TİP Genel Başkanı Erkan Baş: NATO Bir Terör Örgütüdür

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Rusya ile Ukrayna arasında gerilimin tırmanmasına ilişkin, “Bizim tarafımız halkların kardeşliğidir, bizim tarafımız barıştır. Bizim tarafımız açık ve net bir biçimde emperyalizme karşı mücadele tarafıdır” dedi.

Suriye savaşını hatırlatan Baş, partisinin İstanbul il örgütünde yaptığı açıklamada, “İktidarın çıkarları uğruna yeni maceralara sürüklenmesine izin vermeyeceğimizi de vurgulamak istiyoruz” ifadelerini kaydetti.

Bölgede “savaş naralarının” yükseldiğini, Türkiye’nin silahların, bombaların, tankların gölgesinde bir gündemde yaşamak durumunda olduğunu söyleyen Baş, “Sözlerimize başlarken Orta ve Doğu Avrupa’yı bir cephaneliğe çeviren emperyalist bir suç örgütü olarak değerlendirdiğimiz NATO’yu, Ukrayna’dan elini çekmeye çağırıyoruz. Bütün bu tartışmaların başlangıç noktası, sözde Sovyet tehdidine, sözde sosyalizm tehdidine karşı kurulduğunu ilan eden, bu amaçla faaliyet sürdürdüğü yalanıyla var olan NATO’nun bu sözde tehdit bile ortadan kalkmasına rağmen yıllardır faaliyetlerini üstelik genişleyerek daha büyük tehditler yayarak sürdürmeye başlamasına işaret ediyoruz” dedi.

“Türkiye İşçi Partisi açısından bu ve benzeri gerilimlerde ilkesel yaklaşımlar esastır. Biz bütün sözlerimize “İşgal politikalarına ve savaşa hayır” diyerek başlıyoruz. Tüm emperyalist askeri paktlara karşı tutum almaya çağırıyoruz. Değerli yurttaşlar, NATO bir terör örgütüdür. NATO’nun varlığı dünya barışına, dünya halklarına dönük bir tehlikedir ve bugün bu kendisini çok daha açık biçimde göstermektedir.”

Taraflarının savaş olmadığını, “halkların kardeşliği” ve “barış” olduğunu ifade eden Baş’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şu şekilde:

“Çok ağır bedeller ödedik”

“Bizim tarafımız açık ve net bir biçimde emperyalizme karşı mücadele tarafıdır ve özellikle bütün derdi iktidar koltuğunu korumak olan bir iktidar tarafından yönetilen bir ülkenin yurttaşları olarak da saray rejimine Adalet ve Kalkınma Partisi’ne karşı mücadelenin yükseltilmesinin ne kadar yaşamsal olduğunu bir kez daha deneyimlediğimiz bir süreçten geçtiğimizi hatırlatmak istiyoruz. AKP çok uzun yıllardır emperyalist planlar doğrultusunda ülkemizi maceralara sürükleyerek halkımıza bedeller ödeterek iktidarını koruma stratejisini benimsemiş durumda. Suriye örneğinde bunu başardıklarını düşünüyor olabilirler.

Suriye’de savaşı körükleyen politikaların bir parçası olmak orada doğrudan cihatçı çetelerin hamiliğini yaparak Türkiye’yi savaşın fiilen bir tarafı haline getiren politikalar AKP iktidarı açısından koltuğunu korumayı başarma sonucu getirmiş olabilir ama bunun bedelini Türkiye halkları, Suriye halkı ve hep birlikte bölge halkları olarak bizler ödüyoruz. Dolayısıyla oradan çıkardığı sonuçla bu gerilimi de kendi iktidarını korumak için kullanacağı kaygısı çok yaygın bir şekilde yurttaşlarımız tarafından hissediliyor. Biz daha önceki yaşadığımız acı tecrübelerden yola çıkarak bu konuda kararlı bir tutum içerisinde olacağımızı kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz. Çok ağır bedeller ödedik.

Türkiye’nin pek çok yerinde işçi direnişleri, işçilerin hak mücadelesi büyüyerek devam ediyor. Sevindirici bir haber aldık geçtiğimiz günlerde. Migros depolarında direnen işçi kardeşlerimiz gündem olmuşlardı, kamuoyunun geniş desteğini almışlardı… Verdikleri mücadele ile ilgili olarak ve nihayetinde geçtiğimiz günlerde işten atılan işçi arkadaşlarımız geri alındılar. Maaşlarında bir artışa gidildi, prim ödemelerinin yapılacağı açıklandı. İşçi sağlığı ve çalışma koşullarıyla ilgili de düzeltme taleplerinin yerine getirileceği ortaya çıktı.

Şimdi bu gelişmeyi çok önemli buluyoruz onu söyleyeyim. Migros direnişi bize bir kez daha direnen işçilerin kazanacağını işçilerin inadının dayanışmasının sonuç aldığını göstermiş oldu. Ne patronlar, ne polis, ne onların şiddeti işçilerin birliği dayanışması mücadelesi karşısında hiçbir şey yapamıyor. Sonunda kazanan işçiler oluyor ve şunun da altını özellikle çizmek istiyoruz. Bu zafer esas olarak birlikte direnen işçi arkadaşlarımızın onlara öncülük eden sendikalarının ve kararlı inatçı eylemlerinin bir sonucudur. Hepsine tüm Türkiye işçi sınıfı adına teşekkür ediyoruz. Bu mücadeleye destek veren tüm yurttaşlarımıza ve bir sanatçı sorumluluğuyla onların yanında duran Haluk Levent’e de özel olarak teşekkür etmek istiyoruz.”

Paylaşın

TİP Başkanı Erkan Baş: Erdoğan, And Olsun Ki Hesaplaşacağız

Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) Müdahale Kongresi, Türkiye’nin dört bir yanından gelen işçilerin, gençlerin, kadınların ve LGBTİ+’ların katılımıyla Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlendi. Kongreye birçok sendika, emek örgütü, siyasi parti temsilcisi ve hak arama mücadelesi veren yurttaşlar katıldı.

TİP’in sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Eşitlik, özgürlük, emek ve sosyalizm mücadelesinde TİP 61 yaşında! Dünden bugüne, bugünden yarına inatçı ve kararlı yürüyüşümüz sürüyor. Haydi başlıyoruz. Yerini al” denildi.

Kongrede konuşma yapan TİP Genel Başkanı Erkan Baş “Ey Sarayında oturup bu ülkeyi açlığa mahkum eden Tayyip Erdoğan! Ey bu Saray rejiminden beslenen patronlar, tarikatçılar, işbirlikçiler, mafya bozuntuları. And olsun ki hesaplaşacağız! Bu bir kurtuluş hareketidir. Kurtuluş için hesaplaşacağız! Kardeşler! Doğup büyüdüğümüz bu topraklara, bizi besleyen doğasına, bu mavi gezegene borcumuz var. Biz yıllardır direnmemize rağmen ‘Bu daha başlangıç’ demeyi Gezi’den öğrendik!” dedi.

Erkan Baş, sözlerine “Bize diyorlar ki ‘Siz zenginliğe düşmansınız.’ Hayır, biz yoksulluğa düşmanız! Eğitim, sağlık, tüm temel insan hakları tüm halka ücretsiz olacak! O, saraya muhalif olduğunu iddia eden tüm partilerin yöneticilerine sesleniyorum. Millet İttifakını uyarmayı borç biliyorum. Türkiye dün akşam yayımlanan o fotoğrafa sığmaz! Kendi çıkarlarını halkın çıkarlarının önüne koyanı herkes affetse biz affetmeyiz!” diye devam etti.

Kongrede konuşan TİP İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil, ”Adıyla sanıyla şanıyla sosyalist Türkiye Cumhuriyeti istiyoruz, bu kadar basit” sözlerine yer verdi. Ülkenin yüzde 99’u cahil diyenlere seslenen Sera Kadıgil, “Bu ülkenin yüzde 99’u çalışıyor, yüzde 1’i ise yiyor. Biz gece gündüz çalışalım, bunlarda yattıkları yerden yesinler. Bunca yalanın sebebi bu” diye seslendi.

Sosyalist Türkiye Cumhuriyeti’ni istemenin saçma olduğunu söyleyenlere de seslenen Kadıgil, “Saçma olan bizim istediğimiz dünya değil, saçma olan içinde yaşadığımız, maruz kaldığımız bu dünya” sözlerine yer verdi. “Bizim bir davamız var, planımız var” diyen Kadıgil, şu sözlerine şöyle devam etti:

“Saray rejimini yeneceğiz, sonrasında da ülkeyi patronlara teslim etmemizi bekleyenler varsa açıkça söylüyoruz çok beklerler. Biz sadece AKP’den değil, AKP’ler yaratan bu düzenin kendisinden kurtulmak istiyoruz. Bu yüzden diyoruz ‘Haydi başlayalım’ diyoruz. Okullarımızı, meclisimizi, derelerimizi, hastanelerimiz, hepsini bu haramilerden geri alacağız. Bu yolda yalnız değiliz.”

Paylaşın

TİP’in Yasa Teklifi Yeniden Gündemde: Yanan Cebin Değil Kombin Olsun

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Ekim 2021’de faturalardaki yükün yurttaşlar lehine ortadan kaldırılmasını öngören “Cep dostu fatura yasası teklifini” bir kez daha gündeme getirdi. TİP, teklifin hala Meclis’te beklediğini duyurmasının ardından “Faturayı topluma değil, kendi ceplerini doldurmanın peşindekilere keseceğiz” açıklaması yaptı.

Ayrıca “Yanan cebin değil kombin olsun” sloganıyla söz konusu teklife ilişkin detayların yer aldığı bir bilgilendirme mesajı paylaşan TİP, Türkiye’nin neden bir fatura yasasına ihtiyaç duyduğunu şu sözlerle anlattı:

“Türkiye İşçi Partisi olarak, önü arkası kesilmeyen zamlara karşı TBMM’ye bir yasa teklifi sunduk. Elektrik, su, doğalgaz ve internete erişim temel insan hakkıdır. Enerji kaynaklarımız ve hizmetlerimiz özelleştirildi. Bu yasayla fiyatları çığ gibi büyüyen hizmetlere ulaşımı kolaylaştıracak bir çözüm üretmeyi amaçlıyoruz.

“Ancak sorunun kaynağının da farkındayız: Özelleştirilmiş ve sadece kar odaklı yönetilen enerji şirketlerini kamulaştıracağız! Bu hizmetlerin kar güdüsüyle değil, toplumun faydası için çalışmasını sağlayacağız. Türkiye toplumu kendi enerji hizmetleri üzerinde söz sahibi olmalıdır. Faturayı topluma değil, kendi ceplerini doldurmanın peşindekilere keseceğiz!”

Teklif neleri içeriyor?

TİP Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil teklifin neler içerdiğini Ekim’de verdiği kanun teklifini için düzenlediği basın toplantısında şu şekilde anlatmıştı:

“Enerji şirketlerini daha fazla kar edecek diye, halkın daha fazla yoksullaştığı düzenin tersine dönmesi gerektiğini düşünüyoruz. Hane geliri 18 bin-13 bin TL arasında olanlar vergisiz, hane geliri 13 bin-11 bin TL arasında olanlar vergisiz artı yüzde 10 / yüzde 30/ yüzde 50 destek, hane geliri 11 bin 7 bin TL arasında olanlar vergisiz artı yüzde 60 / yüzde 63 yüzde 65 destek, hane geliri 7 bin-5 bin 500 TL arasında olanlar vergisiz artı yüzde 75/ yüzde 85/ yüzde 95 destek, hane geliri 5 bin 500-0 TL olanlar vergisiz artı yüzde 100 destek alacaklar.”

Sera Kadıgil, “Tüm bunların kaynağının nereden karşılanacağı” şeklindeki soruya ise şöyle yanıt vermişti: “Tüm yolsuzlukları, israfları, talanı bir yana bırakıyorum. Mesela 2018 yılında çıkartılan bir teşvik kanunu var. Yüzde 50 indirim uygulanıyor bazı sanayi kollarına ve bu kanundan 34 şirket faydalanmış. 34 şirkettin devlete tahmini maliyeti ise 1 buçuk milyar TL.

Yani şirketlerden 1 buçuk milyar az almayı kabul edebiliyoruz. Ama asgari ücretle çalışan insandan yüzde 30 vergi alıp üstüne de şirketlere kar üzerine kar ettiriyoruz. Kaynak çok basit arkadaşlar, patronlardan alacaksınız halka vereceksiniz. İnsanlar daha az fatura ödeyecek ve şirketler biz zahmet daha az kar edecek.”

“Temel insan hakkı”

Söz konusu toplantıda enerjiyi, 21. yüzyılda insanların yaşamlarını sürdürebilmesinin kurucu bir unsuru olarak gördüklerini ve enerji hakkını, temel insan haklarından biri olarak kabul ettiklerini vurgulayan Kadıgil, şöyle devam etmişti:

“Hane geliri net asgari ücretin 6,5 katı veya altında ise belirlenen ortalama tüketim miktarlarının altında elektrik, su, doğalgaz ve internet tüketilmesi halinde, bu faturalar vergilerden ve katkı paylarından muaf olmalıdır.

Hane geliri net asgari ücretin 4,75 ile 4,25 katı arasında ise belirlenen ortalama tüketim miktarlarının altında elektrik, su, doğalgaz ve internet tüketilmesi halinde, hane gelirine göre belirlenmesi suretiyle fatura bedellerinin yüzde 10’u ile yüzde 50’sine kadar olan kısmı Hazine tarafından karşılanmalıdır.

Hane geliri net asgari ücretin 4,25 ile 3 katı arasında ise fatura bedellerinin yüzde 60’ı ile yüzde 65’ine kadar olan kısmı Hazine tarafından karşılanmalıdır.

Hane geliri net asgari ücretin 3 ile 2 katı arasında ise fatura bedellerinin yüzde 75’i ile yüzde 95’ine kadar olan kısmı Hazine tarafından karşılanmalıdır.

Hane geliri net asgari ücretin 2 katı veya altında ise fatura bedellerinin tamamı Hazine tarafından karşılanmalıdır. Elektrik, su, doğalgaz ve internet ücret tarifelerinde yapılacak yıllık zam oranı asgari ücrete yapılacak yıllık zam oranını geçmemelidir.”

(Kaynak: bianet)

Paylaşın

Ahmet Şık: Sistemin Sigortası Üçüncü İttifak

Sedat Peker’in iddialarıyla ilgili Türkiye İşçi Partisi Araştırma Raporu’nun yer aldığı ‘Duvar’ kitabının imza günleri devam ediyor. Türkiye İşçi Partisi yayınlarından çıkan kitabın yazarları arasında Ahmet Şık’ın yanı sıra Bahadır Özgür, Ertuğrul Mavioğlu, Hakkı Özdal ve Timur Soykan da bulunuyor.

Duvar kitabının imza günü İzmit Yunus Emre Kültür Merkezi’nde yapıldı. Söyleşi bölümünde muhtemel bir erken seçim öncesi ittifakların alacağı konumdan bahseden TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, sistemin sigortasının üçüncü ittifak olacağını söyledi.

Ahmet Şık,“ Cumhurbaşkanının altına atanacak olan isimlerin Türkiye’nin bütün renkliliğini temsil edecek şekilde bütün farklılıkları gözeterek cumhurbaşkanı yardımcılarının atanması gerektiğini düşünüyoruz. Bir sivil anayasanın acilen yapılıp toplumun tartışmasına açılması gerekiyor. Bunun üzerine kurulacak olan adayın mevcut adayları alaşağı edeceği bir düzen bu. Bu ittifak zemininde anlaşacağım ortak aday her kim olacaksa Türkiye İşçi Partisi Olarak destek vereceğiz. En az sizler kadar bizler de bu ağır karanlığın son bulmasını istiyoruz. Seçimde iki oy kullanacağız. Bu durumda sistemin sigortası olacak ittifaklarının adayının cumhurbaşkanı seçileceğini düşünürsek ve de dengeyi sağlayacak unsurun da meclis olacağını düşünürsek işte o gün sistemin sigortası olan üçüncü ittifaka oy verilecek” dedi.

Çağdaş Kocaeli’den Ahmet Sancar Kızılkaya’nın aktardığına göre, “Cumhurbaşkanının ortaklaştığı noktada oyunuzu oraya verirsiniz ama parlamenter dağılımda oyunuz kesinlikle üçüncü ittifaktan yana olmalıdır” ifadelerini kullanan Ahmet Şık şöyle devam etti:

Ne kadar sayı yüksek tutulursa ülke o kadar hızlı normalleşir. Çaresiz değiliz. Bu işin sağı solu var. Bizim bu sağcılıktan kurtulmamız lazım. Bu ülkenin kurtuluşu solculuktan geçiyor. Bir düşmanlaştırma meselesinden bahsetmiyorum sakın böyle anlaşılmasın. Benim hayalini kurduğum Türkiye’de hepimize yer var. Kimsenin etnisitesi nedeniyle öldürülmediği, tutuklanmadığı, inancı ya da inançsızlığı nedeniyle ötelenmediği bir ülke bu. Bu ülkenin bütün temel hakları ve özgürlüklerine dair bütün kazanımları hepsi solcuların mücadelesi ile elde edilmiştir. Bana tek bir örnek veremezsiniz sağcılar mücadele etmiş, direnmiştir ve o hakları elde etmiştir diye. Bana tek bir örnek verin adımı değiştireceğim. Sakın başörtüsü demeyin. Çünkü orada bir mücadele yoktu. Tamamen dini yoksula hediye ederek hırsızlık yapmaya devam eden bir sistem vardı.

“Çocuklarınıza borcunuzdur”

İçinizde CHP’li ya da İYİ Partili ya da Millet İttifakının başka bileşenlerinin mensubu olabilirsiniz. Onların seçmeni olabilirsiniz. Ama size açık yüreklilikle şunu söyleyeceğim. Kusura bakmayın. Hiçbir şekilde Millet İttifakı’na oy veremezsiniz. Vermemelisiniz. Verirseniz çocuğunuzun önünde kafanızı eğmek zorunda kalacaksanız. Bakın bu kadar net söylüyorum. 100 yıllık Cumhuriyet tarihi bize bunu gösterdi. Ülkenin kadim sorunlarının çözümüne dair bize fikir verdi. Millet İttifakı diyerek hedef göstermek istemiyorum. Mevzumuz faşizmin yıkılması mı faşizmin sarayının yıkılması mı? Saray yıkılır da faşizm kalırsa sopayı tutacak elin değişimi dışında hiçbir şey olmayacak. Tam da bu nedenle halkın sigortası olacak vekillere ve partilere sahip üçüncü ittifaka oy vermeniz çocuklarınıza borcunuzdur.

Buradan bahsetmiyorum tenzih ederek söylüyorum ama yurttaşlara soruyorum muhalefet belediyelerinin sınırları içerisinde yolsuzluk yapılmadığını söyleyebilir misiniz? Samimiyetle söylüyorum, bugüne kadar tek bir kişi hayır yapılmadı diyemiyor. Aynı soruyu kendi belediyeleriniz için sorun. Buradaki belediye başkanını suçlamak için bunu söylemiyorum. Türkiye’nin her yerindeki insanlar bunu sormalı. Ben hırsızın hangi partinin mensubu olduğu ile ilgilenmiyorum. Ben hırsız olmayandan yanayım. Hırsız olmayanın tercih edilmesini istiyorum. Çünkü hırsızlık yapmıyor ise bilin ki bu ülkede demokrasi kurumlarının yerleşmesi için mücadele edecek. ”

Paylaşın

TİP Başkanı Erkan Baş: Birlik Sağlanırsa Erdoğan Yenilir

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine dair açıklamalarda bulunan TİP Genel Başkanı Erkan Baş, “Muhalefete birlik sağlanırsa ilk turda Erdoğan büyük bir farkla yenilir” dedi. Baş, ayrıca, “AKP’yi var eden temel sorunlara ilişkin köklü bir hesaplaşmaya giremezsek bu Türkiye’nin 30-40 yılının daha kaybedilmesi anlamına gelir” ifadelerini kullandı.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, TİP milletvekilleri Ahmet Şık ile Sera Kadıgil, İstanbul Taksim’de gazetecilerle bir araya geldi. Toplantıda gündemin öne çıkan başlıkları değerlendirildi.

Gerçek Gündem’den Fırat Fıstık’ı haberine göre, TİP milletvekili Ahmet Şık, olası bir sağ ittifakın TİP’i ve kurulacak sol ittifakı etkilemeyeceğini ifade ederek, “CHP umarım buradan mesajı alır, kendi pozisyonunu masaya yatırır diye düşünüyorum. (Sol ittifak görüşmeleri için) Kendi adıma söylüyorum, bizim bu konuda diğer partilerle ilgili bir şey söylememiz çok yakışık almaz ama biz gittiğimiz her yerde şunu söylüyoruz. İki ittifak var, çaresiz hissedebilirsiniz ama buna mahkum değilsiniz. Bir ittifak olacak ve TİP de bunun bir parçası olacak” dedi.

Milletvekili Sera Kadıgil de “Hiçbir sol partiye rezervimiz yok” derken “En geniş üçüncü ittifaka ihtiyaç duyduğumuzu hissediyoruz. Öyle bir noktadayız ki ayrıştığımız değil birleştiğimiz noktalar üzerinden hareket etmek önemli” diye konuştu.

TİP Genel Başkanı Erkan Baş, parlamentonun işlevsiz hale getirilmesinin reddedilmesi gerektiğini dile getirerek, “Parlamento sokaktaki mücadeleyi oraya taşıdığımız sürece anlamlı olur. Gelecek açısından da çok önemli. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine kilitlenildi fakat Erdoğan bir yenilgiye uğratılacaksa ve seçilen kişi bunu ortadan kaldıracaksa parlamento çok önemli olacak. İddialı olacak ama önümüzdeki seçimi sadece bir seçim olarak değerlendirmiyoruz. Geride kalan 100 yıla baktığımızda emekçiler, kürtler, gençler, aleviler siyasal temsil noktasında kendilerini var edemediler. Siyaset dar bir elite sıkıştı. Memleket sağa yatan bir gemiye benziyor. AKP ile bu gemi de battı. Önümüzdeki 50-100 yıl boyunca sol burada olacak mı? Soru bu” dedi.

Baş, özellikle sistem tartışmalarıyla ilgili ‘Nasıl çıkarsak çıkalım’ anlayışının çok hakim olduğunu belirterek diğer muhalefet partilerinin önerdiği güçlendirilmiş parlamenter sisteminin ne vaat ettiğinin tartışılması gerektiğini söyledi.

Baş, “AKP’den kurtulabiliriz fakat AKP’yi var eden temel sorunlara ilişkin köklü bir hesaplaşmaya giremezsek başka bir versiyonu iktidara gelir ve bu Türkiye’nin 30-40 yılının daha kaybedilmesi anlamına gelir” ifadelerini kullandı.

‘Millet İttifakı’na açık çek veriyoruz’

Toplantının sonlarına doğru Baş, cumhurbaşkanlığı seçimlerine dair açıklamalarda bulundu. Baş, önceki seçimlerden ders çıkarılması gerektiğinin özellikle altını çizerek şunları söyledi:

“Daha önce sağcı aday koydunuz, sonuçlarını gördük bunu yapmayın diyoruz. Ekmeleddin İhsanoğlu örneği var. İkinci turda zaten oy verebileceksek ilk turda oy verelim bitirelim bu işi istiyoruz. Açık konuşayım bir taraftan Millet İttifakı’na açık çek veriyoruz, bir taraftan da tehdit ediyoruz. Yanlış yapmayın, bizi halka sordurmak zorunda bırakmayın. Ama böyle bir hata yapılırsa da sorumluluk bizden gitti.”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmede cumhurbaşkanlığı adaylığına dair konuşulanlar için de Baş, şöyle konuştu:

“CHP yönetimine şunu söyledik, biz bir daha sizinle görüşmek istemiyoruz. Ekrem İmamoğlu’na oy verdik. Ne Ekrem beyi telefonla aradık, ne CHP’den herhangi birisiyle görüştük. Hiçbir temasımız olmadı. Bir şeye inandık. AKP’nin yenilmesi gerekiyordu, hiçbir görüşme yapmadan Ekrem İmamoğlu’na oy verdik. Şimdi de halkın AKP’ye karşı öfkesini, kendi kişisel ikbali için değil de cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini ortadan kaldırmak için kullanmak isteyen, buna aday çıkarsa, ben bu koltuğa oturmak değil, bu koltuğu yakmak istiyorum, bu koltuğu kaldırmak istiyorum diyen bir aday çıkarsa TİP hiçbir pazarlığa girmez, görüşme ihtiyacı duymadan o adaya oy verir, işi bitiririz.”

Geçen seçimlere dair “Muhalefet iktidarla kavga etmek yerine birbirinden oy devşirmeye odaklandı” diyen Baş, sözlerini şöyle noktaladı: “Buna gerek yok. Bu birlik sağlanırsa ilk turda Erdoğan büyük bir farkla yenilir. Cumhurbaşkanlığı seçimine dair net tutumumuz bu.”

Paylaşın

TİP Başkanı Erkan Baş: Bozdağ, Erdoğan İçin Kullanışlı Elemandır

TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmede bulunan Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, “Adalet Bakanlığı görevine, Abdulhamit Gül’ün af talebi üzerine Bekir Bozdağ atandı. Bu kadar adaletsizliğin zirve yaptığı bir tabloda Bekir Bozdağ, o koltuğa çok yakışır” dedi.

Haber Merkezi / Erkan Baş, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmenin devamında, “Yargının bütünüyle iktidar sopasına dönüştürüldüğü dönemde bu sopayı kullanmak üzere atanmış en uygun kişilerden bir tanesi. Bekir Bozdağ, adı geçtiğinde aklımıza en çok Fethullah Gülen övgüsüyle geliyor. Yargıda denetim son derece kritikken bu atamanın anlamı şudur: ‘Çeteyi yeniden topluyoruz.’ Bekir Bozdağ, Tayyip Erdoğan için kullanışlı elemandır.” ifadelerini kullandı.

Kamu kurumlarındaki görevden almalarını da gündemine alan ve “2018 Temmuz’undan bu yana 7 kere bakan değişmiş. TÜİK başkanı 5 kere, Merkez Bankası başkanı 3 kere değişmiş. Herhangi birisi için halka tek satır açıklama yapılmadı. Birileri görevden alınıp birileri o koltuğa oturtuluyor. Kimse tek satır açıklama yapmıyor” diyen Erkan Baş, açıklamalarının devamında şu ifadeleri kullandı;

“İktidarın çocuk hassasiyeti son derece mühim. Zira hassasiyeti, geçen hafta eline mikrofon tutuşturulan çocuğun nefret cümlelerinde gördük. Saray etrafında gülümsemeyle izlenen o görüntüleri biz yüzümüz kızararak izledik. ‘Dindar ve kindar nesil’ dedikleri örneklerin bir tanesiyle karşı karşıyayız. Bir bebekten katil yaratan zihniyet nedir, o görüntüleri izlediğimizde görüyoruz. Kim karar veriyor toplumun değer yargılarına?

9 üyesinin 6’sı Cumhur İttifakı tarafından atanmış RTÜK, 2022 yılında kamu bütçesinden 271 milyon lira kaynak alacak. 2021’de toplam 50 toplantı yapmış, 71 kere ceza çıkarmış. Bu 71 cezanın para karşılığı 21 milyon 500 lira. Tamamı muhalif kanallar.

Ukrayna meselesi üzerinden yeniden sıcak çatışma üzerindeyiz. Sorunun nedeni, ABD liderliğindeki NATO’nun savaşa ve gerilime dayalı siyasi yönelimidir. NATO, soğuk savaş döneminin bir kurumu. Biz Ortadoğu için neyi savunuyorsak, Balkanlar için neyi savunuyorsak kuzeydeki komşumuz için de aynı şeyi istiyoruz. NATO’nun dağıtılması, barış içinde bir yaşam için ön koşuldur. Türkiye İşçi Partisi ne ülkemizin başka ülkelerde askeri üsler kurmasına ne de yabancı ülkelerin ülkemizde üsler bulundurmasına razıdır. Bu vesileyle iktidarını koruyabilmek için yeni bir fırsat doğduğu heyecanıyla tutum almaya çalışan AKP iktidarını uyarıyoruz. İzin vermeyeceğiz.

AKP saray iktidarı, Türkiye’de emekçilere karşı saldırıların merkez üssü konumundadır. Gebze’de kurulu Farplas fabrikası işçileri zam talep ediyorlar. Sendika üyelikleri başlar başlamaz patron 150 işçiyi işten atıyor. İşçiler kendilerini fabrikaya kapatıyorlar. Devletin kolluk kuvvetleri patrona uşaklık ediyor. 200 işçi dövülerek gözaltına alınıyor. Aynı saatlerde Kocaeli Valisi dalga geçiyor. Bu polisler, valiler, devlet; hep mi patronun yanında olacaksınız? Suç işleyen patron.”

Erkan Ban, daha sonra kürsüyü, Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun geri çekilmesi için Meclis önünde açıklama yapmasına izin verilmeyen Eğitim Sen’in genel sekreteri Sinan Muşlu’ya bıraktı. Muşlu, şöyle konuştu:

“Öğretmenlik Meslek Kanunu biz öğretmenlerle ilgili bir kanun ama bizim görüşlerimiz alınmış değil. Biz, bu teklifin bir an önce geri çekilmesini, tüm öğretmenlerin ve sendikaların görüşü alınarak, uzun vadede tartışarak, eğitim emekçilerinin özlük ve ekonomik haklarını kapsayan nitelikli bir meslek kanunu olması gerektiğini söylüyoruz. ILO ve UNESCO’nun ortak bildirgesi olan Öğretmenlerin Statüsü Tavsiye Kararları bir meslek kanunu için temel alınması gereken en uluslararası belgedir. Bu belge temel alınmalıdır.”

Paylaşın

Sekiz Partiden ‘Üçüncü İttifak’ Görüşmesi: Ortak Açıklama

Sol siyasi partiler HDP’nin çağrısıyla Ankara’da bir araya geldi. Saat 14.00’te başlayan toplantının yeri basınla paylaşılmadı. Toplantıya HDP adına Eş Genel Başkanlar Pervin Buldan ve Mithat Sancar katılırken diğer partilerden 2-3 kişiden oluşan temsilcilerin yer aldığı öğrenildi.

Haber Merkezi / HDP yetkilileri toplantıya genel başkan düzeyinde katılım yapıldığına dikkat çekerek bu temsiliyetin yapılan çağrıya verilen önemin göstergesi olduğuna dikkat çekti.

HDP geçtiğimiz hafta EMEP, TKP, TİP, TÖP, SMF, Halkevleri, EHP ve SOL Parti’ye çağrı yapmıştı. SOL Parti dışında diğer parti ve oluşumların genel başkan ve MYK üyesi düzeyinde katılım gösterdiği öğrenildi.

Ortak açıklama

Toplantının bitiminde yazılı bir açıklama yapıldı:

Türkiye’nin içinde bulunduğu toplumsal, siyasal ve ekonomik sorunlar çığ gibi büyümektedir. İktidarın sömürü, talan ve ayrımcılık politikaları, toplumun ezilen bütün kesimlerinin her türlü insani haklarının ellerinden alınmasına, yoksullaşmaya neden olmakta ve doğanın talan edilmesine yol açmaktadır.

Bu gidişattan çıkmak için umudu büyütecek, topluma güven verecek güçlü bir birliği kurabilir, mevcut baskı rejiminin önünü kesebilir, demokratik değişim ve dönüşümün önünü açabiliriz. Bu nedenle Türkiye’nin demokratik, sol, sosyalist ve devrimci güçlerin geniş bir mücadele ortaklığı sağlaması gerektiğine inanıyoruz.

Bu çerçevede, HDP’nin yapmış olduğu çağrıyla 18 Ocak 2022 tarihinde aşağıda imzası bulunan siyasal yapılar olarak bir araya geldik. Bu toplantıda aldığımız kararları kamuoyuyla paylaşıyoruz:

Ortak mücadeleyi sürdürmeyi, bu mücadele zeminlerini çoğaltmayı ve güçlendirmeyi,

Ortak mücadele konularını belirlemek, bunları hayata geçirmeye yönelik içerik, yöntem ve takvimi oluşturmak için düzenli görüşmelere devam etmeyi,

Mevcut katılımla kendini sınırlamayan, ortak mücadelenin Türkiye’nin bütün demokratik, sol, sosyalist ve devrimci güçlerini kapsayacak şekilde genişletilmesini hedeflemeyi karar altına aldık.

Türkiye’nin bütün ezilenleri, ötekileştirilenleri, mağdurları, emekçileri, kadınları, gençleri ve ekoloji mücadelesi verenleri ile en geniş demokrasi, eşit yurttaşlık ve mücadele ortaklığını kurmanın yol ve yöntemlerini konuşmaya devam edeceğiz. Demokratik, sol, sosyalist ve devrimci güçler olarak üzerimize düşen toplumsal sorumluluğu yerine getirmeye kararlıyız.

Dayanışma, mücadele ve umutla…

EMEP
EHP
Halkevleri
HDP
SMF
TİP
TÖP
TKP

Paylaşın

Sekiz Parti Yeni İttifak İçin Bir Araya Geliyor

HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, Emek Partisi (EMEP), Halkevleri, Sol Parti, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Türkiye Komünist Partisi (TKP) ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) ile 18 Ocak’ta Ankara’da bir araya gelecek.

Halkların Demokratik Partisi (HDP), 27 Eylül 2021 tarihinde açıkladığı “Demokrasiye, Adalete ve Barışa Çağrı Deklarasyonu” ile uzun süredir çağrı yaptığı “Demokrasi İttifakı” kapsamında çalışmalarını sürdürüyor.

Önümüzdeki günlerde HDP, bileşenleri dışındaki siyasi parti ve oluşumlarla buluşma gerçekleştirilecek.

Mezopotamya Ajansı’nın geçtiği habere göre HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, Emek Partisi (EMEP), Halkevleri, Sol Parti, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Türkiye Komünist Partisi (TKP) ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) ile 18 Ocak’ta Ankara’da bir araya gelecek.

Toplantıda, Türkiye’nin içinde bulunduğu çoklu krize karşı umudu büyütecek, güven verecek bir Demokrasi İttifakı tartışmaları yürütülmesi bekleniyor.

Ayrıca toplumun tüm kesimlerinin yer alması hedeflenen Demokrasi İttifakı’nın demokratik değişim ve dönüşümün öncü gücü misyonu vurgulanacak.

Mücadele ortaklığı

HDP, Türkiye’de demokratik, sol, sosyalist ve devrimci güçlerin geniş bir mücadele ortaklığını hedefliyor.

Demokrasi İttifakı’nda ilk tur olarak da planlanan bu toplantıda, Türkiye’nin bütün ezilenleri, ötekileştirilenleri, mağdurları, emekçileri, kadınları, gençleri ve ekoloji mücadelesi verenlerle en geniş eşit yurttaşlık ve mücadele ortaklığını kurmanın yol ve yönetmeleri tartışılacak.

Paylaşın

TİP Genel Başkanı Erkan Baş: Üçüncü Bir İttifak Kurabiliriz

Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Kadıköy’de gazetecilerle buluştu. Genel Başkan Erkan Baş, milletvekilleri Sera Kadıgil, Barış Atay ve Ahmet Şık, soruları yanıtlayarak gündemdeki siyasi tartışmalara dair açıklamalarda bulundu.

İttifak tartışmalarının ana gündem olduğu toplantıda konuşan Erkan Baş, hedeflerinin sol sosyalist bir ittifak ile 20 milletvekilini alarak grup kurmak olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ilk turda ortak adayla çıkma arzusunda olduklarını dile getiren Baş, Ekmeleddin İhsanoğlu profili haricinde, bugünkü Cumhurbaşkanlığı sistemini değiştirebilecek bir adaya destek verebileceklerini söyledi. Baş, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni referanduma götürecek bir aday olmalı. Biz o koltuğu ‘yakmak’ istiyoruz” dedi.

Milletvekilliği adaylığını da yerellerde ya da merkezdeki platformlarla beraber karar vereceklerini söyleyen Baş, “Örneğin LGBTİ bir milletvekili de olmalı, ancak ona biz şu kişi olsun demeyeceğiz. Örgütlü oldukları dernekleri var Ancak onların işaret ettiği isim olabilir” diye belirtti.

Önümüzdeki dönem parlamentosunun bir nevi kurucu bir görev üstleneceğini ifade eden Baş, amaçlarının bu seçimlerde parlamentoya en az 20 milletvekili sokmak ve bu kurucu mecliste ana muhalefet olmak istediklerini belirtti.

Bu güne kadar sol içi tartışmalara girmediklerini söyleyen Baş “Çağrımız şudur: Seçime girme hakkı olan bütün partiler, kendi listeleriyle bu ittifakın çatısı altında buluşmalı. Gerginlik artırmayacağız ama korku politikalarına da teslim olmayacağız.” dedi.

“Sandıkları koruyacağız”

TİP Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil, sandık güvenliğini çok önemsediklerini ve çok fazla insan gücüne ihtiyaç olacağını belirtirken diğer partilerle ortak bir güvenlik ağı oluşturmak için çalışmalara başladıklarını söyledi.

“Gidebileceklerinin kanıtı ortada”

TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık ise seçim döneminde bir sertleşmenin olacağını, HDP’nin ya da başka partilerin kapatılması gibi konuların gündemde olduğunu ancak Türkiye Barolar Birliği seçiminde Metin Feyzioğlu’nun kaybetmesi gibi bir örneğin de bulunduğunu hatırlatarak, “Kenetlenildiğinde tek adamların nasıl gidebildiğini çok yakın zamanda baro seçimlerinde gördük. Aynı İBB seçiminde olduğu gibi genel seçimde de birçok hilenin ve baskının olacağını düşünüyorum ama şu da bir gerçek: Evet gidecekler, gidebileceklerinin kanıtı ortada” dedi. Şık, “Ayrıca Kürt meselesine mesafeli bir siyaset ile yanyana durmak çok mümkün değil” dedi.

(Kaynak: Evrensel)

Paylaşın

10 Yeni Dokunulmazlık Dosyası Meclis’te

7 HDP’li (Halkların Demokratik Partisi), 1 DBP’li (Demokratik Bölgeler Partisi) ve 1 TİP’li (Türkiye İşçi Partisi) olmak üzere toplam 9 milletvekiline ilişkin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Tezkereleri, Meclis Başkanlığınca “Gelen Kağıtlar” listesinde yayımlandı.

10 yeni dokunulmazlık dosyası, Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon’a havale edildi. Dokunulmazlıklarının kaldırılması talep edilen vekiller ve haklarındaki dosya sayıları şöyle:

  • HDP Van Milletvekili Muazzez Orhan Işık (1)
  • HDP Van Milletvekili Murat Sarısaç (2)
  • HDP Ağrı Milletvekili Berdan Öztürk (1)
  • HDP Diyarbakır Milletvekili Remziye Tosun (1)
  • HDP Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ (1)
  • DBP Diyarbakır Milletvekili Salihe Aydeniz (1)
  • HDP Şanlıurfa Milletvekili Ayşe Sürücü (1)
  • HDP Mardin Milletvekili Ebrü Günay (1)
  • TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık (1)

Süreç nasıl işliyor?

Hakkında suç isnadı bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmamasına ilişkin talepler, Adalet Bakanlığına sunuluyor. Bakanlık, talebi gerekçeli bir yazıyla Cumhurbaşkanlığına, Cumhurbaşkanlığı ise TBMM Başkanlığına iletiyor.

Meclis Başkanlığına gelen fezlekelerin gündeme alınmasındaki süreç, İçtüzüğe göre işliyor. Milletvekili dokunulmazlığı, İçtüzüğün “Yasama Dokunulmazlığı ve Üyeliğin Düşmesi” başlıklı dokuzuncu kısmının “yasama dokunulmazlığı” alt başlıklı birinci bölümünde düzenleniyor.

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki istemler, TBMM Başkanlığınca “Gelen Kağıtlar” listesinde yayınlanarak Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona havale ediliyor.

Söz konusu fezleke ile Meclis’teki mevcut fezlekeler, sevk edildikleri Karma Komisyonda bekletilebiliyor ya da komisyonda gündeme alınabiliyor. Fezlekelerin gündeme alınması halinde süreç başlıyor. Karma Komisyon toplanıyor ve hangi fezlekeye ait dosyayı değerlendireceğine karar veriyor.

Hazırlık Komisyonu kuruluyor

Hazırlık Komisyonu, kurulduğu andan itibaren en geç 1 ay içinde dosyayı inceleyerek raporunu hazırlıyor. Bu komisyon bütün kağıtları inceleyip gerekirse o milletvekilini dinliyor ancak tanık dinleyemiyor.

Hazırlık Komisyonu, yasama dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar alırsa dosya Karma Komisyona havale ediliyor. Karma Komisyon da 1 ay içinde Hazırlık Komisyonu raporunu ve eklerini görüşerek sonuçlandırıyor.

Karma Komisyon, dokunulmazlığın kaldırılmasına veya kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar veriyor.

Karma Komisyon kovuşturmanın ertelenmesini kararlaştırmışsa bu yöndeki raporu Genel Kurulda okunarak bilgiye sunuluyor. Bu rapora milletvekilleri tarafından 10 gün içinde itiraz edilmezse kesinleşiyor, itiraz edilmesi halinde ise rapor Genel Kurul gündemine alınıyor. İtiraz edilmeyen dosyalar Cumhurbaşkanlığına gönderiliyor.

Dokunulmazlığın kaldırılması yönündeki Karma Komisyon raporları, doğrudan Genel Kurul gündemine giriyor. Genel Kurul, raporu kabul ederek dokunulmazlığın kaldırılmasını kararlaştırabileceği gibi, raporu reddederek yargılamanın dönem sonuna ertelenmesine de karar verebiliyor.

Kovuşturma ertelenmiş ve bu karar Genel Kurulca kaldırılmamış ise dönem yenilenmiş olsa bile milletvekilliği sıfatı devam ettiği sürece ilgili hakkında kovuşturma yapılamıyor.

Genel Kurul aşaması

Milletvekillerine dağıtılan Karma Komisyon raporu, Genel Kurulda okunarak görüşülüyor. Biri lehte diğeri de aleyhte olmak üzere, iki milletvekili rapor üzerinde konuşma yapıyor.

Fezlekesi olan milletvekili isterse Hazırlık Komisyonunda, Karma Komisyonda veya Genel Kurulda kendi savunmasını yapabiliyor ya da başka bir milletvekili arkadaşına savunma yapması için bu hakkını verebiliyor.

Söz ve savunma talebi yoksa görüşmeler tamamlanıyor. Daha sonra Karma Komisyonun yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair raporu oylamaya sunuluyor. Genel uygulamaya göre açık oylama yapılıyor. Genel Kurulda dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin oylamada, karar yeter sayısı (151) yeterli oluyor.

Her dosya için ayrı oylama yapılıyor

Genel Kuruldaki oylamada, her milletvekili ve fezleke için ayrı oylama yapılıyor. Bir milletvekili hakkında iki dosya varsa iki dosya ayrı ayrı oylanıp karara bağlanıyor. Dokunulmazlık hangi dosya hakkında kaldırıldıysa yalnızca o fezleke hakkında yargılama yapılabiliyor. Milletvekilinin dönem sonuna bırakılan dosyası hakkındaki dokunulmazlığı devam ediyor.

Genel Kurul kararından sonra milletvekilinin dokunulmazlığı, söz konusu dosya için kaldırılmış oluyor.

Meclis Başkanlığı, dosyayı Cumhurbaşkanlığı aracılığıyla Adalet Bakanlığına gönderiyor. Bakanlık da dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili hakkında gereğinin yapılması için dosyası ilgili savcılığa havale ediyor.

Savcılık da dosyanın ulaşmasının ardından soruşturmaya kaldığı yerden devam ediyor, söz konusu milletvekilini tutuklanması talebiyle mahkemeye de sevk edebiliyor ya da tutuksuz olarak yargılanmasına da devam edebiliyor.

Dokunulmazlık kalkıyor, vekillik devam ediyor

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kalkmasıyla milletvekilliği düşmüyor, devam ediyor. Milletvekili maaşını alıyor ve diğer sosyal haklarından yararlanıyor. Tutuklanmamışsa Meclise gelerek yasama çalışmalarına da katılabiliyor.

Ancak milletvekili hakkındaki ceza kesinleştikten sonra Genel Kurulda okunuyor ve o zaman milletvekilliği düşürülüyor.

Milletvekilinin yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine karar verilmesi halinde, Genel Kurul kararının alındığı tarihten itibaren 7 gün içinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptal için Anayasa Mahkemesine başvurabiliyor. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini 15 gün içinde kesin karara bağlıyor.

Paylaşın