Beyin Göçü: Her Yüz Üniversite Mezunundan İkisi Gitti

Yükseköğretim mezunlarının beyin göçü oranı 2015 yılında yüzde 1,6 iken, 2023 yılında yüzde 2 oldu. 2023 yılında yükseköğretim mezunu kadınların beyin göçü oranı yüzde 1,6, erkeklerin beyin göçü oranı ise yüzde 2,4 oldu.

Haber Merkezi / En yüksek beyin göçü oranına sahip eğitim ve öğretim alanları yüzde 6,8 ile bilişim ve iletişim teknolojileri, yüzde 4,4 ile mühendislik, imalat ve inşaat ve yüzde 2,6 ile doğa bilimleri, matematik ve istatistik oldu.

Bir lisans programını tamamlayanların göç etmek için tercih ettikleri ilk beş ülke sırasıyla Amerika Birleşik Devletleri (yüzde 21,4), Almanya (yüzde 17,5), Birleşik Krallık (yüzde 11,2), Hollanda (yüzde 6,9) ve Kanada (yüzde 4,9) oldu.

Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’ya göç eden mezunlar içinde en büyük paya sahip lisans programı işletme olurken, Almanya, Birleşik Krallık ve Hollanda’yı en fazla tercih eden mezunlar bilgisayar mühendisliği bölümünden oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), “Yükseköğretim Beyin Göçü İstatistikleri 2021 2023” verilerini açıkladı.

Buna göre; Yükseköğretim mezunlarının beyin göçü oranı 2015 yılında yüzde 1,6 iken, 2023 yılında yüzde 2,0 oldu. 2023 yılında yükseköğretim mezunu kadınların beyin göçü oranı yüzde 1,6, erkeklerin beyin göçü oranı ise yüzde 2,4 olarak gerçekleşti.

En yüksek beyin göçü oranına sahip eğitim ve öğretim alanları bilişim ve iletişim teknolojileri (yüzde 6,8), mühendislik, imalat ve inşaat (yüzde 4,4) ve doğa bilimleri, matematik ve istatistik (yüzde 2,6) oldu.

Mezunların beyin göçü oranları incelendiğinde, en yüksek beyin göçü oranına sahip lisans programları sırasıyla, moleküler biyoloji ve genetik (yüzde 17,9), biyomühendislik (yüzde 10,2), işletme mühendisliği (yüzde 9,8), elektronik mühendisliği (yüzde 9,1), matematik mühendisliği (yüzde 8,9) ve bilgisayar mühendisliği (yüzde 8,4) oldu.

Bir lisans programını tamamlayanların göç etmek için tercih ettikleri ilk beş ülke sırasıyla Amerika Birleşik Devletleri (yüzde 21,4), Almanya (yüzde 17,5), Birleşik Krallık (yüzde 11,2), Hollanda (yüzde 6,9) ve Kanada (yüzde 4,9) oldu.

Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’ya göç eden mezunlar içinde en büyük paya sahip lisans programı işletme olurken, Almanya, Birleşik Krallık ve Hollanda’yı en fazla tercih eden mezunlar bilgisayar mühendisliği bölümünden oldu.

Paylaşın

ABD, Beşar Esad İle Normalleşmeye Karşı

Türkiye ile Suriye arasında süren normalleşme çabalarına ilişkin soruları yanıtlayan ABD yönetiminden bir yetkili, Suriye’de çatışmaları sonlandıracak siyasi bir çözüme yönelik ilerleme olmadan rejim ile ilişkilerin normalleşemeyeceğini ifade etti.

Erdoğan, “Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi için Beşar Esat ile görüşme irademizi de ortaya koyduk. Biz şimdi karşı taraftan cevap bekliyoruz” demişti. Türk askerlerinin Suriye’den çekilmesini isteyen Beşar Esat, “Türkiye ile ilişkileri düzeltme çabalarının şimdiye kadar somut bir sonuç getirmediğini” söylemişti.

ABD yönetimi, Türkiye’nin son dönemde Beşar Esat rejimiyle ilişkileri normalleştirme çabalarının hatırlatılması üzerine, Suriye rejimi ile normalleşmeye karşı olduğunu vurguladı.

VOA’nın, “ABD yönetiminin Arap ülkeleri ile Suriye rejimi arasındaki normalleşme çabalarına karşı olduğu ve Türkiye’nin Esat rejimiyle yakınlaşma çabalarıyla ilgili ABD yönetiminin tutumunun ne olduğunun” sorması üzerine, ABD yönetiminden bir yetkili, bu haberleri gördüklerini, bu konunun Türkiye’ye sorulması gerektiğini, geçmişte de benzer haberler çıktığını ama bunların bir sonucunun görülmediğini kaydetti.

Yetkili, Esat rejimiyle normalleşmeyi desteklemediklerini vurgulayarak, ABD yönetiminin Suriye’de çatışmaları sonlandıracak siyasi bir çözüme yönelik ilerleme olmadan rejim ile ilişkilerin normalleşemeyeceğini belirtti.

Amerikalı yetkili ayrıca, bir ülke Suriye rejimi ile ilişkiler yürütüyorsa, bu angajmanın Suriyeliler’in insani, insan hakları ve güvenlik durumlarını iyileştirmek ve BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararının hedeflerine ulaşmak için kullanılması çağrısında bulunduklarını kaydetti.

BM Güvenlik Konseyi’nin 18 Aralık 2015’te oy birliği ile kabul ettiği 2254 sayılı kararda, Suriye’de acil bir ateşkesin sağlanması ve ülkede siyasi çözüme ulaşılması çağrısı yapılıyor.

Türkiye bir süredir Esat rejimiyle normalleşme isteğini ortaya koyuyor. Son olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ABD ziyareti öncesi ,“Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi için Beşar Esat ile görüşme irademizi de ortaya koyduk. Biz şimdi karşı taraftan cevap bekliyoruz” demişti.

Türk askerlerinin Suriye’den çekilmesini isteyen Beşar Esat, geçen ay yaptığı açıklamada, “Türkiye ile ilişkileri düzeltme çabalarının şimdiye kadar somut bir sonuç getirmediğini” söylemişti.

“IŞİD’le mücadele ve SDG’ye destek sürecek”

Rusya Dışişleri Bakanı’nın geçtiğimiz günlerdeki “Suriye’deki Kürtler Amerika’ya güvenmemeli” sözlerinin hatırlatılması ve ABD’nin Suriye’deki Kürtler’e verdiği desteğin geleceğine ilişkin bir soru üzerine de Amerikalı yetkili, Suriye’de IŞİD’le mücadeleye ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) de dâhil olmak üzere oradaki ortaklara desteğin sürdüğünü belirtti.

ABD’nin Irak ve Suriye’deki askeri varlığıyla ilgili basında yer alan haberlere rağmen, bu bölgedeki güçlerini geri çekmediklerini ve bölgeden de kovulmadıklarını kaydeden yetkili, yaptıkları şeyin koalisyonun Irak’taki askeri misyonunu sona erdirmek ve IŞİD’in yeniden oluşmasını engellemek üzere ortaklarıyla çalışmaya devam ederek ikili güvenlik ortaklıklarına geçiş yapmak olduğunu söyledi.

Türkiye, ABD’den Suriye’de IŞİD’le yürüttüğü mücadelede, Suriye’deki Kürt partisi Demokratik Birlik Partisi (PYD) ve silahlı kanadı YPG’ye verdiği desteği kesmesini talep ediyor.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Allianz Raporu: Türkiye’de Orta Sınıf Eriyor

Allianz’ın Küresel Varlık Raporu’nda, Türkiye, Brezilya, Hindistan, Rusya, Endonezya ve ABD’nin de aralarında olduğu 15 ülkede “orta sınıfın küçüldüğü” belirtildi.

Rapora göre, dünyanın özel hanelerin sahip olduğu servete göre en zengin ülkeler sıralamasında ise Türkiye kişi başına ortalama 3 bin 240 euroluk maddi varlık ile 46. sırada bulunuyor.

Dünyanin en büyük sigorta şirketlerinden Allianz tarafından yaynlanan Küresel Varlık Raporu’na göre özel hanelerin dünya genelinde sahip olduğu servet, 2023 yılında bir önceki yıla oranla yüzde 7,6 artarak 239 trilyon euroya yükseldi.

Rapora göre, geçen sene hisse senetlerinin borsalarda yükselişe geçmesi sebebiyle 2024’te de servet artışı tahminen yüzde 6,5 oranında devam edecek.

Allianz’ın raporu Türkiye’de geçen yıl özel hanelerin servetinde yüzde 68,7’lik bir artış yaşandığını ve bu servetin toplamda 381 milyar euroya yükseldiğini ortaya koyuyor.

Ancak dünya genelinde yüzde 64,6 enflasyona sahip Kolombiya ile birlikte Türkiye de, resmi rakamlara göre yüzde 68’lik enflasyonla bir hiperenflasyon ülkesi olarak değerlendiriliyor. Bu da yaşanan servet artışının enflasyondan arındırıldığında kayda değer bir oranda olmadığını gösteriyor.

Raporun dikkat çekici bir başka noktası ise, Türkiye’nin aralarında Brezilya, Hindistan, Rusya, Endonezya ve ABD’nin de olduğu 15 ülke ile birlikte “orta sınıfın küçüldüğü” ülkeler arasında gösteriliyor olması.

Dünyanın özel hanelerin sahip olduğu servete göre en zengin ülkeler sıralamasında ise Türkiye kişi başına ortalama 3 bin 240 euroluk maddi varlık ile 46. sırada bulunuyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Organize Suçlar: Türkiye Avrupa’da Birinci

Türkiye, insan ticareti, insan kaçakçılığı, silah kaçakçılığı, uyuşturucu ticareti ve mali suçlar gibi organize suçlarda Avrupa’da birinci, Dünya’da da 14. sırada yer aldı.

Haber Merkezi / Türkiye, 2023 yılında Avrupa’da nüfusa göre en fazla mahkum ve tutuklunun bulunduğu ülke oldu. Türkiye’de her 100 bin kişi içinde 408 mahkum veya tutuklu var.

İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökce, sosyal medya hesabı üzerinden, Türkiye’deki suç oranlarına ilişkin çarpıcı bir paylaşımda bulundu. Gökce’nin paylaşımında şu ifadeler yer aldı:

“27 yaşında gencecik polisimiz Şeyda Yılmaz’ı kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyoruz. Yaşanan acı olay Türkiye’de suç oranlarında son yıllarda yaşanan artışın da bir sonucu.

Küresel Organize Suçlar Raporu’na göre Türkiye Avrupa’da birinci, 193 ülke arasında 14’üncü sırada. İnsan ticareti, insan kaçakçılığı, silah kaçakçılığı, eroin ticareti, kokain ticareti, sentetik uyuşturucu ticareti, mali suçlar, yenilenemez kaynakların yasadışı ticareti, uyuşturucu ticareti gibi başlıklarda Avrupa’daki en kötü durumdaki ülkeyiz.

Adalet Bakanlığı verilerine göre kasten öldürme suçlarına ilişkin dosyalar 2015 yılında 100 iken 2023 yılında 142’ye çıktı. Kasten yaralama 120, cinsel saldırı 124, çocukların cinsel istismarı 149, hırsızlık 120, yağma 157, uyuşturucu madde imalatı ve ticareti tam 173’e ulaştı.

Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından 2023 yılında 5 milyon 180 bin 473 dosya karara bağlanırken, 2 milyon 804 bin dosya hakkında “kovuşturmaya yer olmadığı” yönünde karar verildi.

2015 yılında Cumhuriyet Başsavcılıklarında 7 milyon 183 bin dosya görülürken, 2023 yılında dosya sayısı 11 milyon 109 bine çıktı.

2023 yılında Avrupa’da nüfusa göre en fazla mahkum ve tutuklu bulunan ülke Türkiye oldu. Türkiye’de 100 bin kişi içinde 408 mahkum veya tutuklu var. Türkiye’yi 256 mahkum / tutuklu ile Gürcistan, 244 mahkum / tutuklu ile Azerbaycan takip ediyor. Fransa’da 100 bin kişi için mahkum / tutuklu sayısı 106 olurken, Almanya’da sadece 69.

Peki Türkiye’de suç oranı neden artıyor?

Uzmanlar “uzun yargılama sürelerinin kısaltılmasını, suç işleyen ve işlediği sabit olan kişinin muhakkak infazının yapılmasını, üstü kapalı af kanunları ile kişilerde cezasızlık algısı oluşturulmaması”nı ifade ediyor.

Etkin, adil, bağımsız ve tarafsız bir yargıya her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.”

Paylaşın

ABD’den Türkiye’ye Yeni F-35 Teklifi

ABD’nin Rusya’dan satın alınan S-400’ler’in İncirlik Üssü’nde muhafaza edilmesi şartıyla Türkiye’nin F-35 programına dahil edileceğini bildirdi. Türkiye’nin teklife sıcak bakmadığı belirtildi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye ile ABD arasındaki F-35 ve S-400 konularına ilişkin, ABD’nin Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşılık Verme Yasası’nın (CAATSA) varlığına işaret etmiş ve şöyle konuşmuştu:

“F-35, CAATSA’dan dolayı takılmış durumda. Bu konuyu sadece F-35’ten dolayı değil, CAATSA’yla ilgili konudan dolayı çözmeye çalışıyoruz. Bu çözülürken yanında F-35’le de ilgili bir çözüm gelirse tabii ki tercihe şayan bir durum olur. Dediğim gibi o konudaki nihai teknik otorite makamı, değerlendirme makamı, Mili Savunma Bakanlığımız, Hava Kuvvetleri Komutanlığımız.”

Yunanistan merkezli Kathimerini gazetesi, Türkiye’nin F-35 programına yeniden dahil edilmesi için ABD’den yeni bir teklif geldiğini yazdı. Habere göre Washington yönetimi, Rusya’dan satın alınan S-400’ler’in İncirlik Üssü’nde ABD kontrolünde muhafaza edilmesi şartıyla Ankara’nın F-35 programına dahil edileceğini bildirdi.

Haberde, şu ifadelere yer verildi: “Böylelikle Türkiye, Rusya ile olan sözleşmenin şartlarını veya bağlayıcı olabilecek herhangi bir maddeyi ihlal etmeden uluslararası arenada geri adım atmış gibi görünmekten kaçınmış olacak.”

Kathimerini’ye konuşan eski Savunma Bakanlığı (Pentagon) yetkilisi Michael Rubin, Beyaz Saray ve Pentagon’un temmuz ayında teklifi üst düzey Türk yetkililere sunduğunu bildirdi. Rubin, şu ifadeleri kullandı:

“Bölgedeki kaynaklarım, 1-2 Temmuz 2024’te Türkiye’ye yaptıkları ziyarette, Uluslararası Güvenlik İşlerinden Sorumlu Savunma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Celeste Wallander ve Ulusal Güvenlik Konseyi Avrupa Kıdemli Direktörü Büyükelçi Michael Carpenter’ın yakın zamanda Türk mevkidaşlarıyla F-35 anlaşmasını yeniden canlandırmayı tartıştıklarını söylüyor. F-35 programına dahli karşılığında Türkiye’den S-400’leri ABD’ye teslim etmesi veya İncirlik Üssü’ndeki ABD kontrolündeki bölüme aktarması talep edildi.”

‘Her iki tarafın da söz konusu görüşmelerin olumlu sonuçlanmasını istediğini’ ancak Türkiye’nin bu teklife sıcak bakmadığını yazan Kathimerini, müzakerelerdeki son durumu Pentagon Sözcüsü Javan Rasnake’e sordu. ABD’li yetkili, “2019’dan bu yana Türkiye’ye S-400 sistemini satın alma konusundaki tutumumuzu ve bunu yapmanın sonuçlarını ve mevzuatta yer alan sonuçlarını aktardık. ABD’nin bu konudaki tutumunda veya mevzuatında herhangi bir değişiklik olmadı” yanıtını verdi.

Rubin ise, F-35 programına katılımın, New York’ta düzenlenen BM Genel Kurulu’nda Türkiye’nin gündeminde olacağını dile getirdi. Haberde, şu ifadeler ile devam edildi:

“Washington’daki hissiyat, Türkiye ile ilişkilerini sarsmaya devam eden ciddi sorunlara rağmen ABD’nin, S-400 sorunu çözüldükten sonra CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ve Ankara’nın F-35 programına yeniden dahil edilmesi konusunda ilerlemeye istekli olduğu yönünde.”

Dışişleri Bakanı Fidan’dan CAATSA açıklaması

Geçtiğimiz günlerde Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası’na konuk olan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye ile ABD arasındaki F-35 ve S-400 konularına ilişkin, ABD’nin Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşılık Verme Yasası’nın (CAATSA) varlığına işaret etmiş ve şöyle konuşmuştu:

“F-35, CAATSA’dan dolayı takılmış durumda. Bu konuyu sadece F-35’ten dolayı değil, CAATSA’yla ilgili konudan dolayı çözmeye çalışıyoruz. Bu çözülürken yanında F-35’le de ilgili bir çözüm gelirse tabii ki tercihe şayan bir durum olur. Dediğim gibi o konudaki nihai teknik otorite makamı, değerlendirme makamı, Mili Savunma Bakanlığımız, Hava Kuvvetleri Komutanlığımız.

Ama biz olayın siyasi boyutunu yönetmede her türlü çabayı şu anda gösteriyoruz. Yaratıcı formüller, çözümler neler olabilir onlar üzerinde duruyoruz. Tabii Cumhurbaşkanımızın günün sonunda nihai yönlendirmesi, bakışı belirleyici olacak ama siyasi ayağını yakından takip ediyoruz. Bu konunun artık iki ülke ilişkilerinde bir ayak bağı olduğu konusunda en azından her iki taraf da hemfikir.”

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Suriye İle Normalleşme: Erdoğan’dan “Yanıt Bekliyoruz” Açıklaması

Ankara – Şam hattındaki normalleşme sürecine ilişkin konuşan Erdoğan, “Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi için Esad ile görüşme iradesini ortaya koyduk, artık karşı taraftan yanıt bekliyoruz. Yeni dönem böyle bir görüşmeyle birlikte başlar diye düşünüyorum” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler 79’uncu Genel Kurulu’na katılmak üzere Amerika Birleşik Devletleri’ne (ABD) hareketi öncesi Atatürk Havalimanı’nda basın toplantısı düzenledi.

Basın toplantısında, 24 Eylül Salı günü BM Genel Kurulu’na hitap edeceğini belirten Erdoğan, ABD’deki temaslarında özellikle “Gazze’deki soykırıma ve İsrail’in saldırgan politikalarına karşı atılabilecek ortak adımlar” icin görüşmelerde bulunacağını vurguladı.

BM Güvenlik Konseyi ve uluslararası finans mimarisi başta olmak üzere küresel yönetişim mekanizmasının reform ihtiyacına dikkat çekeceğini de belirten Erdoğan, “Netanyahu ve şebekesi radikal siyonist ideolojilerini hayata geçirmek için her türlü provokasyona, her türlü tahrike başvurmaktadır. Lübnan’a yönelik son günlerde yapılan saldırılar, İsrail yönetiminin savaşı bölgeye yayma planlarına dair endişelerimizi haklı çıkardı. İsrail bir kez daha maalesef devlet gibi değil, bir terör örgütü gibi saldırılar düzenliyor” diye konuştu.

Erdoğan’a, ABD’ye hareketi öncesinde düzenlenen basın toplantısında Suriye ile ilişkilerdeki son durum da soruldu. Erdoğan, buna şöyle cevap verdi: “Suriye topraklarının tamamında huzur ve istikrarın sağlanması için Türkiye ve Suriye’nin birlikte atabileceği adımlar Şam yönetimini muhaliflerin bir süredir Suriye’de çatışmasızlığın sağladığını görüyoruz. Bu durum kalıcı çözüm için etkin bir kapı aralamak adına elverişli bir ortam sağlıyor.

Suriye dışında milyonlarca insan vatanlarına dönmek için bekliyor. Biz bu konuda çağrımızı yaptık ve Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi için Beşar Esad ile görüşme irademizi de ortaya koyduk. Biz şimdi karşı taraftan cevap bekliyoruz. Biz buna hazırız. Halkı Müslüman iki ülke olarak artık bu birlikteliği, bu birlikteliği, bu beraberliği bir an önce gerçekleştirelim istiyoruz. İki ülke ilişkilerinde yeni bir dönemde böylesi bir görüşme neticesinde inşallah başlar diye inanıyorum.”

Normalleşmede ilk adım 28 Aralık’ta atıldı

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Suriyeli mevkidaşı Faysal Mikdad, Suriye’de savaşın başladığı 2011 yılından bu yana dışişleri bakanları düzeyinde ilk kez resmi görüşme için Moskova’da bir araya gelmişti.

Toplantıda ilişkilerin normalleştirilmesinin yanı sıra Suriye’deki iç savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan 3,7 milyon Suriyeli mültecinin ülkelerine gönüllü geri dönmeleri konusunun da ele alınacağı kaydedilmişti.

Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde konuyla ilgili yer alan açıklamada “Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi hakkında görüş alışverişinde bulunulması, terörle mücadele, siyasi süreç, sığınmacıların gönüllü, güvenli ve onurlu dönüşleri de dahil olmak üzere insani konuların ele alınması planlanmaktadır” denilmişti.

Ankara ile Şam arasındaki normalleşme sürecinde Rusya’nın da girişimleriyle ilk somut adım bakanlar düzeyinde 28 Aralık’ta atılmıştı.

Moskova’da 28 Aralık 2022’de Türkiye, Rusya ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katılımıyla yapılan üçlü toplantıda Suriye krizi, mülteci sorunu ve Suriye topraklarında bulunan tüm terör örgütleri ile ortak mücadele çabaları ele alınmıştı.

İlk görüşmede Şam yönetiminin, Türkiye’den, topraklarından çekilmesini ve Özgür Suriye Ordusu’nu (ÖSO) “terörist” olarak tanınmasını istediği ancak bu taleplerin Türkiye tarafından geri çevrildiği bildirilmişti.

Nisan başında dışişleri bakan yardımcıları düzeyinde yapılan toplantıya İran da katıldı. Türkiye, Suriye, Rusya ve İran savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katıldığı 25 Nisan’da yapılan toplantı, Ankara ile Şam arasında başlatılan normalleşme sürecinde yeni bir adım olmuştu.

Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Türkiye “Suriye topraklarında her şekliyle terör örgütleri ve tüm aşırılıkçı gruplarla mücadele, Suriyeli mültecilerin topraklarına dönmelerine yönelik çabaların yoğunlaştırılması”na vurgu yaptı ve tarafların “Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını teyit” ettikleri belirtilmişti.

Suriye ise “Türk birliklerinin Suriye’den çekilmesi” talebini yinelemişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Aralık toplantısı öncesinde Suriye’nin kuzeyindeki YPG güçlerine yönelik olası kara operasyonuyla ilgili açıklamada bulunurken, “Biz şu an itibarıyla Suriye, Türkiye, Rusya üçlü olarak bir adım atalım istiyoruz.

Bunun için de önce istihbarat örgütlerimiz bir araya gelsin, ardından savunma bakanlarımız bir araya gelsin, daha sonra dışişleri bakanlarımız bir araya gelsin. Onların yaptığı görüşmelerden sonra da biz liderler olarak bir araya gelelim. Bunu da Sayın Putin’e teklif ettim. O da buna olumlu baktı. Böylece bir dizi görüşmeler zincirini başlatmış olacağız” şeklinde konuşmuştu.

Erdoğan’ın açıklamalarının ardından Rus medyasına yansıyan haberlerde, Moskova’nın Türkiye tarafından önerilen üçlü diplomasi mekanizması fikrine sıcak baktığı belirtilmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kasım ayında Suriye Devlet Başkanı Esad ile görüşebileceğinin sinyalini vermiş ancak Esad, Türkiye Suriye’nin kuzeyindeki askerlerini çekmeyi kabul etmediği müddetçe Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmeyeceğini söylemişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Washington’da yaptığı basın toplantısında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a Suriye ile normalleşme gündemi kapsamında Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile görüşme talimatı verdiğini söylemişti.

Washington dönüşü uçakta gazetecilere açıklamalarda bulunan Erdoğan yol haritasının muhataplarıyla birlikte Fidan’ın oluşturacağını bildirmişti. “Suriye’nin toprak bütünlüğünün bizim de çıkarımıza olduğunu her fırsatta dile getiriyoruz. Suriye’de inşa edilecek hakkaniyetli bir barış, en çok bize fayda sağlayacak” diyen Erdoğan, bu inşa sürecinin en önemli adımı da Suriye ile yeni bir dönem başlatmaktan geçtiğini söylemişti.

Şu ana kadar bu sürecin olumlu istikamette geliştiğini ve yakın zamanda somut adımlar atılmasını beklediklerini ifade eden Erdoğan, ABD ve İran’ın da bu süreci desteklemesi gerektiğine dikkat çekmişti. Bu süreci baltalamak isteyenlere karşı da “hazırlıklı oldukları” mesajını vermişti.

Erdoğan, “Suriye’nin bir ve bütün olarak yeni bir gelecek inşa etmesi için oluşacak iklimden kimsenin rahatsızlık duymaması temel beklentimizdir. Bu süreci terör örgütleri zehirlemek için elinden geleni yapacaklardır. Provokasyonlar tertipleyip oyunlar kuracaklardır. Tüm bunların farkındayız ve hazırlıklıyız” demişti.

16 Temmuz’da yapılan kabine toplantısının ardından açıklamalarda bulunan Erdoğan, Beşar Esad’a isim vermeden çağrıda bulunarak, “Karşılıklı saygı ve müşterek menfaatler temelinde daha önce karşımızda konumlanan ülkelerle dahi ilişkilerimizi güçlendirdik. Tüm bunları malum çevrelerin körüklediği eksen tartışmasına rağmen başardık” demiş ve eklemişti:

“Dostlarımızın sayısını çoğaltmaya büyük önem veriyoruz. Büyük güçler arasındaki paylaşım kavgasının hızlandığı bir dönemde dış siyasette yeni denklemler kurmamız Türkiye için tercihten öte ihtiyaçtır. Bu açılımlara komşularımızla birlikte diğer ülkelerin de muhtaç olduğunu görüyoruz. Bunun için sıkılı yumrukların açılmasında fayda olduğunu görüyoruz.”

Suriye Halk Meclisi’nde konuşan Devlet Başkanı Beşar Esad, “Egemenlik ve uluslararası hukuk, ilişkilerin onarılması konusunda ciddi olan tüm tarafların ilkeleriyle tutarlıdır ve terörle mücadele her iki tarafın da ortak çıkarıdır” demiş ve eklemişti:

“Komşu ülkenin topraklarını oradan çekilmek için işgal etmedik, teröre desteğimizi durdurmak için de destek vermedik … Çözüm açık sözlü olmak ve kibri değil hatayı tespit etmektir… Gerçek nedenlerini göremediğimiz bir sorunu nasıl çözebiliriz? İlişkiyi yeniden tesis etmek için öncelikle bu ilişkinin bozulmasına neden olan sebeplerin ortadan kaldırılması gerekir ve biz hiçbir hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz.”

Paylaşın

Türkiye, Müteahhitler İçin Vergi Cenneti: Çok Kazandılar Hiç Vermediler

“ENR en büyük 250 uluslararası müteahhitlik firması listesi”ne giren Türkiye sermayeli şirketlerin vergi karnesi dikkat çekti: 20’si 2023 yılında, 15’i 2022 yılında, 23’ü 2021 yılında hiç vergi vermediler.

Erdoğan, “En büyük 250 müteahhitlik firmasının toplam uluslararası gelirleri 2002 yılında 106.5 milyar dolar seviyesindeydi. 2023 yılında bu tutar 430 milyar dolar sınırına geldi. 2030’larda bunun 750 milyar dolara çıkması bekleniyor” demişti.

Türkiye’de ana muhalefetin 5’li çete olarak adlandırdığı Limak, Rönesans, Kalyon, Makyol ve Kolin şirketlerin de arasında olan dünyanın en büyük 250 inşaat şirketi arasına giren ve 18.5 milyar dolar tutarında proje üstlenen Türkiye sermayeli 43 şirketin 20’si 2023 yılında hiç vergi vermedi.

Engineering News Record (ENR) dergisinin, dünyanın önde gelen müteahhitlik firmalarının uluslararası piyasalarda bir önceki yılda elde ettikleri gelirlere göre sıralandığı “ENR en büyük 250 uluslararası müteahhitlik firması listesi”ne giren Türk sermayeli şirketlerin vergi karnesi dikkat çekti.

Evrensel’den Uğur Zengin‘in haberine göre listeye giren Türkiye sermayeli şirketlerin 20’si 2023 yılında, 15’i 2022 yılında, 23’ü 2021 yılında Türkiye’de vergi ödemedi.

İktidara yakınlığı ile tanınan Nihat Özdemir’in patronu olduğu Limak, 2023 yılında iki sıra yükselerek dünyanın en büyük 43. inşaat şirketi oldu. Limak aynı zamanda Rönesans İnşaat’ı da aynı yıl geçti. Limak son beş yılın üçünde hiç vergi ödemedi. Şirketin 2021’de ödediği vergi 5 milyon TL olurken, 2022’de 23.4 milyon TL vergi ödedi.

Limak İnşaat 2022’de 25 milyar TL ciro, 4.3 milyar TL vergi öncesi kâr elde etmişti. Limak’ın kârına oranla ödediği vergi oranı yüzde 0.54 oldu. Limak İnşaat, vergi ödemediği 2023 yılında 28.1 milyar TL ciro elde etti.

Rönesans İnşaat, dünyanın en büyük 58. inşaat şirketi oldu. Şirket 2023 yılında hiç vergi ödemedi. Rönesans Holding 2023 yılında 18 milyar TL net kâr elde etmişti.

Geçtiğimiz yıl dünyanın en büyük 250 inşaat şirketi arasına giren ve 2023 yılında hiç vergi ödemeyen Türkiye sermayeli şirketler şunlar oldu: Limak, Rönesans, Yapı Merkezi, Ant Yapı, Aslan Yapı, Çalık Enerji, Tav, Nurol, Tekfen, Polat Yol, Alarko, Sembol, Yenigün, GAP, Dekinsan, Yüksel, Üstay, NATA, IC İçdaş, Doğuş.

Dünyanın en büyük 250 inşaat şirketi arasına giren ve son üç yılın tamamında hiç vergi ödemeyen 13 şirket ise şu şekilde: Yapı Merkezi, Ant Yapı, Tav, Nurol, Tekfen, METAG, Polat Yol, SEMBOL, Yenigün, GAP, Dekinsan, Yüksel, IC İçdaş, Doğuş.

“Büyüyen pastadan daha büyük pay alacağız”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan düzenlenen ödül töreninde inşaat patronlarına şu şekilde seslenmişti:

“En büyük 250 müteahhitlik firmasının toplam uluslararası gelirleri 2002 yılında 106.5 milyar dolar seviyesindeydi. 2023 yılında bu tutar 430 milyar dolar sınırına geldi. 2030’larda bunun 750 milyar dolara çıkması bekleniyor.

Önümüzde halen keşfedilmeyi bekleyen çok büyük bir potansiyel var. Şunun bilinmesini isterim, sizlerin başarısı ülkemizin başarısıdır. Yurt dışındaki başarılarınızla sadece ekonomimize değil ülkemizin dünya üzerindeki itibarına da büyük katkılar sağlıyorsunuz.

Biz de hükümet olarak her ihtiyacınızda, her meselenizde sizin yanınızda olmaya gayret gösteriyoruz. İş adamlarımızın, müteahhitlerimizin, girişimcilerimizin meselelerini, yaptığımız görüşmelerde sık sık dile getiriyor ve çözüm arıyoruz. İnşallah bundan sonra da sizin yanınızda olmaya devam edeceğiz.”

Paylaşın

AİHM, Can Atalay İçin Türkiye’den Savunma İstedi

Merkezi Fransa’nın Strasbourg kentinde bulunan AİHM, AYM’nin TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’ın tahliye edilmesi kararına uyulmadığı için Türkiye’den savunma istedi.

Şerafettin Can Atalay’ın milletvekili seçilmesi sonrası serbest bırakılmaması ve de yargılamasının yenilenmemesi ayrıca milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin Yargıtay ile Anayasa Mahkemesi (AYM) arasındaki sürtüşmeye Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), müdahil oldu.

AİHM, biraz önce yayımladığı bildirisine göre Can Atalay’ın milletvekili seçilmesi sonrası serbest bırakılmaması ve de yargılamasının yenilenmemesi ayrıca milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin Türk Hükümetinden savunmasını sunmaya davet etti.

Ne olmuştu?

Atalay, 14 Mayıs 2023’te yapılan genel seçimde TİP’ten Hatay Milletvekili seçildi. Atalay’a verilen hapis cezası, 28 Eylül 2023’te Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nce onaylandı. AYM ise milletvekili seçilmesi nedeniyle 25 Ekim 2023’te Atalay hakkında hak ihlali kararı verdi.

Yüksek Mahkeme; yargılamanın durdurulmasına, vekilliğinin kabulüne ve Atalay’ın tahliyesine karar verilmesine hükmetti.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, bu kararı uygulamadı ve Yargıtay 3. Ceza Dairesi’ne gönderdi. Daire, 8 Kasım 2023’te AYM’nin süper temyiz mahkemesi gibi davranarak böyle bir hüküm kuramayacağı gerekçesiyle karara uyulmayacağını açıklayarak AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulundu.

AYM bunun üzerine anayasal zorunlulukları anımsatarak 21 Aralık 2023’te ikinci kez hak ihlali kararı verdi. Yargıtay 3. Ceza Dairesi ise 3 Ocak’ta bu kararın yok hükmünde olduğu yönünde bir karar aldı.

Yargıtay’ın kararının 30 Ocak’ta TBMM Genel Kurulu’nda okunmasıyla Atalay’ın milletvekilliği düşürüldü. Atalay’ın avukatlarının yanı sıra TİP, CHP ve DEM Parti; bu kararın iptali için AYM’ye başvurdu.

AYM’nin 1 Ağustos’ta Resmi Gazete’de yayımlanan gerekçeli kararında, Atalay’ın milletvekilliğinden düşürülmesi kararının “yok hükmünde” olduğu ifade edildi. Bu kararın ardından, Atalay’ın milletvekilliği haklarının iade edilip edilmemesi konusunda gözler Meclis’e çevrildi.

CHP, bu gelişme üzerine Can Atalay’ın durumunu görüşmek Meclis’i olağanüstü toplantıya çağırdı. 16 Ağustos’taki olağanüstü toplantıda AK Parti İzmir Milletvekili ve İdare Amiri Alpay Özalan, TİP Milletvekili Ahmet Şık’a yumruklu saldırıda bulundu.

Saldırıyı engellemeye çalışan DEM Parti Grup Başkanvekili ve Kars Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit de şiddete uğradı ve kaşı yarıldı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Can Atalay için Meclis’i  tekrar olağanüstü toplantıya çağırdı. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un “Meclis Genel Kurulu’nun aynı konuda ikinci kez olağanüstü toplantıya çağrılmayacağı” gerekçesiyle CHP’nin Can Atalay başvurusunu reddettiği açıklandı.

Paylaşın

Türkiye’den Avrupa Birliği’ne 28 Bin İltica Başvurusu

2024 yılının ilk altı ayında 28 bin 224 Türk vatandaşı Avrupa Birliği’ne (AB) iltica başvurusu yaptı. Başvurularda ilk sırayı 16 bin 88 kişi Almanya ikinci sırayı 4 bin 382 kişi ile Fransa ve üçüncü sırayı 2 bin kişiyle Yunanistan aldı.

Bu yılın ilk altı ayında AB’ye üye 27 ülke ile Norveç ve İsviçre’yi kapsayan AB+ ülkelerine toplam 513 bin iltica başvurusu yapıldı. Avrupa İltica Ajansının bugün açıkladığı raporda, başvuru sayısının geçen yıla göre dengeli seyrettiği kaydedildi.

AB+ genelinde iltica başvuruları 2020’den itibaren yeniden yükselişe geçmiş ve 2023’ün ilk yarısında 2022’nin aynı dönemine göre yüzde 18’lik artışla 1,3 milyona ulaşmıştı. Bu yılın ilk altı ayında iltica başvuruları geçen yıla göre 6 bin azalsa da yıl sonu itibarıyla iltica başvurularının yine 1 milyonun üzerine çıkması bekleniyor.

Bu yılın ilk altı ayındaki başvurularda Suriyeliler yüzde 14’lük oranla başı çekti. Suriyelilerin başvuru sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7 artarak 71 bin oldu.

Afganlar 2023’ün ilk yarısına göre 18’lik düşüşe rağmen ikinci sıradaki yerini korudu. Afganistan vatandaşları tarafından AB+ ülkelerine toplam 45 bin başvuru yapıldı.

Latin Amerika ülkeleriyle yapılan vize muafiyet anlaşmaları, bu ülkelerden iltica başvurularında patlamaya yol açtı. Venezuela’dan 37 bin, Kolombiya’dan 29 bin ve Peru’dan 14 bin iltica başvurusu yapıldı. Venezuelalıların yüzde 90’ı ve Kolombiyalıların yüzde 80’i başvurusunu İspanya’ya yaptı.

Türkiye’den iltica başvurularında geçen yıl yaşanan patlama ise durulmuş görünüyor. Türk vatandaşları, 2023 sonbaharında başvurulardaki daha önce eşi görülmemiş yükselmeyle kısa süreliğine ikinci sıraya yükselmişti. Raporda Almanya merkezli bu artışın kısa ömürlü olduğuna, iltica başvurularının sayısında sonraki aylarda düşüş kaydedildiğine işaret edildi.

Türk vatandaşları 2024’ün ilk altı ayında toplam 28 bin 224 başvuru yaptı. Başvuruların yüzde 57’si, yani 16 bin 88 kişi Almanya’ya iltica başvurusunda bulunurken Almanya’yı 4 bin 382 kişiyle Fransa ve 2 bin kişiyle Yunanistan izledi.

Türk vatandaşlarının başvurularındaki kabul oranlarında düşüş de sürüyor. 2019’da yüzde 54 olan kabul oranı, 2024’ün ilk yarısı itibarıyla yüzde 18’e geriledi. AB+ genelinde ise ilk iltica başvurularında kabul oranı yüzde 46 oldu.

Almanya, başvurularda 2023’ün ilk yarısına göre yüzde 20’lik azalmaya rağmen AB+ genelinde en fazla iltica başvurusu yapılan ülke olmayı sürdürdü. Toplam iltica başvurularının 124 bini Almanya’ya, 88 bini İspanya’ya, 85 bini İtalya’ya yapıldı. Kıbrıs Cumhuriyeti ise 4 bin 900 başvuruyla, nüfusuna oranla en yoğun göçün yaşandığı AB ülkesi konumunu sürdürdü.

Rusya’nın 2022 Şubat ayındaki saldırısıyla başlayan savaştan kaçan Ukraynalıların sayısı da 2024 Haziran sonu itibarıyla 4,5 milyon olarak kaydedildi. Ukraynalılara tanınan geçici koruma hakkı Mart 2026’ya kadar uzatılmıştı. Ukraynalıların 1,3 milyon kişiyle en çok tercih ettiği ülke Almanya olurken 1 milyon Ukraynalı Polonya, 62 bin Ukraynalı da Fransa’ya başvuru yaptı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Araştırma: Türkiye’de Oy Tercihlerinde Din Ne Kadar Etkili?

Pew Araştırma Merkezi’nin araştırmasına göre; Türkiye’de liderlerinin kendileriyle aynı dini inançları paylaşmasının önemli olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 69.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli düşünce kuruluşu Pew Araştırma Merkezi, kısa bir süre önce 35 ülkeyi kapsayan ve siyasi liderlerin dini yönelimlerinin seçmenler ve onların tercihleri açısından hala çok önemli olduğunu gösteren bir çalışma yayımladı.

Pew’in çalışmasında, din ve siyaset arasındaki bağın daha güçlü göründüğü ülkelerin tamamı Asya ülkelerinden oluşuyor. Bangladeş (yüzde 91), Endonezya (yüzde 90) ve diğerleri listenin başında yer alırken, onları birkaç Afrika ülkesi takip ediyor.

Euronews Türkçe‘nin aktardığı araştırma sonuçlarına göre, Türkiye’de ise katılımcıların yüzde 69’u liderlerinin kendileriyle aynı dini inançları paylaşmasının önemli olduğunu düşünüyor. İsrail’de ise bu oran yüzde 55.

Avrupa’da en yüksek oranlar Polonya (yüzde 52), Yunanistan (yüzde 42) ve Macaristan (yüzde 40) olmak üzere doğuda yoğunlaşıyor.

En düşük oranlar ise batı ve kuzey Avrupa’da. Hollanda’da katılımcıların sadece yüzde 15’i liderleri ile aynı dine mensup olmanın önemli olduğunu düşünürken, bu oran Fransa’da yüzde 17, İspanya’da yüzde 18, İngiltere’de yüzde 22 ve Almanya’da yüzde 23. Avrupa’nın en büyük ekonomileri arasında bu oranın en yüksek olduğu ülke ise yüzde 30 ile İtalya oldu.

Paylaşın