Tekstil Sektörü Kan Kaybediyor!

Tekstil ve hazır giyimde kriz derinleşiyor. SGK verilerine göre son üç yılda sektörde istihdam yaklaşık yüzde otuz azalırken, 10 bine yakın fabrika ve atölye faaliyetini durdurdu.

Türkiye’nin ihracat ve istihdam deposu olarak bilinen tekstil ve hazır giyim sektörleri, tarihinin en zorlu dönemlerinden birini geçiriyor. Artan üretim maliyetleri, küresel rekabet baskısı ve finansmana erişim zorlukları, son üç yılın bilançosunu “sektörel bir çöküş” seviyesine taşıdı.

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verileri, on binlerce çalışanın işsiz kaldığını ve binlerce işletmenin faaliyetlerine son verdiğini ortaya koydu.

Nefesin haberine göre, sektördeki en büyük yıkım istihdam cephesinde yaşandı. 2022 yılı sonunda 1 milyon 222 bin seviyesinde olan toplam sigortalı çalışan sayısı, 2025 yıl sonu itibarıyla 845 bin 904’e geriledi.

Son üç yılda sektördeki her 10 çalışandan 3’ü işini kaybetti.

Sadece hazır giyim kolunda çalışan sayısı 500 bin sınırına kadar çekilerek, son yılların en düşük seviyelerini gördü.

İstihdamdaki düşüşe paralel olarak işletme sayılarındaki azalma, üretim kapasitesinin de ciddi oranda daraldığını kanıtlıyor. 2022 sonunda toplam 64 bin 50 olan iş yeri sayısı, üç yıl içinde 54 bin 114’e düştü.

Kapanan Şirketler: Hazır giyimde son üç yılda 8 bin 93, tekstilde ise 1.843 iş yeri faaliyetini durdurdu.

Yıllık Kayıp: Sadece son bir yıl içinde iki sektörde kapanan şirket sayısı 5 bine yaklaştı. Uzmanlar, kapanan bu işletmelerin çoğunlukla yüksek kapasiteli üretici fabrikalar olduğuna dikkat çekiyor.

Sektördeki daralma dış ticaret verilerine de yansıdı. 2025’in ilk iki ayında 2,7 milyar dolar olan hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı, 2026’nın aynı döneminde 2,6 milyar dolara gerileyerek düşüş eğilimini sürdürdü. Türkiye’nin dünya hazır giyim ihracatındaki payının yüzde 6,2 seviyelerine kadar çekilmesi, küresel pazardaki rekabet gücünün zayıfladığını gösteriyor.

Paylaşın

Tekstil Ve Hazır Giyim Sektöründe 300 Firma Konkordato İstedi

Bu yılın ilk yedi ayında, tekstil ve hazır giyim sektöründe faaliyet gösteren yaklaşık 300 firma, mali kriz nedeniyle konkordato talebinde bulundu: “Bir firmanın konkordato ilanı, hammadde ve hizmet sağlayan yüzlerce firmayı da doğrudan etkiliyor.”

Türkiye’nin tekstil ve hazır giyim sektöründe yaşanan ekonomik sıkıntılar derinleşiyor. Bu yılın ilk yedi ayında yaklaşık 300 firma, mali kriz nedeniyle konkordato talebinde bulundu.

İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı Ahmet Öksüz, sadece iflas riski taşıyan şirketlerin değil, tedarik zincirinin tamamının bu durumdan olumsuz etkilendiğini belirtti. Öksüz, “Bir firmanın konkordato ilanı, hammadde ve hizmet sağlayan yüzlerce firmayı da doğrudan etkiliyor” dedi.

Öksüz, bankaların alacaklarını güvence altına alırken piyasanın diğer paydaşlarının yeterince korunmadığını vurgulayarak, sistemdeki dengesizliğin sektördeki sorunları büyüttüğünü söyledi. Ayrıca, finansal krizle mücadelede acil yapısal reformların şart olduğunu belirtti.

Reuters’a konuşan Öksüz, konkordato kapsamının yeniden düzenlenmesi gerektiğini ifade ederek, “Konkordato sadece banka ve kamu borçlarını kapsamalı; piyasaya olan borçlar bu kapsam dışında tutulmalı. Aksi halde ticaretin devamlılığı riske girer” diye ekledi. Mevcut uygulamaların piyasalarda kırılganlığa yol açtığını belirten Öksüz, bu konuda değişiklik çağrısında bulundu.

Paylaşın

Türki­ye’deki Tekstil Şirketleri Mısır’a Taşınıyor!

Öz İplik İş Sen­dikası Başkanı Rafi Ay, fason üretim yapan Türk şirketlerin üretimle­rini Mısır’a kaydırdığını ve son 1 yılda Mısır’a gö­çen Türk üretici sayısının 130’a ulaştığını söyledi. Ay, 90 bin işçinin de teks­til sektöründen gitmek zorunda kaldığını ifade etti.

Rafi Ay, üretim şartlarının iyileştirilmemesi ve işçi haklarının sağlanmaması halinde fabrika göçünün daha da artacağa dikkat çekti. İşçi maaşlarıyla tasarruf yapılmayacağını söyleyen Ay, asgari ücrete ara zammın kaçınılmaz ha­le geldiğini vurguladı.

Hak-İş’e bağlı Öz İplik İş Sen­dikası Başkanı Rafi Ay, basında sansürün kaldırılı­şı ve basın bayramı olarak kutlanan 24 Temmuz dola­yısıyla gazetecilerle sohbet toplantısı düzenledi.

Sözcü’den Erdoğan Süzer’in aktardığına göre; Ülkedeki ekonomik zorluklar nedeniyle sabit gelirlilerin zor günler geçirdiğini belirten Rafi Ay, “Bizden tasarruf istiyor­lar. Emekçiler bırakın tasarrufu 100 yıl önce gündemden kalkan karın doyurma ve barınma sorunuyla boğuşuyor. Biz karnımızı doyuramıyoruz, kiramızı ödeyemiyoruz” dedi.

Fason üretim yapan Türk şirketlerin üretimle­rini Mısır’a kaydırdığını ve son 1 yılda Mısır’a gö­çen Türk üretici sayısının 130’a ulaştığını bildiren Rafi Ay, 90 bin işçinin de teks­til sektöründen gitmek zorunda kaldığını ifade etti.

Asgari ücrete ara zam yapılması gerektiğinin altını çizen Rafi Ay, sendikacı­lığın önünde ciddi engel­ler çıkarıldığını anlatırken işçilerin eylemler için harekete hazır olduğunu, konfederasyonlardaki değerlendirmelerin ardın­dan görevin sendikalara düşebileceğini söyledi.

Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınması gere­kirken yükün çalışanlara yüklendiğini söyleyen Rafi Ay, “Kazan­cımızla vergi arasındaki fark yüzde 115. Asgari ücret artarken vergi dilimleri artırılmadı, bizden daha çok vergi almak için makas daraltıldı. Eskiden son 2 ayda ikinci vergi dilimine gi­rerdik, şimdi nisandan itibaren ikinci dilime, eylülden sonra da üçüncü dilime giriyoruz. E biz çok kazanmıyoruz ki” dedi.

Paylaşın

Tekstil Ve Giyim Sektöründe Kriz Derinleşiyor: İşten Çıkarmalar Gündemde

BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen, “Tekstil ve hazır giyim sektörünün elbette sorunları vardır ama daha fazla kâr etmek dışında hiçbir kaygısı olmayan patronların gözünden değerlendiriliyor. Sektörün gücü, işçilerin maliyeti gibi… İşçilerin insanca yaşaması, yetebilecek bir ücret alması maliyet kalemi oluyor” dedi ve ekledi:

“İktidara ve patronlara kaldığında her şeyin faturasının işçilere kesildiğini görüyoruz. Giyim sanayiinde ortalama ücret dışında bir ücret ödenmiyor. Beyaz yakalılar bile en fazla asgari ücretin bin lira üstünde alıyor. İşçi ücretleri en az yoksulluk düzeyine çıkarılmalı ama bu patronların insafına bırakılamaz. İşçilerin bunun için örgütlü şekilde mücadele etmesi gerekiyor.”

İşten çıkarmaların yaşanmaya başladığını da aktaran Türkmen, “Urfa’da, Malatya’da, Adana’da, Maraş’ta pek çok fabrikada işçiler evleri hasarlı olduğu için işe gidemedi ve hakları verilmeden işten atıldılar. Mil May Tekstil’de 40 işçi tazminatları verilmeden atılmak istendi.

Biz gidip görüştükten sonra 6’sı atıldı. Ama bayramdan sonra işten çıkarmalar artacaktır. Akıllarına ilk gelen çözüm işten atma oluyor, böyle tehdit ediyorlar. Bazı kentlerde tekstil patronları büyük markaların temsilcilerini çağırıp ne kadar çağdaş koşullarda üretim yaptığını gösteriyorlar. Sendikalı oldukları için işten atıldıklarını, 36 saate varan mesaileri anlatıyorlar mı?” ifadelerini kullandı.

Emekçiler henüz asgari ücrete yapılan zammı alamazken işverenler ise ‘önlem amaçlı işten çıkarmaları’ konuşmaya başladı bile. Asgari ücrete yapılan yüzde 34’lük zam dolar karşılığında kaybolmaya devam ediyor. Hem kurun hem de enflasyonun artmasıyla henüz işçilerin cebine ulaşmayan asgari ücret eridikçe eriyor.

İktidardan destek üstüne destek alan işverenlere, eriyişini sürdüren asgari ücrete yapılan zammın faturasını yine işçiden kesmek istiyor. Tekstil ve hazır giyim sektöründe işten çıkarmalar ve fabrikaların kapanacağı iddiaları gündemde.

Birgün’den Dilan Esen’in aktardığına göre; Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası (BİRTEK-SEN) Genel Başkanı Mehmet Türkmen, asgari ücretin işçinin eline geçmeden 50 lira eridiğine ve bu erimenin devam edeceğine dikkat çekti. Erimenin sebebinin yalnızca dövizdeki yükseliş değil, temel tüketim ürünlerine yapılan zamlarla da ilgili olduğuna değinen Türkmen, asgari ücrete yapılan zam nedeniyle işten çıkarmaların yaşanacağına yönelik tartışmaların işçilerin zammını önemsizleştirdiğini belirtti.

İşverenlerin çok sayıda destek aldığına vurgu yapan Türkmen, “Bazı iktisatçılar da ‘Bu zammın bu anlamı yok, eriyecek, enflasyonu daha da artırır’ diyorlar. Neredeyse işçilere yapılan zamları enflasyonun artış sebebi olduğunu açıklayacak bir söylem bu. Bunun çözümü işçilere zam yapmamak değil, bu ekonominin sorumlusu olanların politikalarını değiştirmesidir. Ama bunun faturası bile işçilere kesiliyor. Asıl enflasyon artışının büyük oranda astronomik şirket kârları olduğunu biliyoruz” dedi.

Asgari ücretin maliyetinin 800 dolar olacağı açıklamasına tepki gösteren Türkmen, şöyle konuştu: “Buna yemek ücretiyle kreş yardımını da ekliyorlar. Antep’te, Malatya’da, Maraş’ta, Urfa’daki fabrikaların hiçbirinde kadın işçilere kreş yardımı yapıldığını görmedik. Hatta bu fabrikaların bir kısmı işe hamileyse almıyor, evlilik düşünüyorsa almıyor.

Patronlar, alım gücünün düşmesinden, finansman kaynaklarına ulaşamamaktan, hammadde maliyetlerinin artmasından da bahsediyorlar ama çözüm önerileri de ilginç. Aldıkları teşvikler yetmiyor hâlâ yeni teşvikler istiyorlar. Kısa çalışma ödeneğinde işçileri izinde gösterip çalıştırıyorlar. Aslında işsizlik fonunu yağmalıyorlar. İşçilerin parası bile patronlara kaynak olarak aktarılıyor. Ama bu da yetmiyor.”

“İşçilerin talep ve maliyetine gelince Hindistan ve Kamboçya ile rekabet ediyorlar” diyen Türkmen, şunları ifade etti: “Tekstil ve hazır giyim sektörünün elbette sorunları vardır ama daha fazla kâr etmek dışında hiçbir kaygısı olmayan patronların gözünden değerlendiriliyor. Sektörün gücü, işçilerin maliyeti gibi… İşçilerin insanca yaşaması, yetebilecek bir ücret alması maliyet kalemi oluyor.

İktidara ve patronlara kaldığında her şeyin faturasının işçilere kesildiğini görüyoruz. Giyim sanayiinde ortalama ücret dışında bir ücret ödenmiyor. Beyaz yakalılar bile en fazla asgari ücretin bin lira üstünde alıyor. İşçi ücretleri en az yoksulluk düzeyine çıkarılmalı ama bu patronların insafına bırakılamaz. İşçilerin bunun için örgütlü şekilde mücadele etmesi gerekiyor.”

İşten çıkarmaların yaşanmaya başladığını da aktaran Türkmen, “Urfa’da, Malatya’da, Adana’da, Maraş’ta pek çok fabrikada işçiler evleri hasarlı olduğu için işe gidemedi ve hakları verilmeden işten atıldılar. Mil May Tekstil’de 40 işçi tazminatları verilmeden atılmak istendi.

Biz gidip görüştükten sonra 6’sı atıldı. Ama bayramdan sonra işten çıkarmalar artacaktır. Akıllarına ilk gelen çözüm işten atma oluyor, böyle tehdit ediyorlar. Bazı kentlerde tekstil patronları büyük markaların temsilcilerini çağırıp ne kadar çağdaş koşullarda üretim yaptığını gösteriyorlar. Sendikalı oldukları için işten atıldıklarını, 36 saate varan mesaileri anlatıyorlar mı?”

“İşverene maliyeti 800 dolara ulaştı”

Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Ramazan Kaya, geçen günlerde yaptığı açıklamada, son zammın ardından asgari ücretli bir çalışanın yemek, servis ve kreş yardımlarıyla beraber işverene maliyetinin 800 dolara ulaştığını ileri sürmüştü.

Önlem alınmaması durumunda sektörde iş yeri kapanmaları ve istihdam kayıplarının artacağını belirten Kaya, sektördeki daralmanın tek sebebinin düşük talep olmadığını aktardı ve “Yeni asgari ücretin dolar bazında geldiği seviye hazır giyim sektörünün rekabet koşullarını aşındıracak” demişti.

Paylaşın

Hazır Giyim Ve Tekstil Sektöründe İstihdam Kaybı 100 Bini Buldu

Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Ramazan Kaya, “Ağustos 2022’de hazır giyimde toplam istihdam 738 bindi, Şubat sonunda 710 bine düştü. 6 ayda 28 bin olan istihdam kaybının EYT ile birlikte 50 binin üzerine çıkacağını düşünüyoruz. Son 6 ayda tekstil ve hazır giyimde istihdam çıkışı 100 binin üzerinde. Göçü durduramazsak çarkları döndüremeyiz” dedi.

TGSD Başkanı Kaya, istihdam kaybının nedenlerini AB ve ABD’deki düşen talep, rakiplere kıyasla yüksek maliyetler ve baskılanan kur olarak sıraladı.

Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD), 22 binin üzerinde kişiye istihdam sağlayan 265 firma ile hazır giyim sektörünün kalelerinden Adıyaman’da konteyner kent kurdu. Adıyaman OSB’nin yanında kurulan TGSD Konteyner Kent ve Yaşam Alanı’ndaki 308 konteynerde yaklaşık bin 200 kişinin yaşaması öngörülüyor. Konteyner kentte çocuk parkı, kreş ve çamaşırhane de var.

Adıyaman’daki hazır giyim firmalarının depremin ardından ancak yüzde 40 kapasiteye ulaşabildiğini söyleyen TGSD Başkanı Ramazan Kaya, “Kurduğumuz yaşam alanı ile çalışanlarımızın yeniden hayata tutunmalarını, işletmelerimizin ayağa kalkmalarını ve deprem öncesindeki yüzde 70’lik kapasiteye ulaşmalarını sağlamayı hedefliyoruz” dedi.

Ekonomi gazetesinden Yener Karadeniz’e Kaya, “Ağustos 2022’de hazır giyimde toplam istihdam 738 bindi, Şubat sonunda 710 bine düştü. 6 ayda 28 bin olan istihdam kaybının EYT ile birlikte 50 binin üzerine çıkacağını düşünüyoruz. Son 6 ayda tekstil ve hazır giyimde istihdam çıkışı 100 binin üzerinde. Göçü durduramazsak çarkları döndüremeyiz” dedi. Kaya, istihdam kaybının nedenlerini AB ve ABD’deki düşen talep, rakiplere kıyasla yüksek maliyetler ve baskılanan kur olarak sıraladı.

Göçü önlemedeki en önemli unsurlardan birinin, temel barınmanın ötesinde iyi yaşam koşulları sağlamak olduğuna inandıklarını belirten TGSD Başkanı Sanem Dikmen de “Bölgeye hammadde tedarikinde sıkıntı yok ancak istihdamda ciddi zorluk yaşanıyor. En hızlı ve verimli çözüm konteyner kent kurmaktı. Biz de üyelerimiz ve paydaşlarımızın katkılarıyla yaşam alanımızı oluşturduk.

Ayrıca uluslararası markaların alım ofisi temsilcileri ile bir ay içinde düzenlediğimiz iki toplantıda, ülkemizin siparişleri karşılayacak kapasiteye sahip olduğunu, yeni iş birliklerine imza atılmasının önünde hiçbir engel bulunmadığını ve bölgeye verilen siparişlerin devamlılığının önemini vurguladık” diye konuştu.

Paylaşın

Tekstil Ve Hazır Giyim Sektörü De Depremlerle Sarsıldı

11 ilde büyük yıkıma ve on binlerce can kaybına neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremler tekstil ve hazır giyim sektörünü de sarstı.

Sektör için pamuklu iplik ve dokuma kumaşta en büyük tedarikçilerin deprem bölgesinde bulunduğunu hatırlatan Arta Tekstil’in Kurucu Ortağı Arif Nalbant, “Kahramanmaraş, Gaziantep ve Malatya’daki tedarikçilerimizin fabrikalarında çok hasar olmasa bile, personel ve aileleri evlerine giremediği için başka şehirlere gitmek zorunda kaldı. Bu nedenle fabrikaların verimli üretim aşamasına geçmesi biraz zaman alacak.

Bu da bizim için önümüzdeki günlerde tedarik sorunu ve fiyatlarda artış olasılığını artırıyor. Gelecek süreçte konfeksiyon üreticisi olan müşterilerimizin ihtiyacını karşılayabilmek için bir süre ithal kumaş kullanmak zorunda kalabiliriz. Pakistan, Çin veya Hindistan’dan ithalat da vakit alacağı için önümüzdeki 2-3 ayın zorlu geçmesini öngörüyoruz” dedi.

Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve 11 ili etkileyen iki büyük deprem, tekstil ve hazır giyim sektörünü vurdu. Deprem bölgesindeki tekstil firmalarının bir bölümü üretimlerini askıya almak zorunda kalırken, söz konusu tesislerin yeniden faaliyete geçmesi ise zaman alacak.

Dünya gazetesinden Nilgün Özdemir’in haberine göre, örme ve dokuma kumaş alanında çalışmalarını yürüten Arta Tekstil’in Kurucu Ortağı Arif Nalbant, fabrikalarının Marmara Bölgesi’nde olduğu için depremden etkilenmediğini anlatarak, afet bölgesinde yaraların sarılması, sektörlerin toparlanabilmesi için desteklerini sürdüreceklerini söyledi.

Pamuklu iplik üretimiyle birlikte dokuma ve örme kumaş üretiminde ciddi düşüşlerin olabileceğine dikkat çeken Nalbant, “Hasar gören fabrika yapılarının inşası, makinelerin onarılarak ya da gerekirse yenilenerek, yerinden oynadığı için en azından kalibrasyonlarının yapılarak işleme alınması vakit alacak. Bu süre zarfında tedarik zinciri aksayacağı için siparişlerde gecikmeler hatta iptaller olabilir. Bu durum konfeksiyon sektörümüzü zorlayacak fakat el birliğiyle bu zorlu dönemin de üstesinden geleceğimize eminiz” açıklamasını yaptı.

Deprem bölgesinin tekstil açısından önemli miktarda üretim yapan fabrikaların olduğu büyük bir alan olduğunu belirten Nalbant, bölgede yer alan üretim alanlarının zarar görmesinin hem sektörü hem de istihdamı direkt olarak etkileyeceğini bildirdi.

Türkiye’nin gerek dokuma ve örme kumaş üretiminde gerekse bu ürünlere boyama, baskı apre ve sanfor gibi işlemleri gerçekleştirmede büyük üretici ülkelerden olduğunu anlatan Nalbant, dünya genelinde ise 2025’e kadar her yıl yüzde 4,6 büyüme beklendiğini bildirdi. Tekstil sektörünün dünyada pazar büyüklüğünün 380 milyar doları geçtiğini vurgulayan Nalbant, “Bu pazardan Türkiye, önemli bir pay alıyor. Türkiye’de giderek büyüyen tekstil ve ham maddeleri sektörü dış ticaret fazlası veren sektörlerden biri ve net ihracatçı yapısıyla dikkat çekiyor” dedi.

Üretim çarklarının düzenli ve sağlıklı işleyebilmesi için yetişmiş eleman ve ara eleman sıkıntısı yaşandığını söyleyen Nalbant, günümüzde gençlerin tekstil sektörüne çok fazla ilgi duymadıklarını belirtti. Dünyayı etkileyen resesyon endişesinin sektörü etkilediğini, bu sebeple işletmelerin geleceğe dönük adımlar atması gerektiğine dikkat çekti.

‘Tedarik sorunu ve fiyatlarda artış bekleniyor’

Sektör için pamuklu iplik ve dokuma kumaşta en büyük tedarikçilerin deprem bölgesinde bulunduğunu hatırlatan Nalbant, “Kahramanmaraş, Gaziantep ve Malatya’daki tedarikçilerimizin fabrikalarında çok hasar olmasa bile, personel ve aileleri evlerine giremediği için başka şehirlere gitmek zorunda kaldı. Bu nedenle fabrikaların verimli üretim aşamasına geçmesi biraz zaman alacak.

Bu da bizim için önümüzdeki günlerde tedarik sorunu ve fiyatlarda artış olasılığını artırıyor. Gelecek süreçte konfeksiyon üreticisi olan müşterilerimizin ihtiyacını karşılayabilmek için bir süre ithal kumaş kullanmak zorunda kalabiliriz. Pakistan, Çin veya Hindistan’dan ithalat da vakit alacağı için önümüzdeki 2-3 ayın zorlu geçmesini öngörüyoruz” dedi.

Paylaşın