TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı’ya Verilen Hapis Cezası Onandı

TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı’ya verilen 2 yıl 8 ay 15 gün hapis cezası kararına yönelik temyiz incelemesini tamamlayan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi (istinaf), cezayı onayladı.

Yerel mahkemenin hükmünde usul ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık, delilerde ve işlemlerde ise herhangi bir eksiklik olmadığına karar veren daire, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğuna dikkati çekti.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi (istinaf), Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Şebnem Korur Fincancı’ya, İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesince “silahlı terör örgütü propagandası yapmak” suçundan verilen 2 yıl 8 ay 15 gün hapis cezası kararına yönelik temyiz incelemesini tamamladı.

Artı Gerçek’in haberine göre, yerel mahkemenin hükmünde usul ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık, delilerde ve işlemlerde ise herhangi bir eksiklik olmadığına karar veren daire, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğuna dikkati çekti.

Eylemin doğru olarak nitelendirildiğini ve sanığa verilen 2 yıl 8 ay 15 günlük hapis cezasının kanuni bağlamda uygulandığını belirten daire, sanık avukatları ve cumhuriyet savcısının ileri sürdüğü nedenleri yerinde görmeyerek temyiz başvurusunu esastan reddetti.

Ne olmuştu?

TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı hakkında, terör örgütü PKK ile bağlantılı bir televizyonda, Türk Silahlı Kuvvetlerine (TSK) yönelik ifadeleri nedeniyle soruşturma başlatılmıştı. İstanbul’da evinde gözaltına alınan Fincancı, 27 Ekim 2022’de Ankara’da sulh ceza hakimliğince tutuklanmıştı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucu hazırlanan iddianamede, TSK’nın meşru müdafaa kapsamındaki legal faaliyetleriyle terör örgütünün illegal faaliyetlerini bağdaştıran Fincancı’nın, “terör örgütü propagandası” suçundan 1 yıl 6 aydan 7 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması istenmişti.

Paylaşın

Her İki Doktordan Biri Yurt Dışına Gitmeyi Düşünüyor

TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı, “Her üç hekimden sadece biri beyaz kod veriyor ama buna rağmen beyaz kod verileri artmaya devam ediyor. Sağlık Bakanlığı bize sayının ötesinde bir veri sunmuyor. Rakamlarda artış olmasına rağmen yalnızca üç hekimden birinin beyaz kod vermesi bu rakamların katlanarak arttığını gösteriyor” dedi ve ekledi:

“Hekimlerin yurt dışına gitme düşüncesine baktığımızda; ya her iki hekimden biri gitmeyi düşünüyor ya da hekimliği tümden bırakmayı düşünüyor. Burada çalışma koşullarının ağırlığı, Sağlık Bakanlığı’nın nöbet ertesi izin için genelge yayınlamasına rağmen bunun uygulanmaması ve idarenin baskıcı tutumlarıyla çalışma koşullarının ağırlaştırıldığını dikkate almamız gerekiyor.”

Türk Tabipleri Birliği (TTB), “Hekimlerin Çalışma Koşulları, Ekonomik Sorunları ve Şiddet Hakkındaki Değerlendirmeleri” başlıklı anket çalışmasının sonuçlarını açıkladı.

Mezopotamya Ajansı’nın aktardığına göre; TTB binasında yapılan açıklamada konuşan TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı, “AKP iktidarı sağlığı sermayeye teslim ediyor” dedi. Fincancı, artan bir şiddet eğilimiyle karşı karşıya olduklarını ve bu durumun hekimlerin Türkiye’de çalışmak istememesine neden olduğunu vurguladı.

TTB Merkez Konseyi üyesi Alican Bahadır ise, hekimlerle 2023 Kasım-Aralık aylarında yapılan anketin sonuçlarını açıkladı. Bahadır, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın “Beyaz Reform” açıklamasına işaret ederek, söz konusu “reformun” sonuçlarını görmek için anket yaptırdıklarını ifade etti.

Bahadır, yüzde 79’unun TTB üyesi olduğu bin 502 hekimin cevap verdiği anketin sonuçları şu şekilde paylaştı;

“Çalışma şartlarınızın yoğunluğu nedeniyle hastalarınızla veya işinizle yeterli ve uygun şekilde ilgilenemediğinizi düşünüyor musunuz?” sorusuna katılımcıların yüzde 64’ü “evet” dedi. 2021 Eylül anketinde bu oran yüzde 68’di.

Daha önceden hasta veya yakını tarafından sözel veya fiziksel şiddet gördünüz mü?” sorusuna katılımcıların yüzde 87’si “evet” yanıtı verdi. 2021 Eylül anketinde bu oran yüzde 83’tü.

Eğer daha önceden sözel veya fiziksel şiddet gördüyseniz, sonrasında Beyaz Kod veya ilgili mercilere şikayet bildiriminde bulundunuz mu?” sorusuna katılımcıların yalnızca yüzde 36’sı “evet” yanıtı verdi. 2021 Eylül ayındaki ankette bu soruya “evet” yanıtı verenlerin oranı yüzde 43’tü.

Alican Bahadır, ayrıca ankete katılanların yüzde 59’unun son bir yıl içerisinde hasta veya yakınlarından fiziksel veya sözel şiddet gördüğünü, yüzde 69’unun son bir yıl içerisinde çalıştığı ortamda sözel veya fiziksel şiddet olayına şahit olduğunu, yüzde 91’inin ise yetkililer tarafından kendilerine sağlıkta şiddet açısından güvenli bir çalışma ortamının sağlanmadığını söylediğini paylaştı.

Beyaz Reform’un hekimlere ve sağlık ortamına derman olamadığını söyleyen Bahadır, “Çözüme giden yol ise TTB ve sağlık emek meslek örgütlerinin haklarımız için oluşturduğu talepleri birlikte mücadele ederek hayata geçirmektedir” dedi.

Bir kez daha konuşan Fincancı, “Yapılan ankette gördüğümüz gibi her üç hekimden sadece biri beyaz kod veriyor ama buna rağmen beyaz kod verileri artmaya devam ediyor. Sağlık Bakanlığı bize sayının ötesinde bir veri sunmuyor. Rakamlarda artış olmasına rağmen yalnızca üç hekimden birinin beyaz kod vermesi bu rakamların katlanarak arttığını gösteriyor.

“Her iki hekimden biri yurt dışına gitmeyi düşünüyor”

Hekimlerin yurt dışına gitme düşüncesine baktığımızda; ya her iki hekimden biri gitmeyi düşünüyor ya da hekimliği tümden bırakmayı düşünüyor. Burada çalışma koşullarının ağırlığı, Sağlık Bakanlığı’nın nöbet ertesi izin için genelge yayınlamasına rağmen bunun uygulanmaması ve idarenin baskıcı tutumlarıyla çalışma koşullarının ağırlaştırıldığını dikkate almamız gerekiyor” diye konuştu.

TTB İkinci Başkanı Ali İhsan Ökten ise, “Çalışma koşulları hepimizi zorlayan bir durum. 2024 yılında bakanlık eğer başta TTB olmak üzere sağlık alanındaki tüm meslek örgütleriyle, sendikalarla ortak bir şekilde sorunları çözme noktasına gitmezse 2024 yılı hem sağlık çalışanları hem çalışan hekimlerle sağlık emekçileri açısından daha zorlu geçecek” uyarısında bulundu.

Paylaşın

“Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi” Görevden Alındı

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi üyeleri, mahkeme kararıyla görevden alındı. Mahkeme kararında, TTB Kanunu ek 2. maddesine göre; bir ay içinde yeniden seçime gidilmesine; büyük kongre üyeleri arasından 5 kişilik heyetin görevlendirilmesine hükmetti.

Haber Merkezi / Karar sonrası Türk Tabipleri Birliği’nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Siyasi iktidar eliyle egemen kılınmak istenen hukuksuzluk rejimi bir meyvesini daha vermiş; Türk Tabipleri Birliği’ni hedef alan davada, bir yıldan bu yana süregelen hukuksuzluklar silsilesi Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınması ile sonuçlanmıştır” denildi.

Konsey üyelerinin karar kesinleşene kadar görevine devam edeceği belirtilen açıklamada, “Altını kalın çizgilerle çiziyoruz: Türk Tabipleri Birliği için dünden bugüne değişen hiçbir şey yoktur. Merkez Konseyi karar temyizde kesinleşene kadar görevinin başındadır. Eşitlik yoksa, özgürlük yoksa, demokrasi yoksa, adalet yoksa, sağlık yoksa; mücadele haktır! Ve mücadele, Türk Tabipleri Birliği’nin adıdır!” ifadelerine yer verildi.

Türk Tabipleri Birliği (TTB), Merkez Konseyi’nin görevden alınmasıyla sonuçlanan dava ile ilgili basın toplantısı düzenledi. TTB Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı, basın toplantısında yaptığı açıklamada sağlığı piyasalaştırmaya çalışan politikalara karşı mücadeleye devam edeceklerini söyledi.

TTB’nin sadece merkez konseyinden ibaret olmayıp 103 bin üyesi ile bütünlüklü bir mücadele içerisinde olduklarını vurgulayan Fincancı, “Bu mücadele bitmez. Mücadele TTB’nin adıdır. Bu kararın yok hükmünde olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz” diye konuştu.

Mahkeme kararına ilişkin farklı hukuk görüşleri olduğuna dikkat çeken Fincancı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Delegeler arasında 5 kişilik bir heyetin belirlenmesiyle 1 ay içinde seçimin yapılması bekleniyor. Ancak istinaf hakkı açık. Bu durumda seçim için istinaf kararı mı beklenecek? Yoksa olağanüstü seçim mi yapılacak? İstinaf karası bizim lehimize çıkarsa ne olacak? Hem bizim için hem de yeni konseyde seçilen arkadaşlar için bir hak kaybı olacak. Bu kararın yok hükmünde olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz.”

“TTB’nin onurlu mücadelesinin yanında olmaya devam edeceğiz”

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınmasına tepkiler de peş peşe geldi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel de karara tepki göstererek, “TTB Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınması kararı, hukuka aykırıdır. Belediyelerde de kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütlerinde de kayyımlara karşıyız. Hukuku savunmaya ve TTB’nin seçilmiş organlarının yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP), Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınmasına yönelik karara tepki gösterdi.

Partinin resmi sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınması, iktidarın yargı eliyle yaptığı yeni bir darbedir, kayyım darbesinin devamıdır. Hekimlerin iradesini gasp eden bu karar suçtur. Bu darbenin karşısında amasız fakatsız durmak tüm demokratik güçlerin görevidir. TTB’nin yanındayız” denildi.

Açıklamada,  “TTB Merkez Konsey Üyelerinin görevden alınmasını asla kabul etmiyoruz! Darbe silsilesi devam ediyor. Şimdi de toplumun sağlık hakkını savunan ve bu konuda büyük bedeller ödeyen TTB’ye darbe yapılıyor. Bu karar ile TTB’ye kayyum atanmasının zemini hazırlanıyor. İktidarın yaşadığı güç zehirlenmesinin ve kayyım rejiminin ülkedeki her mücadele alanına kumpaslarla, hukuk dışı zorbalıklarla sirayet etmesinin son örneğidir TTB kararı. TTB, başta mesleği olmak üzere; ülkedeki demokrasi ve adalete sahip çıkıyor. Yaşanan hukuksuzluğun karşısında olacağız. TTB’nin onurlu mücadelesinin yanında olmaya devam edeceğiz.” ifadeleri kullanıldı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları da şunları yazdı: “TTB Merkez Konsey Üyelerinin görevden alınması kararı hukuk dışıdır! Reddediyoruz! AKP-MHP ittifakının emrindeki yargı eleştirel düşünen, demokrasi ve barıştan yana olan herkesi hedef haline getirmiş ve meşruluğunu yitirmiştir. Güdümlü yargıyla mücadelemizden geri adım atacağımızı sananlar, büyük yanılıyorlar. TTB ve tüm ezilenlerle dayanışma içerisinde olduk, olacağız. Bu istibdat düzenine hep birlikte son vereceğiz.”

Türkiye İşçi Partisi (TİP): Ankara 31. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Davası’nın 7. duruşmasında TTB Merkez Konsey Başkanı Şebnem Korur Fincancı’nın ve mevcut merkez konseyinin görevden alınmasına karar verildi. Saray iktidarı yargı eliyle haksız ve hukuksuz müdahalelerine her gün bir yenisini daha eklemeye devam ediyor. Hekimlerimizin eşitlik ve özgürlük mücadelesinin yanında, TTB’ye uzanan ellerin karşısındayız!

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK): TTB Merkez Konsey üyelerinin görevden alınması kararı hukuksuzluklara bir yenisini daha eklemiştir. Siyasi iktidarın hedef gösterdiği TTB hakkında verilen bu karar hukuki değil, siyasi bir karardır. Hukuku, adaleti yok saymaktır. Halkın sağlık hakkını, iyi hekimlik değerlerini savunan TTB Merkez Konsey üyelerinin görevden alınması kabul edilemez! KESK olarak, yaşama ve yaşatma mücadelesini sürdüren TTB’nin yanındayız! Eşitlik, özgürlük, emek ve demokrasi mücadelesinden vazgeçmeyeceğiz!

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Genel Merkezi: “Sağlık hakkı ve sağlık emekçilerinin hakları için yürüttüğümüz mücadelede her zaman yanımızda olan Türk Tabipleri Birliği Merkez Konsey Üyelerinin haksız ve hukuksuz bir şekilde görevlerinden alınmasını kınıyoruz. Bu kararla TTB’ye kayyım atanmıştır. Kayyım zihniyetini kabul etmiyoruz. Bu zihniyete karşı TTB’nin yanında mücadeleye devam edeceğiz. Yaşama ve yaşatma mücadelesinden vazgeçmeyeceğiz.”

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (THİV): “İyi hekimliğin, insan hakları ve demokrasi ilkelerinin tavizsiz savunucusu TTB Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınması kararı kabul edilemez.”

Diyarbakır Barosu: İktidar ve bazı siyasi parti yetkilileri; TTB’yi hedef göstermiş, yargı da her zaman olduğu gibi üzerine düşen sorumluluğu “kusursuz” bir şekilde yerine getirmiş. Siyaset, yargı eliyle her yeri istediği şekilde dizayn etmeye çalışıyor. TTB yalnız değildir. Bu hukuksuzluğa karşı dayanışma içinde olacağız.”

İnsan Hakları Örgütü (İHD): “Siyasi İktidarın ve ortaklarının uzun süredir hedef gösterdiği TTB Merkez Konseyi üyeleri görevden alındı. Siyaset kurumunun verdiği karar yargı eliyle sonuçlandırıldı. Bizler biliyoruz ki bu karar hukuki değil siyasi bir karardır. TTB Hekim meslek örgütüdür.”

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB): TTB Merkez Konseyi’nin görevden alınmasına yönelik hukuk dışı karar kabul edilemez, bu kararı reddediyoruz. Verilen karar sadece TTB’ye yönelik değil ülke demokrasisine vurulan bir darbedir. Hekimlerin haklı mücadelesinin, TTB’nin yanındayız.

Demokrasi İçin Hukukçular: “Hekimlerin seçtiği yöneticilerin siyasi saiklerlerle görevden alınması hukuksuzdur. Bu karanlıktan, demokratik hak kırıntılarını, kurumları korumak için direnenlere omuz vererek, birlikte mücadele ederek çıkacağız.”

Ne olmuştu?

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, “PKK’ye yönelik yürütülen askeri operasyonlarda kimyasal silah kullanıldığı iddialarının tarafsız heyetlerce soruşturulması gerektiğini ifade eden Şebnem Korur Fincancı hakkında ‘terör örgütü propagandası yapmak’ ve ‘Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, devletin kurum ve organlarını aşağılama’ iddiasıyla soruşturma başlatmıştı.

Fincancı, “Sanki ben kimyasal kullanılmıştır demişim gibi haber yapıyorlar. Öyle bir şey demedim ben. Canlı yayında konuşuyorum. Hani diyorum ki bir kimyasal etkisi olabilir. ‘Sinir sistemini etkileyen o istemsiz hareketler nedeniyle bunun araştırılması gerekir’ diyorum. Yani görüntüler de bunu söylemek olanaklı değildir diyorum canlı yayında. Sanki ben ‘kimyasal var’ demişim gibi lanse ediyor. Onların o şekilde yapması da sorumsuzluk tabii ki. Ben eleştirilerimi de yönelttim kendilerine” açıklamasını yapmıştı.

Kabine toplantısının ardından açıklama yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TTB Başkanı Fincancı üzerinden TTB’yi hedef gösterdi. “TTB Başkanı’yla ilgili yargı harekete geçmiştir. Gerekirse yasal düzenlemeyle bu ismin değişmesini sağlayacağız. Böyle bir şahsın adı Türk’le başlayan kurumun başında olmasını milletimizin tüm fertlerini rahatsız ettiğine inanıyorum” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında Türk Tabipleri Birliği’nin kapatılmasını, yönetimine en ağır ceza verilmesini ve TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı ve yönetiminin Türk vatandaşlığından çıkarılmasını istedi.

Fincancı hedef göstermelerin ardından gözaltına alınan Fincancı, 27 Ekim Perşembe 2022’de tutuklanmıştı. 11 Ocak 2023’te görülen duruşmada, Fincancı’nın tahliyesine karar verilmişti.

Paylaşın

TTB Duyurdu: ‘İyi Hal Belgesi’ Başvuru Sayısında Rekor

Türk Tabipleri Birliği (TTB) sağlık emekçilerinin yurtdışına gidebilmek için aldığı ‘iyi hal belgesi’ne yapılan başvuru sayısının ağustos ayında 300’ü aştığını bildirdi. TTB verilerine göre yılın ilk 8 ayında ise bu belgeyi alanların sayısı 1964’e yükseldi.

Türkiye, ağır çalışma koşulları, sağlıkta şiddet ve düşük ücretler sebebiyle doktorlarını kaybetmeye devam ediyor.

Her ay yurt dışına gitmek için belge alan doktor sayısını açıklayan Türk Tabipleri Birliği (TTB), ağustos ayında rekor artış olduğunu söyledi. TTB’nin açıklaması şöyle:

“TTB’ye ‘İyi Hal Belgesi’ başvuru sayısı; Ağustos ayında ilk defa 300 bariyerini aşarak 315 oldu. 2023’ün ilk 8 ayında 1964’e ulaştı.

İktidar eliyle derinleştirilen yoksulluğa, umutsuzluğa ve tırmandırılan şiddete karşı; haklarımız için bir kez daha ‘Emek Bizim Söz Bizim’ deme zamanı!”

İyi hal belgesi

İyi hal belgesi, yurt dışına eğitim ve çalışma amaçlı giden tüm personele verilen bir nevi “temiz kâğıdı” anlamına geliyor.

Belgede kişinin diploma tescil bilgileri ile ülkemizde çalıştığı sürede disiplin cezası alıp almadığı yer alıyor. Başvuru sahibi ilgili ülke makamlarına bu belgeyi sunarak eğitim ya da çalışma izni alabiliyor.

Paylaşın

Hekim Göçü Durdurulamıyor: “İyi Hal Belgesi” İsteyen Hekim Sayısı 1361

“İyi Hal Belgesi” isteyen hekim sayısı 2023’ün ilk altı ayında 1361’i buldu. Yurt dışına göç etmek isteyen hekimlerin talep ettiği “İyi Hal Belgesi” hekimlerin sicil kaydını, daha önce mesleki sicillerinde bir suç olup olmadığını gösteriyor.

Haber Merkezi / İyi Hal Belgesi, Türk Tabipler Birliği (TTB) Merkez Konseyi tarafından oluşturuluyor.

Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) bugün yayımladığı verilere göre TTB’ye İyi Hal Belgesi” için haziran ayında 242 hekim başvurdu. Böylece belge için başvuran hekimlerin sayısı 2023’ün ilk altı ayında 1361’i bulmuş oldu.

TTB’ye 2022 yılında yapılan İyi Hal Belgesi başvurusu talebi, 2012’deki başvuru talebinin neredeyse 40 katıydı.

TTB, verileri paylaştığı açıklamada şöyle dedi: “Deprem bölgesindekiler başta olmak üzere tüm meslektaşlarımızın çalışma koşullarının iyileştirilmesi için mücadeleye devam!”

İyi Hal Belgesi nedir?

Yurt dışına göç etmek isteyen hekimlerin talep ettiği “İyi Hal Belgesi” hekimlerin sicil kaydını, daha önce mesleki sicillerinde bir suç olup olmadığını gösteriyor.

Kayıtlar incelenerek kesinleşen uyarı, para ve meslekten men cezaları ve itiraz edilmediği için tabip odalarında kesinleşen uyarı ve para cezalarına ilişkin tutulan arşiv kaydı taranıyor.

İyi Hal Belgesi, Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi tarafından oluşturuluyor.

Erdoğan: Gidiyorlarsa gitsinler

Türk Tabipleri Birliği (TTB), seçimler sonrası sağlık çalışanlarının yurtdışına gidebilmek için aldığı ‘İyi Hal Belgesi’ başvuru sayısının ortalamanın üstünde arttığını açıklamıştı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2022 yılında ağır çalışma koşullarının iyileştirilmesini isteyen doktorlara “Efendim işte doktorlar az para aldıkları için ayrılıyorlar. Varsın gidiyorlarsa gitsinler. Buralar boş kalmayacak” demişti.

Paylaşın

Türk Tabipleri Birliği’nden Deprem Bölgeleri İçin “Salgın” Uyarısı

Türk Tabipleri Birliği (TTB), Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerin büyük yıkıma neden olduğu 11 il için salgın uyarısında bulundu. 

Türk Tabipleri Birliği (TTB), TTB Olağandışı Durumlarda Sağlık Hizmetleri (ODSH) Kolu ve sağlık emek-meslek örgütlerinin oluşturduğu Deprem Kriz Masası, Deprem Bültenlerinin 19. bugün açıkladı.

“Havalar Isınırken Salgın Riski” temalı çevrimiçi açıklamada, TTB Pandemi Çalışma Grubu üyesi Dr. Muzaffer Eskiocak deprem sonrası kalabalık, yıpratıcı yaşam koşulları sonucu sık görülebilecek hastalıklara ilişkin bir sunum yaptı.

İshal, kolera, kızamık ve sıtma hastalıklarının ortaya çıkma koşulları, türleri ve yaygınlığı hakkında bilgiler veren Eskiocak, “Yeterli miktarda güvenli içme ve kullanma suyu ile atıkların uzaklaştırılması şarttır” diyerek sunumunu noktaladı.

Sinek ve böcek yoğunluğu arttı

Saha aktarımları bölümünde Dr. Onur Erden ve Dr. Selçuk Atalay Malatya’dan, Dr. Mihriban Yıldırım Hatay’dan; Dr. Gamze Varol ise Adıyaman’dan bilgi aktardı.

Hekimlerin bölgeden tespitleri şöyle:

Kamuoyu ilgisinin azalması ve dezenformasyon ile birlikte sağlık hizmetlerinin organizasyonundaki eksiklikler artıyor.

Adıyaman’da koruyucu sağlık hizmetlerinde eksiklik dikkat çekiyor.

Sel sonrası içme ve kullanma suyuna erişimde büyük sorunlar gözleniyor. Su ve tuvalet ihtiyaçlarının karşılanamaması, salgın riskinin artmasına sebep oluyor.

Sinek ve böcek yoğunluğuna bağlı hastalıkların önlenmesi için ilaçlama yapılmıyor.

Uyuz vakalarının arttığı gözlemleniyor.

Geçici yerleşim alanlarında yangın tüplerinin dağıtılmaması olası bir yangına hızlı müdahale olanaklarını güçleştiriyor.

İdari yetkililer normalleşme ve tüm poliklinikleri açma yöneliminde olsa da, fiziki koşullar buna elverişli değil.

Acil servislere olan başvuru sayısında, nüfus azalmasına paralel bir azalma söz konusu değil.

Sağlık emekçilerinin barınma sorunu 50 gün geçmesine karşın halen çözülemedi.

Sağlık emekçilerinin ücret ve özlük haklarında sorunlar yaşanıyor. Aile hekimler ve hastanelerde çalışan hekimler teşviklerini alamadıkları gibi nöbet ücretlerini de alamadı.

Hekimlerin çok büyük çoğunluğu temel haklarının gasp edilmesine bağlı olarak tükeniyor ve atama istiyor.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

14 Mayıs İhtimali Zayıflıyor; Depremler Nedeniyle Seçimler Ertelenebilir Mi?

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremler 13,5 milyonunun yaşadığı 11 ilde büyük yıkıma neden oldu. Depremler sonrası, 14 Mayıs’ta yapılması planlanan seçimlerin yapılıp yapılmayacağı tartışılmaya başladı.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre, iktidar kanadında seçim tarihi değişikliğine ilişkin yeni bir karar alınmadı, ancak kulislerde 14 Mayıs olasılığının zayıfladığı konuşulmaya başladı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de, “Her şeye rağmen seçimi iptal edemeyeceğini düşünüyorum. Ama 14 Mayıs’ta olmaz seçim, zamanında, 18 Haziran’da yapılması lazım” sözleriyle seçimlerin zamanında yapılacağı tahminini dile getirdi.

Türkiye’nin güneydoğusunu vuran ve binlerce yurttaşın yaşamını yitirmesine yol açan deprem sonrasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bölgede 3 ay boyunca olağanüstü hal (OHAL) ilan etti ve bu karar TBMM tarafından da onaylandı.

Depremden etkilenen iller ayrıca “genel hayata etkili afet bölgesi” ilan edildi.

Kulislere yansıyan bilgilere göre Yüksek Seçim Kurulu’nda şimdiye kadar hazırlıklar seçimler “normal zamanında yapılacakmış” gibi yürüyordu.

Depremden sonra zaten yeni bir adım atılması veya karar alınması söz konusu olmadı.

AKP karar almadı ama 14 Mayıs ihtimali zayıflıyor

AKP’nin yetkili kurullarında, seçim tarihinin ertelenmesi veya iptal edilmesiyle ilgili bir değerlendirme yapılmış değil.

Ancak 14 Mayıs seçeneğinin zayıfladığı kulislerde konuşulmaya başladı.

Bazı AKP yöneticileri, henüz somut bir karar alınmamakla birlikte seçimlerin 18 Haziran’da, yani zamanında yapılabileceğine işaret ediyor.

AKP kaynakları, seçimin iptali veya takvim değişikliği gibi bir planlamanın şu anda gündemlerinde olmadığını belirtiyor.

Bazı AKP yöneticileri, depremin yaralarının sarılması zaman alsa da OHAL kararının ardından hızla toparlanmanın sağlanacağı ve seçimlerin 14 Mayıs’ta olmasa da zamanında yapılmasının sağlanabileceğini ifade ediyor.

Akşener de ’18 Haziran’ dedi

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de, kendisiyle birlikte deprem bölgesine giden gazetecilere yaptığı açıklamada, seçimlerin 14 Mayıs’a yetişemeyeceği tahmininde bulunurken iptal beklemediğini de söyledi:

“Büyük beceriksizlikle karşı karşıyayız. Bu beceriksizliğin sonuçları itibarıyla, büyük bir siyasi iniş yaşayacaklar.

“Her şeye rağmen seçimi iptal edemeyeceğini düşünüyorum. Ama 14 Mayıs’ta olmaz, seçimin zamanında, 18 Haziran’da yapılması lazım.

“Biz siyasilerin görevi de bu seçimi yaptırmaktır…”

CHP kulisleri: 1 yıl ertelemeyi zorlayabilir

CHP ise iktidarın depreme müdahalede geç kaldığı ve bunun da kamuoyunda büyük bir tepkiye yol açtığı ve seçmenin tepkisini sandıkta göstereceği görüşünde.

CHP kulislerinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kaybedeceğini gördüğü bir seçime girmek istemeyeceği ve bu nedenle de en az “1 yıl seçimi ertelemeyi” zorlayacağı yorumları yapılıyor.

Anayasa’nın 78. Maddesi sadece “savaş nedeniyle” seçimlerin 1 yıl ertelenmesine olanak tanısa da, iktidar partisinin Yüksek Seçim Kurulu (YSK) eliyle 18 Haziran seçimlerinin ertelenmesinin yollarını arayacağı iddiaları dile getiriliyor.

Anayasa ve yasalara göre erteleme veya iptal mümkün mü?

Anayasa’ya göre, TBMM veya Cumhurbaşkanı kararıyla seçimleri öne almak mümkün. Anayasa’nın 77. maddesinde, seçim zamanında yapılabilecek değişiklikler “TBMM ve cumhurbaşkanlığı seçimleri beş yılda bir aynı günde yapılır” ifadesiyle açıklanıyor.

Anayasa’nın “Seçimlerin geriye bırakılması ve ara seçimler” başlıklı 78. maddesi’ne göre ise ertelemenin tek istisnası savaş hali:

“Savaş sebebiyle seçimlerin yapılmasına imkan görülmezse, TBMM seçimlerin 1 yıl geriye bırakılmasına karar verebilir.”

Cumhurbaşkanı Seçimi Yasası’nın 5. maddesi de yine savaş nedeniyle, cumhurbaşkanlığı seçiminin de 1 yıl geriye bırakılmasını hükme bağlıyor.

YSK karar verebilir mi?

Anayasa’ya göre, seçimlerin “genel yönetimi ve denetiminden” sorumlu olan Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) kararları aleyhine yargı veya başka bir merciye başvurulamadığı için, aldığı kararlar da kesin.

Bu nedenle YSK’nın deprem nedeniyle “seçimlerin yapılmasına olanak görmediği” yönünde bir karar alma olasılığı da tartışılıyor.

Ancak hukukçular, seçimlerin öne alınması veya savaş nedeniyle geriye bırakılması yetkisinin TBMM ve cumhurbaşkanında olduğunu, o nedenle de böyle bir karar alınmasını beklemediklerini ifade ediyor.

Anayasa’nın 79. maddesinde YSK’nın görevleri şöyle ifade ediliyor:

“Seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları, şikayet ve itirazları inceleme, kesin karara bağlama ve TBMM üyelerinin seçim tutanaklarını ve cumhurbaşkanlığı seçimi tutanaklarını kabul etme görevi YSK’nındır. YSK kararları aleyhine başka bir mercie başvurulamaz.”

Paylaşın

Türk Tabipleri Birliği’nden Deprem Bölgeleri İçin Bulaşıcı Hastalıklar Uyarısı

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi,  “Afetin yaşandığı bölgede çöp toplama hızla organize edilmeli ve çöpler düzenli olarak toplanmalıdır, çünkü çöpler bulaşıcı hastalıkları taşıyabilecek haşarat ve kemirgenlerin üreme alanlarıdır.” ifadelerinin yer aldığı bir bilgi notu paylaştı.

Haber Merkezi / Bilgi notunda, bulaşıcı hastalık riskine karşı önlem alınması gerektiği ifade edildi ve yapılması gerekenler şöyle sıralandı:

“Afetin yaşandığı bölgede çöp toplama hızla organize edilmeli ve çöpler düzenli olarak toplanmalıdır, çünkü çöpler bulaşıcı hastalıkları taşıyabilecek haşarat ve kemirgenlerin üreme alanlarıdır.

Ulaşımın zor ya da olanaksız olduğu durumlarda sokak aralarına ve dar yerlere erişebilecek el arabalarından yararlanılmalıdır.

Afetten önce bölgeye hizmet veren çöp dökme alanları uygun ise çöpler toplanarak buraya dökülmeye devam edilmeli, bu alanlara ulaşım mümkün değilse veya bizzat bu alanlar afet nedeni olmuşsa, aşağıda tarif edileceği üzere çöpler bu iş için belirlenmiş uygun biriktirme yerlerine dökülmelidir.

Afetzedelerin barındığı yerlerin uygun noktalarında çöp bırakılacak alanlar oluşturulmalıdır. Bu alanlar günlük olarak kireç kaymağı, klor eriyiği, çamaşır suyu vb. malzemelerle dezenfekte edilmelidir.

Karasineklerle mücadelede canlının yumurta bırakacağı çöp, gübre gibi ortamların üstlerinin açık olmaması gerekir (Uygun çöp kovası yoksa 20 santimetre kalınlığında toprakla çöp ve gübre yığınlarının üstü örtülebilir).

Çöp toplama alanlarının su kayaklarından en az 60 metre; mümkünse besin maddeleri dağıtım-depolama yerlerinden en az 1 kilometre uzakta, yaya ve araçların geçişine engel olmayacak bir yerde olmasına dikkat edilmelidir.

Çocukların ve hayvanların çöp toplama alanlarında dolaşmasına izin verilmemeli, buralara hayvan ölüleri atılmamalıdır.

Çöp yığınlarından şıra sızmasının önüne geçilmeli; sızma varsa bu yerler çamaşır suyu ya da benzeri bir dezenfektan ile yıkanmalıdır.

Çöp yığınlarında ve toplama alanlarında haşere ve kemiricilerin oluşması, üremesi önlenmeli, bu zararlılarla mücadele amacıyla kullanılan pestisit ve insektisitlerin de bir kirlilik unsuru haline gelmemesine dikkat edilmelidir.

Her 200 kişi için iki metre derinlikte ve 1,5 x 1 metre çukur açılmalıdır. Bu söz konusu nüfus için bir hafta yetebilir. Çukur içerisindeki organik materyalin bozunumu 4-6 hafta gerektirir. Çukurun üstü 40 santimetre kalınlığında sıkıştırılmış toprakla örtülmelidir.”

Paylaşın

Adana, Hatay Ve Osmaniye’de Yıkılan Binalara İlişkin Soruşturma

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremler nedeniyle Adana, Hatay ve Osmaniye’de yıkılan binalara ilişkin soruşturma başlatıldı. TBB’de depremlerde yıkılan binaların müteahhitleri ile projelerine onay veren, denetimleri gerçekleştirmeyen idari görevliler hakkında suç duyurusunda bulundu.

Haber Merkezi / Adana Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan yazılı açıklamada, soruşturma kapsamında teknik bilirkişi heyetlerinin görevlendirildiği bilgisi verildi:

“Numune alma ve bizzat alanda çalışmalara başlanılmıştır. Binaların yapımını üstlenen ve sonradan binalarda imara aykırı şekilde değişiklik yaparak yıkılmasına neden olan sorumlu kişilerin tespiti konusunda ilgili kurumlarla yazışmalar yapılmıştır. Bu kişiler yönünden gerekli tedbir durumları değerlendirilmekte, soruşturma konunun hassasiyeti de gözetilerek titizlikle ve tüm detaylarıyla sürdürülmektedir.”

Hatay ve Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılıklarından yapılan açıklamalarda da bu illerde yıkılan binalarla ilgili soruşturma başlatıldığı duyuruldu.

Türkiye Barolar Birliği’nden suç duyurusu

Türkiye Barolar Birliği (TBB), Maraş depremlerinde yıkılan binaların müteahhitleri ile projelerine onay veren, denetimleri gerçekleştirmeyen idari görevliler hakkında suç duyurusunda bulundu.

Türkiye Barolar Birliği’nin dilekçesinde, tespit edilecek sorumluların Türk Ceza Kanunu’nun Kasten öldürme başlıklı 81. maddesi ve Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi başlıklı 83. maddesi uyarınca yargılanması istendi.

Dilekçe şöyle devam etti: “Binaları inşa eden müteahhitler; yapıların mimari, statik ve her türlü plan, proje, resim ve hesaplarının hazırlanmasını ve bunların uygulanmasıyla ilgili fenni mesulleri, uzmanlık konularına ve ilgili kanunlarına göre sorumlulukları bulunan her türlü teknik görevliler ile inşaat aşamasından itibaren görev yapan her türlü yapı denetim görevlileri ve ilgili kişiler; binalara yapı kullanma izin belgesi veren, oturma izni veren görevli ve yetkililer; onlara bu yönde emir ve talimat veren yetkililer; denetim görevini yerine getirmeyen ilgili belediye, bakanlık yetkilileri ile depremin gerçekleşmesinin ardından arama ve kurtarma çalışmalarının geç, eksik ya da hatalı başlaması neticesinde kayıpların artmasına sebep olan sorumlular hakkında yürütülecek ceza soruşturması sonucunda Türk Ceza Kanunu’nun Kasten öldürme başlıklı 81. maddesi ve Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi başlıklı 83. maddesi uyarınca kovuşturma başlatılması ve ceza verilmesi talep edilmiştir.”

“Kovuşturma süreci etkin şekilde takip edilecektir”

TBB tarafından yapılan açıklamada, “Delillerin yok olmaması ve karartılmaması için numunelerin alınması ve incelenmesi dahil, yürütülecek tüm işlemlerde gönüllü ve alanında uzman meslektaşlarımızdan oluşturulacak komisyon ile teknik bilgiye sahip meslek örgütleriyle iş birliği içerisinde sağlıklı bir soruşturma süreci yürütülmesinin temini ve tüm şüphelilerin tespiti için çalışmalara başlanmış olup, cezasızlığın önlenmesi için gerek soruşturma gerekse kovuşturma süreci etkin şekilde takip edilecektir” denildi. 

Paylaşın

TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı Hakkında Tahliye Kararı

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı’nın “Terör örgütü propagandası” yaptığı iddiasıyla 7 yıl 6 aya kadar hapis cezası istemiyle tutuklu yargılandığı davada karar çıktı. İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi, Fincancı hakkında 2 yıl 8 ay 15 gün hapis cezası verdi ve tahliyesine hükmetti. Fincancı akşam saatlerinde tahliye edildi.

TTB Başkanı Fincancı’nın tahliyesi öncesinde polis cezaevi önünde barikat kurdu. Avukatlar da dahil girişler yasaklandı. Korur Fincancı, işlemlerinin tamamlanmasının ardından 18.00’da cezaevinden çıktı.

“Jin-jiyan azadi”, “TTB susmadı susmayacak” sloganlarıyla karşılanan Fincancı, daha sonra açıklama yaptı. TTB Başkanı Fincancı, “Tüm baskılara rağmen, bizlerle dayanışma içinde olan içinde olanlara teşekkür ediyorum” dedi.

Kendisine verilen cezaya değinen Korur- Fincancı, şöyle devam etti: “Bir kanalın yayın politikasının suç sayılması ve benim bundan sorumlu tutularak cezalandırılmam akıl alır gibi değil. Biz sadece insanlar için değil, tüm canlılar için tehdit olan her şeyi söylemeye devam edeceğiz. Bitmedi kavgamız, yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek mücadeleye devam edeceğiz.”

Duruşma öncesinde basın açıklaması yapan TTB, destek için gelen siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları, Çağlayan Adliyesi önündeki alana alınmadı. Açıklama, adliyenin yan tarafındaki metro istasyonu önünde yapılabildi. Basın açıklamasında Şebnem Korur Fincancı’nın derhal beraati ve tahliyesi talep edildi.

MSB’nin katılma talebine ret

Açıklamanın ardından polis ablukasındaki Çağlayan Adliyesi’nde görülmeye başlayan davanın duruşmasında, Milli Savunma Bakanlığı katılma talebini yineledi. Önceki duruşmalarda olduğu gibi bu duruşmada da, mahkeme heyeti bakanlığın katılma talebini reddetti. Fincancı’nın avukatları ise, 3 avukat sınırının hukuki dayanağı olmadığını ifade etti ve bu sınırın kaldırılmasını talep ettiler. Yargılamanın yapıldığı İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nin heyeti, bu talebi de reddetti.

Fincancı: İnsan öldüren değil bilimsel görüşünü veren hapse giriyor

Taleplerin reddinin ardından Fincancı savunmasına başladı. Kendisi üzerinen bir korku iklimi yaratıldığını öne süren Fincancı, bunun ifade ve bilim özgürlüğüne saldırı olduğunu söyledi. “Herkese nitelikli, ücretsiz sağlık hizmeti istediği için, şehir hastanelerine ve sağlıkta şiddete karşı çıktığı için, pandemide hakikati açıkladığı için Türk Tabipleri Birliği hedefte” diyen Fincancı, savunmasında “Bu ülkede, insan öldürmek insanları cezaevinde tutmaya yetmiyor ama bilimsel görüşünü vermek insanların cezaevine girmesine neden oluyor” ifadelerini de kullandı.

“Vatan hainleri yargılanacak”

“Ülkesinin yazgısını çıkar karşılığında birilerine teslim eden vatan hainleri yargılanacak. Emre itaat etmek kimseyi sorumsuz kılmıyor. Bizim karşı duruşumuz budur; kötülük hiç kimseye bulaşmasın diye…” diyerek sözlerini sonlandıran Fincancı, mahkeme salonunda bulunanlar tarafından alkışlandı.

Fincancı’nın savunmasının ardından avukatları söz alarak savunmaya başladı. İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı avukat Öztürk Türkdoğan, Meriç Eyüboğlu ve Hülya Yıldırım’ın savunmalarının ardından, mahkeme karar için duruşmaya ara verdi.

Hükümle birlikte tahliye

Aradan sonra kararını açıklayan mahkeme, Fincancı’nın ‘terör örgütü propagandası yapma’ suçunu işlediği gerekçesiyle 2 yıl 8 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme heyeti, Fincancı’nın hükümle birlikte tahliye edilmesine de karar verdi.

Ne olmuştu?

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi sınırları içinde ekim ayında yürüttüğü operasyonlar sırasında kimyasal silah kullandığı iddiaları gündeme gelmişti. Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı da, katıldığı bir televizyon programında bu iddialarla ilgili “Bölgenin bağımsız heyetler tarafından etkin biçimde araştırılması gerektiğini” yorumunu yaptı.

Fincancı’nın sözlerinin ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 20 Ekim’de Fincancı hakkında soruşturma başlattığını duyurdu. Bunun üzerine 26 Ekim’de İstanbul’da gözaltına alınan Fincancı, götürüldüğü Ankara’da ifadesinin ardından 27 Ekim’de tutuklandı.

Fincancı hakkında “terör örgütü propagandası yapma” suçunun işlediği gerekçesiyle hazırlanan iddianamenin ardından açılan dava 2 Aralık’ta İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Savcılık, ilk kez 23 Aralık’ta hakim karşısına çıkan Fincancı hakkında mütalaasını verdi. Mütalaada, Fincancı’nın “Terör örgütü propagandası yapmak” suçundan üst sınırdan cezalandırılması ve tutukluluk halinin devamı istendi.

7 yıl 6 aya kadar hapis istemiyle yargılanan Fincancı’nın davasının görüldüğü mahkemenin heyeti, 23 Aralık’taki duruşmayı 29 Aralık’a erteledi ve “adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı” gerekçesiyle Fincancı’nın tutukluluk halinin devamına karar verdi.

29 Aralık’taki duruşmada ise karar çıkması bekleniyordu ancak Fincancı’nın avukatlarının reddi hakim talebi nedeniyle dava ertelendi. Mahkeme, karar duruşması için 11 Ocak tarihini belirledi.

Paylaşın