin, Hemedan ve Loristan’da üçer, Kohgiluye-Buyer Ahmed, Erdebil, İylam, Buşehr, Hürmüzgan’da ikişer, Simnan, Gülistan ve Kirman’da ise birer gösterici hayatını kaybetti.

6 ayda 251 infaz

Uluslararası Af Örgütü ve İran Abdurrahman Boroumand İnsan Hakları Merkezi’nin yaptığı bir araştırma, İranlı yetkililerin 1 Ocak – 30 Haziran 2022 arasında en az 251 kişiyi infaz ettiğini ortaya koymuştu.

Sonuçları 27 Temmuz 2022’de paylaşılan araştırmaya göre, ülkede infaz edilen idamların bu hızla devam etmesi durumunda 2021’de kaydedilen toplam 314 infaz sayısı yakın zamanda geçilebilir.

Bu yıl gerçekleştirilen infazların 146’sının cinayetten hüküm giyenlere yönelik olduğu bilgisini paylaşan iki hak örgütü, infazlara ilişkin belgemele faaliyetlerine atıfta bulunarak söz konusu belgelerin “ölüm cezası uygulamalarının sistematik olarak, hiçbir şekilde adil olmayan yargılamalar sonucunda gerçekleştirildiğini ortaya koyduğunu” ifade etti.

Hak örgütleri ayrıca 2022’nin ilk 6 ayında idam edilen 86 kişinin “uluslararası hukuka göre ölüm cezasıyla sonuçlanmaması gereken, uyuşturucuyla bağlantılı suçlardan infaz edildiği” bilgisini paylaştı.

Pandeminin ilk iki yılının ardından ilk defa 23 Temmuz’da Fars eyaletinde bir erkek de halka açık bir şekilde infaz edilmişti.

Paylaşın

Vladimir Putin: Ortaklarımız Geçmişte Rusya’ya İhanet Etti

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te düzenlediği basın toplantısında yaptığı konuşmada, ülkesinin gelecekte Ukrayna’yla ilgili anlaşmalara varabileceğini, ancak Minsk anlaşmalarının bozulmasının Rusya’nın ihanete uğradığını hissetmesine yol açtığını söyledi.

Rusya Devlet Başkanı Putin, Ukrayna ve Ukrayna’nın doğusundaki Rusya destekli ayrılıkçılar arasında 2014 ve 2015 yıllarında, Belarus’un başkenti Minsk’te ateşkes anlaşmalarına varılması için aracılık eden Almanya ve Fransa’nın, Rusya’yı ihanete uğrattığını ve şimdi Ukrayna’ya silah verdiklerini söyledi.

Almanya eski Başbakanı Angela Merkel, Çarşamba günü Alman Zeit gazetesinde yayımlanan röportajında, Minsk anlaşmalarının “Ukraynalılar’a savunmalarını inşa etmek için zaman kazandırma” girişimi olduğunu dile getirdi.

Vladimir Putin, Merkel’in ifadelerinin kendisini “hayal kırıklığına uğrattığını” söyledi.

“Batı’nın ‘aptalca’ tavan fiyat uygulaması nedeniyle petrol üretimini azaltabiliriz”

Rusya Cumhurbaşkanı Putin, dünyanın en büyük enerji ihracatçısı olan ülkesinin, Batı’nın Rus petrolüne yönelik “aptalca” tavan fiyat uygulaması nedeniyle, petrol üretimini azaltabileceklerini söyledi. Putin, bu uygulamayı benimseyen ülkelere de petrol satmayı reddedeceklerini kaydetti.

G7 ülkeleri, Avrupa Birliği ve Avustralya, geçen hafta, Rus ham petrolüne varil başına 60 dolar tavan fiyat uygulama konusunda anlaşmıştı.

Putin, “Böyle kararlar veren ülkelere petrol satmayacağımızı zaten daha önce söylemiştim. Eğer gerekirse belki üretimi azaltmayı da düşüneceğiz” dedi.

Rusya Devlet Başkanı Putin, “Bu konuyu düşünüyoruz, henüz bir çözüm yok. Rusya önümüzdeki birkaç gün içinde somut adımların yer alacağı bildiriyi açıklayacak” dedi.

İkinci Dünya Savaşı’nı izleyen on yıllarda, Sovyet jeologların Sibirya’nın bataklıklarında petrol ve doğalgaz bulmasıyla birlikte Avrupa’ya enerji ihracatı, Rusya’nın döviz kazancının başlıca kaynağı haline gelmişti.

Batı’nın Rusya’nın mali durumunu zora sokma girişimlerini önemsemeyen Putin, varil başına 60 dolarlık tavan fiyatın, Rusya’nın petrolünü sattığı seviyeye denk düştüğünü söyledi.

Reuters verilerine göre, Ural petrolünün fiyatı bugün varil başına 53 dolardı.

Putin, Batı’nın tavan fiyat dayatmasının petrol sektörünün küresel çaplı çöküşüne ve fiyatlarda felaket boyutlarında artışa sebep olacağı uyarısı yaptı.

“Bu durum, sektörün çöküşüne yol açacak çünkü tüketici her zaman düşük fiyat talep edecek. Sektör zaten yeterli yatırıma, fona sahip değil. Eğer sadece tüketicileri dinlersek o zaman yatırım sıfıra inecek. Bu da bir aşamada fiyatların felaket seviyede yükselmesine ve küresel enerji sektörünün çöküşüne neden olacak. Bu aptalca, kötü planlanmış bir öneri” şeklinde konuştu.

“Rusya’ya nükleer saldırı yapacak ülkeyi yerle bir ederiz”

Bişkek’teki basın toplantısında başka konulara da değinen Putin, Rusya’ya nükleer saldırı düzenleme cüretinde bulunmaya kalkacak her ülkenin dünya üzerinden silineceğini söyledi. Amerika’nın aksine Rusya’nın önleyici bir nükleer saldırı düzenlemek gibi bir niyeti olmadığını dile getiren Putin, ellerindeki gelişmiş hipersonik silahların, herhangi bir saldırıya uğrama durumunda şiddetle yanıt vermelerini sağlayacağını belirtti.

Rusya lideri, Moskova’nın son aylarda Ukrayna’da savaşmak için seferber ettiği ve silah altına aldığı 300 bin askere, kıyafet ve askeri teçhizat tedarik etmede sorunlar çıktığını kabul etti, ancak durumun iyileşmeye başladığını söyledi. Putin ayrıca Ukrayna’daki Rus asker sayısını arttırmak için yeni bir seferberliğe ihtiyaç olmadığının altını çizdi.

Rusya’nın tarım ürünleri ihracatının önünde hala bazı sorunlar olduğunu kaydeden Putin, Rus gübresinin Avrupa’daki limanlarda beklemeye devam ettiğini belirtti.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Mahsa Amini Protestoları: Polisler Kadınların Cinsel Organlarını Hedef Alıyor

İraan’da Mahsa Amini protestolarında yaralananlarla ilgilenen doktorlardan biri, “Genital bölgesine isabet eden iki saçma mermiyle yaralanan 20’li yaşlarındaki bir kadını tedavi ettim. 10 saçma mermi de üst bacakların iç kısmına gelmişti” dedi.

Eylemciyi vajinal enfeksiyon riski nedeniyle jinekoloğa yönlendirdiğini belirten doktor, “O benim kızım da olabilirdi” ifadelerini kullandı.

Başkent Tahran’ın 20 kilometre batısında yer alan Kerec şehrindeki bir hastanede çalışan doktor ise, “Kadınların yüzlerine ve genital bölgelerine ateş ediyorlar çünkü aşağılık kompleksleri var. Cinsel komplekslerinden gençlere zarar vererek kurtulmaya çalışıyorlar.” dedi.

İran’da eylemcileri tedavi eden sağlık çalışanları, güvenlik güçlerinin özellikle kadın göstericilerin yüzlerini, göğüslerini ve genital bölgelerini hedef aldığını öne sürdü.

Birleşik Krallık’ın (BK) önde gelen gazetelerinden Guardian’a konuşan ve kimliklerini paylaşmayan sağlık görevlileri, polisin söz konusu saldırıları saçma mermi kullanarak gerçekleştirdiğini söyledi.

Çalışanlar, hastaneye getirilen erkeklerin, kadınlardan farklı olarak genellikle bacaklarında, kalçalarında ve sırtlarında saçma mermisi izleri olduğunu belirtti.

Protestocularla ilgilenen doktorlardan biri şu ifadeleri kullandı: Genital bölgesine isabet eden iki saçma mermiyle yaralanan 20’li yaşlarındaki bir kadını tedavi ettim. 10 saçma mermi de üst bacakların iç kısmına gelmişti.

Eylemciyi vajinal enfeksiyon riski nedeniyle jinekoloğa yönlendirdiğini belirten doktor, “O benim kızım da olabilirdi” ifadelerini kullandı.

Başkent Tahran’ın 20 kilometre batısında yer alan Kerec şehrindeki bir hastanede çalışan doktorsa şunları söyledi: Kadınların yüzlerine ve genital bölgelerine ateş ediyorlar çünkü aşağılık kompleksleri var. Cinsel komplekslerinden gençlere zarar vererek kurtulmaya çalışıyorlar.

Öte yandan sağlık çalışanları, dikkat çekmemek için protestocuları gizli şekilde tedavi etmek durumunda kaldıklarını belirtti.

Tahran’da çalışan bir doktor da yüzüne, başına ve gözlerine saçma mermi isabet eden 25 yaşındaki bir eylemciyi tedavi ettiğini belirterek, “İki gözü de neredeyse kör oldu. İyi durumda değil” dedi.

Haberde, ülkedeki 400’den fazla göz doktorunun, İran Oftalmoloji Topluluğu’nun genel sekreteri Mahmud Cebbarvand’a mektup gönderdiği de belirtildi. Doktorlar, güvenlik güçlerinin protestocuları kasten kör etmeye çalışıyor olabileceğine dikkat çekti.

Mektuba imza atan doktorlardan biri, tedavi ettiği 4 eylemcinin de kısmen ya da tamamen görme yetisini kaybettiğini söyledi.

BK merkezli Af Örgütü’nden Brian Castner, saçma mermilerin av amaçlı tasarlandığına ve polis tarafından kullanılmasının yasadışı olduğuna dikkat çekti. İran Dışişleri Bakanlığı, Guardian’ın iddialarla ilgili yorum talebine yanıt vermedi.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın

TIME, İranlı Kadınları ‘Yılın Kahramanları’ Seçti

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli haber ve politika dergisi TIME, ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolara öncülük eden İranlı kadınları “Yılın Kahramanları” seçti.

Haber Merkezi / Dergi bu yıl kapağında, İranlı üç genç kadının ülkenin yöneticilerine meydan okurcasına kollarını kavuşturduğu ve saçlarını açtığı bir fotoğrafa yer verdi.

Dergi onlarca yıldır “yılın kişisi” seçiyor, ancak son yıllarda insanlığa katkılarından dolayı seçilenler “kahramanlar” olarak da adlandırılmaya başlandı.

İran’da başörtüsü dayatmasına karşı yapılan gösterilerde kadınların başörtülerini yakması ve saçlarını kesmesi dikkat çekerken, Kürtçe “Kadın, Yaşam, Özgürlük” sloganı, protestocuların toplanma çağrısı olmuş durumda.

İnsan hakları örgütleri, protestoların başlamasından bu yana 63’ü çocuk olmak üzere en az 458 kişinin öldürüldüğünü tahmin ediyorlar.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın

Mahsa Amini Protestoları: Muhsin Şikari İdam Edildi

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolar devam ederken, protestolar sebebiyle yargılanan bir protestocuya verilen ilk idam cezası infaz edildi.

Anadolu Ajansı’nın (AA) İran Yargı Erki’ne bağlı Mizan Haber Ajansı’ndan aktardığına göre, İran Devrim Mahkemesi, Muhsin Şikari’yi protestolar sırasında “ateşli olmayan silahla vatandaşları tehdit ettiği ve bir güvenlik görevlisini yaraladığı” gerekçesiyle idama mahkum etmişti.

Buna göre, Yüksek Mahkeme, başkent Tahran’ın Settar Han Caddesi’nde yaşanan olay sebebiyle ölüm cezasına çarptırılan Şikari’nin ölüm cezasını onadı. Şikari’nin idam cezası bu sabah infaz edildi.

Al Jazeera haber sitesinin haberine göre, Yüksek Mahkeme Muhsin Şikari’nin idam kararına itirazını reddetmiş, sanığın “eylemlerinin Allah’a karşı savaş yürütme suçunu temsil ettiğine” hükmetmişti.

Muhsin Şikari, İran’da 16 Eylül’den bu yana devam eden Jîna Mahsa Amini protestolarıyla bağlantılı idam edilen ilk protestocu oldu. İran’da protestolarla bağlantılı olarak bugüne kadar 11 kişiye idam cezası verilmişti. Muhsin Şikari de bu isimlerden biriydi.

“Şiddetli tepkiyle karşılanmalı”

Norveç merkezli İran İnsan Hakları (IHR) örgütünün başkanı Mahmood Amiry-Moghaddam, Twitter hesabından açıklama yaparak Şikari’nin “İranlı yetkililerin usule uygun herhangi bir işlem yapılmadan gerçekleştirdiği göstermelik yargılama sonucu idama mahkum edildiğini” söyledi:

“Muhsin Şikari’nin infazı, şiddetli tepkiyle karşılanmalı; aksi takdirde, her gün protestocuların infaz edildiğini göreceğiz. Bu infazın uluslararası alanda hızlı ve uygulamada [görülecek] sonuçlarının olması lazım.”

IHR: Ölen protestocu sayısı 458’e yükseldi

IHR, İran’da güvenlik güçlerinin şiddetle karşılık verdiği protestolarda hayatını kaybeden protestocu sayısının 458’e yükseldiğini duyurdu.

Ülkedeki 31 eyaletten 26’sına dair verilerin yer aldığı IHR raporuna göre, Sistan-Beluçistan’da 128, Kürdistan’da 53, Batı Azerbaycan’da 53, Tahran’da 46, Mazenderan’da 37, Kirmanşah’ta 25, Gilan’da 25, Elborz’da 18, İsfahan’da 14, Huzistan’da 10, Fars’da 8, Rezevi Horasan’da 7, Zencan’da 5, Doğu Azerbaycan’da 4, Merkezi, Kazvin, Hemedan ve Loristan’da üçer, Kohgiluye-Buyer Ahmed, Erdebil, İylam, Buşehr, Hürmüzgan’da ikişer, Simnan, Gülistan ve Kirman’da ise birer gösterici hayatını kaybetti.

6 ayda 251 infaz

Uluslararası Af Örgütü ve İran Abdurrahman Boroumand İnsan Hakları Merkezi’nin yaptığı bir araştırma, İranlı yetkililerin 1 Ocak – 30 Haziran 2022 arasında en az 251 kişiyi infaz ettiğini ortaya koymuştu.

Sonuçları 27 Temmuz 2022’de paylaşılan araştırmaya göre, ülkede infaz edilen idamların bu hızla devam etmesi durumunda 2021’de kaydedilen toplam 314 infaz sayısı yakın zamanda geçilebilir.

Bu yıl gerçekleştirilen infazların 146’sının cinayetten hüküm giyenlere yönelik olduğu bilgisini paylaşan iki hak örgütü, infazlara ilişkin belgemele faaliyetlerine atıfta bulunarak söz konusu belgelerin “ölüm cezası uygulamalarının sistematik olarak, hiçbir şekilde adil olmayan yargılamalar sonucunda gerçekleştirildiğini ortaya koyduğunu” ifade etti.

Hak örgütleri ayrıca 2022’nin ilk 6 ayında idam edilen 86 kişinin “uluslararası hukuka göre ölüm cezasıyla sonuçlanmaması gereken, uyuşturucuyla bağlantılı suçlardan infaz edildiği” bilgisini paylaştı. Pandeminin ilk iki yılının ardından ilk defa 23 Temmuz’da Fars eyaletinde bir erkek de halka açık bir şekilde infaz edilmişti.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

İran Lideri Hamaney’in Kız Kardeşi: Yönetim Halka Zulmediyor

İran’da Mahsa Amini protestoları devam ederken, ülke yönetime karşı sert eleştirilerde ön plana çıkıyor. Son olarak, İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in kız kardeşi Bedri Hüseyni Hamaney, “yönetimin halka zulmettiğini” ifade ederek Hamaney’i sert bir dille eleştirdi.

Bedri Hüseyni, kamuoyuna hitaben kaleme aldığı açık mektubu, oğlu Mahmud Muradhani’ye ait sosyal medya hesabından paylaştı.

Mahsa Amini gösterilerinde emniyet güçlerinin müdahalesi sonucu hayatını kaybedenlerin yakınlarının acılarını paylaştığını kaydeden Bedri Hüseyni, “Çocuğunu kaybetmek veya ondan uzak kalmak her anne için acı vericidir. Son 40 yılda birçok anne bu acıya duçar oldu.” ifadelerini kullandı.

“Annelerin acılarını paylaşıyorum”

1979’daki devrimin ilk günlerinden bu yana eşi Ayetullah Ali Tahrani ile rejimin uygulamalarını eleştirmekten geri durmadıklarını ifade eden Bedri Hüseyni, “Kardeşim Hamaney’in yaptıklarından uzak olduğumu ve Humeyni döneminden despot Hamaney dönemine tüm İran rejiminin cinayetleri nedeniyle yasta olan annelerin acılarını paylaştığımı duyurmak isterim.” açıklamasında bulundu.

Kendi kızının da İran emniyet güçleri tarafından sert bir şekilde gözaltına alındığını zikreden Bedri Hüseyni, “Benim kızım böyle bir şekilde gözaltına alınıyorsa diğer insanların mazlum çocukları gözaltına alınırken ne gibi bir şeyle karşı karşıya kalıyorlardır.” değerlendirmesinde bulundu.

İdamlar nedeniyle daha devrimin ilk yıllarından itibaren eşi Ayetullah Ali Tahrani ile beraber İran rejimine muhalefete koyulduklarını ifade eden Bedri Hüseyni, şunları kaydetti:

“Kızım Feride, 20 yıldır, siyasi tutuklular ve ailelerine destek verme, idam mahkumlarının idamdan kurtarılmaları gibi alanlarda sivil insan hakları faaliyetleri yürütmesi nedeniyle hapislerde yattı.” ​​​​​​​

“Hamaney ile irtibatımı kestim”

Bedri Hüseyni, “İnsani bir görev olarak, toplumun haklı taleplerini, yıllar önce defalarca kardeşim Ali Hamaney’e ulaştırdım. Fakat dinlemediğini, insanları öldürmede Humeyni’nin yolunu tuttuğunu, gördüğümde onunla irtibatımı kestim.” ifadelerini kullandı.

Rejim karşıtı gösterileri “insanların meşru haklarına ulaşmak için yaptıkları bir kıyam hareketi” olarak nitelendiren Bedri Hüseyni, İran halkının özgürlüğü ve ekonomik refahı hak ettiğini belirtti.

Hamaney’in kız kardeşi Bedri, şu ifadelere yer verdi:

“Geç olmadan, Devrim Muhafızları Ordusu ve Ali Hamaney’in paralı askerleri, silahlarını bırakmalı ve halka katılmalıdır. Olmam gereken protestolarda rahatsızlıklarım nedeniyle yer alamıyorum ama kalbim ve ruhumla İran halkının yanındayım. Kardeşim Hamaney, halkın sesini duymuyor. Etrafındaki paralı askerlerle, asalakların seslerini halkın sesi sayıyor.”

Mahsa Amini gösterileri

Tahran’da 13 Eylül’de “ahlak polisi” olarak bilinen İrşad görevlilerince gözaltına alındıktan sonra fenalaşarak hastaneye kaldırılan 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin 16 Eylül’de yaşamını yitirmesi, ülke yönetimine karşı protestolara yol açmıştı.

Ülke geneline yayılan gösterilerde yüzlerce kişi hayatını kaybetmiş, 10 binden fazla kişi ise gözaltına alınmıştı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Almanya Başbakanı Scholz: Nükleer Çatışma Riski Azaldı

Funke Medya Grubu ile Fransız Ouest-France gazetelerine röportaj veren Almanya Başbakanı Olaf Scholz, “Rusya, nükleer silah kullanma tehdidini bıraktı. Bu, uluslararası toplumun çizdiği kırmızı çizgiye verilmiş bir tepkidir” dedi.

Başbakan Scholz, gazetecilerin “Nükleer çatışma tehlikesi ortadan kalktı mı?” sorusuna ise, “Şu an için bunun önüne geçtik” yanıtını verdi.

Moskova’ya bir kez daha savaşı hemen bitirme ve ordularını Ukrayna’dan çekme çağrısında bulunan Başbakan Scholz, bu yapıldığı takdirde “Rusya ile Avrupa’da silahlanmanın kontrol altına alınması” hakkında konuşulabileceğini belirtti. Bu teklifin savaş başlamadan önce de Moskova’ya iletildiğini vurgulayan Scholz, “pozisyonumuzda değişen bir şey yok” ifadesini kullandı.

Ukrayna’ya silah yardımı

Röportajında, ülkesinin Ukrayna’ya silah yardımlarını da savunan Başbakan Olaf Scholz, “Almanya, Amerika Birleşik Devletleri’nin ardından, Ukrayna’ya en güçlü destek veren ülkelerden biri. Silahlarla da…” dedi. Scholz ayrıca, Almanya’nın bu yardımları yaparken, müttefikleri ile sürekli iletişim halinde olduğunu aktardı.

Putin: Aklımızı kaybetmedik

Öte yandan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kremlin insan hakları konseyi toplantısında nükleer çatışma olasılıklarını yorumladı. ABD ve müttefiklerini nükleer tehditlerde bulunmakla suçladı.

Putin konuşmanın seyri içinde Rusya’nın nükleer cephaneliğinden söz ederken “Bu doğal olarak caydırıcı bir etmendir, çatışmaların genişlemesini provoke etmez, caydırıcı bir faktördür ve umarım herkes bunu anlar.” dedi.

Rusya Devlet Başkanı nükleer silahlarının “tıraş bıçağı gibi dünyanın dört bir yanında reklamını yap[mayacaklarını]” söyledi. “Ama elbette elimizin altında oldukları gerçeğinden hareket ediyoruz” dedi.

Putin bununla birlikte insan hakları konseyi üyelerinden birinin Rusya’nın silahları asla ilk kullanan olmayacağını açıkça ilan etmesi çağrısını ise desteklemedi: “Onları ilk kullanan değilseniz, bu ikinci kullanan da olamayacağınız anlamına gelir,” dedi.

Devlet Başkanı Rusya’nın nükleer doktrininin saldırı nereden gelirse gelsin kesin yanıt vermeye dayandığını belirtti. Putin, “Aklımızı kaybetmedik, nükleer silahların ne olduğunu anlıyoruz” dedi.

Paylaşın