Kalıtsal Körlük ile Bir Gen Arasındaki Bağlantı Keşfedildi
Manchester Üniversitesi, University College London ve ABD’deki Greenwood Genetik Merkezi’nden bilim insanlarının yürüttüğü uluslararası araştırma, çocukluk çağında ağır bir metabolik hastalığa neden olduğu bilinen bir gendeki mutasyonların yetişkinlerde kalıtsal görme kaybına da yol açabileceğini ortaya koydu.
Haber Merkezi / American Journal of Human Genetics dergisinde yayımlanan ve bu alanda bir ilk olma özelliği taşıyan çalışmada araştırmacılar, söz konusu gendeki belirli genetik değişimlerin, daha önce bilinenden çok daha hafif seyreden bir hastalık tablosuna nasıl neden olabileceğini inceledi.
Araştırmada, retinitis pigmentosa (tavukkarası olarak da bilinen, gece görüşünde azalma ve ilerleyici görme kaybıyla seyreden kalıtsal retina hastalığı) tanısı almış 14 hastanın genetik verileri incelendi. Bulgular, hastalığın IDUA genindeki belirli mutasyon kombinasyonlarıyla ilişkili olduğunu gösterdi.
IDUA geni, normal koşullarda mukopolisakkaridoz tip I (MPS I) adı verilen nadir bir metabolik hastalıkla ilişkilidir. Bu hastalık; ağır fiziksel engellilik, kalp ve iskelet sistemi sorunları gibi ciddi sağlık problemlerine ve yaşam süresinin kısalmasına neden olabilir.
Ancak araştırmaya katılan hastaların çoğunda, ayrıntılı tıbbi değerlendirmelere ve 40’lı, 50’li, 60’lı, hatta 70’li yaşlara uzanan takip süreçlerine rağmen MPS I’in bilinen sistemik belirtilerine rastlanmadı. Bu kişilerde görme kaybı, altta yatan genetik bozukluğun ilk ve kimi zaman tek belirtisi olarak ortaya çıktı.
Bulgular, retinitis pigmentosa tanısı alan bazı kişilerin, uzun yıllar boyunca fark edilmeyen ve son derece hafif seyreden bir metabolik hastalığa sahip olabileceğini gösteriyor.
Araştırmanın başyazarı, Manchester Üniversitesi’nden Dr. Siying Lin, bulguların önemini şu sözlerle açıkladı:
“Bu çalışma, aynı genin, ilgili enzim aktivitesinin ne kadar korunduğuna bağlı olarak birbirinden tamamen farklı hastalık tablolarına yol açabileceğini göstermektedir.”
Hastalık Tablosunu Mutasyonların Etkisi Belirliyor
Araştırma, IDUA genindeki farklı mutasyonların hastalığın şiddetini nasıl etkileyebileceğine ilişkin yeni bilgiler sundu. Bilim insanları, hastalarda klasik MPS I ile ilişkilendirilen ağır genetik değişim kombinasyonları yerine, enzimin işlevini kısmen koruyan daha hafif mutasyon kombinasyonları belirledi.
Laboratuvar deneyleri, söz konusu mutasyonların enzimin işlevini tamamen ortadan kaldırmadığını ortaya koydu. Mutasyonların etkisiyle enzim aktivitesinin normal düzeyin yalnızca yüzde 0,5 ila yüzde 2’si kadarının korunduğu belirlendi.
Bazı mutasyonlar enzimin aktivitesini doğrudan azaltırken bazıları, genetik bilginin işlenerek işlevsel protein üretiminde kullanılmasını sağlayan RNA birleştirme (splicing) sürecini bozuyor.
Araştırmacılar, geriye kalan düşük düzeydeki enzim aktivitesinin vücudun birçok organında ciddi hasarı önlemeye yetebildiğini, ancak retinanın bu sınırlı aktiviteden yeterince yararlanamayabileceğini değerlendiriyor.
Olası açıklamalardan biri, retinanın yüksek enerji gereksinimi nedeniyle hücre içindeki maddelerin parçalanması ve geri dönüştürülmesi süreçlerindeki aksaklıklara karşı özellikle hassas olması. Bununla birlikte, gözün neden daha fazla etkilendiğini açıklayan mekanizmanın kesin olarak ortaya konulması için ek araştırmalara ihtiyaç duyuluyor.
Erken Tanı ve Genetik Testler Açısından Önemi
Araştırmanın sonuçları, kalıtsal retina hastalıklarının genetik nedenlerinin belirlenmesi ve nadir metabolik hastalıkların hafif formlarının tanınması açısından önem taşıyor.
Bulgular, retinitis pigmentosa tanısı alan bazı hastalarda IDUA geninin de genetik incelemelere dahil edilmesinin yararlı olabileceğine işaret ediyor. Böylece, klasik belirtileri göstermeyen ancak genetik bir bozukluğa sahip olan kişilerin tespit edilmesi mümkün olabilir.
Araştırmacılar, bu bulguların nadir hastalıkların erken teşhisine yönelik yaklaşımların geliştirilmesine ve gelecekte görme kaybını önlemeyi ya da yavaşlatmayı amaçlayan tedavilerin araştırılmasına katkıda bulunmasını umuyor.
Dr. Siying Lin, araştırmanın klinik önemini şu sözlerle vurguladı:
“Bazı hastalarda IDUA ile tipik olarak ilişkilendirilen ağır ve çoklu sistemik bozuklukların hiçbirine rastlamadık. Hastalık yalnızca retina ile sınırlı görünüyordu; bu, bugüne kadar gözlemlediğimiz en hafif tablodur. Bu bulguların, klinisyenlerin daha önce fark edilmemiş IDUA kaynaklı vakaları tespit etmelerine ve kalıcı hasar oluşmadan görmeyi korumayı amaçlayan yeni tedavilere öncülük etmesini umuyoruz.”
Araştırma, aynı gendeki farklı mutasyonların ve korunan enzim aktivitesi düzeylerinin hastalığın seyrini önemli ölçüde değiştirebileceğini ortaya koyuyor. Bununla birlikte, bulguların daha geniş hasta gruplarında doğrulanması ve erken tanının görme kaybının önlenmesine katkısının belirlenmesi için yeni çalışmalara ihtiyaç duyuluyor.



























