Domates Suyu: Kalp İçin Bir İksir

İçerisinde bir sürü faydalı besin bulunduran Domates, lif, vitamin ve mineral, A, B6, C ve K vitaminlerinin yanı sıra folik asit, likopen, tiamin, potasyum, manganez, magnezyum, fosfor ve bakırın da mükemmel bir kaynağıdır.

Haber Merkezi / Uzmanlar, ilave tuz içermeyen domates suyunun kolesterolü düşürüp kalp krizi riskini azaltabileceğini söylüyor. İşte domates suyunun kalp sağlığı için potansiyel faydaları:

Likopen: Domates suyunun ana aktif bileşeni olan likopen, güçlü bir antioksidandır. Oksidatif stresi azaltarak damar sağlığını destekler ve LDL (“kötü”) kolesterolün oksidasyonunu önleyebilir. Bazı araştırmalar, yüksek likopen alımının kalp hastalığı riskini azaltabileceğini gösteriyor.

Potasyum: Domates suyu potasyum açısından zengindir ve bu mineral kan basıncını düzenlemeye yardımcı olabilir. Yüksek tansiyon, kalp krizi riskini artıran önemli bir faktördür.

Anti inflamatuar etki: Domates suyundaki biyoaktif bileşikler, kronik iltihaplanmayı azaltabilir. Kronik iltihap, ateroskleroz (damar sertliği) gibi kalp hastalıklarıyla ilişkilidir.

Kan pıhtılaşması: Domates suyunun, kan pıhtılaşmasını azaltıcı hafif etkileri olabileceği belirtiliyor, bu da damar tıkanıklığı riskini dolaylı olarak düşürebilir.

Dikkat edilmesi gerekenler:

Aşırı tüketim: Domates suyu asidik olduğundan reflü veya gastriti tetikleyebilir.

Tuz içeriği: Marketten alınan domates sularında sodyum oranını kontrol edin.

İlaç etkileşimleri: Domates suyu, kan sulandırıcı ilaçlarla (örn. warfarin) veya potasyum tutucu ilaçlarla etkileşime girebilir. Doktorunuza danışın.

Kişisel durum: Kalp hastalığı öykünüz varsa, domates suyunu diyetinize eklemeden önce bir uzmana danışın.

Paylaşın

Mide Ağrısı: En Sık Görülen Nedenler Nelerdir Ve Ne Yapılmalı?

Mide ağrısı her yaştan bireyi etkileyen en yaygın sağlık şikayetlerinden biridir. Uzmanlar, bunların geçici ve zararsız olabileceği gibi ciddi sağlık sorunlarının da habercisi olabileceğini söylüyor.

Haber Merkezi /  Mide ağrısıyla başa çıkmanın ilk adımı, nedenlerini anlamak ve doğru önlemi almaktır. İşte mide ağrısının en sık görülen nedenleri ve önerileri:

Nedenler

Hazımsızlık (Dispepsi): Aşırı yemek, yağlı veya baharatlı gıdalar, hızlı yemek yeme hazımsızlığa neden olabilir.  Hazımsızlık şişkinlik ve geğirme gibi belirtilere neden olabilir.

Gastrit: Mide zarının iltihaplanması; genellikle Helicobacter pylori enfeksiyonu, aşırı alkol, NSAID ilaçlar (örn. ibuprofen) veya stresle ilişkilidir. Gastrit, yanma, ekşime ve bulantı gibi belirtiler gösterebilir.

Gastroözofageal Reflü Hastalığı (GERD): GERD, mide asidinin yemek borusuna kaçması durumudur. GERD, öğüste yanma (heartburn), ekşi tat ve boğazda gıcık gibi belirtilere neden olabilir.

Gıda İntoleransı veya Alerjisi: Gıda intoleransı, glüten hassasiyeti gibi durumlarda ortaya çıkabilir ve gıda intoleransı, şişkinlik, ishal ve kramp gibi belirtiler gösterebilir.

Bağırsak Sorunları: Bu durum kabızlık veya ishale neden olabilir. Karın krampları, gaz, değişken dışkılama alışkanlıkları gibi belirtiler gösterebilir.

Mide Ülseri: Mide zarında yaralanma olarak tanımlayabileceğimiz mide ülseri, keskin ve yanıcı ağrıya neden olabilir.

Stres ve Anksiyete: Psikolojik faktörler mide asidi üretimini artırabilir. Bu a mide krampı ve bulantıya neden olabilir.

Enfeksiyonlar: Viral veya bakteriyel enfeksiyonlar, mide ağrısına neden olabilir. Bulantı, kusma, ishal ve ateş gibi belirtiler gösterebilir.

Ne yapılmalı?

Diyet ve Yaşam Tarzı Değişiklikleri: Küçük porsiyonlarla, yavaş yemek yemek, yağlı, baharatlı, asitli gıdalar (kahve, narenciye, domates) ve alkolden uzak durmak, bol su içmek ve yemekten sonra hemen uyumamak, bu değişiklikler arasında sayılabilir.

Stres Yönetimi: Meditasyon, nefes egzersizleri veya hafif egzersiz (yoga).

Ne Zaman Doktora Gitmeli?

Şiddetli veya sürekli ağrı (özellikle göğse veya omuza yayılıyorsa).
Kanlı kusma, siyah/katran gibi dışkı, veya kanlı ishal.
Yüksek ateş, şiddetli ishal veya dehidrasyon belirtileri.
Kilo kaybı, iştahsızlık veya yutma güçlüğü.
Ailede mide kanseri öyküsü varsa.
Ağrı birkaç günden uzun sürüyorsa veya sık tekrarlıyorsa.

Paylaşın

Meme Kanseri Hakkında 5 Şaşırtıcı Gerçek

Günümüzde meme kanserinin teşhisi ve tedavisinde etkileyici ilerlemeler kaydedilmiştir, ancak en sağlıklı hayatı yaşamak için meme kanseriyle ilgili gerçeklerden haberdar olmanız da önemlidir.  

Haber Merkezi / İşte meme kanseri hakkında beş şaşırtıcı gerçek:

Erkekler de meme kanseri olabilir: Her ne kadar nadir olsa da, erkeklerde de meme kanseri görülebilir. Erkek meme kanseri vakaları, tüm meme kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 1’ini oluşturur.

Genetik mutasyonlar her zaman gerekli değildir: BRCA1 ve BRCA2 gibi genetik mutasyonlar meme kanseri riskini artırır, ancak meme kanseri vakalarının sadece yüzde 5-10’u bu genetik mutasyonlarla bağlantılıdır.

Alkol tüketimi riski artırabilir: Günde bir kadeh alkol tüketimi bile meme kanseri riskini yüzde 7-10 oranında artırabilir, özellikle östrojen reseptörü pozitif kanser türlerinde.

Meme kanseri genç kadınlarda da görülebilir: Meme kanseri genellikle 50 yaş üstünde yaygın olsa da, 20’li ve 30’lu yaşlarda da ortaya çıkabilir. Genç kadınlarda genellikle daha agresif seyreder.

Egzersiz riski azaltabilir: Haftada 150 dakika orta düzeyde egzersiz yapmak, meme kanseri riskini %20’ye kadar azaltabilir. Fiziksel aktivite, östrojen seviyelerini dengeleyerek koruyucu bir etki sağlar.

Paylaşın

Sıcak Havalarda Egzersiz Yapmak İçin Altı İpucu

Sıcak havalarda egzersiz yapmak, dikkatli olunmaz ise sağlık için risk oluşturabilir. Yüksek sıcaklıklar ve nem seviyesi, susuzluğa, sıcak bitkinliğine ve hatta sıcak çarpmasına neden olabilir.

Haber Merkezi / İşte sıcak havalarda egzersizleri güvenli bir şekilde yapmaya ve egzersiz planından en iyi şekilde yararlanmaya yardımcı olacak altı temel ipucu.

Erken veya geç saatleri: Egzersiz için günün en serin saatleri olan sabah veya havanın serinlemeye başladığı akşam saatleri tercih edilmeli.

Bol su: Egzersiz öncesi, sırası ve sonrası yeterince su tüketilmeli. Dehidrasyonu önlemek için her 15 – 20 dakikada bir küçük yudum su alınmalı.

Hafif ve nefes alan kıyafetler: Açık renkli, gevşek ve nem emici spor kıyafetleri tercih edilmeli. Şapka veya güneş gözlüğü de kullanılabilir.

Gölgeli alanlar: Mümkünse ağaçlık alanlarda veya gölgeli parkurlarda egzersiz yapılmalı. Direkt güneş ışığından kaçınılmalı.

Vücut reaksiyonları: Yorgunluk, baş dönmesi veya aşırı terleme gibi belirtiler hissedilirse hemen durulmalı ve serin bir yere geçilmeli.

Güneş kremi: Cildi korumak için suya dayanıklı, en az SPF 30 içeren güneş kremi düzenli olarak kullanılmalı.

Paylaşın

Her Yudumda Böbreklere Zarar Veren Beş İçecek

Böbrekler vücudun sessiz işçileridir. Bu organlar, atıkları filtreler, sıvıları dengeler ve temel mineralleri kontrol altında tutar. Çoğu zaman, farkında olmadan bu organların sağlıkları tehlikeye atılır.

Haber Merkezi / Örneğin bazı içecekler zararsız hatta ferahlatıcı gibi görünürler, ancak bu içecekler faydadan çok zarar verirler. İşte her yudumda böbreklere zarar veren içecekler:

Koyu renkli gazlı içecekler: Bu içecekler, onlara o keskin tadı veren fosforik asitle doludur. Araştırmalar, yüksek fosforik asit alımını böbrek hasarı ve böbrek taşı riskinin artmasıyla ilişkilendirmiştir.

Hazır meyve içecekleri: Hazır satın alınan meyve içecekleri çok az gerçek meyve içerir.Hazır meyve içecekleri şekerler, koruyucu maddeler ve yapay tatlandırıcılarla doludur. Bu yüksek şeker içeriği insülin artışlarına, yüksek tansiyona ve sonunda kronik böbrek sorunlarına katkıda bulunur.

Alkol: Ara sıra az miktarda alkol almak zarar vermese de, düzenli alkol alımı böbreklerin daha fazla çalışmasını sağlar. Düzenli alkol alımı böbrek yetmezliğinin önde gelen nedenlerinden biridir.

Enerji içecekleri: Enerji içecekleri uyanıklık ve dayanıklılık vaat ediyor, ancak bu kutuların içindekiler farklı bir hikaye anlatıyor. Enerji içeceklerindeki yüksek miktarda kafein, eklenmiş şekerler ve sentetik vitaminler böbrekleri aşırı uyarır.

Spor içecekleri: Spor içecekleri, sodyum, şeker ve yapay renklerle doludurlar; bunların hepsi düzenli olarak tüketildiğinde böbreklere zarar verebilir.

Böbrek dostu içecekleri seçmek neden önemlidir?

Böbrekler çok fazla şey istemez, sadece temiz hidrasyon, dengeli bir yaşam tarzı ve toksinlere düşük maruziyet. Sağlıklı içecekler iltihaplanma riskini azaltır, atıkların atılmasına yardımcı olur ve elektrolit dengesini korur.

Doğru içecekler ne zaman tüketilmeli?

Sabahın erken saatleri, yemeklerden önce, limonlu su veya bitkisel infüzyonlar gibi detoks içeceklerini tüketmek için en iyi zamanlardır.

Gün boyu, yudum yudum su içmek böbrekleri zorlamadan vücudun susuz kalmamasını sağlar.

Paylaşın

Bebeklerde Uyku Düzeni: Hangisi Normal Hangisi Değil?

Bebeklerin uyku düzeni ebeveynler için kafa karıştırıcı olabilir. Bebekler ilk aylarının çoğunu uyku halinde geçirirler, ancak uyku döngüleri yetişkinlerden çok farklıdır.

Haber Merkezi / Yeni doğan bebekler günde 14 ila 17 saat uyurlar, gece ve gündüz kavramları yoktur ve uyku düzenlerini sık sık değiştirirler.

Bebekler, 4 – 6 aylıkken, geceleri daha uzun süre (yaklaşık 6 – 8 saat) uyumaya başlarlar ve gündüzleri birkaç kez kestirirler. 1 yaşındayken, çoğu bebeğin her gün 12 ila 14 saat uykuya ihtiyacı vardır.

Yeni doğan bebeklerin uyku döngüsü yaklaşık 50 – 60 dakika sürer, bu nedenle daha sık uyanırlar ve uyku sürelerinin yaklaşık yarısını beyin gelişimi için gerekli olan REM (hızlı göz hareketi) uykusunda geçirirler.

Uyku gerilemeleri çeşitli aşamalarda yaygındır (genellikle 4. ayda, 8. ayda ve 12. ayda). Bu gerilemeler, genellikle gelişimsel dönüm noktaları veya diş çıkarma nedeniyle oluşan geçici uyku kesintilerini içerir.

Ebeveyn olarak aşırı uyuşukluk, nefes almada veya beslenmede zorluk gibi anormal belirtiler fark ederseniz, bir çocuk doktoruna danışmanız önerilir.

Sağlıklı bir uyku düzeni oluşturmak için ipuçları:

Uyku vakti rutini oluşturun: Bebeğinizin gevşemesine yardımcı olmak için sakinleştirici ve öngörülebilir bir uyku vakti rutini geliştirin.

Uykuya elverişli bir ortam yaratın: Odanın karanlık, sessiz ve rahat bir sıcaklıkta olduğundan emin olun.

Uykululuk işaretlerini izleyin: Bebeğinizin esnemesi veya gözlerini ovuşturması gibi uykululuk işaretlerine dikkat edin.

Aşırı uyarılmadan kaçının: Yatmadan önce yüksek sesle müzik çalmak veya bebeğinizi parlak ışıklara maruz bırakmak gibi aşırı uyarılmalardan kaçının.

Paylaşın

“SkinnyTok” Nedir? Tehlikeli TikTok Trendi

“SkinnyTok” adı verilen yeni bir trend ortaya çıktı: “Skinny” ve “TikTok” kelimelerinin birleşiminden oluşan bu terim, genellikle kadınlara kilo verme ipuçları sunan videoları ifade ediyor.

Haber Merkezi / Bu sözde “ipuçları”, yalnızca sürdürülemez değil, aynı zamanda düzensiz beslenmeye tehlikeli derecede yakın olan davranışları da teşvik ediyor.

SkinnyTok’taki en çok paylaşılan sloganlardan bazıları şunlar: “Karnın guruldadığında, seni alkışladığını hayal et.” “Küçük olmak istiyorsan, küçük ye. Büyük olmak istiyorsan, büyük ye.” “Ödül almaya ihtiyacın yok. Sen bir köpek değilsin.”

Uzmanlar ne diyor?

SkinnyTok, uzmanlar tarafından ciddi şekilde eleştirilmektedir. Bu trendin özellikle gençler üzerinde uzun vadeli zararlar oluşturabileceğini vurgulayan uzmanlar, konuya ilişkin uyarılarını beş madde altında sıralıyorlar:

Yeme bozuklukları Riski: Aşırı zayıflığı teşvik eden içerikler, anoreksi, bulimia gibi yeme bozukluklarını tetikleyebilir.

Beden algısı bozukluğu: Gençlerde gerçekçi olmayan beden idealleri oluşturur, özsaygıyı ve özgüveni olumsuz etkileyebilir.

Sağlıksız beslenme alışkanlıkları: Düşük kalorili veya dengesiz diyet önerileri, besin eksikliklerine ve metabolik sorunlara yol açabilir.

Psikolojik etkiler: Sürekli zayıflık baskısı, kaygı, depresyon ve sosyal izolasyonu artırabilir.

Fiziksel sağlık sorunları: Aşırı kilo verme, kalp sorunları, hormonal dengesizlikler ve bağışıklık sistemi zayıflığı gibi riskler doğurabilir.

Önleme:

Uzmanlar, “SkinnyTok” gibi zararlı trendlerin etkisini önlemek için ise şu adımların atılabileceğini söylüyorlar:

Medya okuryazarlığı eğitimi: Gençlere sosyal medya içeriklerini eleştirel bir şekilde değerlendirmesi öğretilebilir.

Sağlıklı beden algısı teşviki: Sağlıklı yaşam tarzı ve pozitif beden algısı üzerine eğitimler düzenlenebilir.

Ebeveyn ve eğitimci farkındalığı: Ebeveynler ve öğretmenler, zararlı içeriklere karşı rehber olabilir.

Platform düzenlemeleri: TikTok gibi platformlar, yeme bozukluklarını teşvik eden içerikleri kaldırabilir; sağlıklı içeriklere öncelik verebilir.

Profesyonel destek: Yeme bozukluğu belirtileri gösteren bireyler psikolog veya diyetisyen desteği alabilir.

Sağlıklı rol modeller: Zayıflığı değil, sağlıklı yaşamı yücelten içeriklerin öne çıkarılması teşvik edilebilir.

Paylaşın

Kan Grubuna Göre Hangi Yiyeceklerden Uzak Durulmalı?

Muhtemelen hepiniz kendinize şu soruyu sormuşsunuzdur: “Herkes aynı şekilde mi beslenmeli?” veya “Bir gıdanın sağlıklı olarak tanımlanması, herkesin onu tüketmesi gerektiği anlamına mı gelir?” Peki ya kan grubu?

Haber Merkezi / Kan grubuna göre beslenme, Dr. Peter D’Adamo’nun 1996’da yayımladığı ve kan gruplarının evrimsel kökenlerine dayanarak beslenme önerileri sunduğu “Eat Right 4 Your Type” kitabıyla popülerleşen bir beslenme yaklaşımıdır.

Bu beslenme yaklaşımındaki temel fikir, her kan grubunun (A, B, AB, 0) genetik özelliklere bağlı olarak belirli yiyeceklere daha iyi tepki verdiği ve bazı yiyeceklerin ise sindirim, bağışıklık veya metabolik sorunlara yol açabileceği yönündedir.

İşte kan gruplarına göre beslenme önerileri:

0 Grubu: D’Adamo’ya göre 0 grubu, insanlığın en eski kan grubu olup avcı – toplayıcı atalara dayanır. Bu nedenle yüksek proteinli bir beslenme bu grup için uygundur.

Önerilenler:

Protein: Kırmızı et (sığır, kuzu), balık (somon, morina), kümes hayvanları.
Sebze: Brokoli, ıspanak, kara lahana gibi yeşil yapraklılar.
Yağlar: Zeytinyağı, keten tohumu yağı.
Meyve: Erik, incir, kiraz gibi alkali meyveler.

Uzak durulması gerekenler:

Tahıllar: Buğday, mısır, yulaf (gluten hassasiyeti iddia edilir).
Baklagiller: Mercimek, fasulye (sindirimde zorluk yaratabilir).
Süt ürünleri: Süt, peynir (çoğu 0 grubu bireyin laktozu sindiremediği öne sürülür).
Diğer: Kahve, alkol, işlenmiş gıdalar.

A Grubu: A grubu, tarım toplumlarının ortaya çıkmasıyla ilişkilendirilir. Vejetaryen bir yaşam tarzına daha uygun olduğu düşünülür.

Önerilenler:

Sebze: Brokoli, havuç, ıspanak, kabak.
Meyve: Yaban mersini, limon, greyfurt, ananas.
Tahıllar: Karabuğday, kinoa, yulaf.
Baklagiller: Mercimek, soya fasulyesi, siyah fasulye.
Protein: Soya ürünleri, az miktarda balık (somon, sardalya).

Uzak durulması gerekenler:

Et: Kırmızı et, tavuk (sindirimde ağır geldiği iddia edilir).
Süt ürünleri: Yoğurt, peynir (bağışıklık sistemini zayıflatabilir).
Sebzeler: Patates, domates, biber (lektin içeriği nedeniyle sakıncalı bulunur).
Diğer: İşlenmiş karbonhidratlar, şeker.

B Grubu: B grubu, göçebe topluluklarla bağdaştırılır ve hem bitkisel hem hayvansal gıdalara uyum sağladığı düşünülür.

Önerilenler:

Protein: Kuzu, tavşan, balık (morina, alabalık), yumurta.
Süt ürünleri: Yoğurt, kefir, az yağlı peynir (B grubu laktozu iyi sindirir).
Sebze: Brokoli, pancar, havuç.
Tahıllar: Yulaf, kinoa, pirinç.

Uzak durulması gerekenler:

Et: Tavuk, domuz eti (lektinlerin bağışıklık sistemini etkilediği öne sürülür).
Tahıllar: Mısır, buğday, çavdar.
Baklagiller: Mercimek, nohut.
Diğer: Yer fıstığı, susam, ayçiçeği tohumu.

AB Grubu: En yeni kan grubu olarak kabul edilir ve A ile B’nin özelliklerini birleştirir.

Önerilenler:

Protein: Deniz ürünleri (somon, sardalya), hindi, tofu.
Süt ürünleri: Yoğurt, kefir, az yağlı peynir.
Sebze: Brokoli, ıspanak, kereviz.
Meyve: Üzüm, kiraz, kivi.
Tahıllar: Pirinç, kinoa, yulaf.

Uzak durulması gerekenler:

Et: Kırmızı et, tavuk (sindirimde zorluk yaratabilir).
Baklagiller: Siyah fasulye, barbunya.
Diğer: Mısır, kafein, alkol.

Kan grubuna göre beslenme, ilginç bir görüş olsa da bilimsel olarak kesin bir doğruluğu yok. Yine de bazı kişiler için yapılandırılmış bir beslenme rehberi sunduğu için motive edici olabilir.

Örneğin, 0 grubu için düşük karbonhidratlı diyet veya A grubu için bitkisel ağırlıklı beslenme, genel sağlık trendleriyle uyumludur ve fayda sağlayabilir. Ancak bu diyeti körü körüne takip etmek yerine, kendi ihtiyaçlarınızı ve sağlık hedeflerinizi göz önünde bulundurmanız önemlidir.

Paylaşın

Dört Günlük Kayısı Diyeti Harikalar Yaratıyor

Kayısı, B3 ve B5 vitaminleri, folik asit, C vitamini, E vitamini (alfa tokoferol) ve K vitamini açısından harika bir kaynaktır ve sadece üç kayısıda bulunan karoten, günlük A vitamini ihtiyacının yarısını karşılar.

Haber Merkezi / Kayısı ayrıca, yüksek miktarda potasyum, demir, bakır ve magnezyum mineralleri içerir. Kayısı, potasyum içeriği sayesinde kalp – damar sistemini destekleyen değerli bir besindir. Kayısı, içerdiği demir sayesinde kansızlığa iyi gelir. Kayısı ayrıca, damarları güçlendirir ve göz sağlığına da yardımcı olur.

Eğer bu büyülü meyveyi bugüne kadar ihmal ettiyseniz, onu menünüze eklemenin zamanı geldi. Kayısı diyeti, kayısı tüketimine odaklanan, genellikle kısa süreli bir detoks veya kilo verme diyeti olarak kullanılan bir beslenme planıdır.

Kayısı diyeti, çoğunlukla 3-7 gün gibi kısa sürelerde uygulanır ve hızlı kilo kaybını hedefler.

Diyet sırasında günlük belirli miktarda taze veya kuru kayısı tüketilir ve günlük kalori alımı genellikle 1000 kalorinin altında tutulur.

Kayısının lif içeriği sayesinde sindirimi düzenlediği ve toksin atımına yardımcı olduğu düşünülür.

Örnek menü (4 günlük versiyon):

Kahvaltı: 3-4 taze kayısı, şekersiz bitki çayı veya su.
Ara öğün: 1-2 kayısı veya bir avuç kuru kayısı.
Öğle: Yarım kilo taze kayısı, az yağlı yoğurt veya salata.
Akşam: Kayısı, haşlanmış sebzeler veya bir parça ızgara tavuk.

Diyet sırasında bol su ve bitki çayı tüketimi önerilirken, şekerli gıdalar, işlenmiş karbonhidratlar ve yağlı yiyecekler kesinlikle yasaktır.

Kayısı diyetinin avantajları:

Kayısı, A vitamini, C vitamini, potasyum ve lif açısından zengindir; sindirimi destekler ve tokluk hissi sağlar.
Kısa sürede su kaybı ve şişkinlik azalmasıyla hızlı kilo kaybı görülebilir.
Basit ve uygulaması kolaydır.

Kayısı diyetinin dezavantajları:

Tek tip beslenmeye dayalı olduğu için besin eksikliklerine yol açabilir (özellikle protein ve sağlıklı yağlar eksik kalabilir).
Hızlı kilo kaybı genellikle su ve kas kaybından kaynaklanır, yağ kaybı sınırlıdır.
Uzun süre uygulanması metabolizmayı yavaşlatabilir ve sağlık sorunlarına neden olabilir.
Kuru kayısı fazla tüketilirse şeker içeriği nedeniyle kalori alımı artabilir.
Şeker hastaları veya sindirim sorunları olanlar için uygun olmayabilir.

Uyarı: Kayısı diyeti, sürdürülebilir bir beslenme planı değildir ve uzun süre uygulanmamalıdır. Herhangi bir sağlık sorununuz varsa (özellikle diyabet veya böbrek sorunları), diyete başlamadan önce doktora veya diyetisyene danışın.

Paylaşın

Greyfurt Uyurken Kilo Vermenizi Sağlar

Greyfurtun uyurken bile yağ yakan bir meyve olduğunu ve her zaman, her yerde tüketilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, karmaşık beslenme planları yerine beslenmede tek bir malzemeye, yani greyfurta odaklanmayı öneriyor.

Haber Merkezi / 1970’lerde popülerleşen ve halen popülerliğini koruyan greyfurt diyeti, kısa süreli bir zayıflama diyetidir. Diyet, düşük kalorili bir beslenme planını greyfurtun metabolizmayı hızlandırıcı ve yağ yakıcı özelliğiyle birleştirir.

Greyfurt diyeti, genellikle 10 – 12 gün sürer ve diyet sırasında günlük kalori alımı 800 – 1000 kalori civarında tutulur.

Diyet döneminin her öğününde greyfurt veya greyfurt suyu tüketilir (genellikle yarım greyfurt veya bir bardak şekersiz greyfurt suyu).

Karbonhidrat (ekmek, makarna, şeker gibi) alımının oldukça sınırlı olduğun greyfurt diyetinde, yumurta, et, balık gibi protein kaynakları ön plandadır.

Diyette, kahvaltı, öğle ve akşam yemekleri düşük kalorili olacak şekilde planlanır.

Örnek menü:

Kahvaltı: Yarım greyfurt, 2 haşlanmış yumurta, şekersiz kahve veya çay.
Öğle: Yarım greyfurt, ızgara tavuk veya balık, yeşil salata (az yağlı sosla).
Akşam: Yarım greyfurt, kırmızı et veya balık, buharda pişmiş sebzeler.

Greyfurt diyetinin avantajları:

Hızlı kilo verme sağlayabilir (çoğunlukla su kaybı ve düşük kalori alımı nedeniyle).
Greyfurt, C vitamini ve lif açısından zengindir, tokluk hissi verebilir.

Greyfurt diyetinin dezavantajları:

Çok düşük kalorili olduğu için sürdürülebilir değildir ve kas kaybına yol açabilir.
Bilimsel olarak greyfurtun yağ yakıcı etkisi kanıtlanmamıştır; kilo verme daha çok kalori açığından kaynaklanır.
Uzun süre uygulanması besin eksikliklerine neden olabilir.
Bazı ilaçlarla (ör. kolesterol ilaçları) greyfurt etkileşime girebilir, bu yüzden doktor onayı gereklidir.

Uyarı: Greyfurt diyeti, kısa süreli bir çözüm olabilir ancak sağlıklı ve dengeli bir beslenme planı değildir. Uzun süreli kilo kontrolü için diyetisyenle çalışmak daha etkilidir. Herhangi bir sağlık sorununuz varsa, diyete başlamadan önce doktorunuza danışın.

Paylaşın