Finlandiya Cumhurbaşkanı Niinistö’den Türkiye’ye İade Açıklaması: Yargıya Müdahale Edemeyiz

Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö, Türkiye’nin iadesini istediği kişiler hakkında yargının kararını vermiş olduğunu ve hükümetin buna müdahale edemeyeceğini söyledi.

BBC Türkçe’de yer alan habere göre, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın “33 teröristin iadesini isteyeceğiz” açıklamasının ardından bir basın toplantısında gazetecilerin bu konudaki sorularını yanıtlayan Niinistö “Sanırım bu dosyaların tamamı Finlandiya’da sonuçlanmış durumda” dedi ve ekledi:

“Verilmiş kararlar var ve bu kararlar en azından kısmen mahkemelerimiz tarafından verilmiş kararlar. Finlandiya hükümetinin hiçbir şey yapamayacağı ve mahkeme kararları varken bir şey yapmak istemeyeceği çok açık. Bu dosyaların yeniden açılması için bir neden göremiyorum.”

Dün akşam Türkiye, Finlandiya ve İsveç tarafından imzalanan üçlü muhtırada şu ifadeler yer alıyordu:

“Finlandiya ve İsveç, Avrupa İade Sözleşmesi’yle uyumlu biçimde, Türkiye tarafından sağlanan bilgi, delil ve istihbaratı dikkate alarak Türkiye’nin terör zanlılarına dair sınır dışı veya iade taleplerini ivedilikle ve bütün boyutlarıyla işleme koyacak ve Türkiye’yle iade ve güvenlik işbirliğini geliştirmek için gerekli ikili ahdî düzenlemeler yapacaklardır.”

Türkiye bu muhtırayla birlikte Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılımına yeşil ışık yakmıştı.

Dün imzalanan muhtıranın ardından bugün bir açıklama yapan Adalet Bakanı Bozdağ ise Türkiye’nin iade dosyalarının ilgili ülkelerin Adalet Bakanlıkları’nda beklediğini söylemişti:

“Finlandiya’da 6 PKK’lı, 6 FETÖ’cü terörist; İsveç’te ise 10 FETÖ’cü, 11 PKK’lı teröristin dosyaları, ilgili ülkelerin Adalet Bakanlıklarında bekliyor. Şimdi bu mutabakattan sonra biz de Adalet Bakanlığı olarak bunların iadesi hususunu yeniden kendilerine yazacağız ve hatırlatacağız. Yeniden bir dosya göndermemize gerek yok. Dosyalar orada, sözlerinin gereğini yerine getirmelerini bir kez daha isteyeceğiz.”

Paylaşın

ABD’den Yeni F-16 Açıklaması: Destekliyoruz

Madrid’deki NATO zirvesinde konuşan ABD’nin Uluslararası Güvenlikten Sorumlu Bakan Yardımcısı Celeste Wallender, Türkiye’nin savunma kapasitesinin geliştirilmesinin NATO’nun savunmasına da katkı sunacağını söyledi.

“ABD Türkiye’nin savaş uçağı filosunu modernize etmesini destekliyor” diyen Wallender, “Çünkü bu NATO’nun güvenliğine ve böylece Amerikan güvenliğine katkı sağlayacaktır” ifadelerini kullandı ve ekledi: Bu planlar gerekli onay mekanizmalarından geçmeye devam ediyor.

Türkiye Kasım ayında ABD’den 40 adet yeni F-16 ve mevcut F-16’lar için de 80 adet modernizayon kiti almak için başvuruda bulunmuştu.

Mart ayında ABD Dışişleri Bakanlığı, Kongre üyelerine bir mektup yazarak bu satışa onay verilmesinin ABD’nin çıkarına olacağını vurgulamıştı.

Wallander’ın açıklaması Türkiye’nin, Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılımına onay vermesinden sonra geldi.

Bu görüşmelerde Türkiye’nin ABD’den F-16 alımının da pazarlığın bir parçası haline geldiği iddia edilmiş, Reuters ve AFP’ye konuşan üst düzey bir ABD yetkilisi ise “ABD Türkiye’ye hiçbir şey teklif etmedi, Türkiye de ABD’den hiçbir şey talep etmedi” demişti.

Türkiye’nin ortaklaşa üretmeyi planladığı F-35 projesinden, Rus yapımı S-400 hava savunma sistemi alması nedeniyle çıkarılması, Ankara’yı hava savunmasında yeni arayışlara yönlendirmişti.

Erdoğan, Biden ile görüştü

Öte yandan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO zirvesi için gittiği İspanya’nın başkenti Madrid’de ABD Başkanı Joe Biden ile görüştü.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ve MİT Başkanı Hakan Fidan’ın da yer aldığı basına kapalı buluşma yaklaşık bir saat sürdü. Kameraların karşısında kısa birer konuşma yapan iki lider, birbirlerine teşekkür etti.

ABD Başkanı Biden “Özellikle Finlandiya ve İsveç’in durumuyla ilgili yaptıklarınız ve Ukrayna ile Rusya’daki tahılları ülke dışına çıkarabilmek için yaptığınız inanılmaz işler nedeniyle teşekkür ediyorum” dedi ve ekledi: Gerçekten müthiş bir iş çıkarıyorsunuz, teşekkürler.

NATO Zirvesi’nin gündemi itibarıyla çok güçlü bir zirve olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan ise “Zirvede yarın devam edecek çalışmalarımızla inanıyorum ki ülkelerimize dolu dolu dönme fırsatını bulacağız. Sizlerin özellikle ABD olarak bu işte ön alışınız, NATO’nun güçlenmesine yönelik atılacak adımlar özellikle Rusya-Ukrayna sürecine ayrı bir katkı verecektir” dedi.

Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle son dönemde hububat ve akaryakıt konusunda olumsuz gelişmeler yaşandığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu konuda denge politikasıyla süreci çözmenin gayreti içindeyiz. Temennimiz odur ki bu denge politikasıyla netice alalım. Bir an önce de hububat konusunda şu anda bunun yokluğunu çeken ülkelere açılan koridor üzerinden imkân sağlayalım” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Ankara, Helsinki Ve Stockholm’den Önce Düştü

Madrid’deki Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) zirvesinin ilk gününde Türkiye’nin Finlandiya ve İsveç’in üyeliğine karşı veto tehdidini kaldırması ile sonuçlanan anlaşma, uluslararası basında farklı yankılar buldu.

Rusça yayın yapan günlük gazete Kommersant haberi, “İstanbul Helsinki ve Stockholm’den önce düştü” başlığıyla verdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın NATO zirvesinin arifesinde haberlerin ana odağındaki kişi olduğunu yazan gazete, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılma konusunda ittifakı kendisiyle müzakere etmeye zorladığını söylüyor.

Haberde şu ifadeler yer alıyor: “Zirvenin ilk gününün beklenmedik bir şekilde sonuçlanması, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı haberlerin ana odağındaki kişi haline getirdi. Bu, Türk tarafının kazandığı puanları, Ankara’nın Batı ile Doğu arasındaki savaşın ortasında, kendi kendine yeten bağımsız bir güç merkezi olarak uluslararası statüsünü yükseltmeye çalışmasını sağlıyor.”

Günlük gazete Moskovsky Komsomolets’te yayımlanan köşe yazısında gazeteci Andrei Yashlavski, “Bazıları için kriz; diğerleri için kar” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Yashlavski, Erdoğan’ın “Doğu ve Batı arasındaki denge politikasının” İsveç’ten Suriye’ye sağladığı kazançlarla “Ukrayna krizini fırsata çevirdiğini” yazıyor.

Finlandiya ve İsveç’in Türkiye’nin taleplerini kabul etse de etmese de Erdoğan’ın hem kendisi hem de iç ve dış politika için kazanlarını maksimize etmek istediğini söyleyen Yashlavski, bu nedenle İsveç ve Finlandiya konunun “zora koşulduğunu” belirtiyor.

‘Tahıl koridoru hizmeti için Türkiye’ye yüzde 25 indirim’

Yashlavski’nin Türkiye’nin bölgesel güç olarak öneminin Ukrayna kriziyle arttığını söylediği yazısında öne çıkan bazı yorumlar şu şekilde:

“Ukrayna’daki ihtilafın başlangıcından bu yana, Türkiye’nin jeopolitik ağırlığı önemli ölçüde arttı, bu ülkenin Karadeniz bölgesindeki kilit rolü ve hem Moskova hem de Kiev ile ilişkileri sürdürme girişimleri ve ayrıca kendisini bir arabulucu devlet olarak sunma girişimleriyle pekişti.

“Ukrayna krizi koşullarında Türkiye’nin önemini kabul eden Batı, Türk birliklerinin Kuzey Suriye’ye girmesinden Rus S-400 füze savunma sisteminin satın alınmasına kadar birçok konuda Ankara ile geçmişte yaşanan keskin çelişkilere göz yummak zorunda kalıyor.”

Ukrayna’dan tahıl koridorunun açılması konusuna da değinen Yashlavski, “Burada kazançlar en az iki katı: Erdoğan ve destekçileri, tüm dünyanın küresel açlık felaketinden kurtarıcıları rolünü oynayacak. Ve oldukça somut, maddi faydalar sağlanacak. Ukrayna limanlarından tahıl ihracatını organize etmeye aracı olduğu için Türkiye, Kiev’den tahıl alımında yüzde 25 indirim sağlayacak” diyor.

Rus basınında NATO’nun Finlandiya ve İsveç’in üyeliğiyle, diyalog dönemini kapatıp Rusya ile askeri yüzleşme dönemine girdiği yorumları da yapıldı.

Nezavisimaya Gazeta ” Soğuk Savaş’ın bitmesinden 30 yıl sonra ilk kez NATO, 1949’daki ortaya çıkış amacına geri dönüyor: Sovyetler Birliği’nin yayılmasını önlemek” ifadelerini kullandı.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Economist’ten Dikkat Çeken Yazı: Erdoğan Eve Zaferle Dönüyor

Birleşik Krallık merkezli Economist dergisi, Madrid’deki Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) zirvesinde, Türkiye’nin veto tehdidini kaldırması ile sonuçlanan anlaşmayı “Erdoğan’ın zaferi” olarak yorumladı.

Derginin internet sayfasında yayımlanan yazıda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın futbolcu geçmişine gönderme yapıyor.

Economist, Finlandiya ile İsveç’e veto tehdidi hamlesinin futboldaki gibi bir ‘profesyonel faul’ olduğunu yazdı:

“Türkiye’nin Cumhurbaşkanı uluslararası siyasette istediğini alabilmek için profesyonel faul yapmaktan kaçınmıyor. Geçen ay İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyeliğine çelme takma girişimi de, üstelik de Rusya böylesine bir tehdit ortamı yaratmışken, korkutucu olduğu kadar etkiliydi”

Madrid’deki NATO liderler zirvesi öncesinde yapılan görüşmede, İsveç ve Finlandiya’nın taahhütleri sonrası Türkiye, bu iki ülkenin NATO’ya üyelik başvurusunu destekleyeceği açıkladı.

Anlaşmayla İsveç ve Finlandiya’nın, terör örgütü olarak tanınan PKK ile mücadele ve YPG/PYD’ye destek vermeme taahhüdünde bulundukları kaydedildi.

‘ABD F-16’lar konusunda sıkı bir uyarı yaptı’

Economist dergisi, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in anlaşma için yürüttüğü çalışmalara Amerika’nın da perde arkasından baskı uygulayarak destek verdiğini yazdı:

“Stoltenberg, Amerika’nın çok da görünür olmayan perde arkası baskısından da yararlandı. ABD, Türkiye’yi, Kongre’de blokajındaki F-16 savaş uçakları alımını riske ettiği yönünde sıkı bir uyarı yapmışa benziyor”

Yazıda, üçlü muhtıradaki “sınır dışı ya da iade taleplerine” ilişkin bölüme de değiniliyor.

Anlaşmayla, İsveç ve Finlandiya’nın, insan haklarına bağlılık ve siyasi muhalifler için sığınma adresi olma konumlarının zayıflama riski taşıdığı yorumu yapılıyor.

“Erdoğan’ın otokrasiye sürüklenişi ve tüm muhaliflerini terörist olarak tanımlama yaklaşımı” olduğu yorumu da bu bölümde yer alıyor.

Üçlü muhtırada, İsveç ve Finlandiya’nın “YPG/PYD ve Türkiye’de FETÖ olarak tanımlanan örgüte destek sağlamayacakları” vurgulanarak Türkiye ile “bu terör örgütlerinin eylemlerini önlemek amacıyla iş birliğini artırmak üzerinde anlaştıkları” da belirtiliyordu.

Ayrıca “Finlandiya ve İsveç, Türkiye’nin beklemedeki sınır dışı ya da iade taleplerini süratle ve detaylı olarak ele alacaktır” denilerek, bu işlemlerin Avrupa Konvansiyonu uyarınca yapılacağı vurgulanıyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Türkiye Vetoyu Çekti, İsveç Ve Finlandiya’nın NATO Üyelik Yolu Açıldı

Türkiye, İsveç ve Finlandiya arasında Finlandiya ve İsveç’in NATO üyelik süreçleri hakkında üçlü memorandum imzalandı. Memoranduma Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Finlandiya Dışişleri Bakanı Pekka Haavisto, İsveç Dışişleri Bakanı Anne Linde imza attı.

NATO Zirvesi’nin düzenlendiği Madrid’deki IFEMA Fuar Merkezi’ndeki imza törenine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinisto, İsveç Başbakanı Magdalena Andersson katıldı.

İmza töreninde memorandum ile ilgili açıklama yapılmadı. Memorandumla ilgili açıklamanın kısa süre içinde yapılması bekleniyor. Haber ajansları, Finlandiya ve İsveç’in PKK ve uzantılarıyla mücadelede Türkiye ile tam iş birliği konusunda anlaştığını yazdı.

İmzalanan belgenin ardından Türkiye’nin iki İskandinav ülkesine uyguladığı NATO üyelik vetosunu kaldıracağı kaydedildi. NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılım için Türkiye ile mutabakata vardığını, Türkiye’nin endişelerinin giderileceğini söyledi.

Memorandum önce dörtlü görüşme

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö, İsveç Başbakanı Magdelena Andersson ve NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in katıldığı dörtlü görüşme yapmıştı.

Madrid’de NATO Zirvesinin yapıldığı IFEMA Kongre Merkezi’ndeki dörtlü görüşmeye, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Finlandiya Cumhurbaşkanı Niinistö, İsveç Başbakanı Andersson ve NATO Genel Sekreteri Stoltenberg katıldı.

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg’in ev sahipliğinde basına kapalı gerçekleştirilen görüşme 2 saat sürdü.

Görüşmede, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ve MİT Başkanı Hakan Fidan da hazır bulundu.

“İlerleme kaydedildi”

İsveç ve Finlandiya, üç ülkeden diplomatların yürüttüğü ön görüşmelerde belli ölçüde ilerleme kaydedildiğini duyurmuştu.

“İlerleme kaydettik. Bu kesin” ifadesini kullanan İsveç Dışişleri Bakanı Ann Linde, “Bugün olumlu bir şeyler yaşanmasına hazırlıklıyız. Tabii daha fazla zaman almasına da” demişti. Svenska Dagbladet gazetesine konuşan Linde, “Sabırlı olmalıyız ve zirveden sonra da görüşmeleri sürdürmeliyiz” diye eklemişti.

Finlandiya Cumhurbaşkanı Niinistö de diplomatların gerçekleştirdiği toplantılar sonucunda “taraflar arasındaki anlayışın” arttığını belirtmişti ancak Linde’ye kıyasla daha temkinli konuşmuştu. Niinistö, görüşmeden çıkacak sonuçla ilgili olarak “şu aşamada ne iyimser ne de kötümser olduğunu” belirtmişti. Fin medyasına konuşan Niinistö, Erdoğan’la görüşmeye “ön yargısız şekilde gittiklerini” sözlerine eklemişti.

Erdoğan-Biden görüşmesi

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın NATO zirvesinde ABD Başkanı Joe Biden ile de bir araya gelmesi bekleniyor. Madrid’deki NATO zirvesine gitmek için Ankara’dan ayrılmadan önce gazetecilere açıklamalarda bulunan Erdoğan, “Bu sabah Sayın Biden ile de bir görüşme yaptık. Bu akşam veya yarın tekrar bir araya gelme arzusunu ifade etti, biz de ‘olabilir’ dedik” ifadesini kullandı.

Beyaz Saray da Biden’ın Erdoğan’la yaptığı telefon görüşmesinin ardından kısa bir açıklama yayımladı. Yapılan yazılı açıklamada, “Biden’ın NATO zirvesinde Erdoğan’ı görmeyi sabırsızlıkla beklediğini ifade ettiği” bildirildi.

ABD Başkanı’nı taşıyan Air Force One uçağında gazetecilere konuşan Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, Biden ile Erdoğan arasındaki görüşmenin yarın gerçekleşmesini beklediklerini ifade etti. Sullivan, “Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başkan Biden’ın yarın bir noktada konuşma fırsatının olacağını umuyoruz” dedi. Biden’ın “arabulucu rol” üstlenmeyeceğini belirten Sullivan, ABD Başkanı’nın bu konudaki sorumluluğu NATO Genel Sekreteri Stoltenberg’e bırakacağını söyledi.

Birçok uzman, yaşanan sorun Türkiye, İsveç ve Finlandiya arasında olsa da Biden’ın çözüm sürecine daha doğrudan müdahil olması hâlinde krizin aşılmasının kolaylaşacağı görüşündeydi. Bu dahlin Erdoğan ile Biden arasındaki bir ikili görüşme şeklinde olabileceği yorumları yapılıyordu. Biden ve Erdoğan son olarak Ekim 2021’de İtalya’nın başkenti Roma’da düzenlenen G20 zirvesi kapsamında ikili bir görüşme gerçekleştirmişti.

Paylaşın

Dikkat Çeken Enflasyon Tahmini: Yüzde 80’i Aşacak

Fransa merkezli banka Societe Generale, Türkiye ekonomisine ilişkin yeni tahminler yayımladı. Banka, enflasyonunun yüzde 80’in üzerine çıkmasının olası olduğunu ve Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB), 2023’ün ikinci çeyereğine kadar politika faizini yüzde 14’te tutacağını tahmin ettiğini açıkladı.

Societe Generale, TL’nin değer kaybetmeye devam etmesini ve enflasyon ve yüksek enerji fiyatları nedeniyle TL üzerindeki satış baskısının artmasını beklediğini de açıkladı.

Öte yandan 12 ekonomistle bir anket yapan Reuters, Haziran ayındaki yıllık TÜFE beklentisi ortalamasının yüzde 78 olduğunu paylaştı. Yıl sonu beklentisi ise yüzde 69,5 oldu. Ekonomistlerin yıl sonu tahminleri yüzde 60,3’ten yüzde 120’ye varan bir yelpazede farklılık gösterdi.

Reuters’a göre Haziran’daki yıllık TÜFE, Eylül 1998’deki yüzde 80,4’lük orandan bu yana en yüksek enflasyon olacak. Mayıs ayındaki ankette yıl sonu beklentisi yüzde 60,3 olmuştu. Bu, beklentilerde bir ayda yüzde 9,2’lik bir artış anlamına geliyor.

Merkez Bankası, Nisan ayında bir güncelleme yaparak 2022 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 23,2’ten yüzde 42,8’e çıkarmıştı.

Enflasyonun Mayıs’tan sonra inmeye başlayacağını söyleyen Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu, “Halkımız bize güvensin, kalıcı fiyat istikrarını en kısa sürede sağlayacağız” açıklamasını yaptı.

Tüketici fiyatları mayıs ayında yüzde 2,98 ile yüzde 4,8 olan beklentilerin oldukça altında bir artış göstermişti. Yıllık enflasyon böylece yüzde 73,5’e yükselerek 24 yılın zirvesine çıkmıştı. Merkez Bankası’nın politika faizi ise ocak ayından bu yana yüzde 14 seviyesinde bulunuyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), haziran ayı enflasyon verilerini 4 Temmuz 2022 Pazartesi günü saat 10:00’da açıklayacak. TCMB’nin haziran ayına ilişkin piyasa katılımcıları anketinde de yıl sonu tüketici enflasyonu beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 57,92 iken, yüzde 64,59 olarak güncellenmişti.

Paylaşın

Türkiye’den Avrupa Birliği’ne İltica Başvuruları Arttı

Avrupa Birliği’ne (AB) iltica başvurularında savaşlar ve çatışmalar nedeniyle geçen yıl belirgin oranda artış kaydedildi. Malta merkezli Avrupa Birliği İltica Ajansı (EUAA), AB ülkelerine iltica başvurularının yaklaşık yüzde 30 artışla 648 bine yükseldiğini açıkladı.

İltica başvurularında ilk sırayı 117 bin kişiyle Suriyelilerin aldığı, Suriye vatandaşlarını 102 bin kişiyle Afganların izlediği bildirildi.

Türkiye’den AB ülkelerine iltica başvuruları da yeniden yükselişe geçti. 15 Temmuz darbe girişiminin gerçekleştiği 2016’dan sonra artan başvuru sayısı 2019’da 26 bin 380’e ulaşmış, bu rakam pandemi koşullarının da etkisiyle 2020’de 16 bin 720’ye gerilemişti.

Yüzde 47’lik artış

EUAA verilerine göre Türkiye’den iltica başvurularının sayısı 2021’de yüzde 47’lik artışla 24 bin 625’e yükselirken, söz konusu başvuruların yüzde 32’si Almanya’ya yapıldı. Türkiye’den başvuruda bulunup ilk başvuruda mülteci statüsü tanınanların sayısı ise 2020’ye göre yüzde 14’lük düşüşle 7 bin 910’a geriledi. Türkiye’den gelip iltica başvuruları reddedilenlerin sayısı 10 bin 460 olarak kaydedildi. Reddedilen başvurularda ise Fransa yüzde 52’lik oranla başı çekti.

Başvurularda Almanya ilk sırada

AB ülkelerindeki resmi makamların ilk başvuru sürecinde 535 bin başvuru hakkında karar verdiği ve her üç başvurudan birinin kabul edildiği belirtildi. EUAA raporuna göre 2021’de 118 bin kişiye iltica hakkı, 64 bin kişiye geçici koruma statüsü tanındı. 2021’de iltica başvurusunda bulunulan AB ülkeleri arasında 191 bin başvuruyla Almanya başı çekerken, bu ülkeyi Fransa, İspanya ve İtalya izledi.

Yanında ebeveynleri bulunmayan ve reşit olmayan çocuk ve gençlerin başvuru sayısı da 2020’ye göre yaklaşık üçte ikilik artışla 23 bin 600’e ulaştı. Toplam iltica başvurularının yüzde 70’inin erkekler tarafından gerçekleştirildiği ve başvurucuların yarısının 18-35 yaş grubunda olduğu kaydedildi.

AB’ye iltica başvurularında 2022 yılına ise Ukrayna savaşının damgasını vurması bekleniyor. EUAA verilerine göre Rusya’nın Ukrayna’ya saldırdığı 24 Şubat’tan bu yana AB ülkeleri 3,4 milyon Ukraynalıya geçici koruma imkanı sağladı. Bu statü çerçevesinde, ülkesinden kaçan Ukraynalılara doğrudan çalışma ve eğitim hakkı da tanıyan bir yıllık oturma izni veriliyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Türkiye, Çalışanlar İçin En Kötü 10 Ülke Arasında

Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu’nun (ITUC) bu yıl dokuzuncusunu yayınladığı Küresel Haklar Endeksine göre Türkiye geçen yıllardaki gibi çalışanlar için en kötü 10 ülke arasında yer aldı.

148 ülkeyi kapsayan endekste Türkiye; Belarus, Brezilya, Kolombiya, Mısır, Myanmar, Filipinler ve Türkiye, Eswatini ve Guatemala’yla birlikte anıldı.

Türkiye, grevlerin bastırılması, sendikacıların tutuklanması ve sistematik olarak sendikal faaliyetlerin engellenmesi nedeniyle en kötü ülkeler arasında gösterildi.

Endeksle birlikte yayınlanan raporda Türkiye için şu ifadeler yer aldı:

“2022’de protestolara yönelik polis baskıları da dahil olmak üzere, işçilerin özgürlükleri ve hakları acımasızca reddedilmeye devam etti. Sendika liderleri keyfi olarak tutuklandı ve evlerine baskın düzenlendi. 1 Mayıs 2021’de İstanbul’da hükümetin katı koronavirüs karantina kurallarına aykırı olarak protesto düzenlemeye çalıştıkları için 212 gösterici gözaltına alındı. Buna ek olarak, işverenler, örgütlenmeye çalışan işçileri sistemli bir şekilde işten çıkararak sistematik bir şekilde sendikayı çökertmeye devam ettiler.”

Xiaomi’ye cep telefonu üreten Salcomp, 150 işçiyi işten çıkartan ve fabrikaya polis sokarak işçileri gözaltına aldıran Farplas ile sendikaya üye oldukları için önce 54 daha sonra da 19 işçiyi işten atan ASD Laminat Türkiye’de işçi haklarını ihlal eden şirketlerin en başında geldi.

Dünyada işçi hakları kötüleşiyor

ITUC, dünyada yükselen enflasyona ve ekonomik duruma vurgu yaparken “İşçi hakları çöküyor” uyarısında bulundu.

Endeksle birlikte yayımlanan rapordan öne çıkanlar şöyle:

  • Bu yıl El Salvador, Nijer ve Suudi Arabistan için ülke notları iyileşirken Ermenistan, Afganistan, Avustralya, Burkina Faso, Gine, Jamaika, Lesoto, Hollanda, Tunus ve Uruguay için kötüleşti.
  • 13 ülkede sendikacılar öldürüldü. Ülkelerin yüzde 41’inde ifade ve toplanma özgürlüğü ihlal edildi. 69 ülkede işçiler keyfi tutuklamalar ve gözaltılar yaşadı. Ülkelerin yüzde 66’sı işçilerin adalete erişimini engelledi veya kısıtladı.
  • 113 ülke, işçileri sendika kurma veya sendikaya katılma haklarından mahrum bıraktı. Bu sayı 2021’de 106’daydı. Afganistan, Burkina Faso, Myanmar, Suriye ve Tunus’taki işçiler, işyeri temsilinden dışlandı.
  • Ülkelerin yüzde 77’si işçilerin sendika kurma ve sendikaya üye olma hakkını engelledi.
  • Ülkelerin yüzde 74’ünde, yetkililer sendikaların tescilini engelledi. Afganistan, Belarus, Mısır, Ürdün, Hong Kong, Myanmar ve Sudan’daki bağımsız sendikal faaliyetlere yönelik devlet baskısı arttı.
  • 50 ülke işçileri fiziksel şiddete maruz bıraktı. 2021’de bu sayı 45’ti.
  • Ülkelerin yüzde 87’si grev hakkını ihlal etti. Belarus, Mısır, Hindistan, Myanmar, Filipinler ve Sudan’daki grevler, sendika liderlerinin tutuklanması veya şiddetli baskıyla söndürüldü.
  • Her beş ülkeden dördü toplu pazarlığı engelledi. Toplu pazarlık hakkı kamuda ve özel sektörde aşındırıldı. Tunus’ta, başbakanın izni olmadan sendikalarla müzakere yapılmasını yasakladı.

“Tarihsel eşitsizlik seviyesi”

Endeksin sunumunda görüşlerine yer verilen ITUC Genel Sekreteri Sharan Burrow, dünya genelinde yaşanan ekonomik durumu ‘çoklu ve olağanüstü krizler’ olarak niteledi.

Tarihsel eşitsizlik seviyesi, iklim acil durumu, yaşamları ve geçim kaynaklarını yok eden pandemi, yıkıcı yerel ve küresel çatışmalar yaşandığını dile getiren Burrow “İşçiler bu krizlerin ön saflarında” dedi.

Burrow, 2022 Küresel Haklar Endeksinin, “Hükümetler ve işverenlerin, işçi haklarına saldırmasıyla istikrarsızlığın nasıl istismar edildiğini ortaya koyduğunu” söyledi.

Dünyanın yaşanan hasarı geri almaya başlaması için yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyaç olduğunu belirtti.

Burrow bu toplumsal sözleşmenin işler, ücretler, haklar, sosyal koruma, eşitlik ve kapsayıcılığı kapsaması gerektiğini ifade etti.

“İşçiler eşitlik talep ediyor”

“Temelde bu, çalışan insanları tekrar ekonominin merkezine koyacaktır” dedi ve ekledi:

“Savaşların, otoriter hükümetlerin, sömürücü işverenlerin ve iklim üzerindeki hareketsizliğin sonuçlarından ilk zarar görenler çalışan insanlar. Bu krizlerle mücadele planlarında işçilerin çıkarları ön planda tutulmalı ve sendikaları aracılığıyla karar alma süreçlerinde söz sahibi olmalılar.

Tekel gücünün kötüye kullanıldığı, insan ve işçi haklarının ihlal edildiği, barış ve demokrasi mücadelesinin olduğu yerde, emekçilerin sendikaları adaleti, hakları ve temsili kazanmak için oradadır. Sendikalar olmadan, iklim değişikliği ve teknolojik değişim karşısında adil bir geçiş olmayacak.

2022 Küresel Haklar Endeksi, statükonun daha fazla devam edemeyeceğine dair bir kanıt. Mevcut ekonomik model, insan haklarını ve çevreyi hiçe sayan dibe doğru bir yarışı destekledi. Endeksten alınan dokuz yıllık veriler bunun yayıldığını gösteriyor.

İşçiler ve tüketiciler daha iyisini talep ediyor. İş, ücret, haklar, sosyal koruma ve eşitlik talep ediyorlar. Güveni ve yaşamları yeniden inşa etmeye başlayabilecek yeni bir sosyal sözleşme talep ediyorlar.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

İsveç’ten Türkiye’ye PKK Mesajı

PKK konusundaki tutumu Ankara tarafından eleştirilen ve bu gerekçeyle Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) üyeliğine karşı çıkılan İsveç, Türkiye’ye terörle mücadele konusunda güvence verdi.

İsveç Başbakanı Magdalena Andersson, Brüksel’de NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile görüşmesinin ardından düzenlediği ortak basın toplantısında, “PKK’ya karşı duruşumuz çok nettir. PKK, Avrupa Birliği’nin terör örgütleri listesindedir ve İsveç tarafından da bu şekilde görülmektedir” dedi.

İsveç’in terörizmi “en güçlü şekilde kınadığını” ve kendini “terörizmin her türlüsüyle” mücadeleye adadığını belirten Andersson, terörle mücadelede yeni ve daha sert önlemler içeren yasal düzenlemeleri hayata geçirmeye hazırlandıklarını sözlerine ekledi.

Andersson, 1 Temmuz’da yürürlüğe girecek yeni terörle mücadele yasasının İsveç’in bu konudaki kararlılığının göstergesi olduğunu belirtti.

Andersson ayrıca, “İsveç, teröristler için sığınılacak bir liman değildir, olmayacaktır. İlgili makamlar güvenlik tehdidi olabilecek kişilerin sınır dışı edilmesi için yoğun şekilde çalışmaktadır. Ve şu an yürütülen ciddi sayıda dava var” dedi.

Kısa süre içinde çözüm beklentisi

Andersson, Madrid’de yarın başlayacak NATO zirvesi öncesi Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö ve NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’le bir araya gelecek.

İsveç Başbakanı, “Bu diyaloğun yakın gelecekte, tercihen de zirve öncesi başarıyla sonuçlanabileceğine dair ciddi umudum var” dedi.

Stoltenberg’den “somut adım” vurgusu

Basın toplantısında konuşan NATO Genel Sekreteri Stoltenberg de İsveç’in “son günlerde doğrudan Türkiye’nin endişelerini gidermek için somut adımlar attığını” belirtti.

“İsveç yasalarını değiştirdiniz. PKK’ya yönelik yeni polis soruşturmaları açtınız ve şu an Türkiye’nin iade taleplerini bakıyorsunuz” diyen Stoltenberg, “Bu somut adımlar İsveç’in terörizme yaklaşımında bir paradigma değişikliğini yansıtıyor” ifadesini kullandı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Türkiye, NATO Zirvesi’ndeki Pazarlıklarda ‘Ağırdan Alacak’

İngiliz Reuters haber ajansı, bu hafta 29-30 Haziran’da Madrid’de düzenlenecek olan NATO Zirvesi’nde Türkiye’nin Finlandiya ve İsveç’in birliğe üyeliği konusundaki pazarlıkları “ağırdan alacağını” yazdı.

Türkiye’den ve Batı’dan kaynaklardan edinilen bilgilere dayandırılan habere göre görüşmelerden bu nedenle büyük bir ilerleme beklenmiyor.

Dört kaynağın Reuters’a aktardığına göre Türk müzakereciler kendilerine yabancı müttefikler tarafından dayatılan süreleri dikkate almıyor ve gerekirse aylarca görüşmelere devam etmeye hazırlar.

Konuya yakın bir kişiye göre, NATO yetkilileri ve üç taraf ülke tarafından paylaşılan taslak yazışmada, Türkiye’nin talebinin özellikle İsveç’in, ülkesindeki bazı “Kürt militanları iade etmesi” olduğu belirtiliyor.

İbrahim Kalın’dan dikkat çeken açıklamalar

Öte yandan, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Pazar günü Habertürk televizyonunda yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in talebi üzerine zirve öncesinde Madrid’de Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö ve İsveç Başbakanı Magdalena Andersson ile dörtlü zirvede bir araya geleceğini kamuoyuna duyurmuştu.

Kalın, zirveye hazırlık görüşmeleri için Pazartesi günü Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal ile birlikte Brüksel’e giderek temaslarda bulunacaklarını söyledi.

Bugün Finlandiya Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamada da NATO Genel Sekreteri Stoltenberg’in de katılacağı zirve öncesinde Brüksel’de NATO’nun ev sahipliğinde Fin, İsveçli ve Türk yetkililerin bir araya geleceği bildirildi.

İbrahim Kalın, Habertürk’te yaptığı açıklamada müzakerelerde gelinen noktadan geri adım atmayacaklarını belirterek, görüşmelerde büyük oranda mutabakat sağlandığını, en pürüzlü konuyu ise PKK ve iltisaklı gruplara yönelik yaklaşımın oluşturduğunu kaydetmişti.

Kalın, Suriye’de faaliyet gösteren PKK ile bağlantılı PYD ve YPG gibi yapılar konusunda sadece İsveç ve Finlandiya değil, NATO genelinde de bir yaklaşım değişikliği hedeflediklerini, İsveç ve Finlandiya’nın üyeliği konusunun İttifak içinde bu konuda daha büyük bir tartışmaya vesile olmasını istediklerini belirtmişti.

Paylaşın