Ses Tonundaki Değişimler Demansın Erken Habercisi Olabilir

09 yüzde 58 daha yüksek olduğunu ortaya koydu.

Haber Merkezi / Ses tonunda ve konuşmada meydana gelen değişiklikler, ilerleyen yıllarda ortaya çıkabilecek bilişsel sorunlara ilişkin gözden kaçan önemli bir ipucu olabilir.

Drexel Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından yürütülen geniş kapsamlı bir araştırma, işitme kaybı bulunmayan ancak ses bozukluğu teşhisi konulan kişilerin, her iki sorunu da yaşamayan bireylere kıyasla ilerleyen dönemde demans veya bilişsel gerileme yaşama riskinin yüzde 58 daha yüksek olduğunu ortaya koydu.

Ses bozuklukları; sesin tonu, yüksekliği, netliği ve kullanılabilen ses aralığında meydana gelen değişiklikleri kapsıyor. Bazı kişilerde belirgin bir ses kısıklığı görülürken, bazı kişilerde konuşmak zamanla yorucu ve hatta ağrılı bir hale gelebiliyor.

Her yıl milyonlarca yetişkin benzer ses sorunları yaşamasına rağmen, birçok kişi bu değişiklikleri yaşlanmaya, geçirilen enfeksiyonlara veya sesin aşırı kullanımına bağlıyor. Bu nedenle şikâyetler uzun süre göz ardı edilebiliyor.

Ancak dünya nüfusunun yaşlanmasıyla birlikte demans ve bilişsel gerileme vakalarının artması, bu tür belirtilerin daha yakından incelenmesini gündeme getiriyor.

Prof. Dr. Robert Sataloff liderliğindeki araştırmacılar, ses sorunları ile bilişsel gerileme arasındaki olası ilişkiyi incelemek amacıyla 833 bin 417 hastanın sağlık kayıtlarını değerlendirdi. Katılımcılar, ses veya işitme sorunlarına ilişkin teşhisin ardından en az bir yıl boyunca takip edildi ve sonuçları sağlıklı bir kontrol grubuyla karşılaştırıldı.

Araştırmada öne çıkan bulgular şöyle:

Yalnızca ses bozukluğu bulunanlar: İşitme kaybı olmayan ve yalnızca ses bozukluğu teşhisi konulan kişilerde demans veya bilişsel gerileme riski yüzde 58 daha yüksek bulundu.

Yalnızca işitme kaybı bulunanlar: Demans açısından bilinen risk faktörlerinden biri olan işitme kaybının tek başına değerlendirilmesi durumunda ise risk artışı yüzde 27 olarak belirlendi.

Hem ses hem işitme sorunu bulunanlar: Her iki problemi birden yaşayan grupta riskin daha yüksek olduğu görüldü. Bu gruptaki kişilerde hipertansiyon, kalp hastalıkları ve tip 2 diyabet gibi beyin sağlığını etkileyebilecek kronik hastalıkların görülme oranlarının da daha yüksek olduğu tespit edildi.

Ses ile Beyin Arasında Nasıl Bir Bağ Var?

Journal of Voice dergisinde yayımlanan çalışmanın yazarları, ses değişikliklerinin tek başına demans belirtisi veya kesin bir demans teşhisi anlamına gelmediğinin özellikle altını çiziyor.

Ses kısıklığı ve diğer ses sorunlarının arkasında reflü, enfeksiyonlar, ses teli polipleri veya tümörleri ve yaşlanmaya bağlı değişiklikler gibi çok sayıda farklı neden bulunabiliyor.

Araştırmacılar ise ses bozuklukları ile bilişsel gerileme arasındaki ilişkinin birkaç farklı mekanizmayla açıklanabileceğini düşünüyor.

Erken Nörolojik Değişikliklerin İşareti Olabilir

Ses üretimini ve konuşmayı kontrol eden mekanizmalardaki bozulmalar, beyinde henüz teşhis edilmemiş erken dönem değişikliklerin bir yansıması olabilir.

Benzer şekilde, bazı nörolojik hastalıklarda hareketle ilgili belirtiler ortaya çıkmadan önce konuşma ve seste değişiklikler görülebiliyor. Bu nedenle ses değişikliklerinin, bazı kişilerde nörolojik süreçlerin erken bir göstergesi olup olmadığı araştırılması gereken konular arasında yer alıyor.

Sosyal İzolasyon Riski Artabilir

Sesini etkili bir şekilde kullanmakta zorlanan kişiler zamanla konuşma, şarkı söyleme veya sosyal ortamlara katılma konusunda daha isteksiz hale gelebiliyor.

Bu durum sosyal izolasyonu artırarak kişinin zihinsel ve sosyal açıdan daha az uyarılmasına yol açabilir. Araştırmacılar, sosyal etkileşimlerdeki azalmanın da bilişsel gerilemeyle bağlantılı olabilecek faktörlerden biri olabileceğini değerlendiriyor.

Uzmanlardan Ses Değişiklikleri İçin Uyarı

Araştırma, ses bozuklukları ile bilişsel sağlık arasındaki ilişkiyi geniş bir hasta grubu üzerinden incelemesi açısından dikkat çekiyor. Bununla birlikte uzmanlar, elde edilen sonuçların ses bozukluklarının doğrudan demansa neden olduğunu göstermediğini vurguluyor.

Araştırmacılara göre gelecekte yapılacak çalışmaların, farklı ses bozukluğu türleri ile bilişsel sağlık arasındaki ilişkiyi daha ayrıntılı biçimde incelemesi gerekiyor. Ayrıca ses tedavisinin bilişsel gerileme riskini etkileyip etkilemediğinin de araştırılması önem taşıyor.

Uzmanlar, nedeni açıklanamayan veya uzun süre devam eden ses değişikliklerinin ihmal edilmemesini ve gerekli durumlarda bir Kulak Burun Boğaz (KBB) uzmanına başvurulmasını öneriyor. Doktor tarafından gerekli görülmesi halinde bilişsel durumun da değerlendirilmesi, altta yatan olası sorunların daha erken fark edilmesine yardımcı olabilir.

Paylaşın