20 Yılda İşsizlik Ödeneğine Başvuran Sayısı 18 Milyona Ulaştı

2023 yılının ilk altı ayında toplam 826 bin 627 yurttaş işsizlik ödeneği için başvururken, 2003-2023 döneminde işsizlik ödeneği için toplam 17 milyon 999 bin 793 yurttaş işsizlik ödeneği için başvurdu.

2023 yılının ilk altı ayında işsizlik ödeneğine başvuran yurttaşların yalnızca 337 bini işsizlik ödeneği almaya hak kazandı. İşsizlik ödeneği başvurularının karşılanma oranı yüzde 41 oldu.

BirGün gazetesinden Mustafa Bildircin’in haberine göre, ekonomik darboğaz yoksulluğu giderek derinleştirirken işsizliği de kalıcı hale getirdi. Resmi verilere göre, Türkiye’deki geniş tanımlı işsiz sayısı 8 milyonu aştı. 2012 yılında 609 bin 530 olan işsizlik ödeneğine başvuran kişi sayısı, 2023 yılının henüz ilk yarısında aşıldı.

İŞKUR’un verilerine göre, bu yılın ilk altı ayında toplam 826 bin 627 yurttaş işsizlik ödeneği için başvurdu. İşsizlik ödeneğine başvuran yurttaşların yalnızca 337 bini işsizlik ödeneği almaya hak kazandı. İşsizlik ödeneği başvurularının karşılanma oranı yüzde 41 oldu.

Haziran itibarıyla işsizlik ödeneği almaya hak kazanan kişi sayısının 766 bin 63 olduğu bildirildi. 766 bin 63 yurttaşa işsizlik ödeneği olarak toplam 7 milyar 315 milyon 343 bin TL ödeme yapıldığı belirtildi. İşsizlik ödeneğine başvuru sayılarında yıllar itibarıyla yaşanan değişim de dikkati çekti.

2003-2023 (Ocak-Haziran) döneminde işsizlik ödeneği için yapılan toplam başvuru sayısı 17 milyon 999 bin 793 ile ifade edildi. AK Parti döneminde işsizliğin kronik hale geldiğini ortaya koyan başvuru sayıları, bazı yıllara göre şöyle sıralandı:

2008: 383 bin 77
2012: 609 bin 530
2014: 901 bin 876
2016: 1 milyon 520 bin

2018: 1 milyon 754 bin
2020: 1 milyon 510 bin
2022: 1 milyon 707 bin
2023 (Ocak-Haziran): 826 bin 627

En büyük zararı emekçiler gördü

AK Parti’nin ülkeyi uçuruma sürükleyen ekonomi politikasından en büyük zararı emekçiler gördü. Temmuz 2018’de yüzde 17,3 olan geniş tanımlı işsizlik oranı, Temmuz 2023 itibarıyla yüzde 23,8 olarak kaydedildi. Türkiye’de Temmuz 2018’de 5,8 milyon olan işsiz sayısı ise Temmuz 2023’te 9,1 milyona yükseldi.

Paylaşın

TÜRK-İŞ Duyurdu: Asgari Ücret Açlık Sınırının Altına Geriledi

Temmuz ayında dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 11 bin 658, yoksulluk sınırı ise 37 bin 974 liraya yükseldi. Böylece 11 bin 402 lira olan asgari ücret açlık sınırının altına düşmüş oldu. Önceki ay açlık sınırı 10 bin 373 lira, yoksulluk sınırı ise 33 bin 788 lira olmuştu.

Haber Merkezi / Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin gıda için yapması gereken asgari harcama tutarındaki artış, bir önceki aya göre yüzde 12,38 oranında gerçekleşti.

Yedi aylık değişim oranı ise yüzde 43,38 olarak tespit edildi. Son 12 ay itibarıyla değişim oranı yüzde 70,44 oldu. 12 aylık ortalamalara göre değişim oranı ise yüzde 107,54 olarak hesaplandı.

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ), 2023 Temmuz Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması verilerini açıkladı. TÜRK-İŞ’in raporunda şunlar kaydedildi:

“TÜRK-İŞ araştırmasının 2023 Temmuz ayı sonucuna göre; Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 11 bin 658,10 TL’ye; gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 37 bin 974,10 TL’ye, bekar bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ de aylık 15 bin 123,60 TL’ye yükseldi.

TÜRK-İŞ’in verilerine göre; Temmuz 2023’te Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin gıda için yapması gereken asgari harcama tutarındaki artış, bir önceki aya göre yüzde 12,38 oranında gerçekleşti. Yedi aylık değişim oranı ise yüzde 43,38 olarak tespit edildi. Son 12 ay itibarıyla değişim oranı yüzde 70,44 oldu. 12 aylık ortalamalara göre değişim oranı ise yüzde 107,54 olarak hesaplandı.”

Asgari ücret, ocaktaki zamla o günkü kurla 455 dolar seviyesine çıkmıştı. Bir süre dengede seyreden kur, seçim sonrası yükselişe geçince asgari ücret de 359 dolar seviyesine kadar düşmüştü. Yeni zamla 11 bin 402 liraya yükseltilen asgari ücret, ilk açıklandığında 482 dolara denk geliyordu. Bugün hesaplara yatması beklenen asgari ücret, 423 dolara denk geliyor.

Paylaşın

Türkiye’de İşçilerin Sendikalaşma Oranı Yüzde 14.76

Türkiye genelinde 16 milyon 413 bin 359 işçiden 2 milyon 421 bin 940’ının sendika üyeliği bulunuyor. Bu sayı yüzde 14,76 sendikalılaşmaya işaret ediyor. Bundan önce Ocak ayında açıklanan verilerde sendikalı oranı yüzde 14,42 seviyesinde bulunuyordu.

Haber Merkezi / Hizmet-İş sendikası 276 bin 360 üyeyle Türk Metal Sendikası’nı geride bırakarak en fazla üyeye sahip sendika oldu. Türk Metal Türk Metal Sendikası 268 bin 385 üyeyle ikinci sırada yer aldı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın “6356 Sayılı Sendikalar Ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu Gereğince; İşkollarındaki İşçi Sayıları ve Sendikaların Üye Sayılarına İlişkin 2023 Temmuz Ayı İstatistikleri Hakkında Tebliğ” Resmi Gazete’de yayımlandı.

Bakanlığın tebliğinde işkollarındaki çalışan sayıları ve sendikalaşma oranlarına yer verildi.

Bakanlığın verisinde toplam işçi sayısı 16 milyon 413 bin 359 olarak kaydedilirken, sendikaya üye olan işçi sayısı 2 milyon 241 bin 940 oldu. İşçinin sendikalaşma oranı yüzde 14.76’da kaldı.

Buna göre, genel hizmetler Türkiye’de sendikalaşmanın en fazla olduğu işkolu oldu. “Genel İşler”deki sendikalaşma oranı yüzde 58 olarak görüldü.

Genel hizmetleri yüzde 39.2 ile ‘Sağlık ve Sosyal Hizmetler’, yüzde 34.1 ile ‘Banka, Finans ve Sigorta’, yüzde 32.8 ile ‘Savunma ve Güvenlik’, yüzde 31.1 ile ‘Enerji’ ve yüzde 26,7 ile ‘İletişim’ işkolları takip etti.

Türkiye’de sendikalaşmanın en düşük olduğu sektör ise ‘İnşaat’ işkolu oldu. İnşaat sektöründe sendikalaşmanın oranı yüzde 3.3’te kaldı.

Diğer işkollarındaki sendikalaşma oranları ise şöyle oldu:

Avcılık, Balıkçılık, Tarım ve Ormancılık – yüzde 22,2
Çimento, Toprak ve Cam – yüzde 20,2
Madencilik ve Taş Ocakları – yüzde 20
Metal – yüzde 18,3

Gıda Sanayii – yüzde 13,4
Petrol, Kimya, Lastik, Plastik ve İlaç – yüzde 11,3
Taşımacılık – yüzde 10,7
Dokuma, Hazır Giyim Deri – yüzde 8,8

Ağaç ve Kağıt – yüzde 8,1
Gemi Yapımı, Deniz Taşımacılığı, Ardiye ve Antrepoculuk – yüzde 8,1
Ticaret, Büro, Eğitim ve Güzel Sanatlar – yüzde 7,5
Konaklama ve Eğlence İşleri – yüzde 4,4

Paylaşın

Dikkat Çeken Rapor: Türkiye, “Çalışanlar İçin En Kötü 10 Ülke” Arasında

Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu’nun (ITUC) yayınlandığı raporda, Bangladeş, Belarus, Ekvador, Mısır, Esvatini, Guatemala, Myanmar, Filipinler, Tunus ve Türkiye, çalışanlar için en kötü 10 ülke olarak sıralandı.

Raporda, Türkiye’de işverenlerin “örgütlenmeye çalışan işçileri metodik olarak işten çıkardığı” kaydedildi. Raporda ayrıca, geçtiğimiz yıl Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Şebnem Korur Fincancı’nın hapis cezası alması da yer aldı.

ITUC’nin geleneksel yıllık raporu, 148 ülkede işçi hakları ve çalışma hayatına dair uygulamalara bakılarak hazırlanıyor.

Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu’nun (ITUC) 148 ülkeyi kapsayan raporuna göre Türkiye, 2023 yılında “çalışanlar için en kötü 10 ülke” arasında gösterildi.

Raporda, “işçilerin özgürlükleri ve hakları acımasızca saldırıya uğramaya devam etti, polis protestoları bastırdı ve sendika liderleri keyfi olarak tutuklandı” denildi.

Türkiye, Küresel Haklar Endeksi’nde “işçi haklarının garanti altında olmadığı” anlamına gelen 5. grupta yer aldı.

Endekste “Çalışanlar için en kötü 10 ülke” şu şekilde sıralandı: Bangladeş, Belarus, Ekvador, Mısır, Esvatini, Guatemala, Myanmar, Filipinler, Tunus ve Türkiye.

Türkiye, son iki yıl da bu kategoride gösterilmişti. Raporda, Türkiye’de işverenlerin “örgütlenmeye çalışan işçileri metodik olarak işten çıkardığı” kaydedildi.

Raporda 26 Şubat 2023’te ‘yolsuzluğu protesto edenlerin” gözaltına alındığı ifade edildi.

İstanbul’da düzenlenen protesto sırasında gözaltına alınanlar arasında Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Sekreter Yardımcısı Fahrettin Engin Erdoğan, sendika liderleri ve üyeleri olduğu belirtildi.

Raporda, “Protesto, DİSK ve Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) tarafından, ülkedeki son depremin mağdurlarına yardım çabalarını engelleyen yolsuzluk raporları üzerine düzenlendi.” denildi.

“Devlet suçları için bağımsız soruşturma” isteyen ve gözaltına alınan 100’den fazla kişi arasında her iki sendika üyelerinin bulunduğu kaydedildi.

Şebnem Korur Fincancı davası

Raporda, geçtiğimiz yıl Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Şebnem Korur Fincancı’nın hapis cezası alması da yer aldı.

Fincancı’nın “Türkiye’nin Irak’taki askeri operasyonları sırasında kimyasal gaz kullandığı iddialarına ilişkin medyada yer alan yorumları ve bağımsız soruşturma çağrısı nedeniyle” hapsedildiği; duruşmaya gözlemci olarak katılmaya çalışan beş KESK üyesi tutuklandığı ve daha sonra serbest bırakıldığı” belirtildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Fincancı’nın görevinden uzaklaştırılmasını talep ettiği hatırlatılan belgede, “Görevden uzaklaştırma, sendikaların kendi faaliyetlerini ve yapılarını örgütleme özgürlüğüne açık ve kabul edilemez bir müdahale olacaktır.” denildi.

Raporda Fincancı için, “işkence karşıtı çalışmalarda onlarca yıllık deneyime sahip bir adli tıp uzmanı. Aktivizmi nedeniyle birçok kez takibata uğradı ve 2016’da bir basın özgürlüğü kampanyasına destek verdiği için tutuklandı.” ifadelerine yer verildi.

“Örgüt propagandası yapmak” suçundan 2 yıl 8 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılan Fincancı 2023’ün ocak ayında tahliye edildi.

“Hukukun üstünlüğü ilkesi yok”

ITUC’nin geleneksel yıllık raporu, 148 ülkede işçi hakları ve çalışma hayatına dair uygulamalara bakılarak hazırlanıyor.

Endeks, ülkeleri 1,2,3,4,5 ve 5+ şeklinde gruplara ayırıyor. İşçi hakları açısından en iyi grup 1. En kötü grup ise 5 numara. 5+ ise “hukukun üstünlüğü ilkesi bulunmadığından işçi haklarının güvence altına alınamadığı” ülkeleri gösteriyor. Raporda bu ülkeler arasında Afganistan, Somali, Suriye, Güney Sudan, Suriye, Yemen, Filistin, Burundi, Orta Afrika Cumhuriyeti, Haiti, Libya ve Myanmar bulunuyor.

Endekste, 4. grup “hakların sistematik ihlalini”; 3. grup “hakların düzenli ihlalini”, 2. grup “hakların ihlalinin tekrar edilmesini” ifade ediyor.

Raporda “ara sıra hak ihlallerinin yaşandığı” 1. grupta, Almanya, Avusturya, Danimarka, Finlandiya, İzlanda, İrlanda, İtalya, Norveç, İsveç” sıralanıyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

BİSAM Duyurdu: Açlık Sınırı 10 Bin 434 Lira

Dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı yani açlık sınır Haziran ayında 10 bin 434 lira oldu. Eğitim, sağlık, barınma, eğlence, ısınma, ulaşım gibi giderler ile birlikte bir ailenin yapması gereken harcama tutarı (yoksulluk sınırı) ise 36 bin 91 liraya olarak gerçekleşti.

Haber Merkezi / Yetişkin bir erkeğin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için tüketmesi gereken gıdaların aylık karşılığı 2 bin 851 TL oldu. Bu değer yetişkin bir kadın için 2 bin 746 TL, 15-18 yaş bir genç için 2 bin 933 TL, 4-6 yaş arası bir çocuk için 1904 TL oldu.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası Araştırma Merkezi (BİSAM), haziran 2023 dönemi açlık ve yoksulluk sınırı araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Buna göre açlık sınırı 10 bin 434 TL, yoksulluk sınırı ise 36 bin 91 lira oldu. Sağlıklı ve dengeli beslenmenin maliyeti günlük 348 lira.

Türkiye İstatistik Kurumu(TÜİK) harcama gruplarına göre endeks rakamları, 2003 yıllı madde fiyatları ile İstanbul Halk Ekmek, zincir market cari ay internet fiyatları ve BİSAM Beslenme Kalıbı üzerinden yapılan hesaplamaya göre dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı haziran 2023 için 10 bin 434 liradır.

Bu harcama tutarı sadece gıda için yapılması gereken minimum tutardır. Açlık sınırı üzerinden hanehalkı tüketim harcamaları esas alınarak yapılan hesaplama sonuçlarına göre ise yoksulluk sınırı 36 bin 091 lira olarak gerçekleşmiştir.

Rapora göre, sağlıklı ve dengeli beslenmek için her aile ferdinin alması gereken kalori miktarı farklılık göstermektedir. Yetişkin bir erkeğin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için tüketmesi gereken gıdaların aylık karşılığı 2.851 liradır. Bu değer yetişkin bir kadın için 2.746, 15-18 yaş bir genç için 2.933, 4-6 yaş arası bir çocuk için 1.904 liradır.

Sağlıklı bir biçimde beslenmenin toplam aile bütçesine maliyeti ise 10 bin 434 lira olarak tespit edilmiştir. Bu tutar söz konusu ailenin sadece gıda için yapması gereken zorunlu harcama tutardır. Eğitim, sağlık, barınma, eğlence, ısınma, ulaşım gibi giderler ile birlikte bir ailenin yapması gereken harcama tutarı 36 bin 091 liraya ulaşmaktadır.

En yüksek maliyet süt ürünlerinde

Günlük harcamalarda haziran 2023’de en yüksek maliyet grubunu süt ve süt ürünleri grubu 113,74 liralık harcama gereksinimi ile oluşturmaktadır. Et, tavuk ve balık grubu için yapılması gereken minimum harcama tutarı ise 74.44 liradır. Sebze ve meyve için yapılması gereken günlük harcama tutarı ise 71.32 liraya ulaştı.

Ekmek için yapılması gereken harcama tutarı günlük 23.41 liradır. Katı yağ ve sıvı yağ ise 19.46 liralık masraf yapılması gereken ürün gruplarıdır. Yumurta için 6.86, şeker, bal, reçel ve pekmez için ise 9.53 lira harcama yapılması gerekmektedir.

Günlük harcamalarda nisan 2023’de en yüksek maliyet grubunu süt ve süt ürünleri grubu 114,78 liralık harcama gereksinimi ile oluşturmaktadır.

Paylaşın

DİSK-AR, TÜİK’i Yalanladı: İşsiz Sayısı 8,6 Milyon

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR) tarafından Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden yararlanarak yapılan hesaplamaya göre mevsim etkisinden arındırılmış geniş tanımlı işsiz sayısı ise Mayıs 2023’te 8 milyon 567 bin kişi olarak gerçekleşti.

Haber Merkezi / TÜİK’e göre 2019 Mayıs’ta yüzde 13,7 olan dar tanımlı işsizlik Mayıs 2023’te yüzde 9,5 olarak gerçekleşti. Ancak aynı yıllarda geniş tanımlı işsizlik yüzde 18,5’ten yüzde 22,5’e yükseldi. Böylece Covid-19 pandemisi sonrası geniş tanımlı işsizlik oranı 4 puan, geniş tanımlı işsiz sayısı ise 2,2 milyon arttı.

Mayıs 2023’te TÜİK toplam dar tanımlı işsiz sayısını 3 milyon 328 bin kişi olarak açıkladı. İŞKUR’un Mayıs 2023 verilerine göre ise bu ayda işsizlik ödeneği alabilenlerin sayısı 362 binde kaldı. Böylece Mayıs 2023’te resmi işsizlerin sadece yüzde 10,9 işsizlik ödeneği alabildi. Yaklaşık 3 milyon işsiz işsizlik ödeneğinden yoksun kaldı.

Mayıs 2023 HİA verilerine göre işsizlik türlerinin en yüksek olduğu kategori yüzde 30 ile geniş tanımlı kadın işsizliği oldu. İkinci yüksek işsizlik kategorisi geniş tanımlı işsizlik olarak kaydedildi. En yüksek üçüncü işsizlik kategorisi ise yüzde 22,3 ile genç (15-24 yaş) kadın işsizliği oldu.

Mayıs 2023’te dar ve geniş tanımlı işsizlik oranı arasındaki makas 13 puan oldu. Dar ve geniş işsizlik arasındaki makasın bu denli açılmasının en önemli nedeninin zamana bağlı eksik istihdam sayısı, ümidini kaybedenlerin, iş aramayıp çalışmaya hazır olanların ve iş arayıp işbaşı yapamayacak olanların sayısındaki artış olduğuna işaret edildi.

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: İşsizlik Oranı Tek Haneye Düştü

Mayıs ayında 15 ve daha yukarı yaşta işsizlik oranı 0,5 puan azalarak yüzde 9,5 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 7,7 iken kadınlarda yüzde 13,0 olarak tahmin edildi.

Haber Merkezi / Öte yandan 15 yaş ve üzeri nüfusunda işgücüne katılım oranı 0,3 puan düşüşle yüzde 53,6 olurken 15-24 yaş arası genç nüfusta da bu oran yüzde 45,7’den yüzde 45,1’e indi.

Türkiye’de işgücüne katılan kişi sayısı 35 milyon, istihdam edilen kişi sayısı ise 31,7 milyon oldu. Türkiye’de 15 yaş üzerinde olan 30,3 milyon kişi ise işgücüne katılmıyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), İşgücü İstatistikleri Mayıs 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre, 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı mayıs ayında bir önceki aya göre 193 bin kişi azalarak 3 milyon 328 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,5 puan azalarak yüzde 9,5 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 7,7 iken kadınlarda yüzde 13,0 olarak tahmin edildi.

İstihdam edilenlerin sayısı mayıs ayında bir önceki aya göre 63 bin kişi artarak 31 milyon 716 bin kişi, istihdam oranı ise değişim göstermeyerek yüzde 48,5 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 66,0 iken kadınlarda yüzde 31,4 olarak gerçekleşti.

İşgücü mayıs ayında bir önceki aya göre 130 bin kişi azalarak 35 milyon 44 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,3 puan azalarak yüzde 53,6 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 71,5 iken kadınlarda yüzde 36,1 oldu.

15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 1,6 puanlık azalış ile yüzde 17,0 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 14,3, kadınlarda ise yüzde 22,3 olarak tahmin edildi.

İstihdam edilenlerden referans döneminde işbaşında olanların, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi mayıs ayında bir önceki aya göre 0,3 saat azalarak 44,1 saat olarak gerçekleşti.

Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı mayıs ayında bir önceki aya göre 1,2 puanlık azalış ile yüzde 22,5 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 15,8 iken işsiz ve potansiyel işgücünün bütünleşik oranı yüzde 16,7 olarak tahmin edildi.

Paylaşın

Türkiye, İşçi Haklarında En Kötü 10. Ülke

Türkiye’nin, AK Parti döneminde, gelişmekte olan ülkeler kategorisinden dahi aşağıya düştüğünü, işçilerin insanlık dışı çalışma koşullarına mahkum edildiğini belirten CHP’li İlgezdi, “Ekonomiyi ve çalışma hayatımızı çöküşe götürenlerin gözlerinde ışıltı, emekçilerimizin yüzünde ise hüzün var” dedi ve ekledi:

Geçmişte, “Türkiye, gelişmekte olan ülkeler kategorisinde’ denilirdi. Şimdi ise ucuz işgücü sisteminin, vahşi kapitalizmin en yoğun uygulandığı ülkelerle aynı listedeyiz. Bu iktidarın inşa ettiği işçi ve sendika düşmanı rejimden ötürü, diğer birçok alanda olduğu gibi işçi hakları endekslerinde de diplerdeyiz.”

148 ülkeyi kapsayan ve her yıl Türkiye, Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) tarafından yayımlanan Küresel Haklar Endeksi, Türkiye’deki çalışma koşullarının en kötü seviyeye gerilediğini ortaya koydu.

Cumhuriyet’te yer alan habere göre, Türkiye; Bangladeş, Belarus, Mısır, Guatemala, Ekvador, Myanmar, Tunus, Filipinler ve Esvatini’den sonra çalışanlar için en kötü 10 ülke arasında yer aldı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, yaptığı yazılı açıklamada duruma tepki gösterdi.

Türkiye’nin, AK Parti döneminde, gelişmekte olan ülkeler kategorisinden dahi aşağıya düştüğünü, işçilerin insanlık dışı çalışma koşullarına mahkum edildiğini belirten İlgezdi, “Ekonomiyi ve çalışma hayatımızı çöküşe götürenlerin gözlerinde ışıltı, emekçilerimizin yüzünde ise hüzün var.

Geçmişte, ‘Türkiye, gelişmekte olan ülkeler kategorisinde’ denilirdi. Şimdi ise ucuz işgücü sisteminin, vahşi kapitalizmin en yoğun uygulandığı ülkelerle aynı listedeyiz. Bu iktidarın inşa ettiği işçi ve sendika düşmanı rejimden ötürü, diğer birçok alanda olduğu gibi işçi hakları endekslerinde de diplerdeyiz” dedi.

Paylaşın

DİSK: İktidar Vergi Yükünü İşçilerin, Emekçilerin, Emeklilerin Omuzlarına Yıktı

DİSK Genel Başkan Arzu Çerkezoğlu, AK Parti hükümetinin, ‘sermayeyi ve zenginleri vergilendirmekten kaçındığını’ ve yıllardır dolaylı vergileri artırmaya devam ettiğini belirterek, “Yapılan düzenlemeyle dolaylı vergilerin payı, yani işçilerin, emekçilerin, emeklilerin, dar gelirlilerin vergi yükü daha da artacak” dedi.

Haber Merkezi / Arzu Çerkezoğlu, iktidarın ‘mali disiplin’, ‘bütçe açığını azaltma’, ‘vergiyi tabana yayma’ gibi adlar altında vergi yükünü işçilerin, emekçilerin, emeklilerin omuzlarına yıktığını söyledi.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Yönetim Kurulu adına Genel Başkan Arzu Çerkezoğlu, dolaylı vergilerdeki artış başta olmak üzere, ‘vergide artan adaletsizlik’ ile ilgili yazılı açıklama yaptı. Çerkezoğlu, açıklamasında, şunları kaydetti:

“Günbegün artan fiyatlarla ücretlerimiz erirken, kimselerin inanmadığı resmi enflasyonla reel ücretlerimiz yani alım gücümüz gerilerken yılın ikinci yarısına vergi ve harç artışlarıyla başladık.

7 Temmuz 2023 tarihli ve 32241 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararnameleri (CBK) ile vergi ve harçlara devasa artış uygulandı. Yüzde 8 olan Katma Değer Vergisi (KDV) oranı yüzde 10’a; yüzde 18 olan KDV oranı ise yüzde 20’ye yükseltildi. Harçlarda da ciddi artışlar gerçekleştirildi. 6.019 TL olan yurtdışından şahsi kullanım için getirilen cep telefonu harçları ise söz konusu CBK ile 20.000 TL olarak uygulanmaya başlayacak. Öte yandan 492 sayılı Harçlar Kanunu’nda yer alan harçlara yüzde 50 oranında artış uygulandı.

Vergilerde ve harçlarda yapılan bu artışlar TÜİK tarafından açıklanan ve işçilerin, emekçilerin ücretini belirleyen resmi enflasyon oranının çok üstündedir. Üstelik işçilerin, emekçilerin, emeklilerin yılın ikinci yarısı için aldıkları/alacakları ücret artışları daha ilk günden geri alınmaya başlandı.

Ekonomi Bakanı Mehmet Şimşek’in 6 Temmuz 2023 sabah saatlerinde sosyal medya hesabından duyurduğu “mali disiplin”, “bütçe açığını azaltma” gibi önlemlerinin “sınıfsal niteliği” de bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile resmileşti.

Bilindiği gibi KDV gibi dolaylı vergiler geliri ne olursa olsun bütün yurttaşlar tarafından aynı oranda ödenmekte ve vergilerin geniş bir tüketici grubu tarafından ödenmesi anlamına gelmektedir. İşçiden de patrondan da, yoksuldan da zenginden de eşit oranlı alındığı için dolaylı vergiler vergi adaletini bozar.

İşçiler bir yandan daha ücretlerini almadan peşin peşin gelir vergisi ödemekte, öte yandan tüketim sırasında da ikinci kez vergi ödemektedir. Böylece çifte vergilendirmeye maruz kalmaktadır.

Bir ülkede dolaylı vergilerin yüksekliği vergi yükünün tüketiciye ve dar gelirliye yüklenmesi anlamı taşımaktadır. Bu nedenle dünyada genellikle dolaylı vergiler düşük, dolaysız (doğrudan) vergiler, yani gelirden alınan vergiler yüksektir. Türkiye’de ise dünyadaki eğilimin tersi olarak doğrudan vergiler düşük, adaletsiz bir vergi olan dolaylı vergiler yüksektir.

Sermayeyi ve zenginleri vergilendirmekten kaçınan AKP hükümetleri yıllardır dolaylı vergileri artırmaya devam ediyor. Dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki oranı Türkiye’de 1990’da yüzde 48 ve 2000’de yüzde 59 iken 2022’de yüzde 64’e ulaştı. 2023 bütçesine göre dolaylı vergilerin payının yüzde 67.7 olması öngörülüyordu. Yapılan düzenlemeyle dolaylı vergilerin payı, yani işçilerin, emekçilerin, emeklilerin, dar gelirlilerin vergi yükü daha da artacak.

Hükümet, çalışanların alım gücünü koruması gerekirken vergi oranlarında ve harç tutarlarına yaptığı artış işçileri daha da yoksullaştırmaya çalışıyor. Öte yandan vergi dilimlerinin sistematik olarak düşük belirlenmesi nedeniyle erkenden girdiğimiz yüksek vergi dilimleri nedeniyle, yıl içerisinde ücretlerimiz düşüyor.   Kısacası “mali disiplin”, “bütçe açığını azaltma”, “vergiyi tabana yayma” gibi adlar atlında vergi yükü işçilerin, emekçilerin, emeklilerin omuzlarına yıkılıyor.

Yüksek enflasyon dönemlerinde ülkeyi yönetenlerin görevi işçilerin, emekçilerin, emeklilerin alım gücünü korumaktır; gelirde ve vergide adaleti sağlamaktır. DİSK olarak yıllardır “Vergide Adalet, Gelirde Adalet” mücadelesi veriyoruz. Son olarak Aralık ayında işyerlerinde topladığımız taleplerimizi içeren binlerce imzayı Maliye Bakanlığı’na iletmiştik. Vergide adalet için alınması gereken acil önlemleri bugün bir kez daha dile getiriyoruz:

Dolaylı vergilere ve harçlara yapılan artışlar geri alınmalıdır.
Gelir vergisi tarife ilk dilim oranı ücretlilerde yüzde 10’a düşülmelidir.
Vergi tarife dilimleri en az asgari ücret veya yeniden değerleme oranında artırılmalıdır.
Ücretlerden ve tükettiklerimizden değil, kardan, ranttan daha fazla vergi alınan, az kazananın az, çok kazanın çok vergi ödediği bir vergi düzeni şarttır.”

Artışlar

Resmî Gazete’de bugün yayımlanan 7346 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’yla Katma Değer Vergisi (KDV) yüzde 18 olan ürünlerde yüzde 20’ye, yüzde 8 olan ürünlerde ise yüzde 10’a çıkarıldı.

Deterjan, sabun, tuvalet kağıdı, bebek bezi ve yeme-içme sektöründeki KDV yüzde 10; mobilya, beyaz eşya, elektronik ürünler, sigara ve alkolde ise yüzde 20 olacak. Daha çok gıdayı kapsayan yüzde 1’lik KDV diliminde ise değişiklik yapılmadı.

7344 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’yla ise Yurt dışından getirilen telefonların kayıt altına alınması için belirlenen tutarda harç ücreti (IMEI) ise karar öncesinde 6 bin 91 TL iken 20 bin TL’ye yükseldi.

492 Sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı tariflerde yer alan maktu harçlara yüzde 50 oranında artış yapıldı. Karara göre, trafik harçları kapsamında bulunan “sürücü belgesi harçları” yapılan artıştan hariç tutuldu.

Paylaşın

Vergi Zamları: TMMOB: Seçim Bitti, Pembe Tablo Gitti

Seçimlerin ardından birbiri ardına gelen zamlar ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile yapılan vergi-harç bedeli artışlarına ilişkin açıklama yapan TMMOB, “Kısa zaman önce gerçekleştirilen seçimler öncesinde ekonominin ne kadar iyi olduğunu, ülkenin ne kadar büyüdüğünü, refahın ne kadar arttığını dile getiren AKP iktidarı, seçimlerin hemen ardından gerçek yüzünü göstererek, birbiri ardına zam ve vergi artışlarına başladı” değerlendirmesinde bulundu.

Haber Merkezi / Açıklamanın devamında, “Uzun yıllardır devam eden ekonomik kriz nedeniyle alım gücü iyice düşen geniş halk kesimlerinin hayatını iyice zorlaştıran bu zam ve vergiler, ekonominin içinde bulunduğu gerçek durumu gösterdiği kadar, AKP’nin yalana ve sahte algılara dayalı siyaset anlayışını da göstermektedir” ifadelerine yer verildi.

Açıklamanın sonunda ise, “AKP’nin kendi iktidarını sürdürebilmek için yarattığı devasa ekonomik yükün halka yüklenmesine, krizin bedelinin emeğiyle geçinen kesimlere ödetilmesine sessiz kalmayacağız. Yeni bir zam dalgası yaratacak vergi artışları ve harç zamları derhal geri alınmalıdır. Halkın cebindeki paranın değerini her geçen gün düşüren hayat pahalılığına ve zamlara artık son verilmelidir” denildi.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), son dönemde yapılan zamlar, yaşanan hayat pahalılığı ve yüksek enflasyona ilişkin yazılı açıklama yaptı. TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Kısa zaman önce gerçekleştirilen seçimler öncesinde ekonominin ne kadar iyi olduğunu, ülkenin ne kadar büyüdüğünü, refahın ne kadar arttığını dile getiren AKP iktidarı, seçimlerin hemen ardından gerçek yüzünü göstererek, birbiri ardına zam ve vergi artışlarına başladı.

Uzun yıllardır devam eden ekonomik kriz nedeniyle alım gücü iyice düşen geniş halk kesimlerinin hayatını iyice zorlaştıran bu zam ve vergiler, ekonominin içinde bulunduğu gerçek durumu gösterdiği kadar, AKP’nin yalana ve sahte algılara dayalı siyaset anlayışını da göstermektedir.

Seçimlerin ardından Türk Lirası’nda yaşanan değer kaybına bağlı olarak ithalata dayalı her üründe büyük fiyat artışları yaşanmaktadır. Gıda maddelerinden akaryakıta kadar gündelik hayatımızın temel tüketim maddelerinde yüzde 30’lara varan zamlar, yurttaşlarımızın alım gücünü iyiden iyiye düşürmüş, yaşamlarını zorlaştırmıştır.

TÜİK’in artık hiçbir güvenilirliği olmayan enflasyon rakamlarıyla üzeri örtülmeye çalışılan bu pahalılık karşısında emekçilerin ücretleri her geçen gün erimektedir. Asgari ücretlere ve kamuda çalışanlara yapılan zamlar, yaşanan hayat pahalılığı ve yüksek enflasyon karşısında hiçbir anlam ifade etmemektedir. AKP, kendi yaptığı zamları değersizleştirmek için yüksek enflasyonu bir ekonomi politikası haline getirmiştir.

İktidar, kendi politik tercihlerinin ve gösteriş ekonomisinin yarattığı yıkımın altında ezilen halkı rahatlatacak tedbirler almak yerine, krizin yükünü tümüyle yurttaşlara bindiren vergi ve harç zamlarıyla durumu daha da kötüleştirmektedir.

AKP’nin kendi iktidarını sürdürebilmek için yarattığı devasa ekonomik yükün halka yüklenmesine, krizin bedelinin emeğiyle geçinen kesimlere ödetilmesine sessiz kalmayacağız. Yeni bir zam dalgası yaratacak vergi artışları ve harç zamları derhal geri alınmalıdır. Halkın cebindeki paranın değerini her geçen gün düşüren hayat pahalılığına ve zamlara artık son verilmelidir.”

Paylaşın