Güney Kafkasya’da uzun süredir tartışılan Zangezur Koridoru, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin ötesine geçerek Avrasya’nın ulaşım, ticaret ve enerji dengelerini etkileyebilecek stratejik bir proje olarak öne çıkıyor.
Haber Merkezi / 2020’deki İkinci Dağlık Karabağ Savaşı’nın ardından imzalanan üçlü bildiriyle uluslararası gündemde daha fazla yer bulan güzergâh, Azerbaycan’ın ana karasını Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ne bağlamayı ve buradan Türkiye’ye uzanan daha doğrudan bir ulaşım bağlantısı oluşturmayı amaçlıyor. Ancak projenin geleceği, yalnızca demiryolu ve karayolu altyapısının inşasına değil, bölgesel egemenlik tartışmalarının, güvenlik kaygılarının ve küresel ticaretin değişen ihtiyaçlarının nasıl uzlaştırılacağına da bağlı.
Zangezur Koridoru’nun stratejik önemini artıran temel unsur, Güney Kafkasya’nın Avrupa ile Asya arasındaki ticaret güzergâhlarında giderek daha önemli bir konuma gelmesi. Çin’den Avrupa’ya uzanan tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi, Rusya üzerinden geçen geleneksel hatlara yönelik siyasi ve ekonomik riskler ve deniz taşımacılığında yaşanan güvenlik sorunları, alternatif kara bağlantılarına olan ilgiyi artırıyor. Bu çerçevede Zangezur, bölgesel bir ulaşım projesi olmanın ötesinde, Avrasya ticaretinin geleceğinde söz sahibi olma mücadelesinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Güney Kafkasya’da Yeni Güç Dengesi Arayışı
Zangezur Koridoru’nun açılması, Güney Kafkasya’daki ulaşım ağlarını yeniden şekillendirirken bölgesel aktörlerin siyasi ve ekonomik konumlarını da etkileyebilir. Azerbaycan açısından projenin en önemli hedeflerinden biri, ana karası ile Nahçıvan arasındaki ulaşım bağlantısını güçlendirmek. Böylece Bakü, hem ülke içindeki bağlantıyı daha etkin hâle getirmeyi hem de Türkiye üzerinden Avrupa pazarlarına erişimini çeşitlendirmeyi amaçlıyor.
Bununla birlikte Azerbaycan’ın yaklaşımı, yalnızca bir kara bağlantısı oluşturmakla sınırlı değil. Güzergâhın demiryolu, karayolu, enerji altyapısı ve dijital iletişim ağlarıyla bütünleşmesi hâlinde, ülkenin Doğu ile Batı arasındaki transit taşımacılıktaki rolünün daha da güçlenmesi mümkün. Bu durum, Bakü’nün bölgesel bir enerji ve lojistik merkezi olma hedefini destekleyebilir.
Ancak aynı güzergâh, Ermenistan açısından farklı bir anlam taşıyor. Erivan yönetiminin temel kaygısı, ülkenin güneyindeki Syunik bölgesinden geçecek ulaşım hatlarında egemenlik ve denetim yetkilerinin korunması. Ermenistan, sınırları içindeki yolların açılmasına karşı çıkmaktan ziyade, bu bağlantıların hangi hukuki ve idari koşullarda işletileceği konusunda güvence arıyor. Gümrük işlemleri, sınır kontrolleri ve güvenlik düzenlemelerinin Ermenistan’ın egemenliği altında yürütülmesi, bu yaklaşımın merkezinde bulunuyor.
Ermenistan’ın geliştirdiği “Barış Kavşağı” girişimi de bu anlayışa dayanıyor. Proje, Güney Kafkasya’daki ulaşım bağlantılarının karşılıklı olarak açılmasını, ancak bütün güzergâhların ilgili ülkelerin egemenliği ve yetkisi altında işletilmesini öngörüyor. Bu yaklaşım, bölgesel ekonomik iş birliğinin önünü açma potansiyeli taşırken Azerbaycan’ın kesintisiz ve daha az bürokratik transit beklentisiyle nasıl uzlaştırılacağı sorusunu da gündemde tutuyor.
Dolayısıyla tartışmanın temelinde yalnızca bir yolun nereden geçeceği değil, o yolun kim tarafından denetleneceği ve hangi kurallarla işletileceği bulunuyor. Bu sorulara verilecek yanıtlar, projenin ekonomik değerini belirleyeceği gibi Güney Kafkasya’daki güç dengelerini de doğrudan etkileyecek.
İran ve Rusya’nın Hesapları
Zangezur Koridoru’nun geleceği, Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki müzakerelerin yanı sıra İran ve Rusya’nın bölgesel çıkarlarıyla da yakından bağlantılı. Özellikle İran, Ermenistan ile olan kara sınırının ve Güney Kafkasya’ya erişiminin stratejik önemini korumak istiyor. Tahran açısından Syunik üzerinden kurulacak yeni bir ulaşım düzeninin, bölgedeki geleneksel bağlantıları ve İran’ın transit taşımacılıktaki konumunu zayıflatma ihtimali önemli bir endişe kaynağı.
İran’ın itirazları yalnızca ekonomik rekabetle sınırlı değil. Bölgedeki sınırların ve ulaşım rejimlerinin değişmesi, Tahran tarafından daha geniş bir jeopolitik mesele olarak ele alınıyor. Bu nedenle İran, bölgesel bağlantıların güçlendirilmesini desteklese de sınırların fiilî veya hukuki statüsünü değiştirebilecek düzenlemelere mesafeli yaklaşıyor.
Buna karşılık İran üzerinden geliştirilen alternatif ulaşım bağlantıları, tarafların farklı çıkarlarını uzlaştırabilecek seçeneklerden biri olarak öne çıkıyor. Aras Nehri’nin güneyinden geçen güzergâhların geliştirilmesi, Azerbaycan ile Nahçıvan arasındaki bağlantıyı İran toprakları üzerinden sağlamayı mümkün kılabilir. Böyle bir seçenek, Zangezur hattına alternatif oluştururken İran’ın bölgesel transit rolünü de güçlendirebilir. Bununla birlikte iki güzergâhın maliyet, süre, kapasite ve siyasi riskler bakımından aynı sonuçları doğuracağı söylenemez.
Rusya’nın konumu ise son yıllarda değişen bölgesel güç dengeleri nedeniyle daha karmaşık bir görünüm sergiliyor. 2020 tarihli üçlü bildirinin 9. maddesi, bölgedeki ekonomik ve ulaşım bağlantılarının yeniden açılmasını öngörürken bu süreçte Rusya Federal Güvenlik Servisi sınır muhafızlarının denetim rolüne de atıfta bulunuyordu. Ancak bildirideki düzenlemelerin nasıl uygulanacağına ilişkin görüş ayrılıkları, Rusya’nın olası rolünü tartışmalı hâle getirdi.
Ukrayna savaşı sonrasında Moskova’nın kaynaklarını ve diplomatik önceliklerini yeniden düzenlemek zorunda kalması, Ermenistan ile ilişkilerindeki gerilimler ve bölgedeki diğer aktörlerin artan etkisi, Rusya’nın Güney Kafkasya’daki hareket alanını etkiliyor. Bu nedenle Zangezur Koridoru, Moskova açısından yalnızca bir ulaşım projesi değil, bölgedeki geleneksel nüfuzunu koruyup koruyamayacağının da göstergelerinden biri olarak görülüyor.
Orta Koridor’un Yükselişi ve Küresel Ticaretin Yeni Rotaları
Zangezur Koridoru’nun küresel jeoekonomik önemini anlamak için Orta Koridor’un gelişimine bakmak gerekiyor. Trans-Hazar Uluslararası Taşımacılık Güzergâhı olarak da bilinen Orta Koridor, Çin ve Orta Asya’dan başlayarak Kazakistan, Hazar Denizi, Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanan çok modlu bir ticaret ağı oluşturuyor.
Rusya üzerinden geçen Kuzey Koridoru, uzun yıllar boyunca Asya ile Avrupa arasındaki demiryolu taşımacılığında önemli bir seçenek oldu. Ancak Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında artan yaptırım riskleri ve jeopolitik belirsizlikler, şirketleri alternatif güzergâhlara yönelmeye teşvik etti. Aynı dönemde Kızıldeniz’deki güvenlik sorunları ve deniz taşımacılığındaki aksaklıklar da küresel tedarik zincirlerinin farklı rotalara ihtiyaç duyduğunu ortaya koydu.
Bu koşullarda Orta Koridor, Asya ile Avrupa arasında Rusya’ya bağımlılığı azaltabilecek bir seçenek olarak önem kazandı. Bununla birlikte güzergâhın önünde önemli engeller bulunuyor. Hazar Denizi’ndeki liman kapasitesi, demiryolu altyapısının uyumu, farklı ülkelerdeki gümrük prosedürleri ve taşımacılık maliyetleri, koridorun rekabet gücünü etkileyen başlıca unsurlar arasında yer alıyor.
Zangezur Koridoru’nun bu ağla bütünleşmesi, Azerbaycan üzerinden Türkiye’ye uzanan bağlantıları çeşitlendirebilir. Mevcut Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattına ek bir güzergâh oluşturulması, bölgesel taşımacılıkta alternatifleri artırabilir ve bazı yük hareketlerinde daha doğrudan bağlantılar sağlayabilir. Ancak bunun transit sürelerini ne ölçüde kısaltacağı ve maliyetleri ne kadar düşüreceği, hattın teknik kapasitesine, sınır geçişlerinin düzenlenmesine ve işletme koşullarına bağlı olacak.
Burada kritik nokta, yeni bir güzergâhın tek başına küresel ticarette büyük bir dönüşüm yaratmayacağıdır. Bir koridorun rekabet gücü yalnızca coğrafi konumuyla değil, güvenilirliği, taşıma kapasitesi, gümrük işlemlerinin hızı ve kesintisiz hizmet sunabilmesiyle ölçülür. Bu nedenle Zangezur’un başarısı, mevcut ulaşım ağlarıyla ne kadar verimli bütünleşebileceğine bağlı.
Enerji ve Dijital Altyapı Açısından Yeni Fırsatlar
Projenin olası etkileri taşımacılıkla sınırlı değil. Güney Kafkasya, Hazar havzasındaki enerji kaynaklarının uluslararası pazarlara ulaştırılmasında zaten önemli bir rol oynuyor. Bölgedeki ulaşım bağlantılarının geliştirilmesi, gelecekte enerji altyapısının ve sınır ötesi ekonomik iş birliklerinin çeşitlendirilmesine katkı sağlayabilir.
Özellikle yenilenebilir enerji üretiminin artırılması ve Avrupa’nın enerji tedarik kaynaklarını çeşitlendirme arayışı, bölgesel bağlantıların önemini yükseltiyor. Hazar havzasındaki yenilenebilir enerji potansiyelinin Avrupa pazarlarına ulaştırılmasına yönelik projeler, yeni iletim hatları ve uluslararası anlaşmalarla desteklenirse Güney Kafkasya’nın enerji geçişindeki rolü daha da genişleyebilir.
Bununla birlikte Zangezur Koridoru’nun doğrudan bir enerji güzergâhına dönüşmesi, kendiliğinden gerçekleşecek bir sonuç değil. Böyle bir işlev için ayrıca yatırım, teknik altyapı, finansman ve ülkeler arasında uzun vadeli iş birliği gerekiyor. Aynı durum dijital bağlantılar için de geçerli. Fiber optik hatlar ve sınır ötesi veri altyapısı gibi yatırımlar, güzergâhın yalnızca fiziksel yük taşımacılığına değil, bölgesel dijital ekonomiye de katkı sunmasını sağlayabilir.
Bu bakımdan Zangezur’un stratejik değeri, tek bir ulaşım hattından ziyade ulaşım, enerji ve dijital ağları bir araya getirebilecek bütünleşik bir altyapı yaklaşımında yatıyor.
Koridorun Geleceğini Belirleyecek Üç Olasılık
Zangezur Koridoru’nun geleceği, bölgesel diplomasi ve altyapı yatırımlarının seyrine bağlı olarak farklı yönlerde gelişebilir.
İlk olasılık, Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı bir barış anlaşmasının sağlanması ve ulaşım hatlarının karşılıklı güvenceler temelinde açılması. Böyle bir durumda Zangezur, Orta Koridor’un tamamlayıcı bir parçasına dönüşebilir. Açık sınırlar, öngörülebilir gümrük prosedürleri ve istikrarlı güvenlik koşulları, bölgeye yönelik yatırımları artırabilir. Bu senaryo, yalnızca iki ülke için değil, Türkiye, Orta Asya ve Avrupa arasındaki ticaret bağlantıları için de yeni fırsatlar yaratabilir.
İkinci olasılık, güzergâhın sınırlı bir ticari bağlantı olarak işletilmesi. Bu modelde demiryolu veya karayolu geçişleri mümkün hâle gelse bile sıkı sınır kontrolleri, yüksek işlem maliyetleri ve siyasi güvensizlik, hattın kapasitesini ve ekonomik etkisini sınırlayabilir. Böyle bir sonuç, bölgesel bağlantıları kısmen güçlendirse de Zangezur’un küresel ölçekte önemli bir lojistik merkezine dönüşmesini zorlaştırabilir.
Üçüncü olasılık ise Ermenistan üzerinden geçecek güzergâhta uzlaşma sağlanamaması durumunda İran üzerinden geçen alternatif hatların ön plana çıkması. Bu senaryoda Azerbaycan ile Nahçıvan arasındaki bağlantı farklı bir güzergâhla güçlendirilebilir ve İran’ın bölgesel taşımacılıktaki rolü artabilir. Ancak bu seçenek de kendi altyapı, finansman ve siyasi koordinasyon gereksinimlerini beraberinde getirecek.
Bu üç olasılığın hangisinin gerçekleşeceğini belirleyecek temel unsur, tarafların ulaşım bağlantılarını yalnızca güvenlik ve egemenlik rekabetinin bir parçası olarak mı, yoksa karşılıklı ekonomik kazanç yaratabilecek bir iş birliği alanı olarak mı ele alacağı olacak.
Bir Koridordan Daha Fazlası
Zangezur Koridoru, Güney Kafkasya’daki sınırların ve ulaşım ağlarının geleceğine ilişkin tartışmaların merkezinde yer alıyor. Proje, Azerbaycan’ın Nahçıvan’a doğrudan erişim hedefini, Ermenistan’ın egemenlik ve güvenlik kaygılarını, İran’ın bölgesel bağlantılarını koruma arayışını ve Rusya’nın değişen jeopolitik konumunu aynı denklemde buluşturuyor. Aynı zamanda Çin ile Avrupa arasındaki ticaretin çeşitlendirilmesi ve Orta Koridor’un kapasitesinin artırılması açısından da potansiyel taşıyor.
Ancak stratejik önem ile ekonomik başarı aynı şey değil. Bir güzergâhın harita üzerinde daha kısa veya doğrudan görünmesi, onun otomatik olarak daha hızlı, ucuz ve güvenilir olacağı anlamına gelmiyor. Bunun için altyapı yatırımlarının tamamlanması, hukuki belirsizliklerin giderilmesi, sınır geçişlerinin etkin biçimde düzenlenmesi ve siyasi gerilimlerin kontrol altına alınması gerekiyor.
Sonuç olarak Zangezur Koridoru’nun geleceği, Güney Kafkasya’nın küresel ekonomide daha merkezi bir konuma yükselip yükselmeyeceğini etkileyebilecek önemli bir gelişme. Projenin kalıcı bir ekonomik değere dönüşmesi, bölgesel aktörlerin egemenlik haklarını koruyan, güvenlik kaygılarını gözeten ve uluslararası ticaretin öngörülebilirliğini artıran bir uzlaşma geliştirmesine bağlı. Bu denge kurulabildiği takdirde Zangezur, yalnızca iki coğrafyayı birbirine bağlayan bir ulaşım hattı değil, Avrasya’nın ekonomik ve jeopolitik ilişkilerini yeniden şekillendiren stratejik bir bağlantı noktası hâline gelebilir.




























