Daha Uzun Yaşamın Sırrı İki Vitaminde Gizli

Egzersiz ve dengeli beslenme gibi sağlıklı alışkanlıklarla birlikte D ve B9 vitaminlerini almak, yaşam sürenizi uzatmanıza ve kronik hastalık riskinizi azaltmanıza yardımcı olabilir.

Haber Merkezi / Bu vitaminler, kalp ve beyin sağlığının korunmasında da önemli rol oynar.

D Vitamini

Güneş vitamini olarak da bilinen D vitamini, uzun yaşamak isteyenler için olmazsa olmaz bir besindir.

D vitamini eksikliğinin, kardiyovasküler hastalık, kanser ve nörodejenerasyon gibi yaşa bağlı rahatsızlıklarla bağlantılı olduğu bilinmektedir. D vitamini eksikliği giderilerek, bu hastalıklara yakalanma riskleri azaltılabilir.

D Vitaminin Özellikleri ve İşlevleri:

Temel İşlevleri: Kalsiyum ve fosfor emilimini destekler, kemik ve diş sağlığını korur, bağışıklık sistemini güçlendirir, kas fonksiyonlarını destekler ve bazı kronik hastalıkların riskini azaltabilir.

Eksiklik Belirtileri: Raşitizm (çocuklarda), osteomalazi (yetişkinlerde kemik yumuşaması), osteoporoz, kas zayıflığı, yorgunluk, bağışıklık sistemi sorunları.

Fazlalık Belirtileri: Hiperkalsemi (kanda fazla kalsiyum), böbrek taşları, mide bulantısı, böbrek hasarı.

D Vitamini Kaynakları:

Güneş Işığı: Cilt, UVB ışınlarıyla D vitamini sentezler. Günde 15-30 dakika güneş ışığı (coğrafi konum, cilt tipi ve mevsimsel faktörlere bağlı) genellikle yeterlidir.

Besinler:

Yağlı balıklar (somon, uskumru, sardalya)
Yumurta sarısı
Karaciğer
Süt, yoğurt, peynir (genellikle D vitamini ile zenginleştirilmiş)
Mantar (UV ışığına maruz kalmış olanlar)

Takviyeler: D3 (kolekalsiferol) veya D2 (ergokalsiferol) formunda alınabilir. Doktor önerisiyle kullanılmalıdır.

B9 Vitamini (Folik Asit):

Folik asit, sebzelerde, kuruyemişlerde, baklagillerde ve diğer besinlerde doğal olarak bulunan bir B vitamini ve B9 vitamininin sentetik formudur. Folik asit, hücre büyümesine yardımcı olur ve vücudu felç ve bazı kanser türlerinden korur.

Araştırmalar ayrıca folik asit takviyesi almanın felç riskini yüzde 20 oranında azaltarak yaşam süresini uzattığını göstermektedir.

B9 Vitaminin Özellikleri ve İşlevleri:

Temel İşlevleri: DNA ve RNA sentezi, hücre bölünmesi ve onarımı. Kırmızı kan hücresi üretimi, anemi önlenmesi. Hamilelikte fetüsün nöral tüp gelişimi için kritik (spina bifida gibi kusurları önler). Kalp sağlığını destekler (homosistein seviyesini düşürerek).

Eksiklik Belirtileri: Megaloblastik anemi (büyük, olgunlaşmamış kırmızı kan hücreleri), yorgunluk, halsizlik, soluk cilt, sinirlilik, depresyon, ağız yaraları, hamilelikte nöral tüp defekti riski.

Fazlalık Belirtileri: Genellikle takviyelerle yüksek dozda alınmazsa toksisite nadirdir. Çok yüksek dozlar B12 vitamini eksikliğini maskeleyebilir, sinir hasarına yol açabilir.

B9 Vitamini Kaynakları:

Doğal Folat Kaynakları:

Yeşil yapraklı sebzeler (ıspanak, brokoli, marul).
Baklagiller (mercimek, nohut, fasulye).
Avokado, kuşkonmaz, brüksel lahanası.
Narenciye (portakal), muz.
Karaciğer (ancak hamileler için dikkatli tüketilmeli).

Zenginleştirilmiş Gıdalar: Ekmek, makarna, pirinç ve tahıllar (folik asitle zenginleştirilmiş).

Takviyeler: Folik asit formunda, özellikle hamilelikte önerilir (400-800 mcg/gün). Doktor önerisiyle kullanılmalıdır.

Paylaşın

T Hücreli Prolenfositik Lösemi Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Teşhisi, Tedavisi

T hücreli prolenfositik lösemi (T-PLL), olgun T hücrelerinin (post-timik T lenfositleri) malign proliferasyonu ile karakterize nadir, agresif bir lösemi türüdür.

Haber Merkezi / Kronik lenfositik lösemi (KLL) benzeri özellikler gösterse de, daha hızlı ilerler ve kötü prognoza sahiptir. Erişkinlerde, özellikle 60 yaş üstünde görülür, erkeklerde kadınlara oranla biraz daha sıktır (2:1). Yıllık insidansı 100.000’de 0.1 civarındadır ve tüm lösemilerin %2’sini oluşturur.

Nedenleri:

Genetik Mutasyonlar: TCL1A, TCL1B veya MTCP1 genlerinde translokasyonlar (örn. t(14;14)(q11;q32), inv(14)(q11q32)) en sık genetik anomalilerdir; bunlar T hücre proliferasyonunu aktive eder. ATM gen mutasyonları (%80-90) ve JAK/STAT yolak disregülasyonu (JAK3, STAT5B) da yaygındır.

Risk Faktörleri: Kesin neden bilinmez. Viral enfeksiyonlar (HTLV-1 ilişkisi tartışmalı), çevresel faktörler veya aile öyküsü ile net bir bağ yoktur. Ataksi-telanjiektazi hastalarında ATM mutasyonları T-PLL riskini artırabilir.

Patogenez: Apoptoz direnci ve hücre döngüsü kontrol kaybı, klonal T hücre ekspansiyonuna yol açar.

Belirtileri:

Hematolojik: Lenfositoz (periferik kanda >100×10⁹/L beyaz küre), anemi, trombositopeni.

Sistemik: B semptomları (ateş, gece terlemesi, kilo kaybı), yorgunluk, zayıflık.

Fiziksel Bulgular: Splenomegali (%50-70), hepatomegali, lenfadenopati (%50), deri lezyonları (eritem, nodül, %20-30), seröz efüzyonlar (plevral/peritoneal).

Nadir: Merkezi sinir sistemi tutulumu, hiperkalsemi.

Teşhisi:

Laboratuvar: Tam kan sayımı (CBC): Şiddetli lenfositoz, prolenfositler (>55% periferik kanda). Periferik yayma: Orta-büyük prolenfositler, belirgin nükleolus, yoğun sitoplazma, bazen “yılan dişi” görünümü.

İmmünfenotipleme: Akım sitometrisi ile CD2+, CD3+, CD7+, CD4+/CD8- (çoğunlukla) veya CD4+/CD8+ ko-ekspresyonu; TCL1 aşırı ekspresyonu tanısaldır.

Genetik: Karyotip analizi veya FISH ile inv(14) veya t(14;14) tespiti; ATM, JAK3 mutasyonları için NGS (yeni nesil dizileme).

Kemik İliği: Diffüz lenfoid infiltrasyon; biyopsi genellikle tanıyı destekler.

Diferansiyel Tanı: KLL, B-PLL, yetişkin T hücreli lösemi/lenfoma (ATLL), mantle hücre lenfoma dışlanmalı.

Tedavisi:

Birinci Basamak: Alemtuzumab (anti-CD52 monoklonal antikor), intravenöz veya subkutan, yüksek yanıt oranı (%80-90) sağlar ancak küratif değildir. Kombinasyon kemoterapisi (CHOP, fludarabin-bazlı rejimler) daha az etkilidir.

Konsolidasyon: Yüksek doz kemoterapi sonrası allojenik kök hücre nakli (allo-HSCT), genç ve uygun hastalarda tek küratif seçenektir; 5 yıllık sağkalım %10-30.

Destekleyici: Enfeksiyon profilaksisi (antiviral, antifungal), transfüzyon, G-CSF (nötropeni için).

Deneysel: JAK inhibitörleri (ruxolitinib), BCL-2 inhibitörleri (venetoklaks) veya CAR-T hücre tedavisi klinik çalışmalarda umut vadeder.

Paylaşın

T Hücreli Hodgkin Dışı Lenfoma Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Teşhisi, Tedavisi

20’den fazla alt tipi bulunan T hücreli Hodgkin dışı lenfoma (NHL), lenfoid dokularda olgun veya öncü T hücrelerinin malign proliferasyonu ile karakterize heterojen bir grup kanserdir.

Haber Merkezi /Hodgkin lenfomadan farklı olarak Reed – Sternberg hücreleri yoktur ve T hücre kökenli lenfoid neoplazmları içerir.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sınıflandırmasına göre 20’den fazla alt tipi bulunur; en sık görülenleri periferik T hücreli lenfoma (PTCL-NOS), anaplastik büyük hücreli lenfoma (ALCL), ve anjiyoimmünoblastik T hücreli lenfoma (AITL)’dır. Nadir görülür, NHL vakalarının %10-15’ini oluşturur ve genellikle B hücreli lenfomalardan daha agresiftir.

Nedenleri:

Genetik ve Moleküler: STAT3, TET2, DNMT3A gibi gen mutasyonları ve TCR sinyal yolaklarında disregülasyon (örn. JAK/STAT, NF-κB) rol oynar. Anaplastik lenfomada ALK gen translokasyonları (t(2;5)) sık görülür.

Çevresel Faktörler: Kronik antijenik stimülasyon (örn. HTLV-1 virüsü ile yetişkin T hücreli lösemi/lenfoma), EBV (nazolaringeal T/NK hücreli lenfoma), otoimmün hastalıklar (Sjögren, RA) ve immünosupresyon (transplant sonrası) ile ilişkilidir.

Risk Faktörleri: Kesin neden bilinmez; yaş (50+), erkek cinsiyet, viral enfeksiyonlar, kimyasal maruziyet (pestisitler) ve aile öyküsü riski artırabilir.

Belirtileri:

Lenfadenopati: Genellikle ağrısız, büyümüş lenf nodları (boyun, koltuk altı, kasık).

B Semptomları: Ateş, gece terlemesi, açıklanamayan kilo kaybı (%10’dan fazla).

Ekstranodal Tutulum: Deri (mikozis fungoides), akciğer, kemik iliği, GIS veya merkezi sinir sistemi; alt tipe göre değişir.

Sistemik: Yorgunluk, kaşıntı (özellikle kutanöz T hücreli lenfomada), hepatosplenomegali, sitopeniler (anemi, trombositopeni).

Teşhisi:

Klinik Değerlendirme: Fizik muayene ile lenfadenopati ve sistemik semptomların değerlendirilmesi.

Biyopsi: Lenf nodu veya etkilenen dokudan eksizyonel biyopsi; histopatoloji ve immünhistokimya ile T hücre markırları (CD3+, CD4/CD8, CD30, ALK) incelenir.

İmmünfenotipleme: Akım sitometrisi ile klonal T hücre popülasyonu (TCR gen rearranjmanı) doğrulanır.

Görüntüleme: PET/BT veya BT ile evreleme (Ann Arbor sistemi); kemik iliği biyopsisi ileri evrelerde yapılır.

Laboratuvar: LDH, beta-2 mikroglobulin, tam kan sayımı, viral seroloji (HTLV-1, EBV, HIV).

Tedavisi:

Evre I-II (lokalize): Radyoterapi veya sınırlı kemoterapi (örn. CHOP: siklofosfamid, doksorubisin, vinkristin, prednizon). Kutanöz T hücreli lenfomada topikal tedaviler (steroid, fototerapi) tercih edilir.

Evre III-IV (yaygın): Kombinasyon kemoterapisi (CHOP veya CHOEP); ALK+ ALCL’de daha iyi prognoz. Brentuximab vedotin (CD30+ vakalarda), romidepsin veya pralatreksat gibi hedefe yönelik ajanlar refrakter olgularda kullanılır.

Kök Hücre Nakli: Yüksek doz kemoterapi sonrası otolog/allojenik nakil, özellikle genç ve refrakter hastalarda.

Destekleyici: Enfeksiyon profilaksisi, semptom yönetimi (kaşıntı için antihistaminikler). Klinik denemeler (CAR-T hücre tedavisi, immünoterapiler) umut vadeder.

Paylaşın

Epidermodisplazi Verrusiformisli T Hücre İmmün Yetmezliği Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Teşhisi, Tedavisi

Epidermodisplazi verrusiformisli T hücre immün yetmezliği, insan papilloma virüsü enfeksiyonuna karşı artan duyarlılıkla karakterize nadir bir primer immün yetmezliktir ve çocukluk çağında yaygın, düz, siğil benzeri deri lezyonlarıyla ortaya çıkar.

Haber Merkezi / Epidermodisplazi verrusiformisli (EV) T hücre immün yetmezliği, nadir bir primer immün yetmezlik hastalığıdır. Bu durum, insan papilloma virüsüne (HPV, özellikle beta-HPV türleri) karşı artan duyarlılık ile karakterizedir ve çocukluk döneminde yaygın düz siğil benzeri cilt lezyonları ile kendini gösterir.

Toplam T hücre sayıları normal olsa da, T hücre reseptörü (TCR) sinyalizasyonunda bozukluk, periferik naif T hücre lenfopenisi ve hafıza T hücrelerinde tükenme fenotipi görülür.

Bu immün yetmezlik, EV’nin atipik veya edinsel formunda T hücre aracılı immün yanıtın bozulmasıyla ilişkilidir ve HPV enfeksiyonlarının kalıcı hale gelmesine yol açar, bu da cilt displazisi ve skuamöz hücreli karsinom riskini artırır.

Nedenleri:

Genetik temelli immün yetmezlik: Genellikle otozomal resesif kalıtımla aktarılan mutasyonlar (örneğin, RHOH, STK4, RASGRP1, CORO1A gibi genlerdeki defektler) T hücre fonksiyonunu bozar ve beta-HPV enfeksiyonlarına karşı keratinosit-immün yanıtını zayıflatır.

EVER1/TMC6 ve EVER2/TMC8 gen mutasyonları klasik EV’de rol oynarken, T hücre defektleri atipik formu tetikler.
Edinsel faktörler: HIV, kök hücre nakli sonrası veya diğer immünosupresif durumlar gibi edinsel T hücre immün yetmezlikleri, EV benzeri sendromu (edinsel EV) ortaya çıkarır.

Belirtileri:

Ciltte yaygın düz siğil benzeri papüller (verruka plana), pityriasis versicolor benzeri lekeler ve verruköz lezyonlar; genellikle çocuklukta başlar ve eller, ayaklar, yüz, boyun gibi bölgeleri tutar.

İmmün yetmezliğe bağlı tekrarlayan HPV enfeksiyonları, mukokutanöz lezyonlar ve Burkitt lenfoma gibi komplikasyonlar.

Uzun vadede skuamöz hücreli karsinom (cilt kanseri) riski yüksektir (%30-70 oranında, özellikle güneş maruziyetiyle).

Teşhisi:

Klinik muayene: Çoklu dirençli siğiller ve EV’ye özgü lezyonlar şüphe uyandırır; aile öyküsü ve erken başlangıç tanıyı destekler.

Histopatoloji: Deri biyopsisi tipik bulgular gösterir: Üst epidermal katmanlarda büyük keratinositler, gri-mavi sitoplazma, keratohialin granülleri, hafif hiperkeratoz ve akanto sis.

Laboratuvar testleri: HPV tiplendirme (PCR ile HPV-5,8 vb. tespiti), T hücre immün yetmezliği için akım sitometrisi (TCR sinyalizasyon defekti, naif T hücre azlığı), genetik testler (mutasyon taraması).

Diğer immün yetmezlikler (HIV, kombine immün yetmezlik) dışlanmalıdır.

Tedavisi:

Destekleyici ve semptomatik: Lezyonlar için kriyoterapi, elektrocerrahi, lazer, fotodinamik terapi veya topikal ajanlar (örneğin, calcipotriol) kullanılır; ancak tam kür yoktur.

İmmün yetmezlik yönetimi: Altta yatan T hücre defektine göre kök hücre nakli (hematopoetik kök hücre transplantasyonu) veya immünomodülatör tedaviler (örneğin, antiretroviral HIV için) uygulanabilir; ancak EV-HPV enfeksiyonları antiretroviral tedaviden etkilenmeyebilir.

Kanser önleme: Erken lezyon eksizyonu, güneşten korunma ve düzenli takip şarttır; radyoterapi kontrendikedir çünkü yeni lezyonları tetikleyebilir.

Cimetidin gibi immün düzenleyiciler sınırlı etkinlik gösterir.

Erken tanı ve multidisipliner yaklaşım (dermatoloji, immünoloji) prognozu iyileştirir.

Paylaşın

Baş Ağrılarını Azaltmanın Doğal Yolları

Sürekli baş ağrısından sıkıldıysanız, yaşam tarzınızda yapacağınız birkaç basit değişiklikle baş ağrılarınızı hafifletebileceğinizi ve gününüzü rahatlıkla geçirebileceğinizi unutmayın.

Haber Merkezi / Baş ağrılarını doğal yollarla azaltmak için şu yöntemleri deneyebilirsiniz:

Bol Su İçin: Dehidrasyon baş ağrısını tetikleyebilir. Günde 2-3 litre su içmeye özen gösterin.

Magnezyum Alımı: Magnezyum eksikliği baş ağrısına neden olabilir. Badem, ıspanak, avokado gibi magnezyum açısından zengin gıdalar tüketin veya doktor tavsiyesiyle takviye alın.

Soğuk veya Sıcak Kompres: Alnınıza veya enseye soğuk kompres uygulayın (gerilim tipi baş ağrıları için). Migren için sıcak kompres de rahatlatıcı olabilir.

Kafein Dengeleyin: Az miktarda kahve veya çay baş ağrısını hafifletebilir, ancak fazla kafein ters etki yapabilir.

Esansiyel Yağlar: Nane veya lavanta yağı ile şakaklara hafif masaj yapın. Aromaterapi de rahatlatıcı olabilir.

Düzenli Uyku: Yetersiz veya fazla uyku baş ağrısını tetikler. Günde 7-8 saat düzenli uyuyun.

Stresi Azaltın: Meditasyon, derin nefes egzersizleri veya yoga gibi rahatlama teknikleri stresten kaynaklanan baş ağrılarını hafifletebilir.

Ekran Süresini Azaltın: Uzun süre ekrana bakmak gerilim baş ağrısına neden olabilir. 20-20-20 kuralını uygulayın (her 20 dakikada 20 saniye uzağa bakın).

Zencefil Çayı: Zencefil iltihap önleyici özellikleriyle migren ve baş ağrısını hafifletebilir. Bir bardak zencefil çayı deneyin.

Boyun ve Omuz Masajı: Gergin kasları gevşetmek için hafif bir masaj uygulayın veya birinden yardım isteyin.

Not: Baş ağrılarınız sık ve şiddetliyse, altta yatan bir sağlık sorunu olabilir. Bir doktora danışmanız faydalı olacaktır.

Paylaşın

Sonbaharda Kuru Cildi Önlemek İçin Basit İpuçları

Sonbaharın başlaması ve nem oranının azalmasıyla birlikte insan cildi diğer mevsimlere göre daha fazla kuruluk, çatlama, kaşıntı ve hassasiyete maruz kalmaktadır.

Haber Merkezi / Sonbaharda kuru cildi önlemek için şu ipuçlarını uygulayabilirsiniz:

Nemlendirici Kullanın: Hyaluronik asit, gliserin veya seramid içeren yoğun nemlendiriciler tercih edin. Günde en az iki kez, özellikle duştan sonra uygulayın.

Nazik Temizleyiciler Seçin: Sabun içermeyen, alkolsüz ve parfümsüz temizleyiciler kullanarak cildin doğal yağlarını koruyun.

Nemlendirici Ortam Sağlayın: Evde nem cihazı kullanarak havadaki nem seviyesini artırın, özellikle kalorifer kullanılan ortamlarda.

Sıcak Duştan Kaçının: Ilık suyla kısa duşlar alın ve cildi kurutmamak için duş sonrası hemen nemlendirici sürün.

Güneş Kremi Kullanmaya Devam Edin: Sonbaharda bile UV ışınları cildi kurutabilir. SPF 30 veya üzeri bir güneş kremi kullanın.

Bol Su İçin: Vücudun susuz kalmaması için günde 2-3 litre su tüketmeye özen gösterin.

Nem Maskeleri Uygulayın: Haftada 1-2 kez nemlendirici yüz maskeleriyle cildi destekleyin.

Omega-3 ve Vitamin Desteği: Balık yağı veya E vitamini içeren besinler cilt bariyerini güçlendirir.

Eldiven ve Şal Kullanın: Soğuk havada elleri ve yüzü korumak için eldiven ve şal gibi aksesuarlar kullanın.

Alkol ve Kafeini Azaltın: Bunlar cildi daha fazla kurutabilir, bu yüzden tüketimi sınırlayın.

Bu adımlar cildinizin sonbaharda nemli ve sağlıklı kalmasına yardımcı olur. Cilt tipinize uygun ürünleri seçmek için bir dermatoloğa danışabilirsiniz.

Paylaşın

T Hücreli Yetişkin Akut Lenfositik Lösemi Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Teşhisi, Tedavisi

T hücreli yetişkin akut lenfositik lösemi (T-ALL), kemik iliği ve kanda agresif bir şekilde çoğalan olgunlaşmamış T-lenfosit öncüllerinin (lenfoblastların) neden olduğu nadir bir kan kanseridir.

Haber Merkezi / Yetişkinlerde akut lenfoblastik lösemilerin (ALL) yaklaşık yüzde 25’ini oluşturur ve B-hücreli ALL’ye göre daha agresif seyretme eğilimindedir. Bu hücreler normal kan hücresi üretimini engelleyerek bağışıklık sistemini zayıflatır ve vücudun diğer bölgelerine yayılabilir.

T Hücreli Yetişkin Akut Lenfositik Löseminin Nedenleri:

Genetik Mutasyonlar: T-ALL’nin ana nedeni, T-hücre gelişimini bozan genetik değişikliklerdir; örneğin NOTCH1/FBXW7 yolundaki mutasyonlar (%60 oranında), TAL1/SCL, HOX11/TLX1 gibi transkripsiyon faktörlerinin disregülasyonu ve kromozomal yeniden düzenlemeler (örneğin TCR genlerindeki translokasyonlar). Bu mutasyonlar timusta (T-hücre olgunlaştığı organ) normal gelişimi engelleyerek lösemogeneze yol açar.

Risk Faktörleri: Kesin neden bilinmemekle birlikte, erkeklerde daha sık görülür, HTLV-1 virüsü gibi retrovirüs enfeksiyonları, yüksek doz radyasyon maruziyeti, bazı kemoterapi ilaçları veya genetik sendromlar (örneğin Down sendromu) riski artırabilir. Çoğu vaka spontan mutasyonlardır ve ailevi geçiş nadirdir.

T Hücreli Yetişkin Akut Lenfositik Löseminin Belirtileri:

Genel Semptomlar: Yorgunluk, halsizlik, ateş, enfeksiyonlara yatkınlık (nötropeni nedeniyle), kolay morarma/kanama (trombositopeni), anemi kaynaklı solukluk ve nefes darlığı.

T-ALL’ye Özgü: Mediasten tümörü nedeniyle solunum sıkıntısı, pleural efüzyon, yüksek beyaz kan hücresi sayısı, lenf nodu büyümesi, hepatosplenomegali ve merkezi sinir sistemi tutulumu (%10 oranında, baş ağrısı, kusma).

Yetişkinlerde relaps (tekrar) riski yüksektir ve semptomlar hızla ilerler.

T Hücreli Yetişkin Akut Lenfositik Löseminin Teşhisi:

Fiziksel Muayene ve Laboratuvar: Tam kan sayımı (yüksek lökosit veya blast hücreleri, düşük hemoglobin/trombosit), periferik yayma ile anormal hücreler.

Kemik İliği Biyopsisi ve Aspirasyonu: Lösemi hücrelerini doğrular, immünohistokimya ve akış sitometrisi ile T-hücre markerları (CD3, CD7 vb.) tespit edilir.

Genetik ve Diğer Testler: Sitogenetik analiz (mutasyonlar için), minimal rezidüel hastalık (MRD) değerlendirmesi, lomber ponksiyon (CNS tutulumu için), görüntüleme (göğüs BT’si mediastinal kitle için). Erken T-prekürsör (ETP) alt tipi gibi prognostik gruplar belirlenir.

T Hücreli Yetişkin Akut Lenfositik Löseminin Tedavisi:

Kemoterapi: Ana tedavi; indüksiyon (remisyon için yoğun, örneğin hiper-CVAD veya pediatrik-inspired rejimler), konsolidasyon ve idame aşamaları. Yetişkinlerde relaps riski yüksek olduğundan MRD’ye göre ayarlanır.

Kök Hücre Nakli: Yüksek riskli veya relaps/refrakter vakalarda allojeneik nakil önerilir, özellikle ETP-ALL’de.

Hedefe Yönelik ve Destekleyici: Nelarabine (T-hücre spesifik), NOTCH inhibitörleri gibi yeni ajanlar; CNS profilaksisi için intratekal kemoterapi veya radyasyon. Destekleyici bakım (transfüzyon, enfeksiyon önleme) şarttır. Yetişkinlerde tam kür oranı %40-50’nin altındadır, ancak genç yetişkinlerde pediatrik protokoller prognozu iyileştirir.

Paylaşın

Schnyder Kornea Distrofisi Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Teşhisi, Tedavisi

Schnyder Kornea Distrofisi (SCD), korneanın stromal tabakasında (orta katmanında) kolesterol ve fosfolipid birikimine bağlı olarak ilerleyici kornea opaklaşması (bulanıklaşması) ile karakterize nadir bir kalıtsal hastalıktır.

Haber Merkezi / Genellikle her iki gözü etkiler ve otozomal dominant geçiş gösterir, yani ebeveynlerden birinden mutasyonlu gen aktarılır. UBIAD1 genindeki mutasyonlar lipid metabolizmasını bozarak bu birikime yol açar.

Schnyder Kornea Distrofisinin Nedenleri:

Genetik Köken: UBIAD1 genindeki mutasyonlar, korneada lipid (özellikle kolesterol ve fosfolipid) metabolizmasını etkileyerek anormal birikime neden olur. Bu gen 1. kromozomun kısa kolunda (1p36.3) yer alır ve hastalık yüksek penetrasyonla (mutasyon varsa hastalık gelişme olasılığı yüksek) aktarılır.

Sistemik Bağlantılar: Bazı hastalarda hiperkolesterolemi (yüksek kolesterol), arcus lipoides (kornea kenarında lipid halkası) veya genu valgum (dizlerde içe eğrilik) gibi ek bulgular görülebilir, ancak hastalık esas olarak kornea lipid metabolizması bozukluğudur ve sistemik bir hastalık değildir.

Schnyder Kornea Distrofisinin Belirtileri:

Erken çocuklukta başlar; kornea merkezinde disk şeklinde stromal bulanıklık oluşur.

İlerledikçe: Korneada kristaller (yaklaşık %50 hastada), merkezi ve orta periferik haz (bulanıklık), arcus lipoides gelişir. Bu, görme azalmasına, glare (parlama) hassasiyetine ve fotofobiye (ışık korkusu) yol açar.

Görme kaybı yavaş ilerler; yaşlılarda ciddi bulanıklık ve görme azalması (örneğin 20/400’e kadar) görülebilir, ancak tam körlük nadirdir.

Schnyder Kornea Distrofisinin Teşhisi:

Klinik Muayene: Slit-lamp biomikroskopi ile korneada kristaller, haz ve lipid birikimleri tespit edilir. Yaşla uyumlu bulgular (çocuklukta merkezi haz, 20-30’lu yaşlarda kristaller ve arcus) tanı koydurucudur.

Genetik Test: UBIAD1 mutasyonunu doğrular, ailevi geçişi ve prognozu belirler.

Ek Testler: Lipid profili (kan kolesterolü), anterior segment OCT (kornea görüntüleme) ve aile öyküsü değerlendirilir. Ayırıcı tanı için sistinosis, tirozinemiya gibi kristal birikimi yapan hastalıklar dışlanır.

Schnyder Kornea Distrofisinin Tedavisi:

Erken Evrede Semptomatik: Gözlük veya kontakt lensle görme düzeltilir, ancak ilerleme durdurulmaz.

İleri Evrede Cerrahi: Fototerapötik keratektomi (PTK) ile yüzeysel doku eksizyonu veya kornea nakli (penetran keratoplasti veya lamellar nakil) yapılır. Nakil görmeyi restore eder, ancak distrofi nakledilen korneada tekrarlayabilir.

Sistemik Yönetim: Hiperlipidemi varsa kolesterol düşürücü ilaçlar kullanılabilir, ancak kornea etkisini sınırlı.

Paylaşın

Eklemleri Güçlendirmek İçin Hangi Besinler Tüketilmeli?

Uzmanlar, eklem sağlığı için sağlıklı beslenmenin önemli olduğunu söylerken, araştırmalarda, belirli besinlerin eklem sağlığını korumaya yardımcı olabileceğini gösteriyor.

Haber Merkezi / Eklemleri güçlendirmek için günlük olarak aşağıdaki besinlerin tüketilmesi öneriliyor:

Omega-3: Somon ve sardalya gibi yağlı balıklar, keten tohumu ve ceviz, eklem iltihabını azaltarak artrit kaynaklı ağrı ve sertliği azaltabilen omega-3 yağ asitlerinin zengin kaynaklarıdır.

Kalsiyum ve D Vitamini: Süt, yoğurt, peynir ve yeşil yapraklı sebzeler kemikleri güçlendirmeye ve eklemlere binen yükü azaltmaya yardımcı olur.

Protein: Tavuk ve yumurta gibi protein kaynakları da eklem dokularının yeniden yapılanmasına yardımcı olur.

İltihap önleyici meyve ve sebzeler: Çilek, kiraz ve yeşil sebzeler, antioksidan ve iltihap önleyici bileşenleriyle eklem hasarını hafifletebilir.

Magnezyum ve çinko: Kuruyemişler, tohumlar ve baklagiller, kas sağlığı ve eklem dokusu yenilenmesinde rol oynayan bu mineralin önemli kaynaklarıdır.

Baharatlar ve otlar: Örneğin zerdeçal ve zencefil, iltihap giderici etkileriyle eklem ağrılarını ve iltihabı azaltmaya yardımcı olabilir.

Paylaşın

Bu Belirtiler Ölümcül Bir Hastalığa İşaret Ediyor

Sağlıksız beslenme, hareketsizlik, tütün ürünleri kullanımı gibi sağlıksız yaşam tarzı eğilimleri ve stres, kan basıncının artmasına, bunun sonucunda kalp dokusunda hasara ve en sonunda kalp yetmezliğine yol açıyor.

Haber Merkezi / Kalp yetmezliği, kalbin vücudun ihtiyaçlarını karşılayacak kadar kan pompalayamaması durumudur. Kalp yeterince etkili çalışmadığında, dokulara yeterli oksijen ve besin ulaşmaz. Kronik veya akut olabilir ve genellikle kalbin sol, sağ ya da her iki tarafını etkileyebilir.

Kalp yetmezliğinin nedenleri:

Kalp yetmezliği, kalbin pompalama kapasitesini zayıflatan veya aşırı yükleyen durumlardan kaynaklanır. Başlıca nedenler:

Koroner arter hastalığı: Kalbe kan sağlayan damarların tıkanması veya daralması.
Yüksek tansiyon (hipertansiyon): Kalbin daha fazla çalışmasına neden olur.
Kalp krizi: Kalp kasına zarar verir.
Kardiyomiyopati: Kalp kasının zayıflaması veya yapısal bozuklukları.
Kalp kapak hastalıkları: Kapakların düzgün çalışmaması.
Diyabet: Damar ve kalp sağlığını olumsuz etkiler.
Alkol veya uyuşturucu kullanımı: Kalp kasına toksik etki yapabilir.
Tiroid hastalıkları, enfeksiyonlar, akciğer hastalıkları: Kalbin iş yükünü artırabilir.
Doğumsal kalp anomalileri: Doğuştan gelen kalp yapısı bozuklukları.

Kalp yetmezliğinin belirtileri:

Belirtiler, hastalığın şiddetine ve etkilenen kalp tarafına göre değişir:

Nefes darlığı: Özellikle eforla veya yatarken (ortopne).
Yorgunluk ve halsizlik: Azalan kan akışı nedeniyle.
Bacaklar, ayaklar veya karında şişlik (ödem): Sıvı birikimi.
Hızlı veya düzensiz kalp atışı: Kalbin telafi çabası.
Öksürük veya hırıltı: Akciğerlerde sıvı birikimi.
İştahsızlık veya bulantı: Sindirim sistemine az kan ulaşması.
Zihinsel bulanıklık: Beyne yeterli oksijen gitmemesi.

Kalp Yetmezliğinin Teşhisi:

Doktorlar, kalp yetmezliğini teşhis etmek için şu yöntemleri kullanır:

Fizik muayene: Ödem, nabız ve akciğer sesleri kontrol edilir.
Ekokardiyografi (EKO): Kalbin yapısını ve pompalama gücünü değerlendirir (ejeksiyon fraksiyonu).
Elektrokardiyogram (EKG): Kalp ritmi ve elektriksel aktivitesini inceler.
Kan testleri: BNP veya NT-proBNP seviyeleri kalp yetmezliğini gösterir.
Göğüs röntgeni: Akciğerlerde sıvı birikimi veya kalp büyümesi tespit edilir.
Stres testi veya koroner anjiyografi: Kalp damarlarının durumu kontrol edilir.
Kardiyak MR veya BT: Kalbin detaylı görüntülenmesi.

Kalp Yetmezliğinin Tedavisi:

Kalp yetmezliği tedavisi, altta yatan nedeni düzeltmeyi, belirtileri hafifletmeyi ve yaşam kalitesini artırmayı amaçlar:

Yaşam tarzı değişiklikleri:

Tuz ve sıvı alımını azaltmak.
Düzenli ve uygun düzeyde egzersiz.
Sigara ve alkolü bırakmak.
Kilo kontrolü ve sağlıklı beslenme.

İlaç tedavisi:

ACE inhibitörleri/ARB’ler: Kan basıncını düşürür, kalbin yükünü azaltır.
Beta blokerler: Kalp atış hızını düzenler.
Diüretikler: Vücuttaki fazla sıvıyı atar.
Aldosteron antagonistleri: Ödemi azaltır ve kalbi korur.
SGLT2 inhibitörleri: Kalp yetmezliği mortalitesini azaltır.
Digoksin: Kalp atışını güçlendirir.

Cihazlar ve cerrahi tedaviler:

İmplante edilebilir kardiyoverter-defibrilatör (ICD): Ani kalp durmasını önler.
Kardiyak resenkronizasyon tedavisi (CRT): Kalbin senkronize çalışmasını sağlar.
Koroner bypass veya anjiyoplasti: Tıkalı damarları açar.
Kalp kapağı cerrahisi: Kapak sorunlarını düzeltir.
Kalp nakli: İleri evrelerde son çare.

Not: Kalp yetmezliği kronik bir hastalıktır, ancak erken teşhis ve uygun tedaviyle kontrol altına alınabilir.

Paylaşın