Menopoz nedir, ne zaman başlar? Detaylar

Menopoz, bir kadının arka arkaya 12 ay içinde adet görmediğinde ve artık doğal yollarla hamile kalamadığında ortaya çıkan durumdur. Genellikle 45-55 yaşları arasında başlar ancak bu yaş aralığından önce veya sonrada gelişebilir.

Menopoz, rahatsız edici bazı semptomlara neden olabilir . Çoğu kadın için menopoz için tıbbi tedaviye gerek yoktur. Menopoz hakkında bilmeniz gerekenleri öğrenmek için okumaya devam edin.

Menopoz neden oluşur?

Menopoz, yumurtalıklar yaşlandıkça ortaya çıkan ve daha az üreme hormonu üreten doğal bir süreçtir. Vücut, daha düşük seviyelere yanıt olarak birkaç değişikliğe uğramaya başlar:

  • Estrojen
  • Progesteron
  • Testosteron
  • Folikül uyarıcı hormon (FSH)
  • Luteinize edici hormon (LH)

En dikkat çekici değişikliklerden biri, aktif yumurtalık foliküllerinin kaybıdır. Yumurtalık folikülleri, yumurtalık duvarından yumurta üreten ve salgılayan, adet görmeye ve doğurganlığa izin veren yapılardır.

Çoğu kadın, akış ağırlaştıkça ve uzadıkça adet sıklığının daha az tutarlı hale geldiğini fark eder. Bu genellikle 40’ların ortalarından sonlarına kadar bir noktada ortaya çıkar. 52 yaşına gelindiğinde çoğu kadın menopoza girmiştir.

Bazı durumlarda menopoz, yumurtalıkların ve ilgili pelvik yapıların yaralanması veya cerrahi olarak çıkarılmasından kaynaklanır veya buna neden olur.

Menopozun yaygın nedenleri arasında şunlar bulunur:

  • Bilateral ooferektomi veya yumurtalıkların cerrahi olarak çıkarılması
  • Östrojen reseptörü pozitif tümörü olan kadınlarda hormon tedavisi, cerrahi veya radyoterapi teknikleriyle yapılabilen yumurtalık ablasyonu veya yumurtalık fonksiyonunun kapatılması
  • Pelvik radyasyon
  • Yumurtalıklara ciddi hasar veren veya tahrip eden pelvik yaralanmalar

Menopozun belirtileri nelerdir?

Her kadının menopoz deneyimi farklıdır. Menopoz aniden ortaya çıktığında semptomlar genellikle daha şiddetlidir. Kanser veya histerektomi gibi yumurtalık sağlığını etkileyen koşullar veya sigara içmek gibi belirli yaşam tarzı seçimleri semptomların şiddetini ve süresini artırma eğilimindedir.

Adet değişikliklerinin yanı sıra, perimenopoz, menopoz ve menopoz sonrası semptomlar genellikle aynıdır. Perimenopozun en yaygın erken belirtileri şunlardır:

  • Daha az sıklıkta adet görme
  • Normalde yaşadığınızdan daha ağır veya daha hafif dönemler
  • Sıcak basmalar , gece terlemeleri ve kızarma dahil vazomotor semptomlar
  • Kadınların tahmini yüzde 75’i menopozla birlikte sıcak basması yaşıyor

Menopozun diğer yaygın semptomları şunlardır;

  • Uykusuzluk hastalığı
  • Vajinal kuruluk
  • Kilo almak
  • Depresyon
  • Kaygı
  • Konsantrasyon zorluğu
  • Hafıza problemleri
  • Azalmış libido veya cinsel dürtü
  • Kuru cilt , ağız ve gözler
  • Artan idrara çıkma
  • Ağrılı veya hassas göğüsler
  • Baş ağrısı
  • Kalp atışı
  • İdrar yolu enfeksiyonları (İYE)
  • Azaltılmış kas kütlesi
  • Ağrılı veya sert eklemler
  • Azaltılmış kemik kütlesi
  • Daha az dolu göğüsler
  • Saç incelmesi veya dökülmesi
  • Yüz, boyun, göğüs ve üst sırt gibi vücudun diğer bölgelerinde artan kıllanma

Komplikasyonları;

  • Vulvovajinal atrofi
  • Disparoni veya ağrılı ilişki
  • Daha yavaş metabolik fonksiyon
  • Osteoporoz veya azaltılmış kütle ve kuvvete sahip daha zayıf kemikler
  • Ruh hali veya ani duygusal değişiklikler
  • Katarakt
  • Periodontal hastalık
  • İdrar kaçırma
  • Kalp veya kan damarı hastalığı

Menopoz tanısı nasıl koyulur?

Kişide menopoz belirtileri görülmesi durumunda hekime giderek muayene olması gerekir. Hekim, öncelikle hastanın öyküsünü dinler ve âdetin üçüncü gününde, kan düzeyindeki LH ve FSH hormonlarının ölçülmesi için laboratuvar testi yapılmasını ister. Âdet düzensizliği olan kadınlarda FSH düzeyi, 40 pg/ml ve üzerinde bir değerdeyse kişiye menopoz tanısı koyulur. FSH düzeyinin 25 ila 39 pg/ml aralığında olması, kişinin premenopoz döneminde olduğunu gösterir. Hekim âdet düzensizliğine neden olan farklı bir hastalığın araştırılması için ek tetkikler isteyebilir.

Menopoz tedavi yöntemleri nelerdir?

Menopoz, doğal bir süreç olduğundan tedavi edilmez. Ancak kişinin hayat kalitesini arttırmaya yönelik pek çok farklı tedavi seçeneği bulunur. Hormon replasman tedavisi (GRT) bunlardan biridir. Postmenopozal hormon tedavisi (PHT) olarak da bilinen bu tedavi yönteminde kişiye, östrojen ya da östrojen ve progesteron kombinasyonlarından oluşan ilaçlar verilir. Osteoporoz ve kalp damar hastalıklarının önlenmesinde etkili olan bu yöntem sayesinde vajinal kuruluk, gece terlemeleri ve sıcak basması gibi menopoz döneminde yaygın görülen belirtiler de azaltır.

Hangi hastalarda tedaviye başlamak gerekir?

Diğer açılardan sağlıklı, 60 yaşından genç, menopoza yeni girmiş ya da menopozun üzerinden 5 yıldan fazla zaman geçmemiş hastalarda menopoz şikayetlerinin tedavisinde hormon tedavisi en iyi seçenektir. Temelde 3 hasta grubuna tedavinin mutlaka başlanması gerekir: Hastanın şikayetleri yaşam kalitesini bozuyor, günlük aktivitelerini kısıtlıyorsa.. Şikayeti olmasa bile 45 yaşından önce menopoza girmişse… Menopoza bağlı ürogenitalatrofi olarak adlandırılan vajende incelme, buna bağlı kuruluk, idrarda yanma, sık idrar yolu enfeksiyonu varsa başlanması gerekir. Tedaviye mümkün olan en düşük dozla başlanır, şikayetler devam ederse doz artırılır.

Tedavinin sakıncaları nelerdir?

Meme ya da dölyatağı kanseri gibi hormon bağımlı kanseri olanlarda, 60 yaş üstündeki hastalarda, menopozun üzerinden 10 yıldan fazla zaman geçmiş hastalarda hormon tedavisine kesinlikle başlanmaz.

Menopozda cinsel yaşam;

Menopozla birlikte cinsel yaşam sona ermez. Östrojen azlığı nedeni ile cinsel organlarda küçülme olur. Buna bağlı olarak cinsel ilişki esnasında ağrı hissedilebilir. Ağrıyı azaltmak için yağlar kullanılır.

Menopozda beslenme nasıl olmalıdır?

  • Östrojen yetmezliğine bağlı olarak metabolizma hızı yavaşlar ve hızlı kilo alımı başlar
  • Osteoporozdan korunmak için günlük 1500 mg kalsiyum alınmalıdır
  • E vitamini sıcak basmalarını ve halsizliği önleyebilir
  • D vitamini normal düzeyde tutulmalıdır
  • Tuz alımı kısıtlanmalıdır
  • Menopoz döneminde düzenli egzersiz yapılması önemlidir

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

 

Paylaşın

Menenjit nedir? Nedenleri, Belirtileri, Tedavisi

Bebeklerde, çocuklarda ve genç erişkinlerde sık görülen Menenjit, beyin ve omuriliği çevreleyen zarların iltihaplanması durumudur. Acil tıbbi müdahale gerektiren bir hastalık olan menenjitin en sık nedeni virüslerdir. Bununla beraber, bakteriler, mantarlar veya parazitler de menenjite sebep olabilir.

Çocukluk çağında yapılan karma aşılar menenjite neden olan birçok bakteriye karşı koruyuculuk sağlamaktadır.  Fakat, ebeveynlerin hastalığın belirtilerini dikkate alması, tedavinin vakit kaybetmeden başlaması ve hastalığın zarar bırakmaması açısından oldukça önemlidir.

Menenjit nasıl bulaşır?

Menenjit genellikle kış ve ilkbahar aylarında, salgınlar şeklinde görülüyor. Bakteriyel menenjite neden olan etmenler genellikle insanların burun ve boğaz mukozalarında bulunuyor. Ancak her zaman hastalığa neden olmuyor. Bağışıklığın düşük olduğu zamanlarda hastalık görülüyor. Geçiş şekli insandan insana solunum yolu sekresyonları, öksürük ve hapşırmayla etrafa dağılan sıvı partikülleri yoluyla oluyor. Kreş, yurt, gündüz bakım evi, askeri kışlalar, hac, umre gibi kalabalık ortamlarda bulaşma ve taşıyıcılık olasılığı artıyor.

Kimler risk altında?

Menenjit her yaşta görülmekle beraber, özellikle beş yaş altındaki çocuklarda daha sık rastlanıyor. İki yaş altındaki çocuklarda ise mikroplara özgü bağışıklık sistemi tam gelişmediğinden dolayı ölüm oranı yüksek oluyor.

Nedenleri;

Menenjitin en yaygın nedenleri viral ve bakteriyel enfeksiyonlardır. Diğer olası nedenler ise şunlardır;

  • Kanser
  • Kimyasal tahriş
  • Mantarlar
  • İlaç alerjileri

Menenjitin belirtileri nelerdir?

Viral ve bakteriyel menenjit semptomları başlangıçta benzer olabilir. Bununla birlikte, bakteriyel menenjit semptomları genellikle daha şiddetlidir. Belirtiler yaşınıza bağlı olarak değişebilir…

Viral menenjit semptomları;

  • İştah azalması
  • Sinirlilik
  • Uykululuk
  • Letarji
  • Ateş

Yetişkinlerde viral menenjit şunlara neden olabilir:

  • Baş ağrısı
  • Ateş
  • Boyun tutulması
  • Nöbetler
  • Parlak ışığa duyarlılık
  • Uykululuk
  • Letarji
  • Bulantı ve kusma
  • İştah azalması

Bakteriyel menenjit semptomları;

  • Bozulmuş zihinsel durum
  • Mide bulantısı
  • Kusma
  • Işığa duyarlılık
  • Sinirlilik
  • Baş ağrısı
  • Ateş
  • Titreme
  • Boyun tutulması
  • Morluklara benzeyen mor cilt alanları
  • Uykululuk
  • Lletarji

Bu semptomlarla karşılaşırsanız derhal tıbbi yardım isteyin. Bakteriyel ve viral menenjit ölümcül olabilir. Sadece nasıl hissettiğinizi değerlendirerek bakteriyel mi yoksa viral mi menenjitiniz olduğunu bilmenin bir yolu yok. Hangi türe sahip olduğunuzu belirlemek için doktorunuzun testler yapması gerekecektir.

Mantar menenjit semptomları;

  • Mide bulantısı
  • Kusma
  • Işığa duyarlılık
  • Ateş
  • Baş ağrısı
  • Kafa karışıklığı veya yönelim bozukluğu

Her menenjit türünün bazı ayırt edici semptomları vardır. Bunlar hakkında daha fazla bilgi edinin, böylece her bir menenjit türü arasındaki farkları anlayabilirsiniz.

Tanısı;

Doktor tarafından önce fizik muayene yapılır. Ense sertliği, eklemlerin esnekliği ve ciltte döküntü olup olmadığı kontrol edilir.

  • Kan testi; Kanda enkesiyon belirteçleri ile bakteri ve virüs varlığı araştırılır. Lomber ponksiyon: Belden yapılan bu işlemde bel omurları arasından bir iğne yardımıyla beyin-omurilik sıvısı alınarak bakteri ve virüs varlığı araştırılır
  • Bilgisayarlı tomografi; Beyinde herhangi bir anatomik değişiklik olup olmadığı kontrol edilir

Menenjit nasıl tedavi edilir?

Tedaviniz menenjitinizin nedenine göre belirlenir. Bakteriyel menenjit acil hastaneye yatış gerektirir. Erken teşhis ve tedavi beyin hasarını ve ölümü önleyecektir. Bakteriyel menenjit intravenöz antibiyotiklerle tedavi edilir. Bakteriyel menenjit için spesifik bir antibiyotik yok. İlgili bakteriye bağlıdır.

Mantar menenjiti, antifungal ajanlarla tedavi edilir. Parazitik menenjit, sadece semptomları tedavi etmeyi veya enfeksiyonu doğrudan tedavi etmeye çalışmayı içerebilir. Sebebe bağlı olarak, bu tip antibiyotik tedavisi olmadan iyileşebilir. Ancak kötüleşirse, doktorunuz enfeksiyonu kendisi tedavi etmeye çalışabilir.

Viral menenjit kendi kendine düzelebilir, ancak viral menenjitin bazı nedenleri intravenöz antiviral ilaçlarla tedavi edilecektir.

Menenjiti önlemek mümkün mü?

Hijyen kurallarına uymak, sık sık elleri yıkamak tehlikeli mikropların vücudumuza ulaşmasına engel olacaktır. Bu konuda, çocuklarımıza örnek olmalı, küçük yaşta iyi alışkanlıklar kazandırmalıyız.

Özellikle çocuklarda önemli menenjit etkenleri olan H.influenza ve Pnömokok adlı bakterilerden aşıyla korunmak mümkündür. Anne sütü almanın, pekçok başka faydaları yanında, bebekleri menenjitten de koruduğu gösterilmiştir.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

 

Paylaşın

Meme rekonstrüksiyonu (onarımı) nedir? Detaylar

Günümüzde plastik cerrahinin en başarılı ameliyatlarından birisi olan Meme Rekonstrüksiyonu (Onarımı), tümör veya başka bir hastalık nedeniyle memenin alınması sonrası yapılan işlemdir. Ülkemizde henüz bu sistem tam oturmadığı ve hastalar tam bilgilendirilmeği için birazda sosyo-ekonomik nedenlerle kanser ameliyatından sonra hastalar memesiz kalarak organ kaybı ve sakat kalma, yarım insan olma gibi psikolojik stresler yaşamaktadır.

Erken meme kanseri tespiti yapılan bir çok kadında artık memenin sadece kanserli kısmını içeren meme bölümü çıkarılarak memeyi büyük oranda korumak mümkün oluyor. Memesi büyük olan bayanlarda memenin rekonstrüksiyonu bu durumdan dolayı gerekmiyor. Kalan meme yeterli meme dokusu sağlıyor. Memesi  çok küçük olan bayanlarda ise bu işlem sonrası memenin yeniden yapılması ihtiyacı doğuyor.

Meme onarımı için uygun adaylar kimlerdir?

Pek çok meme kanseri hastası meme alındıktan hemen sonra meme onarımı için uygundur. Yani meme kanseri tespit edilen hemen hemen tüm hastalar meme alındığı anda hemen meme onarımı için adaydırlar.  Ancak bazı hastalar fazladan bir ameliyat olayı başlangıçta istemeyip yada genel cerrahların tavsiyesi ile beklemeyi ve ikinci bir seansta onarım istemektedir.

Ayrıca sağlık durumu bu ameliyatı kaldıramayacak hastalar, ileri derecede şişmanlığı olanlar,  yüksek tansiyonu olanlar ve sigara içenler sonradan onarım için bekletilebilir. Yine de memesi alınacak olan bu tip hastalar önceden psikolojik olarak  hazırlanıp bu onarımın ilerde de yapılabileceği konusunda bilgilendirilerek geleceğe daha pozitif bakmaları sağlanmalıdır.

Meme onarımı için doğru zamanlama nedir?

Kanser sebebiyle memesi alınan birçok kadına meme onarım operasyonu yapılabilir. Meme onarım operasyonu, meme alınırken (eş zamanlı) veya sonraki süreçte (geç onarım) olarak doktorun uygun gördüğü şekilde gerçekleştirilir.

  • Eş zamanlı meme onarımı; Genellikle erken evrede fark edilen meme kanserinde gerçekleştirilir. Eş zamanlı meme onarımı; meme derisi korunarak memesi alınan hastanın yaşaması muhtemel psikolojik sorunların en aza indirgenmesine yardımcı olur. Eş zamanlı meme onarımı genel cerrahların mastektomi yaptığı sırada, plastik cerrahlarında aynı anda operasyona girerek meme onarımı (rekonstrüksiyon) işlemini yapmasıdır
  • Geç zamanlı meme onarımı; Bazı durumlarda meme onarımı (rekonstrüksiyon) operasyonu için beklemek gerekebilir. Hastaların kanseri kabullenmesi, meme onarımı veya cerrahi başka bir işlem istememesi ya da doktorundan gelen tavsiye üzerine bir süre beklemesi gerekebilir. Geç zamanlı meme onarımı, mastektomi işleminin üzerinden belli bir süre geçtikten sonra (6 ay veya 10 yıl önce gibi) yapılan operasyonlara denir

Meme onarımında gözlenebilecek riskler nelerdir?

Tüm cerrahi operasyonlardan sonra gözlenebilecek; kanama, ödem/sıvı toplanması ya da anestezi sorunları riskleri meme rekonstrüksiyon ameliyatlarından sonra da gözlenebilir. Sigara içenlerde, yara iyileşmesi daha geç olabilir veya iz daha fazla ortaya çıkabilir. Eğer bir protez kullanılacaksa nadiren bir enfeksiyon gelişme riski olabilir. Bu tür durumlarda bazen, protezi çıkarıp aylar sonra tekrar koymak gerekebilmektedir.

Protez kullanımında en sık gözlenebilen sorun kapsül kontraktürüdür. Kapsül kantraktüründe; protezin etrafındaki yara dokusu protezi sıkıştırır bu da meme sertmiş hissini ortaya çıkarır. Kapsül kontraktürü tedavi edilebilmektedir. Meme rekonstrüksiyonun (onarımının) kanserin nüksü (tekrar etmesi) üzerine bir etkisi yoktur. Ayrıca radyoterapi ya da kemoterapiye engel olan bir durum oluşturmaz.

Nasıl Yapılır?

Cerrahi planlama;

Meme kanser tespit edilen hastalar meme alınması ameliyatı yapılmadan onarımı da planlamaya başlayabilirler.  İdeali memeyi alacak olan genel cerrah ile onarımı yapacak olan plastik cerrahın birlikte hareket ederek en iyi strateji ve tekniği belirlemeleridir. Hastanın sağlık durumu incelendikten sonra plastik cerrahlar ne tip bir ameliyat yapılacağını ve hangi tekniğin  daha uygun olacağını ve hedefleri açıklarlar .

Yeniden meme yapılması hastanın görünümünü daha iyi hale getireceği gibi kendine güvenini yeniden kazanmasını sağlayarak mutlu olmaları ve hastalığın tedavisi sırasında morallerinin daha yüksek olması sağlanmış olacaktır. Hasta ameliyat öncesi yapılan çeşitli testlerle ve tahlillerle incelenerek ameliyat engel bir durum olup olmadığı tespit edilir. Eğer gerekiyorsa sigara bıraktırılır ve aspirin gibi kanamayı artırıcı kullandığı bazı ilaçlar kesilir.

Ameliyat;

Meme onarımı birden fazla ameliyatın bir arada yapıldığı bir ameliyattır ve  mutlaka tam teşekküllü bir hastanede yapılması uygundur.  Yapılacak olan ameliyatın tipine göre hastanede 1-3 kadar kalmayı gerektirir. Genel anestezi uygulanır. Yeniden meme onarımı için pek çok cerrahi yöntem bulunmaktadır ve plastik cerrah hasta ile konuşarak hangisinin daha uygun olacağını birlikte kararlaştırır.

  • Cilt genişletme tekniği; En sık kullanılan yöntemdir. Birinci seansta hastanın meme alınan yerde kalan derisi ve kas altına yerleştirilen doku genişletici denilen özel bir balon ile 1-2 ay içinde yavaş yavaş şişirilerek genişletilir. Daha sonra cilt yeterince genişleyince ikinci seansta bu balon çıkarılarak yerine kalıcı silikon jelli veya tuzlu su içeren meme protezi yerleştirilir. Daha sonra da meme ucu yapılır. Bazı hastalar da genişletme gerekmez ve cerrah ilk seansta kalıcı meme protezini yerleştirir
  • Flap tekniği; Bu teknikte meme yapmak için protez yerine hastanın kendi vücudunun diğer bölümlerinden alınan dokuları kullanılır. Örneğin sırt, karın, veya kalçalar gibi. Mesela karının alt kısmından veya sırttan alınan deri yağ  ve kas dokusu göğüs bölgesine  aktarılarak ve yeniden şekillendirilerek yeni meme oluşturulur. Doku alınan yerler kapatılır. Daha sonra meme başı yapımı veya revizyonlar gibi ufak girişimler lokal anestezi ile yapılabilir. Diğer meme de eğer hasta isterse yeni yapılan meme ile uyumlu hale getirilir

Ameliyat sonrası;

Operasyon sonrasında doktor tarafından uygun görülen ilaçlar sayesinde ağrı büyük ölçüde engellenebilir. Operasyon sonrasında 2 veya 5 gün arasında değişen süre boyunca hastanede kalmak gerekebilir. Operasyon sırasında sıvıların birikmemesi için engelleyici olarak meme bölgesine yerleştirilen drenler, operasyon sonrası birkaç gün içerisinde alınırlar. Meme onarımı operasyonu sonrası günlük işlere dönmek, yapılan operasyona bağlı olarak değişebilir.

Doktorun da uygun görmesi durumunda genellikle 2 ila 4 hafta arasında hasta normal yaşantısına geri dönebilir. Protezle ile yapılan meme onarım operasyonlarında ise bu süre otojen dokularla yapılan meme onarımı operasyonuna göre daha kısa sürebilir. Memenin alınması ile memede oluşan duyu kaybı meme onarımı ameliyatlarından sonra tamamen normale dönmez, ancak zamanla bir kısım duyu geri kazanılır.

Operasyon sonrası izlerinin birçoğu zaman içinde azalabilir. Bu süre 1 ile 2 yıl arasında değişiklik gösterse de, izler tamamen kaybolmayacaktır. Yapılan meme onarım operasyonun kalitesi ne kadar yüksek olursa, hastanın izlere daha az aldırış ettiği görülür.

Meme onarımının dezavantajları nelerdir ?

  • Yeni yapılan meme kişinin tam hayalindeki gibi olmayabilir
  • Meme bölgesinde ve doku alımı yapılan bölgelerdeki izler rahatsız edici olabilir
  • Yeni yapılan memenin duyusu eski meme ile aynı olmaz biraz daha farklıdır. Hatta ilk zamanlarda bir miktar duyu azlığı olur
  • Yeni memenin şeklinin daha güzelleştirilmesi, meme başının yapılması gibi ek cerrahi girişimler gerekebilir
  • Bazen vücut dokularının meme yapımı için kullanıldığı hastalarda bu dokuların kaybı olabilir bu da yeni cerrahi girişimlerin yapılmasını gerektirir. Süreç uzayabilir

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Paylaşın

Mastoid kemik enfeksiyonu nedir? Tedavisi

İç kulağınızdaki en önemli yapılardan biri mastoid kemiktir. Kemik olarak adlandırılmasına rağmen, mastoid insan vücudundaki diğer kemiklerle ilişkili tipik yapıya sahip değildir. Hava keselerinden oluşmuştur ve çoğu kemik gibi katı ve sert olmaktan ziyade bir süngere benzer.

Mastoid , düzgün çalışması için östaki borusu dahil kulağın diğer kısımlarından hava almalıdır. Östaki borunuz orta kulağınızı boğazınızın arkasına bağlar. Orta kulağınızda bir enfeksiyon gelişir ve östaki borunuzu tıkarsa, daha sonra mastoid kemiğinizde enfeksiyona yol açabilir. Bu ciddi enfeksiyon, kafatasının mastoid kemik enfeksiyonu veya mastoidit olarak bilinir.

Mastoidite ne sebep olur?

Mastoiditin en yaygın nedeni, tedavi edilmeden bırakılan orta kulak enfeksiyonudur. Tedavi olmaksızın mastoid kemiğin keselerini istila ederek iç kulağınıza yayılabilir. Bu, mastoid kemiğin parçalanmaya başlamasına neden olabilir. Durum en çok çocuklarda görülmesine rağmen yetişkinlerde de görülebilir.

Mastoiditin belirtileri nelerdir?

Mastoidit semptomları kulak enfeksiyonuna benzer.

  • Etkilenen kulaktan drenaj
  • Kulak ağrısı
  • Ateş
  • Baş ağrısı
  • Etkilenen kulakta işitme kaybı
  • Etkilenen kulağın arkasında kızarıklık, şişlik ve hassasiyet

Bazı durumlarda mastoidit, beyin apsesinin gelişmesine veya kafatasını ilgilendiren diğer komplikasyonlara neden olabilir. Bu koşulların belirtileri arasında şiddetli baş ağrıları ve gözlerin arkasında şişlik bulunur. Bu şişlik papilödem olarak bilinir

Mastoidit nasıl teşhis edilir?

Kulak enfeksiyonu belirtileriniz varsa, doktorunuz enfeksiyonun mastoid kemiğinize yayılıp yayılmadığını belirlemek için kulaklarınızı inceleyecektir.

Mastoid kemiği iç kulağınızda bulunur ve enfeksiyon nedeniyle görünmeyebilir. Doktorunuz teşhisi doğrulamak için başka testler yapabilir. Bunlar şunları içerir:

  • Enfeksiyonun varlığını doğrulamak için bir beyaz kan hücresi sayımı
  • Kulağınızın ve başın CT taraması
  • Kulağınızın ve başınızın MRI taraması
  • Kafatasının röntgeni

Testler mastoidit teşhisini doğrularsa, doktorunuz ayrıca bir lomber ponksiyon veya spinal tapa da yapabilir . Bu test, doktorunuzun omurga kolonunuzda enfeksiyon olup olmadığını belirlemesine izin verecektir .

Mastoidit nasıl tedavi edilir?

Mastoidit, potansiyel olarak yaşamı tehdit eden bir durumdur. Şiddetli bir enfeksiyon için ilk tedavi hastaneye yatmayı içerebilir. Hastanedeyken kolunuzdaki bir damardan veya intravenöz olarak antibiyotik ilacı alacaksınız. Hastaneden ayrıldıktan sonra birkaç gün evde oral antibiyotik almanız gerekecektir.

Antibiyotik tedavisinden sonra enfeksiyon geçmezse ameliyat gerekebilir. Ameliyat, enfeksiyonu boşaltmak için mastoid kemiğinizin bir kısmını çıkarmayı içerebilir. Doktorların ayrıca enfeksiyonu başarılı bir şekilde tedavi etmek için orta kulağınızdaki enfekte sıvıyı boşaltması gerekebilir.

Mastoidit ile ilişkili komplikasyonlar;

Mastoidit tedavisi zor olabilir çünkü mastoid kemiği kulağınızın derinliklerinde bulunur. Tedavi etkili olmazsa veya enfeksiyon mastoide zarar vermeden tedavi edilmezse ciddi sağlık sorunları ortaya çıkabilir. Bu sağlık sorunları şunları içerir:

  • Baş dönmesi veya baş dönmesi
  • Yüz felci
  • İşitme kaybı
  • Menenjit , beyninizi ve omuriliğinizi kaplayan zarların bakteriyel enfeksiyonu
  • Epidural apse , beyninizin ve omuriliğinizin dışında bir irin koleksiyonu
  • Sepsis , enfeksiyonun vücudunuza yayılması

Mastoidit nasıl önlenebilir?

Tüm kulak enfeksiyonlarını etkili bir şekilde tedavi ederek mastoiditi önleyebilirsiniz. Derhal tıbbi yardım isteyin ve kulak enfeksiyonu geliştirirseniz doktorunuzun tavsiyelerine uyun. Bu, 7 ila 10 gün boyunca oral antibiyotik almayı içerebilir.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Paylaşın

Meme kanseri ile başedebilme önerileri!

Birçok nedenden dolayı, insanlar aynı kanser türü için aynı tedavi görseler bile aynı etkileri yaşamazlar. Her kanser tedavisi bireyin vücudunda ve duygu dünyasında değişikliklere neden olabilir. Kanser teşhisi konulduktan sonra teşhis konulan kişi, üzüntü, kaygı veya öfke gibi zor duygularla başa çıkmayı, stres seviyesini yönetmeye çalışır.

Yaşam biçiminizde yapacağınız bazı değişiklikler, hastalığınızın tedavisi sürecinde size çok yardımcı olacaktır. Tedavinin yaratacağı sıkıntıları aşabilmeniz için vücudunuzun güçlü olması gerekir. Bu hastalığa karşı savaşınızda size yardımcı olacak bağışıklık sisteminizi güçlendirmelisiniz.

Tedavi sırasında bile yaşamın tadını çıkarmak ve duygusal olarak güçlü olmak için çaba harcamalısınız. Günlük yaşamınızda daha sağlıklı tercihler yaparak gelişebilecek diğer sağlık sorunlarını engellemelisiniz. Unutmamalısınız ki yandaş hastalıklar tedavinizi daha karmaşık hale getirecektir.

Genel Öneriler:

  • Mümkün olduğunca östrojenden uzak durun
  • Alkol tüketiminizi azaltın
  • Sigarayı bırakın
  • Enfeksiyon riskinizi azaltın
  • Nitelikli beslenin
  • Uygun düzeyde spor yapın
  • Kendinizi yorgun hissettiğinizde dinlenin
  • Kendinizi iyi hissetmeme koşulunda yardım alın.

Mümkün olduğunca östrojenden uzak durun;

Yüksek düzey östrojenin meme kanseri ile doğrudan ilişkisi vardır. Menopoz tedavisi başta olmak üzere herhangi bir nedenle kullanmakta olduğunuz östrojen tedavisi varsa mutlak gerekli olup olmadığını doktorunuz ile tartışmanız akılcı olacaktır. Ayrıca vücudunuzdaki östrojen düzeyini yükseltecek kilo alımı ve alkol tüketimi gibi unsurlardan da kaçınmalısınız. Düzenli spor yapmanın da östrojen düzeyinizi azaltacağını akılda bulundurun.

Alkol tüketiminizi azaltın;

Her gün düzenli olarak alkol tüketen kadınlarda meme kanseri riskinin %40 oranında yükseldiği bilinmektedir. Alkol vücuttaki östrojen metabolizmasını etkilemekte ve kan östrojen düzeyini yükseltmektedir.

Sigarayı bırakın;

Sigara birçok kanser için risk unsurudur. Meme kanseri tanısı almış olsanız bile sigarayı bırakmak için geç kalmış sayılmazsınız. Çünkü sigarayı bıraktığınız zaman vücudunuz güçlenecek, hastalığın ve tedavinin yarattığı stres ile daha kolay başa çıkabileceksiniz. Ayrıca sigaranın, tedavi sürecinde yaratabileceği komplikasyonları da azaltmış olacaksınız. Sigara içenlerin bağışıklık sistemlerinin içmeyenlerden daha zayıf olduğu için sigarayı bırakma koşulunda bağışıklık sisteminizi de güçlendirmiş olacaksınız.

Enfeksiyon riskinizi azaltın;

Enfeksiyon riskinizi azaltmak için bakterilerden ve virüslerden uzak durmalısınız. Grip ve zatüre için aşılanmayı doktorunuzla tartışmak uygun olacaktır. Özellikle de grip mevsiminde kalabalık yerlerden kaçınmak akılcı olacaktır. Bulaşıcı hastalıklardan korunmanın en kolay ve etkin yönteminin ellerinizi sık yıkamak olduğunu da akıldan çıkarmayın.

Nitelikli beslenin;

Nitelikli beslenmek sizi, kötü beslenmenin neden olabileceği birçok hastalık durumundan koruyacaktır. Ayrıca hastalığınız ve tedavi süreci kaçınılmaz olarak iştahınızı etkileyecektir. Bu sınırlı gıda alımı döneminizde, vücudunuzun gereksinimi olan besinleri alıp alamadığınızı diyetisyen ile tartışmanız faydalı olacaktır. Böylelikle hem kendi ağız tadınızla uyumlu hem de daha nitelikli beslenmeniz mümkün olabilecektir.

Uygun düzeyde spor yapın;

Düzenli spor yapmak fiziksel ve duygusal olarak sizi daha güçlü kılacaktır. Hastalığınıza ve tedavi sürecine dayanma gücünüzü arttıracaktır. Çünkü spor östrojen düzeyinizi ayarlamakta, genel iyilik hali yaratmakta, enerji düzeyinizi yükseltmekte, bağışıklık sisteminizi güçlendirmekte ve duygusal olarak kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlamaktadır. Daha önce spor yapmak gibi bir geleneğiniz yoksa, profesyonel yardım alarak özel durumunuz ile uyumlu hedefler belirlemek ve güvenli bir egzersiz programı planlamak öncelikli işlerinizden olmalıdır.

Kendinizi yorgun hissettiğinizde dinlenin;

İçinde olduğunuz mücadelenin yanı sıra uygulanan tedaviler de sizin kendinizi yorgun hissetmenize neden olabilir. Aslında yorgunluk hali, tüm kanser ve kanser tedavilerinde en sık rastlanan durumdur. Bu yorgunluk hissi hangi boyutta olursa olsun insanın yaşam kalitesini etkilemektedir. Vücudunuza dinlenmek için zaman ayırmak önemlidir. Vücudunuzun kendisini onaracak gücü bulmasında, bu zaman diliminin çok büyük önemi vardır. Yorgunluğun iştah kaybı, azalmış yaşam kalitesi ve umudu kaybetmek gibi yan etkileri vardır.

Yapılan çalışmalar kanser ve kanser tedavilerinin komplikasyon oranlarıyla yorgunluk arasında doğrudan bir ilişki olduğunu göstermektedir. Yorgunluktan kaçınmak için ilk yapılması gereken, her şeye yetişmek kaygısından uzaklaşmaktır. Yapılması gerekenleri öncelik sırasına koymak ve en önemlileri üzerinde yoğunlaşmak uygun bir yöntemdir. Çevrenizdeki insanların da günlük işlerinize ve alışverişlerinize yardım etmelerine izin verin böylece günlük planınızda dinlenmeye zaman kalacaktır.

Memenin alınmış olması artık eksiklik değil;

Memenin herhangi bir şekilde alınmış olmasının psikolojinizi olumsuz etkilemesine izin vermeyin. Son zamanlardaki gelişmelerle alınan memenizin yerine yenisinin yapılabileceğini unutmayın. Hastalığın kendisi ile mücadele ederken, birde görüntüdeki eksikliklerin psikolojinizi etkilemesi sizi zayıflatacaktır.Bu yüzden bunu düzeltilebilecek bir deformite olarak algılayın. Gerekirse bir Plastik Cerraha danışarak bu konuda gerekli bilgiyi alın.

Kendinizi iyi hissetmeme koşulunda yardım alın;

Önemli bir hastalığın belirsizliğiyle yüz yüze gelmek, tedavi süresince neler yaşayacağınızı öngörememek, bu durumun kişisel planlarınız ve yakınlarınız üzerindeki etkilerini tahmin edememek ciddi buğranlar yaratabilmektedir. Tüm bu sorunları tek başına çözmeye çalışmak sizi çok yoracaktır. Bu nedenle kendinizi iyi hissetmediğiniz zaman, ailenizden ve arkadaşlarınızdan yardım alın, en azından yardım önerilerini geri çevirmeyin. Bu yardımın gerçekleşmemesi veya yeterli olmaması koşulunda da profesyonel destek almak uygun olacaktır. Bu konuda özelleşmiş psikologların ve psikiyatristlerin size ciddi katkıları olacaktır. Yardım alan insanların daha çabuk iyileştiğini ve duygusal olarak kendilerini daha iyi hissettiklerini biliyoruz.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Paylaşın

Mastitis nedir? Nedenleri, Belirtileri, Tedavisi

Enfeksiyonlu veya enfeksiyonsuz ortaya çıkan Mastitis, meme rahatsızlığıdır. En sık emziren kadınlarda görülmekle birlikte emzirmeyen kadınlarda ve erkeklerde de görülebilir. Çoğunlukla tek memede görülen Mastitis, şiddetli ağrıya ve memede şişkinliğe neden olabilir. 

Enflamasyon enfeksiyon olmadan ortaya çıkarsa, genellikle süt stazından kaynaklanır. Süt stazı, emziren kadınların meme dokusunda süt birikmesidir. Bununla birlikte, süt stazının neden olduğu iltihaplanma tipik olarak enfeksiyonla birlikte iltihaplanmaya ilerler. Bunun nedeni, durgun sütün bakterilerin büyüyebileceği bir ortam sağlamasıdır. Bir enfeksiyonun neden olduğu mastitis en yaygın şeklidir. 

Nedenleri;

Bakteriyel enfeksiyon; Bakteriler normalde ciltte bulunur. Normalde zararsız olan bakteriler deriyi delep içeriri girebilirse enfeksiyona neden olabilirler. Bakteriler meme ucunun yakınında veya çevresinde ciltte oluşan bir kırılma nedeniyle meme dokusuna girerse mastite neden olabilirler.

Süt kanalının tıkanması; Süt kanalları, süt bezlerinden meme ucuna süt taşır. Bu kanallar tıkandığında, süt memede birikir ve iltihaplanmaya neden olarak enfeksiyona neden olabilir.

Belirtileri;

  • Şişme veya göğüs büyütme
  • Memede kızarıklık, şişme, hassasiyet veya sıcaklık hissi
  • Göğüs dokusu üzerinde kaşıntı
  • Kolunun altındaki hassasiyet
  • Meme ucunda veya memenin derisinde küçük bir kesik veya yara
  • Ateş

Mastitis için kimler risk altındadır?

  • Doğumdan sonraki ilk birkaç hafta emziren anneler
  • Ağrılı veya çatlamış meme uçlarına sahip olanlar
  • Emzirmek için sadece bir pozisyon kullananlar
  • Sıkı oturan bir sütyen giyenler

Mastit komplikasyonları nelerdir?

Mastit tedavisi aksatıldığında veya uygun tedavi uygulanmadığında memede püy birikimi olur. Memede apse meydana gelir. Oluşan absenin genellikle cerrahi olarak boşaltılması gerekir.

Tanısı;

Tanıda, hastanın hikayesi büyük önem taşır. Doktor, hastaya; şikayetinin ne olduğunu, şikayetin ne zamandan beri olduğu, şikayeti artıran ve azaltan faktörler gibi çeşitli sorular yöneltir. Fizik muayene ile memedeki değişimler tespit edilir. Emziren kadınlarda anne sütünden kültür yapılarak mastite sebep olan bakteri tespit edilmeye çalışılır.

Nadir görülen bir meme kanseri türü olan inflamatuar meme kanseri de memede şişmeye ve kızarıklığa yol açtığından doktor tarafından, ultrason ve mamografi ile kanser tanısı dışlanmak istenebilir. Mastit tedavisini tamamlamasına rağmen semptomları düzelmeyen hastalarda kanser şüphesini gidermek için biyopsi istenebilir.

Tedavisi;

Enfeksiyonu olan hastalara antibiyotik tedavisi verilir. Antibiyotiği reçete edilen gün tamamlanana kadar aksatmadan kullanmak tekrar mastite yakalanmamak açısından önemlidir.

Ağrı kesiciler, mastit tedavisinde ağrının azaltılması için kullanılabilir. Parasetemol ve ibuprofen grubu ağrı kesiciler tedavide kullanılabilecek seçenekler arasındadır.

Mastiti olan hastalar emzirmeye devam etmelidir. Bebeğin sütten kesilmesi, annedeki semptomların daha da kötüleşmesine neden olabilir. Süt akışının düzenli olarak devam etmesi enfeksiyonun temizlenmesine yardım eder.

Anne sütünün bebek için çok faydalı olduğu unutulmamalıdır. Anne sütüyle beslenen bebekler, virüs ve bakterilere karşı daha güçlü bağışıklık sistemine sahip olduğundan enfeksiyona yakalanma ihtimali mama ile beslenen bebeklere göre daha düşüktür. Bu bebekler daha sağlıklı kilo alırlar. İleride diyabete yakalanma riskleri daha azdır. Bebeklerin ihtiyaç duyduğu nütrientlerin oranı, büyüme sürecinde değişiklik gösterir. Anne sütü bu değişimi doğal yollarla karşılar. Bebeğin ihtiyacı değiştikçe anne sütü de bunu karşılayacak şekilde içeriğini değiştirir. Hazır mama ile beslenen bebeklerde bu değişim mamayı hazırlayan kişi tarafından yapılmalıdır.

Emziren kadınlar; doğum sonrası iyileşme sürecini daha hızlı atlatır, doğum kilolarını daha kolay verir. Emziren kadınlarda doğum sonrası depresyon riski azalmıştır. Emzirmenin meme ve yumurtalık kanseri açısından koruyucu olduğu bilinmektedir.

Anne sütüyle beslenmenin hem bebek hem de anne için pek çok olumlu yönleri vardır. Bu yüzden bebek en az 6 ay boyunca sadece anne sütüyle beslenmelidir.

Emzirme tekniklerinde yapılacak bazı değişimler hem mastit tedavisinde hem de yeniden mastit oluşumunu engellemede olumlu etkiler gösterir:

  • Emzirme öncesi memenin sütle aşırı dolmasını önlenmelidir
  • Emzirme arası süreyi kısa tutarak sütün birikmesini engellenebilir
  • Emzirme esnasında bebeğin meme ucunu ağzına düzgün aldığından emin olmak, mastitte memede şişkinlik olacağından bebeğin meme başını bulması zor olabilir. Bu gibi durumlarda emzirme öncesi meme ucunun sıkılarak az miktarda sütün dışarı çıkmasını sağlamak fayda sağlayabilir
  • Memenin yukarısından meme ucuna doğru masaj yapılması, emzirme esnasında süt akışını kolaylaştıracağından mastit gelişimini önlemede olumlu etki gösterebilir
  • Emzirme sonrasında memenin tamamen boşalmış olduğundan emin olunmalıdır. Sütünü tamamen boşaltmakta zorlanan anneler, emzirme öncesi memeye hafif sıcak uygulayarak sütün akışını kolaylaştırabilir
  • Emzirme sırasında ilk olarak mastitli memeden emzirilmesi daha iyi olur. Bebek daha aç olacağından memeyi daha güçlü emer. Sütün boşaltılması daha kolay olur
  • Bebeği sürekli aynı pozisyonda emzirmek yerine değişik şekillerde emzirmek de önemlidir.

Mastiti olan kadınlar; evde dinlenmeli, emzirme aralarında memeye soğuk uygulamalı, destekleyici sütyen takmalıdır.

Önleme;

Aşağıdaki önlemler mastiti önlemeye yardımcı olabilir:

  • Meme ucunun tahrişini ve çatlamasını önlemeye özen göstermek
  • Sık emzirme
  • Göğüs pompası kullanma
  • Bebek tarafından iyi bir şekilde kavranmasına izin veren uygun bir emzirme tekniği kullanmak
  • Bebeği emzirmeyi aniden durdurmak yerine birkaç hafta süren bir işlemle sütten kesmek

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Paylaşın

Marasmus nedir? Nedenleri, Belirtileri, Tedavisi

Marasmus, ciddi bir yetersiz beslenme şeklidir. Ciddi beslenme yetersizliği olan herkeste ortaya çıkabilecek olan Marasmus, daha çok çocuklarda görülür. Marasmus, tedavi edilmese yaşamı tehdit edebilir. Genellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde görülür. 

Vücudun sağlıklı bir şekilde çalışabilmesi için kalori, protein ve genel besin maddelerine ihtiyacı vardır. Yeterli beslenme olmadan kaslara enerji yeteri kadar gidemez, kemikler sağlamlığını koruyamayabilir, kırılgan hale gelir ve beyne yeteri kadar enerji gitmeyeceği için düşünme eylemi dahi gerçekleştirilemeyebilir. Marasmus, yetersiz beslenmenin sonucu olarak ortaya çıkan bir hastalıktır.

Nedenleri;

Yetersiz beslenmeye bağlı gelişimsel problemler ve kilo verme marasmus hastalığı gelişmesinin temel sebebidir. Yani besine ulaşamayan gelişmemiş veya az gelişmiş ülkelerdeki çocuklar bu hastalığa yakalanabilir.

Yetersiz beslenme ve besin bulamama dışında bir besini çok fazla tüketirken bir başka besini hiç tüketmeyerek marasmus hastalığı oluşabilir. Bu sebeple yanlış beslenmeye bağlı olarak marasmus gelişme ihtimali düşünülmelidir.

Prematüre (doğması gereken zamandan daha erken doğmuş) doğmuş bebekler ve düşük doğum ağırlıkları ile doğan bebekler yetersiz beslenmeye yatkın olarak büyüyebilirler.

Emzirme döneminde olan bir bebek annesinin yetersiz beslenmesi sonucu marasmus hastalığına yakalanabilir. Bu yüzden bebeklerde risk altındadır.

Belirtileri;

Yetersiz beslendiği için marasmus beslenen çocuklarda ve yetişkinlerde yetersiz kalori alımı ve bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla aşağıdaki belirtiler görülebilir.

  • Marasmusun ana belirtisi gözle görülen ve ciddi derecede belirgin olan zayıflıktır. Marasmus gelişmiş kişinin kemikleri ve damarları belirginleşmiştir
  • Derileri çok incelmiştir ve kurudur
  • Saçları ve tırnakları sık sık kırılır
  • Son zamanlarda kas kütlesi ve yağ dokusu kaybetme
  • Kronik ishaller görülebilir
  • Zayıflamış bağışıklık sistemine bağlı olarak sıklıkla solunum yolu enfeksiyonları meydana gelir
  • Mutsuzluk ve azalmış hayat enerjisi
  • Çocuklarda huysuzluk ve sinirlilik

Risk faktörleri;

Gelişmekte olan bir ülkede büyümek, marasmus için bir risk faktörüdür. Kıtlık veya yüksek yoksulluk oranlarının olduğu bölgelerde, marasmuslu çocukların oranı daha yüksektir. Viral, bakteriyel ve parazitik enfeksiyonlar çocukların çok az besin almasına neden olabilir. Hastalık oranlarının yüksek olduğu ve tıbbi bakımın yetersiz olduğu bölgeler, insanların yeterli yiyeceğe sahip olma şansını azaltan başka faktörlere de sahip olabilir.

Teşhisi;

Doktor genellikle fizik muayene yoluyla marasmus için ön tanı koyabilir. Boy ve kilo gibi ölçümler, bir çocuğun marasmus olup olmadığını belirlemeye yardımcı olabilir. Bu ölçümler, belirli bir yaştaki sağlıklı bir çocuğun alması gereken ölçümlerin çok altında olduğunda, bunun nedeni marasmus olabilir.

Yetersiz beslenen bir çocukta hareket eksikliği de marasmus teşhisinin doğrulanmasına yardımcı olabilir. Durumdaki çocuklar enerjiden yoksun olma eğilimindedir veya herhangi bir şey yapma isteği.

Marasmus’u kan testleri kullanarak teşhis etmek zordur. Bunun nedeni, marasmuslu birçok çocuğun kan testi sonuçlarını etkileyebilecek enfeksiyonlara sahip olmasıdır.

Tedavisi;

Marasmusun ilk tedavisi genellikle kaynamış su ile karıştırılmış kurutulmuş yağsız süt tozunu içerir. Daha sonra karışım, susam, kazein ve şeker gibi bir bitkisel yağ da içerebilir. Kazein süt proteinidir. Yağ, karışımın enerji içeriğini ve yoğunluğunu artırır.

Bir çocuk iyileşmeye başladığında, beslenme ihtiyaçlarını karşılayan daha dengeli bir diyete sahip olmalıdır. Dehidrasyon ishal nedeniyle bir sorunsa, rehidrasyon da bir öncelik olmalıdır. Bir çocuğun intravenöz olarak verilen sıvılara ihtiyacı olmayabilir. Ağızdan hidrasyon yeterli olabilir.

Marasmus hastası çocuklar arasında enfeksiyonlar yaygındır, bu nedenle antibiyotikler veya diğer ilaçlarla tedavi standarttır. Enfeksiyonları ve diğer sağlık sorunlarını tedavi etmek, onlara en iyi iyileşme şansını vermeye yardımcı olabilir.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Paylaşın

Manik depresif nedir? Belirtileri, Tedavisi

‘İki uçlu duygu durumu bozukluğu’ veya ‘iki uçlu mizaç bozukluğu’ olarak da bilinen ve iki farklı dönemden oluşan Manik Depresif, ruhsal bozukluk durumudur. Günümüzde bilim çevrelerinde kullanılan ismi ‘Bipolar Bozukluktur’. Hastalığın bir ucu mani, diğer ucu depresyondur. 

Manik Depresif’inde diğer depresyon türlerinden farkı yoktur. İstisnalar olmakla birlikte genelde bahar ve yaz dönemlerinde mani atakları, kış ve sonbahar dönemlerinde depresyon atakları daha sıktır. Genelde ilk ataklar 20’li yaşlarda başlar. Kadın ve erkekler arasında görülme sıklığı eşittir. Ancak kadınlarda depresif atak sıklığının, erkeklerde ise manik atak sıklığının daha fazla olduğu iddia edilmektedir.

Kimlerde görülür?

  • Her dinden, her ırktan insanda görülebilir
  • Toplumda her 100 kişiden birinde bu hastalık vardır
  • Her 100 kişiden biri hayatında en az bir kere manik bir dönem geçirmiştir
  • Kadında ve erkekte eşit sıklıkta görülür
  • Hastalık genellikle 20’li yaşlarda başlar

Irsi midir?

Bazı ailelerde Manik Depresif sık görülür. Manik Depresif yüzde yüz ırsi bir hastalık değildir. Hastalığa yakalananların büyük bölümünün ailesinde daha önce benzer bir rahatsızlık görülmemiştir. Ancak akrabalar arasında Manik Depresif olan bir kişi varsa, diğer akrabaların bu hastalığa yakalanma riski artar.

Nedenleri;

Manik depresif bozukluk farklı sebeplerden dolayı ortaya çıkabilmektedir. Manik depresif bozukluk kimi durumlarda genetik özellikler gösterir. Ailesinde manik depresif bozukluk hastalığı olanların bu hastalığı taşıma riski artmaktadır.

Mani dönemi;

Mani dönemi, kendini öncelikle enerji ve aktivite fazlalığı ile belli eder. Kişi çok az uyuduğu halde uykuya ihtiyaç göstermez. Manik kişi çok hareket eder ve çok konuşur. Bazen bu çok konuşma o kadar ileri boyuta varabilir ki, hastanın sesi kısılabilir, konudan konuya atladığı için, konuşma içeriği anlamsızlaşabilir.

Mani döneminde dikkat ileri derecede bozulur, dikkat çabuk çelinir, belirli bir konu üzerinde odaklanmak, örneğin iki saat oturup kitap okuyabilmek, bir film izlemek neredeyse imkansız hale gelir, hasta çok sabırsız ve sinirlenmeye yatkın olur. Aşırı para harcama isteği, mantıksız yatırım ve girişim yapma arzusu ortaya çıkar. Cinsel istekte artış olur, gelişigüzel ve riskli cinsel eylemler gözlenebilir.

Manik kişi aşırı bir neşe hali gösterse de, engellendiği veya istediğini yapamadığı zaman çok çabuk sinirlenir, öfke patlamaları olur. Mani ‘sıradan bir neşe’ hali değildir. Hastanın sosyal uyumu çok bozuktur. Manik kişi, okulunu, iş hayatını sürdüremez, maddi manevi ciddi sorunlar yaşar.

Manide özgüven artışı çok tipiktir. Kişi, eğitimi ve altyapısı uygun olmadığı halde kendini çok muktedir ve yeterli görebilir. İlkokul mezunu bir kişi, buluşlar yaptığını, ülkeyi yönetmesi gerektiğini iddia edebilir. Kendisine itiraz edildiği zaman ise sinirlenir, üstünlüğünü tartışmaktan hoşlanmaz. Aşırı cesaret ve sinirlilik, kavgaya veya suç teşkil eden eylemlere yöneltebilir, polisle başı derde girebilir.

Depresyon dönemi;

Manik depresif bozukluğun en tipik özelliği, iki farklı atak türüyle seyretmesidir. Başka bir deyişle mani gözlenen bir hastada sonradan depresyon dönemi ortaya çıkmasıdır. Ancak bunun tam tersi de mümkündür, arka arkaya depresyon geçiren bir kişide sonra ilerleyen zamanlarda bir mani atağı oluşabilir. Bu yüzden dikkatli psikiyatristler, sık sık depresyon geçiren kişilerde mani olasılığını devamlı göz önünde bulundurlar. Bir defa mani geçiren kişi ‘manik depresyon- bipolar bozukluk’ tanısı alır, ancak tekrar tekrar depresyon geçiren bir kişiye manik depresif diyebilmek için yine de bir mani atağının gözlenmiş olması şarttır.

Depresyon dönemi, manik dönemin tam tersi gibidir. Kişi içine kapanır, sosyal hayattan kopar. İştahı kesilir, kilo vermeye başlar. Devamlı, tarif edilemez derecede şiddetli bir iç sıkıntısı ve mutsuzluk hissi içindedir. Kendine güveni ileri derecede düşüktür. Bir işe yaramadığı, sevilmediği, değersiz olduğu yönünde sabitleşmiş fikirleri olabilir. Bu fikirleri ikna ederek değiştirmek zor, hatta imkansızdır

Yoğun bir boşluk ve anlamsızlık fikri gözlenir. Hayatın ve yaşamanın anlamı olmadığını düşünen hasta, ölümden korkmamaya hatta intihar planları yapmaya başlayabilir. Psikiyatristler, depresyon döneminde intihar fikirlerini çok önemserler, çünkü bu fikirler, tedaviyle ortadan kalkar ve kişi iyileştiği zaman intihar planlarını anlamsız bulur, neden öyle hissettiğini dahi unutabilir. Dolayısıyla depresyon döneminin en acil sorunu intihar düşüncesinin önüne geçilmesidir.

Manik depresyondaki depresyonun, diğer depresyonlardan bazı farkları vardır. Manik depresyonun depresyon döneminde, standart bir depresyona göre çok daha fazla enerjisizlik ve bitkinlik hali gözlenir. Kişi yataktan hiç çıkmak istemeyebilir, manik dönemin aksine günde 16-18 saat uyuyabilir. Hastalık herhangi bir tetikleyici olmadan ani ve hızlı bir şekilde başlayabilir. Öyle ki birkaç gün önce normal olan hasta, 3 gün sonra ağır bir depresyon haline girebilir.

Teşhisi;

Mani dönem ve depresyon dönemi belirtilerini gösteren bir bireyin manik depresif bozukluk hastalığını saptamak kolay olabilmektedir. Çünkü ruh halindeki aşırı dalgalanmaların olması manik depresif bozukluk tanısını koymakta yardımcıdır.

Tedavisi;

Manik depresif bozukluk tedavisinde ilk olarak hastalığın oluşum sebebi araştırılmalıdır. Ve aynı zamanda hastanın durumu da göz önünde olmalıdır. Bu iki durum belirlendikten sonra tedaviye başlanabilir. Manik depresif bozukluk tedavisinde psikoterapi yöntemleri kullanılmaktadır. Psikoterapinin yanı sıra ilaç tedavisi kullanımıyla da psikoterapi tedavisi desteklenmektedir. Bu tedavi yöntemleriyle manik depresif bozukluk belirtilerinin azaltılması ve geleceğe yönelik belirtilerin tekrar gözlenmesinin önlenmesi amaçlanmaktadır. Bu tedavi biçimleri kişiden kişiye farklılık gösterebilmektedir. Hastanın bulunduğu duruma göre tedavi biçimi seçilip uygulanmaya başlanır.

Psikoterapinin manik depresif bozukluk tedavisinde çok etkili olduğunu söyleyebiliriz. Psikoterapide ailenin ve arkadaş çevresinin önemi de çok büyüktür. Psikoterapiye dahil edilmelidirler. Böylelikle hastanın tedavisinde destekleyici rol oynayabilirler.

Hastaneye yatmak gerekir mi?

Manik depresif bozukluğu olan hastalarda bazen hastaneye yatış gerekebilir. Hastanın bulunduğu durum yani hastalığın seviyesi yatış tedavisinde belirleyicidir. Hastanın manik depresif bozukluk belirtilerinin çok şiddetli olarak gözlemlendiği ve intihar düşüncesinin ya da girişimlerinin olduğu durumda hastaneye yatış gerekmektedir.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

 

Paylaşın

Mamografi nedir, nasıl yapılır? Detaylar

Meme kanserinin erken dönem tanısında en etkili görüntüleme yöntemi olan Mamografi, düşük dozda radyasyon kullanılarak çekimi yapılan, kadın meme dokusunun ayrıntılı olarak incelenmesine olanak tanıyan radyolojik bir tanı yöntemidir. 40 yaş ve üstü kadınların, yılda bir mutlaka mamografi çekimi yaptırmasını önermektedir.

Sadece bir kaç dakika süren işlem sayesinde meme kanseri tedavisinin başarısında en önemli etkenlerden biri olan, erken tanı konabilir. Günümüzde bilinen standart mamografi yönteminin yanı sıra başta dijital olmak üzere farklı mamografi teknolojileriyle hizmet veriliyor. Yaygın olarak ise dijital mamografi kullanılıyor.

3 çeşit mamografi vardır:

  • Klasik mamografi
  • Dijital mamografi
  • Tomosentez mamografi

Mamografi neden cekilir?

Radyolojik bir görüntüleme yöntemi olan mamografi, meme kanseri riskine karşı, tarama amacıyla 40 yaş ve üzerindeki tüm kadınların yaptırması önerilen bir sağlık taraması yöntemidir. Dünya çapında her 8 kadından birinin meme kanseri tanısı aldığı ve meme kanserinin kadınlarda görülen en sık kanser türü olduğu göz önünde bulundurulduğunda mamografi, kişinin rutin sağlık taramaları arasında bulundurması ve atlamaması gereken bir tanı yöntemi olarak öne çıkar.

Bu nedenle 40 yaş üzerindeki her kadının, yılda bir kez meme kanseri taramasını gerçekleştirmesi için mamografi çektirmesi önerilir. Mamografi, meme dokusunda hücresel düzeyde olası farklılaşmaların erken tanısında kullanılan radyolojik bir yöntem olmasının yanı sıra memede kitle varlığında da kitlenin boyutu ve türünün incelenmesi amacıyla da kullanılır.

Mamografi nasıl çekilir?

Kişi rutin tarama yaptırmak için ya da memesinde meme kanseri belirtilerinden birini fark etmesi durumunda hekime başvurur. Yapılan fizik muayene sonrasında hekim, ek radyolojik görüntüleme için mamografi çekilmesini ister. Kişi mamografi işlemi sırasında belden yukarısı çıplak bir şekilde ayakta durur. Görüntülemesi yapılacak meme, görüntüleme ünitesi olarak bilinen iki tabaka arasına yerleştirilir.

Meme iki tabaka arasında sıkıştırılır ve X ışını yardımıyla iç dokusunun görüntülenmesi yapılır. İşlem öncesinde ve sırasında mamografi çekimi yapan teknisyen, kişinin nefes almasını ve tutmasını, çekim süresince sabit durmasını hatırlatır. Çok kısa bir süre içinde çekimin tamamlanmasının ardından diğer memeye geçilir ve işlem tekrarlanır. Mamografi ile elde edilen görüntüler teknisyen tarafından incelenir. Eğer çekim sırasında, hareket edilmesine bağlı bulanıklık gibi bir problem varsa işlem tekrar edilir.

Bu yüzden çekim sırasında olabildiğince sabit durmak önemlidir. Mamografi işlemi sırasında meme dokusu, çekim kalitesinin artırılması için iki tabaka arasında bir miktar ezildiği için rahatsızlık hissi duyulması normaldir. Bu işlem aynı zamanda yoğun meme dokusunun ayrılmasına ve olası kitlelerin fark edilmesine olanak tanır. Rahatsızlık hissinin en aza indirilmesi için şu hazırlıklar yapılabilir:

  • Üreme çağı sona ermemiş ya da farklı bir deyişle menopoz dönemine girmemiş kişiler, adet dönemlerinin ilk günlerinde, memeleri daha az duyarlı olduğundan bu dönemde mamografi çektirebilir
  • Mamografi sırasında belden yukarıda kalan kısımdaki tüm kıyafetler çıkarıldığından, rahatlıkla çıkarılabilen kıyafetlerin giyilmesi, toplam işlem süresini kısalttığından tercih edilebilir
  • Meme bölgesine ve meme bölgesine yakın olan koltuk altı bölgesine deodorant, pudra, krem benzeri ürünler, bazı durumlarda mamografi işleminin tekrarlanmasına sebep olan kalsiyum birikintisi görünümüne sebep olduğundan, bu ürünlerin mamografi öncesinde kullanılmaması faydalı olabilir

Mamografinin faydası nedir?

Kendi kendine ya da hekim tarafından yapılan muayenelerde ancak 1,5–2 cm ve daha büyük boyutlu kitleler saptanabilirken, mamografi meme içindeki değişiklikleri 0,5 santimetrenin altındayken dahi tespit edebiliyor. Bu da tanı ve tedavinin 2 yıl önce başlaması anlamına geliyor. Bir meme tümörü doktor ya da hastanın kendisi tarafından yakalandığında ortalama 8-10 yıllık oluyor. Çekimden önce kozmetik malzeme kullanılmaması gerekiyor.

Mamografiye gitmeden önce nelere dikkat etmeli?

Çekim sırasında belden yukarısı çıplak olmalıdır. Bu nedenle iki parçalı kıyafetler tercih edilmelidir. Filmi kötü etkileyeceğinden, koltuk altı deodorantı, talk pudrası ve losyon gibi kozmetik malzemeler kullanılmamalıdır. Aksi takdirde bunlar mamogramda kalsiyum birikintisi olarak değerlendirilebilir. Çekime giderken –eğer varsa- daha önce çekilmiş mamografilerin (yalnızca raporların değil filmlerin de) götürülmesi unutulmamalıdır.

Mamografi ışınının zararı var mıdır?

Mamografinin klasik röntgenden en önemli farkı daha düşük dozda daha yüksek kalitede görüntü verebilmesidir. Tekniğin gelişimine paralel olarak meme incelemesinde maruz kalınan doz giderek azalmaktadır. Dünya literatüründe mamografi nedeni ile kanser olmuş kadın yoktur. Kullanılan X-ray dozu genellikle 30 KVP’dir.

Mamografi ne sıklıkla yapılmalıdır?

Mamografiler tanı ve tarama amaçlı olmak üzere ikiye ayrılır. Tanı amaçlı mamografi yaş göz önüne alınmaksızın memesinde sorun tespit edilen her kadına çekilmelidir. Tarama amaçlı mamografi ise ABD Kanser Derneği ve Radyoloji Birliği’nin önerisi (ülkemizde de bu öneriler kabul görmektedir) doğrultusunda aşağıda sıralanan durumlarda çekilmelidir.

  • Her kadın; 35-40 yaşlarında ilk mamografisini çektirmelidir
  • 40-50 yaşları arasında her iki yılda bir kez çekilmelidir
  • 50 yaş ve üzerinde her yıl bir kez çekilmelidir
  • Eğer ailede meme kanseri hikayesi varsa; ilk kontrol mamografisi yaşı 30, sıklığı her yıl bir kez olmalıdır
  • Yüksek riskli kadınlarda mamografi yeterli değildir

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

 

Paylaşın

Malnütrüsyon nedir? Belirtileri, Tedavisi

Kelime anlamı kötü ve yetersiz beslenme anlamındadır. Yetersiz beslenme, belirli besin maddelerinin çok az veya çok fazla alınması anlamına gelir. Bodur büyüme, göz sorunları, diyabet ve kalp hastalığı gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Kötü beslenme dünya çapında milyarlarca insanı etkiliyor.

Bu makale yetersiz beslenmenin türlerini, semptomlarını ve nedenlerini tartışmakta ve önleme ve tedavi hakkında bilgi sağlamaktadır.

Kötü, yetersiz beslenme nedir?

Yetersiz, kötü beslenme, besin eksikliği veya aşırı dengesiz beslenmeden kaynaklanan bir durumdur. Yetersiz beslenme türleri arasında;

  • Yetersiz beslenme; Bu tür yetersiz beslenme, yeterli protein, kalori veya mikro besin alamamaktan kaynaklanır. Boyuna göre düşük ağırlık (zayıflama), yaşa-göre-boy (bodurluk) ve yaşa-göre-ağırlık (zayıflık) yol açar
  • Aşırı beslenme; Protein, kalori veya yağ gibi belirli besin maddelerinin aşırı tüketimi de yetersiz beslenmeye neden olabilir. Bu genellikle aşırı kilo veya obezite ile sonuçlanır

Yetersiz beslenen kişilerde genellikle vitamin ve mineral eksikliği , özellikle demir, çinko, A vitamini ve iyot. Bununla birlikte, mikro besin eksiklikleri aşırı beslenme ile de ortaya çıkabilir.

Aşırı kalori tüketiminden aşırı kilolu veya obez olmak mümkündür ancak aynı anda yeterli vitamin ve mineral alamamakta mümkündür.

Bunun nedeni, kızarmış ve şekerli yiyecekler gibi aşırı beslenmeye katkıda bulunan yiyeceklerin kalori ve yağ bakımından yüksek, ancak diğer besin maddeleri bakımından düşük değerlere sahip olmasından kaynaklanır.

Kötü, yetersiz beslenmenin belirtileri;

Yetersiz beslenmenin belirti ve semptomları türüne bağlıdır. Yetersiz beslenmenin etkilerini fark edebilmek, insanlara ve sağlık hizmeti sağlayıcılarına yetersiz veya aşırı beslenmeyle ilgili sorunları belirlemelerine ve tedavi etmelerine yardımcı olabilir.

Yetersiz beslenmenin belirtileri;

  • Kilo kaybı
  • Yağ ve kas kütlesi kaybı
  • İçi boş yanaklar ve çökük gözler
  • Şişmiş mide
  • Kuru saç ve cilt
  • Gecikmiş yara iyileşmesi
  • Yorgunluk
  • Konsantrasyon zorluğu
  • Sinirlilik
  • Depresyon ve kaygı

Yetersiz beslenmeye sahip kişilerde bu semptomlardan biri veya birkaçı olabilir. 

  • A Vitamini; Kuru gözler, gece körlüğü, enfeksiyon riskinde artış
  • Çinko; İştahsızlık, büyümenin durması, yaraların gecikmiş iyileşmesi, saç dökülmesi, ishal
  • Demir; Bozulmuş beyin fonksiyonu, vücut ısısını düzenlemeyle ilgili sorunlar, mide sorunları
  • İyot; Büyümüş tiroid bezleri (guatr), tiroid hormonu üretiminde azalma, büyüme ve gelişme sorunları

Yetersiz beslenme ciddi fiziksel sorunlara ve sağlık sorunlarına yol açtığı için ölüm riskinizi artırabilir.

Aşırı beslenmenin belirtileri;

Aşırı beslenmenin ana belirtileri aşırı kilo ve obezitedir. Ancak aynı zamanda besin eksikliklerine de yol açabilir.

Araştırmalar, aşırı kilolu veya obez kişilerin, normal kilodaki kişilere kıyasla yetersiz alım ve belirli vitamin ve mineralleri düşük kan seviyelerine sahip olma olasılığının daha yüksek olduğunu göstermektedir.

Bunun nedeni muhtemelen aşırı kilo ve obezitenin, kalori ve yağ bakımından yüksek ancak diğer besinler bakımından düşük hızlı ve işlenmiş gıdaların aşırı tüketiminden kaynaklanabilmesidir.

Kötü, yetersiz beslenmenin değerlendirilmesi;

Yetersiz beslenme semptomları, durumu taradıklarında sağlık hizmeti sağlayıcıları tarafından değerlendirilir. Yetersiz beslenmeyi belirlemek için kullanılan araçlar arasında kilo kaybı ve vücut kitle indeksi (BMI) çizelgeleri, mikro besin durumu için kan testleri ve fiziksel muayeneler.

Kilo kaybı geçmişiniz ve yetersiz beslenmeyle ilişkili diğer semptomlarınız varsa, doktorunuz mikro besin eksikliklerini belirlemek için ek testler isteyebilir. Öte yandan, aşırı beslenmeden kaynaklanan besin eksikliklerini belirlemek daha zor olabilir.

Aşırı kiloluysanız veya obezseniz ve çoğunlukla işlenmiş ve hızlı yiyecekler yiyorsanız, yeterince vitamin veya mineral alamayabilirsiniz. Besin eksikliğiniz olup olmadığını öğrenmek için, beslenme alışkanlıklarınızı doktorunuzla görüşmeyi düşünün.

Kötü, yetersiz beslenmenin uzun dönem etkileri;

Yetersiz beslenme, hastalıkların ve kronik sağlık sorunlarının gelişmesine neden olabilir. Yetersiz beslenmenin uzun vadeli etkileri, daha yüksek obezite, kalp hastalığı ve diyabet riskini içerir. Fazla beslenme de belirli sağlık sorunlarının gelişmesine katkıda bulunabilir. Spesifik olarak, aşırı kilolu veya obez çocukların kalp hastalığı ve tip 2 diyabet.

Yetersiz beslenmenin uzun vadeli etkileri bazı hastalıklara yakalanma riskinizi artırabileceğinden, yetersiz beslenmeyi önlemek ve tedavi etmek kronik sağlık durumlarının yaygınlığını azaltmaya yardımcı olabilir.

Kötü ve yetersiz beslenmenin yaygın nedenleri;
  • Gıda güvensizliği veya yeterli ve uygun fiyatlı gıdaya erişim eksikliği; Çalışmalar, hem gelişmekte olan hem de gelişmiş ülkelerdeki gıda güvensizliğini kötü beslenmeye.
  • Sindirim sorunları ve besin emilimiyle ilgili sorunlar; Crohn hastalığı, çölyak hastalığı ve bağırsaklarda aşırı bakteri üremesi gibi emilim bozukluğuna neden olan durumlar yetersiz beslenmeye
  • Aşırı alkol tüketimi; Aşırı alkol kullanımı yetersiz protein, kalori ve mikro besin alımına yol açabilir
  • Ruh sağlığı bozuklukları: Depresyon ve diğer akıl sağlığı sorunları yetersiz beslenme riskini artırabilir. Bir çalışma, depresyonlu kişilerde sağlıklı bireylere kıyasla yetersiz beslenme prevalansının % 4 daha yüksek olduğunu bulmuştur
  • Yiyecekleri elde edememe ve hazırlayamama; Çalışmalar, zayıf beslenme için risk faktörleri olarak zayıf, zayıf hareketliliğe sahip ve kas gücünden yoksun olduğunu tespit etti. Bu sorunlar yiyecek hazırlama becerilerini
Risk altındaki bölgeler;
  • Gelişmekte olan ülkelerde veya gıdaya sınırlı erişimi olan bölgelerde yaşayan insanlar; Yetersiz beslenme ve mikro besin eksiklikleri özellikle Sahra Altı Afrika ve Güney Asya’da yaygındır
  • Özellikle çocuklar ve hamile veya emziren kadınlar başta olmak üzere besin ihtiyacı artan bireyler; Gelişmekte olan bazı ülkelerde hamile ve emziren annelerin % 24–31’i yetersiz beslenmektedir
  • Yoksulluk içinde yaşayan veya düşük gelire sahip insanlar; Düşük sosyoekonomik durum, yetersiz beslenme ile ilişkilidir
  • Daha yaşlı yetişkinler, özellikle yalnız yaşayanlar veya engelli olanlar; Araştırmalar, yaşlı yetişkinlerin% 22’sinin yetersiz beslendiğini ve% 45’ten fazlasının yetersiz beslenme riski altında olduğunu göstermektedir
  • Besin emilimini etkileyen sorunları olan kişiler; Crohn hastalığı veya ülseratif kolitli kişilerin yetersiz beslenme olasılığı, bu koşullara sahip olmayanlara göre dört kat daha fazla olabilir
Önleme ve tedavisi;

Yetersiz ve kötü beslenmeyi önlemek ve tedavi etmek, altta yatan nedenleri ele almayı içerir. Devlet kurumları, bağımsız kuruluşlar ve okullar yetersiz beslenmenin önlenmesinde rol oynayabilir.

Araştırmalar, yetersiz beslenmeyi önlemenin en etkili yollarından bazılarının, yetersiz beslenme riski altındaki popülasyonlara demir, çinko ve iyot hapları, gıda takviyeleri ve beslenme eğitimi sağlamak olduğunu göstermektedir.

Ek olarak, aşırı beslenme riski taşıyan çocuklar ve yetişkinler için sağlıklı yiyecek seçimlerini ve fiziksel aktiviteyi teşvik eden müdahaleler , aşırı kilo ve obeziteyi önlemeye yardımcı olabilir.

Yeterli karbonhidrat, protein, yağ, vitamin, mineral ve su içeren çeşitli yiyeceklerle beslenerek de yetersiz beslenmeyi önlemeye yardımcı olabilirsiniz.

Öte yandan yetersiz beslenmeyi tedavi etmek genellikle daha kişiselleştirilmiş yaklaşımları içerir. Kendinizin veya tanıdığınız birinin yetersiz beslendiğinden şüpheleniyorsanız, mümkün olan en kısa sürede bir doktorla konuşun.

Bir sağlık hizmeti sağlayıcısı, yetersiz beslenmenin belirtilerini ve semptomlarını değerlendirebilir ve takviyeleri içerebilecek bir beslenme programı geliştirmek için bir diyetisyenle çalışmak gibi müdahaleler önerebilir.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Paylaşın