Aç Karnına Spor Yapmak Bu Altı Hastalığa Yol Açabilir

Aç karnına spor yapmanın daha fazla yağ yakmaya yardımcı olduğuna inanılıyor. Bu fikir kulağa hoş gelse de gerçek farklıdır. Spor öncesi öğün atlamak faydadan çok zarar verebilir.

Haber Merkezi / Aç karnına spor yapmak, zamanla ciddileşebilecek çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir.

Düşük kan şekeri (hipoglisemi): Aç karnına egzersiz yapmak kan şekeri seviyesinde ani düşüşe neden olabilir. Vücut enerji için yakacak kadar glikoza sahip olmadığında, temel işlevleri yavaşlatarak tepki verir.

Bu, baş dönmesine, titremeye, kafa karışıklığına, baş ağrılarına ve hatta bayılmaya yol açabilir. Bazıları için, sadece yorgun hissetmekle başlayabilir, ancak tekrarlayan ataklar tehlikeli hale gelebilir.

Yağ kaybı yerine kas kaybı: Aç karnına spor sırasında vücut yağ yakmak yerine, devam etmek için kas proteinini kullanır. Zamanla bu, kas kaybına, daha zayıf güce ve daha yavaş bir metabolizmaya yol açar. Buna kas katabolizması denir.

Hormonal dengesizlik: Spor öncesi öğün atlamak stresi ve metabolizmayı düzenleyen hormonları etkileyebilir. Örneğin stres hormonu kortizol, vücut baskı altındayken ve yakıtı azken yükselir.

Kortizol seviyesi zamanla yüksek kaldığında uykuyu bozabilir, göbek yağını artırabilir ve hatta bağışıklık sistemini zayıflatabilir. Bunun gibi hormonal dengesizlikler sağlıklı kalmayı veya herhangi bir spor hedefine ulaşmayı zorlaştırabilir.

Mide sorunları ve asitlik: Midede yiyecek olmadığında, sindirim için üretilen asit zararlı hale gelebilir. Spor sırasında, bu asit mide astarını tahriş edebilir ve asit reflüsüne, şişkinliğe veya hatta gastrite yol açabilir.

Bazıları için hafif bir rahatsızlık olarak başlar, ancak uzun vadede günlük yaşamı etkileyen kronik sindirim sorunlarına dönüşebilir.

Kalp sorunları riskinin artması: Bir araştırma, aç karnına yapılan sporun bazı bireylerde kalbe giden kan akışını geçici olarak azaltabileceğini ortaya koydu. Bu, altta yatan kalp rahatsızlığı olanlar için özellikle risklidir.

Sağlıklı bireylerde bile, düşük enerji seviyeleri yoğun egzersizler sırasında kalbe ekstra yük bindirebilir ve düzensiz kalp ritmi ve göğüs ağrısı riskini artırabilir.

Yorgunluk ve zayıf antrenman performansı: Aç karnına spor yapmak, yorgunluğa, nefes darlığına ve egzersiz performansında büyük bir düşüşe yol açar. Zamanla, bu sürekli yorgunluk tamamen tükenmişliğe veya aktif kalmak için motivasyon kaybına yol açabilir.

Paylaşın

Avokado Yağının Cilt İçin 6 Önemli Faydası

Doğanın inanılmaz bir iyileştirme kapasitesi vardır ve Avokado yağı da bunun mükemmel bir örneğidir. Avokado yağı, Cildi derinlemesine besler, nemlendirir ve gençleştirir.

Haber Merkezi / Avokado yağı sadece topikal olarak uygulandığında faydalı değildir; beslenmenizin bir parçası olarak cildiniz için içeriden dışarıya doğru inanılmaz faydaları olabilir.

Sağlıklı yağların bir kaynağı olarak, avokado yağı hem doymuş yağ hem de doymamış yağlar açısından zengindir. Özellikle, cildi nemli ve esnek tutarak cildin sağlığını destekleyen tekli doymamış yağ açısından zengindir.

Avokado yağı ayrıca, E vitamini gibi yüksek antioksidan seviyeleri iltihapla savaşmaya ve cilt hücrelerinizi hasardan korumaya yardımcı olur.

Beslenmenizde, örneğin salata soslarında sızma Avokado yağı kullanmak, avokado yağının birçok sağlık faydasından yararlanmanızı sağlar.

İşte Avokado yağının cilt için altı faydası:

Nemlendirir: İçeriğindeki omega-3 yağ asitleri ve E vitamini, cildi derinlemesine nemlendirir ve kuruluğu önler.

Antioksidan etki: E ve C vitaminleri sayesinde serbest radikallerle savaşır, cilt yaşlanmasını yavaşlatır.

Cilt yenileme: Oleik asit, cilt hücrelerinin yenilenmesini destekler ve yaraların iyileşmesini hızlandırabilir.

Tahrişi azaltır: Anti-inflamatuar özellikleri ile kızarıklık, egzama veya akne gibi cilt problemlerini yatıştırır.

Esneklik sağlar: Kolajen üretimini destekleyerek cildin elastikiyetini artırır, kırışıklıkları azaltır.

UV koruması: Hafif bir güneş koruyucu etkisi vardır, ancak SPF yerine kullanılmamalıdır.

Paylaşın

Adele Sendromu: Kırık Bir Kalp Asla İyileşmez

Aşk güzel bir şey olabilir ama bazen bireyin hayatını mahveden bir saplantıya da dönüşebilir. Adele sendromu, bir kişiye karşı duyulan duyguların normal sınırları aşarak duygusal ve ruhsal çöküntülere yol açtığı patolojik bir aşk bağımlılığıdır.

Haber Merkezi / Rahatsızlık adını Fransız yazar Victor Hugo’nun kızı Adele Hugo’dan almaktadır. Polis memuru Albert Pinson’a deliler gibi aşık olan Adele Hugo, Pinson’ın kendisine karşı hislerine karşılık vermemesine rağmen onu takip eder. Bu takıntısı öyle yıkıcı bir hal alır ki ailesi onu bir psikiyatri kliniğine yatırmak zorunda kalır.

Bu sendrom, kişinin gerçeklikten koparak karşılıksız bir sevgiye tutkuyla bağlanması ve bu uğurda mantıksız davranışlar sergilemesiyle karakterizedir.

Belirtileri:

Takıntılı düşünceler: Sevilen kişiyle ilgili sürekli düşünme, hayaller kurma.
Gerçeklikten kopma: Karşılıksız sevginin karşılık bulduğuna inanma.
Aşırı fedakârlık: Sevilen kişi için mantıksız fedakârlıklarda bulunma (örn. maddi harcamalar, hayatını değiştirme).
Depresif belirtiler: Reddedilme durumunda derin üzüntü, umutsuzluk.
Sosyal izolasyon: Diğer insanlara ve aktivitelere ilgisizlik.
Riskli davranışlar: Sevilen kişiye ulaşmak için tehlikeli veya uygunsuz eylemler.

Nedenleri:

Duygusal travmalar veya çocuklukta yaşanan bağlanma sorunları.
Düşük öz saygı ve onaylanma ihtiyacı.
Romantik idealleştirme eğilimi.
Psikolojik yatkınlıklar (obsesif-kompulsif özellikler, borderline kişilik yapısı).

Tedavisi:

Psikoterapi: Bilişsel davranışçı terapi (BDT) veya psikodinamik terapi, takıntılı düşünceleri anlamaya ve yönetmeye yardımcı olur.
Psikiyatrik destek: Gerektiğinde anksiyete veya depresyon için ilaç tedavisi.
Destek grupları: Benzer deneyimler yaşayanlarla paylaşım.
Öz bakım: Sağlıklı ilişkiler kurma ve kişisel sınırlar oluşturma becerisi geliştirme.

Paylaşın

Bu Besinler Stresi Artırıyor

Bazı besinler vücuttaki stres seviyesinin artmasına veya sinir sisteminin işleyişinin bozulmasına neden olabilir. Bunun yerine, tam tersine vücudu rahatlatacak besinler tercih edilmelidir.

Haber Merkezi / Bazı besinlere verilen tepkilerin kişiden kişiye değişebileceğini unutmamakla birlikte, işte stresi artırabilecek başlıca besinler:

Kafeinli içecekler (kahve, çay, enerji içecekleri, kola): Kafein, kortizol (stres hormonu) üretimini artırabilir ve sinir sistemini uyararak kaygıyı tetikleyebilir. Aşırı tüketim uykusuzluğa yol açar, bu da stresi yükseltebilir.

Şekerli gıdalar (tatlılar, çikolata, şekerli içecekler): Şeker, kan şekerinde ani dalgalanmalara neden olur. Düşüşler halsizlik ve sinirlilik yaratabilir. Uzun vadede inflamasyonu artırarak stresle başa çıkmayı zorlaştırabilir.

İşlenmiş karbonhidratlar (beyaz ekmek, makarna, fast food): Hızlı sindirilir ve kan şekerinde ani yükseliş – düşüşlere sebep olur, bu da ruh hali dalgalanmalarını tetikleyebilir. Besin değeri düşük olduğu için vücudu strese daha hassas hale getirebilir.

Alkol: Kısa vadede rahatlatıcı görünse de, alkol uyku kalitesini bozar ve beyindeki stres kimyasallarını artırabilir. Aşırı tüketim kaygıyı ve depresif hisleri yoğunlaştırabilir.

Tuzlu ve işlenmiş gıdalar (cips, konserve yiyecekler, hazır soslar): Yüksek sodyum, kan basıncını yükselterek vücudun stres tepkisini artırabilir. İşlenmiş gıdalardaki katkı maddeleri sinir sistemini olumsuz etkileyebilir.

Trans yağlar ve kızarmış yiyecekler (patates kızartması, donut, margarin içeren ürünler): İnflamasyonu artırır ve beyin sağlığını olumsuz etkileyerek stresle mücadele kapasitesini düşürebilir.

Yapay tatlandırıcılar (aspartam, sakarin içeren diyet içecekler): Bazı kişilerde baş ağrısı, sinirlilik ve kaygıyı tetikleyebilir. Bağırsak sağlığını bozarak dolaylı yoldan stres düzeyini etkileyebilir.

Paylaşın

Yaşlılıkta Beyin Sağlığını Korumak İçin Alışkanlıklar

Kronik olarak endişeli, kaygılı veya depresif olan kişilerde kortizol hormonunun seviyesi daha yüksektir. Aşırı stres beyinde kortizol birikmesine yol açarak beyin fonksiyonlarını bozabilir.

Haber Merkezi / Neyse ki yaşlandıkça beyin sağlığımızı korumak için her gün atabileceğimiz adımlar var. İşte beyninize iyi gelecek, kolaylıkla uygulayabileceğiniz günlük alışkanlıklar:

Zihinsel egzersiz: Bulmaca çözme, satranç oynama, yeni bir dil öğrenme veya enstrüman çalma gibi aktiviteler beyin fonksiyonlarını destekler.

Fiziksel aktivite: Günde 30 dakika yürüyüş, yoga veya hafif egzersiz, kan akışını artırarak beyne oksijen sağlar.

Sağlıklı beslenme: Akdeniz diyeti (balık, zeytinyağı, sebze, tam tahıllar), antioksidanlar (meyve, sebze) ve omega-3 (ceviz, somon) beyin için faydalıdır. Şeker ve işlenmiş gıdaları sınırlayın.

Yeterli uyku: Günde 7-8 saat kaliteli uyku, hafızayı güçlendirir ve toksinlerin temizlenmesine yardımcı olur.

Sosyal bağlantılar: Aile, arkadaşlarla vakit geçirme veya grup aktivitelerine katılma, bilişsel gerilemeyi yavaşlatır.

Stres yönetimi: Meditasyon, derin nefes egzersizleri veya mindfulness, kortizol seviyesini düşürerek beyin sağlığını korur.

Sigara ve alkolden kaçınma: Sigarayı bırakmak ve alkolü sınırlamak, beyin hücrelerini korur.

Rutin sağlık kontrolleri: Hipertansiyon, diyabet gibi durumların kontrolü, beyin sağlığını destekler.

Paylaşın

Alkol, Bunama Riskini İki Katına Çıkarıyor

Yeni yayınlanan bir araştırma, her hafta sekiz kadehten daha fazla alkol tüketenlerin, alkol tüketmeyenlere oranla bunama gibi beyin hasarı riskinin iki katına çıktığını öne sürüyor.

Haber Merkezi / Araştırmada yer alan bilim insanları, her hafta sekiz kadeh veya daha fazla alkollü içecek içenlerin hafıza ve düşünme sorunlarıyla ilişkili beyin lezyonları riskinin arttığını söylüyor.

Sao Paulo Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden bilim insanlarının yaptığı araştırma Neurology dergisinde yayımlandı.

Araştırma, haftada sekiz veya daha fazla alkollü içecek tüketen kişilerde, beyinde hyalüin arterioloskleroz adı verilen lezyonların (küçük kan damarlarının kalınlaşması ve sertleşmesiyle oluşan hasar alanları) riskinin arttığını ortaya koydu. Bu lezyonlar, bellek ve düşünme problemleriyle ilişkilendirilen beyin hasarının bir göstergesidir.

Araştırmada, bin 781 kişinin (ortalama ölüm yaşı 75) beyin otopsileri incelendi ve alkol tüketim alışkanlıklarına göre dört gruba ayrıldı: hiç içmeyenler (965 kişi), haftada yedi veya daha az içen ılımlı içiciler (319 kişi), haftada sekiz veya daha fazla içen ağır içiciler (129 kişi) ve eski ağır içiciler (368 kişi).

Bulgular, ağır içicilerde ve eski ağır içicilerde beyin lezyonlarının daha yaygın olduğunu gösterdi; örneğin, eski ağır içicilerde bu lezyonların görülme olasılığı hiç içmeyenlere kıyasla %89 daha yüksek bulundu. Ayrıca, ağır içicilerin, hiç içmeyenlere göre ortalama 13 yıl daha erken öldüğü tespit edildi.

Araştırmanın yazarı Dr. Alberto Fernando Oliveira Justo, “Ağır alkol tüketimi, artan sağlık sorunları ve ölümle bağlantılı büyük bir küresel sağlık sorunudur. Araştırmamız, ağır alkol tüketiminin beyne zarar verdiğini ve bunun uzun vadede bellek ile düşünme yeteneklerini etkileyebilecek hasarlara yol açtığını gösteriyor” dedi.

Paylaşın

Metabolizmayı Hızlandıran Yağ Yakıcı Besinler

Yağ yakmak sadece spor yapmakla ilgili değildir, tükettiğiniz şeyler metabolizmanızı hızlandırmada ve vücudunuzun kalorileri daha hızlı yakmasına yardımcı olmada büyük rol oynarlar.

Haber Merkezi / Vücudunuza hem yeterli oranda kalori sağlamak hem de kilo vermek istiyorsanız, bu yağ yakıcı besinler tam size göre.

İşte yağ yakmanıza yardımcı olabilecek bazı besinler:

Yeşil çay: Yeşil çay sadece sakinleştirici bir içecekten daha fazlasıdır; metabolizmanız için harikadır. Antioksidanlarla, özellikle de kateşinlerle doludur ve vücudunuzun yağları daha verimli bir şekilde yakmasına yardımcı olur. Gün içinde bir veya iki fincan içmek kalori yakmanıza hafif bir destek sağlar.

Avokado: Zengin, kremamsı ve doyurucu avokado, her öğüne veya atıştırmalığa ideal bir katkıdır. Avokado, metabolizmanızı aktif tutmaya ve yağ kaybını desteklemeye yardımcı olan sağlıklı tekli doymamış yağlarla doludur. Bu sağlıklı yağlar ayrıca vücudunuzun besinleri daha iyi emmesine ve daha uzun süre tok hissetmenize yardımcı olur.

Tarçın: Tarçın, kan şekeri seviyesini düzenlemeye yardımcı olarak gereksiz atıştırmalara yol açan şeker düşüşlerini önleyebilir. Ayrıca vücuttaki iltihabı azaltmaya yardımcı olabilen iltihap önleyici özelliklere sahiptir. Bunun da ötesinde, termojenezi artırarak vücudunuzun ısı üretirken kalori yakmasına yardımcı olur.

Yoğurt: Yoğurt sizin için ideal atıştırmalıktır. Proteinle doludur, kas yapmanıza yardımcı olur ve sizi daha uzun süre tok tutar, daha fazla kas daha hızlı bir metabolizma anlamına gelir. Yoğurttaki probiyotikler ayrıca bağırsak sağlığını destekler, bu da verimli sindirim ve yağ yakımı için anahtardır.

Acı biber: Baharat hayranıysanız, acı biberler yağ yakmada müttefikiniz olabilir. Acı biberler, metabolizmanızı hızlandıran ve vücudunuzun daha fazla kalori yakmasına yardımcı olan kapsaisin içerirler.

Limon: C vitaminiyle dolu olan limon, kan şekeri seviyesini düzenlemeye ve yağ metabolizmasını iyileştirmeye yardımcı olur. Gününüze bir bardak ılık limonlu suyla başlamak sindiriminizi harekete geçirebilir ve metabolizmanıza hızlı bir başlangıç ​​sağlayabilir.

Kahve: Kahvenin size enerji verdiğini muhtemelen biliyorsunuzdur, ancak aynı zamanda yağ yakma faydaları da vardır. Kahvedeki kafein metabolizmanızı hızlandırarak daha fazla kalori yakmanıza yardımcı olabilir. Sabah bir fincan size enerji verebilir ve ayrıca metabolizmanızı harekete geçirebilir.

Paylaşın

Yeterince Çinko Almadığınızı Gösteren Beş İşaret

Dışardan takviye şeklinde alınabilen çinko, vücuttaki birçok işlev için son derece önemli bir mineraldir. Yetişkin bir kişinin günlük 10-12 mg çinko takviyesi alması gerekir.

Haber Merkezi / Çinko eksikliği, vücudun temel işlevleri için yeterli miktarda çinko mineraline sahip olmaması durumudur. Ancak çinko eksikliği semptomlar aşırı olana kadar ortaya çıkmaz.

İşte yeterli oranda çinko almadığını gösteren en önemli beş belirti:

Çinko eksikliğinin en yaygın belirtilerinden biri, özellikle çocuklarda büyümenin geri kalmasıdır. Çinko ayrıca hücre büyümesi ve bölünmesinde de rol oynar ve eğer çinko eksikliği varsa, vücudun gelişimi yavaşlar.

Kırılgan ve incelen saçlar çinko eksikliğinin bir başka belirtisidir. Çinko, saç ve tırnak dokularını sağlıklı tutar ve çinko eksikliği olduğunda saçlar kırılır veya incelir, tırnaklar ise kırılgan hale gelir.

Cilt döküntüleri veya tahrişi de çinko eksikliğinin diğer bir belirtisidir. Çinko, cildin onarılmasında hayati bir rol oynar. Çinko eksikliği, cilt enfeksiyonuna ve döküntülere neden olur.

Çinko eksikliği üreme ve beyin sağlığını da etkiler. Çinkonun nörotransmitter işlevinde oynadığı rol nedeniyle beyin sağlığında değişimler yaşanır. Çinko üreme işlevi ve hormon dengesi için gerekli olduğundan, hem erkeklerde hem de kadınlarda doğurganlık da azalır.

Çinko, vücudun enfeksiyonlardan etkili bir şekilde kurtulabilmesi için sağlam bir bağışıklık sistemi için kritik öneme sahiptir. Vücut yeterli çinkoya sahip değilse enfeksiyonlara karşı savunmasız hale gelir.

Paylaşın

Kafeinsiz Kahvenin Faydaları Nelerdir?

Çoğu kişi kafein tüketmekten keyif alır, ancak bazen bazı nedenlerden dolayı bazı kişiler kafein alımını sınırlamaları gerekiyor. Kafeinsiz kahve onlar için mükemmel bir alternatiftir.

Haber Merkezi / Kafeinsiz kahvenin tadı normal kahveye benziyor ancak çok az kafein içeriyor. İşte kafeinsiz kahvenin bazı faydaları:

Uyku kalitesini iyileştirir: Kafein içermediği için akşam saatlerinde tüketildiğinde uykuya dalma zorluğu veya uyku bölünmesi gibi sorunlara yol açmaz.

Anksiyeteyi azaltabilir: Kafein, bazı kişilerde huzursuzluk veya kaygı hissini artırabilir. Kafeinsiz kahve, bu etkilerden kaçınarak daha sakin bir deneyim sunar.

Antioksidan kaynağıdır: Kafeinsiz kahve, tıpkı normal kahve gibi antioksidanlar (örneğin polifenoller) içerir. Bu maddeler, vücudu serbest radikallere karşı koruyarak hücre hasarını azaltabilir.

Sindirim sistemine daha az yük bindirir: Kafein, bazı kişilerde mide asidini artırarak reflü veya hazımsızlık gibi sorunlara neden olabilir. Kafeinsiz kahve bu etkileri en aza indirir.

Kalp sağlığına destek olabilir: Kafein, kan basıncını ve kalp atış hızını artırabilir. Kafeinsiz kahve kalp dostu bir seçenek sunar.

Hidrasyona katkı sağlar: Normal kahve hafif bir diüretik etkiye sahipken, kafeinsiz kahve bu etkiyi daha az gösterir ve günlük sıvı alımına destek olabilir.

Paylaşın

Göbek Yağını Eritmekte Zorlanıyor Musun? İşte 35 Yaş Üstü İçin İpuçları

Göbek yağı, özellikle de iç organ yağı, sadece cildinizin altında durmaz. Hormonlarınızla oynar, diyabet, kalp hastalığı, yağlı karaciğer ve daha fazlası için risk oluşturur.

Haber Merkezi / Yani estetik nedenlerle düz bir karın peşinde olmasanız bile, göbek bölgesindeki yağlardan kurtulmaya çalışmak uzun vadeli sağlığınız için akıllıca bir hareket olacaktır.

Kötü bir beslenmeyi egzersizle telafi edemezsiniz: Çoğu beslenme uzmanına göre, göbek yağını azaltmak tabağınızdakilerle başlar. Beyaz pirinç, beyaz ekmek, paketlenmiş atıştırmalıklar ve tatlandırılmış içecekler gibi şekeri ve rafine karbonhidratları azaltın. Bunlar insülin seviyelerini yükseltir ve özellikle göbek çevresinde yağ depolanmasını teşvik eder.

Mercimek, yumurta, kuruyemiş, tohum ve yağsız proteinlerle birlikte mevsim sebzeleri, meyveler, darı, esmer pirinç ve yulaf gibi tam tahıllar gibi tam gıdalara öncelik verin. Porsiyonlarınıza dikkat edin, sağlıklı yiyecekleri fazla yemek de fazla yemektir. Daha küçük tabaklar kullanın, dikkatli yiyin ve yüzde 80 tok olduğunuzda durun.

Protein alımınızı artırın: Protein göbek yağınızın en büyük düşmanıdır. Metabolizmayı hızlandırır, iştahı azaltır ve kalori açığınız olduğunda kas kaybını önler. Her öğüne protein ekleyin, örneğin kahvaltıda yumurta, öğle yemeğinde dal veya paneer, akşam yemeğinde ızgara tofu veya balık, hatta kızarmış nohut, Yunan yoğurdu veya haşlanmış yumurta gibi atıştırmalıklar bile yardımcı olur.

Daha az oturun ve daha çok hareket edin: Egzersiz, maraton koşmak anlamına gelmek zorunda değil. Her gün aktif olun ve egzersizlerinizin işe yaramasını sağlayın. Yağsız kas oluşturmak için haftada 3-4 kez kuvvet antrenmanı yapın (bu, dinlenirken daha fazla kalori yakar). Yağ yakmak için haftada iki kez ağırlık antrenmanları ekleyin; 20 dakikalık yüksek yoğunluklu aralıklar, 60 dakikalık yavaş kardiyodan daha etkilidir. Daha fazla yürüyün; yürüyüş hafife alınır ancak güçlüdür. Günlük 8.000-10.000 adımlık bir yürüyüş metabolizmanızı hızlandırmak için yeterlidir.

Alkolü bırak: “Bira göbeği” terimi bir sebepten dolayı var. Alkol boş kalorilerle doludur ve göbek bölgesinde yağ depolanmasını artırma eğilimindedir. Uykunuzu etkiler ve sindirimi ve hormonları bozar. Göbek yağını eritmek konusunda ciddiyseniz, alkolü azaltmak akıllıca bir harekettir. Haftada 1-2 küçük içkiyle yetinin (eğer içiyorsanız) ve şekerli içecekleri atlayın.

Uykuya öncelik verin: Uyku sadece güzellik dinlenmesi değildir; yağ yakma zamanıdır. Kötü uyku kortizolü (stres hormonu) artırır, bu da vücudunuza özellikle göbek çevresinde yağ tutmasını söyler. Uyku eksikliği açlık hormonlarınızı da bozar ve ertesi gün abur cubur yemenize neden olur. Uyku dostu bir rutin oluşturun: yatmadan bir saat önce ekran kullanmayın, odayı karanlık ve serin tutun ve bitki çayı veya hafif esneme hareketleri gibi sakinleştirici ritüellerle gevşeyin.

Moda diyetlerden uzak durun: Yağ kaybı için günde 6 kez detoks çayları, keto hapları veya limon-bal-kırmızı biber içecekleri gerekmez. Çoğu hızlı çözüm kısa vadeli sonuçlar verir ve tükenmişliğe veya geri tepme kilo alımına yol açar. Trendlere değil, bilime bağlı kalın. Gerçek yağ kaybı yavaş, istikrarlı ve sürdürülebilirdir. Haftada 0,5-1 kg’lık bir kayıp sağlıklıdır. Daha hızlı olan her şey genellikle su kaybı veya kas kaybı anlamına gelir; yağ kaybı değil.

Su için: Su, toksinlerin atılmasına yardımcı olur, sindirimi iyileştirir ve şişkinliği azaltır. Bazen, göbek yağı gibi görünen şey sadece su tutulumu veya kabızlıktır. Günde 2,5–3 litre hedefleyin. Sade su sizi sıkıyorsa limon, nane, salatalık veya kimyon ekleyin.

Tutarlı olun ve gerçekçi olmayan beklentilere sahip olmayın: En büyük hata? 7 günde sonuç beklemek ve 8. günde bırakmak. Yağ kaybı, özellikle göbek yağı, yavaş bir yanmadır. Durgunluklar, istekler ve ruh hali değişimleri olacaktır. Ancak temellere sadık kalırsanız -temiz gıda, hareket, dinlenme ve su- işe yarayacaktır. İlerlemeyi kıyafetlerinizin nasıl oturduğu, ne kadar enerjik hissettiğiniz veya hatta kaybettiğiniz inçler üzerinden takip edin, sadece tartı üzerinden değil.

Paylaşın