Samsun: Şeyh Habil Camii

Şeyh Habil Camii; Samsun’un Çarşamba İlçesi, Yaycılar Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Köye kadar araçla, köyden sonra yürüyüşle ulaşılabilmektedir.

Cami günümüze ulaşan ender ahşap mimari eserlerdendir. Caminin yakınındaki mezarlık içinde camiye ismini veren Şeyh Habil’in mezarı bulunmaktadır. Yapının yapım tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber Göğceli Cami ile yaklaşık aynı tarihlerde yapıldığı tahmin edilmektedir.

Yabancı bilim adamlarına göre yapı 1211 yılında yaptırılmıştır. Cuma cami olarak uzun yıllar kullanılan yapı kısmen terk edilmiş durumdadır. Dikdörtgen planlı caminin beden duvarları meşe ve karaağaç cinsi boydan boya geçme ahşap malzemeden yapılmıştır.

Yığma tekniği kullanılan camide ahşap perdeler köşelerde Göğceli’de olduğu gibi kurtboğazı geçme yöntemiyle birbirine bağlanmıştır. Yapı taşlar üzerine oturtulmuş büyük kütükler yardımıyla yerden yaklaşık 70-80 cm kadar kaldırılmıştır.

Caminin giriş kapısı üzerinde sonradan yazıldığı düşünülen hicri 1115, 1228, 1240, 1267 tarihleri okunmuştur. Bu tarihler miladi 1619, 1812, 1824, 1851 yıllarına denk gelmekte ise de bu tarihlerin onarım  tarihleri olduğu düşünülmektedir.

Paylaşın

Samsun: Kabaceviz Şelalesi

Kabaceviz Şelalesi; Samsun’un Çarşamba İlçesi, Kabaceviz Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Köye kadar araçla, köyden sonra yürüyüşle ulaşılabilmektedir.

Kabaceviz Şelaleleri, Samsun İl Merkezi’ne 32 km Çarşamba İlçes Merkezi’ne 16 km uzaklıktadır. Bölgenin görülmeye değer turizm alanlarından biridir.

Trekking, dağcılık, piknik ve foto safari için yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağıdır. Yaklaşık 60 metre yüksekliğinde olan şelaleden akan suyun süzülüşü ise güzelliğe ayrı bir anlam katıyor.

Şelalenin yer aldığı vadiye yaya olarak gideceğiniz için kıyafet ve ayakkabı konusuna dikkat etmeniz gerekmektedir.

Kabaceviz Şelaleleri, kentin gürültülü ve yorucu yaşamından uzaklaşıp, kafa dinlemek isteyenler için saklı bir cennet.

Mükemmel doğa manzaralarıyla karşılaşacağınız şelalelere gitmeden önce tüm ihtiyaçlarınızı karşılamanızı öneririz. Şelalelerin bulunduğu bölgede şu an için bir işletme bulunmamakta.

Paylaşın

Samsun: Çarşamba Bedestan Çarşısı

Tarihi Bedestan Çarşısı; Samsun’un Çarşamba İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Bugün bedesten adıyla bilinmesine karşın, yapının mimari düzeni klasik bedesten yapılarından ziyade, arasta tanımına uygun düşmektedir. Yapının inşa kitabesi yoktur. Doğu kapısının üstünde Latin harfleriyle yazılan yeni mermer kitabede, yapılış tarihi olarak 1826 yılı kayıtlıdır.

Yöresel bir yayında bedestenin bu tarihte, Bedükyan adında zengin bir Rum tarafından yaptırıldığı bildirilmektedir. Çevre sakinleri arasında söylenegelen aynı rivayete, biz de şahit olduk. Yapının mimari görünüşü ve basit bezeme unsurları, belirtilen tarihe uygun düştüğünden bu tarihi inşa tarihi olarak kabul edebiliriz.

Doğu-batı doğrultusunda uzanan; 20.10 x 38.50 m. boyutlarında, dikine dikdörtgen plânlı yapı, iki başında kapı açılan, üstü sivri beşik tonozla örtülü bir hol (arasta sokağı) ile bunun iki yanında sağlı sollu dizilen dükkânlardan oluşmaktadır.

Güney kanatta dükkânlar, arasında orta eksende, bir başka hol bulunmaktadır. Bu holün bir ucu yapı dışına, diğeri arasta sokağına açılmaktadır. Arasta sokağı, dükkânlardan hayli yüksek tutulan, alaturka kiremitle kaplı bir kırma çatıyla kaplıdır. Arastanın ana girişleri sokak genişliğine yakın ölçülerdedir.

Paylaşın

Samsun: Tarihi Çarşamba Köprüsü

Çarşamba Köprüsü; Samsun’un Çarşamba İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Mustafa Kemal Atatürk’ün 1930 yılındaki Samsun gezisinde Çarşamba’ya modern bir köprünün kazandırılması için talimat verdikten sonra, 1931 yılında yapımı tamamlanan Çarşamba Köprüsü, o dönem Türkiye’nin en uzun köprüsü unvanına da sahip olmuştur.

10 gözlü, 12 ayaklı ve 270 metre uzunluğundaki köprü, 252 bin 963 liraya mal oluyor. Tarihi köprü, sanatsal bir değeri olmamasına karşın, Cumhuriyet’in 10. yılında teknoloji yönünden övgüye değer bir eser olarak kabul ediliyor.

Çarşamba Köprüsü geçen zamana rağmen önemini her zaman korudu. 1934-1970 yılları arasında Çarşamba’nın bütün araç trafiğini karşıladı. Ancak köprünün araçlardan kurtulup sadece yayalara açılması 2007 yılını buldu.

Yine de Çarşamba Köprüsü’ndeki gelişmeler bununla sınırlı kalmadı. Estetik değer kazanması için köprüde bazı restorasyon çalışmaları yapıldı.

Günümüzde Çarşamba Köprüsü Çarşamba’nın sembolleri arasında ve Çarşamba Belediyesi’nin ambleminde de kendine yer bulmuş durumda. Çarşamba’da yaşayan herkesin anılarının olduğu tarihi köprü, gelecekte de önemini koruyacak gibi gözüküyor.

Paylaşın

Samsun: Orduköy Kalesi

Orduköy Kalesi; Samsun’un Çarşamba İlçesi, Ordu Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Kale, Yeşilırmak Nehri’ne bakan, çevreye hakim bir tepe özelliği göstermektedir. Üzerindeki ağaçlar ve bitki örtüsü nedeniyle kalıntılar pek gözükmemektedir. Bugünkü haliyle yer yer düzleşmiş  ekili bir arazi konumundadır.

Kaleye ait en önemli kalıntı, nehir tarafına doğru doğru uzanan ve “L” şeklinde olan büyük bir duvardır. Bu duvarın başlangıcında ağaçlar ve bitki örtüsüyle kaplı kısımda giriş kapısına ait olduğu düşünülen karşılıklı iki duvar kalıntısı yer almaktadır.

Yine bu sur duvarının devamında arka duvarları bitişik ve cepheleri nehre açık sıralı odalar şeklinde duvar kalıntılarının olduğu ve bunların önceki yıllarda yıkıldığı öğrenilmiştir. Kalenin ortasında bir sarnıç bulunduğu ve bunun içinin toprakla doldurularak yerinin belirsiz hale getirildiği öğrenilmiştir.

Paylaşın

Samsun: Ordu Köyü, Tarihi Ahşap Camii

Tarihi Ahşap Camii; Samsun’un Çarşamba İlçesi, Ordu Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Camiye ait ahşap bir kitabe bulunmamaktadır. Çarşamba ve havarisinin 14. yy. sonlarında yörede hakim olan Taceddinoğulları’nın elinde bulunduğuna ve Taceddinoğlu Hasan Bey’in 1423-1424 tarihinde Ordu Köyü’nü başkent edinip burada bir mescit yaptırdığı şeklindeki kayıtlara bakarak, yapının Taceddinoğlu Beyliği tarafından 1420’li yıllarda yaptırıldığı tahmin edilmektedir.

Ahşap malzemeyle yığma tekniğinden inşa edilmiş olan yapının üzeri dıştan revakı da kaplayacak şekilde kırma çatı ile örülmüştür. Temeli yüksek taşlar üzerine oturtulan caminin üç tarafı ahşap direklerle çevrili olup avlu kenarında da yine ahşap korkuluklarla çevrilmiştir.

Son cemaat yerine korkuluklarda açılan kapıyla girilmektedir. Girişte avluyu taşıyan ahşap direklerde ve caminin asıl giriş kapısında fazla özelliği olmayan süslemeler bulunmaktadır. Giriş kapısı üzerine mermerden H. 1302 (1900) tarihini gösteren bir levha sonradan konulmuştur.

Paylaşın

Samsun: Tarihi Göğceli Camii

Tarihi Göğceli Camii; Samsun’un Çarşamba İlçesi, Çay Mahallesi, Göğceli Mezarlığı içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Türkiye sınırları içinde ayakta kalabilen  en eski ahşap cami olarak kabul edilen Göğceli Cami, ahşaptan yığma tekniğiyle inşa edilmiş mimarinin en güzel örneklerinden birisidir.İnşa kitabesi bulunmayan caminin kayıtlı bir vakfiyesine de rastlanılmamıştır.

Yurtdışından gelen bilim adamlarının binadan aldığı ahşap numuneler üzerinde yaptığı testler sonucundan caminin 1206 yılında inşa edildiği, önündeki revakın 1335 yılında eklendiği veya onarıldığı anlaşılmıştır. Cami ahşaptan yığma tekniğinde, köşeleri kurtboğazı geçmelerle duvar boyunca tek parça olarak uzatılan ahşap perdelerle inşa edilmiştir. Yapıda çivi kullanılmamıştır.

Yapıda dövme demir çivi yalnız direk başlarının kirişlere bağlantısında ve harim kısmında revak bölümlerine doğru uzanan merteklere yapılan eklerde kullanılmıştır. Duvarlarda direklerde, direk başlarında, kirişlerde, merteklerde, mahya ışığı gibi yapının birçok yerinde karaağaç, dışbudak, kestane gibi ağaçlar kullanılmıştır. Duvarlarda tek parça olarak kullanılan kalaslar yaklaşık 15-18 cm kalınlığında, 50-70 cm  eninde ve yaklaşık 12-20m. uzunluğundadır.

Ahşap cami taşınabilir özelliktedir. Yapının tabanı büyük taşlar üzerine yerleştirilmiş kütükler yardımıyla yerden 60-70 cm yükseltilmiştir. Alttaki derinlik yapının hava almasını, nemi ve çürümeyi önlemek için açılmıştır. Yapının iç tavan süslemeleri yer yer solmuş ve dökülmüştür. Kuzey kısmı hafif dönel olan çatısı üç omuzlu kırma çatıdır ve alaturka kiremitle örülüdür.

Yapı 2007 yılında kapsamlı bir restorasyon geçirmiştir. Harimde aşık, mertek ve direklerde aşı, çatı tahtalarında kök boyalarıyla yapılmış kalemiçi nakışlar görülmektedir. Camideki klasik motif ve kompozisyon düzeni nakışların erken Osmanlı Dönemi’nde başlayıp klasik devir sonundaki bir dönemde yapılmış olabileceği düşünülmektedir.

Paylaşın

Samsun: Gölalan Şelaleleri

Gölalan Şelaleleri; Samsun’un Canik İlçesi, Gölalan Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. İlçe Merkezi’nden yaklaşık 30 dakika yürüyüşle ulaşılabilmektedir.

Doğal güzelliği ile görenleri hayran bırakan Gölalan Şelaleleri, doğa yürüyüşü, dağcılık, piknik ve foto safari gibi imkanlar da sunuyor.

Şelalenin yer aldığı vadiye yaya olarak inmeniz ve dere boyunca yürümeniz gerekmekte. Zaman zaman dere içerisinden geçmek zorunluluğu olacağından kıyafet ve ayakkabı konusuna dikkat etmeniz gerekmektedir.

Gölalan Şelaleleri, kentin gürültülü ve yorucu yaşamından uzaklaşıp, kafa dinlemek isteyenler için saklı bir cennet.

Mükemmel doğa manzaralarıyla karşılaşacağınız şelalelere gitmeden önce tüm ihtiyaçlarınızı karşılamanızı öneririz. Şelalelerin bulunduğu bölgede şu an için bir işletme bulunmamakta.

Paylaşın

Samsun: Bandırma Vapuru Müzesi

Bandırma Vapuru Müzesi; Samsun’un Canik İlçesi, Belediye Evleri Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda önemli bir rolü olan bu gemi, 1878 yılında Glasgov’da yapılan gemi Kymi adıyla uzun yıllar yük taşımıştır. 12 Aralık 1891 yılında batan gemi aynı yıl içinde yeniden yüzdürülmüş. 1894 yılında o zamanki Deniz Yolları İşletmesi anlamına gelen İdare-i Mahsusa’ya nakledilen gemi bu tarihten itibaren “Panderma” adıyla Osmanlı denizlerinde yük ve yolcu taşımaya başlamıştır.

28 Ekim 1910 tarihinde İdare-i Mahsusa adı “Osmanlı Seyrüsefain İdaresi” (Osmanlı Denizcilik İşletmesi) olunca geminin adı “Bandırma” olarak değiştirilmiş ve posta vapuru haline getirilmiştir. 19 Mayıs 1919’da Ulu Önder Atatürk ve silah arkadaşlarını Samsun’a getirdikten sonra yine posta hizmetlerine devam etmiş ve 1924 yılında “Türkiye Seyrüsefain İdaresi” tarafından hizmet dışı bırakılmıştır.

1925 yılında İlhami Söke’ye satılan gemi aynı şahıs tarafından 4 ay içinde Haliç’te sökülmüştür. 07 Şubat 2005 tarihinde Bandırma Vapuru’nun kullanım hakkı ve işletmesini devralan Samsun Büyükşehir belediyesi tarafından müze haline dönüştürülerek 19 Mayıs 2006 tarihinde ziyarete açılmıştır.

Gemi içindeki kamarada Mustafa Kemal Paşa ve dört silah arkadaşının balmumu heykelleri bulunmaktadır. 1878 yılında imal edilmiş duvar saati, telefon, harita ölçüm malzemeleri, yangın tüpü, masa ve sandalyeler, burada sergilenen diğer eserlerdir.

35.000 metre kare alana kurulmuş olan Milli Mücadele Parkı ve Açık Hava Müzesi bünyesinde; Çanakkale Savaşı’ndan düşmanın İzmir’de denize dökülüşüne kadar süren zorlu mücadeleyi simgeleyen seramik rölyefler, Samsun ve ilçelerinden İstiklal Savaşı’nda kaybettiğimiz 1.200 şehidimizin adlarının yer aldığı şehitler yazıtı, Milli Mücadele’yi anlatan 10 adet bronz rölyef,yedi figürlü Milli Kurtuluş Anıtı ve İstiklal Mücadelesi’nde kahraman Mehmetçik tarafından kullanılan top, tüfek, torpido, denizaltı mayınları ve uçaksavar gibi savaş malzemeleri bulunmaktadır.

Paylaşın

Samsun: Oyuncak Müzesi

Oyuncak Müzesi; Samsun’un Canik İlçesi, Belediye Evleri Mahallesi, Girne Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Mevlana Eğitim, Kültür ve Yaşam Kampüsü içerisindeki Oyuncak Müzesi, Karadeniz’deki ilk ve şu anlık tek Oyuncak Müzesi’dir. Müze kapsamında bir de oyuncak üretim atölyesi bulunmaktadır.

Geleneksel’, ‘fabrikasyon’, ‘yabancı’, ‘antik’ ve ‘yerli’ kategorilerinde 1000’e yakın oyuncağın yer aldığı Türkiye’nin en büyük oyuncak müzesinde çocuklar, hayal dünyalarını genişletirken, oyuncakların tarihi serüvenini de öğrenme imkanı buluyor.

Müzede sergilenen eserlerden en eskisi 18. yüzyıla ait bir figür ve en yenisi ise 1982 yılına ait bir barbie bebektir.

Paylaşın