Gıda Enflasyonu: Türkiye Dünyayı Beşe Katladı

Mart ayında küresel gıda fiyatlarında yıllık enflasyon yüzde 6,9 olurken, aynı dönemde Türkiye’de gıda enflasyonu yüzde 37,12 olarak kayıtlara geçti. Böylelikle Türkiye’de gıda enflasyonu küresel enflasyonu beşe katlamış oldu.

BloomberHT’nin haberine göre; Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından derlenen, tahıllar, yağlı tohumlar, süt ürünleri, et ve şeker fiyatlarındaki aylık değişimleri izleyen dünya gıda fiyatları endeksi Şubat ayındaki revize edilmiş 126.8 seviyesinden Mart ayında 127.1’e çıktı. Endeks, geçen yılın Mart ayına göre yüzde 6,9 arttı.

Aynı dönemde Türkiye’de gıda fiyatları yıllık bazda yüzde 37,12 arttı. Böylelikle Türkiye ile dünya arasındaki gıda enflasyonu makası 30 puana yükseldi.

Endeksin detaylarına baktığımızda ise dünya tahıl ve şeker fiyatlarındaki düşüşlerin, bitkisel yağ fiyatlarındaki kayda değer artışla dengelendiği göze çarpıyor.

FAO Tahıl Fiyat Endeksi Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 2.6, yıllık bazda ise yüzde 1,1 geriledi. Küresel buğday fiyatlarındaki düşüş başlıca Kuzey Yarımküre ihracatçı ülkelerdeki üretim koşullarına ilişkin endişelerin hafiflemesiyle ilişkilendirilirken, döviz hareketleri fiyatların daha da gerilemesini sınırladı. Mısır, arpa ve sorgum fiyatları da Şubat ayına göre düşüş gösterdi. FAO Tüm Pirinç Fiyat Endeksi ise zayıf ithalat talebi ve bol miktarda ihracat arzı nedeniyle yüzde 1.7 azaldı.

Buna karşılık FAO Bitkisel Yağ Fiyat Endeksi, Şubat ayına göre yüzde 3.7 artarak bir önceki yıla göre ortalama yüzde 23.9 yükseldi. Palm, soya, kolza ve ayçiçeği yağı fiyatları, güçlü küresel ithalat talebine bağlı olarak arttı.

FAO Et Fiyat Endeksi ise özellikle Almanya’nın ayak-ağız hastalığından ari statüsünü yeniden kazanmasının ardından Avrupa’da domuz eti fiyatlarının yükselmesi ve Euro’nun ABD doları karşısında güçlenmesi nedeniyle aylık yüzde 0.9 ve yıllık bazda ise yüzde 2.7 artış gösterdi. Dünya kanatlı eti fiyatları, bazı büyük üretici ülkelerdeki yaygın kuş gribi salgınlarının yarattığı zorlukların devam etmesine rağmen Mart ayında büyük ölçüde sabit kaldı.

FAO Süt Ürünleri Fiyat Endeksi, uluslararası peynir fiyatlarındaki düşüşün tereyağı ve süt tozu fiyatlarındaki artışla dengelenmesiyle Şubat ayına göre değişmedi.

FAO Şeker Fiyat Endeksi ise Mart ayında küresel talebin zayıfladığına dair işaretlerin etkisiyle yüzde 1.4 düştü. Brezilya’nın güneyindeki önemli şeker kamışı yetiştirme alanlarında son zamanlarda görülen yağışlar bu düşüşte etkili olurken, Hindistan’daki üretim beklentilerinin zayıflaması ve Brezilya’daki genel üretim koşullarına dair süregelen belirsizlikler ise fiyatlardaki düşüşü sınırladı.

Paylaşın

Avrupa Birliği’nden Türkiye İle İş Birliğini Gözden Geçirme Kararı

Avrupa Birliği (AB) sözcüsü Markus Lammert, “Son dönemde yaşanan endişe verici gelişmeler nedeniyle, Türkiye ile olan ilişkilerimizi dikkatli bir şekilde yeniden değerlendirmemiz gerekiyor” dedi.

Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi, seçilmiş belediye başkanlarının yaygın bir şekilde görevden alınmasını da içeren “demokratik gerileme” olarak nitelendirdiği durumun ardından Türkiye’ye bir inceleme heyeti göndermeye hazırlanıyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 23 Mart’ta tutuklanmasının ardından Türkiye’deki durum uluslararası kamuoyunun dikkatini çekti.

Avrupa Birliği (AB) sözcüsü Markus Lammert, “Son dönemde yaşanan endişe verici gelişmeler nedeniyle, Türkiye ile olan ilişkilerimizi dikkatli bir şekilde yeniden değerlendirmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı. Ancak Lammert, Türkiye’nin stratejik açıdan önemli bir ortak olmaya devam ettiğini de vurguladı.

AB yetkilisi Lammert, “Türkiye’yi Avrupa değerlerine bağlı görmek istiyoruz” dedi ve “Hukukun üstünlüğü ile ilgili endişelerimizi dile getirmeye devam edeceğiz” diye ekledi.

Öte yandan Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi, seçilmiş belediye başkanlarının yaygın bir şekilde görevden alınmasını da içeren “demokratik gerileme” olarak nitelendirdiği durumun ardından Türkiye’ye bir inceleme heyeti göndermeye hazırlanıyor.

Avrupa Konseyi, 2016’dan bu yana görevden alınan ve yerlerine genellikle hükümet tarafından belirlenen kayyumların atandığı, çoğu muhalefet partilerinden 150’ye yakın seçilmiş belediye başkanıyla ilgili olarak geçen hafta acil bir oturum düzenledi.

Kongre Başkanı Marc Cools, İmamoğlu’nun tutuklanmasına ilişkin olarak, “Adaletle hiçbir ilgisi yok, her şey siyasetle ilgili,” dedi.

Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına karşı Türkiye genelinde yüzbinlerce kişi haftalardır protesto gösterileri düzenlerken, AB, Ankara ile ilişkilerinde dengeli bir politika izlemeye çalışıyor. Bir yandan Avrupa devletleri Türkiye’den demokratik değerlere uyum sağlamasını talep ederken, diğer yandan ekonomik bağlarını güçlendirmeyi hedefliyor.

Perşembe günü, 6 yıl aradan sonra Brüksel ve Ankara arasında üst düzey ekonomi görüşmeleri gerçekleştirilecek. Bu toplantıya, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in de katılması bekleniyor.

Ancak bu görüşmeler, Türkiye’deki son gelişmelerin gölgesinde gerçekleşecek.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

UEFA Uluslar Ligi: Türkiye, A Ligi’ne Yükseldi

UEFA Uluslar Ligi play-off turu rövanş maçında Macaristan ile Türkiye, Puskas Arena’da karşı karşıya geldi. Türkiye, sahadan 3-0 galip ayrılarak A Ligi’ne yükseldi.

Haber Merkezi / Türkiye’nin gollerini 37. dakikada penaltıdan Hakan Çalhanoğlu, 39. dakikada Arda Güler ve 90. dakikada Abdülkerim Bardakçı kaydetti.

Türkiye, Ali Sami Yen’de oynanan ilk maçta 3-1 galip ayrılmıştı. O karşılaşmada Türkiye’nin gollerini 9. dakikada Orkun Kökçü, 69. dakikada Kerem Aktürkoğlu ve 73. dakikada İrfan Can Kahveci, Macaristan’ın tek golünü ise 25. dakikada Andras Schafer kaydetmişti.

36. dakikada ceza sahası içinde Kerem Aktürkoğlu’nun pasına hareketlenen İsmail Yüksek, Fiola’nın müdahalesiyle yerde kalırken hakem Felix Zwayer, beyaz noktayı gösterdi. 37. dakikada penaltıda topun başına geçen kaptan Hakan Çalhanoğlu, top ile kaleciyi ayrı köşelere gönderdi: 0-1.

39. dakikada hızlı gelişen atakta Kerem Aktürkoğlu’nun ceza sahası sağ çaprazına çıkardığı pası Oğuz Aydın son çizgide kontrol etti. Milli futbolcunun penaltı noktasının sağına çıkardığı pasta Arda Güler, sol ayak içiyle uzak köşeden topu ağlarla buluşturdu: 0-2.

90. dakikada Hakan Çalhanoğlu’ndan aldığı topla ceza sahasına sol çaprazdan giren Barış Alper Yılmaz, arka direğe ortaladı. Altıpas içinde Abdülkerim Bardakcı’nın uygun durumda kafa vuruşunda meşin yuvarlak ağlarla buluştu: 0-3.

Stat: Puskas Arena

Hakemler: Felix Zwayer, Robert Kempter, Christian Dietz (Almanya)

Macaristan: Dibusz, Fiola (Dk. 46 Nego), Orban, Marton Dardai (Dk. 61 Szalai), Bolla, Bence Dardai (Dk. 46 Nikitscher), Vecsei (Dk. 74 Csoboth), Kerkez, Szoboszlai, Gazdag (Dk. 60 Toth), Varga

Türkiye: Uğurcan Çakır, Mert Müldür, Samet Akaydin, Abdülkerim Bardakcı, Eren Elmalı, Hakan Çalhanoğlu, İsmail Yüksek (Dk. 46 Salih Özcan), Oğuz Aydın (Dk. 71 Deniz Gül), Arda Güler (Dk. 64 İrfan Can Kahveci), Kenan Yıldız (Dk. 82 Yusuf Akçiçek), Kerem Aktürkoğlu (Dk. 64 Barış Alper Yılmaz)

Goller: Dk. 37 Hakan Çalhanoğlu (Penaltıdan), Dk. 39 Arda Güler, Dk. 90 Abdülkerim Bardakcı (Türkiye)

Paylaşın

“Donald Trump, Türkiye’yi F-35 Programına Geri Almayı Planlıyor” İddiası

ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye’yi F-35 programına geri almayı düşündüğü iddia edildi. Türkiye, Rusya yapımı S-400 füze savunma sistemlerini satın alması ardından programından çıkarılmıştı.

Erdoğan’ın, Trump’la 16 Mart’ta yaptığı telefon görüşmesinde ‘iş birliğini geliştirmek için CAATSA yaptırımlarının sonlandırılması gerektiğini’ söylediği aktarılmıştı. Erdoğan’ın Nisan ayında ABD’yi ziyaret ederek, Trump ile görüşmek istediğini öne sürülmüştü.

ABD Başkanı Donald Trump, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA) yaptırımlarını kaldırılmayı ve Türkiye’yi F-35 programına geri almayı düşündüğü iddia edildi.

Fox News tarafından aktarılan bilgiye göre, Trump’ın F-16 uçaklarının Türkiye’ye satışına olumlu yaklaştığı belirtildi. Türkiye’nin S-400 sistemini çalışamayacak bir duruma getirmesi halinde F-35 savaş uçaklarını satma fikrine açık olduğunu da belirtti.

Aynı zamanda Trump’ın ekibinden ‘Türkiye’nin CAATSA yaptırımlarından nasıl kaçınabileceğine’ ilişkin bir çalışma yapmasını istediği belirtildi. İki taraf arasında yapılacak anlaşma, savunma sistemlerinin sökülmesi veya Türkiye’de ABD’de kontrolündeki bir üsse taşınmasını da kapsayacak.

ABD Kongresi, geçen yıl Türkiye’ye 40 F-16 ve mevcut filosundaki 79 uçak için modernizasyon kitlerinin 23 milyar dolarlık satışını onayladı. Türkiye ile uçağı üreten Lockheed Martin arasında görüşmeler ise devam ediyor.

Türkiye’ye CAATSA yaptırımları, Ankara’nın Rus yapımı S-400 füze savunma sistemlerini satın alması ardından uygulanmaya başlanmıştı. Türkiye aynı sebeple, Türk savunma şirketlerinin pek çok parçasının üretiminde pay sahibi olduğu yeni nesil savaş F-35 savaş uçakları programından da çıkarılmıştı.

Programdan çıkarılışının ardından Türkiye, modernize edilmiş 40 adet F-16 ve mevcut 79 adet F-16’nın modernizasyonu için ABD’ye başvurmuştu.

Erdoğan’ın, Trump’la 16 Mart’ta yaptığı telefon görüşmesinde ‘iş birliğini geliştirmek için CAATSA yaptırımlarının sonlandırılması gerektiğini’ söylediği aktarılmıştı. Bloomberg, Erdoğan’ın Nisan ayında ABD’yi ziyaret ederek, Trump ile görüşmek istediğini aktarmıştı.

Türkiye – ABD ilişkileri

Son yıllarda Türkiye ve ABD arasındaki ilişkiler, Doğu Akdeniz, Suriye ve Gazze’deki politika farklılıklarından, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemlerini satın almasına kadar çeşitli konular yüzünden gerildi. Bu durum, ABD yaptırımlarına ve Türkiye’nin 2019’da F-35 savaş uçağı programından çıkarılmasına yol açtı.

Daha sonra Ankara, Washington’dan 40 adet Block-70 F-16 savaş uçağı ve 79 modernizasyon kiti temin etmek istedi. Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliğine onay vermesinin ardından bu anlaşma onaylandı ve bu gelişmelerle birlikte ilişkilerde yumuşama oldu.

Erdoğan ayrıca, Türkiye’nin tedarik zincirleri açısından avantajlı olduğunu belirterek, Ukrayna-Rusya savaşında önemli bir mühimmat olan 155 mm’lik mühimmatın üretimi ve tedariki konusundaki iş birliğini örnek olarak gösterdi. Washington, Rusya’ya karşı yaptırımları ihlal eden bazı Türk bireyler ve şirketlere de yaptırımlar uyguladı.

ABD’nin CAATSA kapsamında Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) ve dönemin Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir’in de aralarında olduğu dört kurum yetkilisine “Rusya ile ilişkiler” nedeniyle yaptırımları 2021 yılında yürürlüğe girdi. Türkiye, Ukrayna’yı destekliyor ancak Moskova’ya yönelik yaptırımlara karşı çıkıyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Jose Mourinho’dan Şampiyonluk Yorumu: İmkansız

Jose Mourinho, Türkiye’de bir şeyler değişmeden şampiyon olamayacağını belirterek, “Sahada iyi bir istikrar yakaladık ama bu ülkede herkes biliyor ki, eğer işler değişmezse lig şampiyonluğu kazanmamız imkansız” dedi.

Gösterdikleri performansla Galatasaray’ın açık ara önünde olmaları gerektiğini ifade eden Jose Mourinho “Normal şartlarda ligde açık ara lider olmamız ve şampiyonluk yarışının bitmiş olması gerekiyordu. Bu yaşananlar gerçekten çok fazla!” dedi.

Geçen hafta Sky Sports’a konuşan ve PFDK’lık olan Fenerbahçe Teknik Direktörü Jose Mourinho, UEFA Avrupa Ligi son 16 turu rövanşında Rangers ile oynayacakları maç öncesi yine Sky Sport’a açıklamalarda bulundu.

Türkiye’de yaşananlarla ilgili konuşan Jose Mourinho, “Türkiye’de yaşananlar spor rekabetiyle ilgili değil! Burada, insanların hayal edebileceğinden çok daha büyük şeyler oluyor. Burada yaşıyorsanız veya derinlemesine araştırmaya çalışırsanız, inanılmaz şeyler bulursunuz” ifadelerini kullandı.

Fenerbahçe’nin Türkiye’de bir şeyler değişmeden şampiyon olamayacağını söyleyen Jose Mourinho “Sahada iyi bir istikrar yakaladık ama bu ülkede herkes biliyor ki, eğer işler değişmezse lig şampiyonluğu kazanmamız imkansız” açıklamasını yaptı.

Türkiye’de mutlu olduğunu söyleyen dünyaca ünlü Portekizli teknik adam “Kulübümü ve Türk futbolunu savunmak için sesimi yükseltiyorum, çünkü burası güzel bir ülke. Ama futbol bundan daha fazlası olmalı” dedi.

Gösterdikleri performansla Galatasaray’ın açık ara önünde olmaları gerektiğini savunan Jose Mourinho “Normal şartlarda ligde açık ara lider olmamız ve şampiyonluk yarışının bitmiş olması gerekiyordu. Bu yaşananlar gerçekten çok fazla!” diye konuştu.

“Hakeme dayanamadılar!”

Yarıda kalan Galatasaray – Adana Demirspor maçından örnek veren Jose Mourinho, “Hakemin Galatasaray’a karşı çok fazla olan sempatisi nedeniyle bir takımın sahayı terk ettiğini düşünebiliyor musunuz? Bunu İngiltere’de hayal edebiliyor musunuz? Bunu yaptılar çünkü boyut saçmaydı. Ama daha da saçma olanı, Galatasaray oyuncularının sahada kalıp zaferi kutlamasıydı. Bu bir zafer değildi. Bu, o kadar saygısızlığa uğradığını hisseden bir takımdı ki maçı terk etmek zorunda kaldılar. Türkiye’de bunlar oldu!” açıklamasını yaptı.

Instagram paylaşımları hakkında konuşan Jose Mourinho “Instagram’ım çok ham bir Instagram. Paylaşımları kendim yapıyorum. Tüm fotoğrafları ben çekiyorum. Bazen kötü yazıyorum ama bunu böyle yapıyorum. Dünya çapında yaklaşık altı milyon takipçim var ve saçma durumlar paylaştığımda insanların gözlerini açtığını düşünüyorum” dedi.

Sadece Fenerbahçe için savaştığını söyleyen Jose Mourinho “Kendimi düşünmüyorum. Sekiz şampiyonluk kazandım. Dokuza çıkarsa, elbette dokuz sekizden iyidir, ancak kulübü düşünüyorum, kendimi değil” açıklamasını yaptı.

Sözlerine devam eden Portekizli teknik adam “Fenerbahçe’nin Türkiye’de 35 milyon taraftarı olduğunu düşünüyorum ve Fenerbahçe’nin bu kadar uzun yıllardır neden şampiyonluk kazanamadığını düşünüyorum. Burada şampiyonluğu kazanmaya çalışmak, kendimden çok kulüp ve taraftarlar için daha fazla anlam ifade ediyor. Onlar için çalışıyorum” dedi.

Sözlerine devam eden Portekizli teknik adam “Fenerbahçe’nin Türkiye’de 35 milyon taraftarı olduğunu düşünüyorum ve Fenerbahçe’nin bu kadar uzun yıllardır neden şampiyonluk kazanamadığını düşünüyorum. Burada şampiyonluğu kazanmaya çalışmak, kendimden çok kulüp ve taraftarlar için daha fazla anlam ifade ediyor. Onlar için çalışıyorum” dedi.

Sky Sports muhabiri Gary Cotterill, Fenerbahçe Teknik Direktörü Jose Mourinho’nun geçen haftaki açıklamaları nedeniyle PFDK’ya sevk edilmesinin ardından Türkiye Futbol Federasyonu ile iletişime geçti. Ancak röportajda, TFF’nin Sky Sports’a cevap vermediği belirtildi. Öte yandan röportajın içerisinde, Fenerbahçe ve Galatasaray’ın son 5 ve 10 yılda genel olarak topladığı puanlar da yer aldı.

Paylaşın

Türkiye’de Öğrencilerin Sadece Yüzde 32’si Düzenli Beslenebiliyor

Derin ekonomik kriz öğrencilerin beslenmelerini de vurdu. Türkiye’de öğrencilerin sadece yüzde 32’sinin düzenli beslenme çantası hazırlanabildiği ortaya çıktı.

Her yıl mart ayının ikinci haftası Dünya Okul Yemekleri Günü olarak kutlanıyor. Derin Yoksulluk Ağı’nın paylaştığı Global Child Nutrition Foundation (Küresel Çocuk Beslenmesi Vakfı) verilerine göre Güney Afrika Cumhuriyeti’nde 9 milyon 332 bin 860 çocuk ücret beslenmeye ulaşıyor, bu toplam öğrenci sayısının yüzde 72’si ediyor.

Filipinler’de 3 milyon 491 bin 28 öğrenci beslenmeye ulaşırken bu toplam öğrenci sayısının yüzde 13’ü ediyor. Nijerya’da 9 milyon 990 bin 862 öğrenci ücretsiz gıdaya ulaşıyor. Derin Yoksulluk Ağı’nın verilerinde, Türkiye’de yalnızca taşımalı eğitim kapsamındaki 614 bin 680 öğrencinin ücretsiz beslenmeye ulaşabildiği bilgisi yer aldı.

Cumhuriyet’ten Rengin Temoçin, konuya ilişkin Derin Yoksulluk Ağı Araştırma ve Savunu Koordinatörü Dr. Önder Uçar ve avukat Kardelen Ateşci ile konuştu.

Önder Uçar, “Genel seçimler öncesi tüm ilkokul öğrencilerine ücretsiz beslenme dağıtılması MEB’in programına eklenmiş olsa da seçimlerden sonra rafa kaldırıldı” dedi ve ekledi:

“Filipinler, Nijerya, Kolombiya, Güney Afrika Cumhuriyeti gibi gelişmişlik düzeyi ve kişi başına düşen geliri bizden çok daha az olan ülkeler. Ne yazık ki bu durum mevcut sosyal politika ve kamu sağlığı anlayışımızın ne kadar geride kaldığını; hatta daha acısı, ülkemizde yetersiz beslenen milyonlarca çocuğun nasıl gözden çıkarıldığını gösteriyor.

Sistemimizde kayıtlı haneler arasında Eylül 2024’te yaptığımız son araştırmamız, yoksulluk koşullarındaki öğrencilerin yüzde 47.3’ünün kantinden hiç alışveriş yapamadığını, yüzde 40.2’sinin ise haftada bir alışveriş yaptığını gösteriyor. Öğrencilerin sadece yüzde 32’sine düzenli beslenme çantası hazırlanabiliyor. Çocuklar okula aç gidiyor.”

Yetersiz beslenmeden çocuklarda büyüme geriliği, düşük kilo ve boy gelişimi gibi temel sağlık sorunları meydana geldiğini dile getiren Uçar, “Uzun vadede de kronik hastalıklara kapı açıyor. Bunun yanında bağışıklık sistemleri zayıflıyor; bu da enfeksiyonlara ve hastalıklara karşı daha savunmasız hale gelmelerine, dolayısıyla salgınların artmasına yol açıyor. Düşük gelirli ve dezavantajlı grupların yoğun olarak yaşadığı bölgelerde özel stratejiler geliştirilmeli” dedi.

Avukat Kardelen Ateşci, “Veriler Türkiye’de çocukların beslenme hakkına erişimde ciddi sorunlar yaşadığını gösteriyor. Oysa Türkiye’nin taraf olduğu çocuk haklarına ilişkin sözleşme, devletlerin çocuklara temiz içme suyu ve besleyici yiyecekler sağlamasını ve yetersiz beslenmeye karşı mücadele etmesini zorunlu kılıyor” dedi.

Kardelen Ateşci sözlerini şöyle sürdürdü: “Çocuk yoksulluğunu önlemeye yönelik sosyal politikalar güçlendirilmeli, özellikle yoksulluk riski altındaki çocuklar için özel destek mekanizmaları oluşturulmalı. Devlet, çocukları sadece sosyal yardımlarla destekleyen bir anlayıştan çıkıp onların sağlıklı gelişimini esas alan, bilimsel ve insan hakları temelli politikalar üretmeli.”

Paylaşın

Küresel Emeklilik Endeksi: Türkiye, 48 Ülke Arasında Sondan Dördüncü

2024 Küresel Emeklilik Endeksi’nde Hollanda, İzlanda ve Danimarka ilk sıralarda yer alırken, Türkiye, 48 ülke arasında sondan dördüncü oldu. Türkiye’nin gerisinde Filipinler, Arjantin ve Hindistan bulunuyor.

DİSK Emekli-Sen Başkanı Cengiz Yavuz, 2024 yılının “Emekliler Yılı” ilan edilmesine rağmen yoksulluk ve sefaletin artarak devam ettiğini belirterek, “2025 yılı, 2024’ü aratacak gibi görünüyor” dedi.

Ocak 2025 itibarıyla en düşük emekli maaşı 14 bin 469 TL’ye yükseltilirken, Ramazan ve Kurban Bayramı ikramiyeleri de 4 bin TL’ye çıkarıldı. Ancak bu artışlar, muhalefet ve emekli sendikaları tarafından geçim şartları karşısında yetersiz bulunarak eleştirildi.

ABD merkezli danışmanlık şirketi Mercer ve finans eğitimi alanında faaliyet gösteren CFA Institute, 2024 Küresel Emeklilik Endeksi raporunu yayımladı. Raporda emeklilik sistemleri, maaş miktarı, sürdürülebilirlik ve güvenilirlik gibi kriterlere göre 48 ülke değerlendirildi.

Ekonomim’in haberine göre, ilk sırada Hollanda, İzlanda ve Danimarka yer alırken, Türkiye 48 ülke arasında sondan dördüncü oldu. Türkiye’nin gerisinde sadece Filipinler, Arjantin ve Hindistan bulunuyor. En yüksek puanı alan Hollanda, 100 üzerinden 84.8 puana ulaşırken, Türkiye 48.3 puanda kaldı.

Türkiye, 2019’da bu endekse dahil edildiğinden beri sıralamada düşük seviyelerde kalmaya devam ediyor.

DİSK Emekli-Sen Başkanı Cengiz Yavuz, 2024 yılının “Emekliler Yılı” ilan edilmesine rağmen yoksulluk ve sefaletin artarak devam ettiğini belirterek, “2025 yılı, 2024’ü aratacak gibi görünüyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise 17 Ocak’ta yaptığı açıklamada, tarihin en büyük maaş artışlarının yapıldığını ancak hayat pahalılığı ve fırsatçılığın bu artışları zamanla erittiğini söyledi.

OECD’nin ‘Bir Bakışta Emeklilik’ Raporu ise Türkiye’de 65 yaş üstü nüfusta gelir adaletsizliğinin çok yüksek olduğunu ortaya koydu. Türkiye, 38 ülke arasında en fazla eşitsizlik bulunan beşinci ülke olarak belirlendi.

Emekli maaşlarının euro karşılığı son 10 yılda yüzde 33,6 düştü. 2000’li yıllarda en düşük emekli maaşı, asgari ücretin yüzde 130’u seviyesindeyken, günümüzde yüzde 55’e kadar geriledi. Bayram ikramiyelerinin enflasyon oranında artırılması halinde bugün 8 bin 500 TL, asgari ücret artışına göre artırılsaydı 13 bin TL olması gerektiği hesaplandı.

Kocaeli Üniversitesi Çalışma Ekonomisi Bölümü’nden Prof. Dr. Aziz Çelik, emekli maaşlarının temel olarak çalışma hayatı boyunca ödenen primlerden karşılandığını ancak ekonomik büyümeden alınan payın kısıtlandığını vurguladı.

2008’de yapılan düzenlemeler sonrası, emekli maaşlarının belirlenme yöntemi değiştirildi:

Aylık bağlama oranı düşürüldü (Çalışma hayatı boyunca alınan ortalama maaşa göre belirlenen oran yüzde 70’lerden %50’nin altına indirildi).
Büyümeden alınan pay azaltıldı (Daha önce enflasyonun yanı sıra ekonomik büyümenin payı da maaşlara yansıtılırken, artık yalnızca yüzde 30’u dikkate alınıyor).
Uzun süre çalışmanın maaş üzerindeki etkisi sınırlandırıldı (Eskiden prim gün sayısını doldurduktan sonra çalışmaya devam edenlerin emekli maaşı artarken, yeni sistemde bu avantaj kaldırıldı).

Türkiye’de emeklilik sistemi nasıl iyileştirilebilir?

Küresel raporlara göre Türkiye’nin emeklilik sisteminde düzeltilmesi gereken başlıca alanlar şunlar:
En düşük gelirli emeklilere yönelik maaş artışları yapılmalı
Özel emeklilik sistemleri yaygınlaştırılmalı
Özel emeklilik fonlarından erken para çekme imkanı sınırlandırılmalı

Prof. Dr. Aziz Çelik, emekli maaşlarının çalışırken alınan ücretin en az yüzde 75’ine denk gelmesi gerektiğini ifade ederek, “Şu an en düşük emekli maaşı 14 bin 469 TL, ortalama maaş ise 17 bin 500 TL civarında. Bu sistemin yeniden düzenlenmesi kaçınılmaz” dedi.

Emekliler, yükselen enflasyon ve hayat pahalılığı nedeniyle maaşlarının alım gücünün her geçen gün düştüğünü belirterek, daha kapsayıcı bir reform çağrısında bulunuyor.

Paylaşın

2024 Yılında, AİHM Türkiye’ye Yönelik 67 İhlal Kararı Verdi

2024 yılında, Türkiye’den yapılan toplam 6 bin 190 başvuruyu sonuçlandıran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’ye yönelik toplam 67 ihlal kararı verdi.

Türkiye, karar verilmeyen ve derdest durumda olan başvurular açısından 21 bin 600 başvuru ile ilk sırada yer aldı. Türkiye’nin ardından 8 bin 150 derdest başvuru ile Rusya ikinci, 7 bin 700 derdest başvuruyla da Ukrayna üçüncü sırada geldi.

BirGün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) 2024 yılında Türkiye adına yapılan toplam 6 bin 190 başvuru sonuçlandırıldı.

Başvurulardan 67 ihlal kararı çıktı. Türkiye, henüz çözülemeyen ve derdest durumda olan başvurular açısından 21 bin 600 başvuru ile ilk sırada yer aldı. Türkiye’nin ardından 8 bin 150 derdest başvuru ile Rusya ikinci, 7 bin 700 derdest başvuruyla da Ukrayna üçüncü sırada geldi.

Türkiye’ye yönelik AİHM’e 2024 yılında yapılan yeni başvuru sayısının 4 bin 450 olduğu bildirildi. Türkiye’nin, 2024 yılındaki yeni başvurusu sayısının nüfusa göre oranında 46 ülke arasında 24’üncü sırada yer aldığı belirtildi. San Marino, Monako, Slovenya ve Ermenistan, nüfusuna oranla en fazla AİHM başvurusu bulunan ülkeler olarak sıralandı.

AİHM’de, 2024 yılında Türkiye’ye yönelik alınan 67 ihlal kararının ayrıntıları da paylaşıldı. En fazla ihlal kararları alınan konular, 13’er ihlal kararı ile adil yargılama hakkı ve ayrımcılık yasağı olarak kaydedildi. AİHM’in Türkiye’ye yönelik ihlal kararları aldığı başlıklar ve karar sayıları, verilere şöyle yansıdı:

İşkence yasağı: 1
Adil yargılama hakkı: 13
Özel ve aile hayatına saygı: 9
Toplantı ve dernek kurma özgürlüğü: 6
Ayrımcılık yasağı: 13
Mülkiyet hakkı: 4
Eğitim hakkı: 1

Türkiye aleyhinde AİHM tarafından verilen ihlal kararlarının yıllara göre dağılımı da dikkati çekti. AİHM’in, Türkiye’ye yönelik verdiği ihlal kararları, 2018-2024 döneminde yıllara göre şöyle dağıldı:

2018: 140
2019: 96
2020: 85
2021: 76
2022: 73
2023: 72
2024: 67

Paylaşın

Gıda Enflasyonu, Türkiye’de Yüzde 41.7 Uganda’da Yüzde 0.6

Gıda enflasyonu, resmi rakamlara Türkiye’de yüzde 41,7, İran’da yüzde 26, Lübnan’da 20.8, Bangladeş’te yüzde 10,7, Kamerun’da yüzde 7,3, Burkina-Faso’da yüzde 8,9, Uganda’da ise yüzde 0,6.

Haber Merkezi / İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökce, sosyal medya hesabı üzerinden, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) üyesi 57 ülkenin gıda enflasyonu verilerini paylaştı. Buğra Gökce, paylaşımında şu bilgilere yer verdi:

“İslam İşbirliği Teşkilatı’na (İİT) üye 57 ülke arasında gıda enflasyonunun en yüksek olduğu ülke Türkiye.

İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi 57 ülkenin 8’inde çatışma koşulları veya yerel sorunlar nedeniyle gıda enflasyonu güncel verileri bulunamazken, kalan 49 ülkede ortalama gıda enflasyonu 6,7. Türkiye hariç ortalama gıda enflasyonu ise sadece 6.

Türkiye’de gıda enflasyonu resmi rakamlara göre yüzde 41,7 oldu. Halkımızın geniş kesimi bu enflasyondan çok daha yüksek rakamlara maruz kalıyor. Buna rağmen Türkiye’yi yüzde 27,3 ile İran, yüzde 26 ile Nijerya, yüzde 21,8 ile Filistin ve yüzde 20.8 ile Lübnan takip ediyor.

Bangladeş’te gıda enflasyonu yüzde 10,7 olarak gerçekleşirken, Togo’da 9,1, Kamerun’da 7,3, Burkina-Faso’da ise yüzde 8,9 olarak gerçekleşti.

Uganda’da yıllık gıda enflasyonu yüzde 0,6. Afganistan’da -3, Pakistan’da ise -3.1 ile gıda fiyatları bir önceki yıla göre ucuzladı.

Dünya genelinde de gıda fiyatları azalma eğiliminde. FAO Gıda Fiyatları Endeksi Aralık ayına göre 2,1 puan düşerek 124,9 seviyesine indi. Bu seviye yaklaşık olarak Ağustos 2008 fiyat seviyesi ile aynı.

Türkiye’de gıda fiyatları hem dünya genelinden hem de İslam İşbirliği Teşkilatı üye ülkelerden marjinal şekilde ayrıştı. Bunun temel nedeni uygulanan ekonomi politikası nedeniyle Türk lirasının değerini kaybetmesi, genel yoksullaşma ve yüksek enflasyon oldu.

Ne yazık ki Ramazan ayında yüksek gıda enflasyonu nedeniyle vatandaşlarımız rahatça ne sahura kalkabiliyor, ne de iftarını yapabiliyor. Ekonomideki kötü yönetim vatandaşın sofrasını ağır şekilde vuruyor.”

Paylaşın

Özel’den Avrupa Birliği’ne Göçmen Politikaları Üzerinden Eleştiri

CHP Lideri Özgür Özel, “Avrupa Birliği, Türkiye ile ilişkisini göçmen pazarlıklarına hapseden Türkiye’yi sınırının ötesinde bir göçmen deposu olarak gören bir Avrupa Birliği olmamalıdır” dedi ve ekledi:

“Türkiye Avrupa Birliği ilişkileri çok boyutludur. Çok boyutlu ilişki elbette karşılıklı istikrar ve demokrasi alır. Bu ilişkinin içinde insani temaslar ve bağlar ticaret yatırım, turizm, eğitim, bölgesel güvenlik ve güvenlik ve stratejik konular bulunabilir.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Belçika’nın başkenti Brüksel’de Avrupa Parlamentosu (AP) Sosyalistler ve Demokratlar Grubu Toplantısı’na katıldı. Türkiye’de Avrupa Birliği’ne (AB), katılım talebinin yüksek olduğunu ifade eden Özel, AB’yi göçmen politikaları üzerinden eleştirdi.

Türkiye’nin demokrasi kültürünün birçok yeni AB üyesi ülkeden ileride olduğunu söyleyen Özel, şöyle devam etti: “Özellikle genç kesim arasında Avrupa Birliği’ne üyelik talebi yüzde 72 noktasına kadar. Ancak o Avrupa Birliği, Türkiye ile ilişkisini göçmen pazarlıklarına hapseden, Türkiye’yi sınırının ötesinde bir göçmen deposu olarak gören bir Avrupa Birliği olmamalıdır.”

Özel’in açıklamalarından satırbaşları şöyle: ” Avrupa Birliği, Türkiye ile ilişkisini göçmen pazarlıklarına hapseden Türkiye’yi sınırının ötesinde bir göçmen deposu olarak gören bir Avrupa Birliği olmamalıdır. Türkiye Avrupa Birliği ilişkileri çok boyutludur. Çok boyutlu ilişki elbette karşılıklı istikrar ve demokrasi alır. Bu ilişkinin içinde insani temaslar ve bağlar ticaret yatırım, turizm, eğitim, bölgesel güvenlik ve güvenlik ve stratejik konular bulunabilir.

Mücadelemiz, Avrupa Birliği ile örtüşmektedir. Demokrasiye, hukuka, istikrara inanan bir partiyiz. Hukuk ayakta tutan temel unsur demokrasi kültürüdür. Türkiye’nin demokrasi kültürü birçok yeni AB üyesi ülkeden daha ileridir. Ülkemizde yaşanan yargı tacizlerini, hukuksuzluklarını yakından takip ediyorsunuz. Biz bu sürece itiraz ediyoruz.

Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu

İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu 23 Mayıs 2025 tarihinde 1 milyon 700 bin üyemizin doğrudan sandık başına gideceği bir ön seçim süreciyle Cumhurbaşkanlığı adaylığı unvanını resmen kazanacaktır. Ön seçim sürecinin tamamlanmasıyla birlikte yapılacak ilk genel seçimlerde yarışacak isimlerin belirginleşeceği inancı içindeyiz. Seçimlere ilişkin tek belirsizlik seçim tarihidir.

Parti demokratik, barışçıl, laik, İnsan haklarına ve hukukun üstünlüğüne saygılı bir Türkiye arzuluyor. Biz böyle bir Türkiye’nin hayallerini kuruyor, böyle bir Türkiye için mücadele ediyoruz. Avrupalı siyasetçiler nasıl bir Avrupa hayal ediyorlar? Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki ilişkinin bu sıradan bağımsız olarak düşünülmeyeceği kanaatindeyim.”

Özel, Avrupa Parlamentosu Türkiye Daimi Raportörü Nacho Sanchez Amor’la da görüştü. Görüşme parlamento binasında, basına kapalı olarak gerçekleşti.

Özel’e CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, Dışişleri Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başan Yardımcısı İlhan Uzgel, Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, eski Genel Sekreter Yardımcısı Şule Erten Bucak ile eski Genel Başkan Yardımcısı Gülseren Onanç eşlik etti.

Paylaşın