Sextus Empiricus Kimdir? Teorik Çalışmaları

MS 2. ve 3. yüzyıllarda yaşadığı tahmin edilen Sextus Empiricus, Yunan kökenli Romalı bir hekim ve filozoftur. Sextus, “Empiricus” adını, tıpta deneyci (empirik) yaklaşıma olan bağlılığından almıştır.

Haber Merkezi / Pyrrhoncu şüphecilik (Pyrrhonism) geleneğinin en önemli temsilcilerinden biri olarak kabul edilir ve Antik Yunan kuşkuculuğu hakkında günümüze ulaşan en kapsamlı bilgileri sağlayan kişidir.

Sextus Empiricus, İskenderiye’deki Empirik Tıp Okulu’na bağlı bir hekim olarak çalışmıştır.

Sextus Empiricus’un felsefi eserleri, özellikle Pyrrhoncu şüphecilik üzerine yazdıkları, Antik Yunan ve Roma felsefesinin diğer Helenistik okullarına (Stoacılık, Epikürcülük vb.) karşı geliştirdiği argümanlarla dikkat çekmiştir.

Sextus Empiricus’un başlıca eserleri:

Pyrrhonculuğun Ana Hatları (Outlines of Pyrrhonism): Şüpheci felsefenin temel ilkelerini açıklayan en önemli eseri.

Matematikçilere Karşı (Adversus Mathematicos): Çeşitli bilim dallarına (gramer, retorik, geometri, aritmetik, astroloji, müzik) ve felsefi disiplinlere karşı eleştiriler içerir.

Etikçilere Karşı (Against the Ethicists): Etik ve ahlak felsefesine yönelik şüpheci eleştiriler sunar.

Sextus Empiricus’un teorik çalışmaları:

Sextus Empiricus’un felsefesi, Pyrrho von Elis tarafından başlatılan ve Aenesidemos ile Agrippa tarafından geliştirilen Pyrrhoncu şüphecilik üzerine kuruludur. Bu felsefe, kesin bilgiye ulaşmanın imkansız olduğunu savunur ve yargıyı askıya almayı (epoché) önerir.

Sextus, dogmatik yaklaşımlara (bilginin kesinliğini kabul eden ya da reddeden felsefelere) karşı çıkar ve zihinsel dinginlik (ataraxia) elde etmeyi amaçlar.

Şüphecilik ve Epoche (Yargıyı Askıya Alma): Sextus, herhangi bir olgunun doğruluğunu veya yanlışlığını kesin olarak belirlemenin mümkün olmadığını savunur. Bu nedenle, bir şüpheci, herhangi bir konuda kesin yargıda bulunmaktan kaçınmalı ve yargıyı askıya almalıdır (epoche). Bu yaklaşım, zihinsel huzur ve sükûnet (ataraxia) sağlar.

Şüphecilik, dogmatik iddialara karşı çıkar. Sextus’a göre, dogmatizm, bir şeyin kesin olarak doğru veya yanlış olduğunu iddia eden her türlü bilimsel ya da felsefi öğretiyi kapsar. Sextus, şüpheciliği iki temel ölçüt üzerinden tanımlar:

Kuramsal Ölçüt: Şeylerin varoluşu veya var olmayışı hakkında kesin yargılardan kaçınmak.
Pratik Ölçüt: Günlük yaşamda eylemleri yönlendiren, gözlem ve deneyime dayalı pratik kararlar almak. Örneğin, bir şüpheci, açlık hissettiğinde yemek yemeyi seçer, ancak bu eylemi metafizik bir doğruya bağlamaz.

Algı ve Bilginin Göreliliği: Sextus, doğru bilgiye ulaşılamayacağını, çünkü algıların öznel ve göreli olduğunu savunur. İnsanlar, aynı nesneyi farklı şekillerde algılar ve bu algılar, bireyin fiziksel durumu, çevresel koşullar veya kültürel arka plana göre değişir.

Örnek: Aynı bal, bir kişiye tatlı gelirken, hasta bir kişiye acı gelebilir. Bu nedenle, nesnelerin kendinde nasıl olduğu hakkında kesin bir bilgi edinmek mümkün değildir.

Sextus, bu görüşünü desteklemek için “On Tropoi” (Aenesidemos’un on şüpheci argümanı) gibi yöntemler kullanır. Bu argümanlar, algıların ve yargıların çelişkili doğasını göstererek kesin bilginin imkânsızlığını savunur.

Empirizm ve Tıp Pratiği: Sextus, İskenderiye’deki Empirik Tıp Okulu’na bağlı bir hekimdi ve tıpta deneyci bir yaklaşımı benimsedi. Empirikler, teorik açıklamalara veya evrensel kurallara dayalı tedaviler yerine, gözlem ve deneyime dayalı tedavileri savunuyordu.

Sextus’a göre, tıpta bir hastalığın nedenini aramak yerine, belirtileri gözlemlemek ve bunlara yönelik deneme – yanılma yöntemiyle tedavi geliştirmek daha güvenilirdir. Bu, onun felsefi şüpheciliğiyle uyumludur; çünkü teorik varsayımlar (örneğin, hastalığın evrensel bir nedeni olduğu) dogmatik kabul edilir.

Örneğin, bir doktor, bir ilacın her hastada aynı etkiyi yaratacağını varsaymak yerine, hastanın bireysel tepkilerini gözlemleyerek tedaviyi uyarlamalıdır. Bu yaklaşım, modern tıpta kanıta dayalı tıp anlayışıyla paralellik gösterir.

Kavram Teorisi Eleştirileri: Sextus, diğer filozofların kavram teorilerini (örneğin, Platon’un İdealar’ı veya Aristoteles’in kategorileri) eleştirir. Ona göre, kavramlar, insan algılarına ve öznel deneyimlere dayalıdır ve evrensel bir gerçekliği temsil etmez.

Septik felsefede kavramlar, dogmatik bir şekilde nesnelerin özünü tanımlamak için değil, yalnızca pratik amaçlarla kullanılabilir. Örneğin, “adalet” kavramı, belirli bir toplumun geleneklerine göre değişir ve evrensel bir doğruya işaret etmez.

Tanrı ve Metafizik Eleştiriler: Sextus, Tanrı’nın varlığı veya ne’liği hakkında kesin bir yargıya varılamayacağını savunur. Tanrı kavramı, farklı kültürlerde ve felsefelerde farklı tanımlarla ortaya çıkar ve bu tanımların hangisinin doğru olduğuna karar vermek için güvenilir bir kriter yoktur.

Tanrı’nın varlığı, bilgisi veya kötülük sorunu gibi konular, “sonsuz gerileme” (ad infinitum) problemine yol açar; çünkü her kanıt, başka bir kanıta ihtiyaç duyar. Sextus, bu nedenle Tanrı hakkında dogmatik iddialardan kaçınılması gerektiğini belirtir.

Mantık ve Bilimlere Karşı Eleştiriler: Sextus, Matematikçilere Karşı adlı eserinde, gramer, retorik, geometri, aritmetik, astroloji ve müzik gibi disiplinleri eleştirir. Bu disiplinlerin, evrensel ve kesin bilgi sunduğu iddiasını sorgular.

Örneğin, geometri veya aritmetik gibi bilimlerin dayandığı aksiyomlar, insan algılarına ve varsayımlara bağlıdır ve bu nedenle kesin değildir.

Etik ve Pratik Yaşam: Sextus, etik alanında da dogmatik ahlak teorilerini reddeder. Ona göre, ahlaki değerler ve kurallar, kültürel ve bireysel farklılıklara bağlıdır ve evrensel bir ahlak yasası yoktur.

Şüpheci, günlük yaşamda toplumun geleneklerine ve pratik ihtiyaçlara uygun davranır, ancak bu davranışları evrensel bir doğruya dayandırmaz. Örneğin, bir şüpheci, bir toplumda kabul edilen ahlaki kurallara uyabilir, ancak bu kuralların mutlak doğru olduğunu iddia etmez.

Sextus’un Etkisi:

Antik Dönem: Sextus’un eserleri, Helenistik felsefenin diğer okullarına (Stoacılık, Epikürcülük) karşı güçlü bir eleştiri sunar. Pyrrhonculuğu sistemleştirerek, şüpheciliğin felsefi bir disiplin olarak tanınmasını sağlamıştır.

Modern Felsefe: Sextus’un fikirleri, Rönesans ve Aydınlanma döneminde yeniden keşfedilmiş ve David Hume, Immanuel Kant gibi filozofları etkilemiştir. Özellikle Hume’un nedensellik eleştirisi, Sextus’un şüpheci argümanlarıyla benzerlik gösterir.

Bilimsel Yöntem: Sextus’un deneyci yaklaşımı ve dogmatizme karşı çıkışı, modern bilimsel yöntemin gelişimine dolaylı olarak katkıda bulunmuştur. Bilimde hipotezlerin sürekli sorgulanması ve kanıta dayalı bilgi arayışı, şüpheci yaklaşımın izlerini taşır.

Önemli Alıntılar:

“Kendinde hakikati yargılama hakkını görenler, hakikatin kriterine sahip olmak zorundadırlar. Bu kriter bir yargıcın onayına sahip olabilir de, olmayabilir de. Şayet onaya sahip değilse, güvenilir olması nereden gelir?”

“Doğru bilgiye ulaşılamayacağını algıyla açıklar. Algı bakımından her insan farklı yaratılmıştır. Aynı şeyler farklı insanlarda farklı algılara sebep olabilir.”

Paylaşın