Sigara Ve Alkole Zam Yolda!

Derinleşen ekonomik kriz zam olarak fiyatlara yansımaya devam ediyor. Sigara fiyatlarına 2 lira zam geleceği duyurulurken; alkol fiyatlarına da yüzde 10-15 oranın zam beklendiği açıklandı.

Tekel Bayileri Dayanışma Derneği Başkanı Erol Dündar, yıl başından bu yana toplam 10 TL tutarında zamlanan sigara fiyatlarına ağustos ayında yaşanan maliyet artışları nedeniyle 2 TL dolayında zam yapılacağını söyledi.

Gazete Durum’da yer alan habere göre, Dündar, “Sigaraya geçtiğimiz günlerde 2 lira zam yapıldı. Aslında 4 lira zam yapılacaktı ama firmalar 2 lirasını sübvanse etti. Sübvanse edilen 2 liranın zam olarak yansımasını bekliyoruz” dedi.

Alkole de zam

Erol Dündar, “Bu gidişle fiyatlar durmayacak. Çünkü her gün elektrik, doğalgaz, akaryakıt, çalıştırdığınız elemanın maliyetleri zincirleme olarak artıyor. Biz de bu işin sonunun nereye varacağını bilemiyoruz” ifadelerini kullandı.

Alkole de zam beklediklerini söyleyen Erol Dündar, “Yüzde 10-15 civarında bir zam gelebilir” diye konuştu.

Paylaşın

Zorunlu Trafik Sigortasına Zam!

Sigorta Emeklilik Düzenleme Denetleme Kurumu ( SEDDK ) zorunlu trafik sigortası için yeni tarifeyi belirledi. Düzenlemelerle birlikte Mayıs-Ağustos arasındaki artış yüzde 35’e ulaştı. Tekrar bir artış olmazsa bu yıl resmi artış yüzde 46 civarında olacak.

Bloomberg HT’nin haberine göre Ağustos itibarıyla İstanbul’da trafiğe yeni çıkan araç için (4’üncü basamak) uygulanan azami prim tutarı 3 bin 149 lira olacak.

Yine İstanbul’da son 2-3 yıldır hiçbir kazaya karışmamış ve 7’nci basamağa yükselmiş bir sürücü, bu ay sigortasını yenilediğinde en fazla 1.732 lira ödeyecek.

Sigorta şirketleri, rekabet politikalarına göre kaza yapmayan sürücülere daha düşük tarifelerle trafik sigortası poliçesi kesebiliyor.

Sigorta primleri 7 basamakta belirleniyor. İlk kez araç alıp trafiğe çıkanların basamağı 4’ten başlıyor, Sürücüler kazaya karıştıkça 1’inci basamağa kadar düşüyor. Ard arda üç yıl hiç kaza yapmayanlar yedinci basamağa yükseliyor. Yedinci basamağa yaklaştıkça sigorta ucuzluyor, 1’e yaklaştıkça pahalanıyor.

Poliçenin ilk yılı hasarla kapatılırsa, sigorta bedeli yüzde 50 artıyor. İkinci yıl hasarda yüzde 100 artıyor, Art arda üçüncü yılı da hasarlı kapatıp 1’inci basamağa düşenler için fiyatlar yüzde 150 artırımlı oluyor.

İstanbul için tarife;

1. basamak (Yüzde 150 artırım): 7 bin 872 TL
2. basamak (Yüzde 100 artırım): 6 bin 298 TL
3. basamak (Yüzde 50 artırım): 4 bin 723 TL
4. basamak: 3 bin 149 TL
5. basamak (Yüzde 15 indirim): 2 bin 676 TL
6. basamak (Yüzde 30 indirim): 2 bin 204 TL
7. basamak (Yüzde 45 indirim): 1.732 TL

Trafik sigortası tavan fiyatları ve artışı Sigorta Emeklilik Düzenleme Denetleme Kurumu ( SEDDK ) tarafından belirlenip yayınlanıyor.

31 Aralık 2021’e kadar tavan fiyatlardaki artış bir önceki aya göre yüzde 1’di. Şubat 2022 itibarıyla artış katsayısı yüzde 1,50 olarak uygulanmaya başladı. Ayrıca 1 Şubat’ta tek seferlik yüzde 20 artış yapıldı.

13 Nisan 2022 tarihli genelgesine göre azami prim tutarlarının 1 Mayıs itibarıyla aylık yüzde 2,25 oranında artırılması kararlaştırıldı. Aylık yüzde 2,25’lik artış devam ederken sigortacılar zarar nedeni ile ek zam talep ediyor.

Paylaşın

Hazır Giyimde Yüzde 100’e Varan Zamlar Kapıda

Maliyet artışı nedeniyle ciroların da arttığını ancak satış adetlerindeki artışın sınırlı kaldığını söyleyen BMD Başkanı Sinan Öncel, “Kış sezonu ürünlerinde yıllık bazda yüzde 100’e varan fiyat artışları şaşırtıcı olmayacak” dedi.

Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Sinan Öncel, organize perakendede maliyet artışları nedeniyle cirolar artarken, satış adetlerindeki artışın sınırlı kaldığını söyledi.

Sözcü’nün haberine göre ciroların geçen yaza oranla ortalama yüzde 80 arttığı bilgisini veren Öncel, “Birçok marka adet satışlarında hâlâ pandemi öncesindeki rakamları yakalayamadı” dedi.

Sektörde ham madde, enerji, dağıtım ve işçilik başta olmak üzere yüksek girdi maliyetlerinden kaynaklanan baskının devam ettiğini vurgulayan Öncel, kış sezonu ürünlerine yapılacak zamların, yıllık bazda yüzde 100’ü bulacağını dile getirdi.

‘Üretici ve tüketici için zorlu bir dönem geliyor’

Yazılı bir açıklama yapan Öncel, “Haziran ayı verilerine göre, ÜFE ve TÜFE arasında 60 puan fark bulunuyor. Firmalar bu maliyetleri önümüzdeki aylarda bir şekilde fiyatlara yansıtmak durumunda kalacak. Kış sezonu ürünlerinde yıllık bazda yüzde 100’e varan fiyat artışları şaşırtıcı olmayacak” dedi.

Tüketicinin de zamların süreceğini beklediğini ifade eden Öncel, “Bu yüzden imkânı olanlar ihtiyaç alışverişlerini öne çekiyor. Dolayısıyla adet satışlarında istenen düzeye ulaşılamasa da perakende sektöründe canlılık devam ediyor” diye konuştu.

“Turistlerin de katkısı ile bu hareketliliğin yaz sezonu boyunca süreceğini öngörüyoruz” diyen Öncel, “Ekimden sonrası için bir tahminde bulunmak için henüz erken olmakla birlikte hem sektör hem de tüketici açısından kış sezonunun zorlu geçeceğini söyleyebiliriz” ifadelerine yer verdi.

Halihazırda yüzde 100 ve üzerinde ciro artışını yakalayan firmaların olduğuna, ancak cirolardaki bu artışın adetlere tam olarak yansımadığına dikkat çeken Öncel, şöyle devam etti:

“Birçok markamız adet satışlarında 2019 rakamlarını yakalamakta zorlanıyor. Cirolardaki büyüme adetten değil, fiyat artışlarından kaynaklanıyor. Ham madde fiyatlarında bir gevşeme olmakla birlikte diğer girdilerdeki maliyet baskısı sürüyor.”

Paylaşın

10 Kişiden 7’si İşe Artık Aracıyla Gitmiyor

Otomobil sahipleri dertli… Ulaştırma harcama grubu için TÜİK tarafından açıklanan 12 aylık enflasyon yüzde 123,4. Bunun altında yatan önemli nedenlerden biri akaryakıt fiyatlarındaki artış.

Milliyet’te yer alan habere göre IPSOS Araştırma, otomobil kullanımıyla ilgili bir araştırma yaptı. Yapılan araştırmaya göre her dört araç sahibinden üçü artık ailecek araba gezintilerinden vazgeçti. Ayrıca her on araç sahibinden yedisi artık alışverişe araba ile gitmediğini ifade ediyor.

On araç sahibinden dokuzu, aracını eskiden her istediğinde kullandığını ancak artık gerekli olmadıkça kullanmadığını belirtiyor. Her on araç sahibinden yedisi eskiden işe araç ile giderken artık bundan vazgeçtiğini belirtiyor. Bu duruma bir çare olarak yakın oturan iş arkadaşlarının araçlarını işe gidiş geliş için ortak kullanmaya başladıklarını söylüyor. Araç sahiplerinin yarısından fazlası bu yönteme başvurarak yakıt masrafını paylaştıklarını ifade ediyorlar.

Akaryakıta gelen zamlarla birlikte araç sahipleri araçlarını daha az kullanma eğiliminde. Araç sahiplerinin yüzde 91’i araçlarını daha az kullandığını belirtirken sadece yüzde 8’i her zamanki gibi kullanmaya devam ettiğini söylüyor.

Araç sahiplerinin %87’si daha önce istediği vakti aracını kullandığını ama şimdi gerekli olmadıkça kullanmamaya çalıştığını belirtiyor. Araçları ile artık hafta sonu gezmeye gitmediğini söyleyen araç sahiplerinin oranı %76, alışverişe araçları ile gitmeyenlerin oranı %69.

Araç sahibi çalışanların %71’i kendi araçları ile işe gitmektense toplu taşımayı tercih ediyor. Diğer bir tasarruf yöntemi olarak da yakın çevrede oturan arkadaşlar ile birlikte araç ile işe gitmek ve masrafları paylaşma yoluna gidiliyor.

Her 100 araç sahibinden 9’u eskisine göre daha az miktarda benzin almakta. Araç sahiplerinin %51’i daha önce araçlarının deposunu tam doldururken bugün gerektiği kadar aldığını, %39’u hiçbir zaman deposunu tam doldurmadığını ama şimdi eskisine göre daha az akaryakıt aldığını söylüyor.

Araç sahiplerinin %60’ı aracını satmayı düşünmezken, %12’si aracını satıp yerine yenisini almayı istiyor. Diğer taraftan araç sahiplerinin %28’i araçlarını satıp yerine de yenisini almamayı düşünüyor.

Paylaşın

Hazır Giyim Ve Ayakkabıda Büyük Zam Beklentisi

Küresel ham madde ve emtia fiyatlarındaki düşüşün sürmesi beklense de içeride yüksek kur ve yüksek enflasyon nedeniyle hazır giyim ve ayakkabıya büyük zamlar bekleniyor.

Yaz aylarının bitip sonbaharda yeni sezonun başlamasıyla ayakkabıda vatandaşa yansıyacak zammın en az yüzde 30 oranında olacağı öngörülürken; hazır giyim ürünlerine gelmesi beklenen zam oranı ise bazı sektör temsilcilerine göre yüzde 100’leri de aşacak.

Sözcü’den Gamze Bal’ın haberine göre konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği Başkanı Berke İçten’in ifadeleri şöyle:

Tüketici bizim maliyet ve fiyatlandırmasını şu an yaptığımız ürünleri 6-7 ay sonra raflarda görebiliyor. Fiyatlandırma geriden geldiği için fiyat artışları sınırlı kalıyor.

Maalesef tüketicinin fiyatlarda ciddi bir artış yaşamak durumunda kalmasını bekliyoruz. Kışlık ürünlerin çıkmasıyla birlikte, eylül-ekim aylarında fiyatlarda bir artış hissedilecektir.

Satış adetlerimizde azalma yok ama satın alınan ürünün niteliği değişti. Bu yıl, daha pahalı olan yüksek segmentli deri ayakkabılardan ziyade, daha ekonomik olan tekstil ve sentetik malzemelerden yapılan ayakkabılarda talep artışı var. Deri ayakkabıların toplam satışlar içindeki payı geçen yıl yüzde 18’ler civarındayken bu yıl yüzde 15’lere indi. Dünyada da bu eğilim var ama bizde daha fazla.

Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Sinan Öncel ise, halihazırda fiyatlardaki yıllık zam oranlarının yüzde 80’i bulduğunu; kış aylarında yapılacak zamların yıllık bazda yüzde 100’leri aşarak yüzde 130’ları ulaşmasının şaşırtıcı olmayacağını dile getirdi:

Çünkü zor bir dönem. Kur artışına bağlı bir fiyat artışı söz konusu. Emtia ve ham maddede düşüş beklesek de uluslararası enerji maliyetlerindeki artışlar yurt içindeki maliyetlerimizi artırmaya devam edecek. Bu kış da ciddi girdi maliyetleriyle karşı karşıya kalabiliriz. Bu da nihai ürün fiyatlarına yansıyacaktır.

Dünyada olduğu gibi Türkiye de enflasyon çıkmazı içinde. Enflasyon nedeniyle hane halkının ekonomik sıkıntıda olduğunu görüyoruz. Tüketici, cebindeki parayı daha ekonomik olarak kullanacaktır.

Türk müşterilerin alım gücü düştükçe toplam satışlar içinde yabancıların payı arttı. Bazı AVM’lerde turistlere yapılan satışlarda yüzde 40, bazılarında ise yüzde 60 artış var. Bazı markalar yabancılara bu kadar fazla satış yapmaktan endişeli. ‘İlerleyen dönemde turist gelmezse bu satışları kime yapacağız?’ endişesi hakim.

Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Ramazan Kaya da hazır giyimde fiyatların son bir yılda ikiye katlandığını, bunun etkisiyle satışlarda yıllık bazda yüzde 10 ila 20 aralığında düşüş yaşadıklarını anlattı:

Önceden kârlılığı konuşurken şimdi kârsızlığı konuşuyoruz. Firmalar neredeyse genel gideri karşılayacak etiket fiyatlarıyla hayatlarını devam ettirmeye çalışıyorlar. Son BDDK kararlarıyla finansmana erişim de artık kolay değil. Ancak orta ve uzun vadede finansmana ihtiyacımız var. Maliyetlerin yanında önümüzdeki dönemdeki en büyük sıkıntı, finansmana erişim. Bu konudaki sıkıntılar sürerse, o zaman kapanmalarla karşı karşıya kalabiliriz.

Paylaşın

Resmi Gazete’de Yayınlandı: İlaca Yüzde 25 Zam

Resmi Gazete’de yayınlanan karara göre, bugünden itibaren geçerli olmak üzere tüm ilaçlara yüzde 25 zam geldi. Fiyatı düşük kaldığı için üretilmeyen az sayıda ilaç grubuna da ayrıca yüzde 20 zam yapıldı.

Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yer alan Beşeri Tıbbi Ürünlerin Fiyatlandırılmasına Dair Kararda Değişiklik Yapılması Hakkında Karar’a göre ilaçlara zam yapıldı. Madde 2’ye eklenen geçici bir madde ile, beşeri tıbbi ürünlerine fiyatlandırılmasında kullanılan Türk lirası cinsinden bir avro değerinin, 2022 Temmuz’da yüzde 25 artırıldığı belirtildi.

Konuya ilişkin Sözcü’ye konuşan İstanbul Eczacı Odası Başkanı Pınar Özcan, bu kararın, bugünden itibaren tüm ilaçların yüzde 25 zamlanması anlamına geldiğini anlattı.

Özcan, zam kararının ilaç yokluğu sorununu bir nebze rahatlatabileceğini söyledi. Kararla eczacı karlarında da artışa gidildi. Özcan, bu artışın ilaç fiyatlarından bağımsız, teknik bir alt hesaplama olduğu bilgisini verdi.

Buna göre ilaçların depocuya satış fiyatının 100 TL’ye kadar olan kısmı için eczacı kârı yüzde 25’ten yüzde 28’e, 100-200 TL arasında olan kısmı için yüzde 16’dan yüzde 18’e ve 200 TL üstünde kalan kısmı için yüzde 12’den yüzde 13’e çıkarıldı.

Ankara Eczacı Odası Başkanı Taner Ercanlı Bloomberg HT’ye konu ile ilgili yaptığı değerlendirmesinde şunları kaydetti: “Belirtmek isterim ki biz eczacılar olarak ilaç fiyatlarının artışının tarafında olan bir kesim değiliz. Maalesef halkın ilaca ulaşabilirliği konusunda ciddi endişelerimiz vardı ve bugün ki uygulamanın da bunu çözeceğini düşünmüyoruz. Mevcut ilaç fiyat kararnamesi ile yapılan güncellemeler sadece günü kurtarmak adına bir pansuman niteliği taşıyor.

Son zamanlarda hem hammadde fiyatlarında ki hem de üretim maliyetlerinde ki artışlardan dolayı ilaç sanayisinin birçok ilacı üretmediğini ve ithal etmediğini gözlemledik. Bu durum hastaların ilaca erişimine sıkıntı yarattı ve eczacılar ile hastalar karşı karşıya geldi.

Bu kararname sadece ilaç fiyatlarını belirlemiyor, eczacılık kârlılıklarını da belirliyor. Buna karşın, bu hususta ne halk lehine ne eczacı lehine bir iyileştirme olmadığını görüyoruz.

Türkiye’nin bir an önce kura dayalı sistemden vazgeçmesi, yeni bir sistem oluşturması lazım. Eczacıların, ecza depolarının ve sanayicilerin kârlılıklarını belirleyen sistemin tekrar gözden geçirerek, insanların mesleğini devam ettirebileceği bir sisteme dönüştürülmesi lazım.

Fiyat güncellemesinin yılda 2 veya 3 kere yapılarak yıl içerisine yayılmasının, ilaç yokluklarını azaltacağını düşünüyorum. Bunun yanı sıra yerli ilaç sanayiinin güçlendirilmesi, yerli ilaç sanayisinde yeni ilaç moleküllerine yatırım yapılması gerekiyor.

Tabiri caiz ise, biz şu an bir montaj sanayisi gibi çalışıyoruz. Hammadde üretimimiz yok. Ambalaj materyalleri dahil olmak üzere ilacı oluşturan, reçetesini oluşturan hemen hemen her unsur yurtdışından ithal olarak geliyor. Dolayısıyla maliyetlerde ki artışı sadece kura bağlayıp kuru yılda bir kere bir önceki kurun yüzde 60’ını güncellemek Türkiye’deki ilaç sorununu günden güne büyüttü. Şu anda yüzde 80 civarında yeni bulunan moleküller ülkemize giriş yapmıyor, yani bu halkın tedavi hakkının da bir nebze elinden alınmış olması anlamına geliyor.

Türkiye’de 28 bin 700 eczane, halka sağlık hizmeti veriyor. Burdan elde ettiği gelirle yaşıyor ve bunların da birçoğunun kapanma riski var. Dolayısı ile biz halkın ilaç ve sağlık hizmeti alabilmesi için bu kararnameyi hiçbir açıdan olumlu bulmuyoruz.”

Paylaşın

İstanbul’da Ekmeğe Zam: 4 TL

Temel gıda ürünlerinde zammın ardı arkası kesilmiyor. İstanbul’da 210 gram ekmeğin fiyatı 4 TL’ye yükseltildi. Ankara’da hafta başında ekmeğin fiyatına zam yapılmış ve 200 gram ekmeğin fiyatı 3 liradan 4 liraya çıkmıştı.

İstanbul Ticaret Odası’na (İTO) bağlı fırınlarda 210 gram ekmeğin fiyatı 4 TL’ye yükseltildi. Ekmek fiyat tarifelerinin belirlenmesi için odanın Temmuz ayı meclis toplantısında oylama yapıldı.

Dünya gazetesine göre oylama sonucunda, İstanbul’da “1 kilogram ekmek fiyatı azami 19,05 TL’yi geçmemek kaydıyla 210 gram ekmek için 4 TL olacak” şeklinde hazırlanan Azami Ekmek Fiyat Tarifesi kabul edildi.

Daha önce belirlenen tarifede bir kilogram ekmeğin azami fiyatı 14,28 TL olarak belirlenmiş ve 230 gram ekmeğin 3 TL’den satılması kararlaştırılmıştı.

Böylelikle ekmeğin kilogram fiyatına yüzde 33 oranında zam yapılmış oldu. Ankara’da hafta başında ekmeğin fiyatına zamn yapılmış ve 200 gram ekmeğin fiyatı 3 liradan 4 liraya çıkmıştı.

Paylaşın

Çaya Son İki Ayda Üçüncü Zam Geldi

Mayıs ortasında yüzde 43.7 zamlanan çayda fiyat artışı sürüyor. Geçen hafta fiyatı yüzde 2.5 artan çaya bugün de yüzde 9.5’lik bir zam daha geldi. Sektör paydaşları, yeni zamların gelebileceğini öne sürüyor.

Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğünün (Çaykur) 16 Mayıs tarihinde çaya ortalama yüzde 43.71 zam yapmasının ardından fiyat artışları sürüyor.

Bloomberg HT’nin haberine göre, geçen hafta fiyatı yüzde 2.5 artırılan çaya bugün de yüzde 9.5 zam daha geldi.

Böylece çaya iki aydan daha az bir sürede toplam yüzde 61.3 zam yapılmış oldu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 14 Mayıs tarihinde 2022 yılı yaş çay taban alım fiyatını açıklamıştı. Yaş çayda geçen yıl 3,87 TL olan alım fiyatı yüzde 73 artışla 6 lira 70 kuruşa, kilogramda 13 kuruş olan destekleme primi de yüzde 130,8 artışla 30 kuruşa çıkarılarak fiyat 7 TL seviyesine yükseltilmişti.

Sektör paydaşları, Temmuz ve Ağustos aylarında çaya yeni zamların gelebileceğini öne sürüyor.

Paylaşın

Şirketlerin Yüzde 83’ü Ara Zam Hazırlığında

Yapılan bir araştırmaya göre, 2022 yılı için, yılbaşından bu yana bir kez ara zam yapmış veya yıl içinde ara zam yapmayı planlayan şirketlerin oranı yüzde 83 olurken, araştırmaya katılan şirketlerin yüzde 17’si ara zam yapmayı düşünmüyor.

Enflasyon yaz aylarına rağmen artmaya devam ederken, şirketler de ücret politikasını yeniden belirlemeye başladı. Kariyer.net, iş dünyasında ara dönem ek ücret artışı trendini ortaya koyan Ara Zam Araştırması’nın sonuçlarını yayınladı.

Ek zam oranı yüzde 20-29 arasında

2 bin 231 şirket yöneticisinin ara zam konusunda görüşlerini paylaştığı araştırmanın sonuçlarına göre, 2022 yılı için, yılbaşından bu yana bir kez ara zam yapmış veya yıl içinde ara zam yapmayı planlayan şirketlerin oranı yüzde 83 olurken, araştırmaya katılan şirketlerin yüzde 17’si ara zam yapmayı düşünmüyor.

Araştırmaya en çok katılım gösteren 10 sektörde planlanan ara zam oranı ise çoğunlukla yüzde 20-29 arasında değişiyor.

Araştırmaya katılan şirketlerin yüzde 64’ü yıl boyunca toplamda bir kez ara zam yapmayı planlarken, yüzde 19’u iki ve üzeri ara zam yapmayı planladığını belirtiyor. Şirketler ara zam yaparken en çok enflasyon oranını neden olarak gösteriyor.

Aynı sektörde bulunan rakip firmaların zam oranları da bir diğer önemli etken olarak öne çıkıyor. Teknoloji, internet ve otomotiv sektörleri yüzde 40’a ulaşan oranlarda yaptıkları ara zamla bu noktada ön plana çıkıyor.

Paylaşın

‘Elektriğe Zam’ İddiaları Büyüyor

CHP’li Akın, elektrikte üretim maliyetlerindeki artışı sınırlandırmak amacıyla piyasa takas fiyatına (PTF) getirilen tavan fiyat uygulamasının üç ay içerisinde yüzde 50 oranında artarak megavatsaat başına 2 bin 500 liradan 3 bin 750 liraya çıkarılmasının ulusal tarifede zam baskısını artırdığında dikkat çekti.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, “Elektrik fiyatlarını frenlemek için 1 Nisan’da hayata geçirilen tavan fiyatın 19 Mayıs ve 1 Haziran’da artırılmasının ardından ulusal tarifede zam yapıldı. Üç ayda üçüncü kez artırılan tavan fiyatın artırılması ulusal tarifede zam baskısı yaratıyor” dedi.

CHP’li Akın, şunları dile getirdi:

“AKP iktidarı ulusal tarifede 1 Ocak’ta yüzde 127’ye varan fahiş zammın ardından KDV indirimi gibi göstermelik adımlar atmıştı. 1 Haziran’da yüzde 15 oranında zam yapılan konut tarifesi böylece 6 ay içinde toplamda yüzde 151 oranında zamlandı.

Temel bir hak olan elektrik kullanımı Türkiye’de fahiş fiyatı nedeniyle ulaşılabilir olmaktan çıkarken; iktidar gizlemeye çalışsa da Türkiye’de çok derin bir enerji yoksulluğu yaşanmaktadır.

Yaz döneminde üretim maliyetlerin daha da artacak

İktidarın yanlış politikaları nedeniyle milli paramız Türk lirasındaki değer kaybı elektrik üretim maliyetlerini yükseltmektedir. Özellikle ithal kömür ve doğalgaz gibi dışa bağımlı girdilerle üretim yapan elektrik santrallerinin maliyetleri bu kapsamda sürekli artmaktadır.

Haziran ayı sonu itibarıyla ithal kömür ve doğalgazla üretim yapan santrallerin payı yüzde 40’a dayanırken; bu durum yaz döneminde üretim maliyetlerin daha da artacağını göstermektedir.

İktidar elektrik üretimindeki maliyet artışını frenleyebilmek amacıyla gün öncesi piyasasına sunulan tekliflerin arz ve talebe göre eşleşmesiyle belirlenen piyasa takas fiyatına (PTF) müdahale ederek 1 Nisan 2022 itibarıyla tavan fiyat uygulaması başlatmıştı.

Fiyat artışını sınırlamak amacıyla getirilen tavan fiyat uygulaması üç ay gibi kısa bir süre içerisinde 2 bin 500 liradan 3 bin 750 liraya çıkarılarak yüzde 50 oranında arttı.

İktidar; sınırlandırılmak istenilmesine karşın elektrikte üretim maliyetleri kontrol edemiyor. Üretim maliyetlerindeki artışın nedeni ise Türk Lirası’ndaki değer kaybıdır. Dolayısıyla iktidar kendi yanlış politikasının faturasını vatandaşa elektrik tarifesinde zam olarak yansıtmamalıdır.

Tavan fiyat artınca tarifede zam yapıldı

PTF tavan fiyatı 1 Nisan 2022’de bir megavatsaat başına ithal girdili santrallerde 2 bin 500 lira, yenilenebilir ve yerli santrallerde ise bin 200 lira olarak belirlenmişti.

Tavan fiyat; 19 Mayıs 2022 tarihinde 2 bin 750 liraya çıkarılırken; 1 Haziran 2022 itibarıyla de 3 bin 200 liraya yükseldi. 1 Haziran’da PFT fiyatının yüzde 16,6 oranında artırılmasının ardından ulusal tarifede de aynı tarihte yüzde 15 oranında zam yapılmıştı.

1 Temmuz itibarıyla tavan fiyatının yüzde 17,2 oranında artması ulusal tarifede zam baskısını daha da artıracaktır.”

Paylaşın