İnsanlar Günde Beş Saatini Mobil Uygulamalarda Geçiriyor

Mobil uygulamaların kullanımını takip eden App Annie isimli şirketin yaptığı araştırmaya göre insanlar günde ortalama 4,8 saati mobil telefonlarında geçiriyor. İngiltere’nin medya denetim kurumu Ofcom, 2020 yılında benzer bir oran tespit etmişti, ancak onların verilerine televizyon izleme süresi de dahil edilmişti.

App Annie’nin yaptığı araştırmaya göre insanlar 2021 yılında mobil uygulamalara 170 milyar dolar harcadı, uygulamalar 230 milyar defa indirildi. Araştırma, TikTok’un dünya çapında en çok indirilen uygulama olduğunu, kullanıcıların 2020 yılına kıyasla TikTok’ta yüzde 90 oranında daha fazla vakit geçirdiğini saptadı.

‘Büyük ekranlar yavaş yavaş yok oluyor‘

App Annie’nin Genel Müdürü Theodore Krantz, cep telefonların harcanan zaman, indirilen uygulama sayısı ve elde edilen gelir gibi birçok alanda rekor kırdığını söyledi. Krantz, “Büyük ekranlar yavaş yavaş yok oluyor, cep telefonları neredeyse her alanda rekor kırmaya devam ediyor” diye konuştu.

App Annie, 2022 yılında aylık TikTok kullanıcı sayısının 1.5 milyarı aşacağını öngörüyor. Hindistan, Türkiye, ABD, Japonya, Meksika, Singapur ve Kanada’da yapılan çalışma, mobil uygulamalarda geçirilen zamanın ortalama 4 saat 48 dakika olduğunu, bunun 2019 yılına kıyasla yüzde 30 yükseldiğini tespit ediyor.

Brezilya, Endonezya ve Güney Kore’de bu sürenin 5 saati aştığı belirtiliyor. Mobil uygulamalarda geçirilen her 10 dakikadan 7’si TikTok başta olmak üzere sosyal medya, fotoğraf ve video uygulamalarında harcanıyor.

2021 yılında 2 milyon yeni uygulama ve oyun

App Annie’nin çalışmasına göre mobil uygulamalar ekosistemine 2021 yılında 2 milyon yeni uygulama ve oyun eklendi. 100 milyon doların üstünde gelir getiren uygulamaların sayısında ise yüzde 20 artış kaydedildi. Çalışmaya göre Youtube dünyanın en popüler video paylaşım platformu oldu ve 60 ülkede bir milyondan fazla video indirildi. Netflix birçok bölgede ikinci sırada yer aldı.

App Annie, mobil oyunlarda da artış olduğunu, insanların geçtiğimiz yılda indirdikleri oyunlara 116 milyar dolar harcadığını açıkladı. En popüler oyunlar arasında ‘hiper basit’, yani oynaması kolay ve ücretsiz mobil video oyunların olduğunu belirtti. Bazı kullanıcılar bu oyunlarda yoğun şekilde görülen reklamlardan şikayetçi olsa da reklamcılık sektörü 2021’de bu alanda oldukça başarılı oldu ve reklam harcamaları 295 milyar doları aştı.

Sağlık ve ruh sağlığı uygulamaları

App Annie’nin araştırması, pandeminin insanların yaşam alışkanlıklarında değişikliklere yol açtığını saptadı. Örneğin Singapur, Brezilya ve Endonezya başta olmak üzere, dünyanın her yerinde insanlar alışveriş uygulamalarında daha çok vakit geçirmeye başladı. 2021’de alışveriş uygulamalarında toplam 100 milyar saat harcandı.

UberEats gibi yemek ve içecek uygulamalarında harcanan vakit de önceki seneye kıyasla yüzde 50 oranında arttı. İnsanların pandemi sürecinde spor salonlarına gidememesinden dolayı sağlık ve spor uygulamaları da daha sık kullanılmaya başlandı.

Aynı zamanda Headspace ve Calm gibi meditasyon uygulamaları da daha popüler hale geldi. Meditasyon uygulamalarını en çok gençlerin indirdiği, 2021 yılında bu uygulamaların kullanımında yüzde 27 artış olduğu tespit edildi. Çöpçatanlık uygulamalarının kullanımında da 2018 yılına kıyasla yüzde 95 artış belirlendi, bu uygulamalar için 4 milyar dolardan fazla harcama yapıldı.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

‘Küresel Isınma’ Böbrek Taşı Hastalarını Artıracak

ABD’de yapılan yeni bir araştırma, iklim krizi dolayısıyla artan küresel ısının böbrek taşı vakalarının yüzde 2,2 ile 3,9 arasında yükselmesine yol açacağını gösterdi. Hekimler, “ısınan gezegenin özellikle çocuklarınki başta, insan sağlığı üzerinde etkileri olması kaçınılmaz diyor.”

Araştırmaya göre, iklim krizi nedeniyle artan sıcaklıklar, ısı ve su kaybıyla şiddetlenen ağrı verici böbrek taşı rahatsızlığı çekenlerin çoğalmasına yol açacak.

The Guardian gazetesinin haberine göre ABD’de yaklaşık her 10 kişiden birinin muzdarip olduğu böbrek taşı rahatsızlığının görülme sıklığının (insidans) ülkenin kuzeyinden güneyine indikçe artmakta olduğu gerçeğinden yola çıkan araştırmacılar, Güney Carolina eyaletinde ısı ve nemle bağlantılı böbrek taşı sorununun yüzyıl sonuna kadar nasıl seyredeceğini öngörmek üzere iki iklim senaryosu uyguladılar.

İklim krizi daha çok böbrek taşı üretecek

Philadelphia Çocuk Hastanesinden (Chop) elde edilen verilere göre sera gazı salımının bugünkü oranlarda sürüp sürmemesine veya orta düzeye çekilip çekilmemesine bağlı olarak vaka sayısının yüzde 2,2 ile 3,9 arasında artacağı ve bunun her iki durumda da sağlık harcamalarında büyük bir artışa yol açacağı görüldü.

Böbrek taşlarına, yoğunlaşmış idrarda gelişen ve idrar yolundan geçerken dayanılmaz ağrılara yol açan sert mineral birikintileri (çoğunlukla kalsiyum) neden oluyor. Son yirmi yılda böbrek taşı görülme sıklığı, özellikle beyaz olmayanlar, kadınlar ve ergenler arasında arttı.

Gezegenin ısınması bir halk ve çocuk sağlığı sorunu

Böbrek taşı rahatsızlığının artışına beslenme alışkanlıklarında ve yaşam tarzında gerçekleşen değişiklikler de katkıda bulunuyor. Ancak önceki araştırmalar, yaşam alanlarındaki yüksek sıcaklıklarının riski artırdığını gösteriyor. Su kaybı riskinin arttığı çok sıcak günlerden sonra böbrek taşından ötürü hastanelere başvuranların sayısı da artıyor.

Chop pediatrik ürologu Gregory Tasian, “İklim değişikliğinin özellikle çocuklar açısından, insan sağlığı üzerindeki etkisi üzerinde çok konuşulmuyor, ancak ısınan gezegenin insan sağlığı üzerinde önemli etkileri olacak” diyor.

Scientific Reports’ta yayınlanan çalışmanın sonuçlarına göre, değişik iklim modelleriyle yapılan araştırmalardan elde edilen sonuçlara göre yüzyılın sonuna kadar ortalama sıcaklık 1,1 ile 5,4 derece (Santigrad) artacak.

(Kaynak: bianet)

Paylaşın

Tıpta Bir İlk: Domuzdan İnsana Kalp Nakli

ABD’nin Maryland eyaletinde yer alan Maryland Üniversitesi Tıp Merkezi’nde ölmek üzere olan 57 yaşındaki kalp hastası David Bennett’a  son çare olarak domuz kalbi nakledildi. Dünyada böylesi bir ameliyatın ilk kez yapıldığı açıklandı.

Doktorlar, alınan özel izin sonrası Cuma günü yapılan ameliyatın 7 saat sürdüğünü, David Bennett adlı hastanın sağlık durumunun iyi olduğunu duyurdu.

David Bennett’ın ameliyattan bir gün önce, “Ya ölecektim ya da bu ameliyatı olacaktım. Ameliyatın karanlıkta bir atış olduğunu biliyorum ama bu aynı zamanda benim son şansım” dediği aktarıldı.

Ölümcül bir kalp hastalığına yakalanan ve bir dönem hayatından umut kesilen Bennett, ameliyat öncesi altı hafta boyunca hasta yatağında özel bir makinaya bağlanmıştı. Bennett’ın ameliyat sonrası uzun vadede sorun yaşayıp yaşamayacağı ise hala bilinmiyor.

Maryland Üniversitesi Tıp Merkezi doktorları, yapılan bu ameliyat ile genetiği değiştirilmiş hayvandan alınan bir kalbin, insan vücudunda hemen reddedilmediğinin görüldüğünü söylüyor.

Nakil için az sayıda insan organı bağışlandığı için bilim insanları, hayvan organlarının nasıl kullanılacağı konusuna daha fazla eğilmeye başladı.

Maryland Üniversitesi bilimsel araştırmalar direktörü Muhammed Mohiuddin, “Bu işe yararsa, bekleyen hastalar için sonsuz bir tedarik imkanı ortaya çıkacak” dedi.

Ancak bu tür nakil girişimleri daha önce genelde hastaların vücutları hayvan organını hemen reddettiği için başarısız oldu.

Bu sefer Maryland Üniversitesi cerrahları, hücrelerinde, organın hemen reddedilmesine neden olan bir şekeri çıkararak genetiği değiştirilmiş bir domuz kalbi kullandı.

Geçen yıl bilim insanları, başka bir canlı türünden insana organ nakli konusunda yeni bir çığır açan gelişmeye imza atmıştı. Genetiği değiştirilmiş bir domuzda geliştirilen böbreğin insan vücudunda sorunsuz çalışmaya başlamıştı.

Paylaşın

Mercedes, ‘Tek Şarjla 1000 Km’ Giden Elektrikli Aracını Tanıttı

Alman otomobil üreticisi Mercedes-Benz tek şarjla 1000 kilometre yol kat eden yeni elektrikli aracını tanıttı. ‘Şimdiye kadar yapılmış en verimli Mercedes-Benz’ olarak nitelendirilen VISION EQXX, 100 km’de 10 kilowat saatten (kWh) daha az enerji tüketimine sahip.

Tesla’nın Model S 60’ının aynı mesafede 18,1 kWh tükettiği biliniyor. Mercedes-Benz CEO’su Ola Kaellenius, “Mercedes-Benz VISION EQXX, elektrikli otomobillerin geleceğini nasıl hayal ettiğimizdir” dedi.

Elektrikli araç piyasasında Tesla’yı geride bırakmak isteyen Mercedes, 2021’de, sekiz pil tesisi inşa etti ve 2030 yılına kadar 40 milyar eurodan fazla yatırım yapmayı planladığını duyurdu. Şirket ayrıca 2025’ten itibaren tüm yeni araç platformlarının yalnızca elektrikli otomobil üreteceğini kaydetti.

Fiyatı ne olacak?

Şirketin Teknoloji Sorumlusu Markus Schaefer, prototipi yıl ortasından önce çeşitli arazi türlerinde test edeceğini söyledi. Bataryanın ne zaman piyasaya sunulacağını belirtmeyen Schaefer, “Bu kadar küçük bir bataryaya sahip 1000 km menzilli bir otomobili gerçek hayatta ilk gösteren biz olacağız” dedi.

Schaefer ayrıca aracın fiyatına, müşterilerle ilgili yapılacak araştırmadan sonra karar verileceğini kaydetti. Menzil kaygısı, elektrikli araçların yüksek talep görmemesinin önündeki en önemli engellerden biri olarak görülüyor. Mercedes, 18 ay içinde üretilen prototipin “menzil kaygısına son verdiğini” duyurdu.

Elektrikli araca geçişe hazırlık

Almanya’da elektrikli araçlar için devlet tarafından sağlanan teşviklerin değeri 2021’de bir önceki yıla göre yaklaşık 4,7 kat artarak 3 milyar euroyu aştı.

Emisyon salımı hedeflerine ulaşmak için 2030’a kadar trafikte 15 milyon elektrikli otomobilin olmasının amaçlandığı ülkede, liste fiyatı 40 bin euronun altında olan elektrikli otomobiller için 9 bin euro devlet ve üretici teşviki bulunuyor. Almanya’da kamuya açık elektrikli otomobil şarj istasyonu sayısı 1 Aralık 2021 itibariyle 11 bin 600 artarak 50 bin 901 oldu.

Paylaşın

22 Yıl Sonra İlk Kez Görüntülendi

Avustralya’ya özgü ve nadiren görülen “yürüyen” pembe el balığı, 22 yıl sonra ilk kez Tazmanya kıyılarında görüntülendi. Pembe el balığı daha önce en son 1999 yılında yine Tazmanya açıklarında bir dalgıç tarafından görülmüştü.

Yetkililer, yakın zaman öncesinde bu türü nesli tükenmekte olan olarak sınıflandırmıştı. Ancak araştırmacılar, bu yılın başlarında çekilen bir denizin derinliklerinde çekilen bir kayıtta onu tekrar bulduklarını açıkladı.

Bilim insanları bu türün korunaklı koylarda yaşayan bir sığ su türü olduğunu düşünüyordu. Ancak yeni görüntüye göre pembe el balığı, daha önce yaşadığından daha derin ve daha açık sularda, yaklaşık 150 metre derinlikte görüntülendi.

İsminden de anlaşılacağı üzere bu tür, deniz yatağı boyunca yürüyebildiği büyük “ellere” sahip.

Tazmanya Üniversitesi’nden deniz biyoloğu Neville Barrett, heyecan verici bir keşif olarak değerlendirdiği yeni görüntüler hakkında, “Daha geniş bir habitata sahip olduklarını gördüğümüz için pembe el balıkların hayatta olmaları açısından bize umut vadediyor” dedi.

Barrett’in ekibi Şubat ayında mercan, ıstakoz ve balık türlerini incelemek için korunan bir deniz parkının tabanına yemli bir kamera bırakmıştı.

Üniversitenin Antarktika ve Deniz Araştırmaları Enstitüsü’nden Ashlee Bastiaansen, Ekim ayında görüntüleri izlerken bu balığı fark ettiğini söyledi.

Görüntülerde, 15 cm. büyüklüğündeki balığın dikenli ıstakoz tarafından rahatsız edildikten sonra bir resiften çıktığı görülüyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Dünyanın En Eski Soy Ağacı Ortaya Çıkarıldı

İngiltere’de bilim insanları 5 bin 700 yıllık bir anıt mezardaki insan kemiklerini inceleyerek dünyanın en eski soy ağacını keşfetti. Cotswolds şehrindeki anıt mezarda bulunan kalıntıların DNA analizi, gömülen insanların aynı aileden beş farklı kuşağa ait olduğunu ortaya koydu.

BBC Türkçe’de yer alan habere göre; Cilalı Taş Devri’ne ait anıt mezardaki insanların çoğu, aynı adamdan çocukları olan dört farklı kadının soyundan geliyor. Bu insanlar, bağlı oldukları anaerkil birinci kuşağa göre, mezarın farklı kısımlarına gömülmüş.

Araştırmacılara göre bu buluş, birinci kuşak kadınların bu topluluğun gözünde önemli bir sosyal konuma sahip olduğunu ortaya koydu.

Gloucestershire’da tarihi Hazleton North bölgesinde yer alan anıt mezar, bir ucu kuzeye bir ucu da güneye bakan L şeklinde iki kısımdan oluşuyor. İki kadın ve çocuklarının yanı sıra, o çocukların beşinci kuşağa kadar uzanan kendi çocukları da, mezarın güney kısmına gömülmüş.

ABD’deki Harvard Tıp Okulu’ndan Prof. David Reich, “Diğer iki kadın ve onların çocukları kuzeye bakan kısıma gömülmüş ancak bazılarının kalıntıları daha sonraki zamanlarda güney kısma alınmış gibi görünüyor. Bunun nedeni, kuzeydeki kısmın bir süre sonra çökmesi ve başka bir aile bireyini gömmenin artık imkansız hâle gelmiş olması olabilir” şeklinde açıklıyor.

DNA araştırmasına liderlik eden ekipteki Newcastle Üniversitesi’nden Dr. Chris Fowler’a göre, bu buluşun önemi büyük. Fowler, Cilalı Taş Devri’nden kalan diğer mezarlardaki mimari yapıyı da inceleyerek aile bireylerinin bu mezarlara ne şekillerde gömüldüğü ile ilgili daha fazla bilgi sahibi olabileceklerini söylüyor.

Anıt mezarın ait olduğu tarihsel dönem de önemli. Mezarın yapıldığı çağda İngilizler, binlerce yıl önce ataları Anadolu ve Ege’den Avrupa’ya göç etmiş olan topluluklar sayesinde çiftçilikle tanışmıştı.

Araştırmacılar, anıt mezarlardaki kalıntıları inceleyerek, Taş Devri’nde yaşamış olan bu insanların aile dinamiklerini ve kültürlerini daha yakından tanımayı da başarabilir.

Aile mezarını inceleyen araştırmacılar, “üvey oğul” kavramının da bu aile yapılarına girdiğine dair işaretler olduğunu söylüyor. Bazı erkeklerin anneleri mezarda olsa da, biyolojik babalarının mezarda olmadığı dikkat çekti.

Kayıp kadınlar

Kazılar sırasında araştırmacılar erken yaşta ölmüş iki kız çocuğun kalıntılarını buldular ancak bazı kadınların aynı mezara gömülmediğini fark ettiler.

“Bazı kadınların kayıp olduğuna” dikkat çeken Prof. Reich, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Erkekler ve kadınların doğum oranları aynıydı, dolayısıyla bu kadınların nerede olduğu bir sır. Bir sonraki anıt mezarda da değiller ve bütün bu insan topluluğu arasında da kayıplar. Yoksa ölen insanlar yakılıyor muydu? Ölülerin bazı topluluklarda yakıldığını biliyoruz. Yoksa sadece belli bir sosyal statüsü olan insanları mı bulabildik?”

Anıt mezarlar, çokeşliliğin erkeklerle sınırlı olmadığı bir aile düzenine işaret ediyor. Erkeklerin birden fazla kadından çocuk sahibi olduğu gibi, kadınların da birden fazla erkekten çocuk sahibi olduğu anlaşılıyor.

Aynı erkekten çocuk sahibi olan farklı kadınların genel olarak birbiri ile akraba olmadığı görülüyor. Ancak kadınların, birbiri ile yakın akraba olan birden fazla erkekten çocuk sahibi olduğu örnekler de var.

Araştırma raporunun yazarları arasındaki , İspanya’daki Bask Bölgesi Üniversitesi’nden genetik uzmanı Iñigo Olalde, son teknolojilerin ve anıt mezardaki DNA’nın iyi korunmuş olmasının da yardımıyla, hem dünyanın en eski soy ağacını keşfedebildiklerini, hem de eski toplulukların sosyal yapıları hakkında daha fazla bilgi sahibi olma şansı yakaladıklarını ifade etti.

Paylaşın

Akıl Sağlığı, Sağlık Sorunları Arasında İlk 3’te

Merkezi Fransa’da bulunan çok uluslu pazar araştırma ve danışmanlık şirketi olan Ipsos’un yaptığı araştırmaya göre; dünyanın en çok endişelendiği sağlık sorunu Kovid 19, akıl sağlığı ise endişe duyulan sağlık sorunları arasında ilk 3’de yer alıyor.

bianet’te yer alan habere göre; Ipsos Araştırma Şirketi’nin en çok endişelenilen sağlık sorunları ve sağlık hizmetlerine yönelik tutumları analiz ettiği  “Sağlık Monitörü” araştırmasının sonucu paylaştı.

Araştırma , 20 Agustos – 3 Eylül 2021 tarihleri arasında ABD, Kanada, İsrail, Malezya, Güney Afrika, Singapur, Avustralya, Belçika, Brezilya, Çin, Fransa, Almanya, İngiltere, İtalya, Japonya, İspanya, Arjantin, Kolombiya, Macaristan, Hindistan, Meksika, Hollanda, Peru, Polonya, Rusya, Suudi Arabistan, Güney Kore, İsveç, İsviçre ve Türkiye’de 21 bin 353 kişiyle online olarak yapıldı.

Kovid 19 en önemli sağlık sorunu

Araştırmaya göre; Kovid 19 dünyanın karşı karşya olduğu en önemli sağlık problem olarak görülüyor. 2020’ye kıyasla 2 puanlık düşüş olsa da katılımcıların 70’i Covid-19’u “en önemli” sağlık sorunu olarak görüyor.

30 ülkenin 25’inde koronavirüs en büyük sağlık sorunu olarak belirtiliyor. Endişe en çok Malezya (yüzde 93) ve Peru (yüzde 90)’da görülüyor.

Araştırmaya Türkiye’den katılanların yüzde 78’i de koronavirüsü “en önemli sağlık sorunu” olduğunu söylüyor. En büyük artış ise; Güney Afrika (+19), Japonya (+11) ve Avustralya (+10)’da görüldü, en büyük düşüşler de Şili (-18), Polonya (-16) ve Macaristan(-14)’da yaşandı.

Akıl sağlığından endişe duyanlar artıyor

Sağlık problemleri içerisinde en büyük değişim 5 puanlık artışla “Akıl Sağlığı” konusunda yaşandı. Geçtiğimiz yıla göre;  dünya halkları en çok “akıl sağlığından” endişe ediyor.

Araştırmaya katılan  her 10 kişiden 3’ü (yüzde 31), ülkelerindeki insanların karşı karşıya olduğu en önemli sağlık sorunları arasında akıl sağlığını gösteriyor.

Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin yüzde 19’u da akıl sağlığının en önemli sağlık sorunlarından biri olduğunu belirtiyor.

Akıl sağlığı, Şili ve İsveç’te de en önemli sağlık sorunu olarak dile getiriliyor.  Bu konudaki endişede 2020’ye kıyasla en çok artış gösteren ülkeler ise İspanya (+19), Belçika (+13) ve Brezilya (+13) akıl sağlığı konusunda kadınlar erkeklere göre daha çok endişeliler. (+36 vs %26)

Kanser ikinci sırada

Araştırmaya katılanların üçte biri kanserin en önemli sağlık sorunlarından biri olduğunu söylüyor.  Bu oran 2021’de yüzde 34 iken 2020’de yüzde 37 idi. Pandemi öncesinde ise yüzde 52’lik kesim kanseri en önemli sağlık sorunlarından biri olarak gösteriyordu. Pandemiyle birlikte bu algıda 18 puanlık düşüş görüldü.

Daha yaşlı kesimin kanserin neden olacağı sağlık risklerinden daha ensişeli olduğu görüldü.. 50-74 yaş aralığının bu konudaki endişesi yüzde 39 iken 35 yaş altında bu oran yüzde 28’e geriliyor.  Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin de yüzde 37’si kanseri endişe verici sağlık sorunları arasında gösteriyor.

Paylaşın

‘Mükemmel Şekilde Korunmuş’ Dinozor Embriyosu Bulundu

Bilim insanları tıpkı tavuk gibi yumurtasından çıkmaya hazırlanan bir dinozorun mükemmel bir şekilde korunmuş embriyosunu bulduklarını duyurdu. Çin’in güneyindeki Ganzhou bölgesinde keşfedilen embriyonun 66 milyon yaşında olduğu tahmin ediliyor.

BBC Türkçe’de yer alan habere göre; Baby Yingliang adı verilen dinozorun dişsiz bir Teropod dinozoru veya Oviraptorosaur olduğu düşünülüyor. İki ayağı üzerinde yürüyen Teropodlar kısa ön bacaklı ve uzun arka bacaklı dinozorlar olarak tasvir ediliyor.

Yumurta hırsızı kertenkeleler anlamına gelen Oviraptorosaurs, günümüzden 66 ila 100 milyon yıl öncesinde Kretase döneminin sonlarında, bugün Asya ve Kuzey Amerika kıtaları olarak bilinen bölgelerde yaşayan tüylü dinozorlardı.

Araştırmacı Dr. Fion Waisum Ma, bunun bugüne kadar bulunmuş “en iyi dinozor embriyosu” olduğunu söyledi.

Keşif, dinozorlar ve modern kuşlar arasındaki bağlantının daha iyi anlaşılmasını da sağlıyor. Fosilde embriyonun kıvrılmış bir pozisyonda olduğu görünüyor. Bu pozisyon, kuşların yumurtasından çıkmadan hemen önceki duruşuyla aynı.

AFP haber ajansına konuşan Dr. Ma, ”Modern kuşlardaki bu davranış ilk olarak dinozor atalarından kaynaklanıyor ve kuşların onlardan evrildiğine işaret ediyor.” dedi.

Araştırma ekibinden Paleontolojist Prof. Dr. Steve Brusatte, Twitter’da, “bunun hayatı boyunca gördüğü en etkileyici dinozor fosili olduğunu ve embriyonun, yumurtasından çıkmak üzere olan bir dinozora ait olduğunu” belirten bir paylaşım yaptı.

Baby Yingliang, başından kuyruğuna 27 cm uzunluğunda ve 17 cm uzunluğundaki bir yumurtanın içinde kıvrılmış pozisyonda yatıyor. Yumurta Çin’deki Yingliang Stone Doğal Tarih Müzesi’ne getirildi.

İlk olarak 2000 yılında keşfedilen yumurta on yıl boyunca saklandı.

Müzede inşa çalışmalarının başlamasıyla eski fosillerin yeniden sınıflandırılması gerekti. Araştırmacılar ancak o zaman yumurtayı tekrar ele alıp, içinde bir embriyo olabileceğinden şüphelendiler.

Dinozorun vücudunun bir bölümü hâlâ kaya ile kaplı ve araştırmacılar ileri tarama teknikleriyle iskeletinin tam görüntüsünü elde etmeye çalışıyor.

Paylaşın

Mars’ta İşlenebilir ‘Su Rezervi’ Bulundu

Avrupa Uzay Ajansı (ESA).ve Rusya Uzay Ajansı’nın (Roscosmos) ortaklaşa yürüttükleri ExoMars projesi kapsamında yapılan araştırmalarda Mars yüzeyinin hemen altında ‘önemli miktarda’ su varlığı keşfedildi. Bilim insanları, bu rezervin gelecekte Mars’taki keşif etkinliklerini yürütenlerce kolaylıkla kullanılabileceğini açıkladı.

Su varlığı, Mars yüzeyindeki Valles Marineris kanyonunda bulundu. Valles Marineris ABD’deki Büyük Kanyon’dan yaklaşık 10 kat daha uzun ve beş kat daha derin. Haber, 15 Aralık’ta Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) yaptığı açıklamayla duyuruldu.

Suyu keşfeden Trace Gas Orbiter uydusu kanyon yüzeyinden bir metreden daha az derinlikte büyük miktarda hidrojen varlığı saptadı Rusya Bilimler Akademisi Uzay Araştırmaları Enstitüsü’nden Alexey Malakhov, “Bu su buz ya da topraktaki diğer minerallerle kimyasal olarak bağlanmış su halinde olabilir. Ancak başka gözlemler bize, Mars’ın bu kesiminde bulunan minerallerin tipik olarak çok küçük yüzdelerde, bu yeni gözlemlerde anıtlandığından çok daha küçük miktarda su içerdiğini anlatıyor. Genel olarak bu suyun daha çok buz halinde olduğunu düşünüyoruz,” diyor.

Malakhov gözlemlerini özetlerken, “Valles Marineris’in merkezi bir bölümünün suyla dolu olduğunu gördük. Bu beklediğimizden çok daha fazla su, “diyor. ” Bu, sabit düşük sıcaklıklar nedeniyle su buzunun kalıcı olarak kuru toprağın altında bulunduğu, Dünya’nın permafrost bölgelerine çok benziyor.”

Keşif, Mars’taki ilk su belirtisi değil. Mars kutup bölgeleri buzullarla kaplı ve önceki ESA misyonları, gezegen yüzeyinin birkaç kilometre altında potansiyel su vahaları bulmuştu.

Bununla birlikte, en son bulgular, ESA’nın varlığından söz ettiği suyun çok daha ‘işlenebilir’ olduğunu gösteriyor ve ‘Valles Marineris’i, gelecekteki gezegene yapılacak insanlı keşif misyonları için daha da umut verici bir hedef haline getiriyor. Yeni bulunan sudan zengin alanın yüzölçümü Hollanda kadar ve derin Mars’ta su bulma umudu sunan kanyon sistemi Candor Chaos vadileriyle örtüşüyor.

(Kaynak: bianet)

Paylaşın

WhatsApp’ta Kripto Para Transferi Dönemi Başlıyor

Meta Platforms Inc’in sahibi olduğu mesajlaşma sistemi WhatsApp üzerinden kullanıcıların kripto para transferi yapmaya başlayacakları açıklandı. Eski adı Facebook olan şirkete ait kripto para cüzdanı Novi’nin WhatsApp’a entegre edilmesi sayesinde kullanıcılar mesaj yazar gibi para gönderip alabilecek.

Dijital cüzdan Novi ABD Doları’na sabitlenmiş bir kripto para olan Pax Dollars (USDP) kullanılarak para transferi yapılmasına olanak tanıyor. Novi Başkanı Stephane Kasriel paylaştığı iletide, altı hafta önce başlatılan pilot programın ilk aşamada ABD ile sınırlı olacağını ve belirli sayıda kişiye açık şekilde yürütüleceğini söyledi.

Novi’nin WhatsApp’ta mesaj atar gibi basitlikte kullanılacağının altını çizen Kasriel, uygulamanın WhatsApp’ın kişisel mesajlar ve aramalar konusundaki gizlilik protokolünü değiştirmeyeceğini söyledi. İşlemlerin güvenli, anlık ve komisyon alınmadan gerçekleşeceğini de belirten Kasriel, Amerika’nın ardından hizmetin diğer ülkelerdeki kullanıcılara da sunulacağını söyledi.

Eski adı Facebook olan Meta Platforms’un birkaç aydır cüzdan uygulaması üzerinde çalıştığı biliniyordu. Mevzuat konusundaki endişeler nedeniyle Meta, Diem adlı bir dijital para birimini piyasaya sürmeye yönelik küresel planlarını küçültme yoluna gitmişti.

Para nasıl gönderilecek?

Para gönderme seçeneğine Android işletim sistemi kullanılan telefonlarda WhatsApp’ta ataç simgesine, iOS’ta ise “+” simgesi aracılığıyla erişilebilecek. Ardından açılacak menüden “Ödeme” seçeneğine tıklanacak.

Paylaşın