Kasım Ayında 164 İşçi İş Cinayetlerinde Hayatını Kaybetti

Kasım ayında en az 164 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybederken, 2021’in ilk 11 ayında ise iş cinayetlerinde en az 2 bin 17 kişi yaşamını yitirdi. Hayatını kaybeden 2017 emekçinin 154’ü kadın, 1863’ü erkekti.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG), açıkladığı rapora göre Kasım’da en az 164 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Yılın ilk 11 ayında ise en az 2 bin 17 işçinin hayatını kaybettiğini duyurdu. İş cinayetlerinin geçtiğimiz aylara göre dağılımı şöyle:

  • Ocak’ta en az 203 işçi,
  • Şubat’ta en az 142 işçi,
  • Mart’ta en az 144 işçi,
  • Nisan’da en az 258 işçi,
  • Mayıs’ta en az 239 işçi,
  • Haziran’da en az 180 işçi,
  • Temmuz’da en az 155 işçi,
  • Ağustos’ta en az 178 işçi,
  • Eylül’de en az 189 işçi,
  • Ekim’de en az 165 işçi,

Kasım’da ölenlerin 23’ü kadın, 7’si mülteci/göçmen. İSİG Meclisi’nin paylaştığı verilere göre Kasım’da hayatını kaybeden 164 emekçinin 149’u ücretli (işçi ve memur), 15’i kendi nam ve hesabına çalışanlardan (çiftçi ve esnaf) oluşuyor.

Yılın ilk on bir ayında ise hayatını kaybeden 2 bin 17 emekçinin 1722’si ücretli, 295’i kendi nam ve hesabına çalışan.

İş cinayetlerinde ölenlerin 23’ü kadın, 141’i erkek işçi. Yılın ilk 11 ayında ise hayatını kaybeden 2017 emekçinin 154’ü kadın, 1863’ü erkek işçi. Kasım’da medyadan gelen kadın iş cinayetleri tarım, gıda, eğitim, ticaret, sağlık, konaklama ve genel işler işkollarında meydana geldi.

Yine bu ay hayatını kaybedenlerin yedisi göçmen/mülteci çalışanlardı. Göçmen/mülteci işçilerin dağılımı şöyle: 3’ü Suriyeli, 2’si Türkmenistanlı, 1’i Afganistanlı ve 1’i Rusyalı.

Ayrıca yılın ilk 11 ayında hayatını kaybeden 2 bin 17 emekçinin 83’ü mülteci/göçmendi. Toplamda 36 Suriyeli, 14 Afganistanlı, 7 Rusyalı, 6 Türkmenistanlı, 5 Pakistanlı, 3 Somalili, 2 Gürcistanlı, 2 İranlı ile birer Azerbaycanlı, Bulgaristanlı, Güney Koreli, Macaristanlı, Moldovyalı, Sırbistanlı, Ugandalı ve Ukraynalı hayatlarını kaybetti.

En çok ölüm inşaat

Kasım’daki ölümler en çok inşaat/yol, sağlık, ticaret/büro/eğitim, tarım/orman, belediye/genel işler, taşımacılık, konaklama, metal, gıda, madencilik, güvenlik, çimento ve enerji işkollarında meydana geldi.

  • Akkuyu nükleer santral inşaatında en az 3 işçi hayatını kaybetti. İşçiler şantiyedeki ölümlerin gizlendiğini belirtiyor.
  • Tarım işkolunda 10 işçi ve 7 çiftçi hayatını kaybetti.
  • Ölümlerin beşte biri sanayi işkollarında.
  • COVID-19 nedenli ölümler en çok sağlık ve eğitim/büro işkollarında meydana geldi.

Ayrıca Kasım’da iş cinayetlerinde ölenlerin 7’si (yüzde 4,26) sendikalı işçiydi. Sendikalı işçiler tarım, eğitim, büro, tersane, sağlık ve belediye işkollarında çalışıyordu.

En çok ölüm COVID-19’dan

Kasım’da en fazla ölüm nedeni COVID-19, yüksekten düşme, ezilme/göçük, trafik/servis kazası, kalp krizi, zehirlenme/boğulma, elektrik çarpması, intihar, kesilme/kopma ve şiddet olarak sıralandı.

  • COVID-19 nedeniyle: 26 ölüm sağlık, 17 ölüm büro/eğitim, 3 ölüm güvenlik, 3 ölüm belediye, 1 ölüm tarım ve 1 ölüm metal.
  • İnşaatlardaki iş cinayetlerinin yarısı yüksekten düşme nedenli.
  • Sanayi işkollarında ölümlerin yarısı ezilme nedenli.

Ölenlerin yüzde 49’u 28-50 yaş aralığında 

Kasım’da ayrıca 3 çocuk işçi de çalışırken hayatını kaybetti. Çocuk işçiler tarım ve gıda işkolunda çalışıyordu. Yılın ilk 11 ayında ise hayatını kaybeden 2 bin 17 emekçinin 57’si çocuk işçi (20’si 14 yaş ve altı, 37’si 15-17 yaş aralığında).

Bu ayda 51 yaş ve üstünde ise çalışırken ölen 48 emekçi bulunuyor: Çiftçiler ve esnaflar ile tarım, maden, eğitim, inşaat, enerji, taşımacılık, sağlık, konaklama, güvenlik ve belediye işçileri.

Yaş gruplarına göre ölümler şöyle:

  • 14 yaş ve altı yaş grubunda 2 işçi,
  • 15-17 yaş grubunda 1 işçi,
  • 18-27 yaş grubunda 20 işçi,
  • 28-50 yaş grubunda 81 işçi,
  • 51-64 yaş grubunda 40 işçi,
  • 65 yaş ve üstü yaş grubunda 8 işçi,
  • Ve yaşını öğrenilemeyen 12 işçi.

En çok iş cinayeti İstanbul’da

İSİG Meclisi raporunda iş cinayetlerinin şehirlere göre dağılımını da paylaştı. Buna göre İstanbul 13 ölümle birinci sırayı aldı. İş cinayetlerinin diğer illere göre dağılımı şöyle:

11 ölüm Kocaeli, 8’er ölüm Ankara ve Bursa, 7’şer ölüm Antalya ve İzmir, 6 ölüm Adana; 5’er ölüm Denizli, Mersin ve Muğla, 4’er ölüm Aydın, Balıkesir, Çanakkale, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kırklareli, Konya ve Zonguldak; 3’er ölüm Kastamonu, Sakarya, Trabzon ve Bosna Hersek; 2’şer ölüm Afyon, Burdur, Çorum, Erzurum, Malatya, Mardin, Ordu, Osmaniye, Samsun, Şanlıurfa, Tekirdağ ve 1’er ölüm Aksaray, Bartın, Bilecik, Bingöl, Eskişehir, Gümüşhane, Hakkari, Iğdır, Karabük, Kayseri, Kütahya, Manisa, Rize, Siirt, Şırnak, Uşak, Van, Yozgat ve Güney Kore.

(Kaynak: bianet)

Paylaşın

DİSK’ten Asgari Ücret Tepkisi: Türkiye Ucuz Emek Ülkesi

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, asgari ücretin 4 bin 250 liraya çıkartılmasıyla ilgili “Bu mudur son 45 yılın en yüksek asgari ücret artışı! Türkiye bu zamlı asgari ücretle de ucuz emek ülkesi olmaya devam edecektir” dedi.

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu 2022 için belirlenen 4 bin 250 liralık asgari ücretle ilgili konuştu. DİSK Yönetim Kurulu adına yazılı bir açıklama yapan Çerkezoğlu günlük 47,5 TL’ye denk gelen zammın ‘bu korkunç pahalılıkta’ emekçilerin derdine derman olmayacağını söyledi.

Çerkezoğlu “Önemli olan asgari ücrette ne kadar artış olduğu, yüzde kaç arttığı değil asgari ücretin bugünkü geçim şartları içinde işçinin ve ailesinin geçimini karşılamaya yetip yetmediğidir” dedi.

Çerkezoğlu açıklamasının devamında şunları söyledi:

İçinden geçtiğimiz derin ekonomik kriz, TL’de yaşanan büyük değer kaybı ve yaşanan korkunç pahalılık dikkate alınmadan asgari ücret artış oranını konuşmak anlamlı değildir.

Açıklanan asgari ücretle geçinmek mümkün değildir. 2022 için belirlenen asgari ücret geçinmeye yetecek düzeyde değildir. Yapılan asgari ücret zammının büyük bölümü yaşanan pahalılık nedeniyle zaten çoktan yok olup gitti. Kalanı da birkaç ay içinde eriyip gidecek. Ortada gerçek anlamda zam yoktur. Asgari ücret artışı, pahalılıkla yaşanan alım gücü kaybını dahi telafi etmekten uzaktır.

Bu pahalılıkta 4250 TL asgari ücreti işçileri ‘enflasyona ezdirmedik’ diye böbürlenerek ilan edenleri bu asgari ücretle bir ay yaşamaya davet ediyoruz.

Yaptığımız hesaplamaya göre Kasım 2021 için dört kişilik bir ailenin asgari geçim tutarı 10 bin 700 TL civarındadır. Bu fiyatlara Aralık 2021’deki fiyat artışları ve döviz krizinin etkisiyle 2020’de yaşanacak pahalılık dahil değildir. 2022 içinde de yoksulluk sınırının çok daha yükseleceği, pahalılığın dayanılmaz hale geleceği sır değildir.

Ocak 2021’de asgari ücret 386 dolara karşılık geliyordu. Bugün açıklanan zamlı 2022 asgari ücreti (15,5 TL dolar kuru üzerinden) 275 dolara karşılık geliyor. Emekçiler zamlı asgari ücretle bile 110 dolar civarında kayba uğramıştır. Asgari ücretin 2022’de ne kadar eriyeceği belli değil. Zamlı haliyle bile Türkiye’de asgari ücret Avrupa’nın en düşük iki asgari ücretinden biri durumundadır. Türkiye’deki asgari ücret zamlı haliyle dahi Çin’in altındadır.

“Türkiye ucuz emek ülkesi”

Bu mudur son 45 yılın en yüksek asgari ücret artışı! Türkiye bu zamlı asgari ücretle de ucuz emek ülkesi olmaya devam edecektir.

Bu asgari ücret artışını yeterli görmüyoruz ancak bu artışın bütün emekçilere yansıması için Ocak 2022’de tüm işçi ücretleri, memur maaşları ve emekli aylıkları da en az asgari ücret artışı oranında artmalıdır. Aksi durumda asgari ücrete gelen zam oranı diğer emek gelirlerine yansımadığı sürece bir anlam ifade etmeyecektir. Eşitlik ve adalet bunu gerektirir.

Emeklinin 1.500 TL aldığı, işçilerin ve memurların resmi enflasyonun yarısı kadar zam aldığı bir ortamda Türkiye hızla asgari ücretliler ülkesi haline gelecektir. Bu asgari ücret zammı büyük ölçüde eridi, kalanı da birkaç ayda eriyecektir.

Çerkezoğlu açıklamasının ardından da şu dört talebi sıraladı:

  • Talebimiz 2022 bahar aylarında Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yeniden toplanması ve asgari ücretin yeniden belirlenmesidir.
  • Talebimiz bütün emek gelirlerinin, ücretlerin, maaşların ve emekli aylıklarının asgari ücret kadar artırılmasıdır.
  • Talebimiz en düşük emekli aylığının asgari ücret düzeyine çıkarılmasıdır.
  • Türkiye işçi sınıfının asgari ücrete mahkûm edilmemesi için sendikal hakların kullanımının önündeki engellerin kaldırılmalı, toplu iş sözleşmesi kapsamı genişlemelidir.
Paylaşın

Sağlık Çalışanları 15 Aralık’ta Greve Gidiyor

Türk Tabipleri Birliği (TTB), Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası (Dev Sağlık-İş), Genel Sağlık ve Sosyal Hizmet Kolu Kamu Çalışanları Sendikası (Genel Sağlık-İş) ile Birinci Basamak Sağlık Çalışanları Birlik ve Dayanışma Sendikası 15 Aralık’ta greve gideceğini açıkladı.

Grev günü aciller dışında sağlık hizmeti sunulmayacağı belirtildi. Sendikalar, grev kararını sağlık çalışanlarının gelirleri ve özlük hakları ile ilgili düzenleme içeren ve TBMM’deki tüm partilerin oybirliğiyle getirilen yasa tasarısının “Meclis içtüzüğüne aykırı biçimde geri çekilmesi” üzerine alındığını bildirdi.

Bugün TTB’de düzenlenen basın açıklamasında konuşan TTB Genel Sekreteri Prof. Dr. Vedat Bulut, “İktidar bilmelidir ki; taleplerimiz kabul edilmediği, sağlık çalışanlarının çalışma ve yaşam koşullarını düzeltecek bir düzenleme hızla Meclis’e getirilmediği takdirde eylemlerimiz devam edecektir” dedi.

TTB, grev sonrasında baskı ve idari soruşturmalar karşısında birliğin ve odaların hukuk büroları olarak sağlık çalışanlarına gerekli hukuki desteğin de sağlanacağını belirtti.

Basın toplantısında grevin amaçları şu şekilde açıklandı:

  • “Koruyucu sağlık hizmetlerini savunmak içindir.
  • “Emekliliğe de yansıyacak yaşanabilir temel ücret talebimiz içindir.
  • “Güvencesiz, gerçekdışı bahanelerle işimizden edildiğimiz ve köleliği dayatan çalışma koşullarına son verilmesi, güvenceli çalışabilme talebimiz içindir.
  • “Şiddete karşı etkili yasa, güvenli işyerleri, sağlıklı çalışma ortamları talebimiz içindir.
  • “COVID-19 başta olmak üzere meslek kaynaklı hastalıklara karşı bütüncül bir meslek hastalıkları yasası çıkarılması içindir,
  • “Ağır ve tehlikeli işler kapsamında faaliyet yürüten tüm işkolu emekçileri için 5 yıla 1 yıl yıpranma payı verilmesi; ek göstergelerin 3600’den 7200’e kadar kademeli olarak yükseltilmesi içindir.”
Paylaşın

DİSK’ten ‘Asgari Ücret’ Mitingi: En Az 5200 TL Olsun

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), İstanbul Kartal’da büyük bir miting düzenledi. Asgari ücretin net 5 bin 200 lira olması talebiyle ve ‘geçinmek istiyoruz’ şiarıyla yapılan mitinge toplumun her kesiminden yurttaşlar katıldı.

Sadece asgari ücretliler değil emeklilikte yaşa takılanlar, öğrenciler, kamu emekçileri, emekliler, sağlık çalışanları ve gazeteciler de mitingdeki yerini aldı. Mitinge Türkiye Komünist Partisi (TKP), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emek Partisi (EMEP) ile çok sayıda sivil toplum kuruluşu ve emek örgütü de destek verdi.

Miting öncesinde Marmaray’ın Başak Metro İstasyonu önünde toplanan işçiler kortej halinde bir yürüyüş gerçekleştirdi. Buradan Kartal Meydanı’na kadar yürüyen işçiler sık sık ‘iş, emek, özgürlük’ sloganları attı. “Gelirde adalet, vergide adalet” istedi.

Böylelikle işçiler 2022’de uygulanacak asgari ücretin en az 5200 TL olması talebi de yineledi. İşçilerin Kartal Meydanı’nı doldurmasının ardından da İlkay Akkaya konseri başladı. DİSK Genel Sekreteri Adnan Serdaroğlu, 20 bin kişilik katılım sağlandığının tahmin edildiğini açıkladı.

“Türkiye büyüdüyse hakkımızı istiyoruz”

İlkay Akkaya’nın konserinin ardından DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu bir konuşma yaptı. Çerkezoğlu konuşmasında, “Patronundan daha fazla vergi ödemeye yeter diyenler, memleketine emeğine sahip çıkanlar bugün Kartal Meydanı’nda toplandık. Geçinemeyenler adına, barınamayanlar adına bu meydanı doldurduk. TÜİK enflasyon sadece yüzde 21 diyor. Biz geçinemiyoruz diyoruz, onlar ‘ekonomi şahlanıyor’ diyorlar. Kardeşlerim bu meydan yanıtlasın, enflasyonun yüzde 21 olduğuna inanan var mı?” dedi.

Çerkezoğlu ayrıca, “Biz çalışıyoruz, biz üretiyoruz. Türkiye büyüdüyse hakkımızı istiyoruz. Hakkımızı alana kadar da mücadele edeceğiz” diye konuştu. Çerkezoğlu konuşmasında “Bize yaşatmaya çalıştıkları kara kışa karşı işçi baharını getireceğiz. Sadece emeğimiz, ekmeğimiz için değil; adalet için, özgürlük için, demokrasi için ayağa kalkıyoruz işçi sınıfı olarak.  Bu adaletsiz sistemi değiştirmek boynumuzun borcudur. Türkiye’deki en büyük adaletsizlik de asgari ücrettir. Buradan hep birlikte söyleyelim; işçi sınıfının asgari ücretle ilgili kırmızı çizgisi en az 5 bin 200 TL’dir.” ifadelerini kullandı.

(Kaynak: bianet)

Paylaşın

Avrupa’da En Fazla Asgari Ücretli Çalışan Oranı Türkiye’de

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 2014 verilerine göre Türkiye’deki kayıtlı işçilerin yüzde 40’dan fazlası asgari ücretle çalışıyor. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) asgari ücretle çalışan işçi sayısını açıklamıyor. Türkiye’de asgari ücretle çalışan işçi sayısına ilişkin en son bilgi 2014 yılına ait.

2010 yılı verilerine göre Avrupa’da asgari ücretle çalışan işçi oranının en yüksek olduğu ülke açık ara Türkiye. Kayıt dışı çalışanlar ve asgari ücret primi tanımı hesaba katıldığında Türkiye’deki oran yüzde 40’tan daha yüksek. Hükümet ise asgari ücretle çalışan işçi sayısını açıklamıyor. Muhalefet partilerinin bu konudaki soru önergeleri de hükümet tarafından yanıtlanmıyor.

24. Dönem MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’e verdiği soru önergesine verilen cevaba göre 2014 Temmuz ayı itibariyle asgari ücretle çalışan işçi sayısı 4 milyon 970 bin 737.

Yine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre, Temmuz 2014’te ülkede toplam kayıtlı işçi sayısı 12 milyon 287 bin 238. Bu da toplam kayıtlı işçi sayısının yüzde 40,45’inin asgari ücret üzerinden çalıştığı anlamına geliyor.

Avrupa’da asgari ücretle en fazla çalışan oranı Türkiye’de

Avrupa İstatistik Ofisi’nin (Eurostat) hangi ülkede işçilerin yüzde kaçının asgari ücretle çalıştığına ilişkin bir araştırması da bulunuyor. Araştırma 2010 ve 2014 yıllarına dair veriler içeriyor ancak Türkiye’ye ilişkin 2014 verileri yer almıyor. Eurostat asgari ücretle çalışan oranını teknik olarak “asgari ücretin yüzde 105’inden daha az kazananlar” olarak ifade ediyor.

Buna göre 2010 yılında Türkiye’de asgari ücretle çalışan oranı yüzde 43. Ancak bu araştırma en az 10 işçi çalıştıran iş yerlerini kapsıyor. 10’dan daha az işçi çalıştıran firmalar da eklendiğinde bu sayının ciddi oranda yükselmesi bekleniyor.

Türkiye bu alanda yüzde 42,9 ile Avrupa Birliği ülkeleri arasında açık ara zirvede yer alıyor. Türkiye’ye en yakın ülke yüzde 19,2 ile Slovenya iken üçüncü sırada yüzde 16,8 ile Portekiz bulunuyor. Belçika’da ise asgari ücretle çalışan işçi oranı yüzde sıfır. Bu oran İspanya’da yüzde 1,1, Çekya’da yüzde 1,9 ve Macaristan’da yüzde 3,2. AB’nin büyük ülkeleri İngiltere’de ise yüzde 4,9 ve Fransa’da yüzde 8,3.

Gerçek sayı bu mu? Kayıt dışı istihdam ne kadar?

Öte yandan SGK’nın açıkladığı tüm bu veriler kayıtlı işçileri içeriyor. Kayıt dışı istihdam hesaba katıldığında Türkiye’de 2014 yılında asgari ücretle çalışanların oranı yüzde 50’leri buluyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Temmuz 2014’te kayıt dışı istihdam sayısı 9 milyon 622 bin. Bunların 3 milyon 524 bini “ücretli veya yevmiyeli”lerden oluşuyor. Bu kişilerin çok büyük bir kısmı asgari ücret veya daha düşük ücrete çalışıyor. Kayıt dışı istihdamın diğer kalemleri olan “işveren, kendi hesabına veya ücretsiz aile işçileri” bu hesaplamaya dahil değil.

Ayrıca SGK verileri; primleri sadece asgari ücretten yatırılan işçileri kapsıyor. Birçok iş yerinde işçilere yemek ve yol ücreti de ödeniyor. Eğer yemek ve yol ücreti SGK primine yansıtılırsa bu işçiler asgari ücretten daha fazla kazanmış görünüyor.

Muhalefet milletvekilleri AK Parti hükümetine 2014 yılından sonra da bir çok soru önergesi vererek Türkiye’de asgari ücretle çalışan işçi sayısını sordu. Ancak bunlar dönemin çalışma ve sosyal güvenlik bakanları ile Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından yanıtlanmadı. Öte yandan geçtiğimiz hafta bir toplantıda konuşan eski Ekonomi Bakanı Ali Babacan, Türkiye’de çalışanların yaklaşık yarısının asgari ücretlilerden oluştuğunu söyledi. (Kaynak: euronews)

Paylaşın

Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun 3. Toplantısından Da Uzlaşma Çıkmadı

Milyonlarca çalışanı doğrudan ilgilendiren Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun 3. toplantısı Türkiye İşveren Sendikaları (TİSK) ev sahipliğinde sona erdi. Taraflar baz alınacak enflasyon rakamlarında anlaşamadı.

BBC Türkçe’de yer alan habere göre; Toplantı sonrasında konuşan Çalışma Bakanlığı Müsteşarı Nurcan Önder, “TİSK asgari geçim tutarını 3100, Türk-İş 3900 lira olarak öngörüyor” dedi.

Türk-İş Genel Eğitim Sekreteri Nazmi Irgat, “İşveren kesimiyle uzlaşmazlıkları maalesef gideremedik” dedi.

Irgat, “Son 1,5 ayda anormal şekilde artan enflasyon dar gelirlileri daha zora soktu. Biz yaşanan enflasyon, çarşı-pazar enflasyonunu esas alan, büyümeden de refah payı alan bir asgari ücret bekliyoruz” diye konuştu.

Irgat, “İşverenlerin büyük itirazı üzerine TÜİK rakamları açıklayamadı” dedi.

Üçüncü toplantıya ev sahipliği yapan TİSK Genel Sekreteri Akansel Koç ise TÜİK’in enflasyon rakamlarını dikkate alacaklarını belirterek “Enflasyona karşı çalışanlarımızı koruyacağız” dedi.

SGK işçi primlerinin ödenmesinde 5 puanlık işveren desteğinin işçilere de sağlanması ve vergi diliminin yıllık brüt asgari ücret dilimine çekilmesi konularında tarafların anlaşmaya vardığı belirtildi.

TİSK Genel Sekreteri Koç, “3161 TL gibi resmi bir teklifimiz söz konusu değil” ifadesini kullandı. Komisyonun 4. toplantısı için tarihin daha sonra açıklanacağı belirtildi.

Paylaşın

DİSK, TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ’ten Ortak ‘Asgari Ücret’ Açıklaması

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Hak-İş) asgari ücrete ilişkin talep ve beklentilerin sıralandığı ortak bir açıklama yaptı.

Haber Merkezi / “Günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre işçinin ve ailesinin insanca yaşamasını mümkün kılacak ve insanlık onuruyla bağdaşacak asgari ücret belirlenmelidir” ifadelerinin yer aldığı açıklama şöyle;

“Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Anayasası’nın girişinde, “işçinin ve ailesinin yalnızca geçimini temin eden ücret, insanca yaşamaya yeterli bir ücret değildir. Hâlbuki işçinin insanca yaşaması için yeterli ücrete sahip olması gerekir” ifadesine yer verilmiştir.

Üç İşçi Konfederasyonu “insan onuruna yaraşır bir asgari ücret” belirlenmesi taleplerini bir araya gelerek ortaklaştırmıştır. Özellikle sendikasız işçilerin önemli bir bölümünün temel sorunu olan asgari ücretin, belirlediğimiz ve savunduğumuz ilkeler doğrultusunda karara bağlanması büyük önem taşımaktadır.

Ücretli çalışanların yarıya yakını asgari ücret ve civarında bir gelir elde etmektedir. Sosyal güvenlik primine esas ortalama kazanç da asgari ücretin biraz üzerindedir. Asgari ücret belirleme çalışmaları sadece ücretli kesimi değil toplumun tümünü yakından ve doğrudan ilgilendirmektedir. Sadece asgari ücret alanlar değil; asgari geçim indirimi, işsizlik ödeneği, kısa çalışma ödeneği, engelli ve yaşlılık aylığı ile bakım yardımı, genel sağlık sigortası, bireysel emeklilik, sosyal güvenlik borçlanması, sosyal güvenlik alt ve üst primlerinin belirlenmesi gibi çok geniş bir alanı kapsamaktadır.

Ekonomide özellikle son dönemde döviz kurlarında yaşanan olağanüstü dalgalanma ve başta gıda ve kira olmak üzere temel mal ve hizmet fiyatlarında görülen artışlar, emeğinden başka hiçbir geliri olmayan ücretli çalışanların satın alma gücünü geriletmiştir.

Bu nedenle, 2022 yılında geçerli olacak asgari ücretin, ekonomide yaşanan gelişmeler de dikkate alınarak, insana yakışır bir yaşam düzeyini sağlayacak şekilde tespit edilmesi gereği ortak düşüncemizdir.

Asgari ücret, emeğe gösterilen saygının bir ölçüsüdür. Sosyal devlet anlayışı çerçevesinde, gelir dağılımında adaleti ve iyileştirmeyi temel alan, refahın geniş kitlelere yayılmasını amaçlayan bir yaklaşımla tespit edilmesi toplumsal huzur ve iş barışının sağlanması için gereklidir.

Üç İşçi Konfederasyonu “aileleri ile birlikte insan onuruna yaraşır bir asgari ücret” belirlenmesi taleplerini yineleyerek bir kez daha bir araya gelmiştir.

Anayasamız devlete “çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alma” görevi vermektedir. Ayrıca, asgari ücretin tespitinde “çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumu da göz önünde bulundurulur” denilmektedir.

‘Düşük belirlenmesi kabul edilemez’

Asgari ücret bir pazarlık ücreti değildir. İşçinin ailesiyle birlikte insanca yaşamasını sağlayacak gelirdir. Asgari ücretin belirlenmesi müzakerelerinde göz önünde tutulması gereken öncelikli husus, çalışanların karşı karşıya bulundukları geçim koşullarıdır. Çalışanlar, yaşanılan ekonomik sıkıntıların nedeni değil mağdurudur ve “ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum” gerekçesiyle asgari ücretin düşük belirlenmesi kabul edilemez.

Ülkemizdeki asgari ücret düzeyi AB üyesi tüm ülkelerin gerisine düşmüştür. Küresel pazarlar ile rekabet edebilmek adına emek kesiminin talepleri görmezden gelinmemelidir. Türkiye’nin rekabet şartlarını düşük ücret politikasıyla sağlamak doğrultusunda bir anlayışı olmamalıdır.

Bugün ücretliler üzerinde dayanılmaz boyutlarda vergi yükleri bulunmaktadır. Türkiye’de gelir vergisi mükelleflerinin büyük çoğunluğu ücret geliri elde edenlerdir. Kaldı ki, hem doğrudan gelir ve kazanç üzerinden hem dolaylı olarak mal ve hizmet alımında yapılan zorunlu ihtiyaç harcamalarından dolayı günlük yaşantısının her aşamasında vergiye maruz kalınmaktadır.

Ücretli çalışanların net ücreti, vergi dilimlerindeki artışlar nedeniyle ilerleyen aylarda düşmektedir. Asgari ücret alan işçiler bile yılın son dört ayında eksik ücret almak durumunda kalmaktadır. Asgari ücrette gelir vergisi nedeniyle meydana gelen gerilemenin telafi edilmesi uygulaması, sadece asgari ücretle çalışan bekâr işçiler için geçerlidir. Evli, üç çocuklu ve eşi çalışmayan bir işçi yılbaşında elde ettiği ücret düzeyini yılsonunda alamamaktadır. Bu işçinin yılın toplamı itibariyle kaybı devam etmektedir. Mevcut bu uygulamayla aile korunmamaktadır.

Ücretli çalışanlar için vergi matrahı farklılaştırılmalıdır. 2002 yılında gelir vergisi tarifesi brüt asgari ücretin 17,1 katı iken, günümüzde 6,7 katına gerilemiştir. Tüm ücret gelirlerinde, asgari ücrete denk gelen kısmına kadar olan tutarın vergi dışı bırakılması yönünde sosyal taraflar arasında görüş birliği oluşmasına rağmen -şimdiye kadar- herhangi bir düzenleme yapılmamıştır.

İşverenin sosyal güvenlik primi düşürülmüş ve buradan doğan milyarlarca liralık gelir kaybı Hazine tarafından karşılanmaktadır. Ancak işçilerin sosyal güvenlik priminde bir indirim yapılmamıştır. Sosyal devletin koruyucu vasfı öncelikle düşük gelirli olan ücretli çalışanlar için olmalıdır.

‘Asgari ücret, açıklanan net ücretin altına düşmemeli’

Bu çerçevede; işçi temsilcileri, “insan onuruna yakışır” bir düzeyde asgari ücret belirlenebilmesi için, Komisyon çalışmaları sırasında temel alınması gereken ilkeleri aşağıdaki biçimiyle savunmaktadır:

Asgari ücretin saptanmasında Anayasa’da yer alan “geçim şartları” yaklaşımına öncelikle uyulmalıdır. Günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre işçinin ve ailesinin insanca yaşamasını mümkün kılacak ve insanlık onuruyla bağdaşacak asgari ücret belirlenmelidir.

Asgari ücret net olarak açıklanmalıdır. Bu ücretten yapılacak vergi, sosyal güvenlik vb. kesintiler net tutarın üzerine ilave edilmeli ve yıl boyunca asgari ücret açıklanan bu net ücretin altına düşmemelidir. Asgari Geçim İndirimi (AGİ) işçinin medeni durumuna göre ayrıca ilave edilmelidir.

Tüm ücretlerin asgari ücrete tekabül eden kısmı vergiden muaf olmalıdır. Gelir vergisi tarifesi en az yeniden değerleme oranında artırılmalıdır. Ayrıca ücretliler için damga vergisi uygulaması kaldırılmalıdır. Asgari ücret sonrası ilk vergi basamağı için uygulanacak oran da yüzde 10 olmalıdır.

Asgari ücret, herhangi bir ayırım yapılmadan yine ulusal düzeyde tek olarak ve yıllık belirlenmelidir. İşçilerin arasında nitelik, kıdem, işin mahiyeti gibi ekonomik amaçlı değerlendirmelerin tümünden bağımsız olarak ele alınmalıdır.

Asgari ücret, ekonomik ölçülerin ötesinde sosyal bir ücret olarak kabul edilmeli ve bu özelliği temel alınarak belirlenmelidir.

Devlet çalışanlar arasında ayrım yapmamalı, kamuda geçerli en düşük aylık tutarını asgari ücret belirlenirken de dikkate almalıdır.

Asgari ücret ile bağlantılı olarak ve günümüz ekonomik koşullarını da dikkate alarak;

İşverenlere sağlanan sosyal güvenlik prim desteğinin benzeri bir destek işçilere de verilmeli ve işçilerin sosyal güvenlik haklarında bir kayıp yaratmayacak şekilde işçi SGK prim payı 5 puan düşürülerek bütçeden karşılanmalıdır.

“Sosyal Devlet” ilkesi gereği memurlara çalışmayan eş için ödenen “aile yardımı” işçiler için de uygulamaya konulmalıdır.

Sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılmalı ve asgari ücret teşviki sadece sendikal örgütlenmenin olduğu işyerleri için uygulanmalıdır.”

Paylaşın

DİSK, Asgari Ücret Talebini Açıkladı: Net 5 Bin 200 TL

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) 2022 yılı için asgari ücret talebini Genel İş Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısıyla duyurdu. DİSK Yönetim Kurulu adına açıklama yapan Genel Başkan Arzu Çerkezoğlu, “Asgari ücretin 1936’da yasalaşmasından bu yana 85 yıl geçti. 1974’te asgari ücretin ulusal düzeyde saptanmasının üzerinden ise 47 yıl geçti. Türkiye oldukça uzun bir asgari ücret geleneğine sahiptir. Asgari ücret için verilen mücadele ülkemiz işçi hareketinde önemli bir yer tutmaktadır.” dedi.

Haber Merkezi / “DİSK asgari ücretin saptandığı Asgari Ücret Tespit Komisyonunda maalesef temsil edilmiyor. Bunu önemli bir eksiklik olarak görmemize rağmen asgari ücretin sadece masa başında belirlenemeyeceğinin bilincinde olarak yıllardır asgari ücret tespit sürecine aktif biçimde müdahale etmeye, asgari ücret konusunda üyelerimizin ve çalışanların farkındalığını artırmaya ve mücadeleyi yükseltmeye devam ediyoruz.” diyen Çerkezoğlu, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı;

“Her yıl kapsamlı asgari ücret raporları ile asgari ücret taleplerimizin bilimsel temellerini ortaya koyuyoruz. Daha önemlisi asgari ücret belirleme sürecini sadece masa başı müzakere sürecinden bir mücadele sürecine dönüştürmeye çalışıyoruz.

Önümüzdeki günlerde asgari ücrete ilişkin kapsamlı bir araştırma yayımlayacağız ancak asgari ücretin henüz müzakereler başlamadan çok önemli bir gündem haline gelmesi nedeniyle DİSK olarak temel görüşlerimizi ve taleplerimizi bir an önce kamuoyu ile paylaşmak istedik.

Asgari ücret sürecinde bütün emek örgütlerinin ortak bir tutum alması ve ortak politikalarla asgari ücret mücadelesi yürütmesinin son derece önemli olduğunu biliyoruz. Bu çerçevede geçmiş yıllarda DİSK, TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ tarafından açıklanan asgari ücrete ilişkin politikaların arkasında olduğumuzu bir kez daha açıklıyor ve bu yıl da benzer bir ortak tutumun son derece yararlı olacağını düşünüyoruz.

Asgari ücretin milyonların meselesi olduğunun farkında olarak aşağıdaki tespit ile talepleri kamuoyu ile paylaşıyor ve önümüzdeki günlerde bunlar için mücadeleyi yükselteceğimizi ilan ediyoruz.”

Talepler

DİSK Yönetim Kurulu adına açıklama yapan Çerkezoğlu, DİSK’in taleplerini maddeler halinde şu ifadelerle paylaştı:

  • Gerek 2018’den bu yana devam eden ekonomik kriz gerek Covid-19’un yaratmış olduğu iş ve gelir kayıpları, gerekse son aylarda giderek tırmanan fiyat artışları geniş emekçi kesimlerin alım gücünü düşürmüş ve pahalılığı en önemli toplumsal sorunlardan biri haline getirmiştir. Bugün Türkiye’de geçinebilmek emekçilerin en temel sorundur.
  • Pahalılığın panzehiri ücretlerin ve emek gelirlerinin artırılmasıdır. Bu nedenle 2022 asgari ücreti için oldukça güçlü bir beklenti oluşmuştur. Asgari ücretin insanca yaşamaya yetecek bir düzeye yükseltilmesi için güçlü bir toplumsal talep var. Bu talep sonuna kadar haklıdır ve insanca bir yaşamı olanaklı kılan asgari ücret artışı mümkündür.
  • İşçi sınıfı, emekçiler uzun çalışma saatleriyle ve ağır koşullar altında çalışarak, üreterek değer yaratmakta, ekonomiyi büyütmektedir. İşçilerin bunun karşılığından adil ve insanca yaşayacak bir ücrete hakkı vardır. Ancak bütün ekonomik göstergeler, emekçilerin ülkenin büyümesinden ve artan üretimden payını alamadığını; tersine yoksullaştığını ve sömürünün arttığını ortaya koymaktadır.
  • Asgari ücret düzeyi şu anda açlık sınırının altındadır. 10 bin TL’yi aşan yoksulluk sınırı ile asgari ücret arasında ise büyük bir uçurum vardır.
  • TL’nin hızla değer kaybetmesi nedeniyle asgari ücret dolar cinsinden son 15 yılın en düşük düzeyine gerilemiştir. Böylece Türkiye işgücü maliyeti açısından tekrar bir “ucuz emek cenneti” haline gelmiştir.
  • Asgari ücret genel ücret düzeyi açısından önemli bir göstergedir. Ücretlerin alt sınırı olan asgari ücretin diğer ücret ve emek gelirlerini de yukarı çekmesi gerekir. Bu nedenle asgari ücret gelir bölüşümü açısından kritik bir öneme sahiptir.
  • Ancak asgari ücret ülkemizde ücretlerin alt sınırı olmaktan çıkmış ve son yıllarda giderek ortalama ücret haline gelmeye başlamıştır. Avrupa ülkeleri içinde asgari ücret civarında ücretle çalışanların oranının en yüksek olduğu ülke Türkiye’dir.
  • Asgari ücrette yaşanan artışlar diğer emek gelirlerine yansımadığı için (özel sektördeki diğer ücretler, kamu işçisi ücretleri, memur maaşları ve emekli aylıkları asgari ücretten çok daha düşük arttığı için) ortalama ücretlerle asgari ücret arasında makas kapanmakta ve giderek daha fazla işçi asgari ücret civarında ücretlerle çalışmaya mahkûm olmaktadır.
  • Bugün asgari ücret dediğimizde sınırlı bir işçi kesiminin değil milyonların ücretini konuşuyoruz. Asgari ücret memleket ücreti haline gelmiştir.
  • Türkiye’nin bir asgari ücretliler toplumu haline gelmesinin temel sebebi sendikalaşmanın ve toplu iş sözleşmesi kapsamının son derece düşük olması ve mevzuatta var olmasına rağmen işverenlerin istememesi nedeniyle teşmil sisteminin uygulanmamasıdır. Öte yandan AKP hükümetleri asgari ücretteki artış oranlarını memur maaşlarına, emekli aylıklarına ve kamu işçisinin ücretlerine yansıtmaktan kaçınmaktadır. Tüm bunların sonucunda Türkiye, giderek bir asgari ücretliler toplumu haline gelmektedir.
  • Bu kadar geniş kesimleri kapsayan asgari ücret üzerinde oldukça ağır bir vergi ve kesinti yükü söz konusudur. 2021 yılında brüt asgari ücretten 750 TL’den fazla vergi ve kesinti yapılmaktadır. Emekçiler tarafından ödenen dolaylı vergilerle asgari ücretin net harcanabilir kısmı daha da azalmaktadır.
  • Asgari ücret ülkemizde uluslararası standartların aksine işçinin ailesi hesaba katılmadan sadece kendisi için hesaplanmaktadır.

DİSK’in asgari ücret talepleri ise şu ifadelerle açıklandı:

  • Asgari ücret ülkemizde en düşük ücret değil ortalama ücret haline gelmiştir. Asgari ücret tespitinde bu gerçek dikkate alınmalıdır.
  • Asgari ücret sadece işçinin kendisinin değil ailesinin de geçim şartları dikkate alınarak adil bir düzeyde saptanmalıdır.
  • Asgari ücret baskılanmış ve güdümlü resmi enflasyona göre değil geçim şartlarına ve ekonomik büyümeye göre saptanmalıdır. Dar gelirlilerin gıda enflasyonu ile kişi başına ekonomik büyüme asgari ücret artışında esas alınmalıdır.
  • Asgari ücret net ödenmelidir. Ücretlerin asgari ücret kadar kısmından vergi alınmamalı ve asgari ücretliye bütçeden sosyal güvenlik pirim desteği sağlanmalıdır.
  • Asgari ücret sonrası ücretlere uygulanacak vergi dilimi yüzde 10 olmalıdır. Vergi dilimlerine uygulanacak tarife enflasyon, ekonomik büyüme ve yeniden değerleme oranları dikkate alınarak saptanmalıdır.
  • Asgari ücret artışında yoksulluk sınırı bir kriter olarak dikkate alınmalı ve hanede iki çalışan olması varsayımından hareketle asgari ücret yoksulluk sınırının yarısı civarında olmalıdır.
  • Asgari ücret saptanırken bütün ücretlerde iyileşme sağlayacak vergi ve pirim desteği sağlanmalıdır.
  • En düşük emekli aylığı asgari ücret düzeyinde olmalıdır.
  • Diğer emek gelirlerindeki artışlar (ücretler, maaşlar, yevmiyeler ve emekli aylık ve gelirleri) asgari ücret artışının altında kalmamalıdır.
  • Yasada yer alan teşmil mekanizması (toplu iş sözleşmelerinin sendikasız işyerlerine ve işçilere genişletilmesi) etkin biçimde uygulanmalıdır.
  • Sendikalaşma ve toplu pazarlık önündeki engeller kaldırılmalı ve böylece Türkiye bir asgari ücretliler toplumu olmaktan çıkarılmalıdır.

Bütün ücretlere 1.000 TL iyileştirme yapılmalıdır!

  • Ücretlerin asgari ücret kadar kısmı için 1.000 TL tutarında vergi ve pirim indirimi sağlanmalıdır. Bu destek Hazine tarafından karşılanmalıdır. Böylece bütün çalışanların ücretlerinde 1.000 TL iyileştirme mümkün olacaktır.

Asgari ücret net 5.200 TL olmalıdır!

  • Gerek yoksulluk sınırı gerek gıda fiyatları artışı ve gerekse ekonomik büyüme dikkate alındığında 2022 yılında asgari ücreti en az net 5.200 TL olmalıdır. Dört kişilik bir ailenin asgari geçim şartlarını belirleyen yoksulluk sınırının Kasım 2021 itibarıyla 10 bin 200 TL’yi aştığını, Aralık 2021’de ve 2022 yılında daha da yükseleceğini dikkate alarak (bir hanede iki asgari ücretli çalışan olduğu varsayımı ile) asgari ücretin yoksulluk sınırının yarısından az olmaması gerektiğini düşünüyoruz. Bu nedenle 2022 yılı asgari ücreti 5.200 TL olmalıdır.

En düşük emekli aylığı asgari ücret düzeyine yükseltilmelidir!

  • 2008 yılında çıkarılan 5510 sayılı Yasa’dan önce asgari ücretten düşük emekli aylığı söz konusu değildi. Günümüzde emekli aylıkları Hazine tarafından karşılanan farkla 1.500 TL’ye tamamlanmaktadır. Emekli aylıklarında alt sınır asgari ücret olmalıdır.
Paylaşın

1 Milyon 255 bin Üniversite Mezunu İşsiz

Genç İşsizler Platformu hazırladığı ‘Kasım 2021 İşsizlik ve İstihdam Raporu’nu yayınladı. Raporda, üniversiteli olup iş gücünün dışında kalanların sayısının 1 milyon 255 bin kişi olduğu belirtilirken, üniversite mezunlarının birçoğunun alanları dışında çalıştığı bilgisine de yer verildi.

Rapora göre 15-34 yaş arasındaki 492 bin genç 1 yıldan uzun süredir iş arıyor. 1 yıldan fazla süredir iş arayan üniversiteli sayısı da 233 bin.  Eğitim düzeyinin artması, iş bulmanın zorlaşması ve ortalama ömrün uzamasıyla birlikte genç işsizliğinin 35 yaşa kadar devam ettiği belirtilen raporda, 15-34 yaş arasında 2 milyon 379 bin gencin dar tanımlı işsiz, 3 milyon 806 bin kişinin de geniş tanımlı genç işsiz olduğu da aktarıldı.

Genç İşsizler Platformu Sözcüsü Dr. Murat Kubilay raporda son 4 hafta içinde iş başvurusu yapıp 2 hafta içinde işe başlamaya hazır olan fakat iş bulamayanların ‘dar tanımlı’ işsizliği, iş bulma ümidini tümden yitirenlerin, iş başvurusu yapmasa da çalışmaya hazır olanların ‘geniş tanımlı’ işsizliği temsil ettiğini hatırlattı.

Bu haliyle TÜİK’in ön plana çıkardığı 15-24 yaş arası dar tanımlı genç işsizliğin yüzde 22 olduğuna vurgu yapan Platform, “Oysa dar tanımlı işsizliğin çok üzerinde, yüzde 31,8 oranında geniş tanımlı genç işsizlik var” dedi.

Eğitim düzeyinin artması, iş bulmanın zorlaşması ve ortalama ömrün uzamasıyla birlikte genç işsizliğinin 35 yaşa kadar devam ettiğini belirten Platform 15-34 yaş arasında 2 milyon 379 bin gencin dar tanımlı işsiz, 3 milyon 806 bin kişinin de geniş tanımlı genç işsiz olduğunu aktardı.

673 bin kişi ümidini kesti

Rapordan detaylar şöyle:

  • İktisadi buhran ve pandemi nedeniyle genç istihdamda; 2017’den sonra 398 bin kişilik kayıp yaşandı.
  • Olumsuz emek piyasası koşullarından ötürü ümidini tümden yitirip iş gücü dışında kalan genç sayısı 673 bin.
  • İş bulma ihtimali düşük olduğu için iş başvurusu yapmayan, aktif olarak iş arayan ama hemen başlayamayacak olan ve iş bulsa çalışmaya hazır gençlerin sayısı 754 bine ulaştı.

Genç kadın işsizliği erkeklerden fazla

  • 15-34 yaş grubundaki işsizlerin yanı sıra 10 milyon 423 bin genç iş gücünün içinde yer almıyor.
  • 995 bin üniversite mezunu işsize ek olarak 1 milyon 257 bin mezun iş gücünde dahi bulunmamakta ve iktisaden atıl kalmakta.
  • Kadınlar ve erkekler arasındaki iş gücüne katılım farkı en çok ilköğretim ve altındaki eğitim düzeyinde belirgin. Bu eğitim düzeyindeki 4 milyon 46 bin kadın iş gücün yok
  • Üniversite mezunu 970 bin kadın yükseköğrenim düzeylerine rağmen iş aramamakta; iş gücüne katılımda kadın-erkek farkı yükseköğretime rağmen kapanmamakta.
  • Bu yaş grubunda iş gücüne girmeyen erkek sayısı 3 milyon 180 bin iken kadın sayısı 7 milyon 243 bin.

1 milyon 255 bin üniversiteli işsiz

  • Bu dönemde mezun sayısındaki büyük artış üniversiteli işsizliğine neden oldu ve yüzde 19,6 oran ile 5 üniversiteliden 1’i işsiz duruma düştü.
  • Artan üniversite sayısı ile üniversiteli çalışan sayısı da arttı. İşe ilk giriş ücretleri asgari ücret düzeyinde ve bazen altında kalıyor; ayrıca kayıt dışı çalışma oldukça yaygın. Birçoğu mesleki alanlarında değil, vasıfsız işlerde çalışıyor.
  • Üniversite mezuniyeti iş garantisi sağlamıyor. 6 milyon 327 bin mezunun yalnızca 4 milyon 77 bini iş bulabildi.
  • Yeterli istihdamın yaratılamaması sonucu üniversiteli işsiz sayısı 995 bine çıktı. Mezunların birçoğu alanları dışında çalışıyor.
  • Üniversiteli olup iş gücünün dışında kalanlar 1 milyon 255 bin kişi.

492 bin genç 1 yıldan uzun süredir iş arıyor

  • İşsiz kişi sayısı ve oranlarındaki artışa ek olarak işsizlik süresi de gittikçe uzuyor. 1 yıldan fazla süredir iş arayan 15-34 yaş arası genç sayısı, 492 bin ile yüksek seyrini koruyor.
  • 1 yıldan fazla süredir iş arayan üniversiteli sayısı da 233 bin ile yüksek düzeyde seyrediyor. Üniversite mezunlarının uzayan iş arama süreleri KYK kredi borçlarının ödenememesine yol açıyor.

(Kaynak: bianet.org)

Paylaşın

10 Ayda 1853 İşçi İş Kazalarında Hayatını Kaybetti

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), iş sağlığı ve güvenliği hakkında derlenen son verileri açıkladı. Açıklanan verilere göre, Ekim ayında en az 165 işçi iş kazalarında hayatını kaybederken, 2021 yılının ilk on ayında ise iş kazalarında en az 1853 işçi iş kazalarında yaşamını yitirdi.

Haber Merkezi / İSİG tarafından yapılan açıklamada, çalışanların hayat standartlarının yükseltilmesi için de talepler sıralandı. İSİG tarafından yapılan açıklamada dile getirilen talepler şöyle;

En kapsamlı toplu iş sözleşmesi olan asgari ücret görüşmeleri öncesi tartışmalar başladı. İktidar temsilcileri ve yandaş medyada 3500-3800 TL civarı asgari ücret tutarları dillendirilip seçim kozu olarak sunulmaya çalışılıyor. Türk-İş Başkanı ise tarihin en büyük artışı olacağını söyleyip bu işi fazla uzatmadan on günde bitirelim diyor.

Diğer yandan işçi örgütlenmeleri (sendikalar, dernekler, işçi birlikleri, odalar, partiler) alanlara çıkarak asgari ücret sürecine dair taleplerini haykırmaya başladı:

  • İnsanca yaşamaya yetecek asgari ücret belirlensin.
  • Asgari ücret ve bütün ücretlerin asgari ücret kadarı için tüm vergi ve kesintiler sıfırlansın, net ödensin.
  • Asgari ücret sonrası ilk vergiye esas gelir dilimleri milli gelire göre artırılsın.
  • En düşük emekli aylığı asgari ücret düzeyine yükseltilsin.
  • Elektrik, su, doğalgaz ve internet faturaları vergi ve kesintiden muaf tutulsun.
  • Tüm gıda ürünlerinde KDV sıfırlansın.
  • Asgari ücret görüşmeleri halka açık olarak yapılsın.

İSİG tarafından yüzde 64’ünü ulusal basından; yüzde 36’sını ise yerel basın, işçilerin mesai arkadaşları, aileleri, iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri, meslek örgütleri ve sendikalardan öğrenilen bilgilere dayanarak tespit edilen veriler açıklandı.

Tespitlere göre Ekim ayında en az 165 işçi iş kazalarında hayatını kaybetti. İş kazalarında hayatını kaybeden işçilerin aylara göre dağılımı ise şöyle oldu:

  • Ocak ayında en az 203 işçi,
  • Şubat ayında en az 142 işçi,
  • Mart ayında en az 144 işçi,
  • Nisan ayında en az 258 işçi,
  • Mayıs ayında en az 239 işçi,
  • Haziran ayında en az 180 işçi,
  • Temmuz ayında en az 155 işçi,
  • Ağustos ayında en az 178 işçi,
  • Eylül ayında en az 189 işçi,

• 2021 yılının ilk on ayında iş kazalarında en az 1853 işçi hayatını kaybetti. 165 emekçinin 145’i ücretli (işçi ve memur), 20’si kendi nam ve hesabına çalışanlardan (çiftçi ve esnaf) oluşuyor.

İş kazalarında ölenlerin 16’sı kadın işçi, 149’u erkek işçi. Kadın işçi cinayetleri eğitim, metal, sağlık ve genel işler işkollarında meydana geldi. Beş göçmen/mülteci işçi hayatını kaybetti: 3’ü Suriyeli, 1’i Afganistanlı ve 1’i Gürcistanlı.

Öte yandan, İSİG ölümlerin sektörlere göre dağılımını da duyurdu. Açıklamaya göre, ölümler en çok inşaat/yol, ticaret/büro/eğitim/sinema, tarım/orman, sağlık, taşımacılık, madencilik, konaklama, belediye/genel işler, kimya, metal, gıda, gemi/tersane, güvenlik ve enerji işkollarında meydana geldi.

En fazla ölüm nedenleri Covid-19, ezilme/göçük, trafik/servis kazası, yüksekten düşme, zehirlenme/boğulma, kalp krizi, şiddet, patlama/yanma, intihar, elektrik çarpması ve kesilme/kopma oldu.

Tarım işçisi olarak çalışan 2 çocuk da yaşamını yitirdi. 51 yaş ve üstünde ise çalışırken ölen 51 emekçi bulunuyor. Bunlar,çiftçiler ve esnaflar ile tarım, gıda, maden, kimya, eğitim, sinema, ticaret, çimento, inşaat, taşımacılık, sağlık, spor, güvenlik ve belediye işçileri oldu.

15 ölüm İstanbul’da; 8 ölüm Kocaeli’de; 7 ölüm Antalya’da; 6’şar ölüm Ankara, Bursa, Samsun ve Zonguldak’ta; 5’er ölüm İzmir, Konya, Rize, Sakarya, Şanlıurfa ve Uşak’ta; 4’er ölüm Çorum ve Eskişehir’de, 3’er ölüm Adana, Batman, Erzurum, Hakkari, Kayseri, Kütahya, Mersin, Tekirdağ ve Trabzon’da; 2’şer ölüm Aydın, Balıkesir, Bingöl, Çanakkale, Düzce, Giresun, Isparta, Malatya, Manisa, Muğla, Niğde, Tokat ve Bulgaristan’da; 1 ölüm Adıyaman, Afyon, Bartın, Bolu, Denizli, Elazığ, Gaziantep, Gümüşhane, Hatay, Kahramanmaraş, Kastamonu, Kırıkkale, Nevşehir, Ordu, Siirt, Sivas, Tunceli, Van, Çin ve Gana’da meydana geldi.

Paylaşın